SON DAKİKA
Hava Durumu

#Ukrayna

Ekometre - Ukrayna haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ukrayna haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

NATO-Rusya geriliminde tansiyon yükseldi Haber

NATO-Rusya geriliminde tansiyon yükseldi

Zaharova, NATO’nun Rusya ile uzun süreli bir çatışmaya hazırlandığını öne sürerek Moskova’nın gerekli gördüğü durumda tüm askeri teknik araçlarını kullanmaya hazır olduğunu söyledi. Rusya ile NATO arasındaki gerilim sürerken Moskova’dan yeni bir açıklama geldi. Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, NATO’nun özellikle Arktik bölgesindeki askeri faaliyetlerinin Rusya’nın güvenliği açısından doğrudan tehdit oluşturduğunu savundu. Zaharova, NATO’nun askeri kapasitesini artırmaya yönelik adımlarının Rusya ile uzun süreli bir çatışmaya hazırlık anlamına geldiğini ileri sürdü. “NATO uzun süreli çatışmaya hazırlanıyor” Rusya’ya bağlı Komi Cumhuriyeti’nin başkenti Sıktıvkar’da haftalık basın toplantısı düzenleyen Zaharova, Arktik bölgesinin NATO ülkelerinin faaliyetleri nedeniyle yeni bir jeopolitik mücadele alanına dönüştüğünü söyledi. NATO’nun bölgede askeri üstünlük sağlamaya yönelik adımlar attığını belirten Zaharova, kuzey sınırları yakınındaki askeri faaliyetlere dikkat çekti. Zaharova, NATO’nun askeri kapasitesini artırma planlarının yalnızca caydırıcılık amacı taşımadığını, Rusya ile potansiyel olarak uzun süreli bir çatışmaya hazırlık aşamasına geçildiğine işaret ettiğini savundu. “Tüm askeri teknik araçları kullanmaya hazırız” Zaharova, Arktik bölgesindeki askeri faaliyetlerin Rusya’nın güvenliği açısından doğrudan tehdit oluşturduğunu belirterek Moskova’nın karşılık verme kapasitesine ilişkin de mesaj verdi. Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, “Rusya, gerektiğinde tehditleri ortadan kaldırmak için tüm askeri teknik araçlarını kullanmaya hazır” ifadelerini kullandı. Ukrayna’ya “hava terörü” suçlaması Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin daha önce Rus sivil havacılığına yönelik tehditlerde bulunduğunu hatırlatan Zaharova, bu açıklamaları “şantaj ve hava terörünün devlet düzeyinde meşrulaştırılması” olarak nitelendirdi. Zaharova, Ukrayna’nın bu tutumunu destekleyen ülkelerin ise “Kiev’in suç ortağı” olduğunu savundu. Karadeniz Tahıl Koridoru Anlaşması açıklaması Zaharova ayrıca Karadeniz Tahıl Koridoru Anlaşması’na ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un anlaşmaya geri dönülmesinin kabul edilemez olduğu yönündeki açıklamasını hatırlatan Zaharova, anlaşmanın uygulanmadığını savundu. Zaharova, mevcut süreçten yalnızca Batı’nın kazanç sağladığını ileri sürdü.

Macaristan 10 Rus diplomatı sınır dışı etti Haber

Macaristan 10 Rus diplomatı sınır dışı etti

Rusya ile Avrupa ülkeleri arasındaki diplomatik gerilim yeniden yükseldi. Almanya’nın Rusya’ya yönelik diplomatik ve kültürel kurumlara ilişkin kararlarının ardından Macaristan da 10 Rus diplomatın ülkeyi terk etmesini istedi. Budapeşte yönetimi, diplomatların faaliyetlerinin Viyana Sözleşmesi kapsamında kabul edilemez olduğunu belirtirken, kararın Macaristan’ın güvenliği ve egemenliğini korumaya yönelik olduğunu açıkladı. Moskova’dan sert karşılık mesajı Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Macaristan’ın kararının Rusya-Macaristan ilişkilerini olumsuz etkileyeceğini söyledi. Peskov, Rusya’nın Macaristan ile ilişkilerini geliştirmeye açık olduğunu belirterek, diplomatik ilişkilerdeki mevcut birikimin zarar görmesini istemediklerini ifade etti. Ancak Peskov, Moskova’nın karara karşılık vereceğini net biçimde ortaya koydu: “Bu eylemler, cevapsız kalmayacak.” Rusya Dışişleri Bakanlığı da Macaristan’ın kararına karşılık verileceğini açıkladı. Bakanlık Sözcüsü Maria Zaharova, Rusya’nın yanıtının “sert ve acı verici” olacağını belirtti. Macaristan: Diplomatların faaliyetleri kabul edilemez Macaristan Dışişleri Bakanı Anita Orbán, 10 Rus diplomatı sınır dışı etme kararının diplomatik ilişkilerin kesilmesi anlamına gelmediğini söyledi. Orbán, Budapeşte’nin Rusya ile gerekli diyaloğu sürdürmeye devam edeceğini, ancak ilişkilerin karşılıklı saygı ve kurallara uyulması temelinde yürütülmesi gerektiğini belirtti. Macaristan hükümeti diplomatların hangi faaliyetlerde bulunduğuna ilişkin ayrıntı paylaşmadı. Almanya ile Rusya arasında da diplomatik gerilim tırmanıyor Macaristan’ın kararının öncesinde Almanya ile Rusya arasında da karşılıklı diplomatik adımlar atılmıştı. Almanya’nın Bonn’daki Rus Başkonsolosluğu ile Berlin’deki Rus Evi'ne yönelik kararlarının ardından Moskova, Almanya’nın St. Petersburg Başkonsolosluğunun faaliyet iznini geri çekti ve başkonsolosluğun 18 Eylül’e kadar faaliyetlerini sonlandırmasını istedi. Moskova’dan Ukrayna görüşmelerine ilişkin mesaj Peskov, Ukrayna konusunda ABD aracılığıyla yürütülen görüşmelere ilişkin de açıklamalarda bulundu. Henüz üzerinde uzlaşılmış bir yol haritası bulunmadığını belirten Peskov, Rusya, ABD ve Ukrayna arasındaki üçlü müzakerelerin yeniden başlatılması konusunda siyasi iradenin bulunduğunu söyledi. Kremlin Sözcüsü, ABD tarafıyla temasların sürdüğünü ve görüşmelerin yeniden başlatılmasını umduklarını ifade etti. Peskov ayrıca Ukrayna ile esir asker değişimi ve ABD ile tutuklu takasına ilişkin temasların devam ettiğini belirtti. Böylece Macaristan’ın 10 Rus diplomatı sınır dışı etme kararı, Moskova ile Avrupa arasındaki diplomatik gerilimin yeniden tırmandığı bir dönemde yeni bir kriz başlığı olarak öne çıktı.

Demir-çelik ihracatında ağustos atağı Haber

Demir-çelik ihracatında ağustos atağı

Türkiye genelinde Almanya, ADMİB’de ise İtalya ağustosun en büyük pazarı oldu. İlk 10 pazar içinde Türkiye’nin ABD’ye ihracatı yüzde 137, ADMİB’in Estonya’ya ihracatı yüzde 210 arttı. Ağustos ayı ihracat performansını değerlendiren ADMİB Başkanı Rahmi İncetan, “Türkiye demir-çelik sektörü olarak ağustos ayında ihracatımızı artırmayı başardık. Özellikle ADMİB’in çelik ihracatındaki yüzde 48,1’lik artış, firmalarımızın zorlu küresel koşullara rağmen pazarlardaki varlığını koruduğunu gösteriyor. Bu olumlu tablonun sürdürülebilir olması için maliyet ve rekabet koşullarının birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.” dedi. Türkiye’nin demir ve demir dışı metaller ile çelik sektörlerindeki ihracat performansı ağustos ayında da yükselişini sürdürdü. Türkiye genelinde ağustos ayında demir ve demir dışı metaller ihracatı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 19,3 artarak 1,3 milyar dolar olurken, çelik ihracatı yüzde 12,2 artışla 1,5 milyar dolara çıktı. Böylece iki sektörün toplam ağustos ihracatı 2,8 milyar doları aştı. ADMİB’in ağustos ayı performansında ise çelik ihracatındaki yükseliş dikkat çekti. Birliğin demir ve demir dışı metaller ihracatı yüzde 12,7 artışla 73 milyon dolar olurken, çelik ihracatı yüzde 48,1 artışla 270 milyon dolara ulaştı. Ocak-ağustos döneminde ADMİB’in demir ve demir dışı metaller ihracatı yüzde 3,7 artışla 549 milyon dolara, çelik ihracatı ise yüzde 19,9 artışla 1,7 milyar dolara yükseldi. ADMİB’in yılın ilk sekiz ayındaki toplam demir ve demir dışı metaller ile çelik ihracatı 2,2 milyar doları aştı. Türkiye genelinde ABD ve Mısır’a ihracatta güçlü artış Türkiye’nin demir-çelik ve demir dışı metaller ihracatında ağustos ayında en büyük pazar Almanya oldu. Almanya’ya 222,4 milyon dolarlık ihracat yapılırken, İtalya 182,1 milyon dolarla ikinci, Birleşik Krallık 163,8 milyon dolarla üçüncü sırada yer aldı. İspanya’ya 162,8 milyon dolar, ABD’ye ise 154,4 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirildi. İlk 10 pazar içinde ihracatını oransal olarak en fazla artıran ülke yüzde 137 ile ABD olurken, Mısır’a ihracat yüzde 134, İspanya’ya yüzde 69, Bulgaristan’a yüzde 56 ve Birleşik Krallık’a yüzde 50 arttı. Ocak-ağustos döneminde de Almanya ilk sıradaki yerini korudu. Bu dönemde Almanya’ya yapılan ihracat 1,73 milyar dolara ulaşırken, İtalya 1,48 milyar dolarla ikinci sırada yer aldı. Romanya 1,2 milyar dolarla üçüncü, Birleşik Krallık 1,09 milyar dolarla dördüncü, Bulgaristan ise 975 milyon dolarla beşinci sırada yer aldı. İlk 10 pazar arasında en yüksek artış yüzde 281 ile Fransa’da kaydedilirken, Almanya’ya ihracat yüzde 260, Polonya’ya yüzde 222 ve Bulgaristan’a yüzde 123 arttı. ADMİB’de ağustosun lideri İtalya, en hızlı artış Estonya’da ADMİB’in ağustos ayı ihracatında İtalya 31,7 milyon dolarla ilk sırada yer alırken, İspanya 24,6 milyon dolarla ikinci, Mısır 23,4 milyon dolarla üçüncü oldu. Romanya’ya 20 milyon dolar, Irak’a ise 17,9 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirildi. İlk 10 pazar içinde en güçlü artış yüzde 210 ile Estonya’da yaşandı. Birleşik Krallık’a ihracat yüzde 170, Romanya’ya yüzde 148, İspanya’ya yüzde 133, Mısır’a yüzde 127 ve İtalya’ya yüzde 123 arttı. Ocak-ağustos döneminde ADMİB’in en büyük pazarı 155,5 milyon dolarla Romanya olurken, Mısır 140,5 milyon dolarla ikinci, İtalya 133,4 milyon dolarla üçüncü sırada yer aldı. Fas’a 115,5 milyon dolar, Almanya’ya ise 113,5 milyon dolarlık ihracat yapıldı. İlk 10 pazar içinde ihracatın en fazla arttığı ülke yüzde 106 ile Birleşik Krallık oldu. Ukrayna’ya ihracat yüzde 67, Libya’ya yüzde 65, Romanya ve Fas’a ihracat yüzde 43 arttı. Ürün bazında Türkiye’de diğer demir-çelik, ADMİB’de boru öne çıktı Türkiye’nin demir-çelik ve demir dışı metaller ihracatında ağustos ayında en fazla ihracat diğer demir-çelik ürün grubunda gerçekleştirildi. Bu gruptan 261,6 milyon dolarlık ihracat yapılırken, demir-çelik çubuk ihracatı 234 milyon dolar, demir-çelik inşaat aksamı ihracatı 230,7 milyon dolar oldu. Demir-çelik yassı sıcak ürünleri 199,6 milyon dolarla dördüncü, demir-çelik boru ihracatı ise 187,2 milyon dolarla beşinci sırada yer aldı. Ocak-ağustos döneminde de sıralamanın ilk üçünde değişiklik yaşanmadı. Diğer demir-çelik ürün grubunda 2,08 milyar dolarlık ihracata ulaşılırken, bunu 1,81 milyar dolarla demir-çelik çubuk ve 1,73 milyar dolarla demir-çelik inşaat aksamı izledi. Demir-çelik yassı sıcak ürünleri 1,38 milyar dolarla dördüncü, alüminyum çubuk ve profiller ise 1,37 milyar dolarla beşinci sırada yer aldı. ADMİB’in ağustos ayındaki demir-çelik ve demir dışı metaller ihracatında en yüksek payı demir-çelik boru ürün grubu aldı. Boru ihracatı 78,1 milyon dolara ulaşırken, demir-çelik yassı sıcak ürünleri 71,8 milyon dolarla ikinci sırada yer aldı. Demir-çelik yassı kaplama ürünleri 34,8 milyon dolar, demir-çelik inşaat aksamı 26 milyon dolar ve diğer demir-çelik ürünleri 20,6 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Sekiz aylık dönemde de boru ihracatı ADMİB’in en önemli ürün grubu olmayı sürdürdü. Ocak-ağustos döneminde demir-çelik boru ihracatı 403,1 milyon dolara ulaşırken, yassı sıcak ürün ihracatı 349,5 milyon dolar, yassı kaplama ürünleri ihracatı 252,3 milyon dolar oldu. İnşaat aksamı 199,2 milyon dolarla dördüncü, diğer demir-çelik ürünleri ise 130,8 milyon dolarla beşinci sırada yer aldı. “Rekabet gücümüzü maliyet yapımızla birlikte ele almalıyız” Ağustos ayı ihracat rakamlarını değerlendiren ADMİB Yönetim Kurulu Başkanı Rahmi İncetan, küresel rekabetin ihracatçılar üzerindeki maliyet baskısını artırdığını belirterek, destek mekanizmalarının üretim yapısı ve maliyet koşulları dikkate alınarak şekillendirilmesi gerektiğini söyledi. İncetan, şöyle devam etti: “Türkiye demir-çelik sektörü olarak ağustos ayında ihracatımızı artırmayı başardık. Özellikle ADMİB’in çelik ihracatındaki yüzde 48,1’lik artış, firmalarımızın zorlu koşullara rağmen pazarlardaki varlığını koruduğunu gösteriyor. Ancak bu artışın sürdürülebilir olması için maliyet ve rekabet koşullarının birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. Çin ile fiyat rekabetinde ciddi zorluklar yaşarken, bazı ürün gruplarında Avrupa’daki rakiplerimize karşı maliyet avantajımızı kaybettik. Maliyet artışlarını fiyatlara tam olarak yansıtamadığımız için de kâr marjlarımız baskı altında. Bu nedenle ihracat desteklerinin enerji, işçilik, finansman ve lojistik gibi temel maliyet unsurlarının dikkate alınarak tasarlanması büyük önem taşıyor. Döviz dönüşüm desteğinin devamına ilişkin yaklaşımı olumlu buluyoruz. Demir-çelik ve demir dışı metaller sektörlerinin de yeni düzenlemelerde güçlü şekilde desteklenmesini bekliyoruz. Rekabet gücümüzü korumak için mevcut pazarları güçlendirirken, yeni pazarlara yönelecek ve daha yüksek katma değerli ürünlere odaklanacağız.”

Petrolde yatırımcı stratejisi değişti gözler 3-6 aylık işlemlerde Haber

Petrolde yatırımcı stratejisi değişti gözler 3-6 aylık işlemlerde

Petrol piyasasında jeopolitik risklerin yükselmesi yatırımcıların işlem stratejilerini de değiştirdi. İran ve Ukrayna’daki savaşların üretim, ticaret akışları ve rafine petrol ürünleri arzında yarattığı belirsizlik, uzun vadeli pozisyonlara yönelik iştahı azaltırken 3-6 aylık işlemleri öne çıkardı. Morgan Stanley Küresel Petrol Ticareti Eş Başkanı Brendan Ross, yatırımcıların türev piyasalarda daha seçici pozisyon almaya başladığını belirtti. Petrol yatırımcısı riskini kısa vadeye çekiyor Singapur’da düzenlenen Asya Pasifik Petrol Konferansı’nda konuşan Ross, artan jeopolitik risklerin yatırımcı davranışlarını değiştirdiğini söyledi. Ross’a göre yatırımcılar artık hangi riskleri almak istediklerini daha net belirliyor ve portföylerinde taşımak istemedikleri riskleri azaltıyor. Bu eğilim, işlemlerde özellikle önümüzdeki 3 ila 6 aylık dönemin ağırlık kazanmasına neden oluyor. Uzun vadeli petrol kontratlarında likidite azalıyor Yatırımcıların daha kısa vadeli pozisyonlara yönelmesi, uzun vadeli petrol kontratlarının işlem hacmi ve likiditesi üzerinde baskı oluşturuyor. Ross, yatırımcıların daha seçici hale gelmesinin uzun vadeli kontratlarda likiditeyi azalttığını ve bunun ileri vadeli fiyatlamalara ilişkin belirsizliği artırdığını ifade etti. Böylece piyasada uzun vadeli fiyat yönü belirlemekten ziyade, daha yakın vadelerde ortaya çıkabilecek risklere karşı pozisyon alma eğilimi güçleniyor. Savaşlar petrol fiyatlarında sert dalgalanma yarattı Jeopolitik gelişmeler petrol piyasasındaki oynaklığın temel unsurlarından biri haline geldi. ABD ile İran arasındaki çatışmalarda yaşanan hızlı gelişmeler, Washington ile Tahran arasında zaman zaman yeniden başlayan görüşmeler ve Ukrayna’nın Rusya’nın enerji altyapısına yönelik saldırıları fiyatlarda sert hareketlere neden oldu. Brent petrol fiyatı yıl içerisinde varil başına yaklaşık 60 dolar ile 126 dolar arasında geniş bir bantta hareket etti. Rafine ürünlerde fiyat baskısı daha güçlü Jeopolitik risklerin etkisi yalnızca ham petrol fiyatlarında görülmedi. Üretim tesislerinde ve ticaret rotalarında yaşanan aksamalar, özellikle rafine petrol ürünlerinde arz endişelerini artırdı. Dizel başta olmak üzere rafine ürünlerdeki fiyat hareketleri ham petrole kıyasla daha sert seyretti. ABD’de perakende dizel fiyatları geçen hafta rekor seviyeye ulaşırken, küresel arz sıkışıklığının etkisi Avrupa’daki akaryakıt maliyetlerine de yansıdı. Ross, fiziksel petrol piyasası ile finansal piyasa arasındaki ayrışmanın özellikle rafine petrol ürünlerinde daha belirgin hale geldiğine dikkat çekti. Yatırımcı uzun vadeli yön yerine risk yönetimine odaklanıyor Petrol piyasasındaki mevcut görünüm, yatırımcıların uzun vadeli fiyat tahminlerinden ziyade kısa ve orta vadeli riskleri yönetmeye yöneldiğini gösteriyor. Jeopolitik gelişmelerin hızlı değişmesi, enerji altyapısına yönelik saldırılar ve ticaret rotalarındaki belirsizlikler, uzun vadeli pozisyonların taşıdığı riski artırıyor. Bu nedenle yatırımcılar daha ileri vadeli kontratlardan uzaklaşırken 3-6 aylık işlemler petrol piyasasında giderek daha fazla öne çıkıyor.

Rusya'nın petrol üretiminde tarihi düşüş Haber

Rusya'nın petrol üretiminde tarihi düşüş

Rafineri altyapısına yönelik saldırılar ve ihracat kısıtlamaları nedeniyle petrol ürünleri ihracatının da 2026'da 98,5 milyon tona gerilemesi bekleniyor. Rusya'nın enerji sektöründe savaşın etkileri, hükümetin gelecek yıllara ilişkin petrol üretimi ve ihracatı projeksiyonlarına yansıdı. Bütçe hazırlıklarında kullanılması beklenen yeni taslak tahminler, petrol üretiminde aşağı yönlü revizyona işaret ederken rafineri kapasitesindeki sorunların işlenmiş petrol ürünleri ihracatını da baskılayabileceğini ortaya koydu. 2026 üretim tahmini 494,2 milyon tona çekildi Yeni taslak projeksiyona göre Rusya'nın ham petrol ve gaz kondensatı üretiminin 2026'da 17,2 milyon ton azalarak 494,2 milyon tona gerilemesi bekleniyor. Söz konusu miktar günlük yaklaşık 9,88 milyon varile karşılık geliyor. Tahminin gerçekleşmesi durumunda Rusya'nın petrol üretimi 2009'dan bu yana en düşük seviyesine inecek. Hükümetin mayıs ayında yayımlanan önceki tahmininde ise 2026 petrol üretiminin 511 milyon ton olması bekleniyordu. 2027-2029 projeksiyonları da aşağı çekildi Rusya'nın 2026-2029 dönemine ilişkin petrol üretim beklentileri de önceki tahminlere göre aşağı yönlü revize edildi. Yeni projeksiyonda 2027 üretiminin 500 milyon tona yükselmesi bekleniyor. Ancak bu rakam, mayıs ayındaki tahminin 16 milyon ton altında kalıyor. 2028 ve 2029 yılları için petrol üretimi beklentisi ise 505 milyon ton olarak belirlendi. Önceki tahminlerde her iki yıl için 525 milyon ton üretim öngörülüyordu. Buna göre üretimin önümüzdeki yıllarda toparlanması beklense de yeni tahminler, Rusya'nın 2025'te gerçekleştirdiği 511,4 milyon tonluk üretimin altında kalıyor. Rafinerilere yönelik saldırılar baskıyı artırdı Üretim ve petrol ürünleri ihracatındaki aşağı yönlü beklentilerde rafineri altyapısında yaşanan sorunlar önemli rol oynuyor. Ukrayna'nın son aylarda Rus rafinerilerine yönelik yoğunlaştırdığı İHA saldırıları yakıt üretimini olumsuz etkilerken, ülkenin bazı bölgelerinde benzin sıkıntısına da neden oldu. Bunun yanında Avrupa Birliği'nin savaş sonrasında Rus petrolü ve petrol ürünlerinin büyük bölümüne yönelik uyguladığı ithalat yasağı, Rusya'nın geleneksel ihracat kanalları üzerindeki baskıyı artırdı. Rusya Başbakan Yardımcısı Alexander Novak da haziran ayında petrol üretiminin yıl başından bu yana gerilediğini belirtmiş ve düşüşü rafinerilerdeki plansız bakım çalışmalarına bağlamıştı. Ham petrol ihracatında artış bekleniyor Rafineri kapasitesindeki kayıpların işlenmiş petrol ürünleri üretimini sınırlaması, Rusya'nın daha fazla ham petrol ihraç etmesine neden olabilir. Yeni tahmine göre Rusya'nın ham petrol ihracatı 2026'da 244,7 milyon tona ulaşacak. Ülkenin ham petrol ihracatı 2025'te 230,8 milyon ton seviyesindeydi. 2026 beklentisi, mayıs ayında açıklanan 237,2 milyon tonluk önceki tahminin de 7,5 milyon ton üzerinde bulunuyor. Asya pazarlarının ağırlığı artıyor Ham petrol ihracatındaki artışta Çin ve Hindistan başta olmak üzere Asya pazarlarının etkili olması bekleniyor. Bununla birlikte yeni projeksiyonlar, ham petrol ihracatında 2026 sonrasında düşüş öngörüyor. İhracatın 2027'de 232,5 milyon tona, 2028 ve 2029 yıllarında ise 216,6 milyon tona gerilemesi bekleniyor. Önceki tahminlerde 2027 için 227,4 milyon ton, 2028 ve 2029 yılları için ise 236,3 milyon ton ihracat öngörülmüştü. Petrol ürünleri ihracatında 27,3 milyon tonluk düşüş İşlenmiş petrol ürünlerinde ise daha sert bir gerileme beklentisi bulunuyor. Rus hükümeti, petrol ürünleri ihracatının 2026'da 27,3 milyon ton azalarak 98,5 milyon tona düşmesini bekliyor. Yeni tahmin, önceki projeksiyonun 24,1 milyon ton altında bulunuyor. 2027'de petrol ürünleri ihracatının 113,1 milyon tona yükselmesi bekleniyor. Ancak bu seviye de 2025'in yaklaşık 13 milyon ton ve önceki tahminin 21 milyon ton altında kalacak. Yeni projeksiyona göre petrol ürünleri ihracatı 2028'de 134 milyon ton, 2029'da ise 130 milyon ton olacak. Moskova iç piyasayı korumak için ihracatı sınırlıyor Rusya, iç piyasadaki yakıt arzını artırmak amacıyla petrol ürünleri ihracatına yönelik kısıtlamalarını da sürdürüyor. Ülke, benzin ve jet yakıtı ihracatına yönelik kısıtlamaların yanı sıra motorin ihracatını da yasakladı. Yeni projeksiyonlar, rafineri kapasitesindeki sorunlar, saldırılar ve ihracat kısıtlamalarının Rusya'nın enerji dengesini önümüzdeki yıllarda da şekillendireceğine işaret ediyor.

Türk müteahhitlik sektörü dünya ikinciliğine yükseldi Haber

Türk müteahhitlik sektörü dünya ikinciliğine yükseldi

Türk firmalarının üstlendiği 24,9 milyar dolarlık proje hacmiyle Türkiye, uluslararası proje değerinde de dünya 7'nciliğine yükseldi. Türk müteahhitlik sektörü küresel pazardaki güçlü konumunu yeni bir rekorla pekiştirdi. Ticaret Bakanlığı'nın açıkladığı verilere göre, Engineering News-Record (ENR) tarafından hazırlanan 2026 yılı “Dünyanın En Büyük 250 Uluslararası Müteahhitlik Firması” listesinde 48 Türk şirketi yer aldı. Böylece Türkiye, listedeki firma sayısını son üç yılda istikrarlı biçimde artırırken, 75 firmayla ilk sırada bulunan Çin'in ardından dünya ikinciliğine yerleşti. Türk müteahhitlik şirketleri, üstlendikleri projelerin toplam değeri bakımından da geçen yıla göre iki basamak yükselerek dünyanın en büyük 7'nci uluslararası müteahhitlik gücü oldu. Türk firma sayısı üç yılda 43'ten 48'e çıktı Türk müteahhitlik sektörünün ENR listesindeki yükselişi son yıllarda hız kazandı. 2024 yılında 43 Türk firmasının yer aldığı listede bu sayı 2025'te 45'e, 2026'da ise 48'e ulaştı. Ticaret Bakanlığı, küresel pazarlarda yaşanan jeopolitik ve ekonomik belirsizliklere rağmen Türk müteahhitlik firmalarının uluslararası rekabet gücünü koruduğunu ve dünya ligindeki güçlü konumunu daha da ileri taşıdığını bildirdi. Firma sayısı bakımından Türkiye, 48 şirketle Çin'in ardından ikinci sırada yer aldı. Uluslararası proje hacmi 24,9 milyar dolara ulaştı Listede yer alan Türk firmalarının geçen yıl üstlendiği uluslararası projelerin toplam değeri 24,9 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bu tutar 2024 yılında 20,8 milyar dolar seviyesindeydi. Türk müteahhitlik firmalarının, ENR listesinde bulunan 250 şirketin toplam uluslararası proje hacmi içindeki payı ise yüzde 4,5 oldu. Proje değerleri açısından Türkiye; Çin, Fransa, İspanya, ABD, Güney Kore ve İtalya'nın ardından dünya 7'nciliğine yükseldi. Türkiye, geçen yıla göre iki sıra ilerleyerek Japonya, Hollanda ve Hindistan'ı geride bıraktı. İlk 100'de 7 Türk şirketi yer aldı Türk firmalarının listedeki başarısı yalnızca toplam şirket sayısıyla sınırlı kalmadı. ENR'nin 2026 listesinde ilk 100 şirket arasına 7 Türk müteahhitlik firması girmeyi başardı. Bu şirketlerden ikisi ilk 50 içerisinde yer alarak Türkiye'nin uluslararası müteahhitlik pazarındaki konumunu daha da güçlendirdi. Küresel müteahhitlik gelirleri 550 milyar doları aştı ENR raporunda yer alan 2025 yılı verilerine göre, dünyanın en büyük 250 uluslararası müteahhitlik firmasının toplam gelirleri yüzde 9,7 artarak 550,6 milyar dolara yükseldi. Küresel pazardaki büyümeye rağmen sektörün önünde önemli riskler bulunuyor. Jeopolitik belirsizlikler, tedarik zincirindeki aksamalar, artan maliyetler, nitelikli iş gücü eksikliği ve iklim değişikliğine bağlı olumsuz hava koşulları sektörün temel sorunları arasında gösteriliyor. Buna karşılık yerel ortaklıklar, etkin risk yönetimi, teknik kapasite, dijitalleşme ve kamu-özel işbirliği modelleri firmaların uluslararası rekabette öne çıkmasını sağlayan başlıca unsurlar olarak değerlendiriliyor. Teknik müşavirlikte de Türk firmalarının sayısı arttı Ticaret Bakanlığı'nın açıklamasına göre ENR'nin “2026 En Büyük 225 Uluslararası Teknik Müşavirlik Firması” listesinde de Türkiye'nin temsil gücü arttı. Listedeki Türk firma sayısı geçen yıla göre bir artarak 9'a yükseldi. Türkiye, firma sayısı bakımından ABD, Çin, İtalya, Güney Kore ve İspanya'nın ardından Japonya ile birlikte dünya 6'ncılığını korudu. 138 ülkede 567,8 milyar dolarlık dev proje hacmi Türk müteahhitlik sektörünün yurtdışı yolculuğu 1972 yılında başladı. Aradan geçen 50 yılı aşkın sürede sektör, faaliyet gösterdiği ülke ve üstlendiği proje sayısını önemli ölçüde artırdı. Bugün itibarıyla Türk şirketleri 138 ülkede toplam 12 bin 952 müteahhitlik projesi üstlenirken, bu projelerin toplam değeri 567,8 milyar doların üzerine çıktı. Türk teknik müşavirlik firmaları da yine 138 ülkede yaklaşık 3,8 milyar dolar değerinde 3 bin 177 uluslararası proje aldı. Yeni hedef pazarlar Libya, Irak, Avrupa, Ukrayna ve Suriye Ticaret Bakanlığı, Türk müteahhitlik ve teknik müşavirlik şirketlerinin yeni projelere erişimini kolaylaştırmak ve uluslararası pazarlarda karşılaştıkları sorunlara çözüm üretmek amacıyla ticari diplomasinin imkanlarını kullanmaya devam edecek. Bu kapsamda sektörün güçlü olduğu Libya ve Irak başta olmak üzere önemli potansiyel taşıyan pazarlarda ikili temaslar, üst düzey görüşmeler ve ticaret heyetleriyle Türk firmalarına destek sağlanacak. Avrupa'da ise Portekiz ve Romanya gibi yeni fırsatlar sunan pazarlarda işbirliği imkanlarının geliştirilmesi ve Türk şirketlerinin pazar varlığının güçlendirilmesi hedefleniyor. Önümüzdeki dönemde Ukrayna ve Suriye'nin yeniden imar süreçlerinde Türk müteahhitlik sektörünün aktif rol üstlenmesine yönelik çalışmaların da sürdürülmesi planlanıyor. Bakanlık ayrıca İngiltere ve Japonya ile üçüncü ülkelerde işbirliği programları yürüterek sektörün yeni pazarlara erişimini ve proje finansmanına ulaşmasını desteklemeyi hedefliyor.

Trump’tan İran için üç seçenek mesajı Haber

Trump’tan İran için üç seçenek mesajı

Trump ayrıca İran ekonomisinin ağır durumda olduğunu savunurken, ABD’nin mühimmat stoklarındaki azalmanın sorumlusunun önceki Başkan Joe Biden yönetimi olduğunu öne sürdü. ABD Başkanı Donald Trump, İran’a yönelik politikaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Real America's Voice programına verdiği röportajda konuşan Trump, İranlı yetkilileri “zor müzakereciler” olarak nitelendirdi. Taraflar arasında görüşmeler sırasında bazı konularda uzlaşı sağlandığını ancak İranlı yetkililerin daha sonra bu anlaşmaları kamuoyu önünde reddettiğini savundu. İran için üç seçenek Trump, ABD’nin İran konusunda önünde üç seçenek bulunduğunu söyledi. Bunların ilkini mevcut yaklaşımın sürdürülmesi ve müzakereler kapsamında İran üzerindeki baskının devam ettirilmesi olarak açıklayan Trump, ikinci seçeneğin saldırıların önemli ölçüde artırılması, üçüncü seçeneğin ise ekonomik baskının daha da güçlendirilmesi olduğunu belirtti. Trump, İran’ın ekonomik durumunun kötü olduğunu savunarak ülkedeki enflasyonun yüzde 300’e ulaştığını ve İran para biriminin büyük ölçüde değer kaybettiğini öne sürdü. ABD’nin İran’ın mali kaynakları üzerinde kontrol sahibi olduğunu iddia eden Trump, ekonomik baskının İran politikasının mevcut unsurlarından biri olduğunu ifade etti. “İran’ın nükleer silaha sahip olmasını engelledim” Trump, İran’ın nükleer programına ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. İran’ın nükleer silaha sahip olmasını engellediğini savunan Trump, aksi durumda İran’ın nükleer silaha sahip olacağını öne sürdü. Trump’ın açıklamaları, ABD’nin İran’a yönelik askeri ve ekonomik baskısının yanı sıra diplomatik müzakerelerin de gündemde tutulduğunu ortaya koydu. Mühimmat stokları tartışması Trump, ABD’nin mühimmat stoklarının durumuna ilişkin eleştirileri de değerlendirdi. ABD’nin mühimmat üretiminin hızla sürdüğünü ve stoklarla ilgili temel bir sorun bulunmadığını savunan Trump, mevcut stoklardaki azalmanın önemli ölçüde Biden yönetiminin Ukrayna’ya yönelik askeri yardımlarından kaynaklandığını iddia etti. Trump, Biden yönetiminin Ukrayna’ya 300 milyar dolarlık destek sağladığını öne sürerken, kendi yönetiminin Ukrayna’ya askeri yardım konusunda farklı bir yaklaşım izlediğini söyledi. ABD’nin Avrupa ülkelerine mühimmat ve savaş uçakları sattığını belirten Trump, Avrupa ülkelerinin satın aldıkları askeri ekipmanları Ukrayna’ya gönderebildiğini ifade etti. Trump ayrıca önceki başkanlar Barack Obama ve Biden dönemlerinde ABD ordusuna yönelik harcamaların yetersiz kaldığını savundu. Çin ve enerji mesajı ABD’nin Çin’in önünde olduğunu savunan Trump, ülkesinin teknoloji ve ekonomik kapasite açısından Çin’e kıyasla önemli bir üstünlüğe sahip olduğunu ileri sürdü. Enerji politikalarına ilişkin de açıklamalarda bulunan Trump, rüzgar türbinlerinin maliyetli olduğunu ve verimli enerji üretmediğini savundu. Trump, Çin’in rüzgar türbinlerinin üretiminde önemli bir konuma sahip olduğunu belirterek bu enerji politikasını eleştirdi. Trump, ABD siyasetindeki İsrail ve Filistin tartışmalarına ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. ABD'deki İsrail lobisinin geçmişteki etkisine değinen Trump, Senato Azınlık Lideri Chuck Schumer hakkında da sert ifadeler kullandı.

Petrol fiyatları yükseldi: Brent 83,65 dolara çıktı Haber

Petrol fiyatları yükseldi: Brent 83,65 dolara çıktı

Brent petrol 83,65 dolara, ABD tipi ham petrol (WTI) ise 78,26 dolara yükselirken, enerji piyasalarının odağı yeniden Orta Doğu'daki jeopolitik gelişmelere çevrildi. Küresel petrol piyasaları, Hürmüz Boğazı'na ilişkin yeni gelişmelerin etkisiyle haftanın son işlem gününde yükseliş kaydetti. İran'ın, ABD ve İsrail bağlantılı gemilerin Hürmüz Boğazı'ndan geçişini kısıtlayabilecek yeni bir düzenleme üzerinde çalıştığı yönündeki haberler, enerji arzına ilişkin endişeleri artırdı. Brent petrol 83,65 dolara yükseldi Asya piyasalarında ekim vadeli Brent petrol yüzde 1,4 artışla 83,65 dolar seviyesine çıktı. ABD Batı Teksas türü ham petrol (WTI) ise yüzde 1,3 yükselerek 78,26 dolar seviyesinden işlem gördü. Bir önceki işlem gününde Brent petrol yaklaşık yüzde 4, WTI ise yüzde 3 değer kazanmıştı. İran'dan yeni yasa hazırlığı Basında yer alan bilgilere göre İran Parlamentosu'ndaki ilgili komite, ABD ve İsrail bağlantılı gemilerin Hürmüz Boğazı'ndan geçişini yasaklayabilecek bir yasa tasarısını değerlendiriyor. Tasarı kapsamında yasağa uymayan gemilere, taşıdıkları yükün değerinin yüzde 20'sine kadar para cezası uygulanması da gündemde bulunuyor. Devrim Muhafızları'ndan dikkat çeken açıklama İran Devrim Muhafızları'nın Hürmüz Boğazı'nda "düşmanca hedeflere" yönelik operasyon düzenlediğini açıklaması da bölgedeki tansiyonu yükselten gelişmeler arasında yer aldı. Bu açıklama, uluslararası deniz taşımacılığının geleceğine ilişkin belirsizlikleri artırırken, enerji piyasalarında risk algısını yeniden güçlendirdi. Hürmüz Boğazı enerji ticaretinin kalbi Dünya petrolü ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) sevkiyatının yaklaşık yüzde 20'si Hürmüz Boğazı üzerinden gerçekleştiriliyor. Bu nedenle boğazdaki güvenlik durumu ve geçiş koşullarına ilişkin her gelişme, küresel enerji fiyatları üzerinde doğrudan etkili oluyor. Kızıldeniz ve Rusya gelişmeleri de fiyatları destekledi Petrol fiyatlarını yukarı taşıyan bir diğer unsur ise Yemen'deki İran destekli Husilerin Suudi Arabistan'daki askeri hedeflere yönelik saldırı açıklamaları oldu. Öte yandan Ukrayna'nın insansız hava araçlarıyla Rusya'daki büyük bir petrol rafinerisini hedef aldığı ve tesiste yangın çıktığına ilişkin haberler de arz güvenliğine yönelik endişeleri artırdı. Piyasaların gözü ABD istihdam verilerinde Yatırımcılar bugün açıklanacak ABD tarım dışı istihdam verisini de yakından takip ediyor. Verinin, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz politikası beklentileri üzerinde belirleyici olması beklenirken, faiz görünümünün küresel ekonomik büyüme ve petrol talebi üzerindeki etkisi de enerji piyasalarının ana gündem maddeleri arasında yer alıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.