SON DAKİKA
Hava Durumu

#Ukrayna

Ekometre - Ukrayna haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ukrayna haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Satsuma mandalinada ihracat zamanı Haber

Satsuma mandalinada ihracat zamanı

Satsuma mandalinada ihracat sezonu 19 Ekim 2026 tarihinde başladı. Satsuma mandalinada ihracat sezonunun başlaması nedeniyle satsuma mandalinasıyla uluslararası üne sahip olan İzmir’in Gümüldür beldesinde “Satsuma Mandalina Hasat Töreni” düzenlendi. Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Balık, mandalina ihracatından Türkiye’nin 2025 yılında 912 milyon dolar döviz kazandığını, mandalinanın yaş meyve sebze ihracatında lider ürün olduğunu, 2026 yılı mandalina rekoltesinin katma değerli bir şekilde ihraç edilmesi için çaba göstereceklerini dile getirdi. 2026 sezonunda mandalina rekoltesinde yüzde 10-20 artış beklediklerinin altını çizen Balık, “Ege’nin satsuma mandalinası yeni sezonda ihracat yolculuğuna bugün başlıyor. Üreticilerimize ve ihracatçılarımıza hayırlı bir sezon diliyoruz” şeklinde konuştu. Mandalina ihracatından 912 milyon dolar döviz kazanmanın yanında mandalinanın üreticiden paketleme tesislerine, lojistik sektöründen ihracatçı firmalara kadar geniş bir ekonomik zinciri oluşturduğunu kaydeden Balık şöyle devam etti: “Mandalina ihracatında 2025 yılında Irak, 360 milyon dolarlık ihracatla ilk sırada yer alırken, Rusya Federasyonu 313 milyon dolarla ikinci oldu. Ukrayna 72 milyon dolar, Polonya 23 milyon dolar ve Sırbistan 19 milyon dolarlık mandalina ihracatıyla öne çıkan diğer pazarlar arasında yer aldı. Yeni sezonda önceliklerimiz kalıntı mevzuatına tam uyum, iyi tarım uygulamalarının yaygınlaştırılması, gümrük süreçlerinin kesintisiz yürütülmesi ve ürünlerin uluslararası alıcılara zamanında ve güvenilir biçimde ulaştırılması olacak.” Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği olarak ihracatçıların rekabet gücünü artırmak için çalıştıklarını belirten Balık, uluslararası fuarlar, ticaret heyetleri ve tanıtım faaliyetleri aracılığıyla Avrupa, Körfez ve Uzak Doğu pazarlarında yeni fırsatlar oluşturmayı hedeflediklerini sözlerine ekledi. Uçak: “Mandalina ihracatında pazar çeşitliliği ve katma değer önemli” Türkiye Meyve Sebze Mamulleri Sektör Kurulu Başkanı Hayrettin Uçak, satsuma mandalinanın Ege Bölgesi için yalnızca bir tarım ürünü olmadığını; üreticilerin geçim kaynağı, kıyı ilçelerinin ekonomik hayatının önemli bir unsuru ve bölgenin uluslararası pazarlardaki simgelerinden biri olduğunu ifade etti. Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği’nin 2025 yılı mandalina ihracatında Ukrayna ve Rusya Federasyonu’nun yaklaşık yüzde 64 paya sahip olduğunu aktaran Uçak, aynı yıl Sırbistan, Kuzey Makedonya, Romanya, Kosova, Karadağ, Bosna-Hersek ve Bulgaristan başta olmak üzere Balkan ülkelerine yaklaşık 5 milyon dolarlık mandalina ihraç edildiğini belirtti. Sonbahar ve kış aylarında bağışıklığınızı mandalinayla güçlendirin Mandalinadan meyve suyu, konserve, kurutulmuş meyve, reçel ve marmelat üretilebildiğini; kabuğundan ise esans ve aroma ürünleri elde edilebildiğini hatırlatan Uçak, “Hasat kayıplarının azaltılması ve ürünün farklı biçimlerde değerlendirilmesi hem taze hem de işlenmiş ürün ihracatına katkı sağlıyor. C vitamini ve lif açısından zengin mandalina, sonbahar ve kış aylarında bağışıklığın en doğal destekçilerinden biridir. Günde 2-3 adet mandalina tüketilmesini, okul çağındaki çocuklarımızın beslenme çantalarına mutlaka mandalina konulmasını öneriyoruz. Emeğini toprağa veren üreticilerimize, ürünümüzü dünyaya taşıyan ihracatçılarımıza bereketli ve kazançlı bir sezon diliyorum” diyerek sözlerine son verdi. Rusya’ya ihracatta gemi yolu açılmalı, AB’ye ihracatta dozvala belgesi limiti artırılmalı Gazetecilerin sorularını cevaplayan Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Cengiz Balık, yaş meyve sebze ihracatında en büyük ihraç pazarları olan Rusya Federasyonu’na savaş nedeniyle gemi yolunun kapalı olduğunu, Avrupa Birliği’ne ihracatta Macaristan üzerinden gidecek araçlar için Dozvala Belgesi kotasının dolması nedeniyle sorunlar yaşandığını ihracatta aksama yaşanmaması için iki güzergahtaki lojistik sorunlarının çözülmesi gerektiğini, aksi takdirde ihracatta kayıplar yaşanabileceğini vurguladı. Ticaret Bakanlığı Ege Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüğü başkanlığındaki komisyon emsal bahçelerde yaptığı incelemeler ve İzmir Laboratuvar Müdürlüğü’nün analizleri sonucunda, satsuma mandalinanın ihracatı için 19 Ekim 2026 Pazartesi günü başlanmasına karar verilmişti. “Satsuma Mandalina Hasat Töreni”ne; Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Ufuk Atakan Demir, Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Cengiz Balık, Türkiye Meyve Sebze Mamulleri Sektör Kurulu Başkanı Hayrettin Uçak, Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği YK Üyesi Sadık Demircan, DK Üyesi Recep Çöpten ve mandalina üreticileri katıldı.

Ukrayna sanayisi siber saldırganların hedefinde Haber

Ukrayna sanayisi siber saldırganların hedefinde

UAC-0099, Ukrayna’daki devlet kurumlarını, finans kuruluşlarını ve medya kuruluşlarını hedef alan bir siber casusluk grubu. Hedefleme kriterlerine dayanarak ESET, grubun Rus çıkarlarıyla uyumlu olduğunu; UAC-0099’un, Ukrayna’daki yıkıcı saldırılarıyla tanınan ve yine Rusya ile uyumlu bir başka grup olan Sandworm için ilk erişim aracısı olarak hareket edebileceğini düşünüyor. MATCHBOIL’i analiz eden ESET araştırmacısı Fernando Tavella yaptığı açıklamada şunları paylaştı: “Kötü amaçlı yazılım, hedefli oltalama e-postalarındaki kötü amaçlı bağlantılar aracılığıyla dağıtılıyor. Bağlantıya tıklandığında, kurbanın bilgisayarına MATCHBOIL’i indirip çalıştıran bir VBScript dosyası yükü içeren bir arşiv dosyası indirilir. MATCHBOIL, tek seferlik bir indiriciden her iki dakikada bir C&C sunucusuyla iletişim kurabilen bir indiriciye dönüşmüştür; 2025 yılının sonlarında UAC-0099, kullanıcı yükü çalıştırdığında görünen bir grafik kullanıcı arayüzü eklemiştir. Bu arayüz, 2026 yılının başlarında daha az dikkat çeken bir versiyona dönüştürülmüştür.” UAC-0099, C&C sunucularını barındırmak için BitLaunch gibi sanal özel sunucuları ve bunları gizlemek için Cloudflare gibi bulut hizmetlerini kullanıyor. Bu sunucular hem HTTP hem de HTTPS kullanıyor. MATCHBOIL, ilk olarak Ağustos 2025’te CERT-UA tarafından belgelenmiş olsa da ESET araştırmaları, yazılımın en azından 2024 yılından beri geliştirilmekte olduğunu gösteriyor. ESET Araştırma ekibinin analiz ettiği kötü amaçlı yazılımın en eski sürümleri Nisan 2024’e, en yenileri ise Nisan 2026’ya aittir; indiricinin her yeni sürümü bir öncekinden daha gelişmiştir. ESET’in telemetri verilerinde tespit ettiği MATCHBOIL siber casusluk saldırılarının tüm kurbanları, Ukrayna’da çeşitli sektörlerde faaliyet gösteren kuruluşlardı. Temmuz-Ağustos 2025 arasında ESET, birçok ulaştırma şirketinde bu indiricinin örneklerini tespit etti. Aynı yılın Aralık ayında ise bir imalat şirketinde görüldü. Daha sonra, Haziran 2026’da ESET telemetri verileri, bu kez enerji sektöründeki bir şirkette yeni MATCHBOIL örneklerini kaydetti. ESET Research’ün Nisan 2024’ten Nisan 2026’ya kadar MATCHBOIL örnekleri üzerinde yaptığı inceleme, kod düzeyindeki yapıdan .NET Reactor gizleme aracının kullanımına kadar birçok değişikliği ortaya çıkardı; bunların tümü nispeten kısa bir sürede hayata geçirildi. Bu durum, UAC-0099 operatörlerinin indirme aracını geliştirmeye büyük ilgi duyduklarını göstermektedir; bu ilgi, yalnızca güvenlik çözümleri tarafından tespit edilmekten kaçınmakla kalmayıp, gelecekteki saldırılarda araç setlerinin önemli bir parçası olarak kullanmak amacıyla da ortaya çıkmaktadır.

Türk hamsisi 22 ülkeye ihraç edildi Haber

Türk hamsisi 22 ülkeye ihraç edildi

İhracat miktarı yüzde 80 yükselerek 4 bin 62 tona ulaşırken, en fazla hamsi Belçika, Fransa ve Ukrayna’ya satıldı. Hamsi ihracatı 13,6 milyon doları aştı Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği (DKİB) verilerinden derlenen bilgilere göre, Türkiye’nin hamsi ihracatından elde ettiği gelir, 2025’in ilk dokuz ayında 11 milyon 313 bin 687 dolar olarak kaydedildi. Bu yılın aynı döneminde ihracat geliri yüzde 20 artışla 13 milyon 621 bin 885 dolara yükseldi. Geçen yıl ocak-eylül döneminde 2 bin 259 ton olan hamsi ihracatı da bu yıl 4 bin 62 tona çıktı. Böylece dış satım miktarında yüzde 80 artış gerçekleşti. En fazla hamsi Belçika’ya satıldı Türkiye’nin hamsi ihracatında ilk üç sırayı Belçika, Fransa ve Ukrayna aldı. Ocak-eylül döneminde Belçika’ya 3 milyon 898 bin 479 dolar, Fransa’ya 3 milyon 404 bin 163 dolar, Ukrayna’ya ise 2 milyon 27 bin 892 dolar değerinde hamsi ihraç edildi. Geçen yılın aynı döneminden farklı olarak Avustralya, Portekiz, Katar ve Irak da Türkiye’nin hamsi ihraç ettiği ülkeler arasında yer aldı. İhracatın 22 ülkeye ulaşması, ürünün uluslararası pazarlardaki erişiminin genişlediğini gösterdi. Yılın son çeyreğinde artış beklentisi DKİB Su Ürünleri Sektör Komitesi Başkanı Hasan Kuzuoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, hamsi ihracatındaki artış eğiliminin yılın kalan döneminde de sürmesini beklediklerini belirtti. Miktar bazındaki yükselişin sektör açısından memnuniyet verici olduğunu ifade eden Kuzuoğlu, mevcut pazarlardaki talebin devam etmesini ve yeni pazarların ihracata katkı sağlamasını öngördüklerini kaydetti. Yeni pazarlara açılma çalışmaları sürüyor Türkiye’nin hamsi ihracatında ülke çeşitliliğinin giderek arttığına dikkat çeken Kuzuoğlu, Avrupa pazarlarının yanı sıra farklı coğrafyalardan gelen talebin de önem taşıdığını vurguladı. Hamsi ihracatını büyütmek amacıyla yeni pazar arayışlarının sürdüğünü belirten Kuzuoğlu, ürün tanıtımının güçlendirilmesi, pazar çeşitliliğinin artırılması ve katma değerli işlenmiş ürün ihracatının geliştirilmesinin öncelikli hedefler arasında bulunduğunu bildirdi. Türkiye’nin su ürünleri ihracatında önemli bir yere sahip olan hamside sektörün hedefi, mevcut pazarlardaki payı artırırken yeni ülkelere düzenli ihracat gerçekleştirmek.

Putin’den petrol ve dizel ihracatı mesajı Haber

Putin’den petrol ve dizel ihracatı mesajı

Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak ise dizel ihracatına yönelik kısıtlamaların planlanandan önce kaldırılmaya başlanacağını bildirdi. Putin ve Trump enerji piyasalarını görüştü Kremlin tarafından yayımlanan açıklamaya göre Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ABD Başkanı Donald Trump arasında gerçekleştirilen telefon görüşmesinde küresel enerji piyasaları, Ukrayna’daki gelişmeler, İran ve ikili ilişkiler ele alındı. Putin, Rusya’nın ABD ve dünya piyasalarına petrol ile petrol ürünleri tedarik etmeye hazır olduğunu belirterek, bu adımın küresel ekonomi üzerinde olumlu etkiler yaratabileceğini ifade etti. Ukrayna ve İran gündeme geldi Putin, Trump ile görüşmesinde Ukrayna krizinin çözümüne yönelik seçeneklerin kapsamlı biçimde değerlendirildiğini söyledi. İran’daki durumun ve Rusya-ABD ilişkilerinin farklı boyutlarının da görüşüldüğünü belirten Putin, iki ülke arasındaki doğrudan temasların sürdürülmesi konusunda mutabakata varıldığını kaydetti. Putin, başkanlık yönetimleri, istihbarat servisleri ve diğer kurumlar arasındaki iş birliğinin devam edeceğini bildirdi. Trump’tan dizel yakıt tedariki açıklaması ABD Başkanı Donald Trump, Rusya’nın ABD ve küresel piyasalara dizel yakıt tedarik etmesi konusunda Putin ile anlaşmaya vardıklarını açıklamıştı. Haberde yer alan bilgilere göre ilk aşamada 300 bin tonun üzerinde dizel yakıt tedarik edilmesi, kasım ayında ilave 500 bin ton ve sonraki aşamada 1 milyon ton daha dizelin piyasaya sunulması öngörülüyor. ABD’den geçici lisans hazırlığı ABD Hazine Bakanlığının, Rus dizel yakıtının küresel piyasalara arzına izin vermek amacıyla geçici bir genel lisans yayımlayacağı bildirildi. Söz konusu düzenlemenin, Rus petrol ürünlerinin uluslararası piyasalara sunulmasına yönelik sürecin bir parçası olması bekleniyor. Rusya dizel ihracatı kısıtlamalarını erken kaldıracak Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, TASS haber ajansına yaptığı açıklamada, dizel ihracatına yönelik kısıtlamaların planlanandan önce kaldırılmaya başlanacağını söyledi. Rusya’nın önemli dizel yakıt tedarikçilerinden biri olduğunu belirten Novak, ihracat kısıtlamalarının gecikmeden kaldırılması yönünde adım atacaklarını ifade etti. İç piyasanın ihtiyacı karşılanacak Novak, ihracatın artırılmasına rağmen Rusya iç piyasasının dizel yakıt ihtiyacının tamamen karşılanacağını vurguladı. Rafinerilerdeki bakım çalışmalarının tamamlanmasıyla kasım ve aralık aylarında ihracatın artırılabileceğini belirtti. ABD’nin küresel enerji piyasasını istikrara kavuşturma ve enerji ticaretini normalleştirme yönündeki adımlarını olumlu karşıladıklarını söyleyen Novak, Rusya’nın daha öngörülebilir bir enerji piyasası oluşturulması amacıyla ABD ile eş güdüme hazır olduğunu kaydetti. Kremlin’den sevkiyat açıklaması Kremlin Dış Politika Danışmanı Yuriy Uşakov, Putin ile Trump arasındaki telefon görüşmesinde Rus petrol ürünlerinin ABD pazarına olası sevkiyatının da ele alındığını bildirdi. Uşakov, görüşmenin hazırlık sürecine ilişkin bilgi verirken Trump’ın 7 Ekim’de Putin’in doğum gününü kutlamak istediğini ilettiğini, telefon görüşmesinin Putin’in Türkmenistan ziyaretinin ardından planlandığını aktardı. Görüşmenin başında Trump’ın Putin’in doğum gününü kutladığını ve eşinin selamlarını ilettiğini belirten Uşakov, liderlerin çeşitli diplomatik girişimlerin hazırlıklarını da değerlendirdiğini söyledi. Ukrayna müzakerelerinin yeniden başlatılması değerlendirildi Uşakov, görüşmede Ukrayna konusunda yürütülen müzakere sürecinin de gündeme geldiğini belirtti. Önceki görüşmelerde üçlü müzakerelerin düzenlenmesi ihtimalinin ele alındığını ancak koşulların değiştiğini ifade etti. Uşakov, Kiev yönetiminin Rusya’daki seçimleri engellemeye yönelik girişimlerde bulunduğunu öne sürerek müzakere sürecinin sekteye uğradığını savundu. Putin’in müzakerelerin yeniden başlatılmasının zamanlamasını değerlendireceklerini söylediğini aktaran Uşakov, Trump’ın da ilgili mesajları Miami’de bulunan Ukrayna heyetine ileteceğini bildirdi. Yüz yüze görüşme gündeme gelmedi Uşakov, telefon görüşmesinde Putin ile Trump arasında yüz yüze bir toplantı yapılmasının ele alınmadığını söyledi. Bununla birlikte iki liderin yakın dönemde Çin’i aynı zaman diliminde ziyaret etme ihtimali bulunduğunu ve bu vesileyle görüşebileceklerini ifade etti. Telefon görüşmesi 1,5 saat sürdü Putin ile Trump arasındaki telefon görüşmesinin yaklaşık 1,5 saat sürdüğünü belirten Uşakov, liderlerin spor konusunu da konuştuğunu ve Rus buz hokeyi oyuncusu Aleksandr Oveçkin’in gündeme geldiğini aktardı. Uşakov, Trump’ın Putin’e akşam saatlerinde, gece veya ertesi gün yeniden iletişim kurmaya hazır olduğunu söylediğini bildirdi. Görüşmenin hangi lider tarafından sonlandırıldığı sorusuna ise “Aynı anda.” yanıtını verdi.

Petrolde 100 dolar alarmı yeniden çaldı Haber

Petrolde 100 dolar alarmı yeniden çaldı

Küresel yakıt arzındaki sıkışıklığın derinleşmesi, enerji fiyatları ve enflasyon açısından yeni bir baskı yaratıyor. Petrol piyasasında Çin kaynaklı yeni gelişme fiyatları yeniden yukarı taşıdı. Brent petrolün Aralık vadeli kontratı 1 Ekim’de 100 dolar seviyesini aşarken, Çinli rafinerilerin ekim ayı için Hong Kong ve Makao dışındaki bölgelere petrol ürünü ihracatını askıya aldığı bildirildi. Çin ihracatı durdurdu Reuters’ın aktardığı bilgilere göre Çinli rafineriler, petrol ürünleri ihracatını yeni bir duyuruya kadar durdurdu. Kararın, zaten arz sıkıntısıyla karşı karşıya olan küresel yakıt piyasasındaki baskıyı artırabileceği belirtiliyor. Çin’in bu adımı, ülkenin kendi iç piyasasındaki yakıt arzına ilişkin endişelerin arttığı şeklinde değerlendiriliyor. UBS analisti Giovanni Staunovo, ihracat kısıtlamasının Çin’de iç piyasadaki ürün bulunabilirliği konusunda kaygılara işaret edebileceğini belirtti. Brent eylülde yüzde 14 yükseldi Petrol fiyatlarındaki yükselişin boyutu, eylül performansında da dikkat çekti. Kasım vadeli Brent kontratı 30 Eylül’de 103,50 dolar seviyesinde kapandı ve eylül ayını yaklaşık yüzde 14 artışla tamamladı. Aralık vadeli kontrat ise yeni referans kontrat haline geldi. ABD’nin Batı Teksas türü ham petrolü WTI da yükselerek 90 doların üzerine çıktı. Piyasalarda petrol fiyatlarının seyri açısından küresel arz koşulları ve Orta Doğu’daki gelişmeler yakından izleniyor. Dizel arzında baskı büyüyor Küresel dizel piyasasında da arzın sıkılaştığı belirtiliyor. Orta Doğu ve Ukrayna bağlantılı saldırıların rafinaj kapasitesini azaltması, piyasadaki ürün arzını sınırlarken Çin’in ihracat kararının alternatif yakıt kaynaklarını daha da daraltabileceği ifade ediliyor. Petrol fiyatlarındaki yükselişin kalıcı hale gelmesi halinde enerji maliyetleri üzerinden küresel enflasyon baskısının yeniden güçlenmesi, petrol ithalatçısı ülkelerin ekonomileri açısından ise daha yüksek maliyet anlamına gelebilecek bir gelişme olarak öne çıkıyor.

Merkel’in anıları Avrupa siyasetinin perde arkasını açıyor Haber

Merkel’in anıları Avrupa siyasetinin perde arkasını açıyor

Avro krizinden göç politikalarına, Avrupa Birliği’nin geleceğinden NATO’ya, Ukrayna’dan Rusya ile ilişkilere uzanan eser; kriz yönetimi, siyasi liderlik ve diplomasi alanlarında birinci elden tanıklıklar sunuyor. Türkiye’nin Avrupa’nın göç politikasındaki rolüne de geniş yer ayıran kitap, siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler öğrencileri için önemli bir kaynak niteliği taşıyor. Angela Merkel’in Doğu Almanya’da geçen çocukluk yıllarından Berlin Duvarı’nın yıkılışına, bilim insanlığından Almanya’nın ilk kadın şansölyesi oluşuna uzanan yaşamını anlatan Özgürlük: Anılar 1954–2021, Kadim Yayınları etiketiyle Türkçede okurla buluştu. Deniz Weber’in çevirisiyle yayımlanan 720 sayfalık eser, Merkel’in kişisel hikâyesi üzerinden Avrupa’nın geçirdiği dönüşümü ve küresel siyasette değişen güç dengelerini ele alıyor. Liderler arasında kapalı kapılar ardında yürütülen görüşmeler, ülkeler arasındaki çıkar çatışmaları ve kriz dönemlerinde alınan kararlar, dönemin en etkili siyasi aktörlerinden birinin gözünden aktarılıyor. Kriz anlarında masada hangi seçenekler vardı? Angela Merkel’in 2005–2021 yıllarını kapsayan görev dönemi, Avrupa ve dünya siyasetinin en sert sınavlarına sahne oldu. Avro Bölgesi’ni sarsan ekonomik kriz, Avrupa Birliği’nin geleceğine ilişkin tartışmalar, artan göç hareketleri, NATO’nun değişen rolü, Ukrayna meselesi, Rusya ile yürütülen ilişkiler, Donald Trump dönemi ve pandemi kitabın başlıca siyasi konularını oluşturuyor. Merkel, yalnızca aldığı kararları değil, bu kararlar öncesinde masada bulunan seçenekleri, karşılaştığı itirazları ve değerlendirdiği riskleri de anlatıyor. Kamuoyuyla paylaşmadığı tereddütlerine de yer veren eski Almanya Şansölyesi, siyasi kararların hangi baskılar, belirsizlikler ve çıkar dengeleri içinde şekillendiğini ortaya koyuyor. Bu yönüyle eser; kriz yönetimi, siyasi liderlik, Avrupa siyaseti, diplomasi ve uluslararası güvenlik alanlarında çalışan öğrenciler, akademisyenler ve araştırmacılar için birinci elden değerlendirmeler sunan önemli bir kaynak niteliği taşıyor. Merkel’in anlatımında Türkiye krizin kilit aktörü Kitabın Türkiye’ye ayrılan bölümlerinde, 2015 yılında Avrupa’nın karşı karşıya kaldığı mülteci krizinin perde arkası dikkat çekiyor. Merkel, Suriye’de başlayan savaşın ardından üç milyondan fazla insanın Türkiye’ye sığındığını hatırlatırken, Avrupa’nın Türkiye’nin üstlendiği ağır sorumluluğu uzun süre yeterince görmediğini ve gerektiği ölçüde takdir etmediğini ifade ediyor. Türkiye’de yaşayan mültecilerin sağlık ve eğitim hizmetlerine ulaşabilmesi, çalışma imkânı bulabilmesi ve kendilerine bir gelecek kurabilmesi için Avrupa Birliği’nin daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğini savunan Merkel, Türkiye’nin katkısı olmadan Ege’deki geçişlerin düzenlenmesinin ve insan kaçakçılığıyla etkili biçimde mücadele edilmesinin mümkün olmadığını anlatıyor. Eserde, Merkel ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yürütülen diplomasiye ilişkin ayrıntılara da yer veriliyor. New York ve İstanbul’daki görüşmelerden AB–Türkiye Eylem Planı’na, vize serbestisi tartışmalarından 18 Mart 2016 tarihli AB–Türkiye Mutabakatı’na uzanan süreci aktaran Merkel, hem Avrupa’dan hem de kendi ülkesinden gelen eleştirilere rağmen Türkiye ile iş birliğinde neden ısrar ettiğini açıklıyor. Merkel’in kitapta yer alan, “Bu süreci düzenlemek ve yönetmek ancak Türkiye ile birlikte mümkündü ve bunun ertelenmeye tahammülü yoktu” sözleri, Türkiye işe iş birliğine verdiği önemi açık biçimde ortaya koyuyor. Mutabakatın ardından Balkan güzergâhı üzerinden Kuzey Avrupa’ya ulaşan mülteci sayısının %95 oranında azalması da iş birliğinin somut sonuçlarından biri olarak aktarılıyor. Beyaz Saray’dan Kremlin’e uzanan diplomasi trafiği Kitapta Beyaz Saray’dan Kremlin’e uzanan yoğun diplomasi trafiğine de geniş yer ayrılıyor. Merkel; Vladimir Putin ve Donald Trump başta olmak üzere dünya liderleriyle gerçekleştirdiği görüşmeleri, ortak karar almanın zorlaştığı anları ve devletler arasındaki güç mücadelesini kendi tanıklığıyla anlatıyor. Bu anlatım, uluslararası ilişkiler teorilerinin somut siyasi gelişmeler üzerinden incelenmesine imkân sağlıyor. Diplomatik müzakerelerin nasıl yürütüldüğü, liderlerin devletler arası ilişkilerdeki etkisi ve kriz dönemlerinde verilen kararların uzun vadeli sonuçları somut olaylar üzerinden izlenebiliyor. Tartışılan kararlarını yıllar sonra yeniden değerlendiriyor Özgürlük: Anılar 1954–2021, olayları kronolojik biçimde aktarmakla yetinmiyor. Merkel, iktidarı döneminde aldığı ve uzun süre tartışılan kararları yıllar sonra yeniden değerlendiriyor; hangi seçeneklerle karşı karşıya kaldığını, hangi riskleri gözettiğini ve tercihlerini hangi gerekçelerle yaptığını açıklıyor. Siyasi gücün sınırları, liderlik sorumluluğu, özgürlük anlayışı ve demokratik yönetim gibi kavramlar da Merkel’in kişisel deneyimleri üzerinden ele alınıyor. Hayatının ilk 35 yılını Doğu Almanya’da geçiren Merkel’in özgürlükle kurduğu ilişki, kitabın düşünsel zeminini oluşturuyor. Seyahat etmenin, düşüncelerini açıklamanın ve kendi yaşamı hakkında karar vermenin devlet tarafından sınırlandırıldığı bir sistemde büyüyen Merkel, özgürlüğün kendiliğinden var olmadığını, kazanılması ve korunması gerektiğini vurguluyor. Almanya’nın ilk kadın şansölyesinin yaşamı ve siyasi deneyimleri üzerinden şekillenen eser; siyaset, toplum, birey ve iktidar arasındaki ilişkiye yakından bakma imkânı sunuyor.

Trump'tan BM kürsüsünde İran mesajı Haber

Trump'tan BM kürsüsünde İran mesajı

Trump, Tahran'la yaşanan krizin anlaşmayla ya da daha sert bir müdahaleyle çözülmesi gerektiğini savunurken Rusya-Ukrayna Savaşı, Küba ve Grönland konusunda da açıklamalarda bulundu. Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu'nun yüksek düzeyli katılım haftası New York'ta başladı. ABD Başkanı Donald Trump, Genel Kurul kapsamında yaptığı konuşmada dış politika, bölgesel çatışmalar ve ABD'nin uluslararası güvenlik politikalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasının ilk bölümünde Amerikan iç politikası ve ekonomisine odaklanan Trump, yaklaşan Kongre ara seçimleri öncesinde kendi yönetiminin politikalarını savundu. ABD Başkanı, görev süresince sekiz savaşı sona erdirdiğini öne sürerek Rusya-Ukrayna Savaşı, İran'la yaşanan gerilim ve Gazze'deki insani kriz başta olmak üzere çeşitli bölgesel sorunların çözümü için çaba gösterdiklerini ifade etti. İran'la anlaşma için seçim sonrasını işaret etti Trump, İran'la yaşanan gerilime ilişkin açıklamasında, 3 Kasım'da yapılacak seçimlerin ardından bir anlaşmaya varılabileceğine inandığını söyledi. ABD Başkanı, "Seçimlerden hemen sonra İran'la bir anlaşmaya varacağımıza inanıyorum çünkü onların bunu yapmaması mantıklı değil." ifadelerini kullandı. İran'ın ABD'deki seçim sonuçlarını beklediğini öne süren Trump, söz konusu seçimlerde kendisinin aday olmadığını, Cumhuriyetçi Parti'nin yarışacağını belirtti. Trump, İran'la anlaşma yapılması veya ülkeye karşı daha sert bir adım atılması arasında karar verilmesi gereken bir aşamada olduklarını savundu. İran'la yaşanan krizin bir şekilde çözülmesi gerektiğini belirten ABD Başkanı, sürecin hızlı biçimde sonuçlandırılması gerektiğini dile getirdi. Rusya-Ukrayna Savaşı için çözüm mesajı Rusya-Ukrayna Savaşı'na da değinen Trump, çatışmaların sona erdirilmesi için çalıştıklarını ve savaşın durmasını istediklerini söyledi. ABD Başkanı, Rusya ve Ukrayna liderleriyle yakın iş birliği içinde olduklarını belirterek, "Rusya ve Ukrayna'nın liderleriyle çok yakın işbirliği içindeyiz ve bu konuyu halledeceğiz." dedi. Trump'tan Küba yönetimine yönelik sert açıklamalar Latin Amerika'daki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Trump, Küba yönetimini eleştirdi. Küba'daki yönetimin başarısız olduğunu savunan ABD Başkanı, ülkedeki siyasi ve ekonomik durumun köklü biçimde değişmesini hedeflediklerini ifade etti. Trump, "Komünist rejimin büyük bir baskı altında olduğu Küba'daki durumun da kökten değişmesini hedefliyoruz. Küba, başarısız olmuş bir devlet. Küba, çöküyor ve çökecek." ifadelerini kullandı. Trump'ın konuşması sırasında salonda bulunan Küba heyetinin ayağa kalkarak protesto amacıyla salonu terk ettiği görüldü. Grönland'da askeri üs açıklaması Trump, Danimarka ve Grönland'la yürütülen anlaşma kapsamında bölgedeki Amerikan askeri varlığına ilişkin de açıklamalarda bulundu. Grönland'da askeri varlığın ABD'nin güvenliği açısından önem taşıdığını belirten Trump, bölgede iki büyük askeri üs inşa edileceğini söyledi. ABD Başkanı, "Grönland'da uygun yerlerde geniş çaplı bir askeri varlık oluşturma sürecine derhal başlayacağız. Orada iki adet çok büyük askeri üs inşa edeceğiz." ifadelerini kullandı. Trump'ın açıklamaları, ABD'nin İran, Avrupa'nın kuzeyi ve Latin Amerika'ya yönelik dış politika önceliklerine ilişkin mesajlarıyla birlikte Genel Kurul konuşmasının öne çıkan başlıkları arasında yer aldı.

Rusya-Ukrayna savaşında enerji hedefleri için karşılıklı saldırmama mutabakatı Haber

Rusya-Ukrayna savaşında enerji hedefleri için karşılıklı saldırmama mutabakatı

Küresel dizel fiyatlarındaki yükselişte savaş kapsamında enerji tesislerine yönelik saldırıların önemli rol oynadığını savunan Trump, iki ülkenin aldığı kararın enerji piyasaları açısından dikkat çekici bir gelişme olduğunu belirtti. Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşta enerji altyapısına yönelik saldırılar konusunda yeni bir gelişme yaşandı. ABD Başkanı Donald Trump, tarafların birbirlerinin enerji hedeflerine saldırmama konusunda karşılıklı mutabakata vardığını duyurdu. Trump’ın açıklamasına göre Ukrayna, Rusya’ya ait enerji hedeflerini vurmamayı kabul ederken Moskova yönetimi de aynı yönde taahhütte bulundu. Trump: İki taraf da kabul etti Mutabakata ilişkin açıklama yapan Trump, “Ukrayna, Rus enerji hedeflerini vurmamayı kabul etti. Rusya da aynı şekilde kabul etti” ifadelerini kullandı. Böylece savaş boyunca petrol tesisleri, rafineriler ve diğer enerji altyapılarının hedef alınması nedeniyle oluşan arz endişelerinin azaltılması yönünde önemli bir adım atılmış oldu. Dizel fiyatlarındaki yükselişe savaş vurgusu Trump açıklamasında küresel enerji fiyatlarına da değindi. Dünya genelinde dizel fiyatlarında görülen yükselişin temel nedenine ilişkin değerlendirmede bulunan ABD Başkanı, İran’dan ziyade Rusya-Ukrayna savaşının etkisine dikkat çekti. Trump, “Dünya genelindeki dizel fiyatı artışının asıl nedeni İran değil, büyük ölçüde Rusya/Ukrayna Savaşı’dır” dedi. Enerji piyasaları açısından yakından izlenecek Rusya, küresel petrol ve petrol ürünleri piyasasının önemli tedarikçilerinden biri konumunda bulunuyor. Savaş sırasında özellikle rafineriler ve enerji tesislerine yönelik saldırılar, üretim ve ihracatta aksama yaşanabileceği endişelerini artırarak uluslararası piyasalarda fiyatlama üzerinde baskı oluşturuyordu. Tarafların enerji altyapılarını karşılıklı olarak hedef almama yönündeki mutabakata ne ölçüde uyacağı ise önümüzdeki dönemde enerji piyasalarının yakından izleyeceği başlıklardan biri olacak.

NATO-Rusya geriliminde tansiyon yükseldi Haber

NATO-Rusya geriliminde tansiyon yükseldi

Zaharova, NATO’nun Rusya ile uzun süreli bir çatışmaya hazırlandığını öne sürerek Moskova’nın gerekli gördüğü durumda tüm askeri teknik araçlarını kullanmaya hazır olduğunu söyledi. Rusya ile NATO arasındaki gerilim sürerken Moskova’dan yeni bir açıklama geldi. Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, NATO’nun özellikle Arktik bölgesindeki askeri faaliyetlerinin Rusya’nın güvenliği açısından doğrudan tehdit oluşturduğunu savundu. Zaharova, NATO’nun askeri kapasitesini artırmaya yönelik adımlarının Rusya ile uzun süreli bir çatışmaya hazırlık anlamına geldiğini ileri sürdü. “NATO uzun süreli çatışmaya hazırlanıyor” Rusya’ya bağlı Komi Cumhuriyeti’nin başkenti Sıktıvkar’da haftalık basın toplantısı düzenleyen Zaharova, Arktik bölgesinin NATO ülkelerinin faaliyetleri nedeniyle yeni bir jeopolitik mücadele alanına dönüştüğünü söyledi. NATO’nun bölgede askeri üstünlük sağlamaya yönelik adımlar attığını belirten Zaharova, kuzey sınırları yakınındaki askeri faaliyetlere dikkat çekti. Zaharova, NATO’nun askeri kapasitesini artırma planlarının yalnızca caydırıcılık amacı taşımadığını, Rusya ile potansiyel olarak uzun süreli bir çatışmaya hazırlık aşamasına geçildiğine işaret ettiğini savundu. “Tüm askeri teknik araçları kullanmaya hazırız” Zaharova, Arktik bölgesindeki askeri faaliyetlerin Rusya’nın güvenliği açısından doğrudan tehdit oluşturduğunu belirterek Moskova’nın karşılık verme kapasitesine ilişkin de mesaj verdi. Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, “Rusya, gerektiğinde tehditleri ortadan kaldırmak için tüm askeri teknik araçlarını kullanmaya hazır” ifadelerini kullandı. Ukrayna’ya “hava terörü” suçlaması Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin daha önce Rus sivil havacılığına yönelik tehditlerde bulunduğunu hatırlatan Zaharova, bu açıklamaları “şantaj ve hava terörünün devlet düzeyinde meşrulaştırılması” olarak nitelendirdi. Zaharova, Ukrayna’nın bu tutumunu destekleyen ülkelerin ise “Kiev’in suç ortağı” olduğunu savundu. Karadeniz Tahıl Koridoru Anlaşması açıklaması Zaharova ayrıca Karadeniz Tahıl Koridoru Anlaşması’na ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un anlaşmaya geri dönülmesinin kabul edilemez olduğu yönündeki açıklamasını hatırlatan Zaharova, anlaşmanın uygulanmadığını savundu. Zaharova, mevcut süreçten yalnızca Batı’nın kazanç sağladığını ileri sürdü.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.