SON DAKİKA
Hava Durumu

#Türkiye Ekonomisi

Ekometre - Türkiye Ekonomisi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türkiye Ekonomisi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

KTO Başkanı Selçuk Öztürk sorunların takipçisiyiz Haber

KTO Başkanı Selçuk Öztürk sorunların takipçisiyiz

Konya Ticaret Odası (KTO) Meslek Komiteleri ile istişare toplantılarını sürdürüyor. Bu kapsamda son olarak KTO 67. İdari Destek Hizmetleri Meslek Komitesi İstişare Toplantısı KTO Meclis Toplantı Salonu’nda gerçekleştirildi. KTO Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Öztürk’ün başkanlığında gerçekleştirilen toplantıda, KTO üyelerinin sorunları ve talepleriyle ilgili istişarelerde bulunuldu. Toplantıda konuşan KTO Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Öztürk, üyelerle bir araya gelerek sektörel sorunları masaya yatırdıklarını söyledi. Toplantıların oldukça verimli geçtiğini dile getiren Başkan Öztürk; “Konya Ticaret Odamızın bünyesinde bulunan 70 Meslek Komitesi bu anlamda üyelerimizin ve sektörlerimizin sorunlarına dönük çalışmalar yürütüyor. Bu çalışmalar ışığında komitelerimiz tarafından bizlere iletilen sektörel sorunlar konusunda bizler de üzerimize düşeni yapma gayretiyle çalışıyoruz” dedi. Konya, ülkemizin ekonomisine güçlü bir katkı sunuyor Başkan Öztürk, güncel ekonomideki gelişmeler üzerine de değerlendirmelerde bulundu. Dünya ekonomisinin, belirsizliklerin ve risklerin arttığı bir dönemden geçtiğine dikkat çeken Başkan Öztürk, şunları aktardı; “Küresel ölçekte yaşanan savaşlar, jeopolitik gerilimler ve ticaret hatlarındaki kırılmalar; enerji maliyetlerinden lojistik süreçlere kadar birçok alanda ciddi etkiler oluşturmaktadır. Tedarik zincirlerinde yaşanan aksaklıklar ve maliyet artışları, tüm sektörler gibi hizmet sektörlerini de doğrudan etkilemektedir. Ancak Türkiye ekonomisi, üretim gücü, girişimci yapısı ve dinamik iç pazarı ile bu zorlu süreçte direnç göstermeye devam etmektedir. Ülkemizin ihracat odaklı büyüme stratejisi, yeni pazarlara açılma kabiliyeti ve sanayi altyapısı, küresel dalgalanmalara karşı önemli bir avantaj sağlamaktadır. Bu noktada Konya’mız, sahip olduğu üretim kültürü, sanayi altyapısı ve ticaret tecrübesi ile Türkiye ekonomisine güçlü katkı sunan şehirlerin başında gelmektedir. Sanayiden tarıma, ticaretten hizmet sektörüne kadar geniş bir yelpazede faaliyet gösteren Konya iş dünyası, her türlü zorluğa rağmen üretmeye, istihdam sağlamaya ve ihracatını artırmaya devam etmektedir. İdari destek hizmetleri sektörü de bu yapının önemli bir parçasıdır. İş dünyasının arka plandaki en önemli destek mekanizmalarından biri olan bu sektör; temizlikten güvenliğe, organizasyondan ofis destek hizmetlerine kadar birçok alanda ekonominin sürdürülebilirliğine katkı sağlamaktadır.” Dile getirilen sorunların takipçisi olacağız Toplantıda dile getirilen her görüş ve öneriyi titizlikle takip edeceklerini vurgulayan Başkan Öztürk; “Bugün burada dile getireceğiniz her görüş, her öneri bizim için son derece değerlidir. Bu toplantıdan çıkacak sonuçları ilgili kurum ve kuruluşlara iletecek, çözüm süreçlerinin takipçisi olacağız. Konya Ticaret Odası olarak bizler; sizlerin sesi olmaya, haklı taleplerinizi en güçlü şekilde ifade etmeye ve sektörlerimizin gelişimi için çalışmaya kararlılıkla devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. KTO 67. İdari Destek Hizmetleri Meslek Komitesi Başkanı İsmail Yıldız ise, meslek komitesi olarak sektör temsilcilerinin sorunlarına dönük çalışmaya devam edeceklerini kaydetti. Yıldız, gerçekleştirilen toplantının sektörün sorunları ve çözüm önerileri adına oldukça kıymetli olduğuna değinerek KTO Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Öztürk ve Yönetim Kuruluna teşekkür etti. Konuşmaların ardından KTO üyelerine söz verilerek sektörel sorunlar ve talepler konusunda istişarelerde bulunuldu.

Dünya dengeleri değişiyor mu? Haber

Dünya dengeleri değişiyor mu?

Ancak bu yıl fuarın asıl dikkat çeken yönü, ölçeğinden çok ortaya koyduğu tablo oldu. Önceki yıllara kıyasla daha sakin, daha kontrollü bir atmosfer vardı. Körfez temsilinde gözle görülür azalma Geçmişte geniş standları, kalabalık delegasyonları ve büyük tanıtım kampanyalarıyla fuarın güçlü aktörlerinden olan Körfez ülkelerinin (GCC) önceki yıllara kıyasla sınırlı katılımı bu yıl göze çarpan noktalardan biri oldu. Bu durum sermayenin piyasadan çekilmesinden , çok, stratejik bir nefes alma ve yeniden konumlanma dönemi olarak değerlendirilmeli. Avrupa’da temkinli toparlanma 2025 yılı boyunca Avrupa gayrimenkul pazarlarında yatırımcı iştahı yavaş yavaş toparlanmış, kredi piyasaları kısmen rahatlamış ve yatırımcıların beklentileri daha olumlu bir çerçeveye oturmaya başlamıştı. Ancak 2026’ya girerken özellikle İran merkezli bölgesel gerilimler, enerji fiyatlarındaki artış, enflasyon beklentilerinin bozulması ve faiz indirimlerinin ötelenmesi, Avrupa’daki iyileşme havasını yeniden temkinli bir noktaya çekti. Çatışmaların ardından gayrimenkul sektöründeki birçok fondaki değer kaybının kısa sürede %7’ye yakın seviyelere ulaşması ve enerji fiyatlarındaki artış, Avrupa’daki yatırımcıların risk algısını yeniden şekillendirdi. Bu tablo, güçlü bir toparlanmadan ziyade daha kırılgan ve koşullara bağlı bir iyileşme sürecine işaret ediyor. Türkiye zorluklara rağmen denge noktası Türkiye ekonomisi her ne kadar kendi içinde enflasyon, finansman maliyetleri, kurdaki volatilite gibi çeşitli zorluklarla karşı karşıya olsa da MIPIM 2026’da hissedilen başka bir gerçeklik oldu. O da Türkiye’nin sadece ekonomik göstergelerle değil; daha geniş bir çerçevede değerlendirildiğiydi. Jeopolitik risklerin arttığı bir dönemde, Türkiye’nin savunma kapasitesi, kendi coğrafyasındaki dengeleyici rolü ve bölgesel jeopolitik konumu; yatırımcıların Türkiye’ye yalnızca ekonomik değil, güvenlik temelli bir istikrar perspektifiyle yaklaşmasına da imkan veriyor. Bu durum Türkiye ekonomisinin sorunlarının yok sayıldığı anlamına gelmiyor. Tam tersine, bu zorlukların yanında jeopolitik güç, savunma yatırımları ve stratejik konumlanma sayesinde riskleri dengeleme kapasitesi yatırımcı gözünde Türkiye’yi ayrı bir yere koyuyor. Bağlantısallık Türkiye’nin stratejik avantajı Türkiye’nin cazibesini artıran bir diğer etken ise artan bağlantısallık altyapısı. Türk Hava Yolları’nın 2024’te 78,7 milyon yolcuya ulaşması ve 489 uçaklık filoya erişmesi, Türkiye’yi bölgesel bir ulaşım merkezi haline getiriyor. Bu durum, özellikle Körfez bölgesindeki gerginliklerden etkilenip alternatif güvenli merkez arayan yatırımcılar ve uluslararası profesyoneller için Türkiye’yi erişilebilir ve operasyonel olarak sürdürülebilir bir merkez konumuna taşıyor. Yeni dönemin belirleyicisi uyum yeteneği MIPIM 2026’da en net duyulan mesaj şuydu: “Bu dönem güç gösterisi dönemi değil; ayakta kalabilme, uyum sağlayabilme ve değişime hızlı tepki verebilme dönemi.” Ekonomik belirsizliklerin, jeopolitik risklerin ve finansal koşulların daha karmaşık hale geldiği bu dönemde; yatırım kararları daha seçici, daha temkinli ve daha uzun vadeli bir perspektifle alınıyor. Bu çerçevede Türkiye, mevcut ekonomik zorluklarına rağmen; güvenliği, jeopolitik konumu ve değişen koşullara hızlı uyum sağlama kapasitesiyle bölgesel ölçekte dikkat çeken bir konumda yer alıyor. Türkiye’nin uzun yıllardır gösterdiği en önemli refleks, değişen koşullara hızlı uyum sağlayabilme yeteneği. Yeni dönemde belirleyici olan da bu olacak: Büyüklük değil, değişime ne kadar hızlı ve doğru yanıt verilebildiği. MIPIM 2026 boyunca, Cushman & Wakefield ekibi olarak sahada kurduğumuz temaslar ve gözlemlerimiz de küresel sermayenin giderek daha seçici, daha temkinli ve daha stratejik bir zeminde konumlandığını net biçimde ortaya koydu.

BM Türkiye ekonomisinin büyüme tahminini açıkladı Haber

BM Türkiye ekonomisinin büyüme tahminini açıkladı

Birleşmiş Milletler (BM), küresel ekonominin bu yıl yüzde 2,7, gelecek yıl yüzde 2,9 büyümesinin beklendiğini açıkladı. Türkiye ekonomisinin ise bu yıl yüzde 3,9 ve gelecek yıl yüzde 4,1 büyüyeceği tahmin edildi. Küresel ekonominin dayanıklılık gösterdiği ancak ticaret gerilimleri ile mali zorlukların görünümü gölgelediği uyarısında bulunuldu. Küresel ekonomi için büyüme tahmini 2,7 Küresel ekonominin bu yıl yüzde 2,7 büyümesinin öngörüldüğü belirtilen raporda, bu oranın 2025 için tahmin edilen yüzde 2,8'in biraz altında, pandemi öncesi ortalama olan yüzde 3,2'nin de oldukça gerisinde olduğu aktarıldı. Raporda, dünya ekonomisinin 2027'de ise yüzde 2,9 büyümesinin beklendiği kaydedildi. Ticaret gerilimleri görünümü gölgeliyor Küresel ekonominin dayanıklılık gösterdiği belirtilen raporda, ancak ticaret gerilimleri ile mali zorlukların görünümü gölgelediği uyarısında bulunuldu. Geçen yıl ABD'nin tarifelerindeki keskin artışlara karşı görülen beklenmedik direncin güçlü tüketici harcamaları ve yavaşlayan enflasyonun desteğiyle büyümeyi sürdürmeye yardımcı olduğu ifade edilen raporda, ancak altta yatan zayıflıkların devam ettiği aktarıldı. Yüksek tarifelerin etkisi 2026'da daha belirgin hale gelecek Raporda, zayıf yatırımlar ve sınırlı mali alanın ekonomik faaliyet üzerinde baskı oluşturduğu ve dünya ekonomisinin pandemi öncesi döneme kıyasla kalıcı olarak daha yavaş bir büyüme patikasına yerleşebileceği ihtimalini artırdığı ifade edildi. Ticaret gerilimlerindeki kısmi hafiflemenin uluslararası ticaretteki aksamaları sınırlamaya yardımcı olduğu belirtilen raporda, ancak yüksek tarifelerin etkisinin artan makroekonomik belirsizliklerle birlikte 2026'da daha belirgin hale gelmesinin beklendiği vurgulandı. Raporda, parasal gevşeme ve iyileşen piyasa duyarlılığıyla finansal koşulların rahatladığı ancak özellikle yapay zeka alanındaki hızlı gelişmelerle bağlantılı sektörlerde değerlemelerin yüksek olması nedeniyle risklerin hala yüksek olduğuna dikkat çekildi. BM'nin raporunda ayrıca yüksek borç seviyeleri ve borçlanma maliyetlerinin özellikle birçok gelişmekte olan ekonomi için politika alanını kısıtladığı aktarıldı. Ticarette ivmenin yavaşlaması öngörülüyor Raporda, küresel ticaretin 2025'te dirençli olduğunu kanıtladığı ve yüksek politika belirsizliği ile artan tarifelere rağmen beklenenden hızlı şekilde yüzde 3,8 oranında arttığı kaydedildi. Bunun yılın başlarında sevkiyatların öne çekilmesi ve hizmetler ticaretindeki güçlü büyüme ile desteklendiği belirtilen raporda, ancak ivmenin yavaşlamasının beklendiği ve küresel ticaretin 2026'da yüzde 2,2 artmasının öngörüldüğü aktarıldı. Yüksek fiyatlar, önemli bir sorun olmaya devam edecek Raporda, dezenflasyon devam etse de yüksek fiyatların önemli bir küresel sorun olarak kalmaya devam ettiği vurgulandı. Manşet enflasyonun 2024'teki yüzde 4 seviyesinden 2025'te yüzde 3,4'e ve 2026'da yüzde 3,1'e kadar gerilemesinin beklendiği ifade edilen raporda, genel olarak enflasyon ılımlı hale gelse de yüksek fiyatların reel gelirler üzerinde baskı oluşturmaya devam ettiği vurgulandı. ABD'nin yüzde 2, ab'nin yüzde 1,3 büyümesi tahmin ediliyor Raporda, ABD'de ekonomik büyümenin bu yıl yüzde 2 ve gelecek yıl yüzde 2,2 olmasının öngörüldüğü belirtildi. Ülke ekonomisinin bu yıla ilişkin büyüme tahmininin parasal ve mali gevşemenin desteğiyle 2025'teki yüzde 1,9'luk büyüme oranına kıyasla biraz daha yüksek olduğuna işaret edilen raporda, ancak zayıflayan iş gücü piyasasının muhtemelen büyüme ivmesi üzerinde baskı oluşturacağı değerlendirmesine yer verildi. Raporda, Avrupa Birliği'nde de ekonomik büyümenin 2026'da yüzde 1,3 ve 2027'de yüzde 1,6 olmasının beklendiği kaydedildi. Bölge ekonomisinin büyüme tahmininin 2025'teki yüzde 1,5 oranının altında olduğuna dikkat çekilen raporda, ABD'nin yüksek tarifelerinin ve devam eden jeopolitik belirsizliklerin ihracatı olumsuz etkileyeceğine işaret edildi. BM'nin raporunda, Çin ekonomisinin ise bu yıl yüzde 4,6, gelecek yıl yüzde 4,5 büyümesinin beklendiği aktarıldı. Türkiye'nin bu yıl yüzde 3,9 büyümesi bekleniyor Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmelerin de yer aldığı raporda, 2025'te yüzde 3,7 büyüdüğü tahmin edilen ülke ekonomisinin 2026'da yüzde 3,9 ve 2027'de yüzde 4,1 büyümesinin öngörüldüğü belirtildi. Raporda, Türkiye'de büyümenin ılımlı seyretmesinin beklendiği ifade edilerek, sıkı para politikası duruşuna rağmen Türkiye'de iç talebin 2025'te dirençli kalmaya devam ettiği ve tüketici güveninin 2023 yılının ikinci çeyreğinden bu yana en yüksek seviyesine ulaştığı aktarıldı. Ayrıca raporda, Türkiye'de enflasyonun düşmeye devam etmesinin öngörüldüğü ancak 2026'da çift haneli seviyelerde kalmasının muhtemel olduğu kaydedildi.

Türkiye ekonomisi daralıyor Haber

Türkiye ekonomisi daralıyor

Ekonomistlerin tahminine göre, cuma günü açıklanacak verilerin Eylül ayına kadar olan üç ayda gayri safi yurt içi hasılada %0,2'lik bir düşüş göstermesi bekleniyor. 1,2 trilyon dolarlık ekonominin, ikinci çeyrekle uyumlu olarak , yıllık bazda %2,5 büyüdüğü tahmin ediliyor . Merkez bankası, Mart ayından bu yana temel faiz oranını %50'de tutarak sıkı para politikasıyla neredeyse %49'luk enflasyonla mücadele ediyor . Bu, endüstriyel üretimi frenledi, ancak Türklerin daha da dik fiyatlardan kaçınmak için bazı malları aceleyle satın almaları nedeniyle iç talep kısmen güçlü kalmaya devam ediyor. Türk ekonomisi sıkı politika ortamında momentum kaybetti Türkiye'nin imalat sanayi üçüncü çeyrekte zayıf performans gösterdi, üretim bir önceki üç aylık döneme göre %1,2 daraldı. İş faaliyetleri de geride kaldı, Türkiye'nin imalat satın alma müdürleri endeksi ise Mart ayından bu yana genişlemeyi gösteren eşiğe ulaşamadı. Bloomberg Economics ne diyor; "Merkez bankasının sıkı politika duruşunun bir sonucu olarak Türkiye'nin üçüncü çeyrek GSYİH verilerinin yıllık büyümenin yavaşladığını göstermesini bekliyoruz. İleriye bakıldığında, büyümenin durgun kalması muhtemeldir, yıllık oran bu yıl ve gelecek yıl 2023'te %5'in üzerindeki seviyeden düşük %3'lere düşecektir." İkinci çeyrekteki %2,5'lik yıllık büyümenin yarısına katkıda bulunan haneler, hala daha yüksek borçlanma maliyetlerinden büyük ölçüde etkilenmemiş görünüyor. Perakende satışlar, mevsimsel olarak düzeltilmiş bazda üçüncü çeyrekte %4,7 büyüdü. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, enflasyonun bu yıl yüzde 44'te tamamlanacağını, ancak 2025 yılı sonunda yüzde 21'e düşeceğini öngörüyor. QNB Bank Baş Ekonomisti Erkin Işık, "Hâlâ enflasyon düşüşünü çok destekleyen bir seviyede değiliz" dedi. "Bunun için ekonomide daha fazla yavaşlama görmemiz gerekiyor." Merkez bankası bu ayın başlarında yavaşlayan enflasyon nedeniyle faiz indiriminin yakında haklı görülebileceğini ima etti. Beklenen parasal gevşemenin hızı, önümüzdeki çeyreklerde büyüme üzerinde belirleyici bir etkiye sahip olacak. İstanbul Koç Üniversitesi'nden bir profesör olan Selva Demiralp'e göre, enflasyon görünümü agresif bir gevşeme döngüsünü haklı çıkarmıyor. Bu nedenle, "merkez bankalarının sınırlı gevşemesi nedeniyle" önümüzdeki yıl büyümede önemli bir artışın olası olmadığını söyledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.