SON DAKİKA
Hava Durumu

#Tunus

Ekometre - Tunus haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tunus haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

ABD tarifeleri Türk ihracatçısını zorluyor Haber

ABD tarifeleri Türk ihracatçısını zorluyor

Zeytinyağı ve zeytin ihracatında yaşanan gerilemenin ardından sektör temsilcileri, rakip ülkelere sağlanan tarife avantajlarının Türk ürünleri açısından haksız rekabet oluşturduğunu belirterek hükümete diplomasi ve destek çağrısında bulundu. ABD’nin yeni gümrük tarifeleri, Türk ihracatçılar açısından rekabet koşullarını yeniden gündeme taşıdı. Türkiye’ye uygulanan yüzde 12,5’lik ilave gümrük vergisinin, bazı rakip ülkeler için daha düşük oranların uygulanmasıyla birlikte özellikle zeytinyağı, tekstil ve hazır giyim sektörlerinde maliyet baskısını artıracağı belirtiliyor. Sektör temsilcileri, ABD pazarında yıllar içinde elde edilen konumun korunabilmesi için tarife farkının giderilmesini, diplomatik girişimlerin hızlandırılmasını ve ihracatçıya yönelik desteklerin sürdürülmesini istiyor. ABD’ye zeytinyağı ihracatında sert düşüş Cumhuriyet’ten Ece İçmez’in haberine göre, Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Emre Uygun, 2026’nın ilk yedi ayında Türkiye’nin ABD’ye gerçekleştirdiği zeytinyağı ihracatında önemli bir gerileme yaşandığını açıkladı. Bu dönemde zeytinyağı ihracatı miktar bazında yüzde 57 azalarak 4 bin 974 tona gerilerken, ihracat geliri de yüzde 54 düşüşle 21,8 milyon dolar oldu. Prina yağı ihracatında da benzer bir tablo ortaya çıktı. İhracat miktarı yüzde 56 azalarak 2 bin 194 tona inerken, değer bazındaki düşüş yüzde 60’a ulaştı ve ihracat geliri 4,74 milyon dolara geriledi. Sofralık zeytin ihracatında ise miktar bazında yüzde 31, değer bazında yüzde 17 düşüş kaydedildi. Uygun, ihracattaki gerilemede iklim krizinin üretim üzerindeki etkisinin yanı sıra artan iç maliyetler, geçmiş dönemlerde uygulanan ihracat kısıtlamaları ve küresel talepteki zayıflamanın etkili olduğunu ifade etti. Buna rağmen ABD’nin, yüzde 39,3’lük payla Türkiye’nin zeytinyağı ihracatındaki en büyük pazar olmayı sürdürdüğüne dikkat çekildi. Tarife farkı rekabeti zorluyor Yeni gümrük tarifelerinin mevcut sorunlara ek bir yük getirdiğini belirten Uygun, Türkiye’ye uygulanan yüzde 12,5’lik oranın rakip ülkeler karşısında maliyet dezavantajı yarattığını söyledi. İtalya ve İspanya gibi Avrupa Birliği ülkelerine uygulanan yüzde 10’luk oranın taban vergiyi de kapsadığını, Tunus’un ise ek vergiden muaf tutulduğunu hatırlatan Uygun, bu durumun Türk zeytinyağı ürünleri açısından ciddi bir rekabet eşitsizliği oluşturduğunu vurguladı. ABD pazarında markalı ve ambalajlı ürünlerle uzun yıllar içinde güçlü bir yer edinildiğini belirten Uygun, mevcut tarife farkının devam etmesi halinde Türkiye’nin elde ettiği pazar payını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulundu. Sektör temsilcileri, Ticaret Bakanlığı’nın ABD makamlarıyla diplomatik ve ticari temasları artırmasını isterken, döviz dönüşüm desteği gibi finansman mekanizmalarının sürdürülmesini ve ambalajlı ürün ihracatına yönelik teşviklerin yeniden devreye alınmasını talep etti. “İhracat daha da zorlaşacak” TARİŞ Yönetim Kurulu Başkanı Fikret Akova da ek gümrük vergisinin ihracatçılar üzerindeki baskıyı artıracağını belirtti. Zaten yüksek maliyetlerle mücadele eden sektörün, yeni vergi uygulamasıyla ABD pazarında daha da zorlanacağını ifade eden Akova, Türk ürünlerinin rekabet gücünde zayıflama yaşanabileceğini söyledi. ABD pazarında oluşabilecek kayıplara karşı alternatif ihracat pazarları üzerinde çalışıldığını belirten Akova, tarife uygulamasının etkilerinin yalnızca ihracatçıyla sınırlı kalmayabileceğine dikkat çekti. Artan işçilik, gübre, mazot, sulama ve enerji maliyetlerinin üretici üzerindeki yükünü artırdığını belirten Akova, zeytin üreticisinin korunması amacıyla kilogram başına 50 liralık zeytinyağı desteği talep ettiklerini açıkladı. Yeni tarife düzenlemesinin özellikle Türkiye’nin ABD’deki rekabet gücü açısından dikkatle takip edilmesi gerektiğini belirten sektör temsilcileri, pazar kaybının kalıcı hale gelmemesi için hem diplomatik girişimlerin hem de ihracatçıya yönelik destek mekanizmalarının güçlendirilmesini istiyor.

Türkiye ile Tunus ticaretinde yeni iş birliği hamlesi Haber

Türkiye ile Tunus ticaretinde yeni iş birliği hamlesi

İstanbul'da düzenlenen Türkiye-Tunus İşbirliği ve Yatırım Geliştirme Forumu'nda konuşan Ticaret Bakan Yardımcısı Mahmut Gürcan, Türkiye ile Tunus arasındaki ekonomik ilişkilerin daha da güçlendirilmesinin hedeflendiğini belirterek, mevcut 1,6 milyar dolarlık ticaret hacminin yeni iş birlikleriyle daha üst seviyelere taşınacağını ifade etti. Tunus Türk Ticaret ve Sanayi Odası (CCITT), Türkiye-Tunus Sanayi ve Ticaret Platformu ile Dünya Sektörler Arası İşbirliği Forumu (WCI Forum) iş birliğinde düzenlenen etkinliğe, Türkiye'nin Tunus Büyükelçisi Ahmet Misbah Demircan, Tunus'un Ankara Büyükelçisi Ahmed Ben Sghaier ve iki ülkenin iş dünyası temsilcileri katıldı. "Türkiye stratejik üretim ortağı konumunu güçlendiriyor" Küresel ekonomide tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiğine dikkat çeken Gürcan, ülkelerin artık yalnızca ticaret ortağı değil, aynı zamanda stratejik üretim ve yatırım ortağı arayışında olduğunu söyledi. Türkiye ekonomisinin küresel belirsizliklere rağmen güçlü performans sergilediğini vurgulayan Gürcan, 2026'nın ilk çeyreğinde ekonominin yüzde 2,5 büyüyerek 23 çeyrektir kesintisiz büyümesini sürdürdüğünü, yıllıklandırılmış GSYH'nin ise 1 trilyon 639 milyar dolarla tarihi zirveye ulaştığını belirtti. İhracatta güçlü performans Türkiye'nin dış ticarette dayanıklılığını koruduğunu ifade eden Gürcan, 2025 yılında mal ihracatının 273,4 milyar dolar, hizmet ihracatının ise 122,6 milyar dolar olduğunu, toplam mal ve hizmet ihracatının 396 milyar dolara ulaştığını söyledi. Gürcan, Türkiye'nin Tunus'a ihracatının da 2025 yılında yüzde 11,6 artışla 1,2 milyar dolar seviyesine yükseldiğini kaydetti. Hedef karşılıklı ticaret ve ortak üretim İki ülke arasındaki ticaret hacmini artırmayı amaçladıklarını belirten Gürcan, hedeflerinin yalnızca Türkiye'nin Tunus'a ihracatını artırmak olmadığını vurgulayarak şunları söyledi: "Amacımız hem Tunus'a mal satmak hem de Tunus'un ürettiği ürünleri ülkemize kazandırmak. Karşılıklı ticaret ve yatırım iş birliklerini daha ileri seviyeye taşımak istiyoruz." Gürcan, ekonomik iş birliğinin güçlenmesinin Türkiye ile Tunus arasındaki dostluk ve kardeşlik bağlarını da daha sağlam bir zemine oturtacağını ifade etti. DEİK: Yeni sektörlerde önemli potansiyel var Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-Tunus İş Konseyi Başkanı Banu Küçükel de iki ülke arasındaki ticaret hacminin 2025 itibarıyla 1,6 milyar dolara ulaştığını belirtti. Küçükel, Tunus'un Afrika pazarına açılan önemli bir üretim ve yatırım üssü olduğuna dikkat çekerek; otomotiv, makine, elektrik-elektronik, tekstil, gıda ve tarım sektörlerinin yanı sıra lojistik, yenilenebilir enerji, sağlık, dijital dönüşüm, yaşlı bakımı ve sanayi yatırımlarında da önemli iş birliği fırsatları bulunduğunu söyledi. Forum kapsamında Türk ve Tunuslu firmalar arasında ikili iş görüşmeleri gerçekleştirilerek yeni ticaret ve yatırım ortaklıklarının temelleri atıldı.

Hazır giyimde tehdit haritası değişiyor Haber

Hazır giyimde tehdit haritası değişiyor

Rapora göre Türkiye açısından en kritik rakipler artık Bangladeş, Fas ve Tunus olarak öne çıkıyor. Türkiye, Avrupa Birliği dışı hazır giyim tedarikçileri arasında yüzde 9,1 payla üçüncü sırada yer alırken, Çin yüzde 30,9 ve Bangladeş yüzde 19,3 paya sahip bulunuyor. Ancak TGSD, Türkiye'nin asıl rekabeti Avrupa'ya yakınlık avantajını kullanan Fas ve Tunus ile yaşadığına dikkat çekiyor. Yakın üretim avantajı paylaşılıyor Fas ve Tunus, Avrupa markalarına kısa teslim süreleri sunarak Türkiye'nin en önemli avantajlarından biri olan "yakın üretim" modelinde güçlü alternatifler haline geliyor. Her iki ülkenin Avrupa pazarındaki payı henüz yüzde 5 seviyelerinde olsa da son yıllardaki büyüme hızları dikkat çekiyor. Bangladeş ise düşük maliyetli üretim gücü ve Avrupa Birliği'ne sağlanan gümrük avantajları sayesinde özellikle temel ürün gruplarında Türkiye'nin pazar payı üzerinde baskı oluşturuyor. Raporda, sektörün fiyat rekabetine odaklanmak yerine hız, kalite, sürdürülebilirlik, izlenebilirlik ve katma değerli üretim alanlarında farklılaşması gerektiği vurgulanıyor. Avrupa bağımlılığı risk oluşturuyor TGSD raporunda Türkiye'nin ihracatta Avrupa pazarına yüksek bağımlılığına da dikkat çekildi. Küresel hazır giyim talebinin yaklaşık yarısı Avrupa kaynaklı olsa da bu durum sektör için önemli bir risk olarak değerlendiriliyor. Dünyanın en büyük hazır giyim ithalatçısı konumundaki ABD'nin yıllık ithalatı 97,9 milyar dolar seviyesinde bulunurken, Türkiye'nin bu pazardaki payı yalnızca yüzde 1,24 olarak ölçülüyor. Almanya ve Hollanda öne çıkıyor Rapora göre Türkiye'nin özellikle Almanya, Hollanda ve İspanya gibi yüksek hacimli Avrupa pazarlarında büyüme fırsatları bulunuyor. Almanya tek başına 22,7 milyar euro tutarında AB dışı hazır giyim ithalatı gerçekleştirirken, Hollanda Avrupa'nın önemli dağıtım merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor. İngiltere Stratejik Fırsat Sunuyor Brexit sonrası değişen tedarik zincirleri, İngiltere'yi Türkiye açısından önemli bir büyüme pazarı haline getirdi. Yıllık 24 milyar dolarlık hazır giyim ithalatına sahip olan İngiltere'de Türkiye, 1,6 milyar dolarlık ihracat ve yüzde 6,7 pazar payıyla dördüncü sırada bulunuyor. TGSD'ye göre kısa teslim süresi, esnek üretim yapısı ve coğrafi yakınlık avantajı sayesinde Türkiye, İngiltere pazarındaki payını artırma potansiyeline sahip. Rekabette yeni dönem Rapor, Türkiye'nin Bangladeş, Fas ve Tunus'tan gelen rekabete fiyat indirimiyle karşılık vermesinin sürdürülebilir olmadığını ortaya koyuyor. Sektörün kumaştan hazır giyime uzanan güçlü üretim altyapısını, sürdürülebilirlik uyumunu ve orta-üst segmentteki kalite avantajını öne çıkararak rekabet gücünü koruyabileceği belirtiliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.