SON DAKİKA
Hava Durumu

#Tüketici Güveni

Ekometre - Tüketici Güveni haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tüketici Güveni haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

ING’den dolar uyarısı Haber

ING’den dolar uyarısı

Banka, doların kısa vadede güçlü kalabileceğini değerlendirirken euro/dolar paritesinde 1,110-1,112 aralığına doğru geri çekilme riskine dikkat çekti. Tahvil piyasalarındaki gelişmeler doları etkiliyor ING stratejistleri Frantisek Taborsky, Francesco Pesole ve Chris Turner, ABD Hazine tahvili piyasasında yaşanan kısmi rahatlamanın dolarda sınırlı bir değer kaybına yol açtığını bildirdi. Ancak bankaya göre, piyasalarda daha kapsamlı bir düzeltmeye işaret eden güçlü sinyaller henüz ortaya çıkmadı. Küresel tahvil piyasalarındaki kırılganlık ve risk iştahındaki dalgalanmalar doların seyrinde belirleyici olmaya devam ediyor. ING, Fed’in sıkı para politikası yaklaşımının da doların kısa vadeli görünümünü desteklediğini değerlendirdi. Fed’in faiz artırımı beklentisi doları destekliyor ING’nin değerlendirmesine göre piyasalar, Fed’in aralık ayında faiz artırabileceği beklentisini koruyor. Bu beklenti, doların kısa vadede değer kazanması için alan yaratıyor. Fed yetkilileri Alberto Musalem ve Christopher Waller’ın ilave faiz artırımlarına ihtiyaç duyulabileceğine ilişkin açıklamaları da piyasa beklentilerinde etkili oldu. Yatırımcılar, Fed yetkililerinin açıklamalarını ve ABD’den gelecek ekonomik verileri yakından izliyor. Petrol fiyatlarında jeopolitik risk etkisi ABD Başkanı Donald Trump’ın 3 Kasım’daki ara seçimlerden önce İran’a saldırı düzenlenmeyeceğini açıklamasının ardından jeopolitik gelişmeler de piyasalarda takip ediliyor. ING, Körfez bölgesinden petrol arzında iyileşme görülmesine rağmen piyasanın jeopolitik riskleri fiyatlardan tamamen çıkarmakta temkinli davrandığını belirtti. Petrol fiyatlarının varil başına 100 doların üzerinde kalmasında bu risk algısının etkili olduğu değerlendirildi. ABD’de tüketici güveni ve enflasyon beklentileri izlenecek ABD’de Michigan Üniversitesi tarafından açıklanacak tüketici güveni ve enflasyon beklentileri anketleri, piyasaların gündeminde yer alıyor. ING, tüketici güveninde hafif gerileme, enflasyon beklentilerinde ise sınırlı yükseliş öngörüyor. Açıklanacak verilerin doların yönü ve Fed’in gelecekteki para politikası adımlarına ilişkin beklentiler üzerinde etkili olması bekleniyor. Fransa kaynaklı riskler euro üzerindeki baskıyı artırıyor Euro/dolar paritesinin doların zayıflamasıyla 1,120 seviyesinin üzerine çıkmasına rağmen ING, euroda kalıcı bir toparlanma işareti görülmediğine dikkat çekti. Euronun İsviçre frangı, İngiliz sterlini ve İsveç kronu karşısında belirgin bir güç kazanamaması, Fransa’nın kamu maliyesine ilişkin endişelerin devam ettiğine işaret ediyor. Fransa’nın 10 yıllık devlet tahvili ile Almanya’nın aynı vadeli tahvili arasındaki getiri farkının 140 baz puanda bulunması da yatırımcıların Fransa kaynaklı riskleri izlemeyi sürdürdüğünü gösteriyor. Euro/dolar paritesinde 1,110-1,112 aralığı izleniyor ING, Fransa’nın mali görünümüne ilişkin belirsizliklerin ve doların güçlü seyrinin euro/dolar paritesi üzerinde baskı oluşturabileceğini belirtti. Banka, kısa vadede paritenin 1,110-1,112 aralığına gerileme ihtimalini koruyor. ING’ye göre küresel tahvil piyasalarındaki kırılganlık, Fed’in faiz politikası ve Fransa kaynaklı riskler, döviz piyasalarında önümüzdeki dönemde belirleyici olmaya devam edecek.

Euro Bölgesi’nde ekonomik toparlanma sinyali Haber

Euro Bölgesi’nde ekonomik toparlanma sinyali

Euro Bölgesi’nde ekonomik güven ağustosta belirgin şekilde iyileşti. Avrupa Birliği (AB) Komisyonu’nun iş ve tüketici anketinin sonuçlarına göre, ekonomik güven endeksi aylık bazda 1,3 puan yükselerek 98,4 seviyesine çıktı. Piyasa beklentisinin 97,5 puan olduğu dönemde açıklanan verinin tahminleri aşması, Avrupa ekonomisine ilişkin beklentiler açısından olumlu bir sinyal olarak değerlendirildi. AB genelinde de güven yükseldi AB genelinde ekonomik güven endeksi ağustosta bir önceki aya göre 1 puan artarak 98,2’ye ulaştı. Euro Bölgesi’nin temmuz ayı ekonomik güven endeksi de daha önce açıklanan 96,9 seviyesinden 97,1’e revize edildi. Böylece hem AB hem de Euro Bölgesi’nde ekonomik güven göstergesi üst üste dördüncü ayda da yükselmiş oldu. Sanayi, hizmetler ve perakendede iyimserlik arttı Ekonomik güven endeksindeki yükselişte özellikle sanayi, hizmetler ve perakende ticaret sektörlerindeki güven artışı etkili oldu. Buna karşılık inşaat sektöründe ve tüketiciler arasında güven göstergeleri büyük ölçüde yatay seyretti. Endeksin 100 puanlık uzun dönem ortalamasına yaklaşması, ekonomik aktörlerin bölge ekonomisine yönelik beklentilerinde kademeli bir iyileşmeye işaret etti. Tüketici güveninde sınırlı toparlanma Tüketici güveni de ağustosta hafif bir yükseliş gösterdi. Euro Bölgesi’nde tüketici güven endeksi eksi 15,9 seviyesinden eksi 15,5’e yükselirken, AB genelinde endeks eksi 15,1’den eksi 15’e çıktı. Veriler, tüketici tarafındaki toparlanmanın henüz sınırlı kaldığını, buna karşın işletmelerin özellikle sanayi, hizmetler ve perakende sektörlerinde daha olumlu bir görünüm sergilediğini ortaya koydu.

Almanya’da istihdam alarmı Haber

Almanya’da istihdam alarmı

Uzmanlar, işsizliğin artışında mevsimsel etkilerin yanı sıra ekonomik aktivitedeki zayıflığın da belirleyici olduğunu değerlendiriyor. Almanya ekonomisinden son dönemde gelen toparlanma sinyallerine karşın iş gücü piyasasındaki durgunluk ağustos ayında da devam etti. Ülkede işsiz sayısı 3 milyon sınırının üzerinde kalırken, işsizlik oranı da yükseldi. Almanya Federal İş Ajansı'nın (BA) açıkladığı verilere göre işsiz sayısı ağustosta bir önceki aya kıyasla 54 bin kişi artarak 3 milyon 61 bine ulaştı. İşsiz sayısı geçen yılın aynı ayına göre de 36 bin kişi arttı. İşsizlik oranı ise temmuzdaki yüzde 6,4 seviyesinden ağustosta yüzde 6,5’e yükseldi. İş gücü piyasasında hareketlilik sınırlı Federal İş Ajansı Başkanı Andrea Nahles, ağustos verilerini değerlendirirken iş gücü piyasasında son aylarda görülen zayıf görünümün devam ettiğine dikkat çekti. Nahles, iş gücü piyasasının ağustosta geleneksel mevsimsel etkilerin ötesinde kayda değer bir dinamizm ortaya koymadığını belirtti. Bu tablo, Almanya ekonomisinde büyüme tarafında ortaya çıkan olumlu sinyallerin henüz istihdam piyasasına güçlü biçimde yansımadığını gösteriyor. İşsizlikte 3 milyon eşiği ikinci ayda da aşıldı Almanya’da işsiz sayısı yaz tatili döneminin başlamasıyla birlikte temmuz ayında nisan ayından bu yana ilk kez 3 milyon seviyesinin üzerine çıkmıştı. Ağustosta da bu seviyenin üzerinde kalınması, iş gücü piyasasındaki zayıflığın yalnızca tek aylık mevsimsel bir hareket olup olmadığı sorusunu gündeme getirdi. İşsiz sayısındaki aylık artışın yanı sıra yıllık bazda da yükseliş görülmesi, ekonomik aktivitedeki zayıflığın istihdam üzerindeki etkisinin devam ettiğine işaret ediyor. Mevsimsellik tek başına açıklamıyor Almanya’da yaz aylarında işsizlikte belirli ölçüde artış yaşanması olağan kabul ediliyor. Ancak uzmanlar, temmuzdan itibaren görülen yükselişin yalnızca mevsimsel faktörlerle açıklanamayacağına dikkat çekiyor. Ekonomideki dönemsel zayıflık ve şirketlerin istihdam konusunda temkinli davranması, iş gücü piyasasındaki durgunluğun diğer önemli unsurları arasında gösteriliyor. Bu nedenle önümüzdeki aylarda istihdam verilerinin seyri, Almanya ekonomisindeki toparlanmanın ne kadar güçlü ve kalıcı olduğunun önemli göstergelerinden biri olacak. Büyüme sinyalleri istihdamı destekleyecek mi? Almanya ekonomisinde son dönemde daha olumlu büyüme sinyalleri görülmeye başlanması, iş gücü piyasası açısından da beklentileri destekliyor. Ancak ekonomik büyümenin istihdama yansıması genellikle gecikmeli gerçekleşebiliyor. Şirketlerin üretim ve sipariş görünümüne ilişkin güveninin güçlenmesi halinde yeni istihdam yaratma eğiliminin de önümüzdeki dönemde artabileceği değerlendiriliyor. Bu nedenle Almanya açısından kritik soru yalnızca ekonominin yeniden büyümeye başlaması değil, bu büyümenin yeni istihdam yaratıp yaratamayacağı olacak. Avrupa ekonomisi için kritik gösterge Almanya, Avrupa'nın en büyük ekonomisi olması nedeniyle iş gücü piyasasındaki gelişmeler yalnızca ülke ekonomisi açısından değil, Avro Bölgesi'nin genel görünümü açısından da önem taşıyor. İşsizliğin yüksek seviyelerde kalması iç talep ve tüketici güveni üzerinde baskı yaratabilirken, istihdam piyasasındaki toparlanmanın hızlanması ekonomik büyümenin daha geniş bir tabana yayılmasına katkı sağlayabilir. Ağustos verileri ise Almanya ekonomisinin toparlanma sürecine girdiğine ilişkin olumlu sinyallerin henüz iş gücü piyasasında belirgin bir karşılık bulmadığını ortaya koyuyor.

Ekonomik Güven Endeksi Mart ayında yüzde 2,8 düştü Haber

Ekonomik Güven Endeksi Mart ayında yüzde 2,8 düştü

Güvende en sert düşüşler yüzde 3,9’la reel sektör ve inşaatta. Perakende ticarette yüzde 2, tüketicide yüzde 0,8 ve hizmet sektöründe de yüzde 0,5 düşüş var. ABD ve İsrail ile İran arasında 28 Şubat’ta başlayan savaşın yarattığı jeopolitik gerilim, başta petrol arzı olmak üzere uluslararası ticarette ortaya çıkan aksama ve ileriye yönelik belirsizlikler, Türkiye’de tüm ekonomik aktörlerin beklentilerine olumsuz yansıdı ve genel güven düzeyinde sert düşüşe yol açtı. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı verilere göre Ekonomik Güven Endeksi, martta önceki aya göre yüzde 2,8 düşerek 97,9 oldu. Böylece ülke ekonomisindeki genel güven düzeyini yansıtan endeksin değeri yeniden 100 eşiğinin altına indi. Endeksin bileşenlerini oluşturan ekonomideki tüketici ve üretici tüm kesimlerin güven düzeyi mart ayında aşağı geldi. Alt endekslerdeki düşüşler, savaşın yarattığı dış şokun özellikle üretim ve yatırım tarafında daha güçlü hissedildiğine işaret etti. Tüketici Güven Endeksi, mevsim etkilerinden arındırılmış hizmet, perakende ticaret, inşaat sektörleri güven endeksleri ile Merkez Bankası tarafından yayımlanan reel kesim (imalat sanayii) güven endeksi alt endekslerinin ağırlıklandırılarak birleştirilmesinden oluşturuluyor. Ekonomik güven endeksi 0-200 aralığında değer alabiliyor. Endeksin 100’den büyük olması genel ekonomik duruma ilişkin iyimserliği, 100’den küçük olması ise kötümserliği gösteriyor. Savaşın ilk şoku Dünya'dan Naki Bakır'ın haberine göre, Ekonomik Güven Endeksi verisi, savaşın ilk bir aylık dönemine denk gelen mart ayını temsil ediyor. Ancak, endeksin bileşenleri olan reel kesim, hizmet, perakende ticaret ve inşaat güven endeksleri TÜİK ve Merkez Bankası iş birliği ile her ayın 1-15’i arasında yürütülen İktisadi Eğilim Anketi; tüketici güveni de Tüketici Eğilim Anketi sonuçlarından hesaplanıyor. Buna göre tüketici, hizmet, perakende, inşaat güven düzeyleri, anketler ayın ilk yarısında yapıldığı için bu dönemdeki algıyı yansıtıyor. Reel kesim güven düzeyi de ilgili anket ayın 15’i civarında tamamlandığı için sanayicilerin ay ortasındaki algı durumunu gösteriyor. Bu durum dikkate alınırsa, sonuçlar aslında savaşla geçen mart ayının ilk yarısındaki şoku ifade ediyor. Martın ikinci yarısında savaş sürecinin aldığı boyuta bağlı olarak güven düzeyinde yaşanan değişim izleyen ay açıklanacak endekslerde görülecek. En sert düşüş reel sektör ve inşaatta Mart ayında güven düzeyinde en belirgin gerileme reel kesim/imalat sanayii ile inşaat sektörlerinde görüldü. Reel Kesim Güven Endeksi önceki aya göre yüzde 3,9 oranında 4,1 puan düşerek eşik değer olan 100’e, başka deyişle güvende iyimser bölgenin sınırına indi. Reel sektördeki düşüş, ihracat pazarlarına ilişkin belirsizlik, enerji fiyatlarında artış riski ve finansman koşullarına yönelik kaygıların arttığını gösteriyor. Marttaki düşüşlerle Reel Kesim Güven Endeksi bir yıl önceki düzeyinin 3,2 puan altına ve son sekiz ayın dip düzeyine geldi. Uzunca bir dönemdir zaten kötümser bölgede seyreden İnşaat Sektörü Güven Endeksi de martta yüzde 3,9 düşerek 80,6’ya kadar geriledi. İnşaat tarafındaki gerileme ise zaten zayıf seyreden talep ortamının jeopolitik risklerle daha da kırılgan hale geldiği, gelecek döneme ilişkin beklentilerde kötüleşmenin arttığına işaret ediyor. İnşaat Sektörü Güven Endeksi bir yıl önceye göre yüzde 9,3’lük düşüşle Mart 2025 düzeyinin 8,3 puan altına indi. Düşüş perakende de güçlü, hizmette sınırlı İç talebe daha duyarlı sektörlerde düşüş reel sektör ve inşaata göre daha sınırlı kaldı. Ancak perakende ticaret güven endeksi önceki aya göre yine güçlü bir güven kaybı sayılacak yüzde 2 ile görece düşüşle 113,6’ya geriledi. Bu düşüş, savaşın ilk bir aylık döneminde tüketim faaliyetini tamamen bozmadığını, ancak mağazalar, zincir marketler ve giyim, elektronik gibi alanlarda doğrudan tüketiciyle temas eden firmaları kapsayan perakende ticarette risklerin büyüdüğü, gerilimin arttığı, işletmelerin gelecek aylara ilişkin temkinli bir beklentiye geçtiğini gösterdi. Turizm, ulaştırma, konaklama, bilgi-iletişim gibi alt sektörleri kapsayan hizmet sektörü endeksi ise yüzde 0,5’le daha sınırlı bir düşüş kaydederek 113,2’ye geriledi. Sektörde, güven düzeyindeki düşüş sınırlı kalmakla birlikte, gelecek döneme ilişkin talep daralması ve fiyat düzeyinde gerileme beklentilerinin güçlendiği gözlendi. Belirsizlik kanalı çalışıyor Ekonomistler, savaşın Türkiye ekonomisine olumsuz etkisinin ilk etapta başlıca şu üç kanal üzerinden ortaya çıktığını belirtiyor: * Enerji fiyatlarında yükseliş ve bunun de­vam etme riski * Finansal piyasalarda oynaklık ve sermaye çıkışlarında hızlanma * Dış talep ve ticaret beklentilerinde zayıflama. Güven endeksle-rindeki bozulma ekonomideki aktörlerin ilk şokunu yansıtırken, savaşın temel ekonomik göstergelerde yol açtığı somut ektiler ise istatistiki verilere henüz yeterince yansımadı. Ancak izleyen aylarda bunun daha somut olarak görüleceği ve ekonomik aktörlerin üretim, yatırım ve tüketim kararlarının daha temkinli hale gelebileceğine işaret ediliyor. Tüketici güveni daha da dibe indi Zaten uzun süredir iyimserlik eşiği olan 100’ün oldukça altında bulunan Tüketici Güven Endeksi de martta yüzde 0,8 düşüşle 85’e indi. Bu değişim, hane halkının enflasyon, gelir ve gelecek beklentilerinde sınırlı bir kötüleşmeye işaret ediyor. Ancak söz konusu endeks TÜİK ve Merkez Bankası tarafından her ayın 1-15’i arasında yürütülen Tüketici Eğilim Anketi sonuçlarından hesaplandığı için, mart ayı verisi, savaşın süresi ve sonucunun henüz öngörülemediği ilk iki haftadaki durumu yansıtıyor. Hanelerin kendi maddi durumları ve genel ekonomiye ilişkin değerlendirmeleri ile geleceğe ilişkin beklentileri ve harcama eğilimini yansıtan Tüketici Güven Endeksini oluşturan ve çoğu 100 baz değerin altında seyreden alt endekslerde, savaşın henüz yeni olduğu ve ne kadar süreceğinin kestirilemediği ilk iki haftadaki bu düşüşler, beklentilerde genel bir bozulmaya işaret ediyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.