SON DAKİKA
Hava Durumu

#Tüfe

Ekometre - Tüfe haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tüfe haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Finansmanda rahatlama 2027’ye kaldı Haber

Finansmanda rahatlama 2027’ye kaldı

Yabancı finans kuruluşlarının önemli bölümü ekim ayında 100 baz puanlık indirim öngörürken, KOBİ kredilerindeki büyüme sınırının yükseltilmesi ve likidite düzenlemeleri işletmelerin finansman imkanlarını destekliyor. Uzmanlar, ilk rahatlamanın KOBİ’ler, ihracatçılar ve yatırım odaklı şirketlerde hissedileceğini, ticari kredi faizlerinde belirgin düşüşün ise 2027’nin ilk yarısında gündeme gelebileceğini değerlendiriyor. Türkiye’de enflasyondaki gerileme ve para politikasında gevşeme beklentileri, reel sektörün finansman koşullarına ilişkin umutları artırdı. Eylül ayında tüketici fiyat endeksi (TÜFE) aylık yüzde 1,84 artarken yıllık enflasyon yüzde 29,73’e geriledi. Böylece yıllık enflasyon Kasım 2021’den bu yana ilk kez yüzde 30’un altına indi. Enflasyondaki düşüş, Merkez Bankası’nın faiz politikasına yönelik beklentileri etkilerken, kredi piyasasında normalleşmenin ne zaman ve hangi kesimlerde hissedileceği de gündemin öne çıkan başlıkları arasında yer aldı. Faiz indirimi beklentileri güçleniyor Piyasaların odağı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) 22 Ekim’de gerçekleştireceği Para Politikası Kurulu toplantısına çevrildi. Yabancı finans kuruluşlarının faiz kararına ilişkin tahminleri farklılaşsa da kurumların önemli bölümü 100 baz puanlık indirim bekliyor. Citi, ekim ayında 100 baz puanlık faiz indirimi öngörürken yıl sonu politika faizi tahminini yüzde 35 seviyesinde koruyor. Commerzbank ve BBVA da 100 baz puanlık indirim beklentisini paylaşıyor. BBVA, dış koşullarda yeni bir bozulma yaşanmaması halinde aralık ayında da benzer büyüklükte bir indirim yapılabileceğini değerlendiriyor. Goldman Sachs ise faiz indirimi için henüz erken olduğu görüşüyle politika faizinin yüzde 37’de sabit tutulmasını bekliyor. KOBİ kredilerinde yeni düzenleme Faiz kararına yönelik beklentilerin yanı sıra TCMB’nin ekim ayı başında yaptığı düzenlemeler de işletmelerin finansmana erişimi açısından önem taşıyor. Bankaların KOBİ kredilerindeki aylık büyüme sınırı yüzde 4,5’ten yüzde 5’e yükseltilirken, Türk lirası zorunlu karşılıklara ilişkin bloke tesis oranlarında da indirime gidildi. Düzenlemelerle bankaların likidite yönetiminin desteklenmesi ve işletmelere kredi sağlama imkanlarının genişletilmesi amaçlanıyor. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de makroihtiyati adımlarla finansal sistemi ve reel ekonomiyi desteklediklerini belirtti. Kredi büyüme sınırındaki artışın ve zorunlu karşılık düzenlemelerinin bankaların likidite yönetimini güçlendireceğini ifade eden Şimşek, dezenflasyon süreciyle uyumlu, hedefli ve seçici adımların sürdürüleceğini vurguladı. Yeni düzenlemeler özellikle işletme sermayesi ve yatırım finansmanına ihtiyaç duyan şirketler açısından önem taşıyor. Ancak kredi imkanlarının genişlemesi kadar, işletmelerin kullandığı kredilerin maliyetinin ne zaman düşeceği de belirleyici olacak. Ölçülü normalleşme bekleniyor Ahlatcı Yatırım Araştırma Müdür Yardımcısı Dinçer Kurt, enflasyondaki gerilemenin TCMB’ye faiz indirimi için daha geniş bir hareket alanı sağladığını belirtti. Kurt, ekim toplantısında 100 baz puanlık indirimin olası senaryolardan biri olduğunu ifade ederken, bu adımın hızlı ve agresif bir gevşeme sürecinin başlangıcı olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekti. Para politikasında ölçülü bir normalleşme beklediğini belirten Kurt, enerji fiyatları, hizmet enflasyonu ve enflasyon beklentilerindeki risklerin yakından izleneceğini kaydetti. Kurt’un yıl sonu politika faizi tahmini yüzde 35 civarında bulunurken, 2027’nin ilk yarısına ilişkin beklentisi yüzde 30-32 bandında şekilleniyor. Kredi faizlerine yansıma gecikebilir Politika faizindeki olası indirimlerin ticari kredi maliyetlerine aynı hızda yansıması beklenmiyor. Bankaların mevduat maliyetleri, likidite koşulları ve makroihtiyati düzenlemeler, kredi faizlerinin seyrinde belirleyici olmaya devam ediyor. Dinçer Kurt, politika faizindeki düşüşün ticari kredi faizlerine bire bir ve eş zamanlı yansımasının beklenmemesi gerektiğini belirterek, kredi maliyetlerindeki gerilemenin bankaların kaynak maliyetlerine bağlı olacağını ifade etti. Faiz indirimlerinin zaman içinde birikimli etki oluşturmasıyla ticari kredi piyasasında daha belirgin bir iyileşme yaşanabileceğini değerlendiren Kurt, politika faizi ile şirketlerin kullandığı kredilerin maliyeti arasında zaman farkı oluşabileceğine işaret etti. Belirgin rahatlama 2027’nin ilk yarısında Ticari kredi faizlerinde daha güçlü bir düşüş için 2027’nin ilk yarısını işaret eden Kurt, politika faizindeki indirimlerin birikimli hale gelmesi ve bankaların fonlama maliyetlerinin gerilemesinin bu süreçte etkili olacağını belirtti. Genel kredi faizlerinde de aynı dönemde aşağı yönlü hareket bekleyen Kurt, faiz indirimlerinin mevduat ve kredi maliyetlerine ne ölçüde yansıyacağının yakından izlenmesi gerektiğini vurguladı. Öncelik KOBİ’ler ve ihracatçılar Finansmana erişimdeki iyileşmenin bütün kesimlerde aynı anda ve aynı ölçüde gerçekleşmesi beklenmiyor. Dinçer Kurt’a göre ilk rahatlama, işletme sermayesi ve yatırım finansmanı ihtiyacı bulunan reel sektör şirketlerinde görülebilir. KOBİ’ler, ihracatçılar ve yatırım yapmayı planlayan işletmeler, kredi imkanlarındaki kademeli iyileşmeden öncelikli olarak yararlanabilecek kesimler arasında bulunuyor. Buna karşılık hanehalkı kredilerinde aynı hızda bir gevşeme öngörülmüyor. TCMB’nin kredi büyüme sınırına ilişkin düzenlemesinin de kredi kanalını tamamen açmaktan ziyade finansal kaynakların yönlendirileceği alanları belirlediğini ifade eden Kurt, üretim ve yatırım odaklı bir normalleşme sürecinin öne çıkacağını belirtti. Yatırım iştahı desteklenebilir Ticari kredi faizlerindeki olası düşüşün yatırımlara etkisinde bankaların fonlama maliyetleri kritik rol oynayacak. Enflasyon beklentilerindeki iyileşmenin korunması ve bankaların kaynak maliyetlerinin gerilemesi halinde ticari kredi faizlerinde daha belirgin bir normalleşme yaşanabileceği değerlendiriliyor. Böyle bir gelişmenin işletmelerin yatırım kararlarını ve işletme sermayesi finansmanını desteklemesi bekleniyor. Önümüzdeki dönemde temel beklenti, ekonominin bütün kesimlerine yayılan hızlı bir kredi genişlemesinden çok, üretim, ihracat ve yatırımları destekleyen seçici bir finansal normalleşmenin gerçekleşmesi yönünde şekilleniyor.

Çin’in dış ticaret fazlası 133,5 milyar dolara ulaştı Haber

Çin’in dış ticaret fazlası 133,5 milyar dolara ulaştı

Çin’in dış ticaret performansı eylül ayında güçlü bir yükseliş gösterdi. Çin Gümrükler Genel İdaresi tarafından açıklanan verilere göre, ülkenin ihracatı yıllık bazda yüzde 36,3 artarak 447,1 milyar dolara, ithalatı ise yüzde 31 yükselerek 313,6 milyar dolara ulaştı. Eylül ayında 133,5 milyar dolar olarak hesaplanan dış ticaret fazlası, Ocak 2025’ten bu yana en yüksek seviyeye çıktı. Çin, Ocak 2025’te 137,9 milyar dolarlık dış ticaret fazlası vermişti. Teknoloji ürünlerine talep ihracatı destekledi Çin Gümrükler Genel İdaresinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Vang Cün, ihracattaki güçlü artışta yapay zekâ bilgisayar sistemleri ve elektrik altyapısına yönelik küresel talebin etkili olduğunu belirtti. Bu talebin çip ve elektronik bileşenlere yönelik siparişleri artırdığı ifade edildi. Eylül ayında Çin’in ABD’ye ihracatı yıllık yüzde 39,5, Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) ülkelerine ihracatı yüzde 52,2, Avrupa Birliği (AB) ülkelerine ihracatı ise yüzde 25,2 arttı. İthalat artışı da hız kazandı Çin’in ithalatı eylülde yıllık yüzde 31 artarak 313,6 milyar dolara yükseldi. Bu oran, ağustos ayında kaydedilen yüzde 28,2’lik artışın üzerinde gerçekleşti. Yılın ilk üç çeyreğinde ithalat yıllık yüzde 27,5 artışla 2,43 trilyon dolara ulaştı. Teknoloji ürünleri, ithalat büyümesinin başlıca itici güçlerinden biri oldu. Küresel enerji ve ham madde fiyatlarındaki yükseliş de ithalat değerlerini etkiledi. Dış ticaret fazlasında yeni rekor beklentisi Çin’in dış ticaret fazlası yılın ilk dokuz ayında 938,1 milyar dolara ulaştı. Ülkenin 2025 yılında 1,19 trilyon doları aşan dış ticaret fazlasının ardından bu yıl da yeni bir rekora ulaşabileceği değerlendiriliyor. ING Group Çin Başekonomisti Lynn Song, ihracat, ithalat ve dış ticaret fazlasının eylülde beklentilerin üzerinde gerçekleştiğine dikkat çekti. Song, temel ticari ilişkilerin yıl sonuna kadar istikrarlı kalmasının Çin ekonomisinin büyümesini destekleyebileceğini belirtti. Song’a göre teknoloji ve ulaşım sektörleri, Çin’in ihracat performansında öne çıkan alanlar arasında yer alıyor. Ülkenin ihracat ürünleri ve pazarlarının son 10 yılda önemli ölçüde değiştiğini belirten Song, daha yüksek katma değerli ürünlerin ihracattaki ağırlığının arttığını ifade etti. Enflasyon verileri iç talepteki zayıflığa işaret etti Çin’in dış ticaretindeki güçlü performansa karşın enflasyon verileri iç tüketimin henüz yeterince güçlenmediğini gösterdi. Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), eylülde yıllık yüzde 0,9 artarak ağustos ayına göre hızlandı ancak piyasa beklentilerinin altında kaldı. Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) ise yıllık yüzde 5 yükseldi. Böylece üretici fiyatları Haziran 2022’den bu yana en hızlı artışını kaydetti. ÜFE için piyasa beklentisi yüzde 3,8 seviyesindeydi. Enerji fiyatlarındaki yükseliş, üretici fiyatlarındaki artışta etkili oldu. Ekonomi yönetiminden yeni destek adımları gelebilir Dış ticaretin büyümeye sağladığı katkıya rağmen iç tüketimdeki zayıf görünüm, Çin ekonomi yönetiminin büyüme hedeflerini desteklemek amacıyla yeni politika adımları atabileceği beklentisini güçlendirdi. Lynn Song, son aylarda hızlanan ihracatın Çin’in geçen yılki rekor dış ticaret fazlasını aşmasına imkân sağlayabileceğini belirtti. Teknoloji ürünlerine yönelik talebin sürmesi ve ticari ilişkilerin istikrarlı kalması, yılın geri kalanında dış ticaret performansının seyrini belirleyecek başlıca unsurlar arasında bulunuyor.

ABD enflasyonu yüzde 3,7’ye çıktı Haber

ABD enflasyonu yüzde 3,7’ye çıktı

Verilerin ardından altın fiyatlarında düşüş yaşandı; gram altın 6 bin 500 TL seviyesinin altına geriledi. ABD’de eylül ayına ilişkin tüketici enflasyonu verileri açıklandı. ABD Çalışma İstatistikleri Bürosu (BLS) tarafından yayımlanan verilere göre tüketici fiyatları aylık yüzde 0,6, yıllık yüzde 3,7 arttı. Yıllık enflasyonun beklentilerin üzerinde gerçekleşmesi finansal piyasalarda hareketliliğe neden olurken, altın fiyatları geriledi. Veri açıklanmadan önce 6 bin 600 TL seviyelerinde işlem gören gram altın, açıklamanın ardından 6 bin 500 TL psikolojik desteğinin altına sarktı. Yıllık enflasyon beklentileri aştı ABD’de tüketici fiyat endeksi (TÜFE), eylül ayında bir önceki aya göre yüzde 0,6 yükseldi. Ağustosta aylık enflasyon yüzde 0,4 olarak kaydedilmişti. Yıllık enflasyon ise ağustostaki yüzde 3,4 seviyesinden eylülde yüzde 3,7’ye çıktı. Reuters anketine katılan ekonomistler, aylık enflasyonun yüzde 0,6, yıllık enflasyonun ise yüzde 3,6 olmasını bekliyordu. Aylık artış beklentilerle örtüşürken yıllık enflasyonun tahminleri aşması, piyasaların odağına yerleşti. Gram altın 6 bin 500 TL desteğinin altına indi ABD enflasyon verilerinin açıklanmasının ardından altın fiyatlarında sert düşüş görüldü. Veri öncesinde 6 bin 600 TL seviyelerinde bulunan gram altın, açıklama sonrasında 6 bin 500 TL seviyesinin altına geriledi. Böylece gram altında yaklaşık 100 TL’lik düşüş kaydedildi. Yıllık enflasyonun beklentileri aşması, altın piyasasındaki hareketliliğin öne çıkan gelişmelerinden biri oldu. Benzin fiyatlarındaki artış enflasyonu yukarı taşıdı ABD’de eylül ayında tüketici fiyatlarındaki yükselişte enerji maliyetleri etkili oldu. Benzin fiyatları mevsim etkilerinden arındırılmış olarak aylık yüzde 9,1 arttı. Bu yükseliş, aylık enflasyondaki artışın yarısından fazlasını oluşturdu. Enerji endeksi eylülde yüzde 5,2 yükselirken, ağustosta artış yüzde 2,1 olmuştu. Mevsim etkilerinden arındırılmamış verilere göre benzin fiyatları aylık yüzde 6,5 arttı. Enerji fiyatlarında yıllık artış yüzde 20,4 Enerji endeksi eylül ayında yıllık bazda yüzde 20,4 yükseldi. Benzin fiyatlarındaki yıllık artış ise yüzde 34,2 olarak hesaplandı. Elektrik fiyatları aylık yüzde 0,2 artarken doğal gaz fiyatları yüzde 0,3 geriledi. Enerji fiyatlarındaki güçlü yükselişte benzin kalemi belirleyici oldu. Gıda fiyatları aylık bazda değişmedi ABD’de gıda endeksi eylül ayında aylık bazda sabit kaldı. Endeks, önceki iki ayda yüzde 0,1 artış göstermişti. Evde tüketilen gıdaların fiyatları yüzde 0,1 geriledi. Altı temel market gıda grubunun üçünde fiyatlar düşerken diğer üç grupta artış kaydedildi. Et ve süt ürünlerinde fiyatlar düştü Eylül ayında et, kümes hayvanları, balık ve yumurta grubunda fiyatlar aylık yüzde 0,5 azaldı. Sığır eti fiyatları yüzde 1 geriledi. Süt ve süt ürünleri grubunda yüzde 0,9 düşüş yaşanırken, süt fiyatları yüzde 2 azaldı. Alkolsüz içecek fiyatları ise aynı dönemde yüzde 0,9 yükseldi. Restoran fiyatları artışını sürdürdü Evde tüketilen gıdalardaki fiyat gerilemesine karşın restoran ve benzeri işletmelerde fiyatlar yükselmeye devam etti. Ev dışında tüketilen gıdaları kapsayan endeks eylülde aylık yüzde 0,2 arttı. Tam hizmet veren restoranlarda fiyatlar yüzde 0,3, sınırlı hizmet sunan restoranlarda ise yüzde 0,2 yükseldi. Yıllık gıda enflasyonu yüzde 2,5 oldu ABD’de gıda fiyatları eylül ayında yıllık bazda yüzde 2,5 arttı. Evde tüketilen gıdalardaki yıllık artış yüzde 1,8 olurken, ev dışında tüketilen gıdalarda bu oran yüzde 3,5 olarak gerçekleşti. Eylül verileri, enerji fiyatlarındaki yükselişin genel enflasyon üzerinde etkili olduğunu ortaya koydu. Yıllık enflasyonun beklentileri aşmasının ardından altın fiyatlarında düşüş yaşanırken, gram altın 6 bin 500 TL seviyesinin altına geriledi.

Emekli zammında ilk tablo netleşti Haber

Emekli zammında ilk tablo netleşti

Temmuz, ağustos ve eylül aylarındaki enflasyonun birikimli etkisi yüzde 5,56 olurken, yıl sonu beklentilerine göre zam oranının yüzde 9,04 ile yüzde 10,11 arasında oluşabileceği hesaplanıyor. İlk üç ay tamamlandı SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin ocak ve temmuz aylarında alacağı zam, önceki altı aylık dönemde gerçekleşen TÜFE artışına göre belirleniyor. 2026'nın ikinci yarısında temmuz ayında yüzde 1,78, ağustosta yüzde 1,84 ve eylülde yüzde 1,84 enflasyon gerçekleşti. Böylece üç aylık dönemde birikimli enflasyon yüzde 5,56'ya ulaştı. Ocak 2027'de uygulanacak kesin zam oranının belirlenmesi için ekim, kasım ve aralık ayı enflasyon verilerinin açıklanması gerekiyor. İlk senaryo yüzde 10,07 Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın eylül ayı Piyasa Katılımcıları Anketi'nde 2026 yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 29,61'e yükseldi. Bu beklentinin gerçekleşmesi halinde 2026'nın ikinci yarısındaki altı aylık enflasyonun yaklaşık yüzde 10,07 olması hesaplanıyor. Bu durumda SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin Ocak 2027 zammı da yaklaşık yüzde 10,07 seviyesinde oluşacak. OVP senaryosu yüzde 9,04 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program'da 2026 yıl sonu enflasyon hedefi yüzde 28,4 olarak belirlendi. Bu hedefin gerçekleşmesi halinde yılın ikinci yarısındaki altı aylık enflasyonun yaklaşık yüzde 9,04 olması bekleniyor. Buna göre SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin Ocak 2027 zammı yüzde 9,04 civarında gerçekleşebilir. AA Finans yüzde 10,11 AA Finans'ın eylül ayı Enflasyon Beklenti Anketi'nde ekonomistlerin 2026 yıl sonu enflasyon beklentisi ortalama yüzde 29,66 oldu. Bu tahminin gerçekleşmesi halinde 2026'nın ikinci yarısındaki altı aylık enflasyonun yaklaşık yüzde 10,11'e ulaşacağı hesaplanıyor. Bu senaryoda emeklilerin Ocak 2027 zammı yüzde 10,11 seviyesine çıkabilir. Üç zam senaryosu Mevcut yıl sonu enflasyon beklentilerine göre Ocak 2027 için üç farklı senaryo öne çıkıyor: TCMB Piyasa Katılımcıları Anketi: yüzde 10,07 Orta Vadeli Program: yüzde 9,04 AA Finans Beklenti Anketi: yüzde 10,11 Buna göre SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin altı aylık enflasyona bağlı zam oranının yüzde 9,04 ile yüzde 10,11 arasında oluşması bekleniyor. Taban maaş ayrı hesaplanacak Mevcut en düşük emekli aylığı 23 bin 552 TL seviyesinde bulunuyor. Bu tutarın söz konusu zam oranlarıyla artırılması halinde yaklaşık 25 bin 681 TL ile 25 bin 933 TL arasında bir rakam ortaya çıkıyor. Ancak en düşük emekli aylığı, SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin kök maaşlarına uygulanan altı aylık enflasyon oranıyla otomatik olarak belirlenmiyor. Taban aylığın artırılması için ayrıca yasal düzenleme gerekiyor. Son üç veri bekleniyor Ocak 2027 emekli zammının kesinleşmesi için ekim, kasım ve aralık ayı enflasyon verileri takip edilecek. Aralık ayı enflasyonunun açıklanmasıyla birlikte 2026'nın ikinci yarısındaki altı aylık toplam enflasyon kesinleşecek. Böylece SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin Ocak 2027'de alacağı zam oranı da netleşmiş olacak. En düşük emekli aylığının ne kadar olacağı ise altı aylık enflasyonun ardından yapılacak yasal düzenlemeyle kesinleşecek.

Eylül ayı enflasyonu açıklandı Haber

Eylül ayı enflasyonu açıklandı

Yıllık enflasyon böylece yüzde 30’un altına inerken, 12 aylık ortalama enflasyon yüzde 31,49 olarak gerçekleşti. Yıllık enflasyon geriledi TÜİK verilerine göre TÜFE, Eylül 2026’da bir önceki aya göre yüzde 1,84 arttı. Yıllık enflasyon ise ağustostaki yüzde 31,51 seviyesinden yüzde 29,73’e geriledi. Aylık enflasyon ağustos ayında da yüzde 1,84 olarak gerçekleşmişti. Böylece eylülde aylık fiyat artışının hızında değişim yaşanmazken, baz etkisinin de katkısıyla yıllık enflasyonda düşüş görüldü. Kira artışında oran yüzde 31,49 TÜFE’de 12 aylık ortalamalara göre artış yüzde 31,49 oldu. Bu oran, ekim ayında yenilenecek konut ve iş yeri kira sözleşmelerindeki artış üst sınırının belirlenmesinde esas alınacak oran olarak öne çıkıyor. Ocak zammı için kritik veri Eylül enflasyonu, memur ve emeklilerin Ocak 2027 dönemindeki zam hesaplamaları açısından da önemli bir veri oluşturuyor. Ancak Ocak ayındaki kesin zam oranı henüz belli değil. Yılın ikinci yarısındaki enflasyonun tamamlanmasının ardından oluşacak altı aylık enflasyon farkı, zam hesaplamalarında belirleyici olacak. İstanbul’da enflasyon yüzde 2,11 İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) verilerine göre İstanbul’da perakende fiyatlar eylül ayında aylık bazda yüzde 2,11 arttı. İstanbul Tüketici Fiyat İndeksi’nde yıllık değişim yüzde 33,55 olurken, 12 aylık ortalamalara göre değişim oranı da ayrıca takip edilen göstergeler arasında yer aldı. Eğitim fiyatları öne çıktı İstanbul’da eylül ayındaki fiyat artışlarında eğitim harcamaları dikkat çekti. Eğitim grubunda fiyatlar bir önceki aya göre yüzde 22,59 yükseldi. Yeni eğitim öğretim yılının başlamasıyla birlikte eğitim hizmetleri ve ilgili ürünlerde yaşanan fiyat artışları, İstanbul’daki enflasyonun yükselmesinde etkili oldu. Ulaştırmada artış yüzde 4,60 Eylül ayında İstanbul’da ulaştırma harcamaları yüzde 4,60 arttı. Çeşitli mal ve hizmetlerde yüzde 2,96, lokanta ve otellerde yüzde 2,42, haberleşmede ise yüzde 2,24 artış görüldü. Ev eşyası grubunda fiyatlar yüzde 1,93, eğlence ve kültürde yüzde 1,73, konutta yüzde 1,69 arttı. Giyim ve ayakkabı fiyatları yüzde 0,91 yükseldi. Gıdada sınırlı artış İstanbul’da gıda ve alkolsüz içecekler grubundaki aylık fiyat artışı yüzde 0,14 ile sınırlı kaldı. Alkollü içecekler ve tütün ile sağlık harcamaları gruplarında ise eylül ayında fiyat değişimi gerçekleşmedi. Enflasyon yüzde 30’un altında Eylül verileriyle birlikte Türkiye’de yıllık tüketici enflasyonu yüzde 29,73’e geriledi. Aylık yüzde 1,84’lük artışa rağmen yıllık oranın yüzde 30’un altına inmesi, fiyat artışlarının yıllık hızında aşağı yönlü seyrin sürdüğünü gösterdi.

Fed’in Jackson Hole mesajı piyasayı değiştirdi Haber

Fed’in Jackson Hole mesajı piyasayı değiştirdi

Açıklamaların ardından piyasalarda eylül ayında faiz artışı ihtimali yaklaşık yüzde 50’ye yükseldi. ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Kevin Warsh, Jackson Hole Sempozyumu’nda verdiği mesajlarla para politikasının önceliğinin değişmediğini ortaya koydu. Enflasyonun yüzde 2 hedefine ikna edici ve sürdürülebilir bir hızda ilerlemediğini belirten Warsh, fiyat istikrarı sağlanıncaya kadar Fed’in kararlı duruşunu koruyacağı sinyalini verdi. Warsh’ın açıklamaları finansal piyasalarda hızlı bir karşılık buldu. Faiz vadeli işlem piyasalarında Fed’in eylül toplantısında faiz artırabileceğine yönelik fiyatlama, konuşma öncesindeki yaklaşık yüzde 36 seviyesinden yüzde 50 civarına yükseldi. Enflasyonda kalıcı iyileşme görülmüyor Wyoming’de gerçekleştirilen Jackson Hole Sempozyumu’nda konuşan Warsh, temel enflasyon göstergelerinin Fed’in yüzde 2 hedefiyle uyumlu bir patikaya henüz yeterince güçlü biçimde girmediğini belirtti. Yaz aylarında açıklanan TÜFE ve PCE verilerinde olumlu gelişmeler görülmesine karşın, enflasyondaki ana eğilimin kalıcı biçimde iyileştiğine ilişkin yeterli kanıt bulunmadığını vurgulayan Warsh, Fed’in fiyat istikrarı hedefinden geri adım atmayacağını ifade etti. Yüzde 2 hedefi Fed’in temel çıpası Warsh’ın konuşmasında öne çıkan başlıklardan biri Fed’in yüzde 2’lik enflasyon hedefi oldu. Fed Başkanı, fiyat artışlarının hedefe doğru net ve sürdürülebilir biçimde ilerlediğinden emin olunması gerektiğini belirterek, gerekli görülmesi halinde ilave politika adımlarının gündeme gelebileceği mesajını verdi. Bu yaklaşım, Fed’in enflasyonla mücadelede erken bir gevşemeye gitmek yerine mevcut politika duruşunu koruyabileceği şeklinde yorumlandı. Finansal koşullar hâlâ yeterince sıkı değil Warsh ayrıca mevcut finansal koşulların enflasyonu hedef seviyeye çekmek açısından yeterince sıkı olmadığını söyledi. Faiz oranlarının para politikasının temel araçlarından biri olmaya devam edeceğini belirten Fed Başkanı’nın bu ifadeleri, piyasalarda doğrudan şahin bir mesaj olarak değerlendirildi. Eylül toplantısı yeniden kritik hale geldi Warsh’ın açıklamaları, Fed’in bir sonraki toplantısına ilişkin beklentileri de önemli ölçüde değiştirdi. Konuşma öncesinde yaklaşık yüzde 36 düzeyinde bulunan eylül ayında faiz artışı ihtimali, açıklamaların ardından yüzde 50 seviyesine yaklaştı. Böylece yatırımcıların bir bölümü, Fed’in enflasyonla mücadelede daha sıkı bir politika izleyebileceği ihtimalini yeniden fiyatlamaya başladı. İstihdam ve tüketim verileri yakından izlenecek Fed’in bundan sonraki kararlarında enflasyonun yanı sıra istihdam piyasasındaki gelişmeler ve ekonomik aktivitenin seyri belirleyici olacak. Perakende satışlardaki zayıflama ve istihdam piyasasında görülen soğuma işaretleri daha önce faiz artışı beklentilerini aşağı çekmişti. Ancak Jackson Hole’dan gelen şahin mesajlar, enflasyonun Fed açısından hâlâ birincil risk olduğunu yeniden ortaya koydu. Bu nedenle piyasaların odağında artık yalnızca ekonomik büyüme ve istihdam değil, fiyat baskılarının önümüzdeki dönemde nasıl şekilleneceği de bulunuyor. Fed’in eylül toplantısına kadar açıklanacak enflasyon ve istihdam verileri, faiz kararına ilişkin beklentilerin yönünü belirleyecek.

Altın yükselişte gözler ABD enflasyon verisinde Haber

Altın yükselişte gözler ABD enflasyon verisinde

Altın piyasasında hareketlilik devam ediyor. Küresel piyasalarda yatırımcıların gözü ABD’de açıklanacak temmuz ayı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verisine çevrilirken, altının ons fiyatı yeniden yükselişe geçti. Spot altının ons fiyatı 4 bin 414 dolar seviyesine yaklaşırken, yurt içinde gram altın 6 bin 767 TL seviyelerinde işlem görüyor. Altın fiyatlarında yükseliş Gram altın, ağustos ayının başından bu yana yükselişini sürdürürken yatırımcıların odağında ABD enflasyon verisi bulunuyor. Piyasalarda enflasyon verisinin, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) para politikasına ilişkin beklentiler üzerinde belirleyici olması bekleniyor. Enflasyonun beklentilerin altında kalması halinde Fed’in faiz politikasında daha gevşek bir tutum izleyebileceği beklentisi güçlenebilir. Bu durumun altın fiyatlarını desteklemesi beklenirken, yüksek bir enflasyon verisi ise faiz indirimi beklentilerini zayıflatarak altın üzerinde baskı oluşturabilir. Jeopolitik riskler de altını destekliyor Altın fiyatlarında makroekonomik gelişmelerin yanı sıra jeopolitik riskler de etkili oluyor. Orta Doğu’daki gelişmeler ve bölgedeki gerilimin devam etmesi, yatırımcıların güvenli liman olarak görülen altına yönelmesini destekleyen unsurlar arasında bulunuyor. 12 Ağustos 2026 güncel altın fiyatları Altın türü Alış Satış Gram altın 6.767,28 TL 6.768,41 TL Ons altın 4.413,88 $ 4.414,61 $ Çeyrek altın 10.826,36 TL 11.064,64 TL Yarım altın 21.618,07 TL 22.163,03 TL Tam altın 43.774,00 TL 44.066,00 TL Cumhuriyet altını 43.303,96 TL 44.121,92 TL Ziynet altını 43.371,67 TL 44.190,50 TL Ata altın 44.251,55 TL 45.375,74 TL 14 ayar bilezik 3.681,32 TL 4.897,80 TL 22 ayar bilezik 6.126,28 TL 6.339,77 TL Altın fiyatlarının gün içindeki seyri, ABD enflasyon verisinin yanı sıra doların ve tahvil faizlerinin hareketine göre şekillenmeye devam edecek.

Temmuzda mevduat kazandırdı Haber

Temmuzda mevduat kazandırdı

Buna karşılık külçe altın temmuzda yatırımcısına kaybettirirken, yıllık değerlendirmede en yüksek reel getiriyi sağlayan yatırım aracı oldu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), temmuz ayına ilişkin finansal yatırım araçlarının reel getiri oranlarını açıkladı. Veriler, kısa ve orta vadede mevduat faizinin öne çıktığını, uzun vadeli değerlendirmede ise altının yatırımcısına en yüksek reel kazancı sağladığını ortaya koydu. Aylık bazda en yüksek getiri mevduatta Temmuz ayında en fazla reel kazandıran yatırım aracı mevduat faizi oldu. Mevduat faizi, Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi’ne (Yİ-ÜFE) göre hesaplandığında yüzde 1,55, Tüketici Fiyat Endeksi’ne (TÜFE) göre ise yüzde 1,29 oranında reel getiri sağladı. Yİ-ÜFE ile yapılan hesaplamada Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS) yüzde 1,15, Amerikan Doları ise yüzde 0,23 oranında reel kazanç sağladı. Buna karşılık Euro yüzde 0,62, BIST 100 endeksi yüzde 2,36 ve külçe altın yüzde 4,55 oranında reel kayıp yaşattı. TÜFE’ye göre yapılan değerlendirmede de mevduat faizi ilk sıradaki yerini korudu. DİBS yüzde 0,89 oranında reel getiri sağlarken; dolar yüzde 0,03, Euro yüzde 0,87, BIST 100 yüzde 2,61 ve külçe altın yüzde 4,79 oranında değer kaybetti. 3 ve 6 aylık tabloda da mevduat önde Mevduat faizi, üç ve altı aylık dönemlerde de en yüksek reel getiriyi sağlayan yatırım araçlarından biri oldu. Üç aylık değerlendirmede mevduat faizi, Yİ-ÜFE’ye göre yüzde 3,08, TÜFE’ye göre ise yüzde 4,70 oranında reel kazanç sağladı. Aynı dönemde külçe altın, Yİ-ÜFE bazında yüzde 14,94, TÜFE bazında ise yüzde 13,61 oranında yatırımcısına kaybettirdi. Altı aylık dönemde de tablo değişmedi. Mevduat faizi Yİ-ÜFE ile yüzde 1,58, TÜFE ile yüzde 1,99 oranında reel getiri sağladı. Külçe altın ise bu dönemde en fazla kaybettiren yatırım aracı olarak öne çıktı. Altının reel kaybı Yİ-ÜFE’ye göre yüzde 20,55, TÜFE’ye göre yüzde 20,22 oldu. Yıllık değerlendirmede zirve altında Bir yıllık performansa bakıldığında ise külçe altın diğer yatırım araçlarını geride bıraktı. Külçe altın, Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 11,37, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 8,05 oranında reel getiri sağladı. Yıllık değerlendirmede Yİ-ÜFE bazında BIST 100 yüzde 5,88, DİBS yüzde 4,26 ve mevduat faizi yüzde 1,74 oranında reel kazanç sağladı. Aynı dönemde Amerikan Doları yüzde 8,43, Euro ise yüzde 10,49 oranında reel kayıp yaşattı. TÜFE bazlı yıllık hesaplamada ise BIST 100 yüzde 2,73, DİBS yüzde 1,16 oranında reel getiri sağlarken; mevduat faizi yüzde 1,28, dolar yüzde 11,16 ve Euro yüzde 13,15 oranında yatırımcısına kaybettirdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.