SON DAKİKA
Hava Durumu

#Termal Turizm

Ekometre - Termal Turizm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Termal Turizm haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Jeotermal sektöründen yasama yılı öncesinde TBMM’ye çağrı Haber

Jeotermal sektöründen yasama yılı öncesinde TBMM’ye çağrı

Jeotermal Enerji Derneği (JED) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap: “Türk jeotermal sektörü olarak Sayın Cumhurbaşkanımızın açıkladığı, 2035 yılında 4 bin 500 megavat jeotermal enerji kurulu güç hedefini başarmaya hazırız.” “Jeotermal faaliyetlerden tahsil edilen devlet payının belirli bir bölümü, kaynağın bulunduğu bölgedeki altyapı, çevresel iyileştirme, kırsal kalkınma, mesleki eğitim ve sosyal destek projelerinde kullanılmalı.” “Vatandaşımız, yaşadığı coğrafyanın ürettiği değeri günlük yaşamında doğrudan hissetmeli.” Jeotermal Enerji Derneği, sektörünü tek bir noktadan koordine edecek idari yapının kurulmasını, izin süreçlerinin hızlandırılmasını, arama ve sondajda destek mekanizmalarının geliştirilmesini ve Jeotermal Kanunu’nun günün ihtiyaçlarına göre yenilenmesini talep etti. Jeotermal Enerji Derneği (JED) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, derneğin taleplerini Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Dr. Alparslan Bayraktar ve Bakan Yardımcısı Abdullah Tancan başta olmak üzere ilgili tüm Bakanlık bürokrasisi ile paylaştıklarını belirtti. Öncelikli talep 2040 takvimi Kındap, sektörün ilk ve en öncelikli gündem maddesinin Yenilenebilir Enerji Kaynakalrı Destekleme Mekanizması (YEKDEM) kapsamındaki santrallerin işletmeye giriş tarihinin 31 Aralık 2030 tarihinden 2040 yılına uzatılması olduğunu vurguladı. Güneş enerjisi ile hibrit jeotermal santrallerin geliştirilmesi, jeotermalin entegre kullanımının teşvik edilmesi ve tesislerin bulunduğu sahalarda yerele doğrudan pay sağlayacak devlet hakkı uygulamaları önerdiklerini kaydeden Ali Kındap, “Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’mıza ilettiğimiz öneriler arasında; stratejik mineraller ve Geliştirilmiş Jeotermal Sistemler konusunda da yeni düzenlemeler, jeotermal enerji santrallerinin ruhsatlandırma, izin, denetim, imar ve taşınmaz temini süreçlerinin tek merkezden koordine edilmesi yer alıyor. Arama ve sondaj yatırımlarında risk paylaşımı ve sigorta modeli dahil olmak üzere, petrol ve doğal gazda olan teşvik mekanizmalarının geliştirilmesi, yatırımcıya uzun vadeli öngörülebilirlik sağlanması da sektörümüzün altı çizilmesi gereken talepleri arasında bulunuyor.” dedi. 4.500 MW Kurulu güç hedefini başarırız Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından tüm dünyaya ilan edilen 2035 yılı Ulusal Enerji Hedefi politika belgesinde, bugün bin 800 Megavat (MW) seviyesinde olan jeotermal enerji kurulu gücünün 9 yıl sonra iki buçuk kat artışla 4 bin 500 MW’a yükselmesinin öngörüldüğünü anımsatan Ali Kındap, Türk jeotermal sektörünün motivasyon, finansal güç ve yetişmiş insan kaynağı başlıklarında bu büyük yatırım ajandasını gerçekleştirmeye hazır olduğunu dile getirdi. Mevcut bürokratik yapıda jeotermal yatırımlarının, merkezi ve yerel yönetim kurumlarında farklı uygulamayla karşı karşıya kaldığını belirten Kındap, bu durumun yatırım sürelerini uzattığını, maliyetleri artırdığını ve denetimde ortak kuralların ve standartların uygulamasını zorlaştırdığını söyledi. Bütüncül bir kanun ihtiyacı Yeni yasama yılının jeotermal yatırımlar için bir dönüm noktası olabileceğinin altını çizen JED Başkanı Ali Kındap, şu değerlendirmeyi yaptı: “TBMM’de temsil edilen tüm siyasi partilerimize çağrıda bulunuyoruz. İklim koşullarından bağımsız, yüksek kapasite faktörüyle kesintisiz üretim yapabilen, şebeke dostu, tamamen yerli, temiz ve çok amaçlı olan jeotermal kaynaklarımızın ülkemize çok daha yüksek seviyede değer yaratmasını istiyoruz. Türkiye’nin enerji arz güvenliği, tarımsal üretimi, bölgesel kalkınması ve net sıfır hedefleri açısından jeotermalin taşıdığı değer, yalnızca kurulu güç rakamıyla ölçülemez. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımıza sunduğumuz önerilerin, yeni yasama yılında TBMM’nin ortak iradesiyle kalıcı düzenlemelere dönüşmesini bekliyoruz. Kamu yararını, çevresel sürdürülebilirliği, yerel kalkınmayı ve yatırım güvenliğini aynı zeminde buluşturan yeni bir dönem başlatabiliriz. Türk jeotermal sektörünün yarım asra yaklaşan birikimini, bugünün enerji güvenliği ve iklim hedefleriyle buluşturacak yeni bir hukuki çerçeveye ihtiyacımız var. Aramadan üretime, denetimden çevresel izlemeye kadar tüm süreçlerin ortak standartlarla yürütülmesi; yatırımcı, kamu ve bölge halkı açısından güveni güçlendirecektir. Sektörümüzün beklentisi, yeni yasama yılında bütüncül Jeotermal Kanunu’nun Meclis gündemine alınmasıdır.” Türk Jeotermal Sektörü TBMM’den neler bekliyor? Jeotermal kaynaklara ilişkin ruhsatlandırma, sicil, denetim, kaynak koruma, veri yönetimi ve idari yaptırım süreçlerinin uzmanlaşmış güçlü bir yapı tarafından koordine edilmeli. Kesintisiz elektrik üretiminin yanında ısıtma, seracılık, kurutma, termal turizm ve stratejik madencilik uygulamaları ile ekonomiye çok yönlü değer sunan jeotermal kaynakların taşıdığı büyük potansiyel, bütüncül bir kanunla harekete geçirilmeli. Rüzgâr ve güneş enerjisi yatırımlarındaki süreçleri hızlandırmak amacıyla getirilen “Süper İzin” benzeri kolaylaştırıcı düzenlemeler, jeotermal enerji yatırımlarını da kapsamalı. Lisanslı bir jeotermal santralin alanı, üretim ve reenjeksiyon kuyuları ile akışkan isale hatlarını kapsayan tüm taşınmaz temini işlemleri EPDK tarafından tek elden yürütülmeli. Petrol ve doğal gaz aramalarında uygulanan vergi istisnası ve muafiyetlere benzer destekler; jeotermal arama, sondaj, rezerv geliştirme ve üretim kuyularına da sağlanmalı. Kamu destekli bir “Jeotermal Arama Risk Fonu” ile risk paylaşım ve sigorta mekanizması kurulmalı; arama ve sondaj yatırımlarında KDV, ÖTV, damga vergisi ve harç istisnaları sağlanmalı. Sondaj ekipmanları ile yüksek sıcaklığa dayanıklı ekipman ve ölçüm cihazlarında yerli üretim geliştirilmeli ve yatırımcıların yerli ekipmana erişimi teşvik edilmeli. Jeotermal kaynakların sürdürülebilirliği ve çevrenin korunması bakımından kritik öneme sahip olan reenjeksiyon yatırımları stratejik çevre yatırımı olarak kabul edilmeli. Jeotermal akışkanın içerdiği lityum, bor, potasyum ve diğer ekonomik değere sahip elementlerin geri kazanılmasına ilişkin yasal belirsizlikler giderilmeli. Bu yatırımlar, jeotermal işletme faaliyetinin tamamlayıcı unsuru olarak görülerek; stratejik yatırım, kritik mineral yatırımı veya yüksek teknoloji yatırımı olarak desteklenmeli. Dünyada uygulama alanı hızla artan Geliştirilmiş Jeotermal Sistemler (Enhanced Geothermal System - EGS), ve “kızgın kuru kayaç” teknolojilerine yönelik ayrı bir mevzuat ve teşvik altyapısı oluşturulmalı. Jeotermal santrallerin iç tüketiminin diğer yenilenebilir enerji tesislerine göre çok daha yüksek olduğu gerçeğinden hareketle, yardımcı kaynağa dayalı hibrit kapasitelerin belirlenmesinde öncelikle tesislerin iç tüketimini karşılayacak asgari kapasite güvence altına alınmalı. Büyük ova kısıtları nedeniyle yardımcı kaynak tesislerinin mutlaka ana santrale bitişik olması koşulunun JES’ler için esnetilerek, ruhsat sahası içinde veya dışında uygun alanlarda kurulumuna izin verilmeli. Jeotermal faaliyetlerden tahsil edilen devlet payının belirli bir bölümü, kaynağın bulunduğu bölgedeki altyapı, çevresel iyileştirme, kırsal kalkınma, mesleki eğitim ve sosyal destek projelerinde kullanılmalı. Jeotermal kaynakların teknik ve rezerv kapasitesinin uygun olduğu bölgelerde konut ısıtması, sera ve tarımsal üretim için yerel kullanıma pay ayrılması ile jeotermalin sosyal kabulü güçlendirilmeli. Bölge halkı, yaşadığı coğrafyanın ürettiği değeri günlük yaşamında doğrudan hissetmeli.

Jeotermale ‘Hayır’ demek, ithâl kaynaklara ‘Evet’ demektir Haber

Jeotermale ‘Hayır’ demek, ithâl kaynaklara ‘Evet’ demektir

Jeotermal Enerji Derneği (JED) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, Anadolu ve Trakya coğrafyasında bin 500’ün üzerinde doğal jeotermal çıkış noktası olduğunu hatırlatarak, başta enerji olmak üzere yatırımların Ege’den ülke geneline doğru yayılması için seferberlik ilân edilmesi gerektiğini vurguladı. DOĞU ANADOLU JEOTERMAL ZENGİNİ Ağrı, Muş, Bingöl, Elazığ ve Van başta olmak üzere Doğu Anadolu illerinin tektonik yapıları gereği çok zengin jeotermal kaynaklara sahip olduğu bilgisini veren Kındap, “Jeotermal tamamen bizim olan, kullanırken kimseden izin istemediğimiz, kimseye bir para ödemeyeceğimiz; 7 gün 24 saat kesintisiz üretim yaptığımız; temiz, yenilenebilir ve sürdürülebilir bir kaynak. Doğu Anadolu Bölgemizdeki illerimizde, jeotermalin tüm kullanım alanlarında ülke ekonomisinin kalkınmasına hizmet edecek projeler geliştiriliyor. Pek çok kentimizde yurttaşlarımızın yatırımları desteklediğini görmek bizlere de mutluluk veriyor. Çünkü hepimiz biliyoruz ki tamamen bizim olan jeotermal enerjiye ‘hayır’ demek, kıt olan dövizimizi harcayarak ithal ettiğimiz enerji kaynaklarına ‘evet’ demek anlamına geliyor.” dedi. “Bilgi eksikliğini gidermek görevimiz” Muş ve Bingöl’de bazı vatandaşların bilgi eksikliğinden kaynaklı sebeplerle jeotermale karşı çıkabildiğini söyleyen Kındap, bu yöndeki eksikliğin giderilmesi ve karşı çıkışların siyasi istismar konusu olmaması için JED ve benzeri sivil toplum örgütlerine görev düştüğünü hatırlattı. “Türkiye’de halen enerji üreten ya da inşa halinde olan jeotermal santrallerin, dünyanın kabul ettiği en yüksek çevre standartlarına sahip olduklarına işaret eden JED Başkanı Ali Kındap, şu değerlendirmeyi yaptı: “Varto ve Karlıova başta olmak üzere Doğu Anadolu Bölgesi’nde gerçekleştirilecek jeotermal yatırımların, başta istihdam olmak üzere bölge ekonomisine çok farklı alanlarda katkı sağlamasını bekliyoruz. Bugün Ağrı’nın Diyadin ilçesi nasıl jeotermal seracılıkta bir Türkiye markası olduysa; Varto ve Karlıova gibi pek çok ilçemiz enerji üretiminde, termal turizmde, sebze ve meyve kurutma yatırımlarında, jeotermal madencilik uygulamalarında birer marka şehir olabilir. Gerek inşaat gerekse işletme süreçlerinde yaratılacak doğrudan ve dolaylı iş imkanları, bu ilçelerimizde ciddi bir ekonomik hareketlilik yaratacak. Kaynaklarımızın verimliliği ile paralel olarak tarımsal üretimde artış, yılın 12 ayı kesintisiz üretim yapılabilen modern seracılık uygulamaları yaygınlaşacak. Sektör temsilcileri olarak bizler, yurttaşlarımızın doğru bilgilenmesine büyük önem vermekteyiz. Bir ilimizde jeotermal yatırımlar alkışlarla karşılanırken, birkaç yüz kilometre uzaklıktaki bir başka şehrimizde eleştiri konusu oluyorsa, bizlerin de sorumluluk alması gereken bir bilgi eksikliği var demektir.” “Türkiye jeotermali elinin tersi ile itemez” Rusya – Ukrayna ve ABD-İran savaşlarının Türkiye için enerji arz güvenliğinin taşıdığı stratejik önemi gösteren örnekler olduğuna dikkat çeken Kındap, gelişmişlik seviyesi ne olursa olsun tüm ülkelerin yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarına çok daha fazla önem verdiklerini belirtti. Dünyada dördüncü, Avrupa’nın lider jeotermal zengini ülkesi olan Türkiye’nin, bu dev enerji kaynağını elinin tersi ile itemeyeceğini kaydeden Ali Kındap, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ülkemiz doğalgaz ve petrol zengini bir ülke değil. Enerjide bağımsız olmamız için bu kaynaklara sahip olmamız da gerekmiyor. Tüm yenilenebilir kaynaklarımızdan etkin şekilde ve sonuna kadar yararlanmalı, 85 milyonluk ülkemizin enerjisini bu kaynaklarla karşılamalıyız. Bu açıdan baktığımızda Doğu Anadolu’daki jeotermal yatırımlarımız ekonomik kalkınma, çevresel sürdürülebilirlik ve enerji bağımsızlığı hedeflerimizin tam kesişim noktasında yer alıyor. Bu yatırımların ülkemizin temiz enerji yolculuğunda güçlü birer adım olduğuna inanıyoruz. Nasıl ki rüzgâr enerjisi yatırımlarımız son yıllarda batıdan doğuya doğru hızlı bir ivme ile yayılıyorsa, jeotermal enerjide de aynı rotayı izlemeliyiz.” Rakamlarla jeotermal sektörü Jeotermal kaynaklı elektrik üretiminde 1758 MW kurulu güç seviyesine ulaşan Türkiye; potansiyelinin çok altında kalan bu seviye ile dünyanın dördüncü, Avrupa’nın lider ülkesi konumunda. Türkiye, enerji üretiminin yanı sıra konut ısıtması, jeotermal seracılık, termal turizm, jeotermal balıkçılık ve sebze meyve kurutma alanlarında 7 bin MW’ın biraz üzerinde jeotermal kullanıma sahip. Maden Tetkik Arama Kurumu (MTA) Türkiye’nin keşfi tamamlanan jeotermal potansiyelini 62 bin MW/termal olarak açıklarken, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre Türkiye üçte birinden azına karşılık gelen 19 bin 836 MW/termal kullanıma sahip. 150 bin dönüm jeotermal ısıtmalı sera potansiyeline sahip olan Türkiye, halen 7 bin dönüm jeotermal ısıtmalı seraya sahip. Türkiye, potansiyelinin % 5’i seviyesinde olan bu kapasite ile dünyada 7'inci, Avrupa'da ise 1'inci sırada yer alıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.