SON DAKİKA
Hava Durumu

#Teknoloji

Ekometre - Teknoloji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Teknoloji haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Dijital para birimleri ve yapay zekâ ödeme dünyasını değiştiriyor Haber

Dijital para birimleri ve yapay zekâ ödeme dünyasını değiştiriyor

KPMG’nin dünya genelinde 500 banka ve 500 perakende şirketi yöneticisiyle gerçekleştirilen kapsamlı araştırması, ödeme ekosistemindeki köklü dönüşümü gözler önüne serdi. " Ödeme Modernizasyonu için Ortaklık" başlıklı rapor, dijital para birimleri ve yapay zekânın ödeme sektörünü nasıl yeniden şekillendirdiğini, bankaların ve perakendecilerin bu değişime ayak uydurmak için kurabilecekleri stratejik ortaklıklar hakkında detaylı analizlere yer veriyor. Ödeme modernizasyonunda başarının anahtarının güçlü ortaklıklar ve ekosistemler kurmaktan geçtiğini ortaya koyan rapora göre, bankaların yüzde 51’i, ödeme sektöründe gelecekte öne çıkacak oyuncuların en güçlü ekosistemleri kurabilenler olacağını düşünüyor. Öte yandan perakendecilerin yüzde 47’si, önümüzdeki beş yıl içinde birden fazla ödeme hizmeti sağlayıcısıyla çalışmayı planlıyor. Bu tablo, ödeme alanındaki yeniliklerin önünü açmak için güçlü iş birlikleri ve sağlam ekosistemlerin kritik bir rol oynayacağını ortaya koyuyor. Nitekim perakendecilerin yüzde 53'ü, bankaların ödeme modernizasyon hedeflerini anladığını ifade ederken, yarısı da bankalarının müşteri ödeme deneyimini iyileştirmek için kendileriyle aktif iş birliği yaptığını söylüyor. Buna karşın rapor, bu iş birliğinin henüz sektörün tamamına yayılmadığına dikkat çekiyor. Birçok kuruluş hâlâ geleneksel müşteri-tedarikçi ilişkisi içinde hareket etmeye devam ediyor ve bu durum, hızla gelişen rekabet ortamında geride kalmalarına neden olabiliyor. “Kurumların bu dönüşüme uyum sağlamaları kritik önem taşıyor” Son dönemde ödeme ekosisteminde yaşanan gelişmelerin stratejik bir dönüşüm olduğunu belirten KPMG Türkiye Fintech ve Dijital Finans Lideri Sinem Cantürk, rapor ile ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: “Ödeme sistemleri bugün dijital para birimleri, yapay zekâ ve açık ekosistemlerin etkisiyle yeniden şekilleniyor. Kurumların bu dönüşümde başarılı olabilmesi için artık yalnızca teknolojiyi benimsemeleri yeterli olmuyor. Bankalar, perakendeciler, fintech’ler ve teknoloji sağlayıcılarının birlikte değer üreten güçlü iş birlikleri kurması da gerekiyor. Araştırmamız da gösteriyor ki; ödeme modernizasyonunda rekabet avantajı, en güçlü ekosistemleri kurabilen kurumların elinde olacak. Önümüzdeki dönemde yapay zekâ destekli analitik ve tokenizasyon gibi teknolojiler ödeme deneyimini daha hızlı, güvenli ve kişiselleştirilmiş hale getirecek. Ancak kurumların da çevik altyapılar ve veri odaklı stratejilerle bu dönüşüme uyum sağlamaları kritik önem taşıyor.” Banka ve perakendeci beklentileri arasında uçurum Araştırmanın dikkat çeken bulgularından biri, bankaların perakendecilerin karşılaştığı zorlukları her zaman doğru değerlendiremediği. Perakendecilerin yüzde 48'i parçalı ve eskimiş ödeme altyapısını en büyük sorun olarak görürken, bankaların yalnızca yüzde 27'si bu durumun farkında. Öte yandan bankalar, sınır ötesi ödemeler ve ücret şeffaflığı gibi konularda da perakendecilerin aksine çok daha fazla endişe duyuyor. Perakendecilerin yalnızca yüzde 4'ü sınır ötesi ödeme yönetimini bir sorun olarak görürken, bankaların yüzde 40'ı bu konuyu perakendeciler için önemli bir zorluk olarak değerlendirip buna göre aksiyonlar alıyor. Yapay zekâ ödeme sistemlerini dönüştürüyor Rapor, bankaların ödeme sistemlerini modernize etmek ve güvenlik, verimlilik ile kişiselleştirme alanlarında çıtayı yükseltmek için yapay zekâyı hızla devreye aldığını da gösteriyor. Bugün neredeyse tüm bankalar, 7/24 müşteri hizmeti sunmak için yapay zekâ destekli sohbet botlarından yararlanıyor ve ödeme belgelerinin oluşturulması gibi süreçleri yapay zekâ ile otomatikleştiriyor. Araştırmaya göre önümüzdeki üç yıl içinde bankaların yapay zekâyı çok daha kapsamlı şekilde kullanması bekleniyor. Özellikle davranışsal ve bağlamsal verilerden yararlanarak kişiselleştirilmiş hizmetler geliştirmek, ödeme verilerini analiz ederek fiyatlandırma kararlarına içgörü sağlamak ve muhabir bankalar arasındaki ağ yönetimini güçlendirmek, en hızlı büyümesi beklenen kullanım alanları arasında yer alıyor. Ayrıca önümüzdeki üç yıl içinde bankaların büyük bölümünün, ödemeleri güvence altına almak için yapay zekâ destekli biyometrik doğrulama sistemlerini ve işlemleri otonom biçimde yürüten ajan tabanlı yapay zekâ çözümlerini kullanması bekleniyor. Yapay zekânın aynı zamanda dolandırıcılık tespitinde de çıtayı yükseltmesi bekleniyor; bankaların yüzde 85’i riskleri anında tespit edip çözmek için yapay zekâdan yararlanmayı planlıyor. Yapay zekâ, perakendecilerin ödeme süreçlerini yönetme biçimini de köklü biçimde değiştiriyor. Perakendecilerin dörtte üçünden fazlası, müşterilere 7/24 destek sunmak için yapay zekâ destekli sohbet botlarından yararlanıyor. Neredeyse aynı oranda perakendeci ise müşteri davranışlarına dair daha derin içgörüler elde etmek ya da güvenlik ihlalleri ve dolandırıcılık girişimlerini gerçek zamanlı olarak tespit edip çözmek için yapay zekâyı kullanıyor. Bununla birlikte perakendeciler yapay zekâyı farklı alanlarda da devreye alıyor. Verimliliği artırmak amacıyla ödeme süreçlerini sadeleştiriyor, farklı ödeme kanallarını entegre ediyor ve ödeme belgelerini otomatik olarak oluşturuyorlar. Ayrıca mevzuata uyum süreçleri, ödül programları ve risk takibi gibi alanlarda da yapay zekâdan yararlanarak otomasyon sağlıyorlar. Araştırma, önümüzdeki üç yıl içinde perakendecilerin yapay zekânın daha gelişmiş yeteneklerine odaklanacağını ortaya koyuyor. Tokenizasyon ve dijital para birimleri yükselişte Araştırma, tokenizasyonun ödeme verimliliğini artırmak için güçlü bir araç olarak görüldüğünü de ortaya koyuyor. Lider konumdaki bankaların yüzde 64'ü, dijital varlıkların maliyetleri ve işlem sürelerini önemli ölçüde azaltacağına inanıyor. Bu bankalar, programlanabilir para yetenekleri geliştirme, şirket içi likidite optimizasyonu için tokenize para kullanma ve stablecoin'leri ödeme altyapılarına entegre etme konularında hızla ilerliyor. Sınır ötesi ödemeler açısından da önemli gelişmeler yaşanıyor. Bankaların yüzde 60'ı programlanabilir para ve dijital defterleri desteklemek için çekirdek sistemlerini yükseltiyor. Önümüzdeki üç yıl içinde merkez bankası dijital paralarının (CBDC) atomik uzlaşma için kullanımının yüzde 30'lardan yüzde 61'e çıkması, stablecoin ve token fintech platformlarının kullanımının ise yüzde 48'den yüzde 80'e yükselmesi bekleniyor. Geleceğe yönelik üç kritik adım Raporda banka ve perakende yöneticilerine şu üç alanda adım atmaları tavsiyesinde de bulunuluyor: İş birliklerini önceliklendirin: Teknolojik dönüşümün hızlanması ve müşteri beklentilerinin sürekli değişmesi, bankalar ve perakendeciler üzerinde ödeme sistemlerini hızla modernize etme baskısı yaratıyor. Bu ortamda rekabette öne geçebilmek için kurumların teknoloji sağlayıcıları, müşteriler, düzenleyici kurumlar ve hatta rakiplerle birlikte çalıştıkları güçlü ekosistemler kurması büyük önem taşıyor. Bu tür iş birlikleri, bilgi, yetkinlik ve yatırımların paylaşılmasını sağlayarak rekabet avantajı yaratıyor. Müşteriyi merkeze alın: Sektörde öne çıkan kurumlar, müşterilerinin ihtiyaç ve beklentilerini derinlemesine anlayan ve buna göre yeni ödeme seçenekleri ile hizmetleri hızlı şekilde geliştirebilen organizasyonlar oluyor. Bankalar ve perakendeciler yalnızca müşterilerine daha yakın olmakla kalmamalı, aynı zamanda değişen talep ve rekabet koşullarına hızla yanıt verebilmek için yeni ödeme altyapılarını değerlendirme, geliştirme ve devreye alma yetkinliklerini de güçlendirmelidir. Çeviklik kazanın: Ödeme ekosistemi hızla dönüşüyor ve dünya genelinde yeni oyuncular tarafından geliştirilen teknolojiler ile ödeme yöntemleri hızla pazara sunuluyor. Bu nedenle bankalar ve perakendecilerin ödeme stratejilerini, altyapılarını ve operasyonlarını daha çevik hale getirmeye odaklanması gerekiyor. Bu yaklaşım, kurumlara gelecekte daha fazla esneklik ve ölçeklenebilirlik sağlayarak pazar koşulları değiştikçe hızla uyum sağlama ve dönüşme imkânı sunacak.

Her duyduğunuza inanmayın Haber

Her duyduğunuza inanmayın

Bu, işletmeler dâhil herkes için kötü bir haber. Siber güvenlik şirketi ESET işletmelerin karşılaşabileceği telefon dolandırıcılığı risklerini inceledi ve deepfake’lerin nasıl anlaşılabileceğine yönelik bilgiler paylaştı. Deepfake’ler, dolandırıcıların Müşterini Tanı ve hesap doğrulama kontrollerini atlatmasına yardımcı oluyor. En büyük tehditler arasında finansal havale dolandırıcılığı ve yönetici hesaplarının ele geçirilmesi yer alıyor. Telefon dolandırıcılığı saldırıları nasıl gerçekleşiyor? Saldırgan, taklit edeceği kişiyi seçer. Bu kişi bir CEO, CFO veya hatta bir tedarikçi olabilir. Çevrimiçi olarak bir ses örneği bulurlar. Bu, düzenli olarak kamuoyuna konuşan yüksek profilli yöneticiler için oldukça kolaydır. Bu örnek, bir sosyal medya hesabından, bir kazanç raporu konferansından, bir video veya TV röportajından veya başka herhangi bir kaynaktan alınabilir. Birkaç saniyelik bir kayıt yeterli olacaktır. Arayacakları kişiyi seçerler. Bu, biraz masa başı araştırması gerektirebilir. Genellikle LinkedIn’de IT yardım masası personeli veya finans ekibi üyeleri aranır. Kişiyi doğrudan arayabilir veya önceden bir e-posta gönderebilirler – örneğin, acil bir para transferi, parola veya çok faktörlü kimlik doğrulama (MFA) sıfırlama talebi için CEO veya vadesi geçmiş bir fatura için ödeme talep eden bir tedarikçi. GenAI tarafından üretilen deepfake sesini kullanarak CEO veya tedarikçiyi taklit ederek önceden seçilen hedefi ararlar. Araca bağlı olarak, önceden yazılmış konuşmaya sadık kalabilirler veya saldırganın sesinin kurbanın sesine neredeyse gerçek zamanlı olarak çevrildiği daha sofistike bir “konuşmadan konuşmaya” yöntemi kullanabilirler. Duymak inanmaktır Bu tür saldırılar giderek daha ucuz, daha kolay ve daha ikna edici hâle geliyor. Bazı araçlar, taklit edilen sesin daha inandırıcı olması için arka plan gürültüsü, duraklamalar ve kekemelikler bile ekleyebiliyor. Her konuşmacıya özgü ritimleri, tonlamaları ve sözel tikleri taklit etmede giderek daha başarılı hâle geliyorlar. Saldırı telefonla gerçekleştirildiğinde dinleyici için yapay zekâ ile ilgili aksaklıkları fark etmek daha zor olabilir. Saldırganlar, hedeflerine ulaşmak için dinleyiciye taleplerine acilen yanıt vermesi için baskı yapmak gibi sosyal mühendislik taktikleri de kullanabilir. Bir başka klasik taktik ise dinleyiciyi talebi gizli tutması için zorlamaktır. Bununla birlikte, sahtekârı tespit etmenin yolları vardır. Kullandıkları GenAI’nin ne kadar gelişmiş olduğuna bağlı olarak, aşağıdakileri ayırt etmek mümkün olabilir: Konuşmacının konuşmasında doğal olmayan bir ritimKonuşmacının sesinde doğal olmayan düz bir duygusal tonDoğal olmayan nefes alma veya hatta nefessiz cümlelerOlağan dışı robotik ses (daha az gelişmiş araçlar kullandıklarında)Garip bir şekilde yok olan veya çok tekdüze olan arka plan gürültüsü Karşı koyma zamanı Tehdit aktörlerinin bu tür dolandırıcılıklara daha fazla zaman ayırmalarının nedeni potansiyel kazançlardır. En kötü senaryonun gerçekleşme olasılığını en aza indirmek için atabileceğiniz bazı önemli adımları yeniden gözden geçirmek faydalı olacaktır. İlk adım, çalışanların eğitimi ve bilinçlendirilmesidir. Bu programlar, çalışanların ne beklemeleri gerektiğini, nelerin risk altında olduğunu ve nasıl davranmaları gerektiğini bilmelerini sağlamak için deepfake ses simülasyonlarını içerecek şekilde güncellenmelidir. Çalışanlara, sosyal mühendisliğin belirgin işaretlerini ve yukarıda açıklananlar gibi tipik deepfake senaryolarını tespit etmeleri öğretilmelidir. Telefonla yapılan tüm taleplerin bant dışı doğrulanması – yani, kurumsal mesajlaşma hesaplarını kullanarak göndereni bağımsız olarak kontrol etmek,Büyük finansal transferleri veya tedarikçinin banka bilgilerindeki değişiklikleri iki kişinin imzalaması,Yöneticilerin, telefonda kim olduklarını kanıtlamak için cevaplamaları gereken önceden kararlaştırılmış şifreler veya sorular. Teknoloji de yardımcı olabilir. Sentetik sesin varlığını kontrol etmek için çeşitli parametreleri kontrol eden algılama araçları mevcuttur. Uygulaması daha zor olsa da başka bir önlem de yöneticilerin kamuya açık görünümlerini sınırlayarak tehdit aktörlerinin ses kaydına ulaşma fırsatlarını kısıtlamaktır. İnsanlar, süreçler ve teknoloji Deepfake’lerin üretimi basit ve maliyeti düşüktür. Dolandırıcıların elde edebileceği potansiyel olarak büyük meblağlar göz önüne alındığında sesli klonlama dolandırıcılıklarının yakın zamanda sona ereceğini düşünmek olası değil. Bu nedenle, insan, süreç ve teknolojiye dayalı üç yönlü bir yaklaşım, kuruluşunuzun riski azaltmak için sahip olduğu en iyi seçenektir.

Nvidia'dan OpenAI'a 30 milyar dolar Haber

Nvidia'dan OpenAI'a 30 milyar dolar

Yeni anlaşma, geçtiğimiz yıl gündeme gelen ancak piyasa şartları nedeniyle rafa kaldırılan 100 milyar dolarlık uzun vadeli taahhüdün yerini alacak. Teknoloji dünyasında dengeleri değiştirecek yeni bir finansman turu kapıda. Konuya yakın kaynaklardan alınan bilgilere göre, OpenAI, değerlemesini 730 milyar dolara (yeni yatırımlar hariç) taşıyacak devasa bir fonlama turunun merkezinde yer alıyor. Bu turun en dikkat çekici aktörü ise OpenAI'ın en büyük donanım tedarikçisi olan Nvidia. 100 milyar dolarlık plandan revizyon Geçtiğimiz Eylül ayında iki şirket arasında imzalanan "niyet mektubu", Nvidia'nın 10 yıl içinde 10'ar milyar dolarlık taksitler halinde OpenAI'a toplam 100 milyar dolar yatırım yapmasını ve karşılığında hisse ile işlem gücü alım garantisi almasını öngörüyordu. Ancak bu karmaşık yapı, borsa yatırımcıları arasında "yapay zeka balonu" ve sektörde tekelleşme endişelerine yol açmıştı. Yıl başından bu yana ABD teknoloji hisselerinde yaşanan yüzde 17'lik düşüşün de etkisiyle, bu devasa taahhüt askıya alınarak daha rasyonel ve doğrudan bir modele geçildi. Yeni ve daha sade düzenlemeye göre Nvidia, OpenAI hisseleri karşılığında şirkete 30 milyar dolarlık doğrudan öz sermaye yatırımı yapacak. OpenAI ise elde ettiği bu yeni sermayenin büyük bir kısmını, gigawatt ölçeğinde yeni bilgi işlem kapasitesi inşa etmek için yeniden Nvidia donanımlarına yatıracak. ‘İlişkilerimiz güçlü’ mesajı Anlaşmanın boyut değiştirmesinin ardından ortaya atılan "iki şirket arasında soğuk rüzgarlar esiyor" iddiaları ise en üst düzeyden yalanlandı. Sam Altman (OpenAI CEO): "Nvidia ile çalışmayı seviyoruz ve dünyanın en iyi yapay zeka çiplerini üretiyorlar. Çok uzun süre büyük bir müşteri olmaya devam etmeyi umuyoruz." Jensen Huang (Nvidia CEO): İddiaları "saçmalık" olarak nitelendirerek, "OpenAI ile çalışmayı çok seviyoruz," ifadelerini kullandı. Devler liginde finansman turu büyüyor OpenAI'ın vizyonu sadece Nvidia ile sınırlı değil. Şirket, bilgi işlem gücünü ve pazar payını rakiplerine karşı güvence altına almak için diğer teknoloji ve finans devleriyle de görüşmelerini sürdürüyor. Masadaki diğer dev yatırımlar şunlar: Softbank: 30 milyar dolarlık yatırım planı Amazon: OpenAI modellerinin kullanımını da içeren geniş çaplı bir ortaklık kapsamında 50 milyar dolara kadar potansiyel yatırım. Microsoft ve MGX: Abu Dabi'nin devlet destekli fonu MGX ve mevcut büyük ortak Microsoft'un da milyarlarca dolarlık ek fon sağlaması bekleniyor. 2030 hedefi: Altyapıya 600 milyar dolar OpenAI, yatırımcılara sunduğu projeksiyonlarda, yapay zeka araçlarına yönelik sınırsız talebi karşılayabilmek adına 2030 yılına kadar bilgi işlem kaynaklarına (donanım, veri merkezi ve elektrik enerjisi) yaklaşık 600 milyar dolar harcamayı planladığını bildirdi. Şirketin finansal büyümesi de bu devasa altyapı talebini destekler nitelikte. Son verilere göre, OpenAI'ın yıllıklandırılmış geliri 20 milyar doları aşmış durumda. Gelir artışı, şirketin bilgi işlem gücüne erişimindeki artışlarla paralel olarak her yıl yaklaşık üç katına çıkıyor.

Yenişehir’de Endüstri Bölgesi kuruluyor Haber

Yenişehir’de Endüstri Bölgesi kuruluyor

Bursa’nın tarım ve lojistik üssü olan Yenişehir, son aylarda yapılan girişimlerle sanayi ve teknoloji alanında da Türkiye’nin yükselen yıldızı olma yolunda kararlı adımlarla ilerliyor. Yenişehir Organize Sanayi Bölgesi’nde yürütülen imar revizyonları, Sümbüllük Bacasız Sanayi Bölgesi’ndeki altyapı çalışmaları ve Gıda İhtisas Organize Sanayi Bölgesi ile yakalanan ivmenin ardından, ilçede büyük bir alanda Endüstri Bölgesi kurulması için somut bir süreç hayata geçirildi. Yenişehir’de resen Endüstri Bölgesi kurulmasına yönelik etüt çalışmaları yürütülürken, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ilgili kurumların görüşlerini almaya başladı. Bu gelişme, Yenişehir’in sanayi ve üretim vizyonu açısından bugüne kadar atılmış en stratejik ve en güçlü adımlardan biri olarak öne çıkıyor. ‘Gece gündüz çalışıyoruz’ Konu hakkında değerlendirmelerde bulunan Yenişehir Belediye Başkanı Ercan Özel, Yenişehir’in planlı sanayileşme ile kalkınacağını vurguladı. Başkan Özel, Yenişehir’in geleceği için yoğun bir çalışma yürüttüklerini belirterek, “Yenişehir’imizin kalkınması ve gelişmesi için gece gündüz çalışıyoruz. Tarımı güçlendirmek, sanayiyi büyütmek ve istihdamı artırmak adına ilgili kurumlarla sürekli görüşmeler gerçekleştiriyoruz” dedi. Yenişehir için büyük dönüşüm ve gelişim süreci Başkan Özel sözlerini şöyle sürdürdü: “Yenişehir’imiz artık kabuğunu kırıyor. Yenişehir Organize Sanayi Bölgemizdeki revizyonlar, Sümbüllük Bacasız Sanayi Bölgesi’ndeki altyapı çalışmalarıyla birlikte sanayi alanında büyük bir dönüşüm sürecine girmişti. Gıda İhtisas Organize Sanayi Bölgesi ile tarım ve sanayi entegrasyonunu sağlamak adına önemli bir adım atılmıştı. Şimdi ise Bakanlığımızın planladığı bu dev Endüstri Bölgesi projesiyle ilçemizin; tarım ve lojistik merkezi olmasının yanısıra, sanayinin ve teknolojinin de merkezi yapma yolunda çok güçlü bir kapı daha aralıyoruz.” ‘Endüstri bölgesi, yenişehir için büyük bir vizyon’ Yenişehir’e yapılacak bu büyük yatırımın on binlerce kişilik istihdam sağlayacağına vurgu yapan Başkan Ercan Özel, Endüstri Bölgesi’nin ilçeye kazandıracağı avantajları sıralarken; “Endüstri Bölgelerinin her şeyden önce planlı sanayileşmenin en güçlü adımı” olduğunu ifade etti. Bu projeyle Fabrikaların yerleşim yerlerine ya da doğal alanlara gelişigüzel kurulmasının önüne geçileceğini, sanayi faaliyetlerinin, önceden belirlenmiş ve altyapısı hazırlanmış alanlarda toplanacağını, bu da hem düzenli büyümeyi hem de sağlıklı bir kentleşmeyi beraberinde getireceğini bildirdi. Başkan Özel; “Endüstri Bölgelerinin aynı zamanda çevreyi ve tarımı koruyan bir model olduğunu, atık yönetimi, arıtma tesisleri ve emisyon kontrollerinin merkezi şekilde yapılacağını, böylelikle tarım arazilerimizin ve yaşam alanlarımızın sanayinin olumsuz etkilerinden korunmuş olacağını ifade ederken, Yenişehir’in bereketli topraklarını koruyarak üretimi büyütmeyi hedefliyoruz” dedi. Yenişehir’in dönüm noktası Endüstri Bölgesinin, üretim verimliliğini artıran bir yapıya sahip olacağını anlatan Başkan Ercan Özel, “Bursa’da 4 tane Endüstri Bölgesi var. 5’ncisi ise ilçemizde kurulacak. Bizim hedefimiz; Yenişehir’i sadece bugünün değil, geleceğin de üretim, sanayi ve teknoloji merkezi haline getirmek. Bu Endüstri Bölgesi, ilçemizin kalkınma yolculuğunda çok önemli bir dönüm noktası olacak. Yenişehir kazanacak, Bursa kazanacak, Türkiye kazanacak” ifadelerini kullandı. Başkan özel’den özel teşekkür Başkan Özel açıklamasının sonunda, Yenişehir’in gelişmesi ve kalkınması için bizlerden desteklerini hiçbir zaman esirgemeyen başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a, Sanayi ve Teknoloji Bakanımız Sayın Mehmet Fatih Kacır’a, il başkanımız sayın Davut Gürkan’a ve Bursa Milletvekillerimize şükranlarımı sunuyorum” dedi.

Dünya değişiyor; Kendinizi yenileyin Haber

Dünya değişiyor; Kendinizi yenileyin

Başta yapay zekâ olmak üzere dünyadaki gelişmelere kayıtsız kalınmaması gerektiğini belirten Başkan Öztürk, “Kendinizi yenileyin, geliştirin” çağrısı yaptı. Konya Ticaret Odası (KTO) Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Öztürk, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Konya İl Genç Girişimciler Kurulu, TOBB Konya Kadın Girişimciler Kurulu ve KTO Girişimcilik ve İnovasyon Merkezi İşbirliğinde, KTO’nun ev sahipliğinde gerçekleştirilen “Bir Fikirle Başlar” programında genç girişimcilerle bir araya geldi. TOBB Konya İl Genç Girişimciler Kurulu Başkanı Erhan Öncan ve TOBB Konya Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Meryem Betül Özkardeş’in moderatörlüğünü yaptığı programda Başkan Öztürk, gençlere tavsiyelerde bulunurken, güncel ekonomik konularla ilgili sorulara da yanıt verdi. KTO önemli çalışmalar yürütüyor TOBB Konya İl Genç Girişimciler Kurulu Başkanı Erhan Öncan, Kurul olarak genç girişimcilerin önünü açıcı çalışmalar yürüttüklerini belirtti. Gerçekleştirilen toplantının genç girişimcilere yol göstermesi adına önemli olduğunu belirten Öncan, Başkan Öztürk’e katılımlarından dolayı teşekkür etti. TOBB Konya Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Meryem Betül Özkardeş de Konya Ticaret Odası’nın ve iştiraklerinin Konya ve ülkeye dair önemli çalışmalar yürüttüğünün altını çizerek, Başkan Öztürk’e programa katılımından dolayı teşekkür etti. Yeni dünya düzenini iyi kavramak gerekiyor Programda gençlere seslenen KTO Başkanı Selçuk Öztürk, girişimcilikte başarılı olabilmek için günümüz dünyasındaki gelişmeleri iyi anlamak gerektiğini vurguladı. Son dönemde dünyada sıra dışı gelişmeler yaşandığına dikkat çeken Başkan Öztürk; “Dünya uzun yıllardır güçlünün haklı olduğu bir düzeni yaşıyor. Ancak artık bu durumu gizlemeden açık açık uyguluyorlar. Bu anlamda dünyada artık yeni bir düzen hâkim olmaya başladı. Olağanüstü bir gelişme olmazsa, daha kuralsız bir dünya ekonomik sisteminde devam edeceğiz. Artık küreselleşme kavramı bitmeye başladı. Devletlerin ekonomik güç olarak daha fazla yer aldığı bir döneme doğru gidiyoruz. Yeni gelecekte bunları bilmemiz gerekiyor ki yeni girişimlerimizi buna göre şekillendirelim. Yeni dünyadaki siyasi ve ekonomik düzeni iyi kavramamız gerekiyor” dedi. Enflasyonla mücadele hepimizin sorumluluğunda Türkiye’nin dünyadaki yeni konjonktürü erken koklayabilen ülkelerden biri olduğunu ve bu durumun büyük avantaj getirdiğini belirten Başkan Öztürk, şöyle devam etti; “Yakın çevremizde yaşanan hadiseler sanırım ülkemizin gelişmelere adapte olmasını zorunlu kıldı. Elbette enflasyonla mücadele ettiğimiz zorlu bir dönemden geçiyoruz. Ancak gelecekten umutluyuz. Enflasyonda düşüş devam ediyor. Bu yılın ikinci yarısından itibaren ekonomideki iyileşme daha görünür hale gelecek. Enflasyonla mücadele önemli bir konu. Bu mücadele hepimizin sorumluluğundadır.” Konya; Daha fazlasını yapabilir Başkan Öztürk, Konya ekonomisi üzerine yaptığı açıklamada, Konya’nın son yıllardaki başarılarına dikkat çekti. Son 25 yılda Konya’nın Türkiye ortalamasının üzerinde bir grafik ortaya koyduğunu dile getiren Başkan Öztürk; “Konya ihracatta, üretimde, istihdamda kısaca ekonomideki hemen her parametrede Türkiye ortalamasının üzerinde bir gelişme gösteriyor. Ancak Konya’nın çok daha fazlasını yapabilecek potansiyeli var. Bunu da biliyoruz. Özellikle geçtiğimiz günlerde Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından açıklanan yeni Sanayi Alanları Master Planı’yla sanayi üretiminin Anadolu’ya yayılması gündeme alındı. Bu da gösteriyor ki Konya ve bölgesinin geleceği daha umut verici” ifadelerine yer verdi. Kendinizi geliştirin ve değiştirin Başkan Öztürk genç girişimcilere önemli tavsiyelerde de bulundu. Özellikle Çin’in dünya ekonomisindeki konumuna dikkat etmek gerektiğinin altını çizen Başkan Öztürk, şunları kaydetti; “Bir üretim yapacaksanız, yeni bir yatırım yapacaksanız Çin’in o sektördeki durumunu analiz ederek yapın. Çünkü karşınızda orantısız bir güç var. Ucuz iş gücü üzerinden rekabet edebileceğinizi düşünerek iş yapmayın. Türkiye’de işçilik maliyetlerini hepimiz biliyoruz. Önümüzün çok açık olduğu sektörler var. Özellikle hizmetler sektörünü mutlaka gündeme alın. Türkiye hizmetler sektöründe çok başarılı. Avrupa da bu konuda Türkiye’ye olumlu bakıyor. Bir de son dönemde hepimizin takip ettiği üzere yapay zekâ diye bir olgu ortaya çıktı. Bu anlamda, yapacağınız işlerde yapay zekânın o sektöre etkilerini göz ardı etmeyin. Bunu olumsuzluk anlamında söylemiyorum. Yapay zekâ ile bazı sektörler ölecek diye bir durum söz konusu değil. Yapay zekâdaki gelişmelere göre kendinizi geliştirin ve değiştirin. Değişime karşı inat ederek başarı elde edemezsiniz. Yapay zekâ diye bir sel geliyor önümüze, bu sele karşı durmayın. Rekabetler sertleşecek. Buna göre planlamalar yapın. Özellikle verimlilik gibi konular gündeminizde olsun.” Finansal okur yazarlığın önemine de değinen Başkan Öztürk, bir firmanın sürdürülebilirliğinin finansal okur yazarlılıkla doğrudan ilgili olduğuna dikkat çekerek, iş insanlarının mutlaka bu konuda eğitim alması gerektiğini söyledi. KTO genç girişimcinin yanında KTO olarak genç girişimcilere destek olmak için büyük gayret gösterdiklerini de belirten Başkan Öztürk; “KTO Girişimcilik ve İnovasyon Merkezi kurduk. Burada genç arkadaşlarımızın iş fikirleriyle gelmesini, KTO’nun bu fikirleri süzgeçten geçirdikten sonra bu fikirlerin yatırıma dönüşmesine katkı sunmak istiyoruz. Türkiye’nin her şeyi yapabilecek beşeri sermayesi var. Bu avantajımızı değerlendirmeliyiz” dedi. Programda Başkan Öztürk genç girişimcilerin sorularını yanıtladı, önerilerini dinledi.

2026'da tüketici davranışları nasıl şekillenecek? Haber

2026'da tüketici davranışları nasıl şekillenecek?

Artık tüketim kararları yalnızca ihtiyaç, fiyat ya da alışkanlıklar üzerinden şekillenmiyor; güven, değer uyumu, deneyim ve anlam gibi çok katmanlı faktörler belirleyici oluyor. 2026’ya yaklaşırken markalar için en kritik gündem maddesi ise değişen bu yeni tüketici profilini doğru okumak ve iletişim stratejilerini buna göre yeniden kurgulamak. ME Consultancy Kurucusu Murat Erdör, 2026 yılında tüketici davranışlarını şekillendirecek ana dinamikleri değerlendirirken, markaların yalnızca trendleri takip eden değil, bu dönüşümü stratejik bir avantaja dönüştüren bir bakış açısı geliştirmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Erdör’e göre, önümüzdeki dönemde tüketiciyle kurulan ilişki; satış odaklı bir etkileşimden, uzun vadeli bir güven ve deneyim ortaklığına evrilecek. Daha bilinçli, daha seçici bir tüketici profili 2026’nın tüketicisi, geçmiş dönemlere kıyasla çok daha bilinçli, sorgulayıcı ve seçici bir yapıya sahip olacak. Dijital platformlar sayesinde bilgiye hızlı erişim, kullanıcı yorumları, karşılaştırma siteleri ve sosyal medya geri bildirimleri, satın alma kararlarını doğrudan etkiliyor. Tüketici artık markaların ne söylediğinden çok, ne yaptığına ve bu söylemlerin ne kadar tutarlı olduğuna bakıyor. Erdör, bu dönüşümü şu sözlerle özetliyor: “Tüketici artık ikna edilmeyi beklemiyor; ikna olmaya değip değmediğine kendisi karar veriyor.” Bu durum, markalar açısından daha şeffaf, net ve gerçekçi bir iletişim dilini zorunlu kılıyor. Abartılı vaatler, eksik bilgiler ya da tutarsız mesajlar, 2026 tüketicisi için hızla güven kaybına dönüşebiliyor. Hız ve kolaylık standart haline geliyor Dijital deneyimlerde hız ve kolaylık, 2026 itibarıyla rekabet avantajı olmaktan çıkıp temel bir beklentiye dönüşüyor. Kullanıcılar; alışveriş süreçlerinde, müşteri hizmetlerinde ve dijital temas noktalarının tamamında zahmetsiz, akıcı ve kesintisiz bir deneyim talep ediyor. Birkaç saniyelik gecikmeler, karmaşık formlar ya da yetersiz destek mekanizmaları, tüketicinin markadan hızla uzaklaşmasına neden olabiliyor. Kişiselleştirme artık bir lüks değil 2026’da kişiselleştirme, “fark yaratan” bir özellik olmaktan çıkıp, tüketicinin markalardan doğal olarak beklediği bir standart haline geliyor. Ancak bu kişiselleştirme yalnızca demografik verilere dayalı önerilerle sınırlı kalmıyor. Kullanıcının davranışları, bağlamı, ihtiyaç anı ve önceki deneyimleri doğrultusunda şekillenen daha derin bir anlayış gerektiriyor. Güven, sadakatin önüne geçiyor Yeni dönemde tüketici sadakati, otomatik olarak kazanılan bir sonuç olmaktan çıkıyor. Güven; veri kullanımı, şeffaflık, etik duruş ve kriz anlarındaki iletişim biçimiyle sürekli olarak yeniden inşa edilmesi gereken bir değer haline geliyor. Özellikle kişisel verilerin kullanımı ve dijital gizlilik konuları, tüketicinin marka tercihlerini doğrudan etkiliyor. Erdör, 2026 tüketicisinin bu konudaki hassasiyetini şu sözlerle ifade ediyor: “Tüketici artık markaya değil, markanın kendisine nasıl davrandığına sadık.” Güvenin zedelendiği durumlarda, geçmişte güçlü olan marka algısı dahi tüketiciyi elde tutmaya yetmeyebiliyor. Duygusal bağ ve anlam arayışı güçleniyor Ekonomik dalgalanmalar, toplumsal dönüşümler ve küresel belirsizlikler, tüketicinin markalardan beklentisini yalnızca işlevsel faydanın ötesine taşıyor. 2026’da tüketici; kendisiyle aynı değerleri paylaşan, toplumsal konularda samimi bir duruş sergileyen ve söylemleriyle eylemleri örtüşen markalara daha fazla yakınlık duyuyor. Murat Erdör’e göre bu dönemde “mış gibi” yapılan iletişimlerin karşılığı kalmıyor: “Tüketici samimiyetsizliği çok hızlı fark ediyor. Sosyal fayda ve sürdürülebilirlik söylemleri, ancak gerçek aksiyonlarla desteklendiğinde anlam kazanıyor.” Bu da markalar için daha uzun vadeli, tutarlı ve sorumluluk odaklı bir iletişim anlayışını zorunlu kılıyor. Markalar için yeni dönemin anahtarı: uyum ve empati 2026’da öne çıkacak markalar; teknolojiyi merkeze alan değil, insanı merkeze alarak teknolojiyi konumlandıran markalar olacak. Tüketici davranışları değişmiyor; dönüşüyor ve derinleşiyor. Bu dönüşümü doğru okuyan markalar için ise yeni dönem önemli fırsatlar barındırıyor. Erdör, markalar için bu süreci şöyle özetliyor: “Tüketiciyi yakalamaya çalışmak yerine onu anlamaya odaklanan markalar, 2026’nın kazananları olacak.” Empati, veri ve tutarlılığı aynı potada eriten markalar, yalnızca satış değil; uzun vadeli güven ve itibar da inşa edecek.

Yapay zeka yatırımları güveni artırdı Haber

Yapay zeka yatırımları güveni artırdı

Malezya ringgiti, dolar karşısında Mayıs 2018’den bu yana en güçlü seviyesine yükselirken, hisse piyasalarında da güçlü bir ralli izlendi. Güçlü iç talep, turizm beklentileri ve veri merkezi yatırımları ringgiti desteklerken, yabancı yatırımcı girişleri KLCI endeksini 2018’den bu yana zirveye taşıdı. Bankacılık hisseleri ise endeksteki yükselişin ana itici gücü oldu. Ringgit yaklaşık yüzde 1 değerlenerek dolar karşısında 3,9678 seviyesini gördü ve Mayıs 2018'den beri en güçlü konumuna geldi. FTSE Bursa Malezya KLCI endeksi yüzde 1,2 civarında arttı. Ortak müdahaleye ilişkin endişelerin tetiklenmesi sonucu dolarda satışların yaşandığı diğer gelişmekte olan piyasalarla birlikte yerel varlıklar ralli yaptı. Malezya'nın büyüme ivmesinin bu yıl devam etmesi beklenirken, bunda dirençli yurtiçi talep, güçlü turist gelme olasılığı ve veri merkezi sektöründe hızlı genişleme beklentisi etkili oldu. Hong Kong merkezli fon yöneticisi Leonard Kwan, T. Rowe Price'ın gelişmekte olan Asya döviz piyasasında ringgit konusunda en yapıcı görüşe sahip olduğunu, çünkü ringgitin "yeterli enerji kaynaklarına sahip veri merkezleri için hedef olduğu ve turizm açısından iyi durumda olduğu"nu belirtti. Ringgit, bölgede iki yıl üst üste gösterdiği üstün performansın ardından Ocak ayından beri Asya'da en iyi performans gösteren para birimi. Oversea-Chinese Banking'den bir stratejist, yuan ve yendeki kazançların desteği ile potansiyel olarak 3,9650 seviyesine doğru güçlenmesini beklerken, Gama Asset Management bu çeyrekte kurun dolar karşısında 3,9'a yükselmesini öngörüyor. Goldman Sachs stratejislerine göre teknoloji ihracatı, doğrudan yabancı yatırımlar ve Malezya Merkez Bankası'nın bu yıl faizleri sabit tutma olasılığının 2026 yılında Güney Asya'daki emsallerine göre yeniden güçlü performans göstermesine yardımcı olabilir. Merkez Bankası geçen hafta faizleri sabit tuttu. Yabancı yatırımcıların geri dönüşü de hisse senetlerine desteği artırıyor. Küresel fonlar bu ay net olarak 256 milyon dolarlık yerel hisse senedi satın aldı. Bu, gelişmekte olan bölgesel emsaller arasında en yüksek rakam ve KLCI endeksinin 2018'den bu yana en yüksek seviyesine çıkmasına yardımcı oldu. Analistlere göre indirimli alımlar nedeniyle bankacılık hisseleri endeksin ana itici gücü oldu. Bursa Malezya Finans Endeksi yüzde 1,7 artışla yeni bir rekor seviyeye ulaştı.

Ar-Ge yönetimi kuantum teknolojilerini merkeze alacak Haber

Ar-Ge yönetimi kuantum teknolojilerini merkeze alacak

Sektör; algoritmalar, malzeme bilimi, mikroelektronik ve kuantum teknolojilerinin merkeze alındığı yeni bir Ar-Ge dönemini başlattı. Küresel savunma harcamalarında Ar-Ge payının 2023 itibarıyla 130 milyar doları aşması, harp sahasındaki dengelerin değiştiğini gösteriyor. Türkiye de bu küresel yönelime paralel olarak, ulusal güvenliğin zorunlu bir bileşeni haline gelen ileri teknoloji yatırımlarına hız verdi. Savunma Sanayii Başkanlığı koordinesinde imzalanan 14 yeni proje, Türkiye’nin teknolojiyle büyüyen bağımsızlık iradesini ve geleceğin harp ortamına hazırlık vizyonunu ortaya koyuyor. Üstünlük yazılım ve sensörlerde Sektördeki yeni yaklaşım, sahadaki caydırıcılığın ve masadaki itibarın, sadece envanterdeki platform sayısıyla ölçülemeyeceği gerçeğine dayanıyor. Yeni dönemde üstünlük; sensörlerin görme kapasitesi, ağların veri taşıma hızı ve yazılımların karar verme yeteneği ile tanımlanıyor. Bu tablo, Ar-Ge faaliyetlerini bir ‘tercih’ olmaktan çıkarıp, bekâ meselesi haline getiriyor. AR-GE bütçesi 3.3 milyar dolar Sektörün lokomotifi konumundaki Aselsan, Roketsan, Havelsan, İşbir, Aspilsan, Tei ve Tusaş gibi vakıf şirketleri, teknolojik derinleşme konusunda kararlı bir grafik çiziyor. Söz konusu şirketlerin toplam Ar-Ge bütçesi 3 milyar 340 milyon dolara ulaşırken, yürütülen proje sayısı 1600’ün üzerine çıktı. Çalışmalar özellikle yapay zeka destekli sistemler, otonom deniz ve hava araçları, hipersonik kabiliyetler ve enerji depolama alanlarında yoğunlaşıyor. Akademik birikim sahada İmzalanan yeni projeler, üniversite-sanayi işbirliği modelini de güçlendiriyor. Toplam büyüklüğü 44 milyon dolar civarında olan 14 yeni projenin yaklaşık 40 milyon dolarlık kısmının üniversiteler ve araştırma enstitüleri ile yürütülecek olması, akademik bilginin sanayiye aktarılması açısından kritik önem taşıyor. Düfas, Ulak, Mercan/Mira ve Kement gibi projeler, bu işbirliğinin sahada somut başarılara dönüştüğünün en net göstergeleri olarak öne çıkıyor. ‘Ortak akıl’ vurgusu Geleceğin harekat ortamını şekillendirecek teknolojiler için ‘ortak akıl’ ile hareket edilmesi hedefleniyor. 12. Kalkınma Planı ve Milli Teknoloji Hamlesi hedefleri doğrultusunda; kuantum, yapay zeka ve otonom sistemler öncelikli destek alanları arasında yer almayı sürdürecek. Üniversiteler, enstitüler ve savunma sanayi şirketleri arasındaki eş güdümün, sürdürülebilir bir araştırma geliştirme dinamizmi yaratarak kritik alt sistemlerin milli imkan- larla geliştirilmesini sağlaması amaçlanıyor.

Türkiye’de girişimcilik dijital finansla yeni bir faz açıyor Haber

Türkiye’de girişimcilik dijital finansla yeni bir faz açıyor

Bu dönüşüm, girişimlerin ürün geliştirme ve süreç doğrulama mekanizmalarında daha fazla yer bulurken; netleşen düzenleyici çerçeve ekosistem için daha öngörülebilir bir çalışma zemini oluşturuyor. Türkiye’de hızlanan dijitalleşme girişimcilik modellerini doğrudan etkiliyor. Yapay zekâ destekli veri sistemleri, blokzincir tabanlı uygulamalar ve dijital doğrulama altyapıları artık birçok girişimin ürün mimarisinde temel bileşen hâline geliyor. Süreç izlenebilirliği ve kayıtlanabilirlik artarken teknoloji geliştiren girişimlerin araç seti genişliyor. Dijital temelli teknolojiler süreçleri daha şeffaf hâle getiriyor Global Bilişim Derneği (BİDER) Başkanı Şenol Vatansever, dijital finans teknolojileri ve blokzincir uygulamalarının girişimlerde yalnızca yenilik değil aynı zamanda operasyonel yapı taşı olarak değerlendirildiğini belirtti. Vatansever, gerçek varlıkların dijital temsili (RWA) ve tokenizasyon benzeri modellerin; kayıt doğrulama, veri bütünlüğü ve süreç izlenebilirliği gibi alanlarda kullanılabildiğini kaydetti. “Dijital temelli yapılar girişimlerin süreçlerini daha izlenebilir hâle getiriyor. Şeffaflık, doğrulama ve veri güvenilirliği gibi alanlarda katkı sunuyor. Teknoloji geliştiren girişimler için yeni uygulama sahaları açılıyor.” Vatansever, bu teknolojilerin yatırım ürünü değil altyapı geliştirme modeli olarak konumlandırıldığını vurguladı. Düzenlemelerin netleşmesi teknoloji üretimi için güvenli zemin oluşturuyor Türkiye’de girişim sermayesi fonları, girişim sermayesi yatırım ortaklıkları, kitle fonlaması platformları ve melek ağlarının geliştiği; dijital varlık teknolojilerinin ise bu trendle paralel ilerlediği ifade edildi. Vatansever, dijital varlık hizmet sağlayıcılarına yönelik düzenlemelerin netleşmesinin girişimciler için daha öngörülebilir bir uyum ortamı sunduğunu söyledi. “Düzenleyici çerçevenin güçlenmesi, girişimler için daha net yol haritaları sunuyor. Bu durum yeni uygulama modellerinin ortaya çıkmasına imkân veriyor ve teknoloji üretimini destekliyor.” Türkiye’de teknoloji odaklı proje yoğunluğu artarken özellikle yapay zekâ, blokzincir ve finansal çözüm geliştirme alanlarında yeni ürünlerin ortaya çıktığı aktarıldı. Girişimcilik ekosisteminin buluşma noktası 6 Aralık’ta Vatansever, tüm bu gelişmelerin yakından izlenebileceği Türkiye Girişimci Buluşması – Fikirden Girişime 2025’in 6 Aralık’ta Bahariye Mevlevihanesi’nde düzenleneceğini hatırlattı. Etkinlikte yaklaşık 70 girişim projelerini tanıtacak; sunumlar ve tematik oturumlar gün boyu devam edecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.