SON DAKİKA
Hava Durumu

#Teknoloji

Ekometre - Teknoloji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Teknoloji haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması 19. kez sahiplerini buldu Haber

Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması 19. kez sahiplerini buldu

Garanti BBVA’nın, Ekonomist Dergisi ve Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER) iş birliğiyle bu yıl 19.sunu gerçekleştirdiği Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması’nın sonuçları açıklandı. 28 Nisan akşamı gerçekleştirilen ödül töreninde, beş kategorinin birincileri ödüllerini aldılar. Yarışmada, Gurvita kurucusu Bahar Şamhili Tanju, “Türkiye’nin Kadın Girişimcisi” seçildi. Bahar Alan, Novavera girişimiyle “Türkiye'nin Yöresinde Sürdürülebilir Fark Yaratan Kadın Girişimcisi”, Hülya Tomak Blueit girişimiyle “Türkiye'nin Teknolojide Gelecek Vadeden Kadın Girişimcisi” oldu. İpek Tüysüzoğlu, Yugen girişimiyle “Türkiye'nin Kadın Sosyal Etki Girişimcisi” seçilirken, “Türkiye'nin Kadın Kooperatifi” ödülünü ise Tekfındık Kadın Girişimi ve İşletme Kooperatifi adına Sıla Elevli aldı. “Her hikaye kendi içinde eşsiz ve değerli” Ödül töreninde konuşan Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten, “Bu akşam sadece bir ödül töreni için değil, 20 yıla yayılan güçlü bir dönüşümün parçası olarak buradayız. Kadın girişimciliğini geçmişten bugüne hep bütünsel bir yaklaşımla ele aldık. Finansman, eğitim, pazar erişimi ve cesaretlendirme olmak üzere dört temel alanda kurguladığımız modelimizle somut etki yaratmayı hedefledik ve bu yolda emin adımlarla yürüyoruz. Son beş yılda kadın girişimcilere sağladığımız finansman 350 milyar TL’yi aştı. Türkiye Kadın Girişimci Akademisi ile 6.000 kadın girişimciye ulaştık; Ticaretin Kadınları platformu ile onları yeni pazarlara taşıdık. Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması da bu yaklaşımımızın en güçlü yansımalarından biri. 2007 yılında 103 başvuruyla başlayan bu yolculuk bugün 50 bini aşkın başvuruya ulaşarak ekosistem içinde başlı başına bir markaya dönüştü. Başvuruların ve ilginin her geçen gün artması, bize bu alanda yapacak daha çok işimiz olduğunu da gösteriyor. Bugün girişimcilik daha erken başlıyor, yeni nesil girişimciler ise daha en başından global düşünüyor. Verdiğimiz desteklerin yanı sıra, kadın girişimcileri küresel ağlarla buluşturarak uluslararası başarı hikâyelerine katkı sağlamayı da hedefliyoruz. İnanıyoruz ki kadınların ekonomiye eşit katılımı yalnızca bir eşitlik meselesi değil, aynı zamanda güçlü bir kalkınma meselesi. Bu akşam burada gördüğümüz tüm girişimciler yalnızca kendi başarılarını değil, başka kadınlara ilham veren güçlü hikâyeleri temsil ediyor. Biz de bu yolculuğun bir parçası olmaktan büyük bir gurur duyuyor, ‘Birlikte yaparız’ diyerek bu hikâyeyi birlikte büyütmeye devam ediyoruz.” dedi. KAGİDER Yönetim Kurulu Başkanı Esra Bezircioğlu, “Garanti BBVA ve Ekonomist Dergisi ile birlikte sürdürdüğümüz iş birliğinin, kadın girişimciliğini destekleyen güçlü ve sürdürülebilir bir etki alanına dönüşmesinden büyük memnuniyet duyuyoruz. Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması, 19 yılı geride bırakırken bir yarışma olmanın ötesine geçerek; kadınların potansiyelini görünür kılan, ilham veren ve cesaretlendiren güçlü bir platform haline gelmiştir. 2007 yılında 103 kadının ‘ben de varım’ diyerek başvurduğu bu yolculuk, bugün 50 bini aşkın girişimcinin hikâyesine ev sahipliği yapıyor. Bugün her başvuruyla birlikte karşımıza çıkan hikâyeler, kadınların üretme gücünü, kararlılığını ve dönüşüm yaratma kapasitesini açıkça ortaya koyuyor. Kadın girişimciler yalnızca ekonomik değer üretmekle kalmıyor; geliştirdikleri yenilikçi, sürdürülebilir ve kapsayıcı iş modelleriyle de toplumsal fayda yaratarak daha kapsayıcı bir geleceğin inşasına katkı sağlıyor. Ödüllendirdiğimiz her başarı; cesaretin, azmin ve istikrarlı emeğin güçlü bir yansıması olurken, başka kadınlara ilham veren ve “ben de yapabilirim” duygusunu pekiştiren çok kıymetli örnekler de sunuyor. KAGİDER olarak inancımız çok net: Kadınların iş dünyasında daha güçlü temsil edilmesi sürdürülebilir kalkınmanın en önemli anahtarlarından biridir. Bu nedenle kadın girişimcilerin yolculuklarını desteklemeye, onları görünür kılmaya ve başarı hikâyelerini çoğaltmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki; kadınların güçlenmesi yalnızca bugünü değil, geleceği de dönüştürür” dedi. Ekonomist Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Talip Yılmaz, “Ekonomist Dergisi, kadın konusuna ayrıca önem veren, önceliklendiren bir yayın politikası izliyor. Kadının iş hayatındaki yerini önceliklendiren haber ve araştırmalar hazırlıyor. Etkinlikler düzenliyor. Bu kapsamda Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması, alanında Türkiye’nin en uzun soluklu çalışması. Garanti BBVA ve KAGİDER gibi çok değerli iki kuruluşla birlikte hayata geçirdiğimiz ve 19 yaşında olan bu yarışma, Türkiye’nin kadın girişimciliği ekosisteminin gelişmesine büyük katkı sundu. Bu güne kadar 50 binin üzerinde kadın girişimci yarışmayı katıldı. Kadın girişimciliği ekosisteminin girişimcilik ekosisteminden aldığı pay yüzde 3-4’erden aradan geçen yıllar içinde yüzde 18’lere yükseldi. Yine kadın girişimciliğinde geleneksel sektörlerin yanında bugün e-ticaret, oyun teknoloji, bilimin farklı dallarında alanında işler olduğunu görüyoruz. Bu başarıda muhakkak ki topluma rol model olan yarışmanın ve yarışmacılarımızın büyük etkisi oldu,” dedi. Kazananlar hakkında Bahar Şamhili Tanju – “Türkiye’nin Kadın Girişimcisi” / Gurvita Gurvita, geleneksel üretim yöntemlerini modern tüketim alışkanlıklarıyla buluşturarak katma değerli gıda ürünleri geliştiren bir girişim olarak öne çıkıyor. Kemik suyu gibi yüksek besin değerine sahip ürünleri daha erişilebilir ve sürdürülebilir bir modelle Türkiye’de ve yurt dışında başarıyla sunuyor. Bahar Alan – “Türkiye’nin Yöresinde Sürdürülebilir Fark Yaratan Kadın Girişimcisi” / Novavera Zeytinyağı Novavera, sürdürülebilir tarım uygulamalarıyla yüksek kaliteli zeytinyağı üretimi gerçekleştirerek hem yerel kalkınmaya katkı sağlıyor hem de uluslararası pazarlarda Türkiye’yi temsil ediyor. Hülya Tomak – “Türkiye’nin Teknolojide Gelecek Vadeden Kadın Girişimcisi” / Blueit Blueit, su tüketimi ve yönetimi konusunda farkındalık yaratmayı hedefleyen teknoloji tabanlı çözümleriyle sürdürülebilir kaynak kullanımına ve daha yaşanılabilir bir dünyaya katkı sunuyor. İpek Tüysüzoğlu – “Türkiye’nin Kadın Sosyal Etki Girişimcisi” / Yugen Yugen, nar kabuğu gibi doğal atıklardan alternatif deri üretimi gerçekleştirerek döngüsel ekonomi ve sürdürülebilir üretim alanında yenilikçi bir model ortaya koyuyor. Sıla Elevli – “Türkiye’nin Kadın Kooperatifi” / Tekfındık Kadın Girişimi ve İşletme Kooperatifi fındık tarımını geleneksel sınırlarının ötesine taşıyarak modern teknolojiler ve sürdürülebilir üretim modelleriyle yeniden kurgulayan bir yapı sunuyor. Yürütülen çalışmalarla bölge tarımını veri odaklı ve yüksek verimli bir yapıya dönüştürürken, kadın üreticilerin ekonomik hayata katılımını güçlendiren ve yerel kalkınmaya somut katkı sağlayan kapsayıcı bir model geliştiriyor.

Şişecam’ın 'Geleceğe ilerleyen kadınlar’ projesi tamamlandı Haber

Şişecam’ın 'Geleceğe ilerleyen kadınlar’ projesi tamamlandı

Kurulduğu günden bu yana üretimden Ar-Ge’ye, satış-pazarlamadan bilgi teknolojilerine kadar her alanda kadınların iş hayatında var olmasını destekleyen Şişecam, 2025 yılının sonunda başladığı Geleceğe İlerleyen Kadınlar sosyal sorumluluk projesinin ilk etabını tamamladı. İstanbul, Kocaeli, Mersin, Eskişehir, Bursa, Kırklareli, Ankara, Balıkesir ve Denizli’den 960 genç kadın, STEM, yapay zekâ, öz gelişim ve liderlik alanında toplam 13 eğitim aldı. Program boyunca ayrıca 7 farklı deneyim aktarım seansında Şişecam’ın liderleri katılımcılarla bir araya geldi. 48 yeni proje fikri geliştirildi Program sonunda düzenlenen ideathon kapsamında katılımcılar, toplumsal fayda yaratmaya yönelik 48 yenilikçi proje fikri geliştirdi. Bu projeler teknoloji, sürdürülebilirlik, toplumsal cinsiyet eşitliği, yerel kalkınma ve sosyal inovasyon gibi farklı alanlarda çözüm önerileri sundu. Toplumsal cinsiyet eşitliğini kurumsal bir değer olarak benimseyen Şişecam, “Geleceğe İlerleyen Kadınlar” programıyla genç kadınların potansiyellerini keşfetmelerine, teknolojiye ve geleceğin becerilerine erişim sağlamalarına destek olmaya devam edecek. Program, bilimsel çerçeveye dayanarak hazırlandı UNESCO ve küresel eğitim politikaları; kapsayıcı eğitim, mentorluk, rol modellerle buluşma ve teknoloji odaklı beceri gelişiminin, genç kadınların akademik ve profesyonel yaşama güçlü bir başlangıç yapmalarında kritik rol oynadığını vurguluyor. Şişecam’ın “Geleceğe İlerleyen Kadınlar” programı tam da bu bilimsel çerçeveye dayanarak tasarlandı. Program, genç kadınların geleceğin becerilerine erişimini artırmak, STEM ve yapay zekâ alanlarında güçlendirmek, inovasyon süreçlerine katılımlarını desteklemek ve toplumsal cinsiyet eşitliği bilincini yaygınlaştırmak amacıyla hayata geçirildi. Bu yönüyle, Şişecam’ın başlattığı program yalnızca katılımcıların bireysel gelişimine değil; aynı zamanda toplumun yenilik kapasitesinin, ekonomik dinamizminin ve eşitlik düzeyinin güçlenmesine yönelik stratejik bir yatırım niteliği taşıyor.

BTM' den 10 yılda 2 milyar dolarlık ekosistem Haber

BTM' den 10 yılda 2 milyar dolarlık ekosistem

Bu yıl 10’uncu yaşını kutlamaya hazırlanan Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi’nin (BTM) Genel Müdürü Dr. Önder Kul, gelinen noktayı tek cümle ile özetledi: 10 yıl önce bir fikirdik, bugün 2 milyar doları aşan bir ekosistem haline geldik. İstanbul Ticaret Odası (İTO) tarafından kurulan ve fikir aşamasındaki girişimleri küresel ölçekte değer üreten yapılara dönüştüren BTM, bugün girişimcilik ekosisteminin merkezinde konumlanıyor. BTM Genel Müdürü Dr. Önder Kul, gelinen noktayı şöyle özetledi: “10 yıl önce bir fikirdik, bugün 2 milyar doları aşan bir ekosistem haline geldik.” BTM’nin yalnızca bir kuluçka merkezi olmadığına dikkat çeken Kul, ortaya koydukları somut çıktılara da vurgu yaptı. Kul, “Bugün geldiğimiz noktada BTM, girişimciliğin konuşulduğu bir alan değil; üretildiği, yatırım aldığı ve global ölçekte karşılık bulduğu bir yapı. Geride kalan 10 yıl içinde 12 bin 500’den fazla girişimciye doğrudan destek sağladık. Bugün BTM girişimlerinin ulaştığı toplam portföy büyüklüğü 2 milyar doların üzerine çıkmış durumda. Aynı şekilde 410 milyon doların üzerinde yatırım değerlemesi, oluşturduğumuz yapının sürdürülebilirliğini ve etkisini açıkça ortaya koyuyor” dedi. Fikirlerin ticarileştiği bir yapı kurduk BTM’nin yaklaşımının klasik destek modellerinden ayrıştığını belirten Kul, “Al fikrini gel, fikrin iş yapsın mottosu ile yola çıktık. Ancak bugün geldiğimiz noktada erken seviyeden ileri aşamaya kadar tüm girişimleri kapsayan desteklere sahip bir yapı haline geldik. Girişimcilerimize yalnızca alan değil; yatırımcıya erişim, mentörlük, uluslararası bağlantılar ve pazara açılma imkanı sunuyoruz. Bu sayede fikirler raflarda kalmıyor, şirketlere dönüşüyor, ticarete katkı sunuyor” dedi. BTM’nin, girişimcilik ekosisteminde otorite olarak kabul edilen UBI Global tarafından “Dünyanın En İyi Üçüncü Kuluçka Merkezi” seçildiğini hatırlatan Kul, uluslararası büyüme stratejilerine de değindi. BTM’nin artık küresel ölçekte oyun kuran bir yapıya dönüştüğünü söyleyen Kul, “BTM bugün dünyanın önemli girişimcilik merkezlerinde yer alarak global bir oyuncu olma yolunda ilerliyor. Londra’nın dönüşüm hikâyesinin en güçlü simgelerinden biri haline gelen Battersea Power Station’da konumlanmamız, bu vizyonun somut bir göstergesi. Aynı şekilde Dubai World Trade Centre’deki varlığımızla Körfez pazarına doğrudan erişim sağlıyoruz. BTM artık yerel bir yapı değil, global bir oyuncu” dedi. Yeni dönemde Avrupa ve Balkanlar’a açılım kapsamında Saraybosna’da da bir ofis açtıklarını belirten Kul, “Bosna Hersek’te hayata geçirdiğimiz yapılanma ile Balkanlar’dan Avrupa’ya uzanan bir girişimcilik köprüsü kuruyoruz. Bu ofisimiz, bölgedeki girişimciler için önemli bir merkez olacak. Saraybosna’da attığımız adım, Balkanlar’dan Avrupa’ya uzanan yeni bir girişimcilik hattının başlangıcı. Bu bölgeyi yalnızca izlemiyoruz, şekillendirmek de istiyoruz” dedi. 2026’da küresel vitrin genişliyor Uluslararası Teknoloji Pazarlama Ofisleri’nin (UTPO) girişimlerin globalleşmesinde kritik rol oynadığını vurgulayan Kul, “Yüzde 75’e varan finansman desteğiyle girişimcinin dünyaya açılmasını bir maliyet kalemi olmaktan çıkarıp stratejik bir avantaja dönüştürdük. Bu model, girişimlerin globalleşme sürecini hızlandıran önemli bir kaldıraç görevi görüyor” dedi. BTM’nin girişimcileri global sahneye taşıma hedefinin altını da çizen Kul, “2026 yılında 30’u aşkın ulusal ve uluslararası fuarla girişimcilerimizi dünyanın farklı pazarlarına taşıyacağız. Bizim için görünürlük değil, erişim önemli” dedi. Bir yandan dünyada açılımlarını sürdürürken bir yandan da yurt içindeki etkin stratejilerine devam edeceklerinin altını çizen Kul, BTM’nin yürüttüğü tematik programların ekosistemde önemli bir derinlik oluşturduğunu ifade eden Kul, İstanbul Kalkınma Ajansı ve uluslararası paydaşlarla hayata geçirilen programların girişimcilik tabanını genişlettiğini belirtti. “Erken aşama girişimlerden yatırımcı geliştirmeye, lise düzeyinden kurumsal iş birliklerine kadar geniş bir yelpazede programlar yürütüyoruz. Amacımız yalnızca bugünün değil, geleceğin girişimcilik ekosistemini de inşa etmek” diyen Kul, yeni dönemde hayata geçirilecek Yatırımcı Hızlandırma Programı, BİGG Cube ve yapay zekâ odaklı dönüşüm programlarının bu vizyonun bir parçası olduğunu söyledi. “BTM bu hikayenin merkezinde kalacak” Geçen yılın ikinci yarısında uygulamaya aldıkları Kampus Elçisi programına da değinen Kul, “24 üniversitede 34 kampüs elçisiyle girişimciliği sahaya taşıyoruz. Girişimciyi mezun olduktan sonra değil, daha okuldayken yakalıyoruz. Bu programla girişimcilik kültürünü üniversite ortamında yaygınlaştırıyor, genç yetenekleri erken aşamada keşfediyor ve onları ekosistemimize kazandırıyoruz” ifadelerini kullandı. 2025 başında BTM TEKMER’i faaliyete geçirdiklerini de hatırlatan Kul, “BTM TEKMER teknoloji odaklı girişimler için önemli bir merkez oldu. Girişimcilere mentorluk, eğitim, yatırımcı erişimi ve güçlü bir iş ağı sunarak fikirlerin ticarileşmesini ve sürdürülebilir şirketlere dönüşmesini sağlıyoruz” dedi. Dr. Önder Kul, BTM’nin önümüzdeki dönem vizyonunu ise “Türkiye’den çıkan girişimlerin dünyada daha fazla söz sahibi olduğu bir döneme giriyoruz. BTM bu hikayenin merkezinde olmaya devam edecek” sözleriyle özetledi.

TÜMKAD Bilim dostu gençleri keşfediyor Haber

TÜMKAD Bilim dostu gençleri keşfediyor

Bunun en güncel örneğini 4-5 Nisan günlerinde Nilüfer Pancar Deposu’nda gerçekleştirdiği “Fikrini Sadece Düşünmekle Kalma! Sahneye Taşı…” mottosu ile 18-28 yaş arasındaki gençlerin 2 ya da 4’er kişiden oluşan 15 ekiple; enerji, teknoloji ve sürdürülebilirlik odağındaki fikirlerini mentorluk desteğiyle yarıştırdığı bilgi yarışması ile gösteren TÜMKAD, genç fikirleri bilim dünyasına kazandırıyor. TÜMKAD Girişimcilik İnovasyon ve Futurizm Komisyonu tarafından hayata geçirilen “GIF-T Ideathon Girişimcilik Yarışması” adıyla düzenlenen etkinlik, genç fikirlerin ve görüşlerin filizlenip yeşermesine zemin oluşturan bir sürecin fitilini de ateşliyor. Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Artvinli Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ARSİYAD) Başkanı Erdinç Acar, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, bilime gönül veren gençler, TÜMKAD üyeleri ve çok sayıda davetlinin katıldığı etkinliğin açılışında konuşan TÜMKAD Kurucu Başkanı Ülfet Öztürk, gerçekleştirdikleri etkinliğin sadece bir projenin açılışı olmayıp, bir fikrin, bir cesaretin ve bir geleceğin başlangıcı olduğunu vurguladı. “Geleceği tasarlayanlar kazanacak” TÜMKAD olarak, mühendisliğin teknik bir alan olmakla birlikte dönüştüren, iyileştiren ve geleceği inşa eden bir güç olduğuna inandıklarını ifade eden Öztürk, “Tam da bu inançla, ‘GİF-T – Bir Fikrim Var Projesi’ni hayata geçirdik. Şunu artık çok net biliyoruz ki geleceği bekleyenler değil, tasarlayanlar kazanacak. Sevgili gençler, bugün burada bulunan her birinizin içinde bir fikir var. Belki henüz net değil, belki cesaret bekliyor. Ancak şunu unutmayın: Bir fikrin en büyük gücü, ona inanan bir insanla başlar. GİF-T tam olarak bunun için var. Sadece fikir üretmek için değil, o fikri geliştirmek, test etmek ve gerçeğe dönüştürmek için projelendirildi. Bu süreçte sizlere sadece bilgi değil, ilham, rehberlik ve güçlü bir ekosistem sunacağız. Çünkü biz inanıyoruz ki birlikte üreten, birlikte düşünen ve birlikte gelişen yapılar, her zaman daha güçlüdür. Bugün burada attığımız bu adım, belki bir girişimin, belki bir iş birliğinin, belki de bir hayat hikayesinin başlangıcı olacak. Yıllar sonra dönüp baktığınızda, ‘ben o gün oradaydım’ diyeceksiniz. Gelecek, cesaret edenlerin olacak. Biz bugün burada, o cesareti büyütmek için bir aradayız” diye konuştu. Projede emeği bulunanlara teşekkür Projenin hayata geçirilmesinde büyük emekleri bulunduğunu söylediği GIF Komisyon Başkanı Merve Kara Oral’a , proje liderliğini üstlenen Yarenur Türe Özkan’a, projenin fikir annesi Rahşan İlkay Yorulmaz’a ve GIF komisyonundaki tüm üyelerine teşekkür eden Öztürk sözlerini şöyle tamamladı: “Projemizin iki önemli paydaşı, bizleri her zaman destekleyen Nilüfer Belediyesi İnovasyon Merkezi İş Geliştirme Müdürü Sayın Gülşah Ayzit’e, Merve Hasret’e ve Nilüfer Belediye Başkanımız Sayın Şadi Özdemir’e, Referans Holding Sayın Feray Uzunçayır ve tüm ekibine çok teşekkür ederiz. Projelere mentörlük yapacak değerli gönüllü mentörlerimize, tüm fikirlerin değerlendirileceği jüride bulunan kıymetli jüri üyelerimize, MARSİFED Yönetim Kurulu Başkanımız Sayın Osman Akın’a, İnci Akü Arge Müdürü Sayın Alper Turhan’a, Apra Mühendislik Kurucusu ve değerli TÜMKAD üyemiz sayın Rahşan Yorulmaz’a, Bosch Rexroth Proje Geliştirme Müdürü Sayın Koray Yazdalı’ya çok teşekkür ederiz. Hepinize ilham dolu, üretken ve dönüştürücü bir yolculuk diliyorum.” Genç fikirlerin bilim sınavı TÜMKAD Girişimcilik, İnovasyon ve Fütürizm Komisyonu Başkanı Merve Kara Oral da birçok gencin geleceğe yön vermeye aday özgün fikirleri bulunduğunu belirterek, genç fikirlerin hayata geçirilmesinin büyük öneme sahip olduğunu vurguladı. Bu tespitten hareketle “GIF-T Ideathon Girişimcilik Yarışması”nın startını verdiklerine işaret eden Oral, yarışmada projeleriyle yarışacak gençlere başarı dileklerinde bulundu. TÜMKAD Girişimcilik, İnovasyon ve Fütürizm Komisyonu Proje Lideri Yarenur Türe Özkan ise yarışma sürecinden söz etti. Yarışmaya 18-28 yaş aralığındaki 2 ya da 4’er kişilik gruplardan oluşan 15 ekibin katılacağını ifade eden Özkan, enerji, teknoloji ve sürdürülebilirlik odağındaki genç fikirlerin mentorluk desteğiyle yarışacağını dile getirdi. Dereceye giren genç fikirlerin çeşitli ödüllerle ödüllendirileceğine işaret eden Özkan, yarışmanın gençlere vereceği en büyük kazanımın bilimsel düşünce yeteneğinin gelişimine zemin hazırlayacak olması olduğunu dile getirdi. ‘Bilimle dost’ gençler Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir de konuşmasında gerçekleştirdikleri etkinlik nedeniyle TÜMKAD Kurucu Başkanı Ülfet Öztürk’ün şahsında TÜMKAD yönetimine teşekkür etti. Geleceğin gençlerin omuzları üzerinde yükseleceğine dikkat çeken Özdemir, “Geleceğimizin teminatı gençlerimizi, bilimsel düşüncenin temellendirdiği eğitim sistemi ile yarınlara hazırlamalıyız. Bilimi, sanatı ve kültürel gelişimi ihmal eden bir toplumun geleceği karanlık demektir. Bu nedenle ülkemizin yarınlarında söz sahibi olacak gençlerimizi ‘bilimle dost’ yapabilmenin arayışlarında olmalıyız. Burada en büyük görev şüphesiz devlete düşüyor. Bununla birlikte sivil toplum kuruluşlarının da bu doğrultuda gerçekleştirebilecekleri pek çok etkinliğin bulunduğunu göz ardı etmemeliyiz. Bu konuda örnek oluşturan TÜMKAD’ı kutluyorum” diye konuştu. Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’e teşekkür plaketi Konuşmaların ardından TÜMKAD Kurucu Başkanı Ülfet Öztürk, etkinliğin düzenlenmesinde bulundukları katkı nedeniyle Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’e teşekkür plaketi takdim etti. Öztürk ayrıca etkinlik projesinin uygulanmasında emeği bulunan TÜMKAD Girişimcilik İnovasyon ve Fütürizm Komisyonu Başkanı Merve Kara Oral ile TÜMKAD Girişimcilik İnovasyon ve Fütürizm Komisyonu Proje Lideri Yarenur Türe Özkan’a da teşekkür plaketi verdi. Nefes kesen yarışmada dereceye giren ekipler Etkinliğin ikinci gününde 18-28 yaş aralığındaki 2 ve 4’er kişilik gruplardan oluşan 15 ekipte yer alan 50 genç, nefeslerin tutulduğu heyecanı yüksek yarışmada; enerji, teknoloji ve sürdürülebilirlik odağındaki fikirlerini yarıştırdı. MARSİFED Yönetim Kurulu Başkanı Osman Akın, İnci Akü Ar-Ge Müdürü Alper Turhan, Apra Mühendislik Kurucusu ve TÜMKAD Üyesi Rahşan Yorulmaz ve Bosch Rexroth Proje Geliştirme Müdürü Koray Yazdalı’dan oluşan jüri heyetinin değerlendirmeleri neticesinde şu ekipler ilk 3 dereceyi paylaştı: Ekip Adı: Chemech/Döngüsel Biyodizel. Sloganları: Dışa bağımlılık: Sıfır Atık. Katılımcı Listesi: Yarkın Artunel, Nilsu Baysal.Ekip Adı: Aqua Energy. Sloganları: Geleceği geri kazanıyoruz. Katılımcı Listesi: Esma Tarlak, Süleyman Can Duman, Sevilay Sevim, Fatmanur Ors.Ekip Adı: Ekoprocess team. Sloganları: Tekstil fabrikalarının boyahanelerindeki voc zararlı gazının salınımını azaltmak ve doğalgaz tasarrufu sağlamak. Katılımcı Listesi: Afra Nur Kara, Huzeyfe Akyol, Bilgesu Köse, İrem Oza. Dereceye girenlere ödül ve proje eğitimi desteği Eskişehir Ideathon kapsamında ödül almaya hak kazanan ilk 3 girişimci adayı, Eskişehir Teknopark Tepebaşı Girişim Ofisi tarafından sunulan 15.000 TL değerindeki ‘Ön Kuluçka Programı’ ile ödüllendirildi. ‘Ön Kuluçka Programı’ kapsamında katılımcılar; Girişimcilik eğitimleri, deneyimli mentörlerden birebir destek, iş fikirlerini geliştirmeye yönelik kapsamlı içerikler, patent eğitimi, proje yazma eğitimi ile 2 ay boyunca girişimlerini bir üst seviyeye taşıma fırsatı elde edecekler. Dereceye giren yarışmacılar ayrıca, TÜMKAD tarafından verilecek olan patent ve proje eğitimleri almaya da hak kazandı.

Dijital deneyim çalışan bağlılığını güçlendiriyor Haber

Dijital deneyim çalışan bağlılığını güçlendiriyor

Şirketler için çalışan bağlılığı ve aidiyet duygusu her zamankinden daha kritik hale geldi. Gallup tarafından yayımlanan State of the Global Workplace raporuna göre, çalışan bağlılığı yüksek ekipler %21’e varan daha yüksek kârlılık ve belirgin şekilde daha yüksek verimlilik sağlıyor. Buna karşılık düşük bağlılık, yalnızca performansı değil, çalışan sirkülasyonunu ve kurum kültürünü de doğrudan etkiliyor. Aidiyet anlatılarak değil; Deneyimleyerek oluşur Günümüz çalışanı artık klasik etkinliklerle bağ kurmuyor. Şirketlerin yıllardır uyguladığı eğitimler, toplantılar ve etkinlikler çalışanı dinleyici konumunda bırakırken, yeni nesil çalışan yalnızca izlemek değil; sürecin parçası olmak, katkı sağlamak ve ortaya bir şey koymak istiyor. Çünkü aidiyet, anlatılarak değil, deneyimlenerek oluşuyor. Bu noktada, deneyim odaklı yeni nesil modeller öne çıkıyor. Mezo Akademi’nin geliştirdiği atölye yaklaşımı, çalışanları pasif katılımcı olmaktan çıkararak deneyimin merkezine yerleştiriyor. Katılımcılar; hareketleriyle dijital sanat eserleri oluşturuyor, sesleriyle kolektif süreçlere dahil oluyor, kelimelerden yola çıkarak ortak hikâyeler geliştiriyor ve ekip olarak somut çıktılar ortaya koyuyor. Böylece çalışanlar yalnızca bir etkinliğe katılmıyor, birlikte düşünmenin ve birlikte deneyimlemenin parçası haline geliyor. Bu süreçte kritik olan yalnızca yapılan aktivite değil, yaşanan deneyim. İnsanlar katkı sağladıkları ve parçası oldukları şeylere bağlanıyor. Birlikte deneyimlenen süreçler, çalışan ile şirket arasında klasik iletişim yöntemlerinin sağlayamadığı güçlü bir bağ kuruyor. Bu bağ, yalnızca anlık motivasyon değil; uzun vadeli aidiyet ve sahiplenme duygusu yaratıyor. Bu nedenle yeni nesil atölyeler, şirketler için “ekstra bir aktivite” değil, çalışan bağlılığını güçlendiren stratejik bir araç haline geliyor. Aynı zamanda bu tür deneyimler, şirketlerin yalnızca içeride değil dışarıda da nasıl algılandığını belirliyor. Çalışanlarını sürecin merkezine alan ve onlara deneyim alanı açan şirketler, daha inovatif ve çağdaş kurumlar olarak konumlanıyor. Mezo Akademi, sanat, teknoloji ve yaratıcı öğrenmeyi bir araya getirerek kurumlara özel deneyim tasarımları geliştiren bir platform olarak bu dönüşümün önemli temsilcilerinden biri oldu. Akademinin arkasındaki ekip, aynı zamanda İstanbul Dijital Sanat Festivali’ni hayata geçiren yaratıcı ekip olarak, dijital sanat ve deneyim tasarımı alanındaki uzmanlığını kurumsal dünyaya taşıyor. Bu birikimle geliştirilen deneyimler, şirketlerin çalışanlarıyla daha güçlü, daha gerçek ve daha sürdürülebilir bir bağ kurmasını sağlarken, kurum içi etkinlik anlayışını da kökten dönüştürüyor.

BTSO’da dijital dönüşüm ve uluslararası iş birliği fırsatları Haber

BTSO’da dijital dönüşüm ve uluslararası iş birliği fırsatları

Toplantıda konuşan KOSGEB Başkanı Ahmet Serdar İbrahimcioğlu, Bursa’daki KOSGEB desteklerinin son iki yılda 20 kat artmasına rağmen, dijital dönüşüm için ayrılan kaynakların henüz yeterince değerlendirilmediğini belirtti. Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası aracılığıyla sağlanan 300 milyon Euro’luk kaynağın büyük bir kısmının henüz başvuru aşamasında olduğunu hatırlatan İbrahimcioğlu, Bursalı firmaları bu küresel rekabet fırsatından pay almaya davet etti. Bursa iş dünyasının dijital dönüşüm süreçlerine katkı sağlamak, KOBİ’lerin ulusal ve uluslararası destek mekanizmalarına erişimini artırmak ve yeni iş birliklerinin geliştirilmesine zemin hazırlamak amacıyla “Dijital Dönüşüm ve Uluslararası İş Birliği Fırsatları” etkinliği BTSO Ana Hizmet Binası’nda düzenlendi. Avrupa İşletmeler Ağı kapsamında organize edilen; BTSO Meclis Başkan Yardımcısı Metin Şenyurt, KOSGEB Başkanı Ahmet Serdar İbrahimcioğlu ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı AB ve Dış İlişkiler Genel Müdürü Ahmet Halit Hatip’in açılış konuşmalarıyla başlayan program kapsamında Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, TÜBİTAK ve KOSGEB temsilcileri tarafından Dijital Avrupa Programı, Avrupa Dijital İnovasyon Merkezleri, Avrupa İşletmeler Ağı, EuroHPC çağrıları, Ufuk Avrupa Programı ve ulusal dijital dönüşüm destekleri gibi önemli başlıklarda bilgilendirme sunumları yapıldı. “Dijital dönüşüm hayati bir zorunluk haline geldi” BTSO Meclis Başkan Yardımcısı Metin Şenyurt, ekonominin taşıyıcı sütunları olan KOBİ’lerin, Türkiye’deki toplam işletme sayısının yüzde 99,7’sini oluşturarak üretimin, ihracatın ve istihdamın ana kaynağı konumunda olduğunu ifade etti. Mevcut ekonomi ikliminde, geleneksel üretim refleksleriyle KOBİ’lerin bu büyük yükü taşımaya devam etmekte her geçen gün zorlandığını belirten Şenyurt, “Bugün dünyada ‘dijital olgunluk’ seviyesini tamamlamış işletmeler ile geleneksel yapıdakiler arasındaki makas hiç olmadığı kadar açılmış durumda. Dolayısıyla dönüşüm, varlığımızı sürdürebilmemiz için hayati nitelikte bir zorunluluk haline gelmiştir.” dedi. “Geleneksel yöntemlerle ayakta kalma şansı azalıyor” “Bugün attığımız her adım, küresel pazarda var olma ya da yok olma çizgisini belirleyen gerçek bir yaşam savaşıdır.” diyen Şenyurt, geleneksel yöntemlerle çalışan bir işletmenin on birimlik bir yolu katetmeye çalışırken, dijital dönüşümünü tamamlayan bir rakibinin aynı sürede menzilini çok daha ileriye taşıyabilmekte olduğuna vurgu yaptı. Şenyurt, “Bu durum, sadece verimlilik farkı değil aynı zamanda oyunun dışında kalma riskini de beraberinde getirmektedir. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızın vizyonu, KOSGEB’in hibe ve teşvik gücü, TÜBİTAK’ın ise teknik rehberliği sayesinde işletmelerimizin bu değişim yolculuğunda devletimizin desteğini her an hissetmesi bizler için çok kıymetlidir. Değerli kurumlarımıza şehrimizin dijital geleceğine sundukları bu güçlü katkı için şükranlarımı sunuyorum.” diye konuştu. “KOBİ’lerin dijitalleşmesini hızlandırmayı hedefliyoruz” Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi (KOSGEB) Başkanı Ahmet Serdar İbrahimcioğlu ise “KOBİ’ler İçin Dijitalleşme Fırsatları” toplantılarının ilkini Mersin’de düzenlediklerini, ikincisi için ise Bursa’da bulunduklarını ifade etti. Pazarların daraldığı ve ekonomik türbülansların yaşandığı bir dönemde işletmelerin dayanıklılığını artıracak çözümler üzerinde çalıştıklarını dile getiren İbrahimcioğlu, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Avrupa Birliği Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü tarafından Avrupa Dijital İnovasyon Merkezleri programının başlatıldığını hatırlatarak, söz konusu merkezlerin firmalara dijitalleşme süreçlerinde mentorluk sağlamak, finansal araçlara erişimi kolaylaştırmak ve dijital odaklı projelerin entegrasyonunu desteklemek amacıyla akredite edildiğini belirtti. KOSGEB’den Bursalı firmalara 1,8 milyar tl finansman desteği Ahmet Serdar İbrahimcioğlu, tüm bu çalışmaların destek mekanizmalarıyla güçlendirilmesi gerektiğini ifade ederek hem TÜBİTAK hem de KOSGEB tarafından çeşitli destek programlarının devreye alındığını söyledi. KOSGEB Başkanı İbrahimcioğlu, “Dijital dönüşüme yönelik Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası aracılığıyla 300 milyon Euro’luk bir kaynak oluşturduk. Türkiye İş Bankası, Yapı Kredi ve TEB gibi bankalarla yaptığımız anlaşmalar sayesinde uygun koşullu kredilere erişimi başlattık. Ancak üzülerek söylemek isterim ki bu kaynağın yalnızca 37 milyon TL’lik kısmı Bursa’da kullanılmış durumda.” dedi. KOSGEB desteklerinin son yıllarda önemli ölçüde arttığını belirten İbrahimcioğlu, Bursa’da 2023 yılında 117 milyon TL olan desteklerin 2025 yılında 1,8 milyar TL’ye ulaştığını, iki yılda yaklaşık 20 kat artış sağlandığını söyledi. Bu artışın kapasite geliştirme ve diğer destek programlarını da kapsadığını belirten İbrahimcioğlu, “Buna rağmen dijital dönüşüm programlarının toplam kullanılan destekler içindeki payı Bursa’da yalnızca 37 milyon TL seviyesinde kalmış durumda. Bu oranın mutlaka artırılması gerekiyor.” diye konuştu. “Yüzde 40 olan faizin yarısını biz karşılıyoruz” KOBİ’lerin bu süreçte kritik öneme sahip olduğunu, finansmana erişimin zorlaştığı bir dönemde sunulan bu kredilerin büyük bir fırsat sunduğunu söyleyen İbrahimcioğlu şöyle devam etti: “Program kapsamında faiz oranı 40,5. Bunun 20 puanını KOSGEB olarak biz karşılıyoruz. 36 ay vade imkânı sunuyoruz ve kredinin yüzde 80’ine Kredi Garanti Fonu aracılığıyla kefalet sağlıyoruz. Açıkçası mevcut ekonomik ortamda bu en mühim finansman araçlarından biri. Türkiye’nin dijitalleşmede geri kalma lüksü yok. Küresel rakiplerimiz yatırımlarını yavaşlatmadan sürdürüyor. Bu nedenle biz de elimizdeki kaynakları etkin şekilde kullanmak zorundayız.” “Bursa dijital dönüşümde stratejik konumda” Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürü Ahmet Halit Hatip, Bursa’nın üretimdeki gücü ve ihracattaki belirleyiciliğiyle Türkiye’nin en önemli sanayi merkezleri arasında olduğunu belirterek, “Bursa, dijitalleşme politikalarımızın doğal odak noktalarından biridir.” dedi. Avrupa Birliği ile yürütülen Rekabetçi Sektörler Programı kapsamında Bursa’ya önemli bir yatırım kazandırdıklarını ifade eden Hatip, “Yaklaşık 6,2 milyon Euro bütçeyle kompozit malzeme ve teknik tekstil prototip üretim uygulama merkezini 2024 yılında Bursa’ya kazandırdık. Bu yatırım, yüksek teknolojili üretime geçişte güçlü bir enstrüman niteliği taşımaktadır. Böylece Bursa’nın köklü tekstil birikimini daha ileri teknoloji seviyesine taşıyacak önemli bir değer oluşturduk.” diye konuştu. “Dijital dönüşümün merkezinde yer almakta kararlıyız” Dijitalleşmenin yalnızca teknolojik bir dönüşüm olmadığını vurgulayan Hatip, “Dijitalleşme artık tüm süreçleri yeniden tanımlayan bir rekabet alanıdır. Yapay zeka, yüksek performanslı hesaplama, siber güvenlik, yarı iletken teknolojileri ve veri odaklı uygulamalar; ülkelerin kalkınma hızını ve rekabet gücünü belirleyen temel alanlar haline gelmiştir. Türkiye olarak bu dönüşümün dışında değil, tam merkezinde yer almakta kararlıyız.” ifadelerini kullandı. Bu vizyonun 2030 Sanayi ve Teknoloji Stratejisi’nde de ortaya konulduğuna işaret eden Hatip, “İmalat sanayinde robot kullanımını 8 kat artırarak 200 bine çıkarmayı ve yüksek teknolojili ürün ihracatını 30 milyar dolara yükseltmeyi hedefliyoruz. Destek programlarımızı birbirini tamamlayan bir yapı içinde kurguluyor, daha fazla işletmenin ve araştırmacı girişimcinin bu dönüşümden faydalanmasını amaçlıyoruz.” dedi. Sanayi ve Teknoloji İl Müdürü Aydın Bakoğlu, KOSGEB Bursa Batı Müdürü Erkan Güngör, BEBKA Genel Sekreter Vekili Sabri Bayram, TSE Bursa Bölge Koordinatörü Mehmet Hüsrev, İMSİAD Başkanı Şeref Demir ve iş dünyası temsilcilerinin de katıldığı toplantı açılış konuşmalarının ardından yapılan sunumlarla sona erdi.

Akıllı telefon tercihinde yeni trend 5G uyumu Haber

Akıllı telefon tercihinde yeni trend 5G uyumu

Türkiye’de 5G teknolojisine yönelik hazırlıklar hız kazanırken, tüketiciler de yeni nesil bağlantı teknolojisine uyumlu cihazlara yönelmeye başladı. Geniş ürün yelpazesiyle teknoloji severlere konforlu alışveriş deneyimi sunan MediaMarkt Türkiye, genişleyen 5G uyumlu akıllı telefon ve tablet portföyü, yeni kampanyaları ve ekosistem iş birlikleriyle teknoloji severlerin 5G dönüşümüne hazır olmasını destekliyor. MediaMarkt’ın Türkiye genelindeki tüm mağazalarında, online alışveriş kanalında ve MediaMarkt App’te global teknoloji devlerinin en yeni 5G destekli cihazları yer alıyor. Giriş seviyesinden premium segmente kadar uzanan geniş ürün yelpazesi sayesinde farklı bütçe ve performans beklentilerine sahip kullanıcılar yeni nesil cihazlara kolayca erişebiliyor. 5G’ye geçişi hızlandıran takas kampanyası MediaMarkt Türkiye, müşterilerinin 5G teknolojisinin sunduğu avantajları daha yakından tanıyabilmesi için hazırladığı özel içerikleri ve kampanyaları da müşterileriyle buluşturmaya başladı. 5G’ye özel hazırlanan web sayfası üzerinden kullanıcılar hem 5G teknolojisi hakkında bilgi edinebiliyor hem de 5G uyumlu cihazları hızlıca keşfedebiliyor. 5G’ye geçişi teşvik etmek amacıyla başlatılan “Eski Telefonunu Getir, 5G uyumlu Telefonu Götür” takas kampanyası ile müşteriler mevcut cihazlarını avantajlı koşullarla değerlendirerek yeni nesil 5G cihazlara daha erişilebilir şartlarla geçiş yapabiliyor. 5G ekosistemi iş birlikleriyle büyüyor 5G teknolojisinin yaygınlaşması yalnızca cihazların piyasaya sunulmasıyla değil, güçlü bir ekosistem iş birliği ile mümkün oluyor. MediaMarkt Türkiye bu dönüşümü hızlandırmak amacıyla global teknoloji üreticileri ve ekosistem partnerleriyle yakın iş birlikleri yürütüyor. Önümüzdeki dönemde üretici markalarla gerçekleştirilecek lansman ve kampanya iş birlikleri sayesinde 5G uyumlu cihazların daha geniş kitlelere ulaşması hedefleniyor. MediaMarkt Türkiye ayrıca takas programları ve özel kampanya modelleriyle tüketicilerin yeni nesil cihazlara geçişini desteklemeye devam edecek. Tüketiciler 5G’ye hazır cihazları tercih ediyor 5G teknolojisine yönelik farkındalık ve beklentinin artması, cihaz tarafındaki talebe de doğrudan yansıyor. MediaMarkt Türkiye verilerine göre özellikle amiral gemisi ve üst segment cihazlar ile 5G uyumlu cihazlara olan talep belirgin şekilde artmış durumda. Tüketiciler cihazlarını daha uzun süre kullanabilecekleri ve geleceğin bağlantı teknolojilerine hazır bir deneyim yaşayabilecekleri için 5G destekli modellere yöneliyor. Türkiye’de 5G altyapısının yaygınlaşmasıyla birlikte 5G uyumlu cihaz talebinin önümüzdeki dönemde daha da hız kazanması bekleniyor. Hulusi Acar: “5G dönüşümünde müşterilerimizin teknoloji partneri olacağız” MediaMarkt Türkiye CEO’su Hulusi Acar, konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu: “5G teknolojisi mobil bağlantı deneyiminde yeni bir dönemin başlangıcını temsil ediyor. Türkiye’de 5G’ye yönelik hazırlıklar hız kazanırken tüketicilerin de bu yeni teknolojiye hazır cihazlara yöneldiğini görüyoruz. MediaMarkt Türkiye olarak geniş 5G uyumlu cihaz portföyümüz, kişiselleştirilmiş kampanyalarımız ve üretici markalarla gerçekleştirdiğimiz iş birlikleriyle müşterilerimizin 5G teknolojisine geçişini kolaylaştırmayı hedefliyoruz. Amacımız, tüketicilerin en yeni teknolojilere en hızlı ve en erişilebilir şekilde ulaşmasını sağlarken Türkiye’de 5G ekosisteminin gelişimine de katkıda bulunmak.”

Siemens Türkiye’deki finansman seçeneklerini genişletecek Haber

Siemens Türkiye’deki finansman seçeneklerini genişletecek

1997 yılından itibaren finansal kiralama (leasing) hizmeti sunan Siemens Finansal Hizmetler’in deneyimi üzerine inşa edilen Siemens Finansman A.Ş., Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) lisansı ile faaliyet gösterecek ve 500 milyon TL’lik sermaye yapısıyla müşterilerine çok daha geniş kapsamlı ve esnek finansman çözümleri sunacak. Siemens’in ülkemizde hayata geçirdiği yeni finansman yapısı, Türkiye’nin üretim gücüne, sanayi dönüşümüne ve dijitalleşme potansiyeline duyulan stratejik güveni de ortaya koyuyor. Siemens Finansman A.Ş., yazılım, dijital çözümler, servisler ve entegre projeleri kapsayan çok yönlü ve bütünsel bir yapıda kurgulandı. Böylece bu hizmeti alan tüm kurum ve kuruluşlar teknoloji yatırımlarını daha esnek ve planlı finansman modelleriyle hayata geçirme imkânına sahip olacak. Bu hizmet kapsamında özellikle sanayide ve üretimin hemen her aşamasında dijitalleşme, verimlilik artışı ve sürdürülebilirlik odaklı dönüşüm yatırımlarının devamlılığını sağlamak amacıyla finansman tarafında daha güçlü bir yapı oluşturuluyor. Yeni yapı ile hizmet alan müşteriler, tedarik ettikleri ürün ve hizmetlerin ödemelerini vadeli olarak gerçekleştirebilecek. Böylece müşterilerin, yatırımlarını devreye aldıktan sonra ödeme planlarını başlatabilmeleri ve nakit akışlarını daha etkin yönetebilmeleri de sağlanmış olacak. Leasing ile desteklenen makine ve ekipman yatırımlarına ek olarak geliştirlen bu modelin, leasing kapsamı dışında kalan dijital çözümleri, yazılım ve bütünleşmiş projeleri kapsaması planlanıyor. Bu yeni finansman modeli ile “Şimdi Al, Sonra Öde” yaklaşımı, Siemens’in bu alandaki küresel vizyonunun Türkiye’deki yansıması olarak şekilleniyor. Siemens Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Hüseyin Gelis, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Türkiye’nin üretim ekosisteminde sanayiden ileri teknoloji yatırımlarına, üretim altyapısından farklı sektörlere kadar tüm paydaşlar için en temel gerekliliklerden biri sürdürülebilir ve erişilebilir finansman olarak öne çıkıyor. Bu doğrultuda biz de ülkemizin üretim kapasitesine, mühendislik gücüne ve dönüşüm potansiyeline olan inancımız doğrultusunda, müşterilerimizin yatırım kararlarını destekleyecek daha güçlü ve sürdürülebilir bir finansman altyapısını devreye alıyoruz. Siemens Finansman A.Ş., yalnızca finansal bir yapı değil, Türkiye’nin sanayi ve dijital dönüşüm yolculuğuna duyduğumuz güvenin de bir göstergesi. Amacımız, yatırım yapmak isteyen iş ortaklarımızın yanında durarak dönüşüm süreçlerini hızlandırmalarına katkı sağlamak” Siemens Finansman A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Girginer ise yeni yapının işleyişine ilişkin şu bilgileri paylaştı: “500 milyon TL’lik güçlü sermaye yapımızla sürdürülebilir bir finansman kapasitesi oluşturuyoruz. Siemens Finansman A.Ş. aracılığıyla ürün, yazılım, servis ve bütünleşmiş projeleri kapsayan uçtan uca finansman çözümleri sunarak müşterilerimizin yatırım süreçlerini desteklemeyi hedefliyoruz. Mevcut leasing faaliyetleri Siemens Finansal Kiralama A.Ş. çatısı altında devam ederken, Siemens Finansman A.Ş. esnek finansman modelleriyle Siemens ürün ve çözümlerini tamamlayıcı bir rol üstlenecek. Bu iki yapı birlikte, müşterilerin farklı ihtiyaçlarına uygun çözümler sunan bütünleşmiş bir finansman yaklaşımı oluşturacak”. Siemens, Türkiye’deki sanayi ve teknoloji yatırımlarını desteklemeye yönelik bu yeni adımıyla, yalnızca ürün ve hizmet sağlayıcısı değil; aynı zamanda dönüşümün finansal ortağı olma vizyonunu da güçlendiriyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.