SON DAKİKA
Hava Durumu

#Tedarik Zinciri

Ekometre - Tedarik Zinciri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tedarik Zinciri haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Borsa Ortadoğu'da barış bekliyor Haber

Borsa Ortadoğu'da barış bekliyor

Yıla oldukça güçlü bir başlangıç yapan ve şubat ayında 14 bin 532 puanla tüm zamanların rekorunu test eden Borsa İstanbul (BIST 100) endeksi, ABD, İsrail ve İran hattında patlak veren çatışmalardan etkilendi. Bölgede jeopolitik gerilimlerin hızla tırmanması küresel risk iştahını baskılarken, tedarik zinciri endişeleri ve petrol fiyatlarındaki sert yükseliş enflasyonist korkuları yeniden alevlendirdi. Yatırımcıların riskli varlıklardan kaçarak güvenli liman arayışına girdiği bu zorlu süreçte, BıST 100 endeksi 13 bin puanın altını görerek satış dalgalarına maruz kalsa da savaşın yarattığı küresel sarsıntıya rağmen Borsa İstanbul’un gelişmekte olan diğer piyasalarla (EM) kıyaslandığında bu şoku nispeten daha az hasarla atlatması dikkat çeken bir diğer unsur oldu. Ekonomi yönetiminin savaşın olası etkilerini sınırlamak adına esnek ve proaktif bir yaklaşım benimsemesi, uygulanan güçlü rezerv yönetimi ve Türkiye’nin süreçteki arabuluculuk adımları, yurt içi piyasaların direncini önemli ölçüde artırdı. Gelişmekte olan birçok ülke borsası artan enerji maliyetleri ve enflasyon baskılarıyla daha derin sarsıntılar yaşarken; Borsa İstanbul, güven veren yatırım ortamı ve alınan önlemlerin katkısıyla süreci rakiplerine kıyasla daha sınırlı kayıplarla ve pozitif bir ayrışmayla yönetmeyi başardı. Borsada yeni rota ne olacak? Piyasalardaki bu tablo, tarafların müzakere masasına oturması ve bölgede kalıcı bir barışın sağlanabileceğine yönelik güçlü sinyallerin gelmesiyle yerini temkinli bir iyimserliğe bırakmaya hazırlanıyor. Diplomatik uzlaşı ile jeopolitik tansiyonun düşmesi durumunda; enerji maliyetleri üzerindeki baskının hafiflemesi, küresel piyasalarda risk iştahının yeniden canlanması ve yabancı fonların Borsa İstanbul gibi gelişmekte olan piyasalara geri dönmesi bekleniyor. Uzmanlar, savaş fiyatlamasının devreden çıkmasıyla birlikte çatışma öncesi seviyelerine doğru kayıplarını telafi eden BıST 100 endeksinin önümüzdeki süreçteki olası yükseliş senaryolarını ve yeni dönemde hangi sektörlerin öne çıkabileceğini İstanbul Ticaret için değerlendirdi. Fiyatlamada ana beklenti petrol Geçtiğimiz 28 Şubat’tan bu yana jeopolitik gelişmelerin piyasalar üzerinde belirleyici bir rol üstlendiğini belirten Gedik Yatırım-Yatırım Danışmanlığı Müdür Yardımcısı Onurcan Bal, haber akışlarına bağlı oynaklığın ciddi şekilde arttığına dikkat çekti. aBD ve İran arasında gündeme gelen ateşkes ihtimalinin piyasalara nefes aldırdığını hatırlatan Bal, BıST 100 endeksinde 14 bin puanın üzerine doğru yaşanan toparlanmanın da bu haberlerle desteklendiğini ifade etti. Bu süreçte takip ettikleri en önemli göstergenin petrol fiyatları olduğunun altını çizen uzman isim, enerji maliyetlerindeki artışın küresel enflasyonist baskı yaratarak merkez bankalarını daha sıkı bir duruşa zorladığını belirtti. Bal, bu durumun zayıflayan faiz indirimi beklentileriyle birleştiğinde gelişmekte olan piyasalardan çıkış eğilimini hızlandırdığını vurguladı. Endekste 15 bin puan hedefi Olası bir diplomatik anlaşma durumunda petrol fiyatlarının nerede dengeleneceğinin kritik bir eşik olacağını ifade eden Onurcan Bal, savaşın sona ermesinin enerji fiyatlarını hemen eski seviyelerine düşürmeyeceğini tahmin ettiğini belirtti. Bölgedeki enerji altyapılarında oluşan hasarın boyutu tam bilinmediği için düşüşün zaman alabileceğini söyleyen Bal, petrolün kademeli de olsa düşüş eğilimine girdiği senaryoda Borsa İstanbul için yeni hedeflerin gündeme geleceğini belirterek, şu değerlendirmede bulundu: “Böyle bir senaryoda Borsa İstanbul’da özellikle 14 bin 530 civarında bulunan zirve seviyesi aşılabilirse, kısa vadede 14 bin 750-15 bin bölgesine doğru teknik bir hareket söz konusu olabilir.” Ralli için gözler enflasyonda Savaş riskinin ortadan kalkmasının borsada ilk etapta bir toparlanma yaratacağını, ancak soluksuz bir ralliden ziyade kontrollü bir seyir beklediğini belirten Onurcan Bal, savaşın Türkiye’nin dezenflasyon sürecine kaçınılmaz etkileri olduğunu hatırlattı. Merkez Bankası’nın enflasyondaki yüksek seyir nedeniyle mart ayını pas geçtiğini ve bu ay da yüzde 2.5 civarında bir aylık enflasyon beklediklerini söyleyen Bal, yabancı çıkışları ve carry trade pozisyonlarının terse dönmesi ve rezervlerde yaşanan düşüşe de dikkat çekti. Kısa vadede bir faiz indirimi beklemediklerini dile getiren Bal, “Piyasada bu savaşın bitmesiyle ilk fiyatlamalarda bir yükseliş görürüz ama bu yükselişin devamlılığı, tekrar faiz indirim beklentilerinin güçlenmesine bağlı” diye konuştu. Bankacılık ve havacılık öne çıkabilir Jeopolitik gerilimin kalıcı olarak azalmasıyla birlikte Borsa İstanbul’da sektörel rotasyon yaşanacağına işaret eden Onurcan Bal, çatışmaların başlamasıyla en büyük tahribatı faiz indirimlerinin zora girmesi nedeniyle bankacılık, gayrimenkul yatırım ortaklığı (GYO) ve havacılık sektörlerinin aldığını belirtti. artan ülke risk priminin (CDS) bankacılığı ekstra baskıladığını söyleyen Bal, barış ihtimalinde yaşanacak değişimi şu sözlerle özetledi: “Riskler yatışırsa bankalar, GYO’lar, havacılık ve holdingler toparlanma anlamında biraz daha öne çıkabilir. Bu süreçte daha kuvvetli kalan savunma ve petrokimya sektöründe ise bu sefer tersi fiyatlamalar görebiliriz.” Bal ayrıca, işlerin iyiye gittiği bir senaryoda telekomünikasyon sektörünün de takip edilebileceğini ekledi. Yabancı için ‘ucuzluk’ fırsatı Bölgede suların durulması ve gıda/enerji kaynaklı risklerin geride kalmasıyla birlikte yabancı yatırımcıların yeniden Türkiye piyasalarına yönelmesini bekleyen Onurcan Bal, yabancı fonların da enflasyon görünümünü ve faiz indirim takvimini yakından izleyeceğini vurguladı. Borsa İstanbul’un son yıllarda dolar bazında sergilediği zayıf performansın yarattığı ucuzluk algısına dikkat çeken Bal, “Dezenflasyon süreci devam ettiği ve Merkez Bankası kademeli faiz indirimlerini sürdürdüğü müddetçe Türk varlıklarına yönelik ilgi korunur” diyerek, barış senaryosunda tahvil ve hisse senedi piyasalarında yabancı girişinin yeniden canlanacağını öngördü. Barış haberiyle yukarı yönlü hareketler hızlanır İran odaklı jeopolitik risklerin son bulmasının Borsa İstanbul’a olumlu yansıyacağını belirten İnfo Yatırım Yatırım Danışmanı Tunç Safa Altunsaray, piyasanın yakın zamanda bu senaryoyu test ettiğini vurguladı. Altunsaray, “Aslında bunun ön gösterimini 6-10 Nisan tarihleri arasında Borsa İstanbul tarafında gördük. Ateşkes haberinin gelmesi ve görüşmelerin başlayacağı haberi piyasaya gelince Borsa İstanbul’un hızlı bir şekilde 14 bin puanı geçmesi, jeopolitik risklerin bitmesi ihtimalinde olacak hareketi gösterdi” dedi. Bu süreçte kritik olan noktanın resmi bir barış anlaşmasının imzalanması olduğunun altını çizen uzman isim, “Yeni bir yukarı yönlü ralli hareketinin barış haberi ile gelme ihtimalinin çok yüksek olduğunu düşünüyorum” diye konuştu. Veriler yükselişi sınırlayarabilir Beklenen barış anlaşması güçlü bir katalizör olsa da Altunsaray, savaşın geride bıraktığı ekonomik tahribatın göz ardı edilmemesi gerektiği konusunda yatırımcıları uyardı. Çatışmaların küresel piyasalardaki yansımalarını değerlendiren Altunsaray, “Atlanmaması gereken nokta; savaş sebebiyle tedarik zincirleri bozuldu, enerji maliyetleri çok arttı ve bunların da enflasyona bir etkisi olacaktır. Bu sebeple de yükselişin ekonomik veriler gelmeye başladıkça sınırlı kalacağını düşünebiliriz” diye konuştu. Piyasalar için ana odak noktasının zamanla değişeceğini belirten Altunsaray, “Asıl hikayenin bu etkilerin azalmaya başladığı zamanda ortaya çıkacağını düşünüyorum” dedi. İki farklı senaryo Jeopolitik tansiyonun düşmesiyle birlikte Borsa İstanbul’da öne çıkacak sektörleri analiz eden Altunsaray, piyasadaki olası sektörel rotasyonu şu sözlerle özetledi: “Tabii ki burada öne çıkacak sektörler aslında savaşla hızı düşen sektörler olacaktır. Örnek olarak bankacılık, ulaştırma ve holdingleri sayabiliriz. Fakat ekonomik veriler geldikçe bu sektörlerde geri çekilmeler görebiliriz.” Açıklanacak enflasyon verilerinin yaratacağı fırsatlara da dikkat çeken Altunsaray, “Küresel enflasyon riskinden özellikle olumlu etkilenebilecek sektörler olarak telekomünikasyon, perakende ve gıda tarafının ön plana çıkmasını bekleyebiliriz. Bu çerçevede doğru risk yönetimi ile bu sektörlere dikkat edilebilir” şeklinde konuştu. Yabancı ilgisinin güçlü bir şekilde artması için küresel çapta likidite oluşumunun şart olduğunu vurgulayan Altunsaray, “Bunun için de gelişmiş ülkelerin merkez bankalarının tekrar faiz indirimlerini konuşması veya gevşek politikalar uygulaması kritik olacaktır. Ancak son yaşanan küresel enflasyon riski altında bu ihtimalin daha zamanı olduğunu düşünen taraftayım” dedi.

OİB’in yeni dönemdeki başkanı Kemal Yazıcı Haber

OİB’in yeni dönemdeki başkanı Kemal Yazıcı

Tek liste girilen seçimlerin sonucunda Ecoplas Otomotiv Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yazıcı, katılan üyelerinin tamamının oylarını alarak OİB Yönetim Kurulu Başkanlığına seçildi. OİB’in 2026-2030 dönemini kapsayacak Kemal Yazıcı Başkanlığında yeni Yönetim Kurulunda; Beyçelik Gestamp, Ford Otomotiv, Martur Sünger ve Koltuk Tesisleri, Bosch Sanayi ve Ticaret, Toyota Otomotiv, Oyak Renault, Tofaş Türk, İnci GS Yuasa Akü, Teknorot Otomotiv ve Valeo Otomotiv, Denetim Kurulu’nda ise TKG Otomotiv, OSKİM Pazarlama ve Canel Otomotiv yer aldı. Çelik: “Sekiz yıla devasa bir dönüşümü sığdırdık” Başkanlık dönemi sona eren Baran Çelik, toplantının açılışında yaptığı konuşmada, sekiz yıl önce görevi devraldıklarında tek bir hedefleri olduğuna dikkat çekerek “Hedefimiz; Türk otomotiv sanayisini ihracatta daha güçlü, küresel değer zincirlerinde daha stratejik bir konuma taşımak. Bu hedef doğrultusunda önemli mesafeler kat ettik. Göreve başladığımız 2018 yılında 31,5 milyar dolar olan otomotiv ihracatımız 2025 yılında 41,5 milyar dolara yükseldi. Bu yıl 43 milyar dolar ile bu rakamı daha da yukarıya taşımayı hedefliyoruz. Pandemi nedeniyle bir yıllık ara dışında 19 yıldır ülkemizin ihracat şampiyonuyuz. Birliğimiz sadece ihracat rakamlarıyla değil, vizyonu, projeleri ve sektörün dönüşümüne liderlik eden yaklaşımıyla da güçlü bir kurumsal yapı haline geldi. Görev süremiz boyunca Dünya çapında ayak basmadığımız kıta, Türk bayrağını dalgalandırmadığımız ticaret merkezi bırakmadık. Bu dönemde 59 uluslararası fuara katılım sağladık, 63 sektörel ticaret heyeti ve 24 alım heyeti düzenledik” dedi. Görev süresi boyunca son sekiz yıla sadece projeleri değil, devasa bir dönüşümü sığdırdıklarını da belirten Baran Çelik “Otomotiv Geleceği Tasarım Yarışması’ndan Otomotiv Mühendisliği ve Aftermarket Konferansına, Avrupa Yeşil Mutabakatına uyum sürecinde Türkiye Otomotiv Endüstrisi Sürdürülebilirlik Eylem Planını hazırlayarak firmalarımıza karbon ayak izinin azaltılması, enerji verimliliği, döngüsel ekonomi ve SKDM uyumu gibi başlıklarda rehberlik etmemizden Yeşil Dönüşüm UR-GE projelerimiz ve SKDM eğitim programlarımız ile de özellikle KOBİ’lerimizin bu dönüşümün dışında kalmaması için finansman, danışmanlık ve teknik destek modellerini devreye almamıza kadar çok sayıda ilke, projeye ve çalışmaya imza attık. Yine en güncel ve en önemli gelişmelerden biri; Ticaret Bakanlığımızın öncülüğünde hayata geçirilen Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği Girişim Sermayesi Yatırım Fonu oldu. Bu fon ile birlikte sektörümüzde teknoloji geliştiren, inovasyon üreten girişimlerin finansmana erişimini güçlendirmeyi ve otomotiv ekosistemimizin geleceğini desteklemeyi amaçlıyoruz” dedi. Otomotiv, teknolojik dönüşümün de lokomotifidir Konuşmasında Başkanlığı süresince yaşadıkları zorluklardan da bahseden Çelik, şunları söyledi: “2020 yılından sonra Dünya ekonomisinin ve küresel ticaretin en çalkantılı dönemlerinden birini yaşadık. Pandemi ve ardından gelen, Çip krizi, tedarik zinciri kırılmaları, Brexit süreci, Yeşil dönüşüm, Enflasyonist ortam, Rusya-Ukrayna savaşı başta olmak üzere hem insanlık hem küresel ekonomi için yıkıcı etkiler bırakan savaşlar ve son dönemde küresel siyasette hızla yükselen korumacılık trendinin sonucunda Avrupa’da gündeme gelen “Made in EU” yaklaşımı… Tüm bu fırtınalı süreçte gemiyi limana sağ salim yanaştırmak için var gücümüzle çalıştık ve bunu başarmanın gururunu yaşıyoruz. Sektörümüz; Türkiye sanayisinin teknolojik dönüşümünün de lokomotifidir. Bugün geldiğimiz noktada Türk otomotiv endüstrisi Avrupa değer zincirinin en güçlü üretim ve tedarik merkezlerinden biri haline gelmiş durumda. Bu başarı, birlikte çalıştığımız yönetim kurulu ve denetim kurulu üyelerimizin, Birliğimizin kıymetli çalışanlarının ve en önemlisi siz değerli üyelerimizin ortak emeğinin sonucu. Bu vesileyle görev sürem boyunca birlikte çalıştığımız tüm yönetim kurulu ve denetim kurulu üyelerine içtenlikle teşekkür ediyorum. Şimdi bayrağı devretme vakti. Yeni seçilecek yönetim kurulumuzun, bu çıtayı çok daha yukarılara taşıyacağına inancım tamdır. Onların başarısı, Türkiye’nin başarısı olacaktır. Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği güçlü bir kurumdur. Bu kurumun en büyük gücü ise üyelerinin vizyonu ve dayanışmasıdır. Ben de bundan sonra sektörümüzün bir temsilcisi olarak otomotiv endüstrimizin gelişimi için çalışmaya devam edeceğim.” Baran Çelik’in konuşmasının ardından Birliğin bir önceki döneminde görev alan yönetim ve denetim kurulu üyelerine teşekkür plaketi takdim edildi. Yazıcı: “Üç ana başlıkta ihracatı artırmaya odaklıyız” OİB’in yeni Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yazıcı ise şunları söyledi: “Sektörümüz; Türkiye ekonomisinin temel taşlarından biri. Türkiye ihracatının yüzde 17,5’ini tek başına gerçekleştiriyor. Direkt çalışan 300 bin kişi, servis ve satışlar dahil 550 bin kişiye istihdam sağlıyoruz. En büyük pazarımız olan Avrupa Birliği ülkelerinin 2035 yılında sıfır emisyonlu araçlara geçiş planı sektörümüz ihracatı açısından çok kritik bir karar. AB ülkeleri sıfır emisyonlu araçlar konusunda kararlılar ama Çin ile rekabette zorlanıyorlar. Kendilerini Çin’e karşı koruyabilmek için “made in Europe” kavramını geliştirdiler. Biz sektör olarak Gümrük Birliği sayesinde bu kapsamda yer alacağız ama sıfır emisyonlu araçlar için gereken teknolojilere henüz hakim değiliz. Bu durum önümüzdeki dönemlerde ihracat açısından bir risk oluşturuyor. Eksiklerimizi hızlı bir şekilde tamamlayarak hazır hale gelmek zorundayız. Bu kapsamda yeni Yönetim Kurulu olarak üç ana başlık üzerinde çalışmak istiyoruz. İlk alanı “Geleceğe Hazırlanmak ve İhracat Artışı” olarak belirledik. İkinci olarak “Rekabetçi Otomotiv Sanayi” ve son olarak da “Güçlü Birlik ve Üye İlişkileri” konularına yoğunlaşmak kararı verdik. Türkiye otomotiv endüstrisi ihracatını korumaya ve artırmaya yönelik stratejiler geliştirerek sektör ve ilgili kurumlar ile birlikte çalışacağız ve geleceği birlikte şekillendireceğiz.”

ESET yeni yapay zekâ koruma yeteneklerini duyurdu Haber

ESET yeni yapay zekâ koruma yeteneklerini duyurdu

RSAC 2026'da tanıtılan ve bu yıl içinde piyasaya sürülmesi planlanan yeni özellikler, ESET PROTECT Platformu'ndaki görünürlüğü artırarak, günlük yapay zekâ kullanımı ve kurumsal çapta ajans yapay zekâ benimsemesi ile bağlantılı yeni riskleri araştırmayı sağlayacak. Siber güvenlik sektörünün en büyük ve en etkili uluslararası etkinliklerinden biri olan RSA Conference (RSAC), siber güvenlik uzmanlarını, teknoloji liderlerini ve çözüm sağlayıcılarını bir araya getirerek en yeni tehditler, teknolojiler ve stratejiler üzerine bilgi paylaşımı ve iş birlikleri için platform sağlıyor. Bu yıl San Francisco’da gerçekleştirilen etkinlik, küresel siber güvenlik topluluğunu güncel tehditlere ve yeniliklere dair kapsamlı oturumlar, paneller ve ürün tanıtımları etrafında bir araya getirdi. ESET Yapay Zekâ Direktörü Juraj Jánošík, “Şirketler üretkenlik ve otomasyon için yapay zekâya daha fazla güvenmeye başladıkça hassas verilerin açığa çıkması, uyumluluk ihlalleri ve yanıltıcı çıktılar gibi artan risklerle karşı karşıya kalıyorlar. Ajan yapay zekâ, güvenlik savaşını tekrar uç noktaya kaydırıyor. ESET, 30 yılı aşkın bir süredir yapay zekâ ve makine öğrenimi ile desteklenen lider uç nokta koruması çözümleri geliştiriyor; bu nedenle, kuruluşların bu yeni yapay zekâ dalgasını daha başlangıç aşamasında güvenli hâle getirmelerine yardımcı olmak için benzersiz bir konumdayız” açıklamasını yaptı. Yapay zekâ araçları günlük iş akışlarına entegre oldukça birçok çalışan BT denetimi olmadan açık bulut sohbet robotlarını kullanıyor; bu da “gölge AI” riskleri yaratıyor ve iç belgeler, API anahtarları, gizli bilgiler ve kimlik bilgileri gibi hassas verileri açığa çıkarıyor. ESET, kaynağa mümkün olduğunca yakın olan çeşitli teknolojilerle bu sorunu ele alıyor. Bunlardan biri, yapay zekâ etkileşimlerini yakalayan ve hem komut istemlerini hem de yanıtları gerçek zamanlı olarak analiz eden güvenli bir tarayıcı teknolojisi. Bu, verilerin açığa çıkmasını önlemeye ve kötü niyetli veya yanıltıcı içeriği kullanıcıları etkilemeden tespit etmeye yardımcı olur. RSAC 2026’daki tanıtımlarda, yeni yapay zekâ koruma özelliği, sohbet robotu komut satırları aracılığıyla gönderilen kötü amaçlı URL’leri tespit ederek uç noktadaki faaliyetleri günlüğe kaydetti ve inceleme amacıyla ESET PROTECT Platformu’nda görüntüledi. Aynı yaklaşım, komut enjeksiyon girişimleri, komut dosyaları ve hassas veri girişleri için de geçerli; bu sayede kuruluşlar, politikalarına uygun olarak etkinlikleri engelleyebilir veya izleyebilir. Güvenlik ekipleri, ESET PROTECT Platformu günlüğü aracılığıyla kuruluş genelinde yapay zekâ araçlarının nasıl kullanıldığına dair görünürlük elde edecek ve bu da riskleri araştırmalarına ve politikaları daha etkili bir şekilde uygulamalarına yardımcı olacak. Kuruluşlar ajan yapay zekâ araçlarının kullanımını genişlettikçe saldırı yüzeyi chatbot etkileşimlerinin ötesine geçerek ortaya çıkan yapay zekâ tedarik zinciri risklerini de kapsar hâle geliyor. Bunlar arasında, LiteLLM gibi yaygın olarak kullanılan kütüphanelerdeki trojanize bileşenler gibi güvenliği ihlal edilmiş yapay zekâ çerçeveleri ve araçlarının yanı sıra sınırlı denetimle bir sistemde eylemler gerçekleştirebilen OpenClaw gibi otonom ajanlar da yer alıyor. ESET, standart depoları aracılığıyla dağıtılan güvenliği ihlal edilmiş kütüphaneler yoluyla müşterilerini tedarik zinciri saldırılarından zaten korumaktadır. Ancak bu tür saldırılarda bir artış olduğunu belirtmekte ve yapay zekâ araçlarıyla ilgili araştırma ve geliştirmeye devam etme kararlılığını sürdürmektedir. ESET, daha geniş kapsamlı yapay zekâ güvenlik yeniliklerinin bir parçası olarak, RSAC 2026'da ücretsiz ESET AI Skills Checker'ı piyasaya sürdü. ESET müşterileri dışındaki kullanıcılar tarafından da kullanılabilen ve ESET'in uç nokta güvenlik ürünleri ile ESET LiveGuard ile aynı teknolojiye dayanan tarayıcı, çok katmanlı denetim ve bulut tabanlı sanal ortam kullanarak yapay zekâ becerilerini gizli talimatlar, kötü amaçlı kod ve riskli davranışlar açısından analiz ediyor. Bu tarayıcı, şu anda mevcut ESET Endpoint kullanıcıları için yerleşik bir özellik olarak sunulmaktadır. 30 yılı aşkın süredir ESET, makine öğrenimi ve yapay zekâ ile desteklenen hafif, yüksek performanslı uç nokta güvenliği konusunda öncü olmuştur. Bu yeni yetenekler, siber suçluların saldırılarını genişletmek, çalışanları hedef almak ve sofistike sosyal mühendisliği otomatikleştirmek için yapay zekâyı giderek daha fazla kullandığı günümüzün hızla değişen tehdit ortamına karşı kuruluşların savunmasına yardımcı olarak bu temeli genişletmektedir. Agentic AI Foundation (AAIF) bünyesindeki tek özel siber güvenlik üyesi olan ESET, OpenAI, Amazon, Microsoft ve Anthropic gibi sektör liderleriyle iş birliği yaparak yeni ortaya çıkan yapay zekâ ajanı iletişim protokollerinin güvenliğini sağlamaya da çalışmaktadır. Grup, yapay zekâ ajanlarının birlikte çalışabilirliği için güvenilir standartlar, güvenli protokol tasarımları ve en iyi uygulamalar oluşturmak üzere birlikte çalışmaktadır.

Avdagiç: Avrupa’nın doğal üretim üssü adayıyız Haber

Avdagiç: Avrupa’nın doğal üretim üssü adayıyız

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, “Avrupa’nın tedarikini yakın ve güvenilir coğrafyalara kaydırma eğilimi, Türkiye’yi doğal bir üretim üssü adayı haline getiriyor. Büyümenin kalitesinin bozulmaması için gerekli tedbirleri alıp küresel 'warflation (savaş kaynaklı enflasyon)’ riskinden üretim, verimlilik ve ihracat üçgenini uzak tutmalıyız” çağrısı yaptı. Avdagiç, İTO’nun nisan ayı Meclis Toplantısı’nda küresel enerji krizinden Türkiye ekonomisine ve tedarik zinciri kırılmalarına dair değerlendirmelerde bulundu. Büyüme için 3 öneri Küresel ‘savaşflasyon’ riskinin dikkate alınması gereken bir etken olduğunu vurgulayan Avdagiç, Türkiye ekonomisinin iç talep desteğiyle büyümesini sürdürdüğünü, bununla birlikte dış talebin zayıflaması ve maliyetlerdeki artışın büyümenin kompozisyonunu etkileyebileceğini kaydetti. İTO Başkanı Şekib Avdagiç, Türkiye'nin kendi iç dinamikleriyle büyüyebileceğini belirterek, üç temel öneri sıraladı. Avdagiç, “Bizim kendi gücümüz, kendi çözümlerimizdir. Şöyle ki; yenilenebilir kaynaklarla ve nükleer güçte kapasite artışıyla enerji bağımlılığını düşürebiliriz. Katma değerli üretim yapısı ve ihracat kompozisyonuyla dış kaynak ihtiyacını karşılarız. Arz yönlü politikalar ve yapısal reformlarla da enflasyon sorununun üstesinden pekala gelebiliriz" dedi. Fırsat penceresi konjonktürel değil Türkiye'nin önündeki fırsat penceresinin konjonktürel değil, yapısal bir nitelik taşıdığını belirten Avdagiç, şöyle devam etti: “Eskiden enflasyon, deflasyon ya da stagflasyonu bilir ve fiyat artışıyla bağlantısını kurardık. Şimdi 'warflation (savaş kaynaklı enflasyon)' diye yeni bir kavram daha üretildi. Bununla da savaş kaynaklı, arz yönlü, kalıcı olma riski taşıyan bir enflasyon dalgası kastediliyor. Bu yeni rejimde büyüme yavaşlarken fiyatlar yükseliyor. Dünyada savaş kaynaklı, arz yönlü, kalıcı olma riski taşıyan bir enflasyon dalgasıyla karşı karşıyayız. Türkiye’nin hep dikkat çektiğimiz potansiyeli, bugün çok daha yüksek bir gerçekleşme şansına sahip: Avrupa’nın tedarikini daha yakın ve güvenilir coğrafyalara kaydırma eğilimi, Türkiye’yi doğal bir üretim üssü adayı haline getiriyor. Gümrük Birliği entegrasyonu, Türkiye’nin ‘Made in EU’ düzenlemesine dahil edilmesi, gelişmiş sanayi altyapısı ve tedarik avantajı, Türkiye’yi Avrupa için stratejik bir üretim ortağı konumuna taşıyor. Büyümenin kalitesinin bozulmaması için gerekli tedbirleri alıp küresel ‘warflation’ riskinden ‘üretim, verimlilik ve ihracat’ üçgenini uzak tutmalıyız.” Temel zorluğumuz fiziksel kıtlık Gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımlarının gittikçe zayıfladığına dikkat çeken Avdagiç, “Uzmanlar dünya ekonomisinin yeniden düşük büyüme, yüksek enflasyon patikasına yaklaştığını söylüyorlar” dedi. Şekib Avdagiç, savaş sona erdirilmezse giderek büyüyen ham petrol kıtlığının tarımdan petrokimyasallara, tekstilden sağlık sektörüne kadar birçok üründe darboğaza yol açabileceğini vurgulayarak, “Temel zorluk artık fiyat olmaktan çıktı, temel zorluk dünya çapında fiziksel kıtlığa dönüşmeye başladı. Arz kıtlığı ve artan fiyatların yarattığı etki, tüketici pazarının her köşesine yayılıyor" dedi. Barışla yeni bir dönem bekliyoruz Küresel dönüşümün Türkiye açısından hem riskler hem fırsatlar içerdiğinin altını çizen Avdagiç, “ABD-İran arasındaki kırılgan ateşkesin barışa dönmesiyle dezavantajlarımızın geçici ve yönetilebilir, güçlü avantajlarımızın ise kalıcı ve stratejik nitelikte olduğu yeni bir dönem bekliyoruz” değerlendirmesinde bulundu. Yüzde 7’ye yaklaşan kur-enflasyon makası ihracatçımızın rekabet gücünü aşındırıyor Başkan Avdagiç, Türkiye’nin dış ticaret hedefleri için enflasyonla kur arasındaki korelasyonun giderek açıldığını belirtti. Avdagiç, “Sadece yılın ilk çeyreğinde dahi kur ile enflasyon arasındaki makasın yüzde 7’ye yaklaşması, ihracatçımızın rekabet gücünü aşındırıyor. Türkiye’nin dış ticaret hedefleri açısından enflasyon ile kur arasındaki korelasyonun giderek zayıfladığına dikkat çekiyoruz. Yılın ilk üç ayında kümülatif enflasyon yüzde 10’a ulaşırken, kur artışı yüzde 3 seviyesinde kaldı. Son iki yıllık döneme baktığımızda da benzer bir tabloyla karşılaşıyoruz. Tüketici ve üretici enflasyonunun ortalaması yüzde 70’e ulaşırken, kurdaki artış yüzde 42 seviyesinde gerçekleşti. Böylece iki yılda kur ile enflasyon arasındaki fark 28 puan oldu. Kurun enflasyona paralel hareket etmemesi, zamanla yapısal bir rekabet gücü kaybına dönüşme riski taşıyor. Bu sürecin önüne geçmek zorundayız” dedi. Bu tablonun yansımasının dış ticaret verilerimizde de görüldüğüne dikkati çeken Avdagiç, 2026'nın ilk çeyreğinde ihracatın geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3.1 azaldığını, ithalatımızın ise yüzde 4.7 arttığını kaydetti. Şekib Avdagiç, şöyle devam etti: “Bundan sonraki süreçte enflasyonla kur arasındaki korelasyonun paralel gitmesi, hatta bir miktar kur lehine bir sürecin devreye girmesinin, Türkiye'nin rekabetçiliği açısından elzem hale geldiğini düşünüyoruz. Sürdürülebilir bir ihracat büyümesi için enflasyonun kalıcı olarak dizginlenmesinin yanında Türk Lirasının gerçekçi bir seviyede seyretmesi son derece önemli. Katma değerli ürünlere geçişin hız kazanması adına da bunun gerekli olduğuna inanıyoruz.” Merkez Bankası'nın üretimi de gözeten politika duruşu istikrarın sigortası olacaktır İTO Başkanı Avdagiç, TCMB’nin para politikası beklentilerine ilişkin ise şunları söyledi: “Savaş öncesinde oluşan faiz indirimi beklentilerinin, artan enflasyon riski ve küresel sıkılaşma koşulları nedeniyle belirgin şekilde zayıfladığı görülüyor. Piyasa beklentileri, kısa vadede faiz indirimlerinin ötelenebileceği ve para politikasında daha uzun süre sıkı duruşun korunacağı yönünde şekillenmeye başladı. Merkez Bankası’nın fiyat istikrarı ve finansal istikrarın korunmasına yönelik üretimi de gözeten hassas kurgulanmış politika duruşu, bir bütün olarak ekonomik istikrarın sigortası olacaktır.” SOFTITO’da yetenekli gençlerimize dijital bilezik kazandırıyoruz 2026 yılının İTO ve üyeleri için dijital dönüşümün bir ileri safhaya taşındığı yapay zeka dönemi olacağını, bu yönde projelere ve faaliyetlere ağırlık vereceklerini hatırlatan Şekib Avdagiç, “Artık üretimden eğitime, gündelik hayattan kültüre kadar her safhada yapay zeka, odak noktamızda yer alıyor. Bizler de ya kendimizi dönüştüreceğiz ya da başkalarının dönüştüreceği bir varlık haline geleceğiz. Üretimimizi, sanayimizi yapay zeka ile yeniden tasarlamamız gerekiyor” dedi. Yapay zekanın, Türkiye’nin ekonomik gelişimi için de stratejik bir teknoloji olduğunun altını çizen Avdagiç, bu yöndeki faaliyetleri ve projeleriyle İTO Teknoloji Ekosistemi oluşturduklarını, SoftITo, Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi ve Teknopark İstanbul ile birbirini tamamlayan üç kritik yapı kurduklarını anımsattı. Avdagiç, Meclis üyelerine de şu çağrıda bulundu: “Sizlere bir duyurum var: Şimdi bu yapının önemli bir ayağı olan SoftITo’da 4. Dönemi başlatıyoruz. Yetenekli gençlerimize dijital bilezik kazandırıyoruz. 320 saatlik eğitim sonucunda bu alanda aranan vasıflarla donatıyoruz. Müracaatları 19 Nisan 2026 tarihine kadar alıyoruz.”

İş dünyasının önemli isimleri yarın İstanbul’da buluşuyor Haber

İş dünyasının önemli isimleri yarın İstanbul’da buluşuyor

11 Nisan 2026 Cumartesi günü Wyndham Grand İstanbul Levent’te gerçekleşecek zirve, “Satın Almanın Yeni Çağı” ana temasıyla iş dünyasının en etkili isimlerini, ekonomistleri ve teknoloji liderlerini bir araya getirecek. Ekonomik Belirsizliklere "Satın alma" Kalkanı Küresel piyasalardaki çalkantıların ve tedarik zinciri krizlerinin gölgesinde gerçekleşecek zirvenin açılış oturumunda, ünlü ekonomist Mert Başaran 2026 perspektifiyle Türkiye’deki şirketlerin bu fırtınalı dönemde nasıl konumlanması gerektiğini masaya yatıracak. Zirve, satın almanın sadece bir maliyet yönetimi değil, şirketler için stratejik bir beka meselesi olduğunu vurgulayacak ve küresel belirsizlik ortamında Türk şirketlerin durumunu aktaracak. İş Dünyasının "Demir Leydi"leri ve Otonom Gelecek Zirvede bu yıl öne çıkan en çarpıcı başlıklardan biri, kadın liderlerin yönetimindeki yükselişi olacak. Yeni Çağın Kadın Liderleri, Ezber Bozan Kadın Liderler oturumu TÜSAYDER Yönetim Kurulu Eşbaşkanı Dr. Sevgi Yılmaz moderatörlüğünde; Emine Erdem (SEDEFED Yönetim Kurulu Başkanı), Esra Bezircioğlu (KAGİDER Yönetim Kurulu Başkanı), Ayşem Ulusoy (ATC Grup YKB, UTİKAD Geçmiş Dönem Başkanı) ve Damla Alışan (Alışan Lojistik CEO) gibi önemli isimlerin katılımıyla gerçekleşecek ve ezber bozan liderlik modelleri tartışılacak. Mindzie CEO’su James Henderson da zirvede olacak Teknoloji tarafında ise "Agentic Procurement" rüzgârı esecek. Peki nedir bu kavram? Agentic Procurement (Ajanik Satın Alma), yapay zekanın sadece veri analiz edip rapor sunduğu aşamadan, kendi başına karar alıp bu kararı uyguladığı aşamaya geçişi ifade eden, satın alma dünyasının en yeni ve en ileri teknolojik evresi olarak biliniyor. Geleneksel yapay zekâ sistemleri "X tedarikçisinden alım yaparsan %10 tasarruf edersin" derken; Agentic AI (Yapay Zekâ Ajanları), o tasarrufu gerçekleştirmek için tedarikçiye e-posta atıp, pazarlık yaparak ihaleyi sonuçlandırıp siparişi geçebiliyor. İşte Mindzie CEO’su James Henderson’ın katılımıyla gerçekleşecek bu oturumda, yapay zekanın satın alma süreçlerini nasıl tamamen otonom hale getireceği canlı akışlar üzerinden gösterilecek. Oturum, kapsamında çevrim sürelerini düşürmek, kaçan iskontoları azaltmak, riskleri erken yakalamak, uyumu artırmak ve tedarikçi performansını sistematik olarak geliştirmenin yolları anlatılacak. Bu oturum, satın almanın geleceğine yönelik en somut yol haritalarından birini sunmayı hedefliyor. Ali Ülker’den “Değer Odaklı” Mesajlar Özellikle regülasyonların sıkılaştığı, ESG beklentilerinin yükseldiği ve tedarik risklerinin çeşitlendiği bir dönemde; satın almanın “etik duruş” ve “şeffaflık” üzerinden güven inşa eden bir iş modeli kurgulaması kritik hale geliyor. İş dünyasının duayen isimlerinden Ali Ülker, zirvede gerçekleştireceği bu özel oturumda; etik temelli karar mekanizmaları, tedarikçi geliştirme ve dijital dönüşümün satın alma süreçlerindeki kritik rolüne dair önemli açıklamalarda bulunacak. Bu oturum kurumların satın almayı 2026’nın rekabet koşullarına uyarlaması için somut bir dönüşüm perspektifi sunacak. TÜSAYDER Yönetim Kurulu Eş Başkanları Dr. Mehmet Sarıdoğan ve Dr. Sevgi Yılmaz, zirveye ilişkin yaptıkları ortak açıklamada; "Dünya ticaretinde büyümenin %0,5’lere kadar çekildiği, küresel borç stokunun 348 trilyon dolarla rekor kırdığı bir dönemdeyiz. Bu tablo bize gösteriyor ki satın alma artık sadece bir departman değil, şirketlerin dijitalleşen dünyadaki sinir sistemidir. 11 Nisan'da bu sistemin yeni kurallarını değerli katılımcılarla, alanında uzman isimlerle konuşacağız. Amacımız, Türkiye’de faaliyet gösteren şirketlerimizin bu fırtınalı küresel ekonomide sadece hayatta kalmasını değil, satın alma stratejileriyle rekabet avantajı yakalamasını sağlamaktır" ifadelerini kullandı.

Küresel ekonomideki belirsizlikler Türkiyedeki şirketleri nasıl etkileyecek? Haber

Küresel ekonomideki belirsizlikler Türkiyedeki şirketleri nasıl etkileyecek?

11 Nisan 2026 Cumartesi günü Wyndham Grand İstanbul Levent’te gerçekleşecek zirve, “Satın Almanın Yeni Çağı” ana temasıyla iş dünyasının en etkili isimlerini, ekonomistleri ve teknoloji liderlerini bir araya getirecek. Ekonomik belirsizliklere "satın alma" kalkanı Küresel piyasalardaki çalkantıların ve tedarik zinciri krizlerinin gölgesinde gerçekleşecek zirvenin açılış oturumunda, ünlü ekonomist Mert Başaran 2026 perspektifiyle Türkiye’deki şirketlerin bu fırtınalı dönemde nasıl konumlanması gerektiğini masaya yatıracak. Zirve, satın almanın sadece bir maliyet yönetimi değil, şirketler için stratejik bir beka meselesi olduğunu vurgulayacak ve küresel belirsizlik ortamında Türk şirketlerin durumunu aktaracak. İş dünyasının "demir leydi"leri ve otonom gelecek Zirvede bu yıl öne çıkan en çarpıcı başlıklardan biri, kadın liderlerin yönetimindeki yükselişi olacak. Yeni Çağın Kadın Liderleri, Ezber Bozan Kadın Liderler oturumu TÜSAYDER Yönetim Kurulu Eşbaşkanı Dr. Sevgi Yılmaz moderatörlüğünde; Emine Erdem (SEDEFED Yönetim Kurulu Başkanı), Esra Bezircioğlu (KAGİDER Yönetim Kurulu Başkanı), Ayşem Ulusoy (ATC Grup YKB, UTİKAD Geçmiş Dönem Başkanı) ve Damla Alışan (Alışan Lojistik CEO) gibi önemli isimlerin katılımıyla gerçekleşecek ve ezber bozan liderlik modelleri tartışılacak. Mindzie CEO’su James Henderson da zirvede olacak Teknoloji tarafında ise "Agentic Procurement" rüzgârı esecek. Peki nedir bu kavram? Agentic Procurement (Ajanik Satın Alma), yapay zekanın sadece veri analiz edip rapor sunduğu aşamadan, kendi başına karar alıp bu kararı uyguladığı aşamaya geçişi ifade eden, satın alma dünyasının en yeni ve en ileri teknolojik evresi olarak biliniyor. Geleneksel yapay zekâ sistemleri "X tedarikçisinden alım yaparsan %10 tasarruf edersin" derken; Agentic AI (Yapay Zekâ Ajanları), o tasarrufu gerçekleştirmek için tedarikçiye e-posta atıp, pazarlık yaparak ihaleyi sonuçlandırıp siparişi geçebiliyor. İşte Mindzie CEO’su James Henderson’ın katılımıyla gerçekleşecek bu oturumda, yapay zekanın satın alma süreçlerini nasıl tamamen otonom hale getireceği canlı akışlar üzerinden gösterilecek. Oturum, kapsamında çevrim sürelerini düşürmek, kaçan iskontoları azaltmak, riskleri erken yakalamak, uyumu artırmak ve tedarikçi performansını sistematik olarak geliştirmenin yolları anlatılacak. Bu oturum, satın almanın geleceğine yönelik en somut yol haritalarından birini sunmayı hedefliyor. Ali Ülker’den “Değer Odaklı” mesajlar Özellikle regülasyonların sıkılaştığı, ESG beklentilerinin yükseldiği ve tedarik risklerinin çeşitlendiği bir dönemde; satın almanın “etik duruş” ve “şeffaflık” üzerinden güven inşa eden bir iş modeli kurgulaması kritik hale geliyor. İş dünyasının duayen isimlerinden Ali Ülker, zirvede gerçekleştireceği bu özel oturumda; etik temelli karar mekanizmaları, tedarikçi geliştirme ve dijital dönüşümün satın alma süreçlerindeki kritik rolüne dair önemli açıklamalarda bulunacak. Bu oturum kurumların satı nalmayı 2026’nın rekabet koşullarına uyarlaması için somut bir dönüşüm perspektifi sunacak. TÜSAYDER Yönetim Kurulu Eş Başkanları Dr. Mehmet Sarıdoğan ve Dr. Sevgi Yılmaz, zirveye ilişkin yaptıkları ortak açıklamada; "Dünya ticaretinde büyümenin %0,5’lere kadar çekildiği, küresel borç stokunun 348 trilyon dolarla rekor kırdığı bir dönemdeyiz. Bu tablo bize gösteriyor ki satın alma artık sadece bir departman değil, şirketlerin dijitalleşen dünyadaki sinir sistemidir. 11 Nisan'da bu sistemin yeni kurallarını değerli katılımcılarla, alanında uzman isimlerle konuşacağız. Amacımız, Türkiye’de faaliyet gösteren şirketlerimizin bu fırtınalı küresel ekonomide sadece hayatta kalmasını değil, satın alma stratejileriyle rekabet avantajı yakalamasını sağlamaktır" ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.