SON DAKİKA
Hava Durumu

#Tedarik Zinciri

Ekometre - Tedarik Zinciri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tedarik Zinciri haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

KOBİ'ler büyük siber risklerle karşı karşıya Haber

KOBİ'ler büyük siber risklerle karşı karşıya

Şirket, kimlik avı, fidye yazılımları ve iş e-postası dolandırıcılığı gibi tehditlere karşı kapsamlı bir siber güvenlik stratejisinin artık zorunlu hale geldiğini vurguladı. Küresel siber güvenlik şirketi ESET, siber suçluların artık yalnızca büyük şirketleri değil, güvenlik yatırımları daha sınırlı olan küçük ve orta ölçekli işletmeleri (KOBİ) de hedef aldığını belirtti. Şirketin değerlendirmesine göre yapay zekâ destekli saldırı yöntemlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte veri hırsızlığı, finansal dolandırıcılık ve fidye yazılımı saldırılarında önemli artış yaşanıyor. KOBİ'ler neden hedefte? ESET'e göre kurumsal şirketlerin güvenlik altyapılarını güçlendirmesi, saldırganların daha savunmasız olan KOBİ'lere yönelmesine neden oluyor. Siber saldırılar yalnızca maddi kayıplara değil, veri ihlallerine, müşteri güveninin zedelenmesine ve işletmelerin faaliyetlerini durdurabilecek operasyonel krizlere de yol açabiliyor. En yaygın siber tehditler ESET, KOBİ'lerin karşı karşıya olduğu başlıca riskleri şöyle sıraladı: Kimlik avı (Phishing): Sahte e-posta ve internet siteleriyle kullanıcı bilgilerinin ele geçirilmesi.İş e-postası dolandırıcılığı (BEC): Yöneticileri taklit eden saldırganların para transferi veya gizli bilgi talep etmesi.Kötü amaçlı yazılımlar: Virüs, Truva atı ve casus yazılımlarla sistemlerin hedef alınması.Fidye yazılımları: Şirket verilerinin şifrelenerek fidye talep edilmesi.Zayıf parola kullanımı ve çok faktörlü doğrulama eksikliği.Güncellenmeyen yazılımlar ve güvenlik açıkları.Tedarik zinciri saldırıları yoluyla üçüncü taraf sistemlerinden işletmelere sızılması.ESET'ten KOBİ'lere güvenlik önerileri Şirket, işletmelerin siber riskleri azaltabilmesi için kapsamlı bir güvenlik stratejisi oluşturması gerektiğini belirtiyor. Bu kapsamda önerilen başlıca adımlar şunlar: Risk analizi yapılmalı İlk adım olarak müşteri verileri, finansal kayıtlar ve fikri mülkiyet gibi kritik varlıklar belirlenmeli, olası tehditler analiz edilerek riskler önceliklendirilmeli. Güvenlik altyapısı güçlendirilmeli İşletmeler; Güncel antivirüs çözümleri,Güvenlik duvarı,VPN,Parola yöneticisi,Çok faktörlü kimlik doğrulama (MFA),Düzenli ve otomatik veri yedekleme gibi temel güvenlik uygulamalarını devreye almalı. Bulut güvenliği ihmal edilmemeli Bulut teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla birlikte Bulut Güvenliği Duruş Yönetimi (CSPM) çözümlerinin de kritik hale geldiğine dikkat çeken ESET, bu sistemlerin bulut ortamındaki güvenlik açıklarını erken aşamada tespit edebildiğini belirtti. Yapay zekâ destekli savunma öne çıkıyor ESET'e göre yapay zekâ ve makine öğrenmesi teknolojileri, ağ trafiğindeki olağan dışı hareketleri gerçek zamanlı analiz ederek olası saldırıları erken aşamada tespit edebiliyor. Bu sayede işletmeler, siber tehditlere karşı daha hızlı önlem alabiliyor ve olası veri ihlallerinin önüne geçebiliyor. "Siber güvenlik artık zorunluluk" ESET, dijitalleşmenin hızlandığı günümüzde siber güvenliğin yalnızca büyük şirketlerin değil, her ölçekte işletmenin öncelikli yatırımları arasında yer alması gerektiğini vurguladı. Şirkete göre doğru güvenlik stratejisi, düzenli çalışan eğitimleri ve güncel teknolojilerin kullanılması, KOBİ'lerin siber saldırılara karşı en güçlü savunmasını oluşturuyor.

BTSO’nun hizmet kalitesine 7 yıldızlı tescil Haber

BTSO’nun hizmet kalitesine 7 yıldızlı tescil

TOBB 2026 Akreditasyon Sertifika Töreni, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun ev sahipliğinde, Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın katılımıyla Ankara’daki TOBB İkiz Kuleler Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Yenilenen sistem kapsamında Türkiye’de ilk kez verilmeye başlanan 7 yıldızlı akreditasyon belgesini almaya hak kazanan 4 oda ve borsadan biri olan BTSO, 60 bini aşkın üyesine sunduğu hizmetlerin kalitesini ve kurumsal gelişim anlayışını en üst seviyede tescilledi. Burkay: “Dönüşüm Yolculuğumuzun Güçlü Bir Sonucu” BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, törende yaptığı değerlendirmede, 7 yıldızlı akreditasyon belgesini almaktan büyük gurur duyduklarını belirtti. Başarının 2013 yılından bu yana kararlılıkla sürdürdükleri dönüşüm çalışmalarının sonucu olduğunu ifade eden Burkay, şunları kaydetti: “Yenilenen TOBB Akreditasyon Sistemi kapsamında en üst seviye olan 7 yıldızlı akreditasyonu almaya hak kazanan 4 oda ve borsadan biri olmanın gururunu yaşıyoruz. Bu başarı, 2013 yılından bu yana kararlılıkla sürdürdüğümüz dönüşüm yolculuğunun, üyelerimizi merkeze alan hizmet anlayışımızın, yenilikçi projelerimizin ve kurumsal gelişim vizyonumuzun güçlü bir sonucudur.” Burkay, elde edilen başarıda emeği bulunan BTSO çalışanlarını tebrik ederek, belgenin 60 bini aşkın BTSO üyesi ve Bursa iş dünyası için hayırlı olmasını diledi. Türkiye’deki oda ve borsa sisteminin gelişimine öncülük eden TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’na da teşekkür eden Burkay, akreditasyon sisteminin uluslararası ölçekte örnek gösterilen bir yapıya dönüşmesinde Hisarcıklıoğlu’nun ortaya koyduğu vizyonun önemli rol oynadığını vurguladı. Hisarcıklıoğlu: “Şehrinizi Marka Yapmak İçin Liderliği Siz Üstleneceksiniz” TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu da törende yaptığı konuşmada, 11’i ilk kez olmak üzere 73 oda ve borsaya akreditasyon sertifikası verildiğini söyledi. Akreditasyon sisteminin oda ve borsaların kurumsal dönüşümünde temel bir rol üstlendiğini belirten Hisarcıklıoğlu, sistem sayesinde kurumların kendilerini geliştirdiğini, yeni projeler ürettiğini ve uluslararası iş birlikleri kurduğunu ifade etti. Oda ve borsaların bugüne kadar 2 bin 750 projeyi hayata geçirdiğini aktaran Hisarcıklıoğlu, 30’dan fazla ülkedeki oda ve borsalarla ortak çalışmalar yürütüldüğünü bildirdi. Hisarcıklıoğlu, oda ve borsaların uluslararası yarışmalarda ödüller kazandığına işaret ederek, şöyle konuştu: “Akreditasyon sistemi sayesinde oda ve borsalarımız kendilerini dönüştürüyor ve geliştiriyor, proje üretiyor, yurt dışına açılıyor, illerine ve ilçelerine kaynak sağlıyor. Yaptıkları projelerle dünyadaki oda ve borsaların katıldığı yarışmalarda ödül alıyorlar, dünya şampiyonu oluyorlar. Oda ve borsalarımız, girişimcilerimize en iyi şekilde hizmet üreten ve sunan merkezler haline geldi.” Şehirlerin markalaşma sürecinde oda ve borsalara önemli sorumluluklar düştüğünü vurgulayan Hisarcıklıoğlu, “İlin ve ilçenin kanaat önderleri sizlersiniz. Şehrinizi marka yapmak için liderliği de sizler üstleneceksiniz. Camiamıza ve girişimcilerimize rehberlik edeceksiniz.” ifadelerini kullandı. Akreditasyon Sistemine Yeni Standartlar Eklendi Hisarcıklıoğlu, değişen ekonomik ve ticari şartlara uyum sağlanması amacıyla TOBB Akreditasyon Sistemi’nin standartlarının yenilendiğini belirtti. Yeni sistemde e-ticaret, tedarik zinciri, AR-GE faaliyetleri, sosyal sorumluluk, yerel değerlerin tanıtımı, dijital dönüşüm ve yeşil dönüşüm gibi alanların değerlendirme kapsamına alındığını bildiren Hisarcıklıoğlu, daha önce kullanılan A, B ve C sınıfı kategorilerinin yerine 4, 5, 6 ve 7 yıldızlı puanlama sistemine geçildiğini kaydetti. Bolat: “Akreditasyon Modeli İslam Ülkelerine de Yayılıyor” Ticaret Bakanı Ömer Bolat ise TOBB tarafından yürütülen akreditasyon çalışmalarının, Türkiye genelindeki oda ve borsaların hizmet kalitesini ve çalışma disiplinini geliştirmeyi hedeflediğini söyledi. Akreditasyon sisteminin meslek kuruluşlarının kurumsal kapasitesini güçlendirdiğini belirten Bolat, modelin Türkiye sınırlarını aşarak İslam ülkelerindeki ticaret odaları tarafından da örnek alınmaya başladığını ifade etti. Küresel ekonomide korumacılık eğilimlerinin arttığına ve dijital dönüşümün rekabet koşullarını değiştirdiğine dikkati çeken Bolat, Türk sanayisinin üretim ve ihracat gücünün korunmasının büyük önem taşıdığını dile getirdi. Bolat, Türkiye’nin ticari diplomasi faaliyetleri ile uluslararası ticaret müzakerelerini TOBB ve özel sektör kuruluşlarıyla yakın iş birliği içinde sürdürdüğünü belirterek, oda ve borsaların iş dünyasına rehberlik eden güçlü kurumlar haline gelmesinin Türkiye ekonomisine önemli katkılar sunduğunu kaydetti. BTSO, 60 Bini Aşkın Üyesine Sunduğu Hizmeti Tescilledi TOBB Akreditasyon Kurulu Başkanı Faik Yavuz’un da akreditasyon sisteminin oda ve borsaların kurumsal kapasitesine sağladığı katkılara ilişkin değerlendirmelerde bulunduğu programın sonunda, belge almaya hak kazanan kurumlara sertifikaları takdim edildi. Toplam 289 oda ve borsanın akreditasyon sürecini tamamladığı sistemde BTSO, en üst seviye olan 7 yıldızlı akreditasyon belgesiyle Bursa iş dünyasına sunduğu hizmetlerin kalitesini bir kez daha ulusal ölçekte tescillemiş oldu. BTSO’nun elde ettiği 7 yıldızlı akreditasyon; üyelerini merkeze alan hizmet yaklaşımının, kurumsal gelişim çalışmalarının, yenilikçi projelerinin ve sürdürülebilir dönüşüm vizyonunun önemli bir göstergesi olarak değerlendirildi.

Küresel eklemeli imalat pazarı 2033'te 169 milyar dolara ulaşacak Haber

Küresel eklemeli imalat pazarı 2033'te 169 milyar dolara ulaşacak

Eklemeli imalat teknolojilerinde küresel büyüme hız kazanıyor. 2025'te 30,5 milyar dolar büyüklüğe ulaşan pazarın, 2033 yılına kadar 169 milyar dolara çıkması beklenirken, Türkiye de bu alanda bölgesel üretim ve teknoloji merkezi olma yolunda önemli bir ivme yakalıyor. Araştırmalara göre 2025 yılında yaklaşık 30,5 milyar dolar büyüklüğe ulaşan küresel pazarın, 2033 yılına kadar 169 milyar dolara yükselmesi bekleniyor. Sektörün 2026-2033 döneminde yıllık ortalama yüzde 23,9 büyümesi öngörülüyor. Eklemeli imalat teknolojileri artık yalnızca prototip üretiminde değil; nihai parça üretimi, bakım ve onarım, kalıpçılık, hafif komponent geliştirme ve dijital tedarik zinciri yönetiminde de stratejik bir üretim modeli olarak öne çıkıyor. Savunma sanayii, havacılık, otomotiv, medikal teknolojiler, enerji ve makine sektörlerinde kullanım alanı hızla genişliyor. Türkiye'nin potansiyeli büyüyor Gelişmiş sanayi altyapısı, mühendislik kapasitesi ve yüksek katma değerli sektörlerden gelen talep, Türkiye'nin eklemeli imalat alanındaki konumunu güçlendiriyor. Endüstriyel 3D yazıcılar, ileri malzemeler, tasarım yazılımları ve üretim hizmetlerinden oluşan ekosistemin büyümesiyle birlikte yerli üretim kapasitesinin artması ve dışa bağımlılığın azalması hedefleniyor. Özellikle savunma sanayii, havacılık, otomotiv ve medikal sektörlerinde hafif, karmaşık ve yüksek performanslı parçalara yönelik artan ihtiyaç, eklemeli imalat yatırımlarını hızlandırıyor. EXPO3D İstanbul sektörü buluşturacak Türkiye'nin eklemeli imalat ve ileri üretim teknolojilerine odaklanan ilk ihtisas fuarı olan EXPO3D İstanbul, 17-19 Eylül 2026 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi'nde düzenlenecek. Fuarda 100'ün üzerinde katılımcı firma, 120'den fazla marka ve 10 bini aşkın profesyonel ziyaretçinin bir araya gelmesi bekleniyor. Organizasyonun yaklaşık 250 milyon dolarlık potansiyel ticaret hacmi oluşturması hedeflenirken, Yıldız Teknik Üniversitesi iş birliğiyle gerçekleştirilecek 5. Uluslararası 3D Baskı ve Eklemeli İmalat Konferansı da akademi ile sanayiyi buluşturacak. "Üretimde paradigma değişimi yaşanıyor" EXPO3D İstanbul Fuar Koordinatörü Yıldırım Ünverdi, eklemeli imalatın artık yalnızca yeni bir üretim yöntemi olmadığını belirterek, tasarımdan nihai ürüne, bakım süreçlerinden tedarik zinciri yönetimine kadar sanayinin tüm üretim anlayışını değiştiren stratejik bir teknoloji haline geldiğini söyledi. Türkiye'nin genç mühendis nüfusu, gelişmiş üretim altyapısı ve stratejik coğrafi konumuyla bölgesel bir üretim ve inovasyon merkezi olma yolunda önemli avantajlara sahip olduğunu vurgulayan Ünverdi, önümüzdeki yıllarda eklemeli imalat teknolojilerinin yüksek katma değerli üretim ve ihracatta kritik rol oynayacağını ifade etti.

DHL Group yılın ilk çeyreğinde kazanç artışı elde etti Haber

DHL Group yılın ilk çeyreğinde kazanç artışı elde etti

Bu gerilemenin temel nedeni kur etkileri oldu.Faaliyet kârı 1,5 milyar Euro’ya yükseldi. (2025 birinci çeyrek: 1,4 milyar Euro)Kârlılıkta devam eden iyileşme: Faaliyet kârı (EBIT) yüzde 7,3 (2025 birinci çeyrek: yüzde 6,6)Operasyonel performans serbest nakit akışına da yansıdı (birleşme ve satın almalar hariç), 1,2 milyar Euro’ya yükseldi. (2025 birinci çeyrek: 732 milyon Euro)2026 yılına ilişkin öngörüler teyit edildi: 6,2 milyar Euro’nun üzerinde EBIT ve yaklaşık 3 milyar Euro serbest nakit akışı (birleşme ve satın almalar hariç) bekleniyor.CEO Tobias Meyer: “Özellikle jeopolitik belirsizliklerin yaşandığı dönemlerde, güçlü küresel ağımızın ve deneyimli yerel yönetim ekiplerimizin avantajları net şekilde ortaya çıkıyor. Deniz yollarının kesintiye uğradığı ve hava sahalarının kısıtlandığı koşullara rağmen yükleri taşımaya ve müşterilerimizin tedarik zincirlerini çalışır durumda tutmaya devam ediyoruz.” 25 05 2026 – DHL Group, jeopolitik dalgalanmalara ve devam eden ticaret gerilimlerine rağmen 2026 yılına güçlü bir başlangıç yaptı. Organik bazda grup geliri yılın ilk çeyreğinde yüzde 2,0 artış gösterdi. Kur etkilerinin ağırlıklı etkisiyle raporlanan gelir yıllık bazda yüzde 1,9 düşerek 20,4 milyar Euro seviyesinde gerçekleşti. DHL Group, aktif kapasite yönetimi, yapısal maliyet iyileştirmeleri ve gelir verimliliğini artırmaya yönelik uygulamaları sayesinde faaliyet kârını (EBIT) yüzde 8,3 artışla 1,5 milyar Euro’ya yükseltti. EBIT marjı ise yıllık bazda 0,7 puan artarak yüzde 7,3 seviyesine ulaştı. Satın alınan varlıklara yönelik sermaye harcamaları (capex) yıllık bazda 518 milyon Euro olarak gerçekleşti ve yıllık bazda yüzde 12,4 artış gösterdi. Artışın büyük bölümü Supply Chain ile Post & Parcel Germany bölümlerindeki yatırımlardan kaynaklandı. Serbest nakit akışı (birleşme ve satın almalar hariç) yüzde 65 artışla 1,2 milyar Euro’ya yükseldi. Grup net kârı 812 milyon Euro olarak gerçekleşti ve yıllık bazda yüzde 3,3 artış gösterdi. Hisse başına temel kazanç 0,73 Euro oldu (2025 birinci çeyrek: 0,68 Euro), bu da yüzde 6,6 artışı gösterdi. CEO Tobias Meyer, “Yılın ilk üç ayının ardından yıl sonu hedeflerimize ulaşma yolunda doğru bir çizgide ilerliyoruz. Yıla güçlü başlangıcımız, iş modelimizin dayanıklılığını ve verimlilik önlemlerimizin etkisini ortaya koyuyor. Jeopolitik kesintilere rağmen müşterilerimizin tedarik zincirlerini kesintisiz şekilde desteklemeye devam ediyoruz. Engellenen deniz yollarına ve kapalı hava sahasına rağmen, yük taşımaya ve müşterilerimizin tedarik zincirlerinin kesintisiz işlemesini sağlamaya devam ediyoruz” dedi. Strateji 2030 kapsamında yatırımlar Strateji 2030 doğrultusunda DHL Group, operasyonel verimliliğe ve güçlü müşteri talebinin bulunduğu bölge ve sektörlere yatırım yapmayı sürdürüyor. Grup, hızla büyüyen veri merkezi pazarındaki yetkinliklerini genişletiyor ve Kuzey Amerika’da 2026 sonuna kadar toplam 650.000 metrekareyi aşan kapasiteye sahip ondan fazla yeni depo sahası eklemeyi planlıyor. Yeni tesisler, hızlı büyüyen veri merkezi operatörlerinin yüksek güvenilirlik ve güvenlik gerektiren tedarik zinciri ihtiyaçlarını kar üzere tasarlandı. DHL Group ayrıca Boeing 777 kargo uçak filosunun yenilenmesiyle operasyonel verimliliğini artırmaya devam ediyor. 2019’da başlatılan filo yenileme programı sayesinde grup, dünyanın en yakıt verimli kargo uçağı filosunu işletiyor. Buna ek olarak şirket, paket ve posta altyapısını ve araç filosunu modernize etmeyi sürdürüyor. 2025 sonu itibarıyla Almanya’daki teslim alma ve dağıtım operasyonlarında kullanılan elektrikli araç oranı yaklaşık yüzde 60’a ulaştı. Bu dönüşüm, kaliteyi artırmayı ve azalan mektup posta hizmeti ile büyüyen paket teslimat işini entegre etmeyi amaçlıyor. Öngörüler teyit edildi Grup, 2026 yılı boyunca jeopolitik belirsizliklerin devam etmesini bekliyor. DHL Group, verimlilik artışı ve gelecekteki büyümeye yönelik yatırımlara odaklanmayı sürdürüyor. 2026 mali yılı için, 6,2 milyar Euro’nun üzerinde faaliyet kârı (EBIT) ve yaklaşık 3 milyar Euro serbest nakit akışı (birleşme ve satın almalar hariç) beklentisini koruyor.

ESET’ten Ar-Ge ve yapay zekâ destekli siber güvenliğe dev yatırım Haber

ESET’ten Ar-Ge ve yapay zekâ destekli siber güvenliğe dev yatırım

Siber güvenliği ön planda tutan temel yapay zekâ modelleri, katmanlı bir yapay zekâ yığını ve yeni nesil bir AI SOC'nin geliştirilmesini hızlandırıyor. Yeni yetenekler, yapay zekâ iş akışlarını koruyacak, siber güvenliğe özel yapay zekâyı güçlendirecek ve siber güvenlik telemetrisinin analizinde ve anlaşılmasında devrim yaratacak. ESET, otonom ve ajan yapay zekâ sistemlerinin neden olduğu hızla ortaya çıkan yeni bir saldırı yüzeyine karşı uyarıda bulunurken yapay zekâ destekli siber güvenliğin geleceğine 40 milyon avroluk bir yatırım yapacağını paylaştı. ESET CEO'su Richard Marko tarafından ESET World 2026'da duyurulan bu taahhüt, ESET'in kendi verilerinde halihazırda gözlemlenen bir değişime yanıt olarak geliyor. Mart 2026'dan bu yana ESET teknolojileri, yapay zekâ ajanlarına görevleri nasıl yerine getireceklerini, araçları nasıl kullanacaklarını, hizmetlere nasıl erişeceklerini ve harici sistemlerle nasıl etkileşime gireceklerini söyleyen modüler bileşenler olan yaklaşık 800 bin benzersiz yapay zekâ becerisini taradı. Bu becerilerin yaklaşık 25 bini şüpheli olarak sınıflandırıldı ve 3 binden fazlası tamamen kötü amaçlı olduğu için engellendi. Bu genel rakam, bu yılın başında gözlemlenen yaklaşık 60 bin halka açık beceriye kıyasla 13 katlık bir artışa işaret ediyor. ESET araştırmacılarına göre, yapay zekâ becerileri hızla büyüyen bir yazılım tedarik zinciri katmanının parçası ve genellikle hassas sistemleri harici depolara, eklentilere, veri kümelerine ve üçüncü taraf hizmetlere bağlar. ESET CEO'su Richard Marko yaptığı açıklamada: "Siber güvenlik tamamen yeni bir döneme giriyor. Yapay zekâ artık sadece bir savunma aracı değil saldırı yüzeyinin bir parçası hâline geliyor. Yatırımımız, yapay zekânın siber güvenliği zayıflatmak yerine güçlendirmesini sağlamaya ve otonom yapay zekâ dünyasında kuruluşları koruyabilecek teknolojiler geliştirmeye odaklanıyor. Bu girişim, gelişmiş yapay zekâ sistemlerine erişimin giderek az sayıda küresel teknoloji şirketinde yoğunlaştığı bir dönemde, ESET’in teknolojik bağımsızlığını ve Avrupa’nın siber güvenlik egemenliğini güçlendirmeyi amaçlıyor. Siber güvenliğin geleceğinin tamamen büyük teknoloji şirketleri tarafından kontrol edilen modellere bağlı olamayacağına inanıyoruz. Siber güvenlikte egemenlik önemlidir” dedi. ESET’in Ar-Ge ekibini 1.000 araştırmacı ve mühendise çıkaracak üç yıllık bir işe alım planıyla desteklenen 40 milyon avroluk yatırım, üç stratejik alana odaklanacak: Güvenlik öncelikli bağımsız temel AI modelleri; Tam katmanlı bir yapay zekâ güvenlik yığını; Yeni nesil AI SOC. ESET Yapay Zekâ Başkan Yardımcısı Juraj Jánošík “ESET, siber güvenliğe yapay zekâ uygulamasında uzun süredir öncülük ediyor. Şu anda değişen şey, yapay zekânın oynadığı rol. Yapay zekâ araçları günlük işlerin bir parçası hâline geliyor, ajan sistemler saldırı yüzeyini genişletiyor ve güvenlik ekipleri tehditlere daha hızlı yanıt verebilecek yöntemlere ihtiyaç duyuyor. Bu yatırım, yapay zekâ kullanımını güvence altına almak, siber güvenlik için yapay zekâ modelleri oluşturmak ve insan denetimi altında güvenlik operasyonlarına otonom yetenekler kazandırmak gibi tüm alanlarda çalışmamızı sağlıyor” açıklamasını yaptı. Bağımsız, güvenlik öncelikli temel yapay zekâ modelleri ESET, siber güvenlik uygulamaları için özel olarak tasarlanmış, güvenlik odaklı kendi yapay zekâ modellerinin geliştirilmesini hızlandıracak. Geniş internet içeriği üzerinde eğitilmiş genel amaçlı yapay zekâ sistemlerinden farklı olarak ESET’in modelleri, ESET’in yaklaşık 35 yıllık geçmişi boyunca toplanan siber güvenlik telemetrisi ve gerçek dünya tehdit istihbaratı kullanılarak optimize edilecek. ESET, mevcut yapay zekâ destekli teknolojilerini (ESET LiveGrid, ESET LiveCortex ve ESET LiveGuard gibi) genişletmeye devam ederken dijital ortamlardaki davranış, bağlam ve niyeti anlayabilen World Models dâhil olmak üzere yeni ortaya çıkan yapay zekâ kavramlarını da keşfedecek. Eksiksiz, katmanlı bir yapay zekâ güvenlik yığını oluşturma Yapay zekâ, günlük iş operasyonlarına entegre oldukça ESET, kuruluşları ortaya çıkan yapay zekâ kaynaklı risk ve tehditlerden korumak için tasarlanmış kapsamlı bir yapay zekâ tabanlı güvenlik mimarisi oluşturuyor. Yatırım, kullanıcılar, yapay zekâ ajanları, iş uygulamaları ve yapay zekâ modelleri arasında güvenli bir ara katman olan ESET Secure AI Relay'in geliştirilmesini de içerecek. ESET ayrıca yapay zekâ ajanları arasındaki iletişim için ağ düzeyinde güvenlik korumaları da oluşturacak. ESET AI Skills Checker (RSAC 2026 Konferansı'nda lanse edilen ücretsiz bir araç), ESET ürünlerine entegre edilmiş gelişmiş sürümleriyle birlikte özellikle bu yeni ortaya çıkan ajan yapay zekâ sistemleri ekosistemi için tasarlandı. Yeni nesil AI SOC'nin oluşturulması Modern tespit ve müdahale ortamlarının artan ölçeği ve karmaşıklığını ele almak üzere yeni nesil AI Güvenlik Operasyon Merkezi (SOC) teknolojileri tasarlanacak. ESET, analistleri yapay zekâ ajanlarıyla basitçe değiştirmek yerine, siber güvenlik telemetrisinin işlenme, ilişkilendirilme ve anlaşılma şeklini temelden yeniden düşünmeyi hedefliyor. Şirketin vizyonu, gelişmiş yapay zekâ destekli siber güvenliği yalnızca büyük işletmelerin değil, aynı zamanda orta ve küçük ölçekli kuruluşların da yüksek düzeyde otomatikleştirilmiş, denetimli koruma teknolojileri aracılığıyla erişilebilir hâle getirmektir. ESET CEO'su Richard Marko, “Siber güvenlik, daha fazla uyarı, daha fazla gösterge paneli ve daha fazla karmaşıklık ekleyerek ölçeklendirilemez. Sektörün bir başka büyük sıçramaya ihtiyacı var. Yapay zekânın, dünya standartlarında siber güvenliği zahmetsiz hâle getirip herkesin erişimine açmasına yardımcı olması gerektiğine inanıyoruz” dedi.

Samsung’da grev alarmı maliyet 20 milyar doları aşabilir Haber

Samsung’da grev alarmı maliyet 20 milyar doları aşabilir

Sendikalı çalışanlar, performansa dayalı ikramiyelerin artırılması talebiyle 21 Mayıs-7 Haziran tarihleri arasında greve gitmeyi planladıklarını açıkladı. Grev kararının özellikle yarı iletken üretimi ve küresel teknoloji tedarik zinciri üzerinde baskı oluşturabileceği belirtiliyor. Yönetimden müzakere mesajı Samsung yönetimi yaptığı açıklamada, sendika ile görüşmelerin süreceğini belirterek şirketin rekabet gücünün korunmasının öncelikli olduğunu vurguladı. Açıklamada, küresel ekonomik koşulların zorlu olduğuna dikkat çekilirken, yönetimin şirketin geleceği için sorumlu hareket edeceği ifade edildi. Şirket ayrıca çalışanlardan mevcut süreçte operasyonların sürdürülebilirliği için destek beklediklerini bildirdi. Güney Kore hükümeti devrede Güney Kore Çalışma Bakanı Kim Young-hoon da taraflara müzakereleri sürdürme çağrısı yaptı. Bakanlık, grevin büyümeden çözülebilmesi için görüşmelere destek vereceklerini açıkladı. Samsung’daki gelişmeler, Güney Kore ekonomisi açısından kritik başlıklar arasında görülüyor. Yarı iletken üretimi risk altında Samsung, dünya yarı iletken ve elektronik sektörünün en büyük üreticileri arasında yer alıyor. Bu nedenle olası üretim aksaklıklarının yalnızca şirketi değil, küresel teknoloji piyasasını da etkileyebileceği belirtiliyor. Uzmanlara göre özellikle çip üretiminde yaşanabilecek gecikmeler: elektronik üreticilerini,otomotiv sektörünü,yapay zekâ donanım tedarikini,veri merkezi yatırımlarını doğrudan etkileyebilir. 20,3 milyar dolarlık risk Analistler, planlanan grevin uzaması halinde Samsung’un milyarlarca dolarlık üretim ve gelir kaybıyla karşı karşıya kalabileceğini belirtiyor. Yaklaşık 20,3 milyar dolarlık olası maliyet hesabının; üretim kaybı,tedarik zinciri gecikmeleri,sipariş ertelemeleri ve küresel yarı iletken piyasasındaki fiyat etkilerini kapsadığı ifade ediliyor.Küresel teknoloji piyasaları yakından izliyor Samsung’daki grev süreci, yalnızca Güney Kore’de değil küresel piyasalarda da dikkatle takip ediliyor. Özellikle son dönemde jeopolitik gerilimler, enerji maliyetleri ve çip sektöründeki rekabet baskısı nedeniyle teknoloji üreticileri zaten zorlu bir süreçten geçerken, olası uzun süreli bir grevin sektörde yeni kırılmalar yaratabileceği değerlendiriliyor.

Borsa Ortadoğu'da barış bekliyor Haber

Borsa Ortadoğu'da barış bekliyor

Yıla oldukça güçlü bir başlangıç yapan ve şubat ayında 14 bin 532 puanla tüm zamanların rekorunu test eden Borsa İstanbul (BIST 100) endeksi, ABD, İsrail ve İran hattında patlak veren çatışmalardan etkilendi. Bölgede jeopolitik gerilimlerin hızla tırmanması küresel risk iştahını baskılarken, tedarik zinciri endişeleri ve petrol fiyatlarındaki sert yükseliş enflasyonist korkuları yeniden alevlendirdi. Yatırımcıların riskli varlıklardan kaçarak güvenli liman arayışına girdiği bu zorlu süreçte, BıST 100 endeksi 13 bin puanın altını görerek satış dalgalarına maruz kalsa da savaşın yarattığı küresel sarsıntıya rağmen Borsa İstanbul’un gelişmekte olan diğer piyasalarla (EM) kıyaslandığında bu şoku nispeten daha az hasarla atlatması dikkat çeken bir diğer unsur oldu. Ekonomi yönetiminin savaşın olası etkilerini sınırlamak adına esnek ve proaktif bir yaklaşım benimsemesi, uygulanan güçlü rezerv yönetimi ve Türkiye’nin süreçteki arabuluculuk adımları, yurt içi piyasaların direncini önemli ölçüde artırdı. Gelişmekte olan birçok ülke borsası artan enerji maliyetleri ve enflasyon baskılarıyla daha derin sarsıntılar yaşarken; Borsa İstanbul, güven veren yatırım ortamı ve alınan önlemlerin katkısıyla süreci rakiplerine kıyasla daha sınırlı kayıplarla ve pozitif bir ayrışmayla yönetmeyi başardı. Borsada yeni rota ne olacak? Piyasalardaki bu tablo, tarafların müzakere masasına oturması ve bölgede kalıcı bir barışın sağlanabileceğine yönelik güçlü sinyallerin gelmesiyle yerini temkinli bir iyimserliğe bırakmaya hazırlanıyor. Diplomatik uzlaşı ile jeopolitik tansiyonun düşmesi durumunda; enerji maliyetleri üzerindeki baskının hafiflemesi, küresel piyasalarda risk iştahının yeniden canlanması ve yabancı fonların Borsa İstanbul gibi gelişmekte olan piyasalara geri dönmesi bekleniyor. Uzmanlar, savaş fiyatlamasının devreden çıkmasıyla birlikte çatışma öncesi seviyelerine doğru kayıplarını telafi eden BıST 100 endeksinin önümüzdeki süreçteki olası yükseliş senaryolarını ve yeni dönemde hangi sektörlerin öne çıkabileceğini İstanbul Ticaret için değerlendirdi. Fiyatlamada ana beklenti petrol Geçtiğimiz 28 Şubat’tan bu yana jeopolitik gelişmelerin piyasalar üzerinde belirleyici bir rol üstlendiğini belirten Gedik Yatırım-Yatırım Danışmanlığı Müdür Yardımcısı Onurcan Bal, haber akışlarına bağlı oynaklığın ciddi şekilde arttığına dikkat çekti. aBD ve İran arasında gündeme gelen ateşkes ihtimalinin piyasalara nefes aldırdığını hatırlatan Bal, BıST 100 endeksinde 14 bin puanın üzerine doğru yaşanan toparlanmanın da bu haberlerle desteklendiğini ifade etti. Bu süreçte takip ettikleri en önemli göstergenin petrol fiyatları olduğunun altını çizen uzman isim, enerji maliyetlerindeki artışın küresel enflasyonist baskı yaratarak merkez bankalarını daha sıkı bir duruşa zorladığını belirtti. Bal, bu durumun zayıflayan faiz indirimi beklentileriyle birleştiğinde gelişmekte olan piyasalardan çıkış eğilimini hızlandırdığını vurguladı. Endekste 15 bin puan hedefi Olası bir diplomatik anlaşma durumunda petrol fiyatlarının nerede dengeleneceğinin kritik bir eşik olacağını ifade eden Onurcan Bal, savaşın sona ermesinin enerji fiyatlarını hemen eski seviyelerine düşürmeyeceğini tahmin ettiğini belirtti. Bölgedeki enerji altyapılarında oluşan hasarın boyutu tam bilinmediği için düşüşün zaman alabileceğini söyleyen Bal, petrolün kademeli de olsa düşüş eğilimine girdiği senaryoda Borsa İstanbul için yeni hedeflerin gündeme geleceğini belirterek, şu değerlendirmede bulundu: “Böyle bir senaryoda Borsa İstanbul’da özellikle 14 bin 530 civarında bulunan zirve seviyesi aşılabilirse, kısa vadede 14 bin 750-15 bin bölgesine doğru teknik bir hareket söz konusu olabilir.” Ralli için gözler enflasyonda Savaş riskinin ortadan kalkmasının borsada ilk etapta bir toparlanma yaratacağını, ancak soluksuz bir ralliden ziyade kontrollü bir seyir beklediğini belirten Onurcan Bal, savaşın Türkiye’nin dezenflasyon sürecine kaçınılmaz etkileri olduğunu hatırlattı. Merkez Bankası’nın enflasyondaki yüksek seyir nedeniyle mart ayını pas geçtiğini ve bu ay da yüzde 2.5 civarında bir aylık enflasyon beklediklerini söyleyen Bal, yabancı çıkışları ve carry trade pozisyonlarının terse dönmesi ve rezervlerde yaşanan düşüşe de dikkat çekti. Kısa vadede bir faiz indirimi beklemediklerini dile getiren Bal, “Piyasada bu savaşın bitmesiyle ilk fiyatlamalarda bir yükseliş görürüz ama bu yükselişin devamlılığı, tekrar faiz indirim beklentilerinin güçlenmesine bağlı” diye konuştu. Bankacılık ve havacılık öne çıkabilir Jeopolitik gerilimin kalıcı olarak azalmasıyla birlikte Borsa İstanbul’da sektörel rotasyon yaşanacağına işaret eden Onurcan Bal, çatışmaların başlamasıyla en büyük tahribatı faiz indirimlerinin zora girmesi nedeniyle bankacılık, gayrimenkul yatırım ortaklığı (GYO) ve havacılık sektörlerinin aldığını belirtti. artan ülke risk priminin (CDS) bankacılığı ekstra baskıladığını söyleyen Bal, barış ihtimalinde yaşanacak değişimi şu sözlerle özetledi: “Riskler yatışırsa bankalar, GYO’lar, havacılık ve holdingler toparlanma anlamında biraz daha öne çıkabilir. Bu süreçte daha kuvvetli kalan savunma ve petrokimya sektöründe ise bu sefer tersi fiyatlamalar görebiliriz.” Bal ayrıca, işlerin iyiye gittiği bir senaryoda telekomünikasyon sektörünün de takip edilebileceğini ekledi. Yabancı için ‘ucuzluk’ fırsatı Bölgede suların durulması ve gıda/enerji kaynaklı risklerin geride kalmasıyla birlikte yabancı yatırımcıların yeniden Türkiye piyasalarına yönelmesini bekleyen Onurcan Bal, yabancı fonların da enflasyon görünümünü ve faiz indirim takvimini yakından izleyeceğini vurguladı. Borsa İstanbul’un son yıllarda dolar bazında sergilediği zayıf performansın yarattığı ucuzluk algısına dikkat çeken Bal, “Dezenflasyon süreci devam ettiği ve Merkez Bankası kademeli faiz indirimlerini sürdürdüğü müddetçe Türk varlıklarına yönelik ilgi korunur” diyerek, barış senaryosunda tahvil ve hisse senedi piyasalarında yabancı girişinin yeniden canlanacağını öngördü. Barış haberiyle yukarı yönlü hareketler hızlanır İran odaklı jeopolitik risklerin son bulmasının Borsa İstanbul’a olumlu yansıyacağını belirten İnfo Yatırım Yatırım Danışmanı Tunç Safa Altunsaray, piyasanın yakın zamanda bu senaryoyu test ettiğini vurguladı. Altunsaray, “Aslında bunun ön gösterimini 6-10 Nisan tarihleri arasında Borsa İstanbul tarafında gördük. Ateşkes haberinin gelmesi ve görüşmelerin başlayacağı haberi piyasaya gelince Borsa İstanbul’un hızlı bir şekilde 14 bin puanı geçmesi, jeopolitik risklerin bitmesi ihtimalinde olacak hareketi gösterdi” dedi. Bu süreçte kritik olan noktanın resmi bir barış anlaşmasının imzalanması olduğunun altını çizen uzman isim, “Yeni bir yukarı yönlü ralli hareketinin barış haberi ile gelme ihtimalinin çok yüksek olduğunu düşünüyorum” diye konuştu. Veriler yükselişi sınırlayarabilir Beklenen barış anlaşması güçlü bir katalizör olsa da Altunsaray, savaşın geride bıraktığı ekonomik tahribatın göz ardı edilmemesi gerektiği konusunda yatırımcıları uyardı. Çatışmaların küresel piyasalardaki yansımalarını değerlendiren Altunsaray, “Atlanmaması gereken nokta; savaş sebebiyle tedarik zincirleri bozuldu, enerji maliyetleri çok arttı ve bunların da enflasyona bir etkisi olacaktır. Bu sebeple de yükselişin ekonomik veriler gelmeye başladıkça sınırlı kalacağını düşünebiliriz” diye konuştu. Piyasalar için ana odak noktasının zamanla değişeceğini belirten Altunsaray, “Asıl hikayenin bu etkilerin azalmaya başladığı zamanda ortaya çıkacağını düşünüyorum” dedi. İki farklı senaryo Jeopolitik tansiyonun düşmesiyle birlikte Borsa İstanbul’da öne çıkacak sektörleri analiz eden Altunsaray, piyasadaki olası sektörel rotasyonu şu sözlerle özetledi: “Tabii ki burada öne çıkacak sektörler aslında savaşla hızı düşen sektörler olacaktır. Örnek olarak bankacılık, ulaştırma ve holdingleri sayabiliriz. Fakat ekonomik veriler geldikçe bu sektörlerde geri çekilmeler görebiliriz.” Açıklanacak enflasyon verilerinin yaratacağı fırsatlara da dikkat çeken Altunsaray, “Küresel enflasyon riskinden özellikle olumlu etkilenebilecek sektörler olarak telekomünikasyon, perakende ve gıda tarafının ön plana çıkmasını bekleyebiliriz. Bu çerçevede doğru risk yönetimi ile bu sektörlere dikkat edilebilir” şeklinde konuştu. Yabancı ilgisinin güçlü bir şekilde artması için küresel çapta likidite oluşumunun şart olduğunu vurgulayan Altunsaray, “Bunun için de gelişmiş ülkelerin merkez bankalarının tekrar faiz indirimlerini konuşması veya gevşek politikalar uygulaması kritik olacaktır. Ancak son yaşanan küresel enflasyon riski altında bu ihtimalin daha zamanı olduğunu düşünen taraftayım” dedi.

OİB’in yeni dönemdeki başkanı Kemal Yazıcı Haber

OİB’in yeni dönemdeki başkanı Kemal Yazıcı

Tek liste girilen seçimlerin sonucunda Ecoplas Otomotiv Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yazıcı, katılan üyelerinin tamamının oylarını alarak OİB Yönetim Kurulu Başkanlığına seçildi. OİB’in 2026-2030 dönemini kapsayacak Kemal Yazıcı Başkanlığında yeni Yönetim Kurulunda; Beyçelik Gestamp, Ford Otomotiv, Martur Sünger ve Koltuk Tesisleri, Bosch Sanayi ve Ticaret, Toyota Otomotiv, Oyak Renault, Tofaş Türk, İnci GS Yuasa Akü, Teknorot Otomotiv ve Valeo Otomotiv, Denetim Kurulu’nda ise TKG Otomotiv, OSKİM Pazarlama ve Canel Otomotiv yer aldı. Çelik: “Sekiz yıla devasa bir dönüşümü sığdırdık” Başkanlık dönemi sona eren Baran Çelik, toplantının açılışında yaptığı konuşmada, sekiz yıl önce görevi devraldıklarında tek bir hedefleri olduğuna dikkat çekerek “Hedefimiz; Türk otomotiv sanayisini ihracatta daha güçlü, küresel değer zincirlerinde daha stratejik bir konuma taşımak. Bu hedef doğrultusunda önemli mesafeler kat ettik. Göreve başladığımız 2018 yılında 31,5 milyar dolar olan otomotiv ihracatımız 2025 yılında 41,5 milyar dolara yükseldi. Bu yıl 43 milyar dolar ile bu rakamı daha da yukarıya taşımayı hedefliyoruz. Pandemi nedeniyle bir yıllık ara dışında 19 yıldır ülkemizin ihracat şampiyonuyuz. Birliğimiz sadece ihracat rakamlarıyla değil, vizyonu, projeleri ve sektörün dönüşümüne liderlik eden yaklaşımıyla da güçlü bir kurumsal yapı haline geldi. Görev süremiz boyunca Dünya çapında ayak basmadığımız kıta, Türk bayrağını dalgalandırmadığımız ticaret merkezi bırakmadık. Bu dönemde 59 uluslararası fuara katılım sağladık, 63 sektörel ticaret heyeti ve 24 alım heyeti düzenledik” dedi. Görev süresi boyunca son sekiz yıla sadece projeleri değil, devasa bir dönüşümü sığdırdıklarını da belirten Baran Çelik “Otomotiv Geleceği Tasarım Yarışması’ndan Otomotiv Mühendisliği ve Aftermarket Konferansına, Avrupa Yeşil Mutabakatına uyum sürecinde Türkiye Otomotiv Endüstrisi Sürdürülebilirlik Eylem Planını hazırlayarak firmalarımıza karbon ayak izinin azaltılması, enerji verimliliği, döngüsel ekonomi ve SKDM uyumu gibi başlıklarda rehberlik etmemizden Yeşil Dönüşüm UR-GE projelerimiz ve SKDM eğitim programlarımız ile de özellikle KOBİ’lerimizin bu dönüşümün dışında kalmaması için finansman, danışmanlık ve teknik destek modellerini devreye almamıza kadar çok sayıda ilke, projeye ve çalışmaya imza attık. Yine en güncel ve en önemli gelişmelerden biri; Ticaret Bakanlığımızın öncülüğünde hayata geçirilen Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği Girişim Sermayesi Yatırım Fonu oldu. Bu fon ile birlikte sektörümüzde teknoloji geliştiren, inovasyon üreten girişimlerin finansmana erişimini güçlendirmeyi ve otomotiv ekosistemimizin geleceğini desteklemeyi amaçlıyoruz” dedi. Otomotiv, teknolojik dönüşümün de lokomotifidir Konuşmasında Başkanlığı süresince yaşadıkları zorluklardan da bahseden Çelik, şunları söyledi: “2020 yılından sonra Dünya ekonomisinin ve küresel ticaretin en çalkantılı dönemlerinden birini yaşadık. Pandemi ve ardından gelen, Çip krizi, tedarik zinciri kırılmaları, Brexit süreci, Yeşil dönüşüm, Enflasyonist ortam, Rusya-Ukrayna savaşı başta olmak üzere hem insanlık hem küresel ekonomi için yıkıcı etkiler bırakan savaşlar ve son dönemde küresel siyasette hızla yükselen korumacılık trendinin sonucunda Avrupa’da gündeme gelen “Made in EU” yaklaşımı… Tüm bu fırtınalı süreçte gemiyi limana sağ salim yanaştırmak için var gücümüzle çalıştık ve bunu başarmanın gururunu yaşıyoruz. Sektörümüz; Türkiye sanayisinin teknolojik dönüşümünün de lokomotifidir. Bugün geldiğimiz noktada Türk otomotiv endüstrisi Avrupa değer zincirinin en güçlü üretim ve tedarik merkezlerinden biri haline gelmiş durumda. Bu başarı, birlikte çalıştığımız yönetim kurulu ve denetim kurulu üyelerimizin, Birliğimizin kıymetli çalışanlarının ve en önemlisi siz değerli üyelerimizin ortak emeğinin sonucu. Bu vesileyle görev sürem boyunca birlikte çalıştığımız tüm yönetim kurulu ve denetim kurulu üyelerine içtenlikle teşekkür ediyorum. Şimdi bayrağı devretme vakti. Yeni seçilecek yönetim kurulumuzun, bu çıtayı çok daha yukarılara taşıyacağına inancım tamdır. Onların başarısı, Türkiye’nin başarısı olacaktır. Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği güçlü bir kurumdur. Bu kurumun en büyük gücü ise üyelerinin vizyonu ve dayanışmasıdır. Ben de bundan sonra sektörümüzün bir temsilcisi olarak otomotiv endüstrimizin gelişimi için çalışmaya devam edeceğim.” Baran Çelik’in konuşmasının ardından Birliğin bir önceki döneminde görev alan yönetim ve denetim kurulu üyelerine teşekkür plaketi takdim edildi. Yazıcı: “Üç ana başlıkta ihracatı artırmaya odaklıyız” OİB’in yeni Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yazıcı ise şunları söyledi: “Sektörümüz; Türkiye ekonomisinin temel taşlarından biri. Türkiye ihracatının yüzde 17,5’ini tek başına gerçekleştiriyor. Direkt çalışan 300 bin kişi, servis ve satışlar dahil 550 bin kişiye istihdam sağlıyoruz. En büyük pazarımız olan Avrupa Birliği ülkelerinin 2035 yılında sıfır emisyonlu araçlara geçiş planı sektörümüz ihracatı açısından çok kritik bir karar. AB ülkeleri sıfır emisyonlu araçlar konusunda kararlılar ama Çin ile rekabette zorlanıyorlar. Kendilerini Çin’e karşı koruyabilmek için “made in Europe” kavramını geliştirdiler. Biz sektör olarak Gümrük Birliği sayesinde bu kapsamda yer alacağız ama sıfır emisyonlu araçlar için gereken teknolojilere henüz hakim değiliz. Bu durum önümüzdeki dönemlerde ihracat açısından bir risk oluşturuyor. Eksiklerimizi hızlı bir şekilde tamamlayarak hazır hale gelmek zorundayız. Bu kapsamda yeni Yönetim Kurulu olarak üç ana başlık üzerinde çalışmak istiyoruz. İlk alanı “Geleceğe Hazırlanmak ve İhracat Artışı” olarak belirledik. İkinci olarak “Rekabetçi Otomotiv Sanayi” ve son olarak da “Güçlü Birlik ve Üye İlişkileri” konularına yoğunlaşmak kararı verdik. Türkiye otomotiv endüstrisi ihracatını korumaya ve artırmaya yönelik stratejiler geliştirerek sektör ve ilgili kurumlar ile birlikte çalışacağız ve geleceği birlikte şekillendireceğiz.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.