SON DAKİKA
Hava Durumu

#Tbmm

Ekometre - Tbmm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tbmm haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

2027’de vergi yükü 19,9 trilyon liraya çıkıyor Haber

2027’de vergi yükü 19,9 trilyon liraya çıkıyor

Bütçede 3 trilyon 868 milyar liralık açık ve 3 trilyon 975 milyar liralık faiz ödemesi de dikkat çekiyor. 2027 yılı bütçesinde vergi gelirlerinin toplam gelirler içindeki ağırlığı öne çıkıyor. Katma Değer Vergisi’nden (KDV) 5 trilyon 681 milyar, Gelir Vergisi’nden 5 trilyon 533 milyar, Özel Tüketim Vergisi’nden (ÖTV) 3 trilyon 284 milyar ve Kurumlar Vergisi’nden 2 trilyon 223 milyar lira gelir elde edilmesi hedefleniyor. Sözcü’den Veli Toprak’ın haberine göre bütçede faiz ödemeleri için 3 trilyon 975 milyar lira kaynak ayrıldı. Bu tutar, toplam bütçe giderlerinin yaklaşık yüzde 14,6’sına karşılık geliyor. Bütçenin TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’ndaki görüşmelerine 21 Ekim Çarşamba günü başlanacak. Bütçe açığı 3,8 trilyon lirayı aşacak 2027 yılı için 27 trilyon 276 milyar lira gider ve 23 trilyon 408 milyar lira gelir öngörülüyor. Buna göre bütçe açığının 3 trilyon 868 milyar liraya ulaşması bekleniyor. Eğitim ve sağlık harcamaları için toplam 8,3 trilyon lira kaynak ayrılması planlanıyor. Bütçede personel giderleri 7 trilyon 117 milyar, mal ve hizmet alım giderleri 2 trilyon 184 milyar, cari transferler 10 trilyon 240 milyar lira olarak hesaplandı. Sermaye giderlerine 1 trilyon 855 milyar, sermaye transferlerine 750 milyar, borç verme giderlerine 613 milyar ve yedek ödeneklere 542 milyar lira ayrılması öngörülüyor. Savunma harcamalarında artış Savunma harcamaları için 2 trilyon 206 milyar, iç güvenlik harcamaları için 1 trilyon 248 milyar lira kaynak ayrılması planlanıyor. Böylece iki kalemin toplamı 3 trilyon 454 milyar liraya ulaşıyor. Milli Savunma Bakanlığı’nın silah, mühimmat ve savunma sistemleri alımlarına yönelik ödeneklerinde ise yüzde 229 artış öngörülüyor. Sosyal yardımların bütçedeki payı yüzde 4,9 Dar gelirli vatandaşlara yönelik sosyal yardım ve destekler için 1 trilyon 341 milyar lira ödenek ayrılması planlanıyor. Bu tutar, toplam bütçe giderlerinin yaklaşık yüzde 4,9’una karşılık geliyor. Ödeme gücü bulunmayan vatandaşların sağlık primleri için 186 milyar, yaşlılık ve engelli aylıkları için 132 milyar, engellilere yönelik evde bakım desteği için 109 milyar ve doğum yardımları için 84 milyar lira kaynak öngörülüyor. Elektrik ve doğal gaz desteğinin milli gelire oranının 2021’deki yüzde 1,1 seviyesinden 2027’de yüzde 0,5’e gerilemesi bekleniyor. SGK işveren prim desteği için 351 milyar, reel kesime yönelik destekler için ise 658 milyar lira ayrılması planlanıyor.

Kızılay’ın 9 taşınmazı değerinin altında mı satıldı? Haber

Kızılay’ın 9 taşınmazı değerinin altında mı satıldı?

Satışlar, TBMM İçişleri Komisyonu raporunda yer alırken muhalefet işlemleri eleştirdi. Taşınmaz devirleri Meclis raporuna girdi Sözcü gazetesinden Veli Toprak’ın haberine göre, Kızılay’ın taşınmaz devirlerine ilişkin bilgiler, TBMM’de görüşülmesi beklenen Kızılay kanun teklifine yönelik İçişleri Komisyonu raporunda yer aldı. AKP’li 83 milletvekilinin hazırladığı kanun teklifine ilişkin muhalefet şerhlerinde, İçişleri Bakanlığı denetçilerinin tespit ettiği 9 taşınmazın devri gündeme getirildi. Muhalefet temsilcileri, piyasa değeri ile satış bedelleri arasındaki farkı eleştirerek işlemleri “mal kaçırma” olarak nitelendirdi. Haberde yer alan bilgilere göre İstanbul, Ankara, Konya, Kocaeli, Kayseri ve Tekirdağ’daki taşınmazlar, Kızılay’ın kurduğu Kızılay Gayrimenkul ve Girişim Sermayesi Portföy Yönetimi A.Ş.’ye devredildi. İçişleri Bakanlığı denetçilerinin, işlemler hakkında soruşturma açılıp açılmadığını Kızılay’a resmi yazıyla sorduğu belirtildi. Dokuz taşınmazın satış bedelleri tartışma yarattı Muhalefet şerhlerinde yer alan bilgilere göre, taşınmazların belirtilen değerleri ile devir bedelleri arasında önemli farklar bulunuyor. İstanbul Maltepe’deki taşınmazın değeri 80 milyon lira olarak belirtilirken satış bedeli 23 milyon lira oldu. Kayseri’deki taşınmazın 35,76 milyon liralık değerine karşılık 20,1 milyon lira ödendi. Konya’daki hastane binası, 54,4 milyon lira değer biçilmesine rağmen 12,5 milyon liraya devredildi. İstanbul Fatih’teki apartman bloğu, 80 milyon lira değer karşılığında 17,1 milyon liraya satıldı. Ankara Çankaya’daki Memnune Caner İş Merkezi’nin 41 milyon liralık değerine karşılık satış bedeli 7,5 milyon lira oldu. İstanbul Kartal’daki hastane binası, 72,2 milyon lira değer biçilmesine rağmen 14 milyon liraya devredildi. Kocaeli’deki beş katlı bina, 90 milyon lira değerine karşılık 9 milyon liraya satıldı. İstanbul Bakırköy’deki taşınmazın 32,3 milyon liralık değerine karşılık satış bedeli 5 milyon lira oldu. Tekirdağ’ın Çorlu ilçesindeki Kızılay binası ise 2022 yılında 11,2 milyon lira değer biçilmesine rağmen 802 bin liraya devredildi. Soruşturma açılıp açılmadığı soruldu İçişleri Bakanlığı denetçilerinin, söz konusu devir işlemleriyle ilgili soruşturma başlatılıp başlatılmadığı konusunda Kızılay’dan bilgi istediği aktarıldı. Taşınmazların değer tespitlerinin hangi yöntemlerle yapıldığı, satış süreçlerinin nasıl yürütüldüğü ve devirlere ilişkin soruşturma bulunup bulunmadığı, tartışmanın temel başlıkları arasında yer aldı.

Cevdet Yılmaz’dan fon yatırımı yapan Özel Kalem Müdürü’ne destek Haber

Cevdet Yılmaz’dan fon yatırımı yapan Özel Kalem Müdürü’ne destek

Fon krizine ilişkin tartışmalar sürerken, soruşturma ve iddialar kapsamında gündeme gelen isimlere yenileri ekleniyor. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, TBMM’de yaptığı değerlendirmede Özel Kalem Müdürü Fatih Kılıç’ın söz konusu fonda yatırımının bulunduğunu açıkladı. Özlale’den fon soruları Yeni Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale, TBMM’de Cevdet Yılmaz’a iki bakan ve Özel Kalem Müdürü Fatih Kılıç hakkında sorular yöneltti. Özlale, kabinede görev yapan bir bakanın kendi adına değil babası adına fona para yatırıp yatırmadığını ve yatırılan paranın 470 milyon liradan 830 milyon liraya çıkarılıp çıkarılmadığını sordu. Özlale ayrıca başka bir bakanın fonla ilgili gelişmeler kamuoyuna yansımadan önce 170 milyon lirayla sistemden çıkıp çıkmadığını ve Cevdet Yılmaz’ın Özel Kalem Müdürü Fatih Kılıç’ın Pusula kapalı fonunda parasının bulunup bulunmadığını gündeme getirdi. Kılıç’ın 7 milyon liralık yatırımı Cevdet Yılmaz, Fatih Kılıç hakkındaki soruya verdiği yanıtta, olayların ortaya çıkmasının ardından Özel Kalem Müdürü’nün kendisiyle görüştüğünü belirtti. Yılmaz’ın aktardığına göre Kılıç, bazı arkadaşlarıyla birlikte para toplayarak söz konusu fona yatırım yaptıklarını ve toplam yatırım tutarının 7 milyon lira olduğunu söyledi. Kılıç’ın, yatırımın ardından büyük kayıp yaşadığını Yılmaz’a aktardığı belirtildi. “Hukuka aykırı bir işlem varsa hesabını sorarım” Yılmaz, Kılıç’ın fon yatırımında hukuka aykırı bir işlem bulunması halinde bunun araştırılması gerektiğini belirterek, kamu görevlilerinin fon veya borsaya yatırım yapmasının tek başına suç oluşturmayacağını savundu. Cevdet Yılmaz, “455 bin 758 yatırımcıdan biri de Fatih Kılıç” ifadelerini kullanarak, hukuka aykırı işlem veya suç teşkil eden bir durum varsa bunun belgeleriyle birlikte yargıya taşınması gerektiğini söyledi. Bakanlarla ilgili sorular yanıtsız kaldı Ümit Özlale’nin iki bakanla ilgili yönelttiği iddialara ise Cevdet Yılmaz tarafından yanıt verilmedi.

Jeotermal sektöründen yasama yılı öncesinde TBMM’ye çağrı Haber

Jeotermal sektöründen yasama yılı öncesinde TBMM’ye çağrı

Jeotermal Enerji Derneği (JED) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap: “Türk jeotermal sektörü olarak Sayın Cumhurbaşkanımızın açıkladığı, 2035 yılında 4 bin 500 megavat jeotermal enerji kurulu güç hedefini başarmaya hazırız.” “Jeotermal faaliyetlerden tahsil edilen devlet payının belirli bir bölümü, kaynağın bulunduğu bölgedeki altyapı, çevresel iyileştirme, kırsal kalkınma, mesleki eğitim ve sosyal destek projelerinde kullanılmalı.” “Vatandaşımız, yaşadığı coğrafyanın ürettiği değeri günlük yaşamında doğrudan hissetmeli.” Jeotermal Enerji Derneği, sektörünü tek bir noktadan koordine edecek idari yapının kurulmasını, izin süreçlerinin hızlandırılmasını, arama ve sondajda destek mekanizmalarının geliştirilmesini ve Jeotermal Kanunu’nun günün ihtiyaçlarına göre yenilenmesini talep etti. Jeotermal Enerji Derneği (JED) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, derneğin taleplerini Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Dr. Alparslan Bayraktar ve Bakan Yardımcısı Abdullah Tancan başta olmak üzere ilgili tüm Bakanlık bürokrasisi ile paylaştıklarını belirtti. Öncelikli talep 2040 takvimi Kındap, sektörün ilk ve en öncelikli gündem maddesinin Yenilenebilir Enerji Kaynakalrı Destekleme Mekanizması (YEKDEM) kapsamındaki santrallerin işletmeye giriş tarihinin 31 Aralık 2030 tarihinden 2040 yılına uzatılması olduğunu vurguladı. Güneş enerjisi ile hibrit jeotermal santrallerin geliştirilmesi, jeotermalin entegre kullanımının teşvik edilmesi ve tesislerin bulunduğu sahalarda yerele doğrudan pay sağlayacak devlet hakkı uygulamaları önerdiklerini kaydeden Ali Kındap, “Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’mıza ilettiğimiz öneriler arasında; stratejik mineraller ve Geliştirilmiş Jeotermal Sistemler konusunda da yeni düzenlemeler, jeotermal enerji santrallerinin ruhsatlandırma, izin, denetim, imar ve taşınmaz temini süreçlerinin tek merkezden koordine edilmesi yer alıyor. Arama ve sondaj yatırımlarında risk paylaşımı ve sigorta modeli dahil olmak üzere, petrol ve doğal gazda olan teşvik mekanizmalarının geliştirilmesi, yatırımcıya uzun vadeli öngörülebilirlik sağlanması da sektörümüzün altı çizilmesi gereken talepleri arasında bulunuyor.” dedi. 4.500 MW Kurulu güç hedefini başarırız Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından tüm dünyaya ilan edilen 2035 yılı Ulusal Enerji Hedefi politika belgesinde, bugün bin 800 Megavat (MW) seviyesinde olan jeotermal enerji kurulu gücünün 9 yıl sonra iki buçuk kat artışla 4 bin 500 MW’a yükselmesinin öngörüldüğünü anımsatan Ali Kındap, Türk jeotermal sektörünün motivasyon, finansal güç ve yetişmiş insan kaynağı başlıklarında bu büyük yatırım ajandasını gerçekleştirmeye hazır olduğunu dile getirdi. Mevcut bürokratik yapıda jeotermal yatırımlarının, merkezi ve yerel yönetim kurumlarında farklı uygulamayla karşı karşıya kaldığını belirten Kındap, bu durumun yatırım sürelerini uzattığını, maliyetleri artırdığını ve denetimde ortak kuralların ve standartların uygulamasını zorlaştırdığını söyledi. Bütüncül bir kanun ihtiyacı Yeni yasama yılının jeotermal yatırımlar için bir dönüm noktası olabileceğinin altını çizen JED Başkanı Ali Kındap, şu değerlendirmeyi yaptı: “TBMM’de temsil edilen tüm siyasi partilerimize çağrıda bulunuyoruz. İklim koşullarından bağımsız, yüksek kapasite faktörüyle kesintisiz üretim yapabilen, şebeke dostu, tamamen yerli, temiz ve çok amaçlı olan jeotermal kaynaklarımızın ülkemize çok daha yüksek seviyede değer yaratmasını istiyoruz. Türkiye’nin enerji arz güvenliği, tarımsal üretimi, bölgesel kalkınması ve net sıfır hedefleri açısından jeotermalin taşıdığı değer, yalnızca kurulu güç rakamıyla ölçülemez. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımıza sunduğumuz önerilerin, yeni yasama yılında TBMM’nin ortak iradesiyle kalıcı düzenlemelere dönüşmesini bekliyoruz. Kamu yararını, çevresel sürdürülebilirliği, yerel kalkınmayı ve yatırım güvenliğini aynı zeminde buluşturan yeni bir dönem başlatabiliriz. Türk jeotermal sektörünün yarım asra yaklaşan birikimini, bugünün enerji güvenliği ve iklim hedefleriyle buluşturacak yeni bir hukuki çerçeveye ihtiyacımız var. Aramadan üretime, denetimden çevresel izlemeye kadar tüm süreçlerin ortak standartlarla yürütülmesi; yatırımcı, kamu ve bölge halkı açısından güveni güçlendirecektir. Sektörümüzün beklentisi, yeni yasama yılında bütüncül Jeotermal Kanunu’nun Meclis gündemine alınmasıdır.” Türk Jeotermal Sektörü TBMM’den neler bekliyor? Jeotermal kaynaklara ilişkin ruhsatlandırma, sicil, denetim, kaynak koruma, veri yönetimi ve idari yaptırım süreçlerinin uzmanlaşmış güçlü bir yapı tarafından koordine edilmeli. Kesintisiz elektrik üretiminin yanında ısıtma, seracılık, kurutma, termal turizm ve stratejik madencilik uygulamaları ile ekonomiye çok yönlü değer sunan jeotermal kaynakların taşıdığı büyük potansiyel, bütüncül bir kanunla harekete geçirilmeli. Rüzgâr ve güneş enerjisi yatırımlarındaki süreçleri hızlandırmak amacıyla getirilen “Süper İzin” benzeri kolaylaştırıcı düzenlemeler, jeotermal enerji yatırımlarını da kapsamalı. Lisanslı bir jeotermal santralin alanı, üretim ve reenjeksiyon kuyuları ile akışkan isale hatlarını kapsayan tüm taşınmaz temini işlemleri EPDK tarafından tek elden yürütülmeli. Petrol ve doğal gaz aramalarında uygulanan vergi istisnası ve muafiyetlere benzer destekler; jeotermal arama, sondaj, rezerv geliştirme ve üretim kuyularına da sağlanmalı. Kamu destekli bir “Jeotermal Arama Risk Fonu” ile risk paylaşım ve sigorta mekanizması kurulmalı; arama ve sondaj yatırımlarında KDV, ÖTV, damga vergisi ve harç istisnaları sağlanmalı. Sondaj ekipmanları ile yüksek sıcaklığa dayanıklı ekipman ve ölçüm cihazlarında yerli üretim geliştirilmeli ve yatırımcıların yerli ekipmana erişimi teşvik edilmeli. Jeotermal kaynakların sürdürülebilirliği ve çevrenin korunması bakımından kritik öneme sahip olan reenjeksiyon yatırımları stratejik çevre yatırımı olarak kabul edilmeli. Jeotermal akışkanın içerdiği lityum, bor, potasyum ve diğer ekonomik değere sahip elementlerin geri kazanılmasına ilişkin yasal belirsizlikler giderilmeli. Bu yatırımlar, jeotermal işletme faaliyetinin tamamlayıcı unsuru olarak görülerek; stratejik yatırım, kritik mineral yatırımı veya yüksek teknoloji yatırımı olarak desteklenmeli. Dünyada uygulama alanı hızla artan Geliştirilmiş Jeotermal Sistemler (Enhanced Geothermal System - EGS), ve “kızgın kuru kayaç” teknolojilerine yönelik ayrı bir mevzuat ve teşvik altyapısı oluşturulmalı. Jeotermal santrallerin iç tüketiminin diğer yenilenebilir enerji tesislerine göre çok daha yüksek olduğu gerçeğinden hareketle, yardımcı kaynağa dayalı hibrit kapasitelerin belirlenmesinde öncelikle tesislerin iç tüketimini karşılayacak asgari kapasite güvence altına alınmalı. Büyük ova kısıtları nedeniyle yardımcı kaynak tesislerinin mutlaka ana santrale bitişik olması koşulunun JES’ler için esnetilerek, ruhsat sahası içinde veya dışında uygun alanlarda kurulumuna izin verilmeli. Jeotermal faaliyetlerden tahsil edilen devlet payının belirli bir bölümü, kaynağın bulunduğu bölgedeki altyapı, çevresel iyileştirme, kırsal kalkınma, mesleki eğitim ve sosyal destek projelerinde kullanılmalı. Jeotermal kaynakların teknik ve rezerv kapasitesinin uygun olduğu bölgelerde konut ısıtması, sera ve tarımsal üretim için yerel kullanıma pay ayrılması ile jeotermalin sosyal kabulü güçlendirilmeli. Bölge halkı, yaşadığı coğrafyanın ürettiği değeri günlük yaşamında doğrudan hissetmeli.

Kabine Ahlat’ta kritik gündemle toplanıyor Haber

Kabine Ahlat’ta kritik gündemle toplanıyor

Toplantıda “Terörsüz Türkiye” hedefi, silah bırakma süreci ve bölgesel güvenlik başlıkları değerlendirilecek. Malazgirt Zaferi’nin 955’inci yıl dönümü dolayısıyla Bitlis’in Ahlat ilçesinde düzenlenen etkinliklerin ardından Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanacak. Ahlat’taki Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilecek toplantı, Kabine’nin burada üçüncü kez bir araya gelmesi nedeniyle de ayrı bir önem taşıyor. İki günlük program kapsamında Ahlat’a gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile de görüşmesi bekleniyor. Erdoğan ve Bahçeli’den Ahlat’ta görüşme Malazgirt Zaferi’nin yıl dönümü etkinlikleri çerçevesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin Ahlat Selçuklu Meydan Mezarlığı’nı ziyaret etmesi planlanıyor. İki liderin ziyaretin ardından baş başa bir görüşme gerçekleştirmesi de gündemde bulunuyor. Kabinenin ana başlığı “Terörsüz Türkiye” Kabine toplantısının en önemli gündem maddesini, “Terörsüz Türkiye” hedefi kapsamında yürütülen süreç oluşturacak. TBMM’de kabul edilen yasal düzenlemenin ardından terör örgütünün fesih ve silah bırakma sürecinde gelinen son durum ile sahadaki gelişmelerin toplantıda kapsamlı şekilde değerlendirilmesi bekleniyor. Bölgesel güvenlik de masada Kabine toplantısında iç cephenin güçlendirilmesine yönelik adımların yanı sıra bölgesel güvenlik başlıkları da ele alınacak. Türkiye’nin yakın çevresindeki gelişmeler ve güvenlik politikalarına ilişkin değerlendirmelerin ardından toplantının sona ermesi bekleniyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Kabine toplantısının ardından kameralar karşısına geçerek gündeme ilişkin açıklamalarda bulunması öngörülüyor.

Terörsüz Türkiye sürecine yasal çerçeve Haber

Terörsüz Türkiye sürecine yasal çerçeve

Düzenleme, PKK/KCK’nın silah bırakması ve fiili varlığının sona erdiğinin tespit edilmesi halinde uygulanacak adli ve infaz süreçlerine ilişkin hükümler içeriyor. Kanun, PKK/KCK terör örgütünün ve bağlantılı oluşumların fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolündeki silah ve mühimmatın teslim edildiğinin güvenlik kurumlarınca tespit edilmesi ve bu tespitin Milli Güvenlik Kurulu kararıyla teyit edilmesi şartını getiriyor. Bu şartların gerçekleşmesinin ardından, kanun kapsamındaki bazı soruşturma ve kovuşturmaların ertelenmesi öngörülüyor. Üst sınırı 15 yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren suçlarda soruşturma ve kovuşturmaların 5 yıl, 15 yıldan fazla hapis cezası ile müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda ise 10 yıl süreyle ertelenmesi düzenleniyor. Kasten öldürme suçları ile bazı eski tarihli ağır suçlar ise kapsam dışında tutuluyor. Hükümlülerin cezalarının infazı da ertelenebilecek Düzenleme, belirli koşulların gerçekleşmesi halinde bazı hükümlülerin cezalarının infazının da ertelenmesine imkan tanıyor. Buna göre, kapsam dahilindeki suçlardan toplam 15 yıl veya daha az hapis cezasına mahkum olanların cezalarının infazı 5 yıl, 15 yıldan fazla hapis cezası ile müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum olanların infazı ise 10 yıl süreyle ertelenebilecek. Ancak erteleme süresi içinde yeniden terör suçu işlenmesi halinde erteleme kararı kaldırılarak soruşturma, kovuşturma veya cezanın infazına devam edilecek. Sürenin yeni bir suç işlenmeden tamamlanması halinde ise kanunda belirtilen hukuki sonuçlar uygulanacak. Süreci kurul takip edecek Kanunun uygulanmasını takip etmek üzere Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında; Adalet, Dışişleri, İçişleri ve Milli Savunma bakanları ile Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterinden oluşan bir kurul görev yapacak. TBMM Başkanlığı bünyesinde de süreci izlemek üzere bir İzleme Komisyonu kurulacak. Komisyon, kanun kapsamındaki faaliyetleri takip ederek tavsiyelerde bulunabilecek. Silah ve mühimmat teslimine ilişkin düzenleme Kanun kapsamında örgüt mensuplarının beraberlerinde getirdikleri veya beyan ettikleri silah, mühimmat, araç, gereç, patlayıcı madde ve diğer malzemeler kayıt altına alınacak. Uygulamaya ilişkin usul ve esaslar ise İçişleri ve Milli Savunma bakanlıklarınca belirlenecek. Erdoğan: “Hayırlara vesile olmasını diliyorum” Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kanunun yürürlüğe girmesinin ardından yaptığı açıklamada düzenlemenin TBMM'de 467 milletvekilinin desteğiyle kabul edildiğini belirterek, “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'un hayırlara vesile olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı. Erdoğan, sürecin kanunun belirlediği çerçevede ilgili kurum ve kurulların koordinasyonunda yürütülmeye devam edeceğini söyledi.

Varlık barışı teklifi TBMM’de kabul edildi Haber

Varlık barışı teklifi TBMM’de kabul edildi

Düzenleme; vergi, kamu alacakları, yurt dışı gelirler ve teknogirişim şirketlerine yönelik yeni uygulamaları kapsıyor. Kabul edilen maddelere göre kamu borçlarının yapılandırılmasına ilişkin önemli değişiklikler yapılacak. Amme alacaklarının tahsilinde, borçlunun zor duruma düşmesi halinde borçların 72 aya kadar tecil edilebilmesinin önü açılıyor. Toplam borcu 1 milyon lirayı aşmayan mükelleflerden teminat şartı aranmayacak. Bu tutarın üzerindeki borçlarda ise yalnızca aşan kısmın yarısı oranında teminat gösterilmesi yeterli olacak. Cumhurbaşkanı’na bu tutarı 10 katına kadar artırma ya da yarısına kadar düşürme yetkisi veriliyor. Teklifte gelir vergisi düzenlemeleri de dikkat çekti. Türkiye dışında elde edilen bazı kazanç ve gelirler için uygulanan istisnalara ilişkin yeni hükümler getirildi. Buna göre, Türkiye’ye yeni yerleşmiş sayılan ve son üç yılda Türkiye’de vergi mükellefiyeti bulunmayan kişilerin yurt dışı kazançları 20 yıl boyunca gelir vergisinden muaf tutulabilecek. Düzenleme kapsamında bu gelirler için yıllık beyanname verilmeyecek ve başka gelirler nedeniyle beyanname verilmesi halinde de söz konusu kazançlar beyannameye dahil edilmeyecek. Ancak yurt dışında ödenen vergiler Türkiye’de mahsup edilemeyecek. Şartların sonradan sağlanmadığının tespiti halinde ise tahakkuk ettirilmeyen vergiler gecikme hükümleriyle birlikte tahsil edilecek. Teklifte ayrıca teknogirişim şirketlerinde çalışan personele yönelik hisse senedi teşviklerinde de değişikliğe gidildi. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı kriterlerini sağlayan girişim şirketlerinde çalışanlara verilen bedelsiz veya indirimli pay senetleri için uygulanacak gelir vergisi istisnasının üst sınırı artırıldı. Yeni düzenlemeyle istisna tutarı ilgili yıldaki brüt ücretin iki katı olarak uygulanacak. TBMM Genel Kurulu’nda ayrıca Türkiye ile OECD arasında İstanbul’da kurulacak merkeze ilişkin uluslararası protokol de kabul edildi. Görüşmelerin ardından birleşim, 20 Mayıs Çarşamba günü yeniden toplanmak üzere kapatıldı.

KIRCAALİSİAD heyetinden Ankara çıkarması Haber

KIRCAALİSİAD heyetinden Ankara çıkarması

Bulgaristan Kökenli Yönetici, Sanayici ve İş İnsanları Derneği (KIRCAALİSİAD), Ankara’da gerçekleştirdiği temaslar kapsamında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) çeşitli siyasi parti temsilcileri, milletvekilleri ve siyasi liderlerle bir araya gelerek Türkiye - Bulgaristan ilişkilerine yönelik önemli görüşmeler gerçekleştirdi. KIRCAALİSİAD heyeti, ziyaretler kapsamında başta Bursa milletvekilleri olmak üzere farklı şehirlerden milletvekilleriyle temaslarda bulunurken, aynı zamanda CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile de görüşme gerçekleştirdi. Gerçekleştirilen temaslarda, iki ülke arasındaki ekonomik, ticari ve stratejik ilişkilerin geliştirilmesine yönelik kapsamlı değerlendirmelerde bulunuldu. Stratejik rapor TBMM gündemine taşındı Ziyaretlerin merkezinde, KIRCAALİSİAD tarafından hazırlanan “Türkiye - Bulgaristan Ekonomik ve Stratejik İş Birliği, Politika ve Eylem Raporu” yer aldı. Söz konusu rapor, iş dünyasının sahadan gelen beklentilerini, sektörlerin mevcut durumunu ve iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin geliştirilmesine yönelik somut önerileri içeriyor. KIRCAALİSİAD heyeti, raporu TBMM’de gerçekleştirdiği görüşmelerde milletvekillerine sunarak; bölgesel ticaretin geliştirilmesi, karşılıklı yatırım fırsatlarının artırılması ve iş birliği alanlarının genişletilmesi konusunda görüş alışverişinde bulundu. Geniş kapsamlı temaslar KIRCAALİSİAD heyeti, TBMM ziyaretleri kapsamında Bursa Milletvekilleri Hasan Öztürk, Fevzi Zırhlıoğlu, Refik Özen, Ahmet Kılıç, Emine Yavuz Gözgeç ve Yüksel Selçuk Türkoğlu ile bir araya geldi. Ayrıca Antalya Milletvekili Uğur Poyraz ile gerçekleştirilen görüşmelerde de ekonomik iş birliği ve bölgesel kalkınma başlıkları ele alındı. Gerçekleştirilen temaslarda; iş dünyasının ihtiyaçları, üyelerin beklentileri ve Türkiye ile Bulgaristan arasında daha güçlü ekonomik bağların kurulmasına yönelik öneriler detaylı şekilde paylaşıldı. Görüşmelerde karşılıklı olarak yapıcı ve çözüm odaklı bir yaklaşım sergilenirken, iş dünyasının politika yapım süreçlerine katkısının önemi vurgulandı. “Ortak akıl ve iş birliği vurgusu” Heyet, ziyaretler kapsamında Türkiye ile Bulgaristan arasındaki ticari hacmin artırılması, yatırım süreçlerinin kolaylaştırılması ve iş dünyasının önündeki yapısal engellerin azaltılması için kamu ve özel sektör iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti. TBMM’nin önemi vurgulandı KIRCAALİSİAD tarafından, TBMM ziyareti kapsamında yapılan açıklamada ise Gazi Meclisimizin kuruluşunun yıl dönümüne vurgu yapılarak, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin milli iradenin en güçlü temsil makamı olduğunun altı çizildi. Ayrıca Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve kurucu iradeye saygı ve minnet ifade edildi. Somut iş birlikleri için güçlü zemin KIRCAALİSİAD heyeti, Ankara temaslarının ardından yaptığı değerlendirmede, gerçekleştirilen görüşmelerin somut projelere dönüşmesi yönünde güçlü bir zemin oluşturduğunu belirtti. Dernek, önümüzdeki dönemde kamu kurumları ve siyasi temsilcilerle kurulan bu temasları daha da ileriye taşıyarak, Türkiye ile Bulgaristan arasındaki ekonomik ilişkilerin güçlendirilmesine katkı sağlamayı sürdüreceğini ifade etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.