SON DAKİKA
Hava Durumu

#Tahvil Faizleri

Ekometre - Tahvil Faizleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tahvil Faizleri haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Altında ekim ayı için üç kritik gösterge Haber

Altında ekim ayı için üç kritik gösterge

Fed beklentileri zayıfladı WGC, son ABD verilerinin Fed’in yakın vadede yeni bir faiz artırımına gideceği yönündeki beklentileri zayıflattığını belirtti. Piyasalarda yalnızca Fed için değil, İngiltere Merkez Bankası ve Avrupa Merkez Bankası için de ilave sıkılaşma beklentilerinin gerilediği ifade edildi. Tahvil faizleri yakından izlenecek Konseye göre politika faizlerine ilişkin daha güvercin fiyatlamaya rağmen tahvil getirilerinin yüksek kalması, yatırımcıların kısa vadeli para politikası beklentilerinden daha uzun vadeli mali risklere ve yükselen vade primlerine odaklandığını gösterebilir. WGC, böyle bir görünümün altın talebini desteklemeye devam edebileceğini değerlendirdi. Avrupa'daki altın ETF girişlerinin son dönemde daha geniş tabanlı ve kalıcı bir görünüm sergilediğine dikkat çeken WGC, özellikle İngiltere'deki güçlü talebin mali sürdürülebilirlik, enflasyon belirsizliği ve para politikasına yönelik güven sorunlarıyla bağlantılı olabileceğini belirtti. İngiltere'de ETF talebi beklentiyi aştı İngiltere'de işlem gören altın ETF'lerine üçüncü çeyrekte 54 ton giriş gerçekleşti. Son beş yıllık verilere dayanan WGC modelinde aynı dönem için yaklaşık 18 tonluk giriş öngörülüyordu. Böylece gerçekleşen ETF talebi model tahmininin 36 ton üzerine çıktı. WGC, İngiltere'deki bu hareketin 2022'de yaşanan tahvil krizindeki kısa süreli talep artışından farklı olarak daha kalıcı bir eğilime işaret ettiğini bildirdi. Fransa ve Almanya'da da tahvil faizleri ile vade primlerindeki yükselişe paralel olarak altın ETF'lerine giriş görüldü. Altın eylülde yüzde 8,5 düştü Altın fiyatı eylül ayını ons başına 4 bin 176 dolardan tamamladı. Böylece değerli metal aylık bazda yüzde 8,5 geriledi. Aynı dönemde ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi 53 baz puan artarak yüzde 5,3'e yükseldi. Dolar endeksindeki yüzde 2'lik yükseliş de altın fiyatları üzerinde baskı oluşturdu. Buna karşın küresel altın ETF'lerinde eylül ayında 10 milyar dolar, yani 67 ton net giriş gerçekleşti. Kuzey Amerika ETF girişlerinde ilk sırada yer alırken, Avrupa ve Asya bölgeleri onu takip etti. Vadeli piyasalarda pozisyonlar geriledi Vadeli piyasalarda ise farklı bir tablo ortaya çıktı. COMEX'te yönetilen fonların net pozisyonları 12 milyar dolar, 84 ton azalırken, toplam spread pozisyonları 22 milyar dolar, 156 ton geriledi. WGC, ekim ayında yatırımcıların özellikle Fed'in faiz patikasını, para politikası beklentilerindeki gevşemeye rağmen tahvil faizlerinin yüksek kalıp kalmayacağını ve mali risklere bağlı ETF talebinin devam edip etmeyeceğini izleyeceğini belirtti.

Altında kritik gün gözler ABD istihdam verisinde Haber

Altında kritik gün gözler ABD istihdam verisinde

Küresel piyasalarda ise yatırımcıların odağında bugün açıklanacak ABD istihdam verileri yer alıyor. Verinin, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) para politikasına ilişkin beklentiler üzerinde etkili olması beklenirken, altın fiyatlarında gün içinde hareketliliğin artabileceği değerlendiriliyor. Altın fiyatlarında son durum 2 Ekim Cuma sabahı itibarıyla gram altın 6 bin 600 TL seviyelerinde işlem görüyor. Çeyrek altının satış fiyatı ise 10 bin 800 TL'nin üzerinde seyrediyor. Uluslararası piyasalarda ons altın yaklaşık 4 bin 170 dolar seviyesinde bulunuyor. Fiyatlarda gün içerisinde veri sağlayıcıya ve işlem saatlerine bağlı olarak farklılık görülebiliyor. Piyasaların odağı ABD istihdamında Altın piyasasında haftanın son işlem gününün en önemli gündem maddesi ABD'den gelecek istihdam raporu olacak. ABD Çalışma İstatistikleri Bürosu'nun (BLS) eylül ayına ilişkin istihdam verileri Türkiye saatiyle 15.30'da açıklanacak. İstihdam piyasasının güçlü seyrini koruduğunu gösteren bir veri, Fed'in faiz indirimlerinde daha temkinli hareket edebileceği beklentisini güçlendirebilir. Böyle bir tablo dolar ve ABD tahvil faizlerini desteklerken, faiz getirisi bulunmayan altın üzerinde baskı oluşturabilir. Buna karşılık beklentilerin altında kalacak bir istihdam verisi, Fed'in daha güvercin bir para politikası izleyebileceğine yönelik beklentileri güçlendirebilir. Bu durumun altın fiyatlarına destek vermesi mümkün. Güçlü dolar altını baskılıyor Altın fiyatlarında son dönemde doların seyri ve ABD tahvil faizlerindeki hareketlilik belirleyici oluyor. Doların güçlenmesi, dolar dışındaki para birimlerini kullanan yatırımcılar açısından altının maliyetini artırırken, tahvil getirilerindeki yükseliş de faiz getirisi bulunmayan altına yönelik talebi sınırlayabiliyor. Reuters verilerine göre spot altın cuma günü 4 bin 184 dolar civarında işlem görürken, değerli metal haftalık bazda yüzde 2'nin üzerinde kayba yöneldi. Fed toplantısı yaklaşıyor ABD istihdam verileri, Fed'in 27-28 Ekim tarihlerinde gerçekleştireceği Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısı öncesinde takip edilen önemli göstergeler arasında bulunuyor. Piyasaların önündeki bir diğer önemli veri ise 14 Ekim'de açıklanması beklenen ABD eylül ayı tüketici enflasyonu olacak. İstihdam ve enflasyon göstergelerinin birlikte değerlendirilmesi, Fed'in önümüzdeki dönemde izleyeceği faiz politikasına ilişkin beklentilerin şekillenmesinde etkili olacak. Bu nedenle altın piyasasında bugün açıklanacak istihdam verisinin ardından dolar, tahvil faizleri ve ons altındaki hareketlerin yakından izlenmesi bekleniyor.

Altın fiyatlarında Fed baskısı Haber

Altın fiyatlarında Fed baskısı

Ons altında 4 bin 317 dolar seviyesi kısa vadeli destek olarak izlenirken TD Securities, fiyatlardaki zayıflığın uzun vadeli yatırımcılar için alım fırsatı oluşturabileceği değerlendirmesinde bulundu. Altın fiyatlarında teknik seviyeler Ons altın için kısa vadede 4 bin 317 dolar seviyesi destek noktası olarak öne çıkıyor. Bu seviyenin aşağı yönlü kırılması durumunda 4 bin 298 dolar civarına doğru geri çekilme gündeme gelebilir. Yukarı yönlü hareketlerde ise 4 bin 373 dolar ilk önemli direnç olarak izleniyor. Bu seviyenin aşılması halinde 4 bin 406-4 bin 446 dolar aralığı yeniden takip edilecek. Fed'in faiz politikası fiyatlamayı etkiliyor Altın piyasasındaki baskının temel unsurlarından biri, ABD'de faizlerin daha uzun süre yüksek kalabileceği beklentisi. Fed geçen hafta politika faizini 25 baz puan artırarak yüzde 3,75-4,00 aralığına yükseltti. Piyasalarda ek faiz artışı beklentileri de güçlendi. St. Louis Fed Başkanı Alberto Musalem, enflasyonun yüzde 2 hedefinin belirgin biçimde üzerinde seyrettiğini ve ilave faiz artışlarının gerekebileceğini belirtti. Musalem, güçlü iç talep ile petrol dışındaki emtia fiyatlarına yayılan arz şoklarının enflasyonist baskıları canlı tuttuğunu ifade etti. Musalem, enflasyona karşı erken ve kademeli sıkılaşmanın ilerleyen dönemde daha sert politika adımlarına duyulabilecek ihtiyacı azaltabileceği görüşünü dile getirdi. ABD'de temmuz ayı kişisel tüketim harcamaları enflasyonunun yüzde 3,7 seviyesinde bulunması ve ekonomik aktivitenin güçlü seyretmesi, Fed'in yüzde 2 enflasyon hedefine dönüşünü zorlaştıran unsurlar arasında yer alıyor. Faiz getirisi sağlamayan altın, yüksek faiz ortamında tahvil ve benzeri getirili varlıklara kıyasla daha yüksek fırsat maliyetiyle karşı karşıya kalabiliyor. Petrol fiyatları ve Fed mesajları izleniyor Pepperstone Araştırma Başkanı Chris Weston, ABD'de bu haftaki ekonomik veri takviminin görece sakin olması nedeniyle yatırımcıların Fed yetkililerinin açıklamalarına ve petrol fiyatlarına odaklanacağını belirtti. Petrol fiyatlarında yeni bir yükselişin enflasyon beklentilerini güçlendirebileceğini belirten Weston, böyle bir gelişmenin Fed'in daha sıkı bir para politikası izleyeceği beklentisini artırabileceğine dikkat çekti. Bu senaryoda tahvil getirilerinin yükselmesi altın üzerinde ilave baskı oluşturabilir. Petrol fiyatlarındaki gerilemenin kalıcı hale gelmesi ise enerji kaynaklı enflasyon endişelerini hafifletebilir. TD Securities uzun vadeli görünümde desteğe dikkat çekiyor TD Securities analistleri Ryan McKay ve Bart Melek, Fed faiz artışı beklentileri ile yüksek enerji maliyetlerinin sistematik fonlarda satışları artırdığını, ancak altın piyasasının uzun vadeli desteklerinin korunduğunu belirtiyor. Analistlere göre merkez bankalarının altın alımları, fon talebindeki toparlanma ve doların uzun vadeli değerine ilişkin kaygılar, değerli metal fiyatlarındaki düşüşü sınırlayabilecek unsurlar arasında bulunuyor. Kurum, kısa vadeli geri çekilmelerin uzun vadeli yükseliş beklentisi taşıyan yatırımcılar açısından potansiyel birikim fırsatı olarak değerlendirilebileceğini ifade ediyor. Şahin Fed beklentileri yükselişi geciktirebilir TD Securities'in değerlendirmesine göre enflasyonun yeniden hızlanması, faiz beklentilerinin daha şahin bir noktaya taşınmasına ve altındaki yeni yükselişin gecikmesine neden olabilir. Bununla birlikte merkez bankası talebi ve yatırım fonlarından gelen alımlar, uzun vadeli görünümün tamamen bozulmasını önleyebilecek faktörler arasında gösteriliyor. Bu yaklaşım, kısa vadeli faiz baskısıyla uzun vadeli yatırım talebinin altın piyasasında birbirinden farklı yönlerde etkili olabileceğine işaret ediyor. Altın destekli fonlarda güçlü giriş Kurumsal yatırımcıların altına yönelik talebi, piyasanın takip ettiği temel göstergeler arasında yer alıyor. Dünya Altın Konseyi verilerine göre küresel altın destekli ETF'lere ağustos ayında 18 milyar dolarlık giriş gerçekleşti. Fonların fiziki altın varlıkları bir ayda 121 ton artarak 4 bin 189 tonla rekor seviyeye ulaştı. Toplam yönetilen varlık büyüklüğü ise yüzde 16 artışla 615 milyar dolara yükseldi. Fon talebindeki bu artış, Fed kaynaklı kısa vadeli satış baskısına rağmen altına yönelik kurumsal yatırım ilgisinin sürdüğünü gösteren göstergelerden biri olarak öne çıkıyor. Trump-Şi görüşmesi piyasaların gündeminde Altın piyasasında bu haftanın izlenecek başlıkları arasında ABD-Çin ilişkileri de bulunuyor. Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in, Donald Trump'ın davetiyle 23-25 Eylül tarihlerinde ABD'ye resmi ziyarette bulunması bekleniyor. Görüşmelerde ticari ilişkiler, yapay zeka, tedarik zincirleri ve küresel gelişmelerin ele alınması öngörülüyor. Zirveden çıkacak mesajların dolar, tahvil faizleri ve küresel risk iştahı üzerinden altın fiyatlamasına yansıması bekleniyor. Altında kısa vadeli yönü belirleyecek gelişmeler Altın fiyatlarının kısa vadeli seyri açısından Fed yetkililerinin açıklamaları, ABD tahvil faizleri ve petrol fiyatları öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor. Faiz artışı beklentilerinin güçlenmesi ve tahvil getirilerinin yükselmesi, ons altın ve gram altın üzerinde baskıyı artırabilecek unsurlar arasında bulunuyor. Buna karşılık enerji kaynaklı enflasyon endişelerinin hafiflemesi ve tahvil faizlerinde gerileme yaşanması, ons altında 4 bin 317 dolar seviyesinin korunmasına destek sağlayabilir. Altın fiyatları 22 Eylül 2026 Altın türü Alış Satış Altın ons 4.325,17 dolar 4.325,77 dolar Gram altın 6.795,10 TL 6.796,02 TL Gram altın (serbest piyasa) 6.766,28 TL 6.772,56 TL Çeyrek altın 10.826,04 TL 11.073,13 TL Yarım altın 21.584,42 TL 22.146,27 TL Tam altın 43.304,16 TL 44.157,08 TL Cumhuriyet altını 44.856,00 TL 45.554,00 TL Ata altın 44.657,41 TL 45.782,50 TL 24 ayar has altın 6.678,83 TL 6.963,61 TL Has altın (0.995) 6.761,12 TL 6.762,04 TL 22 ayar bilezik 6.170,84 TL 6.176,57 TL

Altın yeni haftaya düşüşle başladı Haber

Altın yeni haftaya düşüşle başladı

Altın fiyatları, geçen haftanın son işlem gününde yaşanan yükselişin ardından yeni haftaya geri çekilmeyle başladı. Cuma günü 4 bin 400 dolar seviyesine yaklaşan ons altın, pazartesi günü 4 bin 349 dolara kadar geriledi. Gram altın da 6 bin 900 TL seviyesinden 6 bin 814 TL’ye çekildi. Piyasalarda Orta Doğu’daki gelişmelerin enerji fiyatları ve enflasyon üzerindeki etkisi yakından takip edilirken, küresel merkez bankalarının faiz politikaları da altın fiyatlarının yönünde belirleyici oluyor. Fed’in geçen hafta gerçekleştirdiği faiz artışının ardından ABD tahvil getirilerinin yüksek seyretmesi, faiz geliri sağlamayan altın üzerinde baskı oluşturuyor. Ons altında kritik destek ve direnç seviyeleri Teknik göstergeler açısından ons altında 4 bin 340 dolar seviyesi önemli bir destek noktası olarak izleniyor. Bu seviyenin aşağı yönlü kırılması durumunda fiyatın 4 bin 275-4 bin 300 dolar aralığına gerileme ihtimali gündeme gelebilir. Altın, son yükseliş denemelerinde 4 bin 406 dolar seviyesini iki kez aşamadı. Bu nedenle söz konusu seviye, kısa vadeli yükselişin devamı açısından önemli bir direnç noktası olarak değerlendiriliyor. 4 bin 406 dolar seviyesinin aşılması halinde ons altında 4 bin 446-4 bin 474 dolar aralığına doğru yeni bir toparlanma yaşanabileceği belirtiliyor. Analist yükseliş için iki koşula dikkat çekti KCM Trade Baş Piyasa Analisti Tim Waterer, altının kısa vadeli seyrinde jeopolitik gelişmelerin yanı sıra petrol fiyatları ve tahvil faizlerinin etkili olduğunu söyledi. Waterer’a göre altının yeniden güçlü ve kalıcı bir yükseliş ivmesi kazanabilmesi için petrol fiyatlarında ve tahvil faizlerinde belirgin bir düşüş yaşanması gerekiyor. Analist, bu iki göstergeden birinde veya her ikisinde görülecek gerilemenin altın fiyatlarını destekleyebileceğini ifade etti. Waterer, ons altının kısa vadede yaklaşık 4 bin 200 ile 4 bin 580 dolar arasında dalgalı bir seyir izleyebileceği öngörüsünde bulundu. Petroldeki gerileme altın için destek sağlayabilir Altın fiyatları açısından önemli göstergelerden biri olan petrol piyasasında yeni haftada geri çekilme görüldü. Brent petrolün varil fiyatı, İran savaşında diplomasi ihtimalinin yeniden gündeme gelmesi ve Suudi Arabistan’ın petrol sevkiyatında toparlanma işaretleri görülmesiyle 102 dolar civarına geriledi. Suudi Arabistan’ın petrol ihracatının eylül ayında günlük 4 milyon varilin üzerine çıkması, arz endişelerini kısmen hafifletti. Petrol fiyatlarındaki düşüş, enerji kaynaklı enflasyon baskısının azalabileceği beklentisiyle altın fiyatları açısından destekleyici bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Ancak ABD tahvil faizlerinin yüksek seyretmesi, bu desteğin etkisini sınırlıyor. Yüksek tahvil faizleri altın üzerinde baskı oluşturuyor ABD tahvil faizleri, altın piyasasının yönünü belirleyen temel unsurlar arasında yer alıyor. Fed’in faiz artışının ardından özellikle kısa vadeli tahvil getirilerinde yükseliş yaşandı. ABD’nin 2 yıllık tahvil faizi son iki haftada yaklaşık 36 baz puan yükselirken, piyasalarda ekim ve aralık aylarında yeni faiz artışları yapılabileceğine yönelik beklentiler güçlendi. Faiz getirisi sunmayan altının fırsat maliyeti, faiz oranlarının yükseldiği dönemlerde artıyor. Bu durum, yatırımcıların tahvil gibi faiz getirisi sağlayan varlıklara yönelmesiyle altın fiyatları üzerinde baskı oluşturabiliyor. Fed kararının ardından dalgalı seyir sürüyor Fed, 15-16 Eylül tarihlerinde gerçekleştirdiği toplantıda politika faizini 25 baz puan artırarak yüzde 3,75-4,00 aralığına yükseltti. Kararın ardından ons altın sert bir düşüş yaşarken, haftanın son bölümünde petrol fiyatlarındaki gerileme ve enflasyon endişelerinin kısmen azalmasıyla toparlandı. Cuma günü spot altın yüzde 1’in üzerinde değer kazanarak 4 bin 390 doların üzerine çıktı ve haftayı yükselişle tamamladı. Ancak yeni haftada tahvil faizlerindeki yükselişin etkisiyle kazanımların bir bölümü geri verildi. Piyasanın odağında Fed yetkililerinin açıklamaları var Yeni haftada altın yatırımcılarının gündeminde Fed yetkililerinin açıklamaları bulunuyor. Hafta boyunca çok sayıda Fed üyesinin değerlendirmelerde bulunması beklenirken, piyasa katılımcıları faiz politikasının geleceğine ilişkin mesajları takip edecek. Fed yetkililerinden daha şahin açıklamalar gelmesi, tahvil faizlerinde yeni bir yükselişe ve altın fiyatları üzerindeki baskının artmasına neden olabilir. Buna karşılık petrol fiyatları ile tahvil getirilerinin aynı anda gerilemesi, altın piyasasında yeni bir toparlanma hareketinin önünü açabilir. Altının yönünü dört temel gelişme belirleyecek Altın fiyatlarının kısa vadeli seyrinde Fed’in faiz politikası, ABD tahvil faizleri, petrol fiyatları ve Orta Doğu’daki gelişmeler öne çıkıyor. Ons altında 4 bin 340 dolar desteğinin korunup korunamayacağı teknik açıdan yakından izlenirken, gram altın fiyatında ons altının yanı sıra dolar/TL kurunun seyri de belirleyici olacak. Geçen hafta 6 bin 900 TL seviyesine ulaşan gram altının yeni haftada 6 bin 814 TL’ye gerilemesi, yatırımcıların dikkatini fiyatların bu seviyelerden tepki verip vermeyeceğine çevirdi.

Wall Street petrol ve tahvil faizleriyle geriledi Haber

Wall Street petrol ve tahvil faizleriyle geriledi

Dow Jones yüzde 0,77, S&P 500 yüzde 0,48 ve Nasdaq yüzde 0,64 geriledi. New York borsasında satış baskısı gün boyunca etkili oldu. Enerji arzına ilişkin endişelerle petrol fiyatlarının yükselmesi ve ABD tahvil faizlerindeki artış, yatırımcıların risk iştahını sınırladı. Kapanışta Dow Jones endeksi yüzde 0,77 azalarak 52.380,66 puana geriledi. S&P 500 endeksi yüzde 0,48 düşüşle 7.636,36 puana, Nasdaq endeksi ise yüzde 0,64 kayıpla 26.253,34 puana indi. Tahvil faizleri yükseldi ABD Hazine Bakanlığının uzun vadeli tahvillerde geri alım operasyonlarının büyüklüğünü artıracağını açıklamasının ardından tahvil piyasasında satış baskısı öne çıktı. Hazine, yarın 6 milyar dolara kadar 10 ila 20 yıl vadeli tahvil geri alımı gerçekleştireceğini duyurdu. Açıklamanın ardından ABD'nin 10 yıl vadeli Hazine tahvili faizi yüzde 4,86'ya yaklaşarak Kasım 2023'ten bu yana en yüksek seviyesine çıktı. 30 yıl vadeli tahvil faizi de yüzde 5,31'e kadar yükseldi. Tahvil faizlerindeki yükseliş, şirketlerin finansman maliyetleri ve hisse senedi değerlemeleri üzerindeki baskıyı artırarak borsadaki satışları destekledi. Brent petrol 100 doları aştı Jeopolitik gelişmeler de piyasalardaki risk algısının yükselmesine neden oldu. ABD ile İran arasındaki gerilimin tırmanması ve enerji arzında daha fazla aksama yaşanabileceğine ilişkin endişeler, petrol fiyatlarında sert yükselişe yol açtı. Brent petrolün varil fiyatı temmuzdan bu yana ilk kez 100 dolar seviyesini aştı. Brent petrolün vadeli kontratları TSİ 23.15 itibarıyla yüzde 3,8 artışla 101,67 dolardan işlem gördü. Aynı dakikalarda Batı Teksas türü (WTI) ham petrolün varil fiyatı da yüzde 4,1 yükselerek 96,85 dolara çıktı. Gözler enflasyon verilerinde Petrol fiyatlarındaki yükseliş, enerji maliyetleri üzerinden enflasyonun yeniden güçlenebileceği endişelerini artırdı. Piyasalarda gözler bu hafta açıklanacak ABD enflasyon verilerine çevrildi. Verilerin, ABD Merkez Bankasının (Fed) gelecek hafta gerçekleştireceği para politikası toplantısında alacağı karara ilişkin beklentilere yön vermesi bekleniyor. Yatırımcılar bir yandan enflasyon görünümünü, diğer yandan petrol fiyatlarındaki yükselişin ekonomik aktivite ve şirket kârlılıkları üzerindeki olası etkilerini izliyor.

Küresel piyasalar Jackson Hole'a kilitlendi Haber

Küresel piyasalar Jackson Hole'a kilitlendi

PCE enflasyonunun beklentileri aşmasının ardından piyasalarda faiz artışı beklentisi de gündemde kalmayı sürdürüyor. Küresel finans piyasalarında Jackson Hole öncesi temkinli bir görünüm hakim. Dolar ve ABD tahvil faizleri dar bantta hareket ederken, yatırımcıların ana gündemini Fed Başkanı Kevin Warsh'ın sempozyumda yapacağı konuşma oluşturuyor. Bu yıl Jackson Hole'da yalnızca kısa vadeli faiz kararlarına ilişkin sinyaller değil, Warsh yönetimindeki Fed'in para politikası anlayışı ve piyasalarla kuracağı iletişimin çerçevesi de izlenecek. Son PCE verilerinin enflasyon baskısının sürdüğüne işaret etmesi ise Fed'in faiz patikasına ilişkin beklentileri daha da kritik hale getirdi. Warsh, Jackson Hole'a ilk kez Fed Başkanı olarak katılıyor Kansas City Fed tarafından düzenlenen Jackson Hole Ekonomi Politikası Sempozyumu öncesinde piyasalardaki beklenti, Kevin Warsh'ın vereceği mesajlara yoğunlaştı. Isio Investment Management CIO'su Ajith Nair, yatırımcıların doğal olarak faiz görünümünü takip edeceğini ancak bu yılki toplantının en önemli başlığının Warsh'ın Jackson Hole'a ilk kez Fed Başkanı sıfatıyla katılması olduğunu ifade etti. Nair'e göre Warsh'ın konuşması, Fed'in önümüzdeki dönemdeki vizyonu ve merkez bankasının finansal piyasalarla iletişiminde benimseyeceği yaklaşım konusunda önemli işaretler verebilir. Fed'in yeni iletişim anlayışı da masada Warsh döneminde piyasalarda öne çıkan değerlendirmelerden biri, Fed'in ekonomik tahminler ve politika projeksiyonları üzerinden yapılan yönlendirmeye daha az bağımlı bir iletişim modeli benimseyebileceği yönünde. Jackson Hole'daki konuşmanın, bu yaklaşımın kapsamına ilişkin daha net mesajlar vermesi bekleniyor. Bu nedenle yatırımcılar yalnızca bir sonraki faiz kararına ilişkin ipuçlarını değil, Fed'in uzun vadede piyasaları nasıl yönlendireceğini de takip edecek. Dolar endeksi 99,13 seviyesinde Sempozyum öncesinde döviz piyasalarında sınırlı hareketler yaşanıyor. Dolar endeksi, sekiz günlük zirvesinin ardından elde ettiği kazanımların bir bölümünü geri verse de 99,13 seviyesinde yatay seyrini sürdürüyor. Euro, dolar karşısında yüzde 0,05 değer kazanarak 1,1655'e yükseldi. Sterlin ise yüzde 0,05 düşüşle 1,3586 dolar seviyesine geriledi. Avustralya doları da yüzde 0,18 artışla 0,718 dolara çıktı. PCE enflasyonu beklentilerin üzerinde geldi Fed'in para politikası beklentilerini etkileyen son önemli gelişme, ABD'de açıklanan kişisel tüketim harcamaları fiyat endeksi oldu. Temmuz ayında yıllık PCE enflasyonu yüzde 3,7 ile bir önceki aya göre değişmezken, yüzde 3,6 seviyesindeki piyasa beklentisinin üzerine çıktı. Aylık artış ise yüzde 0,2 olarak gerçekleşti. Piyasalarda aylık bazdaki beklenti yüzde 0,1 düzeyindeydi. Veriler, enflasyonist baskıların Fed açısından tamamen ortadan kalkmadığına işaret ederken, faiz beklentilerinin de canlı kalmasına neden oldu. Faiz artışı beklentisi gündemde kalıyor Westpac ekonomisti Ryan Wells, açıklanan enflasyon verilerinin yıl sonuna kadar Fed'den faiz artırımı beklentisini desteklediğini belirtti. Wells'e göre piyasaların asıl odağı ise Kevin Warsh'ın Jackson Hole'da kullanacağı ton olacak. Danske Bank analisti Jesper Fjarstedt de çekirdek PCE enflasyonunun yıllık yüzde 3,3 seviyesinde kalmasının ve “supercore” enflasyondaki yeniden hızlanmanın, Warsh üzerinde daha şahin mesaj verme baskısı oluşturduğunu ifade etti. Buna karşın Fjarstedt, Fed Başkanı'nın Jackson Hole konuşmasında belirgin ve doğrudan bir politika taahhüdünde bulunmaktan kaçınmasının daha olası olduğunu değerlendirdi. Japonya'da faiz artışı olasılığı yüzde 86 Asya piyasalarında da merkez bankalarının para politikası adımları yakından takip ediliyor. Japon yeni dolar karşısında 159,30 seviyesinde yatay hareket ederken, Japonya Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Ryozo Himino, zamanında yapılacak faiz artırımlarının ilerleyen dönemde daha sert bir parasal sıkılaşma ihtiyacını azaltabileceğini söyledi. Himino, eylül ayındaki toplantıya ilişkin açık bir yönlendirme yapmazken, Totan Tanshi verilerine göre piyasalar BOJ'un gelecek ay faiz artırma ihtimalini yüzde 86 olarak fiyatlıyor. Güney Kore'den ikinci faiz artırımı Güney Kore Merkez Bankası'nın politika faizini 25 baz puan yükselterek yüzde 3'e çıkarmasının ardından Güney Kore wonu dolar karşısında yüzde 0,39 değer kazandı. Söz konusu karar, merkez bankasının art arda gerçekleştirdiği ikinci faiz artırımı olarak kayıtlara geçti. ABD tahvil faizleri yüksek seviyesini koruyor ABD tahvil piyasasında da Fed'in daha sıkı bir politika izleyebileceği beklentisi etkisini sürdürüyor. 10 yıllık ABD Hazine tahvili faizi yüzde 4,652 civarında işlem görürken, 30 yıllık tahvil faizinde yüzde 5,171 seviyesi öne çıkıyor. Küresel piyasaların gözü şimdi Jackson Hole'da Kevin Warsh'ın yapacağı konuşmaya çevrilmiş durumda. Warsh'ın enflasyon görünümü, faizlerin gelecekte izleyeceği rota ve Fed'in yeni iletişim stratejisine ilişkin vereceği mesajların, önümüzdeki dönemde piyasalardaki fiyatlamalar üzerinde belirleyici olması bekleniyor.

Kısa vadeli rahatlama uzun vadeli risk Haber

Kısa vadeli rahatlama uzun vadeli risk

JPMorgan’dan ABD tahvil hamlesine uyarı: Bankaya göre mali disiplin sağlanmazsa yatırımcıların talep ettiği ek getiri yeniden yükselebilir. ABD Hazinesinin uzun vadeli tahvillerde geri alım miktarını artırma kararı Wall Street’in önde gelen bankalarını ikiye böldü. JPMorgan, hamlenin kısa vadede tahvil faizlerini aşağı çekebileceğini kabul ederken, ABD’nin temel mali sorunları çözülmeden uygulanacak bir politikanın uzun vadede piyasa güvenini zedeleyebileceği uyarısında bulundu. Jay Barry’nin de aralarında yer aldığı JPMorgan stratejistleri, Hazine’nin attığı adımın borçlanma maliyetlerindeki yükselişi geçici olarak hafifletebileceğini ancak yüksek faizlerin arkasındaki yapısal nedenleri ortadan kaldırmayacağını değerlendirdi. JPMorgan’a göre sorun borç maliyetinden daha derin Bankanın analizinde, tahvil geri alımlarının yüksek borçlanma maliyetlerini baskılayabileceği ancak ABD'nin mali görünümündeki temel bozulmayı tek başına düzeltemeyeceği vurgulandı. JPMorgan stratejistlerine göre piyasaların asıl odaklandığı konu, yalnızca tahvil faizlerinin hangi seviyeye gerileyeceği değil, Washington'ın artan kamu borcu ve bütçe açığı karşısında ne kadar sürdürülebilir bir mali politika izleyeceği. Bu nedenle geri alım programının, mali konsolidasyonla desteklenmemesi halinde yatırımcıların gözünde geçici bir müdahale olarak kalabileceği ifade edildi. Yüzde 6'lık bütçe açığı alarm veriyor JPMorgan, ABD ekonomisinin tam istihdama yakın seyrettiği bir dönemde bütçe açığının GSYH'nin yaklaşık yüzde 6'sı seviyesinde bulunmasına özellikle dikkat çekti. Normal koşullarda ekonomik büyümenin ve istihdamın güçlü olduğu dönemlerde kamu maliyesinin daha dengeli bir görünüm sergilemesi beklenirken, mevcut tablonun yatırımcılar açısından soru işaretleri yarattığı belirtildi. Banka, kalıcı bir mali disiplin programı olmadan Hazine'nin tahvil piyasasına yönelik hamlelerinin güvenilirlik tartışmasını beraberinde getirebileceği görüşünde. Tahvil faizleri yeniden yükselebilir JPMorgan’ın en önemli uyarılarından biri de borç yönetimindeki olası politika değişikliğine ilişkin oldu. Hazine'nin “düzenli ve öngörülebilir” tahvil ihraç yaklaşımından uzaklaşarak piyasa koşullarına göre daha fırsatçı bir strateji izlemesi halinde yatırımcıların uzun vadeli risk algısının değişebileceği belirtildi. Böyle bir durumda yatırımcıların uzun vadeli tahvilleri elde tutmak için talep ettiği ek getiri, yani vade primi yeniden yükselebilir. Bu gelişme de geri alımların kısa vadede faizler üzerinde yarattığı aşağı yönlü etkinin zamanla ortadan kalkmasına yol açabilir. İki hafta arayla gelen karar dikkat çekti JPMorgan stratejistleri, Hazine'nin son açıklamasının zamanlamasını da olağan dışı buldu. Yeni kararın, eski tahvillerin geri alım takviminin açıklanmasından yalnızca iki hafta sonra gelmesi, Hazine'nin borç yönetimi stratejisinde daha hızlı bir değişime gidip gitmediği sorusunu gündeme taşıdı. Banka, uzun vadeli faizlerin yeniden yükselmesi halinde Hazine'nin uzun vadeli tahvil ihalelerinin büyüklüğünü azaltma seçeneğine daha fazla yönelebileceğini de değerlendirdi. Citi ise tahvil piyasasında fırsat görüyor Citigroup cephesinde ise tablo daha iyimser. Banka, ABD Hazinesinin geri alım hamlesinin tahvil piyasasına destek verebileceğini ve enflasyondaki yavaşlamayla birlikte önümüzdeki dönemde güçlü bir fiyat yükselişinin yaşanabileceğini öngörüyor. Citigroup, bu beklenti doğrultusunda müşterilerine 20 yıllık ABD tahvillerinde alım tavsiyesinde bulundu. İki bankanın değerlendirmeleri, Hazine'nin hamlesinin kısa vadeli etkisi konusunda önemli bir görüş ayrılığı olmadığını, ancak asıl tartışmanın bu desteğin ne kadar sürdürülebilir olduğu üzerinde yoğunlaştığını gösteriyor. JPMorgan, mali sorunlar çözülmeden faizlerde kalıcı bir rahatlama beklemenin riskli olduğu uyarısını yaparken, Citi mevcut piyasa koşullarının tahvil yatırımcıları için fırsat yaratabileceğini düşünüyor.

Borsa İstanbul'da gözler TCMB'de Haber

Borsa İstanbul'da gözler TCMB'de

Piyasalarda temkinli iyimserlik öne çıkarken, karar metni ve verilecek mesajların günün yönünü belirlemesi bekleniyor. Borsa İstanbul'da yatırımcılar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) bugün saat 14.00'te açıklayacağı Para Politikası Kurulu (PPK) faiz kararına odaklandı. Karar öncesinde piyasalarda temkinli bir bekleyiş hakim olurken, yatırımcılar hem politika faizine ilişkin kararı hem de karar metninde yer alacak mesajları yakından takip ediyor. BIST 100 endeksi, önceki işlem gününü yüzde 1,18 yükselişle 14.138,85 puandan tamamladı. Günlük işlem hacmi 193 milyar lira olarak gerçekleşirken, Avrupa borsalarındaki olumlu seyrin de etkisiyle alımların güç kazandığı görüldü. Piyasa beklentileri, TCMB'nin politika faizini yüzde 37 seviyesinde sabit bırakacağı yönünde yoğunlaşıyor. Analistler, faiz kararından çok, enflasyon görünümü, iç talep, kredi piyasası ve gelecek döneme ilişkin yönlendirmelerin yer alacağı PPK metninin fiyatlamalar üzerinde daha belirleyici olabileceğini ifade ediyor. Uzmanlara göre, faiz kararının ardından özellikle bankacılık hisseleri başta olmak üzere finans, sanayi ve ihracatçı şirketlerde hareketliliğin artması bekleniyor. Ayrıca döviz kuru, tahvil faizleri ve altın fiyatlarında oluşacak yeni dengelerin Borsa İstanbul'un kısa vadeli yönü üzerinde etkili olacağı değerlendiriliyor. Teknik açıdan değerlendirildiğinde analistler, BIST 100 endeksinde 14.300 ve 14.400 puan seviyelerini direnç, 14.000 ve 13.900 puan seviyelerini ise destek olarak izliyor. Piyasaların, TCMB'nin açıklayacağı karar ve sonrasında verilecek mesajlarla birlikte günün ikinci yarısında yönünü netleştirmesi bekleniyor.

Bitcoin’de jeopolitik satış dalgası Haber

Bitcoin’de jeopolitik satış dalgası

Artan enflasyon ve faiz endişeleriyle birlikte yatırımcıların riskli varlıklardan uzaklaşması, Bitcoin’de kritik seviyelerin kaybedilmesine neden oldu. Bitcoin, son 24 saatte yüzde 1,2 değer kaybederek 76 bin 593 dolara geriledi. Gün içerisinde 76 bin 720 dolar seviyesine kadar düşen kripto para birimi, böylece uzun süredir takip edilen 77 bin dolar desteğinin altına sarktı. Piyasadaki zayıflamada jeopolitik risklerin yeniden yükselmesi ve kurumsal yatırımcı tarafındaki temkinli duruş etkili oldu. Petrol fiyatlarındaki yükseliş baskıyı artırdı ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik sert açıklamaları küresel piyasalarda tansiyonu yükseltti. Trump’ın, diplomatik sürecin başarısız olması halinde askeri müdahale ihtimaline işaret etmesi enerji piyasalarında da sert fiyatlamalara neden oldu. Açıklamaların ardından Brent petrol 111 doların üzerine çıkarken, ABD tipi ham petrol WTI da 107 dolar seviyelerini aştı. Enerji fiyatlarındaki yükselişin enflasyonu yeniden hızlandırabileceği beklentisi, yatırımcıların ABD Merkez Bankası’nın faiz indirimlerini erteleyebileceği düşüncesini güçlendirdi. Tahvil faizleri ve dolar güç kazandı ABD tahvil getirilerindeki yükseliş ve dolar endeksindeki güçlenme, kripto para piyasasında risk iştahını zayıflattı. Piyasa uzmanları, yatırımcıların güvenli liman olarak görülen dolar ve tahvil varlıklarına yöneldiğini belirtirken, yüksek faiz ortamının Bitcoin gibi volatil varlıklar üzerindeki baskıyı artırdığına dikkat çekiyor. ETF tarafında güçlü çıkış Kripto piyasasında dikkat çeken gelişmelerden biri de spot Bitcoin ETF’lerinde yaşanan para çıkışı oldu. SoSoValue verilerine göre spot Bitcoin ETF’leri, 17 Mayıs haftasında yaklaşık 1 milyar dolarlık net çıkış verdi. Böylece altı haftadır devam eden kesintisiz sermaye girişi sona ermiş oldu. Analistler, kurumsal yatırımcıların kısa vadeli riskleri azaltmak amacıyla daha savunmacı pozisyonlara geçtiğini değerlendiriyor. Piyasanın odağında Fed mesajları var Önümüzdeki dönemde ABD enflasyon verileri, tahvil faizleri ve Fed’in para politikası mesajlarının kripto piyasaları üzerinde belirleyici olması bekleniyor. Uzmanlara göre küresel risk algısında belirgin bir iyileşme yaşanmadığı sürece Bitcoin’de dalgalı ve baskılı görünüm devam edebilir. Teknik açıdan ise 74 bin dolar seviyesi önemli destek bölgesi olarak öne çıkıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.