SON DAKİKA
Hava Durumu

#Suudi Arabistan

Ekometre - Suudi Arabistan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Suudi Arabistan haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Körfez bölgesinde yatırım fırsatları Haber

Körfez bölgesinde yatırım fırsatları

Körfez bölgesinde bazı şehirlerin yeniden yapılanması, Türk yatırımcılar için yeni fırsatları da beraberinde getiriyor. Yeni şehirleşme tercihleri için Türk yatırımcıların deneyimlerine güvenen Mısır ve Suudi Arabistan Ticaret Ataşeliği’nden temsilciler, hem inşaat hem de çeşitli sektörlerde Türkiye ile yapılacak işbirliklerini, İstanbul Ticaret Odası’nda gerçekleşen bir toplantıyla dile getirdi. Heyeti, İTO Genel Sekreter Yardımcısı Özcan Tokel karşıladı. Alternatif ticaret yolları Toplantının açılışında konuşan Özcan Tokel, Türkiye’nin hem Suudi Arabistan hem de Mısır’la yakın ilişki içinde olduğunu belirterek, “İlişkilerimizi artırmak için çeşitli alanlarda işbirliği fırsatlarımızı güçlendirebiliriz. Türkiye ile Suudi Arabistan arasında ulaşım için bir demiryolu projesine ihtiyacımız olduğuna inanıyorum. Bölgesel çatışmalar bize gösterdi ki, Körfez için daha güvenli ve alternatif ulaşım yollarına ihtiyacımız var” dedi. Türkiye’nin deneyimi Suudi Arabistan Ticaret Ataşesi Khaled Ala Aqell ise “Türkiye ile iletişimi güçlendirirsek daha çok fırsat doğacaktır. Suudi Arabistan’da sanayi bölgelerinde yatırım için çok büyük fırsatlar var. Türkiye bu konuda çok ileri. Beraber çok şey yapabiliriz” dedi. Toplantıda, Suudi Arabistan’da pek çok inşaat projesinin devam ettiği belirtilirken, altyapı çalışmalarında Türkiye’nin deneyimlerinden faydalanılabileceği kaydedildi. Türk ihraç ürünleri sergisi Mısır Başkonsolosluğu Ticaret Ataşeliği Yetkilisi Hoda Dorra da Türkiye ile daha yakın bir temas halinde olmak istediklerini dile getirdi. Dorra, “Mısır’da bir Türk İhraç Ürünleri Sergisi düzenlemeyi çok isteriz. Türkiye’yi bir fuarımızda ‘onur konuğu’ olarak ağırlayabiliriz. İnşaat, elektronik ve ev aletleri gibi sektörlerde işbirliği yapabiliriz” dedi. Sahada direkt temas Toplantı sonrasında Mısır ve Suudi Arabistan yetkilileri ile Türk firmaları arasında B2G etkinliği düzenlendi. Ticaret ataşelikleri ile firmalar arasında nadir olarak düzenlenen bir etkinlik olarak dikkat çeken bu görüşmelerde, Türk firmalar kendilerini doğrudan anlatma fırsatı buldu. Görüşmeye makina, lojistik ve gıda alanında faaliyet gösteren pek çok firma iştirak etti.

Çin ekonomisi yılın ilk çeyreğinde yüzde 5 büyüdü Haber

Çin ekonomisi yılın ilk çeyreğinde yüzde 5 büyüdü

Çin Ulusal İstatistik Bürosunun (UİB) yayımladığı verilere göre, Çin'in Gayri Safi Yurt İçi Hasılası (GSYH) Ocak-Mart 2026 döneminde, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 5 arttı. Birinci çeyrekte büyüme, Orta Doğu'daki savaşın etkilerinin mart ayı verilerine olumsuz yansımasına rağmen, hükümetin bu yıl için "yüzde 4,5 ila 5" olarak belirlediği hedef doğrultusunda gelişim gösterdi. GSYH, ilk çeyrekte geçen yılın 4. çeyreğine kıyasla yüzde 1,3 artış kaydetti. Çin ekonomisi 2025'in 4. çeyreğinde yıllık bazda yüzde 4,5, yıl genelinde ise yüzde 5 büyüme kaydetmişti. Hükümet, büyümedeki ivme kaybı karşısında önceki 3 yılda "yüzde 5 civarında" belirlediği yıllık büyüme hedefini "yüzde 4,5 ila 5" olarak belirlemişti. UİB Direktör Yardımcısı Mao Şıngyong, Çin ekonomisinin ilk çeyrekte yıla güçlü bir başlangıç yaptığını, ancak giderek karmaşık ve kırılgan hale gelen dış koşullar ve içeride güçlü arz ile zayıf talep arasındaki dengesizliğin sürmesi nedeniyle ekonomik büyümenin temelinin daha fazla güçlendirilmesi gerektiğini belirtti. Üretim ve tüketimde ivme yavaşladı UİB'nin yayımladığı mart ayı ekonomik verilerine göre, savaşın etkilerinin hissedildiği ayda ülkede üretim ve tüketimdeki artış, ocak ve şubat aylarına kıyasla yavaşladı, yatırımlar ise geriledi. Yıllık cirosu 20 milyon yuanın (yaklaşık 2,9 milyon dolar) üzerindeki sanayi işletmelerinin üretim çıktılarının hesaplandığı sanayi üretimi, martta yıllık bazda yüzde 5,7 artarken ocak ve şubat aylarındaki yüzde 6,3 artışın altında kaldı. Tüketimin ölçüsü olarak kabul edilen perakende satışlar ise martta, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 1,7 artarken ilk iki aydaki yüzde 2,8'lik artışın gerisine düştü. Çin'de yatırımların seyri Altyapı, taşınmazlar, makine ve donanım harcamalarını içeren sabit sermaye yatırımları yılın ilk 3 ayında yüzde 1,7 artarken ilk 2 aydaki yüzde 1,8'lik artışa kıyasla geriledi. Son 3 yıldaki gerilemesiyle sabit sermaye yatırımlarını olumsuz etkileyen gayrimenkul sektöründe düşüş, bu yılın ilk çeyreğinde de devam etti. Gayrimenkul yatırımları, ilk 3 ayda, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 11,2 azaldı. Yatırımcı güveninin göstergesi olarak görülen özel sektör yatırımları da ilk çeyrekte yıllık bazda yüzde 2,2 düşüş kaydetti. Ülkede Şubat 2025 sonunda yüzde 5,3 olan kentlerdeki genel işsizlik oranı, mart ayı sonunda 0,1 puan artışla yüzde 5,4 oldu. IMF'nin büyüme tahmini Uluslararası Para Fonu (IMF), 14 Nisan'da Çin'in 2026 büyüme tahminini, zayıf iç ekonomik etkinlik ve İran savaşının etkilerini gerekçe göstererek yüzde 4,5'ten yüzde 4,4'e düşürdüğünü bildirmişti. Orta Doğu'da savaşın enerji fiyatlarındaki yol açtığı artışın hammadde maliyetlerinden enflasyon beklentilerine kadar tüm ülkeleri olumsuz etkileyeceğine işaret eden IMF, ABD, Avro bölgesi ve diğer majör ekonomiler için de büyüme tahminlerini düşürmüştü. ABD ve İsrail'in İran'a saldırıları ve İran'ın misillemeleri ile Basra Körfezi'nde tırmanan çatışma nedeniyle, küresel mal ve enerji ticareti açısından kritik bir geçiş hattı olan Hürmüz Boğazı'nda gemi trafiği büyük ölçüde kesilmişti. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Kuveyt, Katar, Irak ve İran'ın hidrokarbon kaynaklarını dünya pazarlarına bağlayan Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 25'inin, sıvılaştırılmış doğal gaz ticaretinin yaklaşık yüzde 20'sinin ve gübre ticaretinin yaklaşık yüzde 30'unun ana güzergahı konumunda bulunuyor. Çin'in ithal ettiği petrolün yaklaşık yüzde 45'i, sıvılaştırılmış doğal gazın yüzde 30'u Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı'ndan geçerek ülkeye ulaşıyor. Boğazdaki tanker trafiğindeki kesintiler küresel petrol tedarikinde aksamalara, petrol fiyatlarında artışa yol açmış durumda.

Küresel petrol arzı 'tarihteki en büyük' düşüşü yaşadı Haber

Küresel petrol arzı 'tarihteki en büyük' düşüşü yaşadı

Küresel petrol arzı, ABD/İsrail-İran Savaşı'nın etkisiyle martta önceki aya göre günlük 10 milyon 120 bin varil azalarak tarihteki en büyük düşüşü yaşadı. Uluslararası Enerji Ajansının (IEA) Petrol Piyasası Raporu'na göre, petrol arzı geçen ay Orta Doğu'daki enerji altyapısına yönelik saldırılar ve Hürmüz Boğazı'ndan tanker geçişlerine uygulanan kısıtlamalar nedeniyle sert düştü. Bu dönemde, Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) ve OPEC dışı bazı üretici ülkelerden oluşan OPEC+ grubunun günlük üretimi 9 milyon 360 bin varil azalarak 42 milyon 390 bin varile geriledi. Günlük üretim Suudi Arabistan'da 3 milyon 150 bin varil, Irak'ta 3 milyon varil, Kuveyt'te 1 milyon 350 bin varil, Birleşik Arap Emirlikleri'nde 1 milyon 270 bin varil, Bahreyn'de 130 bin varil ve İran'da 60 bin varil azaldı. ABD-İsrail ile İran arasındaki savaş nedeniyle OPEC+ grubunda görülen sert üretim kayıpları, Kazakistan'ın başını çektiği bazı üye ülkelerdeki üretim artışlarıyla kısmen dengelendi. OPEC+ Dışı üretimdeki düşüşte katar etkili oldu Martta OPEC+ dışı ülkelerin toplam günlük üretimi ise 770 bin varil azalarak 54 milyon 660 bin varil oldu. Bu düşüşte başlıca Katar'daki üretim kesintileri etkili oldu. Katar'da günlük üretim martta önceki aya göre yaklaşık 1 milyon 450 bin varil azalarak 370 bin varil seviyesine geriledi. Buna karşın, Brezilya'da rekor üretim ve ABD'de arzın toparlanması küresel petrol üretimindeki düşüşü kısmen dengelendi. Orta Doğu'daki enerji altyapısına yönelik saldırılar ve Hürmüz Boğazı'ndan tanker geçişlerine uygulanan kısıtlamalar nedeniyle martta küresel petrol arzı, günlük 10 milyon 120 bin varil azalışla 97 milyon 50 bin varile geriledi. Bu gelişme, tarihteki en büyük arz kesintisi olarak kayda geçti. Petrol talebinde artış beklentisi yerini düşüş öngörüsüne bıraktı IEA, söz konusu gelişmeler kapsamında, küresel petrol talebinin bu yıl geçen yıla göre günlük yaklaşık 80 bin varil azalarak 104 milyon 259 bin varil seviyesine gerileyeceğini öngördü. Bu görünüm, geçen ayki rapora kıyasla günlük 730 bin varil daha düşük bir tahmine işaret ediyor ve IEA'nın bir önceki raporunda yer alan artış beklentisinin tersine çevrildiği anlamına geliyor. Talepteki bu değişimde ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşın yol açtığı zayıf küresel görünüm etkili oldu. Öngörüde aşağı yönlü revizyonun günlük 200 bin varili OECD ülkelerinden, günlük 530 bin varili ise OECD dışı ülkelerden kaynaklandı. Yılın ikinci çeyreğinde, geçen yılın aynı dönemine göre öngörülen günlük yaklaşık 1 milyon 500 bin varillik düşüşün Kovid-19'dan bu yana görülen en keskin gerileme olduğu belirtildi.

Brent ve WTI dengesi tersine döndü Haber

Brent ve WTI dengesi tersine döndü

Piyasada artık “kâğıt fiyat” değil, gerçek arz konuşuluyor. Giderek şiddetlenen çatışma, uluslararası enerji piyasalarında ani şok dalgaları yaratıyor. Durumun uzaması halinde, küresel enerji tedarik zincirlerinde ciddi aksamaların kaçınılmaz olacağı endişesi petrol piyasasında alışılmış fiyat dinamiklerini altüst ediyor. Küresel referans Brent’in spot fiyatı varil başına 140 doların üzerine çıkarak 2008 krizinden bu yana en yüksek seviyeyi test ederken, nadiren görülen bir fiyat kırılması oldu: WTI, Brent’in üzerine çıkıp son dört yılın zirvesine yerleşti. Piyasada artık yalnızca jeopolitik risk primi değil, doğrudan arz tehdidi fiyatlanıyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik sert müdahale sinyali ve boğazın yeniden açılmasına dair belirsizlik, yatırımcıları hızla pozisyon kapatmaya zorladı. Son bir haftada mayıs vadeli WTI fiyatı yaklaşık yüzde 12 artarak 111,5 dolar seviyesine yerleşti. WTI son 1 ayda yüzde 37 yükseldi. Haziran vadeli Brent’in fiyatı da aylık olarak yüzde 27 artarak 109 dolar civarında seyrediyor. ABD Petrolü erişilebilir ve güvenilir görülüyor Ekonomim'den Evrim Küçük'ün haberine göre, normal şartlarda deniz yoluyla taşınan ve küresel arzı temsil eden Brent, WTI’ya göre primli işlem görür. Ancak Hürmüz Boğazı’ndaki fiili tıkanma bu ilişkiyi tersine çevirdi. Tanker trafiğinin çökmesi ve sevkiyatların durma noktasına gelmesiyle alıcılar için ABD kaynaklı WTI, erişilebilir ve taşınabilir varil avantajıyla “güvenli petrol” konumuna yükseldi. Bu da WTI fiyatlarına hızlı bir yükseliş olarak yansıyor. Vadeli ve gerçek işlemde devasa makas Fiziki piyasadaki stres, vadeli işlemler ile gerçek yüklemeler arasındaki makası da açtı. Spot Brent olarak bilinen ve gerçek yükleme tarihlerini yansıtan fiziki fiyatlar 18 yılın zirvesi 141 doların üzerine çıkarken, vadeli kontratlar 109 dolar civarında kaldı. Bu ayrışma, piyasada kâğıt işlemlerden çok fiziksel varile erişimin belirleyici hale geldiğini gösteriyor. Arz daralması şoku Uzmanlara göre bu durum klasik bir arz daralması şoku. Hürmüz’den geçen küresel petrolün yaklaşık %20’si risk altında bulunurken, sigorta maliyetleri, gecikmeler ve rota değişimleri arzı fiilen azaltıyor. Uluslararası Enerji Ajansı bu süreci “tarihin en ciddi arz şoklarından biri” olarak tanımlıyor. Artan belirsizlik, petrol piyasasında volatiliteyi keskin şekilde yükseltirken, fiyatlamanın merkezi de değişiyor. Brent hâlâ küresel riski yansıtsa da, akışların aksaması nedeniyle anlık referans olma özelliğini kaybediyor. Buna karşılık WTI, teslim edilebilir varil avantajıyla acil talebin adresi haline geliyor. Uzmanlara göre, piyasanın verdiği mesaj net: Petrol artık sadece bir finansal enstrüman değil, ulaşılabilir bir fiziksel kaynak olarak fiyatlanıyor. Çatışmanın uzaması halinde bu kırılmanın kalıcı hale gelmesi ve fiyatların yeni zirveleri test etmesi olasılığı güçleniyor. WTI daha kaliteli, Brent daha ticari Küresel petrol piyasasında fiyatlamanın iki ana referansı olan Brent ve WTI, hem coğrafi kaynakları hem de piyasa dinamikleri açısından belirgin farklılıklar gösteriyor. Brent petrolü, Kuzey Denizi çıkışlı olup Avrupa, Afrika ve Ortadoğu piyasaları için temel fiyat göstergesi kabul edilirken, dünya ticaretinin yüzde 70’ten fazlasının fiyatlanmasında rol oynuyor. Deniz erişimi sayesinde taşımada esneklik sunması da Brent’i küresel arz şoklarına karşı daha hassas hale getiriyor. Brent “tatlı” petrol grubunda, ama WTI’a göre biraz daha kükürtlü. ABD merkezli Batı Teksas ham petrolü (WTI) ise daha çok ABD iç piyasa referansı olarak öne çıkıyor. Oklahoma Cushing teslimat noktasıyla karasal bir sisteme bağlı olan WTI, lojistik sınırlamalar nedeniyle çoğunlukla Brent’e kıyasla iskontolu işlem görüyor. Ancak daha “hafif ve tatlı” yapısı rafinaj açısından avantaj sağlıyor. Alternatif rotalar gündemde Hürmüz Boğazı’ndaki riskler Körfez ülkelerini alternatif ihracat yollarına yöneltti. Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz’e uzanan Doğu-Batı boru hattı günlük 7 milyon varil kapasitesiyle öne çıkarken, kapasite artışı ve yeni hat projeleri yeniden masada. Abu Dabi’nin Fujairah hattı gibi mevcut güzergahların genişletilmesi kısa vadeli çözüm olarak görülüyor. Uzun vadede ise bölge genelinde boru hatları ve ticaret koridorlarından oluşan bir ağ kurulması tartışılıyor. Ancak yüksek maliyet, siyasi riskler ve güvenlik sorunları bu projelerin önündeki en büyük engeller olmaya devam ediyor.

Trump NATO müttefiklerine tepki gösteriyor Haber

Trump NATO müttefiklerine tepki gösteriyor

ABD Başkanı Donald Trump, NATO ülkelerinin, ABD'nin ve İsrail'in İran'a yönelik başlattığı ve karşılıklı saldırılarla devam eden bölgesel çatışmaya katılmalarına artık "ihtiyaçlarının" kalmadığını ya da bu yardımı istemediklerini ifade etti. Trump, sosyal medya hesabından konuya ilişkin paylaşımda bulundu. NATO müttefiklerinin çoğundan, ABD'nin ve İsrail'in İran'a yönelik yürüttüğü askeri operasyona dahil olmak istemedikleri yönünde bilgi aldığını aktaran Trump, "Oysa neredeyse her ülke, yaptıklarımıza şiddetle katılıyordu ve İran'ın hiçbir şekilde, hiçbir koşulda nükleer silaha sahip olmasına izin verilemezdi." değerlendirmesinde bulundu. Trump, "Ancak bu davranışları beni şaşırtmadı çünkü her yıl bu ülkeleri korumak için yüz milyarlarca dolar harcadığımız NATO'yu her zaman tek yönlü bir yol olarak gördüm. Biz onları koruyacağız ama onlar bizim için hiçbir şey yapmayacak, özellikle de ihtiyaç duyduğumuzda." yorumunu yaptı. İran'ın ordusunu ve farklı kademelerdeki liderlerini yok ettiklerini öne süren Trump, "Böylesine büyük bir askeri başarı elde etmiş olmamız nedeniyle artık NATO ülkelerinin yardımına 'ihtiyacımız' yok ya da istemiyoruz. Asla ihtiyacımız olmadı. Aynı şekilde Japonya, Avustralya veya Güney Kore'nin de yardımına ihtiyacımız yok." ifadelerini kullandı. ABD Başkanı Trump, daha önce verdiği bir röportajda, NATO müttefiklerinin Hürmüz Boğazı'nın güvenliğini sağlamamasının "NATO'nun geleceği için çok kötü" olacağı uyarısında bulunmuştu. Trump, İrlanda Başbakanı Michael Martin'i kabulünde de, Oval Ofis'te İran gündemini değerlendirdi. İran'a saldırılara başlarken tüm Avrupa'nın bunu desteklediğini ancak iş askeri desteğe gelince kimsenin destek vermediğini ifade eden Trump, bu konuda birkaç kez "hayal kırıklığı" içinde olduğunu vurguladı. "Biz onlara Ukrayna’da yardım ettik ama onlar iran’da yardım etmediler" Rusya-Ukrayna Savaşı boyunca NATO'ya çok destek olduklarını hatırlatan ABD Başkanı, "Biz, onlara Ukrayna’da yardım ettik ama onlar İran’da yardım etmediler. Bence NATO, çok aptalca bir hata yapıyor." değerlendirmesini yaptı. Trump, Hürmüz Boğazı'nın açılması konusunda sadece Körfez ülkelerinin ve İsrail'in destek verdiğini kaydederek, "Ortadoğu’dan büyük bir destek var. Katar, Suudi Arabistan, BAE, Bahreyn ve elbette İsrail güçlü destek veriyor." dedi. İran'ın askeri kapasitesini büyük oranda ortadan kaldırdıklarını savunan Trump, "(İran) Her zaman Boğaza mayın döşeyebilirler, bu adeta terör eylemi gibi. Bu yüzden Avrupa’nın bu konuda yardım edeceğini düşündük çünkü ellerinde mayın tarama gemileri var." diye konuştu. Trump, bu konuda yardım etmeyecekleri bildiren ülkelere tepki gösterdi. "NATO'dan ayrılmayı düşünüyor musunuz?" sorusuna yanıt ABD Başkanı Trump, NATO'nun İran konusunda ABD'ye destek vermemesi nedeniyle ABD'nin İttifaktan ayrılmayı düşünüp düşünmediği yönündeki soruya, "Bunu düşünmeleri gerektiğini ancak şu an aklında öyle bir şeyin olmadığını" söyleyerek yanıt verdi. ABD olarak NATO için trilyonlarca dolar harcadıklarını vurgulayan Trump, "NATO konusunda hayal kırıklığına uğradım. Bu konu, kesinlikle üzerinde düşünmemiz gereken bir konu. (NATO'dan ayrılma) Bu karar için de Kongre'ye ihtiyacım yok, bu kararı kendim verebilirim. Ama yeniden düşünmek dediğinizde, şu an düşünmüyorum. Şu anda aklımda bir şey yok." ifadelerini kullandı. ABD terörle mücadele direktörü'nün istifası Trump, ABD Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörü Joe Kent'in "İran'la savaş, ABD'nin çıkarına değil" şeklinde tepki göstererek istifa etmesi konusundaki soruya da yanıt verdi. ABD Başkanı, Kent'in istifasını, "Onun açıklamasını okudum. Kendisi aslında iyi bir insan ancak güvenlik konusunda zayıftı. Açıklamasında, İran’ın bir tehdit olmadığını söylemiş, halbuki İran sadece bizim için değil dünya için de bir tehdittir. 'İran, tehdit değil' diyen birinin görevden ayrılması iyi olmuş." şeklinde değerlendirdi. "İRAN, 2-3 gün gün içinde sonuçlanacak bir şeydi" İran'ı sadece "askeri bir operasyon" olarak gördüğünü kaydeden Trump, saldırılara başladıktan kısa süre sonra sürecin biteceğini düşündüğünü belirtti. Trump, "İran, esasen 2 ya da 3 gün içinde büyük ölçüde sonuçlanacak bir şeydi çünkü donanmasını yok ettik, sonra hava kuvvetlerini ortadan kaldırdık ve uçaksavarlarını yok ettik. İstesek elektrik altyapısını bir saat içinde devre dışı bırakabiliriz." diye konuştu. Ali Laricani'nin öldürülmesi İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani'nin, dün bir hava saldırısında öldürüldüğünü belirten ABD Başkanı Trump, "İran'ın önemli liderlerinden biri öldürüldü, kendisi binlerce göstericinin öldürülmesinden sorumluydu." yorumunu yaptı. Trump'tan Starmer'a iran tepkisi Diğer yandan Trump, İngiltere'nin İran konusunda ABD'ye çok geç destek vermek istediğini ve bunun kendileri için bir anlamı olmadığını belirtti. "Başbakanı Keir’den dolayı hayal kırıklığı içindeyim, savaş bittikten sonra 2 uçak gönderebileceğini söyledi." diyen Trump, Keir'in görevine devam edip etmemesi konusundaki fikrinin sorulması üzerine, bu kararın İngiliz halkına ait olduğunu vurguladı. Trump, "Asıl önemli olan, Birleşik Krallık halkının, Keir’e güven duymasıdır. Keir’e karşı oldukça eleştirel davrandım ama bunu dostane bir şekilde yaptım." dedi.

İran krizi petrol üretimini etkiledi Haber

İran krizi petrol üretimini etkiledi

Orta Doğu’da devam eden savaşın Hürmüz Boğazı’ndaki sevkiyatları büyük ölçüde durdurması petrol üretimini doğrudan etkiledi. İhraç edilemeyen petrolün depolama kapasitesini hızla doldurması nedeniyle bölge ülkeleri üretimi azaltma kararı aldı. Bloomberg’in haberine göre Irak, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Kuveyt günlük milyonlarca varillik kesinti uygulamaya başladı. İran krizi petrol üretimini etkiledi Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalması Orta Doğu’daki petrol üretimini önemli ölçüde düşürdü. İhracatın aksaması ve depolama kapasitesinin hızla dolması nedeniyle üretici ülkeler üretimi azaltmak zorunda kaldı. En büyük kesinti ırak’tan geldi Irak, günlük yaklaşık 2,9 milyon varil ile en sert üretim kesintisini yapan ülke oldu. Suudi Arabistan ise üretimini günlük 2 milyon ile 2,5 milyon varil arasında düşürdü. Birleşik Arap Emirlikleri günlük 500 bin ile 800 bin varil arasında üretim azaltırken Kuveyt’in günlük kesintisi yaklaşık 500 bin varil seviyesinde gerçekleşti. Petrol fiyatları 120 doları gördü Hürmüz Boğazı’nın kapanması ve üretim sahalarındaki duruşlar petrol fiyatlarını Pazartesi günü 120 dolar seviyesine kadar taşıdı. ABD Başkanı Donald Trump’ın savaşın yakında sona erebileceğine dair yaptığı açıklamaların ardından Salı günü fiyatlarda bir miktar gevşeme görüldü. ARAMCO CEO’su üretim detayı vermedi Dünyanın en büyük petrol şirketi olan Saudi Aramco’nun CEO’su Amin Nasser, Salı günü gerçekleştirilen kazanç çağrısında mevcut üretim seviyelerine ilişkin detay vermekten kaçındı. On ikiden fazla ülkenin dahil olduğu bölgesel çatışma enerji altyapıları üzerindeki baskısını sürdürürken sevkiyat rotalarının yeniden belirlenmesine yönelik çalışmaların devam ettiği belirtildi.

Dünya’nın en zor Rallisi Dakar'da başlıyor Haber

Dünya’nın en zor Rallisi Dakar'da başlıyor

Kara taşıtları için Dünya’nın en zor motor sporları müsabakası olarak adlandırılan Dakar, rallide 2018’den bu yana tam 3 bin yağ örneğiyle analizler yapan Motul için bu yıl da canlı bir laboratuvar haline dönüşecek.  Dünya’nın lider madeni yağ üreticisi Motul, 2025’te de hem Dünya çapında hem de Türkiye’de motor sporlarına destek vermeye devam ediyor. Motul’ün 8’inci kez madeni yağ partneri olduğu Dakar Rallisi, geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da Suudi Arabistan’da düzenleniyor. 3 Ocak’ta Bisha’da start alacak rallide 15 gün boyunca arazi araçları, kamyonlar ve motosikletler 8 bin kilometre yol kat edecek. Mekanik dayanıklılığın ve pilotajın üst seviyede sınandığı 14 etaplık Dakar Rallisi’nde motosikletlerin görüş mesafesini ve güvenliğini artırmak için ayrı rotalar belirlenecek. Motul’ün bu yıl da 500’den fazla yağ ve sıvı örneği alarak seri üretim içten yanmalı motorlu araçlar için geliştirdiği ürünlerde kullanılmak üzere yüzlerce analiz yapması bekleniyor. Ayrıca Motul bu yıl motosiklette Monster Energy Honda Team, Sherco Racing Factory, Hero Motorsports, SSV’de South Racing Can-Am, otomobil kategorisinde SRT Serradori, Team Land Cruiser Toyota Auto Body, kamyonda ise RIC Rallye’ye takım sponsoru oluyor. Gelmiş geçmiş en zorlu kategori: Original by Motul 1978 yılında ilk kez Dakar’a dahil olan ve Original by Motul adıyla organize edilen kategori, Dünya’nın en zorlu yarışının en zorlu kategorisi olarak adlandırılıyor. Sadece motosikletlerin ve Quad araçların katıldığı bu kategoride 30 yarışçı hiçbir takım desteği almadan yarışacak. Sadece 80 litrelik kapsamlı bir sandık vasıtasıyla yarış boyunca ihtiyaç duyabilecekleri teknik ekipmanlar Motul tarafından sağlanacak. Sporcuların daha zorlu bir ralli isteğini karşılıksız bırakmayacak biçimde çetin etaplarla donatılan Dakar Rallisi, 17 Ocak’ta Shubaytah’ta podyumu görenlerin zaferiyle taçlanacak.  

TCMB G20 ülkeleri arasında 18. sırada yer aldı Haber

TCMB G20 ülkeleri arasında 18. sırada yer aldı

Sıralamanın en üstünde Fransa Merkez Bankası bulunurken, ABD Merkez Bankası'nın düşük skoru da dikkat çekti. İngiltere merkezli kâr amacı gütmeyen kuruluş olan Positive Money, Yeşil Merkez Bankacılığı Karnesi hazırladı. G20 merkez bankaları tarafından benimsenen tüm yeşil politika ve girişimleri dikkate alan 2024 sıralamasına göre, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) 20 ülke arasında 18. oldu. Sıralamaya göre en yeşil merkez bankası ise Fransa Merkez Bankası oldu. Sıralamada 130 üzerinden 96 puan alan Fransa’yı 91 puanlı Almanya ve İtalya takip ederken Avrupa Merkez Bankası (AMB) 87 puanla dördüncü sırada yer aldı. Çin ve Brezilya merkez bankalarının da yüksek puan aldığı görüldü. Fed’in düşük skoru dikkat çekti Bunlara karşılık, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) düşük skoru dikkat çekti. Kuruluş, Fed’in çevresel riskleri ele alma konusundaki eylem eksikliğinin küresel bir endişe kaynağı olduğunu belirtti. Fed 15 puanla 17. sırada yer alırken onu 10 puanla TCMB takip etti. En yeşil merkez bankaları arasında 18. olan TCMB’yi 5 puanla Arjantin ve 1 puanla Suudi Arabistan izledi. TCMB ve BDDK’nın Finansal Sistemi Yeşillendirme Ağı üyesi olduğu hatırlatılan raporda BDDK’nın konut kredileri için enerji sınıflarına göre değerlendirme yapmasının ve iklim riskleri için yönergeler yayınlamasının skora etki ettiği belirtildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.