SON DAKİKA
Hava Durumu

#Suudi Arabistan

Ekometre - Suudi Arabistan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Suudi Arabistan haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Suudi Arabistan’ın 5 bölgesinde füze alarmı Haber

Suudi Arabistan’ın 5 bölgesinde füze alarmı

Sivil Savunma Müdürlüğü daha sonra tehlikenin geçtiğini duyururken, ülkenin güneyine fırlatılan balistik füzenin imha edildiği açıklandı. Beş bölgede erken uyarı sistemi devreye girdi Suudi Arabistan Sivil Savunma Müdürlüğü, ülkenin farklı bölgelerinde erken uyarı sistemlerinin etkinleştirildiğini açıkladı. Müdürlüğün ABD merkezli X platformundaki hesabından yapılan duyurularda, ilk olarak güneydeki Abha, Hamis Muşayt ve Necran ile batıdaki Taif bölgelerinde uyarı sistemlerinin devreye alındığı bildirildi. Son olarak Cizan bölgesinde de erken uyarı alarmı verildi. Sivil Savunma tehlikenin geçtiğini duyurdu Sivil Savunma Müdürlüğü, daha sonra yaptığı açıklamalarda beş bölgede tehlikenin sona erdiğini bildirdi. Bölge sakinlerine güvenlik talimatlarına uymayı sürdürmeleri, kalabalık oluşturmamaları ve olaylara ilişkin görüntü çekmemeleri çağrısında bulunuldu. Yetkililer, erken uyarı sistemlerinin devreye alınmasına neden olan tehlikenin niteliği ve kaynağı hakkında ayrıntı paylaşmadı. Husilerin fırlattığı balistik füze imha edildi Öte yandan Arap Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki, Husilerin Suudi Arabistan’ı balistik füzeyle hedef aldığını açıkladı. Maliki, X hesabından yaptığı açıklamada Yemen’deki İran destekli Husiler tarafından Suudi Arabistan’ın güneyine doğru fırlatılan balistik füzenin imha edildiğini bildirdi. Yemen’deki çatışmalar sürüyor İran destekli Husiler, 2014 yılından bu yana Yemen’in başkenti Sana dahil bazı bölgelerini kontrol altında tutuyor. Suudi Arabistan öncülüğündeki Arap Koalisyonu ise 2015 yılından bu yana Yemen hükümetine destek veriyor.

Orta Doğu diplomasisi Brent petrolü geriletti Haber

Orta Doğu diplomasisi Brent petrolü geriletti

Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan’ın Tahran’da yürüttüğü görüşmeler arz endişelerini hafifletirken Hürmüz Boğazı’ndaki saldırılar ve Suudi Arabistan’a yönelik güvenlik tehditleri fiyatlardaki düşüşü sınırlıyor. Petrol piyasalarında diplomatik çözüm beklentisi ile devam eden askeri gerilim aynı anda fiyatlanıyor. Brent petrolün altı ayın zirvelerinden geri çekilmesine rağmen yüksek seviyelerde kalması, küresel enerji arzına yönelik risklerin henüz ortadan kalkmadığını gösteriyor. Brent petrol 114,65 dolara geriledi Petrol fiyatları, Orta Doğu’da diplomatik çözüm ihtimalinin güçlenmesiyle aşağı yönlü hareket etti. Brent petrol vadeli işlemleri yüzde 1 düşüşle varil başına 114,65 dolara gerilerken ABD Batı Teksas Tipi (WTI) ham petrolünün fiyatı yüzde 1,05 kayıpla 100 dolar seviyesine indi. Geçen hafta yaklaşık altı ayın zirvesine çıkan petrol fiyatlarında, diplomatik temasların ardından savaş kaynaklı risk priminin bir bölümü geri verildi. Ancak Suudi Arabistan’a yönelik saldırıların devam etmesi, fiyatlardaki düşüşün daha belirgin hale gelmesini engelliyor. Petrol fiyatları neden düşüyor? Petrol piyasasındaki son geri çekilmenin temelinde, Orta Doğu’daki çatışmaların sona erdirilebileceğine ilişkin diplomatik beklentilerin güçlenmesi bulunuyor. Bölgesel gerilimin kontrol altına alınması halinde enerji üretimi ve sevkiyatında yeni kesintiler yaşanacağına yönelik endişelerin azalabileceği değerlendiriliyor. Bu beklenti, geçen hafta hızla yükselen savaş risk priminin bir bölümünün fiyatlardan çıkmasına neden oldu. Bununla birlikte petrol fiyatlarının yüksek seviyelerde kalması, yatırımcıların kalıcı bir çözüm ihtimalini henüz kesinleşmiş bir gelişme olarak değerlendirmediğine işaret ediyor. Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan Tahran’da görüştü Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan’dan üst düzey temsilciler pazartesi günü Tahran’da İranlı yetkililerle bir araya geldi. Görüşmelerde, Orta Doğu’daki askeri gerilimin yeniden tırmanmasını önleyecek iletişim ve müzakere kanallarının oluşturulması amaçlandı. Tarafların barış ve güvenlik konularındaki görüşmeleri sürdürme konusunda mutabık kalması, petrol piyasasında diplomatik çözüm beklentisini güçlendirdi. Temaslar, bölgesel çatışmanın başlamasından bu yana gerçekleştirilen önemli doğrudan görüşmeler arasında öne çıktı. Diplomasi petrol fiyatlarındaki savaş primini düşürüyor Diplomatik temasların sonuç vermesi halinde petrol arzına ilişkin olumsuz senaryoların gerçekleşme ihtimali azalabilir. Özellikle Suudi Arabistan’daki enerji altyapısına yönelik saldırıların sona ermesi ve Hürmüz Boğazı çevresindeki gemi trafiğinin normalleşmesi, petrol fiyatlarındaki risk priminin daha da gerilemesini sağlayabilir. Ancak mevcut görüşmeler henüz kalıcı bir ateşkes veya kapsamlı bir anlaşmayla sonuçlanmadı. Bu nedenle fiyatlardaki düşüş, kesinleşmiş bir arz rahatlamasından ziyade diplomatik çözüm ihtimalinin piyasa beklentilerine yansıması olarak değerlendiriliyor. Suudi Arabistan’a yönelik saldırılar fiyatları baskılıyor Diplomatik temaslara rağmen Suudi Arabistan’a yönelik saldırılar sona ermiş değil. İran destekli Husiler, son saldırı dalgasında Suudi Arabistan’ın enerji altyapısını ve ulaşım noktalarını hedef aldıklarını açıkladı. Suudi yetkililer ise bazı füze ve insansız hava araçlarının engellendiğini bildirdi. Bölgedeki güvenlik riskinin sürmesi, petrol fiyatlarında diplomatik iyimserliğin daha sert bir düşüşe dönüşmesini engelleyen unsurlar arasında yer alıyor. Hürmüz Boğazı’nda ekim ayında saldırı rekoru Küresel enerji ticaretinin kritik geçiş noktalarından Hürmüz Boğazı, petrol piyasasının yakından izlediği başlıca risk alanlarından biri olmaya devam ediyor. Deniz güvenliği olaylarını 2017’den bu yana takip eden verilere göre ekim ayı, Hürmüz Boğazı ve çevresindeki ticari gemilere yönelik saldırıların yoğunluğu açısından kayıtlardaki en hareketli dönem oldu. Ekim ayında bölgede 28 teyitli veya bildirilen saldırı kaydedildi. Şubat ayının sonundan bu yana toplam saldırı sayısının ise 100’ü aştığı belirtiliyor. Hürmüz Boğazı’nın küresel petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ticaretindeki stratejik konumu, bölgedeki güvenlik risklerini enerji fiyatları açısından önemli hale getiriyor. Ticari gemilere yönelik saldırılar, doğrudan arz kesintisi yaşanmasa bile navlun, sigorta ve taşıma maliyetlerini artırarak petrol fiyatları üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabiliyor. Brent petrol geçen hafta 117 doları aştı İran ile bağlantılı saldırıların tanker trafiğine yönelik riskleri artırmasıyla Brent petrol geçen hafta 117 doların üzerine çıktı ve nisan ayından bu yana en yüksek seviyesini gördü. Pazartesi günü fiyatların yeniden 117 dolara yaklaşmasının ardından diplomatik temasların güçlenmesiyle geri çekilme yaşandı. Buna rağmen Brent petrolün 114 doların üzerinde kalması, bölgedeki arz güvenliği risklerinin fiyatlamadan tamamen çıkmadığını ortaya koyuyor. Rus rafinerilerinde dizel üretimi artıyor Petrol ürünleri piyasasında arzı destekleyebilecek gelişmelerden biri de Rusya’dan geldi. Rus rafinerileri ekim ayında dizel üretimini artırırken hükümetin ABD ile yapılan tedarik anlaşmasının ardından uygulamaya aldığı ihracat kotaları bu artışta etkili oldu. Ayın başında günlük yaklaşık 160 bin tona kadar gerileyen dizel üretiminin, kotaların verilmesinin ardından 180 bin tona doğru yükseldiği belirtiliyor. Rusya’nın ABD’ye ilk dizel sevkiyatının da yola çıktığı ve yeni teslimatların devam etmesinin planlandığı aktarılıyor. Rusya’daki üretim artışı küresel dizel arzına destek sağlayabilecek olsa da Orta Doğu’daki jeopolitik gelişmeler ham petrol piyasasının yönü üzerinde belirleyici olmaya devam ediyor. Brent petrol fiyatlarında düşüş sürecek mi? Brent petrolün önümüzdeki dönemdeki seyri, büyük ölçüde Tahran’daki diplomatik görüşmelerin somut sonuçlar verip vermeyeceğine bağlı olacak. Görüşmelerin ateşkes veya saldırıların azaltılması yönünde ilerlemesi halinde savaş kaynaklı risk priminin bir bölümü daha fiyatlardan çıkabilir. Buna karşılık Suudi Arabistan’ın enerji tesislerine veya Hürmüz Boğazı’ndaki ticari gemilere yönelik yeni saldırılar, petrol fiyatlarını yeniden yukarı taşıyabilir. Bu nedenle petrol piyasasında kısa vadeli görünüm, diplomatik çözüm beklentisi ile küresel enerji arzına yönelik güvenlik riskleri arasındaki denge tarafından şekilleniyor.

Altında petrol ve Fed baskısı Haber

Altında petrol ve Fed baskısı

Ons altın 4.100 doların, gram altın ise 6.500 liranın altına inerken yatırımcılar, önümüzdeki hafta açıklanacak Fed faiz kararı öncesinde altın fiyatlarındaki düşüşün nedenlerini ve kritik fiyat seviyelerini yakından izliyor. Altında günlük kayıp yüzde 1,5'i aştı Küresel piyasalarda altın fiyatları, enerji maliyetlerindeki yükselişin enflasyon görünümünü olumsuz etkileyebileceği endişesiyle satış baskısı altında kaldı. Faiz oranlarının uzun süre yüksek seviyelerde tutulabileceği beklentisi, faiz getirisi sağlamayan altına yönelik talebi zayıflattı. Ons altın gün içinde 4.066 dolara kadar gerileyerek 14 Ekim'den bu yana ilk kez 4.100 dolar seviyesinin altını gördü. Gram altın ise 6.485 liraya kadar düşerek 6.500 liralık kritik eşiğin altına indi. Altın fiyatları neden düşüyor? Altın fiyatlarındaki gerilemenin arkasında petrol fiyatlarındaki yükseliş, enflasyon beklentilerindeki artış ve Fed'in para politikasına ilişkin öngörüler bulunuyor. Enerji maliyetlerinin yükselmesi, enflasyonun beklenenden daha uzun süre yüksek kalabileceği endişesini güçlendiriyor. Bu durum, merkez bankalarının faiz indirimlerini erteleyebileceği veya faizleri daha uzun süre yüksek tutabileceği beklentisini destekliyor. Faizlerin yüksek seyretmesi, yatırımcılara faiz getirisi sağlamayan altının elde tutulmasının fırsat maliyetini artırıyor. Bu nedenle faiz beklentilerindeki yukarı yönlü değişim, altın fiyatları üzerinde baskı oluşturuyor. Petrol fiyatlarındaki yükseliş piyasaları etkiliyor Brent petrol fiyatları beş ayın en yüksek seviyelerine yakın seyrederken Suudi Aramco'nun Şeybah sahasına düzenlenen ve iki kişinin hayatını kaybettiği insansız hava aracı saldırısının ardından ham petrol fiyatlarında yükseliş görüldü. ABD yönetiminin Suudi Arabistan'daki bazı Amerikan temsilciliklerinde görev yapan personel ve aile üyelerinin ayrılmasını istemesi de bölgedeki jeopolitik risk algısını artırdı. OANDA Kıdemli Piyasa Analisti Kelvin Wong, petrol fiyatlarındaki yükselişin enflasyon beklentilerini artırabileceğine ve uzun vadede faiz oranlarının daha yüksek kalması ihtimalini güçlendirebileceğine dikkat çekti. Wong'a göre yatırımcıların kısa ve uzun vadeli faiz oranlarında yükseliş beklemesi, altının cazibesini azaltan unsurlar arasında yer alıyor. Fed'in faiz kararı altın piyasasının odağında ABD Merkez Bankasının 27-28 Ekim'de gerçekleştireceği toplantı, altın piyasasının yönü açısından önem taşıyor. Fed Başkanı Kevin Warsh'ın geçen cuma yaptığı açıklamalar, ekim toplantısında faizlerin sabit tutulacağı yönündeki beklentilerde belirgin bir değişikliğe yol açmadı. Bununla birlikte, yüksek enerji fiyatlarının enflasyon üzerinde kalıcı baskı yaratabileceği düşüncesi, sıkı para politikasının daha uzun süre devam edebileceği beklentisini güçlendiriyor. CME FedWatch verilerine göre piyasalar, ekim toplantısında faiz artırımı ihtimalini yüzde 16 seviyesinde fiyatlıyor. Aralık ayında faiz artırımı yapılması ihtimali ise yüzde 90 seviyesinde bulunuyor. Ons altında hangi seviyeler izleniyor? Teknik değerlendirmelerde ons altın için 14 Ekim'de görülen 4.073 dolar seviyesi yakından takip ediliyor. Yukarı yönlü hareketlerde 4.135 dolar ilk direnç noktası olarak öne çıkıyor. Bu seviyenin aşılması durumunda 4.150-4.169 dolar aralığı gündeme gelebilir. Petrol fiyatlarının seyri, enflasyon beklentileri ve Fed'in faiz politikasına ilişkin mesajlar, altının önümüzdeki dönemdeki yönü açısından belirleyici olmaya devam edecek. 22 Ekim 2026 güncel altın fiyatları Saat 08.52-08.53 itibarıyla paylaşılan verilere göre altın piyasasında fiyatlar şöyle: Ons altın Fiyat: 4.073,67 dolar Günlük değişim: yüzde -1,63 Alış: 4.073,38 dolar Satış: 4.073,97 dolar Gram altın Fiyat: 6.499,85 TL Günlük değişim: yüzde -1,49 Alış: 6.521,47 TL Satış: 6.522,30 TL Gram altın (serbest piyasa) Fiyat: 6.581,74 TL Günlük değişim: yüzde +0,13 Alış: 6.575,43 TL Satış: 6.581,74 TL Çeyrek altın Fiyat: 10.761,15 TL Günlük değişim: yüzde +0,13 Alış: 10.520,69 TL Satış: 10.761,15 TL Yarım altın Fiyat: 21.522,30 TL Günlük değişim: yüzde +0,13 Alış: 20.975,62 TL Satış: 21.522,30 TL Tam altın Fiyat: 42.912,97 TL Günlük değişim: yüzde +0,13 Alış: 42.082,75 TL Satış: 42.912,97 TL Cumhuriyet altını Fiyat: 44.274 TL Günlük değişim: yüzde +0,11 Alış: 43.613 TL Satış: 44.274 TL Ata altın Fiyat: 44.492,59 TL Günlük değişim: yüzde +0,13 Alış: 43.397,83 TL Satış: 44.492,59 TL 24 ayar has altın Fiyat: 6.572,87 TL Günlük değişim: yüzde -0,39 Alış: 6.474,28 TL Satış: 6.750,34 TL Has altın (0,995) Fiyat: 6.489,69 TL Günlük değişim: yüzde -1,16 Alış: 6.488,86 TL Satış: 6.489,69 TL 22 ayar bilezik Fiyat: 6.002,55 TL Günlük değişim: yüzde +0,13 Alış: 5.996,79 TL Satış: 6.002,55 TL

Yemen’de gıda ve yakıt krizi derinleşiyor Haber

Yemen’de gıda ve yakıt krizi derinleşiyor

Benzin fiyatları yüzde 135’in üzerinde, mutfak tüpü fiyatları yaklaşık yüzde 300 arttı. Birleşmiş Milletler, ülkede 800 bin kişiye insani yardım ulaştırılamadığı uyarısında bulunurken Taiz’de buğday unu stoklarının neredeyse tükendiği bildiriliyor. Yemen’de yıllardır devam eden çatışmalar, Taiz kentinde ana ikmal yollarının kapanmasıyla yeni bir insani krize dönüştü. Ekim ayında ulaşım güzergâhlarının kapanması ve çatışmaların yoğunlaşması, yakıt ve temel gıda ürünlerinin tedarikini aksattı. Fiyat artışları sivillerin günlük yaşamını zorlaştırırken hastanelerde ilaç, tıbbi malzeme ve yakıt sıkıntısı kritik seviyeye ulaştı. Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı (WFP), 14 Ekim’de yaptığı açıklamada Yemen genelinde yaklaşık 800 bin kişiye hayat kurtarıcı insani yardım ulaştırılamadığını bildirdi. Taiz’de ise 600 binden fazla kişinin insani yardıma erişemediği belirtildi. Yakıt ve mutfak tüpü fiyatları hızla yükseldi Anadolu Ajansının 18 Ekim tarihli haberine göre Taiz’de ana ikmal yollarının kapanmasının ardından benzin fiyatları kuşatma öncesine kıyasla yüzde 135’ten fazla, mutfak tüpü fiyatları ise yaklaşık yüzde 300 arttı. Yakıt tedarikindeki sıkıntılar ulaşım maliyetlerini yükseltirken alternatif güzergâhlar üzerinden gerçekleştirilen sevkiyatlar da ürünlerin fiyatlarına yansıyor. Özellikle düşük gelirli aileler, temel ihtiyaçlarını karşılamakta giderek daha fazla zorlanıyor. Mutfak tüpü fiyatlarındaki keskin artış, yemek hazırlamak gibi günlük ihtiyaçları dahi güçleştiriyor. Gıda ve diğer tüketim ürünlerinin taşınmasının pahalılaşması, kentteki ekonomik baskıyı artırıyor. Hastanelerde ilaç ve yakıt stokları tükeniyor Yemen Sağlık ve Nüfus Bakanlığı, 10 Ekim’de yayımladığı açıklamada Taiz’deki sağlık kuruluşlarında ilaç, damar içi tedavi solüsyonları, tıbbi malzemeler ve yakıt stoklarının tükenmek üzere olduğu uyarısında bulundu. Bakanlık, tedarik sıkıntısının sürmesi halinde acil servisler, ameliyathaneler, yoğun bakım üniteleri, diyaliz merkezleri ve yenidoğan bakım hizmetlerinin durma riskiyle karşı karşıya kalabileceğini bildirdi. Yakıt yetersizliği yalnızca ambulansların çalışmasını değil, hastanelerdeki jeneratörlerin ve tıbbi cihazların kullanımını da etkiliyor. İlaçların uygun koşullarda muhafaza edilmesi de düzenli enerji ve tedarik imkânlarına bağlı bulunuyor. Mevcut durum, özellikle düzenli tedaviye ihtiyaç duyan hastalar, yaralılar, hamile kadınlar ve yenidoğanlar açısından ciddi risk oluşturuyor. Diyaliz seansları 2,5 saate indirildi Taiz’deki Cumhuriyet Hastanesi Böbrek Diyaliz Bölümü Başkanı Dr. İsam Mahyub Dahhan, Anadolu Ajansına yaptığı açıklamada, Aden vilayetinden gönderilen temel tıbbi malzemelerin yolların kapanması nedeniyle hastaneye ulaştırılamadığını belirtti. Dahhan, diyaliz malzemelerinin temin edilememesi ve yakıt sıkıntısının tedavi hizmetlerini aksattığını söyledi. Tedarik sorunları nedeniyle diyaliz seanslarının kısaltılmak zorunda kaldığını belirten Dahhan, hastaların seans sürelerinin 3,5-4 saatten 2,5 saate indirildiğini açıkladı. Diyaliz tedavisinin aksaması, böbrek yetmezliği hastalarının sağlık durumunu doğrudan tehdit ediyor. Hastane yönetimi, gerekli tıbbi malzemelerin ve yakıtın kesintisiz biçimde ulaştırılması çağrısında bulunuyor. WFP: 800 bin kişiye insani yardım ulaştırılamıyor Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı, 14 Ekim’de Yemen’de çatışmaların yoğunlaşması, cephe hatlarının değişmesi ve yolların kapanması nedeniyle insani yardım faaliyetlerinin ciddi biçimde aksadığını duyurdu. WFP’ye göre Taiz’de 600 binden fazla kişi, aralarında 200 binden fazla kadın ve çocuğun da bulunduğu ihtiyaç sahibi nüfus, insani yardımlara erişemiyor. Ülkenin diğer bölgelerindeki erişim sorunlarıyla birlikte yardım ulaştırılamayan kişi sayısı yaklaşık 800 bine yükseldi. WFP, Taiz’deki 16 ilçenin 10’unun daha önce gıda güvensizliği bakımından acil durum seviyesinde sınıflandırıldığını bildirdi. Kurum ayrıca kentte buğday unu stoklarının neredeyse tükendiğini ve pazarlarda kalan gıda ürünlerinin de kısa sürede tükenebileceğini belirtti. Yardımların güvenli biçimde ulaştırılamaması, zaten ekonomik sıkıntılar yaşayan ailelerin gıdaya erişimini daha da zorlaştırıyor. Su tedarikindeki sorunlar yaşam koşullarını ağırlaştırıyor Taiz’de yaşanan kriz, gıda ve sağlık hizmetleriyle sınırlı kalmıyor. Kentin bazı bölgelerinde su temininde de sorunlar yaşandığı bildiriliyor. Avukat ve insan hakları savunucusu Yasir el-Meliki, ikmal yollarının kapanmasının kentteki ekonomik ve insani koşulları ağırlaştırdığını belirtti. Meliki, Husileri kente yönelik kuşatmadan ve temel ihtiyaç maddelerinin ulaştırılmasının engellenmesinden sorumlu tuttu. Meliki ayrıca Husilerin kontrolündeki bölgelerde bulunan ed-Dıbbab havzasından su tedarikinin kesildiğini öne sürdü. Bu iddia bağımsız kaynaklarla ayrıca doğrulanmış değil. Kentteki su ve gıda tedarikinin aksaması, çatışmalardan kaçarak bölgeye sığınan ailelerin ihtiyaçlarıyla birlikte mevcut kaynaklar üzerindeki baskıyı artırıyor. İkmal yollarının açılması için çağrılar artıyor Taiz’de insani koşulların iyileştirilmesi için temel ihtiyaç maddelerinin kente ulaştırılması önem taşıyor. Gıda, yakıt, mutfak tüpü, ilaç ve tıbbi malzeme sevkiyatının yeniden düzenli hale getirilmesi gerekiyor. Hastanelerin ve su tesislerinin çalışabilmesi için yakıt tedarikinin sağlanması, ambulansların hareketlerinin engellenmemesi ve insani yardım ekiplerinin güvenli geçişinin mümkün kılınması da öncelikler arasında bulunuyor. WFP, yardımların ihtiyaç sahiplerine güvenli biçimde ulaştırılabilmesi için insani erişimin sağlanması gerektiğini vurguluyor. Yemen’de çatışmalar yeniden şiddetlendi Yemen’deki iç savaş, Husilerin Eylül 2014’te başkent Sana’yı ele geçirmesinin ardından derinleşti. Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon ise Mart 2015’te Yemen hükümetini desteklemek amacıyla askeri müdahalede bulundu. Taiz, yıllardır süren çatışmalar ve ulaşım kısıtlamaları nedeniyle temel ihtiyaçlara erişimin zorlaştığı kentlerden biri. Ekim ayında çatışmaların yoğunlaşması ve ana güzergâhların kapanması, bölgedeki insani koşulları yeniden ağırlaştırdı. Benzin ve mutfak tüpü fiyatlarındaki keskin artış, hastanelerdeki tedarik sıkıntısı, suya erişimde yaşanan sorunlar ve buğday unu stoklarının tükenme noktasına gelmesi, krizin boyutunu ortaya koyuyor. İkmal yollarının kapalı kalması halinde gıda ve sağlık hizmetlerine erişimin daha da zorlaşması ve insani ihtiyaçların büyümesi bekleniyor.

Erdoğan başkanlığında kritik YİK toplantısı Haber

Erdoğan başkanlığında kritik YİK toplantısı

Toplantının ardından açıklama yapan İletişim Başkanı Burhanettin Duran, İsrail’in Mescid-i Aksa’ya yönelik provokasyonlarına dikkat çekerken Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’yla bölgesel dayanışmanın güçlendirildiğini bildirdi. Yüksek İstişare Kurulu Erdoğan başkanlığında toplandı Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu (YİK), Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde bir araya geldi. Toplantıda Orta Doğu’daki gelişmeler ve Türkiye’nin dış politika yaklaşımı değerlendirildi. Mescid-i Aksa’ya yönelik provokasyonlar ele alındı Toplantının ardından açıklama yapan Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, bölgede yaşanan gelişmelerin kurulun gündeminde önemli yer tuttuğunu belirtti. Duran, İsrail’in Gazze ve Batı Şeria’daki saldırılarının ardından Mescid-i Aksa’yı hedef alan provokasyonlara yöneldiğini, Suriye’nin yeniden ayağa kalkmasını engellemeye çalıştığını ifade etti. Duran, toplantıda bu gelişmelerin bölgesel istikrar üzerindeki etkilerinin değerlendirildiğini bildirdi. Suriye’deki gelişmeler gündeme geldi Yüksek İstişare Kurulu toplantısında Suriye’deki son gelişmeler de ele alındı. İletişim Başkanı Duran’ın açıklamasında, İsrail’in Suriye’nin yeniden yapılanma sürecini engellemeye çalıştığı yönündeki değerlendirmeye yer verildi. Gazze ve Batı Şeria’daki saldırılar, Mescid-i Aksa’ya yönelik eylemler ve Suriye’deki gelişmeler, toplantının bölgesel gündemini oluşturan başlıklar arasında yer aldı. Mekke Ortak Savunma Anlaşması’yla dayanışma mesajı Toplantıda Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması da değerlendirildi. Burhanettin Duran, anlaşmayla kardeş ülkeler arasındaki dayanışmanın güçlendirildiğini belirterek Türkiye’nin bölgesel gelişmeler karşısında tahriklere kapılmadan, sağduyu ve serinkanlılıkla hareket ettiğini ifade etti. Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’ın savunma iş birliği Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında 7 Ağustos 2026’da Mekke’de imzalandığı belirtilen Ortak Savunma Anlaşması’nın, üç ülkenin kolektif güvenliğini ve caydırıcılığını güçlendirmeyi amaçladığı bildirildi. Anlaşmaya ilişkin açıklamada, taraflardan herhangi birine yönelik silahlı saldırının üç ülkeye karşı yapılmış sayılmasını öngören bir çerçeveye yer verildi. Savunma iş birliğinin geliştirilmesi, ortak güvenliğin güçlendirilmesi ve bölgesel istikrarın desteklenmesi de anlaşmanın hedefleri arasında gösterildi. Türkiye’den bölgesel gelişmeler karşısında sağduyu vurgusu Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu toplantısının ardından yapılan açıklamada, Türkiye’nin bölgesel krizler karşısında izlediği yaklaşım öne çıktı. Duran, Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın kardeş ülkeler arasındaki dayanışmayı güçlendirdiğini belirtirken bölgedeki gelişmelerin sağduyu ve serinkanlılıkla yönetildiğini vurguladı. Toplantıda Orta Doğu’daki güvenlik sorunları ile Türkiye’nin bölgesel iş birliği ve savunma politikaları birlikte değerlendirildi.

Kuveyt’in petrol üretimi günlük 140 bin varil azaldı Haber

Kuveyt’in petrol üretimi günlük 140 bin varil azaldı

OPEC’in 2026 yılı küresel petrol talebi artış tahminini düşürmesi, 2027 beklentisini ise yükseltmesi piyasanın öne çıkan gelişmeleri arasında yer aldı. OPEC üretiminde güçlü artış Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütünün (OPEC) eylül ayına ilişkin petrol piyasası raporu yayımlandı. Rapora göre, örgütün günlük ham petrol üretimi bir önceki aya kıyasla 920 bin varil artarak 25 milyon 97 bin varile ulaştı. Üretim artışına rağmen bazı OPEC üyelerinde düşüş yaşandı. Kuveyt, günlük üretimdeki gerilemeyle örgüt içinde en fazla düşüş kaydedilen ülke oldu. Kuveyt’te günlük üretim 140 bin varil geriledi Kuveyt’in günlük ham petrol üretimi eylülde 140 bin varil azalarak 1 milyon 766 bin varile düştü. İran’da günlük üretim 99 bin varil, Libya’da ise 58 bin varil geriledi. Üretim artışına Suudi Arabistan öncülük etti OPEC üyeleri arasında en yüksek üretim artışı Suudi Arabistan’da kaydedildi. Ülkenin günlük ham petrol üretimi 744 bin varil yükselerek 8 milyon varilin üzerine çıktı. Irak’ın günlük üretimi 386 bin varil, Birleşik Arap Emirlikleri’nin üretimi ise 86 bin varil arttı. OPEC+ üretimi günlük 39 milyon varili aştı OPEC ile örgüt dışındaki bazı petrol üreticisi ülkelerin oluşturduğu OPEC+ grubunun günlük toplam ham petrol üretimi eylülde 903 bin varil artış gösterdi. Böylece grubun günlük üretimi 39 milyon 68 bin varile yükseldi. OPEC, 2026 petrol talebi tahminini düşürdü OPEC, küresel petrol talebindeki artışa ilişkin 2026 yılı tahminini aşağı yönlü revize etti. Küresel talebin bu yıl geçen yıla göre günlük yaklaşık 180 bin varil artarak 105 milyon 720 bin varile ulaşması bekleniyor. Önceki raporda 2026 yılı için günlük 380 bin varillik talep artışı öngörülmüştü. 2027 yılı talep beklentisi yükseltildi Örgüt, 2027 yılına ilişkin küresel petrol talebi artış tahminini ise yukarı çekti. Buna göre, dünya genelindeki petrol talebinin gelecek yıl günlük 2 milyon 550 bin varil artarak 108 milyon 280 bin varile ulaşması bekleniyor. Önceki tahminde 2027 yılı için günlük 2 milyon 360 bin varillik artış öngörülüyordu. OECD dışı ülkelerde talep artışı öne çıkıyor OPEC’in tahminlerine göre, OECD dışı ülkelerde petrol talebinin bu yıl günlük 390 bin varil artarak 59 milyon 600 bin varile yükselmesi bekleniyor. OECD ülkelerinde ise talebin günlük 210 bin varil azalarak 46 milyon 120 bin varile gerileyeceği tahmin ediliyor. 2027 yılında OECD dışı ülkelerde günlük talebin 2 milyon 10 bin varil artışla 61 milyon 620 bin varile ulaşması bekleniyor. OECD ülkelerinde ise talebin günlük 540 bin varil yükselerek 46 milyon 660 bin varile çıkacağı öngörülüyor. Petrol piyasasında üretim ve talep dengesi izleniyor OPEC ve OPEC+ grubunun üretim verileri ile küresel petrol talebine ilişkin beklentiler, petrol piyasasının yönü açısından önem taşıyor. Üretimdeki değişimlerin yanı sıra 2026 ve 2027 yıllarına yönelik talep tahminlerinde yapılan revizyonlar da Brent petrol fiyatlarının seyrini etkileyebilecek temel piyasa göstergeleri arasında bulunuyor.

Yemen ve Suudi Arabistan’dan Husiler için BMGK’ye çağrı Haber

Yemen ve Suudi Arabistan’dan Husiler için BMGK’ye çağrı

Yemen’in BM Daimi Temsilcisi Abdullah Ali Fadhel Al Saadi, çocukların silah altına alındığını ve saldırılar nedeniyle binlerce kişinin yerinden edildiğini öne sürdü. BMGK Yemen’deki gelişmeleri görüştü Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, “Orta Doğu’da Durum” başlığı altında Yemen’deki son gelişmeleri ele aldı. Toplantıda Yemen ve Suudi Arabistan temsilcileri, Husilerin saldırılarının siviller, bölgesel istikrar ve uluslararası denizcilik üzerindeki etkilerine dikkat çekerek Konseyden daha kararlı adımlar atılmasını talep etti. Yemen’den Husilere karşı somut adım talebi Yemen’in BM Daimi Temsilcisi Abdullah Ali Fadhel Al Saadi, Husileri saldırıları tırmandırmak, çocukları silah altına almak ve binlerce sivili yerinden etmekle suçladı. Al Saadi, Husilerin eylemlerinin Yemen halkının yanı sıra komşu ülkelerin güvenliğini ve uluslararası deniz yollarını da tehdit ettiğini belirterek, “Bugünkü oturum, Yemen halkının yaşamını, komşu ülkelerin güvenliğini, bölgeyi ve dünyanın en önemli su yollarından birini tehdit eden terörist Husi milislerinin devam eden şiddeti tırmandırmasına tanık olduğumuz bir dönemde gerçekleşiyor.” ifadelerini kullandı. Eylül ayında 100’den fazla çocuğun hayatını kaybettiği belirtildi Al Saadi, Yemen hükümetinin kayıtlarına göre yalnızca eylül ayında 100’den fazla çocuğun hayatını kaybettiğini söyledi. Husilerin çocukları silah altına almaya devam ettiğini savunan Al Saadi, çatışmaların insani sonuçlarının giderek ağırlaştığını ifade etti. Al Saadi, “Bu tırmanışın insani maliyeti, bugün karşı karşıya olduğumuz durumun gerçek doğasını ortaya koyuyor.” dedi. Son haftalarda yaşanan saldırılar nedeniyle binlerce Yemenlinin yerinden edildiğini belirten Al Saadi, çocukların cephe hatlarına gönderilmesinin de çatışmanın insani boyutunu ağırlaştırdığını kaydetti. Husilerin deniz ticaretine yönelik tehdidine dikkat çekildi Yemen’in BM Daimi Temsilcisi Al Saadi, Husilerin oluşturduğu tehdidin artık yalnızca Yemen’in iç meselesi olarak değerlendirilemeyeceğini söyledi. Husilerin eylemlerinin denizcilik özgürlüğünü tehdit ettiğini belirten Al Saadi, uluslararası toplumun hareketsiz kalmasının mevcut riskleri artırabileceği uyarısında bulundu. Al Saadi, Güvenlik Konseyinden Husileri gerilimi tırmandırmaktan sorumlu tutacak açık bir karar çıkarmasını istedi. Ayrıca Husilerin finansman kaynaklarının, kaçakçılık ağlarının ve silah tedarikinin kısıtlanması ile teknoloji ve teknik uzmanlık transferinin önlenmesine yönelik somut tedbirler alınması çağrısı yaptı. Suudi Arabistan’dan Kızıldeniz ve Babülmendep uyarısı Suudi Arabistan’ın BM Daimi Temsilcisi Abdülaziz el-Vasıl da Husilerin Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı çevresindeki saldırı ve tehditlerinin bölgesel istikrarı, küresel ticareti ve uluslararası barış ve güvenliği riske attığını söyledi. Vasıl, BM Güvenlik Konseyinin artan saldırılar karşısında kararlı biçimde harekete geçmesi gerektiğini belirtti. Gelişmelerin taşıdığı risklerin dikkatle değerlendirilmesini isteyen Vasıl, “Güvenlik Konseyi, bu gelişmelerin risklerini ve bunlardan kaynaklanan tehditleri en yüksek sorumluluk derecesiyle değerlendirmelidir.” ifadelerini kullandı. Vasıl ayrıca Husileri Suudi Arabistan’daki sivillere, sivil hedeflere ve kritik tesislere yönelik saldırıları içeren tehlikeli bir tırmanıştan sorumlu tuttu. Kızıldeniz’deki gelişmeler küresel ticareti etkiliyor Suudi Arabistan temsilcisi, sivillere ve sivil altyapıya yönelik saldırıların yanı sıra deniz seyrüseferine yönelik tehditlerin de bölgesel sınırları aşan sonuçlar doğurduğunu vurguladı. Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı’ndaki güvenlik risklerinin uluslararası deniz taşımacılığı ve küresel ticaret açısından önem taşıdığını belirten Vasıl, Güvenlik Konseyinin bu tehditleri dikkate alması gerektiğini ifade etti. BM’den Yemen’de çatışmaların yoğunlaştığı açıklaması Birleşmiş Milletler Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg de Güvenlik Konseyine yaptığı bilgilendirmede, Yemen’de son haftalarda çatışmaların yeniden yoğunlaştığını bildirdi. Grundberg, Babülmendep çevresinin yanı sıra Taiz, Lahij, Marib, El Cevf ve Hacce bölgelerinde de çatışmaların şiddetlendiğini belirtti. Bu gelişmeler, Yemen’deki güvenlik durumunun ve bölgesel deniz yollarına ilişkin risklerin uluslararası gündemdeki yerini koruduğunu ortaya koydu.

Halı ihracatçılarından transit vize çağrısı Haber

Halı ihracatçılarından transit vize çağrısı

Ancak Suudi Arabistan’ın transit vize işlemlerindeki gecikmelerin sevkiyatları aksattığı, sınır kapılarında uzun TIR kuyruklarına ve fabrikalarda ürün birikmesine yol açtığı bildirildi. Deniz yolundaki aksaklıklar ihracatı etkiliyor Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Halı Sektör Kurulu Başkanı İskender Kaplan, bölgedeki çatışmaların Türkiye’nin Orta Doğu’ya yönelik ticaretini olumsuz etkilediğini belirtti. Deniz taşımacılığında yaşanan sorunlar nedeniyle ihracatçıların alternatif lojistik güzergâhlarını kullanmaya başladığını ifade eden Kaplan, kara yolu taşımacılığının öneminin arttığını vurguladı. Transit vize gecikmeleri kara koridorunu tıkıyor Deniz yoluna alternatif olarak Türkiye-Suriye-Ürdün-Suudi Arabistan güzergâhının kullanılmaya başlandığını aktaran Kaplan, Suudi Arabistan’ın TIR şoförlerine yönelik transit geçiş vizesi işlemlerindeki gecikmelerin sevkiyatları aksattığını söyledi. Bu güzergâhın Suudi Arabistan’ın yanı sıra Katar, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Umman ve Yemen’e yapılan ihracat açısından da önem taşıdığını belirten Kaplan, vize süreçlerindeki sorunlar nedeniyle Suriye’deki ilgili sınır kapılarında kilometrelerce TIR kuyruğu oluştuğunu kaydetti. Kaplan, yaşanan aksaklıkların yalnızca halı sektörünü değil, Orta Doğu pazarına ürün gönderen diğer ihracatçıları da etkilediğini ifade etti. Fabrikalarda sevkiyat bekleyen ürünler birikiyor Lojistikte yaşanan sorunların üretim süreçlerini de etkilediğini belirten Kaplan, Körfez ülkelerindeki alıcıların siparişlerini beklediğini, sevkiyat yapılamaması nedeniyle ürünlerin fabrikaların depolarında biriktiğini bildirdi. Katar, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Umman ve Yemen’deki müşterilere gönderilmesi gereken ürünlerin beklemede kaldığını aktaran Kaplan, depo kapasitesinin dolmasının yeni üretimi de zorlaştırdığını vurguladı. Taşıma maliyetleri rekabet gücünü zayıflatıyor Transit geçişlerdeki gecikmelerin yanı sıra artan lojistik maliyetlerinin de ihracatçıların rekabet gücünü olumsuz etkilediğini belirten Kaplan, sorunun çözümü için ilgili kamu kurumlarının harekete geçmesi gerektiğini söyledi. Kaplan, Ticaret Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığının Suudi Arabistanlı yetkililerle görüşerek transit vize süreçlerinin hızlandırılmasını istedi. Sorunun devam etmesi halinde fabrikalarda bekleyen ürünlerin üreticiler açısından ekonomik kayıplara yol açabileceğini belirten Kaplan, Körfez pazarındaki ticari ilişkilerin ve Türkiye’nin rekabet gücünün zarar görebileceği uyarısında bulundu.

Petrol fiyatları 101 doları aştı Haber

Petrol fiyatları 101 doları aştı

Petrol piyasasında gözler yeniden Ortadoğu’daki gelişmelere çevrildi. Hürmüz Boğazı’nda tankerleri hedef alan saldırıların artması ve Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon ile Husiler arasındaki çatışmalar, enerji arzının güvenliğine ilişkin endişeleri güçlendirdi. Brent petrol çarşamba günü varil başına 101 doların üzerine çıkarak önceki seansta elde ettiği kazanımları genişletti. Ham petrolün varil fiyatı da 90 doların üzerine yükselerek beş haftanın en düşük seviyelerinden toparlandı. Petrol fiyatlarındaki yükselişte Ortadoğu’daki enerji akışlarına yönelik riskler belirleyici olurken, artan enflasyon baskıları ve faiz artırımı endişeleri de piyasanın gündemindeki yerini korudu. Hürmüz Boğazı’nda risk yükseldi İran’ın son günlerde Hürmüz Boğazı’ndan geçen tankerlere yönelik saldırılarını yoğunlaştırdığı bildirildi. İngiltere Deniz Ticaret Operasyonları, ekim ayında şimdiye kadar 9 olay kaydetti. Ortadoğu’daki enerji akışlarına yönelik devam eden riskler, bölgeden arzın artırılabileceğine ilişkin işaretlerin piyasa üzerindeki etkisini sınırladı. Buna karşın tankerlerin Hürmüz Boğazı’ndan geçişlerini sürdürdüğü belirtildi. Suudi Arabistan’da petrol akışı toparlanıyor Suudi Arabistan’ın Doğu-Batı Petrol Boru Hattı’ndaki ham petrol pompalama kapasitesi günlük 5,8 milyon varile çıkarıldı. Basra Körfezi kaynaklı enerji akışlarında toparlanma işaretleri görülmesine rağmen petrol fiyatları hafta boyunca yüksek seviyelerini korudu. Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon ise Husilerin Suudi Arabistan’daki Khamis Mushait yönüne fırlattığı bir balistik füzenin önlenerek imha edildiğini açıkladı. Yakıt piyasasında arz baskısı artıyor Ortadoğu’daki saldırılar, bölgesel enerji sevkiyatlarında toparlanma görülmesine rağmen piyasalardaki arz risklerinin yüksek kalmasına neden oluyor. Rusya’nın dizel ihracatına yönelik kısıtlamaları ve rafinerilerde yaşanan aksaklıklar da yakıt piyasasındaki arzı sıkılaştıran unsurlar arasında yer alıyor. Çin’in ekim ayında yakıt ihracatının bir bölümünü askıya aldığına ilişkin haberler de piyasadaki arz baskısını artırdı. G7 ülkelerinin acil durum ham petrol ve dizel rezervlerini piyasaya sürme planının ise petrol ve yakıt piyasalarında kısmi bir rahatlama sağlayabileceği değerlendiriliyor. EIA fiyat beklentilerini yükseltti ABD Enerji Enformasyon İdaresi (EIA), küresel petrol stoklarındaki hızlı düşüş ve arz risklerini gerekçe göstererek 2026 ve 2027 yıllarına ilişkin petrol fiyat tahminlerini yükseltti. EIA verilerine göre, 25 Eylül itibarıyla ABD’de benzin stokları beş yıllık ortalamanın yüzde 7 altında bulunuyor. Aynı dönemde rafineri kullanım oranı yüzde 92,5 seviyesinde gerçekleşti. Petrol piyasasında fiyatların yönü açısından bundan sonraki süreçte Ortadoğu’daki güvenlik gelişmeleri, enerji sevkiyatlarının seyri ve küresel arz koşulları yakından izlenecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.