SON DAKİKA
Hava Durumu

#Stok Yönetimi

Ekometre - Stok Yönetimi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Stok Yönetimi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

KOBİ’lerde yapay zeka dönemi Haber

KOBİ’lerde yapay zeka dönemi

Yapay zeka ise satış ve iade verilerini analiz ederek sorunlu ürünleri, iade nedenlerini ve riskli noktaları önceden belirleyerek işletmelere müdahale imkanı sunuyor. E-ticarette satış kadar satış sonrası süreçlerin yönetimi de işletmelerin kârlılığında belirleyici oluyor. Özellikle iadeler; kargo, ürün kontrolü, yeniden paketleme, stok yönetimi, müşteri hizmetleri ve ürünün değer kaybı gibi birçok maliyeti aynı anda beraberinde getiriyor. KOBİ’ler açısından tek tek bakıldığında küçük görünen bu operasyonel kayıplar, satış hacmi büyüdükçe önemli bir maliyet kalemine dönüşebiliyor. Yapay zeka ise artık yalnızca müşteri sorularını yanıtlayan veya içerik üreten bir teknoloji olmaktan çıkarak, iade nedenlerini analiz eden ve sorunları oluşmadan önce tespit etmeye yardımcı olan bir iş aracına dönüşüyor. İade nedenleri analiz ediliyor KobiAI Kurucusu Baran Kaya, KOBİ’lerde iade yönetimindeki asıl fırsatın yalnızca iade sürecini hızlandırmak değil, iadelerin nedenlerini anlayarak tekrarını önlemek olduğunu belirtti. Kaya, satış verileri, müşteri yorumları, iade açıklamaları ve müşteri hizmetleri kayıtlarının birlikte analiz edilmesiyle hangi ürünlerin, hangi nedenlerle ve hangi müşteri gruplarında daha fazla iade edildiğinin ortaya çıkarılabileceğini söyledi. Bir ürünün yüksek oranda iade edilmesi önemli bir sinyal verirken, asıl kritik bilginin iadenin arkasındaki neden olduğu belirtiliyor. Örneğin müşterilerin sürekli “küçük geldi” gerekçesiyle iade ettiği bir üründe sorun ürünün kendisinden ziyade beden bilgisinin yeterince açık olmamasından kaynaklanabiliyor. Benzer şekilde ürünün görsellerle gerçekte farklı algılanması, ürün açıklamalarındaki eksiklikler veya belirli bir tedarikçiden kaynaklanan kalite problemleri de iade oranlarını artırabiliyor. Yapay zeka, binlerce müşteri yorumu ve iade açıklamasındaki ortak noktaları analiz ederek işletmelere yalnızca “en fazla hangi ürün iade edildi?” sorusunun değil, “neden iade edildi?” sorusunun da yanıtını sunabiliyor. Önleyici yaklaşım öne çıkıyor Baran Kaya, iade talebi oluşturulduktan sonra süreci yönetmek yerine, müşteriyi iadeye yönlendiren problemin satın alma öncesinde tespit edilmesinin işletmeler açısından daha yüksek değer yaratabileceğine dikkat çekti. Kaya, geçmiş iadelerden elde edilen verilerle ürün açıklamalarının değiştirilebileceğini, beden bilgilerinin daha anlaşılır hale getirilebileceğini, ürün görsellerinin iyileştirilebileceğini ve müşteriye satın alma aşamasında daha doğru bilgi sunulabileceğini belirterek, “En değerli iade, gerçekleşmeden önlenen iadeden geliyor” dedi. Bu yaklaşım, yapay zekanın yalnızca satış sonrası operasyonlarda değil, satış öncesi karar süreçlerinde de kullanılmasının önünü açıyor. İade verisi satın almayı etkiliyor İade verileri yalnızca müşteri hizmetleri açısından değil, satın alma ve stok yönetimi açısından da önemli bir kaynak oluşturuyor. Çok satan bir ürünün aynı zamanda yüksek oranda iade edilmesi, satış adedinin tek başına ürünün başarısını göstermeyebileceğine işaret ediyor. Satış ve iade verilerinin birlikte değerlendirilmesiyle işletmeler hangi ürünlerin gerçekte daha kârlı olduğunu daha net görebiliyor. Yapay zeka destekli analizlerle yüksek iade riski taşıyan ürünlerin belirlenmesi; yeni sipariş miktarlarının, kampanyaların ve stok planlarının da buna göre şekillendirilmesine yardımcı olabiliyor. Böylece iade yönetimi yalnızca müşteri hizmetleri departmanının yürüttüğü bir operasyon olmaktan çıkarak, şirketin genel ticari karar mekanizmasının bir parçası haline geliyor. İade edilen ürünün akıbeti İade sürecinin bir diğer önemli aşaması, ürün işletmeye geri döndükten sonra nasıl değerlendirileceği oluyor. Ürünün yeniden satışa uygun olup olmadığı, ambalajının yenilenip yenilenmeyeceği, outlet kanalına yönlendirilip yönlendirilmeyeceği veya tedarikçiye gönderilmesi gerekip gerekmediği gibi kararlar da işletmeler için ek operasyon oluşturuyor. Yapay zeka ve görüntü analiz teknolojilerinin bu süreçlerde çalışanlara destek olması, ürünlerin daha hızlı sınıflandırılmasına katkı sağlayabiliyor. Böylece çalışanların zamanının tekrarlayan kontroller yerine değerlendirme ve karar gerektiren işlere ayrılması mümkün hale geliyor. KOBİ’ler büyük yatırımlarla başlamayabilir Yapay zeka dönüşümünün KOBİ’ler açısından mutlaka büyük ve maliyetli projelerle başlaması gerekmiyor. İşletmenin son birkaç aylık satış ve iade verilerini bir araya getirmesi, en fazla iade edilen ürünleri belirlemesi ve iade nedenlerini sınıflandırması dahi önemli bir başlangıç noktası oluşturabiliyor. İlerleyen aşamalarda bu veriler ürün açıklamalarının iyileştirilmesi, müşteri yönlendirmeleri, stok kararları ve satın alma planlamasıyla ilişkilendirilebiliyor. KobiAI'nin yaklaşımında da yapay zekanın stok, satış, satın alma, finans ve operasyon gibi mevcut iş süreçleriyle bütünleşmesi önemli bir dönüşüm alanı olarak öne çıkıyor. Amaç iadeyi sıfırlamak değil KOBİ'ler açısından yapay zekanın değeri yalnızca otomatik yanıt vermek veya çalışanların iş yükünü azaltmakla sınırlı değil. İşletmenin kendi verilerinden öğrenen sistemler, karar alma süreçlerinde de kullanılabiliyor. İadelerin tamamen ortadan kaldırılmasının mümkün olmadığına dikkat çekilirken, asıl hedefin hangi ürünün neden iade edildiğini anlamak, tekrar eden sorunları erken tespit etmek ve önlenebilir iadeleri azaltmak olduğu belirtiliyor. İade verilerinin satın alma, stok ve satış kararlarında kullanılmasıyla işletmeler, satış sonrasında ortaya çıkan bir problemi stratejik bir bilgi kaynağına dönüştürebiliyor. Bu dönüşümle birlikte iade; yalnızca satış sonrasında çözülmesi gereken bir sorun olmaktan çıkarak ürün geliştirme, stok yönetimi, satın alma ve müşteri deneyimini besleyen önemli bir veri kaynağı haline geliyor. KobiAI hakkında KobiAI, küçük ve orta ölçekli işletmelerin verilerini stratejik avantaja dönüştürmelerine yönelik yapay zeka odaklı çözümler geliştiren bir yazılım firması olarak faaliyet gösteriyor. Şirket, 35 yılı aşkın yazılım geliştirme ve veri bilimi deneyimiyle standart yazılımların çözmekte zorlandığı karmaşık iş problemlerine yönelik çözümler geliştirmeyi amaçlıyor. KobiAI, farklı sistemlerde dağınık bulunan verileri anlaşılır ve eyleme dönüştürülebilir içgörülere çevirmeyi, işletmelerin karar alma süreçlerini güçlendirmeyi, operasyonlarını yalınlaştırmayı ve risklerini azaltmayı hedefliyor. Şirketin verdiği bilgilere göre KobiAI yazılımlarının yüzde 90'ı yapay zeka ajanları tarafından geliştiriliyor.

Gıda israfının faturası ağırlaşıyor Haber

Gıda israfının faturası ağırlaşıyor

İsrafın üretim maliyetlerini artırarak gıda fiyatları üzerinde baskı oluşturduğuna dikkat çeken Özen, kaynakların verimli kullanılmasının artık ekonomik bir zorunluluk olduğunu vurguladı. Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de her yıl milyonlarca ton gıda, tüketilemeden çöpe gidiyor. Ancak gıda israfının faturası yalnızca kaybedilen ürünle sınırlı kalmıyor. Üretimden sofraya kadar geçen süreçte kullanılan su, enerji, iş gücü ve sermaye de aynı anda boşa harcanıyor. Bursa Yemek Sanayicileri Derneği (BUYSAD) Başkanı Abidin Şakir Özen, bu nedenle gıda israfının yalnızca çevresel ya da sosyal değil, doğrudan ekonomik sonuçlar doğuran stratejik bir sorun olarak ele alınması gerektiğini söyledi. Üretim sürecinde kullanılan her kaynağın ülke ekonomisi açısından bir karşılığı bulunduğunu belirten Özen, gıda kayıplarının azaltılmasının gıda güvenliği, sürdürülebilirlik ve maliyetlerin kontrolü bakımından giderek daha önemli hale geldiğini ifade etti. “Gıda israfı fiyatlar üzerinde baskı oluşturuyor” Bir gıda ürününün sofraya ulaşıncaya kadar birçok maliyet aşamasından geçtiğine dikkat çeken Özen, israf edilen ürünle birlikte bu süreçte kullanılan bütün kaynakların da kaybedildiğini belirtti. Özen, “Tarlada kullanılan su, gübre, enerji ve işçilikle başlayan süreç; taşıma, depolama, üretim ve servis aşamalarına kadar devam ediyor. İsraf edilen her ürün, aslında bu kaynakların tamamının da boşa gitmesi anlamına geliyor. Bu nedenle gıda israfı yalnızca sosyal bir sorun değil, aynı zamanda ekonomik bir verimsizlik problemidir. Kaynakların etkin kullanılmaması, uzun vadede maliyetleri artırarak gıda fiyatları üzerinde baskı oluşturuyor” dedi. Endüstriyel yemek sektöründe planlı üretim Gıda israfının azaltılmasında planlı üretimin belirleyici olduğuna işaret eden Özen, endüstriyel yemek sektörünün bu alanda önemli bir model sunduğunu dile getirdi. Talep planlaması, porsiyon kontrolü, doğru stok yönetimi ve gıda güvenliği uygulamalarının kayıpları önemli ölçüde azaltabildiğini söyleyen Özen, sektörün yalnızca yemek üretmediğini; aynı zamanda tüketim miktarını analiz ederek kaynakları buna göre yönettiğini kaydetti. Özen, “Üyelerimiz her gün binlerce kişiye hizmet verirken doğru planlama sayesinde hem kaliteli üretim gerçekleştiriyor hem de gıda kayıplarını en aza indirmeye çalışıyor. Endüstriyel yemek sektörü yalnızca yemek üreten değil; analiz eden, planlayan ve kaynakları etkin yöneten bir yapıya sahiptir” ifadelerini kullandı. Mücadele yalnızca üreticinin sorumluluğu değil Sektörde alınan önlemlerin tek başına yeterli olmayacağını belirten Başkan Özen, gıda israfıyla mücadelenin üreticiden tüketiciye kadar toplumun bütün kesimlerini kapsaması gerektiğini söyledi. Kamu kurumları ve özel sektörün yanı sıra vatandaşların da alışveriş, saklama ve tüketim alışkanlıklarını gözden geçirmesi gerektiğine dikkat çeken Özen, sözlerini şöyle tamamladı: “İsraf edilen sadece yemek değildir. O ürünün yetişmesi için harcanan su, enerji, zaman ve emek de kaybedilmektedir. Daha sürdürülebilir bir gelecek için üretimden tüketime kadar her aşamada kaynaklarımızı korumak zorundayız. Gıda israfını azaltmak hem ülke ekonomisine hem de gelecek nesillere karşı sorumluluğumuzdur.”

KOBİ’lerde yeni rekabet alanı yapay zeka Haber

KOBİ’lerde yeni rekabet alanı yapay zeka

DİA Yazılım Genel Müdürü Suha Onay’a göre KOBİ’ler için dijitalleşme artık bir teknoloji yatırımı değil, doğrudan bir bilanço ve rekabet meselesi. Onay, bulut ERP ve yapay zeka entegrasyonları sayesinde işletmelerin talep tahmininden stok yönetimine kadar birçok kritik kararı veriye dayalı alabileceğini söyledi. Rekabetin giderek keskinleştiği iş dünyasında KOBİ’ler için dijitalleşme artık bir seçenek olmaktan çıkıp hayatta kalma stratejisine dönüşmüş durumda. Geleneksel yöntemlerle ilerlemenin giderek zorlaştığını belirten DİA Yazılım Genel Müdürü Suha Onay, özellikle bulut tabanlı ERP sistemleri ve yapay zeka destekli veri analitiğinin işletmeler için yeni bir rekabet alanı yarattığını söyledi. KOBİ’lerde dijitalleşme e-dönüşümle başladı Türkiye’de KOBİ’lerin dijitalleşme yolculuğunun büyük ölçüde 2013 yılında başlayan e-fatura uygulamasıyla hız kazandığını belirten Onay, özellikle pandemi döneminin bu süreci hızlandırdığını ifade ederek, “E-fatura, e-arşiv ve e-irsaliye uygulamaları işletmelerin veriyi kağıttan kurtarıp dijital ortama taşımasını sağladı. Bu sadece mevzuat uyumu değil, aynı zamanda hatasız veri üretimi ve operasyonel hız anlamına geliyor.” dedi. Bulut teknolojileri KOBİ’lerin önündeki maliyet engelini kaldırdı Dijitalleşmenin ikinci aşamasının ise bulut bilişim olduğunu vurgulayan Onay, “Eskiden KOBİ’lerin sunucu, network ve donanım yatırımı yapması gerekiyordu. Bugün ise bulut teknolojileri sayesinde en küçük işletmeler bile dünyanın en güvenli veri merkezlerini kullanabiliyor. Üstelik sadece kullandıkları kadar ödeme yaparak finansal esneklik kazanıyorlar.” şeklinde konuştu. ERP sistemleri işletmenin tüm süreçlerini tek merkezde topluyor Dijitalleşmenin kalbinde ise ERP (Kurumsal Kaynak Planlama) yazılımları bulunuyor. Bulut altyapısı üzerine kurulan bir ERP sisteminin işletmenin tüm süreçlerini bir araya getirdiğini belirten Onay, “Satın alma, üretim, stok yönetimi, depo, muhasebe ve satış gibi tüm operasyonların tek merkezden yönetilmesi mümkün oluyor. Bu sayede işletmeler anlık veriyle karar alabiliyor ve operasyonel hataları ciddi ölçüde azaltabiliyor. Yapay zeka ERP verilerini analiz ederek erken uyarı sistemi oluşturuyor Son yıllarda ERP sistemlerinde en hızlı gelişen alan ise yapay zeka entegrasyonu. ERP sistemlerinde yıllar içinde devasa bir veri birikiyor. Yapay zeka bu veriyi analiz ederek işletmelere talep tahmini, stok optimizasyonu, nakit akışı planlaması ve makine bakım tahmini gibi kritik konularda erken uyarı sistemi sunabiliyor.” dedi. KOBİ’ler için “terzi usulü yazılım” dönemi Her sektörün ihtiyaçlarının farklı olduğunu vurgulayan Onay, standart yazılımların her zaman yeterli olmayabileceğini söyleyerek, “Bir otomotiv yan sanayi firmasının kalite kontrol süreçleriyle bir tekstil üreticisinin varyant takibi ya da bir gıda üreticisinin son kullanma tarihi yönetimi tamamen farklıdır. Bu nedenle ERP sistemlerinin işletmenin DNA’sına uyum sağlayacak şekilde özelleştirilebilmesi büyük önem taşıyor.” dedi. Low-code platformlarla hızlı yazılım geliştirme DİA Yazılım’ın bu ihtiyaca yönelik geliştirdiği low-code platform sayesinde işletmelere özel uygulamaların hızlı şekilde geliştirilebildiğini belirten Onay, şu örneği verdi: “Şirket içi WhatsApp hattı üzerinden yapılan bir izin talebi bile yapay zeka tarafından yorumlanarak ERP sistemine işlenebilir ve bordro süreçlerine kadar entegre edilebilir. Aynı şekilde bayiler için geliştirilen chatbot’lar üzerinden cari hesap ekstresi veya sipariş bilgileri anında paylaşılabiliyor.” “Dijitalleşmeyi doğru uygulayan KOBİ’ler rekabette öne çıkıyor” Suha Onay, sözlerini “Dijitalleşme; e-dönüşümle veriyi dijitalleştirmek, bulutla veriyi özgürleştirmek ve sektöre özel ERP çözümleriyle bu veriyi gerçek bir verimliliğe dönüştürmekten oluşan bir yolculuk. Teknolojiyi işletmesinin karakterine uygun şekilde kullanan KOBİ’ler hem bugünün hem de geleceğin pazarında güçlü şekilde var olabiliyor.” diyerek bitirdi.

Oyunlaştırma trend değil büyümenin gizli motoru Haber

Oyunlaştırma trend değil büyümenin gizli motoru

Dijital pazarlama dünyasına nitelikli insan kaynağı kazandıran ve sektörel gelişimi destekleyen çalışmalarıyla öne çıkan Dijital Pazarlama Okulu, alışılmış etkinlik formatlarının dışına çıkan yeni bir seriye imza attı. “Dijitalin Arka Bahçesi” adıyla hayata geçirilen etkinlik, sektörün genellikle sahnede parlatılmayan, perde arkasında kalan ama kritik öneme sahip dinamiklerini odağına alıyor. Eğitim ve Oyunlaştırma Danışmanı Ali Cevat Ünsal ve ebebek Performans Pazarlaması ve Büyüme Yöneticisi Anıl Çakar’ın konuk olduğu ilk seriye sektörün duayenleri yoğun ilgi gösterdi. Serinin ilk etkinliğinde; Vogi Digital Ajansın Kurucusu ve Etkinliğin Organizatörü Emine Demirci Kaplan’ın moderatörlüğünü üstlendiği oturumda “Kullanıcıyı elde tutmanın gizli yolu: Oyunlaştırılmış deneyimler” başlığı ele alındı. Eğitim ve Oyunlaştırma Danışmanı Ali Cevat Ünsal, kullanıcı bağlılığını artırmada oyunlaştırmanın rolünü somut örnekler üzerinden aktardı. İkinci oturumda ise moderatör koltuğunu devralan Dijital Pazarlama Okulu Kurucusu Yasin Kaplan, “Reklamların ötesinde: Dijital büyümenin gerçek dinamikleri” başlıklı bölümde konuk olarak ebebek Performans Pazarlaması ve Büyüme Yöneticisi Anıl Çakar’ı ağırladı. Eğitim ve oyunlaştırma danışmanı ali cevat ünsal konuşmasında şunlara değindi: “Oyunlaştırma denildiğinde akla ilk gelen rozet, puan ve çark gibi mekanikler; yanlış kurgulandığında kullanıcı için motivasyon değil, anlamsız bir tekrar haline gelir. Rozeti fazla kullanmak ya da ödül sistemini yüzeyselleştirmek, sadakati artırmak yerine kullanıcıyı uzaklaştırır. Bugün birçok marka oyunlaştırmayı yalnızca puan verme veya çark çevirtme seviyesinde ele alıyor; oysa veriler açıkça gösteriyor ki içi boş ödül sistemleri kullanıcı davranışını kalıcı olarak değiştirmez. Gerçek oyunlaştırma; ödül vermek değil, kullanıcıya anlamlı bir ilerleme hissi sunmak ve bu ilerlemeyi görünür kılmaktır. Artık markaların en büyük problemi kullanıcı kazanmak değil, kullanıcıyı elde tutmaktır. Kullanıcıların büyük bir kısmı bir uygulamayı ilk 7 gün içinde terk ederken, doğru kurgulanmış motivasyon sistemleri kullanıcı davranışını ölçülebilir şekilde değiştirebilir. Ancak bu sistemler yanlış tasarlandığında, markalara milyarlarca dolar kaybettirecek kadar büyük etkiler yaratabilir. Kullanıcı sadakati yalnızca ödüllerle değil, ilerleme hissi ve kaybetme korkusu (FOMO) gibi güçlü psikolojik tetikleyicilerle inşa edilir. Bugün asıl kritik soru şudur: Kullanıcı uygulamayı açmadığında neyi kaçırdığını hissediyor mu? Çünkü başarılı markalar yalnızca bir hizmet sunmaz; aynı zamanda bir oyun deneyimi tasarlar. Oyunlaştırma artık bir trend değil, kullanıcı davranışını yönlendiren ve veriyle kanıtlanmış bir büyüme stratejisidir. Asıl fark yaratan markalar ise, kullanıcı uygulamayı kapattığında bile zihninde merak ve geri dönme isteği bırakabilenlerdir.” “Operasyonel hatalar büyümeyi sessizce sabote ediyor” Ebebek Performans Pazarlaması ve Büyüme Yöneticisi Anıl Çakar ise konuşmasında; dijital pazarlamanın yalnızca reklam platformu yönetimi olarak ele alınmasının yetersiz olduğunu vurgulayarak, büyümeyi ürün, veri ve operasyonun entegre edildiği bütünsel bir “sistem tasarımı” olarak konumlandırdı. Performans düşüşlerinin yalnızca kampanya optimizasyonuyla açıklanamayacağını; stok yönetimi, veri ilişkilendirme hataları ve organizasyonel yapılar gibi temel unsurların da kritik rol oynadığını somut örneklerle aktardı. Bu yaklaşım doğrultusunda pazarlama profesyonellerinin rolünün teknik uygulayıcılıktan stratejik büyüme liderliğine evrildiğini belirten Çakar, SEO’dan GEO’ya geçiş gibi yeni nesil teknolojik dinamiklerin de stratejik perspektifte ele alınması gerektiğine dikkat çekti. Kısa vadeli kampanya hedefleri yerine müşteri yaşam boyu değeri (LTV) ve operasyonel verimlilik odaklı sürdürülebilir büyüme modellerinin önemini vurgulayarak, dijital büyümenin bir bütçe meselesinden ziyade uçtan uca bir mühendislik süreci olduğu vizyonunu paylaştı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.