SON DAKİKA
Hava Durumu

#Sosyal Mühendislik

Ekometre - Sosyal Mühendislik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sosyal Mühendislik haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Paylaşmadan önce iki kere düşünün Haber

Paylaşmadan önce iki kere düşünün

Sosyal medya görünür, bilinir ve popüler olmanın önemli bir aracı olarak görülüyor. Teknoloji kullanımının yaygınlaşması ile birlikte her değerli ya da farklı an sosyal medyada içerik hâline gelebiliyor. Mezuniyet törenleri, tatil planları, aile fotoğrafları, özel gün kutlamaları, konum bilgileri hatta farkında olunmadan paylaşılan özel bilgiler dijital dünyada dolaşabiliyor. Sosyal medyada paylaşılmaması önerilen içerikler Kişisel olarak tanımlanabilir bilgiler: Dolandırıcılar, dolandırmak için bir kimlik oluşturmak üzere bir araya getirebilecekleri küçük bilgi parçalarını ararlar. Bu bilgileri sizin adınıza kredi başvurusunda bulunmak veya çevrimiçi hesaplar açmak için kullanabilirler. Hesabınızı tamamen ele geçirmek için parolalarınızı veya akılda kalıcı sorularınızı kırmak için kullanabilirler. Doğum tarihiniz gibi özel bilgiler gizli tutulmalıdır. Seyahat planları: Yaklaşan bir tatil için heyecanlı olduğunuzu belirten bir fotoğraf veya güncelleme yayımlamak kulağa oldukça zararsız gelebilir. Ancak bu, hesabınızı izleyen birine mülkünüzün o süre zarfında gözetimsiz bırakılacağı anlamına gelebilir. Tatil fotoğraflarını eve döndükten sonra yayımlamak çok daha iyidir. Konum verileri: Konum verilerinizi mümkün olduğunca gizli tutun. Bazı sosyal medya platformları, paylaşımların konumunu otomatik olarak etiketleyebilir. Aile etkinliklerini veya arkadaşlarınızın konumlarını paylaşmak, sizin veya onların nerede yaşadığını, çalıştığını veya zaman geçirdiğini istemeden gösterebilir. İş yeri bilgileri ve hassas kurumsal içerikler: Hesabınız kilitli olsa bile sosyal medya doğası gereği kamuya açıktır. Bu nedenle ayrıcalıklı bilgilerin paylaşılacağı bir yer değildir. Eğer konu iş yerinizle ilgiliyse paylaşmamanız daha da önemlidir. Paylaşacağınız bilgiler şirket güvenliğini riske atabilir, sosyal mühendislik saldırılarına kapı açabilir. Finansal detaylar: Finansal bilgilerinizi gizli tutmalısınız. Kredi veya banka kartı bilgilerinizi paylaşmayın. Görüntü çok bulanık veya görülemeyecek kadar uzakta görünse bile dolandırıcılara bu görüntüyü ele geçirme ve hesabınızdaki diğer kişisel bilgilerle birleştirerek kimlik dolandırıcılığı yapma şansı vermek için yeterli olabilir. Çocuklarınızın ve yakınlarınızın okul bilgileri, fotoğrafları: Kötü niyetli kişilerin hedefi hâline gelebilir. Çocukların dijital ayak izi erken yaşta oluşur. Aile ve arkadaşların kişisel bilgileri: Sosyal medyada paylaşılan bilgiler genellikle kalıcıdır ve herkes kişisel bilgilerinin veya hayatlarındaki ayrıntıların çevrimiçi olarak paylaşılmasından rahatsız olabilir. Ayrıca arkadaşlarınızın ve ailenizin çevrimiçi ortamda dolandırılması riskini almak istemezsiniz. Bu nedenle onların kişisel bilgilerini kendi kişisel bilgileriniz gibi kilit altında tutun. Kişisel belgelerinizin fotoğrafları: Uçak bileti, sağlık raporu, sınav giriş belgesi gibi üzerlerinde yer alan barkod, QR kod gibi detaylar kötüye kullanılabilir. Paylaşmadan önce kontrol edin: Sosyal medya hesaplarınızın gizlilik ayarlarını düzenli olarak gözden geçirin. Paylaşımlarınızı kimlerin görebildiğini kontrol edin. Eski paylaşımlarınızı da zaman zaman gözden geçirerek artık kamuya açık olmasını istemediğiniz bilgileri kaldırabilirsiniz.

QR kodlu kimlik avı saldırıları kurumları hedef alıyor Haber

QR kodlu kimlik avı saldırıları kurumları hedef alıyor

Bunun temel sebebi QR kodların kötü amaçlı bağlantıları gizlemek, bazı geleneksel kurumsal güvenlik filtrelerini atlatmak ve etkileşimi kurumsal bir bilgisayardan güvenlik kontrolleri daha az olan kişisel bir telefona aktarmak için siber suçlulara fırsatlar sunmasından kaynaklanıyor. Çalışanları tuzağa düşürmek için yeni “quishing” yani QR kodlu kimlik avı teknikleri de ortaya çıkıyor. Siber güvenlik alanında küresel bir lider olan ESET, kurumların QR kod ile gelen tehditlerden korunabilmesi için bilinmesi gerekenleri paylaştı. Quishing neden bu kadar tehlikelidir? "Quick Response" (Hızlı Yanıt) kelimesinin kısaltması olan QR kodu, URL'leri, ödeme ayrıntılarını, iletişim bilgilerini ve diğer verileri kodlayabilen iki boyutlu bir barkod. Kullanıcıların A noktasından B noktasına hızlıca ulaşmasına yardımcı olur. Bu durumda hedef genellikle bir web sitesi veya uygulamadır. QR kodları, çeşitli nedenlerle siber tehdit aktörlerinin ilgisini çekiyor. Pandemi sırasında temassız etkileşimlere olan talebin de etkisiyle yaygınlaşan kullanımları, bu kodları taramayı günlük yaşamın sıradan bir parçası hâline getirmişti. Bu da birkaç yıl öncesine kıyasla bugün telefonlarımızı çıkarıp QR kodlarını tarama olasılığımızın daha yüksek olduğu anlamına geliyor. QR kodları kimlik avı iş akışlarına da mükemmel bir şekilde uyum sağlar; tek yapmanız gereken, kötü amaçlı bağlantıyı veya eki bir QR koduyla değiştirmektir. Aslında birçok kimlik avı kiti, özel bir QR kodu oluşturucuya sahiptir. En önemlisi, kurbanı nispeten iyi korunan bir kurumsal ortamdan potansiyel olarak yönetilmeyen bir mobil cihaza yönlendirerek kurumsal düzeyde güvenliği atlatırlar. Saldırgan için önemli bir avantaj da gizliliktir. Hedef, okunabilir metin olarak değil görsel bir desende kodlanmıştır; bu da arkasındaki kötü amaçlı URL’leri gizler ve bazı geleneksel e-posta filtrelerinin bunları ayıklayıp incelemesini engeller. Bazen PDF veya JPEG eklerine gömülerek daha da gizlenirler. Bu da çalışanların gelen kutularına ulaşma olasılıklarının daha yüksek olduğu anlamına gelir. Bu gerçekleştiğinde, çalışan gerçek bir mesajı kötü niyetli olandan ayırt etmekte zorlanabilir. Genellikle yazım hataları veya dil bilgisi hataları açısından analiz edilecek fazla metin yoktur. Ayrıca bağlantı, görsel bir desene etkili bir şekilde kodlandığından insan gözüyle görülemez. Güvenilir bir markayla birlikte kullanıldığında – örneğin, bir DocuSign e-postası veya Microsoft’tan gelen bir güncelleme – “quishing” saldırısı, klasik phishing mesajlarıyla benzer sosyal mühendislik taktiklerinden yararlanır. Güvenilir marka imajı, kurbanın bağlantıya tıklayabileceğine dair güven verir. Ayrıca genellikle bir bahaneyle aciliyet hissi yaratılır. Kötü amaçlı QR kodları, kullanıcıları hesaplarını güvence altına almaya veya bilgilerini doğrulamak için kimlik doğrulaması yapmaya teşvik eden uyarılara sıklıkla gömülür. ESET 2026 Yılı İlk Yarı Tehdit Raporu’na göre, 2026 yılının ilk yarısında tüm phishing e-postalarının en az yüzde 11’inde kötü amaçlı QR kodları yer aldı. “ESET, ‘QRCode/Phishing’ algılama adı altında quishing e-postalarını adresinde takip etmektedir. Bu algılama, dosya türlerinin büyük çoğunluğundaki QR kodlarını tanımlamak ve içlerindeki URL’leri çözmek üzere tasarlanmış, ESET e-posta tarayıcısının özel bir katmanı aracılığıyla çalışır. Çıkarılan URL’ler, ESET’in kimlik avı önleme, kötü amaçlı yazılım önleme ve spam önleme motorları kullanılarak taranır; zararlı URL’ler engellenir ve ilgili e-postalar işaretlenir veya silinir”. Tehdit aktörleri yenilik yapmaya devam ediyor Herhangi bir tehdit ortamı eğiliminde olduğu gibi, kötü niyetli aktörler de maksimum etki elde etmek için çabalarını geliştirmeye devam ediyor. Quishing saldırıları, yalnızca kötü amaçlı yazılım yüklemek ve kimlik bilgilerini çalmak için değil, aynı zamanda MFA jetonlarını toplamak için de kullanılıyor. Güvenlik araştırmacıları, bu saldırıların farklı amaçlarla tasarlandığını da gözlemlemiştir: Kötü amaçlı yazılımın meşru uygulamalar gibi gösterildiği doğrudan uygulama indirmeleri yoluyla uygulama mağazası güvenliğini atlatmak. Kullanıcıyı kötü amaçlı veya oltalama web sitesine yönlendirmek yerine, doğrudan meşru bir sosyal medya, ödeme veya başka bir uygulamaya bağlamak. Bu, çeşitli senaryolarda kullanılabilir: Hesap ele geçirme: Kurban, kendi hesabında saldırganı doğrulamaya yönlendirilir. Kurban, alıcı bilgileri önceden doldurulmuş bir ödeme uygulamasına yönlendirildiği finansal dolandırıcılıkla karşı karşıya kalabilir. Kişi veya takvim zehirlemesi: Kötü amaçlı toplantı bağlantıları veya yeni kişi bilgileri yardımcı uygulamalara gömülür ve tıklandığında kullanıcıları kimlik avı sitelerine yönlendirir. Uzun, kötü amaçlı web adreslerini küçük bağlantılara dönüştüren ve bunları QR kodlarına gömen QR kodu kısaltıcılarını kullanarak güvenlik araçlarını gizlemek. İşletmenizi Quishing saldırılarından koruyun Neyse ki insan, süreç ve teknoloji ayarlamalarının doğru bir şekilde harmanlanması, kuruluşların maruz kaldığı quishing riskini büyük ölçüde azaltmaya yardımcı olabilir. Kullanıcı farkındalık eğitimlerine ve simülasyon tatbikatlarına “quishing” konusunu dâhil edin. Çalışanları, istenmeyen e-postalardaki QR kodlarını taramaktan kaçınmaya ve şüpheli her şeyi bildirmeleri konusunda teşvik edin. E-postanın güvenilir bir kaynaktan geldiğine inanıyorlarsa e-postadan ayrı olarak elde ettikleri iletişim bilgilerini kullanarak gönderenle tekrar teyit etmeleri gerekir. Saygın bir güvenlik sağlayıcısının sunduğu çözümün bir parçası olarak e-posta güvenliğini de içeren teknik kontrolleri değerlendirerek, quishing e-postalarının kullanıcıların gelen kutularına ulaşma riskini en aza indirin. Çalışanların cihazlarına bir mobil güvenlik çözümü ekleyerek kötü amaçlı sitelere ve diğer tehditlere erişimi engelleyin. Tüm hassas hesaplarda phishing'e karşı dayanıklı çok faktörlü kimlik doğrulama (MFA) uygulamasını zorunlu kılın; böylece kullanıcılar kandırılsa bile saldırganlar kurumsal sistemlere sızamayacaktır. Mobil cihaz yönetimi (MDM) araçları, tüm cihazların kurumsal politikaya uygun şekilde korunmasını sağlamanıza yardımcı olabilir. Saldırı yüzeyini azaltın, en az ayrıcalık ve tam zamanında erişim ilkelerini uygulayın. Güvenlik araçlarınız da dâhil olmak üzere tüm mobil işletim sistemlerini ve kurumsal yazılımları güncel tutun. Şüpheli etkinlikler için sürekli izleme yapın. En kötü senaryo durumunda olay müdahale planlarını uygulayın.

Sahte iş ilanları siber güvenlik riski haline geldi Haber

Sahte iş ilanları siber güvenlik riski haline geldi

Doğanay, “Yapay zekâ ile güçlenen yeni nesil siber tehditlerde saldırganın hedefi artık yalnızca sistemler değil; insanın kimliği, verisi ve dijital güvenidir.” dedi. İş başvurusu yapanların verileri risk altında İnternet üzerinden gerçekleştirilen işe alım süreçlerinin her geçen gün arttığını belirten Doğanay, milyonlarca kişinin iş bulabilmek için özgeçmişlerini farklı platformlar ve şirketlerle paylaştığını, ancak bu verilerin kimler tarafından hangi amaçla toplandığı ve ne kadar süre saklandığı konusunda önemli belirsizlikler bulunduğunu söyledi. Son zamanlarda kamuoyunda geniş yankı uyandıran ve yüzlerce iş başvurusu yapmasına rağmen geri dönüş alamayan aday örneklerinin, meselenin yalnızca istihdam piyasası açısından değerlendirilmemesi gerektiğini gösterdiğini belirten Doğanay, “Burada asıl tartışılması gereken, kaç başvuru yapıldığı değil; milyonlarca vatandaşın özgeçmiş, iletişim, eğitim, mesleki geçmiş ve diğer kişisel verilerinin kimlerin elinde toplandığı, ne kadar süreyle saklandığı ve hangi amaçlarla kullanıldığıdır.” dedi. "CV artık dijital kimliğin bir parçası" Bir özgeçmişin yalnızca eğitim ve iş deneyiminden ibaret olmadığını vurgulayan Doğanay, şu değerlendirmede bulundu: “Bugün bir CV; telefon numarası ve e-posta adresinin ötesinde kişinin eğitim geçmişini, çalıştığı kurumları, görevlerini, uzmanlık alanlarını, referanslarını ve kariyer yolculuğuna ilişkin çok sayıda kişisel veriyi bir arada barındırıyor. Bu nedenle CV artık yalnızca bir özgeçmiş değil, kişinin dijital kimliğinin ve profesyonel yaşamının ayrıntılı bir veri haritasıdır.” Bu verilerin siber suç ekosistemi açısından yüksek değer taşıdığına dikkati çeken Doğanay, kontrolsüz biçimde toplanan kişisel bilgilerin başka veri sızıntıları ve açık kaynaklardan elde edilen bilgilerle birleştirilerek çok daha kapsamlı dijital profillere dönüştürülebileceğini belirtti. Bu profillerin; kişiye özel sosyal mühendislik ve hedefli oltalama saldırılarından hesap ele geçirme girişimlerine, SIM-swap ve kimliğe bürünme yöntemlerinden deepfake destekli dolandırıcılığa, sahte finansal işlemlerden sentetik kimlik oluşturmaya kadar uzanan geniş bir suç yelpazesinde kullanılabileceğini ifade etti. Doğanay, özellikle çalışanların görev, yetkinlik ve kurum bilgilerinin saldırganlara yalnızca bireyi değil, çalıştığı kuruluşu da hedefleme imkânı sağlayabileceğine işaret ederek, “Bir CV'nin yanlış ellere geçmesi yalnızca kişisel veri ihlali anlamına gelmeyebilir. Saldırgan açısından bu belge, kişinin kim olduğunu, nerede çalıştığını, ne bildiğini, kimlerle bağlantılı olduğunu ve hangi senaryolarla ikna edilebileceğini gösteren bir istihbarat kaynağına dönüşebilir.” değerlendirmesinde bulundu. "Her iş ilanı gerçekten işe alım amacı taşımıyor olabilir" İnternette yayımlanan her iş ilanının gerçek bir personel ihtiyacını yansıtmayabileceğini belirten Doğanay, bazı ilanların uzun süre yayında kaldığını, sürekli güncellendiğini ancak herhangi bir işe alımla sonuçlanmadığının görülebildiğini söyledi. Doğanay, "Burada herhangi bir kurum veya platformu suçlamak doğru olmaz. Ancak gerçekten işe alım yapılmayan ilanlar üzerinden büyük ölçekli kişisel veri toplanıp toplanmadığı mutlaka incelenmeli. Milyonlarca insanın kişisel verisinin hangi amaçlarla işlendiği konusunda daha fazla şeffaflığa ihtiyaç var." ifadelerini kullandı. Sahte iş ilanları dijital manipülasyon aracı hâline gelebilir Doğanay, gerçek bir işe alım amacı taşımayan ilanların yalnızca kişisel veri güvenliği açısından değil, dijital ekosistemin güvenilirliği açısından da risk oluşturabileceğini belirtti. Bazı şirketlerin veya kötü niyetli yapıların, gerçekte personel ihtiyacı bulunmamasına rağmen sürekli iş ilanı yayımlayarak web sitelerine trafik çekmeyi, sosyal medya hesaplarının etkileşimini artırmayı veya sürekli büyüyen bir organizasyon algısı oluşturmayı hedefleyebileceğine dikkat çeken Doğanay, bu tür uygulamaların aynı zamanda adayların kişisel verilerinin gereksiz yere toplanmasına neden olabileceğini ifade etti. Doğanay, şu değerlendirmede bulundu: "Dijital platformlarda yayımlanan her iş ilanının gerçekten istihdam amacı taşıdığı varsayımıyla hareket edilmemelidir. Eğer herhangi bir işe alım yapılmadığı hâlde sürekli yeni ilanlar yayımlanıyorsa, bunun amacı ve toplanan kişisel verilerin nasıl işlendiği şeffaf biçimde ortaya konulmalıdır. Bu durum yalnızca insan kaynakları uygulaması olarak değil, kişisel verilerin korunması ve siber güvenlik perspektifiyle de incelenmelidir. Kaldı ki Kişisel Verileri Koruma Kanunu da kişisel verilerin işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olması ilkesi kapsamında veri minimizasyonu uygulanması gerektiğini belirtir. Gereksiz fazla veri siber risk iştahını artırır." Gerçek dışı işe alım ilanlarının kurum içinde de olumsuz etkiler oluşturabileceğini belirten Doğanay, sürekli yeni personel arandığı algısının çalışanlar üzerinde iş güvencesine ilişkin kaygıları artırabileceğini, bunun da kurum kültürü ve çalışan psikolojisi açısından değerlendirilmesi gereken ayrı bir konu olduğunu söyledi. Doğanay, yapay zekâ çağında büyük ölçekli CV havuzlarının siber saldırganlar açısından önemli bir hedef hâline geldiğini belirterek, "Milyonlarca özgeçmişten oluşan veri havuzları, kötü niyetli kişilerin eline geçtiğinde sosyal mühendislik saldırıları, hedefli oltalama kampanyaları ve kimlik dolandırıcılığı için kullanılabilecek stratejik veri kaynaklarına dönüşebilir. Bu nedenle işe alım süreçleri artık sadece insan kaynaklarının değil, siber güvenlik uzmanlarının da ilgi alanına girmektedir." ifadelerini kullandı. Siber Güvenlik Uzmanından İşe alım süreçleri için yeni standart çağrısı İşe alım süreçlerinde kişisel verilerin korunmasına yönelik yeni standartlar geliştirilmesi gerektiğini belirten Doğanay, şu önerilerde bulundu: - Gerçek bir açık pozisyon bulunmadan iş ilanı yayınlanmamalı - Gerçek ve güncel bir açık pozisyona dayanmayan ilanlarda bu durum adaylara açıkça belirtilmeli. - Özgeçmiş havuzu oluşturmak amacıyla kişisel veriler toplanmamalı - Adaylardan toplanan kişisel verilerin hangi amaçla işlendiği açık şekilde belirtilmeli. - İşe alım süreci tamamlandıktan sonra ihtiyaç duyulmayan özgeçmişler mevzuata uygun biçimde silinmeli. - İş ilanı platformları ve işverenlerin kişisel veri işleme süreçleri düzenli olarak denetlenmeli. - Adaylar, kişisel verilerinin ne kadar süre saklanacağı konusunda açık ve anlaşılır şekilde bilgilendirilmeli. Bunlara ek olarak; aktif olarak iş aramayan vatandaşlarımızın kariyer platformlarındaki hesaplarını gözden geçirmelerini, ihtiyaç duymuyorlarsa özgeçmişlerini yayından kaldırmalarını veya hesaplarını silmelerini öneriyoruz. Çünkü internette uzun süre erişilebilir halde bırakılan kişisel veriler, zaman içinde farklı risklere maruz kalabiliyor. Dijital dünyada kullanılmayan veriyi çevrimiçi ortamda tutmamak en temel siber güvenlik prensiplerinden biridir. “Yapay zekâ çağı ile güçlenen yeni nesil siber tehditlerde saldırganın hedefi artık yalnızca sistemler değil; insanın kimliği, verisi ve dijital güvenidir.” Yapay zekâ teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte kişisel verilerin değerinin her zamankinden daha fazla arttığını vurgulayan Doğanay, sözlerini şöyle tamamladı: "Eskiden siber güvenlik denildiğinde akla sunucular, ağlar ve bilgisayar sistemleri gelirdi. Bugün ise en değerli hedef insanın kendisi ve ona ait veriler. Yapay zekâ çağında siber güvenlik artık yalnızca sistemleri değil, insan verisini korumaktır. İş arayan milyonlarca vatandaşın özgeçmişi de korunması gereken stratejik dijital varlıklar arasında yer alıyor. Kişisel verilerin güvenliği artık sadece bireysel bir hak değil, dijital ekonominin ve ulusal siber güvenliğin de temel unsurlarından biridir. Ayrıca bu sorun yalnızca işverenlerin veya kariyer platformlarının inisiyatifine bırakılamaz. Kamu otoriteleri tarafından da etkin düzenleyici ve denetleyici mekanizmaların geliştirilmesi gerekiyor. Türkiye’de iş ilanları üzerinden gerçekleştirilen kişisel veri toplama faaliyetleri daha etkin denetlenmeli; gerçek bir açık pozisyona dayanmayan ilanlar için şeffaflık yükümlülüğü getirilmeli ve aday havuzu oluşturmak amacıyla yapılan veri toplama faaliyetleri açık kurallara bağlanmalıdır. İşverenlerin ve kariyer platformlarının topladıkları özgeçmişleri hangi amaçla ve ne kadar süreyle sakladıkları denetlenmeli; kapanmış veya gerçekte mevcut olmayan pozisyonlara ilişkin ilanların belirli süreler içerisinde yayından kaldırılması sağlanmalıdır. Ayrıca yanıltıcı iş ilanlarının bildirilebileceği etkin bir mekanizma oluşturulmalı ve tekrarlayan ihlaller için idari yaptırımlar değerlendirilmelidir. Milyonlarca vatandaşın kişisel verisinin işlendiği böylesine büyük bir dijital ekosistemde denetim artık yalnızca ilanların içeriğini değil, ilanların arkasındaki veri toplama, kullanma, paylaşma ve saklama süreçlerinin tamamını kapsamalıdır. "

Dijital hayatın anahtarı e-posta kutusunda saklı Haber

Dijital hayatın anahtarı e-posta kutusunda saklı

Kişisel veya iş hesaplarınızı ve verilerinizi korumak istiyorsanız güvenlik önlemlerinizi gelen kutunuzdan başlatmalısınız. Siber güvenlik alanında dünya lideri olan ESET, siber suçlular için de çok değerli bir hedef olan e-postaları inceledi, önerilerini paylaştı. E-posta sadece bir iletişim aracı veya sıradan bir çevrimiçi hesap değil. Hem kişisel hem de iş hayatımızda, e-posta krallığın anahtarlarını elinde tutar. Diğer hesap parolalarını sıfırlamak ve kimliğinizi doğrulamak için bir mekanizma bile olabilir. E-posta hesapları, parola sıfırlama bağlantılarının geldiği, hesap uyarılarının saklandığı, rezervasyonların onaylandığı, faturaların dosyalandığı ve kimlik kontrollerinin başladığı yerdir. Gelen kutusu, seyahat planlarından alışveriş fişlerine, doktor randevularından sözleşmelere, vergi belgelerine ve taranmış kimliklere kadar yıllarca biriken hassas bilgileri içerebilir. Nereye gittiğinizi, neye sahip olduğunuzu, hangi hizmetleri kullandığınızı, kime güvendiğinizi ve diğer hesaplara nasıl ulaşılabileceğini gösterebilir. Saldırganların e-posta kutusuna erişmek istemelerinin sebebi Saldırganlar, dijital hayatınızın geri kalanı üzerinde baskı kurmalarını sağlayabileceği için gelen kutunuzu hedef alırlar. E-posta hesabınıza erişim sayesinde, diğer birçok hesabınızın parolalarını sıfırlayabilirler; hatta bankanız, sosyal medya hesaplarınız, bulut depolama hizmetiniz veya diğer çevrimiçi sağlayıcılar tarafından gönderilen tek kullanımlık parolaları ele geçirebilirler. Gizli kalmaya çalışarak otomatik yönlendirme kuralları ayarlayabilirler; böylece, siz acil sorunun çözüldüğünü düşündüğünüzde bile mesajlarınızı almaya devam edebilirler. Başka bir deyişle parolanızı sıfırlasanız bile sıfırlama kodları onlara gönderilir. Diğerleri ise erişim jetonlarını, bağlı uygulamaları veya aktif oturumları kötüye kullanarak sistemde tutunmaya çalışabilir. Siber suçlular, şantaj amacıyla fotoğraflarınıza erişebilir ve iletişimlerinizi dinleyebilir. Bu durum, etkileşimde bulunduğunuz güvenilir bir kuruluşun kimliğine bürünmek üzere tasarlanmış, inandırıcı bir oltalama e-postasının zeminini hazırlayabilir. Bu e-postada para, ücret ödemesi veya kimlik dolandırıcılığı yapmak için kullanılacak daha fazla kişisel bilgi istenebilir. Sizinle ilgili ne kadar çok bilgiye sahip olurlarsa oltalama saldırısı o kadar inandırıcı olacaktır. İş hayatı üzerindeki etkileri ise daha da kötü olabilir. Kurumsal e-posta hesabınıza erişim sağlayan siber suçlular, bulut uygulamalarını açabilir, paylaşımlı sürücülere erişebilir, CRM, finans ve İK sistemlerini inceleyebilir, iş arkadaşlarınızla ve müşterilerinizle olan mesajlarınızı dinleyebilir ve müşteri verilerine erişebilir. E-posta kutusunu korumak giderek zorlaşıyor E-posta, teknoloji, kimlik ve insan güveninin kesiştiği noktada yer aldığı için saldırganlar için cazip olmaya devam ediyor. Kimlik avı, güvenlik zincirinin tartışmasız en zayıf halkası olan insanları hedef alır. Hepimiz her gün zaman baskısı altında e-posta kullanıyoruz; faturaları, teslimat güncellemelerini, İK bildirimlerini, müşteri taleplerini, parola sıfırlamalarını, toplantı davetlerini ve güvenlik uyarılarını almak için. Bu mesajların çoğu bizden bir şeye tıklamamızı, onaylamamızı, indirmemizi, yanıt vermemizi veya ödeme yapmamızı ister. Saldırganlar bu rutini istismar eder çünkü bir mesaj tanıdık bir göndericiden geliyormuş gibi görünürse, yoğun bir anda ulaşırsa veya aciliyet hissi uyandırırsa dikkatli kullanıcılar bile hata yapabilir. Kimlik taklidi ve sosyal mühendislik tekniklerini kullanan hackerların başarı şansı daha yüksektir. Verizon’a göre, geçen yıl meydana gelen güvenlik ihlallerinin %62’sinde insan faktörü rol oynadı; sosyal mühendislik ise tüm ihlallerin %16’sını oluşturarak en yaygın üçüncü ihlal modeli oldu. Kötü niyetli kişiler ise sizi kandırmak için her zaman yeni yollar arıyor. Raporda, mobil oltalama simülasyonlarında “başarılı” tıklama oranlarının medyan değerinin, e-postaya kıyasla %40 daha yüksek olduğu belirtiliyor. Ayrıca e-posta kimlik avı kampanyalarının başarı oranlarını artırmak için daha gelişmiş araçlar kullanıyorlar. Üretken yapay zekâ (GenAI), tehdit aktörlerinin gramer ve imla hatası içermeyen kimlik avı mesajları yazmasına ve bunları yaygınlaştırmasına yardımcı olabilir. Gelen kutunuzu koruma Ev kullanıcısıysanız her hesap için güçlü ve benzersiz bir parola veya parola cümlesi kullandığınızdan emin olun ve bunları güvenilir bir parola yöneticisinde saklayın. Alternatif olarak, passkey gibi parolasız bir yöntem kullanın. Her halükârda, çok faktörlü kimlik doğrulamayı etkinleştirin. Kurtarma seçeneklerinizi güncel tutun ve bir saldırganın eski bir telefon numarasını veya unutulmuş yedek e-posta adresini kullanarak erişimi geri kazanamamasını sağlayın. E-posta ayarlarınızı zaman zaman kontrol etmenizde fayda var. Tanımadığınız yönlendirme kuralları, garip filtreler, bilinmeyen bağlı uygulamalar veya tanımadığınız cihazlar olup olmadığına bakın. Gelen kutunuz ele geçirilmişse parolayı değiştirin, şüpheli oturumları iptal edin, kurtarma ayrıntılarını gözden geçirin ve mesajların bilginiz dışında yönlendirilip yönlendirilmediğini kontrol edin. Oltalama saldırılarına karşı dikkatli olun. İstenmeyen e-postalara karşı temkinli davranın. Gönderen adının üzerine fareyi getirerek uyuşmazlık olup olmadığını kontrol edin. Gönderen alan adlarında yazım hatası olup olmadığını kontrol edin. İstenmeyen e-postalardaki bağlantılara tıklamayın veya ekleri açmayın. Gerekirse gönderenle ayrı olarak iletişime geçin. Siz başlatmadığınız cihaz kodlarını veya MFA uyarılarını onaylamayın; bunlar, şansını deneyen bilgisayar korsanlarının işi olabilir. Kurtarma seçeneklerinizin net ve güncel olduğundan emin olun. Bir çalışan iseniz CEO'nuzdan veya BT departmanından gelmiş gibi görünse bile acil havale taleplerine dikkatli yaklaşın. Bir iş arkadaşınıza danışın veya ayrı bir kanal aracılığıyla doğrulayın. Çalışanlara yönelik güvenlik farkındalık eğitimlerini ciddiye alın ve dolandırıcıların kullandığı en son oltalama taktikleri ve tekniklerini öğrenin. Kötü amaçlı yazılımlardan ve şüpheli mesajlardan korunmak için güvenilir bir sağlayıcıdan kapsamlı bir güvenlik çözümü kullanın. Hemen hemen herkes e-posta kullanır. Bu da e-postayı bilgisayar korsanları için her zaman cazip bir hedef hâline getirir. Ancak herkesin gelen kutusu bu riske maruz kalmak zorunda değildir. Çevrimiçi ortamda güvende kalma şansınızı en üst düzeye çıkarmak için uygun önlemleri alın.

Sosyal medya paylaşımlarında dikkat edilmesi gereken noktalar Haber

Sosyal medya paylaşımlarında dikkat edilmesi gereken noktalar

Kimlik dolandırıcılığına yol açabilir, siber suçluların parolanızı ele geçirmesini sağlayabilir ve hatta kişisel bilgilerinizi ve eşyalarınızı hırsızlık riskiyle karşı karşıya bırakabilir. Siber güvenlik şirketi ESET, kullanıcıların sosyal medyada yaptığı paylaşımların gizlilik ve güvenlik açısından ciddi sonuçlara yol açabileceğine dikkat çekerek önerilerde bulundu. Seyahat planları, konum bilgileri, doğum tarihi, yeni alınan eşyalar, aile fotoğrafları. Tüm bu içerikler sadece takipçilerin ilgisini çekmekle kalmaz, aynı zamanda siber suçlulara sizi tanımaları ve hedef almaları için ihtiyaç duydukları bilgileri de sunar. Kimlik avı saldırılarında ve sosyal mühendislik tekniklerinde artış yaşanırken sosyal medya üzerinden yapılan aşırı paylaşımlar bu saldırılar için adeta açık kapı hâline geliyor. Sosyal medya platformları gizlilik ayarlarını ve içerik algoritmalarını sık sık değiştiriyor. Ancak kullanıcılar bu değişiklikleri takip etmediklerinde paylaştıkları bilgilerin kimlerle ne ölçüde göründüğünü kontrol etmekte zorlanabiliyor. ESET uzmanlarına göre, “sadece arkadaşlarım görüyor” sanılan bir paylaşım, birkaç etkileşim ve yeniden gönderimle çok daha geniş kitlelere ulaşabiliyor. Siber suçlular sizi sizden daha iyi tanıyabilir ESET uzmanları, sosyal medya profillerinin siber suçlular için bir bilgi kaynağı hâline geldiğini belirtiyor. Paylaşımlarınızdan hobileriniz, alışveriş alışkanlıklarınız, ilişkileriniz, hatta güvenlik sorularınızın cevapları bile çıkarılabilir. Platformların sunduğu gizlilik araçlarını kullanmak ve hesap güvenliğini artırmak önemli bir adım. Asıl önemli olan ise bireyin dijital davranışlarını sorgulamasıyla başlıyor. Sosyal medya sizi sevdiklerinizle ve ilgi alanlarınızla buluşturabilir ama kontrolsüz kullanım hem sizi hem de çevrenizdekileri tehlikeye atabilir. Sosyal medya paylaşımlarında nelere dikkat etmelisiniz? Kişisel bilgiler. Doğum tarihi, evcil hayvan adı gibi masum görünen bilgiler, parolalarınızı tahmin etmek için kullanılabilir.Tatil planları. Tatil öncesi yapılan paylaşımlar, evinizin boş olduğunun işareti olur.Konum bilgileri. Canlı konum etiketleri, güvenliğinizi riske atabilir.Pahalı eşyalar. Yeni alınan bir cihaz ya da değerli bir takı, kötü niyetli kişilerin ilgisini çekebilir.Çocuk fotoğrafları. İzinleri olmadan çocukların dijital ayak izini oluşturmak, uzun vadeli risklere yol açabilir.İşle ilgili serzenişler. Çalıştığınız kurum ya da iş arkadaşlarınızla ilgili paylaşımlar profesyonel itibarınızı zedeleyebilir.Finansal bilgiler. Kart numarası, IBAN, QR kod gibi veriler dolandırıcılığa kapı açabilir.Yakın çevrenin bilgileri. Arkadaş ve aile bireylerinin kişisel bilgilerini onların izni olmadan paylaşmayın.Çekiliş ve kampanyalar . Güvenilir olmayan hesaplardan gelen hediye vaatleri, kimlik avı girişimi olabilir.Özel mesajlar Özellikle iş içerikli ya da kişisel yazışmaların ekran görüntüsünü paylaşmak güvenlik ihlali yaratabilir. Güvende kalmak için neler yapılabilir? Paylaşım yaparken ne paylaştığınıza dikkat edin: Her zaman (profiliniz kısıtlı olsa bile) yanınızda oturan birine internette paylaştığınız bilgilerin aynısını söylemenin sizi rahatlatıp rahatlatmayacağını düşünün. Arkadaş listenizi sık sık gözden geçirin: Tanımadığınız veya gönderilerinizi görmesini istemediğiniz kişileri listenizden çıkarmak faydalı bir alışkanlık olacaktır. Arkadaş listenizi ve gönderilerinizi kimlerin görüntüleyebileceğini kısıtlayın: Bu, birisinin paylaştığınız herhangi bir bilgiyi kötü amaçlarla kullanma olasılığını azaltmaya yardımcı olacaktır. Fotoğraf erişimini kısıtlayın: Bunlar ideal olarak sadece bilinen arkadaşlar ve onaylı aile üyeleri tarafından görüntülenebilmelidir. İki faktörlü kimlik doğrulamayı (2FA) açın ve güçlü, benzersiz parolalar kullanın: Bu, parolalarınızı tahmin etmeyi veya kırmayı başarsalar bile birinin hesabınızı ele geçirme olasılığını azaltacaktır. Sosyal medyayı bu kadar eğlenceli yapan şey gönderilerimizi arkadaşlarımızla, ailemizle ve bağlantılarımızla paylaşmaktır. Ancak bu, aynı zamanda potansiyel bir risk kaynağıdır. Sosyal medya platformlarını kullanırken dikkatli davranarak oluşabilecek sorunlardan uzak durun.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.