SON DAKİKA
Hava Durumu

#Siber Güvenlik

Ekometre - Siber Güvenlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Siber Güvenlik haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Türkiye siber saldırıların en fazla hedef aldığı ülke oldu Haber

Türkiye siber saldırıların en fazla hedef aldığı ülke oldu

Rapora göre Türkiye, web tabanlı tehditlerden etkilenen kullanıcı oranında yüzde 22,8 ile bölgenin en fazla hedef alınan ülkesi olurken, yılın ilk altı ayında 17,1 milyon çevrim içi saldırı engellendi. Kaspersky Küresel Araştırma ve Analiz Ekibi (GReAT) tarafından Siber Güvenlik Hafta Sonu etkinliğinde paylaşılan verilere göre, web siteleri, e-postalar ve çevrim içi hizmetlerdeki güvenlik açıklarını hedef alan saldırılar milyonlarca kullanıcıyı etkilemeye devam etti. Türkiye'yi web tabanlı tehditlerden etkilenen kullanıcı oranında yüzde 21,2 ile Kenya, yüzde 19,3 ile Katar takip etti. Suudi Arabistan, Ürdün ve Pakistan ise bu alanda en düşük saldırı oranına sahip ülkeler arasında yer aldı. Yapay zekâ saldırıları daha karmaşık hale getiriyor Raporda, tehdit aktörlerinin operasyonlarının birçok aşamasında yapay zekâdan yararlanmaya başladığına dikkat çekildi. Büyük dil modellerinin oltalama e-postaları hazırlamak, zararlı yazılım kodları üretmek ve saldırı süreçlerini destekleyen içerikler oluşturmak amacıyla giderek daha yaygın kullanıldığı belirtildi. Kaspersky araştırmacıları, Rust tabanlı zararlı yazılımlar kullanan FunkSec grubunun faaliyetlerinde ve daha önce tespit edilen RevengeHotels kampanyasında yapay zekâ destekli zararlı yazılım geliştirme yöntemlerinin kullanıldığını aktardı. Kaspersky Asya Pasifik (APAC) ile Orta Doğu, Türkiye ve Afrika (META) Bölgeleri Küresel Araştırma ve Analiz Ekibi Başkanı Sergey Lozhkin, yapay zekânın saldırganların çalışma yöntemlerini önemli ölçüde değiştirdiğini belirterek, teknolojinin zararlı araçların geliştirilme süresini ve maliyetini düşürdüğünü, bu sayede tehdit aktörlerinin daha hızlı ve geniş ölçekli operasyonlar gerçekleştirebildiğini ifade etti. Öne çıkan siber tehdit eğilimleri Kaspersky uzmanlarına göre 2026'nın ilk yarısında öne çıkan siber güvenlik riskleri şöyle sıralandı: Yapay zekâ destekli zararlı yazılımların daha hızlı geliştirilmesi ve farklı platformlara kolayca uyarlanması.Çalınan verilerin meşru bulut depolama ve dosya paylaşım hizmetleri üzerinden aktarılması.Üretim ve iş süreçlerini durdurarak baskıyı artıran yeni nesil fidye yazılımı saldırıları.Yapay zekâ ajanlarının ele geçirilerek sistemlerde kalıcılık sağlaması.Yapay zekâ araçlarının kötü niyetli "beceriler" üzerinden yeni bir saldırı vektörüne dönüşmesi. Raporda, kurumların siber risklere karşı güvenlik açıklarını düzenli olarak yönetmeleri, yazılım güncellemelerini geciktirmemeleri, çalışan farkındalık eğitimlerini artırmaları ve gelişmiş tehdit istihbaratı ile yapay zekâ destekli güvenlik çözümlerinden yararlanmalarının kritik önem taşıdığı vurgulandı.

Dijital dönüşümün püf noktaları anlatıldı Haber

Dijital dönüşümün püf noktaları anlatıldı

Bursa Nilüfer Organize Sanayi Bölgesi Yalçın Aras Konferans Salonu’nda düzenlenen etkinlikte, üretimde verimliliği artıran, maliyetleri optimize eden ve operasyonel süreçleri daha güvenli hale getiren dijital çözümler hakkında kapsamlı bilgi anlatıldı. Etkinliğe, Marmara ve İç Anadolu Sanayici ve İş İnsanları Derneği (MARSİFED) Başkanı Osman Akın, Tüm Mühendis Kadınlar Derneği (TÜMKAD) Başkanı Ülfet Öztürk, Bilişim Sektörü İş İnsanları Derneği (BİSİAD) Başkanı İdris Doğrul’un yanı sıra NOSAB bünyesinde faaliyet gösteren fabrikaların temsilcileri ve Vodafone Business iş ortağı işletmelerin yetkilileri katıldı. Vodafone Business’ın işletmelere özel çözümleri tanıtıldı Etkinliğin ilk oturumunda Vodafone Business IoT Çözüm Satış Müdürü Simay Gülbeyaz, akıllı fabrika uygulamaları, nesnelerin interneti (IoT), özel mobil şebekeler (MPN), gerçek zamanlı konumlandırma sistemleri (RTLS/RFID), görüntü işleme teknolojileri ve dijital üretim süreçlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sunumda, fabrikalarda dijitalleşmenin üretim süreçlerine sağladığı katkılar ile kağıtsız üretim hedefi doğrultusunda geliştirilen çözümler katılımcılarla paylaşıldı. Gülbeyaz’ın ardından söz alan Vodafone Business Bölge Çözüm Satış Müdürü Tansel Çınar, bulut teknolojilerinin işletmelere sunduğu avantajları anlattı. Sunumda; veri güvenliği, ölçeklenebilir altyapı, esnek kullanım modeli ve fiziksel donanım yatırımı gerektirmeyen "kullandığın kadar öde" yaklaşımı öne çıkan başlıklar arasında yer aldı. Çınar, bulut çözümlerinin işletmelerin dijital dönüşüm süreçlerinde sağladığı esneklik ve operasyonel verimliliğe ilişkin bilgiler verdi. Siber risklerle mücadele yöntemleri ele alındı Etkinliğin siber güvenlik oturumunda ise güvenlik operasyon merkezi (SOC), güvenlik bilgi ve olay yönetimi (SIEM), zafiyet tarama ve yönetimi, siber tehdit istihbaratı ve politika optimizasyonu gibi konular ele alındı. İşletmelerin dijital varlıklarını korumaya yönelik bütünleşik güvenlik yaklaşımı aktarılırken, olası siber risklerin tespit edilmesi ve bunlara hızlı müdahale edilmesine yönelik uygulamalar hakkında katılımcılar bilgilendirildi. Programın son bölümünde Vodafone Business Ürün Yöneticileri Gökçe Yılmaz ve Eren Er, Sabit Kablosuz Erişim (FWA) ve SD-WAN çözümlerini anlattı. Modern işletmeler için hızlı, esnek ve güvenli ağ altyapıları sunan bu yeni nesil teknolojilerin; bağlantı yönetimi, ağ performansı, operasyonel süreklilik ve farklı lokasyonların merkezi şekilde yönetilmesine sağladığı katkılar örnek uygulamalarla katılımcılarla paylaşıldı.

Dijital hayatın anahtarı e-posta kutusunda saklı Haber

Dijital hayatın anahtarı e-posta kutusunda saklı

Kişisel veya iş hesaplarınızı ve verilerinizi korumak istiyorsanız güvenlik önlemlerinizi gelen kutunuzdan başlatmalısınız. Siber güvenlik alanında dünya lideri olan ESET, siber suçlular için de çok değerli bir hedef olan e-postaları inceledi, önerilerini paylaştı. E-posta sadece bir iletişim aracı veya sıradan bir çevrimiçi hesap değil. Hem kişisel hem de iş hayatımızda, e-posta krallığın anahtarlarını elinde tutar. Diğer hesap parolalarını sıfırlamak ve kimliğinizi doğrulamak için bir mekanizma bile olabilir. E-posta hesapları, parola sıfırlama bağlantılarının geldiği, hesap uyarılarının saklandığı, rezervasyonların onaylandığı, faturaların dosyalandığı ve kimlik kontrollerinin başladığı yerdir. Gelen kutusu, seyahat planlarından alışveriş fişlerine, doktor randevularından sözleşmelere, vergi belgelerine ve taranmış kimliklere kadar yıllarca biriken hassas bilgileri içerebilir. Nereye gittiğinizi, neye sahip olduğunuzu, hangi hizmetleri kullandığınızı, kime güvendiğinizi ve diğer hesaplara nasıl ulaşılabileceğini gösterebilir. Saldırganların e-posta kutusuna erişmek istemelerinin sebebi Saldırganlar, dijital hayatınızın geri kalanı üzerinde baskı kurmalarını sağlayabileceği için gelen kutunuzu hedef alırlar. E-posta hesabınıza erişim sayesinde, diğer birçok hesabınızın parolalarını sıfırlayabilirler; hatta bankanız, sosyal medya hesaplarınız, bulut depolama hizmetiniz veya diğer çevrimiçi sağlayıcılar tarafından gönderilen tek kullanımlık parolaları ele geçirebilirler. Gizli kalmaya çalışarak otomatik yönlendirme kuralları ayarlayabilirler; böylece, siz acil sorunun çözüldüğünü düşündüğünüzde bile mesajlarınızı almaya devam edebilirler. Başka bir deyişle parolanızı sıfırlasanız bile sıfırlama kodları onlara gönderilir. Diğerleri ise erişim jetonlarını, bağlı uygulamaları veya aktif oturumları kötüye kullanarak sistemde tutunmaya çalışabilir. Siber suçlular, şantaj amacıyla fotoğraflarınıza erişebilir ve iletişimlerinizi dinleyebilir. Bu durum, etkileşimde bulunduğunuz güvenilir bir kuruluşun kimliğine bürünmek üzere tasarlanmış, inandırıcı bir oltalama e-postasının zeminini hazırlayabilir. Bu e-postada para, ücret ödemesi veya kimlik dolandırıcılığı yapmak için kullanılacak daha fazla kişisel bilgi istenebilir. Sizinle ilgili ne kadar çok bilgiye sahip olurlarsa oltalama saldırısı o kadar inandırıcı olacaktır. İş hayatı üzerindeki etkileri ise daha da kötü olabilir. Kurumsal e-posta hesabınıza erişim sağlayan siber suçlular, bulut uygulamalarını açabilir, paylaşımlı sürücülere erişebilir, CRM, finans ve İK sistemlerini inceleyebilir, iş arkadaşlarınızla ve müşterilerinizle olan mesajlarınızı dinleyebilir ve müşteri verilerine erişebilir. E-posta kutusunu korumak giderek zorlaşıyor E-posta, teknoloji, kimlik ve insan güveninin kesiştiği noktada yer aldığı için saldırganlar için cazip olmaya devam ediyor. Kimlik avı, güvenlik zincirinin tartışmasız en zayıf halkası olan insanları hedef alır. Hepimiz her gün zaman baskısı altında e-posta kullanıyoruz; faturaları, teslimat güncellemelerini, İK bildirimlerini, müşteri taleplerini, parola sıfırlamalarını, toplantı davetlerini ve güvenlik uyarılarını almak için. Bu mesajların çoğu bizden bir şeye tıklamamızı, onaylamamızı, indirmemizi, yanıt vermemizi veya ödeme yapmamızı ister. Saldırganlar bu rutini istismar eder çünkü bir mesaj tanıdık bir göndericiden geliyormuş gibi görünürse, yoğun bir anda ulaşırsa veya aciliyet hissi uyandırırsa dikkatli kullanıcılar bile hata yapabilir. Kimlik taklidi ve sosyal mühendislik tekniklerini kullanan hackerların başarı şansı daha yüksektir. Verizon’a göre, geçen yıl meydana gelen güvenlik ihlallerinin %62’sinde insan faktörü rol oynadı; sosyal mühendislik ise tüm ihlallerin %16’sını oluşturarak en yaygın üçüncü ihlal modeli oldu. Kötü niyetli kişiler ise sizi kandırmak için her zaman yeni yollar arıyor. Raporda, mobil oltalama simülasyonlarında “başarılı” tıklama oranlarının medyan değerinin, e-postaya kıyasla %40 daha yüksek olduğu belirtiliyor. Ayrıca e-posta kimlik avı kampanyalarının başarı oranlarını artırmak için daha gelişmiş araçlar kullanıyorlar. Üretken yapay zekâ (GenAI), tehdit aktörlerinin gramer ve imla hatası içermeyen kimlik avı mesajları yazmasına ve bunları yaygınlaştırmasına yardımcı olabilir. Gelen kutunuzu koruma Ev kullanıcısıysanız her hesap için güçlü ve benzersiz bir parola veya parola cümlesi kullandığınızdan emin olun ve bunları güvenilir bir parola yöneticisinde saklayın. Alternatif olarak, passkey gibi parolasız bir yöntem kullanın. Her halükârda, çok faktörlü kimlik doğrulamayı etkinleştirin. Kurtarma seçeneklerinizi güncel tutun ve bir saldırganın eski bir telefon numarasını veya unutulmuş yedek e-posta adresini kullanarak erişimi geri kazanamamasını sağlayın. E-posta ayarlarınızı zaman zaman kontrol etmenizde fayda var. Tanımadığınız yönlendirme kuralları, garip filtreler, bilinmeyen bağlı uygulamalar veya tanımadığınız cihazlar olup olmadığına bakın. Gelen kutunuz ele geçirilmişse parolayı değiştirin, şüpheli oturumları iptal edin, kurtarma ayrıntılarını gözden geçirin ve mesajların bilginiz dışında yönlendirilip yönlendirilmediğini kontrol edin. Oltalama saldırılarına karşı dikkatli olun. İstenmeyen e-postalara karşı temkinli davranın. Gönderen adının üzerine fareyi getirerek uyuşmazlık olup olmadığını kontrol edin. Gönderen alan adlarında yazım hatası olup olmadığını kontrol edin. İstenmeyen e-postalardaki bağlantılara tıklamayın veya ekleri açmayın. Gerekirse gönderenle ayrı olarak iletişime geçin. Siz başlatmadığınız cihaz kodlarını veya MFA uyarılarını onaylamayın; bunlar, şansını deneyen bilgisayar korsanlarının işi olabilir. Kurtarma seçeneklerinizin net ve güncel olduğundan emin olun. Bir çalışan iseniz CEO'nuzdan veya BT departmanından gelmiş gibi görünse bile acil havale taleplerine dikkatli yaklaşın. Bir iş arkadaşınıza danışın veya ayrı bir kanal aracılığıyla doğrulayın. Çalışanlara yönelik güvenlik farkındalık eğitimlerini ciddiye alın ve dolandırıcıların kullandığı en son oltalama taktikleri ve tekniklerini öğrenin. Kötü amaçlı yazılımlardan ve şüpheli mesajlardan korunmak için güvenilir bir sağlayıcıdan kapsamlı bir güvenlik çözümü kullanın. Hemen hemen herkes e-posta kullanır. Bu da e-postayı bilgisayar korsanları için her zaman cazip bir hedef hâline getirir. Ancak herkesin gelen kutusu bu riske maruz kalmak zorunda değildir. Çevrimiçi ortamda güvende kalma şansınızı en üst düzeye çıkarmak için uygun önlemleri alın.

ABD kuantum liderliğini hedefliyor  Haber

ABD kuantum liderliğini hedefliyor 

Düzenlemeler, ABD'nin kuantum alanındaki küresel liderliğini güçlendirmeyi ve kamu sistemlerini geleceğin siber tehditlerine karşı hazırlamayı amaçlıyor. Beyaz Saray'da düzenlenen törende konuşan Trump, kuantum teknolojilerinin ekonomik büyüme, bilimsel araştırmalar ve teknolojik rekabet açısından kritik öneme sahip olduğunu vurguladı. ABD'den kuantum bilgisayar programı İlk kararname kapsamında yüksek işlem kapasitesine sahip yeni nesil kuantum bilgisayarların geliştirilmesi için ulusal bir program başlatılacak. Program kapsamında önümüzdeki beş yıl içinde kuantum tabanlı sensörler, iletişim ağları ve ileri teknoloji altyapılarının geliştirilmesi hedefleniyor. ABD yönetimi, kamu ve özel sektör yatırımlarını artırarak kuantum teknolojilerinde küresel rekabet avantajını korumayı amaçlıyor. Federal sistemlerde kuantum güvenlik dönemi İkinci kararname ise siber güvenlik alanına odaklanıyor. Düzenlemeye göre federal kurumların bilgi işlem altyapıları 2031 yılına kadar kuantum kriptografisi tabanlı güvenlik sistemlerine geçirilecek. Bu adım, gelecekte kuantum bilgisayarların mevcut şifreleme yöntemlerini aşabilecek kapasiteye ulaşması durumunda kamu kurumlarının korunmasını hedefliyor. Çin rekabeti hızlanıyor Uzmanlar, kuantum teknolojilerinin yapay zekâ, savunma sanayii, finans, sağlık ve iletişim sektörlerinde büyük dönüşümler yaratacağını belirtiyor. Trump yönetiminin açıkladığı yeni programlar, özellikle Çin ile yaşanan teknoloji rekabetinde stratejik bir hamle olarak değerlendiriliyor. Kuantum bilgisayarlar, günümüz süper bilgisayarlarının çözmekte zorlandığı karmaşık problemleri çok daha kısa sürede çözme potansiyeli nedeniyle geleceğin en kritik teknolojileri arasında gösteriliyor.

Çin'in Kuantum Bilgisayarı 1 milyon görevi aştı Haber

Çin'in Kuantum Bilgisayarı 1 milyon görevi aştı

Sistemle birlikte geliştirilen kuantum sonrası kriptografi platformu Origin Rock ise geleceğin siber güvenlik altyapılarının test edilmesinde önemli bir adım olarak öne çıkıyor. Kuantum teknolojilerinde küresel rekabet yalnızca işlem gücüyle sınırlı kalmazken, veri güvenliği ve yeni nesil şifreleme sistemleri de ülkeler arasındaki yarışın önemli başlıklarından biri haline geldi. Çin'in Anhui Eyaleti Kuantum Hesaplama Çipleri Anahtar Laboratuvarı tarafından yapılan açıklamaya göre, iki yılı aşkın süredir hizmet veren Origin Wukong, 192 ülkeden 49 milyondan fazla ziyaretçiye ulaştı ve 1 milyonun üzerinde hesaplama görevi gerçekleştirdi. Kuantum sonrası güvenlik dönemi Uzmanlara göre günümüzde bankacılık, e-ticaret, kamu kurumları ve kurumsal veri ağlarında kullanılan şifreleme sistemleri, kuantum bilgisayarların yaygınlaşmasıyla birlikte ciddi güvenlik riskleriyle karşı karşıya kalabilir. Bu nedenle teknoloji şirketleri ve hükümetler, Post-Quantum Cryptography (PQC) olarak adlandırılan kuantum sonrası kriptografi çözümlerine yöneliyor. Amaç, kuantum bilgisayarların mevcut şifreleme yöntemlerini aşabilecek kapasiteye ulaşmasından önce yeni güvenlik standartlarını devreye almak. Origin Rock devreye girdi Çin'in geliştirdiği Origin Rock isimli yazılım tabanlı PQC modeli, Nisan 2024'te Origin Wukong sistemine entegre edildi. Geliştiriciler tarafından "mızrak ve kalkan modeli" olarak tanımlanan sistemde, kuantum hesaplama kapasitesi saldırı tarafını temsil ederken, yeni nesil güvenlik altyapıları ise savunma katmanını oluşturuyor. Çin hükümetinin sistemi bazı kamu kurumları ve büyük ölçekli şirketlerde test etmeye başladığı belirtiliyor. ABD ve Çin arasında yeni yarış Kuantum sonrası kriptografi alanı, ABD ve Çin arasındaki teknoloji rekabetinin yeni cephesi olarak görülüyor. ABD Ulusal Standartlar ve Teknoloji Enstitüsü (NIST), kuantum bilgisayarların mevcut şifreleme sistemleri üzerinde oluşturabileceği risklere karşı yeni standartlar geliştirirken, Çin de Origin Wukong üzerinden elde edilen verilerle önümüzdeki üç yıl içinde kendi ulusal PQC standartlarını oluşturmayı hedefliyor. Tsinghua Üniversitesi İleri Araştırmalar Enstitüsü'nden Prof. Dr. Wang Xiaoyun, önümüzdeki üç ila beş yılın kuantum sonrası kriptografi sektöründe hızlı büyüme dönemi olacağını belirtti. Uzmanlara göre kuantum hesaplama ve veri güvenliği artık birbirinden ayrı değil; geleceğin dijital ekonomisinin iki temel bileşeni olarak birlikte şekilleniyor.

İş dünyasında alınması gereken 4 kritik önlem Haber

İş dünyasında alınması gereken 4 kritik önlem

Bitdefender Türkiye Distribütörü Laykon Bilişim Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, çalışanları manipüle edip para sızdırmayı hedefleyen bu yeni nesil tehditlere karşı kurumları uyararak siber savunmalarını güçlendirecek 4 kritik adımı paylaşıyor. İş dünyasında yapay zeka teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte oltalama saldırıları boyut değiştirerek çok daha inandırıcı ve tehlikeli bir yapıya bürünüyor. Geleneksel yazılı e-postaların ötesine geçen siber saldırganlar, artık şirket CEO'larının veya üst düzey yöneticilerin seslerini saniyeler içinde kopyalayarak acil para transferi talep eden sahte sesli mesajlar veya video aramaları düzenliyor. Çalışanların üzerindeki otorite baskısını ve aciliyet duygusunu kullanan bu taktikler, milyonlarca liralık kayıplara yol açabiliyor. Çalışanların inisiyatifine bırakılan güvenlik süreçleri bu sofistike saldırılar karşısında yetersiz kalırken, Bitdefender Türkiye Distribütörü Laykon Bilişim Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu şirketlerin karşı karşıya kaldığı bu görünmez tehlikeye dikkat çekerek atılması gereken 4 adımı paylaşıyor. "Yapay Zeka destekli taklitler kurumsal güvenliği kökünden sarsıyor" Ses ve görüntü kopyalama teknolojilerinin siber suçluların elinde kusursuz bir silaha dönüştüğünü belirten Bitdefender Türkiye Distribütörü Laykon Bilişim Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, "Çalışanlar, karşılarında bizzat şirket yöneticisinin sesini duyduklarında veya görüntüsünü gördüklerinde siber güvenlik protokollerini kolayca göz ardı edebiliyor. Otorite figürlerinin bu derece inandırıcı bir şekilde taklit edilmesi, finans departmanlarını savunmasız bırakarak saniyeler içinde geri dönüşü olmayan fon kayıplarına neden oluyor. Kurumların bu yeni nesil tehditlerle başa çıkabilmesi, salt teknolojik önlemlerle sınırlı kalmayıp aynı zamanda çalışan farkındalığını en üst seviyeye çıkaran kapsamlı güvenlik kültürünün inşa edilmesine bağlıdır." dedi. Alev Akkoyunlu, şirketlerin deepfake destekli patron dolandırıcılıklarına karşı alması gereken 4 önlemi paylaşıyor: 1. Finansal işlemler için katı ve çoklu onay protokolleri geliştirin. Büyük miktarlı para transferleri veya hassas veri paylaşımları için asla tek bir iletişime güvenmeyin. E-posta, sesli arama veya video konferans yoluyla gelen acil ödeme taleplerini gerçekleştirmeden önce, işlemi farklı ve bağımsız iletişim kanalları üzerinden şirket içi onay mekanizmalarıyla mutlaka doğrulayın. 2. Şirket içi "güvenlik kelimeleri" veya gizli şifreler belirleyin. Yöneticiler ve kritik departman çalışanları arasında, acil durumlarda kimlik doğrulaması yapmak üzere önceden belirlenmiş ortak parolalar kullanın. Beklenmedik bir transfer talebi geldiğinde bu şifrelerin sorulması, karşınızdaki kişinin yapay zeka destekli bir kopyadan ibaret olup olmadığını anlamanın en pratik yollarından biridir. 3. Çalışanlarınızı yeni nesil yapay zeka tehditlerine karşı eğitin. Kurumsal siber güvenlik eğitimlerini, geleneksel oltalama (phishing) taktiklerinin ötesine taşıyın. Başta finans ve insan kaynakları olmak üzere tüm ekiplerinize deepfake teknolojisinin nasıl çalıştığını, sesli taklit saldırılarının belirtilerini ve şüpheli durumlar karşısında izlemeleri gereken adımları uygulamalı olarak gösterin. 4. Ağınızı ve cihazlarınızı kapsamlı bir çözümle koruma altına alın. Dolandırıcıların e-posta hesaplarınıza sızmasını veya deepfake araçlarını devreye sokmadan önce sisteminize zararlı yazılım yerleştirmesini engellemek için cihazlarınızı Bitdefender Total Security gibi kapsamlı çözümlerle koruyarak kurumunuzda tam güvenlik sağlayın.

ESET’ten Ar-Ge ve yapay zekâ destekli siber güvenliğe dev yatırım Haber

ESET’ten Ar-Ge ve yapay zekâ destekli siber güvenliğe dev yatırım

Siber güvenliği ön planda tutan temel yapay zekâ modelleri, katmanlı bir yapay zekâ yığını ve yeni nesil bir AI SOC'nin geliştirilmesini hızlandırıyor. Yeni yetenekler, yapay zekâ iş akışlarını koruyacak, siber güvenliğe özel yapay zekâyı güçlendirecek ve siber güvenlik telemetrisinin analizinde ve anlaşılmasında devrim yaratacak. ESET, otonom ve ajan yapay zekâ sistemlerinin neden olduğu hızla ortaya çıkan yeni bir saldırı yüzeyine karşı uyarıda bulunurken yapay zekâ destekli siber güvenliğin geleceğine 40 milyon avroluk bir yatırım yapacağını paylaştı. ESET CEO'su Richard Marko tarafından ESET World 2026'da duyurulan bu taahhüt, ESET'in kendi verilerinde halihazırda gözlemlenen bir değişime yanıt olarak geliyor. Mart 2026'dan bu yana ESET teknolojileri, yapay zekâ ajanlarına görevleri nasıl yerine getireceklerini, araçları nasıl kullanacaklarını, hizmetlere nasıl erişeceklerini ve harici sistemlerle nasıl etkileşime gireceklerini söyleyen modüler bileşenler olan yaklaşık 800 bin benzersiz yapay zekâ becerisini taradı. Bu becerilerin yaklaşık 25 bini şüpheli olarak sınıflandırıldı ve 3 binden fazlası tamamen kötü amaçlı olduğu için engellendi. Bu genel rakam, bu yılın başında gözlemlenen yaklaşık 60 bin halka açık beceriye kıyasla 13 katlık bir artışa işaret ediyor. ESET araştırmacılarına göre, yapay zekâ becerileri hızla büyüyen bir yazılım tedarik zinciri katmanının parçası ve genellikle hassas sistemleri harici depolara, eklentilere, veri kümelerine ve üçüncü taraf hizmetlere bağlar. ESET CEO'su Richard Marko yaptığı açıklamada: "Siber güvenlik tamamen yeni bir döneme giriyor. Yapay zekâ artık sadece bir savunma aracı değil saldırı yüzeyinin bir parçası hâline geliyor. Yatırımımız, yapay zekânın siber güvenliği zayıflatmak yerine güçlendirmesini sağlamaya ve otonom yapay zekâ dünyasında kuruluşları koruyabilecek teknolojiler geliştirmeye odaklanıyor. Bu girişim, gelişmiş yapay zekâ sistemlerine erişimin giderek az sayıda küresel teknoloji şirketinde yoğunlaştığı bir dönemde, ESET’in teknolojik bağımsızlığını ve Avrupa’nın siber güvenlik egemenliğini güçlendirmeyi amaçlıyor. Siber güvenliğin geleceğinin tamamen büyük teknoloji şirketleri tarafından kontrol edilen modellere bağlı olamayacağına inanıyoruz. Siber güvenlikte egemenlik önemlidir” dedi. ESET’in Ar-Ge ekibini 1.000 araştırmacı ve mühendise çıkaracak üç yıllık bir işe alım planıyla desteklenen 40 milyon avroluk yatırım, üç stratejik alana odaklanacak: Güvenlik öncelikli bağımsız temel AI modelleri; Tam katmanlı bir yapay zekâ güvenlik yığını; Yeni nesil AI SOC. ESET Yapay Zekâ Başkan Yardımcısı Juraj Jánošík “ESET, siber güvenliğe yapay zekâ uygulamasında uzun süredir öncülük ediyor. Şu anda değişen şey, yapay zekânın oynadığı rol. Yapay zekâ araçları günlük işlerin bir parçası hâline geliyor, ajan sistemler saldırı yüzeyini genişletiyor ve güvenlik ekipleri tehditlere daha hızlı yanıt verebilecek yöntemlere ihtiyaç duyuyor. Bu yatırım, yapay zekâ kullanımını güvence altına almak, siber güvenlik için yapay zekâ modelleri oluşturmak ve insan denetimi altında güvenlik operasyonlarına otonom yetenekler kazandırmak gibi tüm alanlarda çalışmamızı sağlıyor” açıklamasını yaptı. Bağımsız, güvenlik öncelikli temel yapay zekâ modelleri ESET, siber güvenlik uygulamaları için özel olarak tasarlanmış, güvenlik odaklı kendi yapay zekâ modellerinin geliştirilmesini hızlandıracak. Geniş internet içeriği üzerinde eğitilmiş genel amaçlı yapay zekâ sistemlerinden farklı olarak ESET’in modelleri, ESET’in yaklaşık 35 yıllık geçmişi boyunca toplanan siber güvenlik telemetrisi ve gerçek dünya tehdit istihbaratı kullanılarak optimize edilecek. ESET, mevcut yapay zekâ destekli teknolojilerini (ESET LiveGrid, ESET LiveCortex ve ESET LiveGuard gibi) genişletmeye devam ederken dijital ortamlardaki davranış, bağlam ve niyeti anlayabilen World Models dâhil olmak üzere yeni ortaya çıkan yapay zekâ kavramlarını da keşfedecek. Eksiksiz, katmanlı bir yapay zekâ güvenlik yığını oluşturma Yapay zekâ, günlük iş operasyonlarına entegre oldukça ESET, kuruluşları ortaya çıkan yapay zekâ kaynaklı risk ve tehditlerden korumak için tasarlanmış kapsamlı bir yapay zekâ tabanlı güvenlik mimarisi oluşturuyor. Yatırım, kullanıcılar, yapay zekâ ajanları, iş uygulamaları ve yapay zekâ modelleri arasında güvenli bir ara katman olan ESET Secure AI Relay'in geliştirilmesini de içerecek. ESET ayrıca yapay zekâ ajanları arasındaki iletişim için ağ düzeyinde güvenlik korumaları da oluşturacak. ESET AI Skills Checker (RSAC 2026 Konferansı'nda lanse edilen ücretsiz bir araç), ESET ürünlerine entegre edilmiş gelişmiş sürümleriyle birlikte özellikle bu yeni ortaya çıkan ajan yapay zekâ sistemleri ekosistemi için tasarlandı. Yeni nesil AI SOC'nin oluşturulması Modern tespit ve müdahale ortamlarının artan ölçeği ve karmaşıklığını ele almak üzere yeni nesil AI Güvenlik Operasyon Merkezi (SOC) teknolojileri tasarlanacak. ESET, analistleri yapay zekâ ajanlarıyla basitçe değiştirmek yerine, siber güvenlik telemetrisinin işlenme, ilişkilendirilme ve anlaşılma şeklini temelden yeniden düşünmeyi hedefliyor. Şirketin vizyonu, gelişmiş yapay zekâ destekli siber güvenliği yalnızca büyük işletmelerin değil, aynı zamanda orta ve küçük ölçekli kuruluşların da yüksek düzeyde otomatikleştirilmiş, denetimli koruma teknolojileri aracılığıyla erişilebilir hâle getirmektir. ESET CEO'su Richard Marko, “Siber güvenlik, daha fazla uyarı, daha fazla gösterge paneli ve daha fazla karmaşıklık ekleyerek ölçeklendirilemez. Sektörün bir başka büyük sıçramaya ihtiyacı var. Yapay zekânın, dünya standartlarında siber güvenliği zahmetsiz hâle getirip herkesin erişimine açmasına yardımcı olması gerektiğine inanıyoruz” dedi.

Sosyal medya paylaşımlarında dikkat edilmesi gereken noktalar Haber

Sosyal medya paylaşımlarında dikkat edilmesi gereken noktalar

Kimlik dolandırıcılığına yol açabilir, siber suçluların parolanızı ele geçirmesini sağlayabilir ve hatta kişisel bilgilerinizi ve eşyalarınızı hırsızlık riskiyle karşı karşıya bırakabilir. Siber güvenlik şirketi ESET, kullanıcıların sosyal medyada yaptığı paylaşımların gizlilik ve güvenlik açısından ciddi sonuçlara yol açabileceğine dikkat çekerek önerilerde bulundu. Seyahat planları, konum bilgileri, doğum tarihi, yeni alınan eşyalar, aile fotoğrafları. Tüm bu içerikler sadece takipçilerin ilgisini çekmekle kalmaz, aynı zamanda siber suçlulara sizi tanımaları ve hedef almaları için ihtiyaç duydukları bilgileri de sunar. Kimlik avı saldırılarında ve sosyal mühendislik tekniklerinde artış yaşanırken sosyal medya üzerinden yapılan aşırı paylaşımlar bu saldırılar için adeta açık kapı hâline geliyor. Sosyal medya platformları gizlilik ayarlarını ve içerik algoritmalarını sık sık değiştiriyor. Ancak kullanıcılar bu değişiklikleri takip etmediklerinde paylaştıkları bilgilerin kimlerle ne ölçüde göründüğünü kontrol etmekte zorlanabiliyor. ESET uzmanlarına göre, “sadece arkadaşlarım görüyor” sanılan bir paylaşım, birkaç etkileşim ve yeniden gönderimle çok daha geniş kitlelere ulaşabiliyor. Siber suçlular sizi sizden daha iyi tanıyabilir ESET uzmanları, sosyal medya profillerinin siber suçlular için bir bilgi kaynağı hâline geldiğini belirtiyor. Paylaşımlarınızdan hobileriniz, alışveriş alışkanlıklarınız, ilişkileriniz, hatta güvenlik sorularınızın cevapları bile çıkarılabilir. Platformların sunduğu gizlilik araçlarını kullanmak ve hesap güvenliğini artırmak önemli bir adım. Asıl önemli olan ise bireyin dijital davranışlarını sorgulamasıyla başlıyor. Sosyal medya sizi sevdiklerinizle ve ilgi alanlarınızla buluşturabilir ama kontrolsüz kullanım hem sizi hem de çevrenizdekileri tehlikeye atabilir. Sosyal medya paylaşımlarında nelere dikkat etmelisiniz? Kişisel bilgiler. Doğum tarihi, evcil hayvan adı gibi masum görünen bilgiler, parolalarınızı tahmin etmek için kullanılabilir.Tatil planları. Tatil öncesi yapılan paylaşımlar, evinizin boş olduğunun işareti olur.Konum bilgileri. Canlı konum etiketleri, güvenliğinizi riske atabilir.Pahalı eşyalar. Yeni alınan bir cihaz ya da değerli bir takı, kötü niyetli kişilerin ilgisini çekebilir.Çocuk fotoğrafları. İzinleri olmadan çocukların dijital ayak izini oluşturmak, uzun vadeli risklere yol açabilir.İşle ilgili serzenişler. Çalıştığınız kurum ya da iş arkadaşlarınızla ilgili paylaşımlar profesyonel itibarınızı zedeleyebilir.Finansal bilgiler. Kart numarası, IBAN, QR kod gibi veriler dolandırıcılığa kapı açabilir.Yakın çevrenin bilgileri. Arkadaş ve aile bireylerinin kişisel bilgilerini onların izni olmadan paylaşmayın.Çekiliş ve kampanyalar . Güvenilir olmayan hesaplardan gelen hediye vaatleri, kimlik avı girişimi olabilir.Özel mesajlar Özellikle iş içerikli ya da kişisel yazışmaların ekran görüntüsünü paylaşmak güvenlik ihlali yaratabilir. Güvende kalmak için neler yapılabilir? Paylaşım yaparken ne paylaştığınıza dikkat edin: Her zaman (profiliniz kısıtlı olsa bile) yanınızda oturan birine internette paylaştığınız bilgilerin aynısını söylemenin sizi rahatlatıp rahatlatmayacağını düşünün. Arkadaş listenizi sık sık gözden geçirin: Tanımadığınız veya gönderilerinizi görmesini istemediğiniz kişileri listenizden çıkarmak faydalı bir alışkanlık olacaktır. Arkadaş listenizi ve gönderilerinizi kimlerin görüntüleyebileceğini kısıtlayın: Bu, birisinin paylaştığınız herhangi bir bilgiyi kötü amaçlarla kullanma olasılığını azaltmaya yardımcı olacaktır. Fotoğraf erişimini kısıtlayın: Bunlar ideal olarak sadece bilinen arkadaşlar ve onaylı aile üyeleri tarafından görüntülenebilmelidir. İki faktörlü kimlik doğrulamayı (2FA) açın ve güçlü, benzersiz parolalar kullanın: Bu, parolalarınızı tahmin etmeyi veya kırmayı başarsalar bile birinin hesabınızı ele geçirme olasılığını azaltacaktır. Sosyal medyayı bu kadar eğlenceli yapan şey gönderilerimizi arkadaşlarımızla, ailemizle ve bağlantılarımızla paylaşmaktır. Ancak bu, aynı zamanda potansiyel bir risk kaynağıdır. Sosyal medya platformlarını kullanırken dikkatli davranarak oluşabilecek sorunlardan uzak durun.

EKK yeni programı hızla devreye alacak Haber

EKK yeni programı hızla devreye alacak

Ekonomi Koordinasyon Kurulu (EKK) toplantısının ardından yapılan açıklamada, "Sanayi gücümüzün korunması, geliştirilmesi ve ihracata yönlendirilmesi konusunda 'Türkiye Yüzyılında Yatırımlar İçin Güçlü Merkez Programı' başta olmak üzere öngörülen adımların hızla hayata geçirilmesi kararlaştırılmıştır." ifadesi kullanıldı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın başkanlığında EKK toplantısı düzenlendi. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki toplantıya, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, AK Parti Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekci ve Ahmet Baha Öğütken, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı İbrahim Şenel, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanlığı Siber Güvenlik Başkanı Ümit Önal, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Burak Dağlıoğlu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı Şahap Kavcıoğlu, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi (KOSGEB) Başkanı Ahmet Serdar İbrahimcioğlu, Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Yönetim Kurulu Başkanı Alpaslan Çakar ve bazı bakan yardımcıları katıldı. Toplantının ardından yapılan yazılı açıklamada, küresel ekonominin, belirsizliklerin ve jeopolitik gerginliklerin arttığı zorlu bir dönemden geçtiğine işaret edilerek, uygulanan program sayesinde makrofinansal istikrarın önemli ölçüde güçlendiği, ekonomideki kırılganlıklar azalırken, şoklara karşı dayanıklılığın arttığı belirtildi. "Bölgemizde yaşanan gelişmelerin ekonomimize olası etkilerini en aza indirmek ve piyasaların sağlıklı işleyişini sürdürmek için gerekli tedbirler alınmaktadır" ifadesine yer verilen açıklamada, artan petrol fiyatlarına yönelik eşel mobil sisteminin geçici olarak uygulamaya alındığı, gübre başta olmak üzere kritik tarımsal girdilere yönelik dış ticaret tedbirlerinin getirildiği ve stratejik stok yönetiminin güçlendirildiği kaydedildi. "Aktif sanayi politikalarına öncelik verilmektedir" Açıklamada, turizm sektörüne yönelik destek paketinin devreye alındığı ve ihracatçıların kefalet limitleri artırılarak finansmana erişimlerinin kolaylaştırıldığı hatırlatılarak, "Tedarik zincirlerinde değişimin hız kazandığı, yeşil ve dijital dönüşüm odaklı bir dönemde, yüksek katma değerli ve teknoloji yoğun üretimi güçlendirmek amacıyla aktif sanayi politikalarına öncelik verilmektedir." değerlendirmesinde bulunuldu. Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi, Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi ve HIT-30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programı ile stratejik yatırımlar ve yüksek teknolojili üretimin desteklendiği anımsatılan açıklamada, şunlar paylaşıldı: "KOSGEB aracılığıyla KOBİ'lerimizin finansmana erişimini kolaylaştıran, üretim kapasitesini geliştiren, yeşil ve dijital dönüşümünü hızlandıran, rekabetçiliğini güçlendiren ve inovasyon odaklı üretimlerini destekleyen adımlar atılmaktadır. Ayrıca savunma sanayimizin yerli ve milli imkanlarla geliştirilmesi, ihracat ve yüksek teknoloji üretimi teşvik edilmekte, bu alandaki yatırım ve Ar-Ge çalışmaları desteklenmektedir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından geçtiğimiz hafta açıklanan 'Türkiye Yüzyılında Yatırımlar İçin Güçlü Merkez Programı' kapsamında atılacak hukuki, idari, mali ve kurumsal adımlarla, ülkemizin bölgesel bir yönetim merkezi haline gelmesi, küresel transit ticaretten daha fazla pay alması, girişimcilik ekosisteminin güçlenmesi ve İstanbul Finans Merkezi'nin önde gelen finans merkezlerinden biri olması hedeflenmektedir. Program çerçevesinde hayata geçirilecek yatırımcı dostu düzenlemeler, vergi teşvikleri, 'Tek Durak Büro' uygulamasıyla sadeleştirilen ve hızlandırılan bürokratik süreçler ile İstanbul Finans Merkezi (İFM) odaklı politikalar sayesinde daha rekabetçi bir yatırım ortamı oluşturulması amaçlanmaktadır." "Türkiye önemli bir potansiyele sahip" EKK toplantısında, imalat sanayisindeki gelişmeler ile KOBİ'lerin güçlendirilmesine yönelik çalışmaların da değerlendirildiği aktarılan açıklamada, "Sanayi gücümüzün korunması, geliştirilmesi ve ihracata yönlendirilmesi konusunda 'Türkiye Yüzyılında Yatırımlar İçin Güçlü Merkez Programı' başta olmak üzere öngörülen adımların hızla hayata geçirilmesi kararlaştırılmıştır." bilgisi verildi. Toplantıda, son dönemdeki finansal gelişmelerin ele alındığı, ABD/İsrail-İran savaşının finansal piyasalar ve bankacılık sektörü üzerindeki muhtemel etkilerinin Kurul üyeleriyle istişare edildiği belirtilen açıklamada, şunlar dile getirildi: "İFM başta olmak üzere finansal sistemimizin küresel piyasalardan daha fazla pay almasını hedefleyen tedbirler gözden geçirilmiştir. Kamu bankalarının yurt dışında şube açmalarına ilişkin yürütülen çalışmalar ele alınmıştır. Türkiye, güçlü üretim altyapısı ve jeostratejik konumuyla önemli bir potansiyele sahiptir. Ülkemizin küresel transit ticaretteki konumunu güçlendirecek, ülkemizi enerji ve ticarette işlevsel bir koridora dönüştürecek politikaları hayata geçirmeye devam edeceğiz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.