SON DAKİKA
Hava Durumu

#Siber Güvenlik

Ekometre - Siber Güvenlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Siber Güvenlik haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Türkiye yapay zekâda küresel sahneye çıkıyor Haber

Türkiye yapay zekâda küresel sahneye çıkıyor

GITEX Ai Türkiye 2026, 9-10 Eylül’de İstanbul Fuar Merkezi’nde küresel teknoloji şirketleri, yatırımcılar ve girişimcilik ekosistemini bir araya getirecek. Türkiye, yapay zeka ve dijital teknolojilerde küresel yatırım çekim merkezi olma hedefi doğrultusunda yeni bir uluslararası organizasyona hazırlanıyor. Dünyanın önde gelen teknoloji ve yapay zeka etkinlik ağlarından GITEX’in Türkiye organizasyonu olan GITEX Ai Türkiye 2026, 9-10 Eylül tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Etkinlik, Türkiye ile Avrasya bölgesindeki yapay zeka yatırımları, teknoloji iş birlikleri ve girişimcilik ekosistemini küresel yatırımcılarla buluşturmayı amaçlıyor. Yapay zeka ve veri merkezlerine milyarlarca dolarlık yatırım Türkiye’nin bilgi ve iletişim teknolojileri pazarının 2026 yılında 38 milyar dolar seviyesinde olduğu, 2031 yılına kadar 58 milyar dolara ulaşmasının öngörüldüğü belirtiliyor. Türkiye’nin dijital dönüşüm hedefleri kapsamında veri merkezleri ve yapay zeka altyapısına yönelik yatırımlar da artırılıyor. Kamu desteğiyle 3 milyar dolarlık yatırımın harekete geçirilmesi ve özel sektörden 10 milyar dolarlık kaynağın teknoloji yatırımlarına yönlendirilmesi hedefleniyor. Yapay zeka alanında insan kaynağının geliştirilmesi de büyüme stratejisinin önemli başlıkları arasında yer alıyor. Türkiye'nin Yapay Zeka Eylem Planı kapsamında 100 bin yapay zeka uygulama profesyoneli ve 10 bin ileri düzey yapay zeka uzmanı yetiştirilmesi hedefleniyor. Girişim ekosistemi yatırım çekiyor Türkiye'nin teknoloji girişimciliği ekosisteminde de yatırım hareketliliği sürüyor. 2026'nın ilk çeyreğinde Türkiye'deki girişimler 559 milyon dolarlık yatırım çekti. Bu tutarın geçen yılın aynı dönemine göre yedi katın üzerinde artış anlamına geldiği belirtiliyor. Türkiye'nin teknoloji altyapısında ise teknoparklar ve Ar-Ge merkezleri önemli bir rol üstleniyor. Ülkede 100'ün üzerinde teknoparkın yanı sıra çok sayıda Ar-Ge ve tasarım merkezi faaliyet gösteriyor. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi de Türkiye'de 2025'in üçüncü çeyreği itibarıyla 1.059 aktif yapay zeka girişimi bulunduğunu açıklamıştı. GITEX Ai Türkiye İstanbul’da küresel teknoloji ağını buluşturacak GITEX Ai Türkiye 2026, Türkiye'nin Avrupa ile Asya arasındaki stratejik konumunu teknoloji ve yatırım alanında avantaja dönüştürmeyi hedefliyor. İki gün sürecek etkinlikte yapay zeka, 5G ve telekomünikasyon, bulut teknolojileri, siber güvenlik, veri merkezleri, fintech, e-ticaret, oyun, yeşil teknolojiler, sağlık teknolojileri, mobilite, kuantum bilişim ve akıllı üretim gibi alanlar öne çıkacak. Etkinliğin Türkiye ve Avrasya'da teknoloji yatırımlarını, sınır ötesi iş birliklerini ve girişimlerin uluslararası pazarlara erişimini hızlandırması amaçlanıyor. Küresel teknoloji şirketleri İstanbul’a geliyor GITEX Ai Türkiye 2026'da Google Cloud, HPE, NVIDIA, ASUS, Dell Technologies, SAP ve TrendAI gibi küresel teknoloji şirketlerinin yanı sıra Türkiye'nin teknoloji ve girişimcilik ekosisteminden şirketlerin de yer alması bekleniyor. Etkinlikte kamu kurumları, yatırımcılar, girişimler, teknoloji şirketleri ve teknoparkların bir araya gelmesi planlanıyor. GITEX'in resmi organizasyon sayfasında da etkinliğin yatırımcılar, girişimler ve teknoloji şirketleri arasında doğrudan bağlantı kurulmasına yönelik özel programlar içereceği belirtiliyor. Google Cloud’dan Türkiye’ye uzun vadeli yatırım Google Cloud'un etkinliğe ana ortak olarak katılması, şirketin Türkiye'deki uzun vadeli teknoloji yatırımları açısından da dikkat çekiyor. Google, Turkcell ile iş birliği kapsamında Türkiye'de yeni bir Google Cloud bölgesi kurulmasına yönelik yatırım planını daha önce açıklamıştı. HPE ve NVIDIA da yapay zeka altyapısı ve hızlandırılmış bilgi işlem teknolojilerini bir araya getiren çözümlerle etkinlikte yer alacak. Yatırımcılarla girişimler buluşacak GITEX Ai Türkiye 2026'nın önemli başlıklarından biri de girişimcilik ekosistemi olacak. Etkinlik kapsamında farklı ülkelerden yatırımcıların Türkiye'deki yapay zeka, fintech, oyun, e-ticaret, endüstriyel teknoloji ve derin teknoloji girişimleriyle bir araya gelmesi hedefleniyor. Türkiye'deki teknopark ve inovasyon merkezlerinin de etkinlikte yer almasıyla, yerli girişimlerin uluslararası yatırımcılara ve stratejik iş ortaklarına erişiminin artırılması amaçlanıyor. İstanbul teknoloji yatırımlarının yeni buluşma noktası olmayı hedefliyor GITEX Ai Türkiye'nin İstanbul'da düzenlenmesi, Türkiye'nin teknoloji ekosistemini uluslararası yatırımcılarla buluşturma hedefinin önemli adımlarından biri olarak öne çıkıyor. Etkinlik, yapay zeka ve dijital teknolojilerin yanı sıra veri merkezleri, siber güvenlik, bulut bilişim, fintech ve ileri üretim gibi alanlarda yeni yatırım ve iş birliği fırsatlarının oluşturulmasını hedefliyor. GITEX Ai Türkiye 2026, 9-10 Eylül tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi'nde gerçekleştirilecek.

Sahte iş ilanları siber güvenlik riski haline geldi Haber

Sahte iş ilanları siber güvenlik riski haline geldi

Doğanay, “Yapay zekâ ile güçlenen yeni nesil siber tehditlerde saldırganın hedefi artık yalnızca sistemler değil; insanın kimliği, verisi ve dijital güvenidir.” dedi. İş başvurusu yapanların verileri risk altında İnternet üzerinden gerçekleştirilen işe alım süreçlerinin her geçen gün arttığını belirten Doğanay, milyonlarca kişinin iş bulabilmek için özgeçmişlerini farklı platformlar ve şirketlerle paylaştığını, ancak bu verilerin kimler tarafından hangi amaçla toplandığı ve ne kadar süre saklandığı konusunda önemli belirsizlikler bulunduğunu söyledi. Son zamanlarda kamuoyunda geniş yankı uyandıran ve yüzlerce iş başvurusu yapmasına rağmen geri dönüş alamayan aday örneklerinin, meselenin yalnızca istihdam piyasası açısından değerlendirilmemesi gerektiğini gösterdiğini belirten Doğanay, “Burada asıl tartışılması gereken, kaç başvuru yapıldığı değil; milyonlarca vatandaşın özgeçmiş, iletişim, eğitim, mesleki geçmiş ve diğer kişisel verilerinin kimlerin elinde toplandığı, ne kadar süreyle saklandığı ve hangi amaçlarla kullanıldığıdır.” dedi. "CV artık dijital kimliğin bir parçası" Bir özgeçmişin yalnızca eğitim ve iş deneyiminden ibaret olmadığını vurgulayan Doğanay, şu değerlendirmede bulundu: “Bugün bir CV; telefon numarası ve e-posta adresinin ötesinde kişinin eğitim geçmişini, çalıştığı kurumları, görevlerini, uzmanlık alanlarını, referanslarını ve kariyer yolculuğuna ilişkin çok sayıda kişisel veriyi bir arada barındırıyor. Bu nedenle CV artık yalnızca bir özgeçmiş değil, kişinin dijital kimliğinin ve profesyonel yaşamının ayrıntılı bir veri haritasıdır.” Bu verilerin siber suç ekosistemi açısından yüksek değer taşıdığına dikkati çeken Doğanay, kontrolsüz biçimde toplanan kişisel bilgilerin başka veri sızıntıları ve açık kaynaklardan elde edilen bilgilerle birleştirilerek çok daha kapsamlı dijital profillere dönüştürülebileceğini belirtti. Bu profillerin; kişiye özel sosyal mühendislik ve hedefli oltalama saldırılarından hesap ele geçirme girişimlerine, SIM-swap ve kimliğe bürünme yöntemlerinden deepfake destekli dolandırıcılığa, sahte finansal işlemlerden sentetik kimlik oluşturmaya kadar uzanan geniş bir suç yelpazesinde kullanılabileceğini ifade etti. Doğanay, özellikle çalışanların görev, yetkinlik ve kurum bilgilerinin saldırganlara yalnızca bireyi değil, çalıştığı kuruluşu da hedefleme imkânı sağlayabileceğine işaret ederek, “Bir CV'nin yanlış ellere geçmesi yalnızca kişisel veri ihlali anlamına gelmeyebilir. Saldırgan açısından bu belge, kişinin kim olduğunu, nerede çalıştığını, ne bildiğini, kimlerle bağlantılı olduğunu ve hangi senaryolarla ikna edilebileceğini gösteren bir istihbarat kaynağına dönüşebilir.” değerlendirmesinde bulundu. "Her iş ilanı gerçekten işe alım amacı taşımıyor olabilir" İnternette yayımlanan her iş ilanının gerçek bir personel ihtiyacını yansıtmayabileceğini belirten Doğanay, bazı ilanların uzun süre yayında kaldığını, sürekli güncellendiğini ancak herhangi bir işe alımla sonuçlanmadığının görülebildiğini söyledi. Doğanay, "Burada herhangi bir kurum veya platformu suçlamak doğru olmaz. Ancak gerçekten işe alım yapılmayan ilanlar üzerinden büyük ölçekli kişisel veri toplanıp toplanmadığı mutlaka incelenmeli. Milyonlarca insanın kişisel verisinin hangi amaçlarla işlendiği konusunda daha fazla şeffaflığa ihtiyaç var." ifadelerini kullandı. Sahte iş ilanları dijital manipülasyon aracı hâline gelebilir Doğanay, gerçek bir işe alım amacı taşımayan ilanların yalnızca kişisel veri güvenliği açısından değil, dijital ekosistemin güvenilirliği açısından da risk oluşturabileceğini belirtti. Bazı şirketlerin veya kötü niyetli yapıların, gerçekte personel ihtiyacı bulunmamasına rağmen sürekli iş ilanı yayımlayarak web sitelerine trafik çekmeyi, sosyal medya hesaplarının etkileşimini artırmayı veya sürekli büyüyen bir organizasyon algısı oluşturmayı hedefleyebileceğine dikkat çeken Doğanay, bu tür uygulamaların aynı zamanda adayların kişisel verilerinin gereksiz yere toplanmasına neden olabileceğini ifade etti. Doğanay, şu değerlendirmede bulundu: "Dijital platformlarda yayımlanan her iş ilanının gerçekten istihdam amacı taşıdığı varsayımıyla hareket edilmemelidir. Eğer herhangi bir işe alım yapılmadığı hâlde sürekli yeni ilanlar yayımlanıyorsa, bunun amacı ve toplanan kişisel verilerin nasıl işlendiği şeffaf biçimde ortaya konulmalıdır. Bu durum yalnızca insan kaynakları uygulaması olarak değil, kişisel verilerin korunması ve siber güvenlik perspektifiyle de incelenmelidir. Kaldı ki Kişisel Verileri Koruma Kanunu da kişisel verilerin işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olması ilkesi kapsamında veri minimizasyonu uygulanması gerektiğini belirtir. Gereksiz fazla veri siber risk iştahını artırır." Gerçek dışı işe alım ilanlarının kurum içinde de olumsuz etkiler oluşturabileceğini belirten Doğanay, sürekli yeni personel arandığı algısının çalışanlar üzerinde iş güvencesine ilişkin kaygıları artırabileceğini, bunun da kurum kültürü ve çalışan psikolojisi açısından değerlendirilmesi gereken ayrı bir konu olduğunu söyledi. Doğanay, yapay zekâ çağında büyük ölçekli CV havuzlarının siber saldırganlar açısından önemli bir hedef hâline geldiğini belirterek, "Milyonlarca özgeçmişten oluşan veri havuzları, kötü niyetli kişilerin eline geçtiğinde sosyal mühendislik saldırıları, hedefli oltalama kampanyaları ve kimlik dolandırıcılığı için kullanılabilecek stratejik veri kaynaklarına dönüşebilir. Bu nedenle işe alım süreçleri artık sadece insan kaynaklarının değil, siber güvenlik uzmanlarının da ilgi alanına girmektedir." ifadelerini kullandı. Siber Güvenlik Uzmanından İşe alım süreçleri için yeni standart çağrısı İşe alım süreçlerinde kişisel verilerin korunmasına yönelik yeni standartlar geliştirilmesi gerektiğini belirten Doğanay, şu önerilerde bulundu: - Gerçek bir açık pozisyon bulunmadan iş ilanı yayınlanmamalı - Gerçek ve güncel bir açık pozisyona dayanmayan ilanlarda bu durum adaylara açıkça belirtilmeli. - Özgeçmiş havuzu oluşturmak amacıyla kişisel veriler toplanmamalı - Adaylardan toplanan kişisel verilerin hangi amaçla işlendiği açık şekilde belirtilmeli. - İşe alım süreci tamamlandıktan sonra ihtiyaç duyulmayan özgeçmişler mevzuata uygun biçimde silinmeli. - İş ilanı platformları ve işverenlerin kişisel veri işleme süreçleri düzenli olarak denetlenmeli. - Adaylar, kişisel verilerinin ne kadar süre saklanacağı konusunda açık ve anlaşılır şekilde bilgilendirilmeli. Bunlara ek olarak; aktif olarak iş aramayan vatandaşlarımızın kariyer platformlarındaki hesaplarını gözden geçirmelerini, ihtiyaç duymuyorlarsa özgeçmişlerini yayından kaldırmalarını veya hesaplarını silmelerini öneriyoruz. Çünkü internette uzun süre erişilebilir halde bırakılan kişisel veriler, zaman içinde farklı risklere maruz kalabiliyor. Dijital dünyada kullanılmayan veriyi çevrimiçi ortamda tutmamak en temel siber güvenlik prensiplerinden biridir. “Yapay zekâ çağı ile güçlenen yeni nesil siber tehditlerde saldırganın hedefi artık yalnızca sistemler değil; insanın kimliği, verisi ve dijital güvenidir.” Yapay zekâ teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte kişisel verilerin değerinin her zamankinden daha fazla arttığını vurgulayan Doğanay, sözlerini şöyle tamamladı: "Eskiden siber güvenlik denildiğinde akla sunucular, ağlar ve bilgisayar sistemleri gelirdi. Bugün ise en değerli hedef insanın kendisi ve ona ait veriler. Yapay zekâ çağında siber güvenlik artık yalnızca sistemleri değil, insan verisini korumaktır. İş arayan milyonlarca vatandaşın özgeçmişi de korunması gereken stratejik dijital varlıklar arasında yer alıyor. Kişisel verilerin güvenliği artık sadece bireysel bir hak değil, dijital ekonominin ve ulusal siber güvenliğin de temel unsurlarından biridir. Ayrıca bu sorun yalnızca işverenlerin veya kariyer platformlarının inisiyatifine bırakılamaz. Kamu otoriteleri tarafından da etkin düzenleyici ve denetleyici mekanizmaların geliştirilmesi gerekiyor. Türkiye’de iş ilanları üzerinden gerçekleştirilen kişisel veri toplama faaliyetleri daha etkin denetlenmeli; gerçek bir açık pozisyona dayanmayan ilanlar için şeffaflık yükümlülüğü getirilmeli ve aday havuzu oluşturmak amacıyla yapılan veri toplama faaliyetleri açık kurallara bağlanmalıdır. İşverenlerin ve kariyer platformlarının topladıkları özgeçmişleri hangi amaçla ve ne kadar süreyle sakladıkları denetlenmeli; kapanmış veya gerçekte mevcut olmayan pozisyonlara ilişkin ilanların belirli süreler içerisinde yayından kaldırılması sağlanmalıdır. Ayrıca yanıltıcı iş ilanlarının bildirilebileceği etkin bir mekanizma oluşturulmalı ve tekrarlayan ihlaller için idari yaptırımlar değerlendirilmelidir. Milyonlarca vatandaşın kişisel verisinin işlendiği böylesine büyük bir dijital ekosistemde denetim artık yalnızca ilanların içeriğini değil, ilanların arkasındaki veri toplama, kullanma, paylaşma ve saklama süreçlerinin tamamını kapsamalıdır. "

KOBİ'ler büyük siber risklerle karşı karşıya Haber

KOBİ'ler büyük siber risklerle karşı karşıya

Şirket, kimlik avı, fidye yazılımları ve iş e-postası dolandırıcılığı gibi tehditlere karşı kapsamlı bir siber güvenlik stratejisinin artık zorunlu hale geldiğini vurguladı. Küresel siber güvenlik şirketi ESET, siber suçluların artık yalnızca büyük şirketleri değil, güvenlik yatırımları daha sınırlı olan küçük ve orta ölçekli işletmeleri (KOBİ) de hedef aldığını belirtti. Şirketin değerlendirmesine göre yapay zekâ destekli saldırı yöntemlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte veri hırsızlığı, finansal dolandırıcılık ve fidye yazılımı saldırılarında önemli artış yaşanıyor. KOBİ'ler neden hedefte? ESET'e göre kurumsal şirketlerin güvenlik altyapılarını güçlendirmesi, saldırganların daha savunmasız olan KOBİ'lere yönelmesine neden oluyor. Siber saldırılar yalnızca maddi kayıplara değil, veri ihlallerine, müşteri güveninin zedelenmesine ve işletmelerin faaliyetlerini durdurabilecek operasyonel krizlere de yol açabiliyor. En yaygın siber tehditler ESET, KOBİ'lerin karşı karşıya olduğu başlıca riskleri şöyle sıraladı: Kimlik avı (Phishing): Sahte e-posta ve internet siteleriyle kullanıcı bilgilerinin ele geçirilmesi.İş e-postası dolandırıcılığı (BEC): Yöneticileri taklit eden saldırganların para transferi veya gizli bilgi talep etmesi.Kötü amaçlı yazılımlar: Virüs, Truva atı ve casus yazılımlarla sistemlerin hedef alınması.Fidye yazılımları: Şirket verilerinin şifrelenerek fidye talep edilmesi.Zayıf parola kullanımı ve çok faktörlü doğrulama eksikliği.Güncellenmeyen yazılımlar ve güvenlik açıkları.Tedarik zinciri saldırıları yoluyla üçüncü taraf sistemlerinden işletmelere sızılması.ESET'ten KOBİ'lere güvenlik önerileri Şirket, işletmelerin siber riskleri azaltabilmesi için kapsamlı bir güvenlik stratejisi oluşturması gerektiğini belirtiyor. Bu kapsamda önerilen başlıca adımlar şunlar: Risk analizi yapılmalı İlk adım olarak müşteri verileri, finansal kayıtlar ve fikri mülkiyet gibi kritik varlıklar belirlenmeli, olası tehditler analiz edilerek riskler önceliklendirilmeli. Güvenlik altyapısı güçlendirilmeli İşletmeler; Güncel antivirüs çözümleri,Güvenlik duvarı,VPN,Parola yöneticisi,Çok faktörlü kimlik doğrulama (MFA),Düzenli ve otomatik veri yedekleme gibi temel güvenlik uygulamalarını devreye almalı. Bulut güvenliği ihmal edilmemeli Bulut teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla birlikte Bulut Güvenliği Duruş Yönetimi (CSPM) çözümlerinin de kritik hale geldiğine dikkat çeken ESET, bu sistemlerin bulut ortamındaki güvenlik açıklarını erken aşamada tespit edebildiğini belirtti. Yapay zekâ destekli savunma öne çıkıyor ESET'e göre yapay zekâ ve makine öğrenmesi teknolojileri, ağ trafiğindeki olağan dışı hareketleri gerçek zamanlı analiz ederek olası saldırıları erken aşamada tespit edebiliyor. Bu sayede işletmeler, siber tehditlere karşı daha hızlı önlem alabiliyor ve olası veri ihlallerinin önüne geçebiliyor. "Siber güvenlik artık zorunluluk" ESET, dijitalleşmenin hızlandığı günümüzde siber güvenliğin yalnızca büyük şirketlerin değil, her ölçekte işletmenin öncelikli yatırımları arasında yer alması gerektiğini vurguladı. Şirkete göre doğru güvenlik stratejisi, düzenli çalışan eğitimleri ve güncel teknolojilerin kullanılması, KOBİ'lerin siber saldırılara karşı en güçlü savunmasını oluşturuyor.

Türkiye siber saldırıların en fazla hedef aldığı ülke oldu Haber

Türkiye siber saldırıların en fazla hedef aldığı ülke oldu

Rapora göre Türkiye, web tabanlı tehditlerden etkilenen kullanıcı oranında yüzde 22,8 ile bölgenin en fazla hedef alınan ülkesi olurken, yılın ilk altı ayında 17,1 milyon çevrim içi saldırı engellendi. Kaspersky Küresel Araştırma ve Analiz Ekibi (GReAT) tarafından Siber Güvenlik Hafta Sonu etkinliğinde paylaşılan verilere göre, web siteleri, e-postalar ve çevrim içi hizmetlerdeki güvenlik açıklarını hedef alan saldırılar milyonlarca kullanıcıyı etkilemeye devam etti. Türkiye'yi web tabanlı tehditlerden etkilenen kullanıcı oranında yüzde 21,2 ile Kenya, yüzde 19,3 ile Katar takip etti. Suudi Arabistan, Ürdün ve Pakistan ise bu alanda en düşük saldırı oranına sahip ülkeler arasında yer aldı. Yapay zekâ saldırıları daha karmaşık hale getiriyor Raporda, tehdit aktörlerinin operasyonlarının birçok aşamasında yapay zekâdan yararlanmaya başladığına dikkat çekildi. Büyük dil modellerinin oltalama e-postaları hazırlamak, zararlı yazılım kodları üretmek ve saldırı süreçlerini destekleyen içerikler oluşturmak amacıyla giderek daha yaygın kullanıldığı belirtildi. Kaspersky araştırmacıları, Rust tabanlı zararlı yazılımlar kullanan FunkSec grubunun faaliyetlerinde ve daha önce tespit edilen RevengeHotels kampanyasında yapay zekâ destekli zararlı yazılım geliştirme yöntemlerinin kullanıldığını aktardı. Kaspersky Asya Pasifik (APAC) ile Orta Doğu, Türkiye ve Afrika (META) Bölgeleri Küresel Araştırma ve Analiz Ekibi Başkanı Sergey Lozhkin, yapay zekânın saldırganların çalışma yöntemlerini önemli ölçüde değiştirdiğini belirterek, teknolojinin zararlı araçların geliştirilme süresini ve maliyetini düşürdüğünü, bu sayede tehdit aktörlerinin daha hızlı ve geniş ölçekli operasyonlar gerçekleştirebildiğini ifade etti. Öne çıkan siber tehdit eğilimleri Kaspersky uzmanlarına göre 2026'nın ilk yarısında öne çıkan siber güvenlik riskleri şöyle sıralandı: Yapay zekâ destekli zararlı yazılımların daha hızlı geliştirilmesi ve farklı platformlara kolayca uyarlanması.Çalınan verilerin meşru bulut depolama ve dosya paylaşım hizmetleri üzerinden aktarılması.Üretim ve iş süreçlerini durdurarak baskıyı artıran yeni nesil fidye yazılımı saldırıları.Yapay zekâ ajanlarının ele geçirilerek sistemlerde kalıcılık sağlaması.Yapay zekâ araçlarının kötü niyetli "beceriler" üzerinden yeni bir saldırı vektörüne dönüşmesi. Raporda, kurumların siber risklere karşı güvenlik açıklarını düzenli olarak yönetmeleri, yazılım güncellemelerini geciktirmemeleri, çalışan farkındalık eğitimlerini artırmaları ve gelişmiş tehdit istihbaratı ile yapay zekâ destekli güvenlik çözümlerinden yararlanmalarının kritik önem taşıdığı vurgulandı.

Dijital dönüşümün püf noktaları anlatıldı Haber

Dijital dönüşümün püf noktaları anlatıldı

Bursa Nilüfer Organize Sanayi Bölgesi Yalçın Aras Konferans Salonu’nda düzenlenen etkinlikte, üretimde verimliliği artıran, maliyetleri optimize eden ve operasyonel süreçleri daha güvenli hale getiren dijital çözümler hakkında kapsamlı bilgi anlatıldı. Etkinliğe, Marmara ve İç Anadolu Sanayici ve İş İnsanları Derneği (MARSİFED) Başkanı Osman Akın, Tüm Mühendis Kadınlar Derneği (TÜMKAD) Başkanı Ülfet Öztürk, Bilişim Sektörü İş İnsanları Derneği (BİSİAD) Başkanı İdris Doğrul’un yanı sıra NOSAB bünyesinde faaliyet gösteren fabrikaların temsilcileri ve Vodafone Business iş ortağı işletmelerin yetkilileri katıldı. Vodafone Business’ın işletmelere özel çözümleri tanıtıldı Etkinliğin ilk oturumunda Vodafone Business IoT Çözüm Satış Müdürü Simay Gülbeyaz, akıllı fabrika uygulamaları, nesnelerin interneti (IoT), özel mobil şebekeler (MPN), gerçek zamanlı konumlandırma sistemleri (RTLS/RFID), görüntü işleme teknolojileri ve dijital üretim süreçlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sunumda, fabrikalarda dijitalleşmenin üretim süreçlerine sağladığı katkılar ile kağıtsız üretim hedefi doğrultusunda geliştirilen çözümler katılımcılarla paylaşıldı. Gülbeyaz’ın ardından söz alan Vodafone Business Bölge Çözüm Satış Müdürü Tansel Çınar, bulut teknolojilerinin işletmelere sunduğu avantajları anlattı. Sunumda; veri güvenliği, ölçeklenebilir altyapı, esnek kullanım modeli ve fiziksel donanım yatırımı gerektirmeyen "kullandığın kadar öde" yaklaşımı öne çıkan başlıklar arasında yer aldı. Çınar, bulut çözümlerinin işletmelerin dijital dönüşüm süreçlerinde sağladığı esneklik ve operasyonel verimliliğe ilişkin bilgiler verdi. Siber risklerle mücadele yöntemleri ele alındı Etkinliğin siber güvenlik oturumunda ise güvenlik operasyon merkezi (SOC), güvenlik bilgi ve olay yönetimi (SIEM), zafiyet tarama ve yönetimi, siber tehdit istihbaratı ve politika optimizasyonu gibi konular ele alındı. İşletmelerin dijital varlıklarını korumaya yönelik bütünleşik güvenlik yaklaşımı aktarılırken, olası siber risklerin tespit edilmesi ve bunlara hızlı müdahale edilmesine yönelik uygulamalar hakkında katılımcılar bilgilendirildi. Programın son bölümünde Vodafone Business Ürün Yöneticileri Gökçe Yılmaz ve Eren Er, Sabit Kablosuz Erişim (FWA) ve SD-WAN çözümlerini anlattı. Modern işletmeler için hızlı, esnek ve güvenli ağ altyapıları sunan bu yeni nesil teknolojilerin; bağlantı yönetimi, ağ performansı, operasyonel süreklilik ve farklı lokasyonların merkezi şekilde yönetilmesine sağladığı katkılar örnek uygulamalarla katılımcılarla paylaşıldı.

Dijital hayatın anahtarı e-posta kutusunda saklı Haber

Dijital hayatın anahtarı e-posta kutusunda saklı

Kişisel veya iş hesaplarınızı ve verilerinizi korumak istiyorsanız güvenlik önlemlerinizi gelen kutunuzdan başlatmalısınız. Siber güvenlik alanında dünya lideri olan ESET, siber suçlular için de çok değerli bir hedef olan e-postaları inceledi, önerilerini paylaştı. E-posta sadece bir iletişim aracı veya sıradan bir çevrimiçi hesap değil. Hem kişisel hem de iş hayatımızda, e-posta krallığın anahtarlarını elinde tutar. Diğer hesap parolalarını sıfırlamak ve kimliğinizi doğrulamak için bir mekanizma bile olabilir. E-posta hesapları, parola sıfırlama bağlantılarının geldiği, hesap uyarılarının saklandığı, rezervasyonların onaylandığı, faturaların dosyalandığı ve kimlik kontrollerinin başladığı yerdir. Gelen kutusu, seyahat planlarından alışveriş fişlerine, doktor randevularından sözleşmelere, vergi belgelerine ve taranmış kimliklere kadar yıllarca biriken hassas bilgileri içerebilir. Nereye gittiğinizi, neye sahip olduğunuzu, hangi hizmetleri kullandığınızı, kime güvendiğinizi ve diğer hesaplara nasıl ulaşılabileceğini gösterebilir. Saldırganların e-posta kutusuna erişmek istemelerinin sebebi Saldırganlar, dijital hayatınızın geri kalanı üzerinde baskı kurmalarını sağlayabileceği için gelen kutunuzu hedef alırlar. E-posta hesabınıza erişim sayesinde, diğer birçok hesabınızın parolalarını sıfırlayabilirler; hatta bankanız, sosyal medya hesaplarınız, bulut depolama hizmetiniz veya diğer çevrimiçi sağlayıcılar tarafından gönderilen tek kullanımlık parolaları ele geçirebilirler. Gizli kalmaya çalışarak otomatik yönlendirme kuralları ayarlayabilirler; böylece, siz acil sorunun çözüldüğünü düşündüğünüzde bile mesajlarınızı almaya devam edebilirler. Başka bir deyişle parolanızı sıfırlasanız bile sıfırlama kodları onlara gönderilir. Diğerleri ise erişim jetonlarını, bağlı uygulamaları veya aktif oturumları kötüye kullanarak sistemde tutunmaya çalışabilir. Siber suçlular, şantaj amacıyla fotoğraflarınıza erişebilir ve iletişimlerinizi dinleyebilir. Bu durum, etkileşimde bulunduğunuz güvenilir bir kuruluşun kimliğine bürünmek üzere tasarlanmış, inandırıcı bir oltalama e-postasının zeminini hazırlayabilir. Bu e-postada para, ücret ödemesi veya kimlik dolandırıcılığı yapmak için kullanılacak daha fazla kişisel bilgi istenebilir. Sizinle ilgili ne kadar çok bilgiye sahip olurlarsa oltalama saldırısı o kadar inandırıcı olacaktır. İş hayatı üzerindeki etkileri ise daha da kötü olabilir. Kurumsal e-posta hesabınıza erişim sağlayan siber suçlular, bulut uygulamalarını açabilir, paylaşımlı sürücülere erişebilir, CRM, finans ve İK sistemlerini inceleyebilir, iş arkadaşlarınızla ve müşterilerinizle olan mesajlarınızı dinleyebilir ve müşteri verilerine erişebilir. E-posta kutusunu korumak giderek zorlaşıyor E-posta, teknoloji, kimlik ve insan güveninin kesiştiği noktada yer aldığı için saldırganlar için cazip olmaya devam ediyor. Kimlik avı, güvenlik zincirinin tartışmasız en zayıf halkası olan insanları hedef alır. Hepimiz her gün zaman baskısı altında e-posta kullanıyoruz; faturaları, teslimat güncellemelerini, İK bildirimlerini, müşteri taleplerini, parola sıfırlamalarını, toplantı davetlerini ve güvenlik uyarılarını almak için. Bu mesajların çoğu bizden bir şeye tıklamamızı, onaylamamızı, indirmemizi, yanıt vermemizi veya ödeme yapmamızı ister. Saldırganlar bu rutini istismar eder çünkü bir mesaj tanıdık bir göndericiden geliyormuş gibi görünürse, yoğun bir anda ulaşırsa veya aciliyet hissi uyandırırsa dikkatli kullanıcılar bile hata yapabilir. Kimlik taklidi ve sosyal mühendislik tekniklerini kullanan hackerların başarı şansı daha yüksektir. Verizon’a göre, geçen yıl meydana gelen güvenlik ihlallerinin %62’sinde insan faktörü rol oynadı; sosyal mühendislik ise tüm ihlallerin %16’sını oluşturarak en yaygın üçüncü ihlal modeli oldu. Kötü niyetli kişiler ise sizi kandırmak için her zaman yeni yollar arıyor. Raporda, mobil oltalama simülasyonlarında “başarılı” tıklama oranlarının medyan değerinin, e-postaya kıyasla %40 daha yüksek olduğu belirtiliyor. Ayrıca e-posta kimlik avı kampanyalarının başarı oranlarını artırmak için daha gelişmiş araçlar kullanıyorlar. Üretken yapay zekâ (GenAI), tehdit aktörlerinin gramer ve imla hatası içermeyen kimlik avı mesajları yazmasına ve bunları yaygınlaştırmasına yardımcı olabilir. Gelen kutunuzu koruma Ev kullanıcısıysanız her hesap için güçlü ve benzersiz bir parola veya parola cümlesi kullandığınızdan emin olun ve bunları güvenilir bir parola yöneticisinde saklayın. Alternatif olarak, passkey gibi parolasız bir yöntem kullanın. Her halükârda, çok faktörlü kimlik doğrulamayı etkinleştirin. Kurtarma seçeneklerinizi güncel tutun ve bir saldırganın eski bir telefon numarasını veya unutulmuş yedek e-posta adresini kullanarak erişimi geri kazanamamasını sağlayın. E-posta ayarlarınızı zaman zaman kontrol etmenizde fayda var. Tanımadığınız yönlendirme kuralları, garip filtreler, bilinmeyen bağlı uygulamalar veya tanımadığınız cihazlar olup olmadığına bakın. Gelen kutunuz ele geçirilmişse parolayı değiştirin, şüpheli oturumları iptal edin, kurtarma ayrıntılarını gözden geçirin ve mesajların bilginiz dışında yönlendirilip yönlendirilmediğini kontrol edin. Oltalama saldırılarına karşı dikkatli olun. İstenmeyen e-postalara karşı temkinli davranın. Gönderen adının üzerine fareyi getirerek uyuşmazlık olup olmadığını kontrol edin. Gönderen alan adlarında yazım hatası olup olmadığını kontrol edin. İstenmeyen e-postalardaki bağlantılara tıklamayın veya ekleri açmayın. Gerekirse gönderenle ayrı olarak iletişime geçin. Siz başlatmadığınız cihaz kodlarını veya MFA uyarılarını onaylamayın; bunlar, şansını deneyen bilgisayar korsanlarının işi olabilir. Kurtarma seçeneklerinizin net ve güncel olduğundan emin olun. Bir çalışan iseniz CEO'nuzdan veya BT departmanından gelmiş gibi görünse bile acil havale taleplerine dikkatli yaklaşın. Bir iş arkadaşınıza danışın veya ayrı bir kanal aracılığıyla doğrulayın. Çalışanlara yönelik güvenlik farkındalık eğitimlerini ciddiye alın ve dolandırıcıların kullandığı en son oltalama taktikleri ve tekniklerini öğrenin. Kötü amaçlı yazılımlardan ve şüpheli mesajlardan korunmak için güvenilir bir sağlayıcıdan kapsamlı bir güvenlik çözümü kullanın. Hemen hemen herkes e-posta kullanır. Bu da e-postayı bilgisayar korsanları için her zaman cazip bir hedef hâline getirir. Ancak herkesin gelen kutusu bu riske maruz kalmak zorunda değildir. Çevrimiçi ortamda güvende kalma şansınızı en üst düzeye çıkarmak için uygun önlemleri alın.

ABD kuantum liderliğini hedefliyor  Haber

ABD kuantum liderliğini hedefliyor 

Düzenlemeler, ABD'nin kuantum alanındaki küresel liderliğini güçlendirmeyi ve kamu sistemlerini geleceğin siber tehditlerine karşı hazırlamayı amaçlıyor. Beyaz Saray'da düzenlenen törende konuşan Trump, kuantum teknolojilerinin ekonomik büyüme, bilimsel araştırmalar ve teknolojik rekabet açısından kritik öneme sahip olduğunu vurguladı. ABD'den kuantum bilgisayar programı İlk kararname kapsamında yüksek işlem kapasitesine sahip yeni nesil kuantum bilgisayarların geliştirilmesi için ulusal bir program başlatılacak. Program kapsamında önümüzdeki beş yıl içinde kuantum tabanlı sensörler, iletişim ağları ve ileri teknoloji altyapılarının geliştirilmesi hedefleniyor. ABD yönetimi, kamu ve özel sektör yatırımlarını artırarak kuantum teknolojilerinde küresel rekabet avantajını korumayı amaçlıyor. Federal sistemlerde kuantum güvenlik dönemi İkinci kararname ise siber güvenlik alanına odaklanıyor. Düzenlemeye göre federal kurumların bilgi işlem altyapıları 2031 yılına kadar kuantum kriptografisi tabanlı güvenlik sistemlerine geçirilecek. Bu adım, gelecekte kuantum bilgisayarların mevcut şifreleme yöntemlerini aşabilecek kapasiteye ulaşması durumunda kamu kurumlarının korunmasını hedefliyor. Çin rekabeti hızlanıyor Uzmanlar, kuantum teknolojilerinin yapay zekâ, savunma sanayii, finans, sağlık ve iletişim sektörlerinde büyük dönüşümler yaratacağını belirtiyor. Trump yönetiminin açıkladığı yeni programlar, özellikle Çin ile yaşanan teknoloji rekabetinde stratejik bir hamle olarak değerlendiriliyor. Kuantum bilgisayarlar, günümüz süper bilgisayarlarının çözmekte zorlandığı karmaşık problemleri çok daha kısa sürede çözme potansiyeli nedeniyle geleceğin en kritik teknolojileri arasında gösteriliyor.

Çin'in Kuantum Bilgisayarı 1 milyon görevi aştı Haber

Çin'in Kuantum Bilgisayarı 1 milyon görevi aştı

Sistemle birlikte geliştirilen kuantum sonrası kriptografi platformu Origin Rock ise geleceğin siber güvenlik altyapılarının test edilmesinde önemli bir adım olarak öne çıkıyor. Kuantum teknolojilerinde küresel rekabet yalnızca işlem gücüyle sınırlı kalmazken, veri güvenliği ve yeni nesil şifreleme sistemleri de ülkeler arasındaki yarışın önemli başlıklarından biri haline geldi. Çin'in Anhui Eyaleti Kuantum Hesaplama Çipleri Anahtar Laboratuvarı tarafından yapılan açıklamaya göre, iki yılı aşkın süredir hizmet veren Origin Wukong, 192 ülkeden 49 milyondan fazla ziyaretçiye ulaştı ve 1 milyonun üzerinde hesaplama görevi gerçekleştirdi. Kuantum sonrası güvenlik dönemi Uzmanlara göre günümüzde bankacılık, e-ticaret, kamu kurumları ve kurumsal veri ağlarında kullanılan şifreleme sistemleri, kuantum bilgisayarların yaygınlaşmasıyla birlikte ciddi güvenlik riskleriyle karşı karşıya kalabilir. Bu nedenle teknoloji şirketleri ve hükümetler, Post-Quantum Cryptography (PQC) olarak adlandırılan kuantum sonrası kriptografi çözümlerine yöneliyor. Amaç, kuantum bilgisayarların mevcut şifreleme yöntemlerini aşabilecek kapasiteye ulaşmasından önce yeni güvenlik standartlarını devreye almak. Origin Rock devreye girdi Çin'in geliştirdiği Origin Rock isimli yazılım tabanlı PQC modeli, Nisan 2024'te Origin Wukong sistemine entegre edildi. Geliştiriciler tarafından "mızrak ve kalkan modeli" olarak tanımlanan sistemde, kuantum hesaplama kapasitesi saldırı tarafını temsil ederken, yeni nesil güvenlik altyapıları ise savunma katmanını oluşturuyor. Çin hükümetinin sistemi bazı kamu kurumları ve büyük ölçekli şirketlerde test etmeye başladığı belirtiliyor. ABD ve Çin arasında yeni yarış Kuantum sonrası kriptografi alanı, ABD ve Çin arasındaki teknoloji rekabetinin yeni cephesi olarak görülüyor. ABD Ulusal Standartlar ve Teknoloji Enstitüsü (NIST), kuantum bilgisayarların mevcut şifreleme sistemleri üzerinde oluşturabileceği risklere karşı yeni standartlar geliştirirken, Çin de Origin Wukong üzerinden elde edilen verilerle önümüzdeki üç yıl içinde kendi ulusal PQC standartlarını oluşturmayı hedefliyor. Tsinghua Üniversitesi İleri Araştırmalar Enstitüsü'nden Prof. Dr. Wang Xiaoyun, önümüzdeki üç ila beş yılın kuantum sonrası kriptografi sektöründe hızlı büyüme dönemi olacağını belirtti. Uzmanlara göre kuantum hesaplama ve veri güvenliği artık birbirinden ayrı değil; geleceğin dijital ekonomisinin iki temel bileşeni olarak birlikte şekilleniyor.

İş dünyasında alınması gereken 4 kritik önlem Haber

İş dünyasında alınması gereken 4 kritik önlem

Bitdefender Türkiye Distribütörü Laykon Bilişim Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, çalışanları manipüle edip para sızdırmayı hedefleyen bu yeni nesil tehditlere karşı kurumları uyararak siber savunmalarını güçlendirecek 4 kritik adımı paylaşıyor. İş dünyasında yapay zeka teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte oltalama saldırıları boyut değiştirerek çok daha inandırıcı ve tehlikeli bir yapıya bürünüyor. Geleneksel yazılı e-postaların ötesine geçen siber saldırganlar, artık şirket CEO'larının veya üst düzey yöneticilerin seslerini saniyeler içinde kopyalayarak acil para transferi talep eden sahte sesli mesajlar veya video aramaları düzenliyor. Çalışanların üzerindeki otorite baskısını ve aciliyet duygusunu kullanan bu taktikler, milyonlarca liralık kayıplara yol açabiliyor. Çalışanların inisiyatifine bırakılan güvenlik süreçleri bu sofistike saldırılar karşısında yetersiz kalırken, Bitdefender Türkiye Distribütörü Laykon Bilişim Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu şirketlerin karşı karşıya kaldığı bu görünmez tehlikeye dikkat çekerek atılması gereken 4 adımı paylaşıyor. "Yapay Zeka destekli taklitler kurumsal güvenliği kökünden sarsıyor" Ses ve görüntü kopyalama teknolojilerinin siber suçluların elinde kusursuz bir silaha dönüştüğünü belirten Bitdefender Türkiye Distribütörü Laykon Bilişim Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, "Çalışanlar, karşılarında bizzat şirket yöneticisinin sesini duyduklarında veya görüntüsünü gördüklerinde siber güvenlik protokollerini kolayca göz ardı edebiliyor. Otorite figürlerinin bu derece inandırıcı bir şekilde taklit edilmesi, finans departmanlarını savunmasız bırakarak saniyeler içinde geri dönüşü olmayan fon kayıplarına neden oluyor. Kurumların bu yeni nesil tehditlerle başa çıkabilmesi, salt teknolojik önlemlerle sınırlı kalmayıp aynı zamanda çalışan farkındalığını en üst seviyeye çıkaran kapsamlı güvenlik kültürünün inşa edilmesine bağlıdır." dedi. Alev Akkoyunlu, şirketlerin deepfake destekli patron dolandırıcılıklarına karşı alması gereken 4 önlemi paylaşıyor: 1. Finansal işlemler için katı ve çoklu onay protokolleri geliştirin. Büyük miktarlı para transferleri veya hassas veri paylaşımları için asla tek bir iletişime güvenmeyin. E-posta, sesli arama veya video konferans yoluyla gelen acil ödeme taleplerini gerçekleştirmeden önce, işlemi farklı ve bağımsız iletişim kanalları üzerinden şirket içi onay mekanizmalarıyla mutlaka doğrulayın. 2. Şirket içi "güvenlik kelimeleri" veya gizli şifreler belirleyin. Yöneticiler ve kritik departman çalışanları arasında, acil durumlarda kimlik doğrulaması yapmak üzere önceden belirlenmiş ortak parolalar kullanın. Beklenmedik bir transfer talebi geldiğinde bu şifrelerin sorulması, karşınızdaki kişinin yapay zeka destekli bir kopyadan ibaret olup olmadığını anlamanın en pratik yollarından biridir. 3. Çalışanlarınızı yeni nesil yapay zeka tehditlerine karşı eğitin. Kurumsal siber güvenlik eğitimlerini, geleneksel oltalama (phishing) taktiklerinin ötesine taşıyın. Başta finans ve insan kaynakları olmak üzere tüm ekiplerinize deepfake teknolojisinin nasıl çalıştığını, sesli taklit saldırılarının belirtilerini ve şüpheli durumlar karşısında izlemeleri gereken adımları uygulamalı olarak gösterin. 4. Ağınızı ve cihazlarınızı kapsamlı bir çözümle koruma altına alın. Dolandırıcıların e-posta hesaplarınıza sızmasını veya deepfake araçlarını devreye sokmadan önce sisteminize zararlı yazılım yerleştirmesini engellemek için cihazlarınızı Bitdefender Total Security gibi kapsamlı çözümlerle koruyarak kurumunuzda tam güvenlik sağlayın.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.