SON DAKİKA
Hava Durumu

#Şeffaflık

Ekometre - Şeffaflık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Şeffaflık haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Sahte iş ilanları siber güvenlik riski haline geldi Haber

Sahte iş ilanları siber güvenlik riski haline geldi

Doğanay, “Yapay zekâ ile güçlenen yeni nesil siber tehditlerde saldırganın hedefi artık yalnızca sistemler değil; insanın kimliği, verisi ve dijital güvenidir.” dedi. İş başvurusu yapanların verileri risk altında İnternet üzerinden gerçekleştirilen işe alım süreçlerinin her geçen gün arttığını belirten Doğanay, milyonlarca kişinin iş bulabilmek için özgeçmişlerini farklı platformlar ve şirketlerle paylaştığını, ancak bu verilerin kimler tarafından hangi amaçla toplandığı ve ne kadar süre saklandığı konusunda önemli belirsizlikler bulunduğunu söyledi. Son zamanlarda kamuoyunda geniş yankı uyandıran ve yüzlerce iş başvurusu yapmasına rağmen geri dönüş alamayan aday örneklerinin, meselenin yalnızca istihdam piyasası açısından değerlendirilmemesi gerektiğini gösterdiğini belirten Doğanay, “Burada asıl tartışılması gereken, kaç başvuru yapıldığı değil; milyonlarca vatandaşın özgeçmiş, iletişim, eğitim, mesleki geçmiş ve diğer kişisel verilerinin kimlerin elinde toplandığı, ne kadar süreyle saklandığı ve hangi amaçlarla kullanıldığıdır.” dedi. "CV artık dijital kimliğin bir parçası" Bir özgeçmişin yalnızca eğitim ve iş deneyiminden ibaret olmadığını vurgulayan Doğanay, şu değerlendirmede bulundu: “Bugün bir CV; telefon numarası ve e-posta adresinin ötesinde kişinin eğitim geçmişini, çalıştığı kurumları, görevlerini, uzmanlık alanlarını, referanslarını ve kariyer yolculuğuna ilişkin çok sayıda kişisel veriyi bir arada barındırıyor. Bu nedenle CV artık yalnızca bir özgeçmiş değil, kişinin dijital kimliğinin ve profesyonel yaşamının ayrıntılı bir veri haritasıdır.” Bu verilerin siber suç ekosistemi açısından yüksek değer taşıdığına dikkati çeken Doğanay, kontrolsüz biçimde toplanan kişisel bilgilerin başka veri sızıntıları ve açık kaynaklardan elde edilen bilgilerle birleştirilerek çok daha kapsamlı dijital profillere dönüştürülebileceğini belirtti. Bu profillerin; kişiye özel sosyal mühendislik ve hedefli oltalama saldırılarından hesap ele geçirme girişimlerine, SIM-swap ve kimliğe bürünme yöntemlerinden deepfake destekli dolandırıcılığa, sahte finansal işlemlerden sentetik kimlik oluşturmaya kadar uzanan geniş bir suç yelpazesinde kullanılabileceğini ifade etti. Doğanay, özellikle çalışanların görev, yetkinlik ve kurum bilgilerinin saldırganlara yalnızca bireyi değil, çalıştığı kuruluşu da hedefleme imkânı sağlayabileceğine işaret ederek, “Bir CV'nin yanlış ellere geçmesi yalnızca kişisel veri ihlali anlamına gelmeyebilir. Saldırgan açısından bu belge, kişinin kim olduğunu, nerede çalıştığını, ne bildiğini, kimlerle bağlantılı olduğunu ve hangi senaryolarla ikna edilebileceğini gösteren bir istihbarat kaynağına dönüşebilir.” değerlendirmesinde bulundu. "Her iş ilanı gerçekten işe alım amacı taşımıyor olabilir" İnternette yayımlanan her iş ilanının gerçek bir personel ihtiyacını yansıtmayabileceğini belirten Doğanay, bazı ilanların uzun süre yayında kaldığını, sürekli güncellendiğini ancak herhangi bir işe alımla sonuçlanmadığının görülebildiğini söyledi. Doğanay, "Burada herhangi bir kurum veya platformu suçlamak doğru olmaz. Ancak gerçekten işe alım yapılmayan ilanlar üzerinden büyük ölçekli kişisel veri toplanıp toplanmadığı mutlaka incelenmeli. Milyonlarca insanın kişisel verisinin hangi amaçlarla işlendiği konusunda daha fazla şeffaflığa ihtiyaç var." ifadelerini kullandı. Sahte iş ilanları dijital manipülasyon aracı hâline gelebilir Doğanay, gerçek bir işe alım amacı taşımayan ilanların yalnızca kişisel veri güvenliği açısından değil, dijital ekosistemin güvenilirliği açısından da risk oluşturabileceğini belirtti. Bazı şirketlerin veya kötü niyetli yapıların, gerçekte personel ihtiyacı bulunmamasına rağmen sürekli iş ilanı yayımlayarak web sitelerine trafik çekmeyi, sosyal medya hesaplarının etkileşimini artırmayı veya sürekli büyüyen bir organizasyon algısı oluşturmayı hedefleyebileceğine dikkat çeken Doğanay, bu tür uygulamaların aynı zamanda adayların kişisel verilerinin gereksiz yere toplanmasına neden olabileceğini ifade etti. Doğanay, şu değerlendirmede bulundu: "Dijital platformlarda yayımlanan her iş ilanının gerçekten istihdam amacı taşıdığı varsayımıyla hareket edilmemelidir. Eğer herhangi bir işe alım yapılmadığı hâlde sürekli yeni ilanlar yayımlanıyorsa, bunun amacı ve toplanan kişisel verilerin nasıl işlendiği şeffaf biçimde ortaya konulmalıdır. Bu durum yalnızca insan kaynakları uygulaması olarak değil, kişisel verilerin korunması ve siber güvenlik perspektifiyle de incelenmelidir. Kaldı ki Kişisel Verileri Koruma Kanunu da kişisel verilerin işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olması ilkesi kapsamında veri minimizasyonu uygulanması gerektiğini belirtir. Gereksiz fazla veri siber risk iştahını artırır." Gerçek dışı işe alım ilanlarının kurum içinde de olumsuz etkiler oluşturabileceğini belirten Doğanay, sürekli yeni personel arandığı algısının çalışanlar üzerinde iş güvencesine ilişkin kaygıları artırabileceğini, bunun da kurum kültürü ve çalışan psikolojisi açısından değerlendirilmesi gereken ayrı bir konu olduğunu söyledi. Doğanay, yapay zekâ çağında büyük ölçekli CV havuzlarının siber saldırganlar açısından önemli bir hedef hâline geldiğini belirterek, "Milyonlarca özgeçmişten oluşan veri havuzları, kötü niyetli kişilerin eline geçtiğinde sosyal mühendislik saldırıları, hedefli oltalama kampanyaları ve kimlik dolandırıcılığı için kullanılabilecek stratejik veri kaynaklarına dönüşebilir. Bu nedenle işe alım süreçleri artık sadece insan kaynaklarının değil, siber güvenlik uzmanlarının da ilgi alanına girmektedir." ifadelerini kullandı. Siber Güvenlik Uzmanından İşe alım süreçleri için yeni standart çağrısı İşe alım süreçlerinde kişisel verilerin korunmasına yönelik yeni standartlar geliştirilmesi gerektiğini belirten Doğanay, şu önerilerde bulundu: - Gerçek bir açık pozisyon bulunmadan iş ilanı yayınlanmamalı - Gerçek ve güncel bir açık pozisyona dayanmayan ilanlarda bu durum adaylara açıkça belirtilmeli. - Özgeçmiş havuzu oluşturmak amacıyla kişisel veriler toplanmamalı - Adaylardan toplanan kişisel verilerin hangi amaçla işlendiği açık şekilde belirtilmeli. - İşe alım süreci tamamlandıktan sonra ihtiyaç duyulmayan özgeçmişler mevzuata uygun biçimde silinmeli. - İş ilanı platformları ve işverenlerin kişisel veri işleme süreçleri düzenli olarak denetlenmeli. - Adaylar, kişisel verilerinin ne kadar süre saklanacağı konusunda açık ve anlaşılır şekilde bilgilendirilmeli. Bunlara ek olarak; aktif olarak iş aramayan vatandaşlarımızın kariyer platformlarındaki hesaplarını gözden geçirmelerini, ihtiyaç duymuyorlarsa özgeçmişlerini yayından kaldırmalarını veya hesaplarını silmelerini öneriyoruz. Çünkü internette uzun süre erişilebilir halde bırakılan kişisel veriler, zaman içinde farklı risklere maruz kalabiliyor. Dijital dünyada kullanılmayan veriyi çevrimiçi ortamda tutmamak en temel siber güvenlik prensiplerinden biridir. “Yapay zekâ çağı ile güçlenen yeni nesil siber tehditlerde saldırganın hedefi artık yalnızca sistemler değil; insanın kimliği, verisi ve dijital güvenidir.” Yapay zekâ teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte kişisel verilerin değerinin her zamankinden daha fazla arttığını vurgulayan Doğanay, sözlerini şöyle tamamladı: "Eskiden siber güvenlik denildiğinde akla sunucular, ağlar ve bilgisayar sistemleri gelirdi. Bugün ise en değerli hedef insanın kendisi ve ona ait veriler. Yapay zekâ çağında siber güvenlik artık yalnızca sistemleri değil, insan verisini korumaktır. İş arayan milyonlarca vatandaşın özgeçmişi de korunması gereken stratejik dijital varlıklar arasında yer alıyor. Kişisel verilerin güvenliği artık sadece bireysel bir hak değil, dijital ekonominin ve ulusal siber güvenliğin de temel unsurlarından biridir. Ayrıca bu sorun yalnızca işverenlerin veya kariyer platformlarının inisiyatifine bırakılamaz. Kamu otoriteleri tarafından da etkin düzenleyici ve denetleyici mekanizmaların geliştirilmesi gerekiyor. Türkiye’de iş ilanları üzerinden gerçekleştirilen kişisel veri toplama faaliyetleri daha etkin denetlenmeli; gerçek bir açık pozisyona dayanmayan ilanlar için şeffaflık yükümlülüğü getirilmeli ve aday havuzu oluşturmak amacıyla yapılan veri toplama faaliyetleri açık kurallara bağlanmalıdır. İşverenlerin ve kariyer platformlarının topladıkları özgeçmişleri hangi amaçla ve ne kadar süreyle sakladıkları denetlenmeli; kapanmış veya gerçekte mevcut olmayan pozisyonlara ilişkin ilanların belirli süreler içerisinde yayından kaldırılması sağlanmalıdır. Ayrıca yanıltıcı iş ilanlarının bildirilebileceği etkin bir mekanizma oluşturulmalı ve tekrarlayan ihlaller için idari yaptırımlar değerlendirilmelidir. Milyonlarca vatandaşın kişisel verisinin işlendiği böylesine büyük bir dijital ekosistemde denetim artık yalnızca ilanların içeriğini değil, ilanların arkasındaki veri toplama, kullanma, paylaşma ve saklama süreçlerinin tamamını kapsamalıdır. "

TÜMKAD Dünya Kadın Mühendisler Günü Konferansı Haber

TÜMKAD Dünya Kadın Mühendisler Günü Konferansı

Programın sabah bölümünde ilk sunumu İş Fütüristi Stratejist Yazar Ufuk Tarhan yaptı. Tarhan, “Yarının İşini Yarına Bırakma, T’LEŞ” başlıklı sunumu ile hız faktörünün başarıya giden yoldaki önemine dikkat çekti. Tarhan bu doğrultuda, yapay zekânın kullanılmasının gerekliliğine vurguda bulundu. Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Özlem Kestioğlu ise “Zekâ Çağında Değer Yaratmak: Dayanıklı ve Güçlü Kurumların İnşası” konulu sunumunda, kurumların sürdürülebilir başarıyı elde etmelerinde, yapay zekâ başta olmak üzere, diğer teknolojik yeniliklerden yararlanılmasının kaçınılmazlığına dikkat çekti. Öğleden sonraki bölüm ise Managing Partner of WSI London and Turkey (WSI Londra ve Türkiye Yönetici Ortağı) Hande Ocak Başev’in sunumuyla başladı. Başev, “Mühendislikten Yapay Zekâ Mimarlığına: Yeni Bir Yolculuk” başlıklı sunumunda, yapay zekânın kullanım yaygınlığından söz etti. Yapay zekânın kurumlardaki kullanım yaygınlığı Yapay zekânın kurumlardaki kullanım yaygınlığı oranının yüzde 88 olduğunu belirten Başev, “Yapılan araştırmalar, kurumların yüzde 39’unun yapay zekâ projelerini kâra ve yatırıma dönüştürdüklerini ortaya koyarken, yüzde 28’inin yapay zekâ projelerinden sonuç alamadığını belgeliyor. Yapay zekâ projelerinin kârlı yatırımlara dönüşebilmesi, ‘merak’ olgusunun varlığına bağlı. Buradaki ‘merak’, ‘yapay zekânın kabiliyetini nerede uygularım’ sorusuna cevabı olabilecek ‘merak’ olmalı” diye konuştu. Yapay zekâ ile meslekler arasındaki bağ Yapay Zekâ Politikaları Derneği Kurucusu ve Başkanı, Recrotech Kurucusu ve Başkanı Zafer Küçükşabanoğlu ise “Yapay Zekâ Çağında Yeni Dönem: Ekonomiden Topluma, Devletten Bireye” konulu sunumunda, yapay zekânın meslekler üzerindeki etkisinden söz etti. Dünyanın yapay zekâ çağına girdiğini ifade eden Küçükşabanoğlu, “Toplumdaki yaygın kanı, yapay zekânın birçok mesleğe son vereceği yönünde. Böylesi kaygılara kapılmaktansa, yapay zekânın beraberinde getireceği fırsatların neler olabileceği araştırılmalı. Teknolojiye direnenlerin kaybedeceği bir çağdayız. Gelinen ilerlemeler ışığında, yapay zekâ çağına girdiğimizi söyleyebiliriz. Gerek kamu, gerek özel sektör, iş plânlamalarını ve projelerini, bu gerçeği göz önünde bulundurarak yapılandırmalı” dedi. TÜMKAD’ın onur tablosu Başev ve Küçükşabanoğlu’nun sunumunun ardından, TÜMKAD Kurucu Üyeleri, TÜMKAD Yönetim Kurulu, TÜMKAD Komisyon Başkanlıkları ve TÜMKAD İl Temsilciliklerine plaket takdiminde bulunuldu. Programa katılamayan TÜMKAD Londra Temsilcisi ve Türkiye’nin ilk F16 savaş uçağı Berna Şen Şenol, video mesaj ile konferans katılımcılarını selâmladı. Sonrasında, TÜMKAD Kurucu Üyeleri, TÜMKAD Yönetim Kurulu, TÜMKAD Komisyon Başkanları ve TÜMKAD Temsilcilikleri konuşmacılar için oluşturulan plâtforma çıkarak, TÜMKAD için bestelenen şarkı eşliğinde fotoğraf verdiler. ‘Hız yapay zekânın ise gelecek biz insanların’ Aionire Co-Founder (Kurucu Ortak), Arena Technology Board Member (Yönetim Kurulu Üyesi), AI and Technology Association (Yapay Zekâ ve Teknoloji Derneği Yönetim Kurulu Başkanı), TÜBİSAD Yönetim Kurulu Üyesi Barış Karakullukçu da “Sistem Tasarımından Geleceğin İnşasına: Yapay Zekâ Çağında Kadın Mühendislerin Rolü” başlıklı sunumunda, güvene dayalı kurulan köprülerle teknolojiden yararlanmanın formüllerinden söz etti. Teknolojiler değişse de teknolojiyi öğretecek uygulamalardan yararlanılması gerektiğini belirten Karakullukçu, “Sizi güçlü yapan etkinlikler neyse, hayat etkinliklerinizin üzerinde yükseliyor. Önceden öğrenmek için bazı araçlara sahip olmak gerekiyordu. Oysa iletişim çağında öğrenmenin önünde hiçbir engel kalmadı. Yapay zekâ bizlerden daha hızlı. Yapay zekânın bilemediği şu var. Hız yapay zekânın ise gelecek biz insanların. Bu gerçeğin farkında olmalıyız. Stratejilerimizi bu gerçeğin ışığında plânlamalıyız. Yapay zekâyı, fırsatlar bağlamında görmekten yanayım” diye konuştu. ‘İlham Veren Kadınlar Paneli’ Sunumların ardından, ‘İlham Veren Kadınlar Paneli’ne geçildi. TÜMKAD Yönetim Kurulu Üyesi Ayşe Köksal’ın moderatörlüğünde gerçekleşen panele konuşmacı olarak; SEDEFED Yönetim Kurulu Başkanı TÜRKONFED Başkan Yardımcısı Habitat Danışma Kurulu Başkanı GEN Türkiye Başkan Yardımcısı Emine Erdem ile KAGİD Hatay Yönetim Kurulu Başkanı KEBO A.Ş. Başkan Vekili Çiğdem Kıral katıldı. SEDEFED Yönetim Kurulu Başkanı TÜRKONFED Başkan Yardımcısı Habitat Danışma Kurulu Başkanı Gen Türkiye Başkan Yardımcısı Emine Erdem, kendisini başarılı kılan en büyük faktörün, cesaretli çalışmalarından kaynaklandığını vurguladı. Dokunulan hayatlarda ‘iz’ bırakmak Sorgulayan bir kültürden gelen değer yargılarına sahip olduğunu belirten Erdem, “Başarılı olmak güzel bir duygu. Ancak mevkiler geçici. Dokunulan hayatlarda iz bırakabilmek çok kıymetli. Ben iz bırakabilenlerin safında yer almaya gayret ettim. Değişim içsel yolculuğumuzla başlıyor. Kendi içsel değişiminizi gerçekleştirebildiğinizde, başkalarının hayatlarına da dokunabiliyorsunuz” diye konuştu. Sürdürülebilir başarı için başarıyı getiren faktörlerin, bir zincirin halkaları gibi ahenkli ve uyumlu dizilim gerektirdiğini dile getiren Erdem, etkin yönetişimin ve şeffaflık olgusunun başarının temel taşlarını oluşturduğunu vurguladı. KEBO’nun başarı öyküsü KAGİD Hatay Yönetim Kurulu Başkanı KEBO A.Ş. Başkan Vekili Çiğdem Kıral ise 30 yıldır sos ve mayonezlerde katkı maddesi kullanmadıklarını belirterek, sağlıklı ve doğal ürünlerin önemine dikkat çekti. KEBO’nun başarı öyküsünden söz eden Kıral, “Hatay usulü ile hazırladığımız tavuk dönerini, KEBO markamız ile tüketicilerin beğenisine sunmaktayız. Ürünlerimizde katkı maddelerine asla yer vermiyoruz. Bunun içindir ki ürünlerimiz tüketicilerimizin beğenisini kazanıyor” diye konuştu. Hatay kadın dayanışmasıyla ayağa kalktı Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023’deki depremden en fazla Hatay’ın etkilendiğine işaret eden Kıral, Hatay’ı yeniden ayağa kaldırma hedefinde, kadınların ortaya koydukları sosyal dayanışmanın, zorlukların aşılmasında kadının gücünü ortaya koyduğunu vurguladı. Kıral sözlerinin sonunda başarıya ulaştıran faktörlerden de söz etti. Başarılı olmak için mücadeleden vazgeçilmemesi gerektiğini vurgulayan Kıral, uyumlu ekip çalışmasının başarıyı da beraberinde getireceğini sözlerine ekledi. Her sunum sonrası, konuşmacılara, teşekkür plaketi takdim edildi.

Bankaların %11’i güvenilir yapay zeka yetkinliğine ulaşabildi Haber

Bankaların %11’i güvenilir yapay zeka yetkinliğine ulaşabildi

Bankacılıkta güven bir tercih değil, temel bir gerekliliktir. Ancak bankalar yapay zeka yatırımlarını diğer sektörlere kıyasla daha hızlı artırıyor. Buna rağmen çoğu kurum, bu teknolojiyi güven oluşturacak yönetişim, gözetim ve altyapıdan yoksun şekilde hayata geçiriyor. IDC’nin araştırma verilerine dayanan SAS Veri ve Yapay Zeka Etki Raporu: Güven Esası (The Trust Imperative), sektördeki bu temel çelişkiye dikkat çekiyor. Araştırmada, incelenen dört sektör arasında bankacılık; hem yapay zeka harcamalarında hem de güvenilir yapay zeka uygulamalarının benimsenmesinde kamu, sigorta ve yaşam bilimleri sektörlerini geride bırakıyor. Nitekim bankaların yaklaşık dörtte biri (%23), IDC’nin Güvenilir Yapay Zeka Endeksi’nde en yüksek seviyede yer alıyor. Ancak bu avantajlara rağmen, kurumların büyük çoğunluğu raporun "ideal durum" olarak tanımladığı "yüksek iç güven ve kanıtlanmış güvenilirlik" kombinasyonunun çok uzağında kalıyor. Rapora göre: Bankaların yalnızca %11’i hem kurum içi yapay zekâ güvenini yüksek seviyede tesis edebilmiş hem de somut olarak güvenilirliği kanıtlanmış yapay zekâ sistemlerine sahip. Bankaların yaklaşık yarısı (%47) IDC’nin “güven ikilemi” olarak tanımladığı noktada konumlanıyor. Bu kurumlar ya güven eksikliği nedeniyle güvenilir yapay zekayı yeterince kullanamıyor ya da doğrulanmamış sistemlere aşırı bağımlı hale geliyor. SAS Risk, Dolandırıcılık ve Uyum Çözümlerinden Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Stu Bradley, konuya ilişkin şunları söyledi: “Güvenilir yapay zeka söz konusu olduğunda bankacılık, bu çalışmadaki tüm sektörlerin önünde yer alıyor. Buna rağmen çoğu bankanın temel hazırlık seviyesi olması gereken noktanın oldukça gerisinde kalıyor. Yaklaşık 10 bankadan 9'u henüz güven algısını somut kanıtlarla hizalayamadı ve her beş bankadan biri hâlâ izole edilmiş (silo) veri yapılarıyla çalışıyor. Yapay zeka hedefleri ile hazırlık seviyesi arasındaki bu boşluğu kapatmak, tüm bankalar için yönetim katında bir öncelik olmalıdır.” Yatırımlar artıyor, ancak temeller hâlâ kırılgan Dünya genelinde 2.375 BT ve iş dünyası liderinin katılımıyla gerçekleştirilen araştırma, endişe verici bir tabloyu ortaya koyuyor: Yapay zeka yetkinliklerine yapılan yatırımlar; bu teknolojiyi güvenilir kılan "sorumlu inovasyon" ilkeleri ile yapılan yatırımlarla eşleşmiyor. Tek bir model hatasının bile ağır düzenleyici cezalara yol açabileceği veya müşteri güvenini bir gecede yerle bir edebileceği bu sektörde, söz konusu kopukluk ciddi bir risk arz ediyor. Sorun yatırım eksikliği değil: Bankaların yapay zeka harcama grafiği, araştırmadaki diğer tüm sektörlerin üzerinde seyrediyor. Bankaların %60’ı bu alanda %4 ile %20 arasında bir büyüme beklerken, %12’lik bir kesim çok daha keskin artışlar öngörüyor. Bu ivmeye rağmen, çalışmada şu kritik temel yapısal zayıflıklara dikkat çekiyor: Veri siloları: Bankaların %19’u hâlâ silo veri altyapısıyla faaliyet gösteriyor; bu oran araştırmadaki en yüksek seviye. Yetersiz veri temelleri: Bankaların önemli bir bölümü etkin veri yönetişimi (%45) ve/veya merkezi ya da optimize edilmiş veri altyapısından (%41) yoksun. Yetenek açığı: Kurumların %42’si uzmanlaşmış yapay zekâ yetkinliklerinde eksiklik yaşıyor. Bu sorunları aşmak için bankaların %52’si yapay zekâ mimarisini genişletmeyi, %43’ü ise özel yapay zekâ ekipleri kurmayı veya büyütmeyi planlıyor. Ancak yalnızca %31’i doğrudan yapay zekâ modellerinin geliştirilmesi ve iyileştirilmesine odaklanmayı hedefliyor. Bu da karşı karşıya olunan engellerin teorik değil, doğrudan yapısal olduğunu ortaya koyuyor. IDC Yapay Zeka ve Otomasyon Bölümü Araştırma Direktörü Kathy Lange, “Bankacılık sektörü yapay zekanın potansiyelini açıkça anlıyor, ancak anlamak ile uygulamak aynı şey değil. Güçlü veri mimarileri, yönetişim çerçeveleri ve yetkin insan kaynağı olmadan bankalar, yatırım getirisi (ROI) sağlayamayan projelere kaynak ayırma riskiyle karşı karşıya kalır. Daha da önemlisi, bu durum güven temelini zedeleyebilir.” uyarısında bulundu. Yapay zekada gerçek değer: maliyet değil, inovasyon Rapor, yapay zekânın bankacılıktaki temel değerinin maliyet azaltımı olduğu yönündeki yaygın varsayımı da sorguluyor. Buna karşılık bankacılık sektörü, yapay zekâdan elde edilen değerin ana kaynağı olarak süreç verimliliği yerine ürün ve hizmet inovasyonunu önceliklendiren tek sektör olarak öne çıkıyor. Sektörler arası yatırım getirisi (ROI) verileri de bu yaklaşımı destekliyor. Yapay zekayı müşteri deneyimini iyileştirmek için kullanan kurumlar, yapılan her 1 dolarlık yatırım karşılığında 1,83 dolar ile en yüksek getiriyi elde ediyor. Pazar payını artırmaya odaklananlar 1,74 dolar ile ikinci sırada yer alırken, maliyet tasarrufuna odaklananların getirisi 1,54 dolar ile en düşük seviyede kalıyor. Ayrıca güvenilir yapay zekâyı önceliklendiren kurumların, yapay zekâ yatırımlarından elde ettikleri toplam getiriyi iki katına çıkarma olasılığı %60 daha yüksek. Bankalar aynı zamanda agentic AI (ajan tabanlı yapay zeka) konusunda diğer sektörlere göre daha kararlı adımlar atıyor. Kurumların yaklaşık üçte biri, daha otonom sistemleri desteklemek için güvenilir yapay zeka yatırımlarını artırmayı planlıyor. Ancak yapay zeka sistemleri daha fazla karar verme yetkisi kazandıkça, zayıf yönetişimin doğuracağı sonuçlar da bir o kadar ağırlaşıyor. SAS Global Finansal Hizmetler Direktörü Alex Kwiatkowski ise şunları söyledi: “Düzenleyici kurumlar ve müşteriler süreci yakından takip ediyor. Şu anda bankaların neredeyse yarısı ya doğrulanmamış yapay zekalar kullanıyor ya da onayladıkları teknolojileri hayata geçirmekte tereddüt ediyor,” diyerek ekledi: “Hiçbir banka bu rekabetçi rekabette geri planda kalan oyuncu olmak istemez ancak maliyet tasarrufu tek başına onları yarışta tutmaya yetmeyecektir. Kazananlar; yönetişim, açıklanabilirlik, şeffaflık ve güçlü veri temellerine işi ölçeklendirmeden önce, yani henüz bir şeyler bozulmadan yatırım yapan bankalar olacak.” dedi.

Türkiye’nin En İyi İşverenleri 2026 sahnesindeydi Haber

Türkiye’nin En İyi İşverenleri 2026 sahnesindeydi

21 Nisan akşamı düzenlenen ödül töreniyle duyurulan liste; Türkiye genelinde 600’den fazla organizasyonu ve 175 binden fazla çalışanın geri bildirimini kapsayan, iş dünyasının en kapsamlı güven endeksi araştırmasının sonuçlarını temsil ediyor. Bu yıl Türkiye’nin dört bir yanından farklı sektörlerde faaliyet gösteren 137 organizasyon, yüksek güven kültürüne dayalı çalışan deneyimiyle “En İyi İşveren” unvanını tescilledi. Lojistikten teknolojiye, finanstan üretime kadar geniş bir yelpazede gerçekleştirilen analizlerde; listede yer alan şirketler, çalışan deneyiminin tüm çalışanlar için tutarlı seviyede pozitif olması anlamına gelen “For All™” kriterlerinde en yüksek performansı gösterenler oldu. Kategorilere Göre Başarı Tablosu Organizasyonların çalışan sayısına göre altı kategoride açıklandığı listede; 10-49 çalışan kategorisinde [41], 50-99 kategorisinde [20], 100-249 kategorisinde [30], 250-499 kategorisinde [16], 500-999 kategorisinde [10] ve 1.000 üzeri çalışan kategorisinde ise [20] şirket yer alarak bu prestijli unvanın sahibi oldu. Eyüp Toprak: “Güveni Bir Performans Matematiğine Dönüştürenler Kazandı” Ödül töreninde yaptığı konuşmada bu yılki sonuçları değerlendiren Great Place To Work® Türkiye CEO’su Eyüp Toprak: “Great Place To Work® olarak bu yıl 175 binden fazla çalışanın sesini dinledik. Bugün geldiğimiz noktada görüyoruz ki; Türkiye iş dünyası için güven artık sadece duygusal bir kavram değil, en stratejik performans birimidir. Listemizde yer alan organizasyonları diğerlerinden ayıran en temel fark, güveni sistematik bir matematik gibi yönetebilmeleridir. Güvenin yüksek olduğu yapılar, belirsizlik dönemlerinde hızlanıp değer üretirken; güvenin düşük olduğu yapılarda en iyi yatırımlar bile karşılığını bulmakta zorlanıyor.” dedi. Yapay Zekâ ve İnsan Odaklı Liderlik Dengesi Teknolojik dönüşümün çalışan deneyimine etkisine de değinen Toprak: “Şirketler yapay zekâya devasa bütçeler ayırsa da gerçek verimlilik ancak psikolojik güvenliğin olduğu ekosistemlerde ortaya çıkıyor. Bu yılın En İyi İşverenleri, teknolojiyi bir tehdit değil, bir destekçi olarak konumlandırmayı başaran; çalışanına 'deneme cesareti' aşılayan vizyoner liderliğe sahip kurumlar oldu. Geleceğin iş dünyasını, teknolojiyi insan odaklı bir güven kültürüyle birleştirenler inşa edecek.” şeklinde konuştu. Hakkaniyet ve Şeffaflık Ön Planda Araştırma sonuçlarına göre, çalışan deneyiminde en belirleyici unsurlardan birinin “Hakkaniyet” algısı olduğuna dikkat çeken Toprak; yüksek maaş politikalarından ziyade adil yönetim, fırsat eşitliği ve şeffaf iletişimin çalışan adanmışlığı üzerindeki etkisinin her geçen yıl arttığını vurguladı. Farklı sektörlerden bu prestijli listeye giren şirketlerin tam listesi ise şöyle: 10-49 Çalışan Sayısı Kategorisi DE LA PAU COFFEE DOĞA HR DANIŞMANLIK RENART GLOBAL WORIMEX TRIPY DOUBLE EVENTS TERA FİNANS FAKTORING CIRCLE GAMES IFF FORWARDING İZGÖREN AKADEMİ BAR OTOMOTİV VAKIF GYO NEOWISE TEKNOLOJİ NGC THE MEDIOLOGY MELINO TRAVEL MAXELANCE MONART LOJİSTİK BYTE TEKNOLOJİ LAYHER AD VENTURE DIGITAL RICH PRODUCTS TÜRKİYE SECURE FUTURE BİLGİ TEKNOLOJİLERİ CALIGO TEKLİFİMGELSİN TSKB GYO PEKİN & PEKİN BROTHERS & PARTNERS ORTAK SAĞLIK GÜVENLİK BİRİMİ ADL KURUMSAL GALAKSİYA BİLİŞİM TEKNOLOJİLERİ İLETİŞİM YAZILIM STOIKK PRESULT İLETİŞİM LEARTES STUDIOS CELLMARK NS GLOBAL LOJİSTİK ANAPET TAŞIMACILIK YSL ULUSLARARASI NAKLİYAT PULSE MÜHENDİSLİK KEY EVENT BUHLER TÜRKİYE 50 – 99 Çalışan Sayısı Kategorisi ERSOY HOLDİNG REMAX TÜRKİYE AKLEASE MYNET SICPA TÜRKİYE GALATA WIND ENERJİ DOĞAN YATIRIM BANKASI ETHICA SİGORTA CHIESI BROWN FORMAN TÜRKİYE SMARTPULSE TEKNOLOJİ TTS ULUSLARARASI NAKLİYAT WHITE CITY HOTELS VISA PRINTPARK OFSET VE AMBALAJ ARKEM KİMYA PRIME SİSTEM VE TEKNOLOJİ YM İDİS MÜHENDİSLİK KIPERIN COLLAGEN LİMAK YATIRIM ENERJİ ÜRETİM 100-249 Çalışan Sayısı Kategorisi MAGNA SEATING ANKA BİLİM KOLEJİ TÜRKİYE VARLIK FONU YÖNETİMİ ALLIANZ PARTNERS ING HUBS TÜRKİYE SERVIER İLAÇ VE ARAŞTIRMA VIESSMANN ANKARA SİGORTA STRYKER KATILIM EMEKLİLİK PERNOD RICARD TREPAŞ FERSAN FERMANTASYON EDENRED HEWLETT PACKARD ENTERPRISE AGROTECH İKAS TEKNOLOJİ ZOETIS LILLY TÜRKİYE TIMAC AGRO LİMA LOJİSTİK GALATA TAŞIMACILIK ODINE AON TÜRKİYE TAKEDA EKİN SMART CITY TEKNOLOJİ CONTINENTAL TÜRKİYE KRON TEKNOLOJİ ONEINGAGE PLAN-S 250-499 Çalışan Sayısı Kategorisi PLUXEE TÜRKİYE ABBVIE ORGANİK KİMYA AMCOR SPECIALTY CARTONS İZMİR CODEWAY SIEMENS HEALTHINEERS AG VIATRIS KALKINMA YATIRIM BANKASI METLIFE BEGÜM REFERANS HOLDİNG TEKNASYON FLORA FOOD GROUP SELUZ ALPLA ALBARAKATECH ECZACIBAŞI İLAÇ PAZARLAMA 500-999 Çalışan Sayısı Kategorisi ESBAŞ ASTRAZENECA TÜRKİYE MİKROGRUP FRAPORT TAV ANTALYA ARCHITECHT TOM KINAY TAŞIMACILIK VE LOJİSTİK COATS GLOBAL KHC TÜRKİYE TREDAŞ 1000+ Çalışan Sayısı Kategorisi TUI HOTELS & RESORTS TÜRKİYE ALLIANZ TÜRKİYE MARRIOTT INTERNATIONAL MEGASARAY HOTELS GROUP HUGO BOSS HILTON ERİŞİM MÜŞTERİ HİZMETLERİ ETB GROUP TP SAAT&SAAT ENERJİSA FPS TÜRKİYE MEDICAL POINT DHL FOUNDEVER TÜRKİYE SİGORTA ETIYA BİLGİ TEKNOLOJİLERİ BURGAN BANK ANADOLU SİGORTA PENTİ

İş dünyasının önemli isimleri yarın İstanbul’da buluşuyor Haber

İş dünyasının önemli isimleri yarın İstanbul’da buluşuyor

11 Nisan 2026 Cumartesi günü Wyndham Grand İstanbul Levent’te gerçekleşecek zirve, “Satın Almanın Yeni Çağı” ana temasıyla iş dünyasının en etkili isimlerini, ekonomistleri ve teknoloji liderlerini bir araya getirecek. Ekonomik Belirsizliklere "Satın alma" Kalkanı Küresel piyasalardaki çalkantıların ve tedarik zinciri krizlerinin gölgesinde gerçekleşecek zirvenin açılış oturumunda, ünlü ekonomist Mert Başaran 2026 perspektifiyle Türkiye’deki şirketlerin bu fırtınalı dönemde nasıl konumlanması gerektiğini masaya yatıracak. Zirve, satın almanın sadece bir maliyet yönetimi değil, şirketler için stratejik bir beka meselesi olduğunu vurgulayacak ve küresel belirsizlik ortamında Türk şirketlerin durumunu aktaracak. İş Dünyasının "Demir Leydi"leri ve Otonom Gelecek Zirvede bu yıl öne çıkan en çarpıcı başlıklardan biri, kadın liderlerin yönetimindeki yükselişi olacak. Yeni Çağın Kadın Liderleri, Ezber Bozan Kadın Liderler oturumu TÜSAYDER Yönetim Kurulu Eşbaşkanı Dr. Sevgi Yılmaz moderatörlüğünde; Emine Erdem (SEDEFED Yönetim Kurulu Başkanı), Esra Bezircioğlu (KAGİDER Yönetim Kurulu Başkanı), Ayşem Ulusoy (ATC Grup YKB, UTİKAD Geçmiş Dönem Başkanı) ve Damla Alışan (Alışan Lojistik CEO) gibi önemli isimlerin katılımıyla gerçekleşecek ve ezber bozan liderlik modelleri tartışılacak. Mindzie CEO’su James Henderson da zirvede olacak Teknoloji tarafında ise "Agentic Procurement" rüzgârı esecek. Peki nedir bu kavram? Agentic Procurement (Ajanik Satın Alma), yapay zekanın sadece veri analiz edip rapor sunduğu aşamadan, kendi başına karar alıp bu kararı uyguladığı aşamaya geçişi ifade eden, satın alma dünyasının en yeni ve en ileri teknolojik evresi olarak biliniyor. Geleneksel yapay zekâ sistemleri "X tedarikçisinden alım yaparsan %10 tasarruf edersin" derken; Agentic AI (Yapay Zekâ Ajanları), o tasarrufu gerçekleştirmek için tedarikçiye e-posta atıp, pazarlık yaparak ihaleyi sonuçlandırıp siparişi geçebiliyor. İşte Mindzie CEO’su James Henderson’ın katılımıyla gerçekleşecek bu oturumda, yapay zekanın satın alma süreçlerini nasıl tamamen otonom hale getireceği canlı akışlar üzerinden gösterilecek. Oturum, kapsamında çevrim sürelerini düşürmek, kaçan iskontoları azaltmak, riskleri erken yakalamak, uyumu artırmak ve tedarikçi performansını sistematik olarak geliştirmenin yolları anlatılacak. Bu oturum, satın almanın geleceğine yönelik en somut yol haritalarından birini sunmayı hedefliyor. Ali Ülker’den “Değer Odaklı” Mesajlar Özellikle regülasyonların sıkılaştığı, ESG beklentilerinin yükseldiği ve tedarik risklerinin çeşitlendiği bir dönemde; satın almanın “etik duruş” ve “şeffaflık” üzerinden güven inşa eden bir iş modeli kurgulaması kritik hale geliyor. İş dünyasının duayen isimlerinden Ali Ülker, zirvede gerçekleştireceği bu özel oturumda; etik temelli karar mekanizmaları, tedarikçi geliştirme ve dijital dönüşümün satın alma süreçlerindeki kritik rolüne dair önemli açıklamalarda bulunacak. Bu oturum kurumların satın almayı 2026’nın rekabet koşullarına uyarlaması için somut bir dönüşüm perspektifi sunacak. TÜSAYDER Yönetim Kurulu Eş Başkanları Dr. Mehmet Sarıdoğan ve Dr. Sevgi Yılmaz, zirveye ilişkin yaptıkları ortak açıklamada; "Dünya ticaretinde büyümenin %0,5’lere kadar çekildiği, küresel borç stokunun 348 trilyon dolarla rekor kırdığı bir dönemdeyiz. Bu tablo bize gösteriyor ki satın alma artık sadece bir departman değil, şirketlerin dijitalleşen dünyadaki sinir sistemidir. 11 Nisan'da bu sistemin yeni kurallarını değerli katılımcılarla, alanında uzman isimlerle konuşacağız. Amacımız, Türkiye’de faaliyet gösteren şirketlerimizin bu fırtınalı küresel ekonomide sadece hayatta kalmasını değil, satın alma stratejileriyle rekabet avantajı yakalamasını sağlamaktır" ifadelerini kullandı.

Z kuşağı bir işte ortalama 7 ay çalışıyor Haber

Z kuşağı bir işte ortalama 7 ay çalışıyor

Y kuşağı ortalama 1,5 yıl, X kuşağı ise 2 yıl aynı işte kalırken; genç kuşakların gelişim, esneklik ve anlam arayışı öne çıkıyor. Bu konuya dair değerlendirmelerde bulunan İdenfit Kurucusu ve CEO’su Onur Bayındır, “Y ve Z kuşakları yalnızca bir pozisyona sahip olmayı değil; gelişim imkânı, esneklik, anlam ve şeffaflık gibi unsurları da önceliklendiriyor” dedi. Bayındır’a göre işverenler, öğrenme fırsatları, hibrit çalışma modelleri, şeffaf iletişim ve rekabetçi yan haklarla Y ve Z kuşağının bağlılığını artırabilir. Bulut tabanlı insan kaynakları ve iş gücü yönetimi platformu İdenfit’in hazırladığı Kuşak Analiz Raporu’na göre, X kuşağı bir işte ortalama 2 yıl kalırken, Y kuşağı 1,5 yıl, Z kuşağı 7 ay kalıyor. Z kuşağının istifa oranı ise yüzde 35. Araştırmaya göre, Z kuşağının kısa iş süresi, bu neslin iş yerinde hızlı deneyim kazanma ve çeşitlilik arayışında olduğunu gösteriyor. Y kuşağının ise orta vadeli kalma süresi, kariyer fırsatlarına bağlılıklarını yansıtıyor. Ancak bu durum şirketler için zorlayıcı olabiliyor. Peki, işverenler çalışan sadakatini nasıl sağlayabilir? Y ve Z kuşağını işte tutmanın sırları neler? “Y ve Z kuşakları gelişim imkânı, esneklik ve şeffaflık gibi unsurları da önceliklendiriyor” İdenfit Kurucusu ve CEO’su Onur Bayındır, bu konuyla ilgili değerlendirmesinde şu görüşleri paylaştı: “Kuşak Analiz Raporumuz, şirketlerde çalışan bağlılığını anlamak açısından önemli veriler ortaya koyuyor. Bulgularımız, X kuşağının iş yerinde daha uzun süre kalma eğiliminde olduğunu ve kendi isteğiyle ayrılma oranının diğer kuşaklara kıyasla daha düşük seyrettiğini gösteriyor. Y ve Z kuşaklarında ise beklentiler ve motivasyon dinamikleri farklılaşıyor. Bu kuşaklar yalnızca bir pozisyona sahip olmayı değil; gelişim imkânı, esneklik, anlam ve şeffaflık gibi unsurları da önceliklendiriyor. Özellikle eğitim programları, net kariyer yolları ve mentorluk uygulamaları, genç kuşakların kuruma olan bağlılığını artıran temel faktörler arasında yer alıyor. Sürekli öğrenme kültürü sunan şirketler, yeteneklerini daha uzun süre bünyesinde tutabiliyor. Bununla birlikte esnek ve hibrit çalışma modelleri artık bir yan hak değil, güçlü bir beklenti. İş-yaşam dengesini destekleyen uygulamalar, çalışan memnuniyetini doğrudan etkiliyor. Z kuşağı açısından anlamlı ve sosyal etki yaratan projelerde yer almak da önemli bir motivasyon kaynağı. Şirketlerin sürdürülebilirlik ve toplumsal katkı alanındaki adımları, genç yeteneklerin bağlılığını güçlendiriyor. Teknoloji odaklı bir çalışma ortamı, dijital araçların etkin kullanımı ve açık iletişim kültürü de Y ve Z kuşakları için belirleyici unsurlar arasında. Düzenli geri bildirim mekanizmaları ve şeffaf yönetim anlayışı güven duygusunu pekiştiriyor. Elbette rekabetçi ücret ve yan haklar da işveren kaynaklı ayrılıkları azaltmada kritik rol oynuyor. Kısacası, kuşakların farklı beklentilerini doğru analiz eden ve insan kaynakları stratejilerini bu doğrultuda şekillendiren şirketler hem çalışan bağlılığını artıracak hem de uzun vadede daha güçlü ve sürdürülebilir bir organizasyon yapısı oluşturacaktır.”

Küresel ekonomideki belirsizlikler Türkiyedeki şirketleri nasıl etkileyecek? Haber

Küresel ekonomideki belirsizlikler Türkiyedeki şirketleri nasıl etkileyecek?

11 Nisan 2026 Cumartesi günü Wyndham Grand İstanbul Levent’te gerçekleşecek zirve, “Satın Almanın Yeni Çağı” ana temasıyla iş dünyasının en etkili isimlerini, ekonomistleri ve teknoloji liderlerini bir araya getirecek. Ekonomik belirsizliklere "satın alma" kalkanı Küresel piyasalardaki çalkantıların ve tedarik zinciri krizlerinin gölgesinde gerçekleşecek zirvenin açılış oturumunda, ünlü ekonomist Mert Başaran 2026 perspektifiyle Türkiye’deki şirketlerin bu fırtınalı dönemde nasıl konumlanması gerektiğini masaya yatıracak. Zirve, satın almanın sadece bir maliyet yönetimi değil, şirketler için stratejik bir beka meselesi olduğunu vurgulayacak ve küresel belirsizlik ortamında Türk şirketlerin durumunu aktaracak. İş dünyasının "demir leydi"leri ve otonom gelecek Zirvede bu yıl öne çıkan en çarpıcı başlıklardan biri, kadın liderlerin yönetimindeki yükselişi olacak. Yeni Çağın Kadın Liderleri, Ezber Bozan Kadın Liderler oturumu TÜSAYDER Yönetim Kurulu Eşbaşkanı Dr. Sevgi Yılmaz moderatörlüğünde; Emine Erdem (SEDEFED Yönetim Kurulu Başkanı), Esra Bezircioğlu (KAGİDER Yönetim Kurulu Başkanı), Ayşem Ulusoy (ATC Grup YKB, UTİKAD Geçmiş Dönem Başkanı) ve Damla Alışan (Alışan Lojistik CEO) gibi önemli isimlerin katılımıyla gerçekleşecek ve ezber bozan liderlik modelleri tartışılacak. Mindzie CEO’su James Henderson da zirvede olacak Teknoloji tarafında ise "Agentic Procurement" rüzgârı esecek. Peki nedir bu kavram? Agentic Procurement (Ajanik Satın Alma), yapay zekanın sadece veri analiz edip rapor sunduğu aşamadan, kendi başına karar alıp bu kararı uyguladığı aşamaya geçişi ifade eden, satın alma dünyasının en yeni ve en ileri teknolojik evresi olarak biliniyor. Geleneksel yapay zekâ sistemleri "X tedarikçisinden alım yaparsan %10 tasarruf edersin" derken; Agentic AI (Yapay Zekâ Ajanları), o tasarrufu gerçekleştirmek için tedarikçiye e-posta atıp, pazarlık yaparak ihaleyi sonuçlandırıp siparişi geçebiliyor. İşte Mindzie CEO’su James Henderson’ın katılımıyla gerçekleşecek bu oturumda, yapay zekanın satın alma süreçlerini nasıl tamamen otonom hale getireceği canlı akışlar üzerinden gösterilecek. Oturum, kapsamında çevrim sürelerini düşürmek, kaçan iskontoları azaltmak, riskleri erken yakalamak, uyumu artırmak ve tedarikçi performansını sistematik olarak geliştirmenin yolları anlatılacak. Bu oturum, satın almanın geleceğine yönelik en somut yol haritalarından birini sunmayı hedefliyor. Ali Ülker’den “Değer Odaklı” mesajlar Özellikle regülasyonların sıkılaştığı, ESG beklentilerinin yükseldiği ve tedarik risklerinin çeşitlendiği bir dönemde; satın almanın “etik duruş” ve “şeffaflık” üzerinden güven inşa eden bir iş modeli kurgulaması kritik hale geliyor. İş dünyasının duayen isimlerinden Ali Ülker, zirvede gerçekleştireceği bu özel oturumda; etik temelli karar mekanizmaları, tedarikçi geliştirme ve dijital dönüşümün satın alma süreçlerindeki kritik rolüne dair önemli açıklamalarda bulunacak. Bu oturum kurumların satı nalmayı 2026’nın rekabet koşullarına uyarlaması için somut bir dönüşüm perspektifi sunacak. TÜSAYDER Yönetim Kurulu Eş Başkanları Dr. Mehmet Sarıdoğan ve Dr. Sevgi Yılmaz, zirveye ilişkin yaptıkları ortak açıklamada; "Dünya ticaretinde büyümenin %0,5’lere kadar çekildiği, küresel borç stokunun 348 trilyon dolarla rekor kırdığı bir dönemdeyiz. Bu tablo bize gösteriyor ki satın alma artık sadece bir departman değil, şirketlerin dijitalleşen dünyadaki sinir sistemidir. 11 Nisan'da bu sistemin yeni kurallarını değerli katılımcılarla, alanında uzman isimlerle konuşacağız. Amacımız, Türkiye’de faaliyet gösteren şirketlerimizin bu fırtınalı küresel ekonomide sadece hayatta kalmasını değil, satın alma stratejileriyle rekabet avantajı yakalamasını sağlamaktır" ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.