SON DAKİKA
Hava Durumu

#Sanayi

Ekometre - Sanayi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sanayi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

BAE’den Almanya’ya 40 milyar euroluk yatırım hamlesi Haber

BAE’den Almanya’ya 40 milyar euroluk yatırım hamlesi

Berlin’deki temaslarda enerji, yapay zeka, dijital altyapı ve ileri teknoloji alanlarında işbirliğinin güçlendirilmesi kararlaştırıldı. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Almanya ile ekonomik ve stratejik ilişkilerini yeni yatırımlarla güçlendirmeye hazırlanıyor. BAE Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayid Al Nahyan’ın 9-11 Eylül 2026 tarihlerindeki Almanya ziyareti kapsamında, ülkenin Almanya’da 40 milyar euroluk yatırım paketi planladığı açıklandı. Almanya ve BAE liderlerinin ortak açıklamasına göre yatırım paketinin, Almanya’nın sanayi rekabetçiliğini, teknolojik kapasitesini ve uzun vadeli ekonomik büyümesini desteklemesi hedefleniyor. Paketin önemli başlıkları arasında gelişmiş dijital altyapı ve yaklaşık 1 gigavat kapasiteli yeni veri merkezleri bulunuyor. BAE’nin açıklamasına göre 40 milyar euroluk paketin 10 milyar euroluk bölümü Bavyera’daki yatırımlara ayrılacak. Yatırımların sanayi, ileri teknoloji, yapay zeka, dijital altyapı ve enerji gibi stratejik alanlara yönelmesi bekleniyor. Berlin’de stratejik ortaklık yeniden canlandırıldı Ziyaret kapsamında BAE Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayid Al Nahyan, Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier tarafından askeri törenle karşılandı. Al Nahyan, temasları kapsamında Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile de görüştü. İki ülke liderleri, 2004 yılında kurulan Kapsamlı Stratejik Ortaklığı yeniden canlandırmak amacıyla yeni bir Stratejik Diyalog mekanizması oluşturulmasını kararlaştırdı. Yeni mekanizmanın uluslararası ve bölgesel güvenlik, savunma, ticaret ve yatırım, enerji ve iklim, gelişmekte olan teknolojiler, dijitalleşme, ulaşım, çevre, kültür ve eğitim gibi alanlarda işbirliğini koordine etmesi planlanıyor. Almanya-BAE Yatırım Konseyi kuruluyor Ziyaret kapsamında kamu ve özel sektör arasındaki yatırımları güçlendirmek amacıyla Almanya-BAE Yatırım Konseyi kurulmasına yönelik ortak niyet beyanı da imzalandı. Konseyin iki ülke arasındaki yatırımları teşvik eden ve kamu ile özel sektör arasındaki işbirliğini güçlendiren bir platform olarak faaliyet göstermesi planlanıyor. 29 anlaşmanın değeri 9,3 milyar euroyu aştı Ekonomik temasların en dikkat çekici sonuçlarından biri de iki ülke şirketleri arasında imzalanan anlaşmalar oldu. BAE ve Alman şirketleri arasında 29 mutabakat zaptı ve anlaşma imzalanırken, söz konusu anlaşmaların toplam değerinin 9,356 milyar euroyu aştığı açıklandı. Anlaşmalar, iki ülke arasındaki özel sektör işbirliğinin kapsamının genişletilmesi açısından önemli bir adım olarak değerlendirildi. Enerji ve sanayi alanında Covestro, RWE, ADNOC ve Masdar gibi şirketler arasındaki ortaklıkların da genişletilmesi gündeme geldi. BAE’nin yatırım kuruluşu XRG’nin Alman kimya şirketi Covestro’daki yaklaşık 15 milyar euroluk mevcut yatırımı da iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin önemli unsurlarından biri olarak öne çıkıyor. Enerji ve teknolojide işbirliği genişliyor Yeni yatırım paketinde enerji güvenliğinin yanı sıra ileri teknoloji ve dijital altyapı öne çıkıyor. İki ülke, yapay zeka, veri merkezleri, enerji ve yeni teknolojilerde ortak projelerin geliştirilmesini hedeflerken, Almanya’nın sanayi ve teknoloji kapasitesi ile BAE’nin yatırım gücünün bir araya getirilmesi amaçlanıyor. Bu kapsamda yaklaşık 1 GW kapasiteli yeni nesil veri merkezlerinin kurulması planlanıyor. BAE, Almanya’nın Körfez’deki önemli ticaret ortağı BAE, Almanya’nın Körfez bölgesindeki en önemli ticaret ortağı konumunda bulunuyor. Almanya hükümeti de iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin daha da geliştirilmesini stratejik ortaklığın temel başlıklarından biri olarak değerlendiriyor. Berlin yönetimi, enerji, yatırım, savunma teknolojileri, yapay zeka ve ticaret başta olmak üzere farklı alanlarda BAE ile işbirliğinin derinleştirilmesini destekliyor. Berlin’deki son ziyaretle birlikte iki ülke arasındaki ekonomik ortaklığın yalnızca mevcut ticaret hacminin artırılmasıyla sınırlı kalmayıp, enerji, teknoloji, dijital altyapı ve yüksek katma değerli sanayiyi kapsayan daha geniş bir yatırım ilişkisine dönüştürülmesi hedefleniyor.

Matlı: Asırlık mirası geleceğin güçlü Bursa ekonomisine taşıyoruz Haber

Matlı: Asırlık mirası geleceğin güçlü Bursa ekonomisine taşıyoruz

Bursa Zahire Borsası adıyla 11 Eylül 1924 tarihinde Değirmenci Halil Paşa Zade İbrahim Bey ve arkadaşları tarafından kurulan Bursa Ticaret Borsası (Bursa TB), Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren kent ve ülke ekonomisinin yapı taşlarından biri olmayı sürdürüyor. Bir asrı aşan kurumsal birikimini bugün de Bursa’nın tarımsal ve ticari geleceğine yön veren çalışmalarla büyüten Bursa Ticaret Borsası; üretici, tüccar, sanayici ve iş dünyasıyla kurduğu güçlü bağ sayesinde geleneksel borsacılık anlayışını modern ticaretin gereklilikleriyle buluşturuyor. Asırlık birikim ekonomik değere dönüşüyor Bursa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, kuruluş yıl dönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada, Değirmenci Halil Paşa Zade İbrahim Bey ve kurucu üyelerin vizyonuyla yakılan meşalenin, bir asrı aşkın süredir Bursa’nın tarımsal ve ticari kalkınmasına ışık tuttuğunu ifade etti. “Bir asrı aşan birikim, bizim için yalnızca güçlü bir geçmiş değil, aynı zamanda geleceğe karşı önemli bir sorumluluktur” diyen Matlı, Bursa Zahire Borsası adıyla başlayan yolculuğun bugün sürdürülebilirliği ve dijitalleşmeyi odağına alan, küresel pazarlara entegre ve üyelerine katma değer sunan güçlü bir kurumsal yapıya dönüştüğünü söyledi. Bursa TB’nin tescil işlem hacminin 70 milyar TL’yi aşmasının da bu gelişimin somut göstergelerinden biri olduğunu belirten Başkan Matlı, şöyle devam etti: “Bizler ecdadımızın bize bıraktığı bu asırlık mirası yalnızca korumakla kalmıyor, ikinci yüzyılımızda günümüzün hızla değişen ekonomik koşullarına uygun vizyoner hamlelerle tarım ve ticaretin dönüşümüne öncülük ediyoruz. Üyelerimizin rekabet gücünü artıran, üretimi ve ticareti geliştiren, Bursa’nın ekonomik gelişimine katkı sağlayan bir anlayışla çalışmalarımızı sürdürüyoruz.” “Bursa’nın üretim gücüne katkı sunuyoruz” Bursa’nın güçlü üretim kültürü ve köklü ticaret geleneğiyle Türkiye ekonomisinin önemli merkezlerinden biri olduğuna dikkat çeken Başkan Özer Matlı, kentin sahip olduğu potansiyelin daha yüksek katma değer üreten bir ekonomik yapıya dönüştürülmesinin önemine vurgu yaptı. Matlı, “Bursa’nın tarım, gıda, sanayi ve ticaret alanındaki potansiyelini daha yüksek katma değere dönüştürmek, şehrimizin ekonomik gücünü geleceğe taşımak açısından büyük önem taşıyor. Bursa Ticaret Borsası olarak geleneksel borsacılık faaliyetlerimizin yanı sıra tarım ve gıda sektörlerinin gelişimine, ticaretin kolaylaştırılmasına, üretici ve tüccarımızın rekabet gücünün artırılmasına yönelik projeler geliştiriyoruz” dedi. Bu anlayış doğrultusunda birçok önemli çalışmayı hayata geçirdiklerini ifade eden Matlı, şunları söyledi: “Gıda İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nden Gıda UR-GE projelerimize, kentimizin değerli ürünlerinin coğrafi işaretlerle tescillenmesinden yerel ürün ve markalarımıza değer katan Off The Record projemize kadar geniş bir alanda çalışmalar yürüttük. Tüm bu projelerle Bursa’nın üretim ve ticaret gücünü daha yüksek katma değer üreten bir ekonomik yapıya dönüştürmeye, yerel değerlerimizi ulusal ve küresel ölçekte daha güçlü bir konuma taşımaya katkı sunuyoruz.” Asırlık miras geleceğe ışık tutuyor Bursa Ticaret Borsası’nın bugün değişen ekonomik koşullara uyum sağlayan, üyelerinin ihtiyaçlarını merkeze alan ve geleceğin ticaret modellerine hazırlanan güçlü bir kurumsal yapıya sahip olduğunu kaydeden Başkan Özer Matlı, Borsa’nın başarısının temelinde geçmişten bugüne uzanan ortak emeğin bulunduğuna dikkat çekti. Matlı, sözlerini şöyle tamamladı: “Cumhuriyetimizin ilk yıllarında Bursa Zahire Borsası adıyla başlayan yolculuğumuz, bugün bir asrı aşan güçlü bir kurumsal mirasa dönüşmüş durumda. Bu mirasın içerisinde Bursa’nın üreticisinin, tüccarının, sanayicisinin ve iş insanının emeği var. Borsamızın bugünlere gelmesinde katkısı bulunan başta üyelerimiz olmak üzere tüm başkanlarımıza, meclis ve yönetim kurulu üyelerimize ve çalışanlarımıza teşekkür ediyorum. Bursa Ticaret Borsası olarak geçmişten aldığımız güçle, bugünün ihtiyaçlarına cevap veren ve geleceğin ekonomisini şekillendiren bir anlayışla çalışmayı sürdüreceğiz. Bu vesileyle Borsamızın kuruluş yıl dönümünü kutluyor; kuruluşundan bugüne kadar Bursa Ticaret Borsası’na emeği geçen herkesi saygı ve şükranla anıyorum. Aramızdan ayrılan başkanlarımız başta olmak üzere Borsamıza hizmet etmiş tüm büyüklerimize Allah’tan rahmet diliyorum.”

EİB'den Ağustos ayında 1 milyar 605 milyon dolarlık ihracat Haber

EİB'den Ağustos ayında 1 milyar 605 milyon dolarlık ihracat

Türkiye’nin ihracatı ise Ağustos ayında geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 8 artışla 23 milyar 466 milyon dolar oldu. EİB’nin 2026 yılının Ocak-Ağustos döneminde ihracatı yüzde 5 artışla 12 milyar 784 milyon dolar olurken son bir yıllık dönemde ihracatı ise yüzde 4 artışla 19 milyar 129 milyon dolar olarak gerçekleşti. Sanayi ihracatı Ağustos ayında yüzde 1 artışla 824 milyon dolar, tarım ihracatı yüzde 6 artışla 632 milyon dolar, madencilik ihracatı ise yüzde 38 artışla 148 milyon dolar olarak gerçekleşti. Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği 206 milyon dolarlık ihracatla zirvedeki yerini korudu. Ege Maden İhracatçıları Birliği yüzde 38 artışla 148 milyon dolarlık ve Ege Tütün İhracatçıları Birliği yüzde 38 artışla 121 milyon dolarlık döviz getirerek Ağustos ayında ihracatını en fazla artıran Birlikler oldu. Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği yüzde 11 artışla 175 milyon dolarlık ihracatla Ağustos ayını geride bıraktı. Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği yüzde 13 artışla 112 milyon dolarlık, Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Ağustos ayında yüzde 3 artışla 104 milyon dolar ihracat gerçekleştirdi. Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği yüzde 3 artışla 97 milyon dolar, Ege Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği 60 milyon dolar ihracatı kayda aldı. Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği 57 milyon dolar, Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği yüzde 7 artışla 35 milyon dolar ihracat yaptı. Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği 16 milyon dolar, Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği 14 milyon dolarlık dövizi Türkiye’ye kazandırdı. 185 ülke ve gümrüklü bölgeye ihracat yaptık Ağustos ayında 185 ülke ve gümrüklü bölgeye ihracat yapıldığını, 87 ülkeye ihracatın artırıldığını aktaran Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, “Almanya, ABD ve İspanya en büyük ihraç pazarlarımız olmayı sürdürdü. Avrupa Birliği'ne ihracatımız yüzde 6 artışla 764 milyon dolara yükselirken, toplam ihracatta AB’nin payı yüzde 53’e ulaştı. Son bir yıllık ihracatımızda ilk kez 19 milyar dolar barajını aşarak 19 milyar 129 milyon dolara ulaştık. Ağustos ayındaki yüzde 4’lük ihracat artışı potansiyelimizi yansıtmıyor. İhracatımızın ekonomik büyümeye güçlü katkı verebilmesi için çift haneli büyüme rakamlarına ulaşmamız gerekiyor.” dedi. İhracatçıların yüksek faiz, enflasyon ve döviz kuru üçgeninde rekabetçiliklerini korumakta zorlandıklarını vurgulayan Öztürk, “Enflasyon yüzde 30’un üzerinde direncini korurken yüksek faizler yatırımcının hareket alanını daraltıyor, döviz kurlarındaki artış ise enflasyonun gerisinde kalıyor. Sağlıklı ve sürdürülebilir bir ekonomi için büyümenin sanayi ve ihracat destekli olması gerekiyor.” diye konuştu. “İhracatçının finansmana erişimi güçlendirilmeli” İhracatçının uygun maliyetli finansmana erişiminin kritik hale geldiğine dikkati çeken Öztürk sözlerini şöyle tamamladı: “Yüksek faiz-düşük kur sarmalından çıkmamız gerekiyor. Üretimin katma değere ve ihracat gelirine dönüşmesi için ihracatçılarımız uygun finansman modelleriyle desteklenmeli. Üreticimizin emeğinin karşılığını alması, sanayimizin çarklarının dönmesi, istihdamın korunması ve toplumun refahının artması için ihracatımızın yolculuğundaki taşları hep birlikte temizlemeliyiz.”

Matlı’dan etkileyici Bursa ekonomisi vizyonu Haber

Matlı’dan etkileyici Bursa ekonomisi vizyonu

70 meslek komitesinden 2 bin 425 üyeyle gerçekleştirilen görüşmelerin, 300 saati aşan toplantıların ve 12 uzmandan oluşan çalışma ekibinin katkılarıyla hazırlanan plan; 6 ana dönüşüm ekseni, 28 büyük dönüşüm hamlesi ve 46 yüksek etkili çözümden oluşuyor. Matlı, 2040’ın Bursa’nın uzun vadeli ekonomik yönünü, 2026-2030 döneminin ise ilk uygulama, sonuç alma ve hesap verme programını ifade ettiğini söyledi. Birleşmiş Milletler’in küresel kent dönüşümlerinde tercih ettiği süre olan 15 yıllık bir dönemi temel aldıklarını beyan eden Matlı, basın toplantısına Kapalıçarşı’da başlayan yolculuklarını sanayinin kalbinde sürdürdüklerini belirterek başladı. Matlı, “Bugün burada yalnızca bir program açıklamak için değil, 60 bin üyenin biriken itirazını, talebini ve gelecek iradesini seslendirmek için bulunuyoruz” dedi. “Bu, iki yönetim anlayışı arasındaki farktır. İsraf doğru kaynağı, yanlış önceliğe bağlamaktır. ” Konuşmasında mevcut BTSO yönetimine yönelik eleştirilerde de bulunan Matlı, aynı projelerin farklı tarihler ve isimlerle yeniden açıklanmasının Bursa’ya zaman kaybettirdiğini söyledi. TEKNOSAB’ın doluluk oranının on yılı aşan sürenin sonunda yüzde 9,4 düzeyinde kaldığını, yeni genişleme alanı diye duyurulan yerlerin, görselde olduğunu varlığında o alana tüm söylenenlerin sığmayacağını ancak hızlıca yapılan şeylerin üyenin ihtiyaçlarını çözmediğini belirten Matlı, fizibilitesi ve finansman modeli tamamlanmadan açıklanan yeni projelerin “vizyon” olarak sunulamayacağını ifade etti. Matlı, şöyle konuştu: “Bu bir kişisel polemik değildir. Bu, iki yönetim anlayışı arasındaki açık farktır. Mevcut anlayış proje sayısını, bina büyüklüğünü ve faaliyetleri anlatıyor. Biz, üyemizin kazandığı zamanı, azalan maliyetini, ulaştığı finansmanı, yeni müşterisini ve cirosunu anlatacağız. İsraf yalnızca fazla para harcamak değildir. Doğru kaynağı yanlış önceliğe bağlamak da israftır. Eski vaatleri yeniden açıklamak ise Bursa’nın zamanını ve güvenini israf etmektir.” Göreve geldiklerinde bütçenin, iştirak faaliyetlerinin, proje harcamalarının ve her yatırımın ürettiği ekonomik değerin açık biçimde paylaşılacağını belirten Matlı, bağımsız denetimin düzenli işleyeceğini ve BTSO kaynaklarının 60 bin üyenin rekabet gücüne yönlendirileceğini vurguladı. Birinci eksen: Üyenin önündeki engeller kaldırılacak, cebi rahatlatılacak İlk eksen dönüşümün önündeki engelleri kaldır. Bu kapsamda, BTSO artık üyeyi binasına çağıran değil, ilçeye, çarşıya ve sanayi sitesine giderek hizmet veren bir kurum olacak. Mevcuttaki mobil uygulama geliştirilerek BTSO ONE üzerinden üye, başvurusunu tek yerden yapacak ve sonucunu telefonundan izleyecek. Faaliyet belgesi ve yılda beş temel belge ücretsiz verilecek, aidatlar düşürülecek. Nefes Kredileri yeniden başlayacak, Finansmana Erişim Merkezi kredi ve teşvik başvurularını üye adına takip edecek. Birlikte Alım modeliyle enerji, lojistik ve ortak girdilerde 60 bin üyenin satın alma gücü birleştirilerek maliyetler düşürülecek. Ankara Masası ise üyelerin başkentteki ofisi olacak. İkinci eksen: Geleceği planlayan bir anlayış İkinci eksen ise dönüşümü planla. Bu eksenin ve dönüşümün merkezinde bulunan Bursa Ekonomik Gelişim Enstitüsü, kentin firmalarını, ürünlerini, üretim gücünü ve yatırım ihtiyaçlarını canlı bir envanterde toplayacak. İşletmeler Check Up 360° ile hangi alanda geri kaldığını görecek; Bursa Dönüşüm Pusulası ile hangi yatırımı, ne zaman ve hangi finansmanla yapacağını bilecek. Sektör Gelecek Laboratuvarları ve Gelecek İşleri Gözlemevi, önümüzdeki 10 yılın teknolojilerini, pazarlarını ve mesleklerini belirleyecek. Böylece hem firmalar yanlış yatırımdan korunacak hem de Bursa’nın eğitim, üretim ve yatırım kararları gerçek ihtiyaca göre alınacak. Üçüncü eksen: Üyenin parasını, ona kazanca dönüştürecek bir yapıya yön ver. Üçüncü eksen ise dönüşüme yön ver, üyenin ticaretini bilgiyle ilişkiyle ve teknoloji ile geliştir. Dönüşüme yön ver: Üyenin ticaretini bilgi, ilişki ve teknolojiyle geliştir. Bursa İş Ağı ile kentteki büyük alıcıların ihtiyaçları Bursa’daki üretici, tüccar, hizmet işletmesi ve KOBİ’lerle buluşturulacak; Bursa’da oluşan talebin daha büyük bölümü Bursa’da ciroya dönüşecek. BursaLink 365, Türkiye’deki 367 oda ve borsayı, hemşehri kuruluşlarını ve uluslararası oda bağlantılarını üyeler için çalışan ticaret koridorlarına çevirecek. Bursa Trade Cloud firmaların ürünlerini yılın 365 günü alıcıların karşısına çıkarırken, BAK! Bursa Alışveriş Kartı şehrin harcamasını Bursa işletmelerine yönlendirecek. Bursa Global ise firmayı alıcı bulmadan teklife, sözleşmeden finansmana ve güvenli tahsilata kadar destekleyecek. Bursa Yaşam Ekonomisi ile çarşı, gastronomi, turizm ve hizmet sektörleri de bu ticaret sisteminin güçlü bir parçası olacak. Dijital Çarşı 4.0, esnafın ürünlerini katalogdan ödemeye ve teslimata kadar çalışan bir dijital satış sistemine taşıyacak. Bursa Gastronomi Ağı; yerel üreticileri, tedarikçileri, restoranları ve otelleri buluşturarak Bursa’nın lezzetini yeni müşteriye ve gelire dönüştürecek. Bursa Deneyim Rotası; tarih, termal, sağlık, Uludağ, doğa, spor, zanaat, ipek, alışveriş ve gastronomiyi konaklamalı paketlerde birleştirerek ziyaretçinin şehirde daha uzun kalmasını ve daha fazla Bursa işletmesinden alışveriş yapmasını sağlayacak. Kongre, fuar ve festivaller konaklama, ulaşım, gastronomi ve çarşıyla birlikte planlanacak; Hizmet İhracatı Hattı ise sağlık, eğitim, lojistik, yazılım ve danışmanlık firmalarını yeni pazarlara taşıyacak. Böylece başarı, yapılan toplantı ve ziyaretlerle değil; üyeye kazandırılan müşteri, geceleme, sipariş, ihracat ve ciroyla ölçülecek. Dördüncü eksen: Kente entegre üretim ekosistemi, eğitim yapıları ve vizyon projeler Dördüncü eksen, Bursa için doğru bir üretim ekosistemi kurarak dönüşümün altyapısını yapmak üzerine kurulu. Bursa’nın doğusunda, batısında ve kuzeyinde, her biri yaklaşık 200 hektarlık KOBİ OSB’leri kurulacak. Bu alanların yanında 50 ila 100 hektarlık ticaret bölgeleri, ortak showroomlar, ofisler, depolar ve lojistik merkezleri yer alacak. Yeni küçük sanayi siteleri üretim ekosistemine bağlı biçimde planlanırken mevcut siteler Sanayi Siteleri 4.0 ile deprem, yangın, enerji, internet, atık ve lojistik bakımından yenilenecek. Beşevler’de kurulacak UstaTek Mesleki Eğitim Kampüsü ise gençleri doğrudan sanayinin içinde ustalarla, modern atölyelerle ve istihdam imkânlarıyla buluşturacak. Vizyoner bir proje: Güney Marmara Marina Projesi Planın öne çıkan yatırımlarından Güney Marmara Marina Projesi, Gemlik, Mudanya-Güzelyalı ve Karacabey kıyılarını tek turizm ve ticaret rotasında birleştirecek. Marina yalnızca teknelerin yanaştığı bir liman olmayacak; otellerden restoranlara, çarşılardan ulaşıma ve deniz sporlarına kadar yeni bir kıyı ekonomisi oluşturacak. Proje, üyeye rakip olmayacak; mevcut esnafın ve işletmelerin müşteri sayısını, ticaretini ve gelirini büyütecek. Beşinci eksen: Teknoloji fabrikada çalışacak, ürüne ve gelire dönüşecek Beşinci eksen ise dönüşümü kalıcı kılmak için üretilecek gelişmeler olacak. BUTEKOM X ile Bursa’nın test ve laboratuvar gücü tekstilden mobiliteye, medikalden robotiğe ve yeşil teknolojilere açılacak. Bursa Dönüşüm Kampüsü firmalara ortak Ar-Ge, pilot üretim ve dijital ikiz imkânı sunacak. Factory AI Bursa ile yapay zekâ seminerlerde anlatılmak yerine kalite kontrol, bakım, üretim planlama ve enerji yönetiminde fabrika hattında çalışacak. TechBridge Europe Avrupa’dan şirket alımı ile dünyadaki teknolojiyi Bursa’ya taşırken BUTGEM Next geleceğin becerilerine sahip çalışanlar yetiştirecek. Bursa IP, TalentCloud ve Venture Studios ile fikirler patente, yetenek işe, sektör sorunları ise satılabilir ürünlere ve yeni şirketlere dönüşecek. Altıncı Eksen: Sonuç veren projeler büyütülecek Vizyon 2040, açıklanıp rafa kaldırılan sabit bir proje listesi olmayacak. Her uygulamanın üyeye kazandırdığı zaman, maliyet avantajı, finansman, sipariş, ihracat ve istihdam düzenli olarak ölçülecek. Sonuç veren projeler büyütülecek, vermeyenler yeniden tasarlanacak veya durdurulacak. Bursa’nın otomotiv, tekstil, makine, gıda, sağlık ve turizm gücü; yeni nesil mobilite, ileri malzeme, medikal teknoloji, robotik, biyoekonomi, yeşil teknoloji, endüstriyel yazılım ve deneyim ekonomisine taşınacak. Bursa Lojistik Akıl Ağı üretimi limandan son kilometreye hızlandırırken, Yaşanabilir Bursa Ekonomi Standardı büyümenin suya, havaya, ulaşıma ve yaşam kalitesine zarar vermemesini güvence altına alacak. “Vizyon 2040 Bursa’ya verdiğimiz uzun vadeli sözdür” Önümüzdeki seçimin iki isimden çok iki yönetim anlayışı arasında gerçekleşeceğini söyleyen Özer Matlı, sözlerini şöyle tamamladı: “Bir tarafta 13 yılın sonunda ertelenen, yeniden açıklanan ve birbirinden kopuk projeler var. Diğer tarafta geçmişte üretilen değerleri koruyup yükselten, yenisini doğru ihtiyaca göre ekleyen ve bütün kaynakları 60 bin üye için çalıştıran bütüncül bir sistem var. Bursa yalnızca daha fazla değil, daha değerli üretecek; teknoloji, tasarım, marka, yazılım ve fikrî mülkiyet satacak. KOBİ, tüccar, esnaf, küçük üretici, kadın ve genç girişimci bu dönüşümün kenarında değil, merkezinde olacak. Vizyon 2040 bir seçim sloganı değil, Bursa’ya verdiğimiz uzun vadeli sözdür. Birlikte Güçlü, Birlikte İleri.” “Benim yanımda KOBİ’ler ve en önemlisi korkmayan gençler var” BTSO seçimleri sürecinde, seçim çalışması yapan veya fotoğraf çektiren kişilere baskı uygulanmaya çalışıldığını, kaybedecekleri şeyi çok olanların, karşılarına kimse aday çıkmasın diye ellerinden geleni yapmaya çalıştığını anlatan Özer Matlı “Biz bu yola Bursa sevgisi için çıktık. 60 Bin üyenin parasını savunmak, onların gelişimini ve kalkınmasını sağlamak için çıktık. Benim yanımda 60 Bin üye var. Benim yanımda korkmayan gençler var. Korkuları, baskı yapmalarına yol açıyor. Sormak lazım bu kadar korktukları ne? Perşembe gününe seçim koyduracak kadar, katılım az olsun diye uğraşacak kadar korktukları şey ne? Bizim önerimiz iyi ki oldu da seçim Fuar Alanı’nda yapılacak. Yoksa yine üyemizim demokratik hakkını elinden almak için zorlaştıracaklardı.” dedi.

Alman devlerinden hükümete acil reform çağrısı Haber

Alman devlerinden hükümete acil reform çağrısı

İş dünyası, üretim ve istihdamın Almanya’da korunması için maliyetlerin düşürülmesini ve çalışma hayatında daha fazla esneklik sağlanmasını istiyor. Almanya’da sanayinin önde gelen temsilcileri, hükümete yönelik reform baskısını artırdı. Otomotiv ve sanayi sektörünün büyük şirketleri ile işveren örgütleri, Berlin yönetimine gönderdikleri ortak mesajda, yüksek enerji maliyetleri ve artan iş gücü maliyetlerinin ülkenin küresel rekabet gücünü tehdit ettiğini belirterek yapısal reformların gecikmeden hayata geçirilmesini istedi. Özellikle Bavyera ve Baden-Württemberg'deki iş dünyası temsilcilerinin öncülük ettiği çağrıda, hükümetin koalisyon programında yer alan ekonomi ve çalışma hayatına yönelik reformları hızlandırması talep edildi. İş dünyasına göre Almanya'nın önündeki temel mesele, yalnızca mevcut ekonomik yavaşlamayı aşmak değil; şirketlerin üretim, yatırım ve istihdam için ülkeyi uzun vadede cazip bir merkez olarak görmeye devam etmesini sağlamak. Yüksek maliyetler sanayiyi zorluyor Alman sanayisi son yıllarda enerji fiyatları, küresel rekabetin sertleşmesi ve yüksek maliyetler nedeniyle önemli bir baskı altında bulunuyor. Şirketler, enerji maliyetlerinin kalıcı biçimde daha rekabetçi seviyelere çekilmesini isterken, sosyal güvenlik sisteminden kaynaklanan mali yüklerin de işverenler ve çalışanlar açısından sürdürülebilir hale getirilmesini talep ediyor. Almanya'da 2026 yılı için sosyal güvenlik sistemine ilişkin hesaplama sınırları da ücret gelişimine paralel olarak yeniden artırıldı. Federal Çalışma ve Sosyal İşler Bakanlığı, bu düzenlemelerin sosyal güvenlik sisteminin finansman tabanını ve ödeme dengesini korumayı amaçladığını belirtiyor. Ancak iş dünyası, primler ve diğer yan maliyetlerdeki yükselişin toplam iş gücü maliyetini artırarak Almanya'nın uluslararası rekabetçiliğini zayıflattığı görüşünde. İş dünyasının beklentisi: Daha düşük maliyet, daha fazla esneklik Sanayi temsilcilerinin hükümetten beklentileri birkaç ana başlıkta toplanıyor. İlk sırada enerji fiyatlarının düşürülmesi bulunuyor. Özellikle enerji yoğun sektörler açısından yüksek maliyetlerin üretim yatırımları üzerinde baskı oluşturduğu belirtiliyor. İkinci önemli başlık ise sosyal güvenlik yükleri. İş dünyası, artan maliyetlerin hem şirketlerin yatırım kararlarını hem de istihdam kapasitesini olumsuz etkilediğini savunuyor. Reform çağrısında ayrıca: çalışma hayatında daha fazla esneklik sağlanması,bürokratik süreçlerin azaltılması,kamu hizmetlerinde dijitalleşmenin hızlandırılması,yatırım süreçlerinin kolaylaştırılması gibi talepler öne çıkıyor. Berlin reform gündemini hızlandırmak istiyor Federal hükümet de ekonominin yeniden güçlendirilmesini öncelikli başlıklardan biri olarak görüyor. Hükümetin açıkladığı reform programlarında büyümenin desteklenmesi, rekabet gücünün artırılması, bürokrasinin azaltılması, sosyal güvenlik sisteminin uzun vadeli sürdürülebilirliğinin sağlanması ve iş gücü piyasasının güçlendirilmesi yer alıyor. Temmuz ayında hükümet, bu alanları kapsayan toplam 34 önlem üzerinde uzlaşıldığını açıklamıştı. Ancak iş dünyasının temel eleştirisi, reform başlıklarının belirlenmesinin tek başına yeterli olmadığı yönünde. Şirketler, özellikle maliyet baskısının devam ettiği mevcut dönemde uygulamaya geçiş sürecinin hızlandırılmasını istiyor. Sanayinin geleceği Almanya'nın gündeminde Almanya'nın güçlü sanayi altyapısı uzun yıllardır Avrupa ekonomisinin temel taşı olarak görülüyor. Ancak enerji maliyetleri, küresel tedarik ve rekabet koşullarındaki değişim, iş gücü açığı ve yüksek üretim maliyetleri bu model üzerinde yeni baskılar oluşturuyor. Hükümet de rekabet gücünü artırmak amacıyla yatırım ve reform odaklı bir politika izliyor. 2026 bütçe ve mali planında büyümeyi destekleyecek yatırımların yanı sıra kamu harcamalarında yapısal düzenlemeler ve sosyal güvenlik reformları öne çıkarılıyor. Alman iş dünyasının son çağrısı ise Berlin'e açık bir mesaj niteliği taşıyor: Reformların etkisini gösterebilmesi için yalnızca planlanması değil, hızla uygulamaya geçirilmesi gerekiyor. Önümüzdeki dönemde Almanya'nın enerji maliyetlerinden sosyal güvenlik sistemine, çalışma hayatından bürokrasiye kadar uzanan reform gündemini ne hızla hayata geçireceği, ülkenin sanayi üretimi ve küresel rekabet gücü açısından belirleyici olacak.

Irak'tan Türk şirketlerine yeni yatırım kapısı Haber

Irak'tan Türk şirketlerine yeni yatırım kapısı

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, Türk şirketlerini havaalanları, demir yolu, enerji, metro, tarım ve su projelerinde yatırım yapmaya çağırırken, iki ülke ticaret hacmini orta vadede 30 milyar dolara çıkarma hedefini koruyor. Türkiye ile Irak arasındaki ekonomik ilişkiler, yeni altyapı ve enerji projeleriyle birlikte yeni bir aşamaya giriyor. Irak yönetimi, ülkenin yeniden yapılanma ve kalkınma sürecinde Türk şirketlerinin daha fazla rol üstlenmesini isterken, özellikle ulaştırma ve enerji yatırımları öne çıkıyor. Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi'nin Türk iş dünyası temsilcileriyle gerçekleştirdiği görüşmede, ülkedeki yatırım fırsatları ve Türk şirketlerinin üstlenebileceği projeler ele alındı. Zeydi, Türk şirketlerini Irak'taki yatırım imkanlarından yararlanmaya davet etti. Öncelik ulaşım ve enerji projelerinde Irak'ın yatırım gündeminde havaalanlarının yapımı ve işletilmesi, Kalkınma Yolu Projesi kapsamındaki demir yolu hatları, Necef-Kerbela arasındaki metro projesi ve enerji yatırımları bulunuyor. Bunun yanında termik ve güneş enerjisi santralleri, barajlar, tarım ve su yönetimi alanlarında da yatırım fırsatları değerlendiriliyor. Kalkınma Yolu, Irak'ın Basra Körfezi'ndeki Faw Limanı'nı Türkiye üzerinden Avrupa pazarlarına bağlamayı hedefleyen yaklaşık 1.200 kilometrelik stratejik bir ulaştırma koridoru olarak öne çıkıyor. Projenin ilk aşamasında demir yolu altyapısına öncelik verilmesi planlanıyor. Türkiye-Irak ticaretinde hedef 30 milyar dolar Yatırım çağrısı, iki ülke arasındaki ticaret hacminin artırılmasına yönelik hedeflerin de gündemde olduğu bir döneme denk geliyor. Türkiye ve Irak, temmuz ayında gerçekleştirdikleri görüşmelerde orta vadede 30 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefini yeniden teyit etti. Ticaret Bakanlığı verilerine göre Türkiye'nin Irak'a ihracatı 2025'te yaklaşık 12,4 milyar dolar oldu. Irak, Türkiye'nin geçen yıl en fazla ihracat yaptığı beşinci ülke olarak kayıtlara geçti. Bu nedenle yeni yatırım projeleri, yalnızca müteahhitlik faaliyetleri açısından değil; makine, enerji ekipmanları, lojistik, finansman ve hizmet sektörleri açısından da Türk şirketleri için yeni pazar oluşturabilir. Kalkınma Yolu'nda uygulama aşaması hızlanıyor İki ülke arasında temmuz ayında yapılan görüşmelerde Kalkınma Yolu'nun sahadaki uygulamasına başlanması konusunda önemli adımlar atıldı. Irak tarafı projenin demir yolu ve kara yolu bölümlerine ilişkin teknik çalışmalarını ilerletirken, finansman mekanizmasının oluşturulması da gündemin önemli başlıkları arasında bulunuyor. Projenin hayata geçmesi halinde Irak'ın yalnızca petrol ihracatına dayalı ekonomik yapısını çeşitlendirmesi ve bölgesel bir lojistik merkez haline gelmesi hedefleniyor. Türkiye açısından ise Körfez'i Avrupa'ya bağlayan yeni bir ticaret koridorunun ortaya çıkması söz konusu. Enerjide işbirliği de genişliyor Türkiye-Irak ilişkilerinde enerji başlığı da giderek daha fazla önem kazanıyor. İki ülke ağustos ayında Irak petrolünün Türkiye üzerinden Ceyhan'a taşınmasına ilişkin yeni bir anlaşmaya imza attı. Anlaşma kapsamında Irak petrolünün Irak-Türkiye Boru Hattı üzerinden taşınması için günlük en az 750 bin varillik kapasite öngörülüyor. Taraflar ayrıca petrolün yanı sıra elektrik ve su kaynaklarını da kapsayan daha geniş bir işbirliği çerçevesi üzerinde çalışıyor. Bu gelişmeler, Türk şirketlerinin Irak'taki enerji yatırımlarında daha fazla rol üstlenmesinin önünü açabilecek bir ekonomik çerçeve oluşturuyor. Türk şirketleri için pazar genişliyor Irak'ın yatırım programı yalnızca büyük altyapı projeleriyle sınırlı değil. Tarım, sağlık, enerji, sanayi, lojistik, su yönetimi ve finans gibi farklı sektörlerde de Türk şirketleri için fırsatlar bulunuyor. Temmuz ayında Irak'ta Türk iş dünyası temsilcileriyle yapılan görüşmelerde de inşaat, sağlık, enerji, sanayi, gıda, lojistik, finans ve imalat sektörlerindeki yatırım imkanları ele alınmıştı. Irak yönetiminin Türk yatırımcılara yönelik çağrıları, iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin yalnızca ihracat-ithalat ekseninden çıkarılarak karşılıklı yatırım ve ortak proje modeline taşınmak istendiğini gösteriyor. Asıl sınav finansman ve uygulamada Irak'ın önündeki en önemli konu ise açıklanan projelerin finansmanı ve sahada uygulanabilir hale getirilmesi olacak. Özellikle Kalkınma Yolu gibi büyük ölçekli projelerde finansman modeli, teknik altyapı, sınır geçişleri ve proje takvimi yatırımcıların kararlarında belirleyici olacak. Türkiye açısından ise Irak'ın kalkınma yatırımları, Türk müteahhitlik ve hizmet şirketleri için yeni bir büyüme alanı yaratabilir. İki ülkenin 30 milyar dolarlık ticaret hedefi ve enerji ile ulaştırma alanındaki yeni anlaşmalar, ekonomik ilişkilerin önümüzdeki dönemde daha çok yatırım ve ortak proje ekseninde ilerleyebileceğine işaret ediyor. Bu haber için dış görselde yazı kullanmadan; Irak-Türkiye haritası, Faw Limanı, demir yolu hattı, enerji santrali ve Türk-Irak bayraklarını bir araya getiren aydınlık, gerçekçi bir ekonomi haber görseli daha uygun olur.

Anadolu Grubu büyüme ivmesini yılın ilk yarısında da sürdürdü Haber

Anadolu Grubu büyüme ivmesini yılın ilk yarısında da sürdürdü

Orta Asya’dan Çin’e uzanan coğrafyada attığı stratejik adımlarla küresel ayak izini güçlendiren Grup, 2026 yılının ilk yarısında dengeli portföyünün sağladığı dayanıklılıkla güçlü bir finansal performans ortaya koydu. Grup, konsolide satış gelirlerini %4,1, FAVÖK’ünü ise %10,7 artırdı. Grubun ana ortaklık net kârı yıllık bazda %132,2 büyümeyle 3,2 milyar TL olarak gerçekleşti. Anadolu Grubu İcra Başkanı Burak Başarır, “Yılın ilk yarısında büyüme ivmemizi sürdürdük. Dayanıklı iş modelimiz ve güçlü finansal yapımızla Vizyon 2035 hedeflerimize kararlılıkla ilerlerken, tüm paydaşlarımız için değer üretmeye devam ediyoruz” dedi. Anadolu Grubu, 2026 yılının ilk yarısına ilişkin finansal sonuçlarını açıkladı. Grubun satış gelirleri yılın ilk yarısında konsolide bazda yıllık %4,1 artarak 424,9 milyar TL seviyesinde gerçekleşirken FAVÖK %10,7 artışla 39,2 milyar TL oldu. Konsolide net kâr ise %10 artışla 14,5 milyar TL’ye ulaştı. Anadolu Grubu’nun ilk yarıda 3,2 milyar TL olarak gerçekleşen ana ortaklık net kârı yıllık bazda %132,2 büyümeye işaret etti. Enflasyon muhasebesi etkisi hariç tutulduğunda, Grubun konsolide satış gelirleri %37,4 artışla 410,6 milyar TL oldu. FAVÖK ise %43,4 arttı. Anadolu Grubu’nun başlıca operasyonlarına bakıldığında, Meşrubat ve Perakende satış gelirleri ilk yarıda geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre sırasıyla %7,9 ve %4,5; Tarım, Enerji ve Sanayi satış gelirleri %9,7 arttı. “Bu sonuçlar Orta Asya’daki yatırımlara duyduğumuz güveni pekiştirdi” Anadolu Grubu İcra Başkanı Burak Başarır ilk yarıyla ilgili değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “İlk yarı, süregelen jeopolitik belirsizliklerin, devam eden enflasyonist baskıların ve zorlu faaliyet koşullarının damga vurduğu bir dönem oldu. Farklı sektör ve coğrafyalara yayılan dengeli portföyümüzle, bu dalgalı ortamda da dayanıklılığımızı güçlendirdik. Güçlü operasyonel disiplinimiz, etkin maliyet yönetimimiz ve çevik karar alma kabiliyetimiz sayesinde, söz konusu olumsuzluklara rağmen güçlü bir finansal performans sergiledik.” Büyümenin ana itici gücünün Orta Asya olduğuna işaret eden Burak Başarır, “Bu sonuçlar Orta Asya’da gerçekleştirdiğimiz yatırımlara duyduğumuz güveni de pekiştirdi. Pakistan’daki meşrubat operasyonlarımız yılın ikinci çeyreğinde büyümeye katkı sağladı” dedi. “Disiplinli finansal yaklaşımımızla bilançomuzu daha da güçlendirdik” Burak Başarır sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye’de perakende segmenti gelir büyümesini sürdürürken, meşrubat segmentinde kârlılık odaklı bir büyüme performansı yakaladık. Bu sonuçlar; dengeli portföyümüzün, müşteri ve tüketicilerimizle kurduğumuz güçlü ilişkilerin ve ürün karması ile fiyatlama yönetimindeki esnek yaklaşımımızın olumlu finansal ve operasyonel sonuçlara dönüşmeye devam ettiğini gösteriyor. Mevcut faaliyet ortamı; ihtiyatlı bilanço yönetimi, güçlü serbest nakit akışı yaratımı, etkin maliyet kontrolü ve proaktif risk yönetimine dayanan disiplinli finansal yaklaşımımızın önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Bu yaklaşım sayesinde, işlerimize ve uzun vadeli büyümeye yönelik yatırımlarımızı sürdürürken konsolide net borç/FAVÖK oranımızı 2025 yılının ikinci çeyreğindeki 1,5 kattan 2026 yılının ikinci çeyreğinde 1,1 kata indirerek bilançomuzu daha da güçlendirdik.” “Coğrafi ayak izimizi yüksek büyüme potansiyeline sahip pazarlarla genişlettik” Grubun yeni coğrafyalara açılmaya ve ürün portföyünü genişletmeye yönelik atılımlarına da değinen Burak Başarır, “Yılın ilk yarısında, bira segmentinde önemli stratejik adımlar attık. Özbekistan ve Çin’de imzaladığımız fason dolum anlaşmalarıyla coğrafi ayak izimizi yüksek büyüme potansiyeline sahip pazarlarla genişlettik. Geçtiğimiz yıl başlattığımız Mercan Rakı satın alma sürecini Temmuz 2026’da başarıyla tamamladık. Öte yandan, 2025 yılının sonunda satın aldığımız SamAuto’nun entegrasyonu kapsamında Anadolu Isuzu’nun süreçlerini ve kalite standartlarını Özbekistan’daki operasyonlarımıza taşıyoruz. Anadolu Grubu olarak riskleri proaktif biçimde yönetmeye ve yeni fırsatları disiplinli bir yaklaşımla değerlendirmeye devam ediyoruz. Dayanıklı iş modelimiz ve güçlü finansal yapımızla Vizyon 2035 hedeflerimize kararlılıkla ilerlerken, tüm paydaşlarımız için değer üretmeye devam ediyoruz” diye konuştu. “Meşrubatta Orta Asya, uluslararası pazarlardaki büyümenin itici gücü oldu” Anadolu Grubu, Meşrubat grubunda yılın ilk yarısında güçlü hacim büyümesini kârlılık artışı ve nakit yaratımıyla destekleyerek başarılı performansını sürdürdü. Burak Başarır konuyla ilgili, “Pakistan ve Orta Asya operasyonları uluslararası pazarlardaki büyümenin temel itici güçleri olurken, bu güçlü performans Türkiye’deki sınırlı hacim daralmasını fazlasıyla telafi etti. Disiplinli gelir büyümesi ve maliyet yönetimi ile kanal, paket ve ürün karmasında sağlanan iyileşmeler hem Türkiye hem de uluslararası operasyonlarda marj artışını destekleyerek kaliteli büyüme odağımız doğrultusunda güçlü sonuçlar elde etmemizi sağladı” değerlendirmesinde bulundu. Bira grubunda, uluslararası operasyonların güçlü bir performans gösterdiğine dikkat çeken Başarır, “Türkiye’de Nisan’da başlattığımız Efes Ailesi dönüşüm programının sağladığı olumlu ivmeyi güçlendirmeyi hedefliyoruz. Özbekistan ve Çin’deki yeni üretim anlaşmalarımızla uluslararası operasyonlarımızdaki büyüme ve yayılımı destekleyeceğiz” dedi. “Perakende operasyonları büyüme performansını korudu” Burak Başarır, görece zayıf talep ortamına rağmen perakende operasyonlarının büyüme performansını koruduğunu söyledi. Başarır, “Çok kanallı yapımız, başarılı promosyon yönetimimiz ve devam eden mağaza açılışlarımız gelir artışında etkili oldu. Güneş enerjisi ve mağaza içi teknoloji kullanımı başta olmak üzere bir süredir devam ettiğimiz verimlilik yatırımları kârlılığımızı destekledi” diye konuştu. “SamAuto entegrasyonu, farklı coğrafyalara erişimimizi artıracak” Burak Başarır, JV SamAuto satın alımıyla üretim faaliyetlerini Özbekistan’a da taşıyan Anadolu Isuzu’nun, otomotiv segmentindeki gelir büyümesine katkı sağladığını kaydetti. Başarır, “Öte yandan, otomotiv sektörünün genelini etkileyen yüksek rekabet, ihracat hacimlerindeki yavaşlama ve vergi uygulamalarındaki değişikliklerin kârlılık anlamında olumsuz etkisini kendi operasyonlarımızda da gözlemledik. Önümüzdeki dönemlerde SamAuto entegrasyonu, artan ürün portföyü çeşitliliği ve farklı coğrafyalara erişimimizi artırarak finansal ve operasyonel performansımızı destekleyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Bursa ekonomisinde dönüşüm hamlesi başladı Haber

Bursa ekonomisinde dönüşüm hamlesi başladı

BTSO Yönetim Kurulu Başkanı Burkay: “KOBİ’lerimiz İçin Devrim Niteliğinde Projeleri Hayata Geçirmenin Gururunu Yaşıyoruz” Türkiye’nin yüksek teknolojili üretim ve ihracat hedefleri doğrultusunda faaliyetlerini sürdüren TEKNOSAB bünyesinde hayata geçirilen TEKNOSAB KOBİ OSB projesi ile binlerce firmanın modern üretim altyapısına kavuşması ve uluslararası ölçekte rekabet gücünün artırılması adına tarihi bir adım atıldı. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, “Türkiye Yüzyılı’na Bursa imzasını atacak dev projeyi hayata geçirmenin gururunu yaşıyoruz.” dedi. Bursa 2030 vizyonu doğrultusunda hazırlanan proje; üretim alanlarından teknoloji yatırımlarına, lojistikten finansmana, sektörel kümelenmeden dış ticarete kadar KOBİ’lerin ihtiyaç duyduğu tüm unsurları aynı ekosistem içerisinde buluşturuyor. Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde yaklaşık 3 bin katılımcıyla gerçekleştirilen lansman organizasyonuna; Bursa Valisi Erol Ayyıldız, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba, AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, MHP Bursa İl Başkanı Muhammet Tekin ile sivil toplum kuruluşları, akademik odalar ve sektör temsilcileri yoğun katılım gösterdi. Programda TEKNOSAB KOBİ OSB ve ekosistem içerisinde hayata geçirilecek diğer projelere ilişkin kapsamlı bir sunum gerçekleştiren BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Bursa’nın üretim ve ticaret hayatında yeni bir dönemi başlattıklarını söyledi. Başkan Burkay, “KOBİ’lerimiz için TEKNOSAB ekosistemi içinde devrim niteliğinde projeleri hayata geçirmenin gururunu yaşıyoruz. Türkiye Yüzyılı’na Bursa’nın güçlü imzasını atacak dev bir dönüşüm hamlesini başlattık. KOBİ'lerimize, Bursamıza ve ülkemize hayırlı olsun.” dedi. “Plansızlığın Gölgesinde Yorulan KOBİ’lerimiz İçin Bir Devir Kapanıyor” Bursa’da 8 bini aşkın KOBİ’nin plansız üretim alanlarında faaliyet gösterdiğine dikkati çeken İbrahim Burkay, işletmelerin yüksek maliyetler, yetersiz üretim alanları, lojistik zorluklar ve depolama sorunlarıyla karşı karşıya kaldığını belirtti. Kapasitesini artırmak, yeni yatırım yapmak, istihdam sağlamak ve ihracatını geliştirmek isteyen firmaların mekân ve altyapı sorunları nedeniyle verimlilik kaybı yaşadığını ifade eden Burkay, “TEKNOSAB’ın genişleme alanında yer alacak ekosistemde firmalarımız artık enerjilerini üretim alanı, altyapı, lojistik ve depolama sorunlarına değil; üretime, ticarete, teknolojiye ve ihracata yönlenecek. KOBİ’lerimizi planlı, nitelikli ve yüksek teknolojili üretim alanlarıyla buluşturuyoruz.” dedi. Başkan Burkay, “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Sayın Murat Kurum’un ortaya koyduğu irade, Sanayi ve Teknoloji Bakanımız Sayın Fatih Kacır’ın destekleri, Valimiz Sayın Erol Ayyıldız’ın liderliğindeki etkili koordinasyon, Büyükşehir Belediyemizin Başkan Vekili Sayın Şahin Biba’nın ve AK Parti İl Başkanımız Sayın Davut Gürkan’ın destekleri, ilgili kurumlarımızın katkıları, yıllardır sürdürdüğümüz mücadeleyi Bursa için büyük bir kazanıma dönüştürdü. Bu vesileyle, sürece katkı sunan tüm kamu kurumlarımıza ve emeği geçen herkese iş dünyamız adına yürekten teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı. “Bursa’nın Taşıyıcı Sektörleri Aynı Merkezde Buluşacak” BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, TEKNOSAB KOBİ OSB bünyesinde Bursa ekonomisinin üretim ve ihracat kapasitesinde önemli paya sahip sektörler için özel kümelenme alanlarının planlandığını açıkladı. Söz konusu projede kimya, plastik ve ambalaj, makine ve metal, kalıp ve otomotiv yan sanayisi, mobilya, kâğıt ve orman ürünleri, elektrik-elektronik ve otomasyon ile tekstil ve hazır giyim sektörlerinin yer aldığını belirten Burkay, ana sanayi firmalarıyla tedarikçilerin aynı üretim ekosisteminde bir araya gelmesiyle işletmeler arasındaki işbirliğinin güçlendirilmesi, tedarik zincirlerinin daha verimli hale getirilmesi ve firmaların uluslararası pazarlardaki rekabet gücünün artırılmasının hedeflendiğini söyledi. İbrahim Burkay, KOBİ OSB’de firmalara kesintisiz enerji, fiber internet bağlantısı, ileri arıtma sistemleri, güçlü ulaşım altyapısı, yeşil ve akıllı fabrika imkânları sunulduğunu da ifade etti. İhtiyaca Göre Modüler Üretim Alanları TEKNOSAB KOBİ OSB’de firmaların faaliyet alanlarına, üretim kapasitelerine ve büyüme hedeflerine göre farklı büyüklüklerde modüler üretim alanlarının oluşturulacağını açıklayan İbrahim Burkay, şu bilgileri verdi: “İşletmelerimize 500, 1.000, 2.000 ve 3.000 metrekare büyüklüğünde üretim alanı seçenekleri sunuyoruz. Bağımsız bölümler tek katlı veya iki katlı olarak tasarlanabilecek ve her bir üretim biriminin kendisine ait bağımsız girişi bulunacak. Üretim tesislerinde sektörlerin ihtiyaçlarına göre 6, 9 ve 12 metre tavan yüksekliği seçenekleri yer alıyor. Yapılarda yükleme rampaları, tır erişim alanları ve yük asansörleri bulunacak. Akıllı üretim tesisleri, firmaların ihtiyaçlarına göre tek katlı veya çok katlı olarak hayata geçirilecek. Böylece işletmeler, ihtiyaç duydukları alanı daha verimli kullanabilecek ve yatırım maliyetlerini azaltabilecek.” Vali Ayyıldız: "KOBİ’lerimizin Gücü, Şehrimizin ve Ülkemizin Geleceğidir" Programda konuşan Bursa Valisi Erol Ayyıldız Bursa'nın üretim gücünün temelinde KOBİ'lerin büyük emeği, girişimciliği ve azmi olduğunu belirterek, şunları söyledi: “KOBİ'lerimizin rekabet gücünü artıracak her yatırım, aynı zamanda şehrimizin ve ülkemizin geleceğine yapılan yatırımdır. TEKNOSAB KOBİ OSB de bu anlayışın güçlü bir yansımasıdır. Yüksek teknoloji odaklı yapısı, akıllı üretim altyapısı ve KOBİ'lere sunacağı gelişim imkânlarıyla Bursa'nın sanayi vizyonuna önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum. Yatırımcının önünü açan, üretimi destekleyen ve sanayicimizin yanında duran bir anlayışla çalışıyoruz. Bu vesileyle, bu vizyoner projeye öncülük eden Bursa Ticaret ve Sanayi Odamıza, Yönetim Kurulu Başkanımıza, emeği geçen tüm kurum ve kuruluşlarımıza teşekkür ediyor; TEKNOSAB KOBİ OSB'nin Bursa'mıza, iş dünyamıza ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum." Şahin Biba: “KOBİ OSB Bugünün Değil Geleceğin Projesidir” Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba da Bursa’nın KOBİ OSB projesiyle öncülük geleneğine yeni ve güçlü bir halka daha eklediğini söyledi. “Mimar bakışıyla KOBİ OSB projesinin yalnızca üretim alanlarını planlı kılmakla kalmadığını ve bugün şehrimizin ihtiyaç duyduğu düzene de kapı araladığını söyleyebilirim.” ifadelerini kullanan Şahin Biba, “Bu proje uzun yılların birikimiyle kentin öncelikli ihtiyaçlarını gözeterek sektörlerin talepleri dinlenerek ince elenip sık dokunarak oluşturulmuş güçlü bir vizyonun ürünüdür. En önemlisi ortak aklın istişarenin ve uzlaşının eseridir.” dedi. Kentin dört bir yanına dağılmış, büyümekte zorlanan, lojistik ve altyapı sorunları yaşayan işletmelerin planlı bir sanayi ve ticaret alanında faaliyet gösterecek olmasının Bursa'nın geleceği adına son derece önemli bir adım olduğuna işaret eden Şahin Biba, “Bursa Ticaret ve Sanayi Odamız yıllardır Bursa'nın üretim, ticaret, ihracat ve teknoloji kapasitesinin geliştirilmesi için son derece önemli çalışmalar yürütmektedir. Bu proje de bugünün değil geleceğin projesidir. Bu vesileyle BTSO Yönetim Kurulu Başkanımız Sayın İbrahim Burkay'a değerli yönetim kurulu üyelerine, meclis üyelerine ve odamızın tüm temsilcilerine Bursa'mız için ortaya koydukları çalışma azmi ve şehrimize sundukları katkılar dolayısıyla teşekkür ediyorum.” Yüzde 30 Peşinat, 36 Aya Varan Vade TEKNOSAB KOBİ OSB için yatırımcıların erişebileceği uygun bir finansman modeli oluşturuldu. Kamu bankaları aracılığıyla sağlanması planlanan finansman desteği kapsamında proje bedelinin yüzde 30’u peşin alınacak. Kalan tutar için yatırımcılara 18, 24 ve 36 aylık vade seçenekleri sunulacak. Projenin kamulaştırma süreci Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı tarafından yürütülecek. Belirlenen arazi maliyeti yatırımcılara yansıtılacak. İki katlı üretim alanlarında birim başına düşen maliyetin yarıya kadar azaltılması hedeflenecek. TEKNOSAB KOBİ OSB’de ilk teslimatların Aralık 2027’de yapılması, projenin bütününün ise 4 yıl içerisinde tamamlanması planlanıyor. Organize Ticaret Bölgeleri Kuruluyor TEKNOSAB ekosisteminin önemli bileşenlerinden birini de Organize Ticaret Bölgeleri oluşturuyor. Yapı malzemeleri, makine ve ekipman, elektrik-elektronik ve otomasyon, mobilya ve aksesuarları ile otomotiv yedek parça sektörleri, kendi ihtisas ticaret merkezlerinde faaliyet gösterecek. Organize Ticaret Bölgeleri’nde showroom, ofis, depolama ve lojistik imkanları bir arada sunuluyor. İşletmeler için 200, 300, 500 ve 1.000 metrekare büyüklüğünde modüler alanlar oluşturulacak. Minivan tipi araçların kullanımına uygun tasarlanacak merkezlerde dijital altyapı, modern pazarlama imkanları ve güçlü lojistik bağlantıları yer alacak. Böylece işletmelerin operasyonel maliyetlerinin düşürülmesi ve ticaret hacimlerinin artırılması amaçlanıyor. GIDA OSB İle Tüm Süreçler Tek Merkezden Yönetilecek TEKNOSAB ekosistemi içerisinde Gıda OSB projesi de hayata geçirilecek. Gıda OSB’de üretim, paketleme, soğuk hava depolama, laboratuvar ve sevkiyat birimleri aynı merkezde buluşturulacak. Enerji, su, atık yönetimi, kalite kontrol ve lojistik süreçlerinin tek merkezden yönetilmesiyle ürün güvenliğinin artırılması ve işletmelerin verimliliklerinin geliştirilmesi hedeflenecek. Projeyle Bursa’nın tarım ve gıda alanındaki güçlü potansiyeli modern sanayi altyapısıyla bir araya getirilecek. İnşaat Sektörüne Özel Depolama Alanları İnşaat sektörünün depolama, işleme ve sevkiyat ihtiyaçlarına yönelik özel lojistik alanları da TEKNOSAB bünyesinde oluşturulacak. Projede ortak depolama alanları, güçlendirilmiş zeminler, ihtiyaca göre büyüyebilen açık saha parselleri, kapalı ve yarı açık alanlar ile geniş ulaşım koridorları yer alacak. İnşaat sektöründe faaliyet gösteren firmaların depolama ve sevkiyat süreçlerini aynı merkezden yönetmesi sağlanarak maliyetlerin düşürülmesi ve operasyonel verimliliğin artırılması amaçlanıyor. Savunma Ve Havacılık Firmaları Defence Hub’da Buluşacak TEKNOSAB ekosisteminin stratejik projeleri arasında yer alan Defence Hub, savunma ve havacılık sektörlerinde faaliyet gösteren firmaları aynı merkezde buluşturacak. Merkezde yer alan işletmelerin teşvik ve desteklerden daha etkin şekilde yararlanması, Bursalı firmaların yerlileştirme kapasitesinin artırılması, kalite ve sertifikasyon süreçlerinin hızlandırılması hedefleniyor. Ar-Ge, inovasyon ve ileri teknoloji girişimlerinin destekleneceği Defence Hub ile Bursa firmalarının savunma sanayisi projelerinde daha aktif rol üstlenmesi amaçlanıyor. Lojistik Teknopark İlk Yılında Yüzde 126 Değer Kazandı TEKNOSAB ekosisteminde Girişim Sermayesi Yatırım Fonu modeliyle hayata geçirilen Lojistik Teknopark’ın ardından bölgede yine aynı modelle TEKNOSAB Data Center hayata geçiriliyor. Ekosistemin dijital kalbi olarak konumlandırılacak veri merkezi, firmalara güvenli, hızlı ve kesintisiz dijital altyapı sunacak. Fiziksel ve siber güvenlik imkanlarına sahip olacak merkez sayesinde KOBİ’lerin yüksek maliyetli bireysel sunucu yatırımları yapmasına gerek kalmayacak. Veri merkezinin, Bursa sanayisinin yapay zeka, akıllı üretim, veri yönetimi ve dijital dönüşüm kapasitesini geliştirmesi hedefleniyor. TEKNOSAB Teknopark İle Fikirler Ürüne Dönüşecek TEKNOSAB Teknopark bünyesinde sanayi, teknoloji ve AR-GE faaliyetleri aynı merkezde buluşturulacak. Akademik bilginin üretime aktarılacağı teknoparkta kuluçka merkezleri, test laboratuvarları ve mentörlük hizmetleri sunulacak. Yapay zeka, akıllı üretim ve ileri teknoloji alanlarındaki girişimlerin desteklenmesiyle yenilikçi fikirlerin katma değerli ürünlere dönüştürülmesi ve Bursa sanayisinin dijital dönüşümünün hızlandırılması amaçlanıyor. TEKNOSAB’da Serbest Bölge Oluşturulacak Proje kapsamında TEKNOSAB bünyesinde bir serbest bölge de kurulacak. Serbest bölgeyle TEKNOSAB’da üretilen katma değerli ürünlerin küresel pazarlarla daha hızlı ve düşük maliyetle buluşturulması hedeflenecek. Firmalara gümrük, vergi ve mevzuat avantajları sunacak serbest bölge, TEKNOSAB’ın demir yolu, kara yolu, otoyol ve liman bağlantılarıyla entegre biçimde faaliyet gösterecek. Projenin Bursa’nın dış ticaret ve ihracat kapasitesine önemli katkı sunması bekleniyor. KOBİ’lerin Finansmana Erişimi Tek Merkezden Sağlanacak TEKNOSAB ekosisteminde hayata geçirilecek “KOBİ Diyalog” merkeziyle işletmelerin finansmana ve danışmanlık hizmetlerine erişimi tek bir noktadan sağlanacak. Merkezde kamu ve özel bankaların KOBİ şubeleri ile KOSGEB, Kredi Garanti Fonu ve İhracatı Geliştirme AŞ gibi kuruluşların temsilcileri hizmet verecek. KOBİ’lere finansman, teminat, kredi derecelendirmesi, borç yönetimi, vergilendirme ve dijital dönüşüm alanlarında destek sağlanacak. Yapay zeka destekli analizlerin de kullanılacağı merkezde, firmalara mali ve kurumsal yapılarını geliştirmeye yönelik danışmanlık hizmetleri sunulacak. “TEKNOSAB KOBİ OSB’de Başvurular Başladı” Tanıtım programıyla birlikte “TEKNOSAB KOBİ OSB’de Ben de Varım” adıyla ön talep süreci de başlatıldı. Firmalar, https://kobiosb.teknosab.org.tr/ uzantılı web sitesinden vergi numaraları veya oda sicil numaralarıyla sisteme giriş yaparak başvurularını gerçekleştirebiliyor

Türkiye ile Tunus ticaretinde yeni iş birliği hamlesi Haber

Türkiye ile Tunus ticaretinde yeni iş birliği hamlesi

İstanbul'da düzenlenen Türkiye-Tunus İşbirliği ve Yatırım Geliştirme Forumu'nda konuşan Ticaret Bakan Yardımcısı Mahmut Gürcan, Türkiye ile Tunus arasındaki ekonomik ilişkilerin daha da güçlendirilmesinin hedeflendiğini belirterek, mevcut 1,6 milyar dolarlık ticaret hacminin yeni iş birlikleriyle daha üst seviyelere taşınacağını ifade etti. Tunus Türk Ticaret ve Sanayi Odası (CCITT), Türkiye-Tunus Sanayi ve Ticaret Platformu ile Dünya Sektörler Arası İşbirliği Forumu (WCI Forum) iş birliğinde düzenlenen etkinliğe, Türkiye'nin Tunus Büyükelçisi Ahmet Misbah Demircan, Tunus'un Ankara Büyükelçisi Ahmed Ben Sghaier ve iki ülkenin iş dünyası temsilcileri katıldı. "Türkiye stratejik üretim ortağı konumunu güçlendiriyor" Küresel ekonomide tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiğine dikkat çeken Gürcan, ülkelerin artık yalnızca ticaret ortağı değil, aynı zamanda stratejik üretim ve yatırım ortağı arayışında olduğunu söyledi. Türkiye ekonomisinin küresel belirsizliklere rağmen güçlü performans sergilediğini vurgulayan Gürcan, 2026'nın ilk çeyreğinde ekonominin yüzde 2,5 büyüyerek 23 çeyrektir kesintisiz büyümesini sürdürdüğünü, yıllıklandırılmış GSYH'nin ise 1 trilyon 639 milyar dolarla tarihi zirveye ulaştığını belirtti. İhracatta güçlü performans Türkiye'nin dış ticarette dayanıklılığını koruduğunu ifade eden Gürcan, 2025 yılında mal ihracatının 273,4 milyar dolar, hizmet ihracatının ise 122,6 milyar dolar olduğunu, toplam mal ve hizmet ihracatının 396 milyar dolara ulaştığını söyledi. Gürcan, Türkiye'nin Tunus'a ihracatının da 2025 yılında yüzde 11,6 artışla 1,2 milyar dolar seviyesine yükseldiğini kaydetti. Hedef karşılıklı ticaret ve ortak üretim İki ülke arasındaki ticaret hacmini artırmayı amaçladıklarını belirten Gürcan, hedeflerinin yalnızca Türkiye'nin Tunus'a ihracatını artırmak olmadığını vurgulayarak şunları söyledi: "Amacımız hem Tunus'a mal satmak hem de Tunus'un ürettiği ürünleri ülkemize kazandırmak. Karşılıklı ticaret ve yatırım iş birliklerini daha ileri seviyeye taşımak istiyoruz." Gürcan, ekonomik iş birliğinin güçlenmesinin Türkiye ile Tunus arasındaki dostluk ve kardeşlik bağlarını da daha sağlam bir zemine oturtacağını ifade etti. DEİK: Yeni sektörlerde önemli potansiyel var Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-Tunus İş Konseyi Başkanı Banu Küçükel de iki ülke arasındaki ticaret hacminin 2025 itibarıyla 1,6 milyar dolara ulaştığını belirtti. Küçükel, Tunus'un Afrika pazarına açılan önemli bir üretim ve yatırım üssü olduğuna dikkat çekerek; otomotiv, makine, elektrik-elektronik, tekstil, gıda ve tarım sektörlerinin yanı sıra lojistik, yenilenebilir enerji, sağlık, dijital dönüşüm, yaşlı bakımı ve sanayi yatırımlarında da önemli iş birliği fırsatları bulunduğunu söyledi. Forum kapsamında Türk ve Tunuslu firmalar arasında ikili iş görüşmeleri gerçekleştirilerek yeni ticaret ve yatırım ortaklıklarının temelleri atıldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.