SON DAKİKA
Hava Durumu

#Politika Faizi

Ekometre - Politika Faizi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Politika Faizi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Finansmanda rahatlama 2027’ye kaldı Haber

Finansmanda rahatlama 2027’ye kaldı

Yabancı finans kuruluşlarının önemli bölümü ekim ayında 100 baz puanlık indirim öngörürken, KOBİ kredilerindeki büyüme sınırının yükseltilmesi ve likidite düzenlemeleri işletmelerin finansman imkanlarını destekliyor. Uzmanlar, ilk rahatlamanın KOBİ’ler, ihracatçılar ve yatırım odaklı şirketlerde hissedileceğini, ticari kredi faizlerinde belirgin düşüşün ise 2027’nin ilk yarısında gündeme gelebileceğini değerlendiriyor. Türkiye’de enflasyondaki gerileme ve para politikasında gevşeme beklentileri, reel sektörün finansman koşullarına ilişkin umutları artırdı. Eylül ayında tüketici fiyat endeksi (TÜFE) aylık yüzde 1,84 artarken yıllık enflasyon yüzde 29,73’e geriledi. Böylece yıllık enflasyon Kasım 2021’den bu yana ilk kez yüzde 30’un altına indi. Enflasyondaki düşüş, Merkez Bankası’nın faiz politikasına yönelik beklentileri etkilerken, kredi piyasasında normalleşmenin ne zaman ve hangi kesimlerde hissedileceği de gündemin öne çıkan başlıkları arasında yer aldı. Faiz indirimi beklentileri güçleniyor Piyasaların odağı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) 22 Ekim’de gerçekleştireceği Para Politikası Kurulu toplantısına çevrildi. Yabancı finans kuruluşlarının faiz kararına ilişkin tahminleri farklılaşsa da kurumların önemli bölümü 100 baz puanlık indirim bekliyor. Citi, ekim ayında 100 baz puanlık faiz indirimi öngörürken yıl sonu politika faizi tahminini yüzde 35 seviyesinde koruyor. Commerzbank ve BBVA da 100 baz puanlık indirim beklentisini paylaşıyor. BBVA, dış koşullarda yeni bir bozulma yaşanmaması halinde aralık ayında da benzer büyüklükte bir indirim yapılabileceğini değerlendiriyor. Goldman Sachs ise faiz indirimi için henüz erken olduğu görüşüyle politika faizinin yüzde 37’de sabit tutulmasını bekliyor. KOBİ kredilerinde yeni düzenleme Faiz kararına yönelik beklentilerin yanı sıra TCMB’nin ekim ayı başında yaptığı düzenlemeler de işletmelerin finansmana erişimi açısından önem taşıyor. Bankaların KOBİ kredilerindeki aylık büyüme sınırı yüzde 4,5’ten yüzde 5’e yükseltilirken, Türk lirası zorunlu karşılıklara ilişkin bloke tesis oranlarında da indirime gidildi. Düzenlemelerle bankaların likidite yönetiminin desteklenmesi ve işletmelere kredi sağlama imkanlarının genişletilmesi amaçlanıyor. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de makroihtiyati adımlarla finansal sistemi ve reel ekonomiyi desteklediklerini belirtti. Kredi büyüme sınırındaki artışın ve zorunlu karşılık düzenlemelerinin bankaların likidite yönetimini güçlendireceğini ifade eden Şimşek, dezenflasyon süreciyle uyumlu, hedefli ve seçici adımların sürdürüleceğini vurguladı. Yeni düzenlemeler özellikle işletme sermayesi ve yatırım finansmanına ihtiyaç duyan şirketler açısından önem taşıyor. Ancak kredi imkanlarının genişlemesi kadar, işletmelerin kullandığı kredilerin maliyetinin ne zaman düşeceği de belirleyici olacak. Ölçülü normalleşme bekleniyor Ahlatcı Yatırım Araştırma Müdür Yardımcısı Dinçer Kurt, enflasyondaki gerilemenin TCMB’ye faiz indirimi için daha geniş bir hareket alanı sağladığını belirtti. Kurt, ekim toplantısında 100 baz puanlık indirimin olası senaryolardan biri olduğunu ifade ederken, bu adımın hızlı ve agresif bir gevşeme sürecinin başlangıcı olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekti. Para politikasında ölçülü bir normalleşme beklediğini belirten Kurt, enerji fiyatları, hizmet enflasyonu ve enflasyon beklentilerindeki risklerin yakından izleneceğini kaydetti. Kurt’un yıl sonu politika faizi tahmini yüzde 35 civarında bulunurken, 2027’nin ilk yarısına ilişkin beklentisi yüzde 30-32 bandında şekilleniyor. Kredi faizlerine yansıma gecikebilir Politika faizindeki olası indirimlerin ticari kredi maliyetlerine aynı hızda yansıması beklenmiyor. Bankaların mevduat maliyetleri, likidite koşulları ve makroihtiyati düzenlemeler, kredi faizlerinin seyrinde belirleyici olmaya devam ediyor. Dinçer Kurt, politika faizindeki düşüşün ticari kredi faizlerine bire bir ve eş zamanlı yansımasının beklenmemesi gerektiğini belirterek, kredi maliyetlerindeki gerilemenin bankaların kaynak maliyetlerine bağlı olacağını ifade etti. Faiz indirimlerinin zaman içinde birikimli etki oluşturmasıyla ticari kredi piyasasında daha belirgin bir iyileşme yaşanabileceğini değerlendiren Kurt, politika faizi ile şirketlerin kullandığı kredilerin maliyeti arasında zaman farkı oluşabileceğine işaret etti. Belirgin rahatlama 2027’nin ilk yarısında Ticari kredi faizlerinde daha güçlü bir düşüş için 2027’nin ilk yarısını işaret eden Kurt, politika faizindeki indirimlerin birikimli hale gelmesi ve bankaların fonlama maliyetlerinin gerilemesinin bu süreçte etkili olacağını belirtti. Genel kredi faizlerinde de aynı dönemde aşağı yönlü hareket bekleyen Kurt, faiz indirimlerinin mevduat ve kredi maliyetlerine ne ölçüde yansıyacağının yakından izlenmesi gerektiğini vurguladı. Öncelik KOBİ’ler ve ihracatçılar Finansmana erişimdeki iyileşmenin bütün kesimlerde aynı anda ve aynı ölçüde gerçekleşmesi beklenmiyor. Dinçer Kurt’a göre ilk rahatlama, işletme sermayesi ve yatırım finansmanı ihtiyacı bulunan reel sektör şirketlerinde görülebilir. KOBİ’ler, ihracatçılar ve yatırım yapmayı planlayan işletmeler, kredi imkanlarındaki kademeli iyileşmeden öncelikli olarak yararlanabilecek kesimler arasında bulunuyor. Buna karşılık hanehalkı kredilerinde aynı hızda bir gevşeme öngörülmüyor. TCMB’nin kredi büyüme sınırına ilişkin düzenlemesinin de kredi kanalını tamamen açmaktan ziyade finansal kaynakların yönlendirileceği alanları belirlediğini ifade eden Kurt, üretim ve yatırım odaklı bir normalleşme sürecinin öne çıkacağını belirtti. Yatırım iştahı desteklenebilir Ticari kredi faizlerindeki olası düşüşün yatırımlara etkisinde bankaların fonlama maliyetleri kritik rol oynayacak. Enflasyon beklentilerindeki iyileşmenin korunması ve bankaların kaynak maliyetlerinin gerilemesi halinde ticari kredi faizlerinde daha belirgin bir normalleşme yaşanabileceği değerlendiriliyor. Böyle bir gelişmenin işletmelerin yatırım kararlarını ve işletme sermayesi finansmanını desteklemesi bekleniyor. Önümüzdeki dönemde temel beklenti, ekonominin bütün kesimlerine yayılan hızlı bir kredi genişlemesinden çok, üretim, ihracat ve yatırımları destekleyen seçici bir finansal normalleşmenin gerçekleşmesi yönünde şekilleniyor.

İngiltere'de faiz artışı beklentisi güçleniyor Haber

İngiltere'de faiz artışı beklentisi güçleniyor

Capital Economics, politika faizinin iki adet 25 baz puanlık artışla yüzde 3,75'ten yüzde 4,25'e çıkabileceğini öngörürken, enflasyonun gelecek yılın başında yüzde 4,2 seviyesine ulaşabileceğini tahmin ediyor. İngiltere ekonomisinde enerji maliyetleri ve yeniden hızlanan fiyat baskıları, para politikasının geleceğine ilişkin beklentileri değiştirmeye başladı. İngiltere Merkez Bankası, eylül toplantısında politika faizini yüzde 3,75 seviyesinde sabit tutarken, enerji fiyatlarının enflasyon görünümü üzerindeki etkisine dikkat çekti. Öncü Satın Alma Yöneticileri Endeksi (PMI) verileri de şirketlerin maliyetleri ve satış fiyatlarında baskının yeniden güçlendiğine işaret etti. Ekonomistler, enflasyonun 2027'nin ilk aylarında yüzde 4 seviyesinin üzerine çıkabileceğini değerlendiriyor. BoE'de faiz artışı tartışması yeniden gündemde İngiltere Merkez Bankası, eylül toplantısında politika faizini yüzde 3,75'te sabit tuttu. Karar, Para Politikası Kurulu üyelerinin 6'ya karşı 3 oyuyla alındı. Üç kurul üyesi, faiz oranının yüzde 4'e yükseltilmesi yönünde oy kullandı. Oylama sonucu, enflasyonist baskılar karşısında kurul içinde faiz politikasına ilişkin farklı görüşlerin bulunduğunu ortaya koydu. Enflasyonun yüzde 4'ü aşması bekleniyor BoE, eylül ayındaki değerlendirmesinde enerji fiyatlarındaki yükselişin enflasyon görünümünü olumsuz etkilediğini belirtti. Mevcut enerji fiyatları üzerinden yapılan hesaplamalara göre tüketici enflasyonunun 2026'nın son çeyreğinde yaklaşık yüzde 3,75'e, 2027'nin ilk çeyreğinde ise yüzde 4'ün biraz üzerine çıkabileceği öngörüldü. Enerji maliyetlerinin seyri ve bu maliyetlerin şirketler tarafından ürün ve hizmet fiyatlarına yansıtılması, enflasyonun gelecek dönemdeki yönü açısından kritik unsurlar arasında yer alıyor. PMI verileri maliyet baskısına işaret etti Eylül ayına ilişkin öncü PMI göstergeleri, İngiltere'de şirketlerin girdi maliyetleri ve satış fiyatlarında yeniden artan baskıları ortaya koydu. RSM UK ekonomisti Thomas Pugh, hem girdi maliyetleri hem de satış fiyatları göstergelerinin son aylarda görülen yüksek seviyelere yaklaştığını belirtti. Pugh, enerji maliyetlerindeki yükselişin enflasyonun gelecek yılın başında yüzde 4'ün üzerine çıkmasına neden olabileceğini ve bu durumun BoE üzerindeki faiz artışı baskısını artırabileceğini ifade etti. Capital Economics'ten yüzde 4,25 faiz tahmini Capital Economics, İngiltere Merkez Bankası'nın önümüzdeki dönemde iki faiz artışı gerçekleştirebileceğini öngörüyor. Kurumun tahminine göre politika faizi, mevcut yüzde 3,75 seviyesinden iki adet 25 baz puanlık artışla yüzde 4,25'e yükselebilir. Capital Economics kıdemli ekonomisti Ashley Webb, enerji maliyetlerindeki yükselişin şirketlerin girdi maliyetlerini artırdığını ve firmaların bu artışları satış fiyatlarına yansıtmaya başladığını belirtti. Enflasyon için yüzde 4,2 tahmini Capital Economics, İngiltere'de enflasyonun 2027'nin başlarında yaklaşık yüzde 4,2 seviyesine ulaşabileceğini tahmin ediyor. Bununla birlikte, iş gücü piyasasındaki zayıflığın ücret ve fiyatlar üzerinden ortaya çıkabilecek ikinci tur enflasyon etkilerini sınırlayabileceği değerlendiriliyor. İş gücü piyasasındaki gelişmeler, ücret artışlarının seyri ve şirketlerin maliyet artışlarını tüketici fiyatlarına ne ölçüde yansıttığı, enflasyonun kalıcılığı açısından önem taşıyor. Piyasa fiyatlamaları daha yüksek faiz patikasına işaret ediyor Piyasa fiyatlamaları, bazı ekonomist tahminlerinin üzerinde bir faiz patikasına işaret ediyor. BoE'nin eylül toplantısı tutanaklarında, kısa vadeli faiz eğrisinin 2027 sonuna doğru yaklaşık yüzde 4,9 seviyesine kadar yükseldiği belirtilmişti. Banka, söz konusu fiyatlamada artan risk primlerinin de etkili olduğunu vurguladı. Son piyasa fiyatlamalarında kasım ayında faiz artışı ihtimalinin de belirgin şekilde yükseldiği ifade ediliyor. Kasım toplantısı yakından izlenecek İngiltere Merkez Bankası'nın bir sonraki faiz kararı 5 Kasım'da açıklanacak. Toplantı öncesinde enerji fiyatlarının seyri, enflasyon beklentileri, ücret artışları ve iş gücü piyasasının görünümü yakından takip edilecek. BoE, eylül kararında enflasyon risklerinin yukarı yönlü olduğunu belirtirken, Orta Doğu kaynaklı enerji şokunun ne kadar kalıcı olacağının para politikasının yönü açısından belirleyici olacağına dikkat çekti.

TCMB faiz kararını açıkladı Haber

TCMB faiz kararını açıkladı

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu, 10 Eylül 2026 Perşembe günü gerçekleştirdiği toplantının ardından merakla beklenen faiz kararını açıkladı. Kurul, politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 37 seviyesinde sabit tuttu. TCMB ayrıca gecelik vadede borç verme faizini yüzde 40, gecelik vadede borçlanma faizini ise yüzde 35,5 seviyesinde değiştirmedi. Faiz oranlarında değişiklik yapılmadı Eylül toplantısında faiz oranlarında değişikliğe gitmeyen Para Politikası Kurulu, para politikası duruşunu mevcut seviyelerde korudu. TCMB’nin karar metninde, son dönem enflasyon gerçekleşmeleri ve öncü göstergelerin enflasyonun ana eğiliminde gerilemeye işaret ettiği belirtildi. İktisadi faaliyete ilişkin verilerin ve arz şoklarının yurt içi fiyatlara yansımasının sınırlı kalmasının iç talepteki zayıf seyrin sürdüğüne işaret ettiği ifade edildi. Öte yandan Kurul, jeopolitik gelişmeler nedeniyle yüksek seyreden enerji fiyatlarının enflasyon görünümü açısından yukarı yönlü risk oluşturduğuna dikkat çekti. Ocak ayından bu yana yeni indirim yok TCMB, 2026 yılının ilk Para Politikası Kurulu toplantısı olan 22 Ocak'ta politika faizini yüzde 38’den yüzde 37’ye indirmişti. Aynı toplantıda gecelik borç verme faizi yüzde 41’den yüzde 40’a, gecelik borçlanma faizi ise yüzde 36,5’ten yüzde 35,5’e çekilmişti. Ocak ayındaki indirimin ardından 12 Mart, 22 Nisan, 11 Haziran ve 23 Temmuz tarihlerindeki PPK toplantılarında politika faizi yüzde 37’de sabit tutuldu. Eylül toplantısında alınan son kararla birlikte, yaklaşık sekiz aydır politika faizinde yeni bir indirime gidilmemiş oldu.

BofA’dan TCMB’ye ekim ayında 100 baz puanlık indirim tahmini Haber

BofA’dan TCMB’ye ekim ayında 100 baz puanlık indirim tahmini

BofA, yıl sonu politika faizi beklentisini yüzde 36, yıl sonu enflasyon tahminini ise yüzde 29,5 olarak korudu. Bank of America (BofA), Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) para politikası görünümüne ilişkin yeni değerlendirmesini yayımladı. Banka, yüksek enflasyon beklentileri ve devam eden jeopolitik riskler nedeniyle TCMB’nin doğrudan faiz indirimleri için hareket alanının sınırlı olduğunu belirtirken, eylül ayındaki Para Politikası Kurulu toplantısında politika faizinin sabit tutulmasını bekledi. BofA’ya göre TCMB, yılın ilk ve tek doğrudan politika faizi indirimini ekim ayında gerçekleştirecek. Banka, 100 baz puanlık indirimle politika faizinin yüzde 36 seviyesine çekileceğini öngörüyor. Likidite normalleşmesi dikkat çekti Ekonomist Hande Küçük imzalı değerlendirmede, TCMB’nin İran Savaşı sonrasında oluşan makro-finansal riskler nedeniyle ara verdiği bir haftalık repo ihalelerine yeniden başlaması, likidite politikalarında normalleşme adımı olarak yorumlandı. Söz konusu gelişmeyle birlikte ortalama fonlama maliyeti ve TLREF oranının yüzde 40 seviyelerinden savaş öncesindeki yaklaşık yüzde 37 düzeyine gerilediğine dikkat çekildi. Rezervler ve sermaye girişleri etkili oldu BofA, TCMB Başkanı Fatih Karahan’ın 13 Ağustos’taki Enflasyon Raporu toplantısında verdiği mesajların ardından atılan adımın zamanlamasına da işaret etti. Brüt ve net rezervlerdeki güçlü toparlanma, carry-trade girişlerindeki artış ve iç talepte gözlenen belirgin yavaşlamanın, likidite koşullarındaki normalleşmenin öne çekilmesinde etkili olduğu belirtildi. Eylül ayında faiz değişikliği beklenmiyor Bankaya göre efektif faizlerde yaklaşık 300 baz puanlık düşüş yaşanmasına rağmen, politika faizinde doğrudan bir indirim için mevcut koşullar henüz yeterli değil. Enflasyon beklentilerinin yüksek seyretmesi ve jeopolitik belirsizliklerin sürmesi nedeniyle BofA, TCMB’nin eylül ayındaki PPK toplantısını pas geçmesini ve politika faizini mevcut seviyesinde tutmasını bekliyor. Eylül enflasyonu yüzde 30 bandına gerileyebilir Bank of America, baz etkisinin desteğiyle eylül ayında yıllık enflasyonun yüzde 30-30,5 aralığına gerilemesini öngörüyor. BofA’nın tahminine göre enflasyondaki bu gerilemenin ardından TCMB, politika faizinde indirime gitmek için ekim ayını tercih edecek. Ekimde 100 baz puanlık indirim öngörüsü Banka, yılın ilk ve tek doğrudan politika faizi indiriminin ekim ayında yapılacağını tahmin ediyor. BofA’ya göre TCMB, politika faizini 100 baz puan indirerek yüzde 36 seviyesine çekecek. Bu tahmin doğrultusunda Bank of America’nın Türkiye için yıl sonu politika faizi beklentisi de yüzde 36 seviyesinde bulunuyor. Yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 29,5 BofA, Türkiye ekonomisine ilişkin yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 29,5 seviyesinde korudu. Banka, 2027 yıl sonu için politika faizi beklentisini yüzde 32, enflasyon tahminini ise yüzde 26 olarak açıkladı. Banka, mevcut enflasyon görünümü ve küresel risklerin hızlı ve geniş kapsamlı bir faiz indirim sürecini sınırladığını değerlendirirken, ekim ayında 100 baz puanlık sınırlı bir indirim senaryosunu öne çıkardı.

Merkez Bankası'ndan fiili 3 puanlık faiz indirimi Haber

Merkez Bankası'ndan fiili 3 puanlık faiz indirimi

Bankaların yaklaşık yüzde 40 seviyesindeki fiili fonlama maliyetinin yüzde 37'ye yaklaşması beklenirken, piyasalarda bu adım fiili 3 puanlık faiz indirimi olarak değerlendirildi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın bir hafta vadeli repo ihalelerine yeniden başlama kararı, para piyasalarında önemli bir gevşeme adımı olarak yorumlandı. TCMB, politika faizini resmen değiştirmese de bankaların fonlama maliyetinin mevcut koşullarda yaklaşık yüzde 40'tan yüzde 37 seviyesine yaklaşmasının önünü açtı. Bu nedenle alınan karar, piyasada fiili 3 puanlık faiz indirimi olarak değerlendiriliyor. TCMB, Türk lirası likidite yönetimi kapsamında 1 Mart 2026 tarihinde ara verilen bir hafta vadeli repo ihalelerine yeniden başlanmasına karar verdi. Böylece Merkez Bankası yaklaşık altı aylık aranın ardından bankacılık sisteminin fonlanmasında politika faizinden yeniden daha etkin biçimde yararlanabilecek. Politika faizi değişmedi Kararın en önemli ayrıntısı, TCMB'nin politika faizinde yeni bir değişiklik yapmamış olması. Resmi politika faizi yüzde 37 seviyesinde bulunuyor. Ancak haftalık repo ihalelerine ara verilmesi nedeniyle bankaların Merkez Bankası'ndan sağladığı fonlamanın maliyeti politika faizinin üzerine çıkmış ve fiili fonlama maliyeti yaklaşık yüzde 40 seviyesine yükselmişti. Repo ihalelerinin yeniden başlamasıyla birlikte bankaların daha düşük maliyetle, yüzde 37'lik politika faizine yakın seviyelerden fonlanabilmesinin önü açılmış oldu. Piyasalar bunu 'fiili faiz indirimi' olarak okudu Karar, PPK toplantısı yapılmadan para politikası koşullarında gevşeme sağlanması açısından dikkat çekti. Politika faizi kâğıt üzerinde yüzde 37'de kalırken, bankaların fiilen karşı karşıya kaldığı fonlama maliyetinin yaklaşık 3 puan gerilemesi bekleniyor. Bu nedenle ekonomistler ve piyasa çevreleri, adımı teknik bir likidite düzenlemesinin ötesinde, fiili faiz indirimi olarak değerlendiriyor. Söz konusu değişiklik, bankaların kaynak maliyetleri ve para piyasalarındaki faizler üzerinde etkili olabilecek. Gözler bankacılık hisselerine ve kredi faizlerine çevrildi TCMB'nin kararının ilk etkilerinin bankacılık sektöründe görülmesi bekleniyor. Daha düşük fonlama maliyeti, bankaların kredi ve mevduat fiyatlamalarını doğrudan etkileyebilecek unsurlar arasında bulunuyor. Borsa İstanbul'da da bankacılık hisseleri yeni haftaya güçlü alımlarla başladı. Kararın ardından yatırımcıların, para politikası koşullarındaki gevşemenin bankaların maliyetleri ve kârlılıkları üzerindeki olası etkisini fiyatladığı görülüyor. Ancak kredi faizlerinde aynı oranda ve hemen bir düşüş yaşanıp yaşanmayacağı, bankaların fonlama yapısı, piyasa koşulları ve enflasyon görünümüne bağlı olacak. Resmi faiz kararı için gözler 10 Eylül'de TCMB'nin politika faizine ilişkin resmi kararı ise Para Politikası Kurulu'nun takvimi çerçevesinde alınacak. Bu nedenle son adım, resmi politika faizinin yüzde 37'den indirildiği yeni bir PPK kararı anlamına gelmiyor. Buna karşın haftalık repo ihalelerinin yeniden devreye alınması, Merkez Bankası'nın piyasaya sağladığı fonlamanın maliyetini aşağı çekebileceği için para politikası açısından önemli bir gevşeme hamlesi olarak öne çıkıyor.

Temmuz 2026 faiz oranı açıklandı Haber

Temmuz 2026 faiz oranı açıklandı

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, 23 Temmuz 2026 tarihinde gerçekleştirilen Para Politikası Kurulu toplantısının ardından faiz kararını açıkladı. Piyasaların yakından izlediği TCMB faiz kararı kapsamında politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranında değişikliğe gidilmedi. Böylece Merkez Bankası faiz oranı yüzde 37 seviyesinde korunurken, gözler enflasyonun seyri ve 10 Eylül 2026 tarihinde açıklanacak bir sonraki faiz kararına çevrildi. Merkez Bankası Faiz kararı Merkez Bankası faiz kararı ne oldu sorusu, Temmuz 2026 Para Politikası Kurulu toplantısının ardından yanıt buldu. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, politika faizini yüzde 37 seviyesinde sabit bıraktı. TCMB faiz kararı ile birlikte politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranında değişiklik yapılmadı. Böylece Merkez Bankası faiz oranı, haziran ayındaki toplantının ardından temmuz ayında da yüzde 37 düzeyinde korundu. Kararla birlikte TCMB, 2026 yılının ocak ayında gerçekleştirdiği 100 baz puanlık indirimin ardından üst üste dört toplantıda politika faizini değiştirmemiş oldu. Temmuz 2026 tcmb faiz kararı yüzde kaç oldu? Temmuz 2026 TCMB faiz kararı kapsamında politika faizi yüzde 37 olarak belirlendi. Merkez Bankası, yılın beşinci Para Politikası Kurulu toplantısında faiz oranını değiştirmeyerek mevcut sıkı para politikası duruşunu sürdürdü. Merkez Bankası faiz kararı; mevduat faizleri, kredi maliyetleri, döviz kuru, altın fiyatları ve Borsa İstanbul’daki fiyatlamalar açısından yakından takip ediliyor. Politika faizinin sabit tutulması, TCMB’nin para politikasında hızlı bir gevşeme adımı yerine enflasyon verilerini ve ekonomik gelişmeleri izlemeyi tercih ettiğine işaret ediyor. Merkez Bankası 2026 faiz kararları Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın 2026 yılında aldığı faiz kararları şöyle: 22 Ocak 2026: 100 baz puan indirim yapıldı, politika faizi yüzde 38’den yüzde 37’ye çekildi. 12 Mart 2026: Politika faizi yüzde 37 seviyesinde sabit bırakıldı. 22 Nisan 2026: Politika faizi yüzde 37 seviyesinde sabit bırakıldı. 11 Haziran 2026: Politika faizi yüzde 37 seviyesinde sabit bırakıldı. 23 Temmuz 2026: Politika faizi yüzde 37 seviyesinde sabit bırakıldı. Böylece Merkez Bankası, ocak ayında yaptığı faiz indiriminin ardından mart, nisan, haziran ve temmuz aylarında politika faizini değiştirmedi. 2026 Merkez Bankası toplantı takvimi Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın resmi Para Politikası Kurulu takvimine göre 2026 yılının kalan faiz kararları 10 Eylül, 22 Ekim ve 10 Aralık tarihlerinde açıklanacak. Toplantı tarihi – Karar özeti – Politika faizi 22 Ocak 2026 – 100 baz puan indirim – yüzde 37 12 Mart 2026 – Sabit bırakıldı – yüzde 37 22 Nisan 2026 – Sabit bırakıldı – yüzde 37 11 Haziran 2026 – Sabit bırakıldı – yüzde 37 23 Temmuz 2026 – Sabit bırakıldı – yüzde 37 10 Eylül 2026 – Gelecek toplantı – Henüz açıklanmadı 22 Ekim 2026 – Gelecek toplantı – Henüz açıklanmadı 10 Aralık 2026 – Gelecek toplantı – Henüz açıklanmadı Faiz kararı neden sabit kaldı? Merkez Bankası faiz kararında enflasyonun seviyesi ve ana eğilimi, iç talepteki gelişmeler, döviz kuru hareketleri, enerji fiyatları, küresel ekonomik görünüm ve jeopolitik riskler etkili oluyor. Politika faizinin temmuz ayında da yüzde 37 seviyesinde sabit tutulması, TCMB’nin enflasyondaki düşüş eğiliminin kalıcılığını görmek istediği şeklinde değerlendiriliyor. Haziran ayında açıklanan önceki kararda da TCMB, politika faizini yüzde 37’de tutmuş; gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 40, gecelik vadede borçlanma faiz oranını ise yüzde 35,5 seviyesinde korumuştu. Enflasyon yüzde kaç oldu? Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan son verilere göre tüketici fiyatları Haziran 2026’da bir önceki aya kıyasla yüzde 0,99 arttı. Yıllık enflasyon ise yüzde 32,11 seviyesinde gerçekleşti. Tüketici fiyatlarındaki artış, 2025 yılının aralık ayına göre yüzde 17,76 olurken on iki aylık ortalamalara göre enflasyon yüzde 32,03 olarak hesaplandı. Son açıklanan enflasyon verileri şöyle: Aylık enflasyon: Yüzde 0,99 Yıllık enflasyon: Yüzde 32,11 2025 yılı aralık ayına göre değişim: Yüzde 17,76 On iki aylık ortalamalara göre değişim: Yüzde 32,03 Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi ise Haziran 2026’da aylık yüzde 1,80, yıllık yüzde 28,09 arttı. Enflasyon faiz kararını nasıl etkiliyor? Enflasyon görünümü, Merkez Bankası faiz kararının temel belirleyicileri arasında yer alıyor. TCMB, politika faizini belirlerken aylık enflasyon gelişmelerini, fiyat artışlarının ana eğilimini, enflasyon beklentilerini ve iç talebin gücünü birlikte değerlendiriyor. Yıllık tüketici enflasyonunun yüzde 32,11 seviyesinde bulunmasına karşın politika faizinin yüzde 37 düzeyinde tutulması, sıkı para politikası duruşunun korunması açısından önemli görülüyor. Enflasyonda belirgin ve kalıcı bir gerileme sağlanması, gelecek dönemde faiz indirimi için alan oluşturabilir. Ancak enerji fiyatları, döviz kuru, ücret ve vergi ayarlamaları ile jeopolitik gelişmelerin enflasyon üzerindeki olası etkileri, faiz kararlarında ihtiyatlı hareket edilmesine neden olabilir. Politika faizinin yüzde 37 seviyesinde sabit bırakılması, bankaların fonlama maliyetleri ile mevduat ve kredi faizlerinin kısa vadeli seyri açısından önem taşıyor. Faiz oranının değiştirilmemesi, mevcut para politikası sıkılığının korunacağı anlamına geliyor. Bununla birlikte bankaların uyguladığı ihtiyaç, konut ve taşıt kredisi faizleri yalnızca politika faizine göre belirlenmiyor. Bankaların kaynak maliyetleri, mevduat toplama ihtiyacı, vade yapısı, kredi riski ve makroihtiyati düzenlemeler de tüketici ve ticari kredi faizlerini etkiliyor. Mevduat ve kredi faizleri nasıl etkilenir? Merkez Bankası faiz kararı, bankaların Türk lirası mevduata sunduğu getiriler açısından yakından izleniyor. Politika faizinin sabit tutulması, mevduat faizlerinde kısa vadede sert bir değişiklik oluşmayabileceğine işaret ediyor. Kredi faizlerinde ise bankaların maliyetleri ve kredi politikaları belirleyici olmaya devam edecek. İhtiyaç, konut, taşıt ve ticari kredi faizlerinde bankadan bankaya farklılık görülebilecek. TCMB’nin sıkı para politikası duruşunu koruması, kredi büyümesinin kontrollü seyretmesi ve Türk lirası tasarrufların desteklenmesi bakımından önem taşıyor. DOLAR, ALTIN VE BORSA FAİZ KARARINDAN NASIL ETKİLENİR? Merkez Bankası faiz kararı sonrasında piyasalarda ilk olarak döviz kurları, gram altın, tahvil faizleri ve Borsa İstanbul’daki hareketler takip ediliyor. Politika faizinin piyasa beklentilerine paralel biçimde sabit bırakılması durumunda fiyat hareketleri sınırlı kalabilir. Buna karşılık karar metninde para politikasının geleceğine ilişkin verilen mesajlar, piyasalarda kararın kendisinden daha etkili olabilir. Yatırımcılar özellikle enflasyon görünümü, olası faiz indiriminin zamanı, Türk lirası likiditesi ve sıkı para politikasının ne kadar sürdürüleceğine ilişkin ifadeleri izleyecek. Merkez Bankası bir sonraki faiz kararı ne zaman? Merkez Bankası’nın bir sonraki faiz kararı 10 Eylül 2026 tarihinde açıklanacak. TCMB’nin resmi toplantı takvimine göre eylül ayındaki kararın özeti ise 17 Eylül 2026 tarihinde yayımlanacak. Eylül ayındaki toplantıya kadar açıklanacak temmuz ve ağustos enflasyon verileri, döviz kuru hareketleri, iç talepteki görünüm ve küresel piyasalardaki gelişmeler yakından izlenecek. Piyasalar, gelecek toplantıda politika faizinin yeniden sabit bırakılması veya faiz indirimi yapılması ihtimalini açıklanacak ekonomik verilere göre fiyatlayacak. Piyasaların odağında enflasyon verileri olacak Temmuz 2026 Merkez Bankası faiz kararının ardından piyasaların odağı yeniden enflasyon verilerine çevrildi. Özellikle aylık enflasyonun ana eğilimi, hizmet fiyatları, kira artışları ve enerji maliyetleri para politikasının yönü açısından önem taşıyacak. TCMB’nin gelecek faiz kararlarında toplantı bazlı ve veri odaklı yaklaşımını sürdürmesi beklenirken, enflasyonda kalıcı gerileme görülmeden hızlı bir faiz indirimi sürecinin başlaması ihtiyatla değerlendiriliyor. Merkez Bankası faiz kararı kapsamında politika faizinin yüzde 37 seviyesinde sabit bırakılması, enflasyonla mücadelede sıkı para politikası duruşunun temmuz ayında da devam ettiğini gösterdi.

Morgan Stanley'den Türkiye analizi Haber

Morgan Stanley'den Türkiye analizi

Banka, ilk faiz indiriminin yılın son çeyreğinde gerçekleşmesini bekliyor. ABD merkezli yatırım bankası Morgan Stanley, Türkiye ekonomisine ilişkin yayımladığı son değerlendirmede, yükselen petrol fiyatları ve Orta Doğu'da yeniden tırmanan jeopolitik gerilimin enflasyon görünümünü olumsuz etkileyebileceğini bildirdi. Banka, bu gelişmelerin Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) faiz indirim sürecini geciktirebileceğine dikkat çekti. Raporda, Türkiye'nin enerji fiyatlarındaki dalgalanmalardan en fazla etkilenen CEEMEA (Orta ve Doğu Avrupa, Orta Doğu ve Afrika) ülkeleri arasında yer aldığı belirtilirken, artan enerji maliyetlerinin dezenflasyon sürecini zorlaştırabileceği vurgulandı. Morgan Stanley analistleri, mevcut görünüm altında ilk faiz indiriminin ancak 2026'nın dördüncü çeyreğinde gerçekleşmesini beklediklerini, yıl sonu politika faizi tahminlerini ise yüzde 35 seviyesinde koruduklarını açıkladı. Raporda, yükselen enerji fiyatları, döviz kuru üzerindeki baskı, küresel risk iştahındaki zayıflama ve iç talebin beklenenden güçlü seyretmesi halinde yalnızca faiz indirimlerinin ertelenmesinin değil, gerektiğinde ilave parasal sıkılaştırmanın da gündeme gelebileceği ifade edildi. Banka, faiz indirimlerinin daha erken başlayabilmesi için aylık enflasyonda belirgin bir yavaşlama, döviz piyasasında istikrarın güçlenmesi ve ekonomik büyümede daha net bir dengelenme görülmesi gerektiğini değerlendirdi. Piyasaların gözü şimdi TCMB'nin bu hafta gerçekleştireceği Para Politikası Kurulu toplantısına çevrilmiş durumda. Morgan Stanley'nin değerlendirmesi, küresel gelişmelerin para politikası üzerindeki etkisinin önümüzdeki dönemde daha belirgin hissedilebileceğine işaret ediyor.

Piyasanın rotasını beklenti anketi çizecek Haber

Piyasanın rotasını beklenti anketi çizecek

Temmuz ayı sonuçları, bu hafta yapılacak Para Politikası Kurulu toplantısı öncesinde piyasaların yol haritasını şekillendirecek. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından her ay düzenli olarak yayımlanan Piyasa Katılımcıları Anketi, ekonomi yönetimi kadar yatırımcılar ve reel sektör tarafından da yakından takip ediliyor. Finansal kuruluşlar ile reel sektörden uzmanların katılımıyla hazırlanan anket, enflasyon, döviz kuru, politika faizi, büyüme ve cari dengeye ilişkin beklentileri ortaya koyarak piyasalara önemli sinyaller veriyor. Bu hafta açıklanacak temmuz ayı anketi, 23 Temmuz'da gerçekleştirilecek Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısı öncesinde ayrı bir önem taşıyor. Piyasalar, yalnızca politika faizine ilişkin beklentileri değil, yıl sonu enflasyon tahminlerinde ve döviz kuru öngörülerinde meydana gelebilecek değişimleri de dikkatle izleyecek. Ekonomistler, özellikle yıl sonu tüketici enflasyonu beklentisinin para politikasının yönü açısından kritik göstergelerden biri olduğuna dikkat çekiyor. Bunun yanında 12 ay ve 24 ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentileri de fiyatlama davranışları ve enflasyonla mücadele sürecinin başarısı açısından yakından izleniyor. Anketin öne çıkan başlıkları arasında dolar/TL yıl sonu beklentisi de bulunuyor. Döviz kuru tahminleri, ithalat maliyetlerinden ihracat gelirlerine, şirket bilançolarından yatırım kararlarına kadar birçok alanda referans niteliği taşıyor. Özellikle dış pazarlara çalışan sanayi kuruluşları açısından kur beklentilerindeki değişim, üretim ve fiyatlama stratejelerini doğrudan etkileyebiliyor. Piyasa Katılımcıları Anketi aynı zamanda ekonomik büyüme ve cari denge beklentilerine ilişkin önemli veriler de sunuyor. Bu göstergeler, ekonominin yılın ikinci yarısındaki performansına yönelik beklentilerin şekillenmesine katkı sağlıyor. Ancak TCMB, anket sonuçlarının katılımcıların beklentilerini yansıttığını, Merkez Bankası'nın resmî tahmini veya görüşü niteliğinde olmadığını özellikle vurguluyor. Bursa sanayisi açısından önemli gösterge Türkiye'nin üretim ve ihracat merkezlerinden biri olan Bursa'da faaliyet gösteren otomotiv, makine, tekstil ve yan sanayi firmaları da anket sonuçlarını yakından takip ediyor. Finansman maliyetleri, döviz kuru beklentileri ve enflasyon görünümü; yatırım planları, fiyat politikaları ve ihracat stratejileri üzerinde doğrudan etkili oluyor. Ekonomi çevreleri, temmuz ayı anketinden çıkacak sonuçların yalnızca bu haftaki faiz kararına ilişkin beklentileri değil, yılın geri kalanında para politikasının izleyeceği patikaya yönelik önemli ipuçları da sunacağını değerlendiriyor.

Petroldeki düşüş faiz indirimi beklentilerini güçlendirdi Haber

Petroldeki düşüş faiz indirimi beklentilerini güçlendirdi

Ekonomistler, ilk indirimin eylül ayında gelebileceği görüşünde birleşiyor. ABD ile İran arasında sağlanan geçici barış anlaşması ve Hürmüz Boğazı'nın yeniden tanker trafiğine açılması, petrol fiyatlarında sert geri çekilmeyi beraberinde getirdi. Brent petrolün varil fiyatı yeniden 70 dolar bandına gerilerken, bu gelişme küresel enflasyon baskılarının hafiflemesine katkı sağladı. Enerji fiyatlarındaki düşüşün Türkiye açısından cari açığı azaltması, enerji ithalatı maliyetlerini düşürmesi ve enflasyon görünümünü iyileştirmesi bekleniyor. Tarımsal üretimde yüksek rekolte beklentisi de dezenflasyon sürecini destekleyen unsurlar arasında gösteriliyor. JP Morgan faiz tahminini düşürdü Petrol fiyatlarındaki gerilemenin ardından uluslararası finans kuruluşları da beklentilerini güncelledi. JP Morgan, Türkiye için 2026 yıl sonu politika faizi tahminini yüzde 37'den yüzde 35'e çekti. Banka, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) eylül ve ekim aylarında 100'er baz puanlık faiz indirimi yapabileceğini öngördü. İş dünyası faiz indirimi bekliyor Yüksek finansman maliyetleri nedeniyle krediye erişimde zorlanan reel sektör, faiz indirim sürecinin başlamasını bekliyor. Yatırım Finansman Strateji ve Yatırım Danışmanlığı Müdürü Seda Yalçınkaya, petrol fiyatlarının 70 doların altında kalıcı olması halinde bunun enerji, ulaştırma ve döviz kuru kanalları üzerinden enflasyonu aşağı yönlü destekleyeceğini belirtti. Yalçınkaya, finansman baskısının tamamen ortadan kalkmasının ise 2027 yılında daha belirgin hissedilebileceğini ifade etti. İlk indirim eylülde gelebilir İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Arif Yavuz, Merkez Bankası'nın temmuz toplantısında faizleri sabit bırakmasını, yılın son çeyreğinde ise kademeli indirimlere başlamasını beklediğini söyledi. Yavuz, yıl sonunda politika faizinin yüzde 34 seviyesine gerileyebileceğini ifade etti. Yıldız Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mesut Karakaş da ilk faiz indiriminin eylül ayında gelebileceğini belirterek, düşen petrol fiyatlarının hem enflasyonu hem de cari açığı olumlu etkileyeceğini değerlendirdi. Ekonomistler, faizlerde başlayacak olası gevşeme sürecinin kredi maliyetlerini kademeli olarak düşüreceğini ancak düşük faiz dönemine hızlı bir dönüş beklenmemesi gerektiğini vurguluyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.