SON DAKİKA
Hava Durumu

#Petrol Arzı

Ekometre - Petrol Arzı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Petrol Arzı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Macron’un Körfez mesaisinde enerji güvenliği öne çıkıyor Haber

Macron’un Körfez mesaisinde enerji güvenliği öne çıkıyor

Kuveyt’in ardından Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Katar’ı ziyaret edecek Macron’un temaslarında iki taraf arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi de ele alınacak. Kuveyt’te resmî törenle karşılandı Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, dört ülkeyi kapsayan Körfez ziyaretinin ilk durağı Kuveyt’e gitti. Kuveyt Uluslararası Havalimanı’nda düzenlenen karşılama törenine Kuveyt Emiri Şeyh Meşal el-Ahmed el-Cabir es-Sabah, Veliaht Prens Şeyh Sabah Halid el-Hamed es-Sabah ve Başbakan Şeyh Ahmed Abdullah el-Ahmed es-Sabah katıldı. Törende Kuveytli çocuklar Macron’a çiçek takdim etti. İkili ilişkiler masaya yatırılacak Kuveyt haber ajansı KUNA’nın haberine göre Macron, Kuveyt Emiri Şeyh Meşal el-Ahmed el-Cabir es-Sabah ile görüşerek iki ülke arasındaki işbirliğini geliştirme olanaklarını değerlendirecek. KUNA, ziyareti Fransa ile Kuveyt arasında 65 yıldır devam eden tarihî bağlar ve işbirliği açısından önemli bir dönüm noktası olarak nitelendirdi. Kuveyt’in 1961’de bağımsızlığını kazanmasının ardından diplomatik ilişkiler kuran iki ülke, yıllar içinde savunma, güvenlik, ticaret, yatırım ve eğitim alanlarında işbirliğini geliştirdi. Hürmüz Boğazı ve petrol arzı gündemde Fransa Cumhurbaşkanlığının daha önce yaptığı açıklamaya göre Macron, 19-21 Ekim tarihlerinde Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Katar’ı kapsayan bir ziyaret gerçekleştirecek. Görüşmelerde bölgesel istikrarın yanı sıra Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer özgürlüğü ve enerji güvenliği konuları ele alınacak. Küresel petrol arzı açısından stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiğinin aksadığı ve bölgesel gerilimlerin arttığı bir dönemde yapılan ziyaret, enerji taşımacılığı ve Körfez’deki güvenlik gelişmeleri bakımından önem taşıyor.

JPMorgan’dan petrol için kritik uyarı Haber

JPMorgan’dan petrol için kritik uyarı

Banka, Brent petrolün eylül ayı adil değerini yaklaşık 90 dolar olarak hesaplarken, 106 dolar civarındaki fiyatların ilave arz kaybı riskini de içerdiğine dikkat çekti. Petrol piyasasında Orta Doğu kaynaklı arz endişeleri fiyatlamalar üzerinde etkisini sürdürüyor. Brent petrol 100 doların üzerinde seyrederken JPMorgan, mevcut fiyatların piyasanın temel arz-talep dengesinin yanı sıra önemli bir jeopolitik risk primini de yansıttığını belirtti. JPMorgan analistleri, İran savaşının altı aydan uzun sürmesinin petrol piyasasına ilişkin öngörüleri zorlaştırdığını ifade etti. Banka, savaşın nasıl sona ereceğine ilişkin net bir baz senaryo oluşturmanın da giderek güçleştiğini bildirdi. Brent petrolde 16 dolarlık risk primi JPMorgan, Brent petrolün eylül ayı için adil değerini yaklaşık 90 dolar olarak hesapladı. Buna karşılık fiyatların 106 dolar civarında seyretmesi, yaklaşık 16 dolarlık farkın jeopolitik gelişmeler ve arz risklerinden kaynaklandığına işaret ediyor. Bankanın değerlendirmesine göre mevcut fiyatlama yalnızca halihazırda yaşanan arz kayıplarını değil, yeni kesintiler ihtimalini de içeriyor. Piyasa 4 milyon varillik ek kaybı fiyatlıyor JPMorgan’ın hesaplamasına göre Orta Doğu’daki savaş nedeniyle günlük yaklaşık 10 milyon varillik petrol arzı kesintiye uğramış durumda. Brent petrolün 106 dolar civarında fiyatlanması ise piyasanın mevcut arz kayıplarına ek olarak günlük yaklaşık 4 milyon varillik yeni bir kayıp ihtimalini de fiyatladığını gösteriyor. Suudi Arabistan’ın enerji altyapısına yönelik saldırılar ve bölgedeki petrol sevkiyatlarına ilişkin riskler, arz tarafındaki belirsizliği artıran başlıca unsurlar arasında bulunuyor. Suudi Arabistan’ın petrol altyapısı kritik Petrol piyasasında dikkatler Suudi Arabistan’ın enerji altyapısına çevrilmiş durumda. Ülkenin Doğu-Batı petrol boru hattı, Hürmüz Boğazı’ndaki kısıtlamaların ardından alternatif ihracat güzergahlarından biri olarak önem taşıyor. Yaklaşık günlük 4 milyon varil petrolün Kızıldeniz’e taşınmasında kullanılan hattın uzun süre devre dışı kalması, küresel arz açısından ilave kayıp riskini gündeme getiriyor. Petrol 104 dolara geriledi Petrol fiyatları haftanın son işlem gününde arz endişelerinin bir miktar hafiflemesiyle geriledi. Brent petrol yaklaşık yüzde 1 düşüşle 104 dolar civarında işlem görürken, ABD tipi WTI petrol 101 dolar seviyesine çekildi. Suudi Arabistan’ın Doğu-Batı hattının kapasitesinin bir bölümünü yeniden devreye alma çabaları ve Umman üzerinden sevkiyatları artırma girişimleri fiyatlar üzerindeki baskının azalmasında etkili oldu. Buna rağmen Brent petrol fiyatı, JPMorgan’ın eylül ayı için hesapladığı 90 dolarlık adil değerin üzerinde kalmayı sürdürüyor. Petrol stokları arz şokunu sınırlıyor JPMorgan’a göre savaş sürecinde küresel ham petrol ve petrol ürünleri stokları yaklaşık 555 milyon varil azaldı. Ancak bu düşüş, bankanın daha önce öngördüğü seviyenin yaklaşık üçte biriyle sınırlı kaldı. Küresel petrol talebinin de geçen yıla kıyasla günlük yaklaşık 4,4 milyon varil daha düşük seyretmesi, arz şokunun fiyatlar üzerindeki etkisini sınırlayan unsurlardan biri oldu. Çin, Avrupa, Japonya ve Güney Kore’de bulunan stokların kısa vadede piyasaya tampon oluşturabileceği belirtiliyor. Dördüncü çeyrek için yukarı yönlü risk JPMorgan, Orta Doğu’dan petrol akışının mevcut seviyelerde kalması halinde yılın son çeyreğine ilişkin fiyat tahminlerinde yukarı yönlü risk bulunduğunu belirtiyor. Bankanın mevcut baz senaryosunda dördüncü çeyrek petrol fiyatı yaklaşık 80 dolar seviyesinde bulunuyor. Ancak arz kesintilerinin devam etmesi halinde fiyatların bu tahminin yaklaşık 7 dolar üzerinde gerçekleşebileceği öngörülüyor. Aralık ayı için yaklaşık 78 dolarlık tahmine karşılık da yaklaşık 8 dolarlık yukarı yönlü risk hesaplanıyor. JPMorgan’a göre mevcut stoklar petrol piyasasında kısa vadeli bir tampon görevi görse de savaşın uzaması ve arz kesintilerinin devam etmesi halinde stokların azalması fiyat baskısını yeniden artırabilir.

İran'da ekonomik baskı endişesi Haber

İran'da ekonomik baskı endişesi

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ekonomik sorunların ülkenin güvenlik politikaları üzerindeki etkisine dikkat çekerek, artan ekonomik baskıların askeri kazanımları zayıflatabileceği uyarısında bulundu. Başkent Tahran'da düzenlenen Yüksek Yargı Erki Konseyi toplantısında konuşan Pezeşkiyan, İran'ın mevcut koşullarda "tam kapsamlı bir savaş" içinde bulunduğunu ifade etti. Son dönemde yaşanan fiyat artışlarına da değinen Pezeşkiyan, Nevruz Bayramı, Ramazan ayı ve savaş koşullarının aynı döneme denk gelmesinin piyasalarda baskı oluşturduğunu belirtti. Temel ürünlerde arz sıkıntısı yaşanmadığını vurgulayan İran Cumhurbaşkanı, fiyat artışlarının hükümetin ihmali değil, ekonomik koşullar ve uygulanan kısıtlamalardan kaynaklandığını söyledi. Ekonomik baskıların yalnızca mali göstergeleri değil, toplumsal dengeleri de etkileyebileceğini ifade eden Pezeşkiyan, silahlı kuvvetlerin ülkeyi kararlılıkla savunduğunu ancak ekonomik sorunların toplumsal hoşnutsuzluğu artırabileceğini dile getirdi. Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, ekonomik sıkıntıların yaygınlaşmasının halkın yönetime verdiği desteği olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekerek, ekonomik istikrarın ulusal güvenliğin önemli unsurlarından biri olduğunu vurguladı. Piyasalar açısından önemi Uzmanlar, İran yönetiminden gelen açıklamaların yalnızca ülke ekonomisi açısından değil, enerji piyasaları bakımından da yakından izlendiğini belirtiyor. İran'daki ekonomik gelişmeler ve bölgesel jeopolitik riskler; petrol arzı, enerji fiyatları ve küresel enflasyon beklentileri üzerinde etkili olmaya devam ediyor. Özellikle Orta Doğu'da yaşanabilecek yeni gelişmelerin, petrol fiyatları üzerinden enerji ithalatçısı ülkelerin maliyetlerini ve küresel finans piyasalarının risk algısını etkileme potansiyeli taşıdığı değerlendiriliyor.

Küresel petrol arzı 'tarihteki en büyük' düşüşü yaşadı Haber

Küresel petrol arzı 'tarihteki en büyük' düşüşü yaşadı

Küresel petrol arzı, ABD/İsrail-İran Savaşı'nın etkisiyle martta önceki aya göre günlük 10 milyon 120 bin varil azalarak tarihteki en büyük düşüşü yaşadı. Uluslararası Enerji Ajansının (IEA) Petrol Piyasası Raporu'na göre, petrol arzı geçen ay Orta Doğu'daki enerji altyapısına yönelik saldırılar ve Hürmüz Boğazı'ndan tanker geçişlerine uygulanan kısıtlamalar nedeniyle sert düştü. Bu dönemde, Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) ve OPEC dışı bazı üretici ülkelerden oluşan OPEC+ grubunun günlük üretimi 9 milyon 360 bin varil azalarak 42 milyon 390 bin varile geriledi. Günlük üretim Suudi Arabistan'da 3 milyon 150 bin varil, Irak'ta 3 milyon varil, Kuveyt'te 1 milyon 350 bin varil, Birleşik Arap Emirlikleri'nde 1 milyon 270 bin varil, Bahreyn'de 130 bin varil ve İran'da 60 bin varil azaldı. ABD-İsrail ile İran arasındaki savaş nedeniyle OPEC+ grubunda görülen sert üretim kayıpları, Kazakistan'ın başını çektiği bazı üye ülkelerdeki üretim artışlarıyla kısmen dengelendi. OPEC+ Dışı üretimdeki düşüşte katar etkili oldu Martta OPEC+ dışı ülkelerin toplam günlük üretimi ise 770 bin varil azalarak 54 milyon 660 bin varil oldu. Bu düşüşte başlıca Katar'daki üretim kesintileri etkili oldu. Katar'da günlük üretim martta önceki aya göre yaklaşık 1 milyon 450 bin varil azalarak 370 bin varil seviyesine geriledi. Buna karşın, Brezilya'da rekor üretim ve ABD'de arzın toparlanması küresel petrol üretimindeki düşüşü kısmen dengelendi. Orta Doğu'daki enerji altyapısına yönelik saldırılar ve Hürmüz Boğazı'ndan tanker geçişlerine uygulanan kısıtlamalar nedeniyle martta küresel petrol arzı, günlük 10 milyon 120 bin varil azalışla 97 milyon 50 bin varile geriledi. Bu gelişme, tarihteki en büyük arz kesintisi olarak kayda geçti. Petrol talebinde artış beklentisi yerini düşüş öngörüsüne bıraktı IEA, söz konusu gelişmeler kapsamında, küresel petrol talebinin bu yıl geçen yıla göre günlük yaklaşık 80 bin varil azalarak 104 milyon 259 bin varil seviyesine gerileyeceğini öngördü. Bu görünüm, geçen ayki rapora kıyasla günlük 730 bin varil daha düşük bir tahmine işaret ediyor ve IEA'nın bir önceki raporunda yer alan artış beklentisinin tersine çevrildiği anlamına geliyor. Talepteki bu değişimde ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşın yol açtığı zayıf küresel görünüm etkili oldu. Öngörüde aşağı yönlü revizyonun günlük 200 bin varili OECD ülkelerinden, günlük 530 bin varili ise OECD dışı ülkelerden kaynaklandı. Yılın ikinci çeyreğinde, geçen yılın aynı dönemine göre öngörülen günlük yaklaşık 1 milyon 500 bin varillik düşüşün Kovid-19'dan bu yana görülen en keskin gerileme olduğu belirtildi.

Ekonomik Güven Endeksi Mart ayında yüzde 2,8 düştü Haber

Ekonomik Güven Endeksi Mart ayında yüzde 2,8 düştü

Güvende en sert düşüşler yüzde 3,9’la reel sektör ve inşaatta. Perakende ticarette yüzde 2, tüketicide yüzde 0,8 ve hizmet sektöründe de yüzde 0,5 düşüş var. ABD ve İsrail ile İran arasında 28 Şubat’ta başlayan savaşın yarattığı jeopolitik gerilim, başta petrol arzı olmak üzere uluslararası ticarette ortaya çıkan aksama ve ileriye yönelik belirsizlikler, Türkiye’de tüm ekonomik aktörlerin beklentilerine olumsuz yansıdı ve genel güven düzeyinde sert düşüşe yol açtı. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı verilere göre Ekonomik Güven Endeksi, martta önceki aya göre yüzde 2,8 düşerek 97,9 oldu. Böylece ülke ekonomisindeki genel güven düzeyini yansıtan endeksin değeri yeniden 100 eşiğinin altına indi. Endeksin bileşenlerini oluşturan ekonomideki tüketici ve üretici tüm kesimlerin güven düzeyi mart ayında aşağı geldi. Alt endekslerdeki düşüşler, savaşın yarattığı dış şokun özellikle üretim ve yatırım tarafında daha güçlü hissedildiğine işaret etti. Tüketici Güven Endeksi, mevsim etkilerinden arındırılmış hizmet, perakende ticaret, inşaat sektörleri güven endeksleri ile Merkez Bankası tarafından yayımlanan reel kesim (imalat sanayii) güven endeksi alt endekslerinin ağırlıklandırılarak birleştirilmesinden oluşturuluyor. Ekonomik güven endeksi 0-200 aralığında değer alabiliyor. Endeksin 100’den büyük olması genel ekonomik duruma ilişkin iyimserliği, 100’den küçük olması ise kötümserliği gösteriyor. Savaşın ilk şoku Dünya'dan Naki Bakır'ın haberine göre, Ekonomik Güven Endeksi verisi, savaşın ilk bir aylık dönemine denk gelen mart ayını temsil ediyor. Ancak, endeksin bileşenleri olan reel kesim, hizmet, perakende ticaret ve inşaat güven endeksleri TÜİK ve Merkez Bankası iş birliği ile her ayın 1-15’i arasında yürütülen İktisadi Eğilim Anketi; tüketici güveni de Tüketici Eğilim Anketi sonuçlarından hesaplanıyor. Buna göre tüketici, hizmet, perakende, inşaat güven düzeyleri, anketler ayın ilk yarısında yapıldığı için bu dönemdeki algıyı yansıtıyor. Reel kesim güven düzeyi de ilgili anket ayın 15’i civarında tamamlandığı için sanayicilerin ay ortasındaki algı durumunu gösteriyor. Bu durum dikkate alınırsa, sonuçlar aslında savaşla geçen mart ayının ilk yarısındaki şoku ifade ediyor. Martın ikinci yarısında savaş sürecinin aldığı boyuta bağlı olarak güven düzeyinde yaşanan değişim izleyen ay açıklanacak endekslerde görülecek. En sert düşüş reel sektör ve inşaatta Mart ayında güven düzeyinde en belirgin gerileme reel kesim/imalat sanayii ile inşaat sektörlerinde görüldü. Reel Kesim Güven Endeksi önceki aya göre yüzde 3,9 oranında 4,1 puan düşerek eşik değer olan 100’e, başka deyişle güvende iyimser bölgenin sınırına indi. Reel sektördeki düşüş, ihracat pazarlarına ilişkin belirsizlik, enerji fiyatlarında artış riski ve finansman koşullarına yönelik kaygıların arttığını gösteriyor. Marttaki düşüşlerle Reel Kesim Güven Endeksi bir yıl önceki düzeyinin 3,2 puan altına ve son sekiz ayın dip düzeyine geldi. Uzunca bir dönemdir zaten kötümser bölgede seyreden İnşaat Sektörü Güven Endeksi de martta yüzde 3,9 düşerek 80,6’ya kadar geriledi. İnşaat tarafındaki gerileme ise zaten zayıf seyreden talep ortamının jeopolitik risklerle daha da kırılgan hale geldiği, gelecek döneme ilişkin beklentilerde kötüleşmenin arttığına işaret ediyor. İnşaat Sektörü Güven Endeksi bir yıl önceye göre yüzde 9,3’lük düşüşle Mart 2025 düzeyinin 8,3 puan altına indi. Düşüş perakende de güçlü, hizmette sınırlı İç talebe daha duyarlı sektörlerde düşüş reel sektör ve inşaata göre daha sınırlı kaldı. Ancak perakende ticaret güven endeksi önceki aya göre yine güçlü bir güven kaybı sayılacak yüzde 2 ile görece düşüşle 113,6’ya geriledi. Bu düşüş, savaşın ilk bir aylık döneminde tüketim faaliyetini tamamen bozmadığını, ancak mağazalar, zincir marketler ve giyim, elektronik gibi alanlarda doğrudan tüketiciyle temas eden firmaları kapsayan perakende ticarette risklerin büyüdüğü, gerilimin arttığı, işletmelerin gelecek aylara ilişkin temkinli bir beklentiye geçtiğini gösterdi. Turizm, ulaştırma, konaklama, bilgi-iletişim gibi alt sektörleri kapsayan hizmet sektörü endeksi ise yüzde 0,5’le daha sınırlı bir düşüş kaydederek 113,2’ye geriledi. Sektörde, güven düzeyindeki düşüş sınırlı kalmakla birlikte, gelecek döneme ilişkin talep daralması ve fiyat düzeyinde gerileme beklentilerinin güçlendiği gözlendi. Belirsizlik kanalı çalışıyor Ekonomistler, savaşın Türkiye ekonomisine olumsuz etkisinin ilk etapta başlıca şu üç kanal üzerinden ortaya çıktığını belirtiyor: * Enerji fiyatlarında yükseliş ve bunun de­vam etme riski * Finansal piyasalarda oynaklık ve sermaye çıkışlarında hızlanma * Dış talep ve ticaret beklentilerinde zayıflama. Güven endeksle-rindeki bozulma ekonomideki aktörlerin ilk şokunu yansıtırken, savaşın temel ekonomik göstergelerde yol açtığı somut ektiler ise istatistiki verilere henüz yeterince yansımadı. Ancak izleyen aylarda bunun daha somut olarak görüleceği ve ekonomik aktörlerin üretim, yatırım ve tüketim kararlarının daha temkinli hale gelebileceğine işaret ediliyor. Tüketici güveni daha da dibe indi Zaten uzun süredir iyimserlik eşiği olan 100’ün oldukça altında bulunan Tüketici Güven Endeksi de martta yüzde 0,8 düşüşle 85’e indi. Bu değişim, hane halkının enflasyon, gelir ve gelecek beklentilerinde sınırlı bir kötüleşmeye işaret ediyor. Ancak söz konusu endeks TÜİK ve Merkez Bankası tarafından her ayın 1-15’i arasında yürütülen Tüketici Eğilim Anketi sonuçlarından hesaplandığı için, mart ayı verisi, savaşın süresi ve sonucunun henüz öngörülemediği ilk iki haftadaki durumu yansıtıyor. Hanelerin kendi maddi durumları ve genel ekonomiye ilişkin değerlendirmeleri ile geleceğe ilişkin beklentileri ve harcama eğilimini yansıtan Tüketici Güven Endeksini oluşturan ve çoğu 100 baz değerin altında seyreden alt endekslerde, savaşın henüz yeni olduğu ve ne kadar süreceğinin kestirilemediği ilk iki haftadaki bu düşüşler, beklentilerde genel bir bozulmaya işaret ediyor.

Petrol arzı için tüm seçenekler masada Haber

Petrol arzı için tüm seçenekler masada

Birol, petrol konusunda birçok ülke ile temasta olduğunu da belirtti. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Fatih Birol, acil durum petrol stoklarının piyasaya sunulması da dahil mevcut tüm seçenekleri ele aldıklarını belirterek, "Hürmüz Boğazı'ndan geçişte yaşanan zorluklara ek olarak petrol üretiminin önemli bir bölümü azaldı. Bu durum piyasa için önemli ve giderek büyüyen riskler yaratıyor." ifadelerini kullandı. Birol, G7 Maliye Bakanları'nın Hürmüz Boğazı'nda petrol akışının kesilmesi sonrası arzda yaşanan aksaklıkları dengelemek amacıyla acil petrol rezervlerinin ortak kullanıma açılmasını görüştüğü toplantı sonrasında, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundan açıklama yaptı. G7 Dönem Başkanlığını yürüten Fransa Maliye Bakanı Roland Lescure'ün daveti üzerine, küresel ekonomik durum ve Orta Doğu'daki çatışma hakkında G7 Maliye Bakanları toplantısına katıldığını belirten Birol, burada küresel petrol piyasalarındaki koşullara ilişkin IEA'nın güncel değerlendirmesini sunduğunu kaydetti. Tüm seçenekler devreye girebilir Birol, petrol piyasasında son günlerde koşulların kötüleşmiş durumda olduğuna dikkati çekerek, şu ifadeleri kullandı: "Hürmüz Boğazı'ndan geçişte yaşanan zorluklara ek olarak petrol üretiminin önemli bir bölümü azaldı. Bu durum piyasa için önemli ve giderek büyüyen riskler yaratıyor. IEA'nın acil durum petrol stoklarının piyasaya sunulması da dahil olmak üzere mevcut tüm seçenekleri ele aldık. IEA üyesi ülkeler şu anda kamuya ait 1,2 milyar varilden fazla acil durum petrol stokuna sahip. Hükümet yükümlülükleri kapsamında tutulan 600 milyon varil daha endüstri stoku bulunuyor. Ayrıca dünyanın çeşitli ülkelerinden enerji bakanlarıyla da durum hakkında yakın temas halindeyim. Yakın zamanda Suudi Arabistan, Brezilya, Hindistan, Azerbaycan ve Singapur ile görüşmeler yaptım."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.