SON DAKİKA
Hava Durumu

#Perakende

Ekometre - Perakende haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Perakende haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

TotalEnergies ve Euromaster iş birliği 3. dönemine girdi Haber

TotalEnergies ve Euromaster iş birliği 3. dönemine girdi

2020 yılında başlayan ve her iki markanın da pazardaki gücünü pekiştiren iş birliği, imzalanan yeni sözleşme ile resmi olarak 3. dönemine girdi. Anlaşma 2028 yılı sonuna kadar geçerli olacak. Müşteri odaklı hizmet anlayışını benimseyen Euromaster noktalarını ziyaret eden sürücüler, TotalEnergies ve ELF markaları altında pazara sunulan, araçlarının motor ömrünü ve performansını en üst düzeye çıkaran TotalEnergies madeni yağlarının kalitesiyle buluşmaya devam edecek. “Pazardaki istikrarımızın ve karşılıklı güvenin göstergesi” TotalEnergies Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Murat Selçuk, iş birliğinin yenilenmesinden duyduğu memnuniyeti şu sözlerle ifade etti: “Euromaster ile 2020 yılında başlattığımız ve yıllar içinde büyüyerek devam eden ortaklığımızı 3. döneme taşımış olmaktan büyük gurur duyuyoruz. Bu yenilenen anlaşma, pazardaki istikrarımızın ve karşılıklı güvenimizin en net göstergesidir. İleri teknolojiyle geliştirdiğimiz TotalEnergies ve ELF madeni yağlarımızın performansının, Euromaster’ın profesyonel hizmet anlayışıyla birleşerek tüketicilere yüksek kalite hizmet sunmaya devam edeceğine inancımız tam. Sektördeki güçlü konumumuzu bu tür stratejik adımlarla daha da sağlamlaştırıyoruz.” “Yüksek teknoloji ve performansı tüketicilerimizle buluşturmaya devam edeceğiz” Euromaster Türkiye Genel Müdürü Serhat Sezginsoy ise ortaklığın geleceğine dair şu değerlendirmelerde bulundu: “Euromaster olarak, Türkiye genelindeki yaygın servis ağımızla müşterilerimize her zaman en kaliteli ve güvenilir hizmeti sunmayı hedefliyoruz. TotalEnergies ile olan iş birliğimizin 3. dönemine girmesi, bu hedef doğrultusunda attığımız en önemli adımlardan biri. Binek ve hafif ticari araç segmentindeki müşterilerimiz, TotalEnergies ve ELF madeni yağlarının yüksek teknolojisi ve performansıyla araçlarının bakımlarını en iyi şekilde yaptırmaya devam edecekler. İki güçlü markanın sinerjisinin, önümüzdeki dönemde de hem perakende hem de filo müşterilerimize büyük değer katacağına inanıyorum.”

Türkiye’nin yapay zekâ planında KOBİ’ler öne çıkıyor Haber

Türkiye’nin yapay zekâ planında KOBİ’ler öne çıkıyor

Plan kapsamında 5 milyon vatandaşa yapay zekâ eğitimi verilmesi, 10 bin uzman ve 100 bin uygulama profesyoneli yetiştirilmesi, veri merkezi kapasitesinin 2030’a kadar 1 gigavata çıkarılması ve yapay zekâ altyapısına en az 10 milyar dolarlık yatırımın harekete geçirilmesi planlanıyor. Türkiye, yapay zekânın ekonomide kullanımını yaygınlaştırmak amacıyla yeni bir yol haritasını uygulamaya alıyor. 2026-2030 dönemini kapsayan Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı; insan kaynağı, veri, hesaplama altyapısı, finansman, girişimcilik ve kamu kullanımını birlikte ele alıyor. Plan, 13 Haziran 2026'da Türkiye Yapay Zekâ Zirvesi'nde kamuoyuna açıklanmıştı. Dört ana eksen üzerine kurulan planın odağında yapay zekânın Türkiye'de geliştirilmesinin yanı sıra ekonomik ve toplumsal kullanımının yaygınlaştırılması bulunuyor. KOBİ’lere yapay zekâ desteği Eylem Planı'nın ekonomi açısından dikkat çeken başlıklarından biri KOBİ'lerin yapay zekâ kullanımının artırılması. Sağlık, enerji ve akıllı üretim başta olmak üzere öncelikli sektörlerde KOBİ'lerin yapay zekâ çözümlerine erişimini kolaylaştırmak amacıyla yapay zekâ kuponları uygulanması planlanıyor. Ayrıca enerji ve dijital altyapısı hazır Yapay Zekâ Büyüme Bölgeleri kurulması hedefleniyor. Bu yaklaşım, yapay zekâ yatırımlarının yalnızca büyük teknoloji şirketleriyle sınırlı kalmaması açısından önem taşıyor. Yapay zekânın üretim, lojistik, perakende, ihracat ve hizmet sektörlerindeki işletmeler tarafından kullanılmaya başlaması, teknolojinin ekonomik verimliliğe dönüşmesinde belirleyici olacak. 5 milyon kişiye yapay zekâ eğitimi İnsan kaynağı da planın önemli başlıkları arasında. Türkiye, iki yıl içerisinde 81 ilde 5 milyon vatandaşa yapay zekâ okuryazarlığı eğitimi vermeyi hedefliyor. Bunun yanında 10 bin ileri düzey yapay zekâ uzmanı ve 100 bin yapay zekâ uygulama profesyonelinin yetiştirilmesi planlanıyor. Bu hedefler, yapay zekânın yalnızca yazılım geliştiricilerinin uzmanlık alanı olmaktan çıkarılarak daha geniş bir iş gücüne yayılmasını amaçlıyor. Veri merkezi kapasitesi 1 GW’a çıkarılacak Yapay zekâ yatırımlarının büyümesi, hesaplama kapasitesi ve veri merkezi altyapısına olan ihtiyacı da artırıyor. Eylem Planı kapsamında Türkiye'nin veri merkezi kurulu gücünün 2030'a kadar en az 1 gigavata çıkarılması hedefleniyor. Ayrıca veri merkezi, bulut ve yapay zekâ altyapılarında özel sektör öncülüğünde en az 10 milyar dolarlık yatırımın harekete geçirilmesi planlanıyor. Bu hedef, yapay zekâ ekonomisinin yalnızca yazılım tarafında değil, enerji, veri merkezi, bulut bilişim ve yüksek başarımlı hesaplama altyapısında da yeni yatırım ihtiyacı oluşturacağını gösteriyor. Kamu, yerli yapay zekâ için ilk müşteri olacak Plan kapsamında kamu yatırım programlarından yapay zekâ projelerine en az yüzde 2 pay ayrılması hedefleniyor. Ayrıca kamu kurumlarının başarılı yerli yapay zekâ çözümlerinin ilk kullanıcılarından olması planlanıyor. Böylece kamu alımlarının, yerli yapay zekâ şirketleri için yalnızca gelir kaynağı değil, aynı zamanda referans ve ürün doğrulama mekanizması olarak kullanılması amaçlanıyor. En az 2 bin kamu veri seti erişime açılacak Yapay zekâ sistemlerinin geliştirilmesinde veri altyapısı da planın temel unsurlarından biri. Sağlık, tarım, savunma ve elektronik ticaret başta olmak üzere en az 2 bin kamu veri setinin Ulusal Veri Kütüphanesi üzerinden erişime açılması planlanıyor. Verilerin güncel, güvenilir, kullanılabilir ve güvenli biçimde erişilebilir olması; kişisel verilerin korunması ve veri güvenliğiyle birlikte ele alınacak. Yapay zekâ yatırımlarında finansman büyüyecek Türkiye'nin yapay zekâ ekosistemini büyütme planında girişim sermayesi ve teknoloji finansmanı da yer alıyor. 2030'a kadar veri merkezi ve yapay zekâ altyapısında 10 milyar dolarlık yatırımın harekete geçirilmesi hedefleniyor. Bu kaynakların girişimlere, veri merkezlerine ve yüksek teknoloji yatırımlarına ne ölçüde aktarılacağı, planın ekonomik sonuçları açısından önemli olacak. Asıl ölçüm verimlilikte yapılacak Türkiye'nin yapay zekâ politikasında önemli eşik, açıklanan yatırım ve insan kaynağı hedeflerinin gerçekleşmesinden sonra ortaya çıkacak. Çünkü yapay zekâ yatırımlarının ekonomik karşılığı yalnızca kurulan veri merkezi veya geliştirilen model sayısıyla ölçülmeyecek. Üretim maliyetlerinin düşmesi, ihracat kapasitesinin artması, işletmelerin verimliliğinin yükselmesi ve yeni teknoloji şirketlerinin küresel pazarlara açılması daha belirleyici göstergeler olacak. Yapay zekânın gerçek ekonomik değerinin, teknoloji şirketlerinin dışına çıkarak üretim yapan işletmeler ve KOBİ'ler tarafından kullanılmaya başlamasıyla ortaya çıkması bekleniyor. Türkiye'nin 2026-2030 dönemindeki yapay zekâ politikasının başarısı da bu nedenle “kaç model geliştirildi?” sorusundan çok, “yapay zekâ ekonominin ne kadarına yayıldı?” sorusunun yanıtında ölçülecek.

Anadolu Grubu büyüme ivmesini yılın ilk yarısında da sürdürdü Haber

Anadolu Grubu büyüme ivmesini yılın ilk yarısında da sürdürdü

Orta Asya’dan Çin’e uzanan coğrafyada attığı stratejik adımlarla küresel ayak izini güçlendiren Grup, 2026 yılının ilk yarısında dengeli portföyünün sağladığı dayanıklılıkla güçlü bir finansal performans ortaya koydu. Grup, konsolide satış gelirlerini %4,1, FAVÖK’ünü ise %10,7 artırdı. Grubun ana ortaklık net kârı yıllık bazda %132,2 büyümeyle 3,2 milyar TL olarak gerçekleşti. Anadolu Grubu İcra Başkanı Burak Başarır, “Yılın ilk yarısında büyüme ivmemizi sürdürdük. Dayanıklı iş modelimiz ve güçlü finansal yapımızla Vizyon 2035 hedeflerimize kararlılıkla ilerlerken, tüm paydaşlarımız için değer üretmeye devam ediyoruz” dedi. Anadolu Grubu, 2026 yılının ilk yarısına ilişkin finansal sonuçlarını açıkladı. Grubun satış gelirleri yılın ilk yarısında konsolide bazda yıllık %4,1 artarak 424,9 milyar TL seviyesinde gerçekleşirken FAVÖK %10,7 artışla 39,2 milyar TL oldu. Konsolide net kâr ise %10 artışla 14,5 milyar TL’ye ulaştı. Anadolu Grubu’nun ilk yarıda 3,2 milyar TL olarak gerçekleşen ana ortaklık net kârı yıllık bazda %132,2 büyümeye işaret etti. Enflasyon muhasebesi etkisi hariç tutulduğunda, Grubun konsolide satış gelirleri %37,4 artışla 410,6 milyar TL oldu. FAVÖK ise %43,4 arttı. Anadolu Grubu’nun başlıca operasyonlarına bakıldığında, Meşrubat ve Perakende satış gelirleri ilk yarıda geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre sırasıyla %7,9 ve %4,5; Tarım, Enerji ve Sanayi satış gelirleri %9,7 arttı. “Bu sonuçlar Orta Asya’daki yatırımlara duyduğumuz güveni pekiştirdi” Anadolu Grubu İcra Başkanı Burak Başarır ilk yarıyla ilgili değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “İlk yarı, süregelen jeopolitik belirsizliklerin, devam eden enflasyonist baskıların ve zorlu faaliyet koşullarının damga vurduğu bir dönem oldu. Farklı sektör ve coğrafyalara yayılan dengeli portföyümüzle, bu dalgalı ortamda da dayanıklılığımızı güçlendirdik. Güçlü operasyonel disiplinimiz, etkin maliyet yönetimimiz ve çevik karar alma kabiliyetimiz sayesinde, söz konusu olumsuzluklara rağmen güçlü bir finansal performans sergiledik.” Büyümenin ana itici gücünün Orta Asya olduğuna işaret eden Burak Başarır, “Bu sonuçlar Orta Asya’da gerçekleştirdiğimiz yatırımlara duyduğumuz güveni de pekiştirdi. Pakistan’daki meşrubat operasyonlarımız yılın ikinci çeyreğinde büyümeye katkı sağladı” dedi. “Disiplinli finansal yaklaşımımızla bilançomuzu daha da güçlendirdik” Burak Başarır sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye’de perakende segmenti gelir büyümesini sürdürürken, meşrubat segmentinde kârlılık odaklı bir büyüme performansı yakaladık. Bu sonuçlar; dengeli portföyümüzün, müşteri ve tüketicilerimizle kurduğumuz güçlü ilişkilerin ve ürün karması ile fiyatlama yönetimindeki esnek yaklaşımımızın olumlu finansal ve operasyonel sonuçlara dönüşmeye devam ettiğini gösteriyor. Mevcut faaliyet ortamı; ihtiyatlı bilanço yönetimi, güçlü serbest nakit akışı yaratımı, etkin maliyet kontrolü ve proaktif risk yönetimine dayanan disiplinli finansal yaklaşımımızın önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Bu yaklaşım sayesinde, işlerimize ve uzun vadeli büyümeye yönelik yatırımlarımızı sürdürürken konsolide net borç/FAVÖK oranımızı 2025 yılının ikinci çeyreğindeki 1,5 kattan 2026 yılının ikinci çeyreğinde 1,1 kata indirerek bilançomuzu daha da güçlendirdik.” “Coğrafi ayak izimizi yüksek büyüme potansiyeline sahip pazarlarla genişlettik” Grubun yeni coğrafyalara açılmaya ve ürün portföyünü genişletmeye yönelik atılımlarına da değinen Burak Başarır, “Yılın ilk yarısında, bira segmentinde önemli stratejik adımlar attık. Özbekistan ve Çin’de imzaladığımız fason dolum anlaşmalarıyla coğrafi ayak izimizi yüksek büyüme potansiyeline sahip pazarlarla genişlettik. Geçtiğimiz yıl başlattığımız Mercan Rakı satın alma sürecini Temmuz 2026’da başarıyla tamamladık. Öte yandan, 2025 yılının sonunda satın aldığımız SamAuto’nun entegrasyonu kapsamında Anadolu Isuzu’nun süreçlerini ve kalite standartlarını Özbekistan’daki operasyonlarımıza taşıyoruz. Anadolu Grubu olarak riskleri proaktif biçimde yönetmeye ve yeni fırsatları disiplinli bir yaklaşımla değerlendirmeye devam ediyoruz. Dayanıklı iş modelimiz ve güçlü finansal yapımızla Vizyon 2035 hedeflerimize kararlılıkla ilerlerken, tüm paydaşlarımız için değer üretmeye devam ediyoruz” diye konuştu. “Meşrubatta Orta Asya, uluslararası pazarlardaki büyümenin itici gücü oldu” Anadolu Grubu, Meşrubat grubunda yılın ilk yarısında güçlü hacim büyümesini kârlılık artışı ve nakit yaratımıyla destekleyerek başarılı performansını sürdürdü. Burak Başarır konuyla ilgili, “Pakistan ve Orta Asya operasyonları uluslararası pazarlardaki büyümenin temel itici güçleri olurken, bu güçlü performans Türkiye’deki sınırlı hacim daralmasını fazlasıyla telafi etti. Disiplinli gelir büyümesi ve maliyet yönetimi ile kanal, paket ve ürün karmasında sağlanan iyileşmeler hem Türkiye hem de uluslararası operasyonlarda marj artışını destekleyerek kaliteli büyüme odağımız doğrultusunda güçlü sonuçlar elde etmemizi sağladı” değerlendirmesinde bulundu. Bira grubunda, uluslararası operasyonların güçlü bir performans gösterdiğine dikkat çeken Başarır, “Türkiye’de Nisan’da başlattığımız Efes Ailesi dönüşüm programının sağladığı olumlu ivmeyi güçlendirmeyi hedefliyoruz. Özbekistan ve Çin’deki yeni üretim anlaşmalarımızla uluslararası operasyonlarımızdaki büyüme ve yayılımı destekleyeceğiz” dedi. “Perakende operasyonları büyüme performansını korudu” Burak Başarır, görece zayıf talep ortamına rağmen perakende operasyonlarının büyüme performansını koruduğunu söyledi. Başarır, “Çok kanallı yapımız, başarılı promosyon yönetimimiz ve devam eden mağaza açılışlarımız gelir artışında etkili oldu. Güneş enerjisi ve mağaza içi teknoloji kullanımı başta olmak üzere bir süredir devam ettiğimiz verimlilik yatırımları kârlılığımızı destekledi” diye konuştu. “SamAuto entegrasyonu, farklı coğrafyalara erişimimizi artıracak” Burak Başarır, JV SamAuto satın alımıyla üretim faaliyetlerini Özbekistan’a da taşıyan Anadolu Isuzu’nun, otomotiv segmentindeki gelir büyümesine katkı sağladığını kaydetti. Başarır, “Öte yandan, otomotiv sektörünün genelini etkileyen yüksek rekabet, ihracat hacimlerindeki yavaşlama ve vergi uygulamalarındaki değişikliklerin kârlılık anlamında olumsuz etkisini kendi operasyonlarımızda da gözlemledik. Önümüzdeki dönemlerde SamAuto entegrasyonu, artan ürün portföyü çeşitliliği ve farklı coğrafyalara erişimimizi artırarak finansal ve operasyonel performansımızı destekleyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Tiryaki Consumer Brands' de yeni atama Haber

Tiryaki Consumer Brands' de yeni atama

Özen; Hasata, Yudum, Sırma, Yudum Egemden, Brillo, Cielo, Sava ve Vala markalarından oluşan geniş ürün portföyünün tüm pazarlama stratejilerine liderlik edecek. Gıda, tarım, hayvan beslenmesi, enerji, biyoendüstri, lojistik ve perakende alanlarında global ölçekte faaliyet gösteren Tiryaki Agro, Türkiye yapılanması kapsamında tüketici markaları organizasyonunu güçlendirmeye devam ediyor. Grubun Türkiye yapılanması içinde yer alan, daha önce Genel Müdürlüğüne Kemal Güven’in atandığı Tiryaki Consumer Brands’in Pazarlama Direktörlüğü görevine Esin Setol Özen getirildi. Perakende ve hızlı tüketim ürünleri (FMCG) sektörlerinde 20 yılı aşkın deneyime sahip olan Esin Setol Özen, kariyeri boyunca çoklu marka yönetimi, stratejik büyüme, pazarlama iletişimi ve organizasyonel dönüşüm alanlarında farklı sorumluluklar üstlendi. Marka konumlandırma, kategori stratejileri, tüketici odaklı büyüme ve entegre pazarlama alanlarındaki deneyimiyle öne çıkan Özen, 2022-2025 yılları arasında Tiryaki Agro’nun tüketiciler ile buluşan ilk markası olan Hasata’nın Pazarlama Müdürü olarak görev aldı. Farklı şirketlerde edindiği deneyimin ardından, Tiryaki Consumer Brands’in tüm marka portföyünden sorumlu Pazarlama Direktörü olarak atanan Esin Setol Özen, markaların büyüme hedefleri doğrultusunda yürütülecek pazarlama çalışmalarından sorumlu olacak.

Bayram öncesi lojistikte yoğunluk zirve yapıyor Haber

Bayram öncesi lojistikte yoğunluk zirve yapıyor

İş ortaklarına yenilikçi ve kişiselleştirilmiş çözümler sunan Akca Lojistik, kapasite kullanımının sınırlara ulaştığı bu dönemde sevkiyatlarını güçlü altyapısı ve uçtan uca çözümleriyle yönetiyor. Kurban Bayramı öncesinde artan tüketim ve online sipariş hacmi, lojistik sektöründe operasyonel yoğunluğu önemli ölçüde artırıyor. Özellikle gıda, e-ticaret ve perakende sektörlerinde yaşanan talep artışı; depolama, sevkiyat ve dağıtım süreçlerinde güçlü planlama ve teknolojik altyapının önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Akca Lojistik, bayram dönemlerinde artan operasyonel yükü geniş depolama kapasitesi, uçtan uca lojistik çözümleri ve güçlü teknolojik altyapısıyla yönetirken; mikro dağıtım ve etkin depo yönetimi uygulamalarıyla iş ortaklarının ihtiyaçlarına hızlı şekilde yanıt veriyor. Akca Lojistik Genel Müdürü Enes Akça, Kurban Bayramı öncesinde yaşanan yoğunluğa ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: “Bayram dönemleri özellikle gıda, e-ticaret ve perakende sektörlerinde operasyonel yoğunluğun en yüksek seviyelere ulaştığı dönemler arasında yer alıyor. Kurban Bayramı 2024-2025 kıyaslamasında sipariş hacimlerimizde yaklaşık yüzde 25 oranında artış yaşandı. Özellikle bayram öncesindeki son 3-4 gün teslimat yoğunluğunun maksimum seviyeye ulaştığını görüyoruz. Son 48 saat ise sevkiyat operasyonlarının zirve yaptığı dönem oluyor. Bayramın son haftasında kapasitemizde yaklaşık yüzde 25 artış yaşanıyor Bu süreçte kapasite kullanım oranlarımız sınırları zorluyor. Bayramın son haftasında ise genel operasyonel kapasitemizde yaklaşık yüzde 25 artış yaşanıyor. Henüz yaz sezonunun tam olarak başlamamış olması ve okulların açık olması nedeniyle en yoğun operasyon bölgemiz yine Marmara Bölgesi oldu. Özellikle gıda lojistiğinde dikkat çekici bir hareketlilik söz konusu. Geçen yılın aynı dönemine göre gıda sevkiyatlarımızda yaklaşık yüzde 10, süt perakendesinde ise yüzde 15 civarında artış yaşandı. Bu yoğun dönemlerde lojistik süreçlerin kesintisiz, hızlı ve kontrollü şekilde yönetilmesi büyük önem taşıyor. Akca Lojistik olarak güçlü altyapımız, yaygın operasyon ağımız ve deneyimli ekiplerimizle iş ortaklarımızın ihtiyaçlarına hızlı ve etkin çözümler sunmaya devam ediyoruz.”

Koton zarar açıkladı Haber

Koton zarar açıkladı

Borsa İstanbul’da işlem gören hazır giyim, restoran ve moda şirketlerinin 2025 yıl sonu finansal sonuçları, şirketlerin yüksek faiz, zayıflayan iç talep, enflasyon muhasebesi ve artan maliyet baskıları altında farklı performanslar sergilediğini gösterdi. Aynı ekonomik koşullarda faaliyet gösteren şirketlerin bazıları güçlü kârlılık üretirken, bazıları finansman giderleri ve marj baskısıyla zorlandı. 2025 sonuçlarında en dikkat çekici performanslardan biri Mavi’den geldi. Şirketin konsolide gelirleri yüzde 5 düşüşle 47,7 milyar TL’ye gerilese de net kârı 2 milyar 58 milyon TL oldu. 9 milyar TL FAVÖK ve yüzde 18,9 marj açıklayan şirket, 6,9 milyar TL net nakit pozisyonuyla öne çıktı. Mavi’nin Türkiye’de 8 yeni mağaza açması, 10 mağazada metrekare büyütmesi ve ABD’de 11 yeni mağaza yatırımı yapması, talepteki yavaşlamaya rağmen büyüme iştahının sürdüğünü gösterdi. Koton ciroyu korudu, zarar derinleşti Ekonomim'den Yener Karadeniz'in haberine göre sektörün en büyük oyuncularından Koton ise 32,9 milyar TL hasılat açıklamasına rağmen yılı 958,7 milyon TL net zararla kapattı. Şirketin esas faaliyet kârı pozitif olsa da 3,5 milyar TL’ye ulaşan finansman giderleri bilançoda belirleyici oldu. Buna karşın Koton mağaza yatırımlarını sürdürdü. Toplam mağaza sayısı 451’den 464’e çıktı. Türkiye’de optimizasyon odaklı bir yapı izlenirken, asıl büyüme yurt dışında gerçekleşti. Şirketin Bahreyn, Umman, Katar ve ABD hamleleri yeni pazarlara hazırlık olarak değerlendirildi. Vakko’da satış arttı, kârlılık geriledi Lüks segmentin temsilcisi Vakko, 2025’te satış gelirlerini 19,9 milyar TL’ye yükseltti. Ancak net dönem kârı 1 milyar 55 milyon TL’den 57 milyon TL’ye geriledi. Brüt kâr marjındaki düşüş, operasyonel giderlerdeki artış ve mağaza yatırımları kârlılığı baskıladı. Buna rağmen şirket güçlü bilanço yapısını korudu. Net nakit pozisyonu 1,9 milyar TL’ye yaklaşan Vakko, yeni mağaza açılışları, büyütme ve renovasyon projeleri için 604 milyon TL’yi aşan yatırım yaptı. Şirket, premium segmentte büyüme stratejisini sürdürdü. Dagi’de toparlanma sinyali geldi Orta ölçekli oyuncular arasında Dagi, operasyonel iyileşmesiyle öne çıktı. Şirketin satış gelirleri yüzde 16,9 artışla 3,2 milyar TL’ye yükseldi. Yatırımcı sunumunda paylaşılan verilere göre operasyonel bazda şirket yeniden net kâra geçti. FAVÖK yüzde 31,8 artarak 505 milyon TL’ye ulaştı. Dagi, 2025 yılında 6 yeni mağaza açtı. Benzer mağaza satışlarındaki güçlü büyüme, artan ziyaretçi trafiği ve yükselen sepet tutarı, şirketın perakende performansını destekledi. Borçluluk oranındaki düşüş de bilanço açısından olumlu karşılandı. Desa karlılıkta öne çıktı Deri ve lüks aksesuar segmentinde faaliyet gösteren Desa, satış gelirleri yatay seyrederken net kârını yüzde 35 artırarak 580,5 milyon TL’ye çıkardı. Şirketin özkaynakları 3,8 milyar TL’yi aşarken, faaliyetlerinden sağladığı nakit akışı 1 milyar TL’nin üzerine çıktı. Desa’nın performansında yüksek katma değerli ürünlere yönelim, maliyet kontrolü ve güçlü finansal yönetim etkili oldu. Dört fabrikalı üretim yapısı ve ihracat kapasitesi şirketin önemli avantajları arasında gösteriliyor. Derimod’da güçlü nakit yönetimi Derimod ise satış gelirlerindeki sınırlı düşüşe rağmen net kârını koruyan şirketlerden biri oldu. 4,5 milyar TL hasılat açıklayan şirket, 93 milyon TL net kâr elde etti. Nakit ve nakit benzerleri yüzde 65 artışla 523 milyon TL’ye yükselirken, özkaynakları da büyüdü. Şirket mağaza sayısını 94’ten 93’e indirirken, bu adım büyümeden çok verimlilik ve lokasyon optimizasyonu olarak yorumlandı. Zira şirket, geride kalan sürede küçük metrekareli mağazalarını kapatırken daha yüksek metrekareli mağazalara yöneldi. Şirketin hedefi ortalama 300 metrekare büyüklükte mağazalara ulaşmak. Yüksek performanslı mağazalara odaklanma ve dijital kanal entegrasyonu şirketin ana stratejileri arasında yer aldı. 2025 finansalları, giyim perakendesinde satış büyümesinden çok kârlılık kalitesi, finansman yapısı, nakit üretimi ve mağaza verimliliğinin ön plana çıktığını gösterdi. Yüksek faiz ortamında borçlu şirketler daha fazla baskı hissederken, güçlü nakit pozisyonuna sahip şirketler yatırım yapmaya devam etti. TAB Gıda 2 bin restoran sınırını aştı Borsa İstanbul’da işlem gören hızlı servis restoran zinciri TAB Gıda, 2025 yılında satış gelirlerini çift haneli artırırken net kârını da yükseltti. Burger King, Popeyes, Arby’s, Sbarro, Subway, Usta Dönerci ve Usta Pideci markalarıyla faaliyet gösteren grup, restoran ağını büyütmeye devam ederek 2 bin restoran eşiğini geçti. Şirketin hasılatı 2025 yılında yüzde 13,7 artışla 47 milyar 636 milyon TL’ye yükseldi. Şirketin net dönem kârı ise 2 milyar 502 milyon TL’den 2 milyar 628 milyon TL’ye çıktı. Şirketin 2025 sonu itibarıyla toplam açık restoran sayısı 2.030’a ulaştı. Bu restoranların 893’ü franchise modeliyle faaliyet gösterdi. 2024 sonunda toplam restoran sayısı 1.830, franchise restoran sayısı ise 820 seviyesindeydi. Böylece grup bir yılda net 200 yeni restoran ekledi. Yurt dışında da büyüme sürdü. Grup’un Gürcistan’da 7, Kuzey Makedonya’da 16 restoranı bulunuyor. Kuzey Kıbrıs operasyonları da şube yapısıyla devam ediyor. BigChefs’te restoran sayısı 140’a çıktı Borsa İstanbul’da işlem göre Büyük Şefler (BigChefs), 2025 yılında satış gelirlerini artırmasına rağmen net karında sert düşüş yaşadı. Şirketin hasılatı yüzde 1,6 artışla 4 milyar 610 milyon TL’ye yükseldi. Şirketin net karı da 205,4 milyon TL’den 2025’te 10,7 milyon TL’ye düştü. Şirketin restoran sayısı 140’a çıktı. Bu restoranların 96’sı franchise modeliyle faaliyet gösterdi. 2024 sonunda toplam restoran sayısı 134, franchise restoran sayısı ise 90 seviyesindeydi. Böylece grup bir yılda net 6 yeni restoran ekledi. Büyük Şefler, Türkiye’de BigChefs, Buselik, NumNum, NumNum Streetfood ve Kont markalarıyla faaliyet gösteriyor. Grup’un yurt dışında ise 10 ülkede toplam 13 franchise restoranı bulunuyor. Şirket yalnızca restoran tarafında değil, yeni iş alanlarında da yatırım yaptı. Grup bünyesindeki Büyük Şefler Enerji şirketi, şubelerin elektrik ihtiyacını karşılamak amacıyla 3.699 kWp kapasiteli güneş enerjisi santrali yatırımı yürütüyor. Ayrıca 2024 sonunda kurulan Büyük Kahvecilik şirketiyle kahve mağazacılığı alanına giriş yapıldı. 2025 sonu itibarıyla bu alanda 1 mağaza faaliyet gösteriyor.

Borsa Ortadoğu'da barış bekliyor Haber

Borsa Ortadoğu'da barış bekliyor

Yıla oldukça güçlü bir başlangıç yapan ve şubat ayında 14 bin 532 puanla tüm zamanların rekorunu test eden Borsa İstanbul (BIST 100) endeksi, ABD, İsrail ve İran hattında patlak veren çatışmalardan etkilendi. Bölgede jeopolitik gerilimlerin hızla tırmanması küresel risk iştahını baskılarken, tedarik zinciri endişeleri ve petrol fiyatlarındaki sert yükseliş enflasyonist korkuları yeniden alevlendirdi. Yatırımcıların riskli varlıklardan kaçarak güvenli liman arayışına girdiği bu zorlu süreçte, BıST 100 endeksi 13 bin puanın altını görerek satış dalgalarına maruz kalsa da savaşın yarattığı küresel sarsıntıya rağmen Borsa İstanbul’un gelişmekte olan diğer piyasalarla (EM) kıyaslandığında bu şoku nispeten daha az hasarla atlatması dikkat çeken bir diğer unsur oldu. Ekonomi yönetiminin savaşın olası etkilerini sınırlamak adına esnek ve proaktif bir yaklaşım benimsemesi, uygulanan güçlü rezerv yönetimi ve Türkiye’nin süreçteki arabuluculuk adımları, yurt içi piyasaların direncini önemli ölçüde artırdı. Gelişmekte olan birçok ülke borsası artan enerji maliyetleri ve enflasyon baskılarıyla daha derin sarsıntılar yaşarken; Borsa İstanbul, güven veren yatırım ortamı ve alınan önlemlerin katkısıyla süreci rakiplerine kıyasla daha sınırlı kayıplarla ve pozitif bir ayrışmayla yönetmeyi başardı. Borsada yeni rota ne olacak? Piyasalardaki bu tablo, tarafların müzakere masasına oturması ve bölgede kalıcı bir barışın sağlanabileceğine yönelik güçlü sinyallerin gelmesiyle yerini temkinli bir iyimserliğe bırakmaya hazırlanıyor. Diplomatik uzlaşı ile jeopolitik tansiyonun düşmesi durumunda; enerji maliyetleri üzerindeki baskının hafiflemesi, küresel piyasalarda risk iştahının yeniden canlanması ve yabancı fonların Borsa İstanbul gibi gelişmekte olan piyasalara geri dönmesi bekleniyor. Uzmanlar, savaş fiyatlamasının devreden çıkmasıyla birlikte çatışma öncesi seviyelerine doğru kayıplarını telafi eden BıST 100 endeksinin önümüzdeki süreçteki olası yükseliş senaryolarını ve yeni dönemde hangi sektörlerin öne çıkabileceğini İstanbul Ticaret için değerlendirdi. Fiyatlamada ana beklenti petrol Geçtiğimiz 28 Şubat’tan bu yana jeopolitik gelişmelerin piyasalar üzerinde belirleyici bir rol üstlendiğini belirten Gedik Yatırım-Yatırım Danışmanlığı Müdür Yardımcısı Onurcan Bal, haber akışlarına bağlı oynaklığın ciddi şekilde arttığına dikkat çekti. aBD ve İran arasında gündeme gelen ateşkes ihtimalinin piyasalara nefes aldırdığını hatırlatan Bal, BıST 100 endeksinde 14 bin puanın üzerine doğru yaşanan toparlanmanın da bu haberlerle desteklendiğini ifade etti. Bu süreçte takip ettikleri en önemli göstergenin petrol fiyatları olduğunun altını çizen uzman isim, enerji maliyetlerindeki artışın küresel enflasyonist baskı yaratarak merkez bankalarını daha sıkı bir duruşa zorladığını belirtti. Bal, bu durumun zayıflayan faiz indirimi beklentileriyle birleştiğinde gelişmekte olan piyasalardan çıkış eğilimini hızlandırdığını vurguladı. Endekste 15 bin puan hedefi Olası bir diplomatik anlaşma durumunda petrol fiyatlarının nerede dengeleneceğinin kritik bir eşik olacağını ifade eden Onurcan Bal, savaşın sona ermesinin enerji fiyatlarını hemen eski seviyelerine düşürmeyeceğini tahmin ettiğini belirtti. Bölgedeki enerji altyapılarında oluşan hasarın boyutu tam bilinmediği için düşüşün zaman alabileceğini söyleyen Bal, petrolün kademeli de olsa düşüş eğilimine girdiği senaryoda Borsa İstanbul için yeni hedeflerin gündeme geleceğini belirterek, şu değerlendirmede bulundu: “Böyle bir senaryoda Borsa İstanbul’da özellikle 14 bin 530 civarında bulunan zirve seviyesi aşılabilirse, kısa vadede 14 bin 750-15 bin bölgesine doğru teknik bir hareket söz konusu olabilir.” Ralli için gözler enflasyonda Savaş riskinin ortadan kalkmasının borsada ilk etapta bir toparlanma yaratacağını, ancak soluksuz bir ralliden ziyade kontrollü bir seyir beklediğini belirten Onurcan Bal, savaşın Türkiye’nin dezenflasyon sürecine kaçınılmaz etkileri olduğunu hatırlattı. Merkez Bankası’nın enflasyondaki yüksek seyir nedeniyle mart ayını pas geçtiğini ve bu ay da yüzde 2.5 civarında bir aylık enflasyon beklediklerini söyleyen Bal, yabancı çıkışları ve carry trade pozisyonlarının terse dönmesi ve rezervlerde yaşanan düşüşe de dikkat çekti. Kısa vadede bir faiz indirimi beklemediklerini dile getiren Bal, “Piyasada bu savaşın bitmesiyle ilk fiyatlamalarda bir yükseliş görürüz ama bu yükselişin devamlılığı, tekrar faiz indirim beklentilerinin güçlenmesine bağlı” diye konuştu. Bankacılık ve havacılık öne çıkabilir Jeopolitik gerilimin kalıcı olarak azalmasıyla birlikte Borsa İstanbul’da sektörel rotasyon yaşanacağına işaret eden Onurcan Bal, çatışmaların başlamasıyla en büyük tahribatı faiz indirimlerinin zora girmesi nedeniyle bankacılık, gayrimenkul yatırım ortaklığı (GYO) ve havacılık sektörlerinin aldığını belirtti. artan ülke risk priminin (CDS) bankacılığı ekstra baskıladığını söyleyen Bal, barış ihtimalinde yaşanacak değişimi şu sözlerle özetledi: “Riskler yatışırsa bankalar, GYO’lar, havacılık ve holdingler toparlanma anlamında biraz daha öne çıkabilir. Bu süreçte daha kuvvetli kalan savunma ve petrokimya sektöründe ise bu sefer tersi fiyatlamalar görebiliriz.” Bal ayrıca, işlerin iyiye gittiği bir senaryoda telekomünikasyon sektörünün de takip edilebileceğini ekledi. Yabancı için ‘ucuzluk’ fırsatı Bölgede suların durulması ve gıda/enerji kaynaklı risklerin geride kalmasıyla birlikte yabancı yatırımcıların yeniden Türkiye piyasalarına yönelmesini bekleyen Onurcan Bal, yabancı fonların da enflasyon görünümünü ve faiz indirim takvimini yakından izleyeceğini vurguladı. Borsa İstanbul’un son yıllarda dolar bazında sergilediği zayıf performansın yarattığı ucuzluk algısına dikkat çeken Bal, “Dezenflasyon süreci devam ettiği ve Merkez Bankası kademeli faiz indirimlerini sürdürdüğü müddetçe Türk varlıklarına yönelik ilgi korunur” diyerek, barış senaryosunda tahvil ve hisse senedi piyasalarında yabancı girişinin yeniden canlanacağını öngördü. Barış haberiyle yukarı yönlü hareketler hızlanır İran odaklı jeopolitik risklerin son bulmasının Borsa İstanbul’a olumlu yansıyacağını belirten İnfo Yatırım Yatırım Danışmanı Tunç Safa Altunsaray, piyasanın yakın zamanda bu senaryoyu test ettiğini vurguladı. Altunsaray, “Aslında bunun ön gösterimini 6-10 Nisan tarihleri arasında Borsa İstanbul tarafında gördük. Ateşkes haberinin gelmesi ve görüşmelerin başlayacağı haberi piyasaya gelince Borsa İstanbul’un hızlı bir şekilde 14 bin puanı geçmesi, jeopolitik risklerin bitmesi ihtimalinde olacak hareketi gösterdi” dedi. Bu süreçte kritik olan noktanın resmi bir barış anlaşmasının imzalanması olduğunun altını çizen uzman isim, “Yeni bir yukarı yönlü ralli hareketinin barış haberi ile gelme ihtimalinin çok yüksek olduğunu düşünüyorum” diye konuştu. Veriler yükselişi sınırlayarabilir Beklenen barış anlaşması güçlü bir katalizör olsa da Altunsaray, savaşın geride bıraktığı ekonomik tahribatın göz ardı edilmemesi gerektiği konusunda yatırımcıları uyardı. Çatışmaların küresel piyasalardaki yansımalarını değerlendiren Altunsaray, “Atlanmaması gereken nokta; savaş sebebiyle tedarik zincirleri bozuldu, enerji maliyetleri çok arttı ve bunların da enflasyona bir etkisi olacaktır. Bu sebeple de yükselişin ekonomik veriler gelmeye başladıkça sınırlı kalacağını düşünebiliriz” diye konuştu. Piyasalar için ana odak noktasının zamanla değişeceğini belirten Altunsaray, “Asıl hikayenin bu etkilerin azalmaya başladığı zamanda ortaya çıkacağını düşünüyorum” dedi. İki farklı senaryo Jeopolitik tansiyonun düşmesiyle birlikte Borsa İstanbul’da öne çıkacak sektörleri analiz eden Altunsaray, piyasadaki olası sektörel rotasyonu şu sözlerle özetledi: “Tabii ki burada öne çıkacak sektörler aslında savaşla hızı düşen sektörler olacaktır. Örnek olarak bankacılık, ulaştırma ve holdingleri sayabiliriz. Fakat ekonomik veriler geldikçe bu sektörlerde geri çekilmeler görebiliriz.” Açıklanacak enflasyon verilerinin yaratacağı fırsatlara da dikkat çeken Altunsaray, “Küresel enflasyon riskinden özellikle olumlu etkilenebilecek sektörler olarak telekomünikasyon, perakende ve gıda tarafının ön plana çıkmasını bekleyebiliriz. Bu çerçevede doğru risk yönetimi ile bu sektörlere dikkat edilebilir” şeklinde konuştu. Yabancı ilgisinin güçlü bir şekilde artması için küresel çapta likidite oluşumunun şart olduğunu vurgulayan Altunsaray, “Bunun için de gelişmiş ülkelerin merkez bankalarının tekrar faiz indirimlerini konuşması veya gevşek politikalar uygulaması kritik olacaktır. Ancak son yaşanan küresel enflasyon riski altında bu ihtimalin daha zamanı olduğunu düşünen taraftayım” dedi.

Gıda israfı enflasyonu tetikliyor Haber

Gıda israfı enflasyonu tetikliyor

Türkiye’de gıda israfı artık yalnızca bir tüketim alışkanlığı sorunu değil, talep baskısını artırarak fiyatları yukarı çeken doğrudan bir enflasyon dinamiğine dönüştü. Uzmanlar, belirsizlik, indirim psikolojisi ve plansız alışverişle büyüyen ihtiyaç fazlası satın alma davranışlarının hem hane bütçesini zayıflattığını hem de piyasa üzerinde görünmez bir maliyet oluşturarak enflasyonist baskıyı derinleştirdiğini vurguluyor. Talebi artıran psikolojik faktörler İstanbul Ticaret Üniversitesi İktisat Bölümü’nden Prof. Dr. Elçin Aykaç Alp, tüketicilerin çoğu zaman mevcut ihtiyaçlarına değil, geleceğe dair beklentilerine göre hareket ettiğini söyledi. Fiyat artışı beklentisinin ve kampanyaların yarattığı etkinin, talebin kısa sürede doğal seviyesinin üzerine çıkmasına yol açtığına dikkat çeken Prof. Dr. Alp, bu durumun hem ürün bulunurluğunu hem de fiyat dengesini bozarak ek bir enflasyonist baskı yarattığını vurguladı. Prof. Dr. Alp, satın alınan fakat tüketilmeyen gıdanın yalnızca bireysel bir kayıp olmadığını belirterek, “Tarladan sofraya kadar uzanan zincirdeki kayıpların maliyeti tüketiciye geri dönüyor. Tüketici sadece sepete koyduğu ürünü değil, kaybolan kısmın da bedelini ödüyor. Böylece israf, örtük bir maliyet yaratıyor” dedi. Kaygı rasyonellikten uzaklaştırıyor İstanbul Ticaret Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Yasemin Kuş ise özellikle belirsizlik dönemlerinde tüketicilerin kontrol hissini korumak için daha fazla ürün satın aldığını belirtti. Bu davranışın psikolojik bir savunma mekanizması olduğunu ifade eden Kuş, şunları söyledi: “İndirim ve fırsat algısı da rasyonel karar vermeyi zorlaştırıyor. Hedonik yani haz odaklı tüketim motivasyonu yüksek bireyler, çoğu zaman ‘indirim kaçırmama’ duygusuyla gereğinden fazla ürün satın alıyor. Bu durum hem ev içi israfı büyütüyor hem de toplam talebi yapay biçimde artırarak fiyatlar üzerinde baskı oluşturuyor.” ‘İndirim kaçırmama’ güdüsünün tüketicinin karar verme mekanizmasını rasyonel zeminden uzaklaştırdığını belirten Kuş, bunun gıda israfını doğrudan artırdığını söyledi. Bazı bireyler için alışverişin ürünün işlevinden çok haz, heyecan ve fırsat yakalama duygusu etrafında şekillendiğini ifade eden Kuş, bu hedonik tüketim motivasyonunun kişiyi kısa sürede tüketemeyeceği miktarda gıda almaya yönlendirdiğini kaydetti. Araştırmalarında duygusallığı yüksek bireylerde hedonik tüketimin daha güçlü olduğunu gözlemlediklerini dile getiren Kuş, “Bu kişiler kısa vadeli hazza odaklandıkları için uzun vadeli ihtiyaçlarını doğru tahmin edemezler” dedi. Kuş, hedonik motivasyonla yapılan alışverişlerde tüketicilerin ‘indirimli’, ‘fırsat’ ya da ‘evde bulunsun’ gerekçeleriyle gereğinden fazla ürün satın aldığını, fazla alınan ürünlerin evde doğru yönetilemediğinde hızla israfa dönüştüğünü belirtti. Kuş, Türkiye’deki yüksek gıda israfının önemli bir bölümünün arkasında da bu haz odaklı, plansız satın alma davranışının yer aldığını söyledi. İstanbul Ticaret Üniversitesi Psikoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Eda Nur Çapkan Altun da fazla satın alma davranışının temelinde ‘kaybetme korkusu’ bulunduğuna ve promosyonların beynin ödül sistemini harekete geçirerek anlık haz yarattığına dikkat çekti. Altun, tasarruf amacıyla yapılan stoklamanın, çoğu zaman bozulma kaynaklı israfa dönüştüğünü belirterek, “Nominal kazanç, reel kayba dönüştüğünde fiyatlar üzerindeki baskı daha da güçleniyor” dedi. Buzdolabı envanteri ve küçük ambalajlar Altun, farkındalık sonrasında dürtme temelli ve planlama odaklı adımların devreye girmesi gerektiğini de vurguladı. Süpermarketlerde küçük boy ambalajların göz hizasına yerleştirilmesi, buzdolabında ‘önce bunu tüket’ bölümü oluşturulması, son kullanma tarihi etiketlerinin daha anlaşılır hale getirilmesi, haftalık menü planlaması ve buna bağlı alışveriş listesi oluşturulması gibi uygulamaların etkili olabileceğini söyledi. Dijital araçlarla buzdolabı envanteri takibinin yaygınlaşmasının da yararlı olacağını belirten Altun, “Sosyal norm mesajlarının ve topluluk düzeyinde gıda paylaşım ağlarının hem israfı azaltabileceğini hem de sosyal bağları güçlendirebilir. Kalıcı değişim için tek tek müdahalelerin yeterli olmadığını, görselleştirme, planlama araçları, sosyal normlar ve çevresel düzenlemelerin bir arada kullanılması gerekiyor” dedi. Önce tüket bölümü olmalı Uzmanlara göre gıda israfıyla mücadelede ilk adım farkındalık yaratmak. Buzdolabında ‘önce tüket’ bölümü oluşturulması, küçük ambalajlı ürünlerin göz hizasına yerleştirilmesi, sadeleştirilmiş son kullanma tarihi etiketleri gibi dürtme temelli uygulamalar, tüketim davranışını olumlu yönde etkileyebilir. Dijital buzdolabı envanteri uygulamalarının yaygınlaşması ve mahalle ölçeğinde gıda paylaşım ağlarının güçlendirilmesi, hem israfı hem de ekonomik yükü azaltabilecek stratejiler arasında yer alıyor. Dünyada gıda kaybının boyutu * %13.2: Perakendeye ulaşmadan kaybolan gıda * %19: Hane, restoran ve perakende aşamalarında israf * 1.25 milyar ton: Perakende öncesi kayıp Kaynak: FAO, UNEP Tüketici davranışını tetikleyen unsurlar * Fiyat artışı beklentisi * Kıtlık ve kaybetme korkusu * ‘İndirim kaçırmama’ psikolojisi * Haz odaklı tüketim * Aile içi iletişim eksikliği * Plansız alışveriş Çözüm önerileri * Haftalık menü-alışveriş listesi * ‘Önce tüket’ düzeni * Küçük ambalajların teşviki * Son kullanma tarihi etiketlerinin sadeleştirilmesi * Dijital envanter uygulamaları * Gıda paylaşım ağları

Koçtaş mağazalarını bir bir kapatıyor Haber

Koçtaş mağazalarını bir bir kapatıyor

Koç Holding bünyesinde faaliyet gösteren Koçtaş, 2026’nın ilk üç ayında İzmir’de peş peşe mağaza kapatma kararı aldı. Kemalpaşa, Point Bornova, Karşıyaka Yeni Girne, Yelki ve Seferihisar Ürkmez şubelerinin kapanmasıyla birlikte şirketin kentteki mağaza sayısı ciddi oranda azaldı. Sektörde daralma Koçtaş’ı da etkiledi Yapı malzemeleri sektöründe son dönemde yaşanan ekonomik daralma ve art arda gelen konkordato haberleri, büyük zincirleri de etkisi altına aldı. Sektördeki bu küçülme dalgası, Türkiye genelinde geniş bir mağaza ağına sahip olan Koçtaş’ın da operasyonlarını gözden geçirmesine neden oldu. Tek Referans’ın aktardığına göre, Koçtaş yalnızca bu yılın ilk üç ayında İzmir’de 5 mağazasını kapatma kararı aldı. Şirket, geçtiğimiz yıl da Menderes, Buca İnönü, Karaburun, Buca ve Park Bornova şubelerini kapatmıştı. Böylece İzmir’de son iki yılda kapanan mağaza sayısı 10’a ulaştı. Mağaza sayısı 15’e geriledi Alınan kararlarla birlikte Koçtaş’ın İzmir’deki mağaza sayısı 15’e kadar düştü. Türkiye genelinde 53 ilde 350’den fazla mağazayla faaliyet gösteren şirketin, son dönemde daha küçük ölçekli “Koçtaş Fix” mağazalarına ve online satış kanallarına ağırlık verdiği dikkat çekiyor. İlk mağaza Bornova’da açılmıştı Koç Holding’in kurucusu Vehbi Koç tarafından 1955 yılında Koç Ticaret A.Ş. olarak temelleri atılan şirket, uzun yıllar toptancılık faaliyetleri yürüttü. Koçtaş, perakende alanındaki ilk büyük adımını ise 1996 yılında İzmir Bornova’da açtığı mağazayla attı. 2000 yılında İngiltere merkezli Kingfisher grubuna bağlı B&Q ile ortaklık kuran Koçtaş, son yıllarda stratejisini değiştirerek mahalle tipi mağazalar ve dijital satış kanallarına yönelmeye başladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.