SON DAKİKA
Hava Durumu

#Perakende

Ekometre - Perakende haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Perakende haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Koton zarar açıkladı Haber

Koton zarar açıkladı

Borsa İstanbul’da işlem gören hazır giyim, restoran ve moda şirketlerinin 2025 yıl sonu finansal sonuçları, şirketlerin yüksek faiz, zayıflayan iç talep, enflasyon muhasebesi ve artan maliyet baskıları altında farklı performanslar sergilediğini gösterdi. Aynı ekonomik koşullarda faaliyet gösteren şirketlerin bazıları güçlü kârlılık üretirken, bazıları finansman giderleri ve marj baskısıyla zorlandı. 2025 sonuçlarında en dikkat çekici performanslardan biri Mavi’den geldi. Şirketin konsolide gelirleri yüzde 5 düşüşle 47,7 milyar TL’ye gerilese de net kârı 2 milyar 58 milyon TL oldu. 9 milyar TL FAVÖK ve yüzde 18,9 marj açıklayan şirket, 6,9 milyar TL net nakit pozisyonuyla öne çıktı. Mavi’nin Türkiye’de 8 yeni mağaza açması, 10 mağazada metrekare büyütmesi ve ABD’de 11 yeni mağaza yatırımı yapması, talepteki yavaşlamaya rağmen büyüme iştahının sürdüğünü gösterdi. Koton ciroyu korudu, zarar derinleşti Ekonomim'den Yener Karadeniz'in haberine göre sektörün en büyük oyuncularından Koton ise 32,9 milyar TL hasılat açıklamasına rağmen yılı 958,7 milyon TL net zararla kapattı. Şirketin esas faaliyet kârı pozitif olsa da 3,5 milyar TL’ye ulaşan finansman giderleri bilançoda belirleyici oldu. Buna karşın Koton mağaza yatırımlarını sürdürdü. Toplam mağaza sayısı 451’den 464’e çıktı. Türkiye’de optimizasyon odaklı bir yapı izlenirken, asıl büyüme yurt dışında gerçekleşti. Şirketin Bahreyn, Umman, Katar ve ABD hamleleri yeni pazarlara hazırlık olarak değerlendirildi. Vakko’da satış arttı, kârlılık geriledi Lüks segmentin temsilcisi Vakko, 2025’te satış gelirlerini 19,9 milyar TL’ye yükseltti. Ancak net dönem kârı 1 milyar 55 milyon TL’den 57 milyon TL’ye geriledi. Brüt kâr marjındaki düşüş, operasyonel giderlerdeki artış ve mağaza yatırımları kârlılığı baskıladı. Buna rağmen şirket güçlü bilanço yapısını korudu. Net nakit pozisyonu 1,9 milyar TL’ye yaklaşan Vakko, yeni mağaza açılışları, büyütme ve renovasyon projeleri için 604 milyon TL’yi aşan yatırım yaptı. Şirket, premium segmentte büyüme stratejisini sürdürdü. Dagi’de toparlanma sinyali geldi Orta ölçekli oyuncular arasında Dagi, operasyonel iyileşmesiyle öne çıktı. Şirketin satış gelirleri yüzde 16,9 artışla 3,2 milyar TL’ye yükseldi. Yatırımcı sunumunda paylaşılan verilere göre operasyonel bazda şirket yeniden net kâra geçti. FAVÖK yüzde 31,8 artarak 505 milyon TL’ye ulaştı. Dagi, 2025 yılında 6 yeni mağaza açtı. Benzer mağaza satışlarındaki güçlü büyüme, artan ziyaretçi trafiği ve yükselen sepet tutarı, şirketın perakende performansını destekledi. Borçluluk oranındaki düşüş de bilanço açısından olumlu karşılandı. Desa karlılıkta öne çıktı Deri ve lüks aksesuar segmentinde faaliyet gösteren Desa, satış gelirleri yatay seyrederken net kârını yüzde 35 artırarak 580,5 milyon TL’ye çıkardı. Şirketin özkaynakları 3,8 milyar TL’yi aşarken, faaliyetlerinden sağladığı nakit akışı 1 milyar TL’nin üzerine çıktı. Desa’nın performansında yüksek katma değerli ürünlere yönelim, maliyet kontrolü ve güçlü finansal yönetim etkili oldu. Dört fabrikalı üretim yapısı ve ihracat kapasitesi şirketin önemli avantajları arasında gösteriliyor. Derimod’da güçlü nakit yönetimi Derimod ise satış gelirlerindeki sınırlı düşüşe rağmen net kârını koruyan şirketlerden biri oldu. 4,5 milyar TL hasılat açıklayan şirket, 93 milyon TL net kâr elde etti. Nakit ve nakit benzerleri yüzde 65 artışla 523 milyon TL’ye yükselirken, özkaynakları da büyüdü. Şirket mağaza sayısını 94’ten 93’e indirirken, bu adım büyümeden çok verimlilik ve lokasyon optimizasyonu olarak yorumlandı. Zira şirket, geride kalan sürede küçük metrekareli mağazalarını kapatırken daha yüksek metrekareli mağazalara yöneldi. Şirketin hedefi ortalama 300 metrekare büyüklükte mağazalara ulaşmak. Yüksek performanslı mağazalara odaklanma ve dijital kanal entegrasyonu şirketin ana stratejileri arasında yer aldı. 2025 finansalları, giyim perakendesinde satış büyümesinden çok kârlılık kalitesi, finansman yapısı, nakit üretimi ve mağaza verimliliğinin ön plana çıktığını gösterdi. Yüksek faiz ortamında borçlu şirketler daha fazla baskı hissederken, güçlü nakit pozisyonuna sahip şirketler yatırım yapmaya devam etti. TAB Gıda 2 bin restoran sınırını aştı Borsa İstanbul’da işlem gören hızlı servis restoran zinciri TAB Gıda, 2025 yılında satış gelirlerini çift haneli artırırken net kârını da yükseltti. Burger King, Popeyes, Arby’s, Sbarro, Subway, Usta Dönerci ve Usta Pideci markalarıyla faaliyet gösteren grup, restoran ağını büyütmeye devam ederek 2 bin restoran eşiğini geçti. Şirketin hasılatı 2025 yılında yüzde 13,7 artışla 47 milyar 636 milyon TL’ye yükseldi. Şirketin net dönem kârı ise 2 milyar 502 milyon TL’den 2 milyar 628 milyon TL’ye çıktı. Şirketin 2025 sonu itibarıyla toplam açık restoran sayısı 2.030’a ulaştı. Bu restoranların 893’ü franchise modeliyle faaliyet gösterdi. 2024 sonunda toplam restoran sayısı 1.830, franchise restoran sayısı ise 820 seviyesindeydi. Böylece grup bir yılda net 200 yeni restoran ekledi. Yurt dışında da büyüme sürdü. Grup’un Gürcistan’da 7, Kuzey Makedonya’da 16 restoranı bulunuyor. Kuzey Kıbrıs operasyonları da şube yapısıyla devam ediyor. BigChefs’te restoran sayısı 140’a çıktı Borsa İstanbul’da işlem göre Büyük Şefler (BigChefs), 2025 yılında satış gelirlerini artırmasına rağmen net karında sert düşüş yaşadı. Şirketin hasılatı yüzde 1,6 artışla 4 milyar 610 milyon TL’ye yükseldi. Şirketin net karı da 205,4 milyon TL’den 2025’te 10,7 milyon TL’ye düştü. Şirketin restoran sayısı 140’a çıktı. Bu restoranların 96’sı franchise modeliyle faaliyet gösterdi. 2024 sonunda toplam restoran sayısı 134, franchise restoran sayısı ise 90 seviyesindeydi. Böylece grup bir yılda net 6 yeni restoran ekledi. Büyük Şefler, Türkiye’de BigChefs, Buselik, NumNum, NumNum Streetfood ve Kont markalarıyla faaliyet gösteriyor. Grup’un yurt dışında ise 10 ülkede toplam 13 franchise restoranı bulunuyor. Şirket yalnızca restoran tarafında değil, yeni iş alanlarında da yatırım yaptı. Grup bünyesindeki Büyük Şefler Enerji şirketi, şubelerin elektrik ihtiyacını karşılamak amacıyla 3.699 kWp kapasiteli güneş enerjisi santrali yatırımı yürütüyor. Ayrıca 2024 sonunda kurulan Büyük Kahvecilik şirketiyle kahve mağazacılığı alanına giriş yapıldı. 2025 sonu itibarıyla bu alanda 1 mağaza faaliyet gösteriyor.

Borsa Ortadoğu'da barış bekliyor Haber

Borsa Ortadoğu'da barış bekliyor

Yıla oldukça güçlü bir başlangıç yapan ve şubat ayında 14 bin 532 puanla tüm zamanların rekorunu test eden Borsa İstanbul (BIST 100) endeksi, ABD, İsrail ve İran hattında patlak veren çatışmalardan etkilendi. Bölgede jeopolitik gerilimlerin hızla tırmanması küresel risk iştahını baskılarken, tedarik zinciri endişeleri ve petrol fiyatlarındaki sert yükseliş enflasyonist korkuları yeniden alevlendirdi. Yatırımcıların riskli varlıklardan kaçarak güvenli liman arayışına girdiği bu zorlu süreçte, BıST 100 endeksi 13 bin puanın altını görerek satış dalgalarına maruz kalsa da savaşın yarattığı küresel sarsıntıya rağmen Borsa İstanbul’un gelişmekte olan diğer piyasalarla (EM) kıyaslandığında bu şoku nispeten daha az hasarla atlatması dikkat çeken bir diğer unsur oldu. Ekonomi yönetiminin savaşın olası etkilerini sınırlamak adına esnek ve proaktif bir yaklaşım benimsemesi, uygulanan güçlü rezerv yönetimi ve Türkiye’nin süreçteki arabuluculuk adımları, yurt içi piyasaların direncini önemli ölçüde artırdı. Gelişmekte olan birçok ülke borsası artan enerji maliyetleri ve enflasyon baskılarıyla daha derin sarsıntılar yaşarken; Borsa İstanbul, güven veren yatırım ortamı ve alınan önlemlerin katkısıyla süreci rakiplerine kıyasla daha sınırlı kayıplarla ve pozitif bir ayrışmayla yönetmeyi başardı. Borsada yeni rota ne olacak? Piyasalardaki bu tablo, tarafların müzakere masasına oturması ve bölgede kalıcı bir barışın sağlanabileceğine yönelik güçlü sinyallerin gelmesiyle yerini temkinli bir iyimserliğe bırakmaya hazırlanıyor. Diplomatik uzlaşı ile jeopolitik tansiyonun düşmesi durumunda; enerji maliyetleri üzerindeki baskının hafiflemesi, küresel piyasalarda risk iştahının yeniden canlanması ve yabancı fonların Borsa İstanbul gibi gelişmekte olan piyasalara geri dönmesi bekleniyor. Uzmanlar, savaş fiyatlamasının devreden çıkmasıyla birlikte çatışma öncesi seviyelerine doğru kayıplarını telafi eden BıST 100 endeksinin önümüzdeki süreçteki olası yükseliş senaryolarını ve yeni dönemde hangi sektörlerin öne çıkabileceğini İstanbul Ticaret için değerlendirdi. Fiyatlamada ana beklenti petrol Geçtiğimiz 28 Şubat’tan bu yana jeopolitik gelişmelerin piyasalar üzerinde belirleyici bir rol üstlendiğini belirten Gedik Yatırım-Yatırım Danışmanlığı Müdür Yardımcısı Onurcan Bal, haber akışlarına bağlı oynaklığın ciddi şekilde arttığına dikkat çekti. aBD ve İran arasında gündeme gelen ateşkes ihtimalinin piyasalara nefes aldırdığını hatırlatan Bal, BıST 100 endeksinde 14 bin puanın üzerine doğru yaşanan toparlanmanın da bu haberlerle desteklendiğini ifade etti. Bu süreçte takip ettikleri en önemli göstergenin petrol fiyatları olduğunun altını çizen uzman isim, enerji maliyetlerindeki artışın küresel enflasyonist baskı yaratarak merkez bankalarını daha sıkı bir duruşa zorladığını belirtti. Bal, bu durumun zayıflayan faiz indirimi beklentileriyle birleştiğinde gelişmekte olan piyasalardan çıkış eğilimini hızlandırdığını vurguladı. Endekste 15 bin puan hedefi Olası bir diplomatik anlaşma durumunda petrol fiyatlarının nerede dengeleneceğinin kritik bir eşik olacağını ifade eden Onurcan Bal, savaşın sona ermesinin enerji fiyatlarını hemen eski seviyelerine düşürmeyeceğini tahmin ettiğini belirtti. Bölgedeki enerji altyapılarında oluşan hasarın boyutu tam bilinmediği için düşüşün zaman alabileceğini söyleyen Bal, petrolün kademeli de olsa düşüş eğilimine girdiği senaryoda Borsa İstanbul için yeni hedeflerin gündeme geleceğini belirterek, şu değerlendirmede bulundu: “Böyle bir senaryoda Borsa İstanbul’da özellikle 14 bin 530 civarında bulunan zirve seviyesi aşılabilirse, kısa vadede 14 bin 750-15 bin bölgesine doğru teknik bir hareket söz konusu olabilir.” Ralli için gözler enflasyonda Savaş riskinin ortadan kalkmasının borsada ilk etapta bir toparlanma yaratacağını, ancak soluksuz bir ralliden ziyade kontrollü bir seyir beklediğini belirten Onurcan Bal, savaşın Türkiye’nin dezenflasyon sürecine kaçınılmaz etkileri olduğunu hatırlattı. Merkez Bankası’nın enflasyondaki yüksek seyir nedeniyle mart ayını pas geçtiğini ve bu ay da yüzde 2.5 civarında bir aylık enflasyon beklediklerini söyleyen Bal, yabancı çıkışları ve carry trade pozisyonlarının terse dönmesi ve rezervlerde yaşanan düşüşe de dikkat çekti. Kısa vadede bir faiz indirimi beklemediklerini dile getiren Bal, “Piyasada bu savaşın bitmesiyle ilk fiyatlamalarda bir yükseliş görürüz ama bu yükselişin devamlılığı, tekrar faiz indirim beklentilerinin güçlenmesine bağlı” diye konuştu. Bankacılık ve havacılık öne çıkabilir Jeopolitik gerilimin kalıcı olarak azalmasıyla birlikte Borsa İstanbul’da sektörel rotasyon yaşanacağına işaret eden Onurcan Bal, çatışmaların başlamasıyla en büyük tahribatı faiz indirimlerinin zora girmesi nedeniyle bankacılık, gayrimenkul yatırım ortaklığı (GYO) ve havacılık sektörlerinin aldığını belirtti. artan ülke risk priminin (CDS) bankacılığı ekstra baskıladığını söyleyen Bal, barış ihtimalinde yaşanacak değişimi şu sözlerle özetledi: “Riskler yatışırsa bankalar, GYO’lar, havacılık ve holdingler toparlanma anlamında biraz daha öne çıkabilir. Bu süreçte daha kuvvetli kalan savunma ve petrokimya sektöründe ise bu sefer tersi fiyatlamalar görebiliriz.” Bal ayrıca, işlerin iyiye gittiği bir senaryoda telekomünikasyon sektörünün de takip edilebileceğini ekledi. Yabancı için ‘ucuzluk’ fırsatı Bölgede suların durulması ve gıda/enerji kaynaklı risklerin geride kalmasıyla birlikte yabancı yatırımcıların yeniden Türkiye piyasalarına yönelmesini bekleyen Onurcan Bal, yabancı fonların da enflasyon görünümünü ve faiz indirim takvimini yakından izleyeceğini vurguladı. Borsa İstanbul’un son yıllarda dolar bazında sergilediği zayıf performansın yarattığı ucuzluk algısına dikkat çeken Bal, “Dezenflasyon süreci devam ettiği ve Merkez Bankası kademeli faiz indirimlerini sürdürdüğü müddetçe Türk varlıklarına yönelik ilgi korunur” diyerek, barış senaryosunda tahvil ve hisse senedi piyasalarında yabancı girişinin yeniden canlanacağını öngördü. Barış haberiyle yukarı yönlü hareketler hızlanır İran odaklı jeopolitik risklerin son bulmasının Borsa İstanbul’a olumlu yansıyacağını belirten İnfo Yatırım Yatırım Danışmanı Tunç Safa Altunsaray, piyasanın yakın zamanda bu senaryoyu test ettiğini vurguladı. Altunsaray, “Aslında bunun ön gösterimini 6-10 Nisan tarihleri arasında Borsa İstanbul tarafında gördük. Ateşkes haberinin gelmesi ve görüşmelerin başlayacağı haberi piyasaya gelince Borsa İstanbul’un hızlı bir şekilde 14 bin puanı geçmesi, jeopolitik risklerin bitmesi ihtimalinde olacak hareketi gösterdi” dedi. Bu süreçte kritik olan noktanın resmi bir barış anlaşmasının imzalanması olduğunun altını çizen uzman isim, “Yeni bir yukarı yönlü ralli hareketinin barış haberi ile gelme ihtimalinin çok yüksek olduğunu düşünüyorum” diye konuştu. Veriler yükselişi sınırlayarabilir Beklenen barış anlaşması güçlü bir katalizör olsa da Altunsaray, savaşın geride bıraktığı ekonomik tahribatın göz ardı edilmemesi gerektiği konusunda yatırımcıları uyardı. Çatışmaların küresel piyasalardaki yansımalarını değerlendiren Altunsaray, “Atlanmaması gereken nokta; savaş sebebiyle tedarik zincirleri bozuldu, enerji maliyetleri çok arttı ve bunların da enflasyona bir etkisi olacaktır. Bu sebeple de yükselişin ekonomik veriler gelmeye başladıkça sınırlı kalacağını düşünebiliriz” diye konuştu. Piyasalar için ana odak noktasının zamanla değişeceğini belirten Altunsaray, “Asıl hikayenin bu etkilerin azalmaya başladığı zamanda ortaya çıkacağını düşünüyorum” dedi. İki farklı senaryo Jeopolitik tansiyonun düşmesiyle birlikte Borsa İstanbul’da öne çıkacak sektörleri analiz eden Altunsaray, piyasadaki olası sektörel rotasyonu şu sözlerle özetledi: “Tabii ki burada öne çıkacak sektörler aslında savaşla hızı düşen sektörler olacaktır. Örnek olarak bankacılık, ulaştırma ve holdingleri sayabiliriz. Fakat ekonomik veriler geldikçe bu sektörlerde geri çekilmeler görebiliriz.” Açıklanacak enflasyon verilerinin yaratacağı fırsatlara da dikkat çeken Altunsaray, “Küresel enflasyon riskinden özellikle olumlu etkilenebilecek sektörler olarak telekomünikasyon, perakende ve gıda tarafının ön plana çıkmasını bekleyebiliriz. Bu çerçevede doğru risk yönetimi ile bu sektörlere dikkat edilebilir” şeklinde konuştu. Yabancı ilgisinin güçlü bir şekilde artması için küresel çapta likidite oluşumunun şart olduğunu vurgulayan Altunsaray, “Bunun için de gelişmiş ülkelerin merkez bankalarının tekrar faiz indirimlerini konuşması veya gevşek politikalar uygulaması kritik olacaktır. Ancak son yaşanan küresel enflasyon riski altında bu ihtimalin daha zamanı olduğunu düşünen taraftayım” dedi.

Gıda israfı enflasyonu tetikliyor Haber

Gıda israfı enflasyonu tetikliyor

Türkiye’de gıda israfı artık yalnızca bir tüketim alışkanlığı sorunu değil, talep baskısını artırarak fiyatları yukarı çeken doğrudan bir enflasyon dinamiğine dönüştü. Uzmanlar, belirsizlik, indirim psikolojisi ve plansız alışverişle büyüyen ihtiyaç fazlası satın alma davranışlarının hem hane bütçesini zayıflattığını hem de piyasa üzerinde görünmez bir maliyet oluşturarak enflasyonist baskıyı derinleştirdiğini vurguluyor. Talebi artıran psikolojik faktörler İstanbul Ticaret Üniversitesi İktisat Bölümü’nden Prof. Dr. Elçin Aykaç Alp, tüketicilerin çoğu zaman mevcut ihtiyaçlarına değil, geleceğe dair beklentilerine göre hareket ettiğini söyledi. Fiyat artışı beklentisinin ve kampanyaların yarattığı etkinin, talebin kısa sürede doğal seviyesinin üzerine çıkmasına yol açtığına dikkat çeken Prof. Dr. Alp, bu durumun hem ürün bulunurluğunu hem de fiyat dengesini bozarak ek bir enflasyonist baskı yarattığını vurguladı. Prof. Dr. Alp, satın alınan fakat tüketilmeyen gıdanın yalnızca bireysel bir kayıp olmadığını belirterek, “Tarladan sofraya kadar uzanan zincirdeki kayıpların maliyeti tüketiciye geri dönüyor. Tüketici sadece sepete koyduğu ürünü değil, kaybolan kısmın da bedelini ödüyor. Böylece israf, örtük bir maliyet yaratıyor” dedi. Kaygı rasyonellikten uzaklaştırıyor İstanbul Ticaret Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Yasemin Kuş ise özellikle belirsizlik dönemlerinde tüketicilerin kontrol hissini korumak için daha fazla ürün satın aldığını belirtti. Bu davranışın psikolojik bir savunma mekanizması olduğunu ifade eden Kuş, şunları söyledi: “İndirim ve fırsat algısı da rasyonel karar vermeyi zorlaştırıyor. Hedonik yani haz odaklı tüketim motivasyonu yüksek bireyler, çoğu zaman ‘indirim kaçırmama’ duygusuyla gereğinden fazla ürün satın alıyor. Bu durum hem ev içi israfı büyütüyor hem de toplam talebi yapay biçimde artırarak fiyatlar üzerinde baskı oluşturuyor.” ‘İndirim kaçırmama’ güdüsünün tüketicinin karar verme mekanizmasını rasyonel zeminden uzaklaştırdığını belirten Kuş, bunun gıda israfını doğrudan artırdığını söyledi. Bazı bireyler için alışverişin ürünün işlevinden çok haz, heyecan ve fırsat yakalama duygusu etrafında şekillendiğini ifade eden Kuş, bu hedonik tüketim motivasyonunun kişiyi kısa sürede tüketemeyeceği miktarda gıda almaya yönlendirdiğini kaydetti. Araştırmalarında duygusallığı yüksek bireylerde hedonik tüketimin daha güçlü olduğunu gözlemlediklerini dile getiren Kuş, “Bu kişiler kısa vadeli hazza odaklandıkları için uzun vadeli ihtiyaçlarını doğru tahmin edemezler” dedi. Kuş, hedonik motivasyonla yapılan alışverişlerde tüketicilerin ‘indirimli’, ‘fırsat’ ya da ‘evde bulunsun’ gerekçeleriyle gereğinden fazla ürün satın aldığını, fazla alınan ürünlerin evde doğru yönetilemediğinde hızla israfa dönüştüğünü belirtti. Kuş, Türkiye’deki yüksek gıda israfının önemli bir bölümünün arkasında da bu haz odaklı, plansız satın alma davranışının yer aldığını söyledi. İstanbul Ticaret Üniversitesi Psikoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Eda Nur Çapkan Altun da fazla satın alma davranışının temelinde ‘kaybetme korkusu’ bulunduğuna ve promosyonların beynin ödül sistemini harekete geçirerek anlık haz yarattığına dikkat çekti. Altun, tasarruf amacıyla yapılan stoklamanın, çoğu zaman bozulma kaynaklı israfa dönüştüğünü belirterek, “Nominal kazanç, reel kayba dönüştüğünde fiyatlar üzerindeki baskı daha da güçleniyor” dedi. Buzdolabı envanteri ve küçük ambalajlar Altun, farkındalık sonrasında dürtme temelli ve planlama odaklı adımların devreye girmesi gerektiğini de vurguladı. Süpermarketlerde küçük boy ambalajların göz hizasına yerleştirilmesi, buzdolabında ‘önce bunu tüket’ bölümü oluşturulması, son kullanma tarihi etiketlerinin daha anlaşılır hale getirilmesi, haftalık menü planlaması ve buna bağlı alışveriş listesi oluşturulması gibi uygulamaların etkili olabileceğini söyledi. Dijital araçlarla buzdolabı envanteri takibinin yaygınlaşmasının da yararlı olacağını belirten Altun, “Sosyal norm mesajlarının ve topluluk düzeyinde gıda paylaşım ağlarının hem israfı azaltabileceğini hem de sosyal bağları güçlendirebilir. Kalıcı değişim için tek tek müdahalelerin yeterli olmadığını, görselleştirme, planlama araçları, sosyal normlar ve çevresel düzenlemelerin bir arada kullanılması gerekiyor” dedi. Önce tüket bölümü olmalı Uzmanlara göre gıda israfıyla mücadelede ilk adım farkındalık yaratmak. Buzdolabında ‘önce tüket’ bölümü oluşturulması, küçük ambalajlı ürünlerin göz hizasına yerleştirilmesi, sadeleştirilmiş son kullanma tarihi etiketleri gibi dürtme temelli uygulamalar, tüketim davranışını olumlu yönde etkileyebilir. Dijital buzdolabı envanteri uygulamalarının yaygınlaşması ve mahalle ölçeğinde gıda paylaşım ağlarının güçlendirilmesi, hem israfı hem de ekonomik yükü azaltabilecek stratejiler arasında yer alıyor. Dünyada gıda kaybının boyutu * %13.2: Perakendeye ulaşmadan kaybolan gıda * %19: Hane, restoran ve perakende aşamalarında israf * 1.25 milyar ton: Perakende öncesi kayıp Kaynak: FAO, UNEP Tüketici davranışını tetikleyen unsurlar * Fiyat artışı beklentisi * Kıtlık ve kaybetme korkusu * ‘İndirim kaçırmama’ psikolojisi * Haz odaklı tüketim * Aile içi iletişim eksikliği * Plansız alışveriş Çözüm önerileri * Haftalık menü-alışveriş listesi * ‘Önce tüket’ düzeni * Küçük ambalajların teşviki * Son kullanma tarihi etiketlerinin sadeleştirilmesi * Dijital envanter uygulamaları * Gıda paylaşım ağları

Koçtaş mağazalarını bir bir kapatıyor Haber

Koçtaş mağazalarını bir bir kapatıyor

Koç Holding bünyesinde faaliyet gösteren Koçtaş, 2026’nın ilk üç ayında İzmir’de peş peşe mağaza kapatma kararı aldı. Kemalpaşa, Point Bornova, Karşıyaka Yeni Girne, Yelki ve Seferihisar Ürkmez şubelerinin kapanmasıyla birlikte şirketin kentteki mağaza sayısı ciddi oranda azaldı. Sektörde daralma Koçtaş’ı da etkiledi Yapı malzemeleri sektöründe son dönemde yaşanan ekonomik daralma ve art arda gelen konkordato haberleri, büyük zincirleri de etkisi altına aldı. Sektördeki bu küçülme dalgası, Türkiye genelinde geniş bir mağaza ağına sahip olan Koçtaş’ın da operasyonlarını gözden geçirmesine neden oldu. Tek Referans’ın aktardığına göre, Koçtaş yalnızca bu yılın ilk üç ayında İzmir’de 5 mağazasını kapatma kararı aldı. Şirket, geçtiğimiz yıl da Menderes, Buca İnönü, Karaburun, Buca ve Park Bornova şubelerini kapatmıştı. Böylece İzmir’de son iki yılda kapanan mağaza sayısı 10’a ulaştı. Mağaza sayısı 15’e geriledi Alınan kararlarla birlikte Koçtaş’ın İzmir’deki mağaza sayısı 15’e kadar düştü. Türkiye genelinde 53 ilde 350’den fazla mağazayla faaliyet gösteren şirketin, son dönemde daha küçük ölçekli “Koçtaş Fix” mağazalarına ve online satış kanallarına ağırlık verdiği dikkat çekiyor. İlk mağaza Bornova’da açılmıştı Koç Holding’in kurucusu Vehbi Koç tarafından 1955 yılında Koç Ticaret A.Ş. olarak temelleri atılan şirket, uzun yıllar toptancılık faaliyetleri yürüttü. Koçtaş, perakende alanındaki ilk büyük adımını ise 1996 yılında İzmir Bornova’da açtığı mağazayla attı. 2000 yılında İngiltere merkezli Kingfisher grubuna bağlı B&Q ile ortaklık kuran Koçtaş, son yıllarda stratejisini değiştirerek mahalle tipi mağazalar ve dijital satış kanallarına yönelmeye başladı.

Perakendenin yeni oyuncusu Haber

Perakendenin yeni oyuncusu

7/24 alışveriş ihtiyacının artması, personel maliyetlerinin yükselmesi ve hızlı, temassız satışa olan talebin güçlenmesiyle dünyada ve Türkiye’de istikrarlı şekilde büyümesini sürdüren vending sektörü, ATRAX 2026 kapsamında 15-17 Ocak tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde ziyaretçilerine kapılarını açıyor. Otomatik satış sistemleri, vending teknolojileri ve akıllı perakende çözümleri alanında sektörün buluşma noktası olan VENDIST, İstanbul’un jeostratejik avantajı sayesinde Avrupa, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Orta Asya’yı kapsayan geniş bir pazara doğrudan erişim sağlıyor. Otomatik satış sistemlerinin artık perakendenin geleceğini şekillendiren stratejik bir yatırım alanı haline geldiğini vurgulayan Tureks Uluslararası Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı ve Fuar Organizatörü Nergis Aslan, bu sistemler artık yalnızca pratik çözümler değil; temassız, veri odaklı ve sürdürülebilir perakende modellerinin temelini oluşturuyor” dedi. Hastaneler, eğitim kurumları, üretim tesisleri, alışveriş merkezleri ve ofisler gibi yoğun kullanım alanlarında kesintisiz hizmet sunan otomat makineleri; hız, erişilebilirlik ve pratiklik avantajlarıyla öne çıkıyor. Güvenilir yapıları ve kullanıcı dostu tasarımları sayesinde bu çözümler, modern yaşamın vazgeçilmez bir parçası hâline geldi. Para, kart ve temassız ödeme yöntemleriyle çalışan; yiyecek, içecek ve çeşitli ürünlerin insan müdahalesine gerek kalmadan sunulmasını sağlayan vending sektörü, dijital dönüşümle birlikte yeni bir boyut kazandı. Vending sistemleri, kahve ve içecek çözümleri, self-servis uygulamalar, temassız ödeme altyapıları ve akıllı perakende teknolojileriyle desteklenen bu ekosistem, perakende dünyasının geleceğinde önemli bir rol üstlendi. VENDIST’in, hızla büyüyen küresel otomatik perakende pazarını tek çatı altında topladığını belirten Aslan, “Akıllı vending makinelerinden self-servis çözümlere, dijital ödeme sistemlerinden yazılım ve IoT tabanlı teknolojilere kadar çok geniş bir ürün ve çözüm yelpazesi VENDIST’te sergilenecek. Avrupa’dan Orta Doğu’ya, Balkanlar’dan Körfez ülkelerine uzanan geniş bir coğrafyadan yatırımcılar, operatörler ve marka temsilcileri İstanbul’da buluşacak” dedi. Bu yıl VENDIST’in odağında akıllı perakende, verimlilik ve yeni nesil satış modelleri olduğunu vurgulayan Aslan, sözlerine şöyle devam etti: “Tüketici alışkanlıkları hızla değişiyor. 7/24 erişilebilirlik, temassız alışveriş, düşük operasyon maliyeti ve yüksek verimlilik artık vazgeçilmez. VENDIST, bu dönüşümü yönlendiren teknolojileri ve iş modellerini bir araya getirerek sektör profesyonellerine net bir gelecek perspektifi sunuyor. VENDIST’in yalnızca bir sergi alanı değil, aynı zamanda güçlü bir iş geliştirme ve etkileşim sunuyor. “VENDIST’te firmalar sadece ürünlerini sergilemiyor; aynı zamanda yeni pazarlara açılıyor, distribütörlük anlaşmaları yapıyor ve uluslararası iş birliklerinin temelini atıyor. Özellikle alışveriş merkezleri, ulaşım noktaları, hastaneler, kampüsler ve kamusal alanlara yönelik çözümler bu yıl yoğun ilgi görecek” açıklamasında bulundu. ATRAX Hakkında: 15–17 Ocak tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde 13. Kez düzenlenecek olan Uluslararası Eğlence, Park, Spor ve Rekreasyon Alanları Fuarı ATRAX 2026, yüksek yatırım potansiyeliyle küresel eğlence, atraksiyon ve rekreasyon sektörü için uluslararası bir iş platformu olmaya devam ediyor. Kentsel yaşam ve mutluluk odaklı vizyonuyla ATRAX, şehirlerin rekreasyon ihtiyaçlarına yönelik tesislerin yapımı ve sürdürülebilmesine dair tüm ürünleri, hizmetleri ve projeleri bir araya getiriyor. Bu alanlar arasında parklar, oyun alanları, eğlence ve aktivite alanları ile spor sahaları yer alıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.