SON DAKİKA
Hava Durumu

#Para Politikası

Ekometre - Para Politikası haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Para Politikası haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Mevduat ve kredi faizleri yükseldi Haber

Mevduat ve kredi faizleri yükseldi

Savaşın negatif etkilerini gidermek için Merkez Bankası’nın hamleleri mevduat ve kredi faizlerini yükseltti. 1 trilyon lirayı aşan likidite açığı bankacılık sektörünün mevduat faiz oranlarını yüzde 40’ın üzerine çıkarmasına neden olurken savaş boyunca mevduat faizinde artış 4 puanı buldu. ABD ve İsrail’in İran’a savaşının etkilerini azaltmak için Merkez Bankası’nın hamleleri mevduat ve kredi faizlerini yukarıya taşıdı. Merkez Bankası’nın fonlama faizini yüzde 40’a çıkarması ve piyasada likidite açığının 1 trilyon lirayı aşması mevduat faizlerini her büyüklükteki mevduata yüzde 40’ın üzerine çıkarırken ticari kredi faizleri de yüzde 50’nin üzerine çıktı. Bankacılık sektörü kaynakları hem likidite açığının zorlaması hem de TL mevduat payını tutturmak zorunda olunması nedeniyle bir süre daha yüksek mevduat faizi dönemi yaşanacağı görüşünde. Bir yabancı mevduat bankası mart başından mart sonuna mevduat faizini 4 puana yakın arttırdı ve yüzde 41’e çekti. Yeni mevduatını taşıyanlara ise bankalarda yüzde 45’e varan mevduat faiz oranları teklif ediliyor. Ekonomim'den Şebnem Turhan'ın haberine göre savaşın başlamasıyla birlikte Merkez Bankası öncelikle politika faizi üzerinden piyasayı fonladığı haftalık repo ihalelerine ara verdi ve böylece fonlama faizini faiz koridorunun üst sınırı yüzde 40’a çıkardı. 5 Mart’tan bu yana Merkez Bankası’nın ağırlıklı ortalama fonlama maliyeti yüzde 40 seviyesinde. Piyasadaki likidite fazlasını da bu adımlarla çeken Merkez Bankası’nın verilerine göre 30 Mart itibariyle piyasadaki likidite açığı 1 trilyon liranın üzerine çıktı. Bunun yanı sıra para arzını yavaşlatmak için Merkez Bankası deprem bölgesi ve ticari kredilerdeki zorunlu karşılık muafiyetlerini kaldırdı. Likidite sıkıntısı yaşayan bankalara ise bir rahatlatma hamlesi dün Merkez Bankası döviz karşılığı TL swap işlemlerine başladı, uzun süredir bu ihaleler düzenlenmiyordu. Mart boyunca hep yukarı Tüm bu hamleler ve mart ayı Para Politikası Kurulu toplantısının pas geçilmesi bankacılık sektöründe likidite yönetimini yeniden şekillendirmesine neden oldu. Mart başında ortalama yabancı mevduat bankasının 100 bin liralık mevduata 32 gün vadede yüzde 37 seviyelerinde olan TL mevduat faiz oranları ay içinde yükselerek yüzde 41’i geçti, 4 puanlık yükseliş yaşandı. Yerli bir mevduat bankasının da savaş öncesi 100 bin liralık mevduata 32 gün vadede yüzde 38 olan TL mevduat oranı bu hafta itibariyle yüzde 40,5’e çıktı. Yine 32 gün vadede 1 milyon lira üzeri mevduata yüzde 41,5 faiz öneren yerli mevduat bankası, vade günü 46’ya çıktığında mevduat faiz oranını yüzde 42’ye çıkardı. Savaş öncesi bu oranlar yüzde 30 seviyesindeydi. Bankanın TL mevduat faiz oranı mart boyunca 2.5-3 puan yükseldi. Bir yabancı mevduat bankası ise 32 gün vadede 100 bin liralık mevduata yüzde 43,5 faiz oranı önerdi. Bankaların kendi bankalarına yeni getirilen TL mevduata teklif edilen mevduat faiz oranları ise yüzde 45,5’e kadar yükseldi. Altına yönelik talep de var Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun günlük verileri TL mevduat oranının 26 Mart itibariyle yüzde 59,6 seviyesinde olduğunu gösteriyor. 19 Mart haftasında bu oran yüzde 59,3 seviyesinde bulunuyordu. Bankacılık sektörü kaynakları likidite sıkışıklığı nedeniyle TL mevduat faizlerinde yukarı yönlü ayarlama yapıldığını belirtirken Merkez Bankası’nın nisan ayı Para Politikası Kurulu toplantısında da sıkılığın korunacağı beklentisi olduğunu söyledi. Her ne kadar yurtiçi yerleşiklerin döviz talebinde hızlı bir yükseliş olmadığı Merkez Bankası haftalık verilerinden takip edilse de altın fiyatlarındaki aşağı yönlü hareket yurtiçi yerleşiklerin altın talebinde hareketlenme yarattı. Bankacılık sektörü kaynakları TL mevduattan ve para piyasası fonlarından çıkışın altına yöneldiği görüşünü dile getirdi. Merkez Bankası, döviz karşılığı TL swap işlemlerine başladı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), bankalara Türk lirası likidite yönetiminde esneklik sağlamak amacıyla döviz karşılığı türk lirası swap işlemlerine başladı. Bankalardan gelen talep üzerine başlayan uygulama ile hem kredi hem de faiz tarafındaki oynaklıkların önlenmesi hedefleniyor. 1 trilyon lirayı aşan likidite açığı göz önüne alındığında bankaların bu hamleyle likidite sıkıntısı yaşamasının da öne geçilmesi amaçlanıyor. Uzmanlar, adımın hem bankacılık sistemindeki Türk lirası likiditesinin desteklenmesi hem de döviz rezervlerinin güçlendirilmesi açısından önemli bir gelişme olarak değerlendirilebileceğini dile getirdi. TCMB’nin bu hamlesiyle, bankalardan döviz alınıp karşılığında TL verilmesi yoluyla piyasadaki likiditeyi artırmayı hedeflediğini ifade eden uzmanlar, bu işlemler sayesinde bankanın döviz rezervlerinde de artış sağlanabileceğine işaret etti. Uzmanlar, swap işlemlerinin yeniden devreye alınmasının özellikle kısa vadeli Türk lirası fonlama koşullarının sıkılaştığı dönemlerde önemli bir rahatlama sağlayabileceğine değinerek, bu çerçevede söz konusu adımın, para piyasalarında dengeleyici bir rol üstlenmesinin beklendiğini belirtti. Mart ayında döviz satışı 44.1 milyar dolara ulaştı Merkez Bankası geçen hafta 17.8 milyar dolar döviz satışı gerçekleştirdi. QNB ekonomistlerinin hesaplamalarına göre 27 Mart haftasında brüt döviz rezervinin 22 milyar dolar azalışla 155.5 milyar dolara, swap hariç net rezerv de 22.6 milyar dolar azalışla 20.4 milyar dolara indi. Mart ayındaki döviz satışı 44.1 milyar dolara ulaştı. QNB ekonomistleri geçen hafta içerisinde bankaların TCMB’de zorunlu karşılık ve teminat depo çerçevesinde tuttukları döviz miktarının 0.4 milyar dolar artmasının, brüt rezervi olumlu etkilediğini belirtirken bunu hariç tutan net rezervin ise 22.4 milyar dolar azalışla 35 milyar dolara indiğini hesapladı. QNB ekonomistlerinin hesaplamalarına göre net rezerv içinde değerlendirilen yurt içi bankalarla yapılan satım yönlü swap hacminin 27 Mart haftasında 0.2 milyar dolar azalması, net rezervi olumlu etkiledi. Altın fiyatlarının gerilemesinin ise net rezervde 4.3 milyar dolarlık azalışa yol açtı. Kamunun döviz mevduatı da incelenen hafta içerisinde 0.5 milyar dolar düştü. QNB ekonomistleri “Sonuç olarak, bu saydığımız işlemler net rezervin geçen hafta 4.6 milyar dolar gerilemesine neden olmuştur. Net rezervdeki değişimi dikkate aldığımızda, bunun dışında kalan işlemlerle toplamda 17.8 milyar dolar döviz satışı gerçekleştiğini hesaplıyoruz. Mart ayındaki döviz satışı 44.1 milyar dolara ulaştı” dedi.

Küresel piyasalarda savaşın faturası 14 trilyon dolar Haber

Küresel piyasalarda savaşın faturası 14 trilyon dolar

Orta Doğu’da bir ayı geride bırakan askeri gerilim, küresel hisse senedi piyasalarında yaklaşık 14 trilyon dolarlık değer kaybına yol açarken, borsaların toplam piyasa değeri 157,5 trilyon dolardan 143,5 trilyon dolara geriledi. ABD-İsrail'in İran'a karşı başlattığı saldırılar ve ardından Tahran yönetiminin misillemeleri sonrası bölgesel bir gerginliğe dönüşen çatışmalar 1 ayı geride bıraktı. ABD ile İsrail'in İran'a yönelik saldırılarıyla başlayan ve İran'ın misillemeleriyle tırmanan Orta Doğu'daki gerilimlerde ilk ay geride kalırken çatışmaların piyasalarda oluşturduğu tahribat dikkat çekici boyutlara ulaştı. Savaşın başladığı 28 Şubat'tan itibaren geçen bir ayda, küresel borsaların 157,5 trilyon dolar olan toplam piyasa değeri 30 Mart itibarıyla 143,5 trilyon dolara indi. Bu dönemde piyasalardaki değer kaybı yaklaşık 14 trilyon dolar olarak hesaplandı. Söz konusu kayıp, Almanya, Japonya, İngiltere ve Fransa gibi birçok gelişmiş ülkenin yıllık Gayri Safi Yurt İçi Hasılasını (GSYH) geride bıraktı. En fazla Güney Kore borsası geriledi Bu dönemde Amerika, Avrupa ve Asya'daki en çok takip edilen ülke endekslerinin tamamı negatif seyrederken, en fazla gerileyen borsa yüzde 16,8 ile Güney Kore'de Kospi endeksi oldu. Analistler, Temmuz 2025’ten bu yana yükseliş trendinde olan Kospi endeksindeki geri çekilmelerde, dünya genelinde artan risk algısına ek olarak yatırımcıların kar realizasyonu isteğinin de etkili olduğunu belirtti. Bu endeksi, yüzde 12 kayıpla Japonya'da Nikkei 225, yüzde 10,7 düşüşle Almanya'da DAX 40 endeksi, yüzde 9,4 azalışla Fransa'da CAC 40 endeksi, yüzde 7,6 değer kaybıyla İspanya'da IBEX 35 endeksi, yüzde 7,2 geri çekilmeyle İtalya'da FTSE MIB 30 endeksi ve FTSE 100 endeksi izledi. Bu dönemde Çin'de Şanghay bileşik endeksi yüzde 6, Hong Kong'da Hang Seng endeksi yüzde 7,4 geriledi. ABD'de New York borsasında da büyük kayıplar görüldü. Savaşın başından beri S&P 500 endeksi yüzde 7,7, Nasdaq endeksi yüzde 8,2 ve Dow Jones endeksi yüzde 7,6 değer kaybetti. Söz konusu gelişmelerle piyasalarda "korku endeksi" olarak bilinen ve S&P 500'deki dalgalanmayı gösteren VIX Endeksi, bu periyotta yaklaşık yüzde 46'lık artışla 31,3 seviyesine çıktı. Merkez Bankalarına yönelik "Şahinleşen" beklentiler tahvil piyasalarını sarstı Savaş süresinde ABD ve İran tarafından savaşın seyrine ilişkin gelen çelişkili mesajlar, piyasalarda risk algısının yüksek kalmasına neden oldu. Gelişmelere ilişkin olumlu ve olumsuz haberler piyasalarda dalgalanmaları beraberinde getirirken, petrol fiyatlarındaki artışın devam etmesi, küresel çapta enflasyon endişelerinin sürmesine yol açtı. Enerji fiyatlarındaki yükselişin küresel enflasyonla mücadeleyi zorlaştırabileceğine ilişkin görüşler öne çıkıyor. Başta Fed olmak üzere önemli merkez bankalarının para politikalarında beklenen gevşeme sürecini öteleyebileceği değerlendiriliyor. Piyasa fiyatlamalarında Fed başta olmak üzere önemli merkez bankalarına yönelik daha önceki "güvercin" beklentiler, yerini "şahin" adımlara bıraktı. Para piyasalarında, bankanın bu yıl politika faizini sabit tutması güçlü şekilde fiyatlanırken olası faiz artırımı senaryoları hala masada kalmayı sürdürüyor. Özellikle son dönemde açıklanan makroekonomik verilerin enflasyonda katılığa işaret etmesi ve jeopolitik risklerin enerji fiyatları üzerinden ek baskı yaratması, piyasalarda faiz indirim beklentilerinin zayıflamasına neden oldu. Bu gelişmeler ışığında dünya genelinde devam eden enflasyon endişeleri küresel tahvil piyasalarını da sarstı. ABD, Avrupa ve Asya tarafında ülke tahvil piyasaları satış baskısı altında kalırken, ABD 10 yıllık tahvil faizi 27 Mart'ta yüzde 4,4870 seviyesine çıkarak Temmuz 2025'ten bu yana en yüksek seviyesini test etti. Avrupa'da tahvil faizleri son 18 yılın zirvelerinde Avrupa'da artan enerji maliyetlerinin enflasyonist baskıları güçlendireceğine yönelik endişelerle, para piyasalarında Avrupa Merkez Bankasının (ECB) yıl sonuna kadar 3 faiz artırımına gidebileceği fiyatlanmaya başlandı. Devam eden enflasyon kaygıları bölge tahvillerinde satış baskısının sürmesine neden oldu. Bu süreçte Almanya'nın 10 yıllık tahvil faizi yüzde 3,09 ile, Haziran 2011'den, Fransa'nın 10 yıllık tahvil faizi yüzde 3,83 ile Haziran 2009'dan, İngiltere'nin 10 yıllık tahvil faizi de yüzde 4,99 ile Temmuz 2008'den bu tarafa en yüksek seviyesini gördü. Asya'da Çin tahvilleri ayrıştı Asya tarafında enflasyonist baskıların sürdüğü Japonya'da, para politikasının sıkılaşabileceği tahminleri öne çıkıyor. Piyasalarda Japonya Merkez Bankasının (BoJ) nisan ayında faiz artırımına gidebileceği öngörüleri yüzde 70 ihtimalle fiyatlanıyor. Bu süreçte Japonya'nın 10 yıllık tahvil faizi yüzde 2,39'le 1999'dan bu yana en yüksek seviyeyi görürken, Çin'in 10 yıllık tahvil faizleri ise çatışmaların başından itibaren yüzde 1,80 ile yatay seviyesini korudu. Analistler, bu süreçte Çin tahvillerinin ise deflasyon risklerinden dolayı Çin Merkez Bankasının (PBoC) para politikasında sıkılaşmaya gidemeyeceği düşüncesiyle bu ülkelerden ayrıştığını belirtti. FED Başkanı Powell "Temkinli duruş" mesajları verdi ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell dün, Harvard Üniversitesinde "İktisadın İlkeleri" dersinde konuşma yaptığı konuşmada, Orta Doğu'da yaşanan gelişmelerin benzin fiyatlarını etkileyeceğini belirterek, "Ancak politikalarımızın, gelişmelerin seyrini bekleyip görmek için uygun bir konumda olduğunu düşünüyoruz." dedi. Powell, para politikası araçlarının, talep üzerinde etkisi olduğunu ve arz şoklarıyla karşılaşıldığında kısa vadede kayda değer bir etkisi bulunmadığını belirtti. Bir arz şoku meydana geldiğinde, "Buna bir tepki verilmeli mi?" sorusunun gündeme geldiğine işaret eden Powell, enerji şoklarının genellikle oldukça hızlı şekilde ortaya çıkıp kaybolma eğiliminde olduğunu, para politikasının ise uzun ve değişken gecikmelerle işlediğini vurguladı. Powell, para politikasının etkileri hissedilmeye başladığında, petrol fiyatlarındaki şokun muhtemelen çoktan geride kalacağına değinerek, arz şoklarının art arda yaşanmasının zamanla enflasyon beklentilerinin yükselmesine yol açabileceğinin altını çizdi. Bu gelişmelere paralel olarak ABD-İran hattındaki gelişmeler ve bunların küresel ekonomiye olası etkilerinin nisan ayında da piyasalarda ana gündem maddesi olması bekleniyor.

Piyasaların gözü Fed kararında Haber

Piyasaların gözü Fed kararında

Yatırımcılar, Fed’in faiz kararının yanı sıra yayımlanacak "nokta grafiği" ve ekonomik projeksiyonlar üzerinden para politikasının gelecek dönem rotasına dair ipuçlarını takip edecek. Küresel piyasalar jeopolitik risklerin gölgesinde Fed'in para politikası kararlarına odaklandı. Fed'in politika faizini sabit bırakmasına kesin gözüyle bakılırken, Fed Başkanı Powell'ın sözle yönlendirmeleri ve bankanın ekonomiye dair projeksiyonları yakından takip edilecek. Küresel piyasalarda, Ortadoğu'da gerilimin yakın zamanda sona erebileceğine yönelik iyimserliğin etkisiyle toparlanma eğilimi sürerken, bugün ABD Merkez Bankası'nın (Fed) para politikası kararları ve Fed Başkanı Jerome Powell'ın sözle yönlendirmeleri yatırımcıların odağına yerleşti. ABD ve İsrail’in İran'a yönelik saldırıları ve İran'dan gelen misillemelerle Ortadoğu'da tırmanan gerilim, başta petrol arzı olmak üzere küresel ekonomi açısından önemli bir risk unsuru olmayı sürdürüyor. Bölgedeki gerginliklerin kısa sürede sona ereceğine dair iyimserliklerin öne çıkmaya başlamasına karşın, çatışmaların uzun vadede ekonomiler üzerindeki olası etkilerinin boyutu ise belirsizliğini koruyor. Çatışmalarda bazı petrol tesislerinin hedef alınması ve petrol sevkiyatı açısından kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı'nda deniz trafiğinin yavaşlaması, enerji maliyetlerini artırarak küresel enflasyon risklerini yukarı yönlü besliyor. FED'İN SABİT BIRAKMASI KESİN GİBİ: GÖZLER POWELL'IN MESAJLARINDA Enflasyon risklerindeki artış, merkez bankalarının politikalarına ilişkin beklenti oluşumunu zorlaştırırken, gözler Fed'in bu akşam alacağı para politikası kararlarına çevrildi. Para piyasalarındaki fiyatlamalarda, Fed'in politika faizini sabit bırakmasına kesin gözüyle bakılırken, karar sonrası Fed Başkanı Powell'ın sözle yönlendirmeleri ve bankanın ekonomiye dair projeksiyonları yatırımcılar tarafından yakından takip edilecek. Buna ek olarak faiz kararının ardından yayımlanacak "nokta grafiği"nin gelecekte politika adımlarının yönü ve zamanlamasına ilişkin önemli ipuçları sunması bekleniyor. Fed mart ayı faiz kararını Türkiye saati ile 21.00'de kamuoyuna duyuracak.

Powell: Faiz indirimini veriler belirleyecek Haber

Powell: Faiz indirimini veriler belirleyecek

ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell, Jackson Hole Ekonomi Politikası Sempozyumu’nda yaptığı açıklamada, "Para politikası için ayarlama zamanı geldi. Önümüzdeki veriler faiz indirimin hızını ve miktarını belirleyecek." dedi. Toplantıda konuşma yapan ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell şu ifadeleri kullandı: “Para politikası için ayarlama zamanı geldi. Koşullar biraz daha sıkılaşmış durumda. İstihdam piyasasındaki yavaşlama normalleşmeyi gösteriyor. Şu anki faiz seviyesi bize yeteri kadar alanı sağlıyor. İstihdam piyasasında daha büyük bir yavaşlama beklemiyoruz. Önümüzdeki veriler faiz indirimin hızını ve miktarını belirleyecek. Enflasyon önemli ölçüde düştü, artık hedefe çok daha yakınız. Enflasyon beklentileri çıpalanmış durumda, istihdam piyasasında çok fazla bozulma olmayacak. Dezenflasyon süreci sadece enflasyon beklentilerinin çıpalanmasıyla gerçekleşebilir. Talebin tekrardan mallardan hizmet tarafına geldiğini gözlemledik. Şu anda çekirdek enflasyon oranlarına baktığımız zaman 2021’in Nisan ayından Eylül ayına kadar adım adım çekilme olduğunu gözlemledik. Sonrasında yılın ortasında sözel yönlendirmemiz çerçevesinde aşağı geldi. 2022’nin başında manşet enflasyon yüzde 6’nın, çekirdek enflasyon yüzde 5’in üzerindeydi. Tedarik zinciri sıkıntıları oldu. Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı enerji fiyatlarını yükseltti. Çin’deki hala kısıtlamaların olması enflasyonda yükseliş getirdi. Tedarik zincirindeki dar boğazlar ve enerji fiyatlarındaki yükseliş; bunların hepsi 1970’lerden beri görülmemiş şekilde enflasyonu tetikleyici bir rol oynadı. 2 yıl önce enflasyonla mücadele işsizliği artırabilir demiştik. Ayrıca bunun bir noktada resesyona sebep olabileceğini dile getirmiştik. FMOC burada kendi görevlerinden ödün vermedi. Temmuz itibarıyla enflasyon tepe noktasına ulaştı ve işsizlik seviyesinde de karşımıza tarihi düşük seviyelerdeyiz.”

TC Merkez Bankası Faizi sabit tuttu Haber

TC Merkez Bankası Faizi sabit tuttu

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, faiz kararını açıkladı. "Enflasyonda belirgin bir bozulma öngörülürse para politikası sıkılaştırılacak" Merkez Bankası tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: Aylık enflasyonun ana eğilimindeki zayıflama mayıs ayında geçici bir kesintiye uğramıştır. Yakın döneme ilişkin göstergeler yurt içi talebin, halen enflasyonist düzeyde olmakla birlikte, yavaşladığını teyit etmektedir. Hizmet enflasyonundaki yüksek seyir ve katılık, enflasyon beklentileri, jeopolitik riskler ve gıda fiyatları enflasyonist baskıları canlı tutmaktadır. Kurul, enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışlarının öngörüler ile uyumunu yakından takip etmektedir. Parasal sıkılaştırmanın krediler ve iç talep üzerindeki etkileri yakından izlenmektedir. Kurul, parasal sıkılaştırmanın gecikmeli etkilerini de göz önünde bulundurarak politika faizinin sabit tutulmasına karar vermekle birlikte, enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruşunu yinelemiştir. Aylık enflasyonun ana eğiliminde belirgin ve kalıcı bir düşüş sağlanana ve enflasyon beklentileri öngörülen tahmin aralığına yakınsayana kadar sıkı para politikası duruşu sürdürülecektir. Enflasyonda belirgin ve kalıcı bir bozulma öngörülmesi durumunda ise para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır. Para politikasındaki kararlı duruş; yurt içi talepte dengelenme, Türk lirasında reel değerlenme ve enflasyon beklentilerinde düzelme vasıtası ile aylık enflasyonun ana eğilimini düşürecek ve dezenflasyon yılın ikinci yarısında tesis edilecektir. Kredi ve mevduat piyasalarında öngörülenin dışında gelişmeler olması durumunda parasal aktarım mekanizması ilave makroihtiyati adımlarla desteklenecektir. Likidite gelişmeleri yakından izlenmektedir. Sterilizasyon araçları, gerektiğinde çeşitlendirilerek etkin şekilde kullanılacaktır. Kurul, politika kararlarını parasal sıkılaştırmanın gecikmeli etkilerini de dikkate alarak, enflasyonun ana eğilimini geriletecek ve enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirleyecektir. Enflasyon ve enflasyonun ana eğilimine ilişkin göstergeler yakından takip edilecek ve Kurul, fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda elindeki tüm araçları kararlılıkla kullanacaktır. Kurul, kararlarını öngörülebilir, veri odaklı ve şeffaf bir çerçevede alacaktır. Para Politikası Kurulu Toplantı Özeti beş iş günü içinde yayımlanacaktır."

Para politikasında sıkılaşmaya giden merkez bankaları Haber

Para politikasında sıkılaşmaya giden merkez bankaları

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası da son toplantısında faiz yükselterek parasal sıkılaşmada diğer ülkelere katıldı. ABD, Avrupa, Kanada ve Avustralya'nın da aralarında bulunduğu 10 büyük merkez bankası, son bir yıldaki toplantılarının yüzde 86'sında yüksek kalmaya devam eden enflasyona karşı faiz artırdı. Enflasyonun merkez bankalarının hedeflerinin üzerinde ve ısrarcı kalmaya devam etmesi, art arda faiz artış kararlarını getiriyor. TCMB’den parasal sıkılaşma adımı Merkez bankaları, enflasyon hedefine ulaşana kadar sıkılaştırma adımlarının süreceğinin sinyalini veriyor. Para politikasında sıkılaşmaya giden merkez bankaları arasına Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası da (TCMB) katıldı. TCMB, enflasyon görünümünde belirgin iyileşme sağlanana kadar parasal sıkılaştırma döngüsünün süreceğine işaret etti. TCMB, geçen ayki toplantısında, politika faizini 650 baz puan yükselterek parasal sıkılaştırma döngüsünü başlattı ve bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 8,5'ten yüzde 15'e çıkardı. Küresel ekonomi üzerinde baskı unsuru olmaya devam eden yüksek enflasyon karşısında aralarında ABD, Avrupa, Kanada ve Avustralya'nın da bulunduğu 10 büyük merkez bankası, son bir yıldaki 77 toplantısının 66'sında politika faizini yükseltti, 11 toplantıda ise sabit tuttu. ABD ABD Merkez Bankası (Fed), geçen yıl mart ayında başladığı sıkılaştırma adımlarına bu yıl da devam etti. Temmuz 2022'den bu yana gerçekleştirdiği 8 toplantısının 7'sinde faiz artıran Fed, haziran toplantısında ise gelecek verileri ve bunların para politikası üzerindeki etkilerini değerlendirmek için politika faizini yüzde 5-5,25 aralığında sabit bıraktı. Öte yandan, Fed Başkanı Jerome Powell, para politikasına yönelik konuşmalarında, enflasyonu zamanla yüzde 2 hedefine düşürmek için bu yıl bazı ek faiz artışları yapılabileceğinin sinyalini verdi. AVRUPA MERKEZ BANKASI Avrupa Merkez Bankası (ECB), son bir yılda aldığı 8. faiz artırımı kararıyla Avro Bölgesi'nde mayısta yüzde 6,1 olan enflasyonun daha da artmasına tepki verirken, gelecekte daha fazla politika sıkılaştırmasının olabileceğine işaret etti. Hazirandaki son toplantısında politika faizini 25 baz puan yükselten ECB, mevduat faizini yüzde 3,50'ye, refinansman faizini yüzde 4'e ve marjinal fonlama faizini de yüzde 4,25'e çıkardı. Böylece ECB, geçen yıl temmuzdan bu yana yaptığı toplantıların tamamında politika faizini artırmış oldu. İNGİLTERE İngiltere Merkez Bankası (BoE), geçen ay gerçekleştirdiği toplantısında, politika faizini 50 baz puan artırarak yüzde 4,50'den yüzde 5'e yükseltirken, Aralık 2021'den itibaren uyguladığı sıkılaşma adımlarına devam etti. Son bir yılda da 8 toplantısının tümünde faiz artıran BoE, enflasyonist baskıların ısrarcı kalmaya devam etmesi durumunda para politikasında daha fazla sıkılaşma gerekeceğini belirtti. KANADA Kanada Merkez Bankası, haziran ayındaki toplantısında, politika faizini 25 baz puan artırarak son 22 yılın en yüksek seviyesi olan yüzde 4,75'e çıkardı. Banka, böylelikle geçen yıl temmuzdan bu yana gerçekleştirdiği 8 toplantının 6'sında politika faizini yükseltmiş oldu. İSVİÇRE İsviçre Merkez Bankası (SNB), Eylül 2022'deki toplantısında politika faizini 75 baz puan artırarak yüzde 0,50'ye çıkarırken, 8 yıldır süren negatif faiz dönemine son vermişti. Geçen ay da enflasyonist baskının yeniden arttığını vurgulayarak politika faizini 25 baz puan artışla yüzde 1,75'e çıkaran SNB, son bir yılda gerçekleştirdiği 4 toplantıda da politika faizini yükseltmiş oldu. NORVEÇ Norveç Merkez Bankası, geçen yıl temmuzdan beri politika faizi oranında 7 kez artışa giderken, faizi bir kez sabit tuttu. Banka, geçen yıl temmuzda yüzde 1,25 seviyesinde bulunan politika faiz oranını, geçen ayki son toplantısında da 50 baz puan artırarak yüzde 3,75 seviyesine çıkardı. HİNDİSTAN Hindistan Merkez Bankası (RBI), son bir yılda düzenlediği 6 toplantının 4'ünde faiz oranlarını yükseltirken, bu yıl nisan ve haziran aylarındaki son iki toplantısında politika faizini yüzde 6,50'de sabit bıraktı. RBI, geçen yıl ağustos, eylül ve aralık ayları ile bu yılın şubat ayında gerçekleştirdiği toplantılarda politika faizinde artış kararı verdi. AVUSTRALYA Avustralya Merkez Bankası (RBA), geçen ayki toplantısında politika faizini 25 baz puan artırarak yüzde 4,10'a yükseltmesinin ardından bu ayki toplantısında faizi sabit bıraktı. Böylelikle geçen yıl temmuzdan beri 12 toplantı gerçekleştiren RBA, bunların 10'unda politika faizini yükseltti. YENİ ZELANDA Yeni Zelanda Merkez Bankası (RBNZ) son bir yıldaki 7 toplantısının tamamında faiz artışına gitti. RBNZ, mayıstaki son toplantısında, politika faizini 25 baz puan artırarak yüzde 5,50 seviyesine çıkarmıştı. Banka, politika metninde faiz artışlarının sonuna gelindiği mesajını vermişti. GÜNEY KORE Güney Kore Merkez Bankası, geçen yıl temmuzdan itibaren düzenlediği 8 toplantının 5'inde faizi artırdı. Banka, son olarak Ocak 2023'teki toplantısında, faizi 25 baz puan artırarak yüzde 3,50'ye çıkarmasının ardından şubat, nisan ve mayıstaki toplantılarında faiz oranını sabit tuttu. ÇİN VE JAPONYA Çin ve Japonya merkez bankaları ise para politikasında diğer büyük bankalardan ayrışıyor. Çin Merkez Bankası, son bir yılda politika faizinde iki kez indirime giderken, Japonya eksi yüzde 0,10 ile ultra gevşek para politikasını sürdürüyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.