SON DAKİKA
Hava Durumu

#Para Politikası

Ekometre - Para Politikası haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Para Politikası haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Fed kararı öncesi altın geriledi Haber

Fed kararı öncesi altın geriledi

Ons altın 4.030 dolar civarına gerilerken piyasaların odağı Fed’in faiz kararına çevrildi. Analistler, aralık ayında faiz artırımı sinyalinin güçlenmesi halinde altındaki satış baskısının artabileceğine dikkat çekiyor. Altın fiyatları, ABD Merkez Bankasının (Fed) faiz kararı öncesinde yeniden düşüşe geçti. Gram altın günün ilk bölümünde 6.522 TL’yi gördükten sonra gerileyerek 6.456 TL seviyesinde işlem gördü. Gün içindeki en düşük seviye ise 6.444 TL olarak kaydedildi. Ons altın da 4.070 dolara kadar yükseldikten sonra yönünü aşağı çevirdi ve 4.030 dolar civarına çekildi. Doların güçlenmesi ve ABD tahvil faizlerinin yüksek seyretmesi, faiz getirisi bulunmayan altın üzerindeki baskıyı artıran unsurlar arasında yer alıyor. İç piyasada gram altının yönünü belirleyen unsurlar arasında ons altının yanı sıra dolar/TL kuru ve fiziki piyasadaki alış-satış farkları da bulunuyor. Altın fiyatları neden düşüyor? Altındaki geri çekilmede ABD ekonomisinin dirençli görünümü, enflasyonun hedef seviyenin üzerinde seyretmesi ve Fed’in aralık ayında yeniden faiz artırabileceği beklentisi etkili oluyor. ABD’de eylül ayında dayanıklı mal siparişleri yüzde 1,8 arttı. Ulaşım hariç siparişlerde yüzde 0,5 yükseliş kaydedilirken uçak hariç savunma dışı sermaye malları siparişleri de yüzde 0,5 arttı. Tüketici güven endeksi ekimde 91,7’ye yükselerek piyasa beklentilerini aştı. Mevcut durum endeksi 120,4, beklentiler endeksi ise 72,6 oldu. Eylül ayında yeni konut satışları yıllıklandırılmış 676 bin seviyesinde gerçekleşti. Bu rakam, yaklaşık 650 bin olan piyasa beklentisinin üzerinde kaldı. Richmond Fed imalat endeksi ise eksi 2 olarak açıklandı. ABD’de eylül ayı tüketici enflasyonunun aylık yüzde 0,6, yıllık yüzde 3,7 artması da fiyat baskılarının sürdüğüne işaret etti. Bu görünüm, Fed’in faizleri yüksek tutabileceği veya ilerleyen dönemde yeniden sıkılaştırmaya gidebileceği beklentilerini canlı tutuyor. Fed faiz kararı saat kaçta açıklanacak? Fed’in faiz kararı bugün saat 21.00’de açıklanacak. Fed Başkanı Kevin Warsh’ın basın toplantısının ise saat 21.30’da başlaması bekleniyor. Piyasalardaki temel beklenti, politika faizinin yüzde 3,75-4,00 aralığında sabit tutulması yönünde. Vadeli piyasa fiyatlamaları da faiz değişikliği yapılmaması olasılığının yüzde 90’ın üzerinde olduğuna işaret ediyor. Bununla birlikte yatırımcıların asıl odağı, kararın kendisinden çok Fed’in aralık ayına ilişkin vereceği mesajlar olacak. Aralık ayında faiz artırımı gündeme gelebilir BBVA Research, Fed’in ekim ayında faizleri sabit tutmasını ancak karar metninde şahin bir iletişim benimsemesini bekliyor. Kuruma göre enflasyonun yüksek seyretmesi, aralık ayında yeni bir faiz artırımını gündemde tutabilir. Morgan Stanley Baş ABD Ekonomisti Michael Gapen de Fed’in ekimde bekleyeceği, ancak daha sonraki bir toplantıda faiz artırımı ihtimalinin devam edeceği görüşünde. Gapen, ABD ekonomisinin ilave sıkılaştırmayı kaldırabilecek güçte olduğuna dikkat çekiyor. Goldman Sachs emtia stratejisti Daan Struyven’in değerlendirmesinde de aralık ayı öne çıkıyor. Bankanın temel senaryosuna göre Fed, aralık ayında son bir faiz artırımına gidebilir ve ardından sıkılaştırma döngüsünü tamamlayabilir. Yüksek faizler kısa vadede altını baskılayabilecek olsa da faiz artışlarının bir bölümünün fiyatlara yansımış olması ve merkez bankalarının altın alımlarını sürdürmesi, orta vadeli görünümü destekleyen unsurlar arasında gösteriliyor. UBS ve Standard Chartered hangi seviyelere dikkat çekiyor? UBS, ons altında 4.000 dolar seviyesini yakından izliyor. Banka stratejisti Giovanni Staunovo, fiyatların kısa vadede bu desteği yeniden test edebileceğini, ancak yapısal alıcıların devreye girerek bu bölgede taban oluşumuna katkı sağlayabileceğini değerlendiriyor. Merkez bankalarının rezervlerini çeşitlendirmesi, kamu borçlarına ilişkin endişeler ve Çin kaynaklı talep, UBS’ye göre altının uzun vadeli yatırım gerekçelerini destekliyor. Standard Chartered Küresel Emtia Araştırmaları Başkanı Suki Cooper ise daha temkinli bir görünüm çiziyor. Cooper, altının mevcut seviyelerde kalıcı bir taban oluşturması gerektiğini belirterek 3.886 dolar seviyesinin aşağı kırılması durumunda düzeltmenin derinleşebileceği uyarısında bulunuyor. Kısa vadede fiyatların yatay bir seyir izleyebileceği değerlendirilirken Çin, Hindistan ve merkez bankalarından gelen talebin uzun vadeli görünümü destekleyebileceği belirtiliyor. 30 analistin altın tahmini yükseldi 27 Ekim’de yayımlanan ve 30 analist ile traderın katıldığı piyasa araştırmasına göre, 2026 yılı için ortalama ons altın tahmini 4.495 dolar oldu. 2027 yılı ortalama tahmini ise önceki anketteki 4.610 dolardan 4.650 dolara yükseldi. Tahminler, kısa vadede faiz ve dolar kaynaklı baskılara rağmen gelecek yıl için toparlanma beklentisinin korunduğunu gösteriyor. Fed faizi sabit tutarsa altın yükselir mi? Fed’in faizleri sabit tutması büyük ölçüde fiyatlandığı için altının yönü, yalnızca kararın kendisine değil, açıklama metnine ve basın toplantısındaki mesajlara bağlı olacak. Fed aralık ayında faiz artırımı ihtimalini güçlü biçimde vurgularsa ABD tahvil faizleri ve dolar yükselebilir. Böyle bir senaryoda ons altında 4.000 dolar çevresindeki desteğin yeniden test edilmesi gündeme gelebilir. Buna karşılık Fed daha temkinli bir dil kullanır ve yeni bir faiz artırımına ilişkin net sinyal vermezse piyasanın aralık beklentisi zayıflayabilir. Tahvil faizlerinin gerilemesi ve doların değer kaybetmesi, altın fiyatlarına destek sağlayabilir. Fed faiz indirirse altın ne olur? Faiz indirimi, diğer koşullar aynı kaldığında altın için destekleyici kabul ediliyor. Faizlerin düşmesi, yatırımcının faiz getirisi bulunmayan altını elde tutmasının fırsat maliyetini azaltabiliyor. Doların ve reel tahvil getirilerinin gerilemesi de ons altının yükselişini destekleyebiliyor. Ancak mevcut toplantıda faiz indirimi piyasanın temel beklentisi değil. Bu nedenle altının yönü açısından Fed’in gelecekteki para politikası ve aralık ayına ilişkin vereceği mesajlar belirleyici olacak. 28 Ekim 2026 güncel altın fiyatları Altın türü Son fiyat Değişim Alış Satış Ons altın 4.034,53 dolar -%0,63 4.034,25 dolar 4.034,82 dolar Gram altın 6.464,41 TL -%0,55 6.462,71 TL 6.463,63 TL Gram altın serbest/spot 6.457,87 TL +%0,61 6.451,57 TL 6.457,87 TL Çeyrek altın 10.558,61 TL +%0,61 10.322,50 TL 10.558,61 TL Yarım altın 21.117,23 TL +%0,61 20.580,49 TL 21.117,23 TL Tam altın 42.105,30 TL +%0,61 41.290,02 TL 42.105,30 TL Cumhuriyet altını 43.434,00 TL +%0,60 42.792,00 TL 43.434,00 TL Ata altın 43.655,19 TL +%0,61 42.580,33 TL 43.655,19 TL 24 ayar has altın 6.419,22 TL -%0,09 6.322,93 TL 6.592,54 TL Has altın (0,995) 6.431,31 TL -%0,57 6.430,40 TL 6.431,31 TL 22 ayar bilezik 5.889,58 TL +%0,61 5.883,83 TL 5.889,58 TL Altın fiyatları farklı piyasa ve veri sağlayıcılarında değişiklik gösterebildiğinden, güncel alış-satış fiyatları işlem yapılacak piyasadan ayrıca kontrol edilmelidir.

Fed faiz artıracak mı? Haber

Fed faiz artıracak mı?

Ankete katılan 100 ekonomistin 94’ü faiz değişikliği öngörmezken katılımcıların tamamı aralık ayında yeni bir faiz artışı yapılacağını tahmin ediyor. ABD Merkez Bankasının 27-28 Ekim tarihlerinde gerçekleştireceği para politikası toplantısı öncesinde ekonomistlerin faiz beklentileri netleşti. 16-20 Ekim tarihlerinde yapılan ankete göre piyasanın ana senaryosu ekim ayında faizlerin sabit tutulması, aralık toplantısında ise yeni bir artışa gidilmesi yönünde şekillendi. Ekim toplantısında sabit faiz beklentisi Ankete katılan 100 ekonomistin 94’ü Fed’in ekim toplantısında politika faizini değiştirmeyeceğini öngörüyor. Ekonomistlerin tahminlerine göre faiz oranı yüzde 3,75-4,00 aralığında korunacak. Fed, eylül toplantısında politika faizini oybirliğiyle 25 baz puan artırmıştı. Son ankette ekim ayında yeni bir artış beklentisinin sınırlı kalması, piyasaların mevcut faiz aralığının korunacağı görüşünde yoğunlaştığını gösteriyor. Aralık ayında faiz artışı beklentisi güçlendi Anketin en dikkat çekici sonucu, aralık ayına ilişkin tahminlerde ortaya çıktı. Katılımcıların tamamı, Fed’in 8-9 Aralık tarihlerinde gerçekleştireceği toplantıda faiz artırmasını bekliyor. Eylül ayında yapılan ankette aralıkta faiz artışı bekleyen ekonomistlerin oranı yarının altındaydı. Son sonuçlar, yalnızca bir ay içinde yılın son toplantısına yönelik faiz artışı beklentisinin belirgin biçimde güçlendiğine işaret ediyor. Zirve faiz beklentisi yüzde 4,00-4,25 aralığında Ankete katılan ekonomistlerin yaklaşık yüzde 60’ı, Fed politika faizinin yüzde 4,00-4,25 aralığında zirveye ulaşacağını tahmin ediyor. İlave faiz artışlarının sayısına ilişkin beklentiler de yukarı yönlü değişti. Ankete katılan 92 ekonomistin 38’i, Fed’in en az iki ek faiz artışı yapmasını bekliyor. Eylül ayındaki ankette bu görüşü paylaşanların oranı yaklaşık beşte bir düzeyindeydi. Morgan Stanley’den ilave artış uyarısı Morgan Stanley ABD Başekonomisti Michael Gapen, risklerin Fed’in beklenenden daha fazla faiz artırmak zorunda kalabileceği yönünde olduğunu belirtti. Gapen’in değerlendirmesi, para politikasında ek sıkılaşma ihtimalinin gündemden çıkmadığını gösteriyor. Mizuho’dan ekim toplantısına eleştiri Mizuho Securities Kıdemli ABD Ekonomisti Alex Pelle ise Fed’in ekim ayında faiz artırmamasını yanlış bir politika tercihi olarak değerlendirdi. Aralık ayında 25 baz puanlık faiz artışı beklediğini belirten Pelle, 50 baz puanlık artış olasılığını faizlerin sabit tutulması ihtimalinden daha yüksek gördüğünü söyledi. Fed faiz kararı ne zaman açıklanacak? Fed’in iki günlük Federal Açık Piyasa Komitesi toplantısı 27-28 Ekim tarihlerinde gerçekleştirilecek. Piyasalar, toplantıda alınacak faiz kararının yanı sıra aralık ayına ilişkin mesajlara ve olası ilave faiz artışlarının sayısına yönelik sinyallere de odaklanacak. Anket sonuçları, ekim ayında faizlerin sabit tutulmasının güçlü beklenti olduğunu, aralık ayında ise yeni bir faiz artışının ekonomistler arasında ortak görüş haline geldiğini ortaya koyuyor.

Finansmanda rahatlama 2027’ye kaldı Haber

Finansmanda rahatlama 2027’ye kaldı

Yabancı finans kuruluşlarının önemli bölümü ekim ayında 100 baz puanlık indirim öngörürken, KOBİ kredilerindeki büyüme sınırının yükseltilmesi ve likidite düzenlemeleri işletmelerin finansman imkanlarını destekliyor. Uzmanlar, ilk rahatlamanın KOBİ’ler, ihracatçılar ve yatırım odaklı şirketlerde hissedileceğini, ticari kredi faizlerinde belirgin düşüşün ise 2027’nin ilk yarısında gündeme gelebileceğini değerlendiriyor. Türkiye’de enflasyondaki gerileme ve para politikasında gevşeme beklentileri, reel sektörün finansman koşullarına ilişkin umutları artırdı. Eylül ayında tüketici fiyat endeksi (TÜFE) aylık yüzde 1,84 artarken yıllık enflasyon yüzde 29,73’e geriledi. Böylece yıllık enflasyon Kasım 2021’den bu yana ilk kez yüzde 30’un altına indi. Enflasyondaki düşüş, Merkez Bankası’nın faiz politikasına yönelik beklentileri etkilerken, kredi piyasasında normalleşmenin ne zaman ve hangi kesimlerde hissedileceği de gündemin öne çıkan başlıkları arasında yer aldı. Faiz indirimi beklentileri güçleniyor Piyasaların odağı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) 22 Ekim’de gerçekleştireceği Para Politikası Kurulu toplantısına çevrildi. Yabancı finans kuruluşlarının faiz kararına ilişkin tahminleri farklılaşsa da kurumların önemli bölümü 100 baz puanlık indirim bekliyor. Citi, ekim ayında 100 baz puanlık faiz indirimi öngörürken yıl sonu politika faizi tahminini yüzde 35 seviyesinde koruyor. Commerzbank ve BBVA da 100 baz puanlık indirim beklentisini paylaşıyor. BBVA, dış koşullarda yeni bir bozulma yaşanmaması halinde aralık ayında da benzer büyüklükte bir indirim yapılabileceğini değerlendiriyor. Goldman Sachs ise faiz indirimi için henüz erken olduğu görüşüyle politika faizinin yüzde 37’de sabit tutulmasını bekliyor. KOBİ kredilerinde yeni düzenleme Faiz kararına yönelik beklentilerin yanı sıra TCMB’nin ekim ayı başında yaptığı düzenlemeler de işletmelerin finansmana erişimi açısından önem taşıyor. Bankaların KOBİ kredilerindeki aylık büyüme sınırı yüzde 4,5’ten yüzde 5’e yükseltilirken, Türk lirası zorunlu karşılıklara ilişkin bloke tesis oranlarında da indirime gidildi. Düzenlemelerle bankaların likidite yönetiminin desteklenmesi ve işletmelere kredi sağlama imkanlarının genişletilmesi amaçlanıyor. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de makroihtiyati adımlarla finansal sistemi ve reel ekonomiyi desteklediklerini belirtti. Kredi büyüme sınırındaki artışın ve zorunlu karşılık düzenlemelerinin bankaların likidite yönetimini güçlendireceğini ifade eden Şimşek, dezenflasyon süreciyle uyumlu, hedefli ve seçici adımların sürdürüleceğini vurguladı. Yeni düzenlemeler özellikle işletme sermayesi ve yatırım finansmanına ihtiyaç duyan şirketler açısından önem taşıyor. Ancak kredi imkanlarının genişlemesi kadar, işletmelerin kullandığı kredilerin maliyetinin ne zaman düşeceği de belirleyici olacak. Ölçülü normalleşme bekleniyor Ahlatcı Yatırım Araştırma Müdür Yardımcısı Dinçer Kurt, enflasyondaki gerilemenin TCMB’ye faiz indirimi için daha geniş bir hareket alanı sağladığını belirtti. Kurt, ekim toplantısında 100 baz puanlık indirimin olası senaryolardan biri olduğunu ifade ederken, bu adımın hızlı ve agresif bir gevşeme sürecinin başlangıcı olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekti. Para politikasında ölçülü bir normalleşme beklediğini belirten Kurt, enerji fiyatları, hizmet enflasyonu ve enflasyon beklentilerindeki risklerin yakından izleneceğini kaydetti. Kurt’un yıl sonu politika faizi tahmini yüzde 35 civarında bulunurken, 2027’nin ilk yarısına ilişkin beklentisi yüzde 30-32 bandında şekilleniyor. Kredi faizlerine yansıma gecikebilir Politika faizindeki olası indirimlerin ticari kredi maliyetlerine aynı hızda yansıması beklenmiyor. Bankaların mevduat maliyetleri, likidite koşulları ve makroihtiyati düzenlemeler, kredi faizlerinin seyrinde belirleyici olmaya devam ediyor. Dinçer Kurt, politika faizindeki düşüşün ticari kredi faizlerine bire bir ve eş zamanlı yansımasının beklenmemesi gerektiğini belirterek, kredi maliyetlerindeki gerilemenin bankaların kaynak maliyetlerine bağlı olacağını ifade etti. Faiz indirimlerinin zaman içinde birikimli etki oluşturmasıyla ticari kredi piyasasında daha belirgin bir iyileşme yaşanabileceğini değerlendiren Kurt, politika faizi ile şirketlerin kullandığı kredilerin maliyeti arasında zaman farkı oluşabileceğine işaret etti. Belirgin rahatlama 2027’nin ilk yarısında Ticari kredi faizlerinde daha güçlü bir düşüş için 2027’nin ilk yarısını işaret eden Kurt, politika faizindeki indirimlerin birikimli hale gelmesi ve bankaların fonlama maliyetlerinin gerilemesinin bu süreçte etkili olacağını belirtti. Genel kredi faizlerinde de aynı dönemde aşağı yönlü hareket bekleyen Kurt, faiz indirimlerinin mevduat ve kredi maliyetlerine ne ölçüde yansıyacağının yakından izlenmesi gerektiğini vurguladı. Öncelik KOBİ’ler ve ihracatçılar Finansmana erişimdeki iyileşmenin bütün kesimlerde aynı anda ve aynı ölçüde gerçekleşmesi beklenmiyor. Dinçer Kurt’a göre ilk rahatlama, işletme sermayesi ve yatırım finansmanı ihtiyacı bulunan reel sektör şirketlerinde görülebilir. KOBİ’ler, ihracatçılar ve yatırım yapmayı planlayan işletmeler, kredi imkanlarındaki kademeli iyileşmeden öncelikli olarak yararlanabilecek kesimler arasında bulunuyor. Buna karşılık hanehalkı kredilerinde aynı hızda bir gevşeme öngörülmüyor. TCMB’nin kredi büyüme sınırına ilişkin düzenlemesinin de kredi kanalını tamamen açmaktan ziyade finansal kaynakların yönlendirileceği alanları belirlediğini ifade eden Kurt, üretim ve yatırım odaklı bir normalleşme sürecinin öne çıkacağını belirtti. Yatırım iştahı desteklenebilir Ticari kredi faizlerindeki olası düşüşün yatırımlara etkisinde bankaların fonlama maliyetleri kritik rol oynayacak. Enflasyon beklentilerindeki iyileşmenin korunması ve bankaların kaynak maliyetlerinin gerilemesi halinde ticari kredi faizlerinde daha belirgin bir normalleşme yaşanabileceği değerlendiriliyor. Böyle bir gelişmenin işletmelerin yatırım kararlarını ve işletme sermayesi finansmanını desteklemesi bekleniyor. Önümüzdeki dönemde temel beklenti, ekonominin bütün kesimlerine yayılan hızlı bir kredi genişlemesinden çok, üretim, ihracat ve yatırımları destekleyen seçici bir finansal normalleşmenin gerçekleşmesi yönünde şekilleniyor.

BIST 100 güne düşüşle başladı Haber

BIST 100 güne düşüşle başladı

Küresel piyasalarda ise yatırımcıların odağı ABD’de açıklanacak enflasyon verisine ve Fed’in Bej Kitap raporuna çevrildi. BIST 100 endeksi 12.231 puandan açıldı Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, önceki kapanışa göre 18,71 puan ve yüzde 0,15 değer kaybederek güne 12.231,97 puandan başladı. Endeks, önceki işlem gününde alış ağırlıklı bir seyir izleyerek yüzde 0,82 yükselmiş ve günü 12.250,68 puandan tamamlamıştı. Bankacılık ve holding endekslerinde düşüş Açılışta bankacılık endeksi yüzde 0,17, holding endeksi ise yüzde 0,45 geriledi. Sektör endeksleri arasında farklı bir görünüm öne çıktı. Orman, kağıt ve basım sektörü yüzde 1,01 ile en fazla yükselen sektör oldu. Finansal kiralama ve faktoring endeksi ise yüzde 4,87 düşüşle en fazla değer kaybeden sektör olarak kaydedildi. Küresel piyasalar ABD enflasyon verisine odaklandı Küresel piyasalarda teknoloji şirketlerinin hisselerindeki dalgalanmalar, yükselen petrol fiyatları ve ABD bankalarının bilançolarından gelen karışık sinyaller nedeniyle yön arayışı sürüyor. Yatırımcıların gündeminde bugün açıklanacak ABD enflasyon verisi bulunuyor. Verinin, ABD Merkez Bankasının (Fed) para politikası beklentileri üzerinde etkili olması bekleniyor. Fed’in Bej Kitap raporu da yurt dışı piyasalarda takip edilecek gelişmeler arasında yer alıyor. TCMB Başkanı Karahan’dan Türk lirası mesajı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, Bangkok’ta gerçekleştirdiği “Türkiye’de Makroekonomik Görünüm ve Para Politikası” başlıklı sunumda, yüksek enerji fiyatlarına rağmen temel enflasyondaki yavaşlamaya dikkat çekti. Karahan, sıkı para politikası altında Türk lirasına yönelik tercihin güçlü kalmaya devam ettiğini belirtti. Fon çıkışlarının, yerleşiklerin TL cinsi varlıklara yönelik tercihini kayda değer ölçüde zayıflatmadığını ifade etti. BIST 100’de 12.100 ve 12.000 puan destek konumunda Analistler, yurt içinde veri gündeminin sakin olduğunu belirtirken BIST 100 endeksinde teknik seviyelerin izleneceğini değerlendiriyor. Endekste 12.100 ve 12.000 puan seviyeleri destek, 12.400 ve 12.500 puan seviyeleri ise direnç olarak öne çıkıyor. Küresel piyasalardaki gelişmeler ve ABD enflasyon verisinin, Borsa İstanbul’da gün içindeki fiyatlamalar üzerinde etkili olması bekleniyor.

ING’den dolar uyarısı Haber

ING’den dolar uyarısı

Banka, doların kısa vadede güçlü kalabileceğini değerlendirirken euro/dolar paritesinde 1,110-1,112 aralığına doğru geri çekilme riskine dikkat çekti. Tahvil piyasalarındaki gelişmeler doları etkiliyor ING stratejistleri Frantisek Taborsky, Francesco Pesole ve Chris Turner, ABD Hazine tahvili piyasasında yaşanan kısmi rahatlamanın dolarda sınırlı bir değer kaybına yol açtığını bildirdi. Ancak bankaya göre, piyasalarda daha kapsamlı bir düzeltmeye işaret eden güçlü sinyaller henüz ortaya çıkmadı. Küresel tahvil piyasalarındaki kırılganlık ve risk iştahındaki dalgalanmalar doların seyrinde belirleyici olmaya devam ediyor. ING, Fed’in sıkı para politikası yaklaşımının da doların kısa vadeli görünümünü desteklediğini değerlendirdi. Fed’in faiz artırımı beklentisi doları destekliyor ING’nin değerlendirmesine göre piyasalar, Fed’in aralık ayında faiz artırabileceği beklentisini koruyor. Bu beklenti, doların kısa vadede değer kazanması için alan yaratıyor. Fed yetkilileri Alberto Musalem ve Christopher Waller’ın ilave faiz artırımlarına ihtiyaç duyulabileceğine ilişkin açıklamaları da piyasa beklentilerinde etkili oldu. Yatırımcılar, Fed yetkililerinin açıklamalarını ve ABD’den gelecek ekonomik verileri yakından izliyor. Petrol fiyatlarında jeopolitik risk etkisi ABD Başkanı Donald Trump’ın 3 Kasım’daki ara seçimlerden önce İran’a saldırı düzenlenmeyeceğini açıklamasının ardından jeopolitik gelişmeler de piyasalarda takip ediliyor. ING, Körfez bölgesinden petrol arzında iyileşme görülmesine rağmen piyasanın jeopolitik riskleri fiyatlardan tamamen çıkarmakta temkinli davrandığını belirtti. Petrol fiyatlarının varil başına 100 doların üzerinde kalmasında bu risk algısının etkili olduğu değerlendirildi. ABD’de tüketici güveni ve enflasyon beklentileri izlenecek ABD’de Michigan Üniversitesi tarafından açıklanacak tüketici güveni ve enflasyon beklentileri anketleri, piyasaların gündeminde yer alıyor. ING, tüketici güveninde hafif gerileme, enflasyon beklentilerinde ise sınırlı yükseliş öngörüyor. Açıklanacak verilerin doların yönü ve Fed’in gelecekteki para politikası adımlarına ilişkin beklentiler üzerinde etkili olması bekleniyor. Fransa kaynaklı riskler euro üzerindeki baskıyı artırıyor Euro/dolar paritesinin doların zayıflamasıyla 1,120 seviyesinin üzerine çıkmasına rağmen ING, euroda kalıcı bir toparlanma işareti görülmediğine dikkat çekti. Euronun İsviçre frangı, İngiliz sterlini ve İsveç kronu karşısında belirgin bir güç kazanamaması, Fransa’nın kamu maliyesine ilişkin endişelerin devam ettiğine işaret ediyor. Fransa’nın 10 yıllık devlet tahvili ile Almanya’nın aynı vadeli tahvili arasındaki getiri farkının 140 baz puanda bulunması da yatırımcıların Fransa kaynaklı riskleri izlemeyi sürdürdüğünü gösteriyor. Euro/dolar paritesinde 1,110-1,112 aralığı izleniyor ING, Fransa’nın mali görünümüne ilişkin belirsizliklerin ve doların güçlü seyrinin euro/dolar paritesi üzerinde baskı oluşturabileceğini belirtti. Banka, kısa vadede paritenin 1,110-1,112 aralığına gerileme ihtimalini koruyor. ING’ye göre küresel tahvil piyasalarındaki kırılganlık, Fed’in faiz politikası ve Fransa kaynaklı riskler, döviz piyasalarında önümüzdeki dönemde belirleyici olmaya devam edecek.

Altın fiyatları yeniden yükselişte Haber

Altın fiyatları yeniden yükselişte

Ons altın da yüzde 1,73 yükselerek 4 bin 200 dolar seviyesini aştı. Altın fiyatları neden yükseliyor? Altın piyasasında haftanın son işlem gününde yukarı yönlü hareket öne çıktı. Gram altın yüzde 1,92 değer kazanarak 6 bin 668 liradan işlem görürken, gün içindeki en yüksek seviyesi 6 bin 671 lira oldu. Ons altın ise yüzde 1,73 yükselişle 4 bin 200 dolar seviyesini aştı. Altındaki yükselişte doların değer kazanımının hız kesmesi ve ABD Hazine tahvil getirilerindeki gerileme etkili oldu. Doların yükselişinin duraklaması, dolar cinsinden fiyatlanan altın ve gümüşü diğer para birimlerini kullanan yatırımcılar açısından daha erişilebilir hale getirdi. Gösterge niteliğindeki 10 yıllık ABD Hazine tahvil getirisi de üst üste ikinci seansta geriledi. Trump’ın İran açıklaması piyasaları destekledi ABD Başkanı Donald Trump’ın, ABD’nin kasım ayında yapılacak ara seçimlerden önce İran’a saldırmayacağını açıklaması da piyasalarda yakından takip edildi. Trump, iki ülke arasında yaklaşık altı aydır devam eden savaşı sona erdirmek amacıyla “verimli” görüşmeler yürütüldüğünü belirtti. Açıklamalar, Orta Doğu’daki gelişmeleri izleyen piyasalarda risk iştahını destekleyen unsurlardan biri oldu. Enflasyon endişesi altın için risk oluşturuyor Critical Metals Üst Yöneticisi Tony Sage, olası para politikası sıkılaştırmasının altın fiyatları üzerinde baskı oluşturabileceğini söyledi. Sage, Orta Doğu’da arz kesintisi risklerinin artmasıyla petrol fiyatlarındaki yükselişin enflasyon endişelerini canlı tuttuğunu belirtti. Devam eden merkez bankası talebinin ise altındaki olası kayıpları sınırlayabileceğini ifade etti. Gözler Fed’in faiz kararında Yatırımcılar, ABD Merkez Bankasının (Fed) faiz politikasına ilişkin yeni ipuçları verebilecek ekonomik verileri takip ediyor. Açıklanacak verilerin, Fed’in ekim ayındaki toplantısı öncesinde piyasa beklentileri üzerinde etkili olması bekleniyor. Fed, geçen ay politika faizini 25 baz puan artırmıştı. Aralık faiz artışı beklentisi güçlendi CME FedWatch verilerine göre piyasalarda ekim ayında faiz artırımı ihtimali yüzde 18, aralık ayında ise yüzde 82 olarak fiyatlanıyor. Altın, geleneksel olarak enflasyona karşı korunma aracı olarak değerlendirilirken, yüksek faiz oranları faiz getirisi sağlamayan değerli metalin cazibesini azaltabiliyor. Önümüzdeki dönemde altın fiyatlarının seyrinde Fed’in faiz politikası, ABD tahvil getirileri, doların yönü ve Orta Doğu’daki gelişmeler belirleyici olacak.

ECB’den faiz politikasında temkinli mesaj Haber

ECB’den faiz politikasında temkinli mesaj

Eylül toplantısı tutanaklarında, Avro Bölgesi enflasyon görünümüne ilişkin risklerin yukarı yönlü olduğu konusunda üyelerin görüş birliğine vardığı belirtildi. ECB nötr iletişim tercih etti Avrupa Merkez Bankasının 9-10 Eylül 2026 tarihli para politikası toplantısına ilişkin tutanaklar yayımlandı. Tutanaklar, ECB Yönetim Konseyinin enerji fiyatlarındaki olağanüstü oynaklık ve ekonomik belirsizlik nedeniyle “aşırı ihtiyatlı” bir yaklaşımı sürdürdüğünü ortaya koydu. Üyeler, Avro Bölgesi enflasyon görünümüne ilişkin risklerin yukarı yönlü olduğu konusunda birleşti. ECB yetkilileri, belirsizliğin yüksek olduğu mevcut ortamda iletişimde nötr bir dil kullanılmasının önemine dikkat çekti. Böylece eylül ayında alınan faiz artışının önceden belirlenmiş bir sıkılaştırma döngüsünün başlangıcı olduğu izleniminin oluşmasının önüne geçilmesinin amaçlandığı belirtildi. Tutanaklarda ayrıca, söz konusu faiz artışının “son faiz artışı” olduğu yönünde bir sinyal verilmesinden kaçınıldığı ve para politikasında ihtiyatlı yaklaşımın sürdürülmesi gerektiği vurgulandı. Enerji fiyatları enflasyon riskini artırıyor ECB üyeleri, enerji şokunun daha da derinleşmesi halinde bunun ürün fiyatları ve ücretler üzerindeki etkisinin önceki tahminlerden daha güçlü olabileceği uyarısında bulundu. Piyasa bazlı enflasyon beklentilerinin büyük ölçüde enerji fiyatlarındaki gelişmeler tarafından şekillenmeye devam ettiği belirtilirken, olası arz kesintileri ve düşük depolama seviyeleriyle birlikte yaşanabilecek soğuk bir kışın doğal gaz fiyatlarını yeniden yukarı çekebileceği ifade edildi. Enerji fiyatlarının yüksek seviyelerde kalma süresi uzadıkça, bunun genel enflasyon üzerindeki yukarı yönlü baskısının da artabileceği değerlendirildi. İkinci tur etkiler yakından izleniyor Orta Doğu'daki savaşın yol açtığı yüksek enerji maliyetlerinin tüketiciler ve şirketler üzerindeki baskıyı artırdığı belirtildi. ECB yetkilileri, bu durumun ücretler ve fiyatlar arasında birbirini besleyen ikinci tur etkiler oluşturabileceği konusunda da uyarıda bulundu. Yüksek enerji maliyetlerinin etkisiyle Avro Bölgesi'nde enflasyon eylülde yüzde 3,8'e çıkarak son üç yılın en yüksek seviyesine ulaştı. ECB, genel enflasyonun 2027'nin ilk yarısına kadar yüzde 2'lik hedefin belirgin şekilde üzerinde kalmasını bekliyor. Piyasaların gözü aralık toplantısında Finansal piyasalarda, ECB Yönetim Konseyinin bu ay sonunda gerçekleştireceği toplantıda politika faizini yüzde 2,50 seviyesinde sabit bırakacağı beklentisi öne çıkıyor. Buna karşılık piyasalarda, aralık ayında yılın üçüncü faiz artışının gündeme gelebileceği fiyatlanıyor.

Altında ekim ayı için üç kritik gösterge Haber

Altında ekim ayı için üç kritik gösterge

Fed beklentileri zayıfladı WGC, son ABD verilerinin Fed’in yakın vadede yeni bir faiz artırımına gideceği yönündeki beklentileri zayıflattığını belirtti. Piyasalarda yalnızca Fed için değil, İngiltere Merkez Bankası ve Avrupa Merkez Bankası için de ilave sıkılaşma beklentilerinin gerilediği ifade edildi. Tahvil faizleri yakından izlenecek Konseye göre politika faizlerine ilişkin daha güvercin fiyatlamaya rağmen tahvil getirilerinin yüksek kalması, yatırımcıların kısa vadeli para politikası beklentilerinden daha uzun vadeli mali risklere ve yükselen vade primlerine odaklandığını gösterebilir. WGC, böyle bir görünümün altın talebini desteklemeye devam edebileceğini değerlendirdi. Avrupa'daki altın ETF girişlerinin son dönemde daha geniş tabanlı ve kalıcı bir görünüm sergilediğine dikkat çeken WGC, özellikle İngiltere'deki güçlü talebin mali sürdürülebilirlik, enflasyon belirsizliği ve para politikasına yönelik güven sorunlarıyla bağlantılı olabileceğini belirtti. İngiltere'de ETF talebi beklentiyi aştı İngiltere'de işlem gören altın ETF'lerine üçüncü çeyrekte 54 ton giriş gerçekleşti. Son beş yıllık verilere dayanan WGC modelinde aynı dönem için yaklaşık 18 tonluk giriş öngörülüyordu. Böylece gerçekleşen ETF talebi model tahmininin 36 ton üzerine çıktı. WGC, İngiltere'deki bu hareketin 2022'de yaşanan tahvil krizindeki kısa süreli talep artışından farklı olarak daha kalıcı bir eğilime işaret ettiğini bildirdi. Fransa ve Almanya'da da tahvil faizleri ile vade primlerindeki yükselişe paralel olarak altın ETF'lerine giriş görüldü. Altın eylülde yüzde 8,5 düştü Altın fiyatı eylül ayını ons başına 4 bin 176 dolardan tamamladı. Böylece değerli metal aylık bazda yüzde 8,5 geriledi. Aynı dönemde ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi 53 baz puan artarak yüzde 5,3'e yükseldi. Dolar endeksindeki yüzde 2'lik yükseliş de altın fiyatları üzerinde baskı oluşturdu. Buna karşın küresel altın ETF'lerinde eylül ayında 10 milyar dolar, yani 67 ton net giriş gerçekleşti. Kuzey Amerika ETF girişlerinde ilk sırada yer alırken, Avrupa ve Asya bölgeleri onu takip etti. Vadeli piyasalarda pozisyonlar geriledi Vadeli piyasalarda ise farklı bir tablo ortaya çıktı. COMEX'te yönetilen fonların net pozisyonları 12 milyar dolar, 84 ton azalırken, toplam spread pozisyonları 22 milyar dolar, 156 ton geriledi. WGC, ekim ayında yatırımcıların özellikle Fed'in faiz patikasını, para politikası beklentilerindeki gevşemeye rağmen tahvil faizlerinin yüksek kalıp kalmayacağını ve mali risklere bağlı ETF talebinin devam edip etmeyeceğini izleyeceğini belirtti.

Karahan’dan enflasyon mesajı: Fiyat baskıları zayıflıyor Haber

Karahan’dan enflasyon mesajı: Fiyat baskıları zayıflıyor

Karahan, temmuz ayından itibaren enflasyonun ana eğiliminde yeniden gerileme görüldüğünü ifade etti. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, “Yatırımın Yeni Odağı Geleceğe Değer Üretmek” zirvesinde para politikası, enflasyon ve yatırım ortamına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sıkı para politikası duruşunun iç talepteki yavaşlamayı belirginleştirdiğini belirten Karahan, fiyat istikrarının kalıcı hale gelmesinin yatırım ortamını da daha elverişli bir yapıya kavuşturacağını söyledi. Dezenflasyon yeniden hızlanacak Karahan, şokların etkisinin hafiflemesiyle dezenflasyon sürecinin yeniden ivme kazanacağını belirtti. Temmuz ayından itibaren enflasyonun ana eğiliminde yeniden gerileme görüldüğünü ifade eden Karahan, para politikasındaki sıkı duruşun iç talep üzerindeki etkilerinin belirginleştiğine dikkat çekti. Fiyat istikrarı için sıkı duruş sürecek Fiyat istikrarı hedefi doğrultusunda tüm politika araçlarının kararlılıkla kullanılmaya devam edileceğini belirten Karahan, enflasyondaki kalıcı düşüşün yatırım kararları açısından daha elverişli bir ortam oluşturacağını söyledi. Karahan, fiyat istikrarının uzun vadeli yatırım kararları için önemli bir zemin oluşturduğunu ifade etti. Enerji hariç enflasyonda gerileme Enflasyon görünümüne ilişkin değerlendirmesinde Karahan, eylül itibarıyla alt gruplar bazında enerji dışında yıllık enflasyonun gerilediğini belirtti. Bu yıl dezenflasyon sürecinde yaşanan ivme kaybının jeopolitik gelişmelerden kaynaklandığını söyleyen Karahan, dezenflasyon kazanımlarının korunması için ihtiyatlı duruşun sürdürüleceğini ifade etti. Rezervlerde toparlanma sürüyor Karahan, savaş sonrasında rezervlerde yaşanan gerilemenin bir bölümünün telafi edildiğini belirtti. Türk lirasına yönelik istikrarlı talep ile cari işlemler dengesindeki görünümün rezervlere de yansıdığını ifade eden Karahan, rezervlerdeki toparlanmaya dikkat çekti. Cari açığın milli gelire oranı gerileyecek Cari açığın ikinci çeyrekte olumsuz dış koşullara rağmen gerilediğini belirten Karahan, 2026 yılında cari açığın milli gelire oranının uzun dönem ortalamasının altında gerçekleşmesini beklediklerini söyledi. Temel mal enflasyonu ılımlı seyrediyor Jeopolitik gelişmelerin yol açtığı maliyet artışlarına rağmen temel mal enflasyonunun ılımlı seyrini koruduğunu belirten Karahan, zayıf talep koşullarının maliyetlerin fiyatlara geçişini sınırladığını söyledi. Karahan, para politikasındaki sıkı duruşun etkisiyle enflasyon beklentilerindeki bozulmanın sınırlı kaldığını, talepteki zayıflamayla birlikte enflasyonun ana eğiliminin düşüş yönünde olduğunu ifade etti. Bununla birlikte yıl başında öngörülen enflasyon beklentilerindeki iyileşmenin henüz sağlanamamasının dezenflasyon süreci açısından risk oluşturduğunu belirten Karahan, bu nedenle ihtiyatlı para politikası duruşunun korunmasının gerekli olduğunu söyledi. Türk lirasının payı yüzde 61 Mevduat tercihleri ve para birimi kompozisyonuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Karahan, Türk lirasına yönelik tercihin mevcut TL payıyla uyumlu olduğunu belirtti. Yatırım fonları dahil veya hariç hesaplamalarda Türk lirasının payının yüzde 61 seviyesinde kalmaya devam ettiğini ifade etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.