SON DAKİKA
Hava Durumu

#Para Politikası

Ekometre - Para Politikası haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Para Politikası haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bitcoin’de jeopolitik satış dalgası Haber

Bitcoin’de jeopolitik satış dalgası

Artan enflasyon ve faiz endişeleriyle birlikte yatırımcıların riskli varlıklardan uzaklaşması, Bitcoin’de kritik seviyelerin kaybedilmesine neden oldu. Bitcoin, son 24 saatte yüzde 1,2 değer kaybederek 76 bin 593 dolara geriledi. Gün içerisinde 76 bin 720 dolar seviyesine kadar düşen kripto para birimi, böylece uzun süredir takip edilen 77 bin dolar desteğinin altına sarktı. Piyasadaki zayıflamada jeopolitik risklerin yeniden yükselmesi ve kurumsal yatırımcı tarafındaki temkinli duruş etkili oldu. Petrol fiyatlarındaki yükseliş baskıyı artırdı ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik sert açıklamaları küresel piyasalarda tansiyonu yükseltti. Trump’ın, diplomatik sürecin başarısız olması halinde askeri müdahale ihtimaline işaret etmesi enerji piyasalarında da sert fiyatlamalara neden oldu. Açıklamaların ardından Brent petrol 111 doların üzerine çıkarken, ABD tipi ham petrol WTI da 107 dolar seviyelerini aştı. Enerji fiyatlarındaki yükselişin enflasyonu yeniden hızlandırabileceği beklentisi, yatırımcıların ABD Merkez Bankası’nın faiz indirimlerini erteleyebileceği düşüncesini güçlendirdi. Tahvil faizleri ve dolar güç kazandı ABD tahvil getirilerindeki yükseliş ve dolar endeksindeki güçlenme, kripto para piyasasında risk iştahını zayıflattı. Piyasa uzmanları, yatırımcıların güvenli liman olarak görülen dolar ve tahvil varlıklarına yöneldiğini belirtirken, yüksek faiz ortamının Bitcoin gibi volatil varlıklar üzerindeki baskıyı artırdığına dikkat çekiyor. ETF tarafında güçlü çıkış Kripto piyasasında dikkat çeken gelişmelerden biri de spot Bitcoin ETF’lerinde yaşanan para çıkışı oldu. SoSoValue verilerine göre spot Bitcoin ETF’leri, 17 Mayıs haftasında yaklaşık 1 milyar dolarlık net çıkış verdi. Böylece altı haftadır devam eden kesintisiz sermaye girişi sona ermiş oldu. Analistler, kurumsal yatırımcıların kısa vadeli riskleri azaltmak amacıyla daha savunmacı pozisyonlara geçtiğini değerlendiriyor. Piyasanın odağında Fed mesajları var Önümüzdeki dönemde ABD enflasyon verileri, tahvil faizleri ve Fed’in para politikası mesajlarının kripto piyasaları üzerinde belirleyici olması bekleniyor. Uzmanlara göre küresel risk algısında belirgin bir iyileşme yaşanmadığı sürece Bitcoin’de dalgalı ve baskılı görünüm devam edebilir. Teknik açıdan ise 74 bin dolar seviyesi önemli destek bölgesi olarak öne çıkıyor.

Para Politikası Kurulu toplantı özeti açıklandı Haber

Para Politikası Kurulu toplantı özeti açıklandı

Küresel Ekonomi 1. Jeopolitik gelişmeler eşliğindeki belirsizlikler neticesinde enerji fiyatlarında yüksek seyir ve belirgin oynaklık gözlenmektedir. Enerji arzı, tedarik zincirleri ve taşıma maliyetlerine ilişkin belirsizliklerin süresi ve ölçüsü enerji fiyatlarının gelecekteki seyri açısından belirleyici olmaya devam edecektir. 2. Jeopolitik gelişmelerin etkisiyle, başta Orta Doğu ve Afrika ülkeleri olmak üzere birçok ekonomide 2026 yılı için büyüme öngörüleri aşağı yönde güncellenmiştir. Diğer taraftan, 2027 yılında baz etkilerinin de devreye girmesi ile büyüme oranlarının toparlanması beklenmektedir. Bu çerçevede, küresel ölçekte zayıf ve kırılgan görünümün devam edeceği; Türkiye’nin dış ticaret ortaklarının ihracat paylarıyla ağırlıklandırılan küresel büyüme endeksinin yıllık bazda bir önceki PPK dönemine göre 2026 yılı için bir miktar aşağı,2027 yılı için ise bir miktar yukarı yönde revize edilerek sırasıyla yüzde 1,9 ve yüzde 2,4 oranında artacağı tahmin edilmektedir. 3. Emtia fiyatlarındaki yükseliş küresel enflasyon üzerindeki riskleri artırmıştır. Merkez bankaları söz konusu riskleri gözetmeye devam ederken, gelişmelerin büyüme ve istihdam üzerindeki olumsuz etkilerini de dikkate almaktadır. Gelişmiş ülke merkez bankalarının fiyatlanan politika faizi patikaları, geçtiğimiz PPK dönemine göre belirgin olarak yukarı kaymıştır. Jeopolitik gelişmelerin neden olduğu arz şokunun ne kadar kalıcı olacağı ve enflasyon beklentilerini ne ölçüde bozacağı küresel para politikalarının seyri açısından önem taşımaktadır. Son dönemde, artan belirsizlik ve risk iştahındaki dalgalanmalara bağlı olarak, gelişmekte olan ülke hisse senedi piyasalarından portföy çıkışları gözlenirken, portföy hareketleri üzerindeki aşağı yönlü riskler canlılığını korumaktadır. Parasal ve Finansal Koşullar 4. Bireysel kredilerin 4 haftalık büyüme oranlarının ortalaması 13 Mart–17 Nisan döneminde yüzde 3,2 seviyesine ulaşmıştır. Bu artışta ihtiyaç ve taşıt kredileri etkili olmuştur. Türk lirası (TL) ticari kredilerin 4 haftalık büyüme oranlarının ortalaması yüzde 2,9, kur etkisinden arındırılmış yabancı para ticari kredilerdeki 4 haftalık büyüme oranlarının ortalaması ise yüzde 2,5 seviyesine yükselmiştir. 5. TL mevduat faiz oranları, 13 Mart ile biten haftaya kıyasla 260 baz puan artarak 17 Nisan ile biten haftada yüzde 47,2 seviyesinde gerçekleşmiştir. Aynı dönemde TL ticari kredi faizleri (Kredili Mevduat Hesabı ve Kredi Kartı hariç) 121 baz puan artışla yüzde 49,3 seviyesinde oluşmuştur. İhtiyaç kredisi (Kredili Mevduat Hesabı hariç) faizleri 441 baz puan artarak yüzde 63,1; konut kredisi faizleri 267 baz puan artarak yüzde 36,8; oynak bir seyir izleyen taşıt kredisi faizleri ise 397 baz puan artarak yüzde 39,6 seviyesinde gerçekleşmiştir. 6. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 27 Mart tarihinde, makrofinansal istikrarı güçlendirmek amacıyla Türk lirası cinsinden kredi büyümesine dayalı zorunlu karşılık uygulamasında değişiklikler yapmıştır. Buna göre, deprem bölgesine kullandırılan kredilere ilişkin istisnalar kaldırılmış, istisna krediler arasında yer alan esnaf kredilerinin kapsamı daraltılmıştır. 7. TCMB brüt uluslararası rezervleri, 13 Mart’tan bu yana 15,2 milyar ABD doları azalarak 17 Nisan itibarıyla 174,5 milyar ABD dolarına gerilemiştir. Türkiye’nin 5 yıllık kredi risk primi (CDS) 11 Mart’tan bu yana yaklaşık 20 baz puan düşerek 21 Nisan itibarıyla 233 baz puan seviyesine gerilemiştir. Türk lirasının 1 ay vadeli kur oynaklığı 21 Nisan itibarıyla 11 Mart’a kıyasla yüzde 9,3 seviyesine gerilerken, 12 ay vadeli kur oynaklığı yüzde 21,0 seviyesine yükselmiştir.Önceki PPK toplantı haftasından 17 Nisan’a kadar Devlet İç Borçlanma Senetleri piyasasından 4,2 milyar ABD doları çıkış, hisse senedi piyasasına ise 0,5 milyar ABD doları giriş olmak üzere toplam 3,7 milyar ABD doları net portföy çıkışı gerçekleşmiştir. Talep ve Üretim 8. Şubat ayında perakende satış hacim endeksinde aylık bazda yüzde 0,2 oranında azalış, çeyreklik bazda ise yüzde 4,5 oranında artış gerçekleşmiştir. Altın hariç perakende satışlarda aylık bazda sınırlı yükseliş gözlenmekle birlikte çeyreklik artış manşet rakama göre daha düşük olmuştur. Aynı dönemde ticaret satış hacim endeksi, aylık bazda yüzde 0,6 oranında düşüş, çeyreklik bazda ise yüzde 1,2 oranında artış göstermiştir. Hizmet üretim endeksinde şubat ayında, aylık bazda yüzde 1,2, çeyreklik bazda ise yüzde 1,1 oranında artış olmuştur. Ulaştırma ve konaklama gibi hanehalkı talebiyle daha yakından ilişkilendirilebilecek alt kalemlerde çeyreklik görünüm daha zayıftır. Kartla yapılan harcamalar ilk çeyrekte sınırlı bir artış göstermiştir. Beyaz eşya satışları şubat ayında yükselmekle birlikte çeyreklik olarak düşmüştür. Otomobil satışları ise yılın ilk çeyreğinde gerilemiştir. İmalat sanayi firmalarına yönelik anket verileri, yılın ilk çeyreğinde kayıtlı iç piyasa siparişlerinde bir miktar artışa, geleceğe yönelik iç piyasa sipariş beklentilerinde ise gerilemeye işaret etmiştir. Nisan ayına ilişkin veriler, kayıtlı iç piyasa siparişlerinde ılımlı bir seyir ile geleceğe yönelik iç piyasa sipariş beklentilerinde sınırlı bir iyileşme ima etmektedir. Özetle, göstergeler iktisadi faaliyette yavaşlamaya işaret etmektedir. 9. Şubat ayında sanayi üretim endeksi, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış olarak aylık bazda yüzde 2,6 oranında, takvim etkilerinden arındırılmış olarak yıllık bazda yüzde 2,2 oranında artmıştır. Çeyreklik bazda sanayi üretimi, şubat ayı itibarıyla ilk çeyrekte yatay seyretmiştir. Şubat ayında, ocak ayında sanayi üretimindeki daralmada önemli rolü olan inşaat bağlantılı sektörlerin üretiminde artış olmakla birlikte, söz konusu artış ocak ayındaki gerilemeyi kısmen telafi etmiştir. Böylece, şubat ayı itibarıyla inşaat bağlantılı sektörlerde üretim çeyreklik olarak azalmıştır. Tipik oynaklık sergileyen diğer ulaşım ve benzeri sektörler dışlandığında, sanayi üretimi çeyreklik bazda sınırlı bir gerileme göstermiştir. Bu çerçevede, sanayi üretiminin ana eğilimi zayıf seyretmektedir. İmalat sanayine yönelik anket göstergeleri, mart ayında savaş kaynaklı etkilerle geleceğe yönelik üretim beklentilerinde bozulma ima etmiştir. Nisan ayı iktisadi yönelim anketi verileri de üretim beklentilerindeki zayıf seyrin sürdüğüne işaret etmektedir. Diğer taraftan kapasite kullanım oranı mart ve nisan aylarında yatay bir seyir izlemiştir. İnşaat üretim endeksi ise, şubat ayı itibarıyla yılın ilk çeyreğinde çeyreklik bazda yüzde 0,4 oranında, bir önceki yılın aynı dönemine göre ise yüzde 6,9 oranında yükseliş kaydetmiştir. Böylece, ilk çeyrekte inşaat üretim endeksinin çeyreklik ve yıllık büyüme oranları gerilemiştir. 10. Şubat ayında mevsimsellikten arındırılmış istihdam 32,2 milyon kişi seviyesinde gerçekleşmiş ve bir önceki çeyrek ortalamasına kıyasla yüzde 1,3 oranında azalmıştır. Bu dönemde, işgücüne katılım oranı çeyreklik olarak 0,8 puan düşmüştür. İstihdamda ve katılım oranındaki gerilemelerin birbirini büyük ölçüde dengelemesiyle işsizlik oranı çeyreklik olarak yüzde 8,3 seviyesinde yatay seyretmiştir. Anket göstergeleri, imalat sanayi firmalarının geleceğe yönelik istihdam beklentilerinde tarihsel ortalamanın altında seyreden görünümün devamına işaret etmektedir. 11. Şubat ayında cari işlemler dengesi aylık bazda 7,5 milyar ABD doları açık vermiştir. 12 aylık birikimli cari açık önceki aya kıyasla 2,3 milyar ABD doları artarak 35,4 milyar ABD doları olmuştur. Seyahat gelirleri aylık bazda 2,7 milyar ABD doları, 12 aylık birikimli olarak 60,1 milyar ABD doları düzeyinde gerçekleşmiştir. Hizmetler dengesi fazlası ise 62,6 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleşerek güçlü seyrini sürdürmüştür. 12. Mart ayında mevsimsellikten arındırılmış olarak ihracat ve ithalat, savaşın olumsuz etkilerine rağmen artış kaydetmiştir. Bununla birlikte, 12 aylık birikimli dış ticaret açığı bir önceki aya göre yükselmiştir. Söz konusu dönemde, altın ithalatı bir miktar gerilemiştir. Mart ayı itibarıyla 12 aylık birikimli altın ithalatı 23,6 milyar ABD doları olmuştur. Mevcut veriler ışığında, 12 aylık birikimli cari açığın mart ayında artacağı öngörülmektedir. Yakın dönemde gerçekleşen jeopolitik gelişmelerin cari açık üzerindeki olumsuz etkilerinin nisan ayında da süreceği, söz konusu etkilerin boyutunun ise gelişmelerin süresi ve ölçüsüne göre farklılaşacağı değerlendirilmektedir. Yılın ilk çeyreğinde mevsimsellikten arındırılmış tüketim malı ithalatı bir önceki çeyreğe göre gerilemiştir. Mart ayına ilişkin geçici dış ticaret verileri ve nisan ayı için yüksek frekanslı öncü verilerle beraber değerlendirildiğinde, üç aylık ortalama eğilimler, ihracatta ve ithalatta sınırlı artışa işaret etmektedir. 13. Cari açığın finansmanı tarafında, bankacılık sektörünün 12 aylık birikimli uzun vadeli borç çevirme oranı şubat ayında yüzde 159,7 olarak gerçekleşmiştir. Söz konusu oran, bankacılık sektörü dışındaki firmalarda yüzde 214,9 olmuştur. Bu çerçevede, yurt dışı borçlanma imkanlarının yüksek seviyelerini koruduğu değerlendirilmiştir. Enflasyon Gelişmeleri ve Beklentiler 14. Tüketici fiyatları mart ayında yüzde 1,94 oranında artmış, yıllık enflasyon 0,66 puan azalarak yüzde 30,87’ye gerilemiştir. Mart ayında tüketici enflasyonunda, jeopolitik gelişmelere bağlı olarak artan enerji fiyatları ve bunun ulaştırma hizmetlerine olan yansımaları öne çıkmıştır. Bu çerçevede, yıllık enflasyon enerji ile hizmet gruplarında bir miktar yükselirken, diğer ana gruplarda gerilemiştir. Yıllık tüketici enflasyonundaki düşüşe karşın, B endeksinin (işlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içecekler ve tütün ile altın hariç TÜFE) yıllık değişim oranı ile C endeksinin (gıda ve alkolsüz içecekler, enerji, alkollü içecekler ile tütün ürünleri ve altın hariç TÜFE) yıllık değişim oranı her iki endekste de yaklaşık 0,20 puan artışla sırasıyla yüzde 30,11 ve yüzde 29,68 olarak gerçekleşmiştir. 15. Yıllık tüketici enflasyonuna katkılar incelendiğinde, gıda ve alkolsüz içecekler, alkol-tütün-altın ve temel mallar gruplarının katkıları bir önceki aya kıyasla sırasıyla 0,83, 0,22 ve 0,21 puan azalırken; enerji ve hizmet gruplarının katkıları sırasıyla 0,35 ve 0,25 puan artmıştır. Mevsimsellikten arındırılmış verilerle, tüketici fiyatlarının aylık artışı bir önceki aya kıyasla zayıflamıştır. Bu dönemde gıda enflasyonu yavaşlarken, gıda dışı tüketici enflasyonu enerji fiyat gelişmelerine bağlı olarak yükselmiştir. 16. Mart ayında tüketici enflasyonundaki yükselişte enerji grubunun etkisi öne çıkmıştır. Bu dönemde, enerji fiyatları ham petrol fiyatlarındaki gelişmelere istinaden akaryakıt fiyatları öncülüğünde yüzde 4,75 oranında artarken, eşel mobil uygulaması uluslararası enerji fiyat gelişmelerinin enflasyona yansımasını önemli ölçüde sınırlamıştır. Yağışlara bağlı olarak hidroelektriğin elektrik üretimindeki artan payı ile son kaynak tedarik tarifesi (SKTT) üzerinden elektrik fiyatında kaydedilen gerileme bu grupta daha olumsuz bir görünümü sınırlayan bir diğer unsur olmuştur. Yılın ilk iki ayında gıda enflasyonunda gözlenen yüksek seyir mart ayında yavaşlamıştır. İşlenmemiş gıda fiyatlarında temelde sebze ile et fiyatları öne çıkarken, işlenmiş gıda grubunda fiyat artışları önemli ölçüde yavaşlamıştır. Hizmet enflasyonu aylık bazda gerilerken, mevsimsel etkilerden arındırıldığında, haberleşme ile jeopolitik gelişmelerle güçlenen ulaştırma hizmetleri fiyatlarındaki artışların da katkısıyla yüksek seyrini korumuştur. Diğer taraftan, temel mal grubu enflasyonu, giyim ve ayakkabı fiyatlarında mevsimsel gerilemeye ek olarak, dayanıklı tüketim malları fiyatlarındaki görünümün etkisiyle düşük seyrini sürdürmüştür. 17. Enflasyonun ana eğilimi mart ayında gerilemiştir. Ana eğilim bileşenlerinden olan, mevsimsellikten arındırılmış aylık B enflasyonu düşerken, C enflasyonu yükselmiştir. Bu ayrışmada işlenmiş gıda enflasyonundaki yavaşlama etkili olmuştur. Fiyat artışları B endeksini oluşturan gruplardan temel mallarda bir miktar yükselmekle birlikte ılımlı seyrini sürdürmüş, hizmette yatay seyretmiş, işlenmiş gıdada ise önemli ölçüde zayıflamıştır. Ana eğilim göstergeleri, üç aylık ortalamalar bazında ise belirgin bir değişim göstermemiştir. 18. Mart ayı itibarıyla son üç aylık dönemde mevsim etkilerinden arındırılmış ortalama enflasyon bir önceki aya kıyasla hem temel mallarda hem de hizmetler sektöründe görece yatay seyretmiştir. 19. Hizmet sektöründe hâkim olan fiyatlama davranışı önemli bir atalete ve şokların enflasyon üzerindeki etkilerinin uzun bir zamana yayılmasına neden olmakta ve hizmet enflasyonu mal enflasyonuna göre yüksek seyretmektedir. Mart ayı itibarıyla yıllık bazda mal enflasyonu yüzde 26, hizmet enflasyonu ise yüzde 40 civarında seyretmektedir. Mart ayında hizmet sektörü alt kalemleri arasında ulaştırma hizmetleri aylık yüzde 5,06’lık artış ile öne çıkmış, bu gelişmede akaryakıt fiyat gelişmelerinin yansımaları hissedilmiştir. Haberleşme hizmetlerinde aylık enflasyon yüzde 3,03 ile görece yüksek seyretmiştir. Diğer hizmetler grubunda en belirgin yükseliş yüzde 4,51 ile paket turda gözlenmiş, bunu yüzde 4,35 oranındaki artışla finansal hizmetler kalemi izlemiştir. Eğitim hizmetlerinde ise aylık fiyat artışı bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla daha düşük gerçekleşmiştir. Bu dönemde, kira enflasyonu aylık bazda yüzde 2,42 olurken yıllık bazda yüzde 52,45’e gerilemiştir. Lokanta-otel grubunda fiyatlar, yüzde 1,18 ile bir önceki aya göre sınırlı oranda artmıştır. 20. Yurt içi üretici fiyatları mart ayında yüzde 2,30 oranında artmış, yıllık üretici enflasyonu 0,52 puan yükselişle yüzde 28,08 olmuştur. Tüketici fiyatlarında olduğu gibi üretici tarafında da enerji fiyat gelişmeleri öne çıkmıştır. Enerji fiyatları aylık yüzde 4,65 oranı ile belirgin ölçüde yükselirken, yağışların seyrine bağlı olarak elektrikte üretici fiyatlarının gerilemesi, enerji fiyatlarında daha olumsuz bir görünümü sınırlamıştır. Mart ayında dayanıklı tüketim ile sermaye malları fiyatlarında ılımlı bir seyir izlenmiştir. Eşel mobil mekanizması tüketici fiyat artışlarını sınırlarken, vergi dışı derlenen üretici fiyatları küresel gelişmelerden daha fazla etkilenmektedir. Bu çerçevede, önümüzdeki dönemde tüketici ve üretici enflasyonları arasında bir ayrışma gözlenmesi söz konusu olabilecektir. 21. Brent ham petrol fiyatları jeopolitik gelişmelerin etkisiyle hem mart hem de nisan ayında genel olarak yükseliş göstermiş ve güçlü oynaklık sergilemiştir. Petrol fiyatlarına benzer şekilde, TTF doğal gaz fiyatları arz kısıtları endişesiyle mart ayının ortalarında belirgin bir oranda yükseldikten sonra nisan ayında düşüş eğilimi göstermiştir. Ayrıca enerji ile bağlantılı emtia fiyatları dalgalı bir seyir izlemiştir. Enerji ve hammadde akışındaki küresel ölçekte kesintiler, özellikle petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki yüksek artışla birlikte üretim maliyetlerini artırarak küresel ölçekte enflasyonist baskı oluşturma riski taşımaktadır. 22. Küresel Arz Zinciri Baskı Endeksi mart ayında tarihsel ortalamasının üzerinde seyretmiştir. Mart ayında, Hürmüz Boğazı kaynaklı riskler ve alternatif rota arayışları teslimat sürelerini uzatırken, güvenlik riskleri nedeniyle sigorta primleri ve navlun fiyatları yükselmiştir. Nisan ayında, Çin’e yönelik konteyner endeksi yüksek seviyelerini sürdürürken, küresel konteyner endeksinde ve kuru yük taşımacılık endekslerinde de belirgin fiyat artışları kaydedilmiştir. Döviz kuru sepeti nisan ayının ilk üç haftası itibarıyla ılımlı seyrini sürdürmüştür. Mevsimsel etkilerden arındırılmış imalat sanayi PMI verileri mart ayında hem girdi fiyatlarında hem de ürün fiyatlarında yükselişe işaret etmiştir. Veriler teslim sürelerinde kısmi bir uzamaya işaret ederken, henüz üretimi aksatacak boyutta bir tedarik sorununu ima etmemektedir. 23. Nisan ayında enflasyon beklentilerinde yükseliş gözlenmiştir. Piyasa Katılımcıları Anketi sonuçlarına göre, 2026 yıl sonu enflasyon beklentisi 2,2 puan yükselerek yüzde 27,5 seviyesinde; 2027 yıl sonu enflasyon beklentisi 1,4 puan artışla yüzde 20,1 düzeyinde gerçekleşmiştir. On iki ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi 1,2 puan yukarı yönlü güncelleme ile yüzde 23,4 olurken, yirmi dört ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi 0,7 puan artışla yüzde 18,0 oranında ölçülmüştür. 5 yıl sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi ise 0,3 puan yükselerek yüzde 11,9 düzeyine çıkmıştır. Reel sektör beklentilerine bakıldığında, firmaların on iki ay sonrasına ilişkin yıllık enflasyon beklentisi, mart ayında 0,9 puan artarak yüzde 32,9 seviyesine yükselmiştir. Aynı dönemde hane halkının on iki ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi ise 1,1 puan artarak yüzde 49,9 olmuştur. Enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışları dezenflasyon süreci açısından risk unsuru olmaya devam etmektedir. Yakın dönemdeki gelişmelerin enflasyon görünümü üzerindeki olası ikincil etkileri önem taşıyacaktır. 24. Öncü veriler, nisan ayında tüketici fiyatlarının seyrinde enerji ve gıda fiyatlarının öne çıkacağına, ana eğilimin ise bir miktar yükseleceğine işaret etmektedir. Yurt içi enerji fiyatlarında meskenlere yönelik doğalgaz ve elektrik fiyat artışlarına istinaden önemli bir yükseliş izlenmektedir. Doğalgazda, elektriktekine benzer şekilde, meskenler için fazla tüketim yapan hanelerin daha yüksek ödediği kademeli fiyat uygulamasına geçilmiştir. Bu uygulamanın da etkisiyle nisan ayında meskenlere yönelik doğal gaz fiyatları yüksek bir oranda artmaktadır. Jeopolitik gelişmelerle artan petrol fiyatlarının etkisiyle akaryakıt fiyatlarındaki yükseliş sürmektedir. Öncü veriler nisan ayında gıda fiyatlarında bir miktar yükselişe işaret etmektedir. İşlenmemiş gıda fiyatları temelde sebze ile et kalemleri öncülüğünde artarken, işlenmiş gıda tarafında ekmek fiyatlarındaki yükseliş öne çıkmaktadır. Hizmet grubunda, akaryakıt fiyatlarındaki artışın yansımasıyla ulaştırma hizmetlerinde (özellikle havayolu taşımacılığı tarafında) artış devam etmektedir. Temel mal grubunda yeni sezona geçişle giyim ve ayakkabı tarafında mevsimsel fiyat artışları izlenirken, dayanıklı tüketim mallarında aylık enflasyon mobilya ve beyaz eşyadaki artışlara karşın, otomobil sektöründeki indirim kampanyaları ile ılımlı seyretmektedir. Emtia fiyatlarındaki oynaklığın ve arz kısıtlarının boyutu dikkate alındığında, enflasyon görünümüne yönelik belirsizlik önemli ölçüde yükselmiştir. Söz konusu gelişmeler ile yurt içi enerji fiyatlarının maliyet kanalı ve iktisadi faaliyet üzerinden enflasyon görünümüne etkileri yakından takip edilmektedir. Para Politikası 25. Para Politikası Kurulu (Kurul), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 37’de sabit tutulmasına karar vermiştir. Kurul ayrıca, Merkez Bankası gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 40’ta, gecelik vadede borçlanma faiz oranını ise yüzde 35,5’te sabit tutmuştur. 26. Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşu talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendirecektir. Kurul politika faizine ilişkin atılacak adımları; enflasyon gerçekleşmelerini, ana eğilimini ve beklentilerini göz önünde bulundurarak ara hedeflerle uyumlu biçimde dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirleyecektir. Para politikası kararları enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla alınmaktadır. Son dönem gelişmelerin de etkisiyle, enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması durumunda para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır. Kurul enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruşunu vurgulamıştır. 27. Kredi ve mevduat piyasalarında öngörülenin dışında gelişmeler olması halinde parasal aktarım mekanizması ilave makroihtiyati adımlarla desteklenecektir. Likidite koşulları yakından izlenmeye ve likidite yönetimi araçları etkili şekilde kullanılmaya devam edilecektir. 28. Kurul, politika kararlarını enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirleyecektir. Kurul, kararlarını öngörülebilir, veri odaklı ve şeffaf bir çerçevede alacaktır.

Mevduat ve kredi faizleri yükseldi Haber

Mevduat ve kredi faizleri yükseldi

Savaşın negatif etkilerini gidermek için Merkez Bankası’nın hamleleri mevduat ve kredi faizlerini yükseltti. 1 trilyon lirayı aşan likidite açığı bankacılık sektörünün mevduat faiz oranlarını yüzde 40’ın üzerine çıkarmasına neden olurken savaş boyunca mevduat faizinde artış 4 puanı buldu. ABD ve İsrail’in İran’a savaşının etkilerini azaltmak için Merkez Bankası’nın hamleleri mevduat ve kredi faizlerini yukarıya taşıdı. Merkez Bankası’nın fonlama faizini yüzde 40’a çıkarması ve piyasada likidite açığının 1 trilyon lirayı aşması mevduat faizlerini her büyüklükteki mevduata yüzde 40’ın üzerine çıkarırken ticari kredi faizleri de yüzde 50’nin üzerine çıktı. Bankacılık sektörü kaynakları hem likidite açığının zorlaması hem de TL mevduat payını tutturmak zorunda olunması nedeniyle bir süre daha yüksek mevduat faizi dönemi yaşanacağı görüşünde. Bir yabancı mevduat bankası mart başından mart sonuna mevduat faizini 4 puana yakın arttırdı ve yüzde 41’e çekti. Yeni mevduatını taşıyanlara ise bankalarda yüzde 45’e varan mevduat faiz oranları teklif ediliyor. Ekonomim'den Şebnem Turhan'ın haberine göre savaşın başlamasıyla birlikte Merkez Bankası öncelikle politika faizi üzerinden piyasayı fonladığı haftalık repo ihalelerine ara verdi ve böylece fonlama faizini faiz koridorunun üst sınırı yüzde 40’a çıkardı. 5 Mart’tan bu yana Merkez Bankası’nın ağırlıklı ortalama fonlama maliyeti yüzde 40 seviyesinde. Piyasadaki likidite fazlasını da bu adımlarla çeken Merkez Bankası’nın verilerine göre 30 Mart itibariyle piyasadaki likidite açığı 1 trilyon liranın üzerine çıktı. Bunun yanı sıra para arzını yavaşlatmak için Merkez Bankası deprem bölgesi ve ticari kredilerdeki zorunlu karşılık muafiyetlerini kaldırdı. Likidite sıkıntısı yaşayan bankalara ise bir rahatlatma hamlesi dün Merkez Bankası döviz karşılığı TL swap işlemlerine başladı, uzun süredir bu ihaleler düzenlenmiyordu. Mart boyunca hep yukarı Tüm bu hamleler ve mart ayı Para Politikası Kurulu toplantısının pas geçilmesi bankacılık sektöründe likidite yönetimini yeniden şekillendirmesine neden oldu. Mart başında ortalama yabancı mevduat bankasının 100 bin liralık mevduata 32 gün vadede yüzde 37 seviyelerinde olan TL mevduat faiz oranları ay içinde yükselerek yüzde 41’i geçti, 4 puanlık yükseliş yaşandı. Yerli bir mevduat bankasının da savaş öncesi 100 bin liralık mevduata 32 gün vadede yüzde 38 olan TL mevduat oranı bu hafta itibariyle yüzde 40,5’e çıktı. Yine 32 gün vadede 1 milyon lira üzeri mevduata yüzde 41,5 faiz öneren yerli mevduat bankası, vade günü 46’ya çıktığında mevduat faiz oranını yüzde 42’ye çıkardı. Savaş öncesi bu oranlar yüzde 30 seviyesindeydi. Bankanın TL mevduat faiz oranı mart boyunca 2.5-3 puan yükseldi. Bir yabancı mevduat bankası ise 32 gün vadede 100 bin liralık mevduata yüzde 43,5 faiz oranı önerdi. Bankaların kendi bankalarına yeni getirilen TL mevduata teklif edilen mevduat faiz oranları ise yüzde 45,5’e kadar yükseldi. Altına yönelik talep de var Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun günlük verileri TL mevduat oranının 26 Mart itibariyle yüzde 59,6 seviyesinde olduğunu gösteriyor. 19 Mart haftasında bu oran yüzde 59,3 seviyesinde bulunuyordu. Bankacılık sektörü kaynakları likidite sıkışıklığı nedeniyle TL mevduat faizlerinde yukarı yönlü ayarlama yapıldığını belirtirken Merkez Bankası’nın nisan ayı Para Politikası Kurulu toplantısında da sıkılığın korunacağı beklentisi olduğunu söyledi. Her ne kadar yurtiçi yerleşiklerin döviz talebinde hızlı bir yükseliş olmadığı Merkez Bankası haftalık verilerinden takip edilse de altın fiyatlarındaki aşağı yönlü hareket yurtiçi yerleşiklerin altın talebinde hareketlenme yarattı. Bankacılık sektörü kaynakları TL mevduattan ve para piyasası fonlarından çıkışın altına yöneldiği görüşünü dile getirdi. Merkez Bankası, döviz karşılığı TL swap işlemlerine başladı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), bankalara Türk lirası likidite yönetiminde esneklik sağlamak amacıyla döviz karşılığı türk lirası swap işlemlerine başladı. Bankalardan gelen talep üzerine başlayan uygulama ile hem kredi hem de faiz tarafındaki oynaklıkların önlenmesi hedefleniyor. 1 trilyon lirayı aşan likidite açığı göz önüne alındığında bankaların bu hamleyle likidite sıkıntısı yaşamasının da öne geçilmesi amaçlanıyor. Uzmanlar, adımın hem bankacılık sistemindeki Türk lirası likiditesinin desteklenmesi hem de döviz rezervlerinin güçlendirilmesi açısından önemli bir gelişme olarak değerlendirilebileceğini dile getirdi. TCMB’nin bu hamlesiyle, bankalardan döviz alınıp karşılığında TL verilmesi yoluyla piyasadaki likiditeyi artırmayı hedeflediğini ifade eden uzmanlar, bu işlemler sayesinde bankanın döviz rezervlerinde de artış sağlanabileceğine işaret etti. Uzmanlar, swap işlemlerinin yeniden devreye alınmasının özellikle kısa vadeli Türk lirası fonlama koşullarının sıkılaştığı dönemlerde önemli bir rahatlama sağlayabileceğine değinerek, bu çerçevede söz konusu adımın, para piyasalarında dengeleyici bir rol üstlenmesinin beklendiğini belirtti. Mart ayında döviz satışı 44.1 milyar dolara ulaştı Merkez Bankası geçen hafta 17.8 milyar dolar döviz satışı gerçekleştirdi. QNB ekonomistlerinin hesaplamalarına göre 27 Mart haftasında brüt döviz rezervinin 22 milyar dolar azalışla 155.5 milyar dolara, swap hariç net rezerv de 22.6 milyar dolar azalışla 20.4 milyar dolara indi. Mart ayındaki döviz satışı 44.1 milyar dolara ulaştı. QNB ekonomistleri geçen hafta içerisinde bankaların TCMB’de zorunlu karşılık ve teminat depo çerçevesinde tuttukları döviz miktarının 0.4 milyar dolar artmasının, brüt rezervi olumlu etkilediğini belirtirken bunu hariç tutan net rezervin ise 22.4 milyar dolar azalışla 35 milyar dolara indiğini hesapladı. QNB ekonomistlerinin hesaplamalarına göre net rezerv içinde değerlendirilen yurt içi bankalarla yapılan satım yönlü swap hacminin 27 Mart haftasında 0.2 milyar dolar azalması, net rezervi olumlu etkiledi. Altın fiyatlarının gerilemesinin ise net rezervde 4.3 milyar dolarlık azalışa yol açtı. Kamunun döviz mevduatı da incelenen hafta içerisinde 0.5 milyar dolar düştü. QNB ekonomistleri “Sonuç olarak, bu saydığımız işlemler net rezervin geçen hafta 4.6 milyar dolar gerilemesine neden olmuştur. Net rezervdeki değişimi dikkate aldığımızda, bunun dışında kalan işlemlerle toplamda 17.8 milyar dolar döviz satışı gerçekleştiğini hesaplıyoruz. Mart ayındaki döviz satışı 44.1 milyar dolara ulaştı” dedi.

Küresel piyasalarda savaşın faturası 14 trilyon dolar Haber

Küresel piyasalarda savaşın faturası 14 trilyon dolar

Orta Doğu’da bir ayı geride bırakan askeri gerilim, küresel hisse senedi piyasalarında yaklaşık 14 trilyon dolarlık değer kaybına yol açarken, borsaların toplam piyasa değeri 157,5 trilyon dolardan 143,5 trilyon dolara geriledi. ABD-İsrail'in İran'a karşı başlattığı saldırılar ve ardından Tahran yönetiminin misillemeleri sonrası bölgesel bir gerginliğe dönüşen çatışmalar 1 ayı geride bıraktı. ABD ile İsrail'in İran'a yönelik saldırılarıyla başlayan ve İran'ın misillemeleriyle tırmanan Orta Doğu'daki gerilimlerde ilk ay geride kalırken çatışmaların piyasalarda oluşturduğu tahribat dikkat çekici boyutlara ulaştı. Savaşın başladığı 28 Şubat'tan itibaren geçen bir ayda, küresel borsaların 157,5 trilyon dolar olan toplam piyasa değeri 30 Mart itibarıyla 143,5 trilyon dolara indi. Bu dönemde piyasalardaki değer kaybı yaklaşık 14 trilyon dolar olarak hesaplandı. Söz konusu kayıp, Almanya, Japonya, İngiltere ve Fransa gibi birçok gelişmiş ülkenin yıllık Gayri Safi Yurt İçi Hasılasını (GSYH) geride bıraktı. En fazla Güney Kore borsası geriledi Bu dönemde Amerika, Avrupa ve Asya'daki en çok takip edilen ülke endekslerinin tamamı negatif seyrederken, en fazla gerileyen borsa yüzde 16,8 ile Güney Kore'de Kospi endeksi oldu. Analistler, Temmuz 2025’ten bu yana yükseliş trendinde olan Kospi endeksindeki geri çekilmelerde, dünya genelinde artan risk algısına ek olarak yatırımcıların kar realizasyonu isteğinin de etkili olduğunu belirtti. Bu endeksi, yüzde 12 kayıpla Japonya'da Nikkei 225, yüzde 10,7 düşüşle Almanya'da DAX 40 endeksi, yüzde 9,4 azalışla Fransa'da CAC 40 endeksi, yüzde 7,6 değer kaybıyla İspanya'da IBEX 35 endeksi, yüzde 7,2 geri çekilmeyle İtalya'da FTSE MIB 30 endeksi ve FTSE 100 endeksi izledi. Bu dönemde Çin'de Şanghay bileşik endeksi yüzde 6, Hong Kong'da Hang Seng endeksi yüzde 7,4 geriledi. ABD'de New York borsasında da büyük kayıplar görüldü. Savaşın başından beri S&P 500 endeksi yüzde 7,7, Nasdaq endeksi yüzde 8,2 ve Dow Jones endeksi yüzde 7,6 değer kaybetti. Söz konusu gelişmelerle piyasalarda "korku endeksi" olarak bilinen ve S&P 500'deki dalgalanmayı gösteren VIX Endeksi, bu periyotta yaklaşık yüzde 46'lık artışla 31,3 seviyesine çıktı. Merkez Bankalarına yönelik "Şahinleşen" beklentiler tahvil piyasalarını sarstı Savaş süresinde ABD ve İran tarafından savaşın seyrine ilişkin gelen çelişkili mesajlar, piyasalarda risk algısının yüksek kalmasına neden oldu. Gelişmelere ilişkin olumlu ve olumsuz haberler piyasalarda dalgalanmaları beraberinde getirirken, petrol fiyatlarındaki artışın devam etmesi, küresel çapta enflasyon endişelerinin sürmesine yol açtı. Enerji fiyatlarındaki yükselişin küresel enflasyonla mücadeleyi zorlaştırabileceğine ilişkin görüşler öne çıkıyor. Başta Fed olmak üzere önemli merkez bankalarının para politikalarında beklenen gevşeme sürecini öteleyebileceği değerlendiriliyor. Piyasa fiyatlamalarında Fed başta olmak üzere önemli merkez bankalarına yönelik daha önceki "güvercin" beklentiler, yerini "şahin" adımlara bıraktı. Para piyasalarında, bankanın bu yıl politika faizini sabit tutması güçlü şekilde fiyatlanırken olası faiz artırımı senaryoları hala masada kalmayı sürdürüyor. Özellikle son dönemde açıklanan makroekonomik verilerin enflasyonda katılığa işaret etmesi ve jeopolitik risklerin enerji fiyatları üzerinden ek baskı yaratması, piyasalarda faiz indirim beklentilerinin zayıflamasına neden oldu. Bu gelişmeler ışığında dünya genelinde devam eden enflasyon endişeleri küresel tahvil piyasalarını da sarstı. ABD, Avrupa ve Asya tarafında ülke tahvil piyasaları satış baskısı altında kalırken, ABD 10 yıllık tahvil faizi 27 Mart'ta yüzde 4,4870 seviyesine çıkarak Temmuz 2025'ten bu yana en yüksek seviyesini test etti. Avrupa'da tahvil faizleri son 18 yılın zirvelerinde Avrupa'da artan enerji maliyetlerinin enflasyonist baskıları güçlendireceğine yönelik endişelerle, para piyasalarında Avrupa Merkez Bankasının (ECB) yıl sonuna kadar 3 faiz artırımına gidebileceği fiyatlanmaya başlandı. Devam eden enflasyon kaygıları bölge tahvillerinde satış baskısının sürmesine neden oldu. Bu süreçte Almanya'nın 10 yıllık tahvil faizi yüzde 3,09 ile, Haziran 2011'den, Fransa'nın 10 yıllık tahvil faizi yüzde 3,83 ile Haziran 2009'dan, İngiltere'nin 10 yıllık tahvil faizi de yüzde 4,99 ile Temmuz 2008'den bu tarafa en yüksek seviyesini gördü. Asya'da Çin tahvilleri ayrıştı Asya tarafında enflasyonist baskıların sürdüğü Japonya'da, para politikasının sıkılaşabileceği tahminleri öne çıkıyor. Piyasalarda Japonya Merkez Bankasının (BoJ) nisan ayında faiz artırımına gidebileceği öngörüleri yüzde 70 ihtimalle fiyatlanıyor. Bu süreçte Japonya'nın 10 yıllık tahvil faizi yüzde 2,39'le 1999'dan bu yana en yüksek seviyeyi görürken, Çin'in 10 yıllık tahvil faizleri ise çatışmaların başından itibaren yüzde 1,80 ile yatay seviyesini korudu. Analistler, bu süreçte Çin tahvillerinin ise deflasyon risklerinden dolayı Çin Merkez Bankasının (PBoC) para politikasında sıkılaşmaya gidemeyeceği düşüncesiyle bu ülkelerden ayrıştığını belirtti. FED Başkanı Powell "Temkinli duruş" mesajları verdi ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell dün, Harvard Üniversitesinde "İktisadın İlkeleri" dersinde konuşma yaptığı konuşmada, Orta Doğu'da yaşanan gelişmelerin benzin fiyatlarını etkileyeceğini belirterek, "Ancak politikalarımızın, gelişmelerin seyrini bekleyip görmek için uygun bir konumda olduğunu düşünüyoruz." dedi. Powell, para politikası araçlarının, talep üzerinde etkisi olduğunu ve arz şoklarıyla karşılaşıldığında kısa vadede kayda değer bir etkisi bulunmadığını belirtti. Bir arz şoku meydana geldiğinde, "Buna bir tepki verilmeli mi?" sorusunun gündeme geldiğine işaret eden Powell, enerji şoklarının genellikle oldukça hızlı şekilde ortaya çıkıp kaybolma eğiliminde olduğunu, para politikasının ise uzun ve değişken gecikmelerle işlediğini vurguladı. Powell, para politikasının etkileri hissedilmeye başladığında, petrol fiyatlarındaki şokun muhtemelen çoktan geride kalacağına değinerek, arz şoklarının art arda yaşanmasının zamanla enflasyon beklentilerinin yükselmesine yol açabileceğinin altını çizdi. Bu gelişmelere paralel olarak ABD-İran hattındaki gelişmeler ve bunların küresel ekonomiye olası etkilerinin nisan ayında da piyasalarda ana gündem maddesi olması bekleniyor.

Piyasaların gözü Fed kararında Haber

Piyasaların gözü Fed kararında

Yatırımcılar, Fed’in faiz kararının yanı sıra yayımlanacak "nokta grafiği" ve ekonomik projeksiyonlar üzerinden para politikasının gelecek dönem rotasına dair ipuçlarını takip edecek. Küresel piyasalar jeopolitik risklerin gölgesinde Fed'in para politikası kararlarına odaklandı. Fed'in politika faizini sabit bırakmasına kesin gözüyle bakılırken, Fed Başkanı Powell'ın sözle yönlendirmeleri ve bankanın ekonomiye dair projeksiyonları yakından takip edilecek. Küresel piyasalarda, Ortadoğu'da gerilimin yakın zamanda sona erebileceğine yönelik iyimserliğin etkisiyle toparlanma eğilimi sürerken, bugün ABD Merkez Bankası'nın (Fed) para politikası kararları ve Fed Başkanı Jerome Powell'ın sözle yönlendirmeleri yatırımcıların odağına yerleşti. ABD ve İsrail’in İran'a yönelik saldırıları ve İran'dan gelen misillemelerle Ortadoğu'da tırmanan gerilim, başta petrol arzı olmak üzere küresel ekonomi açısından önemli bir risk unsuru olmayı sürdürüyor. Bölgedeki gerginliklerin kısa sürede sona ereceğine dair iyimserliklerin öne çıkmaya başlamasına karşın, çatışmaların uzun vadede ekonomiler üzerindeki olası etkilerinin boyutu ise belirsizliğini koruyor. Çatışmalarda bazı petrol tesislerinin hedef alınması ve petrol sevkiyatı açısından kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı'nda deniz trafiğinin yavaşlaması, enerji maliyetlerini artırarak küresel enflasyon risklerini yukarı yönlü besliyor. FED'İN SABİT BIRAKMASI KESİN GİBİ: GÖZLER POWELL'IN MESAJLARINDA Enflasyon risklerindeki artış, merkez bankalarının politikalarına ilişkin beklenti oluşumunu zorlaştırırken, gözler Fed'in bu akşam alacağı para politikası kararlarına çevrildi. Para piyasalarındaki fiyatlamalarda, Fed'in politika faizini sabit bırakmasına kesin gözüyle bakılırken, karar sonrası Fed Başkanı Powell'ın sözle yönlendirmeleri ve bankanın ekonomiye dair projeksiyonları yatırımcılar tarafından yakından takip edilecek. Buna ek olarak faiz kararının ardından yayımlanacak "nokta grafiği"nin gelecekte politika adımlarının yönü ve zamanlamasına ilişkin önemli ipuçları sunması bekleniyor. Fed mart ayı faiz kararını Türkiye saati ile 21.00'de kamuoyuna duyuracak.

Powell: Faiz indirimini veriler belirleyecek Haber

Powell: Faiz indirimini veriler belirleyecek

ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell, Jackson Hole Ekonomi Politikası Sempozyumu’nda yaptığı açıklamada, "Para politikası için ayarlama zamanı geldi. Önümüzdeki veriler faiz indirimin hızını ve miktarını belirleyecek." dedi. Toplantıda konuşma yapan ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell şu ifadeleri kullandı: “Para politikası için ayarlama zamanı geldi. Koşullar biraz daha sıkılaşmış durumda. İstihdam piyasasındaki yavaşlama normalleşmeyi gösteriyor. Şu anki faiz seviyesi bize yeteri kadar alanı sağlıyor. İstihdam piyasasında daha büyük bir yavaşlama beklemiyoruz. Önümüzdeki veriler faiz indirimin hızını ve miktarını belirleyecek. Enflasyon önemli ölçüde düştü, artık hedefe çok daha yakınız. Enflasyon beklentileri çıpalanmış durumda, istihdam piyasasında çok fazla bozulma olmayacak. Dezenflasyon süreci sadece enflasyon beklentilerinin çıpalanmasıyla gerçekleşebilir. Talebin tekrardan mallardan hizmet tarafına geldiğini gözlemledik. Şu anda çekirdek enflasyon oranlarına baktığımız zaman 2021’in Nisan ayından Eylül ayına kadar adım adım çekilme olduğunu gözlemledik. Sonrasında yılın ortasında sözel yönlendirmemiz çerçevesinde aşağı geldi. 2022’nin başında manşet enflasyon yüzde 6’nın, çekirdek enflasyon yüzde 5’in üzerindeydi. Tedarik zinciri sıkıntıları oldu. Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı enerji fiyatlarını yükseltti. Çin’deki hala kısıtlamaların olması enflasyonda yükseliş getirdi. Tedarik zincirindeki dar boğazlar ve enerji fiyatlarındaki yükseliş; bunların hepsi 1970’lerden beri görülmemiş şekilde enflasyonu tetikleyici bir rol oynadı. 2 yıl önce enflasyonla mücadele işsizliği artırabilir demiştik. Ayrıca bunun bir noktada resesyona sebep olabileceğini dile getirmiştik. FMOC burada kendi görevlerinden ödün vermedi. Temmuz itibarıyla enflasyon tepe noktasına ulaştı ve işsizlik seviyesinde de karşımıza tarihi düşük seviyelerdeyiz.”

TC Merkez Bankası Faizi sabit tuttu Haber

TC Merkez Bankası Faizi sabit tuttu

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, faiz kararını açıkladı. "Enflasyonda belirgin bir bozulma öngörülürse para politikası sıkılaştırılacak" Merkez Bankası tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: Aylık enflasyonun ana eğilimindeki zayıflama mayıs ayında geçici bir kesintiye uğramıştır. Yakın döneme ilişkin göstergeler yurt içi talebin, halen enflasyonist düzeyde olmakla birlikte, yavaşladığını teyit etmektedir. Hizmet enflasyonundaki yüksek seyir ve katılık, enflasyon beklentileri, jeopolitik riskler ve gıda fiyatları enflasyonist baskıları canlı tutmaktadır. Kurul, enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışlarının öngörüler ile uyumunu yakından takip etmektedir. Parasal sıkılaştırmanın krediler ve iç talep üzerindeki etkileri yakından izlenmektedir. Kurul, parasal sıkılaştırmanın gecikmeli etkilerini de göz önünde bulundurarak politika faizinin sabit tutulmasına karar vermekle birlikte, enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruşunu yinelemiştir. Aylık enflasyonun ana eğiliminde belirgin ve kalıcı bir düşüş sağlanana ve enflasyon beklentileri öngörülen tahmin aralığına yakınsayana kadar sıkı para politikası duruşu sürdürülecektir. Enflasyonda belirgin ve kalıcı bir bozulma öngörülmesi durumunda ise para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır. Para politikasındaki kararlı duruş; yurt içi talepte dengelenme, Türk lirasında reel değerlenme ve enflasyon beklentilerinde düzelme vasıtası ile aylık enflasyonun ana eğilimini düşürecek ve dezenflasyon yılın ikinci yarısında tesis edilecektir. Kredi ve mevduat piyasalarında öngörülenin dışında gelişmeler olması durumunda parasal aktarım mekanizması ilave makroihtiyati adımlarla desteklenecektir. Likidite gelişmeleri yakından izlenmektedir. Sterilizasyon araçları, gerektiğinde çeşitlendirilerek etkin şekilde kullanılacaktır. Kurul, politika kararlarını parasal sıkılaştırmanın gecikmeli etkilerini de dikkate alarak, enflasyonun ana eğilimini geriletecek ve enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirleyecektir. Enflasyon ve enflasyonun ana eğilimine ilişkin göstergeler yakından takip edilecek ve Kurul, fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda elindeki tüm araçları kararlılıkla kullanacaktır. Kurul, kararlarını öngörülebilir, veri odaklı ve şeffaf bir çerçevede alacaktır. Para Politikası Kurulu Toplantı Özeti beş iş günü içinde yayımlanacaktır."

Para politikasında sıkılaşmaya giden merkez bankaları Haber

Para politikasında sıkılaşmaya giden merkez bankaları

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası da son toplantısında faiz yükselterek parasal sıkılaşmada diğer ülkelere katıldı. ABD, Avrupa, Kanada ve Avustralya'nın da aralarında bulunduğu 10 büyük merkez bankası, son bir yıldaki toplantılarının yüzde 86'sında yüksek kalmaya devam eden enflasyona karşı faiz artırdı. Enflasyonun merkez bankalarının hedeflerinin üzerinde ve ısrarcı kalmaya devam etmesi, art arda faiz artış kararlarını getiriyor. TCMB’den parasal sıkılaşma adımı Merkez bankaları, enflasyon hedefine ulaşana kadar sıkılaştırma adımlarının süreceğinin sinyalini veriyor. Para politikasında sıkılaşmaya giden merkez bankaları arasına Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası da (TCMB) katıldı. TCMB, enflasyon görünümünde belirgin iyileşme sağlanana kadar parasal sıkılaştırma döngüsünün süreceğine işaret etti. TCMB, geçen ayki toplantısında, politika faizini 650 baz puan yükselterek parasal sıkılaştırma döngüsünü başlattı ve bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 8,5'ten yüzde 15'e çıkardı. Küresel ekonomi üzerinde baskı unsuru olmaya devam eden yüksek enflasyon karşısında aralarında ABD, Avrupa, Kanada ve Avustralya'nın da bulunduğu 10 büyük merkez bankası, son bir yıldaki 77 toplantısının 66'sında politika faizini yükseltti, 11 toplantıda ise sabit tuttu. ABD ABD Merkez Bankası (Fed), geçen yıl mart ayında başladığı sıkılaştırma adımlarına bu yıl da devam etti. Temmuz 2022'den bu yana gerçekleştirdiği 8 toplantısının 7'sinde faiz artıran Fed, haziran toplantısında ise gelecek verileri ve bunların para politikası üzerindeki etkilerini değerlendirmek için politika faizini yüzde 5-5,25 aralığında sabit bıraktı. Öte yandan, Fed Başkanı Jerome Powell, para politikasına yönelik konuşmalarında, enflasyonu zamanla yüzde 2 hedefine düşürmek için bu yıl bazı ek faiz artışları yapılabileceğinin sinyalini verdi. AVRUPA MERKEZ BANKASI Avrupa Merkez Bankası (ECB), son bir yılda aldığı 8. faiz artırımı kararıyla Avro Bölgesi'nde mayısta yüzde 6,1 olan enflasyonun daha da artmasına tepki verirken, gelecekte daha fazla politika sıkılaştırmasının olabileceğine işaret etti. Hazirandaki son toplantısında politika faizini 25 baz puan yükselten ECB, mevduat faizini yüzde 3,50'ye, refinansman faizini yüzde 4'e ve marjinal fonlama faizini de yüzde 4,25'e çıkardı. Böylece ECB, geçen yıl temmuzdan bu yana yaptığı toplantıların tamamında politika faizini artırmış oldu. İNGİLTERE İngiltere Merkez Bankası (BoE), geçen ay gerçekleştirdiği toplantısında, politika faizini 50 baz puan artırarak yüzde 4,50'den yüzde 5'e yükseltirken, Aralık 2021'den itibaren uyguladığı sıkılaşma adımlarına devam etti. Son bir yılda da 8 toplantısının tümünde faiz artıran BoE, enflasyonist baskıların ısrarcı kalmaya devam etmesi durumunda para politikasında daha fazla sıkılaşma gerekeceğini belirtti. KANADA Kanada Merkez Bankası, haziran ayındaki toplantısında, politika faizini 25 baz puan artırarak son 22 yılın en yüksek seviyesi olan yüzde 4,75'e çıkardı. Banka, böylelikle geçen yıl temmuzdan bu yana gerçekleştirdiği 8 toplantının 6'sında politika faizini yükseltmiş oldu. İSVİÇRE İsviçre Merkez Bankası (SNB), Eylül 2022'deki toplantısında politika faizini 75 baz puan artırarak yüzde 0,50'ye çıkarırken, 8 yıldır süren negatif faiz dönemine son vermişti. Geçen ay da enflasyonist baskının yeniden arttığını vurgulayarak politika faizini 25 baz puan artışla yüzde 1,75'e çıkaran SNB, son bir yılda gerçekleştirdiği 4 toplantıda da politika faizini yükseltmiş oldu. NORVEÇ Norveç Merkez Bankası, geçen yıl temmuzdan beri politika faizi oranında 7 kez artışa giderken, faizi bir kez sabit tuttu. Banka, geçen yıl temmuzda yüzde 1,25 seviyesinde bulunan politika faiz oranını, geçen ayki son toplantısında da 50 baz puan artırarak yüzde 3,75 seviyesine çıkardı. HİNDİSTAN Hindistan Merkez Bankası (RBI), son bir yılda düzenlediği 6 toplantının 4'ünde faiz oranlarını yükseltirken, bu yıl nisan ve haziran aylarındaki son iki toplantısında politika faizini yüzde 6,50'de sabit bıraktı. RBI, geçen yıl ağustos, eylül ve aralık ayları ile bu yılın şubat ayında gerçekleştirdiği toplantılarda politika faizinde artış kararı verdi. AVUSTRALYA Avustralya Merkez Bankası (RBA), geçen ayki toplantısında politika faizini 25 baz puan artırarak yüzde 4,10'a yükseltmesinin ardından bu ayki toplantısında faizi sabit bıraktı. Böylelikle geçen yıl temmuzdan beri 12 toplantı gerçekleştiren RBA, bunların 10'unda politika faizini yükseltti. YENİ ZELANDA Yeni Zelanda Merkez Bankası (RBNZ) son bir yıldaki 7 toplantısının tamamında faiz artışına gitti. RBNZ, mayıstaki son toplantısında, politika faizini 25 baz puan artırarak yüzde 5,50 seviyesine çıkarmıştı. Banka, politika metninde faiz artışlarının sonuna gelindiği mesajını vermişti. GÜNEY KORE Güney Kore Merkez Bankası, geçen yıl temmuzdan itibaren düzenlediği 8 toplantının 5'inde faizi artırdı. Banka, son olarak Ocak 2023'teki toplantısında, faizi 25 baz puan artırarak yüzde 3,50'ye çıkarmasının ardından şubat, nisan ve mayıstaki toplantılarında faiz oranını sabit tuttu. ÇİN VE JAPONYA Çin ve Japonya merkez bankaları ise para politikasında diğer büyük bankalardan ayrışıyor. Çin Merkez Bankası, son bir yılda politika faizinde iki kez indirime giderken, Japonya eksi yüzde 0,10 ile ultra gevşek para politikasını sürdürüyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.