SON DAKİKA
Hava Durumu

#Özbekistan

Ekometre - Özbekistan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Özbekistan haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Türkiye’nin Türk devletleriyle ticareti 72,2 milyar dolara ulaştı Haber

Türkiye’nin Türk devletleriyle ticareti 72,2 milyar dolara ulaştı

Türkiye bu dönemde söz konusu ülkelere 41,6 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirirken, 30,6 milyar dolarlık ithalat yaptı. Böylece dış ticaret fazlası 10,9 milyar dolar oldu. Ticaret 72,2 milyar dolara çıktı Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, Türkiye’nin Türk Devletleri Teşkilatı üyesi Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan ile 2021-2025 dönemindeki toplam ticaret hacmi 72,2 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bu dönemde dört ülkeye yapılan toplam ihracat 41,6 milyar dolar olurken, ithalat 30,6 milyar dolarda kaldı. Türkiye 10,9 milyar dolar fazla verdi Türkiye’nin söz konusu ülkelerle ticaretinde ihracatın ithalatı aşması dikkat çekti. 2021-2025 döneminde Türkiye’nin toplam ihracatı 41,6 milyar dolar, ithalatı ise 30,6 milyar dolar oldu. Böylece Türkiye, dört ülkeyle ticaretinde 10,9 milyar dolarlık dış ticaret fazlası verdi. İhracat 4,8 milyar dolar oldu Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerine göre, bu yılın ilk 9 ayında Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan’a yapılan toplam ihracat 4,8 milyar dolar olarak gerçekleşti. Türkiye’nin bölge ülkeleriyle ekonomik ilişkileri ticaretin yanı sıra yatırım, ulaştırma, enerji, teknoloji ve dijital ticaret alanlarında da gelişiyor. En fazla ihracat Azerbaycan’a Türkiye’nin 2021-2025 döneminde dört ülke arasında en fazla ihracat yaptığı ülke Azerbaycan oldu. Bu dönemde Azerbaycan’a 13,7 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirildi. Azerbaycan’ı 12,4 milyar dolarla Kazakistan, 9,9 milyar dolarla Özbekistan ve 5,6 milyar dolarla Kırgızistan izledi. İthalatta Kazakistan önde Türkiye’nin söz konusu ülkelerden gerçekleştirdiği ithalatta ilk sırayı Kazakistan aldı. 2021-2025 döneminde Kazakistan’dan 16,7 milyar dolarlık ithalat yapıldı. Özbekistan’dan 6,9 milyar dolar, Azerbaycan’dan 6,2 milyar dolar ve Kırgızistan’dan 951,9 milyon dolarlık ithalat gerçekleştirildi. TDT 2009’da kuruldu Türk Devletleri Teşkilatı, Türk dünyasındaki ülkeler arasında işbirliğini geliştirmek amacıyla 3 Ekim 2009’da “Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi” adıyla kuruldu. Teşkilat, 2021 yılında Türk Devletleri Teşkilatı adını aldı. Üye ülkeler arasındaki siyasi, ekonomik, kültürel ve toplumsal işbirliğinin geliştirilmesi hedefleniyor. Orta Koridor öne çıkıyor TDT’nin hedefleri arasında üye ülkeler arasında emtia, sermaye, hizmet, teknoloji ve insan kaynaklarının serbest dolaşımının kademeli olarak sağlanması bulunuyor. Orta Koridor’un daha hızlı, güvenli ve ekonomik bir lojistik güzergaha dönüştürülmesi de teşkilatın öncelikleri arasında yer alıyor. Yenilenebilir enerji, akıllı şebeke teknolojileri ve ortak yatırımlar da işbirliği alanları arasında bulunuyor. Azerbaycan ile ticaret güçleniyor Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ekonomik işbirliği enerji, ulaştırma, savunma, teknoloji ve medya gibi farklı alanlara yayılıyor. Bakü-Tiflis-Kars Demir Yolu Hattı da iki ülke arasındaki ulaştırma bağlantılarının önemli unsurlarından biri olarak öne çıkıyor. Kazakistan ile yeni alanlar Türkiye ve Kazakistan arasındaki ekonomik ilişkiler özellikle Orta Koridor üzerinden gelişiyor. İki ülke arasındaki işbirliği yapay zeka, inovasyon, uzay faaliyetleri ve madencilik gibi alanlarda da genişliyor. Kırgızistan ve Özbekistan Türkiye’nin Kırgızistan ve Özbekistan ile ekonomik ilişkilerinde ulaştırma, enerji, madencilik, dijital ticaret ve yatırımlar öne çıkıyor. Orta Koridor’un geliştirilmesiyle birlikte Türkiye’nin Orta Asya ülkeleriyle ticari bağlantılarının daha da genişletilmesi hedefleniyor.

Türkiye’nin ilave 1 milyon işgücüne ihtiyacı var Haber

Türkiye’nin ilave 1 milyon işgücüne ihtiyacı var

Raporda, özellikle Suriye’den geri dönüşlerin oluşturacağı işgücü açığının, Türk Cumhuriyetleri başta olmak üzere Türk soylu topluluklardan sağlanacak kontrollü göç politikaları ile dengelenebileceği ifade edildi. Konya Ticaret Odası Başkanı Selçuk Öztürk, raporun Türkiye’nin ekonomik geleceğine ışık tuttuğunu belirterek, işgücü planlamasında stratejik ve sürdürülebilir bir yaklaşımın önemine dikkat çekti. Konya Ticaret Odası Stratejik Araştırmalar Merkezi (KOSAM), Türkiye’nin iş gücü piyasasındaki yapısal dinamikleri ve demografik dönüşüm sürecini kapsamlı şekilde ele alan “Bir Milyon Soydaş Göçmen İşgücünün Türkiye’ye Sosyo-Ekonomik Etkileri” başlıklı raporunu kamuoyuyla paylaştı. Rapor, küresel ölçekte derinleşen nitelikli iş gücü rekabeti karşısında Türkiye’nin, kültürel ve dilsel bağlara sahip Türk soylu göçmen potansiyelini nasıl değerlendirmesi gerektiğine ilişkin somut politika önerileri sunuyor. Konya Ticaret Odası Başkanı Selçuk Öztürk, rapora ilişkin değerlendirmesinde göç konusunun artık yalnızca sosyal bir mesele değil, aynı zamanda ekonomik güvenlik ve sürdürülebilir kalkınma açısından stratejik bir alan haline geldiğini vurguladı. Öztürk, küresel iş gücü rekabetinin yeni bir döneme girdiğini belirterek, gelişmiş ülkelerin yaşlanan nüfus ve düşen doğurganlık oranları nedeniyle ciddi iş gücü açıklarıyla karşı karşıya olduğunu ifade ederek, “OECD verilerine göre İtalya 2028’e kadar 500 bin, Almanya ise 2035’e kadar 7 milyon vasıflı işçiye ihtiyaç duyarken; Türkiye de benzer demografik risklerle karşı karşıyadır. Sanayi, tarım, hizmet ve teknoloji sektörlerinde artan iş gücü ihtiyacı, bizi daha planlı, şeffaf ve stratejik bir göç yönetimine yöneltmek zorundadır” dedi. Bu sürecin kısa vadeli çözümlerle yönetilemeyeceğini vurgulayan Öztürk, göç ve iş gücü politikalarının uzun vadeli kalkınma vizyonunun ayrılmaz bir parçası olması gerektiğini ifade etti. Raporda öne çıkan önemli başlıklardan birinin Türk Cumhuriyetlerinden gelen iş gücü potansiyeli olduğunu belirten Öztürk, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan gibi ülkelerden gelen iş gücünün Türkiye açısından stratejik bir fırsat sunduğunu söyledi. Öztürk, “Dil birliği, kültürel yakınlık ve tarihsel bağlar, entegrasyon sürecini hızlandıran en önemli unsurlardır. Bu durum hem toplumsal kabulü artırmakta hem de kayıtlı istihdamın önünü açmaktadır. Türk soylu göçmenlere yönelik toplumsal tepkinin düşük olması ve uyum sürecinin daha sağlıklı ilerlemesi, Türkiye açısından önemli bir avantajdır” değerlendirmesinde bulundu. KOSAM raporunun yalnızca bir durum tespiti değil, aynı zamanda uygulanabilir bir yol haritası sunduğunu ifade eden Öztürk, politika önerilerini şu şekilde değerlendirdi: “Türk soylu göçmenler için Avrupa’daki Mavi Kart uygulamasına benzer şekilde ‘Türk Soylu Kart Modeli’ oluşturulmalı, ikamet ve çalışma izinleri bu sistem üzerinden düzenlenmelidir. Başvurularda eğitim, mesleki yeterlilik ve dil seviyesi gibi kriterlere dayalı nitelik odaklı bir değerlendirme mekanizması kurulmalıdır. Ayrıca işverenler ile göçmen iş gücünü güvenli bir zeminde buluşturacak dijital bir eşleştirme platformu hayata geçirilmelidir. İŞKUR ve ilgili kurumlar iş birliğiyle ihtiyaç temelli mesleki eğitim programları geliştirilmelidir. Türkiye’de belirli bir süre çalışarak üretime katkı sunan ve toplumsal uyum sağlayan Türk soylu bireylere vatandaşlık imkânı tanınması da uzun vadeli nüfus ve iş gücü dinamizmi açısından önemli bir adım olacaktır.” Türkiye’nin ekonomik gücüne de dikkat çeken Selçuk Öztürk, “Ülkemiz 1,60 trilyon doları aşan GSYH büyüklüğüyle Türk dünyasının en büyük ekonomisi konumundadır. Bu gücü sürdürülebilir kılmak için beşerî sermayemizi stratejik ve rasyonel bir göç yönetimiyle desteklemek zorundayız” dedi. Öztürk, bir milyon soydaş göçmen iş gücünün planlı, kademeli ve nitelik temelli biçimde Türkiye ekonomisine kazandırılmasının; sanayinin rekabet gücünü artıracağını, üretim kapasitesini yükselteceğini ve Türkiye’yi küresel ölçekte nitelikli insan kaynağı için bir cazibe merkezi haline getireceğini ifade ederek değerlendirmesini tamamladı.

Anadolu Grubu büyüme ivmesini yılın ilk yarısında da sürdürdü Haber

Anadolu Grubu büyüme ivmesini yılın ilk yarısında da sürdürdü

Orta Asya’dan Çin’e uzanan coğrafyada attığı stratejik adımlarla küresel ayak izini güçlendiren Grup, 2026 yılının ilk yarısında dengeli portföyünün sağladığı dayanıklılıkla güçlü bir finansal performans ortaya koydu. Grup, konsolide satış gelirlerini %4,1, FAVÖK’ünü ise %10,7 artırdı. Grubun ana ortaklık net kârı yıllık bazda %132,2 büyümeyle 3,2 milyar TL olarak gerçekleşti. Anadolu Grubu İcra Başkanı Burak Başarır, “Yılın ilk yarısında büyüme ivmemizi sürdürdük. Dayanıklı iş modelimiz ve güçlü finansal yapımızla Vizyon 2035 hedeflerimize kararlılıkla ilerlerken, tüm paydaşlarımız için değer üretmeye devam ediyoruz” dedi. Anadolu Grubu, 2026 yılının ilk yarısına ilişkin finansal sonuçlarını açıkladı. Grubun satış gelirleri yılın ilk yarısında konsolide bazda yıllık %4,1 artarak 424,9 milyar TL seviyesinde gerçekleşirken FAVÖK %10,7 artışla 39,2 milyar TL oldu. Konsolide net kâr ise %10 artışla 14,5 milyar TL’ye ulaştı. Anadolu Grubu’nun ilk yarıda 3,2 milyar TL olarak gerçekleşen ana ortaklık net kârı yıllık bazda %132,2 büyümeye işaret etti. Enflasyon muhasebesi etkisi hariç tutulduğunda, Grubun konsolide satış gelirleri %37,4 artışla 410,6 milyar TL oldu. FAVÖK ise %43,4 arttı. Anadolu Grubu’nun başlıca operasyonlarına bakıldığında, Meşrubat ve Perakende satış gelirleri ilk yarıda geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre sırasıyla %7,9 ve %4,5; Tarım, Enerji ve Sanayi satış gelirleri %9,7 arttı. “Bu sonuçlar Orta Asya’daki yatırımlara duyduğumuz güveni pekiştirdi” Anadolu Grubu İcra Başkanı Burak Başarır ilk yarıyla ilgili değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “İlk yarı, süregelen jeopolitik belirsizliklerin, devam eden enflasyonist baskıların ve zorlu faaliyet koşullarının damga vurduğu bir dönem oldu. Farklı sektör ve coğrafyalara yayılan dengeli portföyümüzle, bu dalgalı ortamda da dayanıklılığımızı güçlendirdik. Güçlü operasyonel disiplinimiz, etkin maliyet yönetimimiz ve çevik karar alma kabiliyetimiz sayesinde, söz konusu olumsuzluklara rağmen güçlü bir finansal performans sergiledik.” Büyümenin ana itici gücünün Orta Asya olduğuna işaret eden Burak Başarır, “Bu sonuçlar Orta Asya’da gerçekleştirdiğimiz yatırımlara duyduğumuz güveni de pekiştirdi. Pakistan’daki meşrubat operasyonlarımız yılın ikinci çeyreğinde büyümeye katkı sağladı” dedi. “Disiplinli finansal yaklaşımımızla bilançomuzu daha da güçlendirdik” Burak Başarır sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye’de perakende segmenti gelir büyümesini sürdürürken, meşrubat segmentinde kârlılık odaklı bir büyüme performansı yakaladık. Bu sonuçlar; dengeli portföyümüzün, müşteri ve tüketicilerimizle kurduğumuz güçlü ilişkilerin ve ürün karması ile fiyatlama yönetimindeki esnek yaklaşımımızın olumlu finansal ve operasyonel sonuçlara dönüşmeye devam ettiğini gösteriyor. Mevcut faaliyet ortamı; ihtiyatlı bilanço yönetimi, güçlü serbest nakit akışı yaratımı, etkin maliyet kontrolü ve proaktif risk yönetimine dayanan disiplinli finansal yaklaşımımızın önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Bu yaklaşım sayesinde, işlerimize ve uzun vadeli büyümeye yönelik yatırımlarımızı sürdürürken konsolide net borç/FAVÖK oranımızı 2025 yılının ikinci çeyreğindeki 1,5 kattan 2026 yılının ikinci çeyreğinde 1,1 kata indirerek bilançomuzu daha da güçlendirdik.” “Coğrafi ayak izimizi yüksek büyüme potansiyeline sahip pazarlarla genişlettik” Grubun yeni coğrafyalara açılmaya ve ürün portföyünü genişletmeye yönelik atılımlarına da değinen Burak Başarır, “Yılın ilk yarısında, bira segmentinde önemli stratejik adımlar attık. Özbekistan ve Çin’de imzaladığımız fason dolum anlaşmalarıyla coğrafi ayak izimizi yüksek büyüme potansiyeline sahip pazarlarla genişlettik. Geçtiğimiz yıl başlattığımız Mercan Rakı satın alma sürecini Temmuz 2026’da başarıyla tamamladık. Öte yandan, 2025 yılının sonunda satın aldığımız SamAuto’nun entegrasyonu kapsamında Anadolu Isuzu’nun süreçlerini ve kalite standartlarını Özbekistan’daki operasyonlarımıza taşıyoruz. Anadolu Grubu olarak riskleri proaktif biçimde yönetmeye ve yeni fırsatları disiplinli bir yaklaşımla değerlendirmeye devam ediyoruz. Dayanıklı iş modelimiz ve güçlü finansal yapımızla Vizyon 2035 hedeflerimize kararlılıkla ilerlerken, tüm paydaşlarımız için değer üretmeye devam ediyoruz” diye konuştu. “Meşrubatta Orta Asya, uluslararası pazarlardaki büyümenin itici gücü oldu” Anadolu Grubu, Meşrubat grubunda yılın ilk yarısında güçlü hacim büyümesini kârlılık artışı ve nakit yaratımıyla destekleyerek başarılı performansını sürdürdü. Burak Başarır konuyla ilgili, “Pakistan ve Orta Asya operasyonları uluslararası pazarlardaki büyümenin temel itici güçleri olurken, bu güçlü performans Türkiye’deki sınırlı hacim daralmasını fazlasıyla telafi etti. Disiplinli gelir büyümesi ve maliyet yönetimi ile kanal, paket ve ürün karmasında sağlanan iyileşmeler hem Türkiye hem de uluslararası operasyonlarda marj artışını destekleyerek kaliteli büyüme odağımız doğrultusunda güçlü sonuçlar elde etmemizi sağladı” değerlendirmesinde bulundu. Bira grubunda, uluslararası operasyonların güçlü bir performans gösterdiğine dikkat çeken Başarır, “Türkiye’de Nisan’da başlattığımız Efes Ailesi dönüşüm programının sağladığı olumlu ivmeyi güçlendirmeyi hedefliyoruz. Özbekistan ve Çin’deki yeni üretim anlaşmalarımızla uluslararası operasyonlarımızdaki büyüme ve yayılımı destekleyeceğiz” dedi. “Perakende operasyonları büyüme performansını korudu” Burak Başarır, görece zayıf talep ortamına rağmen perakende operasyonlarının büyüme performansını koruduğunu söyledi. Başarır, “Çok kanallı yapımız, başarılı promosyon yönetimimiz ve devam eden mağaza açılışlarımız gelir artışında etkili oldu. Güneş enerjisi ve mağaza içi teknoloji kullanımı başta olmak üzere bir süredir devam ettiğimiz verimlilik yatırımları kârlılığımızı destekledi” diye konuştu. “SamAuto entegrasyonu, farklı coğrafyalara erişimimizi artıracak” Burak Başarır, JV SamAuto satın alımıyla üretim faaliyetlerini Özbekistan’a da taşıyan Anadolu Isuzu’nun, otomotiv segmentindeki gelir büyümesine katkı sağladığını kaydetti. Başarır, “Öte yandan, otomotiv sektörünün genelini etkileyen yüksek rekabet, ihracat hacimlerindeki yavaşlama ve vergi uygulamalarındaki değişikliklerin kârlılık anlamında olumsuz etkisini kendi operasyonlarımızda da gözlemledik. Önümüzdeki dönemlerde SamAuto entegrasyonu, artan ürün portföyü çeşitliliği ve farklı coğrafyalara erişimimizi artırarak finansal ve operasyonel performansımızı destekleyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Aksa Enerji den, Özbekistan a enerji santrali yatırımı Haber

Aksa Enerji den, Özbekistan a enerji santrali yatırımı

Özbekistan’ın en büyük Türk enerji yatırımcısı olan Aksa Enerji, ülkenin Talimercan şehrinde 430 MW kurulu güçte bir doğal gaz kombine çevrim santrali kurulması ve işletilmesini içeren yeni bir anlaşma imzalayarak ülkedeki kurulu gücünü 1,170 MW seviyesine çıkarmak için önemli bir adım attı. Aksa Enerji, Orta Asya’nın en önemli ekonomileri arasında yer alan Özbekistan’ın Talimercan şehrine 430 MW kurulu güçte bir doğal gaz kombine çevrim santrali yatırımı için ülkenin Enerji Bakanlığı’na bağlı NEGU (National Electric Grid of Uzbekistan) ile ABD doları bazında 25 yıllık anlaşma imzaladı. Ülkenin başkenti Taşkent’teki Yatırım Bakanlığı’nda gerçekleştirilen imza törenine Özbekistan Yatırım, Sanayi ve Ticaret Bakanı Laziz Kudratov ve Aksa Enerji Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Cemil Kazancı katıldı. İmzalanan sözleşme ile 2022 yılının ilk çeyreğinden bu yana Taşkent ve Buhara şehirlerinde 740 MW kurulu güce sahip üç enerji santralinde ticari üretim gerçekleştiren Aksa Enerji, ülkedeki kurulu gücünü kurulum ve işletmesini gerçekleştireceği 430 MW Talimercan santrali ile 1,170 MW seviyesine yükseltmek üzere önemli bir adım attı. Anlaşma kapsamında, 430 MW Talimercan Doğal Gaz Kombine Çevrim Santrali’nde üretilecek elektrik satış fiyatının 25 yıllık ABD doları bazlı garantili kapasite bedeli kapsamında belirlendiği açıklanırken, santralde gerçekleştirilecek elektrik üretimi için ihtiyaç duyulan doğal gazın da Özbekistan hükümeti tarafından temin edileceği belirtildi. Taşkent’te imzalanan yeni anlaşma hakkında konuşan Cemil Kazancı, Özbekistan’ın kadim doğu-batı ticaret koridoruna köprülük yapan bir ülke olduğunu ifade ederek, ülkenin jeostratejik konumunun sunduğu potansiyeli en iyi şekilde değerlendirdiğini belirtti. Özbekistan’ın dünya ortalamasının üzerinde seyreden ekonomik büyümesi ve artan nüfusu ile enerji talebi anlamında Orta Asya’nın parlayan yıldızı niteliğinde olduğunun altını çizen Kazancı, “Aksa Enerji olarak Özbekistan’ın potansiyeline gönülden inandık ve tarihimizin en büyük yurt dışı yatımırımınıTaşkent ve Buhara şehirlerinde 740 MW kurulu güce sahip üç enerji santrallerimizle gerçekleştirdik. Gerek santral kurulum sürecindeki rekabetçi hızımız, gerekse enerji üretiminde taviz vermediğimiz operasyonel mükemmellik ilkemiz, Özbekistan hükümetinin de teveccühleriyle bugün bize 430 MW Talimercan Doğal Gaz Kombine Çevrim Santrali projesinin kapılarını açtı” dedi. Santral kurulumuna inşaat için gerekli izinlerin tahsisinden sonra hızla başlayacaklarını dile getiren Cemil Kazancı, izinlerin tamamlanmasını takiben 430 MW Talimercan Doğal Gaz Kombine Çevrim Santrali’ni 12 ay içerisinde tamamlayarak devreye almayı hedeflediklerini belirtti. Talimercan’a kurulacak olan 430 MW kapasiteli santralin, Özbekistan’ın enerji arz güvenliğinin yanı sıra ülkenin enerji verimliliğine de katkı sunacağını dile getiren Kazancı, projenin aynı zamanda Aksa Enerji’nin varlık portföyündeki döviz bazlı gelirleri çeşitlendirerek “Sürdürülebilir Yüksek Büyüme” stratejisini destekleyeceğini ifade ederek Sözlerine Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev, Özbekistan Yatırım ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Laziz Kudratov ve Özbekistan Enerji Bakanı Jo’rabek Mirzamahmudov’a Aksa Enerji’ye olan güvenlerinden dolayı teşekkür ederek devam eden Kazancı, konuşmasını iki ülke arasındaki ilişkilerin kuvvetlenmesinde her zaman önemli rol oynayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve yatırım süreçlerinde Türk enerji şirketlerinden desteğini esirgemeyen Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’a şükranlarını sunarak sonlandırdı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.