SON DAKİKA
Hava Durumu

#Ovp

Ekometre - Ovp haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ovp haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Yeni OVP açıklandı: Enflasyon hedefi yükseldi Haber

Yeni OVP açıklandı: Enflasyon hedefi yükseldi

Büyüme beklentisi ise yüzde 3,3’e çekildi. Hükümet, enflasyonun 2027’de yüzde 21’e, 2028’de yüzde 13,5’e ve 2029’da yüzde 9’a gerilemesini hedefliyor. Türkiye ekonomisinin gelecek üç yılına ilişkin hedefleri içeren yeni Orta Vadeli Program (OVP) Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından açıklandı. Programda büyüme ve enflasyon hedeflerinde önemli değişikliklere gidildi. 2026 yılı büyüme tahmini yüzde 3,3 olarak belirlenirken, yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 28,4’e yükseltildi. Hükümet, büyümenin 2027’de yüzde 4,2’ye, 2028’de yüzde 4,6’ya ve 2029’da yüzde 5’e ulaşmasını öngörürken, enflasyonun aynı yıllarda sırasıyla yüzde 21, yüzde 13,5 ve yüzde 9 seviyelerine gerilemesini hedefliyor. Enflasyon tahmini 12 puan yükseldi 2026-2028 dönemini kapsayan önceki OVP’de yıl sonu enflasyon tahmini yüzde 16 olarak belirlenmişti. Yeni programda 2026 yılı için bu tahmin yüzde 28,4’e çıkarıldı. Böylece enflasyon beklentisi bir önceki programa göre 12,4 puan yükselmiş oldu. Cevdet Yılmaz, küresel ekonomik görünümdeki değişimlerin ve jeopolitik gelişmelerin yeni programın hazırlanmasında etkili olduğunu belirtti. Yılmaz, dünya ekonomisinin ekonomik ve teknolojik gelişmelerin iç içe geçtiği, öngörülebilirliğin azaldığı bir dönemden geçtiğini ifade ederek, bölgedeki savaşların da ekonomik dengeler üzerindeki etkisine dikkat çekti. 2026 büyüme beklentisi yüzde 3,3 Yılmaz, 2026 yılı büyüme tahminini yüzde 3,3 olarak güncellediklerini açıkladı. Sanayi büyümesi beklentisinin de yüzde 2,3’e indirildiğini belirten Yılmaz, buna karşın büyümenin sonraki yıllarda kademeli olarak güçlenmesini beklediklerini söyledi. Buna göre büyümenin 2027’de yüzde 4,2, 2028’de yüzde 4,6 ve 2029’da yüzde 5 seviyesine ulaşması öngörülüyor. Yılmaz, ihracatçıların zorlu dış talep koşullarına rağmen 2026 yılında başarılı bir performans gösterdiğini belirtti. Jeopolitik risklerdeki artışın da ekonomi üzerinde önemli etkiler yarattığını ifade eden Yılmaz, enerji ithalatı beklentisinin 63 milyar dolardan 71 milyar dolara çıkarılmasında bu gelişmelerin etkili olduğunu söyledi. “Enflasyon kontrolden çıkabilirdi” Programın soru-cevap bölümünde konuşan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ise enflasyon hedeflerindeki sapmaya ilişkin özeleştiri yaptı. Şimşek, mevcut ekonomik koşullarda enflasyonun yalnızca düşmemekle kalmayıp kontrolden çıkabileceğini, ancak bunun gerçekleşmediğini belirtti. Başlangıçta belirlenen hedeflerin iddialı olduğunu ifade eden Şimşek, “Biz ataleti muhtemelen düşük ölçtük. Açık konuşalım burada.” değerlendirmesinde bulundu. Enflasyonun 2029’da tek haneye inmesi hedefleniyor Yeni OVP’de hükümetin enflasyonla mücadelede kademeli düşüş hedefi korunuyor. 2026 sonunda yüzde 28,4 olması beklenen enflasyonun 2027’de yüzde 21’e, 2028’de yüzde 13,5’e ve 2029’da yüzde 9’a gerilemesi hedefleniyor. Yılmaz, mayıs 2024’te yüzde 75,5 seviyesine yükselen enflasyonun uygulanan politikalarla belirgin bir düşüş eğilimine girdiğini söyledi. Ancak savaş koşullarının oluşturduğu arz yönlü baskılar nedeniyle düşüş eğiliminin geçici olarak yataylaştığını belirten Yılmaz, Merkez Bankası hesaplamalarına göre savaşın enflasyon üzerindeki doğrudan ve dolaylı etkisinin yaklaşık 7 puan olduğunu aktardı. Milli gelir 1,8 trilyon doları aşacak OVP kapsamında Türkiye ekonomisinin büyüklüğüne ilişkin hedefler de açıklandı. Yılmaz, 2026 sonunda milli gelirin Cumhuriyet tarihinde ilk kez 1,8 trilyon doları aşmasının beklendiğini belirtti. Kişi başına milli gelirin de ilk kez 20 bin doları geçmesinin öngörüldüğünü söyledi. Program döneminde yaklaşık 2,1 milyon ilave istihdam oluşturulması ve daha fazla kişinin işgücüne katılması hedefleniyor. Program sonunda milli gelirin 2,2 trilyon doların üzerine, mal ve hizmet ihracatının ise 450 milyar dolara çıkarılması amaçlanıyor. TL mevduatın payı yüzde 61,5’e yükseldi Yılmaz, uygulanan ekonomi politikalarının Türk lirasına güveni artırdığını savundu. TL mevduatının toplam mevduat içerisindeki payının yüzde 31,6’dan 28 Ağustos itibarıyla yüzde 61,5’e yükseldiğini belirten Yılmaz, bu gelişmenin uygulanan politikaların sonuç verdiğinin göstergelerinden biri olduğunu ifade etti. Bütçe açığının da kademeli olarak düşürülmesi hedefleniyor. 2026 yılı için daha önce yüzde 3,5 olarak öngörülen bütçe açığının alınan tedbirlerle yüzde 3,1 seviyesinde gerçekleşmesi bekleniyor. Sosyal konut yatırımları artırılacak Yeni programda konut politikası da öncelikli alanlar arasında yer aldı. Yılmaz, dar ve orta gelirli vatandaşların konuta erişimini kolaylaştırmak amacıyla sosyal konut yatırımlarının yüzde 150 artırılacağını açıkladı. Ekonomik güvenlik ve dayanıklılığın da programın temel unsurlarından biri olduğunu belirten Yılmaz, kritik alanlarda dışa bağımlılığın azaltılmasını ve ekonominin dış şoklara karşı direncinin güçlendirilmesini hedeflediklerini söyledi. Yılmaz’dan seçim açıklaması Cevdet Yılmaz, OVP’nin hazırlanmasında seçim takvimine ilişkin herhangi bir spekülatif varsayım yapılmadığını söyledi. Yılmaz, programın seçimlerin zamanında yapılacağı varsayımıyla hazırlandığını belirterek, 2028 baharı veya yazına doğru bir seçim öngördüklerini ifade etti. Seçimin daha erken bir tarihe alınmasının ise Meclis’in takdirinde olduğunu belirten Yılmaz, şimdiden farklı bir varsayım üzerinden hareket etmenin doğru olmayacağını söyledi. İş dünyası OVP’yi nasıl değerlendirdi? İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç, yeni OVP’de üretim ve ihracatın yanı sıra küresel yatırımların ve yeteneklerin teşvik edilmesine yönelik düzenlemelere kapsamlı biçimde yer verilmesini olumlu karşıladıklarını belirtti. Avdagiç, dezenflasyon programının kararlı biçimde uygulanmasının ve oluşacak alanın kademeli faiz normalizasyonuna dönüştürülmesinin önemine dikkat çekti. Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Mustafa Gültepe ise yeni programın küresel belirsizlikleri ve mevcut ekonomik koşulları dikkate alan daha temkinli bir çerçeve sunduğunu ifade etti. Gültepe, imalat sanayisinin üretim ve ihracat kapasitesinin korunmasına verilen önemi vurgularken, finansman, işletme sermayesi ve emek yoğun sektörlere yönelik desteklerin somutlaştırılmasını olumlu değerlendirdi. Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu Başkanı Nail Olpak da OVP’yi Türkiye ekonomisinin gelecek üç yıllık yol haritasını ortaya koyması ve iş dünyasının planlamalarına rehberlik etmesi açısından önemli bulduklarını belirtti. İstanbul Ticaret Borsası Başkanı Ali Kopuz ise fiyat istikrarı, büyüme, yatırım ve ihracatı güçlendirmeye yönelik hedeflerin önemine dikkat çekti. Kopuz, seçici finansman imkanlarının yatırım yapan, ihracat gerçekleştiren, istihdam sağlayan ve katma değer üreten işletmelere yönlendirilmesinin üretim kapasitesini ve rekabet gücünü artıracağını ifade etti. YENİ Parti’den OVP’ye sert eleştiri YENİ Parti Kayseri Milletvekili Aşkın Genç ise yeni OVP’yi önceki programlarla karşılaştırarak hükümetin hedeflerinde ciddi sapmalar yaşandığını savundu. Genç, 2023’te açıklanan hedefler gerçekleşseydi, o yıl sonunda 100 lira olan bir mal sepetinin 2026 sonunda yaklaşık 166 liraya çıkacağını, gerçekleşmeler ve yeni OVP tahmini dikkate alındığında ise aynı sepetin yaklaşık 243 liraya ulaştığını belirtti. Genç, “OVP artık ekonominin önünü göstermiyor, gerçekleşmelerin arkasından hedef değiştiriyor” değerlendirmesinde bulundu. “Enflasyon hedefi 8,5’ten 28,4’e çıktı” Genç, 2026 yılı enflasyon hedefinin son üç yılda sürekli yukarı yönlü revize edildiğine dikkat çekti. 2023’te yüzde 8,5 olarak açıklanan 2026 enflasyon hedefinin 2024’te yüzde 9,7’ye, 2025’te yüzde 16’ya ve yeni programda yüzde 28,4’e yükseldiğini belirten Genç, üç yıl içerisinde tahminin yaklaşık 3,3 katına çıktığını söyledi. Genç, yalnızca son bir yıldaki artışın 12,4 puan olduğunu ve bunun yüzde 77,5’lik yükselişe karşılık geldiğini ifade etti. Büyüme hedefi de aşağı çekildi Genç, enflasyon hedefindeki yükselişin yanı sıra büyüme beklentisindeki gerilemeye de dikkat çekti. 2026 yılı için üç yıl önce yüzde 5 olarak açıklanan büyüme hedefinin yeni OVP’de yüzde 3,3’e indirildiğini belirten Genç, “Üç yılda daha yüksek enflasyon, daha düşük büyüme tablosuyla karşı karşıyayız” dedi. Genç ayrıca, geçen yılki OVP’de 2027 yılı için yüzde 9 olarak öngörülen enflasyonun yeni programda yüzde 21’e çıkarıldığını, tek haneli enflasyon hedefinin ise 2027’den 2029’a ötelenmiş olduğunu belirtti. 2024 yılında açıklanan OVP’de 2027 enflasyonunun yüzde 7 olarak öngörüldüğünü hatırlatan Genç, yeni hedeflerin önceki programlarla arasındaki farkın ekonomik beklentiler açısından önemli bir sapmaya işaret ettiğini savundu.

Şimşek: Türkiye ekonomisi yüzde 2,3 büyüdü Haber

Şimşek: Türkiye ekonomisi yüzde 2,3 büyüdü

Türkiye ekonomisi, 2026’nın ikinci çeyreğinde zorlu küresel ve jeopolitik koşullara rağmen büyümesini sürdürdü. Ekonomi, bir önceki çeyreğe göre yüzde 1,1, geçen yılın aynı dönemine göre ise yüzde 2,3 büyürken, yıllıklandırılmış milli gelir 1,7 trilyon doların üzerine çıktı. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, büyüme verilerini değerlendirirken ekonominin iç ve dış talebin desteğiyle dengeli bir görünüm sergilediğini belirtti. Sanayi ve tarımdan büyümeye güçlü katkı İkinci çeyrekte büyümeye sektörlerden de önemli katkılar geldi. Şimşek’in verdiği bilgilere göre sanayi katma değeri yıllık bazda yüzde 2,4 arttı. Bu performansta teknoloji yoğun sektörlerdeki olumlu görünüm etkili oldu. Tarım sektöründe ise büyüme yüzde 13,3 olarak gerçekleşti. Özel tüketim yüzde 3,5, yatırımlar yüzde 0,6 büyürken net dış talep de büyümeye pozitif katkı sağladı. Böylece ikinci çeyrekte büyümenin hem iç hem de dış talep tarafından desteklendiği bir yapı oluştu. Cari açık 38,9 milyar dolara yükseldi Jeopolitik gelişmelerin Türkiye’nin ticaret ortakları üzerindeki etkisi ve özellikle enerji başta olmak üzere emtia fiyatlarındaki yükseliş cari denge üzerinde baskı oluşturdu. Şimşek, yıllıklandırılmış cari açığın ikinci çeyrekte 38,9 milyar dolar olduğunu açıkladı. Cari açığın milli gelire oranı ise yüzde 2,3 seviyesinde gerçekleşti. Şimşek, söz konusu oranın sürdürülebilir seviyelerde bulunduğunu belirtti. Bütçe performansı olumlu seyrini korudu Şimşek, kayıt dışılıkla mücadele, vergide adaletin güçlendirilmesi ve harcama disiplininin mali alan oluşturduğunu ifade etti. Küresel fiyat şoklarının vatandaşlar üzerindeki etkisini sınırlamak ve dezenflasyon sürecini desteklemek amacıyla eşel mobil uygulaması kapsamında önemli miktarda vergi gelirinden vazgeçilmesine rağmen bütçe performansının olumlu seyrini koruduğunu söyledi. Dış borcun milli gelire oranı yüzde 31,6 Türkiye’nin dış borç göstergelerinde de ikinci çeyrekte önemli bir değişim yaşanmadı. Şimşek, brüt dış borç stokunun milli gelire oranının yüzde 31,6 seviyesinde yatay seyrettiğini belirtti. Türkiye’nin toplam borcunun milli gelire oranının ise yüzde 91 olduğunu ifade eden Şimşek, bu oranın gelişmekte olan ülkeler ortalaması olan yüzde 229’un ve dünya ortalaması olan yüzde 306’nın oldukça altında bulunduğuna dikkat çekti. Şimşek: Ekonominin şoklara karşı direnci artıyor Şimşek, ekonomide güçlenen makroekonomik temellerin dış şoklara karşı dayanıklılığı artırdığını vurguladı. Dezenflasyon sürecindeki ilerleme ve küresel koşulların daha destekleyici hale gelmesiyle birlikte büyümenin önümüzdeki dönemde kademeli olarak artmasını beklediklerini söyledi. Yeni OVP büyüme hedeflerine odaklanacak Ekonomi yönetiminin bir sonraki önemli gündem maddelerinden biri 2027-2029 dönemini kapsayacak Orta Vadeli Program olacak. Şimşek, yeni OVP ile fiyat istikrarının sağlanmasının yanı sıra teknolojik dönüşüm ve verimlilik artışı yoluyla Türkiye’nin büyüme potansiyelinin güçlendirilmesinin hedeflendiğini belirtti. Programın aynı zamanda kalıcı refah artışını destekleyecek bir yol haritası ortaya koyacağını ifade eden Şimşek, ekonomi politikalarının temel hedefinin dezenflasyon sürecini sürdürürken büyüme potansiyelini daha sağlam bir zemine taşımak olduğunu vurguladı.

İTO’dan yeni OVP için üretim çağrısı Haber

İTO’dan yeni OVP için üretim çağrısı

Avdagiç, yeni OVP için finansman, kur, vergi ve sosyal güvenlik yükleri ile ithalat politikalarını kapsayan 5 maddelik öneri sundu. İTO Başkanı Şekib Avdagiç, İTO’nun ağustos ayı Meclis Toplantısı’nda Türkiye ekonomisinin gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sıkı para politikasının enflasyonla mücadelede önemli bir dengeleme sağladığını belirten Avdagiç, yüksek faiz ve finansman maliyetlerinin özellikle üretici firmalar ve KOBİ’ler üzerindeki baskısına dikkat çekti. Avdagiç, eylül ayında güncellenmesi beklenen OVP’de para politikasının yanında, dezenflasyon sürecine zarar vermeyecek şekilde “hedefli bir üretim koruma politikası” geliştirilmesini önerdi. “Türkiye’nin yeni ekonomik politikası, enflasyonu düşürmek ile üretimi korumak arasında bir tercih yapmak arasında sıkışamaz” diyen Avdagiç, üretim kapasitesini, ihracatı ve yatırımları koruyacak seçici ve hedefli finansman mekanizmalarına ihtiyaç bulunduğunu ifade etti. Üretim ve ihracata yönelik 5 maddelik öneri Avdagiç, yeni OVP kapsamında reel sektörün finansmana erişimini güçlendirmek amacıyla beş başlıkta politika önerisi sundu. 1. Uzun vadeli finansman güçlendirilmeli İhracatçı ve üretici firmalar için uzun vadeli, sürdürülebilir ve öngörülebilir finansman kanallarının güçlendirilmesi gerektiğini belirten Avdagiç, Eximbank ve benzeri mekanizmaların yalnızca mevcut ihracatçılara değil, ihracat potansiyeli taşıyan üreticilere de açılmasını istedi. İşletme sermayesi ve yatırım kredilerinde üretim ve ihracat performansının dikkate alınması gerektiğini kaydetti. 2. Yatırım ve işletme kredileri ayrıştırılmalı Avdagiç, yatırım kredileri ile işletme sermayesi kredilerinin birbirinden ayrılması gerektiğini belirterek, teknoloji yatırımı yapan, ihracat kapasitesi oluşturan ve ithal girdiyi azaltan yatırımlar için daha uzun vadeli ve düşük maliyetli finansman kanalları oluşturulmasını önerdi. 3. Kur ve ihracatçı arasındaki maliyet dengesi korunmalı İhracatçıların artan maliyet baskısıyla karşı karşıya kaldığını belirten Avdagiç, kurun ihracatçının maliyet artışlarını karşılayabilecek şekilde dengelenmesine yönelik mekanizmaların güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Bu kapsamda döviz dönüşüm desteğinin sembolik olmaktan çıkarılarak daha etkin hale getirilmesini isteyen Avdagiç, enflasyon ile kur arasındaki farkın ihracatçı üzerindeki baskıyı artırmasının önüne geçilmesi gerektiğini ifade etti. 4. Üretim ve istihdama yönelik seçici destek sağlanmalı Üretim yapan ve istihdam sağlayan firmaların vergi ve sosyal güvenlik yükleri konusunda seçici düzenlemelerin gündeme alınmasını isteyen Avdagiç, özellikle yüksek istihdam ve ihracat sağlayan sektörlerde maliyet artışlarının istihdam kaybına dönüşmesini önleyecek mekanizmalar geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. 5. İthalat politikası sanayi politikasıyla birlikte ele alınmalı Avdagiç, ithalat politikasının yalnızca korumacı reflekslerle değil, sanayi politikası perspektifiyle ele alınması gerektiğini söyledi. Türkiye’nin üretmediği kritik girdilerde maliyetleri düşürecek bir gümrük rejiminin uygulanması, yerli üretim kapasitesinin bulunduğu alanlarda ise haksız rekabetin önlenmesi gerektiğini belirtti. “Üretim tabanının korunması gerekiyor” Sıkı para politikasının enflasyonun düşürülmesi açısından önemli olduğunu ancak bunun üretim tarafındaki maliyetinin giderek daha görünür hale geldiğini belirten Avdagiç, yüksek faizlerin işletme sermayesi maliyetlerini artırdığını, özellikle KOBİ’lerin finansmana erişim sorunlarının sürdüğünü söyledi. Avdagiç, “Geldiğimiz noktada temel sorun, dezenflasyonun kendisi değil, dezenflasyonun üretim kapasitesi üzerindeki maliyetinin giderek artmasıdır” değerlendirmesinde bulundu. Üretim tabanının korunması gerektiğini vurgulayan Avdagiç, ihracatın sürdürülebilirliğinin yalnızca dış talebe değil, Türkiye’deki üretim kapasitesine ve bu kapasitenin maliyet ve finansman koşullarına da bağlı olduğunu ifade etti. “Emek yoğun sektörlerde kapasite kaybına izin verilmemeli” Tekstil, hazır giyim, mobilya, metal ve makine gibi emek yoğun sektörlerde yüksek finansman maliyetlerinin firmaların fiyat rekabetçiliğini zorladığını belirten Avdagiç, bu alanlarda kapasite kaybının önlenmesi gerektiğini söyledi. Avdagiç, kısa vadede dezenflasyonun korunmasının, orta ve uzun vadede ise üretim kapasitesi ile ihracat rekabetçiliğinin sürdürülebilmesinin birlikte ele alınması gerektiğini kaydetti. “Türkiye bunu başarabilecek güce sahip” Türkiye’nin enflasyonla mücadele ile üretimin korunması arasında bir tercih yapmak zorunda olmadığını belirten Avdagiç, seçici, hedefli ve etkili politika araçları geliştirilmesi gerektiğini ifade etti. Türkiye’nin ekonomik birikimi ve kapasitesiyle kendi çıkış yolunu oluşturabileceğini söyleyen Avdagiç, iş dünyası olarak hükümetin beklentileri karşılayacak adımları hızlandıracağına inandıklarını belirtti. Avdagiç’ten “Terörsüz Türkiye” mesajı İTO Başkanı Avdagiç, konuşmasında “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin değerlendirmelerde de bulundu. Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’nin siyasi partilerin geniş mutabakatıyla yasalaşmasını değerlendiren Avdagiç, sürecin Türkiye için yeni bir dönemin kapılarını araladığını söyledi. Avdagiç, iş dünyası olarak sürecin milli birlik ve ekonomik kalkınmaya olumlu katkı sağlamasını temenni ettiklerini belirterek, yasada af düzenlemesine yer verilmemesini ve eli kana bulaşmış kişilerin kapsam dışında tutulmasını önemsediklerini ifade etti. Türkiye’nin 40 yılı aşkın süredir terörle mücadele ettiğini belirten Avdagiç, bundan sonraki dönemde ülkenin üretim ve kalkınma gündeminin daha güçlü şekilde öne çıkacağına inandıklarını söyledi. İstanbul Ticaret Üniversitesi’nde veri bilimi bölümü açıldı Avdagiç ayrıca İstanbul Ticaret Üniversitesi’nde Veri Bilimi ve Analitiği Bölümünün açıldığını duyurdu. İş dünyasının dijital dönüşüm ve veri odaklı karar alma süreçlerine uyum sağlaması için çalışmalar yürüttüklerini belirten Avdagiç, üniversitenin dijital dönüşüm alanındaki insan kaynağı ihtiyacına yönelik olarak 2026-2027 akademik yılında Veri Bilimi ve Analitiği Bölümü’ne ilk kez öğrenci kabul edeceğini açıkladı.

Yılmaz:  2026’da enflasyon yüzde 20’nin altında olacak Haber

Yılmaz: 2026’da enflasyon yüzde 20’nin altında olacak

Yılmaz, yıl sonu için yüzde 30 civarında bir enflasyon beklentisi açıkladı. Yılmaz, 2026’da bu oranın yüzde 20’nin altına ineceğini, 2027’de ise tek haneli seviyelere ulaşılacağını söyledi. Yılmaz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD ziyaretinin ardından yaptığı değerlendirmede iki ülke arasındaki ekonomik, ticari ve savunma alanlarındaki görüşmelerin verimli geçtiğini belirtti. Türkiye’nin enerji arz güvenliği ve yatırımların çeşitlendirilmesine yönelik politikalarının sürdüğünü vurgulayan Yılmaz, özellikle enflasyonla mücadeleye odaklandıklarını ifade etti. Enflasyonda kademeli gerileme hedefi Yılmaz, “Son dönemde gıda ve eğitim alanındaki fiyat artışları beklentileri yukarı çekmiş olsa da yıl sonu için enflasyon tahminimiz yüzde 30’lar civarında. 2026’da yüzde 20’nin altında, 2027’de ise tek haneli bir enflasyon öngörüyoruz” dedi. Orta Vadeli Program (OVP) çerçevesinde 2023’te yüzde 65 olan yıllık enflasyonun 2024’te yüzde 44’e gerilediği hatırlatılırken, Merkez Bankası’nın tahmin aralığına paralel olarak yıl sonunda 24-29 bandının hedeflendiği ancak bazı kalemlerdeki artışların bu oranı bir miktar yukarı çekebileceği değerlendiriliyor. OVP ile sürdürülebilir büyüme ve fiyat istikrarı OVP’nin odak noktası, fiyat istikrarı ve sosyal refah. Program, büyüme ve istihdamı korurken enflasyonu düşürmeyi amaçlıyor. Yılmaz, “Enflasyonu düşürelim ki kalıcı sosyal refah üretmiş olalım” diyerek kısa vadeli ücret artışlarının kalıcı çözüm olmadığını vurguladı. Ekonomide tarihi eşik: yüksek gelir grubuna geçiş OVP hedeflerine göre Türkiye’nin ekonomik büyüklüğü 2025 sonunda 1,5 trilyon doları aşacak. Dünya Bankası’nın Atlas yöntemiyle yapılan sınıflandırmasına göre Türkiye, ilk kez üst orta gelirli ülkeler grubundan yüksek gelirli ülkeler kategorisine geçmeye hazırlanıyor. 2002’de 238 milyar dolar milli gelir ve 3.600 dolar kişi başına gelir seviyesinden bugün AB ortalamasının yüzde 70’ine ulaşan Türkiye, son 22 yılda yıllık ortalama yüzde 5,4 büyüyerek dünya ortalamasının üzerinde performans gösterdi.

Sanayici "OVP'ye inandık ama zarar ettik" dedi Haber

Sanayici "OVP'ye inandık ama zarar ettik" dedi

İş dünyası temsilcileri, kur ve enflasyon hedeflerinden uzaklaşılmasının özellikle ihracatçı sektörler ve bu sektörlere hizmet verenler için ciddi zorluklar oluşturduğuna dikkat çekerken, OVP’nin güvenilir çıpa olmaktan çıktığını dile getiriyor. Geçen yılın eylül ayından açıklanan 2024-26 Orta Vadeli Program’ındaki (OVP) en kritik iki hedef olan enflasyon ve kur tahminindeki sapma iş dünyasına zarar yazdırdı. Maliyet hesabını ve fiyatlamasını OVP’deki yüzde 33’lük enflasyon ve 36,8 TL’lik ortalama dolar kuru hedefine göre yapan reel sektör, “OVP’deki hesap çarşıya uymayınca” ilave maliyetlerle yüzleşmek zorunda kaldı. Zira, geçen yıl açıklanan OVP’de 2024 yılı için öngörülen ortalama dolar kuru 36,8 TL idi, ancak bu yıl için geride kalan 11 ayın ortalama dolar kuru 32,5 TL oldu. Şu anki durumda öngörü ve gerçekleşme farkı yüzde 12 civarında. Yine aynı OVP’de 2024 yılı için öngörülen enflasyon hedefi yüzde 33 idi, ancak gelinen noktada yıllık enflasyonun yüzde 44-45 civarında olması bekleniyor. Buradaki farklılık da yaklaşık 12-13 puan seviyesinde. Yani enflasyon yukarı doğru 12 – 13 puan uzaklaşırken, kur ise yüzde 33’lük enflasyona göre belirlenen değerin yaklaşık yüzde 13 altında kaldı. ÇELİK: Üreten ülke kimliğimizden uzaklaşıyoruz Merve Yiğitcan’a  konuşan iş dünyası temsilcileri, bu durumun özellikle ihracatçı sektörler ve bu sektörlere hizmet verenler için ciddi zorluklar oluşturduğunu söylerken, OVP’deki sapmanın en büyük maliyetinin rekabetçilik kaybı olduğunu vurguluyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Otomotiv İhracatçıları Birliği (OİB) Başkanı Baran Çelik, OVP’deki sapmanın iş dünyasına ilave maliyet getirdiğine dikkat çekerken, “Beklentimiz OVP’de konulan hedeflere geç de olsa ulaşmak. Aksi takdirde üreten ve ihracat ile büyüyen ekonomi ülkesi kimliğimizden uzaklaşmaktan kurtulamayacağız” ifadelerini kullandı. FAYAT: İnandık ama zarar ettik TOBB Hazır Giyim ve Konfeksiyon Sanayi Meclisi Başkanı Şeref Fayat, hedeflerdeki sapmayı değerlendirirken, “Devletin verisine inandık, ama zarar ettik” dedi. Bütün hesaplamaları OVP’deki kur tahminine göre yaptıklarını vurgulayan Fayat, “Biz müşterilerimize fiyat verirken genelde 5-6 ay sonra yükleyeceğimiz veya parasını tahsil edeceğimiz bir ürünün fiyatını veririz. Dolayısıyla biz OVP’de ekonomi yönetiminin verdiği hedefl er doğrultusunda ileriye dönük fiyatlar verdik. Bugüne geldiğimizde bırakın OVP’deki 37 TL ortalamayı, büyük ihtimalle yılı 32 TL’lerde bitireceğiz. Hedef ile gerçekleşen arasında ciddi fark var. Zaten bizim de mevcut maliyetlerle fiyat tutturamamamızın, işlerimizi kaçırmamızın, yatırımları kesmemizin, hatta yatırımcıların başka ülkelere gitmesinin sebebi işte bu yüzde 15-20 daha değerli TL... Yani biz inandık ama zarar ettik. Özellikle son çeyrekte de zarar derinleşti” dedi. İhracatçıların OVP kaynaklı zararının telafisi için desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Fayat, ihracatçıya verilen yüzde 2 döviz dönüşüm desteğinin en az yüzde 5’e çıkarılması gerektiğini savundu. İÇTEN: Tutmayan hedefler ithalatı da artırıyor Türkiye Ayakkabı Sanayicileri Derneği (TASD) Başkanı Berke İçten, OVP’deki enflasyon ve özellikle de kur tahminlerinin tutmamasının ayakkabı ihracatçısının ciddi anlamda zarar etmesine yol açtığını kaydetti. “Biz sezonluk iş yapıyoruz. Ocak ayında ürünleri gösteriyor ve bir sonraki senenin kışlık ürünlerini eylül ayında teslim ediyoruz” diyen İçten, “Yani 6 ay öncesinden fiyatlama yapmamız gerekiyor. Burada da OVP’ye güvenerek oradaki kur tahminine göre bir hesaplama yapıyoruz. Bu sene o hedeflerin tutmaması dolayısıyla üreticiler verdiği fiyatlarda zarar etti. Bununla beraber yine kur hedefinin tutmaması üretimi pahalı hale getirirken ithalatta da artışa yol açıyor. İthal ürün ucuz hale geliyor. İthalatta da bu anlamda patlama yaşıyoruz. Bu nedenle iki yönlü zararımız var” diye konuştu. 300-400 milyon dolar dış ticaret fazlası veren sektörün 400-500 milyon dolar dış ticaret açığı verir pozisyona geldiğini ifade eden İçten, “Bizim beklentimiz mevcut kur politikasının bu şekilde devam ettiği süre boyunca en azından ithal ayakkabıya karşı ayakkabı sektörünün korunması ve ayakkabı hammadde ve ara mamulündeki vergilerin yeniden gözden geçirilerek üretim maliyetimizin düşürülmesi” şeklinde konuştu. ÖNDER: Sabretmezsek ödediğimiz bu bedeller çöp olabilir Ev ve Mutfak Eşyaları Sanayicileri ve İhracatçıları Derneği (EVSİD) Kurucu Başkanı ve Qlux IDEAS Genel Müdürü Burak Önder, hem yurtiçinde hem de küreselde zor günlerden geçildiğini söylerken, bu dönemde ekonomi yönetiminin işinin kolay olmadığının farkında olduklarını belirtti. OVP’de arzulanan hedeflere ulaşılamadığına dikkat çeken Önder, “Gömleğin ilk düğmesi olan enfl asyonda hedeflerimizi yukarı yönlü revize ettik. Beklenen faiz indirimlerini yapamadık” dedi. Bu süreçte toplumun tüm kesimlerinin ekonomi yönetimin arkasında olması gerektiğini dile getiren Önder, “Zira önümüzde asgari ücret, emekli maaşları ve ihracatçının döviz kuru beklentisi gibi hassas süreçler var. Bu zamana kadar toplumun tüm kesimleri bedel ödedi. Sabretmezsek ödediğimiz bu bedeller çöp olabilir” dedi. Türkiye’nin üretim ve ihracat kültürünü kaybetmemesi gerektiğine vurgu yapan Önder, “Biz zaten dünyadaki rakiplerimize göre sanayi ve ihracata geç başladık. Üretmeyi ve ihraç etmeyi yeni yeni öğrenirken bu yetenekleri kaybetmek ülkemiz ve geleceğimiz için istenmeyen durum olur. Üretimin ve ihracatın ivme kaybetmemesi gerekiyor. Sınırlı kaynaklarımız var, bunu biliyoruz. Bu sınırlı kaynakların yatırıma ve ihracata aktarılması önemli” ifadelerini kullandı. EROĞLU: Güvenilir çıpa olmaktan çıktı TOBB Plastik, Kauçuk ve Kompozit Sanayi Meclisi Başkanı Yavuz Eroğlu, OVP’de hedeflenen enfl asyon tahminin üzerinde, döviz kuru ortalamasının da altında kalındığına dikkat çekerek, bu noktada öngörülebilirlikle alakalı olarak OVP’nin güvenilir bir çıpa olmaktan çıktığını söyledi. Bu noktada iş dünyasında “Neye göre bütçe, neye göre hesap yapılacağına” dair soru işaretleri ortaya çıktığını kaydeden Eroğlu, “Bu hedeflerdeki sapmanın en büyük sonucu da rekabetçiliğin kaybolması oldu. Çünkü o verilen çıpaya göre rekabetçiliği belirleyecek şartlar oluşturulmuştu. Bunların hiçbiri tutmadı. Zaten şu anki enflasyonla mücadele sürecinden dolayı finansa erişim de neredeyse yok. Bir yandan rekabetçiliğin kaybolması diğer yandan finansmanla ilgili sıkıntıların artması sanayiciye ciddi sorunlar yaşatıyor. Bu noktada yapılması gereken rekabetçiliği artacak yönde sanayiyi desteklemek... Özellikle sanayi maliyetlerini dengeli tutacak şekilde bir politika güdülmeli” diye konuştu.

Orta Vadeli Program bugün açıklanacak Haber

Orta Vadeli Program bugün açıklanacak

2025-2027 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program (OVP) bugün kamuoyu ile paylaşılacak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Orta Vadeli Program'ın temel çerçevesinin değişmediğini ifade etmişti. Güncellenmiş OVP ile ilgili uzun bir süredir çalıştıklarını belirten Yılmaz, "Üç temel güncelleme söz konusu. Makroekonomik değerler, büyümeden tutun milli gelire, ihracattan tutun turizme, makro rakamlarımızı güncellemiş olacağız. Enflasyon rakamları yine bunun içinde. Bütçe büyüklüklerimiz, bütçe açığımızın ne olacağı, harcamalarımız, gelirlerimiz bütün bu rakamlar Orta Vadeli Programımızda yer alacak" ifadelerini kullanmıştı. 3 ayaklı yeni strateji Yılmaz, üç ayaklı stratejiyle hareket ettiklerini belirterek, "Para politikaları, maliye politikaları ve yapısal reformlar. Bunu yine güncel OVP'de göreceksiniz. Öngörülebilirliği artırıcı bir şekilde, gerçekçi, tutarlı bir programı toplumumuzla ve ilgili kesimlerle paylaşmış olacağız" değerlendirmesinde bulunmuştu. İstikrar pekişecek Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ise, 2025-2027 dönemini kapsayacak olan OVP'nin iyileşen güven ve istikrar ortamını pekiştireceğine dikkat çekerek, "Kalıcı fiyat istikrarını sağlayarak sürdürülebilir büyümenin zeminini sağlamlaştıracak ve vatandaşlarımızın refahını artıracak politikaları kararlılıkla uygulamaya devam edeceğiz" açıklamasını yapmıştı.

Fatura muafiyeti 250 Bin TL ye çıktı Haber

Fatura muafiyeti 250 Bin TL ye çıktı

Merkez Bankası, TL mevduata destek ve kur korumalı hesaplardan standart TL mevduata geçişi özendiren bir dizi yeni düzenlemeyi daha hayata geçirdi. Bu kapsamda kredi akışını rahatlatmak üzere ihracat ve KOBİ kredilerinde fatura muafiyet sınırı 50 bin TL'den 250 bin TL'ye çıkarıldı. Haftanın müjdesi oldu A Para ekranlarında yayımlanan KOBİ Platformu programının yeni konuğu İstanbul Tüccarlar Kulübü Başkanı İlker Önel oldu. Merkez Bankası'nın bu adımının reel sektörü ciddi anlamda rahatlattığını belirten Önel, "Haftanın başında bizim açımızdan da bir müjde oldu. Uzun bir dönemden sonra kredi arzındaki esnekliği bekliyorduk ve gerçekten krediye ulaşmakta çok zor zamanlar geçirdik. O nedenle kredide fatura muafiyetinin 50 bin TL'den 250 bin TL'ye çıkarılması bizi çok rahatlattı" dedi. Piyasada nakit akışı hızlanır Son dönemde KOBİ'lere yönelik çok güçlü adımların atıldığına dikkat çeken Önel, şunları anlattı: "KOBİ'lerin sistemden kullanabileceği kredi garantisi de 150 milyon TL oldu. Rasyonel politikalara dönüş açısından çok ciddi adımların atıldığını görüyoruz. Özellikle işletme sermayesinde sıkıntılarımız giderilirse, bankaların kullandırdığı kredi miktarı artarsa nakit akışında bir hızlanma olacaktır. Son birkaç aydır karşılıksız çeklerde artış vardı. Bunun ana nedeni ise krediye ulaşmakta yaşanan zorluktu. Şu anda alınan önlemler ve yeni açıklanan kararlarla bu sorunların da çözüleceğine inanıyoruz. Önümüzdeki ekim, kasım aylarında hem okulların açılması talep tarafını hem de kredilerin esnetilmesi bizi çok rahatlatacak." OVP reçete niteliğinde Dünyanın son dönemde en büyük sorununun enflasyon olduğunu vurgulayan Önel, "Ana ihracat pazarlarımızdan biri olan Almanya da hâlâ enflasyon sorununu çözemedi. Enflasyon oranı yüzde 6 civarında. Ki bizim toplam ihracatımızın yüzde 8-9'u Almanya'ya gerçekleşiyor. Bugün ABD'de de yüzde 3.7 enflasyon var" ifadelerini kullandı. Orta Vadeli Program'da (OVP) KOBİ'lerin ihracatını artırmaya yönelik güçlü adımların atıldığına dikkat çeken Önel, "Bu program hem bizim önümüzü görebilmemiz hem bütçe çalışması yapabilmemiz hem nihai ürün fiyatlarını belirlememiz hem de enflasyon oranlarını görebilmemiz açısından çok önemli bir program. OVP bizim için bir reçete ve yol haritamızda bir kılavuz oldu" şeklinde konuştu. Fiyatlar rahatlatıcı seviyeye gelecek OVP'YE tüm tarafların uyması gerektiğinin altını çizen Önel, "Kâr marjlarımız çok yüksek olmasa da bazı zamanlarda fedakârlık edip fiyatların da genel seviyesini yükseltmemek adına hareket etmemiz gerekiyor. Uluslararası piyasalar ve hammaddelerden kaynaklı bazı sorunlar olmadığı sürece fiyatların rahatlayacağı bir boyuta geçeceğini düşünüyorum" dedi. Reel sektörün her türlü koşulda her türlü mücadeleyi yaptığını anlatan Önel, "OVP'nin kararlılıkla uygulanması piyasaları çok rahatlatacaktır" şeklinde konuştu. 2024 ve 2025 pozitif geçecek KOBİ'lerin en büyük sorununun enflasyon olduğunu anlatan Önel, "Enflasyonun yükseliş hızındaki artış, hammadde fiyatlarındaki ve lojistik fiyatlarındaki artış, girdi maliyetlerindeki ve çalışan giderlerindeki yükseliş nihai ürün fiyatlarını çok olumsuz etkiliyor. Bizim en büyük sorunumuz da enflasyon dolayısıyla" dedi. Önümüzdeki dönemde OVP'de alınan kararların uygulanması halinde piyasalarda pozitif havanın da görülmeye başlanacağına dikkat çeken Önel, şöyle devam etti: "OVP'ye uyum gösterilmesi çok önemli bir geçiş süreci olacaktır. Bir miktar satışlarımız da düşecektir. Ancak genel manada bunun yapılması lazım ki önümüzdeki dönemde rahatlayalım. Bunun bir geçiş süreci olduğuna inanıyoruz. Krediyle alakalı yeni kararlar açıklanıyor. Eğer reel sektöre bir esneklik sağlanırsa özellikle 2024 yılının çok daha pozitif geçeceğini düşünüyorum. 2024'te sadece bir seçim süreci yaşayacağız. Bu dönemi sağlıklı bir şekilde atlatırsak 2024'ün 3. çeyreğinden itibaren özellikle de 2025'te çok ciddi bir rahatlamanın olacağına inanıyorum. Geleceğe ilişkin beklentilerim pozitif."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.