SON DAKİKA
Hava Durumu

#Ortadoğu

Ekometre - Ortadoğu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ortadoğu haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Mobilya sektöründe çifte baskı Haber

Mobilya sektöründe çifte baskı

Türkiye mobilya, kağıt ve orman ürünleri ihracatı şubatta yüzde 0,9 düşüşle 600,1 milyon dolar olurken, AKAMİB’in ihracatı yüzde 11 azalışla 69,2 milyon dolar olarak gerçekleşti AKAMİB Başkanı Onur Kılıçer, “Ortadoğu’da tırmanan gerilim yalnızca İran’a değil, birçok pazara yönelik ihracatımızı dolaylı olarak etkileyebilir. Savaşın süresi ve oluşturduğu belirsizlik sipariş kararlarını yavaşlatıyor. Diğer yandan artan işçilik, enerji ve navlun maliyetleri rekabetçiliğimizi zayıflatmaya devam ediyor. Rekabetçilik sorunu bizi zorlasa da tasarım ve katma değerli ürünlerle dünya pazarlarında varlığımızı güçlendirmeye devam edeceğiz. Mevcut risklere rağmen yeni pazar arayışlarımızı sürdürüyoruz.” ifadelerini kullandı. Türkiye mobilya, kağıt ve orman ürünleri sektörünün şubat ayı ihracatı geçen yıla göre yüzde 0,9 azalışla 600 milyon 112 bin dolar oldu. Akdeniz Mobilya, Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği (AKAMİB) ise sektör geneli performansının aksine şubat ayını yüzde 11 azalışla 69 milyon 211 bin dolar ihracatla tamamladı. Komşu pazarlarda çift haneli büyüme Türkiye genelinde şubat ayında sektör ihracatında ilk beş pazarı sırasıyla; Irak, Birleşik Krallık, ABD, Almanya ve İran oluşturdu. İlk 10 pazar içinde en fazla artışlar yüzde 31 ile Bulgaristan’a ve yüzde 14 ile Gürcistan’a yapılan ihracatta kaydedildi. AKAMİB’in ihracatında ise ilk beş sıra Irak, Suriye, Fransa, Almanya ve İran şeklinde sıralandı. Bu ayda en dikkat çekici artışlar yüzde 202 ile İran’a ve yüzde 107 ile Gürcistan’a yapılan ihracatta görüldü. Kılıçer: “Ortadoğu’daki savaş, ihracatımızda belirsizlik yaratıyor” Şubat ayı verilerini ve son gelişmeleri değerlendiren AKAMİB Başkanı Onur Kılıçer, sektörün hem maliyet baskısı hem de jeopolitik risklerle karşı karşıya olduğunu vurguladı. Şubat ayında İran’a yönelik ihracatta artış yaşandığını hatırlatan Kılıçer, bu gelişmelerin kısa vadede İran pazarında yakalanan ivmeyi zayıflatabileceğini belirtti. Lojistikte yaşanan aksaklıkların ve maliyet artışlarının da ihracatçı üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu ifade eden Kılıçer, enerji ve navlun fiyatlarındaki yükselişin, savaş risk primleriyle birlikte daha da arttığını kaydetti. Kılıçer, “Ortadoğu’da tırmanan gerilim yalnızca İran’a değil, Avrupa ve ABD başta olmak üzere birçok pazara yönelik ihracatımızı da dolaylı olarak etkileyebilir. Savaşın süresi ve oluşturduğu belirsizlik, sipariş kararlarını yavaşlatıyor.” dedi. Pazar çeşitliliğini güçlendirme hedefi Son dönemde artan işçilik giderleri, asgari ücret düzenlemesi ve kira enflasyonunun genel maliyetleri yukarı çektiğini dile getiren Kılıçer, “Rekabetçilik sorunu bizi zorlasa da tasarım ve katma değerli ürünlerle Türk mobilyasını dünya pazarlarında konumlandırmaya devam edeceğiz. Mevcut risklere rağmen yeni pazar arayışlarımızı sürdürüyoruz. Özellikle alternatif coğrafyalarda ticaret heyetleri ve fuar organizasyonlarıyla pazar çeşitliliğimizi güçlendirmeyi hedefliyoruz.” diye konuştu.

Alüminyumda sert düşüş Haber

Alüminyumda sert düşüş

Orta Doğu’daki askeri gerilimin Trump’ın çözüm sinyalleriyle yerini diplomatik beklentilere bırakması, küresel alüminyum piyasasında arz şoku endişelerini dindirerek fiyatların son dört yılın zirvesinden gerilemesine yol açtı. Alüminyum fiyatları, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran ile yaşanan savaşın sona erebileceğine dair verdiği sinyallerin ardından dört yılın en yüksek seviyesinden başlattığı geri çekilmeyi sürdürdü. Trump'ın savaşın çok yakında çözüleceğine yönelik açıklamaları, Orta Doğu'dan gelen metal sevkiyatına dair endişeleri hafifletirken, Londra Metal Borsası'nda alüminyum fiyatları yüzde 3.5 oranında değer kaybetti. Fiyatlar, çatışmaların tırmanmasıyla birlikte Mart 2022'den bu yana en yüksek seviye olan 3 bin 544 dolara kadar yükselmişti. Hürmüz Boğazı'nın fiilen kapanması, küresel arzın yaklaşık yüzde 9'unu oluşturan Basra Körfezi sevkiyatlarını kesintiye uğratmıştı. Ancak son gelişmelerle birlikte, nakit ile üç aylık alüminyum arasındaki farkın 22,47 dolara gerilemesi, piyasadaki arz daralması endişelerinin azaldığına işaret etti. Analistler, Trump'ın açıklamalarının arz güvenliği konusundaki baskıyı azalttığını belirtirken, fiyatların daha fazla düşmesinin beklenmediğini ifade ediyor. Çin'de bahar dönemiyle birlikte artan talebin, Şanghay'daki fiyatlar için 24 bin yuan seviyesinde bir destek oluşturabileceği öngörülüyor. Londra Metal Borsası'nda alüminyum yüzde 2 kayıpla ton başına 3 bin 315 dolardan işlem görürken, Şanghay Vadeli İşlemler Borsası'nda yüzde 1,6 düşüşle 24 bin 540 yuan seviyesine çekildi. Bakır fiyatları ise yüzde 0,5 artışla 13 bin 24 dolar seviyesine yükseldi.

TCMB TL'yi desteklemek için 12 milyar dolar döviz sattı Haber

TCMB TL'yi desteklemek için 12 milyar dolar döviz sattı

Bloomberg News, Orta Doğu'daki savaşın yarattığı oynaklık sırasında TCMB'nin TL'yi desteklemek için yaklaşık 12 milyar dolar döviz sattığını öne sürdü. Bu tutar, Türkiye’nin döviz rezervlerinin yaklaşık yüzde 15’ine denk geliyor. Haberde bahsedilen piyasa kaynaklarına göre TCMB, haftanın başında likidite koşullarını sıkılaştırdı. İşlemlerin başlamasıyla birlikte bankalar piyasaya dolar satarak kurdaki oynaklığı sınırladı. Hafta ilerledikçe satış miktarı azalırken, Perşembe günü yeni bir satış işlemi gözlenmedi. Bu müdahaleler sırasında Türk lirası, gelişmekte olan ülke para birimlerinin çoğunun sert değer kaybettiği bir dönemde dolar karşısında yalnızca yüzde 0,1 gerileyerek görece güçlü bir performans gösterdi. "Türkiye'nin yeterli mühimmatı var, kısa vadede sürdürülebilir görünüyor" JPMorgan Chase varlık yönetimi gelişen piyasalar strateji başkanı Nick Eisinger, mevcut politikanın kısa vadede sürdürülebilir göründüğünü belirtti. Eisinger, Türkiye’nin lirayı desteklemek için yeterli mühimmata sahip olduğunu ancak İran kaynaklı risklerin ne kadar süreceğinin kritik olduğunu söyledi. Eisinger’e göre yüksek risk ortamı bir veya iki hafta içinde sona ererse piyasaların büyük ölçüde normale dönmesi mümkün. Ancak gerilimin uzaması halinde küresel riskli varlıklar için görünümün çok daha zorlaşabileceği uyarısında bulundu. "Jeopolitik risklerin devam etmesi bu yaklaşımı sürdürülemeyebilir" Goldman Sachs analistleri de Türk lirasındaki hareketlerin şu ana kadar kontrol altında kaldığını ifade etti. Analistler, TCMB’nin rezervlerinin kısa vadede müdahaleleri sürdürebilecek düzeyde olduğunu ancak jeopolitik şokların devam etmesi halinde bu yaklaşımın daha az sürdürülebilir hale gelebileceğini belirtti. Türkiye’nin swap hariç net döviz rezervleri geçen hafta 78,4 milyar dolar seviyesinde bulunurken, altın rezervleriyle birlikte toplam rezerv büyüklüğü yaklaşık 200 milyar dolara ulaşıyor.

Orta Doğu gerilimi Asya ekonomilerini etkileyecek Haber

Orta Doğu gerilimi Asya ekonomilerini etkileyecek

Banka, Hürmüz Boğazı’nın altı hafta kapalı kalması durumunda petrol fiyatlarının varil başına 85 dolara yükselebileceğini öngördü. Goldman Sachs tarafından yayımlanan araştırma notunda, Orta Doğu’daki çatışmanın enerji fiyatları üzerinden Asya ekonomileri üzerinde baskı oluşturabileceği belirtildi. Özellikle Hürmüz Boğazı’nda olası uzun süreli bir kapanmanın petrol fiyatlarını yukarı taşıyabileceği ve bunun bölgesel enflasyon ile büyüme üzerinde etkili olabileceği ifade edildi. Hürmüz senaryosu ve petrol fiyatı beklentisi Goldman Sachs analistleri, Hürmüz Boğazı’nın altı hafta süreyle kapalı kalması halinde petrol fiyatlarının varil başına 85 dolara yükselebileceğini belirtti. Bankanın petrol senaryosuna göre bölgesel enflasyonun ortalama 0,7 puan artabileceği öngörülüyor. Singapur en kırılgan ekonomi Raporda Filipinler ve Tayland’ın en hassas ülkeler olduğu, Singapur’un ise büyüme açısından en kırılgan ekonomi konumunda bulunduğu ifade edildi. Büyüme ve cari dengede bozulma beklentisi Goldman Sachs, söz konusu arz kesintilerinin bölge genelinde reel GSYH büyümesini ortalama 0,5 puan aşağı çekebileceğini belirtti. Ayrıca neredeyse tüm ülkelerin cari işlemler dengesinde bozulma yaşamasının beklendiği kaydedildi. Bu bozulmanın en belirgin şekilde Tayland ve Singapur’da görüleceği ifade edilirken, enerji fiyatlarındaki yükselişin Asya ekonomilerinde hem enflasyon hem de büyüme üzerinde baskı yaratabileceği vurgulandı. Cari dengelerdeki zayıflamanın ise bölgesel kırılganlıkları artırabileceği belirtildi.

Petrol fiyatları son iki yılın en büyük haftalık düşüşünde Haber

Petrol fiyatları son iki yılın en büyük haftalık düşüşünde

Petrol, İsrail ile İran arasında sağlanan ateşkesin ardından, son iki yılın en büyük haftalık düşüşüne yöneldi. Piyasaların odağı, artık Orta Doğu’daki çatışmalardan ABD’nin ticaret görüşmelerine kaydı. Brent petrol varil başına 68 dolar civarında yatay seyrederek haftalık bazda neredeyse yüzde 12 geriledi. ABD ham petrolü (WTI) ise 65 doların üzerinde işlem gördü. Kırılgan ateşkes ile yatırımcılar, ABD ile Çin arasındaki ticaret görüşmelerinde kaydedilen ilerlemeye odaklanmaya başladı. Ticaret Bakanı Howard Lutnick, geçen ay bir mutabakata varıldığını söyledi. Lutnick, iki gün önce imzalanan anlaşmanın, Çin’in ABD’ye nadir toprak elementleri tedarik etmesini içeren maddeler barındırdığını belirtti. Washington’daki Çin Büyükelçiliği’nden bir sözcü ise yorum yapmayı reddetti. Bu hafta petrol fiyatları, ABD’nin İran nükleer tesislerine düzenlediği hava saldırısının ardından pazartesi günü yükseldikten sonra, Salı günü ABD Başkanı Donald Trump’ın ateşkesi duyurmasıyla birlikte yaklaşık 15 dolarlık bir bantta dalgalandı. Ateşkes, dünya ham petrolünün yaklaşık üçte birinin üretildiği bölgede arz kesintisi endişelerini hafifletti. Ateşkesin ardından Trump, İran’ın petrol gelirlerine yönelik “maksimum baskı” kampanyasına ilişkin çelişkili mesajlar verdi. Çin’in İran’dan alım yapmasını durdurmada ABD’nin mali yaptırımlarının etkili olmadığına dair ifadelerde bulundu. CNN’in haberine göre, Trump yönetimi Tahran ile görüşmeleri yeniden başlatmak için yaptırımların hafifletilmesi ve dondurulan fonların serbest bırakılması gibi teşvikleri tartışıyor.

Türkiye veride bölgesel güç olmaya hazırlanıyor Haber

Türkiye veride bölgesel güç olmaya hazırlanıyor

Türkiye’yi veri teknolojilerinde bölgesel bir üs haline getirmeyi hedefleyen bu stratejik organizasyon, 8-11 Ekim 2025 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleşecek. Ankara’daki buluşma, başta kamu kurumları olmak üzere savunma, enerji, iletişim, ulaşım, finans ve sanayi sektörlerinde faaliyet gösteren temsilcilerin yoğun ilgisiyle gerçekleşti. Toplantıda, fuarın hedefleri, kapsamı ve yaratacağı iş birliği fırsatları katılımcılarla paylaşıldı. “Veri altyapısı, Türkiye’nin dijital egemenliğidir” Toplantıya ev sahipliği yapan Marmara Fuarcılık Kurucu Ortağı ve Genel Müdürü Ferhat Bayram, yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: “Veri merkezleri artık sadece bir teknoloji değil, bir ülkenin stratejik bağımsızlık meselesi haline gelmiştir. Data Center Eurasia 2025 ile Türkiye’nin bu alandaki altyapısını ve yatırım çekim gücünü uluslararası düzeye taşıyoruz. Ankara’daki toplantımızda gördüğümüz ilgi, kamu-özel sektörün dijital geleceği birlikte inşa etme kararlılığının açık göstergesidir.” Türkiye, veri merkezlerinde bölgesel üs olma yolunda 8-11 Ekim 2025 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenecek olan Data Center Eurasia, Avrupa, Orta Doğu, Asya ve Afrika’dan çok sayıda ülkenin teknoloji firmalarını ve yatırımcılarını bir araya getirecek. Fuar kapsamında; • Veri merkezi altyapıları • Bulut bilişim ve yapay zeka • Siber güvenlik ve enerji yönetimi • Akıllı veri işleme sistemleri • Regülasyonlara uyum ve veri gizliliği gibi konular, konferans panelleriyle gündeme taşınacak. Türkiye’nin dijitalleşme vizyonu bu fuarda şekillenecek Konferans programı; kamu stratejileri, özel sektör teknolojileri, sürdürülebilir veri yönetimi ve kriz senaryolarına karşı dayanıklı dijital altyapılar gibi geniş bir yelpazeye yayılacak. Uzman konuşmacılar ve uluslararası katılımcılarla Türkiye’nin dijital egemenliğine katkı sunacak kapsamlı bir vizyon masaya yatırılacak.

Orta Doğu'da gerginlik tırmanıyor Haber

Orta Doğu'da gerginlik tırmanıyor

İsrail, geçtiğimiz ay Lübnan'da Hizbullah'ın lideri Hasan Nasrallah da dahil olmak üzere üst düzey kadrolarının çoğunu ortadan kaldıran bir dizi saldırının ardından İran destekli gruba karşı operasyonlarını yoğunlaştırıyor. İsrail Savunma Kuvvetlerine göre hava saldırıları silah depolarını, komuta merkezlerini ve istihbarat görevlilerini hedef aldı. Diğer taraftan İsrail'in salı günü topraklarına yaklaşık 200 balistik füze fırlatan İran'ın petrol tesislerini vurabileceği tahmin ediliyor. ABD Başkanı Joe Biden perşembe günü ABD'nin İran petrol tesislerine yönelik bir İsrail saldırısını destekleyip desteklemeyeceğinin sorulması üzerine, "Bunu tartışıyoruz" dedi ve net bir cevap vermedi. Petrol fiyatları, Biden'ın enerji altyapısının hedef alınmasının masada olduğunu teyit eden yorumları üzerine yükseldi. Biden daha önceki açıklamalarında İsrail'in İran'ın nükleer programına yönelik olası bir saldırısını desteklemeyeceklerini söylemişti. Biden ayrıca İsrail'in misillemesinin bir gün içinde gelmesini beklemediğini söyledi. Pentagon sözcü yardımcısı Sabrina Singh, Biden yönetiminin İsrail ile ülkenin misilleme adımı konusunda hala görüşmeleri sürdürdüğünü ve henüz bir karar alınmadığına inandıklarını belirtti. ABD liderliğindeki G-7 grubu da dün bir açıklama yayımlayarak bölge ülkelerini "sorumlu ve itidalli davranmaya" çağırdı. G-7 açıklamasında "Tehlikeli bir saldırı ve misilleme döngüsü, Orta Doğu'da kimsenin çıkarına olmayan kontrol edilemez bir tırmanışı körükleme riski taşıyor" denildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.