SON DAKİKA
Hava Durumu

#Orta Vadeli Program

Ekometre - Orta Vadeli Program haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Orta Vadeli Program haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Türkiye ekonomisi küresel yatırımcılara anlatıldı Haber

Türkiye ekonomisi küresel yatırımcılara anlatıldı

Ekonomi yönetimi tarafından yapılan sunumlarda artan rezervler, düşük borçluluk, üretim kapasitesi ve azalan dış kırılganlıklar öne çıkarılırken, yeşil ve dijital dönüşüm ile yüksek katma değerli yatırımların önemi vurgulandı. Küresel koşullara karşı ekonomik dayanıklılık mesajı New York'ta gerçekleştirilen 19. Türkiye Yatırım Konferansı kapsamında ABD'li doğrudan yatırımcılarla bir araya gelen ekonomi yönetimi, Türkiye'nin makroekonomik görünümünü ve yatırım fırsatlarını değerlendirdi. Toplantılarda, zorlu küresel ekonomik koşullar ve bölgede devam eden çatışmaların yarattığı risklere karşı Türkiye ekonomisinin dayanıklılığı ele alındı. Ekonomik görünümü destekleyen unsurlar arasında rezervlerdeki artış, kamu maliyesindeki hareket alanı ve dış kırılganlıklardaki azalma gösterildi. Üç gün sürecek konferans kapsamında yatırımcı buluşmaları ve sektörel oturumlarla Türkiye'nin büyüme potansiyeli ile yatırım ortamının değerlendirilmesi planlandı. Yatırım ve verimlilik büyümenin temel unsurları arasında Toplantılarda Türkiye'de sabit sermaye yatırımlarının kişi başına gelir seviyesine kıyasla yüksek olduğu, son iki yılda verimlilik artışında da ivme yakalandığı belirtildi. Üretim kapasitesini genişleten yatırımlar ve verimlilik kazanımları, orta vadeli büyüme görünümünü destekleyen başlıca unsurlar arasında değerlendirildi. Yüksek teknoloji ve katma değerli yatırımların çekilmesine yönelik teşvikler de yatırım gündeminin önemli başlıkları arasında yer aldı. Borçluluk ve kamu maliyesi öne çıktı Türkiye ekonomisinin toplam borçluluk oranının görece düşük olması, yatırımcı görüşmelerinde öne çıkan konulardan biri oldu. Kamu maliyesindeki hareket alanının ekonomik şoklara karşı tampon oluşturabileceği belirtilirken, dış kırılganlıklardaki gerileme ve finansal göstergelerdeki iyileşmenin ekonomik dayanıklılığa katkı sağladığı ifade edildi. Ekonomi politikalarının temel hedefleri arasında makroekonomik istikrarın güçlendirilmesi ve dış kaynaklı risklere karşı dirençli bir yapı oluşturulması gösterildi. Rezerv artışı ve kur korumalı mevduattan çıkış süreci Uluslararası rezervlerdeki artış ve kur korumalı mevduat sisteminden çıkış süreci de ekonomik görünümün değerlendirildiği başlıklar arasında yer aldı. Bu gelişmelerin dış finansman risklerini azaltması, para politikasının etkinliğini desteklemesi ve ekonomik şoklara karşı dayanıklılığı artırması bekleniyor. Rezervlerin seyri ile finansal istikrar göstergeleri, Türkiye ekonomisinin dış dengesi ve yatırımcı güveni açısından takip edilen unsurlar arasında bulunuyor. Türkiye'nin tedarik zincirlerindeki rolü Türkiye'nin stratejik coğrafi konumu, üretim altyapısı, imalat ve hizmet sektörlerindeki kapasitesi ile nitelikli iş gücü, yatırımcı sunumlarında öne çıkarılan avantajlar arasında yer aldı. Küresel tedarik zincirlerindeki dönüşüm sürecinde Türkiye'nin üretim ve lojistik altyapısı üzerinden yeni yatırım fırsatları sunabileceği belirtildi. Yüksek katma değerli üretimin geliştirilmesi ve küresel şirketlerle iş birliğinin artırılması, yatırım gündeminin temel başlıkları arasında gösterildi. Yeşil ve dijital dönüşüm yatırım gündeminde Yeşil dönüşüm, dijitalleşme, sanayide dönüşüm ve üretken altyapı yatırımları, Türkiye'nin yatırım çekme stratejisinde öne çıkan alanlar arasında yer aldı. Yatırım teşviklerinin üretim ve ihracat kapasitesini geliştirmeye, teknoloji yoğun yatırımları artırmaya yönelik hedeflerle ilişkilendirildiği belirtildi. Konferansın stratejik yatırım başlıkları arasında yarı iletkenler, mobilite, yeşil enerji, ileri imalat, dijital teknolojiler, iletişim ve uzay sektörleri yer aldı. Bu alanlar, küresel yatırım eğilimleri ve teknolojik dönüşüm çerçevesinde Türkiye'nin yatırım çekme potansiyelinin değerlendirildiği sektörler olarak öne çıktı. Savunma sanayii ve dijital hizmetlerde büyüme potansiyeli Toplantılarda Türkiye'nin farklı sektörlerdeki üretim ve ihracat kapasitesi de ele alındı. Savunma sanayii, turizm, sağlık turizmi, televizyon dizileri, mobil oyunlar ve dijital hizmet ihracatı, büyüme ve uluslararası pazarlara açılım fırsatları açısından öne çıkarılan alanlar arasında yer aldı. Savunma sanayiinin imalat sektöründeki teknolojik dönüşüme katkı sağlayabileceği, dijital hizmetler ve yaratıcı sektörlerin ise ihracat çeşitliliğini artırabileceği değerlendirildi. Para politikası ve dezenflasyon süreci Yatırımcı toplantılarında para politikası ve makroekonomik görünüm de gündeme geldi. Görüşmelerde fiyat istikrarı, dezenflasyon süreci ve para politikasının görünümü ele alınırken, enflasyonla mücadele programının ekonomik istikrar ve yatırım kararları üzerindeki etkileri değerlendirildi. Para politikası uygulamalarının yanı sıra mali disiplin ve büyüme hedefleri, yatırımcıların Türkiye ekonomisine ilişkin beklentilerini şekillendiren temel politika başlıkları arasında bulunuyor. Orta Vadeli Program yatırımcılara anlatıldı Eylül ayının başında açıklanan Orta Vadeli Program'ın üç yıllık yol haritası da görüşmelerin gündeminde yer aldı. Program kapsamında fiyat istikrarı, büyüme hedefleri, mali disiplin ve kamu maliyesinin görünümü değerlendirildi. Ekonomi politikalarının önümüzdeki dönemde yatırım ortamı, finansman koşulları ve büyüme dinamikleri üzerindeki etkileri yatırımcılar açısından önem taşıyor. Yatırım görüşmeleri farklı sektörlere yayılıyor 21-23 Eylül tarihleri arasında New York'ta gerçekleştirilen konferans kapsamında enerji, finans, teknoloji, havacılık, otomotiv ve diğer stratejik sektörlerde yatırım ve iş birliği fırsatlarının ele alınması planlandı. Programın ilerleyen oturumlarında yüksek teknoloji yatırımları, şirketler arası ortaklıklar ve Türkiye'nin küresel tedarik zincirlerindeki rolünün değerlendirilmesi öngörülüyor. Türkiye'nin yatırım ortamına ilişkin mesajlarda makroekonomik istikrar, üretim kapasitesi ve teknolojik dönüşümün yanı sıra küresel sermaye ile iş birliğinin geliştirilmesi öne çıkıyor.

Şimşek: Dezenflasyon süreci beklenenden uzun sürebilir Haber

Şimşek: Dezenflasyon süreci beklenenden uzun sürebilir

Motorindeki uygulamanın ise yıl sonuna kadar kısmi olarak sürdürüleceğini belirten Şimşek, 2026 bütçesinde sistem nedeniyle önemli miktarda kamu gelirinden feragat edildiğini söyledi. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Orta Vadeli Program (OVP), bütçe dengesi, enflasyon ve reel sektöre yönelik desteklere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Şimşek, ekonomi politikasında dezenflasyon hedefinin korunduğunu ancak sürecin öngörülenden daha yavaş ilerlediğini belirtti. Eşel mobil 2027'de devam etmeyecek Akaryakıt fiyatlarına yönelik eşel mobil uygulamasının geleceğine ilişkin açıklama yapan Şimşek, gelecek yılın bütçe planlamasında sistemin devamının öngörülmediğini söyledi. Şimşek, uygulamanın motorinde yıl sonuna kadar kısmi olarak sürdürüleceğini belirterek, bunun nedeninin motorinin taşımacılık ve tarım başta olmak üzere rekabet gücü açısından önemli bir maliyet unsuru olması olduğunu ifade etti. Bakan Şimşek, 2026 yılında eşel mobil uygulaması nedeniyle kamu gelirlerinden önemli ölçüde feragat edildiğini de kaydetti. Bütçe açığı beklentisi yüzde 3,1 Şimşek, OVP açısından en bağlayıcı hedefin bütçe olduğunu vurguladı. 2026 yılında bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 3,5 olan hedefin altında, yüzde 3,1 seviyesinde gerçekleşmesinin beklendiğini belirten Şimşek, eşel mobil nedeniyle gelir kaybına rağmen bütçe performansının hedeflerin üzerinde olduğunu söyledi. Dezenflasyon süreci beklenenden uzun sürebilir Ekonomi politikalarının temel çerçevesinin son üç yıldır korunduğunu belirten Şimşek, önceliğin dezenflasyon olduğunu ancak sürecin arzulanan hızda ilerlemediğini ifade etti. Şimşek, dış şokların enflasyon görünümü üzerinde önemli etkisi bulunduğunu belirterek, savaş yaşanmamış olsaydı enflasyonun mevcut seviyesinden en az 7 puan daha düşük olacağını söyledi. Yıl sonu enflasyonuna ilişkin de değerlendirmede bulunan Şimşek, savaşın etkisi olmasaydı yıl sonunda enflasyonun yüzde 20-22 civarında gerçekleşebileceğini ifade etti. Kamu çalışanları ve emeklilere enflasyon mesajı Şimşek, kamu çalışanları ve emeklilerin maaşlarının en az enflasyon oranında artırılacağını belirtti. Dezenflasyon politikasının seçim sürecinde de sürdürüleceğini kaydeden Şimşek, hayat pahalılığıyla mücadelenin ekonomi yönetiminin öncelikleri arasında bulunduğunu vurguladı. 2026 büyüme beklentisi yüzde 3,3 Türkiye ekonomisinin yaşanan dış şoka rağmen 2026 yılında yüzde 3,3 büyümesinin beklendiğini belirten Şimşek, büyüme hedefindeki sapmanın şokun büyüklüğüne kıyasla sınırlı kaldığını söyledi. Tek haneli enflasyon sonrası kur rejimi mesajı Şimşek, Türkiye'de normal koşullarda dalgalı kur rejiminin ideal olduğunu ancak mevcut şartların daha esnek bir kur rejimine geçişe izin vermediğini söyledi. Enflasyonun tek haneye gerilemesi halinde daha esnek bir kur rejiminin gündeme gelebileceğini belirten Şimşek, mevcut koşullarda ise bunun için erken olduğunu ifade etti. Reel sektöre hedefli destek vurgusu Ekonomi politikalarında yalnızca kur üzerinden değerlendirme yapılmasının doğru olmadığını belirten Şimşek, rekabet gücünün artırılması için enerji maliyetleri, finansmana erişim ve verimlilik gibi başlıkların birlikte ele alınacağını söyledi. Şimşek, reel sektöre yönelik desteklerin seçici ve hedefli şekilde sürdürüleceğini belirtirken, genel para politikasının gevşetilmesi yaklaşımını doğru bulmadıklarını ifade etti. Çiftçi kredilerinde ortalama faiz yüzde 12 Tarım sektörüne yönelik finansman desteğine de değinen Şimşek, çiftçilere kullandırılan kredilerde ortalama faiz oranının yüzde 12 olduğunu söyledi. Yaklaşık 1 milyon çiftçiye kredi imkânı sağlandığını belirten Şimşek, kredi faizlerinin yüzde 70'inin kamu tarafından karşılandığını ifade etti. Eximbank'ın kredi kapasitesi 60 milyar dolara ulaştı İhracatçılara yönelik desteklerin artırıldığını belirten Şimşek, Eximbank'ın bu yıl sağlayabileceği kredi kapasitesinin 60 milyar dolara yükseldiğini söyledi. Şimşek ayrıca belirlenen 284 ürün grubunda yatırım yapacak şirketlere 10 yıl vadeli, toplam büyüklüğü 750 milyar TL olan yatırım kredisi imkânı sunulduğunu belirtti. İmalat sanayisine yönelik işletme sermayesi desteğinin ise bu yıl 250 milyar TL ile başlatılacağını ve ilerleyen dönemde artırılabileceğini açıkladı. Sosyal konut programına 250 milyar TL Deprem konutlarının önemli ölçüde tamamlandığını belirten Şimşek, önümüzdeki birkaç yıl boyunca yılda 750 bin sosyal konut inşa edilmesinin planlandığını söyledi. Sosyal konut programı için bütçeden 250 milyar TL kaynak ayrılacağını açıkladı. 2027 bütçesinde gelir artışı bekleniyor Şimşek, 2027 bütçesinde gelir artışının önemli bölümünün nominal GSYH büyümesinden kaynaklanacağını, kalan bölümün ise eşel mobil uygulamasının sona ermesi ve kayıt dışılıkla mücadeleden elde edilecek gelirlerle ilişkilendirildiğini belirtti. Bu çerçevede 2027 yılı itibarıyla eşel mobil uygulamasının bütçe planlamasından çıkarılması, akaryakıt fiyatlarının kamu gelirleri ve tüketici fiyatları üzerindeki etkisi açısından izlenecek başlıklardan biri olacak.

OVP’nin ihracat ve verimlilik hedeflerine Konya’dan güçlü destek Haber

OVP’nin ihracat ve verimlilik hedeflerine Konya’dan güçlü destek

Türkiye ekonomisinin 2027-2029 dönemine ilişkin yol haritasını ortaya koyan Orta Vadeli Program’da makroekonomik istikrarın güçlendirilmesinin yanı sıra verimlilik ve rekabet gücünün artırılması, yüksek katma değerli üretimin desteklenmesi, yeşil ve dijital dönüşümün hızlandırılması ile ihracat kapasitesinin geliştirilmesi öncelikli politika alanları arasında yer aldı. Üretim odaklı büyümeye vurgu Orta Vadeli Program’ı değerlendiren Konya Ticaret Odası Başkanı Selçuk Öztürk, fiyat istikrarı ve mali disiplin korunurken büyümenin üretim kapasitesi, verimlilik ve yüksek katma değer temelinde güçlendirilmesini doğru bir yaklaşım olarak değerlendirdiklerini belirtti. Öztürk, “Üretim, verimlilik, rekabet gücü ve ihracata verilen önceliği reel sektörümüz açısından önemli buluyoruz. İmalat sanayisinin üretim ve ihracat kapasitesini koruyacak, işletmelerimizin rekabet gücünü geliştirecek politikalar kalıcı ekonomik istikrarın sağlanmasına katkı sunacaktır. Programda yer alan tedbirlerin belirlenen takvim çerçevesinde kararlılıkla uygulanması ve sağlanacak imkânların işletmelerimize hızlı biçimde yansıması büyük önem taşımaktadır” dedi. OVP’nin reel sektör hedeflerine KTOTEK desteği OVP’de ihracatın geliştirilmesi, verimliliğin artırılması ve işletmelerin rekabet gücünün desteklenmesine verilen öncelik, reel sektörün bu alanlardaki dönüşümünü daha da önemli hâle getiriyor. Konya Ticaret Odası da KTO Teknoloji ve Eğitim Kampüsü bünyesinde yürüttüğü çalışmalarla Konya iş dünyasına bu süreçte destek sağlıyor. Kampüs içerisinde faaliyet gösteren KTO Dış Ticaret Merkezi firmaların yeni pazarlara ulaşmasına, Konya Model Fabrika ise üretim süreçlerini geliştirerek verimliliklerini artırmasına yönelik hizmetler sunuyor. Firmalara yeni pazarlar için yol haritası KTO Dış Ticaret Merkezi, ihracata yeni başlayacak işletmeler ile mevcut ihracatını geliştirmek isteyen firmalara yönelik çalışmalar gerçekleştiriyor. İhracat Koçluğu, Hedef Pazar Analizi ile Hedef Müşteri ve Tedarikçi Araştırmaları kapsamında işletmelerin doğru pazarları belirlemelerine, potansiyel müşterilere ulaşmalarına ve dış ticaret süreçlerini planlamalarına destek veriliyor. İhracatta kalıcı artış için firmaların yeni pazarlara ulaşmasının önemine dikkat çeken Öztürk, “Küresel belirsizliklerin, korumacı politikaların ve zayıflayan dış talebin iş dünyamız üzerindeki baskıyı artırdığı bir dönemden geçiyoruz. Firmalarımızın mevcut pazarlarını korurken yeni pazarlara açılması ve dış ticaret kabiliyetlerini geliştirmesi gerekiyor. KTO Dış Ticaret Merkezimizle üyelerimizin bu süreçlerini destekliyor, ihracat hedeflerine ulaşmaları için ihtiyaç duydukları alanlarda yanlarında oluyoruz” ifadelerini kullandı. Verimlilik odaklı dönüşümde model fabrika desteği OVP’nin temel başlıklarından biri olan verimlilik ve rekabet gücü alanında ise Konya Model Fabrika tarafından sanayi işletmelerine yönelik uygulamalı çalışmalar yürütülüyor. Yalın üretim eğitimleri ile Öğren ve Dönüş Programları sayesinde üretim süreçlerindeki israfların azaltılması, kaynakların daha etkin kullanılması ve işletmelerde verimlilik kültürünün geliştirilmesi amaçlanıyor. Öztürk, “Günümüzde rekabet gücünü korumak yalnızca daha fazla üretmekle mümkün değildir. Kaynakları etkin kullanan, süreçlerini geliştiren ve daha yüksek katma değer oluşturan bir üretim yapısına yönelmek zorundayız. Konya Model Fabrikamızla işletmelerimizin verimlilik odaklı dönüşümüne katkı sağlıyoruz. KTO Teknoloji ve Eğitim Kampüsümüz bünyesinde yürüttüğümüz çalışmalarla OVP’de ortaya konulan hedeflerin Konya iş dünyasında karşılık bulmasını ve firmalarımızın yeni döneme hazırlanmasını desteklemeye devam edeceğiz” dedi.

TİM’den döviz dönüşüm desteği için yüzde 8 talebi Haber

TİM’den döviz dönüşüm desteği için yüzde 8 talebi

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe, ihracatçıların gündemindeki döviz dönüşüm desteği, finansmana erişim, reeskont kredileri ve istihdam teşviklerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gültepe, özellikle kur artışının enflasyonun gerisinde kalmasının ihracatçıların maliyet yapısını bozduğunu ve Türkiye'nin fiyat rekabetçiliğini zayıflattığını ifade etti. Döviz dönüşüm desteğinde yeni düzenleme beklentisi Bloomberg HT canlı yayınında konuşan Gültepe, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'ndan (TCMB) alınan bilgi doğrultusunda döviz dönüşüm desteğinde 1 Ekim sonrasında yeni bir açılım yapılmasının beklendiğini söyledi. Destek oranlarında değişiklik öngördüklerini belirten Gültepe, ihracatçıların talebinin daha yüksek bir oran olduğunu ifade etti. “Döviz dönüşüm desteğinde 1 Ekim’den sonra yeni bir açılım yapılacak. Döviz dönüşüm desteği oranlarında değişim bekliyoruz. Biz en az yüzde 8 istiyoruz ama orası zor görünüyor, yüzde 3’ün üzerine ne verirlerse kabul edeceğiz.” dedi. İhracatçının maliyet baskısı büyüyor Gültepe, Türk işletmelerinin ve çalışanların dolar bazındaki maliyetlerinin 2,5 kat arttığını belirtti. Kurun enflasyonla aynı doğrultuda yükselmemesinin ihracatçıların uluslararası pazarlardaki fiyat rekabetini olumsuz etkilediğini söyledi. TCMB'nin kur istikrarı konusunda başarılı olduğunu ifade eden Gültepe, buna karşın kur ile enflasyon arasındaki farklılaşmanın işletmelerin maliyet yapısında önemli bir değişime yol açtığını dile getirdi. İşçilik maliyetlerin yarısından fazlasını oluşturuyor Gültepe, geçmişte işletmelerin toplam maliyetleri içerisinde işçilik giderlerinin yüzde 18-25 arasında bulunduğunu, bugün ise bu payın yüzde 50-55 seviyelerine çıktığını söyledi. Maliyet artışının yalnızca emek yoğun sektörlerde görülmediğine dikkat çeken Gültepe, savunma sanayiindeki değişimi de örnek gösterdi. Buna göre sektörde daha önce yüzde 5 seviyesinde olan işçilik maliyetlerinin toplam maliyet içerisindeki payı yüzde 15'e yükseldi. “Her sektör etkilendi” diyen Gültepe, ücretlerin enflasyon oranında, bazı işletmelerde ise bunun üzerinde artırıldığını; buna karşılık kurdaki yükselişin enflasyonun gerisinde kaldığını belirtti. Gültepe: Türkiye fiyat rekabetçiliğini kaybetti TİM Başkanı Gültepe, mevcut ekonomi politikasının kur, faiz ve enflasyon arasındaki ilişki üzerinden şekillendirildiğini söyledi. “Kuru baskılarsak, enflasyonu düşürürüz, faizi yüksek tutarsak enflasyonu aşağı baskılarız mantığıyla kurgu yapıldı. Bugün Türkiye sürdürülebilir fiyat rekabetçiliğini kaybetti.” ifadelerini kullandı. Gültepe, Orta Vadeli Program'da yer alan projeksiyonların ihracatçılar açısından önemli olduğunu belirterek maliyet, finansman ve rekabetçilik sorunlarına yönelik somut adımların atılması gerektiğini vurguladı. Reeskont kredilerinde bekleme süresi kısaltılmalı İhracatçıların finansmana erişiminin de değerlendirilmesi gerektiğini belirten Gültepe, TCMB reeskont kredilerinde bekleme sürelerinin kısaltılmasını istedi. Gültepe, ihracatçıların finansmana daha hızlı ve daha düşük maliyetle ulaşabilmesinin rekabetçilik açısından kritik olduğunu ifade etti. İhracatçı için yüzde 15 faizli kredi talebi Mevcut kredi maliyetinin yüzde 26,5 seviyesinde olduğunu belirten Gültepe, ihracatçılara fatura karşılığında yüzde 15 faizle kredi kullandırılması yönündeki taleplerini de dile getirdi. İstihdam desteğinde şartların değiştirilmesi isteniyor Gültepe, istihdam desteğinin mevcut yapısının da yeniden ele alınması gerektiğini söyledi. Özellikle destekten yararlanabilmek için uygulanan istihdamı koruma şartının kaldırılması gerektiğini belirtti. Mevcut desteğin işletmeler açısından yeterli olmadığını savunan Gültepe, “Sadece 3 bin 500 TL destek alıyorum diye, yeni iş alamazken işletmenin yaşama imkanı yok.” dedi. Destekten yararlanan firma sayısının artırılması hedefleniyor TİM Başkanı Gültepe, mevcut koşullarda istihdam desteğinden yararlanabilen işletmelerin oranının yüzde 15-20 seviyesinde kaldığını söyledi. Yeni bir düzenlemeyle daha fazla firmanın istihdam desteğinden yararlanabilmesinin sağlanabileceğini belirten Gültepe, ihracatçıların maliyet ve finansman baskısının azaltılması gerektiğine dikkat çekti.

Vergi denetiminde yapay zeka dönemi Haber

Vergi denetiminde yapay zeka dönemi

Türkiye, kayıt dışı ekonomi ve vergi kayıp-kaçağıyla mücadelede dijital denetim kapasitesini yapay zeka ve büyük veri teknolojileriyle genişletmeye hazırlanıyor. 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program'da kayıt dışılığın azaltılması ve vergi denetimlerinin etkinliğinin artırılması için dijital dönüşüm araçlarının daha yoğun kullanılacağı belirtilirken, bu kapsamda vergi ihbarlarının analizinde yapay zeka destekli İhbar İşleme Sistemi'nin (VDK-İHS) hayata geçirilmesi öngörülüyor. Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı'nın mevcut proje tanımına göre VDK-İHS, farklı kanallardan gelen yüksek hacimli ve farklı formatlardaki ihbarları analiz ederek denetim komisyonlarına karar desteği sunacak şekilde tasarlanıyor. Sistem şu aşamada proje evresinde bulunuyor. On binlerce ihbar tek bir dijital yapıda analiz edilecek Vergi ihbarları, kayıt dışı ekonomi ve vergi kayıp-kaçağıyla mücadelede önemli veri kaynaklarından biri. Ancak ihbarların farklı kanallardan gelmesi, metinlerin farklı formatlarda bulunması ve ihbar sayısının yüksek olması, bunların geleneksel yöntemlerle değerlendirilmesini zorlaştırıyor. Vergi Denetim Kurulu'nun verilerine göre 2024 yılında 10 binden fazla ihbar, 23 komisyon ve 193 müfettiş tarafından değerlendirildi. VDK-İHS projesi, bu iş yükünün önemli bölümünün dijital araçlarla analiz edilmesini amaçlıyor. Sistemin farklı kaynaklardan gelen ihbarları tek bir yapıda toplaması, metinleri analiz edilebilir veriye dönüştürmesi ve geçmiş kararlarla karşılaştırması planlanıyor. Bu dönüşümün kritik noktası ise ihbarların yalnızca arşivlenen belgeler olmaktan çıkarılarak analiz edilebilir veri varlıklarına dönüştürülmesi olacak. Yapay zeka ihbarın içeriğini analiz edecek VDK-İHS'nin tasarımında birden fazla yapay zeka ve veri işleme teknolojisinin birlikte kullanılması planlanıyor. Sistem kapsamında farklı kaynaklardan gelen ihbarların toplanması, taranmış veya el yazısıyla hazırlanmış belgelerin OCR teknolojisiyle okunabilir hale getirilmesi ve metinlerin doğal dil işleme yöntemleriyle analiz edilmesi öngörülüyor. Böylece sistem, ihbarın yalnızca metnini saklamakla kalmayacak; içerikte yer alan kişi, kurum, işlem ve diğer kritik unsurları da belirleyerek bunları veri tabanında ilişkilendirebilecek. Bu yapı, aynı kişi veya şirketin farklı ihbarlarda geçmesi ya da farklı ihbarlar arasında bağlantılar bulunması halinde bunların daha hızlı fark edilmesine imkân sağlayabilecek. Geçmiş kararlar yapay zekanın referansı olacak Sistemin en dikkat çekici bileşenlerinden biri ise geçmiş ihbarlar ve komisyon kararlarının yeni ihbarlarla karşılaştırılması. Vergi Denetim Kurulu'nun proje açıklamasına göre VDK-İHS'de RAG (Retrieval-Augmented Generation) mimarisinden yararlanılması planlanıyor. Bu yapı sayesinde yeni bir ihbar, geçmiş ihbar ve kararların bulunduğu veri havuzuyla karşılaştırılabilecek; benzer vakalar belirlenerek karar sürecine öneri üretilebilecek. Buradaki amaç, yapay zekanın tek başına vergi incelemesi kararı vermesi değil, komisyonların değerlendirme sürecine emsal vakalar ve ilgili bilgiler üzerinden karar desteği sağlamak. Sistem ayrıca ihbarın özetlenmesi, ilgili olabilecek vergi türlerinin belirlenmesi ve uygulanabilecek mevzuat hükümlerinin eşleştirilmesi konusunda da öneriler sunacak şekilde tasarlanıyor. Hedef yalnızca ihbarları değerlendirmek değil Yeni dönemde kayıt dışı ekonomiyle mücadele, yalnızca gelen ihbarların incelenmesine dayalı olmayacak. Orta Vadeli Program kapsamında büyük veri üzerinde sektörel, finansal ve tematik risk analizlerinin geliştirilmesi; elde edilen sonuçların ilgili kurum ve kuruluşlarla paylaşılması ve denetim süreçlerinin risk odaklı yürütülmesi hedefleniyor. Kayıt dışı istihdam ve ücretle mücadelede de veri analizine dayalı risk odaklı denetimlerin artırılması planlanıyor. Bu yaklaşım, denetim kaynaklarının tüm mükelleflere aynı yoğunlukta yöneltilmesi yerine daha yüksek risk taşıdığı değerlendirilen sektör, işletme ve işlem gruplarına odaklanmasını amaçlıyor. Birden fazla dijital sistem birlikte çalışacak Kayıt dışılıkla mücadelede yalnızca VDK-İHS'nin kullanılması planlanmıyor. Orta Vadeli Programda Depozito Bilgi Yönetim Sistemi (DBYS), Kıymetli Maden Takip Sistemi (KMTS), İnşaat Demiri İzleme Sistemi (İDİS), Ulusal Taşıt Tanıma Sistemi (UTTS) ve Bandrollü Ürün İzleme Sistemi (BÜİS) gibi izleme sistemlerinin de kayıt dışılığın ve vergi kayıp-kaçağının azaltılmasında kullanılacağı belirtiliyor. Bu sistemlerden elde edilen farklı veri setlerinin daha etkin analiz edilmesi, vergi denetiminde üçüncü taraf idari verilerden yararlanılması ve riskli işlemlerin daha erken aşamada belirlenmesi hedefleniyor. Organize vergi kaçakçılığına karşı ağ analizi Yeni yaklaşımın bir diğer boyutu organize vergi kaçakçılığıyla mücadele. Vergi Denetim Kurulu'nun yapay zeka destekli Vergi İstihbarat Sistemi (VDK-VİS) de mükellefleri tek tek değerlendirmek yerine aralarındaki ekonomik ilişkileri bir ağ içerisinde analiz etmeye yönelik geliştiriliyor. Sistem; ortaklar, yöneticiler, alıcılar, satıcılar, finansal işlem tarafları ve diğer bağlantılar üzerinden ilişkileri analiz ederek sahte belge organizasyonları, zincirleme fatura ilişkileri ve döngüsel işlemler gibi daha karmaşık yapıların ortaya çıkarılmasına odaklanıyor. Bu sistemin VDK-İHS ile birlikte değerlendirilmesi, ihbarlardan elde edilen bilgilerin daha geniş bir vergi istihbaratı yapısının parçası haline gelmesinin önünü açabilir. Gayrimenkul ve hasılat denetimi de sıkılaşacak Kayıt dışılıkla mücadele programı yalnızca yapay zeka uygulamalarından oluşmuyor. Gayrimenkullerin gerçek değerleri üzerinden işlem görmesini sağlayacak çalışmaların sürdürülmesi, vergi denetiminde Dijital Uyum Projesi (VDK-DUYU) kapsamında çalışmalar yapılması ve Risk Analiz Sistemi (VDK-RAS) üzerinden mükellef analizi ve seçiminin devam ettirilmesi planlanıyor. Mükelleflerin yıllık gelirlerinin doğru şekilde kavranması ve beyan edilmesi amacıyla hasılat denetimleri de sürdürülecek. Vergi denetiminde model değişiyor Atılan adımların ortak noktası, vergi denetiminin yalnızca geçmişte gerçekleşmiş işlemleri inceleyen bir yapı olmaktan çıkarılarak veriye dayalı, risk odaklı ve daha öngörücü bir modele taşınması. Vergi Denetim Kurulu, bu dönüşümü “Denetim 3.0” olarak tanımlıyor. Kurulun açıklamasına göre bu yaklaşım, büyük dil modelleri ve yapay zeka uygulamalarıyla veriyi yalnızca analiz eden değil, denetim süreçlerini yönlendiren ve karar mekanizmalarına katkı sağlayan sistemler oluşturmayı hedefliyor. VDK-İHS de bu dönüşümün ihbar ayağını oluşturuyor. Sistem tamamlandığında amaç, ihbarların insan gücüyle tek tek tarandığı geleneksel yapı yerine; veriyi okuyan, benzer vakaları bulan, bağlantıları ortaya çıkaran ve denetim komisyonlarına gerekçeli öneriler sunan bir dijital altyapı oluşturmak. Böylece kayıt dışı ekonomiyle mücadelede yapay zekanın rolü yalnızca otomatik veri analiziyle sınırlı kalmayacak; risk tespiti, ihbar değerlendirmesi, vergi istihbaratı ve denetim kararlarının hazırlanmasına kadar uzanan daha geniş bir sürecin parçası haline gelecek.

KTO Meclisinde iş dünyasının OVP beklentileri değerlendirildi Haber

KTO Meclisinde iş dünyasının OVP beklentileri değerlendirildi

Toplantıda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Konya Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Öztürk, İsrail’in Suriye’nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü hedef alan saldırılarının kabul edilemez olduğunu belirterek, “Suriye’de barışın, istikrarın ve devlet düzeninin yeniden tesis edilmesini son derece önemsiyoruz. Suriye’nin egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün korunması vazgeçilmezdir. Hükümetimizin bu doğrultuda izleyeceği politikayı ve atacağı adımları destekliyoruz” dedi. Yeni OVP Reel sektörün temel beklentilerine cevap vermeli Türkiye ekonomisinin gelecek üç yıllık yol haritasını ortaya koyacak 2027-2029 dönemi Orta Vadeli Programı’nın eylül ayının ilk haftasında açıklanmasının beklendiğini belirten Öztürk, programın temel makroekonomik hedeflerin yanı sıra iş ve yatırım ortamını doğrudan etkileyen politika ve tedbirleri de kapsayacağını ifade etti. Öztürk, bu süreçte iş dünyasının beklenti ve taleplerini ekonomi yönetimine ve TOBB’a ilettiklerini de kaydetti. Mevcut Orta Vadeli Program hedeflerinin gerçekleşme düzeyini değerlendiren Öztürk, istihdam, ihracat ve kişi başına gelir hedeflerinde olumlu bir görünüm oluştuğunu, büyüme ve cari dengede kısmi ilerleme sağlandığını, enflasyon ve dış ticaret dengesinde ise belirgin sapmalar yaşandığını söyledi. Yeni programdan reel sektörün temel beklentilerini paylaşan Öztürk, şunları kaydetti: “Reel sektörün temel beklentisinin fiyat istikrarının sağlanması, enflasyonun hedeflenen rakamlara ve nihayetinde tek haneye düşürülmesi, öngörülebilir ve sürdürülebilir bir büyüme ortamının oluşturulması, istihdamın artırılması, iş ve yatırım ortamının iyileştirilmesi ve yapısal reformlara öncelik verilmesi olduğunu bir kez daha vurgulamak isteriz. KOBİ’ler öncelikli olmak üzere reel sektörün finansmana erişiminin kolaylaştırılması, emek yoğun sektörlere ek destekler verilmesi, ülkemizin üretim, yatırım, istihdam ve ihracat kapasitesinin korunması, işgücü piyasasında ve mesleki eğitimde reform yapılması, artan korumacılık ve küresel ticaret savaşları döneminde yerli sanayimizin korunması ve rekabet gücünün artırılması bizim açımızdan öncelikli konulardır.” Enflasyonla mücadele sürdürülürken reel sektörün ve üretim gücünün korunmasını sağlayacak dengeli bir yaklaşım benimsenmesi gerektiğini vurgulayan Öztürk, yatırım ve ihracatı destekleyen finansman modellerinin devreye alınmasının, döviz kuru ile enflasyon arasındaki dengesizliğin giderilmesinin ve kamu ile özel sektör arasında güçlü bir iş birliği kurulmasının programın başarısını artıracağını söyledi. Normalleşme adımı ticari kredi ve finansman maliyetlerine yansıtılmalı OVP kapsamında reel sektörün finansman ihtiyacının ayrı bir öncelikle ele alınması gerektiğini belirten Öztürk, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının son kararına ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının bir hafta vadeli repo ihalelerine yeniden başlama kararını, piyasa fonlama maliyetini 3 puan aşağı çekmesi ve finansal piyasalardaki normalleşme sürecini desteklemesi bakımından olumlu değerlendiriyoruz. Bankalar ve katılım bankaları, bu normalleşme adımını vakit kaybetmeden ticari kredi ve finansman maliyetlerine yansıtmalıdır. Politika faizi ile kredi faizleri arasındaki yüksek fark, reel sektörümüzün taşıma sınırlarını zorlamaktadır. Yüksek kredi maliyetleri, daralan limitler ve ağır teminat şartları üretimi, yatırımı ve ticareti ciddi biçimde baskılamaktadır. Merkez Bankamızdan özellikle KOBİ kredilerinin büyüme sınırlamalarının dışında tutulmasını, ihracatçılarımıza sağlanan reeskont kredilerindeki döviz dönüşüm desteğinin artırılmasını ve reel sektörü destekleyecek finansman imkânlarının genişletilmesini bekliyoruz.” Öztürk, toplantıya katkı sağlayan Meclis Üyelerine teşekkür ederek alınan kararların Konya’ya, Oda üyelerine ve iş dünyasına hayırlı olmasını diledi.

Şimşek: Türkiye ekonomisi yüzde 2,3 büyüdü Haber

Şimşek: Türkiye ekonomisi yüzde 2,3 büyüdü

Türkiye ekonomisi, 2026’nın ikinci çeyreğinde zorlu küresel ve jeopolitik koşullara rağmen büyümesini sürdürdü. Ekonomi, bir önceki çeyreğe göre yüzde 1,1, geçen yılın aynı dönemine göre ise yüzde 2,3 büyürken, yıllıklandırılmış milli gelir 1,7 trilyon doların üzerine çıktı. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, büyüme verilerini değerlendirirken ekonominin iç ve dış talebin desteğiyle dengeli bir görünüm sergilediğini belirtti. Sanayi ve tarımdan büyümeye güçlü katkı İkinci çeyrekte büyümeye sektörlerden de önemli katkılar geldi. Şimşek’in verdiği bilgilere göre sanayi katma değeri yıllık bazda yüzde 2,4 arttı. Bu performansta teknoloji yoğun sektörlerdeki olumlu görünüm etkili oldu. Tarım sektöründe ise büyüme yüzde 13,3 olarak gerçekleşti. Özel tüketim yüzde 3,5, yatırımlar yüzde 0,6 büyürken net dış talep de büyümeye pozitif katkı sağladı. Böylece ikinci çeyrekte büyümenin hem iç hem de dış talep tarafından desteklendiği bir yapı oluştu. Cari açık 38,9 milyar dolara yükseldi Jeopolitik gelişmelerin Türkiye’nin ticaret ortakları üzerindeki etkisi ve özellikle enerji başta olmak üzere emtia fiyatlarındaki yükseliş cari denge üzerinde baskı oluşturdu. Şimşek, yıllıklandırılmış cari açığın ikinci çeyrekte 38,9 milyar dolar olduğunu açıkladı. Cari açığın milli gelire oranı ise yüzde 2,3 seviyesinde gerçekleşti. Şimşek, söz konusu oranın sürdürülebilir seviyelerde bulunduğunu belirtti. Bütçe performansı olumlu seyrini korudu Şimşek, kayıt dışılıkla mücadele, vergide adaletin güçlendirilmesi ve harcama disiplininin mali alan oluşturduğunu ifade etti. Küresel fiyat şoklarının vatandaşlar üzerindeki etkisini sınırlamak ve dezenflasyon sürecini desteklemek amacıyla eşel mobil uygulaması kapsamında önemli miktarda vergi gelirinden vazgeçilmesine rağmen bütçe performansının olumlu seyrini koruduğunu söyledi. Dış borcun milli gelire oranı yüzde 31,6 Türkiye’nin dış borç göstergelerinde de ikinci çeyrekte önemli bir değişim yaşanmadı. Şimşek, brüt dış borç stokunun milli gelire oranının yüzde 31,6 seviyesinde yatay seyrettiğini belirtti. Türkiye’nin toplam borcunun milli gelire oranının ise yüzde 91 olduğunu ifade eden Şimşek, bu oranın gelişmekte olan ülkeler ortalaması olan yüzde 229’un ve dünya ortalaması olan yüzde 306’nın oldukça altında bulunduğuna dikkat çekti. Şimşek: Ekonominin şoklara karşı direnci artıyor Şimşek, ekonomide güçlenen makroekonomik temellerin dış şoklara karşı dayanıklılığı artırdığını vurguladı. Dezenflasyon sürecindeki ilerleme ve küresel koşulların daha destekleyici hale gelmesiyle birlikte büyümenin önümüzdeki dönemde kademeli olarak artmasını beklediklerini söyledi. Yeni OVP büyüme hedeflerine odaklanacak Ekonomi yönetiminin bir sonraki önemli gündem maddelerinden biri 2027-2029 dönemini kapsayacak Orta Vadeli Program olacak. Şimşek, yeni OVP ile fiyat istikrarının sağlanmasının yanı sıra teknolojik dönüşüm ve verimlilik artışı yoluyla Türkiye’nin büyüme potansiyelinin güçlendirilmesinin hedeflendiğini belirtti. Programın aynı zamanda kalıcı refah artışını destekleyecek bir yol haritası ortaya koyacağını ifade eden Şimşek, ekonomi politikalarının temel hedefinin dezenflasyon sürecini sürdürürken büyüme potansiyelini daha sağlam bir zemine taşımak olduğunu vurguladı.

Şimşek’ten ekonomi mesajı; Programı rayında tutacağız Haber

Şimşek’ten ekonomi mesajı; Programı rayında tutacağız

Şimşek, enerji arz güvenliği konusunda risk görmediklerini belirtirken, mevcut küresel şokların ekonomi programını “bir miktar etkilemesinin kaçınılmaz” olduğunu ifade etti. Küresel ekonominin son yılların en sert arz şoklarından biriyle karşı karşıya olduğunu belirten Şimşek, finansal koşullardaki sıkılaşmanın dünya genelinde büyüme üzerinde baskı oluşturduğunu söyledi. Küresel ekonomide baskı arttı Şimşek, 1970’lerden bu yana en büyük arz şoklarından birinin yaşandığını belirterek uzun vadeli tahvil faizlerinde yaşanan yükselişin küresel likiditeyi zorlaştırdığını ifade etti. Küresel ekonomideki dalgalanmaların gelişmekte olan ülkeler üzerinde baskıyı artırdığına dikkat çeken Şimşek, finansal koşullardaki sıkılaşmanın ekonomik aktiviteyi yavaşlatabileceğini kaydetti. Enerji arzında risk görmüyoruz Enerji tarafına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Şimşek, Türkiye’nin enerji arz güvenliği konusunda önemli ilerleme kaydettiğini söyledi. Enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesinin kritik önem taşıdığını belirten Şimşek, mevcut süreçte enerji arzına ilişkin ciddi bir risk öngörmediklerini ifade etti. Büyümede ivme kaybı uyarısı Bakan Şimşek, küresel şokların ve sıkı para koşullarının büyüme üzerinde baskı oluşturduğunu belirterek ekonomik aktivitede ivme kaybı riskine dikkat çekti. Sanayi sektöründe yaşanan sorunların yalnızca iç piyasadan kaynaklanmadığını vurgulayan Şimşek, küresel dönüşümün üretim yapıları üzerinde önemli etkiler oluşturduğunu söyledi. “Her tedavinin yan etkileri var” Ekonomi programına ilişkin mesajlar veren Şimşek, uygulanan politikaların kısa vadeli bazı maliyetler doğurabileceğini ancak uzun vadeli dengelenme açısından gerekli olduğunu ifade etti. “Her tedavinin yan etkileri var” diyen Şimşek, ekonomi yönetiminin temel hedefinin sürdürülebilir büyüme ve kalıcı fiyat istikrarı olduğunu belirtti. Cari denge önceliğini koruyor Şimşek, yatırım, üretim ve istihdam odaklı politikaların sürdüğünü ifade ederek cari dengedeki iyileşmenin ekonomi yönetiminin temel öncelikleri arasında yer aldığını söyledi. Orta Vadeli Program’ın mevcut küresel gelişmelerden etkilenebileceğini belirten Şimşek, buna rağmen program hedeflerine bağlı kalacaklarını vurguladı. “Ne gerekiyorsa yapacağız” Ekonomi yönetiminin programı kararlılıkla sürdürdüğünü belirten Şimşek, “Programı rayında tutmak için ne gerekiyorsa yapıyoruz, yapmaya devam edeceğiz” dedi. Şimşek’in açıklamaları, küresel piyasalardaki belirsizliklere rağmen ekonomi yönetiminin mevcut politikaları sürdürme kararlılığı mesajı olarak değerlendirildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.