SON DAKİKA
Hava Durumu

#Oecd

Ekometre - Oecd haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Oecd haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kuveyt’in petrol üretimi günlük 140 bin varil azaldı Haber

Kuveyt’in petrol üretimi günlük 140 bin varil azaldı

OPEC’in 2026 yılı küresel petrol talebi artış tahminini düşürmesi, 2027 beklentisini ise yükseltmesi piyasanın öne çıkan gelişmeleri arasında yer aldı. OPEC üretiminde güçlü artış Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütünün (OPEC) eylül ayına ilişkin petrol piyasası raporu yayımlandı. Rapora göre, örgütün günlük ham petrol üretimi bir önceki aya kıyasla 920 bin varil artarak 25 milyon 97 bin varile ulaştı. Üretim artışına rağmen bazı OPEC üyelerinde düşüş yaşandı. Kuveyt, günlük üretimdeki gerilemeyle örgüt içinde en fazla düşüş kaydedilen ülke oldu. Kuveyt’te günlük üretim 140 bin varil geriledi Kuveyt’in günlük ham petrol üretimi eylülde 140 bin varil azalarak 1 milyon 766 bin varile düştü. İran’da günlük üretim 99 bin varil, Libya’da ise 58 bin varil geriledi. Üretim artışına Suudi Arabistan öncülük etti OPEC üyeleri arasında en yüksek üretim artışı Suudi Arabistan’da kaydedildi. Ülkenin günlük ham petrol üretimi 744 bin varil yükselerek 8 milyon varilin üzerine çıktı. Irak’ın günlük üretimi 386 bin varil, Birleşik Arap Emirlikleri’nin üretimi ise 86 bin varil arttı. OPEC+ üretimi günlük 39 milyon varili aştı OPEC ile örgüt dışındaki bazı petrol üreticisi ülkelerin oluşturduğu OPEC+ grubunun günlük toplam ham petrol üretimi eylülde 903 bin varil artış gösterdi. Böylece grubun günlük üretimi 39 milyon 68 bin varile yükseldi. OPEC, 2026 petrol talebi tahminini düşürdü OPEC, küresel petrol talebindeki artışa ilişkin 2026 yılı tahminini aşağı yönlü revize etti. Küresel talebin bu yıl geçen yıla göre günlük yaklaşık 180 bin varil artarak 105 milyon 720 bin varile ulaşması bekleniyor. Önceki raporda 2026 yılı için günlük 380 bin varillik talep artışı öngörülmüştü. 2027 yılı talep beklentisi yükseltildi Örgüt, 2027 yılına ilişkin küresel petrol talebi artış tahminini ise yukarı çekti. Buna göre, dünya genelindeki petrol talebinin gelecek yıl günlük 2 milyon 550 bin varil artarak 108 milyon 280 bin varile ulaşması bekleniyor. Önceki tahminde 2027 yılı için günlük 2 milyon 360 bin varillik artış öngörülüyordu. OECD dışı ülkelerde talep artışı öne çıkıyor OPEC’in tahminlerine göre, OECD dışı ülkelerde petrol talebinin bu yıl günlük 390 bin varil artarak 59 milyon 600 bin varile yükselmesi bekleniyor. OECD ülkelerinde ise talebin günlük 210 bin varil azalarak 46 milyon 120 bin varile gerileyeceği tahmin ediliyor. 2027 yılında OECD dışı ülkelerde günlük talebin 2 milyon 10 bin varil artışla 61 milyon 620 bin varile ulaşması bekleniyor. OECD ülkelerinde ise talebin günlük 540 bin varil yükselerek 46 milyon 660 bin varile çıkacağı öngörülüyor. Petrol piyasasında üretim ve talep dengesi izleniyor OPEC ve OPEC+ grubunun üretim verileri ile küresel petrol talebine ilişkin beklentiler, petrol piyasasının yönü açısından önem taşıyor. Üretimdeki değişimlerin yanı sıra 2026 ve 2027 yıllarına yönelik talep tahminlerinde yapılan revizyonlar da Brent petrol fiyatlarının seyrini etkileyebilecek temel piyasa göstergeleri arasında bulunuyor.

Akıllı şehirlerin başarısında entegre sistemler öne çıkıyor Haber

Akıllı şehirlerin başarısında entegre sistemler öne çıkıyor

Uluslararası deneyimler de akıllı şehirlerde başarının yalnızca cihaz ve sensör sayısıyla değil, farklı sistemlerin birlikte çalışması ve verinin ortak platformlarda yönetilmesiyle şekillendiğini gösteriyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan ‘2030 Ulusal Akıllı Şehirler Stratejisi ve Eylem Planı’ ile akıllı şehir uygulamalarının 81 il ölçeğinde yaygınlaştırılması hedefleniyor. Birlikte çalışabilir sistemler, ortak veri yönetimi ve yerli teknolojilerin geliştirilmesinin öne çıktığı plan; kaynakların etkin kullanıldığı, mükerrer yatırımların önlendiği, standartları belirlenmiş bütüncül bir akıllı şehir yaklaşımını esas alıyor. Akıllı şehir teknolojilerinde en az yüzde 80 yerli üretim hedefi de yerli teknoloji şirketleri açısından önemli bir ölçeklenme alanı yaratıyor. Nu Teknoloji ise bu dönüşüme sensör ve cihazların yanı sıra haberleşme altyapısı, yazılım, veri yönetimi ve entegrasyon kabiliyetini de içeren yerli teknoloji çözümleriyle katkı sunmayı hedefliyor. Nu Teknoloji'nin akıllı şehir yaklaşımında enerji tüketimi, hava kalitesi, çevresel ölçüm, aydınlatma, atık yönetimi ve kent mobilyaları gibi farklı alanlardan elde edilen veriler ortak bir dijital ekosistemin parçaları olarak ele alınıyor. Merkezi yönetim platformuyla farklı sistemlerden gelen veriler tek ekrandan izlenebiliyor; alarm ve anomaliler görülebiliyor, performans karşılaştırılabiliyor ve gerektiğinde daha hızlı aksiyon alınabiliyor. Böylece verinin enerji ve kaynak kullanımından bakım süreçlerine kadar şehir operasyonlarında somut faydaya dönüşmesi amaçlanıyor. Bu yapının haberleşme katmanında ise mesh mimarisi öne çıkıyor. Nu Teknoloji'nin IoT çözümlerinde kullandığı mesh tabanlı yapıda cihazlar yalnızca merkezi bir noktaya değil, birbirleri üzerinden de veri aktarabiliyor. Bu yapı geniş alanlara yayılan IoT uygulamalarında kapsama ve ölçeklenebilirliği destekliyor. Sistemleri konuşturmak dünyanın da gündeminde Sistemlerin birlikte çalışması, dünyadaki akıllı şehir çalışmalarının da temel gündemlerinden biri. OECD'nin Smart City Data Governance: Challenges and the Way Forward çalışması, şehirlerde farklı sistemlerden elde edilen verilerin birbirinden kopuk “veri silolarında” kalmasının birlikte çalışabilirliğin önündeki önemli engellerden biri olduğuna dikkat çekiyor. OECD; farklı şehir birimleri ve sektörlerden gelen verilerin paylaşılabildiği platformları ve ortak veri standartlarını akıllı şehir dönüşümünün önemli unsurları arasında gösteriyor. “Türkiye’nin 81 ili kapsayan yeni yol haritasını önemli buluyoruz” Nu Teknoloji Kurucu Ortağı Ayşe Nur Koroğlu, Türkiye'nin akıllı şehirlerle ilgili yeni dönemini şu şekilde değerlendirdi: “Bir şehre binlerce sensör yerleştirmek onu tek başına akıllı hale getirmiyor. Asıl dönüşüm; enerjiden hava kalitesine, aydınlatmadan atık yönetimine kadar farklı sistemlerin birbiriyle konuşabildiği ve üretilen verinin tek yönetim katmanında anlamlı hale getirilebildiği zaman başlıyor. Türkiye'nin 81 ili kapsayan yeni yol haritasını bu nedenle önemli buluyoruz. Önümüzdeki dönemde teknoloji sayısından çok, bu teknolojilerin ne kadar entegre, ölçeklenebilir ve yönetilebilir olduğuna bakmamız gerekecek. Yerli ve milli teknoloji de bizim için yalnızca bir cihazın ülkemizde üretilmesi anlamına gelmiyor. Kritik şehir altyapılarında teknolojiyi geliştirme kabiliyetinin, sistem bilgisinin ve veriyi yönetme yetkinliğinin ülkede kalması bunun önemli bir parçası. Türkiye'nin önündeki bu ölçeklenme fırsatının, burada geliştirilen ve sahada doğrulanan teknolojilerin uluslararası pazarlara taşınmasına da katkı sağlayacağına inanıyoruz.”

Elektrik ve doğal gaz faturalarında ağır tablo Haber

Elektrik ve doğal gaz faturalarında ağır tablo

Türkiye, yüzde 26'lık enerji enflasyonuyla OECD ülkeleri arasında ilk sırada yer alırken, uzmanlar sorunun temelinde iç dinamiklerin bulunduğuna dikkat çekiyor. Artan hayat pahalılığı ve enerji fiyatlarındaki yükseliş, vatandaşın fatura yükünü her geçen gün ağırlaştırıyor. Dört kişilik bir ailenin asgari yaşam standardı için ödemesi gereken aylık elektrik faturası yaklaşık 745 TL'ye ulaştı. Mevcut asgari ücret dikkate alındığında, bir çalışan aylık gelirinin yaklaşık yüzde 2,6'sını yalnızca elektrik faturası için harcıyor. Kış aylarında doğal gaz faturalarının 2 bin TL'nin üzerine çıkmasıyla birlikte enerji giderlerinin toplamı, asgari ücretli bir hanenin gelirinin en az yüzde 10'unu oluşturuyor. OECD'de açık ara ilk sırada Şubat 2026 verilerinde Türkiye, yüzde 26 enerji enflasyonuyla 36 OECD ülkesi arasında açık ara ilk sırada yer aldı. OECD ortalaması ise eksi yüzde 0,6 seviyesinde bulunuyor. Birçok ülkede enerji fiyatları gerilerken, bazı ülkelerde sınırlı artışlar yaşanıyor. Listede Türkiye'yi yüzde 7,4 ile Avustralya, yüzde 7,1 ile Slovenya takip ediyor. Böylece Türkiye'nin enerji enflasyonu, en yakın ülkenin yaklaşık üç ila dört katına ulaşıyor. "Sorunun kaynağı içeride" TMMOB Makina Mühendisleri Odası'nın hazırladığı "Türkiye'nin Enerji Görünümü 2026 Oda Raporu", tablonun yalnızca yüksek enflasyonla açıklanamayacağını ortaya koyuyor. Raporda, aynı küresel koşullarda birçok ülkede enerji fiyatlarının gerilediği veya sınırlı yükseldiği, buna karşın Türkiye'de sert artışların yaşandığı belirtilerek, sorunun temel nedeninin iç ekonomik dinamikler olduğu vurgulanıyor. Raporda ayrıca, açıklanan verilerin son elektrik ve doğal gaz zamlarını henüz içermediği, bu nedenle önümüzdeki aylarda Türkiye ile OECD ortalaması arasındaki farkın daha da büyüyebileceği ifade ediliyor. 42,3 milyon konut abonesi zamdan etkilendi Rapora göre, 1 Ocak 2024 - 4 Nisan 2026 döneminde elektrik tarifelerine yapılan zamlar abone gruplarına göre farklılık gösterdi. 2024 verilerine göre Türkiye'deki 50,8 milyon elektrik abonesinin yüzde 83,3'ünü oluşturan 42,3 milyon mesken abonesi, yüzde 115'i aşan fiyat artışıyla zamlardan en fazla etkilenen kesim oldu. Aynı dönemde net asgari ücretteki artış yüzde 65,1 seviyesinde kaldı. Raporda, son elektrik zammının ardından düşük kademeli mesken abonelerinde 100 TL'lik bir elektrik faturasının 74,89 TL'sinin dağıtım bedeli, 15,26 TL'sinin enerji bedeli ve 9,85 TL'sinin vergilerden oluştuğu bilgisine de yer verildi.

Türkiye-Fransa ticaret hacmi 24,2 milyar dolara ulaştı Haber

Türkiye-Fransa ticaret hacmi 24,2 milyar dolara ulaştı

İki ülke arasındaki ticaret hacminin son beş yılda yaklaşık yüzde 70 artarak 24,2 milyar dolara yükseldiğini belirten Bolat, ekonomik iş birliğinin daha da güçlendirilmesi için çalışacaklarını söyledi. Türkiye'nin Paris Büyükelçiliği'nde Fransız İş Adamları ve Sanayiciler Derneği (MEDEF) üyeleriyle gerçekleştirilen toplantıda konuşan Bolat, Fransa'nın Türkiye'nin en önemli ve güvenilir ticaret ortaklarından biri olduğunu vurguladı. Türkiye ile Fransa arasındaki ekonomik ve siyasi ilişkilerin Osmanlı dönemine kadar uzanan köklü bir geçmişe sahip olduğunu ifade eden Bolat, Fransa'da yaşayan yaklaşık 800 bin Türk vatandaşının iki ülke arasında önemli bir köprü görevi gördüğünü belirtti. Paris'te bulunan Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü'nün (OECD) 3-4 Haziran tarihlerinde düzenlenen Bakanlar Konseyi Toplantısı'na katılmak üzere Fransa'da bulunduğunu hatırlatan Bolat, ziyaret kapsamında Fransa'da yaşayan Türk girişimcilerle de bir araya geleceğini söyledi. Bolat, Fransa Dış Ticaret ve Ekonomik Çekicilikten Sorumlu Delege Bakanı Nicolas Forissier ile yaklaşık 3,5 ay önce İstanbul'da düzenlenen Türkiye-Fransa 8. Dönem Ekonomik ve Ticaret Ortak Komitesi (JETCO) Toplantısı kapsamında görüştüklerini anımsatarak, bir sonraki JETCO toplantısının 17 Şubat 2027'de Paris'te gerçekleştirilmesinin planlandığını ifade etti. Türkiye-Fransa ilişkileri ile Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin birbirine bağlı ve entegre konular olduğuna dikkat çeken Bolat, Türkiye ekonomisinin 2026 yılının ilk çeyreğinde yüzde 2,5 büyüdüğünü ve ekonominin üst üste 23 çeyrektir büyümesini sürdürdüğünü belirtti. İki ülke arasındaki ticaret hacminin son beş yılda 14 milyar dolardan 24,2 milyar dolara yükseldiğini kaydeden Bolat, "Bu tablo, her iki ülkenin iş dünyası açısından umut verici bir geleceğe işaret ediyor" dedi. Konuşmasında küresel gelişmelere de değinen Bolat, son dönemde Orta Doğu'da yaşanan çatışmaların ve Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmelerin dünya ekonomisi üzerinde olumsuz etkiler yarattığını belirterek, bu durumun tedarik zincirleri ve enerji fiyatları üzerinde önemli baskılar oluşturduğunu söyledi.

Varlık barışı teklifi TBMM’de kabul edildi Haber

Varlık barışı teklifi TBMM’de kabul edildi

Düzenleme; vergi, kamu alacakları, yurt dışı gelirler ve teknogirişim şirketlerine yönelik yeni uygulamaları kapsıyor. Kabul edilen maddelere göre kamu borçlarının yapılandırılmasına ilişkin önemli değişiklikler yapılacak. Amme alacaklarının tahsilinde, borçlunun zor duruma düşmesi halinde borçların 72 aya kadar tecil edilebilmesinin önü açılıyor. Toplam borcu 1 milyon lirayı aşmayan mükelleflerden teminat şartı aranmayacak. Bu tutarın üzerindeki borçlarda ise yalnızca aşan kısmın yarısı oranında teminat gösterilmesi yeterli olacak. Cumhurbaşkanı’na bu tutarı 10 katına kadar artırma ya da yarısına kadar düşürme yetkisi veriliyor. Teklifte gelir vergisi düzenlemeleri de dikkat çekti. Türkiye dışında elde edilen bazı kazanç ve gelirler için uygulanan istisnalara ilişkin yeni hükümler getirildi. Buna göre, Türkiye’ye yeni yerleşmiş sayılan ve son üç yılda Türkiye’de vergi mükellefiyeti bulunmayan kişilerin yurt dışı kazançları 20 yıl boyunca gelir vergisinden muaf tutulabilecek. Düzenleme kapsamında bu gelirler için yıllık beyanname verilmeyecek ve başka gelirler nedeniyle beyanname verilmesi halinde de söz konusu kazançlar beyannameye dahil edilmeyecek. Ancak yurt dışında ödenen vergiler Türkiye’de mahsup edilemeyecek. Şartların sonradan sağlanmadığının tespiti halinde ise tahakkuk ettirilmeyen vergiler gecikme hükümleriyle birlikte tahsil edilecek. Teklifte ayrıca teknogirişim şirketlerinde çalışan personele yönelik hisse senedi teşviklerinde de değişikliğe gidildi. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı kriterlerini sağlayan girişim şirketlerinde çalışanlara verilen bedelsiz veya indirimli pay senetleri için uygulanacak gelir vergisi istisnasının üst sınırı artırıldı. Yeni düzenlemeyle istisna tutarı ilgili yıldaki brüt ücretin iki katı olarak uygulanacak. TBMM Genel Kurulu’nda ayrıca Türkiye ile OECD arasında İstanbul’da kurulacak merkeze ilişkin uluslararası protokol de kabul edildi. Görüşmelerin ardından birleşim, 20 Mayıs Çarşamba günü yeniden toplanmak üzere kapatıldı.

Küresel petrol arzı 'tarihteki en büyük' düşüşü yaşadı Haber

Küresel petrol arzı 'tarihteki en büyük' düşüşü yaşadı

Küresel petrol arzı, ABD/İsrail-İran Savaşı'nın etkisiyle martta önceki aya göre günlük 10 milyon 120 bin varil azalarak tarihteki en büyük düşüşü yaşadı. Uluslararası Enerji Ajansının (IEA) Petrol Piyasası Raporu'na göre, petrol arzı geçen ay Orta Doğu'daki enerji altyapısına yönelik saldırılar ve Hürmüz Boğazı'ndan tanker geçişlerine uygulanan kısıtlamalar nedeniyle sert düştü. Bu dönemde, Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) ve OPEC dışı bazı üretici ülkelerden oluşan OPEC+ grubunun günlük üretimi 9 milyon 360 bin varil azalarak 42 milyon 390 bin varile geriledi. Günlük üretim Suudi Arabistan'da 3 milyon 150 bin varil, Irak'ta 3 milyon varil, Kuveyt'te 1 milyon 350 bin varil, Birleşik Arap Emirlikleri'nde 1 milyon 270 bin varil, Bahreyn'de 130 bin varil ve İran'da 60 bin varil azaldı. ABD-İsrail ile İran arasındaki savaş nedeniyle OPEC+ grubunda görülen sert üretim kayıpları, Kazakistan'ın başını çektiği bazı üye ülkelerdeki üretim artışlarıyla kısmen dengelendi. OPEC+ Dışı üretimdeki düşüşte katar etkili oldu Martta OPEC+ dışı ülkelerin toplam günlük üretimi ise 770 bin varil azalarak 54 milyon 660 bin varil oldu. Bu düşüşte başlıca Katar'daki üretim kesintileri etkili oldu. Katar'da günlük üretim martta önceki aya göre yaklaşık 1 milyon 450 bin varil azalarak 370 bin varil seviyesine geriledi. Buna karşın, Brezilya'da rekor üretim ve ABD'de arzın toparlanması küresel petrol üretimindeki düşüşü kısmen dengelendi. Orta Doğu'daki enerji altyapısına yönelik saldırılar ve Hürmüz Boğazı'ndan tanker geçişlerine uygulanan kısıtlamalar nedeniyle martta küresel petrol arzı, günlük 10 milyon 120 bin varil azalışla 97 milyon 50 bin varile geriledi. Bu gelişme, tarihteki en büyük arz kesintisi olarak kayda geçti. Petrol talebinde artış beklentisi yerini düşüş öngörüsüne bıraktı IEA, söz konusu gelişmeler kapsamında, küresel petrol talebinin bu yıl geçen yıla göre günlük yaklaşık 80 bin varil azalarak 104 milyon 259 bin varil seviyesine gerileyeceğini öngördü. Bu görünüm, geçen ayki rapora kıyasla günlük 730 bin varil daha düşük bir tahmine işaret ediyor ve IEA'nın bir önceki raporunda yer alan artış beklentisinin tersine çevrildiği anlamına geliyor. Talepteki bu değişimde ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşın yol açtığı zayıf küresel görünüm etkili oldu. Öngörüde aşağı yönlü revizyonun günlük 200 bin varili OECD ülkelerinden, günlük 530 bin varili ise OECD dışı ülkelerden kaynaklandı. Yılın ikinci çeyreğinde, geçen yılın aynı dönemine göre öngörülen günlük yaklaşık 1 milyon 500 bin varillik düşüşün Kovid-19'dan bu yana görülen en keskin gerileme olduğu belirtildi.

Doğum azaldı özel okullar zorda Haber

Doğum azaldı özel okullar zorda

Öğrenci sayısının azalması sebebiyle özel eğitim kurumları gelecek endişesi yaşıyor. Özellikle anaokulu kademesinde büyük problem var, çünkü yeni çocuk gelmiyor. Mahmut Özay'ın haberine göre, kolejlerin kontenjanlarının yarısının boş olduğunu ifade eden Kalko, özellikle anaokulu kademesinde büyük sorun olduğunu kaydetti. Sektörü değerlendiren Kalko şu ifadeleri kullandı: "2013 yılında dershaneler kapatıldı. Terör örgütüne iltisaklı olanlar sektörden uzaklaştırıldı. Birçok kurum özel okula dönüştü. Devletimizin teşvikleriyle sektör büyüdü. Özel eğitim kurumlarının payı, yüzde 1’den yüzde 10’a kadar çıktı. Okullar atanamayan öğretmenlere de iş kapısı oldu. Teşviklerin devam edeceği beklentisiyle yatırımlar yapıldı. 2018’de teşvikler kaldırıldı. O günden beri sektör kendini bulmaya çalışıyor. Geçen iki yılda yaklaşık 150 bin civarında öğrenci devlet okuluna geçti. Bunu sadece ekonomik kaynaklı yorumlamak yanlış olur. Doğurganlık hızının yavaşlaması özel okul sektörüne doğrudan etki ediyor. On yıl önce her yıl 1 milyon 400 bin çocuk dünyaya geliyordu. Bugün bu sayı 900 bine kadar düştü. Özel okula giden nesil de azalıyor. On yılda genel toplamda 500 bin öğrenci eksildi. Bunun 50 bini potansiyel özel okul öğrencisi. 3 milyon kontenjanın 1 milyon 680 bini zaten boş. En çok sorun yaşandığı kademe anaokulu. Çünkü yeni çocuk gelmiyor" Teşvik talebi Geçtiğimiz günlerde Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile yaptığı görüşmede de bakanlığın teşvik konusundaki planlamalarını sorduğunu anlatan Kalko “Devletimizden bir talepte bulunurken kaygı ve korkumuz olmamalı. Devlet bizim devletimiz. Biz ne kadar güçlü olursak, öğrenci sayımız ne kadar artarsa devletimizin yükü de o kadar hafifler” dedi. Kalko, özel okul sahiplerinin bir araya gelerek kamuoyunda oluşan olumsuz algıyı da el birliğiyle gidermesi gerektiğini de sözlerine ekledi. Öğretmenlerimizin çalışma süresi OECD ortalamasının altında çıktı Ekonomik Kalkınma ve İş Birliği Örgütü (OECD), beş yılda bir gerçekleştirdiği TALIS (Teaching and Learning International Survey) ile öğretmen-okul yöneticilerinin gözünden eğitim politikaları ve bunların okullardaki yansımalarını inceliyor. TALIS 2024’te 55 ülke ve ekonomide, binlerce öğretmen ile okul müdüründen anketler aracılığıyla çalışma şartları, mesleki uygulamalar ve öğrenme ortamlarına dair kapsamlı veriler toplandı. Türkiye’den de toplam 662 okuldan, 654 okul müdürü ve yaklaşık 14 bin öğretmen araştırmaya katıldı. İlginç sonuçların yer aldığı bulguları Türk Eğitim Derneğinin (TED) düşünce kuruluşu TEDMEM değerlendirdi. Öne çıkan sonuçlar ve TEDMEM’in önerileri: -Ülkemizde 38 yaş ortalamasıyla ortaokul öğretmenlerinin en genç yaş ortalamasına sahip olduğu ülke. OECD genelinde yaş ortalaması 45. Genç öğretmen profili, eğitim sisteminin geleceği açısından stratejik avantaj oluşturarak, eğitimde yenilikçi uygulamaların benimsenmesi ve insan kaynağının etkin planlanması açısından önemli bir potansiyel taşımakta. -Türkiye’de ortaokul kademesinde görev yapan öğretmenlerin %86,2’si genel olarak mesleklerinden ve %78,3’ü mevcut çalışma ortamlarından memnun. Buna karşın, ülkemizde öğretmenlik mesleğinin toplumsal statüsü ve ekonomik memnuniyet düzeyi düşük. Öğretmenlerin yalnızca beşte biri mesleklerinin toplumda değer gördüğünü düşünürken, maaşlarından memnun olanların oranı %21,3 düzeyinde. Bu oran, OECD ortalaması olan %37,8’in oldukça gerisinde. Öğretmenlik mesleğine yönelik düşük toplumsal değer algısı, eğitimde rol model etkisini zayıflatmakta ve güçlü adaylarının mesleğe yönelimini sekteye uğratma riski taşımakta. -Ülkemizde öğretmenlerin haftalık ortalama çalışma süresi 31,1 saat olup OECD ortalamasının (41 saat) oldukça altında. Öğretmenlerin ders hazırlığı ve ders planlamaya ayırdıkları zaman (4,5 saat) da OECD ortalamasına (7,4 saat) göre önemli ölçüde düşük. Bu tablo, öğretmenlerin derse hazırlık etkinliklere yeterince zaman ayıramadığını ve bunun da öğretim süreçlerinin niteliğini zayıflatabileceğini göstermekte. -OECD ortalamasında ortaokul öğretmenlerinin %36,3’ü derslerinde yapay zekâ araçlarını kullanırken, Türkiye’de bu oran %23,8... Türkiye’de yapay zekâ kullanan öğretmenlerin çoğu, bu araçları daha çok konuları özetleme olarak kullanıyor. Öğretmenlerin %72,3’ü yapay zekâyı öğretim sürecine entegre edecek yeterli bilgi ve beceriye sahip olmadığını, %71,1’i ise okullarında gerekli dijital altyapının bulunmadığını belirtmiş. Bu bulgular, dijital dönüşümün yalnızca donanım ve erişimle değil, öğretmenlerin pedagojik bilgi ve becerilerini güçlendiren bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini göstermekte.

Enflasyon oranıyla OECD ülkeleri arasında Lideriz Haber

Enflasyon oranıyla OECD ülkeleri arasında Lideriz

Kasım ayına göre 2,7 puan düşüş kaydedilse de, Türkiye’nin enflasyonu OECD ortalaması olan yüzde 4,7 seviyesinin çok üzerinde kaldı. Ekonomik Kalkınma ve İş Birliği Örgütü (OECD) ülkelerinde yıllık enflasyon, Aralık 2024’te bir önceki aya kıyasla değişmeyerek yüzde 4,7 seviyesinde kaldı. Ancak Türkiye, yüzde 44,4 ile OECD içinde açık ara en yüksek enflasyona sahip ülke oldu. Karar'dan Berfu Kargı'nın haberine göre, Türkiye’yi en yakın takip eden ülke Kolombiya'da enflasyon yüzde 5,2 seviyesinde ölçülürken, OECD ortalaması ise yüzde 4,7 olarak gerçekleşti. Türkiye’nin enflasyonu Kasım 2024’e kıyasla belirgin şekilde düşse de, hâlâ diğer OECD ülkelerinin çok üzerinde seyrediyor. OECD ülkelerinin 18’inde enflasyon artarken, en büyük yükselişler Letonya, Kosta Rika, Macaristan, Litvanya ve Japonya’da görüldü. Buna karşılık Türkiye’nin yanı sıra sekiz ülkede enflasyon geriledi, 12 ülkede ise büyük ölçüde sabit kaldı. OECD genelinde enerji enflasyonu keskin bir artış gösterse de çekirdek enflasyon hafif bir düşüş kaydetti. Gıda enflasyonu ise büyük ölçüde sabit kaldı. 2024 yılı genelinde OECD ülkelerinde ortalama yıllık enflasyon yüzde 5,2 olarak gerçekleşti. Bu oran 2023 seviyesinin 1,6 puan altında kalsa da 2019’daki oranın hâlâ iki katından fazla. OECD ülkelerinde gıda ve çekirdek enflasyon düşüş gösterirken, enerji enflasyonu ülkeler arasında büyük farklılıklar gösterdi. Enflasyonun en düşük olduğu ülkelerden İsviçre'de oran yüzde 0,6, Finlandiya'da ise yüzde 0,7 olarak belirlendi. G7 ülkelerinde artış eğilimi G7 ülkelerinde enflasyon Aralık 2024’te üst üste üçüncü ayda yükselerek yüzde 2,8’e ulaştı. Japonya, elektrik ve doğalgaz sübvansiyonlarının azaltılmasının ardından yüzde 3,6 ile enflasyonun en fazla yükseldiği G7 ülkesi oldu. Almanya ve ABD’de de enflasyon artarken, Almanya çekirdek enflasyonun yükseldiği tek G7 ülkesi olarak öne çıktı. Euro Bölgesi’nde yıllık enflasyon, Aralık ayında yüzde 2,4’e yükseldi. Enerji enflasyonu dört aylık negatif seyrin ardından sıfıra yaklaşırken, gıda ve çekirdek enflasyon büyük ölçüde sabit kaldı. Ocak 2025’te Eurostat’ın öncü tahminine göre Euro Bölgesi’nde enflasyon yüzde 2,5 seviyesinde ölçüldü. G20’de enflasyon son 3 yılın en düşük seviyesinde G20 ülkelerinde yıllık enflasyon Aralık 2024’te yüzde 5,1’e gerileyerek Eylül 2021’den bu yana en düşük seviyesine indi. Arjantin’de enflasyon belirgin şekilde düşse de fiyatlar, Aralık 2023’e kıyasla hâlâ iki kattan fazla arttı. Brezilya, Endonezya, Suudi Arabistan, Güney Afrika ve Çin’de enflasyon büyük ölçüde sabit kalırken, Çin’de yüzde 0,1 ile neredeyse sıfır seviyesinde gerçekleşti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.