SON DAKİKA
Hava Durumu

#Merkez Bankası

Ekometre - Merkez Bankası haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Merkez Bankası haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

TC Finansal Hizmetler Güven Endeksi 7,6 puan düştü Haber

TC Finansal Hizmetler Güven Endeksi 7,6 puan düştü

Finansal Hizmetler Güven Endeksi (FHGE), şubatta bir önceki aya göre 7,6 puan azalarak 176 seviyesine geriledi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), şubat ayına ilişkin Finansal Hizmetler İstatistikleri ve Finansal Hizmetler Güven Endeksi’ni açıkladı. Finansal sektörde faaliyet gösteren 147 kuruluşun yanıtlarının ağırlıklandırılıp toplulaştırılmasıyla elde edilen anket sonuçlarına göre, 2026 yılı Şubat ayında FHGE, bir önceki aya göre 7,6 puan azalarak 176 seviyesinde gerçekleşti. Endeksi oluşturan anket sorularına ait yayılma endeksleri incelendiğinde, son üç aydaki iş durumu ile gelecek üç aydaki hizmetlere olan talep beklentisinin FHGE’yi artış yönünde etkilediği, son üç aydaki hizmetlere olan talebin ise endeksi azalış yönünde etkilediği görüldü. İş durumu ve hizmetlere olan talebe ilişkin değerlendirmelere göre, son üç ayda iş durumunda iyileşme olduğu yönündeki değerlendirmelerin bir önceki aya kıyasla bir miktar güçlendiği gözlendi. Son üç ayda hizmetlere olan talepte artış olduğu yönündeki değerlendirmelerin zayıfladığı, gelecek üç ayda hizmetlere olan talepte artış olacağı yönündeki beklentilerin ise bir miktar güçlendiği görüldü. İstihdama ilişkin değerlendirmelere göre, son üç ayda istihdamda artış olduğunu bildirenler lehine olan seyir bir miktar zayıflarken, gelecek üç ayda istihdamda artış olacağını bekleyenler lehine olan seyir ise güçlendi. 2026 yılı Şubat ayında NACE Rev. 2 sektör sınıflamasına göre “Finans ve Sigorta Faaliyetleri” sektöründe güven endeksleri alt sektörler itibarıyla değerlendirildiğinde, bir önceki aya göre “64-Finansal Hizmet Faaliyetleri (sigorta ve emeklilik fonları hariç)” ve “65-Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Fonları (zorunlu sosyal güvenlik hizmetleri hariç)” sektörlerinde sırasıyla 8,4 ve 0,3 puanlık azalış, “66-Finansal Hizmetler ile Sigorta Faaliyetleri için Yardımcı Faaliyetler” sektöründe ise 21,1 puanlık artış olduğu gözlendi.

TÜFE ocak ayında yüzde 4,84 arttı Haber

TÜFE ocak ayında yüzde 4,84 arttı

TCMB'nin Ocak Ayı Fiyat Gelişmeleri Raporu'nda "Yıllık enflasyon gıda ile alkol-tütün-altın gruplarında yükselirken, diğer ana gruplarda geriledi" denildi. Yıllık enflasyon gıda ile alkol-tütün-altın gruplarında yükseldi Rapora göre, tüketici fiyatları ocak ayında yüzde 4,84 arttı, yıllık enflasyon 0,24 puan düşüşle yüzde 30,65 seviyesinde gerçekleşti. Yıllık enflasyon gıda ile alkol-tütün-altın gruplarında yükselirken, diğer ana gruplarda geriledi. Bu dönemde aylık fiyat artışında gıda ve hizmet grupları öne çıktı. Gıda grubu aylık enflasyonunda, başta sebze ve et kalemleri olmak üzere işlenmemiş gıdanın etkisi belirgin oldu. Enerji grubundaki artış sınırlı oldu Hizmet grubunda ocak ayında aylık enflasyon, iş gücü maliyetleri ile dönemsel fiyatlamanın ve geriye doğru endeksleme davranışının yüksek olduğu kalemler öncülüğünde bir önceki aya kıyasla yükseldi. Hizmet grubunun yıllık enflasyonu ise 3,76 puan düşüş ile gerileme eğilimini sürdürdü. Diğer taraftan, temel mal enflasyonu görece ılımlı seyretti. Bu dönemde yönetilen/yönlendirilen fiyat ve maktu vergi güncellemeleri, geçmiş yıllara kıyasla daha düşük bir oranda gerçekleşerek dezenflasyon sürecini destekledi. Enerji grubunda aylık fiyat artışı önceki yılın ocak ayına kıyasla sınırlı oldu. Tüfe'de tüketim sepeti sınıflaması ve baz yılı değiştirildi Rapora göre, Tüketici Fiyat Endeksinde (TÜFE) tüketim sepeti sınıflaması ve baz yılı değiştirildi, endeksin ağırlık yapısı güncellendi. Hizmet sektörünün endeks içindeki payı 7,4 puan artışla yüzde 38,4’e çıkarken, malların ağırlığı yüzde 61,6’ya geriledi. B ve C göstergelerinin ağırlıkları ise sırasıyla 5,2 ve 4,5 puan arttı. Yıllık tüketici enflasyonuna katkılar incelendiğinde, enerji, temel mallar ile alkol-tütün ve altın gruplarının katkıları bir önceki aya kıyasla sırasıyla 1,07, 0,34 ve 0,24 puan azalırken, gıda ve alkolsüz içecekler ile hizmet gruplarının katkıları sırasıyla 1,23 ve 0,18 puan arttı. Mevsimsellikten arındırılmış verilerle, tüketici fiyatlarının aylık artışı bir önceki aya kıyasla yükseldi. Aylık artışlar bir önceki aya kıyasla B ve C göstergelerinde yükseliş kaydetti. B endeksindeki yükselişte temel mal ve işlenmiş gıda fiyat gelişmeleri etkili oldu. TCMB bünyesinde takip edilen göstergeler, ocak ayında enflasyonun ana eğiliminde döneme özgü bir yükselişe işaret etti. Göstergeler üç aylık ortalamalar bazında ise sınırlı miktarda yükseldi. Hizmet fiyatları ocak ayında yüzde 7,39 arttı, grup yıllık enflasyonu 3,76 puan azalarak yüzde 40,23 oldu. Yıllık enflasyon haberleşme ve ulaştırma gruplarında yükseldi, diğer alt gruplarda ise geriledi. Alt kalemler arasında diğer hizmetler grubu aylık yüzde 9,74’lük artış ile öne çıktı. Bu gelişmede, dönemsel fiyatlamanın ve geçmiş enflasyona endeksleme davranışının yaygın olduğu sağlık (yüzde 18,12), finansal hizmetler (yüzde 14,78) ve eğitim hizmetleri (yüzde 6,61) ile bakım-onarım kalemlerindeki yüksek fiyat artışlarının etkileri hissedildi. Başta hava yolu ile yolcu taşımacılığı (yüzde 36,9 artış) olmak üzere ulaştırma hizmetleri alt grubu enflasyonu (yüzde 8,05 artış) yüksek seyri ile öne çıktı. İş gücü maliyetleri ile gıda fiyatlarındaki gelişmelerin etkisinin gözlendiği lokanta-otel grubunda fiyatlar yüzde 5,86 artarken, haberleşme grubunda da aylık artış yüzde 5,35 ile belirgin oldu. Sözleşme yenileme oranındaki mevsimsel yükselişin de etkisiyle kira aylık artışı yüzde 5,26 olurken, bu grupta yıllık enflasyon 5,06 puan azalışla yüzde 56,55’e geriledi. Bu dönemde yönetilen-yönlendirilen hizmet kalemlerindeki fiyat artışı ise geçmiş yıllara kıyasla daha düşük gerçekleşti. Temel mal grubu fiyatları arttı Temel mal grubu fiyatları ocak ayında yüzde 0,51 ile ılımlı bir oranda arttı, grup yıllık enflasyonu 0,26 puanlık düşüşle yüzde 17,45 oldu. Dayanıklı tüketim mallarında fiyat artışı yüzde 2,91 ile önceki aya kıyasla güçlendi. Bu gelişmede, otomobil, mobilya ve beyaz eşya ile tüketici elektroniği fiyatlarının etkisi öne çıktı. Giyim ve ayakkabı fiyatları mevsimsel etkilerle yüzde 4,83 düştü. Diğer temel mallar alt grubunda aylık enflasyon oranı yüzde 2,40 ile önceki aya kıyasla güçlendi. Bu gelişmede, ilaç fiyatlarındaki artışın sarkan etkisi de etkili oldu. Enerji fiyatları ocak ayında yüzde 2,29 arttı, grup yıllık enflasyonu 4,85 puan gerileyerek yüzde 30,21 oldu. Bu gelişmede, fiyatı belediyelerce belirlenen şebeke suyu tarifesindeki yükseliş (yüzde 7,32) ile son kaynak tedarik tarifesi tüketim limitindeki güncellemeye istinaden elektrik fiyat artışı (yüzde 3,04) öne çıktı. Maktu vergi artışı ocak ayında Yİ-ÜFE artışının ima ettiğinden düşük gerçekleşirken ham petrol fiyat gelişmelerinin de etkisiyle akaryakıt fiyatlarında yükseliş (yüzde 1,59) izlendi. Gıda ve alkolsüz içecekler grubu fiyatları arttı Gıda ve alkolsüz içecekler grubu fiyatları yüzde 6,59 artış ile öne çıkan bir diğer alt grup oldu. Gıda grubu yıllık enflasyonu bu dönemde 3,38 puan artışla yüzde 31,69’a yükseldi. Yıllık enflasyon işlenmiş gıda grubunda gerilerken, işlenmemiş gıdada belirgin şekilde yükseldi. İşlenmemiş gıda fiyatları aylık bazda yüzde 11,79 arttı ve bu gelişmede sebze ile et fiyatlarının etkisi oldu. İşlenmiş gıda grubunda ise et fiyatlarındaki artışın etkisi işlenmiş et ürünlerinde hissedilirken, çiğ süt fiyat artışı süt ile süt ürünlerine yansımadı. Bununla birlikte, alkollü içecekler ve tütün grubunda maktu ÖTV güncellemesini takiben alkollü içecek fiyatlarında artış izlenirken, tütün grubunda vergi güncellemesinin etkisinin şubat ayında gözlenmesi bekleniyor. Yurt içi üretici fiyatları yükseldi Yurt içi üretici fiyatları ocak ayında yüzde 2,67 arttı, yıllık enflasyon 0,50 puan gerileyerek yüzde 27,17 oldu. Bu dönemde enerji fiyatları (yüzde -1,69) düşerken, dayanıksız (yüzde 4,16) ve dayanıklı (yüzde 4,02) tüketim mal fiyatları yüksek artışları ile öne çıktı. Sektörel bazda incelendiğinde ise diğer mamul eşyalar (altın fiyat etkisini içeren), metal cevherleri, basım ve kayıt hizmetleri, içecekler ve temel eczacılık ürünleri yüksek fiyat artışı gösteren alt gruplar oldu.

Merkez Bankası 2026 ya temkinli başladı Haber

Merkez Bankası 2026 ya temkinli başladı

Uzmanlar bu hamlenin temkinli bir adım olduğunu 12 Mart’taki toplantıya kadar da Merkez Bankası’na alan açtığını belirtti. Merkez Bankası 2026 yılına temkinli başladı. Yılın ilk Para Politikası Kurulu toplantısında 150 baz puanlık indirim beklentisine karşılık 100 baz puanlık indirimle Merkez Bankası politika faizini yüzde 38’den yüzde 37’ye çekti. Uzmanlar, yüksek gelmesi beklenen ocak ayı enflasyonunun Merkez Bankası’nın ihtiyatlı davrandırdığını belirtirken borsanın tepkisi sert oldu. Borsa İstanbul’da bankacılık endeksinde karar sonrası düşüş yüzde 3’e yaklaştı. Ekonomim'den Şebnem Turhan'ın haberine göre Merkez Bankası 2025 yılının son toplantısında 150 baz puan indirimle politika faizini yüzde 38’e çekti. Yılın ilk toplantısında ise Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan’ın yaptığı konuşmalarda ocak ve şubat aylarındaki enflasyona dikkat çekmesine rağmen piyasada 150 baz puan indirimin devam edeceği konsensüsü oluştu. 150 baz puanlık indirim beklentilerine karşılık dünkü Para Politikası Kurulu’ndan 100 baz puanlık indirim çıktı. Ve politika faizi yüzde 38’den yüzde 37’ye çekildi. Küresel piyasalardaki dalgalı seyir, jeopolitik gerginliklerin her geçen gün farklı bir bölgeden ortaya çıkması ve güvenli limana yönelen sermaye akımları yurtiçindeki enflasyon verisi kadar Merkez Bankası’nın temkinli kalmasında etken oldu. Talep koşullarının dezenflasyona desteği azaldı Para Politikası Kurulu ayrıca, Merkez Bankası gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 41’den yüzde 40’a, gecelik vadede borçlanma faiz oranını ise yüzde 36,5’ten yüzde 35,5’e indirdi. PPK metninde enflasyonun ana eğiliminin aralık ayında gerilediği belirtilirken önceki aylara göre enflasyon paragrafında değişiklikler yaptı. Metinde öncü verilerin ocak ayında aylık tüketici enflasyonunun gıda öncülüğünde arttığına, ana eğilimdeki artışın ise sınırlı olduğuna işaret ettiği yer alırken son çeyreğe ilişkin göstergeler talep koşullarının dezenflasyon sürecine verdiği desteğin azalmasına karşın sürdüğünü ima ettiği belirtildi. Enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışlarının ise metinde iyileşme işaretleri göstermekle birlikte dezenflasyon süreci açısından risk unsuru olmaya devam ettiğine işaret edildi. Fiyatlandığı kadar hızlı indirim olmayabilir Uzmanların verdiği bilgiye göre Merkez Bankası’nın 100 baz puan indirim yapması ocak ve şubat aylarında enflasyonun yüksek geleceğine dair uyarısını piyasanın kendisi kadar ciddiye almaması da etkili oldu. Uzmanlar 100 baz puan indirimle piyasayı da bu konuda yönleldirmiş olduğuna işaret ederek ana trendde yükselişe metinde çekilen dikkate işaret ederek trendde bozulma olacağı için fren yaptığını belirtti. Merkez Bankası’nın indirimlere devam edeceğini söyleyen uzmanlar ancak yılın ilk yarısında bu indirim hızının piyasanın fiyatladığı kadar hızlı olmayacağını yılın ikinci yarısında daha hızlı indirimler olabileceğine vurgu yaptı. Uzmanlara göre şubat enflasyonu da yüksek gelirse mart toplantısında Merkez Bankası 100 hatta 50 baz puan bile indirimle yola devam edebilir. Ayrışma durumunda sıkılaştırılacak Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşu talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendireceği belirtilen metinde kurulun politika faizine ilişkin atılacak adımları; enflasyon gerçekleşmelerini, ana eğilimini ve beklentilerini göz önünde bulundurarak ara hedeflerle uyumlu biçimde dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirleyeceği vurgulandı. Adımların büyüklüğü, enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla gözden geçirildiğine işaret edilen metinde enflasyon görünümünün ara hedeflerden belirgin bir biçimde ayrışması durumunda, para politikası duruşu sıkılaştırılacağı kaydedildi. Önceki aylarda olduğu gibi metinde kredi ve mevduat piyasalarında öngörülenin dışında gelişmeler olması halinde parasal aktarım mekanizması ilave makroihtiyati adımlarla destekleneceği yer alırken, likidite koşulları yakından izlenmeye ve likidite yönetimi araçları etkili şekilde kullanılmaya devam edileceği belirtildi. 12 Şubat’ta Enflasyon Raporu 12 Mart’ta PPK Uzmanlar Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan’ın ocak ve şubat aylarında enflasyonda dalgalanma beklendiğine ilişkin açıklamalarını hatırlatarak yüzde 4 seviyesinde gelmesi beklenen ocak enflasyonunun beklentinin altında indirim kararında etkili olduğunu vurguladı. Şimdi gözler önce 3 Şubat’ta açıklanacak enflasyon verisine çevrildi. Enflasyon verisi sonrasında ise 12 Şubat’ta Merkez Bankası yılın ilk Enflasyon Raporu’nu açıklayacak. Bu toplantıda Merkez Bankası hem geçen yıl hedefin neden saptığını açıklayacakken hem de bu yıl için yüzde 16 olarak belirlenen ara hedefte bir değişiklik yapılıp yapılmayacağına ilişkin kararını ortaya koyacak. Bir sonraki PPK toplantısı ise 12 Mart’ta şubat ayı enflasyon verisinin ardından gerçekleştirilecek. Uzmanlar para politikası kurulu kararını nasıl yorumladı? Merkez Bankası otomatik pilotta değil TOBB ETÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatih Özatay: Merkez Bankası 150 baz puan yerine 100 baz puan indirimle daha temkinli davrandı. Ocak ayı enflasyonunun yüksek çıkacak olması, aralık enflasyonunun kasıma göre yüksek olması bu adımda temel etken. Piyasa bu kararı olumlu karşılayacak şahin duruş olarak nitelendirecektir. Metinde enflasyon paragrafında değişiklik yapılmış ve ocakta aylık enflasyonun yanı sıra ana eğilimin artacağı ancak bu artışın sınırlı olacağı söyleniyor. Ocak aylarında zaten enflasyon yüksek gelir. Merkez Bankası otomatik pilotta değil enflasyon gelişmelerini hedefiyle karşılaştırarak bu çerçevede faiz indirecek yılın geri kalanında. Sürpriz olmazsa yılsonu yüzde 23-24 enflasyonla kapatacağız gibi ama yüzde 16-19 olmayacak. Bu çerçevede politika faizinin de yüzde 30-31 civarı bir yere gelmesini bekleyebiliriz bu da 6-7 puan daha faiz indirimi anlamına geliyor. Elindeki alanı kaybetmeden esneklik sağladı Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Kara: Merkez Bankası bugün iyi bir sınav verdi. 150 baz puan indirseydi mart ayındaki toplantıya kadar oynaklıkları yönetmekte güçlük çekebilirdi. Elindeki alanı fazla kaybetmeden kendine bir esneklik sağladı. Karar metnine baktığımızda ılımlı ve temkinli bir ton görüyoruz. Bu da bize mart ayında da faiz indiriminin devam edeceğini ancak büyüklüğünün enflasyon ve piyasa dinamiklerine bağlı olarak 100 veya 150 arasında değişebileceğini gösteriyor. Yıla kredibilitesini güçlendirerek başladı EMCAP Advisory Yönetici Ortağı Dr. İnanç Sözer: Merkez Bankası politika faizini, 150 baz puanlık beklentilerin altında ve fakat tahminimizle uyumlu olarak 100 baz puan indirerek yüzde 37,0’ye çekti. Ekonomik görünüme dair talebin canlı seyrini korumuş olması dezenflasyonist desteği azaltmış olması ve enflasyonun yılbaşı etkisiyle gıda fiyatları öncülüğünde geçici olarak artması nedeniyle faiz indiriminin daha sınırlı yapıldığı ifade edildi. Böylece TCMB, yıla kredibilitesini güçlendirerek başlamak istediğini anlıyoruz. Rezervlerin altın fiyat etkisiyle de olsa artmaya devam ettiği bir dönemde, TL’deki seyrin tahminlerimizle uyumlu olarak daha sınırlı değer kaybetmesi kolaylaştığından, negatif bir gelişme olmadığı müddetçe TCMB uzunca bir süre her toplantısında faiz indirme imkanına sahip. Bu çerçevede bir sonraki toplantısında 150 baz puan indirebileceği bir manevra alanı bulunuyor. 2026 yılı, küresel koşulların da daha destekleyici olması sayesinde Türkiye ekonomisinde büyümeden feragat etmeden enflasyonun kademeli olarak yılsonunda yüzde 24’e gevşeyeceğini öngörüyoruz. Yüzde 16 ara hedefinin değişmeyeceğini sinyali Gedik Yatırım Baş Ekonomisti Serkan Gönençler: 150 baz puanın altında bir indirim piyasada ocak enflasyonuna ilişkin beklentileri bozacağından Merkez Bankası’nın 100 baz puan indirimden kaçınabileceğini düşünüyorduk. Ancak Merkez Bankası 2026 sonundaki enflasyonda yüzde 19 üst bandın altında kalma hedefini tutturma konusunda kararlıyım mesajı vermek için piyasa beklentisinin altında 100 baz puanlık indirim yaptı. Ana motivasyonunun bu olduğunu düşünüyoruz. Bu adımı 12 Şubat’taki Enflasyon Raporu’nda yüzde 16 ara hedefinin değişmeyeceğinin de güçlü bir sinyal olarak algılıyoruz. Mart toplantısında ise ocak ve şubat enflasyonu belirleyici olacak. Ocak enflasyonu yüzde 4,0, Şubat enflasyonu yüzde 2 piyasa beklentilerine paralel geldiği takdirde Merkez Bankası yine 100-150 baz puanlık adımlarla devam edebilir. Ancak TCMB’nin bugünkü kararlıyım mesajını dikkate aldığımızda, ocak ve şubatta beklentilerin üzerinde gelebilecek enflasyon rakamları (örneğin Ocak’ta yüzde 4,5, Şubat’ta %2,5 üzeri rakamlar), faiz indirimlerine ara verilmesini gündeme getirebilir.

Bankalar kredi faizlerini indirmeyecek mi? Haber

Bankalar kredi faizlerini indirmeyecek mi?

Özellikle ticari kredilerde, sa­nayicilerin kaynak kullanım maliyetini belirgin şekilde düşürecek boyutta bir düşüş henüz görülmüyor. Haziran 2023’te iş başına gelen yeni ekonomi yöneti­minin ilk adım olarak 23 Ha­ziran’da politika faizini yüz­de 8,5’ten yüzde 15’e çıkarma­sı ile fiilen başlayan parasal sıkılaştırma döneminde söz konusu faiz kademeli artış­larla faiz Mart 2024’te yüzde 50’ye kadar çıkarılarak Ara­lık 2025’e kadar bu düzeyde tutulmuş; ekonomide yavaş­lama işaretleri ve sanayi ve diğer sektörlerden gelen ta­lepler doğrultusunda Merkez Bankası aylar sonra yeniden faiz indi­rimine geçmişti. 27 Aralık 2024’te 250 baz pu­anla baş­lanan in­dirim süreci 19 Mart’ta baş­layan siyasilere yönelik yargı süreci ve nisan ba­şında ABD’nin açıkladığı ra­kip ülkelere fahiş oranlar içe­ren sürpriz yeni gümrük ta­rifesinin yol açtığı belirsizlik ve türbülans üzerine kesinti­ye uğramış, Merkez Bankası yeniden artırıma gitmek zo­runda kalmıştı. Küresel ve ulusal ekonomide belirsizlik bulutlarının kısmen dağılma­sı üzerine indirimlere kaldı­ğı yerden devam eden Mer­kez Bankası, nisanda yüzde 46’ya çıkardığı politika faizi­ni 25 Temmuz’da yüzde 43’e ve en son 11 Eylül toplantısın­da yüzde 40,5’e kadar indir­di. Böylece, tepe nokta olan 27 Aralık 2025’e göre toplam in­dirim 950 baz puanı (9,5 pu­an) buldu. Bu dönemde bankaların kredi faizleri politika faizine paralel bir şeyi izlemekle bir­likte, düşüşlerin daha sınır­lı olması nedeniyle aradaki marj varlığını korudu. Ticarideki düşüş 4,2 puan Böylece Merkez Banka­sı’nın dokuz aylık indirim sürecinde gelinen noktada, Merkez Bankası’nın açık pi­yasa işlemleriyle bankacılık sektörünü yıllık yüzde 40,5’le fonluyor. Buna karşılık, sana­yi başta olmak üzere ekono­minin üretim ayağına açılan ticari kredilerin yıllık orta­lama faizi ise Merkez Banka­sı’nın haftalık verilerine gö­re 12 Eylül itibarıyla yüzde 55,46 düzeyinde bulunuyor. Bu oran sektördeki bankala­rın uyguladığı faizlerin orta­lamasını gösteriyor, bunun altında ve üstünde faizle kre­di kullandıran bankalar bu­lunuyor. Yapılan indirimlerle poli­tika faizi 27 Aralık 2024’te­ki düzeyinin 9,5 puan altına inerken, o tarihte yüzde 59,63 düzeyinde bulunan ortalama ticari kredi faizinde 12 Ey­lül’e kadar olan yaklaşık do­kuz aylık dönemdeki toplam düşüşün 4,17 puan olduğu gö­rülüyor. Ortalama ticari kredi faizi bu yıl özellikle martın ikinci yarısından itibaren yüksele­rek yüzde 60’ı geçmiş, nisan sonunda yüzde 62,63 olmuş, politika faizindeki indirim paralelinde temmuz sonunda yüzde 58,71’e, ağustos sonun­da yüzde 53,85’e kadar inmiş­ti. Ortalama ticari kredi faizi­nin 5 Eylül haftasında yüzde 57,26’ya yükseldiği, Merkez Bankası’nın 11 Eylül indiri­minin ertesinde yüzde 55 do­layına gerilediği görüldü. Düşüşler devam edecek mi? Dezenf­lasyon sürecini destekle­mek için politika faizini kade­meli olarak dü­şürmeye devam eden Merkez Bankası, son indirim kararında, enflasyon hedefi doğrultusun­da veri odaklı bir yaklaşımın benimsendiği, ancak sıkı para politikası duruşunu koruduğu­nu vurgulamıştı. Naki Bakır'ın haberine göre, Merkez Bankası Para Politika­sı Kurulu’nun (PPK) yılın kalan döneminde 23 Ekim ve 11 Aralık olmak üzere iki toplantı daha yapacak. Gelecek toplantılar­da yeni indirimler beklenmek­le birlikte, enflasyon ana eğili­mi ve beklentileri be­lirleyici olacak. Bankacılık sektöründe ise Mer­kez Bankası indirimleri mevdu­at faizlerine görece daha fazla yansırken, kredi faizlerinde ise yansıma sınırlı kalıyor. Ekono­mi çevrelerinde ekimdeki PPK toplantısında yeni faiz indirimi gelirse, kredi faizlerinde 0,2- 0,5 puanlık daha düşüş beklen­tisi ağırlıkta. Ancak dezenflasyonun sey­riyle bağlantılı faiz politikasın­da, sanayici ve diğer kesim­lerin finansman maliyetlerini makul düzeylere faiz düzeyi için yıllık enflasyonun yüzde 23 dolayına gerilemesi gerek­tiği ifade ediliyor. İhtiyaç kredisi ortalama faizi yüzde 64,9 Tüketici kredileri cephesine bakıldığında, 27 Aralık’tan bu yana en 5,23 puanla fazla düşüşün, en yaygın segment olan ihtiyaç kredilerinin faizinde olduğu görülüyor. Ancak sektör ortalamasında ihtiyaç kredisi yıllık basit faizi 12 Eylül itibarıyla yüzde 64,85’le hem diğer krediler hem de bankaların Merkez Bankası’ndan borçlanma maliyetinin çok üzerinde bulunuyor. Anılan tarihte yüzde 70,08 olan ihtiyaç kredisi ortalama faizi, politika faizi paralelinde 19 Mart öncesinde yüzde 62’ye kadar indikten sonra patlak veren belirsizlikte yükselerek mart sonunda yüzde 72,45 olmuş, nisan sonunda yüzde 73’ü aşmıştı. Yine politika faizi paralelinde temmuz sonunda yüzde 65,17’ye gerileyen söz konusu faizde Merkez Bankası’nın son indirimi sonrası düşüş ise sınırlı kaldı. Tüketici kredilerinden konut kredisinin 27 Aralık’ta yüzde 40,87 olan sektör ortalaması yıllık basit faizi ise politika faizine paralel iniş çıkışlar sonrası 12 Eylül itibarıyla yüzde 39,15 düzeyinde oluştu. Buna göre konut kredi faizlerinde bu dönemde 1,72 puanlık bir düşüş yaşandı. Ancak konut kredisi faizinde kamu bankalarının uyguladığı düşük oranlar ortalamayı aşağı çekiyor. Aynı dönemde taşıt kredilerinin ortalama yıllık basit faizinin ise 3,1 puan artarak yüzde 38,9’dan yüzde 42’ye yükselmesi dikkati çekti. Bankaların faiz düşürmede çekinceleri Merkez Bankası’nın toplam 950 baz puanlık indirimine rağmen kredi faizlerinde indirim konusunda daha ketum davranan bankalar maliyetlerini (mevduat fonlama, risk primi vb.) gerekçe göstererek oranları yüksek tutma eğiliminde. Bu durum, reel sektörde finansman baskısı yaratmaya devam ediyor, yatırımlar erteleniyor. Sanayicilerden “Bu faizlerle üretim mümkün değil” şeklinde tepkiler gelmeye devam ediyor. Bankaların temkinli davranmasında, enflasyon beklentilerine göre belirlenmiş kredi büyüme sınırlamalarının da etkisi bulunuyor. Ancak kredilerdeki büyümenin kısıtlanmasının arzı baskılayıp enflasyonu tetikleme olasılığı da bulunuyor. Yüksek kredi faizleri sanayiciler için ise yüksek üretim maliyeti anlamına geliyor. Özellikle KOBİ kredilerinde faiz indirim talepleri artıyor. Alternatif olarak, 1,5 milyondan 2,5 milyona çıkarılan esnaf limitleri gibi devlet destekleri bu konuda kısmen rahatlama yaratıyor.

TCMB cari işlemler hesabı 2 milyar dolar açık verdi Haber

TCMB cari işlemler hesabı 2 milyar dolar açık verdi

Altın ve enerji hariç cari işlemler hesabında ise 2 milyar 579 milyon dolarlık fazla oluştu. Bu ay resmi rezervlerde 4 milyar 50 milyon dolar net düşüş oldu. Buna göre, Haziran 2025'te cari işlemler hesabı 2 milyar 6 milyon dolar açık verirken, altın ve enerji hariç cari işlemler hesabında ise 2 milyar 579 milyon dolarlık fazla oluştu. Bu dönemde ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı 6 milyar 476 milyon dolar oldu. Yıllıklandırılmış verilere göre, haziran ayında cari açık yaklaşık 18,9 milyar dolar olurken, ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret dengesi de 63,3 milyar dolar açık verdi. Aynı dönemde hizmetler dengesi 62,1 milyar dolar fazla, birincil ve ikincil gelir dengesi sırasıyla 17,6 milyar dolar ve 100 milyon dolar açık verdi. Hizmetler dengesi kaynaklı net girişler haziranda 5 milyar 989 milyon dolar olurken, bu kalem altında taşımacılık hizmetleri ve seyahat kaleminden kaynaklanan net gelirler sırasıyla 1 milyar 875 milyon dolar ve 5 milyar 15 milyon dolar olarak gerçekleşti. Haziran ayı yıllıklandırılmış cari açığın finansmanına net doğrudan yatırımlar 4,8 milyar dolar, krediler 21,1 milyar dolar ve ticari krediler 4,5 milyar dolar katkı verirken, net portföy yatırımları 4 milyar dolar ve net efektif ve mevduatlar ise net bazda 12,3 milyar dolar negatif yönlü etkiledi. Net rezerv azalışı 20,3 milyar dolar Merkez Bankası döviz cinsinden net rezerv azalışı 20,3 milyar dolar oldu. Haziran ayında doğrudan yatırımlar kaynaklı net girişler 616 milyon dolar oldu. Yurt dışı yerleşiklerin Türkiye’ye toplam doğrudan yatırımları 1 milyar 566 milyon dolar, yurt içi yerleşiklerin yurt dışındaki doğrudan yatırımları 950 milyon dolar arttı. Gayrimenkul yatırımları incelendiğinde, yurt içi yerleşiklerin yurt dışında 214 milyon dolar gayrimenkul alımı ve yurt dışı yerleşiklerin ise Türkiye’de 133 milyon dolar net gayrimenkul alımı yaptığı görüldü. Portföy yatırımları haziran ayında 1 milyar 49 milyon dolar tutarında net giriş kaydetti. Yurt dışı yerleşikler hisse senedi piyasasında 641 milyon dolar ve DİBS piyasasında 114 milyon dolar net alış yaptı. Yurt dışındaki tahvil ihraçlarıyla ilgili olarak yurt dışı yerleşiklerin banka ihraçlarında 743 milyon dolar net alış, Genel Hükümet ve diğer sektörlerin ihraçlarında ise sırasıyla 179 milyon dolar ve 37 milyon dolar net satış yaptığı görüldü. Yurt dışından kredi kullanımlarında bu ay bankalar ve diğer sektörler sırasıyla 2 milyar 98 milyon dolar ve 445 milyon dolar net kullanım, Genel Hükümet 36 milyon ABD doları net geri ödeme gerçekleştirdi. Diğer yatırımlar altında, yurt dışı bankaların yurt içindeki mevduatları, Türk lirası ve yabancı para cinsinden sırasıyla 181 milyon dolar net azalış ve 675 milyon dolar net artış olmak üzere toplam 494 milyon dolar net artış kaydetti. Resmi rezervlerde bu ay 4 milyar 50 milyon dolar net azalış oldu.

TCMB politika faizini sabit tuttu Haber

TCMB politika faizini sabit tuttu

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), haftanın en önemli ekonomi gündemlerinden biri olan faiz kararını açıkladı. Fatih Karahan başkanlığındaki Para Politikası Kurulu kararı sonrası politika faizini yüzde 46 düzeyinde tutarak değiştirmedi. TCMB, karar metninde "sıkı para politikası duruşunun sürdürüleceği" mesajını verdi. Haziran ayı Merkez Bankası toplantısı sonrası faiz karar metninde şu ifadeler yer aldı: Para Politikası Kurulu (Kurul), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 46’da sabit tutulmasına karar vermiştir. Kurul ayrıca, Merkez Bankası gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 49’da, gecelik vadede borçlanma faiz oranını ise yüzde 44,5’te sabit tutmuştur. Enflasyonun ana eğilimi mayıs ayında gerilemiştir. Öncü veriler ana eğilimdeki düşüşün haziran ayında da sürdüğüne işaret etmektedir. İkinci çeyreğe ait veriler yurt içi talebin yavaşladığını göstermektedir. Jeopolitik gelişmelerin ve küresel ticarette artan korumacılığın dezenflasyon sürecine olası etkileri yakından takip edilmektedir. Enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışları dezenflasyon süreci açısından risk unsuru olmaya devam etmektedir. Para politikasındaki kararlı duruş; yurt içi talepte dengelenme, Türk lirasında reel değerlenme ve enflasyon beklentilerinde düzelme vasıtası ile dezenflasyon sürecini güçlendirmektedir. Maliye politikasının artan eşgüdümü de bu sürece önemli katkı sağlayacaktır. Enflasyonda kalıcı düşüş ve fiyat istikrarı sağlanana kadar sıkı para politikası duruşu sürdürülecektir. Bu doğrultuda, politika faizi; enflasyon gerçekleşmeleri, ana eğilimi ve beklentileri göz önünde bulundurularak öngörülen dezenflasyon sürecinin gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirlenecektir. Kurul politika faizine ilişkin atılacak adımları enflasyon görünümü odaklı, ihtiyatlı ve toplantı bazlı bir yaklaşımla belirleyecektir. Enflasyonda belirgin ve kalıcı bir bozulma öngörülmesi durumunda tüm para politikası araçları etkili şekilde kullanılacaktır. Kredi ve mevduat piyasalarında öngörülenin dışında gelişmeler olması halinde parasal aktarım mekanizması ilave makroihtiyati adımlarla desteklenecektir. Likidite koşulları yakından izlenmeye ve likidite yönetimi araçları etkili şekilde kullanılmaya devam edilecektir. Kurul, politika kararlarını parasal sıkılaştırmanın gecikmeli etkilerini de dikkate alarak, enflasyonun ana eğilimini geriletecek ve enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirleyecektir. Bu doğrultuda, tüm para politikası araçları kararlılıkla kullanılacaktır. Kurul, kararlarını öngörülebilir, veri odaklı ve şeffaf bir çerçevede alacaktır.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.