SON DAKİKA
Hava Durumu

#Merkez Bankası

Ekometre - Merkez Bankası haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Merkez Bankası haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

KKM bitti ama millete maliyeti büyük oldu Haber

KKM bitti ama millete maliyeti büyük oldu

‘Nas var nas’ denilerek faizlere yapılan müdahalenin ağır faturası ortaya çıktı. SÖZCÜ’nün ulaştığı verilere göre, dövizi frenlemek için Aralık 2021’den Ağustos 2025’e kadar uygulanan Kur Korumalı Mevduata (KKM) toplam 1 trilyon 465 milyar lira aktarıldı. Bu paranın 166 milyar lirası en son 2025’te ödendi. KKM’nin gerçek faturası, 3 yıl 9 ay boyunca yapılan ödemeler dolar kuruyla güncellendiğinde 2 trilyon 643 milyar 111 milyon 447 bin lirayı buluyor. Toplam ödeme bugünkü kurlarla yaklaşık 59.1 milyar dolara karşılık geliyor. 1.7 trilyonu merkez’in Erdoğan Süzer'in haberine göre Maliye’nin bütçe dengelerini 2022 ve 2023’te alt üst eden, Merkez Bankası’na (TCMB) 2023, 2024 ve 2025 yılları boyunca sürekli zarar ettiren KKM için Merkez Bankası kaynaklarından 1.3 trilyon lira, Hazine’den 152 milyar lira para aktarıldı. Merkez Bankası’nın üzerine yıkılan ağır yük, güncel kurlarla 1 trilyon 736 milyar lirayı, Hazine’nin yükü de 362 milyar lirayı buldu. KKM için ilk ödeme 2022’de yapıldı. O yıl Hazine 92.5 milyar, Merkez Bankası da 72.8 milyar lira para ödedi. Yıllık ortalama kurla o para yaklaşık 10 milyar dolara karşılık geliyordu. Bankada parası olanlar dövize gitmesin diye varlıklı kesime altın tepside sunulan KKM’nin 2023 faturası ise 893 milyar lirayı (Ortalama kurla yaklaşık 37.6 milyar dolar) buldu. Bunun 833 milyarını tek başına ödeyen Merkez Bankası 2023’ü 818.3 milyar lira rekor zararla kapattı. KKM için 2024 yılında 240.2 milyar, 2025’te de 166.5 milyar lira ödeme yapan Merkez, 2024’te 700.4 milyar, 2025’te de ise 1 trilyon 65 milyar lira zarar etti. KKM için ödenen para güncel kurla 54.9 milyar doları aşıyor. 2.5 milyon lira maliyetle 1 milyon konut yapılırdı Emekliye, işçiye, memura, fakire fukaraya ‘para yok’ diye sırt çevrilirken 2.6 trilyonluk devasa kaynağın tamamı KKM adı altında zenginlere aktarıldı. Yaklaşık 55 milyar doları bulan bu parayla her biri 2.5 milyon lira maliyetle 1 milyon 57 bin konut yapılabilir ve evsizlere dağıtılabilirdi. Ya da 16 milyon emeklinin her birine 165 bin lira dağıtılır, nefes alması sağlanabilirdi. İşsiz gençlere istihdam sağlamak için her biri 1 milyar liralık yatırımla 2 bin 643 adet devasa fabrika kurulur hem ekonomi canlandırılır hem de işsizlik azaltılabilirdi.

Borsa Ortadoğu'da barış bekliyor Haber

Borsa Ortadoğu'da barış bekliyor

Yıla oldukça güçlü bir başlangıç yapan ve şubat ayında 14 bin 532 puanla tüm zamanların rekorunu test eden Borsa İstanbul (BIST 100) endeksi, ABD, İsrail ve İran hattında patlak veren çatışmalardan etkilendi. Bölgede jeopolitik gerilimlerin hızla tırmanması küresel risk iştahını baskılarken, tedarik zinciri endişeleri ve petrol fiyatlarındaki sert yükseliş enflasyonist korkuları yeniden alevlendirdi. Yatırımcıların riskli varlıklardan kaçarak güvenli liman arayışına girdiği bu zorlu süreçte, BıST 100 endeksi 13 bin puanın altını görerek satış dalgalarına maruz kalsa da savaşın yarattığı küresel sarsıntıya rağmen Borsa İstanbul’un gelişmekte olan diğer piyasalarla (EM) kıyaslandığında bu şoku nispeten daha az hasarla atlatması dikkat çeken bir diğer unsur oldu. Ekonomi yönetiminin savaşın olası etkilerini sınırlamak adına esnek ve proaktif bir yaklaşım benimsemesi, uygulanan güçlü rezerv yönetimi ve Türkiye’nin süreçteki arabuluculuk adımları, yurt içi piyasaların direncini önemli ölçüde artırdı. Gelişmekte olan birçok ülke borsası artan enerji maliyetleri ve enflasyon baskılarıyla daha derin sarsıntılar yaşarken; Borsa İstanbul, güven veren yatırım ortamı ve alınan önlemlerin katkısıyla süreci rakiplerine kıyasla daha sınırlı kayıplarla ve pozitif bir ayrışmayla yönetmeyi başardı. Borsada yeni rota ne olacak? Piyasalardaki bu tablo, tarafların müzakere masasına oturması ve bölgede kalıcı bir barışın sağlanabileceğine yönelik güçlü sinyallerin gelmesiyle yerini temkinli bir iyimserliğe bırakmaya hazırlanıyor. Diplomatik uzlaşı ile jeopolitik tansiyonun düşmesi durumunda; enerji maliyetleri üzerindeki baskının hafiflemesi, küresel piyasalarda risk iştahının yeniden canlanması ve yabancı fonların Borsa İstanbul gibi gelişmekte olan piyasalara geri dönmesi bekleniyor. Uzmanlar, savaş fiyatlamasının devreden çıkmasıyla birlikte çatışma öncesi seviyelerine doğru kayıplarını telafi eden BıST 100 endeksinin önümüzdeki süreçteki olası yükseliş senaryolarını ve yeni dönemde hangi sektörlerin öne çıkabileceğini İstanbul Ticaret için değerlendirdi. Fiyatlamada ana beklenti petrol Geçtiğimiz 28 Şubat’tan bu yana jeopolitik gelişmelerin piyasalar üzerinde belirleyici bir rol üstlendiğini belirten Gedik Yatırım-Yatırım Danışmanlığı Müdür Yardımcısı Onurcan Bal, haber akışlarına bağlı oynaklığın ciddi şekilde arttığına dikkat çekti. aBD ve İran arasında gündeme gelen ateşkes ihtimalinin piyasalara nefes aldırdığını hatırlatan Bal, BıST 100 endeksinde 14 bin puanın üzerine doğru yaşanan toparlanmanın da bu haberlerle desteklendiğini ifade etti. Bu süreçte takip ettikleri en önemli göstergenin petrol fiyatları olduğunun altını çizen uzman isim, enerji maliyetlerindeki artışın küresel enflasyonist baskı yaratarak merkez bankalarını daha sıkı bir duruşa zorladığını belirtti. Bal, bu durumun zayıflayan faiz indirimi beklentileriyle birleştiğinde gelişmekte olan piyasalardan çıkış eğilimini hızlandırdığını vurguladı. Endekste 15 bin puan hedefi Olası bir diplomatik anlaşma durumunda petrol fiyatlarının nerede dengeleneceğinin kritik bir eşik olacağını ifade eden Onurcan Bal, savaşın sona ermesinin enerji fiyatlarını hemen eski seviyelerine düşürmeyeceğini tahmin ettiğini belirtti. Bölgedeki enerji altyapılarında oluşan hasarın boyutu tam bilinmediği için düşüşün zaman alabileceğini söyleyen Bal, petrolün kademeli de olsa düşüş eğilimine girdiği senaryoda Borsa İstanbul için yeni hedeflerin gündeme geleceğini belirterek, şu değerlendirmede bulundu: “Böyle bir senaryoda Borsa İstanbul’da özellikle 14 bin 530 civarında bulunan zirve seviyesi aşılabilirse, kısa vadede 14 bin 750-15 bin bölgesine doğru teknik bir hareket söz konusu olabilir.” Ralli için gözler enflasyonda Savaş riskinin ortadan kalkmasının borsada ilk etapta bir toparlanma yaratacağını, ancak soluksuz bir ralliden ziyade kontrollü bir seyir beklediğini belirten Onurcan Bal, savaşın Türkiye’nin dezenflasyon sürecine kaçınılmaz etkileri olduğunu hatırlattı. Merkez Bankası’nın enflasyondaki yüksek seyir nedeniyle mart ayını pas geçtiğini ve bu ay da yüzde 2.5 civarında bir aylık enflasyon beklediklerini söyleyen Bal, yabancı çıkışları ve carry trade pozisyonlarının terse dönmesi ve rezervlerde yaşanan düşüşe de dikkat çekti. Kısa vadede bir faiz indirimi beklemediklerini dile getiren Bal, “Piyasada bu savaşın bitmesiyle ilk fiyatlamalarda bir yükseliş görürüz ama bu yükselişin devamlılığı, tekrar faiz indirim beklentilerinin güçlenmesine bağlı” diye konuştu. Bankacılık ve havacılık öne çıkabilir Jeopolitik gerilimin kalıcı olarak azalmasıyla birlikte Borsa İstanbul’da sektörel rotasyon yaşanacağına işaret eden Onurcan Bal, çatışmaların başlamasıyla en büyük tahribatı faiz indirimlerinin zora girmesi nedeniyle bankacılık, gayrimenkul yatırım ortaklığı (GYO) ve havacılık sektörlerinin aldığını belirtti. artan ülke risk priminin (CDS) bankacılığı ekstra baskıladığını söyleyen Bal, barış ihtimalinde yaşanacak değişimi şu sözlerle özetledi: “Riskler yatışırsa bankalar, GYO’lar, havacılık ve holdingler toparlanma anlamında biraz daha öne çıkabilir. Bu süreçte daha kuvvetli kalan savunma ve petrokimya sektöründe ise bu sefer tersi fiyatlamalar görebiliriz.” Bal ayrıca, işlerin iyiye gittiği bir senaryoda telekomünikasyon sektörünün de takip edilebileceğini ekledi. Yabancı için ‘ucuzluk’ fırsatı Bölgede suların durulması ve gıda/enerji kaynaklı risklerin geride kalmasıyla birlikte yabancı yatırımcıların yeniden Türkiye piyasalarına yönelmesini bekleyen Onurcan Bal, yabancı fonların da enflasyon görünümünü ve faiz indirim takvimini yakından izleyeceğini vurguladı. Borsa İstanbul’un son yıllarda dolar bazında sergilediği zayıf performansın yarattığı ucuzluk algısına dikkat çeken Bal, “Dezenflasyon süreci devam ettiği ve Merkez Bankası kademeli faiz indirimlerini sürdürdüğü müddetçe Türk varlıklarına yönelik ilgi korunur” diyerek, barış senaryosunda tahvil ve hisse senedi piyasalarında yabancı girişinin yeniden canlanacağını öngördü. Barış haberiyle yukarı yönlü hareketler hızlanır İran odaklı jeopolitik risklerin son bulmasının Borsa İstanbul’a olumlu yansıyacağını belirten İnfo Yatırım Yatırım Danışmanı Tunç Safa Altunsaray, piyasanın yakın zamanda bu senaryoyu test ettiğini vurguladı. Altunsaray, “Aslında bunun ön gösterimini 6-10 Nisan tarihleri arasında Borsa İstanbul tarafında gördük. Ateşkes haberinin gelmesi ve görüşmelerin başlayacağı haberi piyasaya gelince Borsa İstanbul’un hızlı bir şekilde 14 bin puanı geçmesi, jeopolitik risklerin bitmesi ihtimalinde olacak hareketi gösterdi” dedi. Bu süreçte kritik olan noktanın resmi bir barış anlaşmasının imzalanması olduğunun altını çizen uzman isim, “Yeni bir yukarı yönlü ralli hareketinin barış haberi ile gelme ihtimalinin çok yüksek olduğunu düşünüyorum” diye konuştu. Veriler yükselişi sınırlayarabilir Beklenen barış anlaşması güçlü bir katalizör olsa da Altunsaray, savaşın geride bıraktığı ekonomik tahribatın göz ardı edilmemesi gerektiği konusunda yatırımcıları uyardı. Çatışmaların küresel piyasalardaki yansımalarını değerlendiren Altunsaray, “Atlanmaması gereken nokta; savaş sebebiyle tedarik zincirleri bozuldu, enerji maliyetleri çok arttı ve bunların da enflasyona bir etkisi olacaktır. Bu sebeple de yükselişin ekonomik veriler gelmeye başladıkça sınırlı kalacağını düşünebiliriz” diye konuştu. Piyasalar için ana odak noktasının zamanla değişeceğini belirten Altunsaray, “Asıl hikayenin bu etkilerin azalmaya başladığı zamanda ortaya çıkacağını düşünüyorum” dedi. İki farklı senaryo Jeopolitik tansiyonun düşmesiyle birlikte Borsa İstanbul’da öne çıkacak sektörleri analiz eden Altunsaray, piyasadaki olası sektörel rotasyonu şu sözlerle özetledi: “Tabii ki burada öne çıkacak sektörler aslında savaşla hızı düşen sektörler olacaktır. Örnek olarak bankacılık, ulaştırma ve holdingleri sayabiliriz. Fakat ekonomik veriler geldikçe bu sektörlerde geri çekilmeler görebiliriz.” Açıklanacak enflasyon verilerinin yaratacağı fırsatlara da dikkat çeken Altunsaray, “Küresel enflasyon riskinden özellikle olumlu etkilenebilecek sektörler olarak telekomünikasyon, perakende ve gıda tarafının ön plana çıkmasını bekleyebiliriz. Bu çerçevede doğru risk yönetimi ile bu sektörlere dikkat edilebilir” şeklinde konuştu. Yabancı ilgisinin güçlü bir şekilde artması için küresel çapta likidite oluşumunun şart olduğunu vurgulayan Altunsaray, “Bunun için de gelişmiş ülkelerin merkez bankalarının tekrar faiz indirimlerini konuşması veya gevşek politikalar uygulaması kritik olacaktır. Ancak son yaşanan küresel enflasyon riski altında bu ihtimalin daha zamanı olduğunu düşünen taraftayım” dedi.

Merkez Bankası 11,6 milyar dolarlık döviz aldı Haber

Merkez Bankası 11,6 milyar dolarlık döviz aldı

QNB ekonomistlerinin hesaplamalarına göre geçen haftaki alım 11.6 milyar doları buldu. ABD ve İsrail’in İran’a başlattığı savaşın ilk günlerinden itibaren TL’yi korumak için döviz satışı yapan Merkez Bankası 10 Nisan ile biten haftada haftalık nette ilk kez alıma döndü. 28 Şubat’ta başlayan savaş döneminde 5 hafta üst üste döviz satışı gerçekleştiren Merkez Bankası QNB ekonomistlerinin hesaplamalarına göre 10 Nisan haftasında 11.6 milyar dolar döviz aldı. Geçen hafta ABD ve İran iki haftalık ateşkes ilan ederek müzakerelere başlanacağını duyurmuştu. Böylece savaşın başından itibaren döviz satışı 37.6 milyar dolara indi. Uzmanlar rezerv artış eğiliminin tersine dönmemesi durumunda gelecek haftaki PPK’da faiz artırım ihtimalini azalttığını dile getirdi. QNB ekonomistlerinin analizine göre 10 Nisan haftasında toplam rezervler 9.1 milyar dolar artışla 170.8 milyar dolara yükseldi. Geçen hafta içerisinde bankaların TCMB’de zorunlu karşılık ve teminat depo çerçevesinde tuttukları döviz miktarının 0.6 milyar dolar azalması, brüt rezervi olumsuz etkiledi. Bunu hariç tutan net uluslararası rezerv ise 9.7 milyar dolar artışla 55.3 milyar dolara çıktı. Swap hariç net rezerv de önceki haftaya göre 13.4 milyar dolar artışla 31.8 milyar dolara yükselerek savaştan bu yana ilk kez artış gerçekleştirdi. Altın fiyatları olumlu etkiledi Şebnem Turhan'ın haberine göre, net rezerv içinde değerlendirilen yurt içi bankalarla yapılan swap hacminin 10 Nisan haftasında 3.7 milyar dolar azalmasının, net rezervi olumsuz etkilediğini belirten QNB ekonomistleri altın fiyatlarının yükselmesinin ise net rezervde 1.8 milyar dolarlık artışa yol açtığını hesapladı. Kamunun döviz mevduatı da incelenen hafta içerisinde 1.5 milyar dolar düşerken çoğunluğu eurobond itfasıyla ilgili olan bu çıkış, TCMB’nin geçici hesabında tutulduğu için henüz döviz rezervine yansımadı. QNB ekonomistleri “Sonuç olarak, bu saydığımız işlemler net rezervin geçen hafta 1.9 milyar dolar gerilemesine neden olmuştur. Net rezervdeki değişimi dikkate aldığımızda, bunun dışında kalan işlemlerle toplamda 11.6 milyar dolar döviz alışı gerçekleştiğini hesaplıyoruz” dedi. Karahan'dan ABD'de sunum IMF –Dünya Bankası Bahar Toplantıları için New York’ta bulunan Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan programı kapsamında ilk sunumunu gerçekleştirdi. Karahan, "Enflasyon ve Makroekonomik Görünüm" başlıklı sunumunda, mart ayında yıllık enflasyonun yüzde 30,9’a gerilediğini belirten Karahan, düşüş hızının değişmekle birlikte dezenflasyonun tüm alt gruplarda sürdüğünü kaydetti. Karahan, mart ayında enflasyonun ana eğiliminde düşüşün görüldüğüne dikkati çekerek, kira ve eğitim kalemlerinde azalan katılığın dezenflasyonu desteklediğini ve bu desteğin bu yıl devam etmesinin beklendiğini bildirdi. Rezervler daha güçlü Eşel mobil sisteminin enflasyonist baskıları sınırlandırdığını vurgulayan Karahan, iktisadi faaliyette yavaşlamanın görüldüğünü aktardı. Karahan, kapasite kullanımının zayıf seyrettiğini belirterek, talep göstergelerinin iktisadi faaliyette yavaşlamaya işaret ettiğini vurguladı. Ankete dayalı göstergelerin, iktisadi faaliyetteki yavaşlamayı doğruladığını aktaran Karahan, kredi büyümesinin yılın ilk çeyreğinde yavaşladığını ifade etti. Karahan, enerji ve turizmle şekillenen cari işlemler açığının tarihsel ortalamanın altında seyrettiğini vurguladı. Altın fiyatlarındaki gerilemenin hanehalkı döviz talebinde etkili olduğunu kaydeden Karahan, rezervlerin düzeyinin daha önceki çıkış dönemlerinde olduğundan daha güçlü olduğunu bildirdi.

Ticaret savaşları Türkiye'nin cari açığını tırmandırdı Haber

Ticaret savaşları Türkiye'nin cari açığını tırmandırdı

Türkiye şubat ayında 7 milyar 501 milyon do­larla geçen yılın ay­nı ayına göre yüzde 43,8 daha fazla cari işlemler açığı verdi. Böylece, savaşın henüz baş­lamadığı ancak artan jeopoli­tik gerilimle olumsuz etkile­rinin yoğun hissedildiği ara­lık-şubat döneminde üç ay üst üste 7 milyar doların üzerinde seyreden cari açıkta büyüme eğilimi kalıcı bir görüntü ver­di. 28 Şubat’ta fiilen başlayan sıcak savaşın cari açığa etki­si ise gelecek ay açıklanacak mart verisinde görülecek. Merkez Bankası verileri­ne göre şubatta cari açık aynı zamanda, ABD’nin açıkladı­ğı fahiş gümrük vergileri üze­rine şiddetlenen küresel tica­ret savaşı etkisiyle arızi yük­selişle 8 milyar doları aştığı Nisan 2025’ten sonraki döne­min en yüksek aylık düzeyini gördü. Anılan ayda 8,4 milyar dolar olan aylık cari açık, ma­yısta 1,1 milyar, haziranda 2,2 milyar dolara gerilemiş, izle­yen üç ayda ise cari denge faz­la vermişti. Türkiye, kasım­dan itibaren 4,1 milyar dolar­la yeniden cari açık vermeye başladı. Aralıktaki 7,4 milyar dolardan sonra bu yıl ocakta da 7 milyar doların üzerinde bir cari açık verildi, büyüme ivmesi şubatta da devam etti. Ocak-şubat dönemi kümüla­tif cari açığı geçen yılın eş dö­nemine göre yüzde 57,2 artışla 14 milyar 543 milyon dolar ol­du. Şubat sonu itibarıyla yıllık cari işlemler açığı da 35 mil­yar 447 milyon dolarla, son 26 ayın en yüksek düzeyine çıktı. Enerji ve altın hariç açık da büyüdü Enerji ve altın hariç cari iş­lemler dengesi de şubat ayın­da 3 milyar 408 milyon dolarla geçen yılın aynı ayındakinin 5,7 kat üzerinde gerçekleşti. Bu bazda ilk iki aydaki açık 6 milyar 255 milyon dolara ulaş­tı. Nisan 2025’te 4 milyar 707 milyon dolar açık verdikten sonra, ekim sonuna kadar faz­la veren, kasımdan itibaren yeniden açık vermeye başla­yan altın ve enerji hariç den­gede de şubatta söz konusu dö­nemin en yüksek açığı verildi. Yıllıklandırılmış verilere göre enerji ve altın hariç dengede Şubat 2025’te 32 milyar 708 milyon dolar olan fazla, bu yıl aynı ayda 10 milyar 308 mil­yon dolara kadar geriledi. Rezervde yılık erime 24,2 milyar dolar Yıllıklandırılmış verilere göre ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı 73,2 milyar dolar oldu. Bu dönemde hizmetler alanında 62,6 milyar dolar net giriş kaydedilirken, birincil gelir dengesinde 24 milyar, ikincil gelir dengesinde ise 875 milyon dolar net çıkış yaşandı. Son bir yılda 35,4 milyar dolar olan cari işlemler açığı, bir yıl önceki düzeyine göre yüzde 113,3 büyüdü. Son bir yıldaki cari açık da ağırlıkla bankalar ve şirketlerin kullandığı dış krediler, yabancıların mevduat hareketleri ve ticari krediler yoluyla finanse edildi. Yıllık cari açığın finansmanına net doğrudan yatırımlar 2,6 milyar dolar, net portföy yatırımları 2,4 milyar dolar katkı verdi. Aynı dönemde dışarıdan net 38 milyar dolar kredi ve net 1,3 milyar dolar ticari kredi kullanıldı. Buna karşılık yabancıların efektif ve mevduatlarında net 11,5 milyar dolar azalış yaşandı. Böylece “diğer yatırımlar” alanındaki net katkı 27,9 milyar dolar oldu. Net hata ve noksan verisine göre son bir yılda 21,4 milyar dolarlık kaynağı belirsiz çıkış yaşanırken, Merkez Bankası’nın döviz rezervleri 24,2 milyar dolar azaldı. Cari açığı dış ticaret büyüttü Şubat ayında da cari açığı büyüten ana faktör dış ticaretteki gelişmeler oldu. Ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret verilerine göre aylık ihracat 20 milyar 670 milyon dolarla geçen yılın aynı ayındakinin yüzde 2,2 altında kalırken, ithalat yüzde 5,7 artışla 28 milyar 148 milyon dolar oldu ve 7 milyar 478 milyon dolarla geçen yıla göre yüzde 36,6 daha büyük dış ticaret açığı verildi. Uluslararası taşımacılık, turizm, dış müteahhitlik gibi faaliyetleri kapsayan hizmetler alanında kaydedilen aylık net 2 milyar 14 milyon dolarlık giriş geçen yılın aynı ayındakinin yüzde 11,1 altında kaldı ve bunun dış ticarette oluşan açığı kompanse etme oranı geriledi. Hizmetler alanındaki net girişlerin net 1 milyar 841 milyon dolarını seyahat gelirleri de geçen yıla göre yüzde 2,5 geriledi. Karşılıklı yatırımlardaki gelir-giderler ile faiz gelir-giderini kapsayan “birincil gelir dengesi” de şubatta net 1 milyar 859 milyon dolar açık verdi. Karşılıksız transferlerle ilgili ikincil gelir dengesinde de 178 milyon dolar açık oluştu. Bir ayda 10 milyar dolar rezerv kullanımı Portföy yatırımlarındaki net giriş ise geçen yılın aynı ayına göre yüzde 69,6 azalarak 780 milyon dolarda kaldı. Yurt dışı yerleşiklerin hisse senedi piyasasında 932 milyon ve DİBS piyasasında 366 milyon dolar net alış yaptığı görüldü. Yurt dışındaki tahvilde ise yurt dışı yerleşikler banka ihraçlarında 43 milyon ve genel hükümet ihraçlarında 674 milyon dolar net alış, diğer sektör ihraçlarında ise 81 milyon dolar net satış yaptı. Yurt dışı yerleşiklerin açtığı krediler ve mevduatları kapsayan diğer yatırımlarda ise bir aylık net giriş 2 milyar 734 milyon dolarla geçen yıla göre yüzde 75,8 arttı. Bakır'ın haberine göre, Yurt dışından bankalar 17 milyon, genel hükümet 226 ve diğer sektörler 1 milyar 478 milyon dolar net kredi kullanımı gerçekleştirdi. Diğer yatırımlar altında, yurt dışı bankaların yurt içindeki mevduatları, Türk lirası cinsinden 882 milyon dolar net artış ve yabancı para cinsinden 2 milyar 390 milyon dolar net azalış olmak üzere toplam 1 milyar 508 milyon dolar net azalış kaydetti. Bu gelişmelerle cari açığı karşılayacak toplam döviz girişi 3 milyar 376 milyon dolarda kaldı. Net hata noksan kalemindeki 6 milyar 471 milyon dolarlık sistem dışına çıkışla birlikte büyüyen finansman ihtiyacı, rezerv varlıkları bir ayda net 10 milyar 630 milyon dolar eritti.

Küresel piyasalar haftaya negatif başladı Haber

Küresel piyasalar haftaya negatif başladı

Pakistan'da yürütülen müzakere sürecinde taraflar Hürmüz Boğazı'nın kontrolü konusunda restleşirken, ABD Başkanı Donald Trump ülkeye ait donanmanın söz konusu boğaza girmeye veya çıkmaya çalışan tüm gemileri ablukaya alma sürecini başlatacağını bildirdi. Bu açıklama, ateşkes sonrası çatışmaların yeniden alevlenebileceği yönündeki korkuları körükledi. Ayrıca Trump, donanmanın Hürmüz Boğazı'nı bloke etmesine NATO ve Körfez ülkelerinin de destek olacağını söylerken, İran'ın nükleer hedeflerinden vazgeçmeye istekli olmadığına vurgu yaptı. Buna ek olarak ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), bugün İran limanlarına giren veya bu limanlardan çıkan tüm gemilere yönelik deniz ablukası başlatacağını açıkladı. İsrailli bakanlar da müzakerelerden sonuç çıkmamasının ardından ABD-İsrail'in İran'a yönelik saldırılara yeniden başlayabileceğini ileri sürdü. Analistler, Orta Doğu'daki gerilimlerin müzakere masasında da sürmesi ve Hürmüz Boğazı'nın kontrolüne ilişkin belirsizliğin devam etmesinin piyasalarda stres hafızasını yeniden devreye soktuğunu, bu nedenle fiyatlamaların tekrardan en kötü senaryoları yansıtmaya başladığını belirtti. Piyasalarda savaş fiyatlamaları öne çıkıyor Bu gelişmelerle piyasalarda "yeni bir gerilim" fiyatlamaları öne çıktı. Brent petrolün varil fiyatı yüzde 7,4 artışla 98,7 dolara, dolar endeksi de yüzde 0,4 yükselişle 99 seviyesine çıktı. Savaşın yeniden şiddetlenebileceğine yönelik endişeler, enflasyon risklerinin sürebileceği tahminlerini güçlendirirken, tahvil piyasası ve altın yeni haftaya satıcılı bir seyirle girdi. ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi cuma günkü kapanışına göre 4 baz puan artışla yüzde 4,36 seviyesine çıkarken, altının onsu da yüzde 0,6 düşüşle 4 bin 723 dolardan işlem görüyor. ABD'de vadeli işlem piyasalarında, endeks vadeli kontratlar haftaya negatif seyirle başladı. Petrol tedarikine ilişkin endişeler küresel ölçekte enflasyonist baskıların artabileceğine işaret ederken, ABD'de açıklanan son veriler de yükselen enerji maliyetlerinin fiyatlar üzerindeki etkisinin belirginleşmeye başladığını gösterdi. ABD'de Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), martta yıllık bazda yüzde 3,3 ile beklentilerin altında kalmasına karşın önceki aya göre hızlanmaya işaret etti. Aylık enflasyon ise yüzde 0,9 ile tahminlere paralel gerçekleşti. Aylık enflasyondaki yükselişte en belirgin katkı enerji kaleminden geldi. Hürmüz Boğazı'nın ablukaya alınacağına yönelik haberler, ülkede enflasyonist baskıların daha da artabileceği endişesini güçlendirdi. Bu gelişmelerin ardından para piyasalarındaki fiyatlamalarda, ABD Merkez Bankasının (Fed) olası "şahin" adımlarına yönelik henüz güçlü bir sinyal oluşmazken, faiz indirimi beklentilerinin bir miktar zayıfladığı görüldü. Öte yandan Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası Grubu'nun 2026 Bahar Toplantıları, Washington bugün başlayacak ve 18 Nisan'a kadar sürecek. Toplantı kapsamında Japonya Merkez Bankası (BoJ) Başkanı Kazuo Ueda, Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde ve İngiltere Merkez Bankası (BoE) Başkanı Andrew Bailey de dahil olmak üzere birçok önde gelen merkez bankası başkanı konuşma yapacak. Toplantılarda petrol fiyatlarındaki artış, sevkiyat engelleri ve çatışmanın yol açtığı diğer aksaklıkların ele alınması bekleniyor. Avrupa'da endeks vadeli kontratlar negatif seyrediyor Avrupa borsaları, Orta Doğu'da tansiyonun bir süre daha devam edebileceğine yönelik kaygılarla yeni haftaya giriş yaptı. Bölgede enerji arzına yönelik risklerin sürmesi endişe oluştururken, endeks vadeli kontratlarda gerileme yaşanıyor. ECB Başkanı Christine Lagarde'ın IMF ve Dünya Bankası Grubu'nun 2026 Bahar Toplantıları'nda yarın yapacağı konuşma yakından takip edilecek. ABD ile İran'ın yürüttüğü müzakere sürecinden henüz olumlu çıkmaması ECB'ye yönelik faiz artırımı tahminlerini artırdı. Geçen hafta ateşkes ile birlikte yıl sonuna kadar 2'ye gerileyen faiz artışı tahminleri yeniden 3'e doğru yükselişe geçti. Öte yandan Macaristan'da yapılan genel seçimi Başbakan Viktor Orban'ın rakibi Saygı ve Özgürlük Partisi (Tisza) lideri Peter Magyar kazandı. Asya borsaları satıcılı seyrediyor Asya piyasaları, ABD'nin Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolüne ilişkin açıklamalarının bölgeye yönelik enerji akışında aksamalara yol açabileceği endişeleriyle satış baskısı altında kaldı. Bölge ülkelerinin enerjide dışa bağımlılığı göz önünde bulundurulduğunda gelecek dönemde makroekonomik görünümde bozulma riski öne çıkıyor. Çin'de üretici enflasyonu geçen ay negatif taraftan kurtulurken, bu durumun talep kaynaklı değil, enerji maliyetlerinden artıştan dolayı gerçekleşmesi nedeniyle sağlık olmadığı değerlendiriliyor. Söz konusu gelişmelerle kapanışa yakın Japonya'da Nikkei 225 endeksi yüzde 0,8, Güney Kore'de Kospi endeksi yüzde 0,9, Çin'de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,1 ve Hong Kong'da Hang Seng endeksi yüzde 1,2 düştü. Yurt içinde cari denge verileri takip edilecek Cuma günü alış ağırlıklı bir seyir izleyen Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, günü yüzde 2,81 değer kazanarak 14.073,79 puandan tamamladı. Borsa İstanbul Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası'nda (VİOP) BIST 30 endeksine dayalı nisan vadeli kontrat ise cuma akşam seansında normal seans kapanışına göre yüzde 0,63 artışla 16.534,00 puandan işlem gördü. Öte yandan yurt içinde gözler ödemeler dengesi verilerine çevrildi. AA Finans Ödemeler Dengesi Beklenti Anketi'ne katılan ekonomistler, cari işlemler hesabının şubatta 7 milyar 182 milyon dolar, bu yıl ise 45 milyar 938 milyon dolar açık vereceğini tahmin etti. Dolar/TL, cuma gününü 44,6200'dan tamamlarken, bugün bankalararası piyasanın açılışında önceki kapanışın yüzde 0,2 üzerinde 44,7040'tan işlem görüyor. Analistler, bugün yurt içinde ödemeler dengesi, yurt dışında ise ABD'de mevcut konut satışları verilerinin yanı sıra ABD ile İran arasındaki müzakerelere yönelik haber akışının takip edileceğini belirterek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 14.200 ve 14.300 puanın direnç, 14.000 ve 13.900 puanın ise destek konumunda olduğunu kaydetti.

UHKİB' de yeni dönem başladı Haber

UHKİB' de yeni dönem başladı

Tek liste girilen seçimlerin sonucunda ise Öz Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Özkarakaşlı katılan üyelerinin tamamının oylarını alarak UHKİB Başkanlığına seçildi. 2026-2030 dönemini kapsayacak yeni yönetimde Özkarakaşlı’nın yönetiminde; Akbaşlar Tekstil Enerji, Alle Dış Ticaret, Almaxtex Tekstil, Bebetto Tekstil, Dress All Tekstil Konfeksiyon, Mass Konfeksiyon, Miya Konfeksiyon, Safran Tekstil Konfeksiyon, Timhan Klima Soğutma Tekstil, Yeşim Satış Mağazaları ve Tekstil Fabrikaları yer aldı. Hazır giyimcinin ‘kur’ sorunu Başkanlık dönemi sona eren Nüvit Gündemir toplantının açılışında yaptığı konuşmada hazır giyim konfeksiyon ihracatının yaşanan konjonktürel gelişmelerden olumsuz etkilendiğini söyledi. 2022’de 1 milyar 98 milyon dolar seviyesine çıkan yıllık hazır giyim konfeksiyon ihracatının 847 milyon dolarlar düzeyine gerilediğini belirten Gündemir, “Pandemi sonrası sektörümüzde dünya ölçeğinde yüzde 6’lık daralma yaşandı. 2024 ile başlayan ve 2025 yılında devam eden büyüme yüzde 6 olarak gerçekleşti. Hâlbuki aynı dönemde Türkiye’nin ihracatı önce yüzde 9 küçüldü, sonrasında yüzde 6 daralmayla devam etti. Bu veriler, sektörümüzün mevcut sorunlarına acil çözüm bulunması gerektiğini net bir şekilde ortaya koyuyor” diye konuştu. Kurun enflasyonla paralel seyretmemesi nedeniyle, fiyat avantajlarını kaybettiklerini dile getiren Gündemir, önceki dönemde Merkez Bankası’na ilettikleri taleplerde, döviz dönüşüm desteğinin artırılmasını, grup şirketleri sınırlamasının kaldırılmasını ve hazır giyim gibi emek yoğun sektörlere özel, farklılaştırılmış destekler uygulanmasını istediklerini ifade etti. Sekiz yıl boyunca sürdürdüğü Birlik Başkanlığı görevi süresince sektörü güçlendiren, değer oluşturan pek çok kalıcı çalışmayı el birliğiyle tamamladıklarını vurgulayan Gündemir, Haluk Özkarakaşlı ve yeni yönetime başarılar diliyorum. İnanıyorum ki devraldıkları bu emaneti daha vizyoner noktalara taşıyacak ve sektörümüzün başarılarının devam etmesini sağlayacaklardır.” Gündemir’in konuşmasının ardından Birliğin bir önceki döneminde görev alan yönetim ve denetim kurulu üyelerine teşekkür plaketi takdim edildi. Devraldığımız bayrağı daha yukarılara çıkarmaya çalışacağız. Seçimin ardından bir konuşma yapan UHKİB Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Özkarakaşlı, “Bugün burada, Türkiye ekonomisinin lokomotifi olan hazır giyim ve konfeksiyon sektörünün Bursa’daki kalbi UHKİB’de, şahsıma ve yönetim kuruluma gösterdiğiniz güven için hepinize en içten şükranlarımı sunuyorum. Bu bir bayrak yarışıdır; amacımız devraldığımız bu kıymetli mirası, küresel rekabetin yeni kurallarına göre daha ileriye taşımaktır” dedi. "Zorlukları, Fırsata Çevirecek Güce Sahibiz" Sektör olarak sadece bir üretim merkezi değil, aynı zamanda tasarımın, sürdürülebilirliğin ve dijital dönüşümün öncüsü olmak zorunda olduklarını kaydeden Özkarakaşlı, şöyle konuştu: Yeni dönemde önceliğimiz, eski yönetimin başarı ile gerçekleştirdiği projeleri geliştirerek sürdürmek olacak Avrupa Yeşil Mutabakatı başta olmak üzere, çevreci üretim standartlarını bir tercih değil, bir zorunluluk olarak görüp üyelerimize bu yolda rehberlik edeceğiz. Hızlı modadan akıllı modaya geçiş yaparak, kilogram başına düşen ihracat değerimizi artıracak tasarım odaklı projelere ağırlık vereceğiz ve üretim süreçlerimizden pazarlamaya kadar dijitalleşmeyi tüm katmanlara yayarak verimliliğimizi maksimize edeceğiz.”

Avdagiç: Avrupa’nın doğal üretim üssü adayıyız Haber

Avdagiç: Avrupa’nın doğal üretim üssü adayıyız

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, “Avrupa’nın tedarikini yakın ve güvenilir coğrafyalara kaydırma eğilimi, Türkiye’yi doğal bir üretim üssü adayı haline getiriyor. Büyümenin kalitesinin bozulmaması için gerekli tedbirleri alıp küresel 'warflation (savaş kaynaklı enflasyon)’ riskinden üretim, verimlilik ve ihracat üçgenini uzak tutmalıyız” çağrısı yaptı. Avdagiç, İTO’nun nisan ayı Meclis Toplantısı’nda küresel enerji krizinden Türkiye ekonomisine ve tedarik zinciri kırılmalarına dair değerlendirmelerde bulundu. Büyüme için 3 öneri Küresel ‘savaşflasyon’ riskinin dikkate alınması gereken bir etken olduğunu vurgulayan Avdagiç, Türkiye ekonomisinin iç talep desteğiyle büyümesini sürdürdüğünü, bununla birlikte dış talebin zayıflaması ve maliyetlerdeki artışın büyümenin kompozisyonunu etkileyebileceğini kaydetti. İTO Başkanı Şekib Avdagiç, Türkiye'nin kendi iç dinamikleriyle büyüyebileceğini belirterek, üç temel öneri sıraladı. Avdagiç, “Bizim kendi gücümüz, kendi çözümlerimizdir. Şöyle ki; yenilenebilir kaynaklarla ve nükleer güçte kapasite artışıyla enerji bağımlılığını düşürebiliriz. Katma değerli üretim yapısı ve ihracat kompozisyonuyla dış kaynak ihtiyacını karşılarız. Arz yönlü politikalar ve yapısal reformlarla da enflasyon sorununun üstesinden pekala gelebiliriz" dedi. Fırsat penceresi konjonktürel değil Türkiye'nin önündeki fırsat penceresinin konjonktürel değil, yapısal bir nitelik taşıdığını belirten Avdagiç, şöyle devam etti: “Eskiden enflasyon, deflasyon ya da stagflasyonu bilir ve fiyat artışıyla bağlantısını kurardık. Şimdi 'warflation (savaş kaynaklı enflasyon)' diye yeni bir kavram daha üretildi. Bununla da savaş kaynaklı, arz yönlü, kalıcı olma riski taşıyan bir enflasyon dalgası kastediliyor. Bu yeni rejimde büyüme yavaşlarken fiyatlar yükseliyor. Dünyada savaş kaynaklı, arz yönlü, kalıcı olma riski taşıyan bir enflasyon dalgasıyla karşı karşıyayız. Türkiye’nin hep dikkat çektiğimiz potansiyeli, bugün çok daha yüksek bir gerçekleşme şansına sahip: Avrupa’nın tedarikini daha yakın ve güvenilir coğrafyalara kaydırma eğilimi, Türkiye’yi doğal bir üretim üssü adayı haline getiriyor. Gümrük Birliği entegrasyonu, Türkiye’nin ‘Made in EU’ düzenlemesine dahil edilmesi, gelişmiş sanayi altyapısı ve tedarik avantajı, Türkiye’yi Avrupa için stratejik bir üretim ortağı konumuna taşıyor. Büyümenin kalitesinin bozulmaması için gerekli tedbirleri alıp küresel ‘warflation’ riskinden ‘üretim, verimlilik ve ihracat’ üçgenini uzak tutmalıyız.” Temel zorluğumuz fiziksel kıtlık Gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımlarının gittikçe zayıfladığına dikkat çeken Avdagiç, “Uzmanlar dünya ekonomisinin yeniden düşük büyüme, yüksek enflasyon patikasına yaklaştığını söylüyorlar” dedi. Şekib Avdagiç, savaş sona erdirilmezse giderek büyüyen ham petrol kıtlığının tarımdan petrokimyasallara, tekstilden sağlık sektörüne kadar birçok üründe darboğaza yol açabileceğini vurgulayarak, “Temel zorluk artık fiyat olmaktan çıktı, temel zorluk dünya çapında fiziksel kıtlığa dönüşmeye başladı. Arz kıtlığı ve artan fiyatların yarattığı etki, tüketici pazarının her köşesine yayılıyor" dedi. Barışla yeni bir dönem bekliyoruz Küresel dönüşümün Türkiye açısından hem riskler hem fırsatlar içerdiğinin altını çizen Avdagiç, “ABD-İran arasındaki kırılgan ateşkesin barışa dönmesiyle dezavantajlarımızın geçici ve yönetilebilir, güçlü avantajlarımızın ise kalıcı ve stratejik nitelikte olduğu yeni bir dönem bekliyoruz” değerlendirmesinde bulundu. Yüzde 7’ye yaklaşan kur-enflasyon makası ihracatçımızın rekabet gücünü aşındırıyor Başkan Avdagiç, Türkiye’nin dış ticaret hedefleri için enflasyonla kur arasındaki korelasyonun giderek açıldığını belirtti. Avdagiç, “Sadece yılın ilk çeyreğinde dahi kur ile enflasyon arasındaki makasın yüzde 7’ye yaklaşması, ihracatçımızın rekabet gücünü aşındırıyor. Türkiye’nin dış ticaret hedefleri açısından enflasyon ile kur arasındaki korelasyonun giderek zayıfladığına dikkat çekiyoruz. Yılın ilk üç ayında kümülatif enflasyon yüzde 10’a ulaşırken, kur artışı yüzde 3 seviyesinde kaldı. Son iki yıllık döneme baktığımızda da benzer bir tabloyla karşılaşıyoruz. Tüketici ve üretici enflasyonunun ortalaması yüzde 70’e ulaşırken, kurdaki artış yüzde 42 seviyesinde gerçekleşti. Böylece iki yılda kur ile enflasyon arasındaki fark 28 puan oldu. Kurun enflasyona paralel hareket etmemesi, zamanla yapısal bir rekabet gücü kaybına dönüşme riski taşıyor. Bu sürecin önüne geçmek zorundayız” dedi. Bu tablonun yansımasının dış ticaret verilerimizde de görüldüğüne dikkati çeken Avdagiç, 2026'nın ilk çeyreğinde ihracatın geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3.1 azaldığını, ithalatımızın ise yüzde 4.7 arttığını kaydetti. Şekib Avdagiç, şöyle devam etti: “Bundan sonraki süreçte enflasyonla kur arasındaki korelasyonun paralel gitmesi, hatta bir miktar kur lehine bir sürecin devreye girmesinin, Türkiye'nin rekabetçiliği açısından elzem hale geldiğini düşünüyoruz. Sürdürülebilir bir ihracat büyümesi için enflasyonun kalıcı olarak dizginlenmesinin yanında Türk Lirasının gerçekçi bir seviyede seyretmesi son derece önemli. Katma değerli ürünlere geçişin hız kazanması adına da bunun gerekli olduğuna inanıyoruz.” Merkez Bankası'nın üretimi de gözeten politika duruşu istikrarın sigortası olacaktır İTO Başkanı Avdagiç, TCMB’nin para politikası beklentilerine ilişkin ise şunları söyledi: “Savaş öncesinde oluşan faiz indirimi beklentilerinin, artan enflasyon riski ve küresel sıkılaşma koşulları nedeniyle belirgin şekilde zayıfladığı görülüyor. Piyasa beklentileri, kısa vadede faiz indirimlerinin ötelenebileceği ve para politikasında daha uzun süre sıkı duruşun korunacağı yönünde şekillenmeye başladı. Merkez Bankası’nın fiyat istikrarı ve finansal istikrarın korunmasına yönelik üretimi de gözeten hassas kurgulanmış politika duruşu, bir bütün olarak ekonomik istikrarın sigortası olacaktır.” SOFTITO’da yetenekli gençlerimize dijital bilezik kazandırıyoruz 2026 yılının İTO ve üyeleri için dijital dönüşümün bir ileri safhaya taşındığı yapay zeka dönemi olacağını, bu yönde projelere ve faaliyetlere ağırlık vereceklerini hatırlatan Şekib Avdagiç, “Artık üretimden eğitime, gündelik hayattan kültüre kadar her safhada yapay zeka, odak noktamızda yer alıyor. Bizler de ya kendimizi dönüştüreceğiz ya da başkalarının dönüştüreceği bir varlık haline geleceğiz. Üretimimizi, sanayimizi yapay zeka ile yeniden tasarlamamız gerekiyor” dedi. Yapay zekanın, Türkiye’nin ekonomik gelişimi için de stratejik bir teknoloji olduğunun altını çizen Avdagiç, bu yöndeki faaliyetleri ve projeleriyle İTO Teknoloji Ekosistemi oluşturduklarını, SoftITo, Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi ve Teknopark İstanbul ile birbirini tamamlayan üç kritik yapı kurduklarını anımsattı. Avdagiç, Meclis üyelerine de şu çağrıda bulundu: “Sizlere bir duyurum var: Şimdi bu yapının önemli bir ayağı olan SoftITo’da 4. Dönemi başlatıyoruz. Yetenekli gençlerimize dijital bilezik kazandırıyoruz. 320 saatlik eğitim sonucunda bu alanda aranan vasıflarla donatıyoruz. Müracaatları 19 Nisan 2026 tarihine kadar alıyoruz.”

Enerji şoku faiz indirimini engelliyor Haber

Enerji şoku faiz indirimini engelliyor

Yıla faiz indirimi beklentisiyle giren piyasalarda ‘şahin’ politikaların devam edeceği beklentisi hakim olmaya başladı. Küresel piyasalar nisan ayına İran merkezli jeopolitik gerilimlerin gölgesinde girerken, tedarik endişeleriyle 115 dolar seviyelerine kadar tırmanan Brent petrol, yüksek enflasyonun kalıcı hale geleceği korkusunu tetikleyerek, para politikasının dizginlerini elinde tutan merkez bankalarının mevcut planlarını doğrudan etkiledi. Yaşanan bu ani enerji şoku, yıla faiz indirim döngüsü beklentisiyle giren majör merkez bankalarının nisan ayındaki toplantılarında planları değiştirdi. 29 Nisan’da toplanacak ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz indirimlerini ertelemesi bekleniyor. Fed, kararını 30 Nisan’da açıklayacak. Avrupa Merkez Bankası’nın da (ECB) olası bir ‘faiz artırımı’ senaryosu dahi yeniden dillendirilmeye başlandı. İngiltere Merkez Bankası’na (BOE) yönelik faiz indirimi beklentileri ise yerini sabit tutma eğilimine bırakırken, Japonya Merkez Bankası’nın (BoJ) faiz artıracağına ilişkin öngörüler güçlendi. 22 Nisan’da toplanacak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) da değişen bu küresel ve yerel şartlar ışığında faiz kararını piyasalarla paylaşacak. Enerjide ‘hürmüz’ çıkmazı İstanbul Ticaret’e değerlendirmede bulunan Gedik Yatırım Yatırım Danışmanlığı Müdür Yardımcısı Onurcan Bal, 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a saldırısıyla başlayan ve halen devam eden mevcut savaş halinin en çok enerji piyasalarını vurduğunu belirtti. Petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki sert artışın nedenlerini detaylandıran Bal, “Bölgedeki altyapı tesislerinin zarar görmesi ve üretimin ilerleyen sürece dair ne kadar hasar alacağına ilişkin belirsizliğin yanı sıra dünyadaki petrol ticaretinin yaklaşık beşte birine hizmet eden Hürmüz Boğazı’nın kapalı olması, enerji maliyetlerinde ciddi bir artışı beraberinde getirdi” dedi. Enerji maliyetlerinin artmasının küresel çapta enflasyon ve büyüme üzerinde olumsuz etkiler yarattığına dikkat çeken Bal, savaş sona erse dahi petrol fiyatlarının çok hızlı bir şekilde savaş öncesi seviyelere dönmesinin ana senaryo olmadığını vurguladı. İndirim döngüsü şimdilik rafa kalktı Son bir buçuk aylık süreçte artan maliyetler ve enflasyon tarafında gündeme gelen endişelerin merkez bankalarının stratejilerini doğrudan değiştirdiğini ifade eden Bal, “Savaş öncesinde küresel piyasalarda hâkim olan kademeli faiz indirim döngüsü şu an için rafa kaldırılmış durumda. Merkez bankalarının faiz indirimlerini ertelediğini söyleyebiliriz” dedi. Küresel çapta çok hızlı bir şahinleşme ve sert faiz artırımları beklemediklerini dile getiren Bal, beklentilerindeki değişimi şu sözlerle aktardı: “Fed’e ilişkin genel beklentiler, bu yıl faiz indirimi yapılmaması yönünde ama kuvvetli bir faiz artırım beklentisi yok. Avrupa Merkez Bankası’nda ise bu yıl faiz değişimi beklenmiyordu, şimdi ‘bir artırım olabilir’ düşüncesi daha ağır basıyor. Fed ve İngiltere Merkez Bankası gibi faiz indirim döngüsünde olan merkez bankalarının bu döngüyü şu an için ertelemesi anlamına geliyor.” Enerji maliyetlerindeki tırmanış, zayıflayan faiz indirimi beklentileri ve riskli varlıklara yönelik azalan iştahın, gelişmekte olan ülkelerden para çıkışlarına sebep olduğunu belirten Bal, jeopolitik riskler sürdükçe bu çıkış eğiliminin devam edebileceğinin altını çizdi. Güvenli liman arayışında yatırımcıların ağırlıklı olarak tahvil ve dolara yöneldiğini aktaran Bal, değerli metallerdeki alışılagelmişin aksine yaşanan düşüşe dikkat çekti: “Normal şartlarda güvenli liman talebiyle altın talep görür, ancak içinde bulunduğumuz sürecin faiz indirim beklentilerini zayıflatması, tahvil faizlerini yükseltmesi ve dolara olan ilgiyi artırması, altını ve gümüşü zayıflatan bir faktör. Enerji maliyetleri yüksek seyretmeye devam ederse altın ve gümüş tarafı zayıf kalmaya devam edebilir.” TCMB için beklenti Küresel jeopolitik tablonun yurt içine yansımalarını da değerlendiren Bal, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) cephesinde de indirim beklentilerinin ötelendiğini kaydetti. Yüzde 1.94 gelen mart enflasyonunun ardından nisan ayının da marttan düşük olmayacağına işaret eden Bal, “Hâlihazırda zaten üst banttan fonlama yapıldığını görüyoruz. Dolayısıyla kısa vadeli bir faiz indirimi şu an bizim taraf için de yok” dedi. Küresel enflasyon korkusunun yeni bir faza geçebileceği uyarısında da bulunan Bal, “savaş uzamaya devam eder, daha da şiddetlenir ve enerji maliyetlerindeki artış eğilimi tekrar hızlanacak olursa hem bizde hem dünyada faiz artırım ihtimalleri daha ciddi konuşulmaya başlanabilir” değerlendirmesinde bulundu. Piyasalar yön arıyor İnfo Yatırım Yatırım Danışmanı Tunç Safa Altunsaray, yıla başlarken dünyada enflasyonun kontrol altına alındığı ve gelişmekte olan ülkelerde dezenflasyon sürecinin devam ettiği iyimser bir tablo olduğunu hatırlattı. Ancak jeopolitik gerilimlerin bu durumu hızla tersine çevirdiğini belirten Altunsaray, “ABD, İran ve İsrail savaşının başlaması, devamında Hürmüz Boğazı’nın kapanması ve petrolde arz sıkıntısının devreye girmesiyle beraber petrol fiyatlarında ciddi artışlar gördük” dedi. Dünya LNG ticaretinin de sekteye uğramasıyla enerji maliyetlerinin ciddi oranda tırmandığını vurgulayan Altunsaray, enerji fiyatlarındaki yukarı yönlü her hareketin tarihi olarak enflasyonist baskı yarattığını ifade etti. Fiyat istikrarının merkez bankalarının ana görevi olduğunu hatırlatan Altunsaray, değişen beklentileri şu sözlerle özetledi: “Şu an enerji maliyetlerinin artmasından dolayı küresel bir enflasyon riski olduğunu düşünecek olursak merkez bankalarının faiz indirimlerinin rafa kalktığını söyleyebiliriz. Hatta Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve İngiltere Merkez Bankası (BOE) gibi kimi merkez bankalarından faiz artışları bile bekleniyor.” Gelişmekte olan borsalardan çıkış hızlandı Gelişmiş ülke merkez bankalarının faiz politikalarındaki şahinleşme eğiliminin piyasalardaki para akışını doğrudan değiştirdiğini vurgulayan Altunsaray, bu durumun borsalar üzerinde baskı oluşturduğuna dikkat çekti. Ocak başından şubat sonuna kadarki süreci örnek gösteren Altunsaray, “Gelişmiş ülkelerin merkez bankalarının faiz indirimi yaptığı ya da beklendiği dönemlerde genelde gelişmekte olan ülkelerin borsalarına ve piyasalarına para girişi olduğunu görmüşüzdür” dedi. Ancak mevcut tabloda rüzgarın tersine döndüğünü belirten Altunsaray, “Faiz indirimi beklentileri değişip merkez bankalarının faiz politikaları sıkılaşma anlamında değiştiği zaman, gelişmekte olan ülkelerin borsalarından çıkış olup paranın sabit getirili ürünlere gittiğini görmüşüzdür. Aslında şu anda gerçekleşen durum tam olarak bu” değerlendirmesinde bulundu. Yeni güvenli liman talebi Yatırımcıların bu belirsizlik ortamında nasıl bir strateji izlemesi gerektiğine de değinen Altunsaray, portföylerin bir miktar nakitte tutulmasının veya para piyasası fonları (PPF) ile mevduat gibi sabit getirili enstrümanlarda değerlendirilmesinin daha kritik olacağını kaydetti. Altın fiyatlarında yaşanan geri çekilmenin arka planını da açıklayan Altunsaray, şunları söyledi: “Şu an merkez bankalarının altın satması, Körfez ülkelerinden likidite ihtiyacı dolayısıyla altın satılması ve dolar endeksinin (DXY) güçlenmesi geri çekilmelere sebep oldu. Aynı zamanda Fed’in faiz indirimlerini ötelemesi dünyada doları güçlendirdi. Bu yüzden güvenli liman tarafının, piyasadaki belirsizlikten dolayı şu an için sabit getirili ürünlerde olduğunu düşünüyorum.”

Mart 2026 enflasyon oranı açıklandı Haber

Mart 2026 enflasyon oranı açıklandı

TÜFE artışı martta aylık yüzde 1,94 yıllık bazda ise yüzde 30,87 olarak beklentilerin altında gerçekleşti. Mart ayı enflasyon oranı Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklandı. Buna göre TÜFE artışı yıllık bazda yüzde 30,87 olarak açıklandı. Bu enflasyon verisi geçtiğimiz ay yüzde 31,53 olarak kayıtlara geçmişti. Mart ayı enflasyon oranı yüzde 1,94 Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) saatler 10:00'u gösterdiğinde Mart 2026 enflasyon oranı için beklenen açıklamayı yaptı. Buna göre aylık enflasyon yüzde 1,94 yıllık enflasyon ise yüzde 30,87 olarak kayıtlara geçti. Tüketici Fiyat Endeksi'ndeki artış şubat ayında yüzde 2,96 olmuştu. Aylara göre enflasyon gerçekleşen rakamları 02-2026: Yıllık yüzde 30,87 – Aylık yüzde 1,94 02-2026: Yıllık yüzde 31,53 – Aylık yüzde 2,96 01-2026: Yıllık yüzde 30,65 – Aylık yüzde 4,84 12-2025: Yıllık yüzde 30,89 Aylık yüzde 0,89 11-2025: Yıllık yüzde 31,07 – Aylık yüzde 0,87 10-2025: Yıllık yüzde 32,87 – Aylık yüzde 2,55 09-2025: Yıllık yüzde 33,29 – Aylık yüzde 3,23 08-2025: Yıllık yüzde 32,95 – Aylık yüzde 2,04 07-2025: Yıllık yüzde 33,52 – Aylık yüzde 2,06 06-2025: Yıllık yüzde 35,05 – Aylık yüzde 1,37 05-2025: Yıllık yüzde 35,41 – Aylık yüzde 1,53 04-2025: Yıllık yüzde 37,86 – Aylık yüzde 3,00 03-2025: Yıllık yüzde 38,10 – Aylık yüzde 2,46 02-2025: Yıllık yüzde 39,05 – Aylık yüzde 2,27 01-2025: Yıllık yüzde 42,12 – Aylık yüzde 5,03 12-2024: Yıllık yüzde 44,38 – Aylık yüzde 1,03 11-2024: Yıllık yüzde 47,09 – Aylık yüzde 2,24 10-2024: Yıllık yüzde 48,58 – Aylık yüzde 2,88 09-2024: Yıllık yüzde 49,38 – Aylık yüzde 2,97 08-2024: Yıllık yüzde 51,97 – Aylık yüzde 2,47 07-2024: Yıllık yüzde 61,78 – Aylık yüzde 3,23 06-2024: Yıllık yüzde 71,60 – Aylık yüzde 1,64 05-2024: Yıllık yüzde 75,45 – Aylık yüzde 3,37 2026 yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 24,11 Merkez Bankası, Mart 2026 Piyasa Katılımcıları Anketi sonuçlarını paylaştı. Buna göre 2026 yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 25,38 olarak tahmin edilirken; 12 ay sonrası için bu rakam yüzde 22,17 oldu. İstanbul'da mart enflasyonu yüzde 2,97 İstanbul Ticaret Odası Mart 2026 İstanbul enflasyon rakamlarını açıkladı. İTO'nun açıkladığı verilere göre İstanbul’da şubatta perakende fiyatlar bir önceki aya göre yüzde 2,97, toptan fiyatlar yüzde 1 arttı. Yıllık bazda perakende enflasyon ise yüzde 37,68, toptan fiyatlardaki artış ise yüzde 18,92 olarak gerçekleşti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.