SON DAKİKA
Hava Durumu

#Merkez Bankası

Ekometre - Merkez Bankası haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Merkez Bankası haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Altın fiyatları yeniden yükselişte Haber

Altın fiyatları yeniden yükselişte

Ons altın da yüzde 1,73 yükselerek 4 bin 200 dolar seviyesini aştı. Altın fiyatları neden yükseliyor? Altın piyasasında haftanın son işlem gününde yukarı yönlü hareket öne çıktı. Gram altın yüzde 1,92 değer kazanarak 6 bin 668 liradan işlem görürken, gün içindeki en yüksek seviyesi 6 bin 671 lira oldu. Ons altın ise yüzde 1,73 yükselişle 4 bin 200 dolar seviyesini aştı. Altındaki yükselişte doların değer kazanımının hız kesmesi ve ABD Hazine tahvil getirilerindeki gerileme etkili oldu. Doların yükselişinin duraklaması, dolar cinsinden fiyatlanan altın ve gümüşü diğer para birimlerini kullanan yatırımcılar açısından daha erişilebilir hale getirdi. Gösterge niteliğindeki 10 yıllık ABD Hazine tahvil getirisi de üst üste ikinci seansta geriledi. Trump’ın İran açıklaması piyasaları destekledi ABD Başkanı Donald Trump’ın, ABD’nin kasım ayında yapılacak ara seçimlerden önce İran’a saldırmayacağını açıklaması da piyasalarda yakından takip edildi. Trump, iki ülke arasında yaklaşık altı aydır devam eden savaşı sona erdirmek amacıyla “verimli” görüşmeler yürütüldüğünü belirtti. Açıklamalar, Orta Doğu’daki gelişmeleri izleyen piyasalarda risk iştahını destekleyen unsurlardan biri oldu. Enflasyon endişesi altın için risk oluşturuyor Critical Metals Üst Yöneticisi Tony Sage, olası para politikası sıkılaştırmasının altın fiyatları üzerinde baskı oluşturabileceğini söyledi. Sage, Orta Doğu’da arz kesintisi risklerinin artmasıyla petrol fiyatlarındaki yükselişin enflasyon endişelerini canlı tuttuğunu belirtti. Devam eden merkez bankası talebinin ise altındaki olası kayıpları sınırlayabileceğini ifade etti. Gözler Fed’in faiz kararında Yatırımcılar, ABD Merkez Bankasının (Fed) faiz politikasına ilişkin yeni ipuçları verebilecek ekonomik verileri takip ediyor. Açıklanacak verilerin, Fed’in ekim ayındaki toplantısı öncesinde piyasa beklentileri üzerinde etkili olması bekleniyor. Fed, geçen ay politika faizini 25 baz puan artırmıştı. Aralık faiz artışı beklentisi güçlendi CME FedWatch verilerine göre piyasalarda ekim ayında faiz artırımı ihtimali yüzde 18, aralık ayında ise yüzde 82 olarak fiyatlanıyor. Altın, geleneksel olarak enflasyona karşı korunma aracı olarak değerlendirilirken, yüksek faiz oranları faiz getirisi sağlamayan değerli metalin cazibesini azaltabiliyor. Önümüzdeki dönemde altın fiyatlarının seyrinde Fed’in faiz politikası, ABD tahvil getirileri, doların yönü ve Orta Doğu’daki gelişmeler belirleyici olacak.

Şimşek: Dezenflasyon 2027’de de devam edecek Haber

Şimşek: Dezenflasyon 2027’de de devam edecek

Yıllık enflasyonun 57 ay sonra yüzde 30’un altına indiğini söyleyen Şimşek, dezenflasyon sürecinin 2027 yılında da devam edeceğini ifade etti. Türkiye’de enflasyon geriledi Ekonomi ve Finansta Milli Vizyon Zirvesi’nde konuşan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, küresel ekonomideki gelişmeler ile Türkiye’nin ekonomi programına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İsrail ve ABD ile İran arasındaki savaşın küresel ekonomide önemli şoklara neden olduğunu belirten Şimşek, enerji fiyatlarında yakın tarihin en büyük arz şoklarından biriyle karşı karşıya kalındığını söyledi. Savaşın petrol ve doğal gazın yanı sıra enerji dışı emtia fiyatlarını da etkilediğini belirten Şimşek, birçok ülkede manşet enflasyonun yükseldiğine dikkat çekti. Türkiye’nin ise Şubat-Eylül döneminde enflasyonun gerilediği nadir ülkelerden biri olduğunu ifade etti. Enflasyon 57 ay sonra yüzde 30’un altına indi Uygulanan ekonomi programının önemli ölçüde sonuç verdiğini belirten Şimşek, dezenflasyon hızının henüz hedeflenen seviyeye ulaşmadığını ancak enflasyonda belirgin bir düşüş sağlandığını söyledi. Şimşek, manşet enflasyonun 57 ayın en düşük seviyesine gerileyerek yüzde 30’un altına indiğini belirtti. Savaşın enflasyon üzerindeki etkisi bulunmasaydı enflasyonun daha düşük seviyede olabileceğini ifade eden Şimşek, Merkez Bankası’nın teknik çalışmasına göre bu oranın yaklaşık yüzde 23 seviyesinde gerçekleşebileceğini aktardı. 2027’de fiyat artışları yavaşlamayı sürdürecek Enerji fiyatlarındaki gelişmelere de değinen Şimşek, motorin fiyatlarının yalnızca ham petrol fiyatlarına bağlı olmadığını söyledi. Yakın coğrafyadaki rafineri kapasitesinin önemli bölümünün savaşlar nedeniyle devre dışı kaldığını belirten Şimşek, Avrupa’ya yönelik dizel sevkiyatlarının daha uzun rotalar üzerinden gerçekleştirildiğini ifade etti. Şimşek, 2027 yılında dezenflasyon sürecinin devam edeceğini belirterek, savaşın sona ermemesi durumunda dahi fiyat artış hızındaki yavaşlamanın süreceğini söyledi. Savaşın sona ermesi halinde ise ekonomik görünümün mevcut beklentilerden daha olumlu olabileceğini kaydetti. Ekonomi programında üçüncü aşama Ekonomi programının üç aşamadan oluştuğunu belirten Şimşek, ilk iki aşamanın büyük ölçüde tamamlandığını söyledi. Programın üçüncü aşamasındaki hedefleri tek haneli enflasyona ulaşmak, bütçe açığının milli gelire oranını yüzde 3’ün altına çekmek, cari açığı yüzde 1 ve altında tutmak ve yapısal dönüşümü gerçekleştirmek olarak sıraladı. KKM sona erdi, mali disiplin güçlendiriliyor Şimşek, ekonomi programı kapsamında ödemeler dengesi risklerinin azaltılması, Kur Korumalı Mevduat uygulamasının sonlandırılması, mali disiplinin yeniden tesis edilmesi ve ekonominin şoklara karşı dayanıklılığının artırılması alanlarında önemli ilerleme kaydedildiğini belirtti. Programın temel hedefleri arasında sürdürülebilir yüksek büyüme ve daha adil gelir dağılımının da bulunduğunu ifade etti. Kamuda 484 milyar liralık tasarruf Kamuda tasarruf tedbirleri kapsamında önemli mesafe alındığını belirten Şimşek, mevcut politikalar sayesinde 484 milyar liralık tasarruf sağlandığını açıkladı. Şimşek ayrıca, dolaylı vergilerin toplam vergiler içindeki payının bu yıl uzun bir aradan sonra ilk kez yüzde 60’ın altına gerilemesinin beklendiğini söyledi. Büyümede daha dengeli görünüm Türkiye ekonomisindeki büyümenin yapısına da değinen Şimşek, yatırımlardaki artışın özel tüketimdeki artıştan daha güçlü olduğunu belirtti. Bu görünümün Türkiye’nin daha dengeli ve sürdürülebilir bir büyüme patikasına yöneldiğine işaret ettiğini ifade etti. TL ticari krediler yüzde 41 arttı Reel sektörün en önemli gündem maddelerinden birinin finansmana erişim olduğunu belirten Şimşek, TL cinsinden ticari kredilerin son bir yılda yüzde 41 arttığını söyledi. Reeskont kredilerinin faiz oranının yaklaşık yüzde 24 seviyesinde bulunduğunu belirten Şimşek, bu kredilerin hacminin 1,4 trilyon liraya ulaştığını aktardı. Bankalara KOBİ ve reel sektör çağrısı Konuşmasının sonunda bankalara çağrıda bulunan Şimşek, mevcut dönemde özellikle KOBİ’lerin ve reel sektörün finansmanına öncelik verilmesi gerektiğini vurguladı. Şimşek, Türkiye ekonomisinin temel önceliklerini yatırım, istihdam, üretim ve ihracat olarak sıraladı.

Merkez Bankası başkanları küresel ekonomide risklere dikkat çekti Haber

Merkez Bankası başkanları küresel ekonomide risklere dikkat çekti

TCMB Başkanı Fatih Karahan jeopolitik gelişmelerin enerji ve ticaret akışlarını yeniden şekillendirdiğini belirtirken, Fransa Merkez Bankası Başkanı Emmanuel Moulin yapay zeka yatırımlarının mevcut aşamada enflasyonist baskı oluşturduğunu söyledi. Jeopolitik riskler öne çıkıyor İstanbul Ekonomi Forumu kapsamında düzenlenen “Küresel Ekonomide Stratejik Görünüm” panelinde küresel ekonominin karşı karşıya olduğu riskler ele alındı. Panelin moderatörlüğünü yapan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, son 5-6 yılda küresel ekonomide önemli değişimler yaşandığını belirterek, ekonomi politikası yapıcıları açısından istisnai bir dönemden geçildiğini ifade etti. Jeopolitik gelişmelerin enerji ve ticaret akışlarını giderek daha fazla şekillendirdiğine işaret eden Karahan, merkez bankaları açısından temel meselenin ortaya çıkan etkilerin ne kadarının geçici, ne kadarının kalıcı olduğunu belirlemek olduğunu söyledi. Merkez bankalarının iletişim stratejileri değişiyor Karahan, merkez bankalarının piyasalarla iletişim konusunda önemli deneyim kazandığını ancak firmalar ve hane halklarıyla iletişimin de giderek daha önemli hale geldiğini dile getirdi. Sosyal medya üzerinden ekonomi ve enflasyon konusunda görüş paylaşan “influencer” ve “finfluencer”ların sayısının arttığını belirten Karahan, bu görüşlerin her zaman yeterli uzmanlık bilgisine dayanmadığını söyledi. Merkez bankalarının doğru bilgiye sahip kurumlar olarak sosyal medya ve diğer iletişim kanallarında daha görünür olması gerektiğini ifade eden Karahan, beklentileri daha etkin yönetebilmek için farklı iletişim yöntemleri üzerinde çalıştıklarını aktardı. Yapay zeka yatırımları hızlanıyor Karahan, yapay zeka yatırımlarının artırılması gerektiğini belirtirken, enerji güvenliği ve savunma gibi alanlarda da uzun vadeli yatırımların önemini koruduğunu söyledi. Küresel nüfusun yaşlanmasının tasarruf eğilimlerini değiştirdiğine ve kamu harcamaları üzerindeki baskıyı artırdığına dikkat çeken Karahan, asıl sorunun gerçekleştirilen yatırımların ne kadar hızlı biçimde verimlilik artışına dönüşeceği olduğunu ifade etti. Yeşil dönüşüm faizleri etkileyebilir Fransa Merkez Bankası Başkanı Emmanuel Moulin, merkez bankalarının güvenilirliğinin uzun vadeli enflasyon beklentilerinin istikrarı açısından kritik olduğunu söyledi. Moulin, Fransa Merkez Bankası tarafından yapılan çalışmalara göre merkez bankası güvenilirliğinin 1970'lerdeki kadar düşük olması halinde, 2022-2024 döneminde politika faizinin yüzde 4 yerine yüzde 8 seviyesine çıkarılmasının gerekebileceğini belirtti. Yeşil dönüşüm için yapılacak yatırımların orta vadede reel faiz oranlarını yukarı çekebileceğini ifade eden Moulin, dönüşüm kaynaklı arz şoklarının enflasyonist etkilerini kontrol altında tutmak için reel faizlerde önemli ve kalıcı artış gerekebileceğini kaydetti. Yapay zeka yatırımları enflasyonist baskı yaratıyor Moulin, yapay zeka yatırımlarında son dönemde güçlü bir artış yaşandığına dikkat çekti. Atıfta bulunduğu bir çalışmaya göre yapay zeka yatırımlarının geçen yüzyıldaki demir yolu ve diğer altyapı yatırımlarını aştığını ve GSYH'nin yaklaşık yüzde 3,6'sına ulaştığını belirten Moulin, mevcut aşamada yapay zeka yatırımlarının açık biçimde enflasyonist bir etki yarattığını söyledi. Bu yatırımların verimlilik üzerindeki etkisinin henüz tam olarak ortaya çıkmadığını belirten Moulin, uzun vadede verimlilik artışının faiz oranları üzerinde aşağı yönlü bir etki oluşturabileceğini ifade etti. Avrupa’da bankacılık birliği çağrısı Hollanda Merkez Bankası Başkanı Olaf Sleijpen, kamu maliyesindeki dengelerin güçlendirilmesinin hem kamu hem de özel yatırımlar için alan yaratacağını söyledi. Mali konsolidasyonun ekonomilerin şoklara karşı hareket alanını genişleteceğini belirten Sleijpen, birçok ülkede bu esnekliğin ya bulunmadığını ya da önemli ölçüde azaldığını ifade etti. Küresel ölçekte kamu borcunun yüksek seviyelerde bulunduğuna dikkat çeken Sleijpen, özel yatırımların canlandırılması için borç yükünün azaltılması gerektiğini söyledi. Sleijpen ayrıca Avrupa’da bankacılık birliğinin tamamlanması ve gerçek anlamda bir tasarruf ve yatırım birliği oluşturulması gerektiğini dile getirdi. Merkez bankaları krizlere hazırlıklı olmalı Suudi Arabistan Merkez Bankası Başkanı Ayman Al-Sayari ise küresel gelişmelerin mevcut politika çerçevelerinde köklü değişiklikler gerektirmediğini ancak hazırlıklı olmanın önemini artırdığını belirtti. Enflasyonist baskıların geçici olup olmadığının veya ikinci tur etkiler yoluyla kalıcı hale gelip gelmediğinin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Al-Sayari, bu gelişmelerin enflasyon beklentileri üzerinde etkili olabileceğine işaret etti. Merkez bankalarının likidite ve kriz yönetimi çerçevelerinin önceden oluşturulması ve gerektiğinde hızlı biçimde devreye alınabilecek durumda olması gerektiğini belirten Al-Sayari, jeopolitik şokların sınır ötesi niteliğine dikkat çekti. Al-Sayari, uluslararası koordinasyon ve zamanında bilgi paylaşımının önemini vurgulayarak, krizler ortaya çıkmadan önce tampon mekanizmaların oluşturulmasının ekonomik dayanıklılığı artıracağını söyledi.

Konut fiyatlarında reel kayıp sürüyor Haber

Konut fiyatlarında reel kayıp sürüyor

Merkez Bankası verilerine göre ağustos ayında konut fiyatları yıllık yüzde 23 arttı ancak reel bazda yüzde 6,5 geriledi. Ortalama konut fiyatının 5 milyon 311 bin TL’ye ulaştığı piyasada yüksek finansman maliyetleri talebi baskılarken, uzmanlar finansmanı hazır alıcılar açısından pazarlık imkanlarının devam ettiğine dikkat çekiyor. Konut fiyatlarında reel gerileme Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın Ağustos 2026 Konut Fiyat Endeksi verilerine göre konut fiyatları aylık yüzde 0,9, yıllık ise yüzde 23 arttı. Ancak enflasyondan arındırılmış konut fiyatları aynı dönemde yıllık yüzde 6,5 geriledi. Böylece konut fiyatlarında nominal artış devam etmesine karşın, enflasyon karşısındaki reel kayıp da sürdü. Ortalama konut fiyatı 5,3 milyon TL Emlakjet’in Endeksa verileriyle hazırladığı Ağustos 2026 Konut Değer Raporu’na göre Türkiye genelinde ortalama konut satış fiyatı 5 milyon 311 bin TL’ye yükseldi. Ortalama metrekare fiyatı ise 42 bin 488 TL olarak hesaplandı. Metrekare fiyatlarında yıllık nominal artış yüzde 23,5 olurken, reel bazda yüzde 6,2 düşüş kaydedildi. Konutun reel değeri geriliyor Gayrimenkul Strateji Derneği (GİSP) Başkanı Işıl Dinçer, konut fiyatlarındaki nominal yükselişin yatırımcı açısından doğrudan reel kazanç anlamına gelmediğini belirtti. Dinçer, konut fiyatlarının TL bazında artmasına rağmen bu artışın enflasyonun altında kalması nedeniyle konutun reel değerinin azaldığını söyledi. Konut yatırımının performansının yalnızca satış fiyatındaki değişim üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Dinçer; enflasyondan arındırılmış fiyatların, kira gelirlerinin ve alternatif yatırım araçlarının performansının birlikte ele alınması gerektiğini ifade etti. Finansmanı hazır alıcı için pazarlık alanı Yüksek finansman maliyetleri ve satın alma gücündeki gerilemenin konut talebini baskıladığını belirten Dinçer, reel fiyatlardaki düşüşün orta vadede alım fırsatları oluşturabileceğini söyledi. Arsa ve inşaat maliyetleri nedeniyle konut fiyatlarında TL bazında sert düşüşler beklemenin kolay olmadığını ifade eden Dinçer, piyasanın değerlendirilmesinde nominal fiyat artışının yanı sıra reel fiyat hareketleri, kira getirisi ve alternatif yatırım araçlarına göre performansın da dikkate alınması gerektiğini vurguladı. Konut yatırımında uzun vade öne çıkıyor Konut fiyatlarının enflasyon karşısındaki gerilemesi, yatırımın toplam getirisinde kira gelirinin ve elde tutma süresinin önemini artırıyor. Konutun bulunduğu bölgenin gelişimi, arz-talep dengesi ve kira potansiyeli de uzun vadeli getiriyi belirleyen unsurlar arasında yer alıyor. Son bir yılda konutunu elinde tutan yatırımcıların durumuna ilişkin değerlendirmede bulunan Dinçer, gayrimenkul yatırımlarının kısa vadeli fiyat hareketleri yerine uzun vadeli perspektifle ele alınması gerektiğini belirtti. Bazı bölgelerde fiyat artışlarının enflasyonun altında kalabileceğini söyleyen Dinçer, bölgesel gelişim ve kira geliri potansiyelinin uzun vadede belirleyici olmaya devam edeceğini ifade etti. Alıcının ödeme gücü belirleyici İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Hepşen ise konut fiyatlarının enflasyonun gerisinde kalmasında finansmana erişimin önemli rol oynadığını söyledi. Konut fiyatlarını yalnızca inşaat maliyetlerinin belirlemediğini belirten Hepşen, alıcının ödeme kapasitesinin de fiyatlar üzerinde etkili olduğunu ifade etti. Yüksek faiz ortamında hanehalkının satın alma gücünün konut fiyatlarındaki nominal artışı desteklemekte zorlandığını kaydetti. Her konut aynı yatırım getirisini sunmuyor Hepşen, konutun enflasyona karşı koruma özelliğinin kısa vadede zayıfladığını ancak bundan kalıcı bir sonuç çıkarılmaması gerektiğini belirtti. Gayrimenkul performansının yalnızca bir yıllık fiyat değişimiyle ölçülemeyeceğini ifade eden Hepşen, kira gelirinin de toplam getiriye dahil edilmesi gerektiğini söyledi. Lokasyon, konutun niteliği, deprem güvenliği, arz durumu ve kira potansiyelinin yatırım kararında daha fazla önem kazandığını belirten Hepşen, gayrimenkulün uzun vadeli bir reel varlık olmayı sürdürdüğünü ancak her konutun otomatik olarak iyi bir yatırım anlamına gelmediğini vurguladı. Faiz düşerse talep yeniden hızlanabilir Türkiye’de ertelenmiş önemli bir konut talebi bulunduğunu belirten Hepşen, konut ihtiyacı devam etmesine rağmen yüksek finansman maliyetleri nedeniyle satın almaların ertelendiğini söyledi. Faizlerin belirgin biçimde gerilemesi halinde bekleyen talebin hızla piyasaya dönebileceğini ifade eden Hepşen, satışa sunulan konut arzının yeterince artmaması durumunda fiyat baskısının yeniden güçlenebileceği uyarısında bulundu. Hepşen, konut kredilerinin ucuzlamasının tek başına yeterli olmayacağını, talebi destekleyen finansman politikalarının konut arzındaki artışla birlikte yürütülmesi gerektiğini belirtti. Faiz beklentisi ile fiyat riski arasında denge Konut almayı planlayanlar açısından mevcut dönemde iki temel seçenek öne çıkıyor: Bugünkü pazarlık imkanlarından yararlanmak veya faizlerin daha da gerilemesini beklemek. Hepşen’e göre faizlerin düşmesi kredi maliyetlerini azaltabilir ancak ertelenmiş talebin aynı dönemde piyasaya dönmesi, satıcıların pazarlık gücünü artırabilir. Kendi oturacağı evi almak isteyen ve finansmanı hazır olan kişiler açısından mevcut piyasanın fırsatlar barındırabileceğini belirten Hepşen, yalnızca daha düşük faiz beklentisiyle beklemenin satın alınmak istenen konutun fiyatında değişiklik riskini de beraberinde getirdiğine dikkat çekti. Yatırım amacıyla konut alacakların ise kira çarpanı, lokasyon, binanın niteliği, aidat yükü, deprem riski ve alternatif yatırım araçlarının getirilerini birlikte değerlendirmesi gerektiğini ifade etti. İstanbul’da ortalama fiyat 7,3 milyon TL Emlakjet’in Endeksa verilerine göre İstanbul’da ortalama konut satış fiyatı Ağustos 2025’te 5 milyon 996 bin TL iken, Ağustos 2026’da 7 milyon 359 bin 550 TL’ye yükseldi. Yaklaşık 1,4 milyon TL’lik nominal artışa rağmen İstanbul’da metrekare fiyatları reel bazda yıllık yüzde 3,4 geriledi. Veriler, İstanbul’da konut fiyatlarının TL bazında yükselmeye devam ettiğini ancak enflasyondan arındırıldığında reel fiyat performansının zayıfladığını ortaya koyuyor.

Türkiye’nin yeni dijital para sistemi nasıl çalışacak? Haber

Türkiye’nin yeni dijital para sistemi nasıl çalışacak?

Merkez bankası dijital parası (CBDC) olarak geliştirilen sistem, mevcut ödeme yöntemlerine dijital bir alternatif oluşturmayı hedefliyor. Dijital TL nasıl çalışacak? Dijital Türk Lirası, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından ihraç edilmesi planlanan dijital merkez bankası parası niteliğinde olacak. Değeri Türk lirasına bire bir bağlı bulunacak. Bu nedenle Bitcoin ve benzeri kripto varlıklardan farklı olarak piyasa koşullarına göre ayrı bir değer kazanması veya kaybetmesi söz konusu olmayacak. Dijital TL’nin kullanıcıların dijital cüzdanlar ve farklı teknolojik ödeme araçları üzerinden kullanabilmesi hedefleniyor. Böylece günlük alışverişlerden çeşitli ödeme işlemlerine kadar farklı alanlarda dijital TL’nin kullanılabilmesine yönelik bir altyapı oluşturulması amaçlanıyor. Banka hesabındaki paradan farkı ne? Dijital TL ile banka hesabında bulunan elektronik para arasındaki temel fark, paranın niteliği ve arkasındaki kurumdan kaynaklanıyor. Bankadaki mevduat, ticari bankanın yükümlülüğündeki bir para niteliği taşırken Dijital TL’nin Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından ihraç edilen dijital merkez bankası parası olması planlanıyor. Bu yönüyle Dijital TL, fiziksel banknotun dijital karşılığı olarak değerlendirilebilecek bir yapı oluşturuyor. İnternetsiz ödeme de gündemde Dijital TL projesinde üzerinde çalışılan başlıklardan biri de çevrim dışı ödeme imkanları. Bu özelliğin hayata geçirilmesi halinde kullanıcıların internet bağlantısının bulunmadığı durumlarda da belirli koşullar altında dijital TL ile ödeme yapabilmesi mümkün olabilecek. Bu sistemin özellikle ödeme altyapısının bulunmadığı veya internet erişiminin kesintiye uğradığı durumlarda alternatif bir ödeme yöntemi oluşturması hedefleniyor. Nakit paranın yerini mi alacak? Dijital TL’nin geliştirilmesi, mevcut aşamada nakit Türk lirasının tamamen kaldırılacağı anlamına gelmiyor. Projenin temel amacı, dijital ödeme sistemlerine merkez bankası tarafından ihraç edilen yeni bir para formu kazandırmak ve ödeme altyapısını çeşitlendirmek. Dijital TL’nin yaygın şekilde kullanılması halinde vatandaşların ödeme alışkanlıklarında değişiklik yaşanması ve dijital ödemelerin ekonomideki ağırlığının daha da artması bekleniyor.

İran’da kur şoku derinleşiyor Dolar 240 bin tümen sınırını aştı Haber

İran’da kur şoku derinleşiyor Dolar 240 bin tümen sınırını aştı

Serbest piyasada doların 240 bin tümen seviyesine ulaşmasıyla tümen, dolar karşısında tarihinin en düşük değerlerinden birine geriledi. Dolar kurunda yeni rekor İran’ın serbest döviz piyasasında dolar/Tümen kuru 240 bin seviyesini test etti. Böylece İran para birimindeki değer kaybı yeni bir aşamaya taşınırken, döviz piyasasında tarihi seviyeler kaydedildi. Eylül ayında serbest piyasadaki dolar kuru 230 bin tümen seviyelerinin üzerine çıkmış, ay içinde 235 bin tümen civarına kadar yükselmişti. Enflasyon baskısı büyüyor Para birimindeki değer kaybı, İran ekonomisindeki fiyat baskısını da artırıyor. Ülkede yıllık enflasyonun yüksek seviyelerde seyrettiği bir dönemde gıda fiyatlarındaki artış dikkat çekiyor. İran Merkez Bankası Başkanı Abdolnaser Hemmati’nin aktarılan açıklamalarına göre, eylül ayında yıllık bazda nokta enflasyonu yüzde 83,8 olarak gerçekleşti. Gıda ve içeceklerdeki yıllık artış ise yüzde 128,1 seviyesinde bulunuyor. Yaptırımlar ekonomiyi zorluyor İran ekonomisi uzun süredir ABD yaptırımlarının yanı sıra yüksek enflasyon, döviz sıkıntısı ve ulusal para birimindeki değer kaybının oluşturduğu baskıyla karşı karşıya bulunuyor. Kurda yaşanan sert hareketler özellikle ithal ürünlerin maliyetleri ve temel tüketim maddelerinin fiyatları üzerindeki baskıyı artırıyor. İran’daki ekonomik sıkıntının hane halklarının alım gücü üzerinde de belirgin baskı oluşturduğu bildiriliyor.

Şimşek’ten cari açık mesajı Haber

Şimşek’ten cari açık mesajı

Şimşek, küresel ticaretteki belirsizliklere karşı ihracatçıların rekabet gücünü artıracak ve yüksek teknolojili, katma değerli üretimi destekleyecek politikaların sürdürüleceğini bildirdi. Türkiye’nin temmuz ayı ödemeler dengesi verilerinin açıklanmasının ardından ekonomi yönetiminden ihracat ve üretim odaklı mesaj geldi. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, cari açığın görünümünü değerlendirirken Türkiye’nin küresel ticaretteki değişime uyum sağlayabilmesi için üretim ve ihracat kapasitesinin güçlendirilmesine yönelik politikaların devam edeceğini belirtti. Cari açık 40,7 milyar dolar Şimşek, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından açıklanan temmuz ayı ödemeler dengesi verilerini değerlendirdi. Yıllıklandırılmış cari işlemler açığının temmuz itibarıyla 40,7 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiğini belirten Şimşek, küresel ticarette belirsizliklerin ve maliyet baskılarının arttığı bir döneme dikkat çekti. Bakan Şimşek, Türk ihracatçılarının değişen küresel koşullara uyum sağlamaya devam ettiğini ifade etti. İhracatçının rekabet gücü desteklenecek Şimşek, önümüzdeki dönemde ihracatçıların uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü artırmaya yönelik adımların sürdürüleceğini açıkladı. Türkiye’nin ürün ve pazar çeşitliliğinin yanı sıra güçlü üretim altyapısının ihracat performansını desteklediğini belirten Şimşek, firmaların küresel ticaretteki değişimlere hızlı uyum sağlama kapasitesinin önemine işaret etti. Yüksek teknolojili üretim öncelikte Ekonomi yönetiminin mesajında yüksek teknolojili ve katma değerli üretim öne çıktı. Şimşek, “Önümüzdeki dönemde ihracatçılarımızın rekabet gücünü artıracak adımlar atmaya, yüksek teknolojili ve katma değerli üretimi güçlendirecek yapısal dönüşüm politikalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz” dedi. Bu yaklaşım, cari açığın kalıcı olarak azaltılması açısından yalnızca ihracat hacminin değil, ihracatın teknoloji ve katma değer kompozisyonunun da güçlendirilmesinin hedeflendiğine işaret ediyor. Hizmet ihracatı dış dengeyi destekliyor Şimşek, mal ihracatının yanı sıra hizmet ihracatındaki güçlü görünümün de cari denge açısından destekleyici olduğunu belirtti. Hizmet ihracatındaki dirençli seyrin dış dengedeki görünümü olumlu etkilediğini ifade eden Şimşek, Türkiye’nin cari dengesindeki iyileşmenin sürdürülebilir olması için üretim ve ihracat yapısının güçlendirilmesinin önemini vurguladı. Tedarik güvenliği de gündemde Küresel ticarette yaşanan dönüşüm ve jeopolitik gelişmelerin yeni riskler ortaya çıkardığına dikkat çeken Şimşek, Türkiye’nin rekabet gücünün yanı sıra tedarik güvenliğinin de artırılmasının hedeflendiğini bildirdi. Yüksek teknoloji ve katma değer odaklı yapısal dönüşümün, Türkiye’nin küresel ticaretteki konumunu güçlendirmesinin yanı sıra dış dengedeki kırılganlıkların azaltılmasına da katkı sağlaması hedefleniyor.

TCMB faiz kararını açıkladı Haber

TCMB faiz kararını açıkladı

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu, 10 Eylül 2026 Perşembe günü gerçekleştirdiği toplantının ardından merakla beklenen faiz kararını açıkladı. Kurul, politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 37 seviyesinde sabit tuttu. TCMB ayrıca gecelik vadede borç verme faizini yüzde 40, gecelik vadede borçlanma faizini ise yüzde 35,5 seviyesinde değiştirmedi. Faiz oranlarında değişiklik yapılmadı Eylül toplantısında faiz oranlarında değişikliğe gitmeyen Para Politikası Kurulu, para politikası duruşunu mevcut seviyelerde korudu. TCMB’nin karar metninde, son dönem enflasyon gerçekleşmeleri ve öncü göstergelerin enflasyonun ana eğiliminde gerilemeye işaret ettiği belirtildi. İktisadi faaliyete ilişkin verilerin ve arz şoklarının yurt içi fiyatlara yansımasının sınırlı kalmasının iç talepteki zayıf seyrin sürdüğüne işaret ettiği ifade edildi. Öte yandan Kurul, jeopolitik gelişmeler nedeniyle yüksek seyreden enerji fiyatlarının enflasyon görünümü açısından yukarı yönlü risk oluşturduğuna dikkat çekti. Ocak ayından bu yana yeni indirim yok TCMB, 2026 yılının ilk Para Politikası Kurulu toplantısı olan 22 Ocak'ta politika faizini yüzde 38’den yüzde 37’ye indirmişti. Aynı toplantıda gecelik borç verme faizi yüzde 41’den yüzde 40’a, gecelik borçlanma faizi ise yüzde 36,5’ten yüzde 35,5’e çekilmişti. Ocak ayındaki indirimin ardından 12 Mart, 22 Nisan, 11 Haziran ve 23 Temmuz tarihlerindeki PPK toplantılarında politika faizi yüzde 37’de sabit tutuldu. Eylül toplantısında alınan son kararla birlikte, yaklaşık sekiz aydır politika faizinde yeni bir indirime gidilmemiş oldu.

Küresel piyasalar Jackson Hole'a kilitlendi Haber

Küresel piyasalar Jackson Hole'a kilitlendi

PCE enflasyonunun beklentileri aşmasının ardından piyasalarda faiz artışı beklentisi de gündemde kalmayı sürdürüyor. Küresel finans piyasalarında Jackson Hole öncesi temkinli bir görünüm hakim. Dolar ve ABD tahvil faizleri dar bantta hareket ederken, yatırımcıların ana gündemini Fed Başkanı Kevin Warsh'ın sempozyumda yapacağı konuşma oluşturuyor. Bu yıl Jackson Hole'da yalnızca kısa vadeli faiz kararlarına ilişkin sinyaller değil, Warsh yönetimindeki Fed'in para politikası anlayışı ve piyasalarla kuracağı iletişimin çerçevesi de izlenecek. Son PCE verilerinin enflasyon baskısının sürdüğüne işaret etmesi ise Fed'in faiz patikasına ilişkin beklentileri daha da kritik hale getirdi. Warsh, Jackson Hole'a ilk kez Fed Başkanı olarak katılıyor Kansas City Fed tarafından düzenlenen Jackson Hole Ekonomi Politikası Sempozyumu öncesinde piyasalardaki beklenti, Kevin Warsh'ın vereceği mesajlara yoğunlaştı. Isio Investment Management CIO'su Ajith Nair, yatırımcıların doğal olarak faiz görünümünü takip edeceğini ancak bu yılki toplantının en önemli başlığının Warsh'ın Jackson Hole'a ilk kez Fed Başkanı sıfatıyla katılması olduğunu ifade etti. Nair'e göre Warsh'ın konuşması, Fed'in önümüzdeki dönemdeki vizyonu ve merkez bankasının finansal piyasalarla iletişiminde benimseyeceği yaklaşım konusunda önemli işaretler verebilir. Fed'in yeni iletişim anlayışı da masada Warsh döneminde piyasalarda öne çıkan değerlendirmelerden biri, Fed'in ekonomik tahminler ve politika projeksiyonları üzerinden yapılan yönlendirmeye daha az bağımlı bir iletişim modeli benimseyebileceği yönünde. Jackson Hole'daki konuşmanın, bu yaklaşımın kapsamına ilişkin daha net mesajlar vermesi bekleniyor. Bu nedenle yatırımcılar yalnızca bir sonraki faiz kararına ilişkin ipuçlarını değil, Fed'in uzun vadede piyasaları nasıl yönlendireceğini de takip edecek. Dolar endeksi 99,13 seviyesinde Sempozyum öncesinde döviz piyasalarında sınırlı hareketler yaşanıyor. Dolar endeksi, sekiz günlük zirvesinin ardından elde ettiği kazanımların bir bölümünü geri verse de 99,13 seviyesinde yatay seyrini sürdürüyor. Euro, dolar karşısında yüzde 0,05 değer kazanarak 1,1655'e yükseldi. Sterlin ise yüzde 0,05 düşüşle 1,3586 dolar seviyesine geriledi. Avustralya doları da yüzde 0,18 artışla 0,718 dolara çıktı. PCE enflasyonu beklentilerin üzerinde geldi Fed'in para politikası beklentilerini etkileyen son önemli gelişme, ABD'de açıklanan kişisel tüketim harcamaları fiyat endeksi oldu. Temmuz ayında yıllık PCE enflasyonu yüzde 3,7 ile bir önceki aya göre değişmezken, yüzde 3,6 seviyesindeki piyasa beklentisinin üzerine çıktı. Aylık artış ise yüzde 0,2 olarak gerçekleşti. Piyasalarda aylık bazdaki beklenti yüzde 0,1 düzeyindeydi. Veriler, enflasyonist baskıların Fed açısından tamamen ortadan kalkmadığına işaret ederken, faiz beklentilerinin de canlı kalmasına neden oldu. Faiz artışı beklentisi gündemde kalıyor Westpac ekonomisti Ryan Wells, açıklanan enflasyon verilerinin yıl sonuna kadar Fed'den faiz artırımı beklentisini desteklediğini belirtti. Wells'e göre piyasaların asıl odağı ise Kevin Warsh'ın Jackson Hole'da kullanacağı ton olacak. Danske Bank analisti Jesper Fjarstedt de çekirdek PCE enflasyonunun yıllık yüzde 3,3 seviyesinde kalmasının ve “supercore” enflasyondaki yeniden hızlanmanın, Warsh üzerinde daha şahin mesaj verme baskısı oluşturduğunu ifade etti. Buna karşın Fjarstedt, Fed Başkanı'nın Jackson Hole konuşmasında belirgin ve doğrudan bir politika taahhüdünde bulunmaktan kaçınmasının daha olası olduğunu değerlendirdi. Japonya'da faiz artışı olasılığı yüzde 86 Asya piyasalarında da merkez bankalarının para politikası adımları yakından takip ediliyor. Japon yeni dolar karşısında 159,30 seviyesinde yatay hareket ederken, Japonya Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Ryozo Himino, zamanında yapılacak faiz artırımlarının ilerleyen dönemde daha sert bir parasal sıkılaşma ihtiyacını azaltabileceğini söyledi. Himino, eylül ayındaki toplantıya ilişkin açık bir yönlendirme yapmazken, Totan Tanshi verilerine göre piyasalar BOJ'un gelecek ay faiz artırma ihtimalini yüzde 86 olarak fiyatlıyor. Güney Kore'den ikinci faiz artırımı Güney Kore Merkez Bankası'nın politika faizini 25 baz puan yükselterek yüzde 3'e çıkarmasının ardından Güney Kore wonu dolar karşısında yüzde 0,39 değer kazandı. Söz konusu karar, merkez bankasının art arda gerçekleştirdiği ikinci faiz artırımı olarak kayıtlara geçti. ABD tahvil faizleri yüksek seviyesini koruyor ABD tahvil piyasasında da Fed'in daha sıkı bir politika izleyebileceği beklentisi etkisini sürdürüyor. 10 yıllık ABD Hazine tahvili faizi yüzde 4,652 civarında işlem görürken, 30 yıllık tahvil faizinde yüzde 5,171 seviyesi öne çıkıyor. Küresel piyasaların gözü şimdi Jackson Hole'da Kevin Warsh'ın yapacağı konuşmaya çevrilmiş durumda. Warsh'ın enflasyon görünümü, faizlerin gelecekte izleyeceği rota ve Fed'in yeni iletişim stratejisine ilişkin vereceği mesajların, önümüzdeki dönemde piyasalardaki fiyatlamalar üzerinde belirleyici olması bekleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.