SON DAKİKA
Hava Durumu

#Merkez Bankası

Ekometre - Merkez Bankası haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Merkez Bankası haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Merkez Bankası 2026 ya temkinli başladı Haber

Merkez Bankası 2026 ya temkinli başladı

Uzmanlar bu hamlenin temkinli bir adım olduğunu 12 Mart’taki toplantıya kadar da Merkez Bankası’na alan açtığını belirtti. Merkez Bankası 2026 yılına temkinli başladı. Yılın ilk Para Politikası Kurulu toplantısında 150 baz puanlık indirim beklentisine karşılık 100 baz puanlık indirimle Merkez Bankası politika faizini yüzde 38’den yüzde 37’ye çekti. Uzmanlar, yüksek gelmesi beklenen ocak ayı enflasyonunun Merkez Bankası’nın ihtiyatlı davrandırdığını belirtirken borsanın tepkisi sert oldu. Borsa İstanbul’da bankacılık endeksinde karar sonrası düşüş yüzde 3’e yaklaştı. Ekonomim'den Şebnem Turhan'ın haberine göre Merkez Bankası 2025 yılının son toplantısında 150 baz puan indirimle politika faizini yüzde 38’e çekti. Yılın ilk toplantısında ise Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan’ın yaptığı konuşmalarda ocak ve şubat aylarındaki enflasyona dikkat çekmesine rağmen piyasada 150 baz puan indirimin devam edeceği konsensüsü oluştu. 150 baz puanlık indirim beklentilerine karşılık dünkü Para Politikası Kurulu’ndan 100 baz puanlık indirim çıktı. Ve politika faizi yüzde 38’den yüzde 37’ye çekildi. Küresel piyasalardaki dalgalı seyir, jeopolitik gerginliklerin her geçen gün farklı bir bölgeden ortaya çıkması ve güvenli limana yönelen sermaye akımları yurtiçindeki enflasyon verisi kadar Merkez Bankası’nın temkinli kalmasında etken oldu. Talep koşullarının dezenflasyona desteği azaldı Para Politikası Kurulu ayrıca, Merkez Bankası gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 41’den yüzde 40’a, gecelik vadede borçlanma faiz oranını ise yüzde 36,5’ten yüzde 35,5’e indirdi. PPK metninde enflasyonun ana eğiliminin aralık ayında gerilediği belirtilirken önceki aylara göre enflasyon paragrafında değişiklikler yaptı. Metinde öncü verilerin ocak ayında aylık tüketici enflasyonunun gıda öncülüğünde arttığına, ana eğilimdeki artışın ise sınırlı olduğuna işaret ettiği yer alırken son çeyreğe ilişkin göstergeler talep koşullarının dezenflasyon sürecine verdiği desteğin azalmasına karşın sürdüğünü ima ettiği belirtildi. Enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışlarının ise metinde iyileşme işaretleri göstermekle birlikte dezenflasyon süreci açısından risk unsuru olmaya devam ettiğine işaret edildi. Fiyatlandığı kadar hızlı indirim olmayabilir Uzmanların verdiği bilgiye göre Merkez Bankası’nın 100 baz puan indirim yapması ocak ve şubat aylarında enflasyonun yüksek geleceğine dair uyarısını piyasanın kendisi kadar ciddiye almaması da etkili oldu. Uzmanlar 100 baz puan indirimle piyasayı da bu konuda yönleldirmiş olduğuna işaret ederek ana trendde yükselişe metinde çekilen dikkate işaret ederek trendde bozulma olacağı için fren yaptığını belirtti. Merkez Bankası’nın indirimlere devam edeceğini söyleyen uzmanlar ancak yılın ilk yarısında bu indirim hızının piyasanın fiyatladığı kadar hızlı olmayacağını yılın ikinci yarısında daha hızlı indirimler olabileceğine vurgu yaptı. Uzmanlara göre şubat enflasyonu da yüksek gelirse mart toplantısında Merkez Bankası 100 hatta 50 baz puan bile indirimle yola devam edebilir. Ayrışma durumunda sıkılaştırılacak Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşu talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendireceği belirtilen metinde kurulun politika faizine ilişkin atılacak adımları; enflasyon gerçekleşmelerini, ana eğilimini ve beklentilerini göz önünde bulundurarak ara hedeflerle uyumlu biçimde dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirleyeceği vurgulandı. Adımların büyüklüğü, enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla gözden geçirildiğine işaret edilen metinde enflasyon görünümünün ara hedeflerden belirgin bir biçimde ayrışması durumunda, para politikası duruşu sıkılaştırılacağı kaydedildi. Önceki aylarda olduğu gibi metinde kredi ve mevduat piyasalarında öngörülenin dışında gelişmeler olması halinde parasal aktarım mekanizması ilave makroihtiyati adımlarla destekleneceği yer alırken, likidite koşulları yakından izlenmeye ve likidite yönetimi araçları etkili şekilde kullanılmaya devam edileceği belirtildi. 12 Şubat’ta Enflasyon Raporu 12 Mart’ta PPK Uzmanlar Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan’ın ocak ve şubat aylarında enflasyonda dalgalanma beklendiğine ilişkin açıklamalarını hatırlatarak yüzde 4 seviyesinde gelmesi beklenen ocak enflasyonunun beklentinin altında indirim kararında etkili olduğunu vurguladı. Şimdi gözler önce 3 Şubat’ta açıklanacak enflasyon verisine çevrildi. Enflasyon verisi sonrasında ise 12 Şubat’ta Merkez Bankası yılın ilk Enflasyon Raporu’nu açıklayacak. Bu toplantıda Merkez Bankası hem geçen yıl hedefin neden saptığını açıklayacakken hem de bu yıl için yüzde 16 olarak belirlenen ara hedefte bir değişiklik yapılıp yapılmayacağına ilişkin kararını ortaya koyacak. Bir sonraki PPK toplantısı ise 12 Mart’ta şubat ayı enflasyon verisinin ardından gerçekleştirilecek. Uzmanlar para politikası kurulu kararını nasıl yorumladı? Merkez Bankası otomatik pilotta değil TOBB ETÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatih Özatay: Merkez Bankası 150 baz puan yerine 100 baz puan indirimle daha temkinli davrandı. Ocak ayı enflasyonunun yüksek çıkacak olması, aralık enflasyonunun kasıma göre yüksek olması bu adımda temel etken. Piyasa bu kararı olumlu karşılayacak şahin duruş olarak nitelendirecektir. Metinde enflasyon paragrafında değişiklik yapılmış ve ocakta aylık enflasyonun yanı sıra ana eğilimin artacağı ancak bu artışın sınırlı olacağı söyleniyor. Ocak aylarında zaten enflasyon yüksek gelir. Merkez Bankası otomatik pilotta değil enflasyon gelişmelerini hedefiyle karşılaştırarak bu çerçevede faiz indirecek yılın geri kalanında. Sürpriz olmazsa yılsonu yüzde 23-24 enflasyonla kapatacağız gibi ama yüzde 16-19 olmayacak. Bu çerçevede politika faizinin de yüzde 30-31 civarı bir yere gelmesini bekleyebiliriz bu da 6-7 puan daha faiz indirimi anlamına geliyor. Elindeki alanı kaybetmeden esneklik sağladı Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Kara: Merkez Bankası bugün iyi bir sınav verdi. 150 baz puan indirseydi mart ayındaki toplantıya kadar oynaklıkları yönetmekte güçlük çekebilirdi. Elindeki alanı fazla kaybetmeden kendine bir esneklik sağladı. Karar metnine baktığımızda ılımlı ve temkinli bir ton görüyoruz. Bu da bize mart ayında da faiz indiriminin devam edeceğini ancak büyüklüğünün enflasyon ve piyasa dinamiklerine bağlı olarak 100 veya 150 arasında değişebileceğini gösteriyor. Yıla kredibilitesini güçlendirerek başladı EMCAP Advisory Yönetici Ortağı Dr. İnanç Sözer: Merkez Bankası politika faizini, 150 baz puanlık beklentilerin altında ve fakat tahminimizle uyumlu olarak 100 baz puan indirerek yüzde 37,0’ye çekti. Ekonomik görünüme dair talebin canlı seyrini korumuş olması dezenflasyonist desteği azaltmış olması ve enflasyonun yılbaşı etkisiyle gıda fiyatları öncülüğünde geçici olarak artması nedeniyle faiz indiriminin daha sınırlı yapıldığı ifade edildi. Böylece TCMB, yıla kredibilitesini güçlendirerek başlamak istediğini anlıyoruz. Rezervlerin altın fiyat etkisiyle de olsa artmaya devam ettiği bir dönemde, TL’deki seyrin tahminlerimizle uyumlu olarak daha sınırlı değer kaybetmesi kolaylaştığından, negatif bir gelişme olmadığı müddetçe TCMB uzunca bir süre her toplantısında faiz indirme imkanına sahip. Bu çerçevede bir sonraki toplantısında 150 baz puan indirebileceği bir manevra alanı bulunuyor. 2026 yılı, küresel koşulların da daha destekleyici olması sayesinde Türkiye ekonomisinde büyümeden feragat etmeden enflasyonun kademeli olarak yılsonunda yüzde 24’e gevşeyeceğini öngörüyoruz. Yüzde 16 ara hedefinin değişmeyeceğini sinyali Gedik Yatırım Baş Ekonomisti Serkan Gönençler: 150 baz puanın altında bir indirim piyasada ocak enflasyonuna ilişkin beklentileri bozacağından Merkez Bankası’nın 100 baz puan indirimden kaçınabileceğini düşünüyorduk. Ancak Merkez Bankası 2026 sonundaki enflasyonda yüzde 19 üst bandın altında kalma hedefini tutturma konusunda kararlıyım mesajı vermek için piyasa beklentisinin altında 100 baz puanlık indirim yaptı. Ana motivasyonunun bu olduğunu düşünüyoruz. Bu adımı 12 Şubat’taki Enflasyon Raporu’nda yüzde 16 ara hedefinin değişmeyeceğinin de güçlü bir sinyal olarak algılıyoruz. Mart toplantısında ise ocak ve şubat enflasyonu belirleyici olacak. Ocak enflasyonu yüzde 4,0, Şubat enflasyonu yüzde 2 piyasa beklentilerine paralel geldiği takdirde Merkez Bankası yine 100-150 baz puanlık adımlarla devam edebilir. Ancak TCMB’nin bugünkü kararlıyım mesajını dikkate aldığımızda, ocak ve şubatta beklentilerin üzerinde gelebilecek enflasyon rakamları (örneğin Ocak’ta yüzde 4,5, Şubat’ta %2,5 üzeri rakamlar), faiz indirimlerine ara verilmesini gündeme getirebilir.

Bankalar kredi faizlerini indirmeyecek mi? Haber

Bankalar kredi faizlerini indirmeyecek mi?

Özellikle ticari kredilerde, sa­nayicilerin kaynak kullanım maliyetini belirgin şekilde düşürecek boyutta bir düşüş henüz görülmüyor. Haziran 2023’te iş başına gelen yeni ekonomi yöneti­minin ilk adım olarak 23 Ha­ziran’da politika faizini yüz­de 8,5’ten yüzde 15’e çıkarma­sı ile fiilen başlayan parasal sıkılaştırma döneminde söz konusu faiz kademeli artış­larla faiz Mart 2024’te yüzde 50’ye kadar çıkarılarak Ara­lık 2025’e kadar bu düzeyde tutulmuş; ekonomide yavaş­lama işaretleri ve sanayi ve diğer sektörlerden gelen ta­lepler doğrultusunda Merkez Bankası aylar sonra yeniden faiz indi­rimine geçmişti. 27 Aralık 2024’te 250 baz pu­anla baş­lanan in­dirim süreci 19 Mart’ta baş­layan siyasilere yönelik yargı süreci ve nisan ba­şında ABD’nin açıkladığı ra­kip ülkelere fahiş oranlar içe­ren sürpriz yeni gümrük ta­rifesinin yol açtığı belirsizlik ve türbülans üzerine kesinti­ye uğramış, Merkez Bankası yeniden artırıma gitmek zo­runda kalmıştı. Küresel ve ulusal ekonomide belirsizlik bulutlarının kısmen dağılma­sı üzerine indirimlere kaldı­ğı yerden devam eden Mer­kez Bankası, nisanda yüzde 46’ya çıkardığı politika faizi­ni 25 Temmuz’da yüzde 43’e ve en son 11 Eylül toplantısın­da yüzde 40,5’e kadar indir­di. Böylece, tepe nokta olan 27 Aralık 2025’e göre toplam in­dirim 950 baz puanı (9,5 pu­an) buldu. Bu dönemde bankaların kredi faizleri politika faizine paralel bir şeyi izlemekle bir­likte, düşüşlerin daha sınır­lı olması nedeniyle aradaki marj varlığını korudu. Ticarideki düşüş 4,2 puan Böylece Merkez Banka­sı’nın dokuz aylık indirim sürecinde gelinen noktada, Merkez Bankası’nın açık pi­yasa işlemleriyle bankacılık sektörünü yıllık yüzde 40,5’le fonluyor. Buna karşılık, sana­yi başta olmak üzere ekono­minin üretim ayağına açılan ticari kredilerin yıllık orta­lama faizi ise Merkez Banka­sı’nın haftalık verilerine gö­re 12 Eylül itibarıyla yüzde 55,46 düzeyinde bulunuyor. Bu oran sektördeki bankala­rın uyguladığı faizlerin orta­lamasını gösteriyor, bunun altında ve üstünde faizle kre­di kullandıran bankalar bu­lunuyor. Yapılan indirimlerle poli­tika faizi 27 Aralık 2024’te­ki düzeyinin 9,5 puan altına inerken, o tarihte yüzde 59,63 düzeyinde bulunan ortalama ticari kredi faizinde 12 Ey­lül’e kadar olan yaklaşık do­kuz aylık dönemdeki toplam düşüşün 4,17 puan olduğu gö­rülüyor. Ortalama ticari kredi faizi bu yıl özellikle martın ikinci yarısından itibaren yüksele­rek yüzde 60’ı geçmiş, nisan sonunda yüzde 62,63 olmuş, politika faizindeki indirim paralelinde temmuz sonunda yüzde 58,71’e, ağustos sonun­da yüzde 53,85’e kadar inmiş­ti. Ortalama ticari kredi faizi­nin 5 Eylül haftasında yüzde 57,26’ya yükseldiği, Merkez Bankası’nın 11 Eylül indiri­minin ertesinde yüzde 55 do­layına gerilediği görüldü. Düşüşler devam edecek mi? Dezenf­lasyon sürecini destekle­mek için politika faizini kade­meli olarak dü­şürmeye devam eden Merkez Bankası, son indirim kararında, enflasyon hedefi doğrultusun­da veri odaklı bir yaklaşımın benimsendiği, ancak sıkı para politikası duruşunu koruduğu­nu vurgulamıştı. Naki Bakır'ın haberine göre, Merkez Bankası Para Politika­sı Kurulu’nun (PPK) yılın kalan döneminde 23 Ekim ve 11 Aralık olmak üzere iki toplantı daha yapacak. Gelecek toplantılar­da yeni indirimler beklenmek­le birlikte, enflasyon ana eğili­mi ve beklentileri be­lirleyici olacak. Bankacılık sektöründe ise Mer­kez Bankası indirimleri mevdu­at faizlerine görece daha fazla yansırken, kredi faizlerinde ise yansıma sınırlı kalıyor. Ekono­mi çevrelerinde ekimdeki PPK toplantısında yeni faiz indirimi gelirse, kredi faizlerinde 0,2- 0,5 puanlık daha düşüş beklen­tisi ağırlıkta. Ancak dezenflasyonun sey­riyle bağlantılı faiz politikasın­da, sanayici ve diğer kesim­lerin finansman maliyetlerini makul düzeylere faiz düzeyi için yıllık enflasyonun yüzde 23 dolayına gerilemesi gerek­tiği ifade ediliyor. İhtiyaç kredisi ortalama faizi yüzde 64,9 Tüketici kredileri cephesine bakıldığında, 27 Aralık’tan bu yana en 5,23 puanla fazla düşüşün, en yaygın segment olan ihtiyaç kredilerinin faizinde olduğu görülüyor. Ancak sektör ortalamasında ihtiyaç kredisi yıllık basit faizi 12 Eylül itibarıyla yüzde 64,85’le hem diğer krediler hem de bankaların Merkez Bankası’ndan borçlanma maliyetinin çok üzerinde bulunuyor. Anılan tarihte yüzde 70,08 olan ihtiyaç kredisi ortalama faizi, politika faizi paralelinde 19 Mart öncesinde yüzde 62’ye kadar indikten sonra patlak veren belirsizlikte yükselerek mart sonunda yüzde 72,45 olmuş, nisan sonunda yüzde 73’ü aşmıştı. Yine politika faizi paralelinde temmuz sonunda yüzde 65,17’ye gerileyen söz konusu faizde Merkez Bankası’nın son indirimi sonrası düşüş ise sınırlı kaldı. Tüketici kredilerinden konut kredisinin 27 Aralık’ta yüzde 40,87 olan sektör ortalaması yıllık basit faizi ise politika faizine paralel iniş çıkışlar sonrası 12 Eylül itibarıyla yüzde 39,15 düzeyinde oluştu. Buna göre konut kredi faizlerinde bu dönemde 1,72 puanlık bir düşüş yaşandı. Ancak konut kredisi faizinde kamu bankalarının uyguladığı düşük oranlar ortalamayı aşağı çekiyor. Aynı dönemde taşıt kredilerinin ortalama yıllık basit faizinin ise 3,1 puan artarak yüzde 38,9’dan yüzde 42’ye yükselmesi dikkati çekti. Bankaların faiz düşürmede çekinceleri Merkez Bankası’nın toplam 950 baz puanlık indirimine rağmen kredi faizlerinde indirim konusunda daha ketum davranan bankalar maliyetlerini (mevduat fonlama, risk primi vb.) gerekçe göstererek oranları yüksek tutma eğiliminde. Bu durum, reel sektörde finansman baskısı yaratmaya devam ediyor, yatırımlar erteleniyor. Sanayicilerden “Bu faizlerle üretim mümkün değil” şeklinde tepkiler gelmeye devam ediyor. Bankaların temkinli davranmasında, enflasyon beklentilerine göre belirlenmiş kredi büyüme sınırlamalarının da etkisi bulunuyor. Ancak kredilerdeki büyümenin kısıtlanmasının arzı baskılayıp enflasyonu tetikleme olasılığı da bulunuyor. Yüksek kredi faizleri sanayiciler için ise yüksek üretim maliyeti anlamına geliyor. Özellikle KOBİ kredilerinde faiz indirim talepleri artıyor. Alternatif olarak, 1,5 milyondan 2,5 milyona çıkarılan esnaf limitleri gibi devlet destekleri bu konuda kısmen rahatlama yaratıyor.

TCMB cari işlemler hesabı 2 milyar dolar açık verdi Haber

TCMB cari işlemler hesabı 2 milyar dolar açık verdi

Altın ve enerji hariç cari işlemler hesabında ise 2 milyar 579 milyon dolarlık fazla oluştu. Bu ay resmi rezervlerde 4 milyar 50 milyon dolar net düşüş oldu. Buna göre, Haziran 2025'te cari işlemler hesabı 2 milyar 6 milyon dolar açık verirken, altın ve enerji hariç cari işlemler hesabında ise 2 milyar 579 milyon dolarlık fazla oluştu. Bu dönemde ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı 6 milyar 476 milyon dolar oldu. Yıllıklandırılmış verilere göre, haziran ayında cari açık yaklaşık 18,9 milyar dolar olurken, ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret dengesi de 63,3 milyar dolar açık verdi. Aynı dönemde hizmetler dengesi 62,1 milyar dolar fazla, birincil ve ikincil gelir dengesi sırasıyla 17,6 milyar dolar ve 100 milyon dolar açık verdi. Hizmetler dengesi kaynaklı net girişler haziranda 5 milyar 989 milyon dolar olurken, bu kalem altında taşımacılık hizmetleri ve seyahat kaleminden kaynaklanan net gelirler sırasıyla 1 milyar 875 milyon dolar ve 5 milyar 15 milyon dolar olarak gerçekleşti. Haziran ayı yıllıklandırılmış cari açığın finansmanına net doğrudan yatırımlar 4,8 milyar dolar, krediler 21,1 milyar dolar ve ticari krediler 4,5 milyar dolar katkı verirken, net portföy yatırımları 4 milyar dolar ve net efektif ve mevduatlar ise net bazda 12,3 milyar dolar negatif yönlü etkiledi. Net rezerv azalışı 20,3 milyar dolar Merkez Bankası döviz cinsinden net rezerv azalışı 20,3 milyar dolar oldu. Haziran ayında doğrudan yatırımlar kaynaklı net girişler 616 milyon dolar oldu. Yurt dışı yerleşiklerin Türkiye’ye toplam doğrudan yatırımları 1 milyar 566 milyon dolar, yurt içi yerleşiklerin yurt dışındaki doğrudan yatırımları 950 milyon dolar arttı. Gayrimenkul yatırımları incelendiğinde, yurt içi yerleşiklerin yurt dışında 214 milyon dolar gayrimenkul alımı ve yurt dışı yerleşiklerin ise Türkiye’de 133 milyon dolar net gayrimenkul alımı yaptığı görüldü. Portföy yatırımları haziran ayında 1 milyar 49 milyon dolar tutarında net giriş kaydetti. Yurt dışı yerleşikler hisse senedi piyasasında 641 milyon dolar ve DİBS piyasasında 114 milyon dolar net alış yaptı. Yurt dışındaki tahvil ihraçlarıyla ilgili olarak yurt dışı yerleşiklerin banka ihraçlarında 743 milyon dolar net alış, Genel Hükümet ve diğer sektörlerin ihraçlarında ise sırasıyla 179 milyon dolar ve 37 milyon dolar net satış yaptığı görüldü. Yurt dışından kredi kullanımlarında bu ay bankalar ve diğer sektörler sırasıyla 2 milyar 98 milyon dolar ve 445 milyon dolar net kullanım, Genel Hükümet 36 milyon ABD doları net geri ödeme gerçekleştirdi. Diğer yatırımlar altında, yurt dışı bankaların yurt içindeki mevduatları, Türk lirası ve yabancı para cinsinden sırasıyla 181 milyon dolar net azalış ve 675 milyon dolar net artış olmak üzere toplam 494 milyon dolar net artış kaydetti. Resmi rezervlerde bu ay 4 milyar 50 milyon dolar net azalış oldu.

TCMB politika faizini sabit tuttu Haber

TCMB politika faizini sabit tuttu

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), haftanın en önemli ekonomi gündemlerinden biri olan faiz kararını açıkladı. Fatih Karahan başkanlığındaki Para Politikası Kurulu kararı sonrası politika faizini yüzde 46 düzeyinde tutarak değiştirmedi. TCMB, karar metninde "sıkı para politikası duruşunun sürdürüleceği" mesajını verdi. Haziran ayı Merkez Bankası toplantısı sonrası faiz karar metninde şu ifadeler yer aldı: Para Politikası Kurulu (Kurul), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 46’da sabit tutulmasına karar vermiştir. Kurul ayrıca, Merkez Bankası gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 49’da, gecelik vadede borçlanma faiz oranını ise yüzde 44,5’te sabit tutmuştur. Enflasyonun ana eğilimi mayıs ayında gerilemiştir. Öncü veriler ana eğilimdeki düşüşün haziran ayında da sürdüğüne işaret etmektedir. İkinci çeyreğe ait veriler yurt içi talebin yavaşladığını göstermektedir. Jeopolitik gelişmelerin ve küresel ticarette artan korumacılığın dezenflasyon sürecine olası etkileri yakından takip edilmektedir. Enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışları dezenflasyon süreci açısından risk unsuru olmaya devam etmektedir. Para politikasındaki kararlı duruş; yurt içi talepte dengelenme, Türk lirasında reel değerlenme ve enflasyon beklentilerinde düzelme vasıtası ile dezenflasyon sürecini güçlendirmektedir. Maliye politikasının artan eşgüdümü de bu sürece önemli katkı sağlayacaktır. Enflasyonda kalıcı düşüş ve fiyat istikrarı sağlanana kadar sıkı para politikası duruşu sürdürülecektir. Bu doğrultuda, politika faizi; enflasyon gerçekleşmeleri, ana eğilimi ve beklentileri göz önünde bulundurularak öngörülen dezenflasyon sürecinin gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirlenecektir. Kurul politika faizine ilişkin atılacak adımları enflasyon görünümü odaklı, ihtiyatlı ve toplantı bazlı bir yaklaşımla belirleyecektir. Enflasyonda belirgin ve kalıcı bir bozulma öngörülmesi durumunda tüm para politikası araçları etkili şekilde kullanılacaktır. Kredi ve mevduat piyasalarında öngörülenin dışında gelişmeler olması halinde parasal aktarım mekanizması ilave makroihtiyati adımlarla desteklenecektir. Likidite koşulları yakından izlenmeye ve likidite yönetimi araçları etkili şekilde kullanılmaya devam edilecektir. Kurul, politika kararlarını parasal sıkılaştırmanın gecikmeli etkilerini de dikkate alarak, enflasyonun ana eğilimini geriletecek ve enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirleyecektir. Bu doğrultuda, tüm para politikası araçları kararlılıkla kullanılacaktır. Kurul, kararlarını öngörülebilir, veri odaklı ve şeffaf bir çerçevede alacaktır.

İngiltere ekonomisi son yılların en güçlü büyümesini yaşadı Haber

İngiltere ekonomisi son yılların en güçlü büyümesini yaşadı

İngiltere ekonomisi, vergi artışı ve ABD Başkanı Donald Trump’ın başlattığı ticaret savaşından önceki dönemde son bir yılın en güçlü çeyrek büyümesini yaşadı. İngiltere Ulusal İstatistik Ofisi’nin (ONS) bugün açıkladığı verilere göre, 2025’in ilk çeyreğinde gayri safi yurt içi hasıla yüzde 0,7 artış gösterdi. Bu, 2024’ün son çeyreğindeki yüzde 0,1’lik büyümeye göre ciddi bir hızlanma anlamına geliyor. İngiltere Merkez Bankası (BoE) ve özel sektör ekonomistleri ise ekonominin yüzde 0,6 büyüyeceğini beklese de büyüme tahminlerin üzerinde gerçekleşti. Mart ayında üretim ekonomistlerin sabit kalacağı beklentisinin aksine yüzde 0,2 artış gösterdi. Hizmet ve inşaat sektörleri güçlü büyüme gösterirken ve imalatta keskin düşüş görüldü. Beklenenden iyi gelen büyüme verilerinin ardından sterlin dolara karşı yüzde 0,1 değer kazandı. Bu toparlanma, geçen yaz iktidara gelen Keir Starmer liderliğindeki İşçi Partisi hükümeti için olumlu bir gelişme oldu. Kişi başına düşen milli gelir 2025’in ilk çeyreğinde yüzde 0,5 yükseldi. Bu da üst üste iki çeyrek süren düşüşün ardından bir toparlanma anlamına geliyor. Ancak ekonomistler temkinli olunması gerektiğini, ilk çeyrekteki büyümenin büyük ölçüde Şubat ayındaki üretimden kaynaklandığını söylüyor. Bugün açıklanan ticaret verileri, ilk çeyrekte ABD’ye yapılan ihracatın 2022 sonundan bu yana en yüksek seviyeye ulaştığını ve üst üste dört aydır arttığını gösteriyor. Merkez Bankası'nın ikinci çeyrek büyüme beklentisi yüzde 0,1 Ancak 2 Nisan’da açıklanan yeni gümrük vergileri beklentilerin çok üzerindeydi. Bu durumun yarattığı güvensizlik ve belirsizlik, İngiltere ile ABD arasında ticaret anlaşması imzalanmasına ve Çin ile arasında ticaret savaşında 90 günlük bir uzlaşma sağlanmasına rağmen, büyüme üzerinde baskı yaratmaya devam ediyor. Nisan ayına ait PMI anketleri özel sektörün küçüldüğünü gösteriyor. BoE, 2025 ikinci çeyrekte büyümenin sadece yüzde 0,1 olmasını bekliyor. BoE, bu yıl faiz oranlarını en az iki kez daha düşürmeyi planlıyor. Banka, temel ekonomik tabloyu hâlâ durgun olarak değerlendiriyor. Maliye Bakanı Rachel Reeves, verilerin “İngiltere ekonomisinin gücünü ve potansiyelini” gösterdiğini söyledi ancak “yapılması gereken daha çok şey olduğunu” da ekledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.