SON DAKİKA
Hava Durumu

#Mehmet Şimşek

Ekometre - Mehmet Şimşek haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mehmet Şimşek haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Finansmanda rahatlama 2027’ye kaldı Haber

Finansmanda rahatlama 2027’ye kaldı

Yabancı finans kuruluşlarının önemli bölümü ekim ayında 100 baz puanlık indirim öngörürken, KOBİ kredilerindeki büyüme sınırının yükseltilmesi ve likidite düzenlemeleri işletmelerin finansman imkanlarını destekliyor. Uzmanlar, ilk rahatlamanın KOBİ’ler, ihracatçılar ve yatırım odaklı şirketlerde hissedileceğini, ticari kredi faizlerinde belirgin düşüşün ise 2027’nin ilk yarısında gündeme gelebileceğini değerlendiriyor. Türkiye’de enflasyondaki gerileme ve para politikasında gevşeme beklentileri, reel sektörün finansman koşullarına ilişkin umutları artırdı. Eylül ayında tüketici fiyat endeksi (TÜFE) aylık yüzde 1,84 artarken yıllık enflasyon yüzde 29,73’e geriledi. Böylece yıllık enflasyon Kasım 2021’den bu yana ilk kez yüzde 30’un altına indi. Enflasyondaki düşüş, Merkez Bankası’nın faiz politikasına yönelik beklentileri etkilerken, kredi piyasasında normalleşmenin ne zaman ve hangi kesimlerde hissedileceği de gündemin öne çıkan başlıkları arasında yer aldı. Faiz indirimi beklentileri güçleniyor Piyasaların odağı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) 22 Ekim’de gerçekleştireceği Para Politikası Kurulu toplantısına çevrildi. Yabancı finans kuruluşlarının faiz kararına ilişkin tahminleri farklılaşsa da kurumların önemli bölümü 100 baz puanlık indirim bekliyor. Citi, ekim ayında 100 baz puanlık faiz indirimi öngörürken yıl sonu politika faizi tahminini yüzde 35 seviyesinde koruyor. Commerzbank ve BBVA da 100 baz puanlık indirim beklentisini paylaşıyor. BBVA, dış koşullarda yeni bir bozulma yaşanmaması halinde aralık ayında da benzer büyüklükte bir indirim yapılabileceğini değerlendiriyor. Goldman Sachs ise faiz indirimi için henüz erken olduğu görüşüyle politika faizinin yüzde 37’de sabit tutulmasını bekliyor. KOBİ kredilerinde yeni düzenleme Faiz kararına yönelik beklentilerin yanı sıra TCMB’nin ekim ayı başında yaptığı düzenlemeler de işletmelerin finansmana erişimi açısından önem taşıyor. Bankaların KOBİ kredilerindeki aylık büyüme sınırı yüzde 4,5’ten yüzde 5’e yükseltilirken, Türk lirası zorunlu karşılıklara ilişkin bloke tesis oranlarında da indirime gidildi. Düzenlemelerle bankaların likidite yönetiminin desteklenmesi ve işletmelere kredi sağlama imkanlarının genişletilmesi amaçlanıyor. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de makroihtiyati adımlarla finansal sistemi ve reel ekonomiyi desteklediklerini belirtti. Kredi büyüme sınırındaki artışın ve zorunlu karşılık düzenlemelerinin bankaların likidite yönetimini güçlendireceğini ifade eden Şimşek, dezenflasyon süreciyle uyumlu, hedefli ve seçici adımların sürdürüleceğini vurguladı. Yeni düzenlemeler özellikle işletme sermayesi ve yatırım finansmanına ihtiyaç duyan şirketler açısından önem taşıyor. Ancak kredi imkanlarının genişlemesi kadar, işletmelerin kullandığı kredilerin maliyetinin ne zaman düşeceği de belirleyici olacak. Ölçülü normalleşme bekleniyor Ahlatcı Yatırım Araştırma Müdür Yardımcısı Dinçer Kurt, enflasyondaki gerilemenin TCMB’ye faiz indirimi için daha geniş bir hareket alanı sağladığını belirtti. Kurt, ekim toplantısında 100 baz puanlık indirimin olası senaryolardan biri olduğunu ifade ederken, bu adımın hızlı ve agresif bir gevşeme sürecinin başlangıcı olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekti. Para politikasında ölçülü bir normalleşme beklediğini belirten Kurt, enerji fiyatları, hizmet enflasyonu ve enflasyon beklentilerindeki risklerin yakından izleneceğini kaydetti. Kurt’un yıl sonu politika faizi tahmini yüzde 35 civarında bulunurken, 2027’nin ilk yarısına ilişkin beklentisi yüzde 30-32 bandında şekilleniyor. Kredi faizlerine yansıma gecikebilir Politika faizindeki olası indirimlerin ticari kredi maliyetlerine aynı hızda yansıması beklenmiyor. Bankaların mevduat maliyetleri, likidite koşulları ve makroihtiyati düzenlemeler, kredi faizlerinin seyrinde belirleyici olmaya devam ediyor. Dinçer Kurt, politika faizindeki düşüşün ticari kredi faizlerine bire bir ve eş zamanlı yansımasının beklenmemesi gerektiğini belirterek, kredi maliyetlerindeki gerilemenin bankaların kaynak maliyetlerine bağlı olacağını ifade etti. Faiz indirimlerinin zaman içinde birikimli etki oluşturmasıyla ticari kredi piyasasında daha belirgin bir iyileşme yaşanabileceğini değerlendiren Kurt, politika faizi ile şirketlerin kullandığı kredilerin maliyeti arasında zaman farkı oluşabileceğine işaret etti. Belirgin rahatlama 2027’nin ilk yarısında Ticari kredi faizlerinde daha güçlü bir düşüş için 2027’nin ilk yarısını işaret eden Kurt, politika faizindeki indirimlerin birikimli hale gelmesi ve bankaların fonlama maliyetlerinin gerilemesinin bu süreçte etkili olacağını belirtti. Genel kredi faizlerinde de aynı dönemde aşağı yönlü hareket bekleyen Kurt, faiz indirimlerinin mevduat ve kredi maliyetlerine ne ölçüde yansıyacağının yakından izlenmesi gerektiğini vurguladı. Öncelik KOBİ’ler ve ihracatçılar Finansmana erişimdeki iyileşmenin bütün kesimlerde aynı anda ve aynı ölçüde gerçekleşmesi beklenmiyor. Dinçer Kurt’a göre ilk rahatlama, işletme sermayesi ve yatırım finansmanı ihtiyacı bulunan reel sektör şirketlerinde görülebilir. KOBİ’ler, ihracatçılar ve yatırım yapmayı planlayan işletmeler, kredi imkanlarındaki kademeli iyileşmeden öncelikli olarak yararlanabilecek kesimler arasında bulunuyor. Buna karşılık hanehalkı kredilerinde aynı hızda bir gevşeme öngörülmüyor. TCMB’nin kredi büyüme sınırına ilişkin düzenlemesinin de kredi kanalını tamamen açmaktan ziyade finansal kaynakların yönlendirileceği alanları belirlediğini ifade eden Kurt, üretim ve yatırım odaklı bir normalleşme sürecinin öne çıkacağını belirtti. Yatırım iştahı desteklenebilir Ticari kredi faizlerindeki olası düşüşün yatırımlara etkisinde bankaların fonlama maliyetleri kritik rol oynayacak. Enflasyon beklentilerindeki iyileşmenin korunması ve bankaların kaynak maliyetlerinin gerilemesi halinde ticari kredi faizlerinde daha belirgin bir normalleşme yaşanabileceği değerlendiriliyor. Böyle bir gelişmenin işletmelerin yatırım kararlarını ve işletme sermayesi finansmanını desteklemesi bekleniyor. Önümüzdeki dönemde temel beklenti, ekonominin bütün kesimlerine yayılan hızlı bir kredi genişlemesinden çok, üretim, ihracat ve yatırımları destekleyen seçici bir finansal normalleşmenin gerçekleşmesi yönünde şekilleniyor.

Şimşek: Dezenflasyon 2027’de de devam edecek Haber

Şimşek: Dezenflasyon 2027’de de devam edecek

Yıllık enflasyonun 57 ay sonra yüzde 30’un altına indiğini söyleyen Şimşek, dezenflasyon sürecinin 2027 yılında da devam edeceğini ifade etti. Türkiye’de enflasyon geriledi Ekonomi ve Finansta Milli Vizyon Zirvesi’nde konuşan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, küresel ekonomideki gelişmeler ile Türkiye’nin ekonomi programına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İsrail ve ABD ile İran arasındaki savaşın küresel ekonomide önemli şoklara neden olduğunu belirten Şimşek, enerji fiyatlarında yakın tarihin en büyük arz şoklarından biriyle karşı karşıya kalındığını söyledi. Savaşın petrol ve doğal gazın yanı sıra enerji dışı emtia fiyatlarını da etkilediğini belirten Şimşek, birçok ülkede manşet enflasyonun yükseldiğine dikkat çekti. Türkiye’nin ise Şubat-Eylül döneminde enflasyonun gerilediği nadir ülkelerden biri olduğunu ifade etti. Enflasyon 57 ay sonra yüzde 30’un altına indi Uygulanan ekonomi programının önemli ölçüde sonuç verdiğini belirten Şimşek, dezenflasyon hızının henüz hedeflenen seviyeye ulaşmadığını ancak enflasyonda belirgin bir düşüş sağlandığını söyledi. Şimşek, manşet enflasyonun 57 ayın en düşük seviyesine gerileyerek yüzde 30’un altına indiğini belirtti. Savaşın enflasyon üzerindeki etkisi bulunmasaydı enflasyonun daha düşük seviyede olabileceğini ifade eden Şimşek, Merkez Bankası’nın teknik çalışmasına göre bu oranın yaklaşık yüzde 23 seviyesinde gerçekleşebileceğini aktardı. 2027’de fiyat artışları yavaşlamayı sürdürecek Enerji fiyatlarındaki gelişmelere de değinen Şimşek, motorin fiyatlarının yalnızca ham petrol fiyatlarına bağlı olmadığını söyledi. Yakın coğrafyadaki rafineri kapasitesinin önemli bölümünün savaşlar nedeniyle devre dışı kaldığını belirten Şimşek, Avrupa’ya yönelik dizel sevkiyatlarının daha uzun rotalar üzerinden gerçekleştirildiğini ifade etti. Şimşek, 2027 yılında dezenflasyon sürecinin devam edeceğini belirterek, savaşın sona ermemesi durumunda dahi fiyat artış hızındaki yavaşlamanın süreceğini söyledi. Savaşın sona ermesi halinde ise ekonomik görünümün mevcut beklentilerden daha olumlu olabileceğini kaydetti. Ekonomi programında üçüncü aşama Ekonomi programının üç aşamadan oluştuğunu belirten Şimşek, ilk iki aşamanın büyük ölçüde tamamlandığını söyledi. Programın üçüncü aşamasındaki hedefleri tek haneli enflasyona ulaşmak, bütçe açığının milli gelire oranını yüzde 3’ün altına çekmek, cari açığı yüzde 1 ve altında tutmak ve yapısal dönüşümü gerçekleştirmek olarak sıraladı. KKM sona erdi, mali disiplin güçlendiriliyor Şimşek, ekonomi programı kapsamında ödemeler dengesi risklerinin azaltılması, Kur Korumalı Mevduat uygulamasının sonlandırılması, mali disiplinin yeniden tesis edilmesi ve ekonominin şoklara karşı dayanıklılığının artırılması alanlarında önemli ilerleme kaydedildiğini belirtti. Programın temel hedefleri arasında sürdürülebilir yüksek büyüme ve daha adil gelir dağılımının da bulunduğunu ifade etti. Kamuda 484 milyar liralık tasarruf Kamuda tasarruf tedbirleri kapsamında önemli mesafe alındığını belirten Şimşek, mevcut politikalar sayesinde 484 milyar liralık tasarruf sağlandığını açıkladı. Şimşek ayrıca, dolaylı vergilerin toplam vergiler içindeki payının bu yıl uzun bir aradan sonra ilk kez yüzde 60’ın altına gerilemesinin beklendiğini söyledi. Büyümede daha dengeli görünüm Türkiye ekonomisindeki büyümenin yapısına da değinen Şimşek, yatırımlardaki artışın özel tüketimdeki artıştan daha güçlü olduğunu belirtti. Bu görünümün Türkiye’nin daha dengeli ve sürdürülebilir bir büyüme patikasına yöneldiğine işaret ettiğini ifade etti. TL ticari krediler yüzde 41 arttı Reel sektörün en önemli gündem maddelerinden birinin finansmana erişim olduğunu belirten Şimşek, TL cinsinden ticari kredilerin son bir yılda yüzde 41 arttığını söyledi. Reeskont kredilerinin faiz oranının yaklaşık yüzde 24 seviyesinde bulunduğunu belirten Şimşek, bu kredilerin hacminin 1,4 trilyon liraya ulaştığını aktardı. Bankalara KOBİ ve reel sektör çağrısı Konuşmasının sonunda bankalara çağrıda bulunan Şimşek, mevcut dönemde özellikle KOBİ’lerin ve reel sektörün finansmanına öncelik verilmesi gerektiğini vurguladı. Şimşek, Türkiye ekonomisinin temel önceliklerini yatırım, istihdam, üretim ve ihracat olarak sıraladı.

Küresel ekonominin patronları İstanbul’da buluşuyor Haber

Küresel ekonominin patronları İstanbul’da buluşuyor

Fed ve İngiltere Merkez Bankası’ndan üst düzey isimlerin de katılacağı forumda faiz, borçluluk, yapay zeka ve küresel ekonomik belirsizlikler masaya yatırılacak. Küresel ekonomide faiz politikaları, artan borçluluk ve jeopolitik belirsizliklerin öne çıktığı bir dönemde merkez bankalarının üst düzey yöneticileri İstanbul’da buluşacak. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) ev sahipliğinde düzenlenecek İstanbul Ekonomi Forumu, 8-9 Ekim tarihlerinde İstanbul Finans Merkezi’ndeki TCMB yerleşkesinde gerçekleştirilecek. Forumda farklı bölgelerden merkez bankası başkanları, başkan yardımcıları, bakanlar ve üst düzey politika yapıcıları bir araya gelecek. 16 merkez bankası başkanı katılacak İstanbul Ekonomi Forumu’na 2 bakan, 16 merkez bankası başkanı ve 8 merkez bankası başkan yardımcısının katılması bekleniyor. Katılımcılar arasında Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile TCMB Başkanı Fatih Karahan da bulunuyor. ABD Merkez Bankası (Fed) Yönetim Kurulu Üyesi Christopher Waller ve İngiltere Merkez Bankası Başkanı Andrew Bailey de forumda yer alacak üst düzey isimler arasında bulunuyor. Para politikası masada Forumun temel gündem maddeleri arasında küresel ekonomide artan parçalanma ve belirsizlik ortamında para politikalarının nasıl şekilleneceği yer alıyor. Merkez bankalarının değişen küresel koşullara vereceği tepkiler, para politikası kararlarının büyüme ve enflasyon üzerindeki etkileri ile finansal istikrar açısından ortaya çıkabilecek sonuçlar değerlendirilecek. Borç yükü tartışılacak Küresel ekonominin önemli gündem başlıklarından biri olan borç dinamikleri de forum kapsamında ele alınacak. Kamu ve özel sektör borçluluğu, yükselen borçlanma maliyetleri ve finansman koşullarındaki değişimlerin ekonomik büyüme ve finansal istikrar üzerindeki etkileri değerlendirilecek. Yapay zeka da gündemde Forumda para politikalarının yanı sıra teknolojik dönüşümün ekonomi üzerindeki etkileri de tartışılacak. Yapay zeka ve dijital inovasyonun makroekonomik politikalar, verimlilik, finansal sistem ve merkez bankacılığı üzerindeki etkileri ele alınacak. Teknolojik gelişmelerin ekonomik karar alma süreçlerinde oluşturduğu fırsatlar ve yeni riskler de gündemin önemli başlıkları arasında bulunacak. Küresel işbirliği hedefleniyor İstanbul Ekonomi Forumu’nun farklı ülkelerden politika yapıcıları aynı platformda buluşturarak uluslararası ekonomik diyaloğu güçlendirmesi hedefleniyor. Merkez bankaları arasındaki işbirliğinin geliştirilmesinin yanı sıra küresel ekonominin daha dayanıklı, yenilikçi ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulmasına yönelik politikalar da değerlendirilecek. İstanbul Ekonomi Forumu, 8-9 Ekim tarihlerinde İstanbul Finans Merkezi’nde gerçekleştirilecek.

Reuters’tan Türkiye’nin fon piyasasına ilişkin çarpıcı analiz Haber

Reuters’tan Türkiye’nin fon piyasasına ilişkin çarpıcı analiz

Reuters, üç yıl içinde 20 milyar doların üzerine çıkan yatırım fonu sektöründeki hızlı büyümeyi, piyasa manipülasyonu iddialarını ve tasfiye edilen fonları mercek altına aldı. Analizde özellikle Tera Portföy ve Pusula Portföy’ün yönettiği varlıklardaki hızlı artış dikkat çekti. Tera’nın TLY serbest fonunda ise lira bazında yüzde 15 bini aşan olağanüstü getiri kaydedildiği belirtildi. Fonlarda hızlı büyüme Reuters’a göre düzenleyiciler, bazı portföy yönetim şirketlerinin yatırımcıların geri ödeme taleplerini karşılamakta zorlanabileceğine ilişkin uyarıların ardından eylül ayında 7 portföy yönetim şirketinin yönettiği 131 fonun tasfiye edilmesine karar verdi. Tasfiye kararı alınan fonların toplam büyüklüğünün 20 milyar doları aştığı, bu fonlarda yaklaşık 500 bin yatırımcının bulunduğu bildirildi. Yatırımcıların yüksek enflasyon ve Türk lirasındaki değer kaybına karşı daha yüksek getiri arayışıyla söz konusu fonlara yöneldiği aktarıldı. Manipülasyon uyarıları Reuters, fon sektöründeki hızlı büyümenin piyasa manipülasyonu iddialarının gündeme gelmesinden sonra da sürdüğüne dikkat çekti. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Kasım 2025’te bazı manipülasyonların özellikle fonlar üzerinden gerçekleştirildiğini bildirmişti. Dönemin SPK Başkanı Ömer Gönül de kuralları aşmak amacıyla kullanılan fonların takip edildiğini ve portföy yöneticilerinin lisans iptaline kadar uzanan yaptırımlarla karşılaşabileceğini açıklamıştı. Tera ve Pusula büyüdü SPK verilerine göre Türkiye’de portföy yönetim sektörünün toplam varlıkları Ağustos 2026’da 329 milyar dolara yükseldi. Bu rakam bir yıl önce 246 milyar dolar seviyesindeydi. Aynı dönemde Tera Portföy’ün yönettiği varlıklar 10 kattan fazla artarak 14,3 milyar dolara ulaştı. Pusula Portföy’ün yönettiği varlıklar ise 13 kat artışla 13,2 milyar dolara çıktı. Ağustos sonunda Tera sektörün altıncı, Pusula ise sekizinci büyük portföy yönetim şirketi konumundaydı. Her iki şirketin de toplam sektör varlıkları içindeki payı yüzde 4’ün üzerine çıktı. Reuters, iki şirketin de yorum taleplerine yanıt vermediğini bildirdi. TLY fonunda yüzde 15 bin getiri Reuters’ın analizinde Tera’nın TLY serbest fonundaki olağanüstü getiri de öne çıkarıldı. Fon, 2025’in ocak-temmuz döneminde lira bazında yüzde 747 getiri sağladı. Bu dönemde yatırımcı sayısı 200’ün altındaydı. Fonun temmuz ayında daha geniş bir yatırımcı kitlesine açılmasının ardından kümülatif getirisi eylül ayına kadar yüzde 15 binin üzerine çıktı. Reuters’a göre 2025 başında TLY’ye yatırılan 100 lira, fonun tasfiyesinden bir gün önce 15 bin 882 liraya ulaştı. Fonun yatırımcı sayısı 102 bin 616’ya, yönettiği varlık büyüklüğü ise 5 milyar dolara çıktı. Böylece TLY, tasfiye edilen fonlar arasında en büyük fon oldu. Borsa da etkilendi Fon krizinin etkileri Borsa İstanbul’a da yayıldı. Borsa İstanbul’un ana endeksi eylül ayında yüzde 16,65 gerileyerek 2008’den bu yana en kötü aylık performansını gösterdi ve mayıs ayındaki zirvesine göre yüzde 20’den fazla düşüşle ayı piyasasına girdi. Reuters’a göre özellikle düşük likiditeye sahip hisselerdeki sert hareketler fonların geri ödeme taleplerini karşılamak için daha likit varlıklarını satmasına yol açtı. Bu durum piyasadaki satış baskısını artırdı. Soruşturma genişliyor Fon krizinin ardından piyasa manipülasyonu iddialarına ilişkin soruşturma da genişletildi. Adalet Bakanı Akın Gürlek’in açıklamasına göre soruşturmada şüpheli sayısı 217’ye yükseldi. Bu kişilerden 56’sı tutuklanırken, 88 kişi hakkında adli kontrol uygulanıyor. Soruşturma kapsamında Borsa İstanbul’da 26 hisse senedindeki işlemler de inceleniyor. Yetkililer, suçtan elde edildiği belirlenen varlıkların TMSF bünyesinde oluşturulan fona aktarılması için hukuki sürecin işletileceğini açıkladı. Ödemeler başladı SPK, tasfiye edilen fonlardaki yatırımcıların zararlarının karşılanmasına yönelik ara ödeme sürecini başlattı. Tera, Pusula, Atlas ve Hedef Portföy tarafından yönetilen fonlarda net yatırımı 1 milyon liranın altında olan yatırımcılara yatırımlarının tamamının ödenmesi, 1 milyon lira ve üzerindeki yatırımcılara ise ilk aşamada 1 milyon lira ara ödeme yapılması kararlaştırıldı. Tasfiye sürecinin yaklaşık altı ay sürmesi bekleniyor. Kazançların iadesi gündemde TMSF de tasfiye öncesinde fon satışlarından elde edildiği belirtilen aşırı kazançların gönüllü olarak iade edilmesi amacıyla hesaplar oluşturdu. Reuters’a göre Türk mevzuatında, finansal manipülasyon suçlarında kişinin elde ettiği menfaati iki katı tutarında Hazine’ye ödemesi halinde etkin pişmanlık kapsamında cezada indirim veya bazı durumlarda af imkanı bulunuyor. Fon krizinin bundan sonraki aşamasında, tasfiye edilen varlıkların hangi fiyatlardan nakde çevrileceği ve yatırımcıların toplam kaybının ne kadar olacağı belirleyici olacak. Reuters, özellikle düşük likiditeli hisselerin tasfiye sürecini zorlaştırabileceğine dikkat çekti.

Şimşek New York'ta yatırımcılara seslendi Haber

Şimşek New York'ta yatırımcılara seslendi

Şimşek; savunma sanayii, turizm, sağlık turizmi, televizyon dizileri ve mobil oyunlar başta olmak üzere dijital hizmet ihracatını fırsat sunan alanlar arasında gösterdi. Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) ve Türkiye-ABD İş Konseyi (TAİK) tarafından düzenlenen 19. Türkiye Yatırım Konferansı, New York'ta ABD'li doğrudan yatırımcılarla Türk iş dünyasını bir araya getirdi. Konferansın ilk gününde Citi iş birliğiyle gerçekleştirilen "Türkiye'nin Ekonomik Görünümü ve Yatırım Fırsatları Toplantısı"na Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan katıldı. Program kapsamında Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ve Ticaret Bakanı Ömer Bolat'ın da yer aldığı yuvarlak masa toplantıları düzenlenirken, 400'den fazla iş insanının katıldığı bir resepsiyon gerçekleştirildi. Şimşek yatırım fırsatlarını sıraladı Türkiye'nin nitelikli iş gücü, gelişmiş imalat ve hizmet sektörleriyle güvenilir bir tedarikçi konumunda olduğunu belirten Şimşek, ABD'li yatırımcılara farklı sektörlerdeki potansiyeli aktardı. Bakanın öne çıkardığı alanlar arasında savunma sanayii, turizm, sağlık turizmi, televizyon dizileri ve mobil oyunlar başta olmak üzere dijital hizmet ihracatı yer aldı. Şimşek, savunma sanayiinin imalat sanayisindeki dönüşümün önemli itici güçlerinden biri olduğunu ifade etti. Ekonominin dayanıklılığına vurgu yaptı Küresel koşullara ve bölgesel çatışmalara rağmen Türkiye ekonomisinin güçlü ve dayanıklı olduğunu savunan Şimşek, ekonominin şoklara karşı direncini destekleyen yapısal unsurlara dikkat çekti. Şimşek, sabit sermaye yatırımlarının kişi başına gelire oranla yüksek olduğunu ve son iki yılda verimlilik artışında güçlü bir ivme yakalandığını söyledi. Toplam borçluluk oranının düşük olması, kamu maliyesindeki hareket alanı, azalan dış kırılganlıklar, artan uluslararası rezervler ve Kur Korumalı Mevduat'tan (KKM) çıkışın ekonominin dayanıklılığını desteklediğini belirtti. Vergi teşvikleriyle yatırım ortamı güçlendirilecek Türkiye'nin stratejik konumu, gelişmiş imalat ve hizmet sektörleri, altyapısı ve nitelikli iş gücüyle güvenilir bir tedarikçi olduğunu belirten Şimşek, yeşil ve dijital dönüşüm ile üretken altyapı yatırımlarının hızlandırıldığını ifade etti. Bakan, son dönemde açıklanan vergi teşvikleriyle yatırım ve ihracat ortamının güçlendirilmesinin hedeflendiğini söyledi. Şimşek, Türkiye'nin büyük ve emsallerine kıyasla güçlü büyüyen bir ekonomi olduğunu belirterek, sanayide dönüşümün yanı sıra dijital hizmet ihracatında da fırsatlar bulunduğunu dile getirdi. Türk ve Amerikalı iş insanları temaslarını sürdürdü Konferans kapsamında bir araya gelen Türk ve Amerikalı iş dünyası temsilcileri, ikili ticari ilişkilerin geliştirilmesi ve yeni iş birliği imkanlarını değerlendirdi. Etkinlikte gerçekleştirilen görüşmelerle önümüzdeki dönemde Türkiye'ye yönelik doğrudan yabancı yatırımların artırılmasına katkı sağlanması hedefleniyor.

Borsa İstanbul’daki sert dalga dünya basınının gündeminde Haber

Borsa İstanbul’daki sert dalga dünya basınının gündeminde

Financial Times, yatırım fonlarından yaklaşık 1 milyar dolarlık çıkış yaşandığını aktarırken, Reuters Sermaye Piyasası Kurulu’nun 38 kişi hakkında suç duyurusunda bulunduğunu ve iki yıl süreyle işlem yasağı uyguladığını bildirdi. IntelliNews ise Pusula Portföy’de başlayan likidite sıkışıklığının piyasalardaki etkilerini mercek altına aldı. BIST 100 endeksinde yaşanan sert kayıplar, yatırım fonlarında ortaya çıkan nakit ihtiyacı ve bazı hisselerde yoğunlaşan pozisyonlar nedeniyle piyasalardaki kırılganlık tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Financial Times, yaşanan dalgalanmanın Türkiye’nin uluslararası yatırımcı güvenini artırmaya yönelik ekonomi politikalarının uygulandığı bir döneme denk geldiğine dikkat çekti. Fonlardan yaklaşık 1 milyar dolar çıkış Financial Times’ın haberine göre BIST 100 endeksi çarşamba günü yüzde 5’in üzerinde geriledi. Bu düşüş, bir önceki gün yaşanan yüzde 2’yi aşan kaybın ardından geldi. Satış dalgasının, Pusula Portföy’ün bazı para piyasası ve yatırım fonlarında yatırımcıların geri ödeme taleplerinin karşılanamadığını açıklamasının ardından hızlandığı belirtildi. Fonlardan çıkışların yaklaşık 1 milyar dolara ulaşması, piyasadaki likidite endişelerini artırdı. FT’nin aktardığı değerlendirmelerde, son dönemde bazı yerel fonların halka açıklık oranı düşük ve birbiriyle bağlantılı şirketlerin hisselerinde yoğun pozisyonlar oluşturmasının fiyatlamalar üzerinde etkili olduğu ifade edildi. Yüksek getirilerin yeni yatırımcı girişlerini desteklediği, çıkışların başlamasıyla birlikte ise aynı mekanizmanın ters yönde çalışabileceği belirtildi. SPK’dan 38 kişi hakkında suç duyurusu Reuters, SPK’nın Katılımevim, Gündoğdu Gıda ve Destek Finans Faktoring hisselerindeki işlemlerle bağlantılı olarak 38 kişi hakkında suç duyurusunda bulunduğunu bildirdi. Kurul ayrıca söz konusu kişilere Borsa İstanbul’da iki yıl süreyle işlem yasağı uyguladı. Reuters’ın haberine göre Pusula Portföy’e de iki yıllık işlem yasağı getirildi ve şirket yöneticileri savcılığa sevk edilen isimler arasında yer aldı. Reuters, sert düşüşlere rağmen incelemeye konu üç şirketin hisselerinin yılbaşından bu yana yüksek seviyelerde bulunduğuna dikkat çekti. Katılımevim hisselerinin son iki haftada yaklaşık yüzde 59 gerilemesine rağmen yılbaşından bu yana yüzde 300’ün üzerinde, Gündoğdu Gıda’nın temmuz sonundaki zirvesinden yüzde 75’in üzerinde düşmesine rağmen yılbaşından bu yana yüzde 140’ın üzerinde, Destek Finans Faktoring’in ise temmuz başındaki zirvesinden yüzde 37 gerilemesine rağmen yılbaşından bu yana yüzde 300’ün üzerinde yükseldiği aktarıldı. Intellinews: Likidite krizi piyasalara yayıldı IntelliNews, Pusula Holding ve Pusula Portföy’de yaşanan gelişmelerin Borsa İstanbul ve tahvil piyasalarındaki etkilerini ele aldı. Haberde Pusula Portföy fonlarından 28 Ağustos sonrasında yaklaşık 133 milyar liralık çıkış gerçekleştiği ve 15 Eylül’de bazı fonlarda yatırımcıların pay iade ödemelerinin karşılanamaması nedeniyle temerrüt oluştuğu aktarıldı. IntelliNews ayrıca gelişmelerin banka dışı finans, tasarruf finansmanı ve portföy yönetimi sektörlerindeki kırılganlık tartışmalarını artırdığını yazdı. Yayın organının 17 Eylül tarihli haberinde, likidite sorunlarının Pusula dışındaki bazı portföy yönetim şirketlerine de yayıldığı belirtildi. FT: Şimşek için önemli bir sınav Financial Times, piyasalardaki dalgalanmanın Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in ekonomi programıyla Türkiye’nin uluslararası ekonomik güvenilirliğini güçlendirmeye çalıştığı bir dönemde yaşandığına dikkat çekti. RBC BlueBay Asset Management Kıdemli Ülke Stratejisti Timothy Ash, FT’ye yaptığı değerlendirmede gelişmeleri Şimşek açısından şimdiye kadarki en önemli sınavlardan biri olarak nitelendirdi. Bu değerlendirme Ash’e ait olup FT’nin haberinde yer aldı. Yeni düzenleyici adımlar devrede Piyasalardaki dalgalanmanın ardından düzenleyici kurumların müdahaleleri de hızlandı. Reuters’ın 17 Eylül tarihli haberine göre TCMB, piyasadaki likidite koşullarını desteklemek amacıyla repo fonlamasını 300 milyar liraya yükseltti. SPK ise yedi portföy yönetim şirketinin yönettiği bazı fonlara ilişkin alım-satım işlemlerini durdurdu ve toplam 130 fonun tasfiye edilmesine karar verdi. Finansal İstikrar Komitesi ise gelişmelerin sınırlı sayıdaki portföy yönetim şirketinin bazı fonlarında ortaya çıkan kredi ve likidite sorunlarından kaynaklandığını açıkladı. Yetkililerin aldığı önlemler sonrasında Borsa İstanbul’da perşembe günü toparlanma görüldü. Borsa İstanbul’daki gelişmelerin bundan sonraki seyri; fonlardaki likidite koşulları, düzenleyici adımlar, yatırımcı güveni ve soruşturmaların sonuçlarıyla birlikte izlenecek.

Borsada sert hareketliliğin ardından kritik açıklama Haber

Borsada sert hareketliliğin ardından kritik açıklama

Komite, son piyasa hareketliliğinin sınırlı sayıdaki portföy yönetim şirketinin bazı fonlarında yaşanan kredi ve likidite sorunlarından kaynaklandığını belirterek, likidite sıkışıklığının giderilmesi ve bulaşma riskinin önlenmesi için gerekli tedbirlerin hızla uygulanacağını duyurdu. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek başkanlığında 17 Eylül 2026'da toplanan Finansal İstikrar Komitesi, sermaye piyasalarındaki son gelişmeleri değerlendirdi. Toplantı, Borsa İstanbul'da sert satışların ve bazı yatırım fonlarında yaşanan likidite sorunlarının ardından gerçekleştirildi. BIST 100 endeksi 16 Eylül'de günü yüzde 5,54 kayıpla 13.122,58 puandan tamamlamıştı. Hareketliliğin kaynağı fonlardaki likidite sorunu Komitenin toplantı sonrası yaptığı açıklamada, piyasalardaki hareketliliğin sınırlı sayıdaki portföy yönetim şirketinin yönettiği bazı fonlarda yaşanan kredi ve likidite sorunlarından kaynaklandığı belirtildi. Açıklamada, sorunun fon piyasasının belirli bir bölümünde yoğunlaştığı ve geçici ve yönetilebilir nitelikte olduğu ifade edildi. Sermaye piyasalarında yapısal risk görülmedi Finansal İstikrar Komitesi, Borsa İstanbul ve sermaye piyasalarının işleyişine ilişkin temel veya yapısal bir risk bulunmadığını bildirdi. Komite, piyasaların sağlıklı işleyişinin sürdürülmesi ve makrofinansal istikrarın korunması amacıyla alınabilecek tedbirleri değerlendirdi. Likidite sıkışıklığına yönelik tedbirler Açıklamaya göre ilgili kurumlar, gerekli gördükleri tedbirleri süratle uygulamaya koyacak. Öncelikli başlıklar arasında likidite sıkışıklığının giderilmesi ve sorunun diğer piyasa unsurlarına yayılmasının önlenmesi bulunuyor. Piyasa bozucu eylemler için düzenleyici kurumlar devrede Komite, piyasa bozucu eylemlerde bulunduğu belirlenenler hakkında düzenleyici ve denetleyici kurumların yetkilerini kullanmaya devam edeceğini açıkladı. Bu kapsamda sermaye piyasalarındaki işlemlerin ve fon piyasasındaki gelişmelerin ilgili kurumlar tarafından yakından izleneceği belirtildi. Vatandaşlara resmi kaynak uyarısı Finansal İstikrar Komitesi, piyasalardaki gelişmelere ilişkin bilgi almak isteyen vatandaşlardan yalnızca resmi kaynaklardan yapılan açıklamaları dikkate almalarını istedi. Komite ayrıca gelişmeleri yakından takip edeceğini ve kamuoyunu düzenli olarak bilgilendireceğini bildirdi.

Şimşek: Dezenflasyon süreci beklenenden uzun sürebilir Haber

Şimşek: Dezenflasyon süreci beklenenden uzun sürebilir

Motorindeki uygulamanın ise yıl sonuna kadar kısmi olarak sürdürüleceğini belirten Şimşek, 2026 bütçesinde sistem nedeniyle önemli miktarda kamu gelirinden feragat edildiğini söyledi. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Orta Vadeli Program (OVP), bütçe dengesi, enflasyon ve reel sektöre yönelik desteklere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Şimşek, ekonomi politikasında dezenflasyon hedefinin korunduğunu ancak sürecin öngörülenden daha yavaş ilerlediğini belirtti. Eşel mobil 2027'de devam etmeyecek Akaryakıt fiyatlarına yönelik eşel mobil uygulamasının geleceğine ilişkin açıklama yapan Şimşek, gelecek yılın bütçe planlamasında sistemin devamının öngörülmediğini söyledi. Şimşek, uygulamanın motorinde yıl sonuna kadar kısmi olarak sürdürüleceğini belirterek, bunun nedeninin motorinin taşımacılık ve tarım başta olmak üzere rekabet gücü açısından önemli bir maliyet unsuru olması olduğunu ifade etti. Bakan Şimşek, 2026 yılında eşel mobil uygulaması nedeniyle kamu gelirlerinden önemli ölçüde feragat edildiğini de kaydetti. Bütçe açığı beklentisi yüzde 3,1 Şimşek, OVP açısından en bağlayıcı hedefin bütçe olduğunu vurguladı. 2026 yılında bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 3,5 olan hedefin altında, yüzde 3,1 seviyesinde gerçekleşmesinin beklendiğini belirten Şimşek, eşel mobil nedeniyle gelir kaybına rağmen bütçe performansının hedeflerin üzerinde olduğunu söyledi. Dezenflasyon süreci beklenenden uzun sürebilir Ekonomi politikalarının temel çerçevesinin son üç yıldır korunduğunu belirten Şimşek, önceliğin dezenflasyon olduğunu ancak sürecin arzulanan hızda ilerlemediğini ifade etti. Şimşek, dış şokların enflasyon görünümü üzerinde önemli etkisi bulunduğunu belirterek, savaş yaşanmamış olsaydı enflasyonun mevcut seviyesinden en az 7 puan daha düşük olacağını söyledi. Yıl sonu enflasyonuna ilişkin de değerlendirmede bulunan Şimşek, savaşın etkisi olmasaydı yıl sonunda enflasyonun yüzde 20-22 civarında gerçekleşebileceğini ifade etti. Kamu çalışanları ve emeklilere enflasyon mesajı Şimşek, kamu çalışanları ve emeklilerin maaşlarının en az enflasyon oranında artırılacağını belirtti. Dezenflasyon politikasının seçim sürecinde de sürdürüleceğini kaydeden Şimşek, hayat pahalılığıyla mücadelenin ekonomi yönetiminin öncelikleri arasında bulunduğunu vurguladı. 2026 büyüme beklentisi yüzde 3,3 Türkiye ekonomisinin yaşanan dış şoka rağmen 2026 yılında yüzde 3,3 büyümesinin beklendiğini belirten Şimşek, büyüme hedefindeki sapmanın şokun büyüklüğüne kıyasla sınırlı kaldığını söyledi. Tek haneli enflasyon sonrası kur rejimi mesajı Şimşek, Türkiye'de normal koşullarda dalgalı kur rejiminin ideal olduğunu ancak mevcut şartların daha esnek bir kur rejimine geçişe izin vermediğini söyledi. Enflasyonun tek haneye gerilemesi halinde daha esnek bir kur rejiminin gündeme gelebileceğini belirten Şimşek, mevcut koşullarda ise bunun için erken olduğunu ifade etti. Reel sektöre hedefli destek vurgusu Ekonomi politikalarında yalnızca kur üzerinden değerlendirme yapılmasının doğru olmadığını belirten Şimşek, rekabet gücünün artırılması için enerji maliyetleri, finansmana erişim ve verimlilik gibi başlıkların birlikte ele alınacağını söyledi. Şimşek, reel sektöre yönelik desteklerin seçici ve hedefli şekilde sürdürüleceğini belirtirken, genel para politikasının gevşetilmesi yaklaşımını doğru bulmadıklarını ifade etti. Çiftçi kredilerinde ortalama faiz yüzde 12 Tarım sektörüne yönelik finansman desteğine de değinen Şimşek, çiftçilere kullandırılan kredilerde ortalama faiz oranının yüzde 12 olduğunu söyledi. Yaklaşık 1 milyon çiftçiye kredi imkânı sağlandığını belirten Şimşek, kredi faizlerinin yüzde 70'inin kamu tarafından karşılandığını ifade etti. Eximbank'ın kredi kapasitesi 60 milyar dolara ulaştı İhracatçılara yönelik desteklerin artırıldığını belirten Şimşek, Eximbank'ın bu yıl sağlayabileceği kredi kapasitesinin 60 milyar dolara yükseldiğini söyledi. Şimşek ayrıca belirlenen 284 ürün grubunda yatırım yapacak şirketlere 10 yıl vadeli, toplam büyüklüğü 750 milyar TL olan yatırım kredisi imkânı sunulduğunu belirtti. İmalat sanayisine yönelik işletme sermayesi desteğinin ise bu yıl 250 milyar TL ile başlatılacağını ve ilerleyen dönemde artırılabileceğini açıkladı. Sosyal konut programına 250 milyar TL Deprem konutlarının önemli ölçüde tamamlandığını belirten Şimşek, önümüzdeki birkaç yıl boyunca yılda 750 bin sosyal konut inşa edilmesinin planlandığını söyledi. Sosyal konut programı için bütçeden 250 milyar TL kaynak ayrılacağını açıkladı. 2027 bütçesinde gelir artışı bekleniyor Şimşek, 2027 bütçesinde gelir artışının önemli bölümünün nominal GSYH büyümesinden kaynaklanacağını, kalan bölümün ise eşel mobil uygulamasının sona ermesi ve kayıt dışılıkla mücadeleden elde edilecek gelirlerle ilişkilendirildiğini belirtti. Bu çerçevede 2027 yılı itibarıyla eşel mobil uygulamasının bütçe planlamasından çıkarılması, akaryakıt fiyatlarının kamu gelirleri ve tüketici fiyatları üzerindeki etkisi açısından izlenecek başlıklardan biri olacak.

Şimşek’ten ekonomi mesajları Haber

Şimşek’ten ekonomi mesajları

Toplantıda emeklilerin gelirlerini artırabilecek modeller ile 60 yaş üzerindeki ihtiyaç sahiplerine yönelik konut ve gıda desteği önerisi de gündeme geldi. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, MKYK toplantısında ekonominin mevcut görünümü ve önümüzdeki döneme ilişkin hedefler hakkında kapsamlı bir sunum yaptı. Yaklaşık iki saat süren toplantıda ekonomi programının uygulanması sırasında karşılaşılan sorunlar, enflasyonla mücadelede fiyatlama davranışlarının etkisi ve faiz politikasının geleceği ele alındı. Emeklilere yönelik olası destek modelleri de toplantının dikkat çeken başlıkları arasında yer aldı. Enflasyonla mücadelede geçmiş dönem etkisi Şimşek’in sunumunda enflasyonla mücadeleyi zorlaştıran unsurlardan biri olarak geçmiş enflasyona dayalı fiyatlama davranışlarına dikkat çekildi. Toplantıda özellikle kira ve diğer mal ve hizmet fiyatlarının belirlenmesinde geçmiş enflasyonun referans alınmasının, enflasyon gerilese bile fiyat artışlarının yüksek seyretmesine yol açabildiği değerlendirmesi yapıldı. Bu durumun dezenflasyon sürecini zorlaştıran ve fiyatlama davranışlarını yeniden besleyen bir döngü oluşturduğu görüşü dile getirildi. Faiz politikasında jeopolitik riskler izleniyor Ekonomi sunumunda faiz politikasının önündeki riskler de değerlendirildi. Devam eden savaşlar ve diğer jeopolitik gelişmelerin döviz kuru üzerinde yeni baskılar oluşturabileceğine dikkat çekildi. Kurda yaşanabilecek hareketliliğin ise enflasyon görünümünü olumsuz etkileyebileceği belirtildi. Bu nedenle jeopolitik risklerin, faiz politikasında hızlı adımlar atılmasının önündeki önemli unsurlardan biri olduğu ifade edildi. Kur hareketleri ekonomi yönetiminin takibinde Toplantıda jeopolitik gelişmelerin yalnızca döviz kuru üzerindeki etkileri değil, kur üzerinden fiyatlara yansıyabilecek olası sonuçları da ele alındı. Döviz kurunda yaşanabilecek yeni bir hareketliliğin enflasyonist baskıyı artırabileceği ve para politikasının hareket alanını daraltabileceği değerlendirildi. Emekliler için yeni modeller gündemde MKYK toplantısında emeklilerin gelirlerini artırmaya yönelik olası düzenlemeler de gündeme geldi. Emeklilerin ekonomik koşullarını desteklemek amacıyla farklı gelir artırıcı ve sosyal destek modelleri üzerinde çalışma yapılabileceği belirtildi. Ancak toplantıda gündeme gelen seçeneklerin henüz kesinleşmiş bir düzenleme niteliği taşımadığı ve uygulanacak modelin netleşmediği ifade edildi. 60 yaş üzerindeki ihtiyaç sahipleri için destek önerisi Toplantıda dikkat çeken önerilerden biri de 60 yaş üzerindeki ihtiyaç sahibi vatandaşlara yönelik konut ve gıda desteği oldu. Önerinin, özellikle düşük gelirli ve ihtiyaç sahibi kesimlerin yaşam maliyetlerini azaltmaya yönelik bir sosyal destek modeli olarak değerlendirildiği öğrenildi. 2027 ve 2028 için yeni düzenleme sinyali Şimşek’in emeklilere ilişkin değerlendirmelerinde 2027 ve 2028 yılları da gündeme geldi. Bu dönemde emeklilerin gelirlerini artırmaya yönelik bazı düzenlemelerin ele alınabileceği mesajının verildiği öğrenildi. Bununla birlikte söz konusu düzenlemelerin kapsamı, içeriği ve ne şekilde uygulanacağı konusunda şu aşamada kesinleşmiş bir karar bulunmuyor. MKYK toplantısındaki değerlendirmeler, ekonomi programının enflasyonla mücadele ve fiyat istikrarı hedefleri yanında, önümüzdeki yıllarda sosyal destek ve emeklilerin gelir durumuna ilişkin başlıkların da gündemde tutulacağını gösterdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.