SON DAKİKA
Hava Durumu

#Maliyet Yönetimi

Ekometre - Maliyet Yönetimi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Maliyet Yönetimi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bulut ihlalleri artık “makine hızında” gerçekleşiyor Haber

Bulut ihlalleri artık “makine hızında” gerçekleşiyor

Bulut tabanlı ortamlar, yapay zeka girişimleri ve iş süreçlerinin dönüştürülmesi için hayati önem taşıyor. Bu durum onları aynı zamanda yüksek değer hedefi haline getirriyor. Fortinet FortiCNAPP istihbaratı, tehdit aktörlerinin artık savunmasız yapıları tespit etmek, bunlara sızmak ve elde ettikleri erişimi hızla kâra dönüştürmek için otomatik saldırı iş akışları kullandığını gösteriyor. 2026 Bulut Tabanlı Tehdit Görünümü Raporu (2026 Cloud-Native Threat Landscape Report), saldırgan faaliyetlerinin ölçeğini, izledikleri yolları, istismar ettikleri açıkları ve güvenlik liderlerinin bulut direncini güçlendirmenin yanı sıra savunucu hızını artırmak için atması gereken adımları incelemek üzere yalnızca FortiCNAPP istihbaratından yararlanıyor. Elde edilen bulgular, sızma girişimlerinin küresel ölçeğini gözler önüne seriyor: 150 milyon keşif olayı, 2,3 milyar kaba kuvvet denemesi ve 1,7 milyar istismar girişimi. Bu rakamlar, bulut sızmalarının artık münferit çabalar olmadığını gösteriyor. Saldırganlar sürekli olarak ortamların haritasını çıkarıyor, kimlik bilgilerini test ediyor, açıkta kalan hizmetleri istismar ediyor ve hedeflerine doğru hızla ilerliyor. Yapay zeka ve otomasyon bulut saldırı zincirini hızlandırdı Tehdit aktörleri; güvenlik açıklarını tespit etmek, savunmasız hizmetleri istismar etmek ve hedeflerine benzeri görülmemiş bir hız ve ölçekte ulaşmak için yapay zeka ile otomasyondan yararlanıyor. Savunmacılar açısından bunun temel sonucunun, daralan müdahale penceresi olduğu belirtiliyor. İstismar süresi haftalardan saatlere düştü; bu da iş üzerinde maddi bir etki meydana gelmeden önce tespit yapma ve müdahale etme süresini azaltıyor. Bu hız, bulut güvenliği işletim modelini yeniden şekillendiriyor. Periyodik değerlendirmeler ve birbirinden kopuk uyarılar, endüstrileşmiş ve yapay zeka destekli saldırgan iş akışlarıyla rekabet edemiyor. Güvenlik ekiplerinin engellemek, korumak ve makine hızında yanıt vermek amacıyla koddan buluta, kimliklerden iş yüklerine, yapay zeka sistemlerinden verilere, tedarik zincirlerinden çalışma zamanına kadar tüm uygulama yaşam döngüsü boyunca yapay zeka destekli, otomatik iş akışlarını kullanması gerekiyor. Kimlik ihlali artık baskın sızma yolu Rapor bazı bölgesel farklılıklar koysa da bulut sızmalarının büyük ölçüde tutarlı bir küresel modeli takip ettiğini ve kimlik ihlalinin açık ara en baskın sızma vektörü olduğunu ortaya koyuyor. Saldırganlar, meşru erişim yolları üzerinden erişim sağlamak için çalıntı, açıkta kalmış veya kötüye kullanılmış kimlik bilgilerini kullanıyor; bu da faaliyetlerinin normal kullanıcı davranışlarından ayırt edilmesini genellikle zorlaştırıyor. Güvenlik liderlerinin; kimlik riskini, bulut saldırı yüzeyinin çok önemli bir parçası olarak ele alması gerekiyor. Güçlü kimlik doğrulama hayati önemini korusa da bu yalnızca bir katman. Organizasyonların ayrıca etkin izinler, aşırı ayrıcalıklar, kimlikler ile kaynaklar arasındaki riskli ilişkiler ve erişim sağlandıktan sonraki olağandışı davranışlar konusunda sürekli görünürlüğe ihtiyacı var. Geçerli bir kimlik bilgisinin, bir saldırganın hassas verilere, hizmetlere veya idari kontrole engelsiz bir şekilde erişmesine yol vermemesi gerekiyor. Eksik güvenlik kontrolleri saldırganın hızını artırıyor Rapor ayrıca bulut ortamlarında kritik güvenlik kontrollerinin sürekli olarak eksik olduğuna dikkat çekiyor. Uygulamaları ve yapay zeka hizmetlerini hızlı bir şekilde yayınlama baskısı; yanlış yapılandırmalara, aşırı izinlere, dışarıya açık hizmetlere ve görünürlük boşluklarına yol açabiliyor. Her bir açık, saldırganların ilk erişimden etki yaratma aşamasına geçmesi için gereken çalışmayı azaltıyor. Bu bulgular, tüm bulut ortamlarında tutarlı siber hijyenin değerini pekiştiriyor. Güvenlik kontrollerinin, iş yüklerini geliştirmeden dağıtıma ve çalışma zamanına kadar takip etmesi; bu esnada ekipler hangi zayıflıkların açıkta, erişilebilir ve istismar edilebilir olduğunu sürekli olarak değerlendirmesi gerekiyor. Bu bağlam, organizasyonların en büyük risklere odaklanmasına yardımcı oluyor. Bulut hizmetleri para kazanma seçeneklerini genişletiyor Veri sızdırma en önemli hedef olmaya devam ederken, birçok tehdit aktörü doğrudan finansal kazanç elde etmek amacıyla yalnızca bulut kaynaklarını ele geçirmeye odaklanıyor. FortiCNAPP istihbaratı; Amazon Simple Email Service gibi bulut e-posta hizmetlerinin kötüye kullanılmasını, kripto para madenciliğini ve Amazon Bedrock gibi yapay zeka hizmetlerinin yanlış kullanımını içeren tutarlı bir kötüye kullanım modeli göstermektedir. Bunun acil operasyonel ve finansal sonuçları bulunuyor. Bulut, e-posta, bilişim veya yapay zeka hizmet tüketimindeki beklenmedik bir artış, bir maliyet yönetimi sorunundan çok daha fazlası olabiliyor; tehlikeye girmiş bulut ortamlarının sinyalini verebiliyor. Yapay zeka destekli davranışsal anomali tespiti, maliyetler ve maruz kalma süresi artmadan önce ekiplerin kötüye kullanımı erken aşamada tespit edip sınırlamasına yardımcı olmak açısından artık hayati önem taşıyor. Yenilikçi çözümler Bulut saldırı zincirini kırmaya yönelik üç temel öncelik kapsamında Fortinet; koddan çalışma zamanına ve yanıta kadar uçtan uca koruma sağlayan bir dizi yenilikçi çözüm sunuyor. FortiCNAPP, bulut hesaplarından depolama alanlarına ve kimliklere kadar geniş bir yelpazeden gelen sinyalleri birleştirerek en kritik risklerin önceliklendirilmesini ve kod ile çalışma zamanı açıklarının yönetilmesini sağlıyor. FortiGate, FortiAppSec Cloud ve FortiAIGate uyarlamalı çalışma zamanı koruması sunarken; yapay zeka tabanlı otonom Güvenlik Operasyonları Merkezi (SOC) platformu algılama ve müdahale sürelerini hızlandırıyor. Sızma tespitini erken aşamada sıfır yanlış alarm ile gerçekleştirmek için FortiDeceptor devreye girerken; FortiDAST ve FortiAIGate, OWASP LLM Top 10 açıklarını arayarak ve yapay zeka sistemlerine yönelik stres ile sızma testleri (pen testing) yürüterek aktif testler aracılığıyla sistem direncini doğruluyor. İnovasyonu yavaşlatmadan bulut direncinizi güçlendirin 2026 Bulut Tabanlı Tehdit Manzarası Raporu'ndan çıkarılacak en temel ders, saldırganların bulut sızmalarını kesintisiz ve otomatik bir iş akışına dönüştürmüş olması. Kurumların bulut güvenliğinin de aynı şekilde çalışmalısı gerekiyor: Riskin dinamik olarak azaltılması, yetkisiz erişimi kolaylaştıran güvenlik açıklarının kapatılması, kaynak kötüye kullanımının toparlanması ve en önemli tehditlere karşı hızlı bir şekilde harekete geçmek için geniş bağlamdan yararlanılması gerekiyor.

Anadolu Grubu büyüme ivmesini yılın ilk yarısında da sürdürdü Haber

Anadolu Grubu büyüme ivmesini yılın ilk yarısında da sürdürdü

Orta Asya’dan Çin’e uzanan coğrafyada attığı stratejik adımlarla küresel ayak izini güçlendiren Grup, 2026 yılının ilk yarısında dengeli portföyünün sağladığı dayanıklılıkla güçlü bir finansal performans ortaya koydu. Grup, konsolide satış gelirlerini %4,1, FAVÖK’ünü ise %10,7 artırdı. Grubun ana ortaklık net kârı yıllık bazda %132,2 büyümeyle 3,2 milyar TL olarak gerçekleşti. Anadolu Grubu İcra Başkanı Burak Başarır, “Yılın ilk yarısında büyüme ivmemizi sürdürdük. Dayanıklı iş modelimiz ve güçlü finansal yapımızla Vizyon 2035 hedeflerimize kararlılıkla ilerlerken, tüm paydaşlarımız için değer üretmeye devam ediyoruz” dedi. Anadolu Grubu, 2026 yılının ilk yarısına ilişkin finansal sonuçlarını açıkladı. Grubun satış gelirleri yılın ilk yarısında konsolide bazda yıllık %4,1 artarak 424,9 milyar TL seviyesinde gerçekleşirken FAVÖK %10,7 artışla 39,2 milyar TL oldu. Konsolide net kâr ise %10 artışla 14,5 milyar TL’ye ulaştı. Anadolu Grubu’nun ilk yarıda 3,2 milyar TL olarak gerçekleşen ana ortaklık net kârı yıllık bazda %132,2 büyümeye işaret etti. Enflasyon muhasebesi etkisi hariç tutulduğunda, Grubun konsolide satış gelirleri %37,4 artışla 410,6 milyar TL oldu. FAVÖK ise %43,4 arttı. Anadolu Grubu’nun başlıca operasyonlarına bakıldığında, Meşrubat ve Perakende satış gelirleri ilk yarıda geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre sırasıyla %7,9 ve %4,5; Tarım, Enerji ve Sanayi satış gelirleri %9,7 arttı. “Bu sonuçlar Orta Asya’daki yatırımlara duyduğumuz güveni pekiştirdi” Anadolu Grubu İcra Başkanı Burak Başarır ilk yarıyla ilgili değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “İlk yarı, süregelen jeopolitik belirsizliklerin, devam eden enflasyonist baskıların ve zorlu faaliyet koşullarının damga vurduğu bir dönem oldu. Farklı sektör ve coğrafyalara yayılan dengeli portföyümüzle, bu dalgalı ortamda da dayanıklılığımızı güçlendirdik. Güçlü operasyonel disiplinimiz, etkin maliyet yönetimimiz ve çevik karar alma kabiliyetimiz sayesinde, söz konusu olumsuzluklara rağmen güçlü bir finansal performans sergiledik.” Büyümenin ana itici gücünün Orta Asya olduğuna işaret eden Burak Başarır, “Bu sonuçlar Orta Asya’da gerçekleştirdiğimiz yatırımlara duyduğumuz güveni de pekiştirdi. Pakistan’daki meşrubat operasyonlarımız yılın ikinci çeyreğinde büyümeye katkı sağladı” dedi. “Disiplinli finansal yaklaşımımızla bilançomuzu daha da güçlendirdik” Burak Başarır sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye’de perakende segmenti gelir büyümesini sürdürürken, meşrubat segmentinde kârlılık odaklı bir büyüme performansı yakaladık. Bu sonuçlar; dengeli portföyümüzün, müşteri ve tüketicilerimizle kurduğumuz güçlü ilişkilerin ve ürün karması ile fiyatlama yönetimindeki esnek yaklaşımımızın olumlu finansal ve operasyonel sonuçlara dönüşmeye devam ettiğini gösteriyor. Mevcut faaliyet ortamı; ihtiyatlı bilanço yönetimi, güçlü serbest nakit akışı yaratımı, etkin maliyet kontrolü ve proaktif risk yönetimine dayanan disiplinli finansal yaklaşımımızın önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Bu yaklaşım sayesinde, işlerimize ve uzun vadeli büyümeye yönelik yatırımlarımızı sürdürürken konsolide net borç/FAVÖK oranımızı 2025 yılının ikinci çeyreğindeki 1,5 kattan 2026 yılının ikinci çeyreğinde 1,1 kata indirerek bilançomuzu daha da güçlendirdik.” “Coğrafi ayak izimizi yüksek büyüme potansiyeline sahip pazarlarla genişlettik” Grubun yeni coğrafyalara açılmaya ve ürün portföyünü genişletmeye yönelik atılımlarına da değinen Burak Başarır, “Yılın ilk yarısında, bira segmentinde önemli stratejik adımlar attık. Özbekistan ve Çin’de imzaladığımız fason dolum anlaşmalarıyla coğrafi ayak izimizi yüksek büyüme potansiyeline sahip pazarlarla genişlettik. Geçtiğimiz yıl başlattığımız Mercan Rakı satın alma sürecini Temmuz 2026’da başarıyla tamamladık. Öte yandan, 2025 yılının sonunda satın aldığımız SamAuto’nun entegrasyonu kapsamında Anadolu Isuzu’nun süreçlerini ve kalite standartlarını Özbekistan’daki operasyonlarımıza taşıyoruz. Anadolu Grubu olarak riskleri proaktif biçimde yönetmeye ve yeni fırsatları disiplinli bir yaklaşımla değerlendirmeye devam ediyoruz. Dayanıklı iş modelimiz ve güçlü finansal yapımızla Vizyon 2035 hedeflerimize kararlılıkla ilerlerken, tüm paydaşlarımız için değer üretmeye devam ediyoruz” diye konuştu. “Meşrubatta Orta Asya, uluslararası pazarlardaki büyümenin itici gücü oldu” Anadolu Grubu, Meşrubat grubunda yılın ilk yarısında güçlü hacim büyümesini kârlılık artışı ve nakit yaratımıyla destekleyerek başarılı performansını sürdürdü. Burak Başarır konuyla ilgili, “Pakistan ve Orta Asya operasyonları uluslararası pazarlardaki büyümenin temel itici güçleri olurken, bu güçlü performans Türkiye’deki sınırlı hacim daralmasını fazlasıyla telafi etti. Disiplinli gelir büyümesi ve maliyet yönetimi ile kanal, paket ve ürün karmasında sağlanan iyileşmeler hem Türkiye hem de uluslararası operasyonlarda marj artışını destekleyerek kaliteli büyüme odağımız doğrultusunda güçlü sonuçlar elde etmemizi sağladı” değerlendirmesinde bulundu. Bira grubunda, uluslararası operasyonların güçlü bir performans gösterdiğine dikkat çeken Başarır, “Türkiye’de Nisan’da başlattığımız Efes Ailesi dönüşüm programının sağladığı olumlu ivmeyi güçlendirmeyi hedefliyoruz. Özbekistan ve Çin’deki yeni üretim anlaşmalarımızla uluslararası operasyonlarımızdaki büyüme ve yayılımı destekleyeceğiz” dedi. “Perakende operasyonları büyüme performansını korudu” Burak Başarır, görece zayıf talep ortamına rağmen perakende operasyonlarının büyüme performansını koruduğunu söyledi. Başarır, “Çok kanallı yapımız, başarılı promosyon yönetimimiz ve devam eden mağaza açılışlarımız gelir artışında etkili oldu. Güneş enerjisi ve mağaza içi teknoloji kullanımı başta olmak üzere bir süredir devam ettiğimiz verimlilik yatırımları kârlılığımızı destekledi” diye konuştu. “SamAuto entegrasyonu, farklı coğrafyalara erişimimizi artıracak” Burak Başarır, JV SamAuto satın alımıyla üretim faaliyetlerini Özbekistan’a da taşıyan Anadolu Isuzu’nun, otomotiv segmentindeki gelir büyümesine katkı sağladığını kaydetti. Başarır, “Öte yandan, otomotiv sektörünün genelini etkileyen yüksek rekabet, ihracat hacimlerindeki yavaşlama ve vergi uygulamalarındaki değişikliklerin kârlılık anlamında olumsuz etkisini kendi operasyonlarımızda da gözlemledik. Önümüzdeki dönemlerde SamAuto entegrasyonu, artan ürün portföyü çeşitliliği ve farklı coğrafyalara erişimimizi artırarak finansal ve operasyonel performansımızı destekleyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Küresel çelik üretimi daraldı Türkiye üretimini artırdı Haber

Küresel çelik üretimi daraldı Türkiye üretimini artırdı

Türkiye, bu üretimle dünyanın yedinci, Avrupa’nın ise en büyük çelik üreticisi konumunu korudu. Küresel çelik sektöründe üretim 2025 yılında gerilerken Türkiye, üretimini artıran az sayıdaki ülke arasında yer aldı. KPMG Türkiye’nin hazırladığı “Çelik Sektörel Bakış - 2026” raporuna göre, küresel ham çelik üretimi geçen yıl yaklaşık yüzde 2 azalarak 1,85 milyar tona geriledi. Çin’in ham çelik üretimi yüzde 4,4 düşüşle 960 milyon tonun altına inse de ülke, dünya üretiminin yarısından fazlasını karşılamayı sürdürdü. Çin’in iç talebindeki zayıflık nedeniyle ihracatının yaklaşık 134 milyon tona ulaşması ise küresel çelik fiyatları üzerindeki baskıyı artırdı. Çin’in yanı sıra Japonya, Rusya, Güney Kore ve Almanya’nın üretimi gerilerken, Hindistan, ABD ve Türkiye üretimini artıran başlıca ülkeler oldu. Türkiye’de üretim 38,1 milyon tona çıktı Türkiye çelik sektörü, küresel üretimdeki daralmaya karşın 2025 yılında yüzde 3,3 büyüyerek 38,1 milyon ton ham çelik üretimine ulaştı. Türkiye bu üretim hacmiyle dünya sıralamasında yedinci, Avrupa’da ise birinci sıradaki yerini korudu. 2021 yılında 40,4 milyon tonla tarihi üretim seviyesine ulaşan sektör, 2022 ve 2023 yıllarındaki daralmanın ardından başlayan toparlanmasını 2025’te de sürdürdü. İç talepteki güçlü seyir de devam etti. Nihai mamul tüketimi 39,3 milyon tonla rekor seviyeye ulaştı. Üretimdeki artışta elektrikli ark ocaklarının payı öne çıktı. Elektrikli ark ocaklarında üretim 25,8 milyon tondan 27,5 milyon tona yükselirken, bazik oksijen fırınlarında üretim 11,1 milyon tondan 10,6 milyon tona geriledi. Böylece Türkiye’nin çelik üretiminde elektrikli ark ocağı teknolojisinin ağırlığı daha da arttı. İhracat arttı ancak ithalat daha hızlı yükseldi Türkiye’nin çelik ürünleri ihracatı 2025 yılında 13,4 milyon tondan 15,1 milyon tona yükseldi. İhracatta Avrupa’nın ağırlığı arttı. Avrupa’nın toplam ihracat içindeki payı yüzde 52,4’ten yüzde 59’a yükseldi. Kuzey Amerika’nın payı ise ABD’nin çelik ithalatına yönelik tarifeleri artırmasının etkisiyle yüzde 9,1’den yüzde 6,7’ye geriledi. Buna karşılık Türkiye’nin çelik ithalatı 17,4 milyon tondan 18,9 milyon tona çıktı. Böylece ihracattaki artışa rağmen Türkiye’nin net ithalatçı görünümü devam etti. Türkiye’nin çelik ithalatında Rusya yüzde 22,9 ile ilk sırada yer aldı. Rusya’yı yüzde 20,6 ile Çin, yüzde 11,3 ile Güney Kore ve yüzde 9,7 ile ABD izledi. Yüksek ithalatın, iç pazarda Türk üreticilerin fiyatlama gücü ve rekabet koşulları üzerindeki baskıyı artırdığı belirtildi. ABD ve Avrupa’daki korumacılık baskıyı artırıyor ABD’nin çelik ithalatına yönelik tarifeleri ve Avrupa Birliği’nin koruma önlemlerini sıkılaştırması, Türk çelik sektörünün dış pazarlara erişimini zorlaştıran başlıca gelişmeler arasında yer alıyor. ABD, 2025 yılında Section 232 kapsamında çelik tarifelerini önce yüzde 25 seviyesinde yeniden uygulamaya alırken, haziran ayında bu oranı yüzde 50’ye yükseltti. Bu gelişmenin Türkiye açısından doğrudan bir ihracat fırsatından çok küresel çelik arzının yönünü değiştiren bir unsur olduğu değerlendiriliyor. ABD pazarına giremeyen çelik ürünlerinin Avrupa, Orta Doğu ve Afrika gibi alternatif pazarlara yönelmesinin, Türkiye’nin hem ihracat pazarlarında hem de iç piyasada fiyat rekabetini artırabileceği belirtiliyor. Avrupa Birliği’nin de koruma önlemlerini sıkılaştırmasıyla Türk çelik üreticilerinin Avrupa pazarındaki rekabet koşulları daha da zorlaşıyor. Sektörün gündeminde maliyet ve katma değerli üretim var KPMG Türkiye Metal ve Maden Sektör Lideri ve Şirket Ortağı Burak Yıldırım, küresel arz fazlası, Çin kaynaklı fiyat baskısı, düşük fiyatlı ithalat, yüksek hurda ve enerji maliyetleri ile artan korumacılığın sektörün kârlılığı üzerindeki baskıyı sürdürdüğünü belirtti. Yıldırım, önümüzdeki dönemde karbon düzenlemeleri, maliyet yönetimi, katma değerli ürünler ve yeni pazarlara yönelmenin sektör açısından öne çıkacağını ifade etti. Çelik sektörünün önündeki temel meselenin yalnızca üretimi artırmak olmadığına dikkat çeken Yıldırım, rekabetçi maliyet ve düşük karbon profiliyle doğru ürünün doğru pazara ulaştırılmasının önem kazanacağını vurguladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.