SON DAKİKA
Hava Durumu

#Mali Disiplin

Ekometre - Mali Disiplin haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mali Disiplin haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Türkiye ekonomisi küresel yatırımcılara anlatıldı Haber

Türkiye ekonomisi küresel yatırımcılara anlatıldı

Ekonomi yönetimi tarafından yapılan sunumlarda artan rezervler, düşük borçluluk, üretim kapasitesi ve azalan dış kırılganlıklar öne çıkarılırken, yeşil ve dijital dönüşüm ile yüksek katma değerli yatırımların önemi vurgulandı. Küresel koşullara karşı ekonomik dayanıklılık mesajı New York'ta gerçekleştirilen 19. Türkiye Yatırım Konferansı kapsamında ABD'li doğrudan yatırımcılarla bir araya gelen ekonomi yönetimi, Türkiye'nin makroekonomik görünümünü ve yatırım fırsatlarını değerlendirdi. Toplantılarda, zorlu küresel ekonomik koşullar ve bölgede devam eden çatışmaların yarattığı risklere karşı Türkiye ekonomisinin dayanıklılığı ele alındı. Ekonomik görünümü destekleyen unsurlar arasında rezervlerdeki artış, kamu maliyesindeki hareket alanı ve dış kırılganlıklardaki azalma gösterildi. Üç gün sürecek konferans kapsamında yatırımcı buluşmaları ve sektörel oturumlarla Türkiye'nin büyüme potansiyeli ile yatırım ortamının değerlendirilmesi planlandı. Yatırım ve verimlilik büyümenin temel unsurları arasında Toplantılarda Türkiye'de sabit sermaye yatırımlarının kişi başına gelir seviyesine kıyasla yüksek olduğu, son iki yılda verimlilik artışında da ivme yakalandığı belirtildi. Üretim kapasitesini genişleten yatırımlar ve verimlilik kazanımları, orta vadeli büyüme görünümünü destekleyen başlıca unsurlar arasında değerlendirildi. Yüksek teknoloji ve katma değerli yatırımların çekilmesine yönelik teşvikler de yatırım gündeminin önemli başlıkları arasında yer aldı. Borçluluk ve kamu maliyesi öne çıktı Türkiye ekonomisinin toplam borçluluk oranının görece düşük olması, yatırımcı görüşmelerinde öne çıkan konulardan biri oldu. Kamu maliyesindeki hareket alanının ekonomik şoklara karşı tampon oluşturabileceği belirtilirken, dış kırılganlıklardaki gerileme ve finansal göstergelerdeki iyileşmenin ekonomik dayanıklılığa katkı sağladığı ifade edildi. Ekonomi politikalarının temel hedefleri arasında makroekonomik istikrarın güçlendirilmesi ve dış kaynaklı risklere karşı dirençli bir yapı oluşturulması gösterildi. Rezerv artışı ve kur korumalı mevduattan çıkış süreci Uluslararası rezervlerdeki artış ve kur korumalı mevduat sisteminden çıkış süreci de ekonomik görünümün değerlendirildiği başlıklar arasında yer aldı. Bu gelişmelerin dış finansman risklerini azaltması, para politikasının etkinliğini desteklemesi ve ekonomik şoklara karşı dayanıklılığı artırması bekleniyor. Rezervlerin seyri ile finansal istikrar göstergeleri, Türkiye ekonomisinin dış dengesi ve yatırımcı güveni açısından takip edilen unsurlar arasında bulunuyor. Türkiye'nin tedarik zincirlerindeki rolü Türkiye'nin stratejik coğrafi konumu, üretim altyapısı, imalat ve hizmet sektörlerindeki kapasitesi ile nitelikli iş gücü, yatırımcı sunumlarında öne çıkarılan avantajlar arasında yer aldı. Küresel tedarik zincirlerindeki dönüşüm sürecinde Türkiye'nin üretim ve lojistik altyapısı üzerinden yeni yatırım fırsatları sunabileceği belirtildi. Yüksek katma değerli üretimin geliştirilmesi ve küresel şirketlerle iş birliğinin artırılması, yatırım gündeminin temel başlıkları arasında gösterildi. Yeşil ve dijital dönüşüm yatırım gündeminde Yeşil dönüşüm, dijitalleşme, sanayide dönüşüm ve üretken altyapı yatırımları, Türkiye'nin yatırım çekme stratejisinde öne çıkan alanlar arasında yer aldı. Yatırım teşviklerinin üretim ve ihracat kapasitesini geliştirmeye, teknoloji yoğun yatırımları artırmaya yönelik hedeflerle ilişkilendirildiği belirtildi. Konferansın stratejik yatırım başlıkları arasında yarı iletkenler, mobilite, yeşil enerji, ileri imalat, dijital teknolojiler, iletişim ve uzay sektörleri yer aldı. Bu alanlar, küresel yatırım eğilimleri ve teknolojik dönüşüm çerçevesinde Türkiye'nin yatırım çekme potansiyelinin değerlendirildiği sektörler olarak öne çıktı. Savunma sanayii ve dijital hizmetlerde büyüme potansiyeli Toplantılarda Türkiye'nin farklı sektörlerdeki üretim ve ihracat kapasitesi de ele alındı. Savunma sanayii, turizm, sağlık turizmi, televizyon dizileri, mobil oyunlar ve dijital hizmet ihracatı, büyüme ve uluslararası pazarlara açılım fırsatları açısından öne çıkarılan alanlar arasında yer aldı. Savunma sanayiinin imalat sektöründeki teknolojik dönüşüme katkı sağlayabileceği, dijital hizmetler ve yaratıcı sektörlerin ise ihracat çeşitliliğini artırabileceği değerlendirildi. Para politikası ve dezenflasyon süreci Yatırımcı toplantılarında para politikası ve makroekonomik görünüm de gündeme geldi. Görüşmelerde fiyat istikrarı, dezenflasyon süreci ve para politikasının görünümü ele alınırken, enflasyonla mücadele programının ekonomik istikrar ve yatırım kararları üzerindeki etkileri değerlendirildi. Para politikası uygulamalarının yanı sıra mali disiplin ve büyüme hedefleri, yatırımcıların Türkiye ekonomisine ilişkin beklentilerini şekillendiren temel politika başlıkları arasında bulunuyor. Orta Vadeli Program yatırımcılara anlatıldı Eylül ayının başında açıklanan Orta Vadeli Program'ın üç yıllık yol haritası da görüşmelerin gündeminde yer aldı. Program kapsamında fiyat istikrarı, büyüme hedefleri, mali disiplin ve kamu maliyesinin görünümü değerlendirildi. Ekonomi politikalarının önümüzdeki dönemde yatırım ortamı, finansman koşulları ve büyüme dinamikleri üzerindeki etkileri yatırımcılar açısından önem taşıyor. Yatırım görüşmeleri farklı sektörlere yayılıyor 21-23 Eylül tarihleri arasında New York'ta gerçekleştirilen konferans kapsamında enerji, finans, teknoloji, havacılık, otomotiv ve diğer stratejik sektörlerde yatırım ve iş birliği fırsatlarının ele alınması planlandı. Programın ilerleyen oturumlarında yüksek teknoloji yatırımları, şirketler arası ortaklıklar ve Türkiye'nin küresel tedarik zincirlerindeki rolünün değerlendirilmesi öngörülüyor. Türkiye'nin yatırım ortamına ilişkin mesajlarda makroekonomik istikrar, üretim kapasitesi ve teknolojik dönüşümün yanı sıra küresel sermaye ile iş birliğinin geliştirilmesi öne çıkıyor.

OVP’nin ihracat ve verimlilik hedeflerine Konya’dan güçlü destek Haber

OVP’nin ihracat ve verimlilik hedeflerine Konya’dan güçlü destek

Türkiye ekonomisinin 2027-2029 dönemine ilişkin yol haritasını ortaya koyan Orta Vadeli Program’da makroekonomik istikrarın güçlendirilmesinin yanı sıra verimlilik ve rekabet gücünün artırılması, yüksek katma değerli üretimin desteklenmesi, yeşil ve dijital dönüşümün hızlandırılması ile ihracat kapasitesinin geliştirilmesi öncelikli politika alanları arasında yer aldı. Üretim odaklı büyümeye vurgu Orta Vadeli Program’ı değerlendiren Konya Ticaret Odası Başkanı Selçuk Öztürk, fiyat istikrarı ve mali disiplin korunurken büyümenin üretim kapasitesi, verimlilik ve yüksek katma değer temelinde güçlendirilmesini doğru bir yaklaşım olarak değerlendirdiklerini belirtti. Öztürk, “Üretim, verimlilik, rekabet gücü ve ihracata verilen önceliği reel sektörümüz açısından önemli buluyoruz. İmalat sanayisinin üretim ve ihracat kapasitesini koruyacak, işletmelerimizin rekabet gücünü geliştirecek politikalar kalıcı ekonomik istikrarın sağlanmasına katkı sunacaktır. Programda yer alan tedbirlerin belirlenen takvim çerçevesinde kararlılıkla uygulanması ve sağlanacak imkânların işletmelerimize hızlı biçimde yansıması büyük önem taşımaktadır” dedi. OVP’nin reel sektör hedeflerine KTOTEK desteği OVP’de ihracatın geliştirilmesi, verimliliğin artırılması ve işletmelerin rekabet gücünün desteklenmesine verilen öncelik, reel sektörün bu alanlardaki dönüşümünü daha da önemli hâle getiriyor. Konya Ticaret Odası da KTO Teknoloji ve Eğitim Kampüsü bünyesinde yürüttüğü çalışmalarla Konya iş dünyasına bu süreçte destek sağlıyor. Kampüs içerisinde faaliyet gösteren KTO Dış Ticaret Merkezi firmaların yeni pazarlara ulaşmasına, Konya Model Fabrika ise üretim süreçlerini geliştirerek verimliliklerini artırmasına yönelik hizmetler sunuyor. Firmalara yeni pazarlar için yol haritası KTO Dış Ticaret Merkezi, ihracata yeni başlayacak işletmeler ile mevcut ihracatını geliştirmek isteyen firmalara yönelik çalışmalar gerçekleştiriyor. İhracat Koçluğu, Hedef Pazar Analizi ile Hedef Müşteri ve Tedarikçi Araştırmaları kapsamında işletmelerin doğru pazarları belirlemelerine, potansiyel müşterilere ulaşmalarına ve dış ticaret süreçlerini planlamalarına destek veriliyor. İhracatta kalıcı artış için firmaların yeni pazarlara ulaşmasının önemine dikkat çeken Öztürk, “Küresel belirsizliklerin, korumacı politikaların ve zayıflayan dış talebin iş dünyamız üzerindeki baskıyı artırdığı bir dönemden geçiyoruz. Firmalarımızın mevcut pazarlarını korurken yeni pazarlara açılması ve dış ticaret kabiliyetlerini geliştirmesi gerekiyor. KTO Dış Ticaret Merkezimizle üyelerimizin bu süreçlerini destekliyor, ihracat hedeflerine ulaşmaları için ihtiyaç duydukları alanlarda yanlarında oluyoruz” ifadelerini kullandı. Verimlilik odaklı dönüşümde model fabrika desteği OVP’nin temel başlıklarından biri olan verimlilik ve rekabet gücü alanında ise Konya Model Fabrika tarafından sanayi işletmelerine yönelik uygulamalı çalışmalar yürütülüyor. Yalın üretim eğitimleri ile Öğren ve Dönüş Programları sayesinde üretim süreçlerindeki israfların azaltılması, kaynakların daha etkin kullanılması ve işletmelerde verimlilik kültürünün geliştirilmesi amaçlanıyor. Öztürk, “Günümüzde rekabet gücünü korumak yalnızca daha fazla üretmekle mümkün değildir. Kaynakları etkin kullanan, süreçlerini geliştiren ve daha yüksek katma değer oluşturan bir üretim yapısına yönelmek zorundayız. Konya Model Fabrikamızla işletmelerimizin verimlilik odaklı dönüşümüne katkı sağlıyoruz. KTO Teknoloji ve Eğitim Kampüsümüz bünyesinde yürüttüğümüz çalışmalarla OVP’de ortaya konulan hedeflerin Konya iş dünyasında karşılık bulmasını ve firmalarımızın yeni döneme hazırlanmasını desteklemeye devam edeceğiz” dedi.

Kısa vadeli rahatlama uzun vadeli risk Haber

Kısa vadeli rahatlama uzun vadeli risk

JPMorgan’dan ABD tahvil hamlesine uyarı: Bankaya göre mali disiplin sağlanmazsa yatırımcıların talep ettiği ek getiri yeniden yükselebilir. ABD Hazinesinin uzun vadeli tahvillerde geri alım miktarını artırma kararı Wall Street’in önde gelen bankalarını ikiye böldü. JPMorgan, hamlenin kısa vadede tahvil faizlerini aşağı çekebileceğini kabul ederken, ABD’nin temel mali sorunları çözülmeden uygulanacak bir politikanın uzun vadede piyasa güvenini zedeleyebileceği uyarısında bulundu. Jay Barry’nin de aralarında yer aldığı JPMorgan stratejistleri, Hazine’nin attığı adımın borçlanma maliyetlerindeki yükselişi geçici olarak hafifletebileceğini ancak yüksek faizlerin arkasındaki yapısal nedenleri ortadan kaldırmayacağını değerlendirdi. JPMorgan’a göre sorun borç maliyetinden daha derin Bankanın analizinde, tahvil geri alımlarının yüksek borçlanma maliyetlerini baskılayabileceği ancak ABD'nin mali görünümündeki temel bozulmayı tek başına düzeltemeyeceği vurgulandı. JPMorgan stratejistlerine göre piyasaların asıl odaklandığı konu, yalnızca tahvil faizlerinin hangi seviyeye gerileyeceği değil, Washington'ın artan kamu borcu ve bütçe açığı karşısında ne kadar sürdürülebilir bir mali politika izleyeceği. Bu nedenle geri alım programının, mali konsolidasyonla desteklenmemesi halinde yatırımcıların gözünde geçici bir müdahale olarak kalabileceği ifade edildi. Yüzde 6'lık bütçe açığı alarm veriyor JPMorgan, ABD ekonomisinin tam istihdama yakın seyrettiği bir dönemde bütçe açığının GSYH'nin yaklaşık yüzde 6'sı seviyesinde bulunmasına özellikle dikkat çekti. Normal koşullarda ekonomik büyümenin ve istihdamın güçlü olduğu dönemlerde kamu maliyesinin daha dengeli bir görünüm sergilemesi beklenirken, mevcut tablonun yatırımcılar açısından soru işaretleri yarattığı belirtildi. Banka, kalıcı bir mali disiplin programı olmadan Hazine'nin tahvil piyasasına yönelik hamlelerinin güvenilirlik tartışmasını beraberinde getirebileceği görüşünde. Tahvil faizleri yeniden yükselebilir JPMorgan’ın en önemli uyarılarından biri de borç yönetimindeki olası politika değişikliğine ilişkin oldu. Hazine'nin “düzenli ve öngörülebilir” tahvil ihraç yaklaşımından uzaklaşarak piyasa koşullarına göre daha fırsatçı bir strateji izlemesi halinde yatırımcıların uzun vadeli risk algısının değişebileceği belirtildi. Böyle bir durumda yatırımcıların uzun vadeli tahvilleri elde tutmak için talep ettiği ek getiri, yani vade primi yeniden yükselebilir. Bu gelişme de geri alımların kısa vadede faizler üzerinde yarattığı aşağı yönlü etkinin zamanla ortadan kalkmasına yol açabilir. İki hafta arayla gelen karar dikkat çekti JPMorgan stratejistleri, Hazine'nin son açıklamasının zamanlamasını da olağan dışı buldu. Yeni kararın, eski tahvillerin geri alım takviminin açıklanmasından yalnızca iki hafta sonra gelmesi, Hazine'nin borç yönetimi stratejisinde daha hızlı bir değişime gidip gitmediği sorusunu gündeme taşıdı. Banka, uzun vadeli faizlerin yeniden yükselmesi halinde Hazine'nin uzun vadeli tahvil ihalelerinin büyüklüğünü azaltma seçeneğine daha fazla yönelebileceğini de değerlendirdi. Citi ise tahvil piyasasında fırsat görüyor Citigroup cephesinde ise tablo daha iyimser. Banka, ABD Hazinesinin geri alım hamlesinin tahvil piyasasına destek verebileceğini ve enflasyondaki yavaşlamayla birlikte önümüzdeki dönemde güçlü bir fiyat yükselişinin yaşanabileceğini öngörüyor. Citigroup, bu beklenti doğrultusunda müşterilerine 20 yıllık ABD tahvillerinde alım tavsiyesinde bulundu. İki bankanın değerlendirmeleri, Hazine'nin hamlesinin kısa vadeli etkisi konusunda önemli bir görüş ayrılığı olmadığını, ancak asıl tartışmanın bu desteğin ne kadar sürdürülebilir olduğu üzerinde yoğunlaştığını gösteriyor. JPMorgan, mali sorunlar çözülmeden faizlerde kalıcı bir rahatlama beklemenin riskli olduğu uyarısını yaparken, Citi mevcut piyasa koşullarının tahvil yatırımcıları için fırsat yaratabileceğini düşünüyor.

Şimşek: Faiz dışı fazla 470 milyar TL’ye çıktı Haber

Şimşek: Faiz dışı fazla 470 milyar TL’ye çıktı

Şimşek, mali disiplinin korunacağını ve elde edilen mali alanın öncelikli alanlara yönlendirileceğini belirtti. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, temmuz ayı merkezi yönetim bütçe sonuçlarını değerlendirerek mali disiplin mesajı verdi. Jeopolitik gelişmelerin olumsuz etkilerine ve dezenflasyon sürecini desteklemek amacıyla eşel mobil uygulaması kapsamında vazgeçilen vergi gelirlerine rağmen bütçe hedefleri doğrultusunda ilerlediklerini belirten Şimşek, faiz dışı bütçe fazlasındaki artışa dikkat çekti. Faiz dışı fazla 470 milyar TL’ye ulaştı Şimşek, ocak-temmuz döneminde faiz dışı bütçe fazlasının geçen yılın aynı dönemine göre 228 milyar TL arttığını belirterek, söz konusu tutarın 470 milyar TL’ye yükseldiğini açıkladı. Bakan Şimşek, faiz dışı bütçe fazlasındaki artışın kamu maliyesindeki dengelenme ve borç yükünün azaltılması açısından önemli olduğunu ifade etti. Bütçe hedefleri doğrultusunda ilerleme Temmuz ayı bütçe sonuçlarına ilişkin değerlendirmesinde jeopolitik gelişmelerin yanı sıra iç talepteki dengelenmenin gelir performansı üzerinde etkili olduğunu belirten Şimşek, buna karşın mali disiplinin korunduğunu söyledi. Dezenflasyon sürecini desteklemek amacıyla eşel mobil uygulaması kapsamında önemli miktarda vergi gelirinden feragat edildiğini hatırlatan Şimşek, tüm bu gelişmelere rağmen bütçe hedefleri doğrultusunda ilerlediklerini kaydetti. Yurt içi borç çevirme oranı yüzde 87 Finansman koşullarını gözeterek borçlanma politikasını sürdürdüklerini belirten Şimşek, yurt içi borç çevirme oranının yüzde 87 seviyesinde tutulduğunu açıkladı. Şimşek, gelir politikalarında etkinliğin artırılması ve harcama disiplininin güçlendirilmesiyle oluşturulan mali alanın öncelikli alanlara aktarılacağını belirtti. Mali alan dezenflasyon için kullanılacak Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, mali disiplinin güçlendirilmesinin dezenflasyon sürecine katkı sağlayacağını vurguladı. Şimşek, gelir politikalarındaki etkinliğin ve harcama disiplininin artırılmasıyla elde edilen mali alanın öncelikli alanlara yönlendirilmeye devam edileceğini bildirdi. Şimşek, maliye politikasının dezenflasyon sürecini destekleyecek şekilde uygulanacağını ifade etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.