SON DAKİKA
Hava Durumu

#Lojistik

Ekometre - Lojistik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Lojistik haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Üretimde daralma derinleşiyor Haber

Üretimde daralma derinleşiyor

Petrol ve Akaryakıt zamları sanayiyi vurdu Enerji fiyatlarındaki yükseliş üretimi yavaşlatırken, imalat sanayisinde daralma hız kazandı. Brent petrolün varil fiyatının 113-114 dolar bandında seyretmesi, özellikle enerji yoğun sektörlerde üretim maliyetlerini yukarı çekti. Sanayiciler; zayıflayan talep, artan enflasyon baskısı ve tedarik zincirindeki aksamalar nedeniyle daha temkinli hareket etmeye başladı. Birçok firma istihdamı, satın alma faaliyetlerini ve stok seviyelerini azaltma yoluna gitti. Yİ-ÜFE’de Enerji etkisi sert hissedildi Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı verilere göre Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE), nisanda aylık yüzde 3,17, yıllık bazda ise yüzde 28,59 arttı. Ham petrol ve doğal gaz sektöründe aylık artış yüzde 39,63’e ulaşırken yıllık artış yüzde 55,96 olarak gerçekleşti. İmalat sanayiinde aylık maliyet artışı yüzde 3,59 olurken, petrol ürünlerinde yani akaryakıtta yıllık fiyat artışı yüzde 117,82 seviyesine çıktı. Uzmanlar, enerji maliyetlerindeki bu yükselişin üretim zincirinin tamamını etkilediğine dikkat çekiyor. İmalat PMI verileri alarm verdi İstanbul Sanayi Odası’nın açıkladığı Türkiye İmalat PMI verileri de sanayideki yavaşlamayı ortaya koydu. Mart ayında 47,9 seviyesinde bulunan PMI endeksi nisanda 45,7’ye geriledi. 50 seviyesinin altındaki değerler sektörde daralmaya işaret ediyor. Rapora göre firmalar; Akaryakıt maliyetlerindeki artış,Tedarik sürelerinin uzaması,Yeni siparişlerde yavaşlama,Navlun ve enerji giderlerindeki yükseliş nedeniyle üretim planlarını küçültmeye başladı. En sert darbe kimya ve otomotive Petrol bazlı hammaddelere bağımlı sektörler maliyet şokundan en fazla etkilenen alanlar oldu. Kimya, Plastik ve Kauçuk Sektör; Etilen, nafta ve plastik hammaddelerde yaşanan fiyat artışları nedeniyle sektör son 27 ayın en yüksek maliyet baskısıyla karşı karşıya kaldı. Tedarik süreleri uzarken kârlılık ciddi şekilde geriledi. Otomotiv ve Metal Sanayi Enerji ve lojistik maliyetlerindeki yükseliş otomotiv üretimini baskılarken, ana metal sanayisinde sipariş düşüşü devam etti. Firmaların artan maliyetleri satış fiyatlarına tam olarak yansıtmakta zorlandığı belirtildi. Petrol fiyatları enflasyonu da besliyor Ekonomistler, petrol fiyatlarındaki yükselişin yalnızca üretimi değil tüketici enflasyonunu da doğrudan etkilediğini belirtiyor. Akaryakıt zamlarının nakliye maliyetleri üzerinden gıda ve temel tüketim ürünlerine yansıdığına dikkat çekiliyor. Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkelerde petrol fiyatındaki her 10 dolarlık artışın milyarlarca dolarlık ek enerji faturası oluşturduğu belirtilirken, mevcut jeopolitik risklerin ekonomi yönetiminin enflasyonla mücadele sürecini zorlaştırabileceği ifade ediliyor.

Körfez bölgesinde yatırım fırsatları Haber

Körfez bölgesinde yatırım fırsatları

Körfez bölgesinde bazı şehirlerin yeniden yapılanması, Türk yatırımcılar için yeni fırsatları da beraberinde getiriyor. Yeni şehirleşme tercihleri için Türk yatırımcıların deneyimlerine güvenen Mısır ve Suudi Arabistan Ticaret Ataşeliği’nden temsilciler, hem inşaat hem de çeşitli sektörlerde Türkiye ile yapılacak işbirliklerini, İstanbul Ticaret Odası’nda gerçekleşen bir toplantıyla dile getirdi. Heyeti, İTO Genel Sekreter Yardımcısı Özcan Tokel karşıladı. Alternatif ticaret yolları Toplantının açılışında konuşan Özcan Tokel, Türkiye’nin hem Suudi Arabistan hem de Mısır’la yakın ilişki içinde olduğunu belirterek, “İlişkilerimizi artırmak için çeşitli alanlarda işbirliği fırsatlarımızı güçlendirebiliriz. Türkiye ile Suudi Arabistan arasında ulaşım için bir demiryolu projesine ihtiyacımız olduğuna inanıyorum. Bölgesel çatışmalar bize gösterdi ki, Körfez için daha güvenli ve alternatif ulaşım yollarına ihtiyacımız var” dedi. Türkiye’nin deneyimi Suudi Arabistan Ticaret Ataşesi Khaled Ala Aqell ise “Türkiye ile iletişimi güçlendirirsek daha çok fırsat doğacaktır. Suudi Arabistan’da sanayi bölgelerinde yatırım için çok büyük fırsatlar var. Türkiye bu konuda çok ileri. Beraber çok şey yapabiliriz” dedi. Toplantıda, Suudi Arabistan’da pek çok inşaat projesinin devam ettiği belirtilirken, altyapı çalışmalarında Türkiye’nin deneyimlerinden faydalanılabileceği kaydedildi. Türk ihraç ürünleri sergisi Mısır Başkonsolosluğu Ticaret Ataşeliği Yetkilisi Hoda Dorra da Türkiye ile daha yakın bir temas halinde olmak istediklerini dile getirdi. Dorra, “Mısır’da bir Türk İhraç Ürünleri Sergisi düzenlemeyi çok isteriz. Türkiye’yi bir fuarımızda ‘onur konuğu’ olarak ağırlayabiliriz. İnşaat, elektronik ve ev aletleri gibi sektörlerde işbirliği yapabiliriz” dedi. Sahada direkt temas Toplantı sonrasında Mısır ve Suudi Arabistan yetkilileri ile Türk firmaları arasında B2G etkinliği düzenlendi. Ticaret ataşelikleri ile firmalar arasında nadir olarak düzenlenen bir etkinlik olarak dikkat çeken bu görüşmelerde, Türk firmalar kendilerini doğrudan anlatma fırsatı buldu. Görüşmeye makina, lojistik ve gıda alanında faaliyet gösteren pek çok firma iştirak etti.

UİB' nin İhracat uzmanlığı programı sona erdi Haber

UİB' nin İhracat uzmanlığı programı sona erdi

7 Şubat 2026 tarihinde başlayan ve 40 katılımcının iştirakiyle 2 ay devam eden İhracat Uzmanlığı Programı kapsamında katılımcılara dış ticaretin temel kavramlarından başlayarak, ihracatta kullanılan belgeler, pazar araştırması, fiyatlandırma, lojistik süreçler ve pazara giriş stratejileri gibi kritik başlıklarda kapsamlı eğitimler verildi. Bunun yanı sıra dış ticaret sözleşmeleri, uluslararası pazarlama ve markalaşma, yazışma teknikleri, ödeme yöntemleri ve finansman konuları da hem teorik hem uygulamalı olarak ele alındı. Eğitim içeriğinde ayrıca Dahilde ve Hariçte İşleme Rejimleri, e-ihracat süreçleri ile ihracata yönelik devlet destekleri ve destek yönetim sistemlerinin kullanımı da yer aldı. Programın son gününde düzenlenen yüz yüze eğitimde sektör temsilcileri deneyimlerini katılımcılarla paylaştı. MÜSİAD Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hüseyin Kul, 34 ülkeye gerçekleştirdikleri ihracat tecrübesinden yola çıkarak hedef pazar seçimi, rekabet analizi, müşteri bulma ve inovasyonun önemine dikkat çekti. Hizmet İhracatçıları Birliği Genel Sekreteri Dr. Fatih Özer ise hizmet sektörünün küresel ölçekte artan rolüne vurgu yaparak, hizmet ihracatının stratejik önemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kapanış oturumunda konuşan UİB Genel Sekreteri Mümin Karacakayalılar, programın ihracata başlamak isteyen firmaların çalışanları ile dış ticaret alanında kariyer hedefleyen profesyoneller için önemli bir fırsat sunduğunu belirtti. Karacakayalılar, “İhracat Akademisi’nin ilkini başarıyla tamamlamanın mutluluğunu yaşıyoruz. Başta Ticaret Bakanlığımız İhracat Genel Müdürlüğümüz olmak üzere, eğitimin hazırlanmasında emeği geçen tüm paydaşlara ve katılımcılarımıza teşekkür ediyorum” dedi.

Avusturya hava sahasını ABD'ye kapattı Haber

Avusturya hava sahasını ABD'ye kapattı

Avusturya, İran’a yönelik olası askeri operasyonlar kapsamında ABD’nin hava sahası kullanım talebine izin vermedi. ORF’nin haberine göre, Avusturya Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, ülkenin tarafsızlık yasası gereği bu tür askeri uçuşlara onay verilmediği bildirildi. Tarafsızlık yasası gerekçe gösterildi Avusturya Savunma Bakanlığı açıklamasında, ABD’nin İran’a yönelik askeri operasyonları için hava sahasını kullanmasına izin verilmediği belirtilirken, kararın ülkenin tarafsızlık politikası çerçevesinde alındığı ifade edildi. ABD’den gelen talebin detaylarına ilişkin ise bilgi paylaşılmadı. Siyasi tepkiler geldi Koalisyon hükümetinde yer alan Sosyal Demokrat Parti’nin Aşağı Avusturya Eyaleti Başkanı Sven Hergovich, yaptığı açıklamada ülkenin aktif bir tarafsızlık politikası izlemesi gerektiğini belirtti. Hergovich, “ABD Başkanı Donald Trump’ın tüm Körfez bölgesini sürüklediği, tamamen çılgın ve uluslararası hukuka aykırı savaşı nedeniyle Avusturya ve Avrupa ekonomik olarak büyük zarar görüyor.” ifadelerini kullandı. Uçuşlara tam yasak çağrısı Hergovich, Savunma Bakanı Klaudia Tanner’in ABD ordusunun Körfez’e yönelik hiçbir uçuşunu onaylamaması gerektiğini vurguladı. Nakliye ve lojistik destek uçuşları dahil tüm faaliyetlerin yasaklanmasının, ABD politikalarına karşı net bir mesaj olacağını ifade etti.

Demir çelik sektöründe dev buluşma Haber

Demir çelik sektöründe dev buluşma

Ege Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği iş birliğiyle düzenlenen etkinlik, EİB Konferans Salonu’nda fiziki katılımın yanı sıra eş zamanlı webinar yayınıyla hibrit formatta yapıldı. Demir çelik sektöründe bilgi birikiminin yeni nesillere aktarılmasını hedefleyen organizasyon, sektörün deneyimli isimlerini, aktif profesyonellerini ve genç kuşağı aynı platformda buluşturdu. Etkinlik kapsamında gerçekleştirilen panel oturumunda, çelik sektörünün önde gelen isimleri mesleki deneyimlerini, sektörde yaşanan dönüşümleri ve geleceğe yönelik değerlendirmelerini katılımcılarla paylaştı. Organizasyon; sektör profesyonellerinin yanı sıra genç mühendisler, üniversite öğrencileri, akademisyenler ve kurum temsilcilerinin katılımıyla kuşaklar arası etkileşime zemin hazırladı. Açılış konuşmalarını, SteelRadar Yönetim Kurulu Başkanı Cem Öztüre ve Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Başkanı Yalçın Ertan’ın gerçekleştirildiği “Deneyimden Geleceğe” başlıklı panel oturumunda ise Kibar Dış Ticaret A.Ş. Orta Doğu & Kuzey Afrika Ticaret Müdürü Barış Yüce, Çelik Dış Ticaret Derneği Yönetim Kurulu Danışmanı Mete Bülent Adalı, Çelik Dış Ticaret Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Namık Ekinci, Karabük Demir Çelik (KARDEMİR) Satış ve Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Dr. S. Tuğrul İmer ve Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Başkanı Yalçın Ertan konuşmacı olarak yer aldı. Panelin moderatörlüğünü Cem Öztüre üstlendi. Panelin açılış konuşmasını yapan Cem Öztüre, Türk çelik sanayisinin dünyada 7., Avrupa’da ise 1. sırada yer aldığını vurgulayarak; "Bugün 38 milyon ton üretim yapıyorsak, bu noktaya hiç de kolay gelinmedi. Bu başarı, bugün bu salonda bulunan sanayici üstatlarımızın eseridir. Yarın bu koltuklara sizler geçeceksiniz. Türk mühendisleri bugün Orta Doğu’dan Afrika’ya kadar dünyanın her yerindeki tesisleri yönetiyor. Sizler bu tecrübelerle yoğrulup bayrağı daha ileriye taşıyacaksınız," dedi. Ege Demir ve DemirDışı İhracatçılar Birliği Başkanı Yalçın Ertan yaptığı açılış konuşmasında; “Ege Demir ve Demir Dışı İhracatçılar Birliği olarak SteelRadar ile gerçekleştirdiğimiz bu buluşma, tam olarak bilgi birikiminin kuşaktan kuşağa aktarılması ihtiyacına cevap veren çok kıymetli bir adımdır. Demir ve çelik sektörü, ülkemizin üretim gücünü ve ihracat kapasitesini doğrudan yansıtan en stratejik alanlardan biridir. Ege bölgemiz; liman altyapısı, sanayi birikimi, lojistik avantajları ve nitelikli insan kaynağı ile sektörümüzün en önemli buluşma noktasıdır. Rakamlara bakacak olursak; 2025 yılında 2 milyar 591 milyon dolarlık bir ihracatla ülkemize devasa bir katkı sağladık. Türkiye bugün dünyada çok önemli bir çelik üreticisi ve ihracatçısı konumundadır. Özellikle uzun ürünlerde Çin'den sonra dünyanın ikinci büyük ihracatçısıyız. Bugünün öğrencileri yarının sektör temsilcileri olacaktır. Sektörümüzün sürdürülebilir başarısı, sizlerin bu deneyimlerden faydalanmasına ve doğru yönlendirilmesine bağlıdır. Sizlerin sektörü yakından tanıması bizim için bir sosyal sorumluluktur. Hepinize katılımlarınız için teşekkür ediyorum." Yalçın Ertan: "Genç ihracatçılar asla pes etmeyin" Kendi başarı hikayesini anlatan Yalçın Ertan, Boğaziçi Üniversitesi Mühendislik eğitimi ve ABD’deki master sürecinin ardından 1980 ihtilalinden hemen sonra ülkesine dönerek dış ticaretin "alfabesinin" yazıldığı yılları şu sözlerle aktardı; "Aydın Atça’dan çıkıp dünya pazarlarına uzanan 1982’de Metaş grubunda dış ticaret hamlesine başladığımızda alfabenin başındaydık. Diğer ülke temsilcileri bize ikinci sınıf tüccar muamelesi yapıyordu ama biz hiçbir zaman yılmadık ve özgüveni kaybetsek pazara girmek için sefere çıkar gibi gider, işi almadan geri dönmezdik. 15 yıl boyunca yılda 250 gün seyahat ettim. Ağırlıklı olarak inşaat demiri ve profil üretirken bugün ürün yelpazesi çok genişlemiş ve ülke olarak bugün Avrupa’nın bir numaralı üreticisine dönüştük. Gençler, annemin bir sözü vardır: 'Oğlum malına değil, pazarına güven.' Pazarınız kuvvetliyse, satış kanallarınız iyiyse malınızı satma şansınız daha yüksektir. Antenlerinizi dik tutun, iyi ilişkiler içinde olun, taahhütlerinizi yerine getirin, kokuyu iyi alın, çok çalışın, yılmayın ve asla pes etmeyin." "Nane şekerinden ihracat imparatorluğuna" Çelik Dış Ticaret Derneği Başkanı Namık Ekinci, çocuk yaşta başlayan ticaret tutkusunu ve sektördeki devrim niteliğindeki adımlarını paylaşarak"11 yaşımda mısırları pişirip satarak ticarete başladım. Karabük’teki haddehanelerde sırtımda demir taşıdım; Türkiye’de ilk 'prim sistemini' ben uyguladım. 80’li yıllarda İran ve Irak savaşırken, her iki ülkeye girebilmek için iki ayrı pasaport taşırdık. Irak'ta rakiplerimizden gizlenerek otel odalarından çıkmadan operasyon yönetirdik. 2000 yılına kadar Türkiye’nin yaptığı toplam çelik ihracatının %65’inin ilk ihracatçısı olma gururunu yaşadım. Dürüstlük ve strateji en büyük sermayenizdir." Muammer Bilgiç: "Türkiye’nin çelik başarısı bir 'üniversite' disiplinidir" Sektörün duayen isimlerinden Muammer Bilgiç, Türk çelik sektörünün tarihsel gelişimini ve kurumsallaşma sürecini şu derinlikli analizle aktardı. Bilgiç; "Türkiye bugün dünyanın on yedinci büyük ekonomisidir ama hiçbir sanayi dalında Avrupa'nın bir numarası değildir; bir tek demir çelik hariç! Bu devasa başarı tesadüf değildir. Her şeyin kaynağı Karabük’tür; Karabük aslında bir sektörel 'üniversite'dir. 1956’da kurulan Metaş ise Türkiye’nin özel sektördeki ilk ark ocaklı demir çelik tesisidir ve dünyadaki ikinci sürekli döküm makinesi orada kurulmuştur. Metaş ve Ekinciler gibi kurumlar, sadece çelik değil, insan yetiştirmişlerdir. Filmaşin üretiminden kaynak elektroduna kadar Türkiye’nin bugün dünyayla yarıştığı pek çok katma değerli ürünün tohumları o dönemdeki 'insana yatırım' vizyonuyla atılmıştır. Bu büyüklük kolay elde edilmedi, kıymetini bilmek zorundayız." "ODTÜ diplomasıyla 3 ay hurda ayıkladım" Çelik Dış Ticaret Derneği Danışmanı Mete Bülent Adalı, kariyerin mutfak kısmına vurgu yaparak; "Metalürji mühendisi olarak işe başladığımda, işin mutfağını öğrenmem için beni hurda sahasına soktular. Üç ay boyunca elimle hurda ayıkladım, bakırı demirden temizledim. İşin tozunu yutmadan masada kazanamazsınız. Haritayı önünüze koyun; hangi milletin neyi sevdiğini, Arapların ve Hintlilerin ticaret kültürünü öğrenin," tavsiyesinde bulundu. "Mülakatta istek ve süreklilik arıyoruz" Kardemir Satış ve Pazarlama GMY Tuğrul İmer, Kardemir’in stratejik önemini ve insan kaynağı kriterlerine değinerek; "Ray ve demir yolu tekerleği gibi kritik ürünlerde Türkiye'nin tek üreticisiyiz. Ancak dünya değişiyor, Avrupa CBAM ile artık kapıları zorlaştırıyor. Yeni pazarlar (Kuzey Afrika, ABD, Ukrayna) arayışındayız. Mülakatlarda adayların üniversitesinden ziyade o 'istek' ışığını ve sürekliliğini görmeye çalışıyoruz. İngilizce ve piyasa analizi yeteneği bizim için olmazsa olmazdır." "Zor zamanlarda pozitif strateji kazandırır" İzmir Demir Çelik (İDÇ) İhracat Satış Müdürü Eftal Pehlivan, sektördeki zorluklara rağmen iyimserliğini koruduğunu belirterek; "Şartlar kolay değil ama ben her zaman pozitif bakmayı tercih ediyorum. Hürmüz Boğazı'ndaki lojistik sıkıntılar bizim gibi Avrupa’ya yakın ve elektrikli ark ocağına sahip tesisler için fırsatlar yaratıyor. Doğru zamanda doğru yerde olmak ve network’ü güçlü tutmak bizi rakiplerimizin önüne geçirecektir. 'Made in EU' standartları önümüzde yeni kapılar açıyor,"dedi. "Yapay Zekanın yapamadığını insan tasarımı yapar" OSP Demir Celik Genel Müdürü Zühtü Özçelik, sanayici bakış açısıyla; "Türkiye'nin en büyük kaybı insanların çok erken emekli olmasıdır. 60-65 yaş, bir insanın en verimli dönemidir. Ben mülakatlarda belgelere değil, azme bakarım. Makine bir şekilde kurulur ama yapay zekada olmayan tek şey insani tasarım gücüdür. Kaizen (sürekli iyileştirme) felsefesini hayatınızın merkezine koyun," dedi. "Merak sizi marin sektörüne lider yapar" SAM Mekanik Enerji Taahhüt ve Ticaret Genel Müdürü Levent Bilgili, meraka dayalı inovasyonun gücünü, geliştirdiği elektrikli tekne projesiyle anlattı; "Mühendislik eğitimi bir unvandır; asıl güç araştırmacı ruhtadır. Sırf meraktan yaptığım elektrikli tekne sayesinde bugün Temsa ve Skoda gibi devlerle marin sektörü üzerine çalışıyorum. Katma değer sağladığınız sürece iş hayatında varsınız." İnteraktif Soru-Cevap ve yoğun katılım Panelin ardından gerçekleştirilen soru-cevap bölümünde, genç mühendis adayları ve akademisyenler merak ettikleri konuları duayen isimlere yöneltti. Sektörel daralmadan yeşil dönüşüme, kariyer basamaklarından yeni pazar stratejilerine kadar pek çok konunun detaylandırıldığı bu bölümde, kuşaklar arası dinamik bir diyalog kuruldu. Etkinlik, EİB Konferans Salonu’nu dolduran yüzlerce fiziksel katılımcının yanı sıra webinar üzerinden takip eden izleyicilerle birlikte yoğun bir katılıma sahne oldu. SteelRadar, "Deneyimden Geleceğe" serisiyle Türkiye'nin farklı sanayi bölgelerinde tecrübeyi yeni nesillere taşımaya devam edecek. Etkinlik, panelistlere plaketlerin takdim edilmesinin ardından sona erdi.

Savaşın ekonomik dalgası üretim bantlarını zorluyor Haber

Savaşın ekonomik dalgası üretim bantlarını zorluyor

Karadeniz, kısa sürede enerji ve hammadde maliyetlerinde önemli artışlar yaşandığını vurguladı. Mevcut koşulların devam etmesi halinde maliyetlerin hızla yükselebileceğini ve bunun üretim maliyetleri ile tüketici fiyatları üzerinde yeni bir baskı yaratabileceğini ifade etti. Orta Doğu’da yaşanan savaşın küresel enerji piyasalarında yarattığı dalgalanma, Türkiye’de sanayi üretimini de doğrudan etkilemeye başladı. Petrol fiyatlarında yaşanan hızlı yükseliş, özellikle enerji ve petro-kimya türevli hammaddelere dayalı sektörlerde ciddi maliyet baskısı oluşturuyor. Plastik Sanayicileri Federasyonu (PLASFED) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Karadeniz, savaşın yalnızca jeopolitik değil aynı zamanda ekonomik bir dalga yarattığını belirterek, enerji ve hammadde maliyetlerindeki artışın üretim maliyetlerine doğrudan yansıdığını ifade etti. Petrol fiyatlarında yaşanan yükselişin başta plastik sanayisi olmak üzere sanayinin birçok kolunu etkilediğini söyleyen Karadeniz, “Petrol fiyatlarında yaşanan hızlı yükseliş, plastik sanayisi başta olmak üzere petro-kimya türevli hammaddelere dayalı üretim yapan sektörleri doğrudan etkiliyor. İlk değerlendirmelerimize göre enerji ve hammadde maliyetlerinde kısa süre içinde önemli ölçüde artışlar yaşandı. Mevcut koşulların bu şekilde devam etmesi halinde maliyetlerin hızla yükselebileceğini öngörebiliriz” dedi. Plastik sektöründe hammaddenin üretim maliyetleri içindeki payının oldukça yüksek olduğuna dikkat çeken Karadeniz, ürünün türüne göre bu oranın yüzde 70 ile yüzde 85 arasında değiştiğini bildirdi. Çatı kuruluş PLASFED Başkanı, bu nedenle enerji ve hammadde fiyatlarındaki artışın sanayicinin maliyet yapısını ciddi şekilde zorladığını vurguladı. “Maliyet baskısı tüketici fiyatlarına yansıyacak” Sanayicinin maliyet artışlarını mümkün olduğunca kendi içinde dengelemeye çalıştığını ifade eden Karadeniz, ancak artışların uzun süre devam etmesi halinde bunun nihai ürün fiyatlarına yansımasının kaçınılmaz olacağını kaydetti. Karadeniz, “Bu süreç aynı şekilde devam ederse, A’dan Z’ye tüm ürünlerde zam kaçınılmaz olacak ve doğrudan tüketici bu durumdan etkilenecek. Maliyet baskısının özellikle ambalaj, temizlik ürünleri, lojistik ve perakende zincirlerinde artması bekleniyor. Sonuç olarak, maliyetlerin tüketici fiyatlarına yansıması ve daha kritik seviyelere ulaşması olası görünüyor” diye konuştu. “Sanayici son yılların en zor dönemiyle karşı karşıya” Türk sanayicisinin bugüne kadar birçok küresel krizden üretim gücü ve esnekliği sayesinde çıkmayı başardığını hatırlatan Karadeniz, mevcut koşulların sanayici açısından son yılların en zor dönemlerinden birine işaret ettiğini ifade etti. “Enerji ve hammadde maliyetlerindeki artış, finansmana erişimde yaşanan zorluklar ve küresel ticaretteki belirsizlikler üretim maliyetlerini ciddi şekilde yükseltiyor. Özellikle bu dönemde sanayicimizin finansmana ulaşması için acil desteğe ihtiyaç var ve bu desteğin devlet tarafından sağlanmasını bekliyoruz. Buna rağmen sanayicimiz üretimi sürdürmek, ihracatını korumak ve istihdam yaratmak için büyük bir çaba gösteriyor” diyen Karadeniz, üretim ekonomisinin desteklenmesinin Türkiye’nin sürdürülebilir büyümesi açısından kritik olduğunu vurguladı. “İlk fiyat ayarlamaları ambalaj ürünlerinde görülebilir” Plastik sektörünün birçok sektör için ara malı üretimi yaptığını hatırlatan Karadeniz, maliyet artışlarının ilk etapta bazı ürün gruplarında daha hızlı hissedilebileceğini söyledi. Karadeniz, “İlk aşamada plastik ambalaj ürünleri, tek kullanımlık gıda ambalajları, temizlik ve hijyen ürünlerinin ambalajları ile lojistik ve taşıma ekipmanlarında fiyat ayarlamaları görülebilir. Enerji fiyatlarının yüksek seyretmesi halinde bu fiyat düzenlemelerinin hızla yükselebileceği ihtimali göz ardı edilmemelidir” değerlendirmesinde bulundu. “Enflasyon hedefleri üzerinde risk oluşabilir” Orta Doğu’daki savaşın küresel enerji fiyatlarını yukarı çektiğini belirten Karadeniz, bunun Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkelerde enflasyon beklentilerini de etkileyebileceğini söyledi. Karadeniz, “Petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki her artış üretim maliyetlerini doğrudan etkiliyor. Savaşın uzun sürmesi halinde yıl sonu enflasyon hedeflerinin tutturulması zorlaşabilir ve yukarı yönlü bir revizyon gündeme gelebilir” dedi. Buna rağmen Türkiye’nin güçlü üretim altyapısına dikkat çeken Karadeniz, sanayicinin kriz dönemlerinde geliştirdiği esnekliğin önemli bir avantaj olduğunu belirterek, enerji piyasalarında hızlı bir normalleşme yaşanması halinde hem üretim maliyetleri hem de enflasyon üzerindeki baskının kontrol altına alınabileceğini ifade etti.

Ortadoğu’daki gelişmeler ihracatımızı olumsuz etkiliyor Haber

Ortadoğu’daki gelişmeler ihracatımızı olumsuz etkiliyor

Ortadoğu’daki gerilim sahaya yansıyor ABD/İsrail-İran ekseninde tırmanan gerilim ve Ortadoğu’da derinleşen savaş ortamının yalnızca bölge ülkelerini değil, Türkiye ekonomisini ve ihracatçıyı da doğrudan etkilediğini kaydeden Uğurdağ, “Özellikle Ortadoğu pazarına yoğun şekilde ihracat yapan şehirlerimizde bu etkinin sonuçları artık açık ve ağır bir şekilde hissedilmektedir” dedi. Sanayicimiz darboğazda Bölgemiz sanayisinin omurgasını oluşturan mobilya sektörü başta olmak üzere birçok firmanın sipariş iptalleri, sevkiyat aksaklıkları ve artan maliyetler nedeniyle ciddi bir darboğazın içine girdiğini belirten Uğurdağ, “Gelinen noktada ihracatın önemli ölçüde yavaşladığını, bazı alanlarda ise durma noktasına geldiğini görüyoruz” ifadelerini kullandı. Maliyetler artıyor, lojistik aksıyor Savaşın etkisiyle sigorta maliyetlerinin katlandığını, navlun fiyatlarının ciddi şekilde arttığını, teslim sürelerinin uzadığını ve lojistik süreçlerin öngörülemez hale geldiğini vurgulayan Uğurdağ, bu durumun firmalar üzerinde ciddi bir baskı oluşturduğunu dile getirdi. Üretimde hammadde baskısı Özellikle sünger ve benzeri kritik hammaddelerde yaşanan tedarik sorunları ile yurt dışı kaynaklı maliyet artışlarının üretim üzerindeki baskıyı artırdığını belirten Uğurdağ, “Zaten yüksek maliyetlerle mücadele eden sanayicimiz için bu durum, rekabet gücünü zayıflatan ve üretim planlamasını zorlaştıran ilave bir yük oluşturmaktadır” dedi. İhracatçı Zor Bir Tercihle Karşı Karşıya Mevcut tablo karşısında ihracatçının zor bir tercihle karşı karşıya kaldığını ifade eden Uğurdağ, “Firmalarımız ürününü sevk etmek ile zarar etmek arasında kalmış, birçok işletme çareyi mallarını limanlarda bekletmekte bulmuştur” şeklinde konuştu. Risk büyüyor Yaşanan gelişmelerin yalnızca geçici bir ticari aksama olmadığını vurgulayan Uğurdağ, “Zamanında gerekli tedbirlerin alınmaması halinde bu süreç; üretimi, istihdamı ve şehir ekonomimizi doğrudan etkileyecek ciddi bir risk alanına dönüşebilir” dedi. Konu ilgili kurumlara iletildi Konuya ilişkin girişimlerde bulunduklarını ifade eden Uğurdağ, “Yaşanan sorunları Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ve Ticaret Bakanlığı nezdinde açık şekilde dile getirdik. Sahadan gelen veriler, mevcut durumun önemini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Sürecin ilgili kurumlarımız tarafından yakından takip edilmesinin faydalı olacağı kanaatindeyiz” dedi. Uğurdağ, beklentilerini ise şu şekilde sıraladı: Savaş nedeniyle ihraç edilemeyen konteynerlerin iade süreçlerinde bürokratik yükün hafifletilmesi ve kırmızı hat uygulamasının kaldırılması, Limanlarda bekleyen konteynerlere uygulanan ardiye ücretlerinin kaldırılması ya da makul seviyelere çekilmesi, Dahilde İşleme İzin Belgesi/Dahilde İşleme İzni sahibi firmaların sürelerinin mevcut şartlar dikkate alınarak uzatılması, Onaylanmış Kişi Statü Belgesi (OKSB) için aranan ihracat kriterinin bu olağanüstü dönemde yeniden 1.000.000 USD seviyesine düşürülmesi. İhracattaki aksama şehir ekonomisini etkiler Ortadoğu pazarına yönelik ihracatta yaşanan aksamanın şehir ekonomisi üzerindeki etkilerine de dikkat çeken Uğurdağ, “Bu sürecin uzaması halinde yalnızca firmalarımız değil, şehrimizin ekonomik dengeleri, üretim kapasitesi ve istihdamı da olumsuz etkilenecektir. Bu nedenle ihracatçımızın yükünü hafifletecek tedbirlerin değerlendirilmesinin büyük önem taşıdığına inanıyoruz” ifadelerini kullandı.

Küresel Trendler ve Türkiye’nin avantajı Haber

Küresel Trendler ve Türkiye’nin avantajı

Uluslararası taşımacılık ve entegre lojistik çözümleri sunan Lanes Lojistik, hava kargo pazarına yönelik 2026 beklentilerini ve Türkiye’nin bu pazardaki konumunu forwarder perspektifiyle değerlendirdi. Lanes Lojistik Operasyon Direktörü Ali Demircan, küresel gelişmeler ışığında sektöre dair öngörülerini paylaştı. 2026’da Hava Kargoda Yeni Dönem: Hız, Güvenilirlik ve Kapasite Yönetimi 2026 yılı itibarıyla hava kargo pazarında en belirleyici unsurların başında hız ve güvenilirlik geliyor. Özellikle ilaç, teknoloji, otomotiv yan sanayi ve e-ticaret ürünlerinde zamanında teslimat, rekabet avantajının ana unsurlarından biri haline gelmiş durumda. Pandemi sonrası dönemde yolcu uçuşlarının artmasıyla birlikte belly kapasite yeniden yükselişe geçse de, küresel talepteki artış kapasite yönetimini hâlâ kritik bir konu olarak öne çıkarıyor. Forwarder firmalar açısından bu durum; doğru havayolu iş birlikleri, etkin kapasite planlaması ve alternatif uçuş rotaları oluşturma becerisini daha da önemli hale getiriyor. Ali Demircan, hava kargonun dönüşümünü şu sözlerle değerlendirdi: “Artık hava kargo yalnızca hızlı taşımacılık değil; planlama, kapasite erişimi ve operasyonel güvenilirliğin birleştiği bir hizmet haline geldi. Forwarder firmalar için bu alanda güçlü ağ ve doğru zamanlama en kritik rekabet unsuru.” E-Ticaretin Yükselişi ve Hava Kargoya Etkisi Küresel e-ticaret hacmindeki büyüme, hava kargo talebini doğrudan etkileyen en önemli faktörlerden biri olmaya devam ediyor. Özellikle Asya–Avrupa ve Amerika hatlarında artan küçük hacimli ancak yüksek frekanslı gönderiler, operasyonel süreçlerin yeniden yapılandırılmasını gerektiriyor. Bu yeni yapı, forwarder firmaların daha esnek, hızlı ve teknoloji destekli çözümler sunmasını zorunlu kılıyor. Mikro dağıtım, hızlı gümrükleme süreçleri ve entegre lojistik çözümleri; e-ticaret lojistiğinde öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor. Demircan’a göre, bu dönüşüm kaçınılmaz: “E-ticaretin büyümesiyle birlikte hava kargo operasyonları daha parçalı ama daha yoğun bir yapıya evriliyor. Bu da forwarder firmalar için operasyonel kabiliyet ve dijital altyapıyı vazgeçilmez kılıyor.” Maliyet Dinamikleri ve Rekabet Baskısı Hava kargo, diğer taşıma modlarına kıyasla daha yüksek maliyetli bir seçenek olsa da, sağladığı hız avantajı nedeniyle kritik sektörlerde tercih edilmeye devam ediyor. 2026 yılında yakıt maliyetleri, karbon regülasyonları ve operasyonel giderler; fiyatlandırma üzerinde belirleyici olmaya devam edecek. Bu noktada forwarder firmalar, konsolidasyon çözümleri, doğru hat planlaması ve yük optimizasyonu ile müşterilerine maliyet avantajı sunmayı hedefliyor. Özellikle parsiyel hava kargo çözümleri ve multimodal entegrasyon (hava + karayolu) modelleri daha fazla öne çıkıyor. “Tek başına hız artık yeterli değil; maliyet ve hız dengesini doğru kurabilmek gerekiyor,” diyen Demircan, sözlerine şöyle devam etti: “Forwarder olarak müşterilerimize yalnızca en hızlı değil, aynı zamanda en verimli çözümü sunmak zorundayız.” Türkiye’nin Stratejik Avantajı Türkiye, coğrafi konumu sayesinde Avrupa, Asya, Orta Doğu ve Afrika arasında doğal bir lojistik köprü konumunda bulunuyor. Bu avantaj, hava kargo operasyonlarında da önemli fırsatlar sunuyor. İstanbul başta olmak üzere gelişmiş havalimanı altyapısı ve geniş uçuş ağı, Türkiye’yi bölgesel bir hava kargo merkezi haline getirme potansiyeline sahip. Özellikle transit taşımacılıkta artan talep, Türkiye’nin hub olma rolünü güçlendirirken; hızlı gümrük süreçleri ve altyapı yatırımları bu potansiyelin hayata geçirilmesinde kritik rol oynuyor. Demircan, Türkiye’nin konumunu şu sözlerle değerlendirdi: “Türkiye, doğru yatırımlar ve süreç iyileştirmeleriyle hava kargoda bölgesel bir dağıtım merkezi olabilir. Coğrafi avantajımızı operasyonel hız ve dijitalleşme ile desteklediğimizde çok daha güçlü bir konuma ulaşacağız.” Dijitalleşme ve Operasyonel Şeffaflık Hava kargo operasyonlarında dijitalleşme, 2026 yılında fark yaratan en önemli unsurlardan biri olmaya devam ediyor. Gerçek zamanlı takip sistemleri, otomatik rezervasyon altyapıları ve veri analitiği destekli planlama; operasyonel verimliliği artırırken müşteri deneyimini de iyileştiriyor. Forwarder firmalar için dijitalleşme artık bir tercih değil, zorunluluk. Özellikle zaman hassasiyeti yüksek gönderilerde anlık bilgi akışı ve proaktif iletişim, müşteri memnuniyetinin temelini oluşturuyor. Hava Kargoda Rekabetin Yeni Tanımı 2026 yılında hava kargo sektörü; hız, maliyet yönetimi, kapasite erişimi ve dijitalleşme ekseninde yeniden şekilleniyor. Türkiye ise sahip olduğu stratejik konum ve gelişen altyapısıyla bu dönüşümde önemli bir oyuncu olma potansiyelini sürdürüyor. Ali Demircan değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı: “Hava kargo, küresel ticaretin en kritik taşıma modlarından biri haline geldi. Forwarder firmalar olarak bizler, müşterilerimize sadece taşıma hizmeti değil; hız, güvenilirlik ve öngörü sunuyoruz. Lanes Lojistik olarak güçlü operasyonel yapımız ve uluslararası ağımızla, Türkiye’nin hava kargo potansiyelini en verimli şekilde değerlendirmeye devam edeceğiz.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.