SON DAKİKA
Hava Durumu

#Lng

Ekometre - Lng haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Lng haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Petrol piyasasında tansiyon düşüyor Haber

Petrol piyasasında tansiyon düşüyor

Brent petrolün varil fiyatı 101 dolar seviyesine gerilerken, düşüş serisi dördüncü işlem gününe taşındı. Piyasada jeopolitik risk priminin azalması ve bölgedeki petrol akışının beklenenden güçlü seyretmesi, fiyatlar üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturdu. Petrol fiyatlarında düşüş hızlandı Kasım vadeli Brent petrolün varil fiyatı gün içinde yüzde 2'yi aşan düşüşle 101,71 dolara kadar geriledi. ABD tipi Batı Teksas petrolü (WTI) ise yüzde 2'nin üzerinde değer kaybederek 98,15 doları gördü. Böylece Brent petrol, haziran ayından bu yana en uzun günlük düşüş serisine yöneldi. Petrol piyasasındaki satışlarda, ABD ile İran arasında diplomatik temas ihtimalinin güçlenmesi ve Hürmüz Boğazı üzerinden enerji sevkiyatlarının tamamen durmadığına ilişkin veriler etkili oldu. Diplomasi beklentisi risk primini azalttı ABD ile İran arasında diplomatik bir çözüm ihtimalinin yeniden gündeme gelmesi, savaşın enerji arzı üzerindeki etkilerine yönelik endişelerin kısmen hafiflemesini sağladı. KCM Trade Baş Piyasa Analisti Tim Waterer, ABD-İran savaşında gerilimi azaltabilecek diplomatik bir yol ortaya çıkabileceği beklentisinin petrol fiyatlarındaki risk priminin bir bölümünü ortadan kaldırdığını belirtti. Piyasalar, savaşın seyri ve enerji arzına yönelik olası etkiler açısından diplomatik gelişmeleri yakından izlemeyi sürdürüyor. Trump-Pezeşkiyan görüşmesi gündemde ABD Başkanı Donald Trump, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu için New York'ta bulunması beklenen İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile görüşmeye açık olabileceğini söyledi. Trump'ın aynı hafta Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve Körfez ülkelerinin liderleriyle de temaslarda bulunması bekleniyor. Piyasalarda, bu görüşmelerden ABD-İran savaşının geleceğine ilişkin diplomatik bir sinyal çıkıp çıkmayacağı takip ediliyor. Bununla birlikte taraflar arasındaki karşılıklı tehditlerin sürdüğü ve henüz somut bir ateşkes anlaşmasının bulunmadığı belirtiliyor. Hürmüz Boğazı'nda enerji akışı sürüyor Petrol fiyatlarındaki düşüşte etkili olan bir diğer unsur, Hürmüz Boğazı üzerinden enerji sevkiyatlarının beklenenden daha dirençli seyretmesi oldu. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı, petrol ve LNG hareketlerinin son iki haftada altı ayın en yüksek seviyesine çıktığını bildirirken, piyasa verileri boğazdaki gemi trafiğinin savaş öncesi seviyelere göre hâlâ oldukça düşük olduğunu gösteriyor. Reuters'ın Kpler verilerine dayandırdığı habere göre, 13 Eylül haftasında 13 tanker yaklaşık 34 milyon varil petrol taşıyarak Hürmüz Boğazı'ndan çıkış yaptı. Bu hacmin yaklaşık yarısını Suudi Arabistan sevkiyatları oluşturdu. Buna karşın boğazdan geçen toplam gemi sayısı savaş öncesi seviyelerin oldukça altında kalmaya devam ediyor. Bu nedenle enerji akışındaki toparlanmanın tam anlamıyla normalleşme anlamına gelmediği değerlendiriliyor. Suudi Arabistan'ın petrol ihracatı toparlandı Petrol piyasasında arz endişelerini azaltan gelişmelerden biri de Suudi Arabistan'ın ihracatındaki toparlanma oldu. Kpler verilerine göre ülkenin petrol ihracatı ağustos ayında günlük yaklaşık 2,4 milyon varile kadar geriledikten sonra eylülde yeniden günlük 4 milyon varilin üzerine çıktı. Saudi Aramco, Husilerin Doğu-Batı boru hattına yönelik saldırılarının ardından Yanbu üzerinden bazı sevkiyatları durdurmuş, ancak Hürmüz Boğazı üzerinden ihracatı artırmıştı. Suudi Arabistan'ın son günlerde Hürmüz üzerinden gerçekleştirdiği sevkiyatların artması, piyasalarda en olumsuz arz senaryolarına ilişkin endişelerin bir bölümünü hafifletti. Orta Doğu'daki petrol akışı beklentileri aştı JPMorgan analistleri, Suudi Arabistan'ın Doğu-Batı boru hattındaki aksamalara rağmen Orta Doğu'daki petrol akışlarının beklenenden güçlü kaldığına dikkat çekti. Bölgedeki toplam petrol akışının son 10 günde günlük ortalama 17,1 milyon varil seviyesinde olduğu belirtiliyor. Bu seviye, 2025 ortalamasının altında kalmasına rağmen savaş sırasında öngörülen en kötümser arz senaryolarına kıyasla daha yüksek bir akışa işaret ediyor. Petrol sevkiyatlarının tamamen durmaması, piyasalarda arz açığına ilişkin beklentilerin yeniden değerlendirilmesine neden oluyor. Brent petrolde 100 dolar seviyesi izleniyor Guotai Junan Futures Kıdemli Petrol Analisti Xuyi Zhao, piyasanın giderek "arz koşulları daha ne kadar kötüleşebilir?" sorusundan "arz sıkışıklığının en kötü bölümü geride kalmış olabilir mi?" sorusuna geçtiğini belirtti. Zhao, buna rağmen kalıcı bir düşüş trendinin oluştuğunu söylemek için erken olduğunu ve Brent petrol fiyatının kısa vadede 100 dolar civarında dengelenebileceğini değerlendirdi. Bu değerlendirme, petrol fiyatlarının sert yükselişin ardından daha yatay ve dalgalı bir seyir izleyebileceğine yönelik beklentileri yansıtıyor. Petrol fiyatları yıl başından bu yana yüksek Son dört işlem günündeki düşüşe rağmen Brent petrol, yıl başından bu yana yüksek seviyelerde kalmaya devam ediyor. ABD-İran savaşı nedeniyle Hürmüz Boğazı'ndaki sevkiyatların aksaması, Husilerin Suudi Arabistan'ın enerji altyapısına yönelik saldırıları ve Rusya-Ukrayna savaşında enerji tesislerinin hedef alınması, petrol fiyatlarını destekleyen başlıca unsurlar arasında yer aldı. Özellikle motorin ve diğer rafine petrol ürünlerinde yaşanan fiyat artışları, ham petroldeki yükselişin üzerine çıkarak küresel enflasyon baskısını artırdı. Piyasaların odağında diplomasi ve Hürmüz Boğazı var Petrol fiyatlarının bundan sonraki seyri açısından iki temel gelişme öne çıkıyor. Bunlardan ilki, ABD-İran savaşında diplomatik temasların somut bir sonuca dönüşüp dönüşmeyeceği. İkincisi ise Hürmüz Boğazı üzerinden enerji sevkiyatlarının ne ölçüde toparlanacağı. Diplomatik gerilimin azalması ve Suudi Arabistan başta olmak üzere Körfez ülkelerinin ihracatını artırması, ham petrol üzerindeki jeopolitik risk priminin daha da gerilemesine yol açabilir. Buna karşılık savaşın yeniden şiddetlenmesi veya Hürmüz Boğazı'ndaki sevkiyatların kesintiye uğraması, Brent petrol fiyatlarında yeniden yukarı yönlü hareketi gündeme getirebilir.

Türkiye’de doğal gaz ithalatı temmuzda geriledi Haber

Türkiye’de doğal gaz ithalatı temmuzda geriledi

Aynı dönemde doğal gaz tüketimi yüzde 25,22 düşerken, ay sonunda depolanan toplam gaz miktarı 5,64 milyar metreküp oldu. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun (EPDK) temmuz ayına ilişkin Doğal Gaz Piyasası Sektör Raporu, Türkiye’nin doğal gaz ithalatı, tüketimi ve stoklarında yaşanan değişimi ortaya koydu. İthalat 3,06 milyar metreküpe geriledi Türkiye’nin doğal gaz ithalatı temmuzda geçen yılın aynı ayına göre yüzde 21,72 azalarak yaklaşık 3 milyar 63 milyon metreküp oldu. İthal edilen doğal gazın 2 milyar 869 milyon metreküplük bölümü boru hatlarıyla, 194 milyon metreküpü ise LNG tesisleri aracılığıyla Türkiye’ye ulaştı. Boru gazında Azerbaycan ilk sırada Temmuz ayında boru hatlarıyla gerçekleştirilen doğal gaz ithalatında Azerbaycan öne çıktı. Azerbaycan’dan 1 milyar 1 milyon metreküp doğal gaz ithal edilirken, Rusya’dan 948 milyon, İran’dan ise 919 milyon metreküp doğal gaz alındı. LNG ithalatının tamamı ise Cezayir’den gerçekleştirildi. Cezayir’den temmuz ayında 194 milyon metreküp doğal gaz ithal edildi. Doğal gaz tüketimi yüzde 25,22 azaldı Türkiye’nin toplam doğal gaz tüketimi de temmuz ayında geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 25,22 düşerek yaklaşık 2 milyar 648 milyon metreküp seviyesinde gerçekleşti. Sektörel dağılımda en yüksek tüketim 1 milyar 114 milyon metreküp ile sanayi sektöründe kaydedildi. Elektrik üretimini de kapsayan dönüşüm/çevrim sektörünün doğal gaz tüketimi 770 milyon metreküp olurken, konutlardaki tüketim 376 milyon metreküp olarak gerçekleşti. Temmuz sonunda stok 5,64 milyar metreküp Türkiye’nin doğal gaz stokları temmuz sonu itibarıyla 5 milyar 638 milyon metreküp seviyesine ulaştı. Bu miktarın 5 milyar 413 milyon metreküpü yer altı depolama tesislerinde, 225 milyon metreküpü ise LNG terminallerinde tutuldu. Böylece temmuz ayı verileri, Türkiye’nin doğal gaz piyasasında hem ithalat hem de toplam tüketimde yıllık bazda belirgin bir gerilemeye işaret ederken, depolardaki gaz miktarının 5,6 milyar metreküp seviyesinde bulunduğunu gösterdi.

Almanya uyardı: Babülmendep’te risk büyüyor Haber

Almanya uyardı: Babülmendep’te risk büyüyor

Hinterseher, petrol ve LNG sevkiyatlarının daha fazla kısıtlanabileceği uyarısında bulundu. Almanya, Yemen’de Husilerin Kızıldeniz’in girişindeki stratejik Babülmendep Boğazı çevresinde artan kontrolüne ilişkin endişesini dile getirdi. Berlin, bölgedeki gelişmelerin uluslararası deniz ticaretinin yanı sıra küresel enerji piyasaları açısından da risk oluşturabileceği uyarısında bulundu. “Son haberler endişe verici” Almanya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Martin Hinterseher, Berlin’de düzenlenen basın toplantısında Yemen ve Kızıldeniz’deki gelişmeleri değerlendirdi. Babülmendep Boğazı başta olmak üzere bölgedeki gelişmeleri yakından takip ettiklerini belirten Hinterseher, son gelişmelerin Almanya açısından endişe verici olduğunu söyledi. Hinterseher, bölgede bir liman kentinin ele geçirilmesiyle sonuçlanan gelişmelerin de yakından izlendiğini belirterek, Husilerin haftalardır uluslararası deniz trafiğini kısıtlamaya ve gemileri rehin almaya çalıştığını ifade etti. Husilerin Suudi Arabistan’daki enerji tesislerini de hedef aldığını belirten Hinterseher, Yemen hükümetine yönelik saldırıların son dönemde yoğunlaştığını kaydetti. Berlin’den Yemen hükümetine destek Hinterseher, İran ve Husilerin faaliyetlerini kınadıklarını belirterek, Almanya’nın Yemen’in meşru hükümetini desteklediğini söyledi. Berlin’in açıklaması, Babülmendep çevresindeki askeri hareketliliğin yalnızca Yemen’deki çatışmalar açısından değil, bölgesel güvenlik ve uluslararası ticaret açısından da değerlendirildiğini ortaya koydu. Petrol ve LNG sevkiyatı riske girebilir Babülmendep Boğazı çevresinde Husilerin kontrolünün artmasının enerji piyasaları açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çeken Hinterseher, bölgeden gerçekleştirilen petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) sevkiyatlarının daha fazla kısıtlanabileceği uyarısında bulundu. Böyle bir gelişmenin küresel enerji arzını olumsuz etkileyebileceğini belirten Hinterseher, bölgedeki gelişmelerin enerji piyasaları tarafından yakından izlendiğini ifade etti. Suudi Arabistan’ın petrol üretimine dikkat çekti Hinterseher ayrıca Suudi Arabistan’ın petrol üretimindeki düşüşe dikkat çekti. Riyad’ın OPEC’e, 4 Ağustos itibarıyla günlük petrol üretiminin yaklaşık 6 milyon varile gerilediğini bildirdiğini aktaran Hinterseher, bunun Suudi Arabistan’ın 1990’dan bu yana kaydettiği en düşük üretim seviyesi olduğunu belirtti. Almanya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, bölgedeki gelişmelerin enerji piyasaları üzerindeki olası etkilerinin yakından takip edildiğini vurguladı.

Petrol fiyatları yükseldi: Brent 83,65 dolara çıktı Haber

Petrol fiyatları yükseldi: Brent 83,65 dolara çıktı

Brent petrol 83,65 dolara, ABD tipi ham petrol (WTI) ise 78,26 dolara yükselirken, enerji piyasalarının odağı yeniden Orta Doğu'daki jeopolitik gelişmelere çevrildi. Küresel petrol piyasaları, Hürmüz Boğazı'na ilişkin yeni gelişmelerin etkisiyle haftanın son işlem gününde yükseliş kaydetti. İran'ın, ABD ve İsrail bağlantılı gemilerin Hürmüz Boğazı'ndan geçişini kısıtlayabilecek yeni bir düzenleme üzerinde çalıştığı yönündeki haberler, enerji arzına ilişkin endişeleri artırdı. Brent petrol 83,65 dolara yükseldi Asya piyasalarında ekim vadeli Brent petrol yüzde 1,4 artışla 83,65 dolar seviyesine çıktı. ABD Batı Teksas türü ham petrol (WTI) ise yüzde 1,3 yükselerek 78,26 dolar seviyesinden işlem gördü. Bir önceki işlem gününde Brent petrol yaklaşık yüzde 4, WTI ise yüzde 3 değer kazanmıştı. İran'dan yeni yasa hazırlığı Basında yer alan bilgilere göre İran Parlamentosu'ndaki ilgili komite, ABD ve İsrail bağlantılı gemilerin Hürmüz Boğazı'ndan geçişini yasaklayabilecek bir yasa tasarısını değerlendiriyor. Tasarı kapsamında yasağa uymayan gemilere, taşıdıkları yükün değerinin yüzde 20'sine kadar para cezası uygulanması da gündemde bulunuyor. Devrim Muhafızları'ndan dikkat çeken açıklama İran Devrim Muhafızları'nın Hürmüz Boğazı'nda "düşmanca hedeflere" yönelik operasyon düzenlediğini açıklaması da bölgedeki tansiyonu yükselten gelişmeler arasında yer aldı. Bu açıklama, uluslararası deniz taşımacılığının geleceğine ilişkin belirsizlikleri artırırken, enerji piyasalarında risk algısını yeniden güçlendirdi. Hürmüz Boğazı enerji ticaretinin kalbi Dünya petrolü ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) sevkiyatının yaklaşık yüzde 20'si Hürmüz Boğazı üzerinden gerçekleştiriliyor. Bu nedenle boğazdaki güvenlik durumu ve geçiş koşullarına ilişkin her gelişme, küresel enerji fiyatları üzerinde doğrudan etkili oluyor. Kızıldeniz ve Rusya gelişmeleri de fiyatları destekledi Petrol fiyatlarını yukarı taşıyan bir diğer unsur ise Yemen'deki İran destekli Husilerin Suudi Arabistan'daki askeri hedeflere yönelik saldırı açıklamaları oldu. Öte yandan Ukrayna'nın insansız hava araçlarıyla Rusya'daki büyük bir petrol rafinerisini hedef aldığı ve tesiste yangın çıktığına ilişkin haberler de arz güvenliğine yönelik endişeleri artırdı. Piyasaların gözü ABD istihdam verilerinde Yatırımcılar bugün açıklanacak ABD tarım dışı istihdam verisini de yakından takip ediyor. Verinin, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz politikası beklentileri üzerinde belirleyici olması beklenirken, faiz görünümünün küresel ekonomik büyüme ve petrol talebi üzerindeki etkisi de enerji piyasalarının ana gündem maddeleri arasında yer alıyor.

AB'den Rusya'ya 21. yaptırım paketi Haber

AB'den Rusya'ya 21. yaptırım paketi

Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkeler, Rusya'ya yönelik 21. yaptırım paketini resmen onayladı. Yeni yaptırım paketi; enerji, finans, kripto varlıklar ve ticaret başta olmak üzere Rus ekonomisinin kritik gelir kaynaklarını hedef alıyor. AB Konseyi Dönem Başkanı İrlanda'nın Dışişleri, Ticaret ve Savunma Bakanı Helen McEntee, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, dönem başkanlıklarının ilk haftalarında 21. yaptırım paketi üzerinde uzlaşmaya varılmasından memnuniyet duyduğunu belirtti. McEntee, yeni paketin Rusya'nın gelir kaynaklarını daha fazla hedef aldığını, "gölge filo" olarak adlandırılan yaptırımları aşmaya yönelik deniz taşımacılığı ağını engellediğini ve tedarik zincirlerini sekteye uğrattığını ifade etti. AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ise yaptırımların, Ukrayna'nın sahada askeri ivme kazandığı bir dönemde Rusya'nın savaş ekonomisini zayıflatmayı sürdüreceğini vurguladı. Von der Leyen, 21. yaptırım paketi kapsamında 32 Rus bankasının daha işlem yasağı listesine eklendiğini, bazı kripto varlık şirketleri ile petrol ticaret platformlarının da yaptırım kapsamına alındığını açıkladı. Yeni düzenlemeyle ayrıca, Rusya'nın uluslararası yaptırımları aşmak amacıyla kullandığı belirtilen gölge filoya destek veren gemilere yönelik yaptırımlar da ilk kez devreye alındı. Petrol fiyat tavanına ilişkin mevcut uygulamanın ise bir yıl süreyle korunacağı bildirildi. AB Konseyi Başkanı Antonio Costa da yaptırımların enerji, finansal hizmetler, kripto varlıklar ve ticaret gibi Rus ekonomisi açısından en yüksek etkiye sahip sektörleri hedef aldığını belirterek, Moskova üzerindeki ekonomik baskının artırılacağını söyledi. Müzakerelerde Yunanistan itirazı AB Komisyonu tarafından haziran ayında sunulan yaptırım paketi, üye ülkeler arasındaki görüş ayrılıkları nedeniyle uzun süren müzakerelerin ardından kabul edildi. Sürecin en önemli tartışma başlıklarından biri, Rus sıvılaştırılmış doğal gazının (LNG) AB dışındaki ülkelere taşınmasına yönelik düzenleme oldu. Yunanistan, AB şirketlerinin Rus LNG'sini üçüncü ülkelere taşımasını yasaklayan öneriye karşı çıkarak, söz konusu düzenlemenin beklenen sonucu vermeyeceğini ve gemilerin AB dışına kayıt yaptırarak faaliyetlerini sürdürebileceğini savundu. Yapılan müzakerelerin ardından pakette bazı düzenlemeler revize edilerek üye ülkelerin uzlaşması sağlandı.

Savaşın AB’ye enerji maliyeti 35 milyar Euro Haber

Savaşın AB’ye enerji maliyeti 35 milyar Euro

AB Komisyonu’nun Enerjiden Sorumlu Üyesi Dan Jorgensen, kriz sürecinin başlamasından bu yana Avrupa ülkelerinin enerji için normal seviyelerin yaklaşık 35 milyar euro üzerinde ödeme yaptığını söyledi. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nde düzenlenen gayriresmi AB enerji bakanları toplantısının ardından konuşan Jorgensen, yaşanan süreci “fosil yakıt krizi” olarak tanımladı. “Avrupa hâlâ kırılgan” Jorgensen, AB’nin 2022’ye kıyasla daha hazırlıklı olduğunu, yenilenebilir enerji kapasitesinin arttığını ve enerji tedarikinin çeşitlendirildiğini belirtti. Ancak küresel piyasalardaki fiyat artışlarının Avrupa ekonomisini hâlâ ciddi şekilde etkilediğini vurguladı. AB’nin fosil yakıtlara bağımlılığını azaltması gerektiğini ifade eden Jorgensen, özellikle sanayi üretimi ve vatandaşların enerji maliyetleri konusunda baskı altında olduğunu söyledi. Jet yakıtı için gözlem merkezi kuruldu AB Komisyonu, olası arz sorunlarını izlemek amacıyla Avrupa’daki jet yakıtı hareketlerini takip edecek özel bir gözlem merkezi kurduğunu duyurdu. Jorgensen, kısa vadede ciddi bir arz güvenliği problemi beklenmediğini ancak Orta Doğu’daki gelişmelerin ve hava yolu şirketlerinin vereceği tepkilerin süreci belirleyeceğini ifade etti. Bazı hava yolu şirketlerinin şimdiden uçuş iptallerine başladığına dikkat çekti. GKRY’den yeni doğal gaz hamlesi GKRY Enerji Bakanı Michael Damianos ise Avrupa’nın ithal fosil yakıtlara bağımlılığının ekonomik ve güvenlik açısından ciddi risk oluşturduğunu söyledi. Damianos, Romanya, Yunanistan, Polonya ve GKRY’deki yeni doğal gaz keşiflerinin Avrupa’nın enerji güvenliğine katkı sağlayabileceğini belirtti. Özellikle GKRY merkezli Kronos sahasında yürütülen görüşmelerin son aşamaya geldiğini ifade eden Damianos, anlaşmanın sağlanması halinde Avrupa pazarına ilk gaz akışının 2027 sonu veya 2028 başında başlayabileceğini açıkladı. Afrodit sahasında ise ilk gaz üretiminin 2030-2031 döneminde başlamasının planlandığı bildirildi. LNG ve enerji güvenliği gündemde AB yetkilileri, küresel LNG piyasasındaki dalgalanmalar ve Orta Doğu’daki jeopolitik risklerin Avrupa enerji güvenliği açısından yeni baskılar oluşturduğuna dikkat çekiyor. Birlik, enerji arz güvenliğini artırmak için hem yenilenebilir enerji yatırımlarını hızlandırmayı hem de yerli doğal gaz kaynaklarını sisteme dahil etmeyi hedefliyor.

Bayraktar: Günlük 22 milyon metreküp doğal gaz üretiyoruz Haber

Bayraktar: Günlük 22 milyon metreküp doğal gaz üretiyoruz

Enerji arzında sorun yaşanmayacağını belirten Bayraktar, Türkiye’nin enerjide merkez ülke olma hedefi doğrultusunda yatırımlarını sürdürdüğünü söyledi. BOTAŞ’ın 6 kıta, 39 ülke ve 50’den fazla kaynaktan doğal gaz tedarik ettiğini belirten Bayraktar, LNG ve depolama yatırımlarıyla altyapının güçlendirildiğini ifade etti. “Doğal gazda arz sorunu yaşamıyoruz” Kırklareli’nin Babaeski ilçesinde düzenlenen ENKA 850 megavat Doğal Gaz Kombine Çevrim Santrali açılışında konuşan Bayraktar, Türkiye’nin son yıllarda enerji krizlerine karşı en dirençli ülkelerden biri haline geldiğini söyledi. Bayraktar, “Gerçekleştirdiğimiz uluslararası projeler ve güçlü altyapımız sayesinde doğal gazda arz sorunu yaşamıyoruz, bundan sonra da yaşamayacağız” dedi. LNG kapasitesi büyüyor Türkiye’nin yıllık yaklaşık 60 milyar metreküplük doğal gaz tüketimiyle Avrupa’da dördüncü sırada yer aldığını belirten Bayraktar, LNG gazlaştırma kapasitesinin günlük 161 milyon metreküpe ulaştığını açıkladı. Önümüzdeki yıllarda iki yeni FSRU yatırımıyla bu kapasitenin günlük 200 milyon metreküpe çıkarılması hedefleniyor. 2035 hedefi: 10 bin megavat ek kapasite Enerji talebinin hızla arttığını vurgulayan Bayraktar, doğal gazın Türkiye’nin enerji dönüşümünde kritik bir “geçiş yakıtı” olduğunu söyledi. Türkiye Ulusal Enerji Planı kapsamında 2035 yılına kadar doğal gaz santrallerine ilave 10 bin megavat kurulu güç eklenmesinin planlandığını belirten Bayraktar, yenilenebilir enerji yatırımlarının da hız kesmeden süreceğini ifade etti. Depolama kapasitesi artırılıyor Silivri ve Tuz Gölü yer altı depolama tesislerinin toplam kapasitesinin 6,3 milyar metreküpe ulaştığını açıklayan Bayraktar, 2028 yılına kadar Türkiye’nin yıllık doğal gaz tüketiminin en az yüzde 20’sini depolayabilecek seviyeye çıkılacağını söyledi.

Enerji şoku faiz indirimini engelliyor Haber

Enerji şoku faiz indirimini engelliyor

Yıla faiz indirimi beklentisiyle giren piyasalarda ‘şahin’ politikaların devam edeceği beklentisi hakim olmaya başladı. Küresel piyasalar nisan ayına İran merkezli jeopolitik gerilimlerin gölgesinde girerken, tedarik endişeleriyle 115 dolar seviyelerine kadar tırmanan Brent petrol, yüksek enflasyonun kalıcı hale geleceği korkusunu tetikleyerek, para politikasının dizginlerini elinde tutan merkez bankalarının mevcut planlarını doğrudan etkiledi. Yaşanan bu ani enerji şoku, yıla faiz indirim döngüsü beklentisiyle giren majör merkez bankalarının nisan ayındaki toplantılarında planları değiştirdi. 29 Nisan’da toplanacak ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz indirimlerini ertelemesi bekleniyor. Fed, kararını 30 Nisan’da açıklayacak. Avrupa Merkez Bankası’nın da (ECB) olası bir ‘faiz artırımı’ senaryosu dahi yeniden dillendirilmeye başlandı. İngiltere Merkez Bankası’na (BOE) yönelik faiz indirimi beklentileri ise yerini sabit tutma eğilimine bırakırken, Japonya Merkez Bankası’nın (BoJ) faiz artıracağına ilişkin öngörüler güçlendi. 22 Nisan’da toplanacak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) da değişen bu küresel ve yerel şartlar ışığında faiz kararını piyasalarla paylaşacak. Enerjide ‘hürmüz’ çıkmazı İstanbul Ticaret’e değerlendirmede bulunan Gedik Yatırım Yatırım Danışmanlığı Müdür Yardımcısı Onurcan Bal, 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a saldırısıyla başlayan ve halen devam eden mevcut savaş halinin en çok enerji piyasalarını vurduğunu belirtti. Petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki sert artışın nedenlerini detaylandıran Bal, “Bölgedeki altyapı tesislerinin zarar görmesi ve üretimin ilerleyen sürece dair ne kadar hasar alacağına ilişkin belirsizliğin yanı sıra dünyadaki petrol ticaretinin yaklaşık beşte birine hizmet eden Hürmüz Boğazı’nın kapalı olması, enerji maliyetlerinde ciddi bir artışı beraberinde getirdi” dedi. Enerji maliyetlerinin artmasının küresel çapta enflasyon ve büyüme üzerinde olumsuz etkiler yarattığına dikkat çeken Bal, savaş sona erse dahi petrol fiyatlarının çok hızlı bir şekilde savaş öncesi seviyelere dönmesinin ana senaryo olmadığını vurguladı. İndirim döngüsü şimdilik rafa kalktı Son bir buçuk aylık süreçte artan maliyetler ve enflasyon tarafında gündeme gelen endişelerin merkez bankalarının stratejilerini doğrudan değiştirdiğini ifade eden Bal, “Savaş öncesinde küresel piyasalarda hâkim olan kademeli faiz indirim döngüsü şu an için rafa kaldırılmış durumda. Merkez bankalarının faiz indirimlerini ertelediğini söyleyebiliriz” dedi. Küresel çapta çok hızlı bir şahinleşme ve sert faiz artırımları beklemediklerini dile getiren Bal, beklentilerindeki değişimi şu sözlerle aktardı: “Fed’e ilişkin genel beklentiler, bu yıl faiz indirimi yapılmaması yönünde ama kuvvetli bir faiz artırım beklentisi yok. Avrupa Merkez Bankası’nda ise bu yıl faiz değişimi beklenmiyordu, şimdi ‘bir artırım olabilir’ düşüncesi daha ağır basıyor. Fed ve İngiltere Merkez Bankası gibi faiz indirim döngüsünde olan merkez bankalarının bu döngüyü şu an için ertelemesi anlamına geliyor.” Enerji maliyetlerindeki tırmanış, zayıflayan faiz indirimi beklentileri ve riskli varlıklara yönelik azalan iştahın, gelişmekte olan ülkelerden para çıkışlarına sebep olduğunu belirten Bal, jeopolitik riskler sürdükçe bu çıkış eğiliminin devam edebileceğinin altını çizdi. Güvenli liman arayışında yatırımcıların ağırlıklı olarak tahvil ve dolara yöneldiğini aktaran Bal, değerli metallerdeki alışılagelmişin aksine yaşanan düşüşe dikkat çekti: “Normal şartlarda güvenli liman talebiyle altın talep görür, ancak içinde bulunduğumuz sürecin faiz indirim beklentilerini zayıflatması, tahvil faizlerini yükseltmesi ve dolara olan ilgiyi artırması, altını ve gümüşü zayıflatan bir faktör. Enerji maliyetleri yüksek seyretmeye devam ederse altın ve gümüş tarafı zayıf kalmaya devam edebilir.” TCMB için beklenti Küresel jeopolitik tablonun yurt içine yansımalarını da değerlendiren Bal, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) cephesinde de indirim beklentilerinin ötelendiğini kaydetti. Yüzde 1.94 gelen mart enflasyonunun ardından nisan ayının da marttan düşük olmayacağına işaret eden Bal, “Hâlihazırda zaten üst banttan fonlama yapıldığını görüyoruz. Dolayısıyla kısa vadeli bir faiz indirimi şu an bizim taraf için de yok” dedi. Küresel enflasyon korkusunun yeni bir faza geçebileceği uyarısında da bulunan Bal, “savaş uzamaya devam eder, daha da şiddetlenir ve enerji maliyetlerindeki artış eğilimi tekrar hızlanacak olursa hem bizde hem dünyada faiz artırım ihtimalleri daha ciddi konuşulmaya başlanabilir” değerlendirmesinde bulundu. Piyasalar yön arıyor İnfo Yatırım Yatırım Danışmanı Tunç Safa Altunsaray, yıla başlarken dünyada enflasyonun kontrol altına alındığı ve gelişmekte olan ülkelerde dezenflasyon sürecinin devam ettiği iyimser bir tablo olduğunu hatırlattı. Ancak jeopolitik gerilimlerin bu durumu hızla tersine çevirdiğini belirten Altunsaray, “ABD, İran ve İsrail savaşının başlaması, devamında Hürmüz Boğazı’nın kapanması ve petrolde arz sıkıntısının devreye girmesiyle beraber petrol fiyatlarında ciddi artışlar gördük” dedi. Dünya LNG ticaretinin de sekteye uğramasıyla enerji maliyetlerinin ciddi oranda tırmandığını vurgulayan Altunsaray, enerji fiyatlarındaki yukarı yönlü her hareketin tarihi olarak enflasyonist baskı yarattığını ifade etti. Fiyat istikrarının merkez bankalarının ana görevi olduğunu hatırlatan Altunsaray, değişen beklentileri şu sözlerle özetledi: “Şu an enerji maliyetlerinin artmasından dolayı küresel bir enflasyon riski olduğunu düşünecek olursak merkez bankalarının faiz indirimlerinin rafa kalktığını söyleyebiliriz. Hatta Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve İngiltere Merkez Bankası (BOE) gibi kimi merkez bankalarından faiz artışları bile bekleniyor.” Gelişmekte olan borsalardan çıkış hızlandı Gelişmiş ülke merkez bankalarının faiz politikalarındaki şahinleşme eğiliminin piyasalardaki para akışını doğrudan değiştirdiğini vurgulayan Altunsaray, bu durumun borsalar üzerinde baskı oluşturduğuna dikkat çekti. Ocak başından şubat sonuna kadarki süreci örnek gösteren Altunsaray, “Gelişmiş ülkelerin merkez bankalarının faiz indirimi yaptığı ya da beklendiği dönemlerde genelde gelişmekte olan ülkelerin borsalarına ve piyasalarına para girişi olduğunu görmüşüzdür” dedi. Ancak mevcut tabloda rüzgarın tersine döndüğünü belirten Altunsaray, “Faiz indirimi beklentileri değişip merkez bankalarının faiz politikaları sıkılaşma anlamında değiştiği zaman, gelişmekte olan ülkelerin borsalarından çıkış olup paranın sabit getirili ürünlere gittiğini görmüşüzdür. Aslında şu anda gerçekleşen durum tam olarak bu” değerlendirmesinde bulundu. Yeni güvenli liman talebi Yatırımcıların bu belirsizlik ortamında nasıl bir strateji izlemesi gerektiğine de değinen Altunsaray, portföylerin bir miktar nakitte tutulmasının veya para piyasası fonları (PPF) ile mevduat gibi sabit getirili enstrümanlarda değerlendirilmesinin daha kritik olacağını kaydetti. Altın fiyatlarında yaşanan geri çekilmenin arka planını da açıklayan Altunsaray, şunları söyledi: “Şu an merkez bankalarının altın satması, Körfez ülkelerinden likidite ihtiyacı dolayısıyla altın satılması ve dolar endeksinin (DXY) güçlenmesi geri çekilmelere sebep oldu. Aynı zamanda Fed’in faiz indirimlerini ötelemesi dünyada doları güçlendirdi. Bu yüzden güvenli liman tarafının, piyasadaki belirsizlikten dolayı şu an için sabit getirili ürünlerde olduğunu düşünüyorum.”

Petrol 200 Dolar'a çıkar mı? Haber

Petrol 200 Dolar'a çıkar mı?

Uzmanlara göre olası bir saldırı, Hürmüz Boğazı üzerinden kısmen de olsa geçen enerji akışını sekteye uğratarak petrol fiyatlarını 200 dolara kadar taşıyabilir ve dünya ekonomisinde sarsıntılara yol açabilir. ABD’nin İran’la uzlaşma sağlanamaması halinde enerji altyapısını hedef alabileceğine yönelik açıklamaları, küresel enerji piyasalarında ciddi bir arz şoku ihtimalini gündeme taşıdı. Uzmanlara göre böyle bir senaryo, dünya genelinde derin bir enerji krizi riskini beraberinde getirebilir. ABD Başkanı Donald Trump, daha önce Hürmüz Boğazı’nın 48 saat içinde açılmaması durumunda İran’a yönelik askeri adım atılacağını belirtmiş, hafta sonu yaptığı açıklamada ise bu süreyi 8 Nisan’a kadar uzattığını duyurmuştu. Trump: Bir planımız var Trump, son açıklamasında İran’la görüşmelerin olumlu ilerlediğini ifade ederken, verilen süre içinde anlaşma sağlanamaması halinde ülkenin enerji ve ulaşım altyapısını hedef alacaklarını belirterek, "Bir planımız var, yarın gece saat 12'ye kadar İran'daki her köprü yerle bir edilecek, tüm elektrik santralleri devre dışı kalacak" ifadelerini kullandı. İran cephesinden yapılan açıklamalarda ise gerilimi tırmandıran mesajlar öne çıktı. Yetkililer, “gelecekteki saldırıları engellemek için düşmanı pişmanlık duyacağı noktaya getirene kadar savaşın süreceği” yönünde açıklamalarda bulundu. Küresel enerji piyasalarında arz şoku riski Karşılıklı sert söylemler, ABD’nin İran’ın enerji altyapısına doğrudan müdahale edebileceği ihtimalini güçlendirirken, bu durumun küresel enerji arzında ciddi kesintilere yol açabileceği değerlendiriliyor. Uluslararası veri şirketi Primary Vision Network Enerji ve Ekonomi Analisti Osama Rizvi, söz konusu tehditlerin hayata geçirilmesi halinde enerji piyasalarında sert dalgalanmalar yaşanabileceğini belirtti. "Petrol 200 dolara kadar yükselebilir" Rizvi, mevcut jeopolitik gelişmelerin petrol arzı üzerindeki baskıyı geçmiş dönemlere kıyasla daha yüksek seviyeye taşıdığını vurgulayarak, "Trump'ın tehditlerinin gerçekleşmesi halinde enerji piyasaları eşi benzeri görülmemiş bir arz daralmasıyla karşı karşıya kalabilir. Böylece petrol fiyatları 200 dolara kadar yükselebilir ve bu durum uluslararası piyasalarda ciddi tahribata yol açabilir." dedi. LNG ve bölgesel üretim de risk altında Enerji altyapısına yönelik olası saldırıların sadece fiyatları değil, arzın yapısal bütünlüğünü de tehdit ettiğine dikkat çeken Rizvi, bazı Körfez ülkelerinde “mücbir sebep” ilanlarının devreye alındığını ve LNG arzının birçok bölgede olumsuz etkilendiğini ifade etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.