SON DAKİKA
Hava Durumu

#Kuraklık

Ekometre - Kuraklık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kuraklık haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Osmangazi belediyesi çocuklara çevre bilinci kazandırıyor Haber

Osmangazi belediyesi çocuklara çevre bilinci kazandırıyor

Çocukların eğitimine büyük önem veren ve çevreye duyarlı nesiller yetiştirilmesi amacıyla çalışmalarını sürdüren Osmangazi Belediyesi, Candan Genceroğlu Kreş ve Gündüz Bakımevi’nde anlamlı bir etkinliğe imza attı. Dünya İklim Günü kapsamında gerçekleştirilen programda çocuklara sıfır atık, geri dönüşüm, enerji tasarrufu, doğal kaynakların korunması ve çevre kirliliğinin önlenmesi gibi konularda bilgilendirmelerde bulunuldu. Osmangazi Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürü Rüveyşa Burça Sütçüoğlu tarafından minik öğrencilere çevreyi korumanın önemi anlatılırken, çocukların yaş seviyelerine uygun şekilde hazırlanan sunumlarda, günlük hayatta uygulanabilecek küçük davranışların doğanın korunmasına büyük katkı sağlayabileceği vurgulandı. Eğitici sunumun ardından gerçekleştirilen drama atölyesinde ise çocuklar çeşitli oyunlar ve canlandırmalar eşliğinde öğrendiklerini uygulama fırsatı yakaladı. “Küçük Adımlar, Büyük Değişimlere Sebebiyet Verir” İklim değişikliğinin artık yalnızca geleceğin değil, bugünün de en önemli sorunlarından biri haline geldiğini belirten İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürü Rüveyşa Burça Sütçüoğlu, bu doğrultuda çocuklarla bir araya gelmekten mutluluk duyduklarını ifade etti. Geleceğin teminatı olan çocuklarla çok verimli bir etkinlik gerçekleştirdiklerine değinen Rüveyşa Burça Sütçüoğlu, “Artan sıcaklıklar, kuraklık, su kaynaklarının azalması ve çevre kirliliği hepimizi etkiliyor. Ancak unutmamalıyız ki doğamızı korumak için atacağımız küçük adımlar, büyük değişimlere sebebiyet verir. Biliyoruz ki çevreye duyarlı bireyler, küçük yaşlarda yetişirler. Burada çocuklara vereceğimiz her güzel mesaj, gelecekte daha temiz, daha yeşil ve daha yaşanabilir bir dünya için umut olacaktır. Doğamızı korumak sadece kurumlarımızın değil, hepimizin ortak sorumluluğundadır. Atık azaltımı, suyun ve enerjinin tasarruflu kullanımı, geri dönüşümüne önem vermek ve çevre kirliliğini önlemek, geleceğimize atacağımız büyük adımlardır. Dünya İklim Günü’nün çevre bilincinin artması açısından bir vesile olmasını diliyor, ‘Gelecek İçin Şimdiden Harekete Geç’ diyoruz” ifadelerini kullandı.

Bursa’da su faturalarına indirim Haber

Bursa’da su faturalarına indirim

Bursa Büyükşehir Belediyesi Meclis Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen BUSKİ Genel Kurulu’na, Büyükşehir Belediyesi bürokratları, meclis üyeleri ve BUSKİ yöneticileri katıldı. Gündem maddelerinin görüşüldüğü genel kurulda, su tarifesi kademe değişikliği ile evsel katı atık toplama ve bertaraf bedelleriyle ilgili önerge de görüşüldü. Doğrudan görüşülen önergeler, verilen arada Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşüldü. Aranın ardından önergeler oy birliğiyle kabul edildi. Alınan karara göre, eskiden 0-12 metreküp olan birinci kademe 0-15 metreküpe, 13-20 metreküp olan ikinci kademe 16-20 metreküpe çıkartılırken, 21 metreküp ve üzeri olan üçüncü kademe aynı kaldı. Ayrıca fatura kalemleri içerisinde yer alan bakım bedeli de kaldırılmış oldu. Öte yandan 1 Ocak 2026 tarihinde su faturalarına dâhil edilen ve BUSKİ tarafından tahsil edilerek ilçe belediyelerine aktarılan evsel katı atık toplama ve bertaraf bedelleri de faturalardan çıkarıldı. Alınan kararlar, 1 Haziran 2026 itibarıyla yapılacak endeks okumalarında geçerli olacak. Yüzde 28 indirim Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, 15 metreküpe kadar su kullanan kişi sayısının nüfusun 87’sine denk geldiğini açıkladı. Bunun da neredeyse Bursa'nın tamamına yakını olduğunu anlatan Başkan Vekili Biba. “15 metreküp kullanan bir kişiye, yapılan düzenleme ile yüzde 28 indirim sağlandı. Evinde daha az kişi olan, daha az tüketim yapanlara da yüzde 35 indirim sağlandı. Çok abartılı şekilde su kullananlar, 25 metreküp üzerinde tüketim yapanlara da yüzde 13 indirim yapıldı. Her 1 lira indirimin, bir buçuk milyon abonesi olan kuruma 1.5 milyon lira maliyeti vardır. Tüm Büyükşehir Belediyesi meclis üyelerine teşekkür ediyorum. Bu, meclisin başarısıdır” dedi. Vatandaşın talebi dikkate alındı Başkan Vekili Şahin Biba, su faturalarıyla ilgili her gün yüzlerce telefon aldığını söyledi. Vatandaşların bu konuda serzenişlerini de haklı bulduğunu belirten Başkan Vekili Şahin Biba, “Bir çalışma yaparak bununla ilgili bir düzenleme yaptık. Bundan sonra vatandaşlarımızın da tasarruf konusunda elini taşın altına koyması gerekir. Su, yalnızca günlük yaşamımızın bir parçası değildir. Aynı zamanda geleceğimizin en stratejik ve en hayati kaynağıdır. Dünyada ve ülkemizde yaşanan iklim değişiklikleri, kuraklık ve artan nüfus suyun ne kadar kıymetli olduğunu bizlere güçlü şekilde göstermektedir. Artık suyu sınırsız bir kaynak gibi görme dönemi sona ermiştir” diye konuştu. “Çocuklarımıza küçük yaşta suyun değeri anlatılmalı” Musluktan akan her damlanın arkasında büyük bir emeğin, maliyetin ve doğal kaynağın bulunduğunu ifade eden Başkan Vekili Biba, su tasarrufunun sadece bireysel tercih olmadığını, toplumsal bir sorumluluk da olduğunu dile getirdi. Belediyelerin de altyapı kayıplarını azaltma, kaçak ve israfın önüne geçme, park ve bahçelerde verimli sulama sistemlerini yaygınlaştırma, vatandaşlarda su bilinci oluşturma görevleri bulunduğunu anlatan Başkan Vekili Biba, “Özellikle çocuklarımıza küçük yaşta suyun değeri anlatılmalı, eğitim ve farkındalık çalışmaları artırılmalıdır. Bugün alınacak tedbirler, yarın yaşanabilecek büyük su krizlerinin önüne geçecektir. Su meselesi yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin de meselesidir. Unutmayalım ki suyu korumak hayatı korumaktır” dedi. “Düzenleme vatandaşımızın cebine yansıyacak” Tasarruf edilen her damla suyun, geleceğe bırakılmış en değerli miras olduğunu vurgulayan Başkan Vekili Biba, bundan sonra Bursa’da suyla ilgili ayrı bir politika izlenmesi gerektiğinin altını çizdi. Yapılan her çalışmanın ana merkezinde su olması gerektiğini söyleyen Başkan Vekili Biba, “Bugün barajlarımız yüzde 100 seviyesinde dolmuş vaziyettir. Cenab-ı Allah’a hamdolsun. Ancak bu sınırsız bir kaynak değildir. Hiçbir zaman da olmayacaktır. Büyükşehir Belediyesi’nin gayretiyle oluşturulan düzenleme haricinde vatandaşlarımızın da tasarruf konusunu dikkate alması gerekir. Yaptığımız düzenleme vatandaşımızın cebine yansıyacak. Bir nebze rahatlatacak. Düzenleme, BUSKİ’nin sürdürülebilirliğini de dikkate alan bir düzenlemedir” diye konuştu.

Türkiye'yi kavurucu sıcaklar bekliyor Haber

Türkiye'yi kavurucu sıcaklar bekliyor

Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz, yazın ilk yarısına kadar sıcaklıkların en yüksek 3 yıl ortalamasında seyredeceğini, temmuz sonundan itibaren ise Süper El Nino etkisiyle sıcaklık rekorları beklendiğini söyledi. Copernicus İklim Değişikliği Servisi (C3S) tarafından aylık yayımlanan iklim bültenlerine göre, kış dönemi ile bahar mevsiminin ilk ayında küresel ortalama yüzey hava sıcaklıkları, referans dönemlerin üzerinde seyrederek ısınma eğilimini sürdürdü. Kış mevsiminin ilk ayı Aralık 2025'te, küresel ortalama yüzey hava sıcaklığı, 1991-2020 aralık ortalamasının 0,49 derece üzerine çıkarak 13,15 derece ölçüldü ve en sıcak beşinci aralık oldu. Aralık 2025, en sıcak aralık ayı olan Aralık 2023'ten 0,36 derece daha soğuk geçti. Küresel ortalama yüzey hava sıcaklığının 12,95 derece ölçüldüğü Ocak 2026, en sıcak beşinci ocak olarak kayıtlara geçti. Ocak 2026'da küresel ortalama sıcaklık, 1991-2020 ocak ortalamasının 0,51 derece üzerine çıkarken, en sıcak ocak ayı olan Ocak 2025'in 0,28 derece altında ölçüldü. Şubat 2026'da küresel ortalama yüzey hava sıcaklığı 13,26 derece ölçüldü ve yılın ikinci ayı, en sıcak beşinci şubat olarak kayıtlara geçti. Bu değer, 1991-2020 Şubat ortalamasının 0,53 derece üzerine çıkarken, en sıcak şubat ayı olan Şubat 2024 ortalamasının ise 0,28 derece altında kaldı. İlkbahar mevsiminin ilk ayı mart, kayıtlardaki en sıcak dördüncü mart ayı oldu. Geçen ay ortalama yüzey hava sıcaklığı 13,94 derece ile 1991-2020 Mart ortalamasının 0,53 derece üzerine çıktı. Mart 2026, en sıcak mart ayı olan Mart 2024'ten 0,20 derece daha serin yaşandı. "Yeterli yağış düşmedi, sıcaklıklar çok düşük seyretmedi" Prof. Dr. Levent Kurnaz, geçmiş kış dönemleriyle kıyaslandığında, geçen kış hem yeterli yağış düşmediğini hem de sıcaklıkların çok düşük seyretmediğini belirtti. Kurnaz, kış döneminde İstanbul'da yeterli kar yağışı olmadığını, yaklaşık son 15 yıldır bu durumun alışılmış hale geldiğini kaydetti. Martta ise özellikle Türkiye'nin de içinde bulunduğu coğrafyada yağışların etkili olduğunu ifade eden Kurnaz, "Bütün bölgenin, özellikle de çok ciddi bir susuzluk sorunu ve kuraklık yaşayan İran'ın yağış görmüş olması çok güzel bir şey. Ancak ülkemiz açısından bakıldığında çok da mutlu olmayalım. Çünkü her ne kadar yağışlar çok fazla olmuş olsa da barajların doluluğu henüz tepeye ulaşmış değil. Yani geçtiğimiz bazı senelerle kıyaslandığında barajlarımız daha dolu değil." dedi. Marta kadar sıcaklıkların çok yüksek olmadığını dile getiren Kurnaz, ancak mart itibarıyla sıcaklıkların, en sıcak yıl seviyesine doğru yükselme eğilimine girdiğine işaret etti. Kurnaz, bu durumun henüz yağışlara yansımadığını vurguladı. Kurnaz, bugünlerden itibaren sıcaklıkların 4-5 senenin normalinde, son 20 sene ortalamalarının ise oldukça üzerinde geçeceğini bildirdi. Sıcaklık rekorları uyarısı Levent Kurnaz, 2026'nın bugüne kadarki döneminde 6 ve 7 Ocak'ın, o günün tarihteki en sıcak günleri olduğunu belirtti. Yaz döneminde sıcaklıkların yüksek seyredeceğini dile getiren Kurnaz, şu değerlendirmeleri paylaştı: "Yazın ilk yarısında yani yaklaşık temmuzun sonuna kadar sıcaklıkların en yüksek ilk 3 sene arasında seyretmesini bekliyoruz ama ortasını geçtiğimizde sıcaklık rekorları kırmaya başlayacağız. Temmuz sonu itibarıyla bunun olması bekleniyor yani tartışmasız en yüksek sene olması bekleniyor. Niye bunu görüyoruz? El Nino başlıyor. Şu anda epey bir zamandır konuşulan şey, El Nino'nun başlayıp başlamayacağı değil, başladığı zaman Süper El Nino olup olmayacağı. Gün geçtikçe, başlayacak olan El Nino'nun Süper El Nino olacağı düşüncesi ağır basmaya başlıyor bu da sıcaklıkların Türkiye açısından özellikle eylül-ekim gibi ortalamaların çok çok üstüne çıkacağını gösteriyor. Yazı belki çok ölmeden geçiririz ama eylül-ekim gibi iyiden iyiye yüksek sıcaklıklarla karşı karşıya kalacağız."

Kuraklık, tarımsal üretimi etkiliyor Haber

Kuraklık, tarımsal üretimi etkiliyor

El Nino'nun yol açtığı sıcaklık artışları, kuraklık ve yağış dengesizliklerinin tarımsal üretimi etkiliyor. Geçen haziran ayında başlayıp bu yılın nisan ayında sona eren El Nino'nun etkilerini ele aldığı haber dosyasının dördüncü bölümü, bu hava olayıyla birlikte artan sıcaklıkların ve düzensiz yağışların tarıma etkilerine ayrıldı. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) El Nino'yu, neden olduğu tehlikelerle gıda güvenliği açısından yüksek risk oluşturan bir hava olayı şeklinde tanımlarken çiftçileri, hayvancılıkla uğraşanları ve balıkçıları bu risklerin en fazla tehdit ettiği gruplar arasında gösteriyor. FAO'nun geçmiş yıllardaki El Ninolardan yola çıkarak hazırladığı çalışmaya göre, bu hava olayı, Güney Asya'nın büyük bölümünde muson mevsiminin en yoğun olduğu haziran-eylül döneminde normalin altında yağışlara neden olurken bazı Pasifik adalarında kuraklığa yol açarak yiyecek ve su kıtlığı tehlikesini beraberinde getiriyor. El Nino Orta Asya ve Afrika Boynuzu'na ortalamanın üzerinde yağışlar getirirken bu yağışlar sel ve toprak kaymalarını tetikleyerek tarımsal üretime zarar veriyor. Hava olayının etkili olduğu yılların temmuz ve eylül ayları arasında Etiyopya, Sudan, Güney Sudan, Uganda ve Kenya gibi Afrika ülkelerinde ortalamanın altında yağışlar gözlenirken Güney Afrika'nın büyük bölümünde de kasım ve mart ayları arasında yağışlar azalıyor. Bu durum, bazı tarım ürünlerinde rekolteyi etkileyerek gıda tedarikinde sorunlara yol açıyor. Batı Afrika ve Sahel bölgesinde de El Nino, ana tarım mevsimine denk gelen temmuz-eylül arasında ortalamanın altında yağış koşullarına neden oluyor. FAO'ya göre bu koşullar altında mahsulü azalan Sahel ülkelerinin ithalata bağımlılığı artabiliyor. El Nino'nun en fazla etkilediği bölgelerden biri olan Orta Amerika'da haziran-aralık dönemi kurak geçerken bu dönemin, mısır başta olmak üzere birçok ürün açısından tarım mevsimi olması bölgedeki ülkeleri ekonomik açıdan zor durumda bırakıyor. İklim değişikliği ve El Nino etkilerinin birleşmesiyle 2023, tarihin en sıcak yılı olurken geçen yıl Türkiye'de özellikle sulama gereksinimi olan bazı ürünlerin rekoltelerinde de düşüş kaydedildi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Bitkisel Üretim İstatistiklerine göre, 2023'te bir önceki yıla göre çeltik üretimi yüzde 5,3, ayçiçeği üretimi yüzde 13,8, pamuk üretimi ise yüzde yüzde 23,6 azaldı. "Su ihtiyacı artıyor, verim ve kalite azalıyor, hasat zamanı değişiyor" Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye İklim Değişikliği ve Çevre Portföy Yöneticisi Meral Mungan Arda, AA muhabirinin sorularını yanıtlarken, Türkiye gibi yarı kurak bir coğrafya üzerinde bulunan ülkelerde, El Nino’nun tarımsal üretim üzerindeki etkilerinin özellikle kuraklık ve sıcak hava dalgası tehlikeleriyle birlikte görüldüğünü, bunun bitkisel ve hayvansal üretimin performansına tehdit oluşturduğunu söyledi. Kuraklık ve sıcak hava dalgalarının, bitkilerde büyüme dönemlerinin değişmesine, su ihtiyacının artmasına, verimin ve ürün kalitesinin azalmasına, hasat zamanının değişmesine neden olabildiğini kaydeden Arda, "Bu durum tohum, fide, fidan gibi üretim materyali teminini zorlaştırırken ürün kayıplarının, bitki hastalık ve zararlılarının, ilaç kullanımının artmasına yol açıyor." dedi. Arda, şiddetli yağışlar nedeniyle meydana gelen sel ve taşkınların tarım arazilerinin su altında kalmasına veya toprak erozyonuna, şiddetli rüzgarların tarım arazilerindeki hasatların zarar görmesine ve ürün kayıplarına, artan atmosfer sıcaklığının da böceklenme ve zirai hastalıkların tetiklenmesine neden olarak tarım sektörünü etkilediğini anlattı. El Nino döneminin geride kalmasıyla biraz daha serin evreye girildiğine değinen Arda, sözlerini şöyle sürdürdü: "TÜİK verilerinin de gösterdiği gibi bazı tarım ürünlerinin rekoltelerinde düşüş yaşanıyor. Bunda El Nino'nun önemli bir etkisi olduğu söylenebilir. Sulama gereksinimi olan pirinç ve pamuk gibi ürünler sıcak hava dalgalarına maruz kaldıklarında daha fazla suya ihtiyaç duyacaklarından bu durumdan fazlaca etkileniyor. Bunların yanında düşük su tüketimi ve hızlı büyüme özelliğine sahip bitkiler, bazı baklagiller ve yağlı tohumlar sıcak hava dalgasından daha az etkilenebiliyorlar. Türkiye’de üretimi, ticareti yapılan pamuk ve ayçiçeği gibi bazı tahıl ürünleri ile yapılan çalışmada iklim değişikliğine bağlı olarak üretim miktarında düşüş öngörülüyor." Tarım ve iklim ilişkisini daha iyi anlamak için ek çalışmalara ihtiyaç duyulduğunu, böylece iklim değişikliğinin tarıma etkisinin daha net anlaşılabileceğini ifade eden Arda, "Bu konuda erişime açık bir veri tabanı yıl yıl izlenmelidir. Çiftçilerin iklim değişikliği ve aşırı hava olaylarının tarımdaki etkisi ve bu konuda yapılabileceklerle ilgili bilgilendirilmesi, alınabilecek önlemler arasında bulunuyor. Konunun politika, tarım sektörü ve finans kaynakları boyutlarıyla ele alınması, bütüncül çözümler geliştirebilmek açısından önem taşıyor." değerlendirmesinde bulundu. "Gelecekte bitkiler daha fazla suya ihtiyaç duyacak" İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Levent Şaylan, iklim değişikliği nedeniyle genel olarak yağışların azalmasının ve sıcaklıkların artmasının beklendiğini ve bu durumun, su kaynaklarının azalmasına ve tarımsal kuraklığın artmasına yol açabileceğini belirtti. Azalan yağışlar ve artan sıcaklıkların tarımda verimliliği olumsuz etkileyeceği uyarısında bulunan Şaylan, "Özellikle ülkemizde genelde yağışa bağlı olarak yetiştirilen buğday gibi bitkilerin verimi açısından yağışın meydana geldiği zaman ve miktarı önemlidir. İklim değişikliği bu zamanlamayı ve miktarı etkileyebilir." diye konuştu. Trakya bölgesinde yaptıkları çalışmalar doğrultusunda buğday ve ayçiçeği gibi önemli ürünlerin verimlerinde azalma beklediklerini dile getiren Şaylan, Ege ve Akdeniz bölgelerinin, iklim değişikliği etkisiyle sıcaklık artışları ve yağış azalışından daha fazla etkilenebileceğini vurguladı. Toprak neminin önemine değinen Şaylan, "Ülke genelinde yağış miktarının azalmasıyla birlikte toprak nemindeki azalma, yer altı su kaynaklarının seviyesini düşürür ve su kaynaklarında azalmaya neden olur. Bu durum da tarım alanlarında daha fazla su tüketimine neden olur, sıcaklıklardaki artış bitkileri strese sokarak su ihtiyacını artırır. Bu nedenle gelecekte bitkilerin daha fazla suya ihtiyaç duyacağı öngörülüyor." sözlerini sarf etti. Şaylan, tarımsal hastalık ve zararlıların da hava şartlarına bağlı olarak değiştiğinden ve bu nedenle tarımsal planlamaların bu değişiklikleri göz önünde bulundurarak yapılması gerektiğinden bahsetti. Tarım sektöründe yaşanan değişimlerin sürekli izlenmesi ve tarımsal yöntemlerin revize edilmesinin önemini işaret eden Şaylan, sözlerini "Daha verimli sulama yöntemlerinin kullanılabilmesi için tarımda teknolojinin daha fazla kullanılması gerekiyor. İklim değişikliğinin tarıma olası etkileri, tarımsal meteorolojik açıdan analiz edilmeli." diyerek tamamladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.