SON DAKİKA
Hava Durumu

#Kur

Ekometre - Kur haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kur haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Avdagiç: Avrupa’nın doğal üretim üssü adayıyız Haber

Avdagiç: Avrupa’nın doğal üretim üssü adayıyız

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, “Avrupa’nın tedarikini yakın ve güvenilir coğrafyalara kaydırma eğilimi, Türkiye’yi doğal bir üretim üssü adayı haline getiriyor. Büyümenin kalitesinin bozulmaması için gerekli tedbirleri alıp küresel 'warflation (savaş kaynaklı enflasyon)’ riskinden üretim, verimlilik ve ihracat üçgenini uzak tutmalıyız” çağrısı yaptı. Avdagiç, İTO’nun nisan ayı Meclis Toplantısı’nda küresel enerji krizinden Türkiye ekonomisine ve tedarik zinciri kırılmalarına dair değerlendirmelerde bulundu. Büyüme için 3 öneri Küresel ‘savaşflasyon’ riskinin dikkate alınması gereken bir etken olduğunu vurgulayan Avdagiç, Türkiye ekonomisinin iç talep desteğiyle büyümesini sürdürdüğünü, bununla birlikte dış talebin zayıflaması ve maliyetlerdeki artışın büyümenin kompozisyonunu etkileyebileceğini kaydetti. İTO Başkanı Şekib Avdagiç, Türkiye'nin kendi iç dinamikleriyle büyüyebileceğini belirterek, üç temel öneri sıraladı. Avdagiç, “Bizim kendi gücümüz, kendi çözümlerimizdir. Şöyle ki; yenilenebilir kaynaklarla ve nükleer güçte kapasite artışıyla enerji bağımlılığını düşürebiliriz. Katma değerli üretim yapısı ve ihracat kompozisyonuyla dış kaynak ihtiyacını karşılarız. Arz yönlü politikalar ve yapısal reformlarla da enflasyon sorununun üstesinden pekala gelebiliriz" dedi. Fırsat penceresi konjonktürel değil Türkiye'nin önündeki fırsat penceresinin konjonktürel değil, yapısal bir nitelik taşıdığını belirten Avdagiç, şöyle devam etti: “Eskiden enflasyon, deflasyon ya da stagflasyonu bilir ve fiyat artışıyla bağlantısını kurardık. Şimdi 'warflation (savaş kaynaklı enflasyon)' diye yeni bir kavram daha üretildi. Bununla da savaş kaynaklı, arz yönlü, kalıcı olma riski taşıyan bir enflasyon dalgası kastediliyor. Bu yeni rejimde büyüme yavaşlarken fiyatlar yükseliyor. Dünyada savaş kaynaklı, arz yönlü, kalıcı olma riski taşıyan bir enflasyon dalgasıyla karşı karşıyayız. Türkiye’nin hep dikkat çektiğimiz potansiyeli, bugün çok daha yüksek bir gerçekleşme şansına sahip: Avrupa’nın tedarikini daha yakın ve güvenilir coğrafyalara kaydırma eğilimi, Türkiye’yi doğal bir üretim üssü adayı haline getiriyor. Gümrük Birliği entegrasyonu, Türkiye’nin ‘Made in EU’ düzenlemesine dahil edilmesi, gelişmiş sanayi altyapısı ve tedarik avantajı, Türkiye’yi Avrupa için stratejik bir üretim ortağı konumuna taşıyor. Büyümenin kalitesinin bozulmaması için gerekli tedbirleri alıp küresel ‘warflation’ riskinden ‘üretim, verimlilik ve ihracat’ üçgenini uzak tutmalıyız.” Temel zorluğumuz fiziksel kıtlık Gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımlarının gittikçe zayıfladığına dikkat çeken Avdagiç, “Uzmanlar dünya ekonomisinin yeniden düşük büyüme, yüksek enflasyon patikasına yaklaştığını söylüyorlar” dedi. Şekib Avdagiç, savaş sona erdirilmezse giderek büyüyen ham petrol kıtlığının tarımdan petrokimyasallara, tekstilden sağlık sektörüne kadar birçok üründe darboğaza yol açabileceğini vurgulayarak, “Temel zorluk artık fiyat olmaktan çıktı, temel zorluk dünya çapında fiziksel kıtlığa dönüşmeye başladı. Arz kıtlığı ve artan fiyatların yarattığı etki, tüketici pazarının her köşesine yayılıyor" dedi. Barışla yeni bir dönem bekliyoruz Küresel dönüşümün Türkiye açısından hem riskler hem fırsatlar içerdiğinin altını çizen Avdagiç, “ABD-İran arasındaki kırılgan ateşkesin barışa dönmesiyle dezavantajlarımızın geçici ve yönetilebilir, güçlü avantajlarımızın ise kalıcı ve stratejik nitelikte olduğu yeni bir dönem bekliyoruz” değerlendirmesinde bulundu. Yüzde 7’ye yaklaşan kur-enflasyon makası ihracatçımızın rekabet gücünü aşındırıyor Başkan Avdagiç, Türkiye’nin dış ticaret hedefleri için enflasyonla kur arasındaki korelasyonun giderek açıldığını belirtti. Avdagiç, “Sadece yılın ilk çeyreğinde dahi kur ile enflasyon arasındaki makasın yüzde 7’ye yaklaşması, ihracatçımızın rekabet gücünü aşındırıyor. Türkiye’nin dış ticaret hedefleri açısından enflasyon ile kur arasındaki korelasyonun giderek zayıfladığına dikkat çekiyoruz. Yılın ilk üç ayında kümülatif enflasyon yüzde 10’a ulaşırken, kur artışı yüzde 3 seviyesinde kaldı. Son iki yıllık döneme baktığımızda da benzer bir tabloyla karşılaşıyoruz. Tüketici ve üretici enflasyonunun ortalaması yüzde 70’e ulaşırken, kurdaki artış yüzde 42 seviyesinde gerçekleşti. Böylece iki yılda kur ile enflasyon arasındaki fark 28 puan oldu. Kurun enflasyona paralel hareket etmemesi, zamanla yapısal bir rekabet gücü kaybına dönüşme riski taşıyor. Bu sürecin önüne geçmek zorundayız” dedi. Bu tablonun yansımasının dış ticaret verilerimizde de görüldüğüne dikkati çeken Avdagiç, 2026'nın ilk çeyreğinde ihracatın geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3.1 azaldığını, ithalatımızın ise yüzde 4.7 arttığını kaydetti. Şekib Avdagiç, şöyle devam etti: “Bundan sonraki süreçte enflasyonla kur arasındaki korelasyonun paralel gitmesi, hatta bir miktar kur lehine bir sürecin devreye girmesinin, Türkiye'nin rekabetçiliği açısından elzem hale geldiğini düşünüyoruz. Sürdürülebilir bir ihracat büyümesi için enflasyonun kalıcı olarak dizginlenmesinin yanında Türk Lirasının gerçekçi bir seviyede seyretmesi son derece önemli. Katma değerli ürünlere geçişin hız kazanması adına da bunun gerekli olduğuna inanıyoruz.” Merkez Bankası'nın üretimi de gözeten politika duruşu istikrarın sigortası olacaktır İTO Başkanı Avdagiç, TCMB’nin para politikası beklentilerine ilişkin ise şunları söyledi: “Savaş öncesinde oluşan faiz indirimi beklentilerinin, artan enflasyon riski ve küresel sıkılaşma koşulları nedeniyle belirgin şekilde zayıfladığı görülüyor. Piyasa beklentileri, kısa vadede faiz indirimlerinin ötelenebileceği ve para politikasında daha uzun süre sıkı duruşun korunacağı yönünde şekillenmeye başladı. Merkez Bankası’nın fiyat istikrarı ve finansal istikrarın korunmasına yönelik üretimi de gözeten hassas kurgulanmış politika duruşu, bir bütün olarak ekonomik istikrarın sigortası olacaktır.” SOFTITO’da yetenekli gençlerimize dijital bilezik kazandırıyoruz 2026 yılının İTO ve üyeleri için dijital dönüşümün bir ileri safhaya taşındığı yapay zeka dönemi olacağını, bu yönde projelere ve faaliyetlere ağırlık vereceklerini hatırlatan Şekib Avdagiç, “Artık üretimden eğitime, gündelik hayattan kültüre kadar her safhada yapay zeka, odak noktamızda yer alıyor. Bizler de ya kendimizi dönüştüreceğiz ya da başkalarının dönüştüreceği bir varlık haline geleceğiz. Üretimimizi, sanayimizi yapay zeka ile yeniden tasarlamamız gerekiyor” dedi. Yapay zekanın, Türkiye’nin ekonomik gelişimi için de stratejik bir teknoloji olduğunun altını çizen Avdagiç, bu yöndeki faaliyetleri ve projeleriyle İTO Teknoloji Ekosistemi oluşturduklarını, SoftITo, Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi ve Teknopark İstanbul ile birbirini tamamlayan üç kritik yapı kurduklarını anımsattı. Avdagiç, Meclis üyelerine de şu çağrıda bulundu: “Sizlere bir duyurum var: Şimdi bu yapının önemli bir ayağı olan SoftITo’da 4. Dönemi başlatıyoruz. Yetenekli gençlerimize dijital bilezik kazandırıyoruz. 320 saatlik eğitim sonucunda bu alanda aranan vasıflarla donatıyoruz. Müracaatları 19 Nisan 2026 tarihine kadar alıyoruz.”

Tekstil sektöründe oyunun kuralları çok hızlı değişiyor Haber

Tekstil sektöründe oyunun kuralları çok hızlı değişiyor

TİM Başkanı Gültepe, hazır giyimin Türkiye’de bitmediğini ve bitmeyeceğini ifade ederek, fiyat odaklı rekabet şansının azaldığını, Bangladeş’le, Hindistan’la, Vietnam’la fiyat rekabeti yapamayacaklarını ancak moda endüstrisinin yıllarca ihracata liderlik ettiğini, Türkiye'de cari açığın azalmasına en büyük katkıyı veren, küresel oyuncu olduklarından bahsederek bu sektörü kaybetmeye niyetli olmadıklarından bahsetti. Mustafa Gültepe, Türkiye’nin orta ve uzun vadeli hedeflerine ulaşabilmesi için 27 sektörün hepsinden katkı almak durumunda olduğunu ifade ederek, emek yoğun sektörlerini oyuna dahil etmek için acil destek gerektiğini vurguladı. Yaptıkları girişimler sonucunda 2025'te başlatılan istihdam desteğinin önemli bir adım olduğunu ancak mevcut koşullarda 3 bin 500 liralık desteğin yetmediğini söyleyen Gültepe, "İstihdam desteğinin 6 bin liraya, asgari ücret desteğinin 2 bin 500 liraya çıkarılması, döviz dönüşüm desteğinin daha etkin ve verimli bir şekilde uygulanması, ihracatçımızın uzun vadeli ve düşük faizli finansmana erişimini sağlayacak politikaların devreye alınması gerekiyor. Dört başlık altında topladığımız taleplerimizi Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a bizzat arz ettim." diye konuştu. Gültepe, hazır giyimin Türkiye’de bitmediğini ve bitmeyeceğini ifade ederek, fiyat odaklı rekabet şansının azaldığını, Bangladeş’le, Hindistan’la, Vietnam’la fiyat rekabeti yapamayacaklarını ancak moda endüstrisinin yıllarca ihracata liderlik ettiğini, Türkiye'de cari açığın azalmasına en büyük katkıyı veren, küresel oyuncu olduklarından bahsederek bu sektörü kaybetmeye niyetli olmadıklarından bahsetti. Moda endüstrisinin global marka çıkarma aşamasına geldiğini belirten Gültepe, "Bu sektörde oyunun kuralları çok hızlı değişiyor. Yazılımcı diliyle konuşmak gerekirse her üç beş yılda, bir üst sürüme geçmemiz gerekiyor. Dolayısıyla yüksek teknolojiyi, AR-GE’yi, inovasyonu, tasarımı, markalaşmayı daha çok işin içine katacağız. Daha fazla katma değerli üretime odaklanacağız. Dijital ve yeşil dönüşümü daha da hızlandıracağız." açıklamasında bulundu. Gültepe 8 yıllık başkanlık döneminin sonuna yaklaştığını hatırlatarak, hiçbir zaman bireysel ikbal peşinde olmadığını her zaman sektörün çıkarlarını savunduğunu söyledi. İHKİB'den yapılan açıklamaya göre, birlik tarafından düzenlenen ve Trendyol işbirliği ile gerçekleştirilen ödül töreninde 42’si platin, 53’ü altın, 143’ü gümüş, 179’u bronz ve 768’i başarı ödülü olmak üzere toplam bin 185 firmaya plaket ve sertifika verildi. "Başarının izinde ihracatın peşinde" sloganı ile düzenlenen ödül töreninde konuşan Gültepe, hazır giyim sektörünün katma değerli üretimi, istihdamı ve ihracatı ile ülke ekonomisi için stratejik önemini sürdürdüğünü vurgulayarak, sektörün global marka çıkarma aşamasına geldiğini ve üç yıldır zorluklar yaşandığını söyledi. Sektörün daralma yaşadığını belirten Gültepe, "Cari açığın kapatılmasına 12 milyar dolardan fazla katkı sağlayan moda endüstrisini feda etmeyeceğiz. Hazır giyim gibi ilklere imza atan bir sektörde 20 milyar doların altına düşmeyi istemezdik. Ancak maliyetlerle kur arasında denge bozuldu. Ocak 2022’den Ocak 2026’ya kadar dört yılda; asgari ücret yüzde 560, enflasyon yüzde 367, dolar kuru yüzde 217, avro kuru ise yüzde 228 arttı. Enflasyonla kur arasında 150 puanlık fark oluştu. Bu fark nedeniyle tekstilden mobilyaya, makineden deriye, birçok sektörümüzün rekabet gücü zayıfladı." dedi. Bu tür görevlerin fedakarlık ve sorumluluk istediğini aktaran Gültepe, "8 yıllık başkanlık görevim boyunca bu sorumluluğu tüm benliğimde hissettim. Bana duyduğunuz güven için hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Nisan ayında yapılacak genel kurulda aynı güveni Mustafa Paşahan kardeşimize de göstereceğinize inanıyorum." ifadelerini kullandı. "Markaların ülkesi bir türkiye hayal ediyoruz" İHKİB Başkan Yardımcısı Mustafa Paşahan da küresel modaya yön veren, markaların ülkesi bir Türkiye hayal ettiklerini söyleyerek, bir yandan sektörün güncel sorunlarına çözüm üretirken diğer taraftan moda endüstrisinin geleceğini kurguladıklarını vurguladı. Sektörde iddialı olabilmek için ikiz dönüşümü hızla tamamlamak durumunda olduklarını belirten Paşahan, "İHKİB olarak bu bilinçle yıllardır ikiz dönüşüm üzerinde çalışıyoruz. Bugüne kadar tasarımı ve ikiz dönüşümü odağına alan 12 projeyi tamamladık. Geçen yıl üç yeni projeyi başlattık." ifadelerini kullandı. Paşahan, hayata geçirdikleri projeler için Avrupa Birliği’nden (AB), ulusal ve uluslararası kuruluşlardan hibe destekleri sağladıklarını dile getirerek, sağlanan desteklerle sektöre kalıcı kurumlar kazandırdıkların ve Ekoteks’i bu desteklerle dünyanın sayılı laboratuvarlarından biri haline getirdiklerini kaydetti. KOBİ’lere hizmet veren Dijital Dönüşüm Merkezi’ni bu desteklerle kurduklarına dikkati çeken Paşahan şunları kaydetti: "Bu desteklerle kurduğumuz İstanbul Moda Akademisi’nde (İMA) moda endüstrimiz için tasarımcı ve donanımlı insan kaynağı yetiştiriyoruz. İMA, EKOTEKS ve Dijital Dönüşüm Merkezinin her biri alanında marka iştirakler. Üçü de moda endüstrimiz için değer yaratıyor, markalı ihracat için kaldıraç görevi üstleniyor. Şimdi bu üç kurumu tek çatı altında topluyoruz. 14 bin metrekare kapalı alana sahip Tasarım ve Eğitim Merkezimizin inşaatı tamamlandı. Taşınma sürecimizi de başlattık. Sektörümüze şimdiden hayırlı uğurlu olsun. Biz birilerinin hayal bile edemediği projelerle sektörü geleceğe hazırlıyoruz. Birilerinin vaat olarak sunduklarını zaten sektöre kazandırmış olmanın gururunu yaşıyoruz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.