SON DAKİKA
Hava Durumu

#Kuantum

Ekometre - Kuantum haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kuantum haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Solucan delikleri zaman aynası olabilir Haber

Solucan delikleri zaman aynası olabilir

Yeni araştırmalar, solucan deliklerinin uzayda bir kestirme yol olmaktan ziyade, zamanın iki zıt yönü arasında bir bağlantı noktası olduğunu öne sürüyor. Popüler kültürde ve bilimkurgu sinemasında genellikle uzayda uzak mesafeleri birbirine bağlayan ‘kozmik tüneller’ olarak tasvir edilen solucan delikleri, aslında orijinal matematiksel amaçlarından çok farklı bir noktada konumlandırılıyor. Modern fizikçiler, Albert Einstein ve Nathan Rosen'ın 1935 tarihli çalışmalarını yeniden ele alarak, evrenin işleyişine dair çok daha derin bir simetriyi gün yüzüne çıkardı. Uzay yolculuğu değil, Kuantum tutarlılığı Einstein ve Rosen, ‘köprü’ (Einstein-Rosen Köprüsü) kavramını önerdiklerinde amaçları yıldızlararası seyahat yolları oluşturmak değildi. Onlar, parçacıkların aşırı yerçekimi altında nasıl davrandığını inceliyor ve genel görelilik ile yeni filizlenen kuantum fiziği arasındaki tutarlılığı korumaya çalışıyorlardı. Ancak 1980’li yıllarda yapılan spekülatif araştırmalar, bu matematiksel yapıyı bir ‘geçit’ olarak yorumlayarak popüler bir mite dönüştürdü. Ayna görüntüsü ve çift yönlü zaman oku Son araştırmalar, Einstein-Rosen Köprüsü’nün uzay-zamanda bir tünel değil, aslında bir ‘ayna’ görevi gördüğünü savunuyor. Bu yeni yoruma göre evren, birbirinin aynı ancak zamanın ters yönde aktığı iki kuantum bileşeninden oluşuyor. Yeni Yaklaşımın Temel Bulguları: Simetri: Kuantum mekaniği mikroskobik düzeyde tersine çevrilebilir bir yapıdadır. Köprü, eksiksiz bir fiziksel sistemi tanımlamak için her iki zaman bileşenine de (ileri ve geri) ihtiyaç duyulduğunu ifade eder.Bilgi korunumu: Kara deliklerin olay ufkunu aşan bilgi yok olmaz; sadece aynasal bir zaman yönünde evrilmeye devam eder.Paradoks çözümü: Bu model, Stephen Hawking’in 1974’te ortaya koyduğu ‘kara delik bilgi paradoksu’na, egzotik fiziğe başvurmadan doğal bir çözüm sunuyor. Büyük patlama bir ‘sıçrama’ olabilir mi? Araştırmacılar, bu simetrik yapının kanıtlarının Kozmik Mikrodalga Arka Planı’ndaki (CMB) küçük asimetrilerde zaten mevcut olabileceğini belirtiyor. Eğer bu resim doğruysa, ‘Büyük Patlama’ mutlak bir başlangıç değil, zamanın tersine çevrildiği iki aşama arasındaki bir ‘kuantum geçişi’ veya ‘sıçrama’ olabilir. Bu senaryoda evrenimiz, başka bir ‘ana kozmos’ içinde oluşan bir kara deliğin iç kısmı olarak genişlemeye başlamış olabilir. ‘Fizikteki bir sonraki devrim bizi ışıktan daha hızlı götürmeyebilir; ancak mikroskobik dünyada zamanın her iki yönde de aktığını ortaya çıkarabilir.’ Karanlık maddeye yeni bakış Bu devrimsel teori, karanlık maddeye dair de yeni ipuçları barındırıyor. Büyük Patlama öncesi aşamadan kalan ve bu ‘sıçramayı’ atlatan mikro kara deliklerin, bugün gözlemlediğimiz ancak açıklayamadığımız görünmeyen maddenin bir kısmını oluşturabileceği öngörülüyor. Einstein’ın teorisini alt üst etmek yerine onu tamamlayan bu yaklaşım, evrenin bir başlangıca değil, zamansal bir geçmişe sahip olduğunu iddia ediyor.

Ar-Ge yönetimi kuantum teknolojilerini merkeze alacak Haber

Ar-Ge yönetimi kuantum teknolojilerini merkeze alacak

Sektör; algoritmalar, malzeme bilimi, mikroelektronik ve kuantum teknolojilerinin merkeze alındığı yeni bir Ar-Ge dönemini başlattı. Küresel savunma harcamalarında Ar-Ge payının 2023 itibarıyla 130 milyar doları aşması, harp sahasındaki dengelerin değiştiğini gösteriyor. Türkiye de bu küresel yönelime paralel olarak, ulusal güvenliğin zorunlu bir bileşeni haline gelen ileri teknoloji yatırımlarına hız verdi. Savunma Sanayii Başkanlığı koordinesinde imzalanan 14 yeni proje, Türkiye’nin teknolojiyle büyüyen bağımsızlık iradesini ve geleceğin harp ortamına hazırlık vizyonunu ortaya koyuyor. Üstünlük yazılım ve sensörlerde Sektördeki yeni yaklaşım, sahadaki caydırıcılığın ve masadaki itibarın, sadece envanterdeki platform sayısıyla ölçülemeyeceği gerçeğine dayanıyor. Yeni dönemde üstünlük; sensörlerin görme kapasitesi, ağların veri taşıma hızı ve yazılımların karar verme yeteneği ile tanımlanıyor. Bu tablo, Ar-Ge faaliyetlerini bir ‘tercih’ olmaktan çıkarıp, bekâ meselesi haline getiriyor. AR-GE bütçesi 3.3 milyar dolar Sektörün lokomotifi konumundaki Aselsan, Roketsan, Havelsan, İşbir, Aspilsan, Tei ve Tusaş gibi vakıf şirketleri, teknolojik derinleşme konusunda kararlı bir grafik çiziyor. Söz konusu şirketlerin toplam Ar-Ge bütçesi 3 milyar 340 milyon dolara ulaşırken, yürütülen proje sayısı 1600’ün üzerine çıktı. Çalışmalar özellikle yapay zeka destekli sistemler, otonom deniz ve hava araçları, hipersonik kabiliyetler ve enerji depolama alanlarında yoğunlaşıyor. Akademik birikim sahada İmzalanan yeni projeler, üniversite-sanayi işbirliği modelini de güçlendiriyor. Toplam büyüklüğü 44 milyon dolar civarında olan 14 yeni projenin yaklaşık 40 milyon dolarlık kısmının üniversiteler ve araştırma enstitüleri ile yürütülecek olması, akademik bilginin sanayiye aktarılması açısından kritik önem taşıyor. Düfas, Ulak, Mercan/Mira ve Kement gibi projeler, bu işbirliğinin sahada somut başarılara dönüştüğünün en net göstergeleri olarak öne çıkıyor. ‘Ortak akıl’ vurgusu Geleceğin harekat ortamını şekillendirecek teknolojiler için ‘ortak akıl’ ile hareket edilmesi hedefleniyor. 12. Kalkınma Planı ve Milli Teknoloji Hamlesi hedefleri doğrultusunda; kuantum, yapay zeka ve otonom sistemler öncelikli destek alanları arasında yer almayı sürdürecek. Üniversiteler, enstitüler ve savunma sanayi şirketleri arasındaki eş güdümün, sürdürülebilir bir araştırma geliştirme dinamizmi yaratarak kritik alt sistemlerin milli imkan- larla geliştirilmesini sağlaması amaçlanıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.