SON DAKİKA
Hava Durumu

#Kriz

Ekometre - Kriz haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kriz haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Satılık konut fiyatlarında reel düşüş eğilimi devam ediyor Haber

Satılık konut fiyatlarında reel düşüş eğilimi devam ediyor

Yıllık bazda ise ülke genelinde düşüş görülürken, İstanbul ve Ankara'da artış, İzmir'de ise gerileme kaydedildi. Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi (BETAM) "Satılık Konut Fiyatlarında Ülke Genelinde Düşüş" başlıklı raporunu paylaştı. Rapora göre, reel konut fiyatları Ocak 2026'da bir önceki aya kıyasla ülke genelinde ve üç büyük ilde geriledi. Bir önceki yılın aynı ayı ile kıyaslandığında ise reel konut fiyatı ülke genelinde ve İzmir’de azalırken, İstanbul ve Ankara’da yükseldi. Reel fiyatlardaki yıllık değişim oranı ülke genelinde yüzde 1,9 gerilerken, İstanbul’da yüzde 1,1, Ankara’da yüzde 3,2 artış, İzmir’de ise yüzde 3 düşüş görüldü. Konut metrekare cari fiyatın en yüksek olduğu il İstanbul Konut cari fiyatları bir önceki yıla göre artmaya devam etti. Ortalama satılık konut ilan metrekare cari fiyatı ülke genelinde 42 bin 757 TL, İstanbul’da 60 bin 625 TL, Ankara’da 35 bin 938 TL ve İzmir’de 50 bin 000 TL olarak izlendi. Cari fiyatlardaki yıllık artış oranı ülke genelinde yüzde 28,1, İstanbul’da yüzde 32, Ankara’da yüzde 34,8, İzmir’de ise yüzde 26,8 oldu. Konut talebi endeksi 2026 Ocak’ta geçen aya kıyasla yüzde 7,5 yükseldi. Konut piyasasında bir diğer canlılık ölçütü olarak kullanılan satılık konut ilanlarının ne kadar süre yayında kaldıklarını gösteren kapatılan ilan yaşı ise geçen aya kıyasla ülke genelinde ve üç büyükşehirde yükseldi. Reel kiralarda düşüş Aralık'tan Ocak'a cari kira fiyatlarındaki artışın aylık enflasyondan düşük olması sonucu enflasyondan arındırılmış (reel) kira fiyatları ülke genelinde ve üç büyükşehirde düştü. Rapora göre reel kira endeksi üç büyükşehirde de azaldı. Ocak ayında reel kira değişimi İstanbul'da yüzde 1,3, Ankara'da yüzde 2,5, İzmir'de ise yüzde 2,7 gerilerken, reel kira endeksi de İstanbul'da 186,2, Ankara'da 245,3 ve İzmir'de 191,2 seviyesinde gerçekleşti. Yıllık reel kira değişimi İstanbul’da yüzde 6,5, Ankara’da yüzde 2, İzmir’de ise yüzde -6,3 oldu. Ocak ayında cari kira fiyatı yıllık artış oranı ülke genelinde ve İstanbul’da artarken Ankara’da ve İzmir’de azaldı. Yıllık kira artış oranı ülke genelinde yüzde 28, İstanbul’da yüzde 39,1, Ankara’da yüzde 33,3, İzmir’de ise yüzde 22,4 olarak kaydedildi. Ortalama kiralık konut ilan metrekare fiyatı ülke genelinde 250 TL, İstanbul’da 360 TL, Ankara’da 248,2 TL, İzmir’de ise 285,7 TL olarak izlendi. Kiralık konut talep göstergesi Aralık ayına kıyasla yüzde 8,9, geçen yılın Ocak ayına kıyasla yüzde 15,4 daha yüksek düzeyde oldu. Kiralık konut piyasasında bir diğer canlılık ölçütü olarak kullanılan kiralık konut ilanlarının ne kadar süre yayında kaldıklarını gösteren kapatılan ilan yaşı da geçen aya kıyasla ülke genelinde ve üç büyükşehirde uzadı.

REK endeksi TÜFE bazında bir önceki aya göre 3,16 puan arttı Haber

REK endeksi TÜFE bazında bir önceki aya göre 3,16 puan arttı

TÜFE bazlı endeks 102,17'ye çıktıTürkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre, Reel Efektif Döviz Kuru (REK) endeksi, TÜFE bazında ocakta bir önceki aya göre 3,16 puan artışla 102,17 seviyesine ulaştı ve Aralık 2025'teki 99,01 seviyesinin üzerine çıktı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) "Reel Efektif Döviz Kuru Gelişmeleri"ni yayımladı ve REK hesaplamasına ilişkin baz yılını güncelledi. Buna göre, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından gerçekleştirilen TÜFE hesaplamasında yapılan baz yılı değişikliği doğrultusunda, REK hesaplamasına ilişkin baz yılı 2025 olarak güncellendi. 2025=100 bazlı reel efektif döviz kuru endeksi, TÜFE bazında ocakta bir önceki aya kıyasla 3,16 puan artarak 102,17 oldu. Endeks, 2025 Aralık'ta 99,01 düzeyindeydi. Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) bazında reel efektif döviz kuru endeksi ise bu dönemde 0,96 puan artarak 99,95'e çıktı. Böylece Türk lirasının değeri, geçen yılın aynı dönemine göre TÜFE bazında 2,57 puan, Yİ-ÜFE bazında 3,88 puan azaldı. TCMB'nin REK endeksi gelişmeleri değerlendirmesinde şu ifadeye yer verildi: "REK endeksindeki artış, temel olarak TÜFE'deki artışın nominal kurdaki artıştan daha fazla olmasından kaynaklanmıştır. TÜFE bazlı REK endeksine etki eden bileşenler incelendiğinde, Türk lirası karşısında, dolar ve euro bir önceki aya göre sırasıyla ortalama yüzde 1,24 ve yüzde 1,44 oranında değer kazanmıştır. TÜFE ise bir önceki aya göre yüzde 4,84 oranında artarken, Yİ-ÜFE yüzde 2,67 oranında artmıştır." Değerlendirmede, Türkiye TÜFE’si endeksin artışına katkıda bulunurken, Dünya TÜFE Sepeti ile Nominal Kur Sepetindeki değişimin endeksi azaltıcı yönde etkilediği ifade edildi.

Şimşek kasım ayı enflasyon verilerini değerlendirdi Haber

Şimşek kasım ayı enflasyon verilerini değerlendirdi

Şimşek ayrıca, 2026 yılında dezenflasyon sürecine katkı sağlayacak unsurları da sıraladı. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, kasımda son 2,5 yılın en düşük aylık enflasyonunun gerçekleştiğini belirterek, "Kasımda yıllık enflasyon son 4 yılın en düşük seviyesi olan yüzde 31,1'e geriledi ve 2024 yılı Mayıs ayına göre iyileşme 44 puanı aştı." ifadesini kullandı. Enflasyondaki düşüş trendine dikkati çeken Şimşek, "Son 2,5 yılın en düşük aylık enflasyonu gerçekleşti. Kasımda yıllık enflasyon son 4 yılın en düşük seviyesi olan yüzde 31,1'e geriledi ve 2024 yılı Mayıs ayına göre iyileşme 44 puanı aştı. Yıllık temel mal enflasyonu yüzde 19'un altına düştü. Ağustos-ekim aylarında uzun dönem ortalamasının oldukça üzerinde gerçekleşen gıda enflasyonu kasımda normalleşti. Aylık enflasyondaki ılımlı seyrin aralıkta devam etmesini bekliyoruz." ifadesini kullandı. Şimşek, 2026'da dezenflasyon sürecine katkı sağlayacak temel unsurları ise şöyle sıraladı: "Destekleyici küresel finansal koşullar ve ılımlı emtia fiyatları, sıkı para politikası, güçlenen finansal istikrar, destekleyici maliye politikası, vergi ve harç güncellemeleri ile yönetilen-yönlendirilen fiyatların bütçe imkanları dahilinde enflasyon hedefleriyle uyumlu belirlenmesi, eğitimde kural bazlı fiyatlama, enflasyondaki düşüşün devamıyla beklentilerdeki iyileşmenin hızlanması, gıda, konut ve enerji başta olmak üzere birçok alanda uygulanan arz yönlü politikalar." Bakan Şimşek, fiyat istikrarını merkeze alan programı kararlılıkla uygulamaya devam edeceklerinin altını çizdi.

İmalat Sanayinde bıçak kemiğe dayandı Haber

İmalat Sanayinde bıçak kemiğe dayandı

Enflasyonla mücadele kapsamında yaklaşık 2,5 yıldır uygulanan yüksek faiz ve düşük kur politikaları sanayide çarkları yavaşlatmaya devam ediyor. İstanbul Sanayi Odası (İSO) Türkiye İmalat PMI ve İSO Sektörel PMI anketleri tablonun bir süre daha iyiye gitmeyeceğini ortaya koyarken üretim, istihdam ve yeni siparişlere ilişkin tablonun imalat sanayinde daha da negatif bölgeye çıpa attığını gözler önüne serdi. Zorlu faaliyet koşulları ile yılın son çeyreğine kendini atabilen imalat sanayinde, faaliyet koşulları bozulmaya devam ederken, manşet PMI 46,5’e gerileyerek son 3 ayın en düşük seviyesini gördü. Rapor, üretimde yavaşlama eğiliminin 19’uncu aya ulaştığını ortaya koyarken, anket katılımcılarına göre üretimde azalmaya yol açan temel faktörler, talepteki durgunluk ve yeni siparişlerdeki yavaşlama oldu. Zira anket verilerine göre de hem iç pazar hem de ihracata yönelik yeni siparişler ekimde de yavaşlamaya devam etti. Talebin düşük seyri, üreticilerin istihdamını korumasını da zorlaştırdı. Rapora göre, ayrılan personelin yerine yenilerinin alınmaması, istihdamdaki kesintisiz daralma eğiliminin ekimde 11’inci aya ulaşmasına neden oldu. En düşük PMI kara ve deniz taşıtlarında ölçüldü Merve Yiğitcan'ın haberine göre, sektörel PMI sadece gıda sektöründe eşik değer olan 50’nin hafif üzerinde seyrederken, diğer 9 sektörde negatif bölgede yer aldı. Ekim ayında en düşük PMI verisi 42,7 ile kara ve deniz taşıtları sektöründe ölçülürken, onu 43,7 ile ağaç ve kağıt ürünleri; 44,6 ile de makine ve metal ürünler izledi. On sektörün tamamında üretim yavaşlarken, en keskin daralma kara ve deniz taşıtları sektöründe yaşandı. En fazla daralma yaşanan diğer sektörler de sırasıyla ağaç ve kağıt ürünleri ile giyim ve deri ürünleri oldu. Yeni siparişlerde ise 10 sektörden yalnızca birinde görülen genişleme sayesinde kısmen daha pozitif bir görünüm ortaya çıktı. Gıda ürünlerinde yeni siparişler üst üste üçüncü ay arttı, ancak bu artış ılımlı düzeyde gerçekleşti. En sert düşüş ise ağaç ve kağıt ürünlerinde yaşandı. Ana metal sanayi, kara ve deniz taşıtları ile makine ve metal sektöründe de yeni siparişlerde belirgin düşüş gözlemlendi. Rapora göre, yeni ihracat siparişlerinde ise en belirgin yavaşlama tekstil ürünleri ile giyim ve deri ürünlerinde gerçekleşti. Burada da on sektörden dokuzu daralma bölgesinde yer alırken, söz konusu eğilimin tek istisnası, yurt dışından alınan yeni sipariş hacminin yatay seyrettiği gıda ürünleri sektörü oldu. En yüksek enflasyon gıda ve makinede Rapora göre, sektörlerin büyük bölümünde satın alma faaliyetleri de yavaşlarken, sadece gıda ürünlerinde yeni siparişlerin artmasıyla birlikte girdi alımlarının yükseldiği görüldü. Raporda, “Girdi talebindeki zayıflık, anket kapsamında izlenen sektörlerin yarısında tedarikçilerin teslimat sürelerinin kısalmasına yol açtı. Tedarikçi performansında en belirgin iyileşme kimyasal, plastik ve kauçuk sektöründe gözlendi. Girdi maliyetleri, takip edilen on sektörün tamamında keskin bir şekilde artmaya devam etti. En hızlı yükseliş makine ve metal ürünlerinde, en düşük enflasyon ise giyim ve deri ürünlerinde kaydedildi” bilgisi yer aldı. Ekim ayında girdi maliyetlerindeki belirgin artışa bağlı olarak nihai ürün fiyatları da genel olarak yükseltildi. Talepteki düşüşün hız kestiği tekstil sektörünün de artış yapmasıyla birlikte, son sekiz aydır ilk kez, on sektörün tamamı satış fiyatlarını yükseltmiş oldu. En yüksek enflasyon, birbiriyle aynı oranda olmak üzere gıda ürünleri ile makine ve metal ürünleri sektörlerinde görüldü. Metal ve elektrik sektöründe çalışan sayısı arttı Yaşanan bu gelişmeler, imalatçıların istihdamını korumasını da zorlaştırdı. Raporda, Türk imalat sektörlerinin çoğunluğunun yılın son çeyreğine istihdam azaltma eğilimiyle girdiği vurgulandı. Sadece elektrikli ve elektronik ürünler ile ana metal sanayinde çalışan sayıları artış kaydederken, en keskin daralma tekstil ürünleri sektöründe izlendi. Sanayi istihdamındaki daralmayı TÜİK verileri de ortaya koyuyor. TÜİK tarafından ücretli çalışan istatistiği paylaşılan son ay ağustostu. Buna göre, Ağustos 2024’te sanayide ücretli çalışan sayısı 5 milyon 77 bin kişi civarındayken, Ağustos 2025’te bu sayı 4 milyon 892 bin seviyesine indi. Yani Ağustos 2025 itibarıyla 1 yılda sanayi istihdamı 184 bin kişi azaldı.

Saman bile alarm veriyor Haber

Saman bile alarm veriyor

Samanın kilosu 2 liranın altına geriledi. Çiftçi elindekini enerji şirketlerine sattı. Tarım uzmanı Eşref Şekerli “Ucuza o kadar çok topladılar ki yılbaşında hayvanlara verecek saman kalmadı. Fiyatlar seneye iki katına çıkar. Yem tüketimi de artar” dedi. İhracatın geçen yıl kapatılması, alternatif yemlere olan talep ve toplama maliyetlerindeki yükseliş sebebiyle saman para etmedi. Fiyatı 2 liraya kadar geriledi. Türkiye Gazetesi'nden Kaan Zenginli'nin haberine göre, çiftçi kısmen stok yapıp samanı tarlada bıraktı. Ancak fiyatın bu denli gerilemesi enerji şirketlerini, kâğıt fabrikalarını ve mantar üreticilerini harekete geçirdi. Birçok şirket uygun fiyatlı olmasından dolayı ucuz saman toplamaya başladı. Çiftçiler de ellerindeki stokları bile şirketlere sattı. Ancak sektör temsilcileri plansız üretim sebebiyle yapılan bu ticaretin ilerisi için problem teşkil edeceğini belirtiyor. Çiftçilik yönetim uzmanı ve yem bitkisi yetiştiricisi Eşref Şekerli, çiftçinin elindeki samanı satması sebebiyle 2025 yılı başında saman fiyatlarına yüzde 100 zam geleceğini ifade ediyor.  Bu sene kimse stok yapmadı Eşref Şekerli, gazetemize yaptığı açıklamada “Ülkemiz yeterli miktarda ot üretemediği için mecburen hayvanlarına saman vermek zorunda olan üreticilerimiz var. Geleneksel olarak saman yedirmeye alışmış ve bir türlü vazgeçemeyen üreticiler var. Bu sebeple saman hayvancılıkta tüketilen bir ürün… Geçtiğimiz yıllarda pres saman uygulaması ve satışları çok yoğundu makineciler sezon sonuna kadar çalışırlardı ve herkes olabildiğince stok yapmaya çalışıyordu. Bu yıl hiç kimse stok yapmak istemiyor. Çünkü geçtiğimiz seneden stoklarda mal vardı ve ancak eridi bitti. Bu sene saman tarlada kaldı, hiç kimse ilgi göstermedi. Çünkü fiyatları çok düştü. Bunun en büyük sebepleri ise; birincisi ihracat kapalı, ikincisi hayvan sayısında ciddi düşüş var, üçüncüsü geçtiğimiz iki sene içerisinde ciddi bir kuraklık yaşamadık, dördüncüsü alternatif kaba yemler az da olsa açığı kapatıyor” dedi. Düşük fiyata tonlarca toplandı “Hayvancılar ise ellerinde para olmadığı için para kazanamadıkları için ve geçtiğimiz yıllardaki gibi ihtiyaç olursa stoktan alırız düşüncesiyle ihtiyaçlarını almadılar ertelediler” diyen Şekerli, şöyle konuştu: Bence çok büyük bir yanlış yaptılar. Şimdi de sezon kapanıyor ülkenin sadece birkaç şehrinde saman hasadı devam ediyor, onlar da bittikten sonra sezon tamamen kapanmış olacak. Şirketler tonlarca samanı çiftçinin elinden düşük fiyata topluyor. Çiftçinin de paraya ihtiyacı olduğu için şu an bunları satıyor. Ancak enerji şirketleri o kadar çok saman topladı ki, yılbaşında hayvanlara verilecek yemlik saman kalmadı. Bu sebeple 2025 yılı başında samanın fiyatı iki katına çıkacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.