SON DAKİKA
Hava Durumu

#Kredi Faizleri

Ekometre - Kredi Faizleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kredi Faizleri haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Para Politikası Kurulu toplantı özeti açıklandı Haber

Para Politikası Kurulu toplantı özeti açıklandı

Küresel Ekonomi 1. Jeopolitik gelişmeler eşliğindeki belirsizlikler neticesinde enerji fiyatlarında yüksek seyir ve belirgin oynaklık gözlenmektedir. Enerji arzı, tedarik zincirleri ve taşıma maliyetlerine ilişkin belirsizliklerin süresi ve ölçüsü enerji fiyatlarının gelecekteki seyri açısından belirleyici olmaya devam edecektir. 2. Jeopolitik gelişmelerin etkisiyle, başta Orta Doğu ve Afrika ülkeleri olmak üzere birçok ekonomide 2026 yılı için büyüme öngörüleri aşağı yönde güncellenmiştir. Diğer taraftan, 2027 yılında baz etkilerinin de devreye girmesi ile büyüme oranlarının toparlanması beklenmektedir. Bu çerçevede, küresel ölçekte zayıf ve kırılgan görünümün devam edeceği; Türkiye’nin dış ticaret ortaklarının ihracat paylarıyla ağırlıklandırılan küresel büyüme endeksinin yıllık bazda bir önceki PPK dönemine göre 2026 yılı için bir miktar aşağı,2027 yılı için ise bir miktar yukarı yönde revize edilerek sırasıyla yüzde 1,9 ve yüzde 2,4 oranında artacağı tahmin edilmektedir. 3. Emtia fiyatlarındaki yükseliş küresel enflasyon üzerindeki riskleri artırmıştır. Merkez bankaları söz konusu riskleri gözetmeye devam ederken, gelişmelerin büyüme ve istihdam üzerindeki olumsuz etkilerini de dikkate almaktadır. Gelişmiş ülke merkez bankalarının fiyatlanan politika faizi patikaları, geçtiğimiz PPK dönemine göre belirgin olarak yukarı kaymıştır. Jeopolitik gelişmelerin neden olduğu arz şokunun ne kadar kalıcı olacağı ve enflasyon beklentilerini ne ölçüde bozacağı küresel para politikalarının seyri açısından önem taşımaktadır. Son dönemde, artan belirsizlik ve risk iştahındaki dalgalanmalara bağlı olarak, gelişmekte olan ülke hisse senedi piyasalarından portföy çıkışları gözlenirken, portföy hareketleri üzerindeki aşağı yönlü riskler canlılığını korumaktadır. Parasal ve Finansal Koşullar 4. Bireysel kredilerin 4 haftalık büyüme oranlarının ortalaması 13 Mart–17 Nisan döneminde yüzde 3,2 seviyesine ulaşmıştır. Bu artışta ihtiyaç ve taşıt kredileri etkili olmuştur. Türk lirası (TL) ticari kredilerin 4 haftalık büyüme oranlarının ortalaması yüzde 2,9, kur etkisinden arındırılmış yabancı para ticari kredilerdeki 4 haftalık büyüme oranlarının ortalaması ise yüzde 2,5 seviyesine yükselmiştir. 5. TL mevduat faiz oranları, 13 Mart ile biten haftaya kıyasla 260 baz puan artarak 17 Nisan ile biten haftada yüzde 47,2 seviyesinde gerçekleşmiştir. Aynı dönemde TL ticari kredi faizleri (Kredili Mevduat Hesabı ve Kredi Kartı hariç) 121 baz puan artışla yüzde 49,3 seviyesinde oluşmuştur. İhtiyaç kredisi (Kredili Mevduat Hesabı hariç) faizleri 441 baz puan artarak yüzde 63,1; konut kredisi faizleri 267 baz puan artarak yüzde 36,8; oynak bir seyir izleyen taşıt kredisi faizleri ise 397 baz puan artarak yüzde 39,6 seviyesinde gerçekleşmiştir. 6. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 27 Mart tarihinde, makrofinansal istikrarı güçlendirmek amacıyla Türk lirası cinsinden kredi büyümesine dayalı zorunlu karşılık uygulamasında değişiklikler yapmıştır. Buna göre, deprem bölgesine kullandırılan kredilere ilişkin istisnalar kaldırılmış, istisna krediler arasında yer alan esnaf kredilerinin kapsamı daraltılmıştır. 7. TCMB brüt uluslararası rezervleri, 13 Mart’tan bu yana 15,2 milyar ABD doları azalarak 17 Nisan itibarıyla 174,5 milyar ABD dolarına gerilemiştir. Türkiye’nin 5 yıllık kredi risk primi (CDS) 11 Mart’tan bu yana yaklaşık 20 baz puan düşerek 21 Nisan itibarıyla 233 baz puan seviyesine gerilemiştir. Türk lirasının 1 ay vadeli kur oynaklığı 21 Nisan itibarıyla 11 Mart’a kıyasla yüzde 9,3 seviyesine gerilerken, 12 ay vadeli kur oynaklığı yüzde 21,0 seviyesine yükselmiştir.Önceki PPK toplantı haftasından 17 Nisan’a kadar Devlet İç Borçlanma Senetleri piyasasından 4,2 milyar ABD doları çıkış, hisse senedi piyasasına ise 0,5 milyar ABD doları giriş olmak üzere toplam 3,7 milyar ABD doları net portföy çıkışı gerçekleşmiştir. Talep ve Üretim 8. Şubat ayında perakende satış hacim endeksinde aylık bazda yüzde 0,2 oranında azalış, çeyreklik bazda ise yüzde 4,5 oranında artış gerçekleşmiştir. Altın hariç perakende satışlarda aylık bazda sınırlı yükseliş gözlenmekle birlikte çeyreklik artış manşet rakama göre daha düşük olmuştur. Aynı dönemde ticaret satış hacim endeksi, aylık bazda yüzde 0,6 oranında düşüş, çeyreklik bazda ise yüzde 1,2 oranında artış göstermiştir. Hizmet üretim endeksinde şubat ayında, aylık bazda yüzde 1,2, çeyreklik bazda ise yüzde 1,1 oranında artış olmuştur. Ulaştırma ve konaklama gibi hanehalkı talebiyle daha yakından ilişkilendirilebilecek alt kalemlerde çeyreklik görünüm daha zayıftır. Kartla yapılan harcamalar ilk çeyrekte sınırlı bir artış göstermiştir. Beyaz eşya satışları şubat ayında yükselmekle birlikte çeyreklik olarak düşmüştür. Otomobil satışları ise yılın ilk çeyreğinde gerilemiştir. İmalat sanayi firmalarına yönelik anket verileri, yılın ilk çeyreğinde kayıtlı iç piyasa siparişlerinde bir miktar artışa, geleceğe yönelik iç piyasa sipariş beklentilerinde ise gerilemeye işaret etmiştir. Nisan ayına ilişkin veriler, kayıtlı iç piyasa siparişlerinde ılımlı bir seyir ile geleceğe yönelik iç piyasa sipariş beklentilerinde sınırlı bir iyileşme ima etmektedir. Özetle, göstergeler iktisadi faaliyette yavaşlamaya işaret etmektedir. 9. Şubat ayında sanayi üretim endeksi, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış olarak aylık bazda yüzde 2,6 oranında, takvim etkilerinden arındırılmış olarak yıllık bazda yüzde 2,2 oranında artmıştır. Çeyreklik bazda sanayi üretimi, şubat ayı itibarıyla ilk çeyrekte yatay seyretmiştir. Şubat ayında, ocak ayında sanayi üretimindeki daralmada önemli rolü olan inşaat bağlantılı sektörlerin üretiminde artış olmakla birlikte, söz konusu artış ocak ayındaki gerilemeyi kısmen telafi etmiştir. Böylece, şubat ayı itibarıyla inşaat bağlantılı sektörlerde üretim çeyreklik olarak azalmıştır. Tipik oynaklık sergileyen diğer ulaşım ve benzeri sektörler dışlandığında, sanayi üretimi çeyreklik bazda sınırlı bir gerileme göstermiştir. Bu çerçevede, sanayi üretiminin ana eğilimi zayıf seyretmektedir. İmalat sanayine yönelik anket göstergeleri, mart ayında savaş kaynaklı etkilerle geleceğe yönelik üretim beklentilerinde bozulma ima etmiştir. Nisan ayı iktisadi yönelim anketi verileri de üretim beklentilerindeki zayıf seyrin sürdüğüne işaret etmektedir. Diğer taraftan kapasite kullanım oranı mart ve nisan aylarında yatay bir seyir izlemiştir. İnşaat üretim endeksi ise, şubat ayı itibarıyla yılın ilk çeyreğinde çeyreklik bazda yüzde 0,4 oranında, bir önceki yılın aynı dönemine göre ise yüzde 6,9 oranında yükseliş kaydetmiştir. Böylece, ilk çeyrekte inşaat üretim endeksinin çeyreklik ve yıllık büyüme oranları gerilemiştir. 10. Şubat ayında mevsimsellikten arındırılmış istihdam 32,2 milyon kişi seviyesinde gerçekleşmiş ve bir önceki çeyrek ortalamasına kıyasla yüzde 1,3 oranında azalmıştır. Bu dönemde, işgücüne katılım oranı çeyreklik olarak 0,8 puan düşmüştür. İstihdamda ve katılım oranındaki gerilemelerin birbirini büyük ölçüde dengelemesiyle işsizlik oranı çeyreklik olarak yüzde 8,3 seviyesinde yatay seyretmiştir. Anket göstergeleri, imalat sanayi firmalarının geleceğe yönelik istihdam beklentilerinde tarihsel ortalamanın altında seyreden görünümün devamına işaret etmektedir. 11. Şubat ayında cari işlemler dengesi aylık bazda 7,5 milyar ABD doları açık vermiştir. 12 aylık birikimli cari açık önceki aya kıyasla 2,3 milyar ABD doları artarak 35,4 milyar ABD doları olmuştur. Seyahat gelirleri aylık bazda 2,7 milyar ABD doları, 12 aylık birikimli olarak 60,1 milyar ABD doları düzeyinde gerçekleşmiştir. Hizmetler dengesi fazlası ise 62,6 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleşerek güçlü seyrini sürdürmüştür. 12. Mart ayında mevsimsellikten arındırılmış olarak ihracat ve ithalat, savaşın olumsuz etkilerine rağmen artış kaydetmiştir. Bununla birlikte, 12 aylık birikimli dış ticaret açığı bir önceki aya göre yükselmiştir. Söz konusu dönemde, altın ithalatı bir miktar gerilemiştir. Mart ayı itibarıyla 12 aylık birikimli altın ithalatı 23,6 milyar ABD doları olmuştur. Mevcut veriler ışığında, 12 aylık birikimli cari açığın mart ayında artacağı öngörülmektedir. Yakın dönemde gerçekleşen jeopolitik gelişmelerin cari açık üzerindeki olumsuz etkilerinin nisan ayında da süreceği, söz konusu etkilerin boyutunun ise gelişmelerin süresi ve ölçüsüne göre farklılaşacağı değerlendirilmektedir. Yılın ilk çeyreğinde mevsimsellikten arındırılmış tüketim malı ithalatı bir önceki çeyreğe göre gerilemiştir. Mart ayına ilişkin geçici dış ticaret verileri ve nisan ayı için yüksek frekanslı öncü verilerle beraber değerlendirildiğinde, üç aylık ortalama eğilimler, ihracatta ve ithalatta sınırlı artışa işaret etmektedir. 13. Cari açığın finansmanı tarafında, bankacılık sektörünün 12 aylık birikimli uzun vadeli borç çevirme oranı şubat ayında yüzde 159,7 olarak gerçekleşmiştir. Söz konusu oran, bankacılık sektörü dışındaki firmalarda yüzde 214,9 olmuştur. Bu çerçevede, yurt dışı borçlanma imkanlarının yüksek seviyelerini koruduğu değerlendirilmiştir. Enflasyon Gelişmeleri ve Beklentiler 14. Tüketici fiyatları mart ayında yüzde 1,94 oranında artmış, yıllık enflasyon 0,66 puan azalarak yüzde 30,87’ye gerilemiştir. Mart ayında tüketici enflasyonunda, jeopolitik gelişmelere bağlı olarak artan enerji fiyatları ve bunun ulaştırma hizmetlerine olan yansımaları öne çıkmıştır. Bu çerçevede, yıllık enflasyon enerji ile hizmet gruplarında bir miktar yükselirken, diğer ana gruplarda gerilemiştir. Yıllık tüketici enflasyonundaki düşüşe karşın, B endeksinin (işlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içecekler ve tütün ile altın hariç TÜFE) yıllık değişim oranı ile C endeksinin (gıda ve alkolsüz içecekler, enerji, alkollü içecekler ile tütün ürünleri ve altın hariç TÜFE) yıllık değişim oranı her iki endekste de yaklaşık 0,20 puan artışla sırasıyla yüzde 30,11 ve yüzde 29,68 olarak gerçekleşmiştir. 15. Yıllık tüketici enflasyonuna katkılar incelendiğinde, gıda ve alkolsüz içecekler, alkol-tütün-altın ve temel mallar gruplarının katkıları bir önceki aya kıyasla sırasıyla 0,83, 0,22 ve 0,21 puan azalırken; enerji ve hizmet gruplarının katkıları sırasıyla 0,35 ve 0,25 puan artmıştır. Mevsimsellikten arındırılmış verilerle, tüketici fiyatlarının aylık artışı bir önceki aya kıyasla zayıflamıştır. Bu dönemde gıda enflasyonu yavaşlarken, gıda dışı tüketici enflasyonu enerji fiyat gelişmelerine bağlı olarak yükselmiştir. 16. Mart ayında tüketici enflasyonundaki yükselişte enerji grubunun etkisi öne çıkmıştır. Bu dönemde, enerji fiyatları ham petrol fiyatlarındaki gelişmelere istinaden akaryakıt fiyatları öncülüğünde yüzde 4,75 oranında artarken, eşel mobil uygulaması uluslararası enerji fiyat gelişmelerinin enflasyona yansımasını önemli ölçüde sınırlamıştır. Yağışlara bağlı olarak hidroelektriğin elektrik üretimindeki artan payı ile son kaynak tedarik tarifesi (SKTT) üzerinden elektrik fiyatında kaydedilen gerileme bu grupta daha olumsuz bir görünümü sınırlayan bir diğer unsur olmuştur. Yılın ilk iki ayında gıda enflasyonunda gözlenen yüksek seyir mart ayında yavaşlamıştır. İşlenmemiş gıda fiyatlarında temelde sebze ile et fiyatları öne çıkarken, işlenmiş gıda grubunda fiyat artışları önemli ölçüde yavaşlamıştır. Hizmet enflasyonu aylık bazda gerilerken, mevsimsel etkilerden arındırıldığında, haberleşme ile jeopolitik gelişmelerle güçlenen ulaştırma hizmetleri fiyatlarındaki artışların da katkısıyla yüksek seyrini korumuştur. Diğer taraftan, temel mal grubu enflasyonu, giyim ve ayakkabı fiyatlarında mevsimsel gerilemeye ek olarak, dayanıklı tüketim malları fiyatlarındaki görünümün etkisiyle düşük seyrini sürdürmüştür. 17. Enflasyonun ana eğilimi mart ayında gerilemiştir. Ana eğilim bileşenlerinden olan, mevsimsellikten arındırılmış aylık B enflasyonu düşerken, C enflasyonu yükselmiştir. Bu ayrışmada işlenmiş gıda enflasyonundaki yavaşlama etkili olmuştur. Fiyat artışları B endeksini oluşturan gruplardan temel mallarda bir miktar yükselmekle birlikte ılımlı seyrini sürdürmüş, hizmette yatay seyretmiş, işlenmiş gıdada ise önemli ölçüde zayıflamıştır. Ana eğilim göstergeleri, üç aylık ortalamalar bazında ise belirgin bir değişim göstermemiştir. 18. Mart ayı itibarıyla son üç aylık dönemde mevsim etkilerinden arındırılmış ortalama enflasyon bir önceki aya kıyasla hem temel mallarda hem de hizmetler sektöründe görece yatay seyretmiştir. 19. Hizmet sektöründe hâkim olan fiyatlama davranışı önemli bir atalete ve şokların enflasyon üzerindeki etkilerinin uzun bir zamana yayılmasına neden olmakta ve hizmet enflasyonu mal enflasyonuna göre yüksek seyretmektedir. Mart ayı itibarıyla yıllık bazda mal enflasyonu yüzde 26, hizmet enflasyonu ise yüzde 40 civarında seyretmektedir. Mart ayında hizmet sektörü alt kalemleri arasında ulaştırma hizmetleri aylık yüzde 5,06’lık artış ile öne çıkmış, bu gelişmede akaryakıt fiyat gelişmelerinin yansımaları hissedilmiştir. Haberleşme hizmetlerinde aylık enflasyon yüzde 3,03 ile görece yüksek seyretmiştir. Diğer hizmetler grubunda en belirgin yükseliş yüzde 4,51 ile paket turda gözlenmiş, bunu yüzde 4,35 oranındaki artışla finansal hizmetler kalemi izlemiştir. Eğitim hizmetlerinde ise aylık fiyat artışı bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla daha düşük gerçekleşmiştir. Bu dönemde, kira enflasyonu aylık bazda yüzde 2,42 olurken yıllık bazda yüzde 52,45’e gerilemiştir. Lokanta-otel grubunda fiyatlar, yüzde 1,18 ile bir önceki aya göre sınırlı oranda artmıştır. 20. Yurt içi üretici fiyatları mart ayında yüzde 2,30 oranında artmış, yıllık üretici enflasyonu 0,52 puan yükselişle yüzde 28,08 olmuştur. Tüketici fiyatlarında olduğu gibi üretici tarafında da enerji fiyat gelişmeleri öne çıkmıştır. Enerji fiyatları aylık yüzde 4,65 oranı ile belirgin ölçüde yükselirken, yağışların seyrine bağlı olarak elektrikte üretici fiyatlarının gerilemesi, enerji fiyatlarında daha olumsuz bir görünümü sınırlamıştır. Mart ayında dayanıklı tüketim ile sermaye malları fiyatlarında ılımlı bir seyir izlenmiştir. Eşel mobil mekanizması tüketici fiyat artışlarını sınırlarken, vergi dışı derlenen üretici fiyatları küresel gelişmelerden daha fazla etkilenmektedir. Bu çerçevede, önümüzdeki dönemde tüketici ve üretici enflasyonları arasında bir ayrışma gözlenmesi söz konusu olabilecektir. 21. Brent ham petrol fiyatları jeopolitik gelişmelerin etkisiyle hem mart hem de nisan ayında genel olarak yükseliş göstermiş ve güçlü oynaklık sergilemiştir. Petrol fiyatlarına benzer şekilde, TTF doğal gaz fiyatları arz kısıtları endişesiyle mart ayının ortalarında belirgin bir oranda yükseldikten sonra nisan ayında düşüş eğilimi göstermiştir. Ayrıca enerji ile bağlantılı emtia fiyatları dalgalı bir seyir izlemiştir. Enerji ve hammadde akışındaki küresel ölçekte kesintiler, özellikle petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki yüksek artışla birlikte üretim maliyetlerini artırarak küresel ölçekte enflasyonist baskı oluşturma riski taşımaktadır. 22. Küresel Arz Zinciri Baskı Endeksi mart ayında tarihsel ortalamasının üzerinde seyretmiştir. Mart ayında, Hürmüz Boğazı kaynaklı riskler ve alternatif rota arayışları teslimat sürelerini uzatırken, güvenlik riskleri nedeniyle sigorta primleri ve navlun fiyatları yükselmiştir. Nisan ayında, Çin’e yönelik konteyner endeksi yüksek seviyelerini sürdürürken, küresel konteyner endeksinde ve kuru yük taşımacılık endekslerinde de belirgin fiyat artışları kaydedilmiştir. Döviz kuru sepeti nisan ayının ilk üç haftası itibarıyla ılımlı seyrini sürdürmüştür. Mevsimsel etkilerden arındırılmış imalat sanayi PMI verileri mart ayında hem girdi fiyatlarında hem de ürün fiyatlarında yükselişe işaret etmiştir. Veriler teslim sürelerinde kısmi bir uzamaya işaret ederken, henüz üretimi aksatacak boyutta bir tedarik sorununu ima etmemektedir. 23. Nisan ayında enflasyon beklentilerinde yükseliş gözlenmiştir. Piyasa Katılımcıları Anketi sonuçlarına göre, 2026 yıl sonu enflasyon beklentisi 2,2 puan yükselerek yüzde 27,5 seviyesinde; 2027 yıl sonu enflasyon beklentisi 1,4 puan artışla yüzde 20,1 düzeyinde gerçekleşmiştir. On iki ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi 1,2 puan yukarı yönlü güncelleme ile yüzde 23,4 olurken, yirmi dört ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi 0,7 puan artışla yüzde 18,0 oranında ölçülmüştür. 5 yıl sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi ise 0,3 puan yükselerek yüzde 11,9 düzeyine çıkmıştır. Reel sektör beklentilerine bakıldığında, firmaların on iki ay sonrasına ilişkin yıllık enflasyon beklentisi, mart ayında 0,9 puan artarak yüzde 32,9 seviyesine yükselmiştir. Aynı dönemde hane halkının on iki ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi ise 1,1 puan artarak yüzde 49,9 olmuştur. Enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışları dezenflasyon süreci açısından risk unsuru olmaya devam etmektedir. Yakın dönemdeki gelişmelerin enflasyon görünümü üzerindeki olası ikincil etkileri önem taşıyacaktır. 24. Öncü veriler, nisan ayında tüketici fiyatlarının seyrinde enerji ve gıda fiyatlarının öne çıkacağına, ana eğilimin ise bir miktar yükseleceğine işaret etmektedir. Yurt içi enerji fiyatlarında meskenlere yönelik doğalgaz ve elektrik fiyat artışlarına istinaden önemli bir yükseliş izlenmektedir. Doğalgazda, elektriktekine benzer şekilde, meskenler için fazla tüketim yapan hanelerin daha yüksek ödediği kademeli fiyat uygulamasına geçilmiştir. Bu uygulamanın da etkisiyle nisan ayında meskenlere yönelik doğal gaz fiyatları yüksek bir oranda artmaktadır. Jeopolitik gelişmelerle artan petrol fiyatlarının etkisiyle akaryakıt fiyatlarındaki yükseliş sürmektedir. Öncü veriler nisan ayında gıda fiyatlarında bir miktar yükselişe işaret etmektedir. İşlenmemiş gıda fiyatları temelde sebze ile et kalemleri öncülüğünde artarken, işlenmiş gıda tarafında ekmek fiyatlarındaki yükseliş öne çıkmaktadır. Hizmet grubunda, akaryakıt fiyatlarındaki artışın yansımasıyla ulaştırma hizmetlerinde (özellikle havayolu taşımacılığı tarafında) artış devam etmektedir. Temel mal grubunda yeni sezona geçişle giyim ve ayakkabı tarafında mevsimsel fiyat artışları izlenirken, dayanıklı tüketim mallarında aylık enflasyon mobilya ve beyaz eşyadaki artışlara karşın, otomobil sektöründeki indirim kampanyaları ile ılımlı seyretmektedir. Emtia fiyatlarındaki oynaklığın ve arz kısıtlarının boyutu dikkate alındığında, enflasyon görünümüne yönelik belirsizlik önemli ölçüde yükselmiştir. Söz konusu gelişmeler ile yurt içi enerji fiyatlarının maliyet kanalı ve iktisadi faaliyet üzerinden enflasyon görünümüne etkileri yakından takip edilmektedir. Para Politikası 25. Para Politikası Kurulu (Kurul), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 37’de sabit tutulmasına karar vermiştir. Kurul ayrıca, Merkez Bankası gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 40’ta, gecelik vadede borçlanma faiz oranını ise yüzde 35,5’te sabit tutmuştur. 26. Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşu talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendirecektir. Kurul politika faizine ilişkin atılacak adımları; enflasyon gerçekleşmelerini, ana eğilimini ve beklentilerini göz önünde bulundurarak ara hedeflerle uyumlu biçimde dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirleyecektir. Para politikası kararları enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla alınmaktadır. Son dönem gelişmelerin de etkisiyle, enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması durumunda para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır. Kurul enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruşunu vurgulamıştır. 27. Kredi ve mevduat piyasalarında öngörülenin dışında gelişmeler olması halinde parasal aktarım mekanizması ilave makroihtiyati adımlarla desteklenecektir. Likidite koşulları yakından izlenmeye ve likidite yönetimi araçları etkili şekilde kullanılmaya devam edilecektir. 28. Kurul, politika kararlarını enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirleyecektir. Kurul, kararlarını öngörülebilir, veri odaklı ve şeffaf bir çerçevede alacaktır.

Tüketici kredisi faizleri yüzde 70'i aştı Haber

Tüketici kredisi faizleri yüzde 70'i aştı

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan haftalık para ve banka istatistiklerine göre, bankacılık sektörünün toplam mevduatı (bankalar arası dahil) 4 Ekim ile biten haftada 308 milyar 463 milyon 503 bin lira azalışla 18 trilyon 97 milyar 50 milyon 434 bin liraya indi.  Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre 4 Ekim haftasında kredi faizlerinde artış görüldü. Tüketici kredisi faizleri yüzde 70'ı, ticari kredi faizleri de yüzde 60'ı aştı. Faizlerin genel olarak ivmelendiği 4 Ekim haftasında 1-3 ay vadeli ortalama bileşik TL mevduat faizi yatay seyrederek yüzde 60'ın altına indi. Mevduat faizi yüzde 59,5 olarak kaydedildi.  Ticari kredilerde ise ılımlı bir yükseliş izlendi. Ticari krediler yüzde 60'ı aşarak yüzde 60,6 seviyesine yükselirken ihtiyaç kredileri yüzde 70 aştı. Tüketici kredisi faizi yüzde 71,1 olarak izlendi.  Taksitli ticari kredi miktarı arttı  Mevduat bankalarındaki tüketici kredileri, geçen hafta yüzde 0,49 artarak 1 trilyon 747 milyar 211 milyon 310 bin lira oldu.  Aynı dönemde taksitli ticari krediler yüzde 0,87 yükselişle 1 trilyon 776 milyar 9 milyon 644 bin liraya, kredi kartları bakiyesi ise yüzde 0,57 artışla 2 trilyon 122 milyar 793 milyon 389 bin liraya çıktı.  Mevduat bankalarındaki tüketici kredileri  Mevduat bankalarındaki tüketici kredilerinin 421 milyar 321 milyon 79 bin lirası konut, 60 milyar 97 milyon 333 bin lirası taşıt ve 1 trilyon 265 milyar 792 milyon 98 bin lirası diğer kredilerden oluştu.  Bankacılık sektörünün TCMB dahil toplam kredi hacmi de 4 Ekim ile biten haftada 36 milyar 13 milyon 842 bin lira artarak 14 trilyon 465 milyar 98 milyon 267 bin liraya yükseldi.  Toplam kredi hacmi, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 41,16 artış kaydetti. 

Kredi faizleri düşüyor Haber

Kredi faizleri düşüyor

Güçlü yabancı girişi, rezervlerdeki artış ve KKM'deki çözülme ile artan likidite fazlası, faizleri aşağı çekti. İhtiyaç kredisinde faiz 2 ayda 6.2 puan azalarak yüzde 71.65 ile 6 ayın en düşük seviyesine indi. Kur korumalı mevduattaki (KKM) hızlı çözülmenin de eklenmesiyle birlikte Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre ihtiyaç kredisinde faiz, son 2 ayda hızlanan düşüş ile 8 Mart'tan bu yana en düşük seviyeye geriledi. Altı ayda 14.5 puan düşüş TCMB verilerine göre 12 Temmuz'da yüzde 77.90 olan ihtiyaç kredisi faizleri, 6 Eylül'de yüzde 71.65'e geriledi. Faizde 2 ayda yaşanan düşüş 6.25 puana ulaştı. İhtiyaç kredisi faizleri 29 Mart 2024'te yüzde 86.15 ile 22 yılın zirvesini görmüştü. Faizde o tarihten bu yana yaşanan düşüş 14.5 puana ulaştı. Tüketici kredisindeki genel faiz oranı da 12 Temmuz'da yüzde 75.24 iken, 6 Eylül'de yüzde 68.79'a geriledi. Tüketici kredilerinde son 2 ayda, turizm ve okul harcamalarının etkisiyle yükseliş gözleniyor. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun verilerine göre ihtiyaç kredilerinde 12 Temmuz'da bu yana 57 milyar liralık, 29 Mart'tan bu yana ise 174 milyar liralık artış oldu. 2023 sonundan bu yana ise ihtiyaç kredileri 280 milyar lira artarken, toplam tüketici kredileri 300 milyara yakın artarak 1.8 trilyonu geçti. 34.5 milyar dolar yabancı girişi Sabah'tan Oktay Özdabakoğlu'nun haberine göre, Merkez Bankası sıkı para politikasını korurken, kredi faizlerinde yaşanan düşüşün fitilini likidite fazlası çekti. Not artırımları, enflasyondaki düşüş ve programa olan güvenin etkisiyle önemli miktarda yabancı girişinin gerçekleşmesi, piyasadaki TL miktarını artırdı. Bu yılın temmuz ayında 10 yılın en yüksek aylık portföy girişi gerçekleşirken son bir yılda toplam giriş 34.5 milyar dolar giriş oldu. Geçen yıl yüzde 0.5'e kadar gerileyen yurtdışı yerleşiklerin Devlet İç Borçlanma Senedi stokundaki payı temmuzda yüzde 8.7'ye çıktı. Bankacılık ve reel sektörün tahvil dahil dış borç çevirme oranları geçen yılın ilk beş ayında yüzde 97 ve yüzde 73 seviyesindeydi. Temmuzda oranlar sırasıyla yüzde 162 ve yüzde 121'e yükseldi. TL'ye geçiş hızlandı Likidite fazlasının oluşmasının bir diğer nedeni ise döviz hesaplarının TL'ye dönmesi ve kur korumalı mevduattan çözülen paranın da dövize değil de tekrar TL'ye geçmesi oldu. BDDK verilerine göre KKM son 2 ayda 370 milyar TL, 2023 sonundan bu yana 1 trilyon 52 milyar TL, son 1 yılda ise 1.75 trilyon lira azaldı. Döviz hesaplarındaki çözülme ise son 29 Mart'tan bu yana 11.1 milyar dolara ulaştı. TL mevduat ise son son 6 ayda 1.9 trilyon lira, son 1 yılda ise 3 trilyon lira arttı. Rezervler güçleniyor Likiditeki artışın bir diğer nedeni de Merkez Bankası’nın rezerv biriktirmesi oldu. Merkez Bankası'nın 2023 sonunda 145.4 milyar dolar olan toplam rezervi, 29 Mart 2024'te 123.1 milyar dolara gerilemişti. Yerel seçimlerin ardından programın uygulanmasına yönelik verilen kararlılık mesajları, not artırımları ve gri listeden çıkışla birlikte güçlenen yabancı girişi, Merkez Bankası'nın da rezervleri artırmak için harekete geçirdi. Rezervler 19 Temmuz 2024'te 153.9 milyar dolarla zirveye çıktı.

Bireysel kredi faizleri  61,3 seviyesine çıktı Haber

Bireysel kredi faizleri 61,3 seviyesine çıktı

Bankacılık sektörünün toplam mevduatı, 1 Aralık ile biten haftada 19,6 milyar lira artarak 14 trilyon 585 milyar liraya yükseldi. Faizlerdeki artışa parelel olarak mevduat faizleri de yükselerek yüzde 50 sınırına yaklaştı. Mevduat faizleri yüzde 49,3 seviyesine çıkarken, ticari kredi faizleri geçen hafta 2002'den bu yana ulaştığı en yüksek seviye olan yüzde 52,2 seviyesini aşarak yüzde 52,8 seviyesine yükseldi. Bireysel kredi faizlerinde de ortalama yüzde 60 seviyesi aşılarak yüzde 61,3 seviyesine çıktı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından haftalık para ve banka istatistikleri yayımlandı. Buna göre, bankacılık sektöründeki toplam mevduat (bankalar arası dahil), 1 Aralık ile biten haftada 19 milyar 613 milyon 24 bin lira artarak 14 trilyon 585 milyar 45 milyon 134 bin liraya yükseldi. Aynı dönemde bankalardaki TL cinsi mevduat yüzde 0,17 azalışla 8 trilyon 255 milyar 987 milyon 813 bin lira, yabancı para (YP) cinsinden mevduat ise yüzde 0,01 yükselerek 5 trilyon 693 milyar 414 milyon 920 bin lira oldu. Bankalarda bulunan toplam YP mevduatı, geçen hafta 208 milyar 108 milyon dolar düzeyinde gerçekleşirken, bu tutarın 175 milyar 638 milyon doları yurt içinde yerleşik kişilerin hesaplarında toplandı. Yurt içi yerleşiklerin toplam YP mevduatında, parite etkisinden arındırılmış veriler göz önünde bulundurulduğunda 1 Aralık itibarıyla 773 milyon dolarlık azalış görüldü.

İhtiyaç kredisi faizi yüzde 60 a dayandı Haber

İhtiyaç kredisi faizi yüzde 60 a dayandı

Yeni ekonomi yönetimi, cari açığı ve enflasyonu azdırdığı gerekçesiyle iç talebi baskılamak, bu doğrultuda talebi körükleyen kredi genişlemesinin önüne geçmek amacıyla ‘parasal sıkılaştırma’ esaslı politika çerçevesini uygulamaya geçiriyor. Bu kapsamında, başta ‘seçici kredi sıkılaştırması’na yönelik olmak üzere bir dizi düzenleme art arda uygulamaya konulurken, bankalar da kredi faizlerini yükseltmeye devam ediyor. Dünya'dan Naki Bakır'ın haberine göre, yeni kredi kullandırımlarının taksit ödemeleri yoluyla geri dönüşlerden düşük kalışı, başka deyişle borçluların ‘net ödeyici’ konumuna gelmesi ile tüketici kredilerinin bakiyesinde son haftalarda düşüş yaşanıyor. Artan maliyeti nedeniyle hem tüketici hem de ticari kesimin kredi kullanımı giderek pahalanırken, bazı kesimler için finansmana erişim giderek zorlaşıyor. Hem tüketici hem ticari artış  Merkez Bankası’nın bankalarca açılan kredilere uygulanan ağırlıklı ortalama faiz oranlarına ilişkin veri setine göre, seçimlerin ardından geçen yaklaşık dört ayda yıllık faizler ihtiyaç kredisinde yüzde 34,19’dan yüzde 58,80’e, taşıt kredisinde 25,56’dan yüzde 47,58’e, konut kredisinde 18,22’den yüzde 41,69’a ve ticari kredide yüzde 15,87’den yüzde 42,92’ye yükseldi. Seçimden bu yana ihtiyaç kredisi faizleri 24,61 puan, taşıt kredisi faizleri 22,02 puan, konut kredisi faizleri 23,47 puan artarken, en fazla artış 27,05 puanla ticari kredi faizlerinde gerçekleşti. 15 Eylül itibarıyla yıllık ortalama faiz oranları ihtiyaç kredisinde 2002 sonundaki düzeyinin ise 29,4 puan, taşıt kredisinde 22,7 puan, konut kredisinde 21,7 puan ve ticari kredilerde 28,9 puan üzerine çıktı. Faizler 2002'ye döndü Bankaların son dört aydaki rekor faiz artırımları ile kredi faizleri, Cumhuriyet tarihinin en ağır ekonomik krizinin yaşandığı ve astronomik faizlerin görüldüğü 2001’in ardından Kemal Derviş tarafından uygulamaya konulan ekonomik programla faizlerin görece düşmekle birlikte hala çift haneli olduğu 2002 yılındaki düzeyleri yakaladı. Son dört aydaki hızlı yükseliş sonucunda, faiz oranları 15 Eylül itibarıyla, ihtiyaç kredisinde 12 Nisan 2002, taşıt kredisinde 23 Ağustos 2002, konut kredisinde 6 Haziran 2003, ticari kredide ise 6 Aralık 2002’den sonraki dönemin en yüksek düzeylerini gördü. Tek haneleri görmüştü 3 Kasım 2002 seçimlerinin ardından iş başına gelen tek parti hükümeti, 28 Kasım 2002’de göreve başladığında ağırlıklı ortalama kredi faizleri yıllık oran olarak ihtiyaç kredisinde yüzde 52,65, taşıt kredisinde yüzde 45,11, konut kredisinde yüzde 47,77, ticari kredilerde yüzde 43,27 düzeyinde bulunuyordu. İzleyen dönemde düşüşe geçen faiz oranları 2003 sonlarında yüzde 30’lu, 2004’ün ilk çeyreğinde yüzde 20’li düzeylere gerilerken, AB’den müzakere tarihi alınan 2005 yılında yüzde 20’nin de altı görüldü. 2008 küresel krizinin ardından 2009’da ticari kredi faizleri tek haneli düzeylere indi ve 2011’e kadar bu seyri korudu. Bu dönemde tüketici kredisi faizleri de yüzde 10’un biraz üzerinde seyretti. 2012 yılında kısmen yükselen faiz oranları 2013’te yeniden 2011’deki platoya geriledi. 2020’ye kadar olan döneminde faizler, yeniden yükselmekle birlikte genelde ihtiyaç kredisinde yüzde 20’nin, diğerlerinde yüzde 15’in altındaki bantta kaldı. 2021’den itibaren yavaş seyirle başlayan yeni yükseliş özellikle 2022’nin ikinci yarısında hızlandı, 2023’te ise seçimlerin ardından faizler rekor boyutlara ulaştı. Son 21 yılda, ortalama bazda en düşük faiz düzeyi, pandemi dolayısıyla kamu bankalarının uyguladığı sembolik faizli ‘bireysel temel ihtiyaç destek kredisi’nin de etkisiyle ihtiyaç kredisinde yüzde 8,27 ile 24 Nisan 2020’de görüldü. Nisan-Mayıs 2020 dışında, ihtiyaç kredisi faizlerinin tek haneli olduğu başka dönem olmadı. Sektör ortalamasında en düşük yıllık faiz oranı taşıt kredilerinde ise yüzde 9,48’le 31 Mayıs 2013’te, konut kredilerinde yüzde 8,29 ile 14 Haziran 2013’te ve ticari kredilerde de yüzde 8,09 ile 31 Mayıs 2013’te kaydedildi. Kredi mevduat makası açıldı Son haftalarda kredi faizlerinin yanı sıra mevduat faizlerinde de yükseliş sürerken, aradaki makas krediler lehine önemli oranda açılmış bulunuyor. 23 Haziran’da 3 aya kadar vadeli standart TL mevduatın yıllık faiz oranı yüzde 42 ile ihtiyaç kredisinin yarım puan üzerinde bulunuyordu. Söz konusu mevduatın yıllık faizi 4 Ağustos’ta yüzde 27,8’e kadar inerken, ihtiyaç kredisi faizi aynı tarihte yüzde 47,7’ye kadar yükselerek bunun 20 puan üzerine çıktı. Kur farkı ödemelerini üstlenen Merkez Bankası’nın KKM’de zorunlu karşılıkları yükseltmesi ve diğer caydırıcı önlemlerinin de etkisiyle izleyen dönemde bankalar tasarruf sahiplerini yeniden standart TL mevduata yöneltmek için 3 aya kadar vadelinin faizini yaklaşık 14 puan yükseltti ve oran 15 Eylül itibarıyla ortalamada yüzde 41,9’a geldi. Aynı tarihte ihtiyaç kredisi faizi de yüzde 58,8’e yükseldi ve aradaki fark 16,9 puan oldu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.