SON DAKİKA
Hava Durumu

#Kobi̇

Ekometre - Kobi̇ haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kobi̇ haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Şimşek: Dezenflasyon 2027’de de devam edecek Haber

Şimşek: Dezenflasyon 2027’de de devam edecek

Yıllık enflasyonun 57 ay sonra yüzde 30’un altına indiğini söyleyen Şimşek, dezenflasyon sürecinin 2027 yılında da devam edeceğini ifade etti. Türkiye’de enflasyon geriledi Ekonomi ve Finansta Milli Vizyon Zirvesi’nde konuşan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, küresel ekonomideki gelişmeler ile Türkiye’nin ekonomi programına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İsrail ve ABD ile İran arasındaki savaşın küresel ekonomide önemli şoklara neden olduğunu belirten Şimşek, enerji fiyatlarında yakın tarihin en büyük arz şoklarından biriyle karşı karşıya kalındığını söyledi. Savaşın petrol ve doğal gazın yanı sıra enerji dışı emtia fiyatlarını da etkilediğini belirten Şimşek, birçok ülkede manşet enflasyonun yükseldiğine dikkat çekti. Türkiye’nin ise Şubat-Eylül döneminde enflasyonun gerilediği nadir ülkelerden biri olduğunu ifade etti. Enflasyon 57 ay sonra yüzde 30’un altına indi Uygulanan ekonomi programının önemli ölçüde sonuç verdiğini belirten Şimşek, dezenflasyon hızının henüz hedeflenen seviyeye ulaşmadığını ancak enflasyonda belirgin bir düşüş sağlandığını söyledi. Şimşek, manşet enflasyonun 57 ayın en düşük seviyesine gerileyerek yüzde 30’un altına indiğini belirtti. Savaşın enflasyon üzerindeki etkisi bulunmasaydı enflasyonun daha düşük seviyede olabileceğini ifade eden Şimşek, Merkez Bankası’nın teknik çalışmasına göre bu oranın yaklaşık yüzde 23 seviyesinde gerçekleşebileceğini aktardı. 2027’de fiyat artışları yavaşlamayı sürdürecek Enerji fiyatlarındaki gelişmelere de değinen Şimşek, motorin fiyatlarının yalnızca ham petrol fiyatlarına bağlı olmadığını söyledi. Yakın coğrafyadaki rafineri kapasitesinin önemli bölümünün savaşlar nedeniyle devre dışı kaldığını belirten Şimşek, Avrupa’ya yönelik dizel sevkiyatlarının daha uzun rotalar üzerinden gerçekleştirildiğini ifade etti. Şimşek, 2027 yılında dezenflasyon sürecinin devam edeceğini belirterek, savaşın sona ermemesi durumunda dahi fiyat artış hızındaki yavaşlamanın süreceğini söyledi. Savaşın sona ermesi halinde ise ekonomik görünümün mevcut beklentilerden daha olumlu olabileceğini kaydetti. Ekonomi programında üçüncü aşama Ekonomi programının üç aşamadan oluştuğunu belirten Şimşek, ilk iki aşamanın büyük ölçüde tamamlandığını söyledi. Programın üçüncü aşamasındaki hedefleri tek haneli enflasyona ulaşmak, bütçe açığının milli gelire oranını yüzde 3’ün altına çekmek, cari açığı yüzde 1 ve altında tutmak ve yapısal dönüşümü gerçekleştirmek olarak sıraladı. KKM sona erdi, mali disiplin güçlendiriliyor Şimşek, ekonomi programı kapsamında ödemeler dengesi risklerinin azaltılması, Kur Korumalı Mevduat uygulamasının sonlandırılması, mali disiplinin yeniden tesis edilmesi ve ekonominin şoklara karşı dayanıklılığının artırılması alanlarında önemli ilerleme kaydedildiğini belirtti. Programın temel hedefleri arasında sürdürülebilir yüksek büyüme ve daha adil gelir dağılımının da bulunduğunu ifade etti. Kamuda 484 milyar liralık tasarruf Kamuda tasarruf tedbirleri kapsamında önemli mesafe alındığını belirten Şimşek, mevcut politikalar sayesinde 484 milyar liralık tasarruf sağlandığını açıkladı. Şimşek ayrıca, dolaylı vergilerin toplam vergiler içindeki payının bu yıl uzun bir aradan sonra ilk kez yüzde 60’ın altına gerilemesinin beklendiğini söyledi. Büyümede daha dengeli görünüm Türkiye ekonomisindeki büyümenin yapısına da değinen Şimşek, yatırımlardaki artışın özel tüketimdeki artıştan daha güçlü olduğunu belirtti. Bu görünümün Türkiye’nin daha dengeli ve sürdürülebilir bir büyüme patikasına yöneldiğine işaret ettiğini ifade etti. TL ticari krediler yüzde 41 arttı Reel sektörün en önemli gündem maddelerinden birinin finansmana erişim olduğunu belirten Şimşek, TL cinsinden ticari kredilerin son bir yılda yüzde 41 arttığını söyledi. Reeskont kredilerinin faiz oranının yaklaşık yüzde 24 seviyesinde bulunduğunu belirten Şimşek, bu kredilerin hacminin 1,4 trilyon liraya ulaştığını aktardı. Bankalara KOBİ ve reel sektör çağrısı Konuşmasının sonunda bankalara çağrıda bulunan Şimşek, mevcut dönemde özellikle KOBİ’lerin ve reel sektörün finansmanına öncelik verilmesi gerektiğini vurguladı. Şimşek, Türkiye ekonomisinin temel önceliklerini yatırım, istihdam, üretim ve ihracat olarak sıraladı.

BTSO’da Burkay dönemi bitti yeni başkan Özer Matlı Haber

BTSO’da Burkay dönemi bitti yeni başkan Özer Matlı

Başkanlık seçiminde mevcut Başkan İbrahim Burkay ile yarışan Özer Matlı, 159 meclis üyesinin oy kullandığı seçimde çoğunluğu sağlayarak BTSO’nun yeni Yönetim Kurulu Başkanı seçildi. Meclis aritmetiği Matlı’yı öne çıkardı BTSO’da 1 Ekim’de gerçekleştirilen meslek komitesi ve meclis üyeliği seçimlerinin ardından Özer Matlı’yı destekleyen yeşil liste 79 meclis üyesi, İbrahim Burkay’ı destekleyen mavi liste ise 72 meclis üyesi çıkarmıştı. Beyaz listeden de 8 üye meclise girmişti. Bu tablo, 8 Ekim’de gerçekleştirilen başkanlık seçimi öncesinde Matlı’yı avantajlı konuma taşımıştı. 159 meclis üyesi sandık başına gitti BTSO Ana Hizmet Binası’nda gerçekleştirilen başkanlık seçiminde 159 meclis üyesi oy kullandı. Oy verme işlemi saat 09.00’da başlarken sandıklar saat 17.00’de kapandı. Seçimde mevcut BTSO Başkanı İbrahim Burkay ile Bursa Ticaret Borsası Başkanı Özer Matlı yarıştı. Yapılan sayımın ardından Matlı, çoğunluğu elde ederek BTSO’nun yeni Yönetim Kurulu Başkanı oldu. Yeni yönetim kadrosu belli oldu Özer Matlı’nın yönetim kurulu asil üyeleri Abidin Şakir Özen, Sinan Topuk, Murat Çağlar, Osman Güler, Safa Yaşar Çelik, Seyfullah Baylan, Savaş Keskin, Mehmet Zahit Yanar, Elif Özhan ve Zeki Eker’den oluştu. Yönetim kurulu yedek üyeleri ise Tuncay Topçu, Orhan Er, Musa Özkaymak, Mesut Kaya, Elif Kibar Topçu, İlker Çaçar, Aydın Akyol, Yasemin Şentürk, Osman Arslan ve Gürcan Gültekin olarak belirlendi. Bursa iş dünyasında yeni dönem Özer Matlı’nın seçilmesiyle BTSO’da uzun süredir devam eden İbrahim Burkay dönemi sona ererken, Bursa iş dünyasının çatı kuruluşunda yeni bir yönetim dönemi başladı. Matlı’nın başkanlığındaki yeni yönetimin önümüzdeki dönemde Bursa sanayisinin rekabet gücünün artırılması, ihracatın geliştirilmesi, KOBİ’lerin desteklenmesi ve iş dünyasının küresel pazarlardaki konumunun güçlendirilmesine yönelik politikaları belirlemesi bekleniyor.

KOBİ’lerde yapay zeka dönemi Haber

KOBİ’lerde yapay zeka dönemi

Yapay zeka ise satış ve iade verilerini analiz ederek sorunlu ürünleri, iade nedenlerini ve riskli noktaları önceden belirleyerek işletmelere müdahale imkanı sunuyor. E-ticarette satış kadar satış sonrası süreçlerin yönetimi de işletmelerin kârlılığında belirleyici oluyor. Özellikle iadeler; kargo, ürün kontrolü, yeniden paketleme, stok yönetimi, müşteri hizmetleri ve ürünün değer kaybı gibi birçok maliyeti aynı anda beraberinde getiriyor. KOBİ’ler açısından tek tek bakıldığında küçük görünen bu operasyonel kayıplar, satış hacmi büyüdükçe önemli bir maliyet kalemine dönüşebiliyor. Yapay zeka ise artık yalnızca müşteri sorularını yanıtlayan veya içerik üreten bir teknoloji olmaktan çıkarak, iade nedenlerini analiz eden ve sorunları oluşmadan önce tespit etmeye yardımcı olan bir iş aracına dönüşüyor. İade nedenleri analiz ediliyor KobiAI Kurucusu Baran Kaya, KOBİ’lerde iade yönetimindeki asıl fırsatın yalnızca iade sürecini hızlandırmak değil, iadelerin nedenlerini anlayarak tekrarını önlemek olduğunu belirtti. Kaya, satış verileri, müşteri yorumları, iade açıklamaları ve müşteri hizmetleri kayıtlarının birlikte analiz edilmesiyle hangi ürünlerin, hangi nedenlerle ve hangi müşteri gruplarında daha fazla iade edildiğinin ortaya çıkarılabileceğini söyledi. Bir ürünün yüksek oranda iade edilmesi önemli bir sinyal verirken, asıl kritik bilginin iadenin arkasındaki neden olduğu belirtiliyor. Örneğin müşterilerin sürekli “küçük geldi” gerekçesiyle iade ettiği bir üründe sorun ürünün kendisinden ziyade beden bilgisinin yeterince açık olmamasından kaynaklanabiliyor. Benzer şekilde ürünün görsellerle gerçekte farklı algılanması, ürün açıklamalarındaki eksiklikler veya belirli bir tedarikçiden kaynaklanan kalite problemleri de iade oranlarını artırabiliyor. Yapay zeka, binlerce müşteri yorumu ve iade açıklamasındaki ortak noktaları analiz ederek işletmelere yalnızca “en fazla hangi ürün iade edildi?” sorusunun değil, “neden iade edildi?” sorusunun da yanıtını sunabiliyor. Önleyici yaklaşım öne çıkıyor Baran Kaya, iade talebi oluşturulduktan sonra süreci yönetmek yerine, müşteriyi iadeye yönlendiren problemin satın alma öncesinde tespit edilmesinin işletmeler açısından daha yüksek değer yaratabileceğine dikkat çekti. Kaya, geçmiş iadelerden elde edilen verilerle ürün açıklamalarının değiştirilebileceğini, beden bilgilerinin daha anlaşılır hale getirilebileceğini, ürün görsellerinin iyileştirilebileceğini ve müşteriye satın alma aşamasında daha doğru bilgi sunulabileceğini belirterek, “En değerli iade, gerçekleşmeden önlenen iadeden geliyor” dedi. Bu yaklaşım, yapay zekanın yalnızca satış sonrası operasyonlarda değil, satış öncesi karar süreçlerinde de kullanılmasının önünü açıyor. İade verisi satın almayı etkiliyor İade verileri yalnızca müşteri hizmetleri açısından değil, satın alma ve stok yönetimi açısından da önemli bir kaynak oluşturuyor. Çok satan bir ürünün aynı zamanda yüksek oranda iade edilmesi, satış adedinin tek başına ürünün başarısını göstermeyebileceğine işaret ediyor. Satış ve iade verilerinin birlikte değerlendirilmesiyle işletmeler hangi ürünlerin gerçekte daha kârlı olduğunu daha net görebiliyor. Yapay zeka destekli analizlerle yüksek iade riski taşıyan ürünlerin belirlenmesi; yeni sipariş miktarlarının, kampanyaların ve stok planlarının da buna göre şekillendirilmesine yardımcı olabiliyor. Böylece iade yönetimi yalnızca müşteri hizmetleri departmanının yürüttüğü bir operasyon olmaktan çıkarak, şirketin genel ticari karar mekanizmasının bir parçası haline geliyor. İade edilen ürünün akıbeti İade sürecinin bir diğer önemli aşaması, ürün işletmeye geri döndükten sonra nasıl değerlendirileceği oluyor. Ürünün yeniden satışa uygun olup olmadığı, ambalajının yenilenip yenilenmeyeceği, outlet kanalına yönlendirilip yönlendirilmeyeceği veya tedarikçiye gönderilmesi gerekip gerekmediği gibi kararlar da işletmeler için ek operasyon oluşturuyor. Yapay zeka ve görüntü analiz teknolojilerinin bu süreçlerde çalışanlara destek olması, ürünlerin daha hızlı sınıflandırılmasına katkı sağlayabiliyor. Böylece çalışanların zamanının tekrarlayan kontroller yerine değerlendirme ve karar gerektiren işlere ayrılması mümkün hale geliyor. KOBİ’ler büyük yatırımlarla başlamayabilir Yapay zeka dönüşümünün KOBİ’ler açısından mutlaka büyük ve maliyetli projelerle başlaması gerekmiyor. İşletmenin son birkaç aylık satış ve iade verilerini bir araya getirmesi, en fazla iade edilen ürünleri belirlemesi ve iade nedenlerini sınıflandırması dahi önemli bir başlangıç noktası oluşturabiliyor. İlerleyen aşamalarda bu veriler ürün açıklamalarının iyileştirilmesi, müşteri yönlendirmeleri, stok kararları ve satın alma planlamasıyla ilişkilendirilebiliyor. KobiAI'nin yaklaşımında da yapay zekanın stok, satış, satın alma, finans ve operasyon gibi mevcut iş süreçleriyle bütünleşmesi önemli bir dönüşüm alanı olarak öne çıkıyor. Amaç iadeyi sıfırlamak değil KOBİ'ler açısından yapay zekanın değeri yalnızca otomatik yanıt vermek veya çalışanların iş yükünü azaltmakla sınırlı değil. İşletmenin kendi verilerinden öğrenen sistemler, karar alma süreçlerinde de kullanılabiliyor. İadelerin tamamen ortadan kaldırılmasının mümkün olmadığına dikkat çekilirken, asıl hedefin hangi ürünün neden iade edildiğini anlamak, tekrar eden sorunları erken tespit etmek ve önlenebilir iadeleri azaltmak olduğu belirtiliyor. İade verilerinin satın alma, stok ve satış kararlarında kullanılmasıyla işletmeler, satış sonrasında ortaya çıkan bir problemi stratejik bir bilgi kaynağına dönüştürebiliyor. Bu dönüşümle birlikte iade; yalnızca satış sonrasında çözülmesi gereken bir sorun olmaktan çıkarak ürün geliştirme, stok yönetimi, satın alma ve müşteri deneyimini besleyen önemli bir veri kaynağı haline geliyor. KobiAI hakkında KobiAI, küçük ve orta ölçekli işletmelerin verilerini stratejik avantaja dönüştürmelerine yönelik yapay zeka odaklı çözümler geliştiren bir yazılım firması olarak faaliyet gösteriyor. Şirket, 35 yılı aşkın yazılım geliştirme ve veri bilimi deneyimiyle standart yazılımların çözmekte zorlandığı karmaşık iş problemlerine yönelik çözümler geliştirmeyi amaçlıyor. KobiAI, farklı sistemlerde dağınık bulunan verileri anlaşılır ve eyleme dönüştürülebilir içgörülere çevirmeyi, işletmelerin karar alma süreçlerini güçlendirmeyi, operasyonlarını yalınlaştırmayı ve risklerini azaltmayı hedefliyor. Şirketin verdiği bilgilere göre KobiAI yazılımlarının yüzde 90'ı yapay zeka ajanları tarafından geliştiriliyor.

Özer Matlı: BTSO artık yemyeşil Haber

Özer Matlı: BTSO artık yemyeşil

BTSO seçimlerinde Özer Matlı’nın öncülüğündeki yeşil liste, 34 komite ve 78 meclis üyesiyle ilk sıraya yerleşti. Mavi listeyi hem komite sayısında hem meclis temsilinde geride bırakan Matlı, “Bu başarı Bursa’nın başarısıdır. Üyelerimiz baskıya ve dayatmaya en güçlü cevabı sandıkta verdi” dedi. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) meslek komitesi seçimlerinde üyelerin değişim talebi sandığa yansıdı. Açıklanan sonuçlara göre yeşil liste 34 komitede 78 meclis üyeliği kazanırken, mavi liste 31 komitede 71 meclis üyeliği elde etti. Beyaz liste dört komitede sekiz meclis üyeliği kazandı. Bir komitedeki iki meclis üyeliğinin dağılımı ise sonuçlar kesinleştikten sonra yarın yapılacak kuraya bağlı kaldı. Yeşil liste, mavi listenin üç komite ve yedi meclis üyesi önünde yer alarak seçimlerden en güçlü temsil grubuyla çıktı. Bu sonuçlara göre, mevcut yönetimin önde gelen şirketlerinden Beyçelik, Durmazlar, Ermaksan, Şanmak gibi şirketler kendi sektörlerinde yeni dönemde temsil edilemeyecek. Sonuçları değerlendiren Özer Matlı, Bursa iş dünyasının mevcut yönetim anlayışına güçlü bir tepki gösterdiğini belirterek şunları söyledi: “Bugün, eşit şartlarda yapılmayan bir seçimde, Bursa’nın iş dünyası kendi iradesine sahip çıktı. Esnafımız, tüccarımız, sanayicimiz ve KOBİ’lerimiz sözünü söyledi. Üyelerimiz Oda’sında değişim istediğini, daha çok hizmet beklediğini, karar süreçlerinde söz sahibi olmak istediğini sandıkta gösterdi. Bu başarı Bursa’nın, üretenlerin, alın teri dökenlerin ve hakkını savunan üyelerimizin başarısıdır.” Seçim sürecindeki baskı ve dayatmalara da değinen Matlı, üyelerin verdiği cevabın açık olduğunu vurguladı: “Üyelerimiz kendi kararını verdi, kendi geleceğine sahip çıktı. Bütün baskılara rağmen yeşil listeyi hem komite sayısında hem meclis temsilinde ilk sıraya taşıdı. Bu sonuç, üyelerimizin cesaretinin ve kararlılığının eseridir.” Matlı, elde edilen başarının büyük bir sorumluluk getirdiğini ifade ederek açıklamasını şöyle tamamladı: “Sandığa gelen, iradesini ortaya koyan bütün üyelerimize teşekkür ediyorum. Bize duyulan güvenin sorumluluğunu biliyoruz. Önümüzdeki hafta yapılacak seçimde de bütün seçilen meclis üyelerimizin gönlüne dokunarak, yeni bir dönem için çalışmaya başlayacağız. Daha çok hizmet, eşit temsil ve hesap veren bir oda için mücadelemizi aynı kararlılıkla sürdüreceğiz. Bugün Bursa’nın sesi yükseldi. Üyenin iradesi kazandı. BTSO artık yemyeşil.”

MATLI: 60 bin üyenin sorularından korkmayın Haber

MATLI: 60 bin üyenin sorularından korkmayın

Matlı, “Şeffaf yönetimin temeli, soruyu soranı hedef almak değil, soruya bilgi ve belgeyle cevap vermektir” dedi. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Adayı Özer Matlı, 60 bin üyenin cevap beklediği soruların BTSO, oda iştirakleri, BTSO yönetimindeki TEKNOSAB ve Lojistik Park olmak üzere dört başlık altında toplandığını belirtti. Soruların artık resmî bir bilgi edinme başvurusuna dönüştüğünü açıklayan Matlı, mevcut yönetimi seçimden önce bilgi ve belgeleriyle cevap vermeye çağırdı. “Soruyu soranı hedef almak cevap değildir” Her iki taraf için yapılan ve nezaket sınırlarını aşan bazı paylaşımları tasvip etmediklerini belirten, ancak belge ve bilgi içeren sorulara cevap vermek yerine gündemin başka alanlara çekilmeye çalışıldığını ifade eden Matlı, şunları söyledi: “60 bin üyenin cevap beklediği sorulardan kaçmak için her türlü manipülasyona, komplo teorisine ve mesnetsiz iddiaya başvuruluyor. Bazıları ise gülümseten ve zorlama çıkarımlar. Soruyu soran üyeler “bel altı yöntem” iddiaları ile hedef alınıp, mağduriyet üretilmeye çalışılıyor. Oysa mesele çok açık: Bir sorunun cevabı varsa belgesini açıklarsınız; belgesi yoksa “yok” dersiniz, yok böyle bir şey dersiniz. Soruyu soran kişiye saldırmak cevap değildir. Şeffaf yönetimin temeli, soruların sahibini tartışmak değil, sorulara hesap verebilir biçimde cevap vermektir. Bunda ne sorun var, anlamıyorum.” “Biz, 150 basın mensubunun önüne çıktık” Ağustos ayında yaptığı basın toplantısını hatırlatan Özer Matlı, “Biz, 28 Ağustos'ta Bursa Ekonomisi Dönüşüm Planı Vizyon 2040’ı anlatmak için 150 basın mensubunun önüne çıktık. Anlattıklarımızın dışında, bize ne sorulduysa içtenlikle ve açıklıkla cevap verdik. Bizimle ilgili daha önce eleştirilerde bulunmuş veya olumsuz yazı yazdığını bildiğimiz arkadaşlarımızı da davet ettik. Kamuoyunun bilgi alma hakkına saygı gösterdik. Aynı toplantıda, sahada 60 bin üyemizin bize sürekli ilettiği soruların bir bölümünü de mevcut yönetime sorduk. Aleni olarak muhatabımıza sorduk. Geldiğimizde ilk işimizin bağımsız denetim olacağını söyledik. Çünkü yönetime talip olanın bugünkü tavrı, yarın nasıl yöneteceğini gösterir. Biz, soruların karşısına açıklıkla çıkarak nasıl yöneteceğimizi gösterdik. Onlar cevap vermeyerek nasıl yönettiklerini gösterdiler” diyerek mevcut yönetimin yönetim anlayışını eleştirdi. 34 soru artık resmî başvuru Matlı, 60 bin üyenin sorularının 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında 15.09.2026 tarih 21540 evrak no.lu giriş kaydıyla resmî dilekçeyle BTSO Yönetim Kurulu Başkanlığı’na iletildiğini belirterek şöyle devam etti: “Kişisel polemiğe girmek istemiyoruz. Burada önemli olan kişiler değil. Yönetim anlayışlarımızdaki fark. Bu sebeple, mevcut yönetime de, bütün bu sorulara cevap verebilecekleri bir imkan sağlamak istiyoruz. Biz sağa sola sapmayız. Anonim paylaşımların veya birilerine bir şeyler yazdırmanın arkasına saklanmayız. Sorularımızı açıkça sorar, cevabını resmî kanallardan ararız. Bu nedenle en çok sorulan 34 soruyu 4982 sayılı Kanun kapsamında, kendi imzamla BTSO Yönetim Kurulu Başkanlığı’na bir dilekçe ekiyle ilettim. Bu dilekçeyi de basın yoluyla kamuoyuyla paylaşıyoruz. Bize verilecek cevapları da kamuoyuyla paylaşacağız. Cevaplar bize ulaştığında tek kelime yorum eklemeden, olduğu gibi yayımlayacağız.” “İsterseniz, doğrudan üyemize cevap verin” Soruların sahibinin 60 bin üye olduğunu belirten Matlı, şu ifadeleri kullandı: “Dilekçemize cevap vermeyecekseniz, soruların asıl sahibi üyelerimize doğrudan cevap verin. Siz de bizim gibi bir toplantı düzenleyin. Soruları tek tek cevaplayın. Basın mensuplarını da davet edin, bu soruları sormasına müsaade edin. 34 soruyu ekrana koyun; belgeyi, kararı, bütçeyi, tahsisi ve sorulan sorunun cevabını üyelerin önüne çıkarın. 60 bin üyenin sorusundan korkmayın.” “Paylaştığınız video, geldiğiniz noktanın üzücü bir ispatı” Mevcut yönetimin kendi sosyal medya hesaplarında, kendisinin yıllar önce çekilmiş Uludağ Yaşamboyu Eğitim Merkezi’ni takdir ettiği bir videoyu paylaşarak da bu soruların cevabını vermemek için gündem değiştirmeye çalıştıklarını beyan eden Özer Matlı, “Hatırlayın o dönemi, bir misyondan bahsetmiştiniz. Bu projeyi uluslararası eğitimlerin verileceği, Ortadoğu’dan CEO’ların, üst düzey yöneticilerin eğitim alacağı, Bursa’ya döviz kazandıracak ve üyelerimizin gelirini artıracak Davos benzeri bir vizyon diye sundunuz. Ben de bunu takdir ettim. Gerçekleştirseydiniz, takdir etmeye devam ederdim. Gelin bir de bugün geldiğimiz noktaya bakalım, yıllık yaklaşık 180 Milyon zarar eden, bu zararın finansmanını da BTSO üyelerinin aidatları ile sağladığınız, rezervasyon sitelerinden konuk kabul eden bir otelden bahsediyoruz. Anlattığınızla, yaptığınız arasında her zaman olduğu gibi dağlar kadar fark var. Hayaller Davos, gerçekler israf. Siz, aday olduğum için eleştiriyorum zannediyorsunuz. Aslında tam tersi, benim gibi 60 bin üye sizi eleştirdiği için, onlar adına aday oldum. Paylaştığınız video, geldiğiniz noktanın üzücü bir ispatı. Üyelerimizin çözüm bekleyen pek çok sorunu var. Kendi gündeminizle uğraşmak yerine üyelerimizin gerçek meselelerini konuşun. Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmeler, küresel ticarette artan belirsizlikler, yükselen enerji ve lojistik maliyetleri üyelerimizi doğrudan etkiliyor. Dünya genelinde finansmana erişim koşulları ağırlaşıyor. Bir gün olsun üyemizin bu sorunlarından birini dile getirdiniz mi? Sizin gündeminizle üyemizin gündemi arasında büyük bir uçurum var.” dedi. “Küçük işletmeler, ve kobi'ler başta olmak üzere 60 bin üyemizin sorularını sormaya devam edeceğiz” Mevcut yönetimin bu sorulara sessiz kalmasının, onlara göre bir çare olduğunu düşündüğünü söyleyen Matlı, “Bu sorulara cevap vermeden seçim tarihine varabilmek için gündemi başka yerlere çekmeye çalışıyorlar. Bizimle ilgili ne yaparsanız yapın; isterseniz “uzaylılar geldi, kaçırdı, ondan böyle yapıyorlar” diyecek kadar akıl dışı hikâyeler üretin, ürettirin. İsterseniz, alakasız konuları birbirine bağlayarak, bir anlam ifade ediyormuş gibi göstermeye çalışın. Bu yapılanlar, 13 yıllık yönetiminiz için seçime giderken üzücü ve düşündürücü olmanın ötesine geçemez. Ayrıca hiçbiri bu soruları ortadan kaldırmaz. Kafanızı kuma gömdüğünüzde, bütün üyelerin konuştuğu bu meselelerin yok olduğunu mu sanıyorsunuz? Bursa iş dünyası bu konuları konuşuyor ve cevap bekliyor. Biz, küçük işletmeler ve KOBİ'ler başta olmak üzere 60 bin üyemizin sorularını sormaya devam edeceğiz. Bu yolculuğa çıkarken dediğimiz gibi siz cevap vermezseniz, bazı soruların cevabını seçim günü 60 bin üye birlikte sandıkta verir.” BTSO'nun 60 bin üyenin tamamının odası olduğunu vurgulayan Matlı, “Bu Oda hepimizin. Tabii ki Oda’mıza sahip çıkacağız. Odanın kaynakları, kararları, yatırımları ve iştirakleri üyelerine açık olmalıdır. Şeffaflık bir iletişim cümlesi değil, soru geldiğinde cevaplama iradesidir. Takip ederseniz, anonim hesaptan benimle ilgili paylaşım yapan, adı bile belli olmayan kişilere bile, ben doğrudan yorum yazarak, yazan kişiyi saygı çerçevesinde sorularına cevap vermeye Birlikte Çalışma Merkezi’mize davet ediyorum. Çünkü benim çekinecek hiçbir şeyim yok. Basın toplantısında da dediğim gibi -Benden, size ekmek çıkmaz.- Bağımsız denetim ve hesap veren yönetim, anlayışımızın temelidir” dedi.

Bilişim sektörünün yol haritası İTO’da masaya yatırıldı Haber

Bilişim sektörünün yol haritası İTO’da masaya yatırıldı

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Bilgi Teknolojileri Meslek Komitesi, bilgi teknolojileri sektörünün mevcut durumunu değerlendirmek ve sektörün öncelikli ihtiyaçlarını belirlemek amacıyla çalışma toplantısı düzenledi. İTO Yönetim Kurulu Üyesi Murat Hazıroğlu’nun başkanlığındaki toplantıya Meslek Komitesi üyeleri ve sektör temsilcileri katıldı. Dijital dönüşüm rekabet gücünün temel unsuru Toplantıda sektörün gelişim alanlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Murat Hazıroğlu, bilgi teknolojilerinin artık yalnızca teknoloji sektörünü ilgilendiren bir alan olmaktan çıktığını, ekonominin farklı sektörlerinde doğrudan belirleyici rol üstlendiğini söyledi. Üretimden ticarete, finanstan hizmetlere kadar geniş bir alanda dijital dönüşümün etkisinin arttığına dikkat çeken Hazıroğlu, işletmelerin rekabet güçlerini koruyabilmeleri için teknoloji yatırımlarını artırmaları gerektiğini belirtti. Hazıroğlu, özellikle KOBİ’lerin yeni teknolojilere erişiminin kolaylaştırılmasının ve dijital altyapılarının güçlendirilmesinin önemine işaret ederek, İTO’nun sektör temsilcilerinin karşılaştığı sorunları takip ettiğini ve iş dünyasının taleplerini ilgili kurumlara aktardığını ifade etti. İnsan kaynağı ve girişimcilik potansiyeline vurgu Bilgi teknolojileri sektörünün sürdürülebilir büyümesi için kamu, özel sektör ve girişimcilik ekosistemi arasındaki işbirliğinin güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Hazıroğlu, Türkiye’nin sahip olduğu insan kaynağı ve girişimcilik potansiyelinin daha yüksek ekonomik değere dönüştürülmesi gerektiğini söyledi. Hazıroğlu, İTO olarak sektörün gelişimini destekleyecek işbirliklerine katkı sunmaya ve üyelerin beklentilerini ilgili platformlarda gündeme taşımaya devam edeceklerini belirtti. TÜBİTAK’ın özel sektör destekleri anlatıldı Toplantıda İTO Bilgi Teknolojileri Meslek Komitesi Başkanı Bekir Sami Nalbantoğlu da komitenin yürüttüğü çalışmalar ve sektörün gündemindeki başlıklar hakkında katılımcılara bilgi verdi. Program kapsamında TÜBİTAK Özel Sektör İş Geliştirme Direktörü Mahmut Bulut tarafından bir sunum gerçekleştirildi. Sunumda TÜBİTAK’ın özel sektöre yönelik destek mekanizmaları, girişimcilik ekosistemi, iş geliştirme imkanları ve bilgi teknolojileri sektörüne yönelik fırsatlar ele alındı. Toplantının devamında sektör temsilcileri, bilgi teknolojileri sektörünün mevcut durumu, ihtiyaçları ve karşılaştıkları sorunlara ilişkin değerlendirmelerini TÜBİTAK yetkilileriyle paylaştı. Katılımcılar ayrıca sektörün gelişimine yönelik görüş ve önerilerini aktardı.

EBSO Başkan Adayı’ndan “tek kapı” finans projesi Haber

EBSO Başkan Adayı’ndan “tek kapı” finans projesi

Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Yönetim Kurulu Başkan Adayı Hakan Ürün, sanayicilerin finansmana erişimde yaşadığı sorunlara yönelik “Sanayici Finans Merkezi” projesini gündeme getirdi. Ürün, özellikle uygun destek ve finansman programlarından zamanında haberdar olamayan ya da başvuru süreçlerinin karmaşıklığı nedeniyle bu kaynaklardan yararlanamayan işletmeler için merkezi bir yapı oluşturmayı planladıklarını belirtti. Projeye göre sanayiciler; özel kredi protokolleri, ihracat finansmanı, yatırım teşvikleri ve kamu destekleri konusunda güncel bilgilere tek bir merkez üzerinden ulaşabilecek. Finansman seçenekleri firma bazında değerlendirilecek Hakan Ürün, sanayicilerin temel faaliyetlerinin üretim, ihracat ve istihdam olduğunu belirterek finansmana erişim süreçlerinin işletmeler açısından önemli bir zaman kaybına dönüşmemesi gerektiğini söyledi. Ürün, iyi bir yatırım projesinin yalnızca başvuru sürecindeki eksiklikler nedeniyle finansman imkanından yararlanamamasının hem işletme hem de ekonomi açısından kayıp oluşturduğunu ifade etti. Sanayici Finans Merkezi kapsamında firmaların finansman ihtiyaçlarının ölçek ve sektör özelliklerine göre değerlendirilmesinin planlandığını belirten Ürün, geri ödeme kapasitesini zorlamayacak finansman seçeneklerine erişim için ilgili kurumlarla iş birliklerinin artırılacağını kaydetti. KOBİ’lerin uluslararası fonlara erişimi hedefleniyor Ürün, projenin yalnızca kredi ve kamu destekleriyle sınırlı olmayacağını, KOBİ’lerin ulusal ve uluslararası fonlara erişiminin de destekleneceğini söyledi. Özellikle proje hazırlama, yabancı dil ve uzmanlık eksikliği nedeniyle uluslararası finansman kaynaklarından yararlanamayan KOBİ’lere yönelik destek mekanizması oluşturulacağını belirten Ürün, merkezin fikir aşamasından başvuruya ve yatırım sürecine kadar firmalara rehberlik etmesinin planlandığını ifade etti. Ürün, İzmir’de üretim kapasitesi ve yatırım potansiyeli yüksek çok sayıda KOBİ bulunduğunu belirterek, bu işletmelerin mevcut finansman kaynaklarına erişiminin güçlendirilmesi gerektiğini dile getirdi. Finansman sorunları düzenli olarak izlenecek Sanayicilerin finansman sorunlarının düzenli olarak takip edileceğini belirten Ürün, finans kuruluşlarıyla sanayiciler arasındaki iletişimi güçlendirecek bir yapı oluşturmayı hedeflediklerini söyledi. Ürün, “Sanayicinin dilini finans kuruluşlarına doğru anlatan güçlü bir yapı kuracağız” diyerek, üretimin sürdürülebilirliği açısından finansmana erişimin stratejik önem taşıdığını vurguladı. Sanayici Finans Merkezi projesiyle sanayicilerin farklı bankalar ve kurumlar arasında finansman arayışı için zaman kaybetmesinin önüne geçilmesinin amaçlandığını belirtti.

KOBİ’lere küresel rekabet desteği Haber

KOBİ’lere küresel rekabet desteği

İşletme başına 30 milyon TL ile 75 milyon TL arasında kredi imkânı sunulan programda, 20 puanlık geri ödemesiz finansman desteği ve Kredi Garanti Fonu kefaleti seçeneği bulunuyor. Başvurular 30 Eylül 2026’ya kadar yapılabilecek. Küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin küresel pazarlardaki rekabet gücünü artırmaya yönelik KOSGEB desteklerinde yeni dönem başladı. Küresel Rekabetçilik Destek Programı’nın 2026 yılı ilk başvuru dönemi 7 Eylül’de açıldı. KOBİ’ler, üretimden ihracata, Ar-Ge’den dijital dönüşüme kadar küresel rekabetçiliklerini güçlendirecek yatırımları için program kapsamında finansman desteğinden yararlanabilecek. Başvuruların 30 Eylül 2026 tarihinde sona ereceği programda işletme başına kredi üst limiti 75 milyon TL olarak uygulanacak. Programın amacı ise yalnızca KOBİ’lerin finansmana erişimini kolaylaştırmak değil; yenilikçi ürün geliştirme, yüksek katma değerli üretim, verimlilik, tedarik zinciri yönetimi ve uluslararası pazarlara açılma kapasitesini güçlendirmek. Destek kapsamı geniş tutuldu KOSGEB’in program kapsamında desteklediği harcamalar, KOBİ’lerin doğrudan üretim ve rekabetçilik kapasitesini artırmaya yönelik alanlarda yoğunlaşıyor. Destek kapsamında makine, teçhizat ve kalıp yatırımları, küresel rekabetçiliği artırmaya yönelik yatırım harcamaları arasında yer alıyor. Bunun yanında işletmelerin rekabet gücünü destekleyen kurumsal yazılım alımları da finansman kapsamında değerlendiriliyor. Program, nitelikli insan kaynağına yönelik personel giderlerini de kapsıyor. Eğitim, danışmanlık ve yönlendirme, belgelendirme, test ve analiz, pazarlama, tasarım ve sınai mülkiyet haklarına ilişkin hizmet alımları da desteklenebilecek giderler arasında bulunuyor. Bunlara ek olarak proje kapsamında ihtiyaç duyulan işletme sermayesi giderleri için de finansman imkânı sağlanacak. Bu kapsam, desteğin yalnızca makine yatırımlarına yönelik klasik bir yatırım finansmanı olmaktan çıkarak işletmelerin üretim, teknoloji, insan kaynağı ve pazarlama kapasitesini birlikte geliştirmesini hedeflediğini gösteriyor. 75 milyon TL’ye kadar kredi kullanılabilecek Programda işletme başına 30 milyon TL kredi alt limiti, 75 milyon TL kredi üst limiti uygulanacak. Projelerin süresi 24 ay, kredi vadesi ise 36 ay olarak belirlendi. İşletmelerin finans kuruluşlarından kullanacakları krediler için 20 puanlık geri ödemesiz finansman desteği sağlanacak. KOBİ’lerin finansmana erişimini kolaylaştırmak amacıyla Kredi Garanti Fonu (KGF) kefaleti imkânından yararlanılması da mümkün olacak. Bu yapı, özellikle yüksek yatırım maliyeti gerektiren makine, teknoloji, dijitalleşme ve üretim kapasitesi yatırımlarında KOBİ’lerin kredi maliyetini azaltmayı hedefliyor. Programa her KOBİ başvuramıyor Küresel Rekabetçilik Destek Programı, tüm KOBİ’lere açık genel bir finansman programı niteliğinde değil. Başvuru için işletmelerin öncelikle belirli temel koşulları karşılaması gerekiyor. Başvuracak işletmelerin KOSGEB Veri Tabanı’nda kayıtlı ve aktif olması, güncel İşletme Beyanı’na sahip bulunması ve Türk Ticaret Kanunu kapsamında tanımlanan gerçek veya tüzel kişi statüsünde faaliyet göstermesi gerekiyor. Bunun yanı sıra işletmelerin belirlenen uygunluk kriterlerinden en az birini karşılaması gerekiyor. İhracatını ve Ar-Ge’sini artıran şirketler öne çıkıyor Program kapsamında hızlı büyüyen işletmeler için ihracat ve teknoloji odaklı kriterler öne çıkıyor. Bu kapsamda hızlı büyüyen işletmelerin orta-yüksek veya yüksek teknoloji düzeyinde faaliyet göstermesi ve son üç yılın her birinde ihracatını bir önceki yıla göre artırmış olması kriterlerden biri olarak belirleniyor. Bir diğer kriter ise hızlı büyüyen işletmelerin son üç yılın her birinde hem ihracatını hem de Ar-Ge harcamalarını artırmış olması. Bunun yanında yüksek teknoloji düzeyinde faaliyet gösteren orta ölçekli işletmeler de programa başvurabilecek. Bu işletmelerin Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı kapsamında belirlenen öncelikli ürünler listesinde yer alan ürünlere ilişkin faaliyet yürütmesi gerekiyor. Turcorn 100 Programı kapsamına alınan işletmeler de başvuru yapabilecek. 2025’ten bu yana milyarlarca liralık finansman Küresel Rekabetçilik Destek Programı 2025 yılında uygulanmaya başladı. Program kapsamında bugüne kadar 71 KOBİ için toplam 3 milyar TL finansman imkânı sağlandığı belirtildi. Verilen bilgilere göre bu işletmelerden 43 KOBİ toplam 1,3 milyar TL finansmana erişti. Programın temel hedefi, KOBİ’lerin yalnızca mevcut üretim kapasitelerini büyütmesi değil; yüksek katma değerli ürün geliştirmesi, uluslararası pazarlarda daha güçlü rekabet etmesi ve sürdürülebilir büyüme kapasitesi oluşturması. Başvurular 30 Eylül’de sona erecek KOSGEB’in 2026 yılı Küresel Rekabetçilik Destek Programı kapsamında ilk başvuru dönemi 7 Eylül 2026’da başladı. Programa başvurmak isteyen işletmelerin başvurularını 30 Eylül 2026 tarihine kadar tamamlaması gerekiyor. Program özellikle ihracatını büyütmek, üretim kapasitesini artırmak, teknoloji yatırımı yapmak, Ar-Ge faaliyetlerini geliştirmek veya dijital dönüşüm yatırımlarını hızlandırmak isteyen KOBİ’ler açısından önemli bir finansman kanalı oluşturuyor. KOSGEB’in bu programla ortaya koyduğu çerçeve, KOBİ desteklerinde yalnızca işletme sayısını artırmaya değil, yüksek katma değerli üretim ve uluslararası rekabet kapasitesi bulunan işletmelerin ölçeklenmesine odaklanan bir yaklaşımın öne çıktığını gösteriyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.