SON DAKİKA
Hava Durumu

#Kobi̇

Ekometre - Kobi̇ haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kobi̇ haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Türkiye’de marka isimlendirme sürecinde stratejik dönüşüm Haber

Türkiye’de marka isimlendirme sürecinde stratejik dönüşüm

Oysa marka ismi, yalnızca bir kelimeden ibaret değil; şirketin tüm pazarlama yatırımlarını taşıyan temel yapı taşlarından biri olarak öne çıkıyor. Türkiye’nin yalnızca marka isimlendirme ve stratejik marka mimarisi alanına odaklanan ilk ajansı olan Du Naming, bu alandaki boşluğu bilimsel veriler ve stratejik yaklaşımlar doğrultusunda ele alıyor. Türkiye’de her yıl binlerce marka doğuyor Türkiye’de yaklaşık 3,7 milyon KOBİ bulunuyor. Her yıl ortalama 110 binden fazla yeni şirket kurulurken, Türk Patent ve Marka Kurumu verilerine göre yıllık marka tescil başvurusu sayısı 150 binin üzerine çıkıyor. Ancak bu yoğunluk içinde markaların önemli bir bölümü, marka isimlendirme sürecini hâlâ yalnızca “yaratıcı fikir bulma” yaklaşımıyla ele alıyor. Süreç çoğu zaman reklam ajanslarına ya da patent bürolarına bırakılıyor. Oysa marka isimlendirme; strateji, dilbilim, rekabet analizi, fonetik yapı, kültürel uyum ve hukuki uygunluk gibi çok katmanlı bir uzmanlık alanı olarak dikkat çekiyor. Eren Özata, Türkiye’de marka isimlendirme konusunda önemli bir bilgi eksikliği bulunduğunu belirterek şunları söylüyor: “Yaklaşık 20 yıldır markalaşma sektörünün içindeyim. Yüzlerce projede gördüğüm ortak problem şu oldu: Şirketler marka ismini çoğu zaman stratejik bir karar olarak görmüyor. Oysa yanlış isim seçimi, yıllarca rakibi büyütebilir. Global pazarda sorun yaratabilir. Hatta markanın tescil sorunları nedeniyle büyümesini engelleyebilir.” Marka ismi stratejiyle şekilleniyor Türkiye’nin ilk marka isimlendirme ajansı olan Du Naming, klasik yaratıcı isim üretim süreçlerinden farklı bir yaklaşım benimsiyor. Süreç doğrudan marka ismi önerileriyle başlamıyor; öncelikle markanın ne söylediğinden çok, ne söylemek istediği tanımlanıyor. Ajans, marka konumlandırması, hedef kitle, rekabet analizi, marka karakteri ve kategori stratejisini belirledikten sonra isimlendirme aşamasına geçiyor. Fonetik yapıdan kültürel çağrışımlara, alan adı uygunluğundan tescil analizlerine kadar birçok kriter birlikte değerlendiriliyor. Doğru marka ismi için öne çıkan kriterler Du Naming’e göre doğru marka ismi; şirketin iş hedefleriyle örtüşmesi, marka vaadini taşıması, hedef kitlesi için anlam ifade etmesi ve rakiplerden ayrışması gibi kriterleri karşılamalı. Bunun yanı sıra farklı dillerde sorun yaratmaması, telaffuzunun kolay olması, hafızada kalıcılık sağlaması, dijital platformlarda kullanılabilir olması ve global pazarlara uyum gösterebilmesi de önem taşıyor. Ajansa göre bugün birçok marka, özellikle “lider markaya benzeme” hatası nedeniyle rekabete geriden başlıyor. Aynı sektörde benzer ritimlere, çağrışımlara ya da kelime yapılarına sahip isimler kullanıldığında, tüketici zihni çoğu zaman lider markayı hatırlıyor. Bu durum, yeni markanın reklam yatırımının dahi rakibe çalışmasına neden olabiliyor. Küresel ölçekte büyüyen bir uzmanlık alanı Küresel ölçekte marka ve isimlendirme sektörü uzun yıllardır bağımsız bir uzmanlık alanı olarak kabul görüyor. Dünyanın en değerli 5 bin markasının toplam değerinin yaklaşık 14 trilyon dolar seviyesinde olduğu belirtilirken, global marka ajansları pazarının önümüzdeki yıllarda 100 milyar doları aşması bekleniyor. Intel’in Pentium’u, Procter & Gamble’ın Swiffer’ı ve Coca-Cola’nın Dasani’si gibi isimler; yalnızca yaratıcı fikirlerin değil, uzun araştırma ve strateji süreçlerinin sonucu olarak ortaya çıkıyor. Eren Özata, Türkiye’de de bu yaklaşımın güçlenmesi gerektiğini ifade ederek şu değerlendirmede bulunuyor: “Bugün bir marka ismi sadece kulağa hoş gelen bir kelime olamaz. Rekabetin yoğun olduğu bir dünyada marka ismi; pazarlama yatırımlarını taşıyan stratejik bir zemindir. Biz de Du Naming’i tam olarak bu nedenle kurduk. Marka isimlendirmeyi şansa bırakılan bir süreç olmaktan çıkarıp, bilimsel ve stratejik bir zemine taşımak istiyoruz. Yarattığımız marka isimlerinin dünyanın en değerli marka isimleri ligine dahil olmasını hedefliyoruz.” Marka ismi, şirketin geleceğini doğrudan etkiliyor Du Naming, yerli ve yabancı markalara stratejik isimlendirme, marka mimarisi ve marka ön değerlendirme hizmetleri sunuyor. Ajansın yaklaşımı ise tek bir noktada birleşiyor: “Mesele yaratıcı olmak değil, stratejik olmak.” Doğru marka ismi yalnızca dikkat çekmekle sınırlı kalmıyor; markanın büyümesini, hatırlanmasını ve rekabetteki konumunu da doğrudan etkiliyor.

VakıfBank’tan rekor finansman Haber

VakıfBank’tan rekor finansman

T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın karşı-garantisi ve Dünya Bankası Grubu üyesi IBRD’nin kısmi garantisi altında sağlanan finansman, Türk bankacılık sektöründe kalkınma finansmanı alanında gerçekleştirilen en yüksek tutarlı işlemlerden biri oldu. Temin edilen bu kaynak; VakıfBank’ın “Kalkınma Odaklı Değer Bankacılığı” yaklaşımı çerçevesinde geliştirilen ürünler aracılığıyla, başta kadınlar, gençler, kadın ve genç girişimciler olmak üzere istihdamın artırılması, afet bölgesindeki ekonomik hayatın güçlendirilmesi ve kalkınmada öncelikli illerde üretimin desteklenmesi amacıyla kullandırılacak. T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın karşı-garantisi ve Dünya Bankası Grubu üyesi IBRD’nin kısmi garantisi altında VakıfBank, Türk bankacılık sektöründe kalkınma finansmanı alanında gerçekleştirilen rekor seviyede işlemlerden birine imza attı. İstanbul Finans Merkezi’nde bulunan VakıfBank Genel Müdürlüğü’nde gerçekleştirilen imza törenine T.C. Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek ve Dünya Bankası Türkiye Ülke Direktörü Humberto Lopez ile paydaş finansal kuruluşların üst düzey temsilcilerinin yanı sıra iş dünyası, girişimcilik ekosistemi ve finans sektöründen davetliler katıldı. 1,5 milyar Euro tutarındaki kaynağın; başta kadınlar ve gençler olmak üzere girişimcilerin desteklenmesi, afet bölgesinin yeniden ekonomik olarak güçlendirilmesi ve kalkınmada öncelikli illerde üretimin artırılması amacıyla kullandırılması planlanıyor. “KOBİ’lerimizin finansmana erişimini desteklemeye devam ediyoruz” Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye'nin üretim ekosistemini güçlendirecek her türlü konuda Dünya Bankası ile tesis edilen iş birliğinin, kararlılıkla sürdürüleceğine işaret ederek, şu değerlendirmelerde bulundu: “KOBİ’lerimizin uzun vadeli ve uygun koşullu finansmana erişimini desteklemeye devam ediyoruz. Sağlanacak 1,5 milyar avro tutarındaki kaynak; istihdamın artırılması, özellikle genç ve kadın girişimcilerin desteklenmesi amacıyla kullanılacaktır. Uyguladığımız ekonomi programına duyulan güven, uluslararası kalkınma bankaları ile ilişkilerimize doğrudan yansımaktadır” dedi. “Bu finansman, ülkemize duyulan güvenin somut göstergesi” İmza töreninde konuşan VakıfBank Genel Müdürü Osman Arslan, gerçekleştirilen işlemin yalnızca finansman sağlamakla sınırlı olmadığını belirterek şunları söyledi: “Dünya Bankası İcra Kurulu tarafından onaylanan bu proje kapsamında, uluslararası finans kuruluşlarıyla 1,5 milyar Euro tutarında, 10 yıl vadeli bir kredi anlaşmasına imza attık. Bu işlem, Türk bankacılık sektöründe kalkınma finansmanı alanında gerçekleştirilen en yüksek tutarlı fonlama işlemlerinden biri olma özelliğini taşıyor. Bu iş birliği, uluslararası finans çevrelerinin hem Bankamıza hem de ülkemize duyduğu güvenin güçlü bir göstergesidir.” “200 bin kadın ve gencin iş hayatına katkı sağlayacağız” “VakıfBank olarak ülkemizin üretim gücünü, istihdam kapasitesini ve toplumsal refahını destekleyen kalıcı değerler üretmeyi önceliklendiriyoruz. Bu anlayışla, özellikle gelişim potansiyeli yüksek alanlarda sürdürülebilir kalkınmayı destekleyen finansman modelleri geliştiriyoruz. Çünkü biz inanıyoruz ki, sürdürülebilir bir yaşam sadece ekonomik büyüme ile değil, kapsayıcılıkla, eşit fırsatlarla ve insanı merkeze alan bir anlayışla mümkündür” diyen Osman Arslan, Finansmanın kapsayıcı büyümeye hizmet edecek şekilde yapılandırıldığını vurgulayarak “Kaynağın önemli bir bölümünü kadınlar ve gençler için ayırıyoruz. Kadınların ve gençlerin üretim süreçlerine daha güçlü katılımı, ekonomik büyümeyi hızlandırırken toplumsal kalkınmayı da destekliyor. VakıfBank olarak 200 bin kadın ve gencin iş hayatına katılmasına katkı sağlayarak bu hedefin güçlü bir parçası olacağız. İnşallah attığımız bu adımlarla kadın ve genç istihdamına ölçülebilir düzeyde önemli bir katkı sağlayacağız” dedi. Afet bölgesine yönelik çalışmalara da özel önem verdiklerini belirten Arslan sözlerini şöyle tamamladı: “Afet bölgesinde ekonomik hayatın yeniden güçlenmesi için finansmana erişimi kolaylaştırıyoruz. İşletme ve yatırım kredileriyle üretimin yeniden canlanmasına katkı sağlarken, istihdam odaklı kredi programlarımızla kadınların ve gençlerin iş gücüne katılımını destekliyoruz. Önümüzdeki dönemde 150 bin kadın ve 50 bin gencin istihdama katılmasına katkı sağlamayı hedefliyoruz.”

EKK yeni programı hızla devreye alacak Haber

EKK yeni programı hızla devreye alacak

Ekonomi Koordinasyon Kurulu (EKK) toplantısının ardından yapılan açıklamada, "Sanayi gücümüzün korunması, geliştirilmesi ve ihracata yönlendirilmesi konusunda 'Türkiye Yüzyılında Yatırımlar İçin Güçlü Merkez Programı' başta olmak üzere öngörülen adımların hızla hayata geçirilmesi kararlaştırılmıştır." ifadesi kullanıldı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın başkanlığında EKK toplantısı düzenlendi. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki toplantıya, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, AK Parti Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekci ve Ahmet Baha Öğütken, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı İbrahim Şenel, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanlığı Siber Güvenlik Başkanı Ümit Önal, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Burak Dağlıoğlu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı Şahap Kavcıoğlu, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi (KOSGEB) Başkanı Ahmet Serdar İbrahimcioğlu, Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Yönetim Kurulu Başkanı Alpaslan Çakar ve bazı bakan yardımcıları katıldı. Toplantının ardından yapılan yazılı açıklamada, küresel ekonominin, belirsizliklerin ve jeopolitik gerginliklerin arttığı zorlu bir dönemden geçtiğine işaret edilerek, uygulanan program sayesinde makrofinansal istikrarın önemli ölçüde güçlendiği, ekonomideki kırılganlıklar azalırken, şoklara karşı dayanıklılığın arttığı belirtildi. "Bölgemizde yaşanan gelişmelerin ekonomimize olası etkilerini en aza indirmek ve piyasaların sağlıklı işleyişini sürdürmek için gerekli tedbirler alınmaktadır" ifadesine yer verilen açıklamada, artan petrol fiyatlarına yönelik eşel mobil sisteminin geçici olarak uygulamaya alındığı, gübre başta olmak üzere kritik tarımsal girdilere yönelik dış ticaret tedbirlerinin getirildiği ve stratejik stok yönetiminin güçlendirildiği kaydedildi. "Aktif sanayi politikalarına öncelik verilmektedir" Açıklamada, turizm sektörüne yönelik destek paketinin devreye alındığı ve ihracatçıların kefalet limitleri artırılarak finansmana erişimlerinin kolaylaştırıldığı hatırlatılarak, "Tedarik zincirlerinde değişimin hız kazandığı, yeşil ve dijital dönüşüm odaklı bir dönemde, yüksek katma değerli ve teknoloji yoğun üretimi güçlendirmek amacıyla aktif sanayi politikalarına öncelik verilmektedir." değerlendirmesinde bulunuldu. Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi, Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi ve HIT-30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programı ile stratejik yatırımlar ve yüksek teknolojili üretimin desteklendiği anımsatılan açıklamada, şunlar paylaşıldı: "KOSGEB aracılığıyla KOBİ'lerimizin finansmana erişimini kolaylaştıran, üretim kapasitesini geliştiren, yeşil ve dijital dönüşümünü hızlandıran, rekabetçiliğini güçlendiren ve inovasyon odaklı üretimlerini destekleyen adımlar atılmaktadır. Ayrıca savunma sanayimizin yerli ve milli imkanlarla geliştirilmesi, ihracat ve yüksek teknoloji üretimi teşvik edilmekte, bu alandaki yatırım ve Ar-Ge çalışmaları desteklenmektedir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından geçtiğimiz hafta açıklanan 'Türkiye Yüzyılında Yatırımlar İçin Güçlü Merkez Programı' kapsamında atılacak hukuki, idari, mali ve kurumsal adımlarla, ülkemizin bölgesel bir yönetim merkezi haline gelmesi, küresel transit ticaretten daha fazla pay alması, girişimcilik ekosisteminin güçlenmesi ve İstanbul Finans Merkezi'nin önde gelen finans merkezlerinden biri olması hedeflenmektedir. Program çerçevesinde hayata geçirilecek yatırımcı dostu düzenlemeler, vergi teşvikleri, 'Tek Durak Büro' uygulamasıyla sadeleştirilen ve hızlandırılan bürokratik süreçler ile İstanbul Finans Merkezi (İFM) odaklı politikalar sayesinde daha rekabetçi bir yatırım ortamı oluşturulması amaçlanmaktadır." "Türkiye önemli bir potansiyele sahip" EKK toplantısında, imalat sanayisindeki gelişmeler ile KOBİ'lerin güçlendirilmesine yönelik çalışmaların da değerlendirildiği aktarılan açıklamada, "Sanayi gücümüzün korunması, geliştirilmesi ve ihracata yönlendirilmesi konusunda 'Türkiye Yüzyılında Yatırımlar İçin Güçlü Merkez Programı' başta olmak üzere öngörülen adımların hızla hayata geçirilmesi kararlaştırılmıştır." bilgisi verildi. Toplantıda, son dönemdeki finansal gelişmelerin ele alındığı, ABD/İsrail-İran savaşının finansal piyasalar ve bankacılık sektörü üzerindeki muhtemel etkilerinin Kurul üyeleriyle istişare edildiği belirtilen açıklamada, şunlar dile getirildi: "İFM başta olmak üzere finansal sistemimizin küresel piyasalardan daha fazla pay almasını hedefleyen tedbirler gözden geçirilmiştir. Kamu bankalarının yurt dışında şube açmalarına ilişkin yürütülen çalışmalar ele alınmıştır. Türkiye, güçlü üretim altyapısı ve jeostratejik konumuyla önemli bir potansiyele sahiptir. Ülkemizin küresel transit ticaretteki konumunu güçlendirecek, ülkemizi enerji ve ticarette işlevsel bir koridora dönüştürecek politikaları hayata geçirmeye devam edeceğiz."

KOBİ’lerde yeni rekabet alanı yapay zeka Haber

KOBİ’lerde yeni rekabet alanı yapay zeka

DİA Yazılım Genel Müdürü Suha Onay’a göre KOBİ’ler için dijitalleşme artık bir teknoloji yatırımı değil, doğrudan bir bilanço ve rekabet meselesi. Onay, bulut ERP ve yapay zeka entegrasyonları sayesinde işletmelerin talep tahmininden stok yönetimine kadar birçok kritik kararı veriye dayalı alabileceğini söyledi. Rekabetin giderek keskinleştiği iş dünyasında KOBİ’ler için dijitalleşme artık bir seçenek olmaktan çıkıp hayatta kalma stratejisine dönüşmüş durumda. Geleneksel yöntemlerle ilerlemenin giderek zorlaştığını belirten DİA Yazılım Genel Müdürü Suha Onay, özellikle bulut tabanlı ERP sistemleri ve yapay zeka destekli veri analitiğinin işletmeler için yeni bir rekabet alanı yarattığını söyledi. KOBİ’lerde dijitalleşme e-dönüşümle başladı Türkiye’de KOBİ’lerin dijitalleşme yolculuğunun büyük ölçüde 2013 yılında başlayan e-fatura uygulamasıyla hız kazandığını belirten Onay, özellikle pandemi döneminin bu süreci hızlandırdığını ifade ederek, “E-fatura, e-arşiv ve e-irsaliye uygulamaları işletmelerin veriyi kağıttan kurtarıp dijital ortama taşımasını sağladı. Bu sadece mevzuat uyumu değil, aynı zamanda hatasız veri üretimi ve operasyonel hız anlamına geliyor.” dedi. Bulut teknolojileri KOBİ’lerin önündeki maliyet engelini kaldırdı Dijitalleşmenin ikinci aşamasının ise bulut bilişim olduğunu vurgulayan Onay, “Eskiden KOBİ’lerin sunucu, network ve donanım yatırımı yapması gerekiyordu. Bugün ise bulut teknolojileri sayesinde en küçük işletmeler bile dünyanın en güvenli veri merkezlerini kullanabiliyor. Üstelik sadece kullandıkları kadar ödeme yaparak finansal esneklik kazanıyorlar.” şeklinde konuştu. ERP sistemleri işletmenin tüm süreçlerini tek merkezde topluyor Dijitalleşmenin kalbinde ise ERP (Kurumsal Kaynak Planlama) yazılımları bulunuyor. Bulut altyapısı üzerine kurulan bir ERP sisteminin işletmenin tüm süreçlerini bir araya getirdiğini belirten Onay, “Satın alma, üretim, stok yönetimi, depo, muhasebe ve satış gibi tüm operasyonların tek merkezden yönetilmesi mümkün oluyor. Bu sayede işletmeler anlık veriyle karar alabiliyor ve operasyonel hataları ciddi ölçüde azaltabiliyor. Yapay zeka ERP verilerini analiz ederek erken uyarı sistemi oluşturuyor Son yıllarda ERP sistemlerinde en hızlı gelişen alan ise yapay zeka entegrasyonu. ERP sistemlerinde yıllar içinde devasa bir veri birikiyor. Yapay zeka bu veriyi analiz ederek işletmelere talep tahmini, stok optimizasyonu, nakit akışı planlaması ve makine bakım tahmini gibi kritik konularda erken uyarı sistemi sunabiliyor.” dedi. KOBİ’ler için “terzi usulü yazılım” dönemi Her sektörün ihtiyaçlarının farklı olduğunu vurgulayan Onay, standart yazılımların her zaman yeterli olmayabileceğini söyleyerek, “Bir otomotiv yan sanayi firmasının kalite kontrol süreçleriyle bir tekstil üreticisinin varyant takibi ya da bir gıda üreticisinin son kullanma tarihi yönetimi tamamen farklıdır. Bu nedenle ERP sistemlerinin işletmenin DNA’sına uyum sağlayacak şekilde özelleştirilebilmesi büyük önem taşıyor.” dedi. Low-code platformlarla hızlı yazılım geliştirme DİA Yazılım’ın bu ihtiyaca yönelik geliştirdiği low-code platform sayesinde işletmelere özel uygulamaların hızlı şekilde geliştirilebildiğini belirten Onay, şu örneği verdi: “Şirket içi WhatsApp hattı üzerinden yapılan bir izin talebi bile yapay zeka tarafından yorumlanarak ERP sistemine işlenebilir ve bordro süreçlerine kadar entegre edilebilir. Aynı şekilde bayiler için geliştirilen chatbot’lar üzerinden cari hesap ekstresi veya sipariş bilgileri anında paylaşılabiliyor.” “Dijitalleşmeyi doğru uygulayan KOBİ’ler rekabette öne çıkıyor” Suha Onay, sözlerini “Dijitalleşme; e-dönüşümle veriyi dijitalleştirmek, bulutla veriyi özgürleştirmek ve sektöre özel ERP çözümleriyle bu veriyi gerçek bir verimliliğe dönüştürmekten oluşan bir yolculuk. Teknolojiyi işletmesinin karakterine uygun şekilde kullanan KOBİ’ler hem bugünün hem de geleceğin pazarında güçlü şekilde var olabiliyor.” diyerek bitirdi.

İstihdam verileri düştü Haber

İstihdam verileri düştü

Ancak aynı dönemde istihdam edilen kişi sayısı 294 binden 139 bine indi. Bir yandan bölgesel gelişmişlik farklarının azaltılması diğer yandan istihdamın artırılması amacıyla sürdürülen ve geçtiğimiz yıl Mayıs ayından itibaren değişen teşvik sistemi, her iki amacın da gerçekleşmesine fayda sağlayamadı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın yatırım teşviklerine ilişkin istatistiklerinden yapılan hesaplamalara göre yükselen enflasyona rağmen, teşvikli yatırımlar TL cinsinden ciddi anlamda geriledi. 2020 yılında 1 trilyon 225 milyar lira olan sabit yatırım tutarı, 2021’de 1 trilyon 215 milyar liraya gerilerken, 2022’de 220 milyar liralık artışla 1 trilyon 435 milyar liraya yükseldi. 2023 yılı teşvikli yatırımlarda rekor yılı oldu ve 1 trilyon 661 milyar liralık yatırım yapıldı. Takip eden 2024 yılında teşvikli yatırımlar 386 milyar liralık azalışla 1 trilyon 275 milyar liraya geriledi. Geçen yıl ise 273 milyar lira daha azalarak 1 trilyon 2 milyar liraya indi. Hem maliyet hem istihdam azaldı Teşvik sistemi 2025 yılı Mayıs ayında değiştirildi. Bu değişiklikten sonra Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı teşvik istatistiklerini, verilerin önemli bölümünü eksilterek yayımlamaya başladı. Bakanlığın teşvik bülteninden yapılan hesaplamalara göre 1 kişiyi istihdam etmek için gerekli olan yatırım tutarı (toplam yatırımın istihdam sayısına bölünmesiyle hesaplandı) 2020 yılında döviz cinsinden 593 bin dolar seviyesindeydi. Bu tutar 2021’de 381 bin dolara, 2022’de 249 bin dolara, 2023’te ise 211 bin dolara geriledi. 2024 yılında 1 kişiyi istihdam etmek için gerekli olan yatırım 143 bin dolara inerken, geride bıraktığımız 2025 yılında yaklaşık 40 bin dolarlık artışla 181 bin dolara yükseldi. Buna karşılık teşvikli yatırımlarla oluşturulan istihdam yarıya yakın azalarak 270 bin 929’dan 139 bin 542’ye geriledi. Son 6 yıllık zaman diliminde en yüksek istihdam 358 bin 614 ile 2021 yılında yaratıldı. İstihdam desteği almak için son 10 gün Emek yoğun sektörlerde istihdamın korunması amacıyla Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, KOSGEB ve İŞKUR bünyesinde başlatılan destek paketine başvurular 30 Nisan’da sona eriyor. Bu kapsamda işletmelere 50 milyon liraya kadar yüzde 10 finansman desteği sağlanacak. Bu para sadece vergi ve SGK prim borcu ödemelerinde kullanılabilecek. Toplam büyüklüğü 100 milyar lira olan destek pakete kapsamında, “NACE Kodu Kısım-C İmalat” başlığı altında faaliyet gösteren KOBİ’ler ve Büyük işletmeler anlaşmalı 15 banka aracılığıyla kredi kullanabiliyor. İstihdamı Koruma Paketi kapsamında işletmelere sağlanacak kredi tutarı, 2025 yılı Kasım ve Aralık aylarına ilişkin prime esas kazanç toplamının aylık ortalamasını aşamayacak. İşletme başına 50 milyon lira üst limit belirlenirken, bu limit yıl içerisinde tek seferde kullandırılacak. Krediye 15 banka aracılık edecek T.C. Ziraat Bankası, Türkiye Vakıflar Bankası, Türkiye İş Bankası, Türkiye Halk Bankası, Türkiye Garanti Bankası, Yapı ve Kredi Bankası, Akbank, DenizBank, Kuveyt Türk Katılım Bankası, Türk Ekonomi Bankası, Ziraat Katılım Bankası, Vakıf Katılım Bankası, Albaraka Türk Katılım Bankası, Emlak Katılım Bankası, Türkiye Finans Katılım Bankası. Teminat güçlüğü çeken KOBİ’lere program kapsamında, kefalet sistemi kapsamındaki şirketler aracılığıyla teminat desteği verilecek. Bu kapsamda; Kredi Garanti Fonu A.Ş. (KGF), Katılım Finans Kefalet A.Ş. (KFK), İhracatı Geliştirme A.Ş. (İGE) KOBİ’lere teminat sağlayacak. Kişi başına 3 bin 500 lira destek Ekonomim'den Hüseyin Gökçe'nin haberine göre, destelerden yararlanabilmek için ön şart olarak, işletmelerin 2025 yılı Kasım ve Aralık aylarındaki prim gün sayısını korumaları getirildi. Yani istihdamı azaltmamış olmaları gerekiyor. Tekstil, giyim, deri ve mobilya imalatı gibi belirli sektörler için; Korunan her bir istihdam için 30 prim gün karşılığı 3.500 TL geri ödemesiz destek verilecek ve işletme başına üst limit 10 milyon 458 bin lira olacak. Bunlar dışındaki sektörlere ise kullanılacak kredilerde 50 milyon liraya kadar 10 puan finansman desteği sağlanacak. Bu krediler 6 aya kadar anapara ödemesiz ve en fazla 36 ay vade ile kullandırılacak. Burada sağlanacak finansman, sadece vergi ve SGK prim borcu ödemelerinde kullanılabilecek.

BTSO’da dijital dönüşüm ve uluslararası iş birliği fırsatları Haber

BTSO’da dijital dönüşüm ve uluslararası iş birliği fırsatları

Toplantıda konuşan KOSGEB Başkanı Ahmet Serdar İbrahimcioğlu, Bursa’daki KOSGEB desteklerinin son iki yılda 20 kat artmasına rağmen, dijital dönüşüm için ayrılan kaynakların henüz yeterince değerlendirilmediğini belirtti. Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası aracılığıyla sağlanan 300 milyon Euro’luk kaynağın büyük bir kısmının henüz başvuru aşamasında olduğunu hatırlatan İbrahimcioğlu, Bursalı firmaları bu küresel rekabet fırsatından pay almaya davet etti. Bursa iş dünyasının dijital dönüşüm süreçlerine katkı sağlamak, KOBİ’lerin ulusal ve uluslararası destek mekanizmalarına erişimini artırmak ve yeni iş birliklerinin geliştirilmesine zemin hazırlamak amacıyla “Dijital Dönüşüm ve Uluslararası İş Birliği Fırsatları” etkinliği BTSO Ana Hizmet Binası’nda düzenlendi. Avrupa İşletmeler Ağı kapsamında organize edilen; BTSO Meclis Başkan Yardımcısı Metin Şenyurt, KOSGEB Başkanı Ahmet Serdar İbrahimcioğlu ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı AB ve Dış İlişkiler Genel Müdürü Ahmet Halit Hatip’in açılış konuşmalarıyla başlayan program kapsamında Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, TÜBİTAK ve KOSGEB temsilcileri tarafından Dijital Avrupa Programı, Avrupa Dijital İnovasyon Merkezleri, Avrupa İşletmeler Ağı, EuroHPC çağrıları, Ufuk Avrupa Programı ve ulusal dijital dönüşüm destekleri gibi önemli başlıklarda bilgilendirme sunumları yapıldı. “Dijital dönüşüm hayati bir zorunluk haline geldi” BTSO Meclis Başkan Yardımcısı Metin Şenyurt, ekonominin taşıyıcı sütunları olan KOBİ’lerin, Türkiye’deki toplam işletme sayısının yüzde 99,7’sini oluşturarak üretimin, ihracatın ve istihdamın ana kaynağı konumunda olduğunu ifade etti. Mevcut ekonomi ikliminde, geleneksel üretim refleksleriyle KOBİ’lerin bu büyük yükü taşımaya devam etmekte her geçen gün zorlandığını belirten Şenyurt, “Bugün dünyada ‘dijital olgunluk’ seviyesini tamamlamış işletmeler ile geleneksel yapıdakiler arasındaki makas hiç olmadığı kadar açılmış durumda. Dolayısıyla dönüşüm, varlığımızı sürdürebilmemiz için hayati nitelikte bir zorunluluk haline gelmiştir.” dedi. “Geleneksel yöntemlerle ayakta kalma şansı azalıyor” “Bugün attığımız her adım, küresel pazarda var olma ya da yok olma çizgisini belirleyen gerçek bir yaşam savaşıdır.” diyen Şenyurt, geleneksel yöntemlerle çalışan bir işletmenin on birimlik bir yolu katetmeye çalışırken, dijital dönüşümünü tamamlayan bir rakibinin aynı sürede menzilini çok daha ileriye taşıyabilmekte olduğuna vurgu yaptı. Şenyurt, “Bu durum, sadece verimlilik farkı değil aynı zamanda oyunun dışında kalma riskini de beraberinde getirmektedir. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızın vizyonu, KOSGEB’in hibe ve teşvik gücü, TÜBİTAK’ın ise teknik rehberliği sayesinde işletmelerimizin bu değişim yolculuğunda devletimizin desteğini her an hissetmesi bizler için çok kıymetlidir. Değerli kurumlarımıza şehrimizin dijital geleceğine sundukları bu güçlü katkı için şükranlarımı sunuyorum.” diye konuştu. “KOBİ’lerin dijitalleşmesini hızlandırmayı hedefliyoruz” Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi (KOSGEB) Başkanı Ahmet Serdar İbrahimcioğlu ise “KOBİ’ler İçin Dijitalleşme Fırsatları” toplantılarının ilkini Mersin’de düzenlediklerini, ikincisi için ise Bursa’da bulunduklarını ifade etti. Pazarların daraldığı ve ekonomik türbülansların yaşandığı bir dönemde işletmelerin dayanıklılığını artıracak çözümler üzerinde çalıştıklarını dile getiren İbrahimcioğlu, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Avrupa Birliği Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü tarafından Avrupa Dijital İnovasyon Merkezleri programının başlatıldığını hatırlatarak, söz konusu merkezlerin firmalara dijitalleşme süreçlerinde mentorluk sağlamak, finansal araçlara erişimi kolaylaştırmak ve dijital odaklı projelerin entegrasyonunu desteklemek amacıyla akredite edildiğini belirtti. KOSGEB’den Bursalı firmalara 1,8 milyar tl finansman desteği Ahmet Serdar İbrahimcioğlu, tüm bu çalışmaların destek mekanizmalarıyla güçlendirilmesi gerektiğini ifade ederek hem TÜBİTAK hem de KOSGEB tarafından çeşitli destek programlarının devreye alındığını söyledi. KOSGEB Başkanı İbrahimcioğlu, “Dijital dönüşüme yönelik Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası aracılığıyla 300 milyon Euro’luk bir kaynak oluşturduk. Türkiye İş Bankası, Yapı Kredi ve TEB gibi bankalarla yaptığımız anlaşmalar sayesinde uygun koşullu kredilere erişimi başlattık. Ancak üzülerek söylemek isterim ki bu kaynağın yalnızca 37 milyon TL’lik kısmı Bursa’da kullanılmış durumda.” dedi. KOSGEB desteklerinin son yıllarda önemli ölçüde arttığını belirten İbrahimcioğlu, Bursa’da 2023 yılında 117 milyon TL olan desteklerin 2025 yılında 1,8 milyar TL’ye ulaştığını, iki yılda yaklaşık 20 kat artış sağlandığını söyledi. Bu artışın kapasite geliştirme ve diğer destek programlarını da kapsadığını belirten İbrahimcioğlu, “Buna rağmen dijital dönüşüm programlarının toplam kullanılan destekler içindeki payı Bursa’da yalnızca 37 milyon TL seviyesinde kalmış durumda. Bu oranın mutlaka artırılması gerekiyor.” diye konuştu. “Yüzde 40 olan faizin yarısını biz karşılıyoruz” KOBİ’lerin bu süreçte kritik öneme sahip olduğunu, finansmana erişimin zorlaştığı bir dönemde sunulan bu kredilerin büyük bir fırsat sunduğunu söyleyen İbrahimcioğlu şöyle devam etti: “Program kapsamında faiz oranı 40,5. Bunun 20 puanını KOSGEB olarak biz karşılıyoruz. 36 ay vade imkânı sunuyoruz ve kredinin yüzde 80’ine Kredi Garanti Fonu aracılığıyla kefalet sağlıyoruz. Açıkçası mevcut ekonomik ortamda bu en mühim finansman araçlarından biri. Türkiye’nin dijitalleşmede geri kalma lüksü yok. Küresel rakiplerimiz yatırımlarını yavaşlatmadan sürdürüyor. Bu nedenle biz de elimizdeki kaynakları etkin şekilde kullanmak zorundayız.” “Bursa dijital dönüşümde stratejik konumda” Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürü Ahmet Halit Hatip, Bursa’nın üretimdeki gücü ve ihracattaki belirleyiciliğiyle Türkiye’nin en önemli sanayi merkezleri arasında olduğunu belirterek, “Bursa, dijitalleşme politikalarımızın doğal odak noktalarından biridir.” dedi. Avrupa Birliği ile yürütülen Rekabetçi Sektörler Programı kapsamında Bursa’ya önemli bir yatırım kazandırdıklarını ifade eden Hatip, “Yaklaşık 6,2 milyon Euro bütçeyle kompozit malzeme ve teknik tekstil prototip üretim uygulama merkezini 2024 yılında Bursa’ya kazandırdık. Bu yatırım, yüksek teknolojili üretime geçişte güçlü bir enstrüman niteliği taşımaktadır. Böylece Bursa’nın köklü tekstil birikimini daha ileri teknoloji seviyesine taşıyacak önemli bir değer oluşturduk.” diye konuştu. “Dijital dönüşümün merkezinde yer almakta kararlıyız” Dijitalleşmenin yalnızca teknolojik bir dönüşüm olmadığını vurgulayan Hatip, “Dijitalleşme artık tüm süreçleri yeniden tanımlayan bir rekabet alanıdır. Yapay zeka, yüksek performanslı hesaplama, siber güvenlik, yarı iletken teknolojileri ve veri odaklı uygulamalar; ülkelerin kalkınma hızını ve rekabet gücünü belirleyen temel alanlar haline gelmiştir. Türkiye olarak bu dönüşümün dışında değil, tam merkezinde yer almakta kararlıyız.” ifadelerini kullandı. Bu vizyonun 2030 Sanayi ve Teknoloji Stratejisi’nde de ortaya konulduğuna işaret eden Hatip, “İmalat sanayinde robot kullanımını 8 kat artırarak 200 bine çıkarmayı ve yüksek teknolojili ürün ihracatını 30 milyar dolara yükseltmeyi hedefliyoruz. Destek programlarımızı birbirini tamamlayan bir yapı içinde kurguluyor, daha fazla işletmenin ve araştırmacı girişimcinin bu dönüşümden faydalanmasını amaçlıyoruz.” dedi. Sanayi ve Teknoloji İl Müdürü Aydın Bakoğlu, KOSGEB Bursa Batı Müdürü Erkan Güngör, BEBKA Genel Sekreter Vekili Sabri Bayram, TSE Bursa Bölge Koordinatörü Mehmet Hüsrev, İMSİAD Başkanı Şeref Demir ve iş dünyası temsilcilerinin de katıldığı toplantı açılış konuşmalarının ardından yapılan sunumlarla sona erdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.