SON DAKİKA
Hava Durumu

#Kızıldeniz

Ekometre - Kızıldeniz haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kızıldeniz haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Yemen ve Suudi Arabistan’dan Husiler için BMGK’ye çağrı Haber

Yemen ve Suudi Arabistan’dan Husiler için BMGK’ye çağrı

Yemen’in BM Daimi Temsilcisi Abdullah Ali Fadhel Al Saadi, çocukların silah altına alındığını ve saldırılar nedeniyle binlerce kişinin yerinden edildiğini öne sürdü. BMGK Yemen’deki gelişmeleri görüştü Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, “Orta Doğu’da Durum” başlığı altında Yemen’deki son gelişmeleri ele aldı. Toplantıda Yemen ve Suudi Arabistan temsilcileri, Husilerin saldırılarının siviller, bölgesel istikrar ve uluslararası denizcilik üzerindeki etkilerine dikkat çekerek Konseyden daha kararlı adımlar atılmasını talep etti. Yemen’den Husilere karşı somut adım talebi Yemen’in BM Daimi Temsilcisi Abdullah Ali Fadhel Al Saadi, Husileri saldırıları tırmandırmak, çocukları silah altına almak ve binlerce sivili yerinden etmekle suçladı. Al Saadi, Husilerin eylemlerinin Yemen halkının yanı sıra komşu ülkelerin güvenliğini ve uluslararası deniz yollarını da tehdit ettiğini belirterek, “Bugünkü oturum, Yemen halkının yaşamını, komşu ülkelerin güvenliğini, bölgeyi ve dünyanın en önemli su yollarından birini tehdit eden terörist Husi milislerinin devam eden şiddeti tırmandırmasına tanık olduğumuz bir dönemde gerçekleşiyor.” ifadelerini kullandı. Eylül ayında 100’den fazla çocuğun hayatını kaybettiği belirtildi Al Saadi, Yemen hükümetinin kayıtlarına göre yalnızca eylül ayında 100’den fazla çocuğun hayatını kaybettiğini söyledi. Husilerin çocukları silah altına almaya devam ettiğini savunan Al Saadi, çatışmaların insani sonuçlarının giderek ağırlaştığını ifade etti. Al Saadi, “Bu tırmanışın insani maliyeti, bugün karşı karşıya olduğumuz durumun gerçek doğasını ortaya koyuyor.” dedi. Son haftalarda yaşanan saldırılar nedeniyle binlerce Yemenlinin yerinden edildiğini belirten Al Saadi, çocukların cephe hatlarına gönderilmesinin de çatışmanın insani boyutunu ağırlaştırdığını kaydetti. Husilerin deniz ticaretine yönelik tehdidine dikkat çekildi Yemen’in BM Daimi Temsilcisi Al Saadi, Husilerin oluşturduğu tehdidin artık yalnızca Yemen’in iç meselesi olarak değerlendirilemeyeceğini söyledi. Husilerin eylemlerinin denizcilik özgürlüğünü tehdit ettiğini belirten Al Saadi, uluslararası toplumun hareketsiz kalmasının mevcut riskleri artırabileceği uyarısında bulundu. Al Saadi, Güvenlik Konseyinden Husileri gerilimi tırmandırmaktan sorumlu tutacak açık bir karar çıkarmasını istedi. Ayrıca Husilerin finansman kaynaklarının, kaçakçılık ağlarının ve silah tedarikinin kısıtlanması ile teknoloji ve teknik uzmanlık transferinin önlenmesine yönelik somut tedbirler alınması çağrısı yaptı. Suudi Arabistan’dan Kızıldeniz ve Babülmendep uyarısı Suudi Arabistan’ın BM Daimi Temsilcisi Abdülaziz el-Vasıl da Husilerin Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı çevresindeki saldırı ve tehditlerinin bölgesel istikrarı, küresel ticareti ve uluslararası barış ve güvenliği riske attığını söyledi. Vasıl, BM Güvenlik Konseyinin artan saldırılar karşısında kararlı biçimde harekete geçmesi gerektiğini belirtti. Gelişmelerin taşıdığı risklerin dikkatle değerlendirilmesini isteyen Vasıl, “Güvenlik Konseyi, bu gelişmelerin risklerini ve bunlardan kaynaklanan tehditleri en yüksek sorumluluk derecesiyle değerlendirmelidir.” ifadelerini kullandı. Vasıl ayrıca Husileri Suudi Arabistan’daki sivillere, sivil hedeflere ve kritik tesislere yönelik saldırıları içeren tehlikeli bir tırmanıştan sorumlu tuttu. Kızıldeniz’deki gelişmeler küresel ticareti etkiliyor Suudi Arabistan temsilcisi, sivillere ve sivil altyapıya yönelik saldırıların yanı sıra deniz seyrüseferine yönelik tehditlerin de bölgesel sınırları aşan sonuçlar doğurduğunu vurguladı. Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı’ndaki güvenlik risklerinin uluslararası deniz taşımacılığı ve küresel ticaret açısından önem taşıdığını belirten Vasıl, Güvenlik Konseyinin bu tehditleri dikkate alması gerektiğini ifade etti. BM’den Yemen’de çatışmaların yoğunlaştığı açıklaması Birleşmiş Milletler Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg de Güvenlik Konseyine yaptığı bilgilendirmede, Yemen’de son haftalarda çatışmaların yeniden yoğunlaştığını bildirdi. Grundberg, Babülmendep çevresinin yanı sıra Taiz, Lahij, Marib, El Cevf ve Hacce bölgelerinde de çatışmaların şiddetlendiğini belirtti. Bu gelişmeler, Yemen’deki güvenlik durumunun ve bölgesel deniz yollarına ilişkin risklerin uluslararası gündemdeki yerini koruduğunu ortaya koydu.

Husilerden yeni saldırı tehdidi Haber

Husilerden yeni saldırı tehdidi

İran destekli Husiler, Suudi Arabistan’ın milli petrol şirketi Aramco’nun Riyad ve Hureys bölgesindeki tesislerini balistik füzeler ve insansız hava araçlarıyla hedef aldıklarını açıkladı. Yemen’in uluslararası tanınan hükümeti ise Husilerin kontrolündeki bölgeleri geri almak amacıyla geniş kapsamlı askeri operasyon başlattığını duyurdu. Husiler Aramco tesislerini hedef aldıklarını açıkladı Husilerin askeri sözcüsü Yahya Seri, Suudi Arabistan’a yönelik saldırılara ilişkin açıklamasında Riyad ve Hureys bölgesindeki Aramco tesislerinin balistik füzeler ve İHA’larla hedef alındığını bildirdi. Seri, saldırıların ardından tesislerde yangın çıktığını öne sürdü. Husiler, saldırıların Yemen’de kendilerine yönelik gerçekleştirildiğini belirttikleri hava ve füze saldırılarına karşılık olduğunu savundu. Reuters’a göre Riyad’daki Aramco tesisinin yakınlarında yoğun duman ve yangın görüldüğüne ilişkin görgü tanığı bilgisi bulunurken, Suudi Arabistan makamları ve Aramco saldırının gerçekleştiğini veya tesislerde hasar meydana geldiğini doğrulamadı. Husiler 50 saldırı düzenlendiğini öne sürdü Yahya Seri, Suudi Arabistan’ın son 12 saat içerisinde Yemen’de Husilerin kontrolündeki Sana, El-Cevf, Taiz, Hacce ve Sada bölgelerine yaklaşık 50 hava ve füze saldırısı düzenlediğini iddia etti. Husiler, saldırıların ardından Suudi Arabistan’daki enerji altyapısını hedef almaya devam edecekleri mesajını verdi. Ancak söz konusu saldırı sayısına ilişkin bağımsız bir doğrulama bulunmuyor. Yemen hükümeti geniş kapsamlı operasyon başlattı Husilerin Aramco tesislerine yönelik saldırı açıklamasının ardından Yemen’in uluslararası tanınan hükümeti de askeri operasyon başlattığını duyurdu. Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad Muhammed el-Alimi, televizyondan yaptığı açıklamada, ülke topraklarının Husilerin kontrolündeki kesimlerinin geri alınması ve devlet otoritesinin yeniden tesis edilmesi amacıyla askeri operasyonların başlatıldığını açıkladı. El-Alimi, operasyonun gerilimi azaltmaya yönelik girişimlerin sonuçsuz kalmasının ardından başlatıldığını belirterek, silahlı kuvvetler ve güvenlik birimlerine verilen görevlerin yerine getirilmesi talimatını verdi. Taiz çevresinde çatışmalar yoğunlaşıyor Yemen’deki çatışmalar özellikle stratejik öneme sahip Taiz bölgesinde de yoğunlaşmış durumda. Yemen hükümetine bağlı güçler, 2 Ekim’de Taiz vilayetinde Husilere ait mevziler, personel, araçlar ve askeri ekipmanlara yönelik 20 hava saldırısı düzenlendiğini açıklamıştı. Bölgede çatışmaların yeniden şiddetlenmesi, Kızıldeniz ve Bab el-Mendeb hattındaki deniz ulaşımı açısından da risk oluşturuyor. Hedefte enerji altyapısı ve deniz ticareti var Husilerin Suudi Arabistan’daki petrol tesislerine yönelik saldırı iddiaları, Yemen’deki çatışmanın enerji piyasaları üzerindeki etkisini yeniden gündeme getirdi. Reuters, bölgedeki saldırıların Suudi enerji altyapısına yönelik riskleri artırdığını ve Orta Doğu’daki arz güvenliği endişelerinin petrol fiyatları üzerindeki baskıyı sürdürdüğünü bildirdi. Yemen’de hükümet güçlerinin yeni askeri operasyon başlatması ve Husilerin Suudi enerji tesislerini hedef aldıklarını açıklaması, çatışmanın bölgesel boyutunun yeniden genişleyebileceğine işaret ediyor.

Hürmüz için kritik diplomasi Haber

Hürmüz için kritik diplomasi

Associated Press’e konuşan bölgesel ve ABD’li yetkililere göre arabulucular, iki taraf arasında çatışmaların sona ermesini ve boğazın yeniden açılmasını sağlayacak kapsamlı bir anlaşma üzerinde çalışıyor. İran’ın geçen hafta sunduğu ve Hürmüz Boğazı’nın yedi gün içinde yeniden açılmasını öngören teklif ABD Başkanı Donald Trump tarafından kamuoyu önünde reddedilmişti. Buna karşın AP’nin son haberine göre perde arkasındaki arabuluculuk girişimleri devam ediyor. Arabuluculuk trafiği yeniden hızlandı AP’ye konuşan üç bölgesel yetkili ile iki ABD’li yetkili, arabulucuların hem Washington hem de Tahran ile temas halinde olduğunu ve dolaylı müzakerelerin yeniden başlamasının beklendiğini aktardı. Görüşmelerin merkezinde çatışmaların sona erdirilmesi ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden gemi trafiğine açılması bulunuyor. Anlaşmanın ilk aşamasında Hürmüz hedefleniyor Görüşülen taslakta ilk aşamada Hürmüz Boğazı’nın yeniden ulaşıma açılması ve ABD’nin İran limanlarına yönelik deniz ablukasının kaldırılması öngörülüyor. Daha sonraki aşamada ise yaptırımların kaldırılması ve İran’ın nükleer programına ilişkin başlıkların ele alınması planlanıyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi’nin geçen hafta açıkladığı teklifte de ABD’nin İran limanlarına yönelik ablukayı kaldırması, İran petrolüne yönelik yaptırımları hafifletmesi ve Lübnan’ı da kapsayan bir ateşkes sağlanması karşılığında Hürmüz’ün yedi gün içinde açılması önerilmişti. Trump teklifi reddetti ancak temas kapısı kapanmadı Trump, İran’ın teklifini kabul etmediğini açıklarken, ABD’li yetkililerin İran ile görüşmeleri sürdürmesi bekleniyor. AP’nin son haberinde de ABD’nin İran’ın teklifini resmi olarak kabul etmediği, ancak arabulucuların yeni bir uzlaşma zemini oluşturmak için çalışmayı sürdürdüğü bildirildi. Nükleer dosya anlaşmanın kilit başlıklarından Washington’ın beklentileri arasında İran’ın nükleer programına ilişkin tavizler de bulunuyor. AP’ye göre ABD tarafı, nükleer müfettişlerin İran’a yeniden erişim sağlaması gibi adımların görüşmelerin bir parçası olmasını istiyor. İran ise Hürmüz’ün açılması karşılığında ABD’nin ekonomik baskıyı hafifletmesini ve nükleer görüşmelerin yeniden başlatılmasını talep ediyor. Tahran’ın son önerisi, Haziran ayında kısa sürede çöken mutabakatın bazı unsurlarını yeniden gündeme getiriyor. Katar arabuluculuk sürecinde öne çıkıyor Diplomatik temaslarda Katar önemli bir arabulucu rolü üstleniyor. Erakçi’nin Katarlı arabulucularla görüşmesi ve ABD’nin yanıtının İran tarafına iletilmesi bekleniyor. İran yönetimi, bundan sonraki adımlarını Washington’dan gelecek resmi yanıta göre belirleyeceğini ifade ediyor. Hürmüz küresel enerji piyasasının odağında Hürmüz Boğazı çevresindeki çatışmalar yalnızca bölgesel güvenliği değil, küresel enerji ticaretini de etkiliyor. AP’ye göre savaşın başlamasının ardından Körfez ülkeleri petrol ihracatını alternatif güzergâhlara yönlendirmeye çalışırken, taşıma maliyetleri ve enerji piyasalarındaki riskler yükseldi. Brent petrolünün 108 doların üzerine çıkması da Hürmüz’deki belirsizliğin enerji piyasaları üzerindeki etkisini gündemde tutuyor. Babülmendep cephesindeki risk de sürüyor Diplomatik sürecin bir diğer önemli boyutunu Kızıldeniz’in güney girişindeki Babülmendep Boğazı oluşturuyor. AP, İran destekli Husilerin bölgedeki faaliyetlerinin enerji ve deniz taşımacılığı üzerindeki baskıyı artırdığını bildiriyor. İran ise Husilerin kendi talepleri doğrultusunda hareket ettiğini ve Suudi Arabistan ile yaşanan gerilimin ABD-İran çatışmasından ayrı değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor. Bununla birlikte Tahran, taraflar arasında arabuluculuk yapmaya hazır olduğunu belirtiyor. Diplomasi sürüyor, anlaşmazlıklar devam ediyor ABD ile İran arasındaki temel anlaşmazlıklar henüz aşılmış değil. Hürmüz Boğazı’nın açılması, ABD ablukasının kaldırılması, petrol yaptırımları, nükleer program ve bölgesel ateşkes başlıkları müzakerelerin ana gündemini oluşturuyor. Trump’ın İran’ın son teklifini reddettiğini açıklamasına rağmen arabulucuların temaslarını sürdürmesi, diplomatik kanalın tamamen kapanmadığını gösteriyor. Ancak AP’nin aktardığına göre taraflar arasındaki önemli görüş ayrılıkları devam ediyor.

BABÜLMENDEB’de kriz büyüyor Haber

BABÜLMENDEB’de kriz büyüyor

IMF PortWatch verilerine göre günlük ortalama 33 geminin geçtiği boğazdan son 24 saatte yalnızca 4 ticari gemi geçti. Küresel ticaretin kritik geçiş noktası Yemen’in batı kıyısında çatışmaların yeniden şiddetlenmesi, küresel lojistik açısından stratejik öneme sahip Babülmendeb Boğazı’ndaki güvenlik risklerini artırdı. Husilerin Hudeyde vilayetindeki hakimiyet alanını genişletmesinin ardından Taiz’in batısına ilerlemesi ve Kızıldeniz kıyısındaki Muha ile boğaza ulaşan güzergâhları kontrol altına alması, deniz trafiği açısından yeni bir güvenlik tablosu oluşturdu. Haniş Takım Adaları, Meyyun Adası ve Zübab çevresindeki kontrol değişimi de boğazın güvenli geçiş imkanlarını doğrudan etkiledi. Özellikle ticari gemilerin kullandığı batı kanalının girişine yakın konumdaki Meyyun Adası’nın kontrolünün el değiştirmesi, denizcilik şirketlerinin risk hesaplarını yeniden yapmasına neden oldu. Trafik 24 saatte yüzde 88 azaldı IMF PortWatch verilerine göre Babülmendeb Boğazı’nda ticari gemi trafiği son 24 saatte yüzde 88 geriledi. Normal koşullarda günde ortalama 33 geminin transit geçtiği boğazdan son 24 saatte yalnızca 4 ticari geminin geçiş yaptığı belirlendi. Enerji taşımacılığındaki düşüş ise daha belirgin oldu. Petrol ve kimyasal ürün taşıyan tankerlerin geçişi yüzde 91 azalırken, son 24 saatte yalnızca 1 tanker boğazdan geçti. Konteyner gemisi trafiği de normal ortalamanın yüzde 86 altında kaldı. Bölgede yüksek güvenlik risklerine rağmen geçiş yapan sınırlı sayıdaki geminin Panama, Singapur, Liberya ve Etiyopya bayraklarını taşıdığı görüldü. Gemicilik şirketleri Ümit Burnu’na yöneliyor Babülmendeb, Asya’dan Süveyş Kanalı üzerinden Avrupa’ya uzanan ticaret hattının güney kapısı konumunda bulunuyor. Boğaz aynı zamanda petrol ve çeşitli emtiaların Asya ile Avrupa arasındaki taşımacılığında kritik bir bağlantı noktası oluşturuyor. Ancak Yemen kıyılarındaki askeri gerilimin yükselmesi, denizcilik şirketlerini daha uzun ve maliyetli güzergâhlara yönlendiriyor. Riskli bölgeden geçmek istemeyen şirketler, Afrika’nın güneyindeki Ümit Burnu rotasını kullanıyor. Bu güzergâhın tercih edilmesi sefer sürelerini haftalarla uzatırken, yakıt, navlun ve sigorta maliyetlerini de artırıyor. Kızıldeniz’deki risk enerji piyasasını da vurabilir Babülmendeb’deki trafik kaybı yalnızca deniz taşımacılığını değil, küresel enerji piyasalarını da yakından ilgilendiriyor. Boğaz üzerindeki baskının artması halinde petrol tankerlerinin daha uzun rotalara yönelmesi beklenirken, artan taşıma ve sigorta maliyetlerinin enerji fiyatları üzerinde ilave baskı oluşturabileceği değerlendiriliyor. Bölgede Babülmendeb ile Hürmüz Boğazı'ndaki risklerin aynı dönemde artması, küresel enerji arzının kritik deniz geçişlerinde oluşan kırılganlığı da artırıyor. Suudi Arabistan’ın alternatif petrol rotası da baskı altında Babülmendeb’deki güvenlik sorunu, Suudi Arabistan’ın Hürmüz Boğazı’nı bypass ederek petrol ihracatını sürdürme planlarını da etkiliyor. Suudi Arabistan, Doğu-Batı Petrol Boru Hattı üzerinden ham petrolünü Kızıldeniz kıyısındaki limanlara ulaştırabiliyor. Böylece petrolün Hürmüz Boğazı’ndan geçirilmesine gerek kalmıyor. Ancak Kızıldeniz limanlarından yüklenen petrolün Asya ve diğer küresel pazarlara ulaştırılması için tankerlerin güneye ilerleyerek Babülmendeb Boğazı’nı geçmesi gerekiyor. Bu nedenle Babülmendeb’deki güvenlik risklerinin kalıcı hale gelmesi, Hürmüz Boğazı’na alternatif olarak değerlendirilen bu enerji koridorunun da etkinliğini sınırlayabilecek bir gelişme olarak öne çıkıyor. Küresel tedarik zinciri yeni bir sınavla karşı karşıya Babülmendeb’de gemi trafiğinin sert biçimde gerilemesi, küresel tedarik zincirlerinin aynı anda birden fazla stratejik deniz geçişindeki güvenlik risklerine maruz kaldığını gösteriyor. Hürmüz Boğazı’ndaki sorunlara Babülmendeb’deki güvenlik krizinin eklenmesi, Asya-Avrupa ticaret hattında daha uzun rotalar, yüksek navlun maliyetleri ve artan sigorta giderleri üzerinden yeni bir baskı oluşturuyor. Deniz taşımacılığındaki gelişmelerin önümüzdeki dönemde enerji fiyatları, küresel lojistik maliyetleri ve teslimat süreleri üzerindeki etkisi yakından izlenecek.

JPMorgan’dan petrol için kritik uyarı Haber

JPMorgan’dan petrol için kritik uyarı

Banka, Brent petrolün eylül ayı adil değerini yaklaşık 90 dolar olarak hesaplarken, 106 dolar civarındaki fiyatların ilave arz kaybı riskini de içerdiğine dikkat çekti. Petrol piyasasında Orta Doğu kaynaklı arz endişeleri fiyatlamalar üzerinde etkisini sürdürüyor. Brent petrol 100 doların üzerinde seyrederken JPMorgan, mevcut fiyatların piyasanın temel arz-talep dengesinin yanı sıra önemli bir jeopolitik risk primini de yansıttığını belirtti. JPMorgan analistleri, İran savaşının altı aydan uzun sürmesinin petrol piyasasına ilişkin öngörüleri zorlaştırdığını ifade etti. Banka, savaşın nasıl sona ereceğine ilişkin net bir baz senaryo oluşturmanın da giderek güçleştiğini bildirdi. Brent petrolde 16 dolarlık risk primi JPMorgan, Brent petrolün eylül ayı için adil değerini yaklaşık 90 dolar olarak hesapladı. Buna karşılık fiyatların 106 dolar civarında seyretmesi, yaklaşık 16 dolarlık farkın jeopolitik gelişmeler ve arz risklerinden kaynaklandığına işaret ediyor. Bankanın değerlendirmesine göre mevcut fiyatlama yalnızca halihazırda yaşanan arz kayıplarını değil, yeni kesintiler ihtimalini de içeriyor. Piyasa 4 milyon varillik ek kaybı fiyatlıyor JPMorgan’ın hesaplamasına göre Orta Doğu’daki savaş nedeniyle günlük yaklaşık 10 milyon varillik petrol arzı kesintiye uğramış durumda. Brent petrolün 106 dolar civarında fiyatlanması ise piyasanın mevcut arz kayıplarına ek olarak günlük yaklaşık 4 milyon varillik yeni bir kayıp ihtimalini de fiyatladığını gösteriyor. Suudi Arabistan’ın enerji altyapısına yönelik saldırılar ve bölgedeki petrol sevkiyatlarına ilişkin riskler, arz tarafındaki belirsizliği artıran başlıca unsurlar arasında bulunuyor. Suudi Arabistan’ın petrol altyapısı kritik Petrol piyasasında dikkatler Suudi Arabistan’ın enerji altyapısına çevrilmiş durumda. Ülkenin Doğu-Batı petrol boru hattı, Hürmüz Boğazı’ndaki kısıtlamaların ardından alternatif ihracat güzergahlarından biri olarak önem taşıyor. Yaklaşık günlük 4 milyon varil petrolün Kızıldeniz’e taşınmasında kullanılan hattın uzun süre devre dışı kalması, küresel arz açısından ilave kayıp riskini gündeme getiriyor. Petrol 104 dolara geriledi Petrol fiyatları haftanın son işlem gününde arz endişelerinin bir miktar hafiflemesiyle geriledi. Brent petrol yaklaşık yüzde 1 düşüşle 104 dolar civarında işlem görürken, ABD tipi WTI petrol 101 dolar seviyesine çekildi. Suudi Arabistan’ın Doğu-Batı hattının kapasitesinin bir bölümünü yeniden devreye alma çabaları ve Umman üzerinden sevkiyatları artırma girişimleri fiyatlar üzerindeki baskının azalmasında etkili oldu. Buna rağmen Brent petrol fiyatı, JPMorgan’ın eylül ayı için hesapladığı 90 dolarlık adil değerin üzerinde kalmayı sürdürüyor. Petrol stokları arz şokunu sınırlıyor JPMorgan’a göre savaş sürecinde küresel ham petrol ve petrol ürünleri stokları yaklaşık 555 milyon varil azaldı. Ancak bu düşüş, bankanın daha önce öngördüğü seviyenin yaklaşık üçte biriyle sınırlı kaldı. Küresel petrol talebinin de geçen yıla kıyasla günlük yaklaşık 4,4 milyon varil daha düşük seyretmesi, arz şokunun fiyatlar üzerindeki etkisini sınırlayan unsurlardan biri oldu. Çin, Avrupa, Japonya ve Güney Kore’de bulunan stokların kısa vadede piyasaya tampon oluşturabileceği belirtiliyor. Dördüncü çeyrek için yukarı yönlü risk JPMorgan, Orta Doğu’dan petrol akışının mevcut seviyelerde kalması halinde yılın son çeyreğine ilişkin fiyat tahminlerinde yukarı yönlü risk bulunduğunu belirtiyor. Bankanın mevcut baz senaryosunda dördüncü çeyrek petrol fiyatı yaklaşık 80 dolar seviyesinde bulunuyor. Ancak arz kesintilerinin devam etmesi halinde fiyatların bu tahminin yaklaşık 7 dolar üzerinde gerçekleşebileceği öngörülüyor. Aralık ayı için yaklaşık 78 dolarlık tahmine karşılık da yaklaşık 8 dolarlık yukarı yönlü risk hesaplanıyor. JPMorgan’a göre mevcut stoklar petrol piyasasında kısa vadeli bir tampon görevi görse de savaşın uzaması ve arz kesintilerinin devam etmesi halinde stokların azalması fiyat baskısını yeniden artırabilir.

Suudi Arabistan'da gerilim tırmanıyor Haber

Suudi Arabistan'da gerilim tırmanıyor

Aramco tesisi ve hava üssü hedef alındı Riyad'ın hava savunması son günlerde çok sayıda saldırıyı önlerken, Mekke çevresinde de bir İHA imha edildi. Suudi Arabistan ile Yemen'deki Husiler arasındaki çatışmalar yeni saldırılarla tırmanıyor. Husiler, Suudi Arabistan'ın batısındaki Yanbu'da bulunan Saudi Aramco tesisini ve ülkenin güneyindeki Hamis Muşayt Hava Üssü'nü füze ve insansız hava araçlarıyla hedef aldıklarını duyurdu. Husilerin askeri sözcüsü Yahya Seri, saldırıların birden fazla balistik füze ve İHA ile gerçekleştirildiğini ileri sürdü. Seri, Yanbu'daki petrol tesisinin doğrudan isabet aldığını iddia ederken, Hamis Muşayt Hava Üssü'ne de çok sayıda balistik füze fırlatıldığını açıkladı. Söz konusu iddialar hakkında Suudi makamlarından saldırının sonuçlarına ilişkin henüz kapsamlı bir doğrulama gelmedi. Mekke yakınlarında İHA önlendi Gerilimin en dikkat çekici gelişmelerinden biri ise Mekke çevresinde yaşandı. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, Husiler tarafından gönderildiği belirtilen bir İHA'nın Mekke'nin güneyinde, kentin yasaklı hava sahasına girmeden önce hava savunma sistemleri tarafından tespit edilerek imha edildiğini açıkladı. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı, Mekke'yi hedef aldığı belirtilen saldırıyı kınarken, ülkenin egemenliği, toprak bütünlüğü ve güvenliğine yönelik desteğin önemini vurguladı. Türkiye Dışişleri Bakanlığı da saldırıyı kınayan bir açıklama yayımladı. Husilerin askeri sözcüsü ise Mekke'yi hedef aldıkları yönündeki suçlamayı reddetti. Husi tarafı, saldırılarında petrol tesisleri ve askeri hedefleri hedef aldıklarını savundu. Suudi Arabistan'ın güneyinde 13 kişi yaralanmıştı Son günlerde Suudi Arabistan'ın Hamis Muşayt, Abha ve Taif kentlerine yönelik füze ve İHA saldırılarında 13 sivilin yaralandığı, 7 ev ile 2 aracın hasar gördüğü Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon tarafından açıklanmıştı. Saldırılar enerji altyapısını da etkiliyor. Suudi Arabistan'ın Doğu-Batı petrol boru hattı, 10 Eylül'de İHA saldırılarının hedefi olmuş, hattın bir bölümü tedbir amacıyla kapatılmıştı. Saldırıda yaralanmalar meydana geldiği açıklanmıştı. Petrol piyasası da yakından izliyor Suudi Arabistan'a yönelik saldırılar, enerji piyasalarında arz güvenliği endişelerini artırıyor. Reuters'a göre Doğu-Batı boru hattındaki hasarın ardından Yanbu'daki petrol yüklemelerinde aksama yaşanırken, Suudi Arabistan arzı desteklemek amacıyla Umman'ın Sohar Limanı açıklarından Asya'ya ilave ham petrol sevkiyatları gerçekleştirmeye başladı. Bölgede çatışmaların genişlemesi, Suudi Arabistan'ın petrol altyapısı ve Kızıldeniz üzerinden gerçekleştirilen enerji sevkiyatları açısından yeni riskler oluşturuyor. ABD de Suudi Arabistan'ın Yemen sınırına yakın bölgelerine yönelik seyahat uyarısını sıkılaştırdı. F-15 iddiası da gündemde Husiler ayrıca 16 Eylül'de Suudi Arabistan'a ait bir F-15 savaş uçağını Yemen'in Marib bölgesinde düşürdüklerini öne sürdü. Husiler, uçağın yerli üretim bir karadan havaya füzeyle vurulduğunu iddia ederken, iddianın bağımsız doğrulaması bulunmuyor. Suudi Arabistan ile Husiler arasındaki karşılıklı saldırılar sürerken, çatışmanın enerji tesisleri, askeri üsler ve kritik altyapıya yayılması bölgedeki güvenlik ve petrol arzı açısından yakından takip ediliyor.

Petrol piyasasında yükseliş molası Haber

Petrol piyasasında yükseliş molası

ABD ham petrol stoklarında beklentilerin aksine görülen 7,1 milyon varillik artış satış baskısını güçlendirirken, Suudi Arabistan’daki Yanbu terminaline ilişkin arz belirsizliği fiyatlardaki gerilemeyi sınırlıyor. Petrol piyasasında önceki gün yaşanan sert yükselişin ardından yeni günde aşağı yönlü hareket öne çıktı. ABD’den gelen stok verileri fiyatlar üzerinde baskı oluştururken, Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz kıyısındaki Yanbu terminalinde yaşanan operasyonel belirsizlik arz endişelerinin devam etmesine neden oluyor. Brent 108 doların üzerinde tutundu Brent petrol yüzde 0,52 gerileyerek 108,18 dolardan işlem gördü. Gün içerisinde Brent’in gördüğü en düşük seviye 107,51 dolar oldu. ABD tipi Batı Teksas petrolü (WTI) ise yüzde 1,03 düşüşle 104,75 dolara indi. WTI gün içinde 104,27 dolara kadar geriledi. Dört ayın zirvesinin ardından geri çekilme Brent petrol, önceki seansta 108,75 dolarla 19 Mayıs’tan bu yana en yüksek kapanışını gerçekleştirmişti. Fiyatlardaki yükselişte, Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz kıyısında bulunan Yanbu terminalindeki yüklemelerin durması ve bazı Avrupa sevkiyatlarının iptal edilmesi etkili olmuştu. ABD stokları beklentiyi tersine çevirdi Piyasanın yönünü değiştiren gelişmelerden biri ABD ham petrol stoklarından geldi. Öncü verilere göre ABD’de ham petrol stokları geçen hafta 7,1 milyon varil arttı. Piyasa beklentisi ise yaklaşık 1,6 milyon varillik düşüş yönündeydi. Beklentilerin aksine gerçekleşen yüksek stok artışı, piyasadaki arz endişelerinin bir bölümünü hafifleterek petrol fiyatlarında satış baskısının güçlenmesine yol açtı. Yanbu’daki arz belirsizliği devam ediyor Petrol fiyatlarındaki düşüşün önündeki en önemli unsurlardan biri ise Suudi Arabistan’daki operasyonel belirsizlik. Doğu-Batı Boru Hattı’na yönelik saldırının ardından Yanbu terminalindeki petrol yüklemelerinin henüz tam kapasiteye dönmediği belirtiliyor. Boru hattı ve terminal operasyonlarının tamamen normale döneceği tarihin netleşmemesi, küresel petrol arzına ilişkin risklerin piyasada canlı kalmasına neden oluyor. Avrupa’da alternatif tedarik arayışı Yanbu’daki aksamanın bazı Avrupa sevkiyatlarının iptal edilmesine neden olması, rafinerileri alternatif kaynaklara yöneltiyor. Kuzey Denizi, ABD, Kazakistan, Cezayir ve Guyana gibi bölgelerden gerçekleştirilebilecek ek tedarik seçenekleri öne çıkarken, gelişmeler vadeli piyasaların yanı sıra fiziki petrol ticaretine de yansıyor. Türkiye için enerji maliyeti riski devam ediyor Brent petrolün zirve seviyesinden sınırlı ölçüde gerilemesi kısa vadede bir rahatlama sağlasa da fiyatın 100 doların üzerinde seyretmesi, Türkiye açısından enerji maliyetleri bakımından risk oluşturmaya devam ediyor. Petrol fiyatlarındaki yüksek seyir; enerji ithalatı, akaryakıt maliyetleri, enflasyon ve cari denge üzerindeki olası etkileri nedeniyle yakından takip ediliyor. Piyasada gözler resmi stok verisinde Petrol piyasasının bir sonraki önemli gündem maddesi ABD’nin resmi stok verileri olacak. Öncü verilerde görülen 7,1 milyon varillik artışın teyit edilmesi halinde satış baskısının devam etmesi mümkün. Buna karşılık Yanbu’daki operasyonel sorunların uzaması veya yeni arz kesintilerinin gündeme gelmesi, petrol fiyatlarındaki düşüşü sınırlayabilecek unsurlar arasında bulunuyor.

Almanya uyardı: Babülmendep’te risk büyüyor Haber

Almanya uyardı: Babülmendep’te risk büyüyor

Hinterseher, petrol ve LNG sevkiyatlarının daha fazla kısıtlanabileceği uyarısında bulundu. Almanya, Yemen’de Husilerin Kızıldeniz’in girişindeki stratejik Babülmendep Boğazı çevresinde artan kontrolüne ilişkin endişesini dile getirdi. Berlin, bölgedeki gelişmelerin uluslararası deniz ticaretinin yanı sıra küresel enerji piyasaları açısından da risk oluşturabileceği uyarısında bulundu. “Son haberler endişe verici” Almanya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Martin Hinterseher, Berlin’de düzenlenen basın toplantısında Yemen ve Kızıldeniz’deki gelişmeleri değerlendirdi. Babülmendep Boğazı başta olmak üzere bölgedeki gelişmeleri yakından takip ettiklerini belirten Hinterseher, son gelişmelerin Almanya açısından endişe verici olduğunu söyledi. Hinterseher, bölgede bir liman kentinin ele geçirilmesiyle sonuçlanan gelişmelerin de yakından izlendiğini belirterek, Husilerin haftalardır uluslararası deniz trafiğini kısıtlamaya ve gemileri rehin almaya çalıştığını ifade etti. Husilerin Suudi Arabistan’daki enerji tesislerini de hedef aldığını belirten Hinterseher, Yemen hükümetine yönelik saldırıların son dönemde yoğunlaştığını kaydetti. Berlin’den Yemen hükümetine destek Hinterseher, İran ve Husilerin faaliyetlerini kınadıklarını belirterek, Almanya’nın Yemen’in meşru hükümetini desteklediğini söyledi. Berlin’in açıklaması, Babülmendep çevresindeki askeri hareketliliğin yalnızca Yemen’deki çatışmalar açısından değil, bölgesel güvenlik ve uluslararası ticaret açısından da değerlendirildiğini ortaya koydu. Petrol ve LNG sevkiyatı riske girebilir Babülmendep Boğazı çevresinde Husilerin kontrolünün artmasının enerji piyasaları açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çeken Hinterseher, bölgeden gerçekleştirilen petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) sevkiyatlarının daha fazla kısıtlanabileceği uyarısında bulundu. Böyle bir gelişmenin küresel enerji arzını olumsuz etkileyebileceğini belirten Hinterseher, bölgedeki gelişmelerin enerji piyasaları tarafından yakından izlendiğini ifade etti. Suudi Arabistan’ın petrol üretimine dikkat çekti Hinterseher ayrıca Suudi Arabistan’ın petrol üretimindeki düşüşe dikkat çekti. Riyad’ın OPEC’e, 4 Ağustos itibarıyla günlük petrol üretiminin yaklaşık 6 milyon varile gerilediğini bildirdiğini aktaran Hinterseher, bunun Suudi Arabistan’ın 1990’dan bu yana kaydettiği en düşük üretim seviyesi olduğunu belirtti. Almanya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, bölgedeki gelişmelerin enerji piyasaları üzerindeki olası etkilerinin yakından takip edildiğini vurguladı.

Kızıldeniz’de kriz büyüyor Babülmendep tehlikede Haber

Kızıldeniz’de kriz büyüyor Babülmendep tehlikede

Kritik deniz geçişinin güvenliğiyle ilgili endişeler artarken, bölgedeki çatışmaların yeniden geniş çaplı savaşa dönüşmesinden korkuluyor. Yemen’de Husiler ile uluslararası alanda tanınan hükümet güçleri arasındaki çatışmalar, ülkenin batı kıyısında yeniden şiddetlendi. Husilerin stratejik Kızıldeniz liman kenti el-Muha’yı ele geçirmesi, ardından Babülmendep Boğazı’na doğru ilerlemesi, bölgedeki askeri dengeleri değiştirdi. Babülmendep, Kızıldeniz’i Aden Körfezi ve Hint Okyanusu’na bağlayan kritik deniz geçişlerinden biri. Boğaz çevresindeki güvenlik risklerinin artması, yalnızca Yemen’deki çatışmanın taraflarını değil, küresel ticaret ve enerji taşımacılığını da doğrudan ilgilendiriyor. Husiler Babülmendep’e ilerliyor Husilerin son operasyonları, Yemen’in batı kıyısındaki kontrol alanlarını genişletme hedefinin önemli bir parçası olarak değerlendiriliyor. Reuters, Husilerin el-Muha kentini ele geçirmesinin ardından Babülmendep’e yaklaşmasının, Kızıldeniz ile Aden Körfezi arasındaki kritik deniz hattı üzerindeki baskıyı artırdığını bildirdi. Husilerin Haniş Adaları yönünde de ilerlediği aktarılırken, Yemen hükümeti karşı operasyon hazırlığı yapıyor. Husilerin ilerleyişi, 2022’de Birleşmiş Milletler arabuluculuğunda sağlanan ateşkesin ardından ülkede yaşanan en ciddi askeri tırmanışlardan biri olarak değerlendiriliyor. El-Muha’nın kontrolü kritik dönüm noktası Kızıldeniz kıyısındaki el-Muha, Babülmendep’e yakınlığı nedeniyle stratejik önem taşıyor. Husilerin kenti ele geçirmesiyle birlikte grubun Kızıldeniz kıyısındaki hareket alanı genişlerken, Babülmendep’e yönelik askeri baskının da arttığı belirtiliyor. Yemen hükümetine bağlı güçlerin ise bazı bölgelerden geri çekilerek yeniden konuşlanmaya çalıştığı bildiriliyor. Husilerin ilerleyişinin bir sonraki hedefleri arasında Babülmendep çevresindeki Dhubab ve Perim Adası bulunuyor. Perim Adası, boğazın ortasında yer alması nedeniyle deniz trafiğinin kontrolü açısından stratejik öneme sahip. Zukur Adası konusunda belirsizlik sürüyor Yerel kaynaklar ve bazı medya kuruluşları adanın Husilerin kontrolüne geçtiğini öne sürerken, bu bilginin tüm taraflarca resmen doğrulandığı söylenemiyor. Daha önce Yemen ordusu, Husi unsurlarının Zukur ve Haniş adalarına yaklaşmaya çalıştığını ve patlayıcı yüklü teknelerin engellendiğini açıklamıştı. Bu nedenle adanın kesin kontrol durumunun sahadaki gelişmelerle birlikte netleşmesi bekleniyor. Yemen hükümeti karşı operasyon hazırlığında Husilerin batı kıyısındaki ilerleyişi karşısında Yemen hükümeti güçlerini yeniden konumlandırıyor. Yemen hükümetine bağlı güçlerin el-Muha ve çevresindeki bazı bölgelerden geri çekilmesinin ardından karşı operasyon hazırlıkları gündeme geldi. Suudi Arabistan da Husi hedeflerine yönelik hava saldırılarını artırdı. Husiler ise operasyonlarının Yemen egemenliğini korumaya yönelik olduğunu savunurken, uluslararası deniz seyrüseferinin güvenli olduğunu ileri sürüyor. Ancak grup, Suudi gemilerine yönelik deniz ablukasının devam ettiğini bildiriyor. Karşılıklı saldırılar çatışmayı büyütüyor Sahadaki gelişmeler yalnızca batı kıyısıyla sınırlı kalmıyor. Husiler, Suudi Arabistan'ın Yemen'deki hedeflere yönelik hava saldırılarının arttığını belirtirken, Riyad da Husi saldırılarının Suudi Arabistan'daki enerji altyapısını ve çeşitli kentleri hedef aldığını açıklıyor. Son günlerdeki karşılıklı saldırılar, Yemen'deki çatışmanın yeniden ülke sınırlarını aşan daha geniş bir bölgesel krize dönüşebileceği endişelerini artırıyor. “Babülmendep yalnızca Yemen meselesi değil” Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Babülmendep çevresindeki gelişmelerin yalnızca Yemen'in iç meselesi olarak değerlendirilemeyeceğini vurguladı. El-Alimi, boğazın Kızıldeniz, Süveyş Kanalı ve Hint Okyanusu arasındaki bağlantıyı sağlaması nedeniyle buradaki güvenlik risklerinin doğrudan uluslararası ticareti etkileyebileceğini belirtti. Uluslararası toplumdan Yemen kıyılarındaki devlet kontrolünün yeniden sağlanmasına destek verilmesini istedi. BM’ye acil çağrı Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zube de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne çağrıda bulunarak Husilerin batı kıyısındaki ilerleyişine karşı uluslararası toplumun daha güçlü bir tutum almasını istedi. Yemen yönetimi, çatışmaların siviller açısından yeni bir insani krize yol açabileceği uyarısında bulunurken, Husi güçlerinin İran'dan aldığı destek ve silah akışının kesilmesini talep ediyor. Birleşmiş Milletler Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg de çatışmaların yeniden tırmanmasının siviller açısından ağır sonuçlar doğurabileceği konusunda uyarıda bulundu. Küresel ticaret için kritik hat Babülmendep Boğazı'nın önemi, Yemen'deki çatışmanın çok ötesine uzanıyor. Kızıldeniz üzerinden Süveyş Kanalı'na ulaşan deniz yolu, Asya ile Avrupa arasındaki ticaret açısından kritik güzergâhlardan biri. Boğaz çevresinde güvenliğin bozulması halinde gemilerin daha uzun alternatif rotalara yönelmesi, taşımacılık süreleri ve maliyetleri üzerinde baskı oluşturabilir. Husilerin Babülmendep'e doğru ilerleyişi, özellikle daha önce Kızıldeniz'deki Husi saldırıları nedeniyle zaten baskı altında bulunan deniz ticaretinin yeniden ciddi bir güvenlik sorunuyla karşı karşıya kalabileceği endişesini artırıyor. Reuters, gelişmelerin enerji arzı ve küresel deniz ticareti açısından da risk taşıdığına dikkat çekiyor. 2022 ateşkesi yeniden tehlikede Yemen'de 2022'de sağlanan ateşkes, ülke genelindeki büyük çaplı çatışmaları önemli ölçüde azaltmıştı. Ancak son aylarda yeniden başlayan çatışmalar, bu kırılgan dengeleri bozdu. Husilerin batı kıyısında elde ettiği yeni kazanımlar, hükümet güçlerinin karşı operasyon hazırlıkları ve Suudi Arabistan'ın müdahalesi, Yemen'de savaşın yeniden geniş çaplı hale gelmesi riskini artırıyor. Babülmendep çevresindeki askeri hareketliliğin devam etmesi halinde Yemen'deki iç savaşın yanı sıra Kızıldeniz ticaretinin güvenliği, enerji taşımacılığı ve küresel tedarik zincirleri üzerindeki baskının da artması bekleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.