SON DAKİKA
Hava Durumu

#Kızıldeniz

Ekometre - Kızıldeniz haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kızıldeniz haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Almanya uyardı: Babülmendep’te risk büyüyor Haber

Almanya uyardı: Babülmendep’te risk büyüyor

Hinterseher, petrol ve LNG sevkiyatlarının daha fazla kısıtlanabileceği uyarısında bulundu. Almanya, Yemen’de Husilerin Kızıldeniz’in girişindeki stratejik Babülmendep Boğazı çevresinde artan kontrolüne ilişkin endişesini dile getirdi. Berlin, bölgedeki gelişmelerin uluslararası deniz ticaretinin yanı sıra küresel enerji piyasaları açısından da risk oluşturabileceği uyarısında bulundu. “Son haberler endişe verici” Almanya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Martin Hinterseher, Berlin’de düzenlenen basın toplantısında Yemen ve Kızıldeniz’deki gelişmeleri değerlendirdi. Babülmendep Boğazı başta olmak üzere bölgedeki gelişmeleri yakından takip ettiklerini belirten Hinterseher, son gelişmelerin Almanya açısından endişe verici olduğunu söyledi. Hinterseher, bölgede bir liman kentinin ele geçirilmesiyle sonuçlanan gelişmelerin de yakından izlendiğini belirterek, Husilerin haftalardır uluslararası deniz trafiğini kısıtlamaya ve gemileri rehin almaya çalıştığını ifade etti. Husilerin Suudi Arabistan’daki enerji tesislerini de hedef aldığını belirten Hinterseher, Yemen hükümetine yönelik saldırıların son dönemde yoğunlaştığını kaydetti. Berlin’den Yemen hükümetine destek Hinterseher, İran ve Husilerin faaliyetlerini kınadıklarını belirterek, Almanya’nın Yemen’in meşru hükümetini desteklediğini söyledi. Berlin’in açıklaması, Babülmendep çevresindeki askeri hareketliliğin yalnızca Yemen’deki çatışmalar açısından değil, bölgesel güvenlik ve uluslararası ticaret açısından da değerlendirildiğini ortaya koydu. Petrol ve LNG sevkiyatı riske girebilir Babülmendep Boğazı çevresinde Husilerin kontrolünün artmasının enerji piyasaları açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çeken Hinterseher, bölgeden gerçekleştirilen petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) sevkiyatlarının daha fazla kısıtlanabileceği uyarısında bulundu. Böyle bir gelişmenin küresel enerji arzını olumsuz etkileyebileceğini belirten Hinterseher, bölgedeki gelişmelerin enerji piyasaları tarafından yakından izlendiğini ifade etti. Suudi Arabistan’ın petrol üretimine dikkat çekti Hinterseher ayrıca Suudi Arabistan’ın petrol üretimindeki düşüşe dikkat çekti. Riyad’ın OPEC’e, 4 Ağustos itibarıyla günlük petrol üretiminin yaklaşık 6 milyon varile gerilediğini bildirdiğini aktaran Hinterseher, bunun Suudi Arabistan’ın 1990’dan bu yana kaydettiği en düşük üretim seviyesi olduğunu belirtti. Almanya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, bölgedeki gelişmelerin enerji piyasaları üzerindeki olası etkilerinin yakından takip edildiğini vurguladı.

Kızıldeniz’de kriz büyüyor Babülmendep tehlikede Haber

Kızıldeniz’de kriz büyüyor Babülmendep tehlikede

Kritik deniz geçişinin güvenliğiyle ilgili endişeler artarken, bölgedeki çatışmaların yeniden geniş çaplı savaşa dönüşmesinden korkuluyor. Yemen’de Husiler ile uluslararası alanda tanınan hükümet güçleri arasındaki çatışmalar, ülkenin batı kıyısında yeniden şiddetlendi. Husilerin stratejik Kızıldeniz liman kenti el-Muha’yı ele geçirmesi, ardından Babülmendep Boğazı’na doğru ilerlemesi, bölgedeki askeri dengeleri değiştirdi. Babülmendep, Kızıldeniz’i Aden Körfezi ve Hint Okyanusu’na bağlayan kritik deniz geçişlerinden biri. Boğaz çevresindeki güvenlik risklerinin artması, yalnızca Yemen’deki çatışmanın taraflarını değil, küresel ticaret ve enerji taşımacılığını da doğrudan ilgilendiriyor. Husiler Babülmendep’e ilerliyor Husilerin son operasyonları, Yemen’in batı kıyısındaki kontrol alanlarını genişletme hedefinin önemli bir parçası olarak değerlendiriliyor. Reuters, Husilerin el-Muha kentini ele geçirmesinin ardından Babülmendep’e yaklaşmasının, Kızıldeniz ile Aden Körfezi arasındaki kritik deniz hattı üzerindeki baskıyı artırdığını bildirdi. Husilerin Haniş Adaları yönünde de ilerlediği aktarılırken, Yemen hükümeti karşı operasyon hazırlığı yapıyor. Husilerin ilerleyişi, 2022’de Birleşmiş Milletler arabuluculuğunda sağlanan ateşkesin ardından ülkede yaşanan en ciddi askeri tırmanışlardan biri olarak değerlendiriliyor. El-Muha’nın kontrolü kritik dönüm noktası Kızıldeniz kıyısındaki el-Muha, Babülmendep’e yakınlığı nedeniyle stratejik önem taşıyor. Husilerin kenti ele geçirmesiyle birlikte grubun Kızıldeniz kıyısındaki hareket alanı genişlerken, Babülmendep’e yönelik askeri baskının da arttığı belirtiliyor. Yemen hükümetine bağlı güçlerin ise bazı bölgelerden geri çekilerek yeniden konuşlanmaya çalıştığı bildiriliyor. Husilerin ilerleyişinin bir sonraki hedefleri arasında Babülmendep çevresindeki Dhubab ve Perim Adası bulunuyor. Perim Adası, boğazın ortasında yer alması nedeniyle deniz trafiğinin kontrolü açısından stratejik öneme sahip. Zukur Adası konusunda belirsizlik sürüyor Yerel kaynaklar ve bazı medya kuruluşları adanın Husilerin kontrolüne geçtiğini öne sürerken, bu bilginin tüm taraflarca resmen doğrulandığı söylenemiyor. Daha önce Yemen ordusu, Husi unsurlarının Zukur ve Haniş adalarına yaklaşmaya çalıştığını ve patlayıcı yüklü teknelerin engellendiğini açıklamıştı. Bu nedenle adanın kesin kontrol durumunun sahadaki gelişmelerle birlikte netleşmesi bekleniyor. Yemen hükümeti karşı operasyon hazırlığında Husilerin batı kıyısındaki ilerleyişi karşısında Yemen hükümeti güçlerini yeniden konumlandırıyor. Yemen hükümetine bağlı güçlerin el-Muha ve çevresindeki bazı bölgelerden geri çekilmesinin ardından karşı operasyon hazırlıkları gündeme geldi. Suudi Arabistan da Husi hedeflerine yönelik hava saldırılarını artırdı. Husiler ise operasyonlarının Yemen egemenliğini korumaya yönelik olduğunu savunurken, uluslararası deniz seyrüseferinin güvenli olduğunu ileri sürüyor. Ancak grup, Suudi gemilerine yönelik deniz ablukasının devam ettiğini bildiriyor. Karşılıklı saldırılar çatışmayı büyütüyor Sahadaki gelişmeler yalnızca batı kıyısıyla sınırlı kalmıyor. Husiler, Suudi Arabistan'ın Yemen'deki hedeflere yönelik hava saldırılarının arttığını belirtirken, Riyad da Husi saldırılarının Suudi Arabistan'daki enerji altyapısını ve çeşitli kentleri hedef aldığını açıklıyor. Son günlerdeki karşılıklı saldırılar, Yemen'deki çatışmanın yeniden ülke sınırlarını aşan daha geniş bir bölgesel krize dönüşebileceği endişelerini artırıyor. “Babülmendep yalnızca Yemen meselesi değil” Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Babülmendep çevresindeki gelişmelerin yalnızca Yemen'in iç meselesi olarak değerlendirilemeyeceğini vurguladı. El-Alimi, boğazın Kızıldeniz, Süveyş Kanalı ve Hint Okyanusu arasındaki bağlantıyı sağlaması nedeniyle buradaki güvenlik risklerinin doğrudan uluslararası ticareti etkileyebileceğini belirtti. Uluslararası toplumdan Yemen kıyılarındaki devlet kontrolünün yeniden sağlanmasına destek verilmesini istedi. BM’ye acil çağrı Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zube de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne çağrıda bulunarak Husilerin batı kıyısındaki ilerleyişine karşı uluslararası toplumun daha güçlü bir tutum almasını istedi. Yemen yönetimi, çatışmaların siviller açısından yeni bir insani krize yol açabileceği uyarısında bulunurken, Husi güçlerinin İran'dan aldığı destek ve silah akışının kesilmesini talep ediyor. Birleşmiş Milletler Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg de çatışmaların yeniden tırmanmasının siviller açısından ağır sonuçlar doğurabileceği konusunda uyarıda bulundu. Küresel ticaret için kritik hat Babülmendep Boğazı'nın önemi, Yemen'deki çatışmanın çok ötesine uzanıyor. Kızıldeniz üzerinden Süveyş Kanalı'na ulaşan deniz yolu, Asya ile Avrupa arasındaki ticaret açısından kritik güzergâhlardan biri. Boğaz çevresinde güvenliğin bozulması halinde gemilerin daha uzun alternatif rotalara yönelmesi, taşımacılık süreleri ve maliyetleri üzerinde baskı oluşturabilir. Husilerin Babülmendep'e doğru ilerleyişi, özellikle daha önce Kızıldeniz'deki Husi saldırıları nedeniyle zaten baskı altında bulunan deniz ticaretinin yeniden ciddi bir güvenlik sorunuyla karşı karşıya kalabileceği endişesini artırıyor. Reuters, gelişmelerin enerji arzı ve küresel deniz ticareti açısından da risk taşıdığına dikkat çekiyor. 2022 ateşkesi yeniden tehlikede Yemen'de 2022'de sağlanan ateşkes, ülke genelindeki büyük çaplı çatışmaları önemli ölçüde azaltmıştı. Ancak son aylarda yeniden başlayan çatışmalar, bu kırılgan dengeleri bozdu. Husilerin batı kıyısında elde ettiği yeni kazanımlar, hükümet güçlerinin karşı operasyon hazırlıkları ve Suudi Arabistan'ın müdahalesi, Yemen'de savaşın yeniden geniş çaplı hale gelmesi riskini artırıyor. Babülmendep çevresindeki askeri hareketliliğin devam etmesi halinde Yemen'deki iç savaşın yanı sıra Kızıldeniz ticaretinin güvenliği, enerji taşımacılığı ve küresel tedarik zincirleri üzerindeki baskının da artması bekleniyor.

Petrol 90 dolara dayandı arz riski büyüyor Haber

Petrol 90 dolara dayandı arz riski büyüyor

ABD Enerji Enformasyon İdaresi (EIA), Orta Doğu’daki üretim kayıplarının 2027 sonuna kadar devam edebileceği uyarısında bulundu. Petrol piyasasında jeopolitik risklerin yeniden öne çıkmasıyla yükseliş hız kazandı. Brent petrolün varil fiyatı çarşamba günü yüzde 0,84 artışla 89,66 dolara yükselirken, ABD Batı Teksas türü ham petrolün (WTI) fiyatı da yüzde 0,87 artarak 83,92 dolara çıktı. Petrol fiyatları pazartesi günü yaklaşık yüzde 5 yükselmiş, salı günü de artışını sürdürerek 31 Temmuz’dan bu yana en yüksek kapanışını gerçekleştirmişti. Hürmüz’de trafik savaş öncesinin çok altında Petrol piyasasının yakından izlediği Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiği düşük seviyesini koruyor. Reuters verilerine göre salı günü boğazdan yalnızca 8 gemi geçti. Savaş öncesinde günlük gemi geçişleri 125-140 seviyesindeydi. Bu tablo, kritik su yolundaki ticari trafiğin normal seviyelerin çok altında kaldığını gösteriyor. İran’ın Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması için ABD’nin belirli koşulları kabul etmesini şart koşması da piyasadaki arz endişelerini canlı tutuyor. Babülmendep’te de risk yükseldi Hürmüz Boğazı’nın yanı sıra Kızıldeniz’in girişindeki Babülmendep Boğazı da petrol piyasasının gündeminde. ABD ve Yemen’deki İran destekli Husiler tarafından salı günü iki kritik deniz geçişi çevresinde ayrı gemi saldırıları bildirildi. Gelişmeler, tanker taşımacılığı ve enerji sevkiyatının güvenliği üzerindeki baskıyı artırıyor. Hürmüz ve Babülmendep’teki risklerin aynı dönemde yükselmesi, petrol taşımacılığında sigorta ve navlun maliyetlerinin yanı sıra teslimat sürelerine ilişkin belirsizlikleri de artırıyor. ABD petrol stoklarında sürpriz artış Petrol fiyatlarındaki yükselişi sınırlayabilecek gelişme ise ABD ham petrol stoklarından geldi. Amerikan Petrol Enstitüsü (API) verilerine göre, 7 Ağustos’ta sona eren haftada ABD’nin ham petrol stokları yaklaşık 9,1 milyon varil arttı. Aynı dönemde benzin stokları 1,5 milyon varil, damıtılmış ürün stokları ise 596 bin varil azaldı. Ham petrol stoklarındaki artışın beklentilerin oldukça üzerinde gerçekleşmesi, ABD’de arz sıkışıklığına ilişkin endişeleri bir miktar azaltabilecek bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Resmi stok verileri ise ABD Enerji Enformasyon İdaresi tarafından açıklanacak. EIA: Üretim kaybı 2027 sonuna uzayabilir ABD Enerji Enformasyon İdaresi, Orta Doğu’daki enerji arzına ilişkin görünümde risklerin sürdüğüne dikkat çekti. EIA’nın ağustos ayı değerlendirmesine göre, temmuz ayında Orta Doğu’da yaklaşık 5,5 milyon varil/günlük petrol üretimi devre dışı kaldı. Bu miktar küresel petrol tüketiminin yüzde 5’inden fazlasına karşılık geliyor. Kurum, Hürmüz Boğazı’ndaki sevkiyatların ağustos boyunca ciddi ölçüde sınırlı kalmasını beklerken, geçişlerin eylülden itibaren kademeli olarak artacağını öngörüyor. Ancak ticaret yolları ve üretim büyük ölçüde 2027 başında normale dönse bile, yaklaşık 600 bin varil/günlük Orta Doğu petrol üretiminin 2027 sonuna kadar devre dışı kalabileceği tahmin ediliyor. EIA petrol fiyatı tahminini yükseltti Arz kaybına ilişkin beklentiler EIA’nın petrol fiyat tahminlerine de yansıdı. Kurum, Brent petrolün 2026 yılı ortalama fiyat tahminini 86,81 dolara yükseltti. Önceki tahmin 82 doların altındaydı. WTI için 2026 ortalama fiyat beklentisi ise 80,88 dolar olarak açıklandı. EIA, 2027 yılında fiyatların gerilemesini beklemekle birlikte, Orta Doğu’daki üretim kayıplarının daha uzun sürmesi nedeniyle önceki tahminine göre daha sınırlı bir düşüş öngörüyor. Petrol piyasasında gözler Hürmüz’de Petrol fiyatlarının kısa vadeli yönünde ABD-İran görüşmelerinin seyri, Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiği ve bölgedeki saldırıların devam edip etmeyeceği belirleyici olacak. ABD petrol stoklarındaki artış fiyatlar üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturabilecek bir unsur olarak öne çıkarken, Orta Doğu’daki üretim ve sevkiyat kayıplarının uzaması petrol piyasasında arz riskini canlı tutuyor. Brent petrolün 90 dolar sınırına yaklaşması, piyasaların jeopolitik riskleri yeniden daha yüksek bir fiyat primiyle fiyatlamaya başladığına işaret ediyor.

Petrol fiyatları yükseldi: Brent 83,65 dolara çıktı Haber

Petrol fiyatları yükseldi: Brent 83,65 dolara çıktı

Brent petrol 83,65 dolara, ABD tipi ham petrol (WTI) ise 78,26 dolara yükselirken, enerji piyasalarının odağı yeniden Orta Doğu'daki jeopolitik gelişmelere çevrildi. Küresel petrol piyasaları, Hürmüz Boğazı'na ilişkin yeni gelişmelerin etkisiyle haftanın son işlem gününde yükseliş kaydetti. İran'ın, ABD ve İsrail bağlantılı gemilerin Hürmüz Boğazı'ndan geçişini kısıtlayabilecek yeni bir düzenleme üzerinde çalıştığı yönündeki haberler, enerji arzına ilişkin endişeleri artırdı. Brent petrol 83,65 dolara yükseldi Asya piyasalarında ekim vadeli Brent petrol yüzde 1,4 artışla 83,65 dolar seviyesine çıktı. ABD Batı Teksas türü ham petrol (WTI) ise yüzde 1,3 yükselerek 78,26 dolar seviyesinden işlem gördü. Bir önceki işlem gününde Brent petrol yaklaşık yüzde 4, WTI ise yüzde 3 değer kazanmıştı. İran'dan yeni yasa hazırlığı Basında yer alan bilgilere göre İran Parlamentosu'ndaki ilgili komite, ABD ve İsrail bağlantılı gemilerin Hürmüz Boğazı'ndan geçişini yasaklayabilecek bir yasa tasarısını değerlendiriyor. Tasarı kapsamında yasağa uymayan gemilere, taşıdıkları yükün değerinin yüzde 20'sine kadar para cezası uygulanması da gündemde bulunuyor. Devrim Muhafızları'ndan dikkat çeken açıklama İran Devrim Muhafızları'nın Hürmüz Boğazı'nda "düşmanca hedeflere" yönelik operasyon düzenlediğini açıklaması da bölgedeki tansiyonu yükselten gelişmeler arasında yer aldı. Bu açıklama, uluslararası deniz taşımacılığının geleceğine ilişkin belirsizlikleri artırırken, enerji piyasalarında risk algısını yeniden güçlendirdi. Hürmüz Boğazı enerji ticaretinin kalbi Dünya petrolü ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) sevkiyatının yaklaşık yüzde 20'si Hürmüz Boğazı üzerinden gerçekleştiriliyor. Bu nedenle boğazdaki güvenlik durumu ve geçiş koşullarına ilişkin her gelişme, küresel enerji fiyatları üzerinde doğrudan etkili oluyor. Kızıldeniz ve Rusya gelişmeleri de fiyatları destekledi Petrol fiyatlarını yukarı taşıyan bir diğer unsur ise Yemen'deki İran destekli Husilerin Suudi Arabistan'daki askeri hedeflere yönelik saldırı açıklamaları oldu. Öte yandan Ukrayna'nın insansız hava araçlarıyla Rusya'daki büyük bir petrol rafinerisini hedef aldığı ve tesiste yangın çıktığına ilişkin haberler de arz güvenliğine yönelik endişeleri artırdı. Piyasaların gözü ABD istihdam verilerinde Yatırımcılar bugün açıklanacak ABD tarım dışı istihdam verisini de yakından takip ediyor. Verinin, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz politikası beklentileri üzerinde belirleyici olması beklenirken, faiz görünümünün küresel ekonomik büyüme ve petrol talebi üzerindeki etkisi de enerji piyasalarının ana gündem maddeleri arasında yer alıyor.

Bakır fiyatları arz endişeleriyle yükselişte Haber

Bakır fiyatları arz endişeleriyle yükselişte

Üç ay vadeli bakırın tonu yüzde 0,08 artışla 13 bin 819 dolara çıkarken, enerji fiyatlarındaki yükseliş ve jeopolitik riskler sanayi metalleri piyasasında dalgalanmaya neden oldu. Küresel emtia piyasalarında bakır fiyatları, arz tarafındaki sıkışıklığın etkisiyle yükseliş eğilimini koruyor. Londra Metal Borsası'nda (LME) üç ay vadeli bakır kontratı yüzde 0,08 değer kazanarak ton başına 13 bin 819 dolara yükseldi. Piyasa analistleri, LME ve Şanghay'da takip edilen kullanılabilir bakır stoklarının son aylarda hızla azalmasının fiziki arz üzerindeki baskıyı artırdığını belirtiyor. Özellikle Çin'in ithal bakır talebinin önemli göstergelerinden biri olan Yangshan bakır primi, ton başına 115 dolara çıkarak son yılların en yüksek seviyesine ulaştı. Galaxy Futures analistleri ise yükselen bakır fiyatlarıyla birlikte artan primlerin, nihai kullanıcıların alımlarını sınırlamaya başladığını ifade etti. Buna karşın, arz tarafındaki sıkışıklığın fiyatları desteklemeye devam ettiği değerlendiriliyor. Bakır piyasasında fiyatlara destek veren bir diğer unsur ise ABD'nin rafine bakıra yönelik olası gümrük tarifesi öncesinde ülkeye yapılan güçlü sevkiyatlar oldu. Yatırımcılar, Washington yönetiminin tarifeye ilişkin ayrıntılarını yakından izlemeyi sürdürüyor. LME'de peşin bakır ile üç ay vadeli kontratlar arasındaki fiyat farkının ters piyasa görünümünü koruması, kısa vadede arz baskısının devam ettiğine işaret ediyor. Öte yandan, jeopolitik gelişmeler ve yükselen petrol fiyatları sanayi metalleri üzerinde baskı oluşturmaya devam ediyor. İran destekli Husilerin Kızıldeniz'de petrol tankerlerini hedef aldıklarını açıklamasının ardından petrol fiyatları son altı haftanın en yüksek seviyelerine çıktı. Artan enerji maliyetleri enflasyon endişelerini güçlendirirken, yüksek faiz beklentileri de metal talebine ilişkin soru işaretlerini artırıyor. Bakırın yanı sıra LME'de işlem gören diğer sanayi metallerinde de yükseliş görüldü. Alüminyum, çinko, kurşun, nikel ve kalay fiyatları günü artıda tamamlarken, Şanghay Vadeli İşlemler Borsası'nda da benzer şekilde sanayi metallerinin genelinde değer artışı kaydedildi.

Brent ve WTI dengesi tersine döndü Haber

Brent ve WTI dengesi tersine döndü

Piyasada artık “kâğıt fiyat” değil, gerçek arz konuşuluyor. Giderek şiddetlenen çatışma, uluslararası enerji piyasalarında ani şok dalgaları yaratıyor. Durumun uzaması halinde, küresel enerji tedarik zincirlerinde ciddi aksamaların kaçınılmaz olacağı endişesi petrol piyasasında alışılmış fiyat dinamiklerini altüst ediyor. Küresel referans Brent’in spot fiyatı varil başına 140 doların üzerine çıkarak 2008 krizinden bu yana en yüksek seviyeyi test ederken, nadiren görülen bir fiyat kırılması oldu: WTI, Brent’in üzerine çıkıp son dört yılın zirvesine yerleşti. Piyasada artık yalnızca jeopolitik risk primi değil, doğrudan arz tehdidi fiyatlanıyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik sert müdahale sinyali ve boğazın yeniden açılmasına dair belirsizlik, yatırımcıları hızla pozisyon kapatmaya zorladı. Son bir haftada mayıs vadeli WTI fiyatı yaklaşık yüzde 12 artarak 111,5 dolar seviyesine yerleşti. WTI son 1 ayda yüzde 37 yükseldi. Haziran vadeli Brent’in fiyatı da aylık olarak yüzde 27 artarak 109 dolar civarında seyrediyor. ABD Petrolü erişilebilir ve güvenilir görülüyor Ekonomim'den Evrim Küçük'ün haberine göre, normal şartlarda deniz yoluyla taşınan ve küresel arzı temsil eden Brent, WTI’ya göre primli işlem görür. Ancak Hürmüz Boğazı’ndaki fiili tıkanma bu ilişkiyi tersine çevirdi. Tanker trafiğinin çökmesi ve sevkiyatların durma noktasına gelmesiyle alıcılar için ABD kaynaklı WTI, erişilebilir ve taşınabilir varil avantajıyla “güvenli petrol” konumuna yükseldi. Bu da WTI fiyatlarına hızlı bir yükseliş olarak yansıyor. Vadeli ve gerçek işlemde devasa makas Fiziki piyasadaki stres, vadeli işlemler ile gerçek yüklemeler arasındaki makası da açtı. Spot Brent olarak bilinen ve gerçek yükleme tarihlerini yansıtan fiziki fiyatlar 18 yılın zirvesi 141 doların üzerine çıkarken, vadeli kontratlar 109 dolar civarında kaldı. Bu ayrışma, piyasada kâğıt işlemlerden çok fiziksel varile erişimin belirleyici hale geldiğini gösteriyor. Arz daralması şoku Uzmanlara göre bu durum klasik bir arz daralması şoku. Hürmüz’den geçen küresel petrolün yaklaşık %20’si risk altında bulunurken, sigorta maliyetleri, gecikmeler ve rota değişimleri arzı fiilen azaltıyor. Uluslararası Enerji Ajansı bu süreci “tarihin en ciddi arz şoklarından biri” olarak tanımlıyor. Artan belirsizlik, petrol piyasasında volatiliteyi keskin şekilde yükseltirken, fiyatlamanın merkezi de değişiyor. Brent hâlâ küresel riski yansıtsa da, akışların aksaması nedeniyle anlık referans olma özelliğini kaybediyor. Buna karşılık WTI, teslim edilebilir varil avantajıyla acil talebin adresi haline geliyor. Uzmanlara göre, piyasanın verdiği mesaj net: Petrol artık sadece bir finansal enstrüman değil, ulaşılabilir bir fiziksel kaynak olarak fiyatlanıyor. Çatışmanın uzaması halinde bu kırılmanın kalıcı hale gelmesi ve fiyatların yeni zirveleri test etmesi olasılığı güçleniyor. WTI daha kaliteli, Brent daha ticari Küresel petrol piyasasında fiyatlamanın iki ana referansı olan Brent ve WTI, hem coğrafi kaynakları hem de piyasa dinamikleri açısından belirgin farklılıklar gösteriyor. Brent petrolü, Kuzey Denizi çıkışlı olup Avrupa, Afrika ve Ortadoğu piyasaları için temel fiyat göstergesi kabul edilirken, dünya ticaretinin yüzde 70’ten fazlasının fiyatlanmasında rol oynuyor. Deniz erişimi sayesinde taşımada esneklik sunması da Brent’i küresel arz şoklarına karşı daha hassas hale getiriyor. Brent “tatlı” petrol grubunda, ama WTI’a göre biraz daha kükürtlü. ABD merkezli Batı Teksas ham petrolü (WTI) ise daha çok ABD iç piyasa referansı olarak öne çıkıyor. Oklahoma Cushing teslimat noktasıyla karasal bir sisteme bağlı olan WTI, lojistik sınırlamalar nedeniyle çoğunlukla Brent’e kıyasla iskontolu işlem görüyor. Ancak daha “hafif ve tatlı” yapısı rafinaj açısından avantaj sağlıyor. Alternatif rotalar gündemde Hürmüz Boğazı’ndaki riskler Körfez ülkelerini alternatif ihracat yollarına yöneltti. Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz’e uzanan Doğu-Batı boru hattı günlük 7 milyon varil kapasitesiyle öne çıkarken, kapasite artışı ve yeni hat projeleri yeniden masada. Abu Dabi’nin Fujairah hattı gibi mevcut güzergahların genişletilmesi kısa vadeli çözüm olarak görülüyor. Uzun vadede ise bölge genelinde boru hatları ve ticaret koridorlarından oluşan bir ağ kurulması tartışılıyor. Ancak yüksek maliyet, siyasi riskler ve güvenlik sorunları bu projelerin önündeki en büyük engeller olmaya devam ediyor.

Brent petrol 116 dolar seviyesine çıktı Haber

Brent petrol 116 dolar seviyesine çıktı

Petrol fiyatları mart ayında yaklaşık yüzde 59 yükselerek tüm zamanların en yüksek aylık artışına doğru ilerledi. Brent petrol, bu sabah 116 dolar seviyesine yönelirken, Eylül 1990'daki Körfez Savaşı dönemindeki yüzde 48,53'lük aylık prim de geride kaldı. Ateşkes için ABD'nin 15 maddelik önerisi ve İran'ın 5 maddelik karşı bildirisi gündeme gelirken, Yemen'deki Husilerin hafta sonunda ilk kez İsrail'i hedef alması endişeleri artırdı. Hürmüz ve Kızıldeniz hattında risk büyüdü Savaşın başlamasından bu yana, küresel petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı'na ilişkin riskler öne çıktı. Husilerin saldırılarıyla Kızıldeniz trafiğinde de tehlikenin artması, petrol fiyatları üzerindeki risk primini yükseltti. Vadeli işlemlerde şubat ayını 73,25 dolardan tamamlayan Brent petrol, 30 Mart sabahındaki ilk işlemlerde 116 dolar seviyesine yöneldi. FXCM fiyatlamalarına göre geçen haftayı 114 dolardan tamamlayan petrol, yeni haftaya da yükselişle başladı. Tarihi yükselişe gidiyor Petrol vadeli işlemlerinde mart ayındaki prim, ayın tamamlanmasına bir gün kala yüzde 59'a yaklaştı. Böylece petrol fiyatları, aylık bazda tüm zamanların en sert yükselişine doğru ilerledi. Brent petrolde daha önceki en sert aylık yükselişler arasında Eylül 1990'da Körfez Savaşı dönemindeki yüzde 48,53'lük artış, Mayıs 2020'de Covid-19 sonrası görülen yüzde 40,96'lık yükseliş ve Mart 1999'da OPEC üretim kesintisinin etkisiyle yaşanan yüzde 33,42'lik artış yer aldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.