SON DAKİKA
Hava Durumu

#Kentsel Dönüşüm

Ekometre - Kentsel Dönüşüm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kentsel Dönüşüm haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kentlerin geleceği Urban Future 2027’de İstanbul’da konuşulacak Haber

Kentlerin geleceği Urban Future 2027’de İstanbul’da konuşulacak

Ana konferansta, Maria Vassilakou ve Charles Montgomery’nin de aralarında bulunduğu altı konuşmacı öne çıkacak. 30 yaş ve altındaki kent değişim aktörlerine yönelik Young Leaders Programme başvuruları ise 10 Kasım 2026’ya kadar devam ediyor. Kentler krizlere nasıl hazırlanır, mahalleler dönüşümü nasıl başlatır, kent yönetimleri değişimi nasıl kalıcı hale getirir? Urban Future – The Better-Cities Event, bu sorularla İstanbul’a geliyor. 7–8 Nisan’da InterContinental İstanbul’da düzenlenecek ana konferans, belediye başkanlarını, mimarları, plancıları, akademisyenleri ve girişimcileri buluşturacak. 6 ve 9 Nisan’daki saha gezileri ise katılımcıları İstanbul’un mahallelerine ve kentsel projelerine taşıyacak. UF27 İstanbul’a 2.000’den fazla katılımcı, 250 konuşmacı, 150 belediye başkanı ve kent lideri ile 100 partnerin katılması bekleniyor. İstanbul yalnızca ev sahibi değil Urban Future, istanbul’u yalnızca etkinliğin gerçekleşeceği kent olarak görmüyor. İki kıtayı buluşturan tarihsel katmanları, gündelik yaşamın çeşitliliği ve güncel kentsel meseleleriyle İstanbul, UF27 boyunca tartışmaların doğrudan parçası olacak. Büyümeyle mirasın korunması arasında nasıl denge kurulacağı, büyük bir kentin hareketliliğinin nasıl yönetileceği ve toplulukların değişime karşı nasıl güçlendirileceği bu tartışmalara eşlik edecek. Konferans programını tamamlayan saha gezileri, İstanbul’un kamusal alanlarını, mahallelerini ve kentsel projelerini yerinde tanıma fırsatı sunacak. Böylece kent, yalnızca üzerine konuşulan bir konu olmaktan çıkıp gözlemlenen, deneyimlenen ve tartışılan bir öğrenme ortamına dönüşecek. Urban Future CEO’su ve Kurucu Ortağı Gerald Babel-Sutter’ın da vurguladığı gibi “Kentler Urban Future’ın merkezinde yer almaya devam ediyor; onları şekillendiren insanlar ise çok farklı yerlerden geliyor. İstanbul için, güçlü yerel köklere, uluslararası bir bakış açısına ve tasarım, dirençlilik ve toplum odaklı kentsel gelişim alanlarında uygulamaya dönük deneyime sahip ortaklarla çalışmak istedik. Humane Urbanism ve Türkiye Tasarım Vakfı, UF27’ye kentlerin geleceğini yeni açılardan keşfetmek için güçlü bir temel sağlıyor.” Kentlerin geleceğine yön veren isimler İstanbul’da UF27’nin ilk açıklanan konuşmacıları, dünya kentlerinde denenen somut çözümleri İstanbul’a taşıyacak. Viyana’nın eski belediye başkan yardımcısı Maria Vassilakou (Avusturya), sürdürülebilir ulaşım, iklim politikaları ve katılımcı kentsel dönüşüm konusundaki deneyimiyle öne çıkıyor. Happy City ve The Trust Experiments kitaplarının yazarı Charles Montgomery (Kanada) ise kent tasarımı ile mutluluk, toplumsal güven ve insan ilişkileri arasındaki bağlantıları araştırıyor. Barcelona Activa’nın kentsel iletişim stratejisti Maite Peris Colom (İspanya), kentsel projelerde iletişimin toplumsal katılımı ve değişime duyulan güveni nasıl güçlendirdiğine odaklanıyor. Brüksel merkezli Communa’nın kurucu ortağı Maxime Zaït (Belçika), atıl binaları geçici konutlara ve ortak kullanım alanlarına dönüştürüyor; girişimin çalışmaları bugüne kadar 500’den fazla kişiye barınma olanağı sağladı. All Things Urban’ın kurucusu Anastasia Sukhoroslova (Almanya), 100 bini aşkın şehircilik profesyonelini buluşturan uluslararası ağın deneyimini paylaşacak. Nilüfer Belediyesi Planlama ve Kalkınma Ajansı (PLAKA) yöneticisi Mehmet Can Yılmaz (Türkiye) ise kent sağlığı, gıda güvenliği ve katılımcı yerel politikaları veri temelli yöntemlerle birleştiren çalışmalarını aktaracak. Konuşmacı listesi ilerleyen aylarda genişleyecek. UF27’nin gündeminde üç ana tema var Urban Future 2027’nin ilk program çerçevesi, kentlerin karşı karşıya olduğu krizlere hazırlık, toplulukların değişimdeki rolü ve kentsel dönüşümün kalıcı hale getirilmesi üzerine üç ana tema etrafında şekilleniyor. “Ready Cities / Hazır Kentler” kapsamında düzenlenecek oturumlarda deprem, sel ve aşırı sıcaklar gibi krizlere hazırlık, kentsel dirençlilik ve toparlanma süreçleri ele alınacak. “People-Powered Cities / İnsanların Gücüyle Dönüşen Kentler” başlığı altında mahallelerin, sivil girişimlerin ve yerel toplulukların kentsel değişimdeki rolü tartışılacak. “Running Better Cities / Kentleri Daha İyi Yönetmek” teması ise kentsel dönüşümün birkaç kişinin olağanüstü çabalarına bağımlı kalmadan nasıl sürdürülebileceğine odaklanacak. Karbonsuzlaşma, iklim krizine uyum ve yaşam kalitesinin iyileştirilmesi gibi hedefler doğrultusunda kent yönetimlerinin doğru ekipleri, yetkinlikleri ve liderlik kültürünü geliştirerek değişimi kurumsal işleyişin kalıcı bir parçası haline getirmesinin yolları araştırılacak. Transformative Cities: Kentler insanları nasıl şekillendiriyor? UF27 programının yeni özel bölümlerinden Transformative Cities, kentlerin insan davranışları, ilişkileri ve gündelik yaşam pratikleri üzerindeki etkisini ele alacak. Josephine Yilan Liu’nun küratörlüğünde hazırlanan altı oturumluk program, mimari tasarımın ve kentsel kararların yalnızca fiziksel çevreyi değil, insanların kentte nasıl hareket ettiğini, karşılaştığını ve bir arada yaşadığını da nasıl biçimlendirdiğini sorguluyor. Program kapsamında “Cities as Cognitive-Behavioural Infrastructure” (Bilişsel-Davranışsal Altyapı Olarak Kentler) başlıklı bir masterclass da planlanıyor. İstanbul’da yeni bir ev sahipliği modeli UF27, Urban Future için yeni bir ev sahipliği modeline de işaret ediyor. Önceki etkinliklerini çoğunlukla şehir yönetimleriyle birlikte gerçekleştiren platform, İstanbul’da ilk kez iki sivil kuruluşla ev sahibi ortak olarak çalışacak: Humane Urbanism ve Türkiye Tasarım Vakfı (TTV). Humane Urbanism, kentleri aşırı olaylara hazırlamayı ve sonrasında toparlanmayı destekleyen uluslararası bir sivil toplum kuruluşu. 2016’dan bu yana faaliyet gösteren Türkiye Tasarım Vakfı ise tasarımı sosyal, kültürel ve ekonomik gelişimin aracı olarak konumlandırmaya yönelik çalışmalar yürütüyor. Bu ortaklık, uluslararası tartışmaları İstanbul’un yerel deneyimleriyle buluşturmayı hedefliyor. Genç değişim aktörleri için “Young Leaders Programme” 30 yaş ve altındaki genç değişim aktörlerine yönelik Young Leaders Programme, 6 Nisan 2027’de İstanbul’da tam gün düzenlenecek. Program, uygulamalı atölyeler, deneyimli kent liderleriyle buluşmalar ve uluslararası ağ kurma fırsatları sunacak. Başvurular 20 Ekim’de başladı ve 10 Kasım 2026’da sona erecek.

Bursa Ticaret Borsası’nda İbrahim Özhan dönemi Haber

Bursa Ticaret Borsası’nda İbrahim Özhan dönemi

Bursa Ticaret Borsası’nda (Bursa TB) seçim heyecanı sona erdi. Geçtiğimiz hafta gerçekleştirilen meslek komiteleri ile meclis üyeleri seçimlerinin ardından bu kez yönetim kurulu başkanı ve üyeleri, disiplin kurulu üyeleri ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği delegelerini belirlemek için sandık başına gidildi. Osmangazi 1. İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı gözetiminde yapılan seçimde 4 yıl boyunca görev yapacak yönetim kurulu belirlenirken; seçimlerin ardından ilk toplantısını yapan Bursa TB Meclisi’nde de meclis başkanı ve meclis başkanlık divanı üyeleri ile birlikte hesapları inceleme komisyonu üyeleri belli oldu. Bursa TB’de Yeni Başkan İbrahim Özhan Tek liste ile yapılan seçimde meclis üyelerinin tamamının oyunu alan İbrahim Özhan Bursa Ticaret Borsası’nın Yönetim Kurulu Başkanı oldu. İbrahim Özhan başkanlığındaki yeni yönetim kurulu şu isimlerden oluştu: “Erdinç Bayrakçı, İsmail Aslım, İlker Birgül, Emrah Silmez, Mustafa Aksu, Cüneyt Soylu” Meclis Divanı Belli Oldu 2026-2030 dönemi ilk toplantısını gerçekleştiren Bursa TB Meclisi’nde de Gökhan Onur Meclis başkanlığına seçildi. Onur’un yardımcıları Hasan Çetin ve Mehmet Korkmaz olurken, Meclis Kâtip Üyeliğine ise Mehmet Edemen seçildi. Bursa Ticaret Borsası’nın Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği delegeleri ise İbrahim Özhan, Cengiz Camcı, Hakan Kırmızıay, Hikmet Bosut ve Tamer Sertepe oldu. İbrahim Özhan: “Bu Güven Bizim İçin Büyük Sorumluluk” Bursa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Özhan, seçim sonuçlarının ardından yaptığı değerlendirmede, kendisine güvenen tüm üyelere teşekkür etti. Yeni dönemin önemli bir sorumluluğu beraberinde getirdiğini belirten Özhan, “Bursa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanlığı görevine layık görülmekten büyük onur ve mutluluk duyuyorum. Şahsıma güvenerek destek veren tüm üyelerimize, yönetim kurulu arkadaşlarıma, meclis ve meslek komitesi üyelerimize teşekkür ediyorum. Bu güveni, üyelerimize ve Bursa’mıza hizmet ederek karşılamak en önemli sorumluluğumuz olacak. Üyelerimizin bize emanet ettiği bu görevi, aynı titizlik ve kararlılıkla yerine getireceğiz. Yeni dönemin Borsamız, üyelerimiz ve şehrimiz için hayırlı olmasını diliyorum” dedi. “Devraldığımız Hizmet Bayrağını Daha İleri Taşıyacağız” Bursa Ticaret Borsası’nda 13 yıl boyunca Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yürüten Özer Matlı’ya ile birlikte önceki dönemde görev alan yönetim kurulu ve meclis üyelerine de katkıları için teşekkür eden İbrahim Özhan, bu dönemde hayata geçirilen projelerin ve oluşturulan kurumsal birikimin yeni dönem için güçlü bir temel oluşturduğunu vurguladı. Özhan, “Özer Matlı Başkanımıza, görev süresi boyunca Borsamıza kazandırdığı değerler ve hayata geçirilen çalışmalar için gönülden teşekkür ediyorum. Borsamızın işlem hacminin büyümesinden tarım ve gıda sektörüne yönelik projelere kadar pek çok önemli çalışmayı kendisiyle birlikte hayata geçirdik. Yeni dönemde yönetim kurulumuz, meclisimiz ve meslek komitelerimizle beraber devraldığımız hizmet bayrağını çok daha ileriye taşımak için çalışacağız. Gıda İhtisas Organize Sanayi Bölgesi ve Karapınar Kentsel Dönüşüm Projesi, öncelikli hedeflerimiz arasında bulunuyor. Ayrıca proje okulumuz Hamidiye Tarım Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ndeki çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Amacımız, üyelerimizin beklentilerine karşılık veren ve Bursa’ya kalıcı değer kazandıran projelerle Borsamıza hizmet etmek” diye konuştu. Gökhan Onur: “Meclisimiz Borsamızın Aklı ve Vicdanıdır” Bursa Ticaret Borsası Meclis Başkanlığına seçilen Gökhan Onur ise bu görevin onurunu ve sorumluluğunu birlikte taşıdığını belirterek, kendisine destek veren meclis üyelerine teşekkür etti. Meclisin üreticinin, tüccarın ve sanayicinin sesinin duyulduğu, farklı fikirlerin özgürce konuşulduğu ve ortak aklın ortaya çıktığı yer olduğunu vurgulayan Onur, şunları söyledi: “Meclisimiz Borsamızın aklı ve vicdanıdır. Meclis Başkanı olarak önceliğim bu ortak aklı güçlendirmek, her üyemizin sözünü söyleyebildiği katılımcı ve istişareye dayalı bir çalışma ortamını korumak olacaktır. Bu vesileyle Borsamıza uzun yıllar hizmet eden Özer Matlı Başkanımıza teşekkür ediyor, önceki dönemlerde emeği geçen tüm başkanlarımıza ve meclis üyelerimize şükranlarımı sunuyorum. Ayrıca merhum Meclis Başkanımız Mehmet Aydın’ı rahmet ve saygıyla yad ediyorum. Bursa’nın tarımsal üretimini ve ticaretini güçlendirmek, üreticimizin emeğinin karşılığını almasına ve şehrimizin ekonomik gelişimine katkı sağlamak için yönetim kurulumuz ve tüm paydaşlarımızla iş birliği içinde çalışacağız” ifadelerini kullandı.

Başkan Vekili Biba: Ana gündemimiz daha dirençli şehirler oluşturmak Haber

Başkan Vekili Biba: Ana gündemimiz daha dirençli şehirler oluşturmak

Törende konuşan Başkan Vekili Şahin Biba, çağın gereklerine uygun, afet risklerine karşı daha dayanıklı ve güvenli yapılar üretilmesi gerektiğinin altını çizdi. İnegöl’ün ilk yerinde kentsel dönüşüm projesi olan Turgutalp Mahallesi Kentsel Dönüşüm Projesi’nin 2. ve 3. Etap’ın temelleri gerçekleşen törenle atıldı. İnegöl Belediyesi tarafından düzenlenen programa,Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba ve İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban'ın yanı sıra İnegöl Kaymakamı Ayhan Akpay, İnegöl AK parti İlçe Başkanı Mustafa Durmuş, siyasi parti yöneticileri, muhtarlar ve vatandaşlar yer aldı. “Afet öncesi bu adımları atmalıyız” Törende konuşan Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba, İnegöl Belediyesi öncülüğünde hayata geçirilen kentsel dönüşüm projesinin afet sonrası değil afet öncesi atılmış çok büyük bir adım olduğunu söyledi. Vatandaşların da yerel yönetimlerin bu tür çalışmalarını desteklemesi gerektiğini belirten Başkan Vekili Biba, “Bursa’da genel anlamda kentsel dönüşüm yapıldığında mal sahipleri mağdur edildiği düşüncesine kapılmaktadır. Uzlaşmaya gelindiğinde hak sahipleriyle ciddi sıkıntı yaşıyoruz. Ne aldığınızı değil, güvenli bir yapıya geçeceğinizi düşünmelisiniz. Afet öncesi bu adımları bir şekilde atmalıyız. Bursa’daki vatandaşlarımızın, yerel yönetimlerin kentsel dönüşüm projelerine destek olmalarını ve el birliğiyle çalışmalarını rica ediyorum” dedi. “Daha konforlu bir yaşam sunabilmek için gayret ediyoruz” İnegöl’e değer katan bir projenin hayata geçirildiğini ifade eden Şahin Biba, sürekli üreten ve gelişen İnegöl’ün aynı oranda büyüyen bir kentleşme ve nüfus yapısına sahip olduğunu dile getirdi. Büyüme ve gelişimin farklı ihtiyaçları, talepleri de beraberinde getirdiğini anlatan Başkan Vekili Biba, “Büyükşehir Belediyesi olarak, Bursamızın her noktasında olduğu gibi İnegöl’de de kentin ve kırsalın tüm ihtiyaçlarına cevap vermeye çalışıyoruz. İnegöl için ciddi çalışmalar başlattık. Altyapı hizmetlerinden yollarımıza, sosyal donatı alanlarından toplu ulaşıma kadar farklı alanlardaki çalışmalarımız aralıksız sürüyor. Kent merkezi ve kırsalda vatandaşlarımıza daha konforlu bir yaşam sunabilmek için gayret ediyoruz. Her köye ve mahalleye ulaşmak için çaba gösteriyoruz” diye konuştu. “600 bin konuta yakın riskli yapı stokumuz mevcut” Olası depremlere ve diğer afetlere karşı daha dirençli şehirler oluşturulması konusunun ana gündemleri arasında bulunduğunu belirten Başkan Vekili Biba, bunu sağlamanın en etkili yolunun da çağın gereklerine uygun, afet risklerine karşı daha dayanıklı ve güvenli yapılar üretebilmekten geçtiğinin altını çizdi. Bursa’nın riskli yapı stoku noktasında ilk sıralarda yer aldığını hatırlatan Biba, “Bursa, çok kısa sürede çok hızlı büyüyen bir şehir oldu. 80’li ve 90’lı yıllarda yaşanan kontrolsüz göç sebebiyle nüfus hızla arttı. Gelinen noktada 600 bin konuta yakın riskli yapı stokumuz mevcut. O yüzden afetten önce bu tür çalışmaları yapmalıyız” dedi. “Afetlere karşı binalar yenileniyor, şehrimizin silueti değişiyor” Bursa’nın farklı noktalarında kentsel dönüşüm çalışmalarının devam ettiğini hatırlatan Şahin Biba, “Olası afetlere karşı riskli yapılar yıkılarak, binalar yenileniyor, şehrimizin silueti değişiyor. İşte, bu çalışmaların güzel bir örneğinin daha temelini atıyoruz. İnegöl Belediyesi’nin öncülüğünde Turgutalp Mahallesi’nde gerçekleştirilen çalışma ile 130 blok, 842 konut ve 5 işyerinin bulunduğu bölgede yeni projeyle birlikte 44 blokta 2.000 civarında yeni yapı stoku oluşacaktır. Sosyal donatı alanları, çevre dostu uygulamaları, güvenli ve modern yapısı ile İnegöl’ün çekim merkezlerinden biri olacaktır. Projenin, hak sahiplerine, İnegöl’e ve Bursa’ya hayırlı olmasını diliyorum. Şehrimize yakışır hizmetlerimizi sürdüreceğiz” diye konuştu. İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban ise, İnegöl’ün birinci derecede deprem bölgesi içinde yer aldığını vurgulayarak kentsel dönüşümün önemine dikkat çekti. Kentsel dönüşümün yalnızca yeni binalar inşa etmek olmadığını söyleyen Taban, eski ve riskli yapı stokunu dönüştürerek İnegöl’ü afetlere karşı daha dirençli hale getirmek istediklerini ifade etti. İnegöl Kaymakamı Ayhan Akpay da ise Turgutalp Kentsel Dönüşüm Projesi’nin ilçenin geleceği açısından önem taşıdığını söyledi. Program, protokol üyelerinin butona basarak kentsel dönüşüm projesinin temelini atmasıyla sona erdi.

Mimarsinan’da 2. etap başlıyor Haber

Mimarsinan’da 2. etap başlıyor

Mimarsinan Mahallesi Kentsel Dönüşüm Projesi’nde 1. Etap’ı tamamlayıp, hak sahiplerine anahtarlarını teslim eden Yıldırım Belediyesi, 2. Etap’ta da çalışmalara başladı. 8097 Ada 2. Parsel’de hayata geçirilen proje kapsamında, alanda yer alan 28 yapı ve 94 adet bağımsız yapının yıkımına başlandı. Yıkım işlemlerinin tamamlanmasının ardından bölgeye; güvenli, sağlıklı, depreme dayanıklı, sosyal donatıları olan 3 blokta 165 adet daire ve 19 adet dükkan kazandırılacak. Sosyal hayat değişecek Mimarsinan Mahallesi Kentsel Dönüşüm Projesi 2. Etap yıkım çalışmalarını yerinde takip eden Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz 30 bin güvenli konut üretme hedefi kapsamında kararlılıkla çalıştıklarını vurguladı. Kentsel dönüşüm alanında Bursa’nın en tecrübeli kurumu olduklarını belirten Başkan Yılmaz; “27 mahallede, 286 farklı proje yürütüyoruz. Sadece binaları yenilemiyoruz, yaşam alanlarını dönüştürüyoruz. Kentsel dönüşüm çalışmalarımız kapsamında yeni yollar, yeşil alanlar, parklar, sosyal donatıları da ilçemize kazandırıyoruz. Yıldırım’daki yaşam kültürünü ve sosyal hayatı da binalarla birlikte dönüştürüyoruz” ifadelerini kullandı. Yüksek uzlaşı oranı Mimarsinan Kentsel Dönüşüm Projesi 1. Etap’da hak sahiplerine anahtarlarını daha önce teslim ettiklerini hatırlatan Başkan Yılmaz; “2. Etap’ta da hak sahipleriyle büyük oranda uzlaşı sağladık. Ortaya koyduğumuz proje ve vizyon vatandaşlarımızdan destek gördü. burada da yoğunluğu artırmadan, vatandaşlarımızın ihtiyaç ve beklentilerine cevap verecek bir yaşam alanı kuracağız. Yıkılan binaların yerine depreme dayanıklı ve modern 165 daire, 19 ticari alan inşa edeceğiz. Burada gerçekleştirdiğimiz dönüşüm projesi bölgenin değerini yükseltecek ve kentsel dönüşüm vizyonumuza katkı sağlayacak. Daha güvenli, daha güçlü ve daha yaşanabilir bir Yıldırım için çalışmaya devam edeceğiz. Yıldırım için büyük düşünüyor, büyük dönüşüyoruz” ifadelerini kullandı.

Konut üreticisinin iştahı azalıyor Haber

Konut üreticisinin iştahı azalıyor

Buna karşın metrekare üretim maliyeti 40 bin 500 TL'ye yükseldi. Sektör temsilcileri, artan maliyetler ve yüksek faiz nedeniyle yeni konut üretiminde yavaşlama yaşandığını belirtiyor. Konut piyasasında fiyat artış hızı yavaşlarken, üretim maliyetleri yükselmeye devam ediyor. EVA Gayrimenkul Değerleme Genel Müdürü Cansel Turgut Yazıcı, yüksek maliyetler ve finansmana erişimde yaşanan zorlukların yeni konut üretimini baskıladığını söyledi. "Oturum amaçlı alıcı için fırsat dönemi" Mayıs ayında konut fiyatlarının yıllık bazda nominal yüzde 24,5 arttığını, ancak reel olarak gerilediğini belirten Yazıcı, yatırım yerine oturum amacıyla konut almak isteyenler için mevcut piyasa koşullarının fırsat sunduğunu ifade etti. 2023 yılındaki hızlı fiyat artışlarının geride kaldığını vurgulayan Yazıcı, piyasanın daha dengeli bir yapıya kavuştuğunu söyledi. Metrekare maliyeti 40 bin 500 TL'ye çıktı Bayındırlık Bakanlığı verilerine göre konutun metrekare üretim maliyetinin 40 bin 500 TL'ye yükseldiğini belirten Yazıcı, bir yıl önce yaklaşık 20 bin TL seviyesinde olan maliyetlerin kısa sürede iki katına yaklaştığına dikkat çekti. İnşaat maliyetlerindeki artışın üreticilerin yatırım iştahını azalttığını belirten Yazıcı, konut, AVM ve iş merkezi maliyetlerinin birbirine yaklaşmasının sektör açısından sağlıklı olmadığını ifade etti. Yüksek faiz yeni projeleri yavaşlatıyor Konut üreticilerinin projelerini büyük ölçüde satış gelirleriyle finanse ettiğini belirten Yazıcı, yüksek faiz ortamı ve finansman maliyetleri nedeniyle yeni proje geliştirme konusunda daha temkinli davranıldığını söyledi. Konut arzındaki yavaşlamanın uzun vadede kira piyasasını da etkileyeceğini belirten Yazıcı, yatırım amaçlı alımların azalmasının yeni konut üretimini sınırladığını, bunun da kiralar üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabileceğini ifade etti. Gözler yılın son çeyreğinde Jeopolitik risklerin azalması ve faiz indirimlerinin başlaması halinde yılın son çeyreğinde konut piyasasında hareketlenme beklediklerini söyleyen Yazıcı, özellikle eylül sonrası dönemin sektör açısından kritik olacağını belirtti. Mortgage faizlerinde olası gerilemenin, mevduatta bekleyen tasarrufların yeniden gayrimenkul piyasasına yönelmesini sağlayabileceğini ifade eden Yazıcı, mevcut hareketliliğin önemli bölümünün ise kentsel dönüşüm projelerinden kaynaklandığını söyledi. Sosyal konut projelerinin piyasaya katkı sağlayacağını belirten Yazıcı, ancak mevcut konut arzı açığı nedeniyle kira fiyatlarında tek başına belirgin bir düşüş beklenmemesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Başkan Aydın’dan ayakkabıcı esnafına yeni yer müjdesi Haber

Başkan Aydın’dan ayakkabıcı esnafına yeni yer müjdesi

Son olarak Gençosman Ayakkabıcılar Çarşısı esnafıyla bir araya gelen Başkan Aydın, esnafın talep ve önerilerini dinleyerek, sorunların çözümü için gerekli çalışmaların en kısa sürede başlatılacağının sözünü verdi. Göreve geldiği günden bu yana hayata geçirdiği projeler ve vatandaşların taleplerine hızlı çözümler üretmesiyle gittiği her mahallede ilgiyle karşılanan Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Gençosman Ayakkabıcılar Çarşısı’nda faaliyet gösteren ayakkabıcı esnafıyla bir araya geldi. Samimi bir ortamda gerçekleşen buluşmada esnaf, yaşadığı sorunları ve beklentilerini doğrudan Başkan Aydın’a iletme fırsatı buldu. Esnafın dile getirdiği tüm talepleri tek tek not alan Başkan Aydın, ihtiyaç duyulan hizmetlerin en kısa sürede hayata geçirilmesi için gereken adımların atılacağını söyledi. Yaklaşık 250 imalathaneye ev sahipliği yapan Gençosman Ayakkabıcılar Çarşısı, yıllık 25 milyon dolarlık üretim hacmiyle hem yurt içi, hem de yurt dışı pazarlara satış gerçekleştirerek Bursa ekonomisine önemli katkı sağlıyor. Görüşmede ayakkabıcı esnafı, üretim kapasitesini artırabilecekleri ve ürünlerini daha etkin şekilde sergileyebilecekleri yeni bir sanayi sitesi talebini de Başkan Aydın’a iletti. Başkan Aydın ise birkaç çalışmalarının olduğunu belirterek sektörün gelişimine katkı sağlayacak her türlü çalışmaya destek vermeye hazır olduklarını söyledi. “Ayakkabıcı Esnafı Zor Koşullara Rağmen Üretim Yapmaya Devam Ediyor” Ayakkabıcı esnafının 3 hafta önce kendilerini ziyarete geldiğini ifade eden Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, “Şehrin merkezinde faaliyet gösteren ve zamanın en değerli mesleklerinden biri olan ayakkabıcılığı icra eden esnafımızı ziyaret ederek, Gençosman Ayakkabıcılar Çarşısı'ndaki mevcut fiziki koşulları, marka değeri açısından yaşanan dezavantajları ve karşılaştıkları sorunları değerlendirdik. Yaklaşık 50 dönümlük bir alana yayılan çarşı, yola cephe kısmından başlayıp mahallenin içlerine kadar uzanıyor. Tüm bu zorlu fiziki şartlara rağmen esnafımız üretmeye, istihdam sağlamaya ve ülke ekonomisine katma değer oluşturmaya devam ediyor. Esnafımızın bizden de çeşitli talepleri oldu. Mevcut koşullar göz önüne alındığında, bu mesleğin burada uzun vadede sürdürülebilmesi oldukça zor görünüyor. Allah göstermesin; olası bir yangın, deprem ya da başka bir afette burası güvenli bir çalışma alanı değil. Günümüz rekabet koşullarında üretim altyapısının daha güçlü olduğu, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin eksiksiz uygulandığı, daha modern üretim alanlarına ihtiyaç duyulduğu konusunda karşılıklı fikir alışverişinde bulunduk.” şeklinde konuştu. “Doğru Model Neyse Onu Masaya Yatıracağız” Ayakkabıcılığın el emeği göz nuru isteyen bir meslek olduğunu belirten Başkan Aydın, açıklamalarına şöyle devam etti: “Çalışmalarımız devam ediyor. Şehir plancıları sürece dahil edildi, ekiplerimiz de gerekli incelemeleri yapıyor. Eğer ortaya, mevcut ve gelecekte oluşabilecek ihtiyacı karşılayabilecek nitelikte bir proje çıkarsa yeniden bir araya gelerek masa başında detaylı çalışmalar yapacağız. Nasıl bir model uygulanacağı üzerinde de duracağız. Kooperatif modeli mi olacak, yap-işlet-devret modeli mi uygulanacak, yoksa farklı bir yöntem mi tercih edilecek tüm alternatifleri değerlendireceğiz. En doğru model hangisiyse onu hayata geçirmek için çalışacağız. Mevcut çarşı alanında bulunan hak sahiplerinin hakları da korunacaktır. Eğer burası yenilenir ve kentsel dönüşüm kapsamına alınırsa, hak sahipleri mağdur edilmeden süreç yürütülecektir. Böylece hem çarşının bulunduğu alan yenilenip daha modern ve düzenli bir görünüme kavuşacak, hem de ayakkabıcı esnafımız çağdaş üretim koşullarında mesleklerini sürdürme imkanına sahip olacaktır. Ayakkabıcılık, büyük emek, sabır ve ustalık isteyen, el emeği göz nuru bir meslektir. Bizim çocukluğumuzda herkes ayakkabısını bu çarşıdan alırdı. Ne yazık ki bugün buraya olan ilgi eskisi kadar yoğun değil. İnşallah Bursa Ayakkabıcılar ve Benzerleri Esnaf ve Sanatkarlar Odası ile gerekli çalışmaları yapacak, sürecin yakından takipçisi olacağız.” ifadelerini kullandı. Ayakkabıcı esnafı olarak Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’ın makamında ziyaret ettiklerini söyleyen Bursa Ayakkabıcılar ve Benzerleri Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı İskender Aksüt ise, “Yaptığımız ziyarette başkanımızı çarşımıza ziyaret ettik. Sağolsun başkanımız bizleri kırmayıp davetimize icabet etti. Mesleğimizle ilgili görüşme gerçekleştirdik ve kendilerinden yer talebimiz oldu. Başkanımız bu konuda çalışıyor. İnşallah bize bir yer gösterecekler Erkan başkanımız sayesinde daha güzel ve modern bir yere kavuşacağız.” diye konuştu. Ayakkabıcı esnafı ise dertlerini dinleyerek çözüm üretmeye çalışan Başkan Erkan Aydın’a teşekkür etti.

Başkan Vekili Biba: Kentsel dönüşümle ilgili geniş çaplı çalışma yapmalıyız Haber

Başkan Vekili Biba: Kentsel dönüşümle ilgili geniş çaplı çalışma yapmalıyız

Başkan Vekili Şahin Biba, kentsel dönüşüm konusundaki kampanyaların Bursa’da da uygulanabilmesi için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ile görüştüğünü açıklayarak, “Bakanlığın çalışmaları bir ay içerisinde sonuçlandıracağına ve müjde vereceğimize inanıyorum” dedi. Gündem maddelerinin tek tek görüşülerek oylandığı toplantıda kentsel dönüşüm hakkında açıklama yapan Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, Bursa’nın riskli yapı anlamında ciddi manada sıkıntılı olduğunu dile getirdi. Bursalıların birçoğunun olası bir depremde yıkılabilecek binalarda bilerek ya da bilmeyerek oturduğunu söyleyen Başkan Vekili Biba, “Özellikle Yıldırım ve Osmangazi’de bitişik nizam veya kaçak yapılardan bahsediliyor ancak Nilüfer bölgesinde de riskli yapılar bulunuyor. 2007 öncesindeki bütün binalar aslında riskli tanımına giriyor. Hem statik hem de kullanılan beton ve demir yöntemi açısından hepsi riskli yapı. O yüzden komisyon ve Meclis olarak kentsel dönüşümde yeni kararlar almamız gerekiyor” diye konuştu. Çarşamba bölgesine dikkat çekildi Bölgeyi tahrip etmeden ve betonlaşmadan en akılcı yöntemlerle kentsel dönüşümün önünü tıkayan değil açan taraf olmaları gerektiğini belirten Başkan Vekili Biba, özellikle 40 bine yakın insanın yaşadığı Çarşamba-Altıparmak bölgesine dikkat çekti. Büyükşehir Belediyesi’nin üzerinde çalıştığı projenin Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’ın da görüşleri alınarak tekrar masaya yatırılması gerektiğini ifade eden Başkan Vekili Biba, proje hakkında çalışmaların sürdürüleceğini aktardı. “Geniş çaplı bir çalışma yapılabilir” Olası bir depremde bölgeye müdahale etmenin zor olacağını anlatan Başkan Vekili Biba, “Hepimiz bunun farkındayız ama bu yeterli değil. Bu konuda bir şeyler yapmalıyız. Büyükşehir ve ilçe belediyeleri işbirliği halinde ne gerekiyorsa yapmalıdır. Gerekirse insanların can güvenliğini ön planda tutarak inisiyatif almalıyız. Kentsel dönüşümü vatandaşın cebinden hiç ödeme çıkarmadan yapmamız mümkün değil. En azından cebinden çıkacak miktarı hafifletmek için bazı yöntemler bulabiliriz. Akademik odaları da sürece dahil ederek geniş çaplı bir çalışma yapılabilir” dedi. “Müjde vereceğimize inanıyorum” Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ile iki sefer görüşme yaptığını açıklayan Başkan Vekili Biba, “Yarısı Bizden kampanyası şu anda deprem bölgesi sübvanse edildiği için pek mümkün gözükmüyor. Ama diğer kampanyalar için Bakanımız Murat Kurum çalışma yapılması talimatı verdi. İki ay içerisinde sonuçlandırılacağı söylendi. Üstünden bir ay geçti. Bir ay içerisinde sonuçlandırılacağına ve müjde vereceğimize inanıyorum. Kampanyanın uygulanmasıyla Bursalıların da kentsel dönüşüm konusunda ciddi nefes alacağına inanıyoruz” diye konuştu. “Destek çeklerimizi vatandaşlarımıza ulaştıracağız” Başkan Vekili Biba, sezon başında önce Süper Kupa’yı, ardından 50. Yıl Federasyon Kupası’nı kazanan ve son olarak ligin bitimine iki hafta kala da Süper Lig şampiyonluğunu garantileyen Bursa Büyükşehir Belediyespor Kadın Hentbol Takımı’nı tebrik etti. Önümüzdeki hafta Kurban Bayramı’nı hep birlikte idrak edeceklerini hatırlatan Başkan Vekili Biba, “Kurban Bayramı’nın şehrimize, ülkemize, milletimize ve tüm İslam âlemine huzur, bereket ve kardeşlik getirmesini Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum. Bayram tatili vesilesiyle yola çıkacak tüm vatandaşlarımıza kazasız, belasız yolculuklar diliyorum. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak sosyal belediyecilik anlayışımız doğrultusunda ihtiyaç sahibi vatandaşlarımızın yanında olmaya devam ediyoruz. Emekli hemşehrilerimize yönelik sosyal destek başvurularımız tamamlandı. 2 bin 500 liralık destek çeklerimizi vatandaşlarımıza ulaştıracağız. İnsanı merkeze alan ve hizmet odaklı belediyeciliği esas alan anlayışımızla bursa için çalışmayı sürdüreceğiz” dedi.

İMO Bursa şubesi uyarıyor: Depreme hazır mıyız? Haber

İMO Bursa şubesi uyarıyor: Depreme hazır mıyız?

Depremin bir beka sorunu olduğunu söyleyen İMO Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Atilla Erdem, “Depremi afete çeviren inşaat mühendisliği bilimini yok sayan, hatalı ve sorumsuz insanlar eliyle yapılan uygulamalar olup, afetlere engel olmak mümkün olmasa da afetlerin yol açacağı hasarları ortadan kaldırabilir ya da en aza indirebiliriz” dedi. İMO Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Atilla Erdem, 6 Şubat Depremlerinin yıldönümünde uyarılarda bulunarak basın açıklaması yaptı: “Bugün ülkemizi derinden sarsan ve tüm yurttaşlarımızın hafızalarında unutulmayacak acılar bırakan 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerin üçüncü yıldönümünü geride bırakıyoruz. Aynı gün ardı ardına Kahramanmaraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçeleri merkezli meydana gelen depremlerde resmî verilere göre yaklaşık 39.530 bina yıkılmış, 200.350 bina ağır hasar almıştır. 11 ilde 14 milyonu aşkın nüfusu doğrudan etkileyen bu yıkımın sonucunda 50 binin üzerinde yurttaşımız hayatını kaybetmiştir. Bu büyük felakette hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, ailelerine ve yakınlarına bir kez daha başsağlığı diliyoruz. Altını çizerek ifade etmek gerekir ki Türkiye’de deprem “beklenmedik” bir doğa olayı değil; tam olarak ne zaman, nerede ve ne büyüklükte olacağı tespit edilemese de öngörülebilir ve etkileri büyük ölçüde azaltılabilir bir gerçektir. Denilebilir ki yıkımın büyüklüğü, depremin ölçüsünden çok; yapı üretiminin kalitesi, denetimin niteliği ve risk azaltma politikalarıyla doğrudan ilişkilidir. Aynı büyüklükteki depremlerin farklı ülkelerde bu ölçekte yıkıma ve can kaybına yol açmaması, sorunun doğada değil, insan eliyle yaratılan zaaflarda olduğunu açıkça göstermektedir. Dahası, ülkemizde orta büyüklükte sayılabilecek depremlerde bile büyük yıkımların meydana geldiği bilinmektedir. Son olarak 2025 yılında Balıkesir Sındırgı’da 10 Ağustos ve 27 Ekim tarihlerinde meydana gelen 6,1 ve 6,0 büyüklüğündeki iki deprem sonucu toplam 729 binadaki 1036 bağımsız bölüm ağır hasarlı veya yıkık olarak tespit edilmiştir. Yine 23 Nisan 2025 tarihinde Silivri açıklarında meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki deprem, İstanbul başta olmak üzere Marmara Bölgesi’nde yaşayan yurttaşlarımızda büyük endişe yaratmış; depremin ardından iletişim ağının çökmesi, deprem toplanma alanlarının ve acil ulaşım yollarının yetersizliği, daha büyük bir olası depremde yaşanacaklar konusunda ne yazık ki iyimser varsayımlarda bulunmayı güçleştirmiştir. Hala Hangi Kentte Kaç Yapının Riskli Olduğu Net Biçimde Ortaya Konmamıştır Bugün gelinen noktada Türkiye’deki yapı stokunun önemli bir bölümünün hâlâ yüksek deprem riski altında olduğu bir sır değildir. Mevcut binaların birçoğunun hasar görebilirliği yüksek olan 2000 yılı öncesi inşa edilmiş binalardan oluşması bir yana, son 25 yılda çıkarılan 6 imar affı yasasıyla mevzuata aykırı eklenti veya değişiklikler, gerekli tedbirler alınmadan kâğıt üstünde yasal hale getirilerek, mühendislik hizmeti almamış kaçak yapıların yasallaşması sağlanmıştır. TBMM Kahramanmaraş Depremleri Araştırma Komisyonunun 2023 tarihli raporu ülke genelinde 6-7 milyon konutun acilen dönüştürülmesi gerektiğini; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ise sadece İstanbul’da yaklaşık 600 bin konutun çok riskli olduğunu, toplamda 1,5 milyon konutun dönüşmesi gerektiğini ifade etmektedir. Resmî makamların açık beyanlarıyla ülke genelindeki yapı stokunun ne kadar sorunlu olduğu gözler önüne serilmiştir. Buna rağmen, hâlâ bütüncül ve kamuoyuna açık bir yapı envanteri oluşturulmamış, hangi kentte kaç yapının riskli olduğu net biçimde ortaya konmamıştır. Risk bilinmeden, öncelik belirlenmeden, etkili bir dönüşümden söz etmek de mümkün değildir. Dönüşüm Yalnızca Eski Binaların Yıkılıp Yenilerinin Yapılması Değildir Yaklaşık on üç yıldır yürürlükte olan kentsel dönüşüm uygulamalarının bir kısmı gerçek amacından uzaklaşıp deprem riskini azaltmaktan çok, arsa değeri yüksek bölgelerde parsel bazlı yenilemelere indirgenmiştir. Oysa dönüşüm, yalnızca eski binaların yıkılıp yenilerinin yapılması değildir. Zemin özelliklerinden nüfus yoğunluğuna, ulaşım altyapısından toplanma alanlarına kadar pek çok unsurun birlikte ele alınmasını gerektiren kamusal bir planlama meselesidir. Bugüne kadar gerçekleştirilen dönüşüm uygulamaları, ülke genelindeki riskli yapı miktarıyla karşılaştırıldığında son derece sınırlı kalmıştır. Kentsel dönüşüm planlamasında öncelik göçme riski taşıyan yapılara verilmelidir. Bu sebeple şehirlerimizde yapı stoğu envanteri, saha çalışmaları ile gerçek manada çıkartılmalıdır. Depreme hazırlık konusu ise ne yazık ki afet sonrasına sıkışan, sürekliliği olmayan bir başlık olarak ele alınmaktadır. Oysa asıl belirleyici olan, deprem olmadan önce yapılanlardır. Okulların, hastanelerin, kamu binalarının ve altyapı sistemlerinin ne ölçüde güvenli olduğu ne kadarının güçlendirildiği ya da yenilendiği şeffaf ve bütüncül bir şekilde paylaşılmadığı için hâlâ net değildir. Vurgulamak gerekir ki afet yönetimi, yalnızca arama-kurtarma ya da yardım ulaştırma kapasitesiyle değil, risk azaltma ve hazırlık düzeyiyle ölçülür ki bu faaliyetlerde bile ne kadar hazırlıklı olunduğu da 6 Şubat Depremlerinin ardından açık bir şekilde görülmüştür(!) Toplanma Alanları, Afet Sonrası Değil; Afet Öncesi Planlamanın Asli Unsuru Toplanma alanlarına erişimin zor olduğunun altını çizen Erdem şunları söyledi: “Afet anında insanların nereye gideceğini bilmediği, toplanma alanlarına erişimin fiilen mümkün olmadığı bir kent düzeni, depremin kendisi kadar tehlikelidir. Toplanma alanları, afet sonrası değil; afet öncesi planlamanın asli unsuru olmak zorundadır. Ayrıca belirtmek gerekir ki deprem toplanma alanları salt boş bir alanı ifade etmez: üzerinde geçici barınma alanlarının kurulabileceği; elektrik, su, ısınma, duş, tuvalet gibi temel ihtiyaçların karşılanabileceği altyapıya sahip büyük ve geniş alanlar olarak tarif edilmektedir.” Uygulamaların İnşaat Mühendisliği Bilimi Öncelenerek Planlanması Gerekir Başkan Serdar Atilla Erdem İnşaat Mühendisliği mesleğinin önemini vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü: “Açıkça görülmektedir ki yaşanan her büyük doğa olayı, gerekli önlemlerin vaktinde alınmaması nedeniyle birer afete dönüşerek büyük can ve mal kayıplarına neden olmaktadır. Bu sebeple inşaat mühendisliği bilimi öncelenerek yapılacak uygulamaların planlanması yadsınamayacak bir gerçekliktir. Bu tablo, risk azaltma ve hazırlık çalışmalarının önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi olarak bir kez daha vurguluyoruz: afetler kader değildir, bilimi, mühendisliği ve kamusal sorumluluğu esas almayan uygulamalarda ısrarın acı sonuçlarıdır. İvedi olarak yapılması gerekenler bellidir: Ülke çapında güncel ve şeffaf bir yapı envanteri oluşturulmalı, kentsel dönüşüm rant odaklı değil risk temelli bir kamu politikası olarak uygulanmalı, yapı üretiminin tüm aşamaları; proje, imalat ve denetim süreçlerinde mühendislik hizmetlerinin tam ve doğru bir biçimde verilebilmesi için gerekli yasal düzenlemeler yapılmalı, uygulamalar sıkı bir şekilde denetlenmelidir. Bursa’mızın Olası Bir Afete Hazır Hale Getirilmesi İçin Hazırladığımız Rapor Yetkililerimize İletilmiştir İMO Bursa Şubesi olarak kentsel dönüşüm ve afetlere hazırlık komitemizin hazırlamış olduğu kapsamlı ve geniş rapor tamamlanarak Bursa Valiliği başta olmak üzere Çevre İl Müdürlüğü, Büyükşehir Belediyesi, İlçe Belediyeleri, AFAD vb. ilgili kurumlara tarafımızca teslim edilmiştir. Deprem riski yüksel bölgelerin başında yer alan Bursa’mızın ivedilikle, olası bir afete hazır hale getirilmesi hepimizin birinci önceliği olmalıdır. Afetlere hazırlık için aşağıda başlıklar halinde sıraladığımız konuların vakit kaybetmeden çalışılarak tamamlanması son derece önemlidir. Bu başlıkları özetle şu şekilde sıralayabiliriz: Stratejik Planlama ve Kurumsal Koordinasyon, Yapı Stoğu Envanterinin Saha Çalışmaları ile Bilimsel Olarak Çıkartılması, Toplanma ve Barınma Alanlarının Belirlenmesi, Sığınak ve Güvenli Alan Kontrolleri, Afet Yönetiminde Uzman Ekiplerin Güçlendirilmesi, Lojistik Alanların Planlanması, Toplumsal Farkındalık ve Eğitim başlıklarında hazırların tamamlanması, Afet Tehlikesinin ve Risk Unsurlarının Belirlenmesi, Kentsel Dönüşüm Süreçlerinin Bilimsel ve Bütüncül Planlanması, Yapı Stoğunun Depreme Hazır Hale Getirilmesi, Yapı Denetim Sisteminin Güçlendirilmesi ve Yetkin Mühendislik Uygulamalarının Hayata Geçirilmesi. 6 Şubat Depremleri, etkilediği coğrafi alanın genişliği, nüfusun fazlalığı ve yıkımın boyutu itibarıyla, yıllarca etkisini sürdürecek bir toplumsal travma yaratmıştır. Bununla birlikte bilimin ve mühendislik uygulamalarının gelişimine, ülkemizin bu alandaki beşerî kaynaklarına dayanarak, Türkiye gibi aktif fay hatlarıyla örülü bir coğrafyada deprem endişesiyle yaşama çaresizliğine mahkûm olmadığımız rahatlıkla söylenebilir. Bu sebeple afetleri bir beka sorunu olarak görüyor; mühendislik biliminin ışığında kanun ve yönetmeliklerdeki eksiklerin tamamlanarak çağımıza uygun hale getirilmesinin elzem olduğunu söylüyoruz. Her zaman söylediğimiz gibi “deprem öldürmez, mühendislik hizmeti almamış bina öldürür. 1999 Depremi de 6 Şubat Depremi de on binlerce insanımızın yitip gitmesine, devletimizin sırtına yüz milyarlarca dolar maddi yük binmesine sebep olmuştur. Yani hem milletimize hem de devletimize maddi, manevi çok ağır bedeller ödetmiştir. Peki bu iki büyük depremde de can ve mal kayıplarımızın tek sorumlusu inşaat mühendisliği mesleği midir? Elbette değildir. Mesleğimizin icrasındaki denetim ile kanuni ve mesleki eksiklerden kaynaklandığı apaçık ortadadır. Peki maddi ve manevi kayıplara sebep olan deprem sizce de başlı başına bir beka sorunu değil midir? Depremin vereceği hasarları engellemek, yukarıda bahsettiğimiz gibi inşaat mühendislerinin mesleki sorunlarını çözmekle hallolacağı apaçık ortadayken daha neyi bekliyoruz? O zaman gelin ne yapılması gerektiğini konuşalım. Öncelikle devlet ve millet olarak inşaat mühendisliği mesleğine hak ettiği değeri gösterip ardından gerekenleri yapmak için en acilinden bir eylem planı ortaya koyalım. Yapı Denetim Kanunu, Şantiye Şefliği Yönetmeliği ve 1938 yılında yürürlüğe giren Mimarlık ve Mühendislik Hakkındaki Kanun ve Müteahhitlik Yasası’nın eksikliklerinin yasal düzenlemelerle tamamlanıp çağına uygun hale getirilmeli ve Yetkin ve Uzman Mühendislik Yasası bir an önce düzenlenerek hayata geçirilmelidir. Tabii bu konuda en önemli görev devletimize düşmekte olup acilen kanuni ve hukuki düzenlemelerin yapılması şarttır.” Sonuç olarak diyoruz ki deprem bir beka sorunudur. Depremi beka sorunu olmaktan çıkarmanın tek yolu ise asli meslek grubu olan inşaat mühendislerinin önünü açacak doğru planlama ve doğru uygulamalar adına hukuki düzenlemelerin bir an önce hayata geçirilmesi ve mesleğin kronik sorunlarının çözülmesidir. 6 Şubat’ta yitirdiklerimize karşı sorumluluğumuz, aynı acıların bir daha yaşanmaması için bugünden harekete geçmektir. Bilimin ve mühendisliğin uyarılarını dikkate almadan geçen her gün, yeni felaketlerin zeminini hazırlamaktadır.”

Kentsel dönüşümde Şehrin Merkezine odaklanmalıyız Haber

Kentsel dönüşümde Şehrin Merkezine odaklanmalıyız

300’ü aşkın üyesiyle inşaat sektörünün en güçlü derneklerinden Anadolu Yakası İnşaat Müteahhitleri Derneği (AYİDER), 9. İnşaat Zirvesi ve Fuarı’nı 19 Kasım Çarşamba günü “Depreme Dayanıklı Kentler” temasıyla İstanbul Kadıköy Büyük Kulüp’te gerçekleştirdi. Zirvenin açış konuşmasını yapan AYİDER Başkanı Hakan Şişik, eski yapı stoğunun yoğunlaştığı İstanbul’un merkez ilçelerinde kentsel dönüşümün hızlandırılması gerektiğine dikkat çekti. Bu yıl 9.’sunun 19 Kasım Çarşamba günü Kadıköy Büyük Kulüp’te düzenlenen etkinliğe yaklaşık 500 davetli katıldı. Zirvenin açış konuşmasını yapan AYİDER Başkanı Hakan Şişik, “Bakanlığımızın yapmış olduğu açıklamaya göre İstanbul’da 1,5 milyonun üzerinde riskli bağımsız bölüm bulunuyor. İstanbul'da bugüne kadar toplam 924 bin 943 bağımsız bölümün dönüşümü tamamlandı. 263 bin 895 bağımsız bölümde ise çalışmalar devam ediyor. Aynı zamanda Balıkesir gibi çevre illerde yaşanan depremler, Anadolu’nun birçok kentinde de de kentsel dönüşüm gerçeğini gözler önüne seriyor. İstanbul’un Türkiye’nin can damarı olduğunu düşünürsek şehrin özellikle eski yapı stoğunun yoğunluk kazandığı merkez ilçelerinde kentsel dönüşüm çalışmalarının hızlandırılması şart. Yarısı Bizden kampanyasıyla bakanlık önemli bir çalışma başlattı. Bizim burada bir önerimiz İstanbul’un 39 ilçesinin koordine olarak yerel yönetimlerle iş birliği içerisinde kentsel dönüşümün gerçekleştirilmesidir” açıklamalarında bulunurken yeşil binaların önemine de vurgu yaptı. Şişik, ““İstanbul’u tehdit eden iklim krizine karşı binaların yeşil dönüşümünü de gerçekleştirmeliyiz. Kentsel dönüşümü konuşuyoruz ama binaların yeşil mi, çelik mi gibi nasıl yapılması gerektiğini konuşmuyoruz. İstanbul, tarihte beri su fakiri bir kent ve iklim kriziyle birlikte de yağmur periyodlarının azalması nedeniyle barajlardaki su azaldı. Bursa’daki durum gözler önünde. İstanbul’un ise 50 günlük suyu kaldı ve yağmurlar yağsa dahi bu sene sadece günlük kullanımlara yetecek suyumuz olacak. Binalarımızı, kendi kendine yeten, doğaya zarar vermeyen, enerjiyi minimum tüketen hale dönüştürmeliyiz. Her döktüğümüz bir metreküp beton, milli servet. 2 sene önce AYİDER olarak inşaat sektörü içerisinden Dünya Su Konseyi’ne üye tek inşaat derneğiyiz. İklim krizine dikkat çekmek için çalışmalarımız devam ediyor” dedi. Zirvede konuşma yapan Kadıköy Belediye Başkanı Mesut Kösedağı da kentsel dönüşümün İstanbul’da en hızlı Kadıköy’de ilerlediğini belirtti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.