SON DAKİKA
Hava Durumu

#Kentleşme

Ekometre - Kentleşme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kentleşme haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Başkan Vekili Biba: Ana gündemimiz daha dirençli şehirler oluşturmak Haber

Başkan Vekili Biba: Ana gündemimiz daha dirençli şehirler oluşturmak

Törende konuşan Başkan Vekili Şahin Biba, çağın gereklerine uygun, afet risklerine karşı daha dayanıklı ve güvenli yapılar üretilmesi gerektiğinin altını çizdi. İnegöl’ün ilk yerinde kentsel dönüşüm projesi olan Turgutalp Mahallesi Kentsel Dönüşüm Projesi’nin 2. ve 3. Etap’ın temelleri gerçekleşen törenle atıldı. İnegöl Belediyesi tarafından düzenlenen programa,Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba ve İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban'ın yanı sıra İnegöl Kaymakamı Ayhan Akpay, İnegöl AK parti İlçe Başkanı Mustafa Durmuş, siyasi parti yöneticileri, muhtarlar ve vatandaşlar yer aldı. “Afet öncesi bu adımları atmalıyız” Törende konuşan Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba, İnegöl Belediyesi öncülüğünde hayata geçirilen kentsel dönüşüm projesinin afet sonrası değil afet öncesi atılmış çok büyük bir adım olduğunu söyledi. Vatandaşların da yerel yönetimlerin bu tür çalışmalarını desteklemesi gerektiğini belirten Başkan Vekili Biba, “Bursa’da genel anlamda kentsel dönüşüm yapıldığında mal sahipleri mağdur edildiği düşüncesine kapılmaktadır. Uzlaşmaya gelindiğinde hak sahipleriyle ciddi sıkıntı yaşıyoruz. Ne aldığınızı değil, güvenli bir yapıya geçeceğinizi düşünmelisiniz. Afet öncesi bu adımları bir şekilde atmalıyız. Bursa’daki vatandaşlarımızın, yerel yönetimlerin kentsel dönüşüm projelerine destek olmalarını ve el birliğiyle çalışmalarını rica ediyorum” dedi. “Daha konforlu bir yaşam sunabilmek için gayret ediyoruz” İnegöl’e değer katan bir projenin hayata geçirildiğini ifade eden Şahin Biba, sürekli üreten ve gelişen İnegöl’ün aynı oranda büyüyen bir kentleşme ve nüfus yapısına sahip olduğunu dile getirdi. Büyüme ve gelişimin farklı ihtiyaçları, talepleri de beraberinde getirdiğini anlatan Başkan Vekili Biba, “Büyükşehir Belediyesi olarak, Bursamızın her noktasında olduğu gibi İnegöl’de de kentin ve kırsalın tüm ihtiyaçlarına cevap vermeye çalışıyoruz. İnegöl için ciddi çalışmalar başlattık. Altyapı hizmetlerinden yollarımıza, sosyal donatı alanlarından toplu ulaşıma kadar farklı alanlardaki çalışmalarımız aralıksız sürüyor. Kent merkezi ve kırsalda vatandaşlarımıza daha konforlu bir yaşam sunabilmek için gayret ediyoruz. Her köye ve mahalleye ulaşmak için çaba gösteriyoruz” diye konuştu. “600 bin konuta yakın riskli yapı stokumuz mevcut” Olası depremlere ve diğer afetlere karşı daha dirençli şehirler oluşturulması konusunun ana gündemleri arasında bulunduğunu belirten Başkan Vekili Biba, bunu sağlamanın en etkili yolunun da çağın gereklerine uygun, afet risklerine karşı daha dayanıklı ve güvenli yapılar üretebilmekten geçtiğinin altını çizdi. Bursa’nın riskli yapı stoku noktasında ilk sıralarda yer aldığını hatırlatan Biba, “Bursa, çok kısa sürede çok hızlı büyüyen bir şehir oldu. 80’li ve 90’lı yıllarda yaşanan kontrolsüz göç sebebiyle nüfus hızla arttı. Gelinen noktada 600 bin konuta yakın riskli yapı stokumuz mevcut. O yüzden afetten önce bu tür çalışmaları yapmalıyız” dedi. “Afetlere karşı binalar yenileniyor, şehrimizin silueti değişiyor” Bursa’nın farklı noktalarında kentsel dönüşüm çalışmalarının devam ettiğini hatırlatan Şahin Biba, “Olası afetlere karşı riskli yapılar yıkılarak, binalar yenileniyor, şehrimizin silueti değişiyor. İşte, bu çalışmaların güzel bir örneğinin daha temelini atıyoruz. İnegöl Belediyesi’nin öncülüğünde Turgutalp Mahallesi’nde gerçekleştirilen çalışma ile 130 blok, 842 konut ve 5 işyerinin bulunduğu bölgede yeni projeyle birlikte 44 blokta 2.000 civarında yeni yapı stoku oluşacaktır. Sosyal donatı alanları, çevre dostu uygulamaları, güvenli ve modern yapısı ile İnegöl’ün çekim merkezlerinden biri olacaktır. Projenin, hak sahiplerine, İnegöl’e ve Bursa’ya hayırlı olmasını diliyorum. Şehrimize yakışır hizmetlerimizi sürdüreceğiz” diye konuştu. İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban ise, İnegöl’ün birinci derecede deprem bölgesi içinde yer aldığını vurgulayarak kentsel dönüşümün önemine dikkat çekti. Kentsel dönüşümün yalnızca yeni binalar inşa etmek olmadığını söyleyen Taban, eski ve riskli yapı stokunu dönüştürerek İnegöl’ü afetlere karşı daha dirençli hale getirmek istediklerini ifade etti. İnegöl Kaymakamı Ayhan Akpay da ise Turgutalp Kentsel Dönüşüm Projesi’nin ilçenin geleceği açısından önem taşıdığını söyledi. Program, protokol üyelerinin butona basarak kentsel dönüşüm projesinin temelini atmasıyla sona erdi.

Yalnız yaşayanların sayısı 10 yılda yüzde 66,5 arttı Haber

Yalnız yaşayanların sayısı 10 yılda yüzde 66,5 arttı

Yalnız yaşayanların sayısı 10 yılda yüzde 66,5 arttı Türkiye'de tek kişilik hanelerin sayısı son 10 yılda dikkat çekici bir artış gösterdi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2025 yılı itibarıyla tek başına yaşayanların sayısı 5 milyon 523 bin 321'e ulaştı. Aynı dönemde ortalama hanehalkı büyüklüğü ise 3,08 kişiye gerileyerek değişen demografik yapının konut sektörüne etkisini gözler önüne serdi. TÜİK verilerine göre Türkiye'deki toplam hane sayısı 26 milyon 977 bin 795'e yükselirken, tek kişilik hanelerin sayısı 5,5 milyonu aştı. Artan bireyselleşme, evlilik yaşındaki yükseliş ve yaşam alışkanlıklarındaki değişim, daha küçük ve fonksiyonel konutlara yönelik talebi artırıyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Hane Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yusuf Keklik, konut ihtiyacının artık yalnızca nüfus artışı üzerinden değerlendirilemeyeceğini belirtti. Keklik, "Hane sayısındaki artış, yaşam biçimlerindeki değişim ve bireyselleşmenin etkisiyle konut talebi farklı bir boyuta taşınıyor. Özellikle tek kişilik yaşayan bireylerin ve küçük ailelerin artması, daha fonksiyonel, ulaşılabilir ve yaşam kalitesini artıran konut projelerine olan ihtiyacı güçlendiriyor." dedi. Geleceğin konut projelerinin yalnızca metrekare odaklı olmayacağını vurgulayan Keklik, kullanıcı deneyimi, sürdürülebilirlik ve erişilebilirlik kriterlerinin ön plana çıkacağını ifade etti. Kentleşme ve bireysel yaşamın yaygınlaşmasının sektörde önemli bir dönüşüm yarattığını belirten Keklik, "Gayrimenkul sektöründe artık önemli olan yalnızca daha fazla konut üretmek değil, değişen yaşam biçimlerine uygun, kullanıcı odaklı ve uzun vadeli değer sunan projeler geliştirmektir." değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye meralarının yarısından fazlasını kaybetti Haber

Türkiye meralarının yarısından fazlasını kaybetti

Kuraklık, çölleşme ve arazi tahribatının hızla arttığı bir dönemde 17 Haziran Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü, doğal varlıkların korunmasının kritik önemini yeniden gündeme taşıyor. Birleşmiş Milletler’in 2026 yılını "Uluslararası Meralar ve Çobanlık Yılı" ilan etmesiyle birlikte, bu yılın odağı kurak ve yarı kurak ekosistemlerin korunmasında kritik rol oynayan meralar oldu. "Fark Et, Koru, İyileştir!" çağrısı, mera alanlarının ekolojik, ekonomik ve sosyal değerine dikkat çekerken; gıda güvenliği, su döngüsü ve kırsal yaşam için yaşamsal rolünü de ortaya koyuyor. TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, meraların yalnızca hayvancılıkla sınırlı görülmemesi gerektiğini belirterek, "Doğal meralar; toprağı koruyan, suyun toprağa süzülmesini sağlayan, karbon depolayan ve çok sayıda canlıya yaşam alanı sunan ekosistemlerdir. İklim krizinin etkilerinin arttığı günümüzde meralar, çölleşme ve kuraklığa karşı en güçlü doğal kalkanlarımızdan biridir." dedi. Türkiye'nin kaybettiği mera alanı, Marmara’nın iki katı büyüklüğünde Doğal meraların çölleşme ve erozyonla mücadelede kritik rol oynadığını vurgulayan Ataç, "Toprağı örterek yağışın yüzeyde oluşturduğu tahribatı azaltır, suyun toprağa sızmasını sağlar ve su döngüsüne katkı sunar. Meraların tahrip edilmesi ise erozyonu artırır, toprak kaybını hızlandırır ve kuraklığın etkilerini derinleştirir." dedi. Türkiye’nin mera varlığının son 65 yılda yüzde 54 azaldığını vurgulayan Deniz Ataç, 1960’ta yaklaşık 29 milyon hektar olan çayır ve mera alanlarının bugün 13 milyon hektar seviyesine gerilediğini hatırlattı. Kaybedilen mera alanı, Marmara Bölgesi’nin iki katını aşan büyüklükte. "Doğal meralar azalırken, mevcut alanlar üzerinde baskı da artıyor. Bu durum hem ekosistem bütünlüğü hem de gıda güvenliği açısından ciddi riskler oluşturuyor." şeklinde konuşan Ataç, tarım arazisine dönüştürme, kentleşme, madencilik faaliyetleri ve arazi kullanım değişikliklerinin bu kaybın temel nedenleri olduğunu ifade etti. Gıda üretiminin ve kırsal yaşamın güvencesi Meralar ekonomik açıdan da önemli işlevler üstleniyor; küçükbaş ve büyükbaş hayvancılık önemli ölçüde mera alanlarına bağlı olarak sürdürülüyor. Hayvancılıkta en büyük maliyet kalemlerinden birinin yem giderleri olduğuna işaret eden Ataç, “Ülkemizde meraların yüzde 70’i düşük verimli, yeterli bitki örtüsünden yoksun ve bozulmuş halde. Bu durum verim düşüklüğüne, hayvanlarda beslenme yetersizliklerine ve kaba yem açığının büyümesine yol açıyor. Oysa meraların iyileştirilmesi, kaba yem açığının azaltılmasına katkı sağlayarak üreticileri destekler. Ayrıca kırsal yaşamın sürdürülmesi ve dünya genelinde hayvancılıkla geçimini sağlayan 500 milyon insanın ekonomik olarak güçlenmesi açısından da önemli bir fırsat sunar." dedi. Biyolojik çeşitliliğin göz ardı edilen yaşam alanları Meraların aynı zamanda biyolojik çeşitlilik açısından zengin doğal ekosistemler olduğuna da dikkat çeken TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı, birkaç metrekarelik bir mera alanında onlarca farklı bitki türünün bir arada bulunabildiğini belirtti. Meraların yalnızca bitkiler için değil, böcek, kuş ve memeli türleri için de yaşam alanı sağladığının altını çizerek "Dünya üzerindeki biyolojik çeşitlilik açısından önemli bölgelerin büyük bölümü doğal mera ekosistemleriyle ilişkilidir. Buna rağmen meralar, çoğu zaman ormanlar kadar dikkat çekmemekte ve yeterince korunmamaktadır. Oysa biyolojik çeşitliliğin korunması için meraların da güçlü koruma politikalarıyla desteklenmesi gerekiyor." uyarısında bulundu. Meraları korumak geleceği korumaktır Türkiye’de 4342 Sayılı Mera Kanunu’nun mera alanlarının korunması açısından önemli bir yasal çerçeve sunduğunu belirten Ataç, buna rağmen enerji, madencilik, turizm ve çeşitli arazi kullanım taleplerinin mera alanlarını tehdit ettiğini ifade etti. Deniz Ataç, özellikle Temmuz 2025’te kabul edilen Torba Yasa gibi son yıllarda yapılan yasal düzenlemelerin de doğal alanlar üzerindeki baskıyı artırdığına dikkat çekerek, "Zeytinliklerden ormanlara, tarım alanlarından mera ekosistemlerine kadar birçok doğal varlık kısa vadeli kullanım baskılarıyla karşı karşıya bırakılıyor. Oysa çölleşme ve kuraklık riskinin giderek arttığı bir dönemde doğal alanları korumak, ülkemizin geleceğini korumaktır." dedi. TEMA Vakfı'nın Kurucu Onursal Başkanları merhum Hayrettin Karaca ve merhum A. Nihat Gökyiğit’in Mera Kanunu’nun yasalaşması için büyük emek verdiğini hatırlatan Ataç, sözlerini şöyle tamamladı: "Vakfımızın ilk projelerinden biri mera ıslah çalışmalarıydı. Bugün çölleşme ve kuraklıkla mücadelede başarının yolu; mera alanlarının korunmasından, tahrip olmuş alanların iyileştirilmesinden ve sürdürülebilir mera yönetiminin yaygınlaştırılmasından geçiyor. Meraları korumak yalnızca bugünün üretimini değil; su varlığımızı, gıda güvenliğimizi ve biyolojik çeşitliliğimizi de korumaktır. Bu nedenle tüm karar vericileri, yerel yönetimleri ve toplumun tüm kesimlerini doğal meraların korunması ve iyileştirilmesi için birlikte hareket etmeye davet ediyoruz." Biliyorsun, Sorumlusun!

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.