SON DAKİKA
Hava Durumu

#Kamu Hizmeti

Ekometre - Kamu Hizmeti haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kamu Hizmeti haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

MMO Başkanı Korkut: Araç muayeneleri mevzuatı yenilenmeli Haber

MMO Başkanı Korkut: Araç muayeneleri mevzuatı yenilenmeli

“Araç muayene istasyonlarının kuruluş amacı; bakımsız araç parkı, yola elverişlilik denetimi teknik mevzuatına göre Basit, Çabuk ve Ucuz ana prensibine uygun olarak başlamış, uygunsuz araçların tespiti ve iyileştirmeleriyle önemli katkılar sağlanmıştır. Buna rağmen 2025’te ülkemizde trafik kazalarında hayatını kaybedenlerin sayısı 6 bin 35 kişiye ulaşarak milyon nüfus başına düşen ölümde ülkemizi 70,7 kişi ile Avrupa ortalamasının çok üzerine çıkarmıştır. Bu trajik durum mevcut araç muayene sistemi dâhil trafik güvenliği politikalarının yetersizliğini ve eksikliğini göstermektedir. Karayolu güvenliğinin sağlanması amacıyla 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 8’inci ve 34’üncü maddelerinde belirtilen motorlu ve motorsuz araçların 35’inci maddede belirtilen muayenesini yapacak olan gerçek veya tüzel kişilere ait muayene istasyonları, 2007 yılında AB geçerli mevzuatı 96/96 /EC (RG25592 23.09.2004) muayene şartları uygulanması şartıyla özelleştirilmiştir. 06.01.2021 tarihli 31356 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Araç Muayene İstasyonlarının Açılması, İşletilmesi ve Araç Muayenesi Hakkında Yönetmeliğin temel amacı, AB 2050 yılı hedefleri doğrultusunda karayolunda seyreden motorlu ve motorsuz araçların teknik muayenelerini daha etkin ve sağlıklı bir şekilde yapmak, karayolu trafik güvenliğini sağlamak olarak ifade edilmiştir. Odamız araç muayene hizmetinin özelleştirilmesine karşı hukuk mücadelesini yıllardır sürdürmektedir. 2004-2007 yılları arasında açtığımız altı ayrı dava sonucunda Danıştay tarafından yürütmeyi durdurma kararları verilmiş, ancak yargı süreçleri tamamlanmadan, devir sözleşmesi imzalanmış ve araç muayenesi TÜVTÜRK’e devredilmiştir. Yeni özelleştirme ihalesi de 24.02.2025 tarihinde yapılmış, ihaleyi MOI Ortak Girişim Grubu (TURKA Araç Muayene İstasyonları Yapım ve İşletim A.Ş.) kazanmıştır, imtiyaz sözleşmesinin imzalanması öncesi süreç devam etmektedir. Ancak yaşanan sorunlar geçmişte yapılan hataların tekrarlandığını göstermektedir. Aşağıda detaylarıyla belirteceğimiz üzere Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, araç muayene mevzuatını can ve mal emniyetini sağlamak için gelişen teknoloji ve uluslararası uygulamalara uygun olarak yenilemeli ve acilen uygulamaya sokmalıdır. Kusurlar tablosu, muayene şartları vb. bilgiler kamuoyu ile paylaşılmalıdır. Gelişen teknolojiler kapsamında 25.01.2012’de yayımlanan ve 01.01.2016’da yeni araçlar için 661/2009/EC genel Güvenlik Mevzuatı (GSR1) kapsamında devreye alınan ESP, AEBS, LDW ve e-Call gibi yeni ve (GSR2) 2019/2144/EC kapsamındaki ekipmanların uygunluk kontrolü için; araç üstü arıza tespit cihazı (OBD On Board Diagnostik) test düzenekleri kullanılmadığından bu yardımcı güvenlik ve sürüş sistemleri kontrol edilememektedir. Otobüslerde ve kamyonlarda hız limitörlerine yapılan müdahaleler, Takograf sensörlerine yapılan müdahaleler, Adblue Emülatörü takılması, Elektrik sistemlerine yapılan müdahaleler, Tır Park Freni Kontrolü, Yüklü Fren testleri gibi önemli kontroller özelleştirmenin yapıldığı 2007 yılından bugüne kadar yeterli cihaz/ekipman olmaması nedeniyle yapılamamakta ve istenmeyen büyük kazalarla karşılaşılmaktadır. Halbuki Tır Park Freni Kontrolleri ile Yüklü Fren Testlerinin yapılması gerekirdi. Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde yoğun trafik akışındaki yüklü ağır taşıt kazalarının önlenmesi için Yüklü Fren Testi Simülasyonları veya Basit Dingil Yükleme metotları uygulanmakta, bu tedbirlerle olası kazalar önlenmektedir. AB ülkelerinde yürürlükte bulunan 2014/45/EC sayılı mevzuat kapsamında, OBD (Araç İçi Teşhis Sistemi) cihazlarının kullanımı zorunlu hale getirilmiştir. Bu sistemler egzoz emisyonlarından fren sistemine, hava yastıklarından motor arızalarına kadar birçok veriyi elektronik olarak analiz etmektedir. Türkiye’de ise 2026 yılı itibarıyla araç muayenelerinde hâlâ OBD cihazı kullanılmamaktadır. Elektronik uyarı sistemlerini dahi okuyamayan bir muayene altyapısının güvenli bir denetim yaptığı söylenemez. Bu durum yalnızca teknik bir eksiklik değil, aynı zamanda ciddi bir can güvenliği sorunudur. 1/95 Ortaklık Konseyi kararının 8. ve 11. maddeleri Türkiye’nin teknik mevzuatını AB ile uyumlu hale getirmesini zorunlu kılmakta ve “Teknik Engellerin Kaldırılması” başlığı altında AB ile uyumluluğu tanımlamaktadır. Türkiye’nin AB uyum sürecindeki taahhütleri ve Araç Tip Onay mevzuatı ile bütünlük sağlaması gerekmektedir. Araçların teknik uygunluk ve emisyon standartlarının ilgili AB Direktifi 96/96/EC’nin yerine 2014/45/EU ile güncellenerek uygulamaya alınması yoluyla yukarıda bahsi geçen kontrollerin ve ileri teknolojik sürüş destek sistemlerinin, elektrikli araçların kontrollerinin yapılması karayolu güvenliğinin artırılmasını sağlayabilecektir. Bugün gelinen noktada araç muayene sisteminin yalnızca idari değil teknik açıdan da kapsamlı biçimde yeniden ele alınması zorunludur. Bu kapsamda; • Araç muayene hizmeti ticari bir rant alanı olarak değil, doğrudan can ve mal güvenliğini ilgilendiren stratejik bir kamu hizmeti olarak değerlendirilmelidir. • Şeffaf, bilimsel ve kamu yararını esas alan yeni bir araç muayene sistemi kurulmalıdır. • 2007 yılında yapılan yanlış tekrar edilmemeli, yargı süreçleri tamamlanmadan yeni devir sözleşmeleri imzalanmamalıdır. • Halkın can ve mal güvenliği için AB teknik mevzuatına uyum gerekliliği ihale süreçlerine bakılmaksızın sağlanmalı, mevcut sistem uluslararası standartlara uygun hale getirilmelidir. AB’de güncellenmekte olan yeni araç muayene teknik mevzuatı taslağı COM(2025) Final yakından takip edilmeli, mevzuat buna göre yeniden düzenlenmeli ve önümüzdeki süreçte yürürlüğe girecek tüm teknik yeniliklere göre güncellenmelidir. • Yol kenarı denetimlerini düzenleyen 2014/47/EC mevzuatı Türkiye’de de yayımlanmalı ve güncel standartlara uygun şekilde uygulanmalıdır. • 2014/45/EC sayılı AB mevzuatı eksiksiz biçimde uygulamaya alınmalıdır. Kusurlar tablosu, MARTEK tarafından yılda en az iki kez güncellenmeli; gelişen araç teknolojileri ve yeni güvenlik riskleri sisteme düzenli olarak yansıtılmalıdır. Kusurlar tablosunda yer almayan; hız limitörü iptali, AdBlue emülatörü kullanımı, EGR vanası iptali gibi ağır kusur niteliğindeki teknik müdahalelerin denetimi mutlaka yapılmalıdır. • Muayene sürecine ilişkin mevzuat; araç teknolojisi ve güvenlik tertibatlarına dair yeni gelişmeler (bataryalı ve yakıt hücreli elektrik araçlar, hibrit araçlar, güvenlik şartları) dikkate alınarak, yangın algılama ve söndürme sistemleri, ağır taşıtlar için fren testleri de dahil olmak üzere “Trafikte Sıfır Ölüm Hedefi”ni destekleyecek şekilde uluslararası şartname ve uygulamalara göre güncellenmelidir. • Piyasa Denetimi ve Gözetimi faaliyetini kamu kurumu niteliğindeki bağımsız kuruluşlar tarafından yapılmasına yönelik denetim prosedürü oluşturulmalı ve kamuoyuna duyurulmalıdır • Mevcut cihaz ve ekipman yetersizlikleri giderilmeli, özellikle ticari araçlarda Yüklü Fren Testleri etkin şekilde uygulanmalıdır. • Yeni bir mevzuat düzenlemesi ile ticari araçların periyodik bakım, enerji tasarrufu, sürücü eğitimi, güvenli bakım ve parça kullanımı gibi konularda Makina Mühendisleri Odası tarafından eğitilerek sertifika almış “Araç Teknik Denetim Mühendisleri”ne denetim yetkisi verilmeli ve ticari araçlar iki muayene arasında en az üç defa özel olarak kamusal denetimden geçirilmelidir. • Ağır taşıtlar için Almanya’daki SP gibi ek bir teknik denetim yapılmalıdır. Almanya’da ve AB ülkelerinin çoğunda otobüsler yılda üç defa, kamyonlar yılda bir defa olmak üzere, araç muayene periyodunun dışında ve belgeli uzman makina mühendisleri tarafından ara denetime tabi tutulmaktadır. Ülkemizde de benzer bir düzenlemeye acil ihtiyaç bulunmaktadır. Tüm yetkilileri bu çerçevede trafik güvenliği ve kamu sağlığı adına gerekli adımları atmaya davet ediyoruz. Ayrıca sormadan edemiyoruz: Araç Muayene hizmetinin özelleştirilmesinin gerekçelerinden biri, trafikte can ve mal güvenliği konusunda fayda yaratacağı idi, yıllar itibarıyla bu iddia karşılık buldu mu? Tekrar ediyoruz: Denetim kamusal bir görevdir, halkın can ve mal güvenliği piyasanın insafına bırakılamaz. İktidarı kamusal görevini yapmaya, insanlarımızın can ve mal güvenliğini riske atacak adımlar atmamaya ve mevzuatı uluslararası kriterlere uygun hale getirmeye davet ediyoruz. Odamız araçlara yönelik süreç ve denetimlerin parçası olmaya hazırdır, TMMOB Makina Mühendisleri Odası olarak bu alanda her türlü görev almaya ve gerekli düzenlemelere katkıda bulunmaya hazır olduğumuzu ifade ederiz.”

Türkiye Yüzyılı Vizyonuyla Eğitimde Kamu ve Özel Sektör Buluşması Haber

Türkiye Yüzyılı Vizyonuyla Eğitimde Kamu ve Özel Sektör Buluşması

BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay: “21. Yüzyılın En Stratejik Yatırımı Yeraltı Kaynakları Değil İnsan Kaynağıdır” BTSO 59’uncu Meslek Komitesi (Eğitim ve Öğretim Hizmetleri İle Kurslar) katkılarıyla, BTSO Akademi kapsamında düzenlenen buluşmada Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ve özel öğretim kurumlarının geleceği konuşuldu. Merinos Atatürk Kongre Kültür Merkezi’ndeki programa BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Eğitim Konseyi Başkanı Gıyasettin Bingöl, Meclis Üyesi Orhan Adanur, Komite Başkanı Hasan Temelli, Komite Başkan Yardımcısı Celal Arslan ve komite üyelerinin yanı sıra İl Milli Eğitim Müdürü Gürhan Çokgezer, Özel Kurumlar Daire Başkanı Ali İhsan Baykal ile il ve ilçe millî eğitim müdürlüğü yöneticileri de katıldı. Yeni ekonominin sermayesi bilgi Programın açılışında konuşan BTSO Başkanı İbrahim Burkay, tarih boyunca toprağa hükmedenlerin değil, bilgiye hükmedenlerin dünyaya yön verdiğini söyledi. Sanayi çağında kömür ve çelik ne ifade ediyorsa, bugün bilgi, teknoloji ve insan sermayesinin aynı anlamı taşıdığını belirten Burkay, “21. yüzyılın en stratejik yatırımı yeraltı kaynakları değil, insan kaynağıdır. Bilgiyi üreten ve teknolojiyi yönlendirenler yeni ekonominin belirleyicisi olacaktır. Yeni ekonominin sermayesi bilgi, üretim gücü ise nitelikli insan kaynağıdır.” dedi. Dünyanın tarihin en hızlı dönüşüm süreçlerinden birinden geçtiğini ifade eden Burkay, yapay zekâ ve büyük verinin geleneksel meslek dallarını dönüştürdüğünü kaydetti. Bugünkü eğitim anlayışının yarının dünyasına yetmeyebileceğine dikkat çeken Burkay, önümüzdeki 5 yılda mesleklerin yüzde 30’unun dönüşeceğini ve yeni meslek alanlarının ortaya çıkacağını söyledi. Türkiye Yüzyılı hedefinin bilimde, teknolojide, kültürde ve sanatta öncü bir Türkiye inşa etmek olduğunu belirten Burkay, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ni bu nedenle çok önemli bulduklarını ifade etti. Burkay, “Bu model; bilgiyi ahlakla, yetkinliği değerlerle, teknolojiyi ise medeniyet tasavvuruyla buluşturan köklü bir yaklaşımı ifade ediyor. Bu yaklaşımı hayati önemde görüyoruz. Bizim medeniyet perspektifimiz, teknolojiyi insan merkezli değerlerimizle birlikte geliştirmektir. Toplumun tüm dinamikleri olarak değerlerine bağlı, dünyayı doğru okuyabilen nesiller yetiştirmeliyiz.” diye konuştu. Ankara’nın çözüm iradesini yanımızda hissetmek bize güç veriyor Eğitimde özel teşebbüsün kaliteyi yukarıya taşıyan önemli bir araç olduğunu söyleyen Burkay, kurumların beklentilerine kulak verilmesinin rekabet gücüne yapılan en önemli katkılardan biri olduğunu belirtti. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası olarak bu bilinçle hareket ettiklerini ifade eden Burkay, Yeniceabat ve Atıcılar Mesleki Eğitim Kampüsü, BUTGEM, BTSO Akademi ve Bursa Business School projeleriyle yaşam boyu eğitimi desteklediklerini söyledi. Ayrıca 17 pilot meslek okulunda mesleki eğitime destek verdiklerini ve sektörel konsey yapılanmasını hayata geçiren ilk oda olduklarını kaydetti. Özel eğitim kurumlarının taleplerine de değinen Burkay, hizmet bedellerinin revize edilmesi, personel onay süreçlerindeki bürokratik engellerin giderilmesi ve artan maliyetlere yönelik finansman ihtiyaçlarının karşılanmasının sektörün öncelikli beklentileri arasında yer aldığını söyledi. Bakanlığın özel öğretim kurumlarına yönelik desteğinin önemli olduğunu belirten Burkay, Ankara’nın çözüm iradesini yanlarında hissetmenin kendileri için büyük önem taşıdığını ifade etti. Burkay konuşmasının sonunda programa katılan konsey başkanına, meclis ve komite üyelerine, il milli eğitim müdürlüğü temsilcilerine ve tüm katılımcılara teşekkür etti. Çalışma dönemimizde milli eğitim bakanlarımızı 4 kez btso’da ağırladık BTSO Eğitim Konseyi Başkanı Gıyasettin Bingöl, BTSO çatısı altında 8 yıldan bu yana Eğitim Konseyi ve komitelerinde uyumlu bir ekiple görev yaptıklarını ifade etti. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay’ın eğitim konusuna özel bir hassasiyeti olduğunu ve Konseyin tüm çalışmalarına destek verdiğini ifade eden Bingöl, “Biz göreve geldikten sonra pandemi yaşandı, sorunlar ortaya çıktı. Ama BTSO Başkanımızın destekleri ile tam 4 defa Milli Eğitim Bakanı Bursa’ya geldi, 6 defa Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlerimiz ile toplantı yaptık. Ayrıca Türkiye’de mesleki eğitim sistemi ilk olarak Bursa’dan başladı. BTSO’nun vizyonuna yakışan çok güzel işler yaptık, adımlar attık.” dedi. Uludağ’da uluslararası nitelikte, geleneksel hale gelecek büyük çaplı bir Eğitim Zirvesi düzenlemeyi hedeflediklerini kaydeden Bingöl ayrıca yine Uludağ’da özel öğretim kurumlarının temsilcilerini Milli Eğitim Bakanı, Bakan Yardımcıları ve Genel Müdürler ile bir araya getirmeyi planladıklarını açıkladı. Bursa’da özel okullarda eğitim alan 66 bin öğrenci var Özel öğretim kurumlarının eğitim sistemindeki önemine dikkati çeken Bingöl, “Her dönemde Türkiye’nin yüzde 10’unu özel öğretim okutuyor. Bursa bu konuda lider şehirlerden bir tanesi. Bursa’da özel okullarda okuyan 66 bin öğrencimiz var. BTSO gibi güçlü ve ortak bir zeminde okullarımızın sorunlarını gündeme taşımak, çözüme kavuşturmak adına önemli adımlar attık. İnşallah bundan sonra da bu çalışmalara devam edeceğiz.” diye konuştu. Bingöl ayrıca öğretmenlerin eğitimi konusuna vurgu yaptı. Öğretmenlerin yaz aylarında iki aylık izinleri olduğunu, bu dönemin öğretmenlerin gelişimi adına uygulanabilecek eğitim programlarının önünde engel oluşturduğunu ifade etti. Bursa’da 1.500’e yakın özel öğretim kurumu faaliyet gösteriyor Millî Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürü Fethullah Güner, Bursa’nın sanayi, ticaret, kültür ve turizm kenti olmasının yanı sıra aynı zamanda bir özel öğretim kenti olduğunu söyledi. Bursa’nın yaklaşık 1.500 özel öğretim kurumuyla önemli bir noktada bulunduğunu belirten Güner, “Özel öğretim kurumları olarak hep birlikte çok büyük dokunuşlar yapıyoruz. Türkiye genelinde neredeyse dokunmadığımız birey, aile yok. Özel okullardan rehabilitasyon merkezlerine, özel kurslardan sürücü kurslarına, iş makinesi kurslarından dil kurslarına kadar 22 farklı kurum türüyle çok geniş alanda hizmet veriyoruz” dedi. Özel öğretim kavramının yalnızca bir tanımlama olmadığını ifade eden Güner, “Bu aslında kamu hizmetinin özel kurumlar eliyle gerçekleşmesi anlamına geliyor. Yapılan iş ve üretilen hizmet bir kamu hizmeti. Ben ülkesine ve milletine değer katmak adına eğitim yolunu tercih eden herkese teşekkür ediyorum. Üretmiş olduğunuz değerle, 37 bin kurumla Türkiye’nin insan kaynağına ve gelecek inşasına katkı sunuyoruz” diye konuştu. Türkiye Yüzyılı maarif modeli önemli bir adım Son 3 yılda eğitim alanında önemli adımlar atıldığını belirten Güner, “Bu çalışmalar içerisinde Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli büyük bir yer tutuyor. Erdem, değer ve eylem üçlemesi çok önemli. ‘Köklerden geleceğe’ anlayışı en önemli kavramlardan biri. 200 yıldır Batı terminolojisinin üstten bakış açısıyla dayattığı kavramları artık kendi medeniyet perspektifimizle inşa edeceğiz. Orta Asya değil Türkistan diyeceğiz. Coğrafi keşifler değil sömürgeciliğin başlangıcı diyeceğiz. Köklerden geleceğe diyerek millet olarak aynı geçmişten ortak geleceğe yürüyeceğiz.” ifadelerini kullandı. Kamu özel sektör ortaklığında eğitimde yeni başarı hikayeleri yazacağız Bursa İl Milli Eğitim Müdürü Gürhan Çokgezer, eğitimin yalnızca bugünü yöneten değil geleceği inşa eden en güçlü toplumsal zemin olduğunu söyledi. Çokgezer, “Bu zeminin sağlamlığı ise eğitim paydaşlarının aynı hedefler doğrultusunda ortak hareket edebilmesine bağlıdır. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli tam olarak bu anlayışın bir tezahürüdür. Bu model yalnızca akademik başarıyı önceleyen değil düşünen, sorgulayan, değerlerine bağlı, vicdan sahibi, üreten, çağın becerileriyle donanmış bireyler yetiştirmeyi hedefleyen bütüncül bir eğitim yaklaşımını ortaya koymaktadır. Bu çerçevede özel öğretim kurumlarımızı da eğitim sistemimizin tamamlayıcı ve güçlendirici önemli bir paydaşı olarak görüyoruz.” dedi. Bursa’nın eğitim alanındaki güçlü birikimi ile öncü bir şehir olduğunu ifade eden Çokgezer, şöyle devam etti: “Bursa’da özel okullarda öğrenim gören 66 bin, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde destek eğitim hizmeti alan 33 bin öğrenci bulunuyor. Bursa’da 622’si özel okul olmak üzere bin 483 özel öğretim kurumu faaliyet gösteriyor. Bu rakamlar, özel öğretim kurumlarının eğitimdeki yerini ve üstlendiği önemli sorumluluğu açıkça göstermektedir. Bizler eğitimde kamu-özel ayrımı gözetmeden aynı ideal etrafında birleştikçe daha güçlü başarı hikayeleri yazmaya devam edeceğiz.” Açılış konuşmalarının ardından BTSO 59. Meslek Komitesi Üyesi İsmail Güler özel öğretim sektörünün yıllar içindeki gelişimini anlatan bir sunum gerçekleştirdi. Program, sektör temsilcileri ve eğitim yöneticilerinin sorularının cevaplanmasıyla son buldu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.