SON DAKİKA
Hava Durumu

#Jpmorgan

Ekometre - Jpmorgan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Jpmorgan haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Petrol piyasasında tansiyon düşüyor Haber

Petrol piyasasında tansiyon düşüyor

Brent petrolün varil fiyatı 101 dolar seviyesine gerilerken, düşüş serisi dördüncü işlem gününe taşındı. Piyasada jeopolitik risk priminin azalması ve bölgedeki petrol akışının beklenenden güçlü seyretmesi, fiyatlar üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturdu. Petrol fiyatlarında düşüş hızlandı Kasım vadeli Brent petrolün varil fiyatı gün içinde yüzde 2'yi aşan düşüşle 101,71 dolara kadar geriledi. ABD tipi Batı Teksas petrolü (WTI) ise yüzde 2'nin üzerinde değer kaybederek 98,15 doları gördü. Böylece Brent petrol, haziran ayından bu yana en uzun günlük düşüş serisine yöneldi. Petrol piyasasındaki satışlarda, ABD ile İran arasında diplomatik temas ihtimalinin güçlenmesi ve Hürmüz Boğazı üzerinden enerji sevkiyatlarının tamamen durmadığına ilişkin veriler etkili oldu. Diplomasi beklentisi risk primini azalttı ABD ile İran arasında diplomatik bir çözüm ihtimalinin yeniden gündeme gelmesi, savaşın enerji arzı üzerindeki etkilerine yönelik endişelerin kısmen hafiflemesini sağladı. KCM Trade Baş Piyasa Analisti Tim Waterer, ABD-İran savaşında gerilimi azaltabilecek diplomatik bir yol ortaya çıkabileceği beklentisinin petrol fiyatlarındaki risk priminin bir bölümünü ortadan kaldırdığını belirtti. Piyasalar, savaşın seyri ve enerji arzına yönelik olası etkiler açısından diplomatik gelişmeleri yakından izlemeyi sürdürüyor. Trump-Pezeşkiyan görüşmesi gündemde ABD Başkanı Donald Trump, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu için New York'ta bulunması beklenen İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile görüşmeye açık olabileceğini söyledi. Trump'ın aynı hafta Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve Körfez ülkelerinin liderleriyle de temaslarda bulunması bekleniyor. Piyasalarda, bu görüşmelerden ABD-İran savaşının geleceğine ilişkin diplomatik bir sinyal çıkıp çıkmayacağı takip ediliyor. Bununla birlikte taraflar arasındaki karşılıklı tehditlerin sürdüğü ve henüz somut bir ateşkes anlaşmasının bulunmadığı belirtiliyor. Hürmüz Boğazı'nda enerji akışı sürüyor Petrol fiyatlarındaki düşüşte etkili olan bir diğer unsur, Hürmüz Boğazı üzerinden enerji sevkiyatlarının beklenenden daha dirençli seyretmesi oldu. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı, petrol ve LNG hareketlerinin son iki haftada altı ayın en yüksek seviyesine çıktığını bildirirken, piyasa verileri boğazdaki gemi trafiğinin savaş öncesi seviyelere göre hâlâ oldukça düşük olduğunu gösteriyor. Reuters'ın Kpler verilerine dayandırdığı habere göre, 13 Eylül haftasında 13 tanker yaklaşık 34 milyon varil petrol taşıyarak Hürmüz Boğazı'ndan çıkış yaptı. Bu hacmin yaklaşık yarısını Suudi Arabistan sevkiyatları oluşturdu. Buna karşın boğazdan geçen toplam gemi sayısı savaş öncesi seviyelerin oldukça altında kalmaya devam ediyor. Bu nedenle enerji akışındaki toparlanmanın tam anlamıyla normalleşme anlamına gelmediği değerlendiriliyor. Suudi Arabistan'ın petrol ihracatı toparlandı Petrol piyasasında arz endişelerini azaltan gelişmelerden biri de Suudi Arabistan'ın ihracatındaki toparlanma oldu. Kpler verilerine göre ülkenin petrol ihracatı ağustos ayında günlük yaklaşık 2,4 milyon varile kadar geriledikten sonra eylülde yeniden günlük 4 milyon varilin üzerine çıktı. Saudi Aramco, Husilerin Doğu-Batı boru hattına yönelik saldırılarının ardından Yanbu üzerinden bazı sevkiyatları durdurmuş, ancak Hürmüz Boğazı üzerinden ihracatı artırmıştı. Suudi Arabistan'ın son günlerde Hürmüz üzerinden gerçekleştirdiği sevkiyatların artması, piyasalarda en olumsuz arz senaryolarına ilişkin endişelerin bir bölümünü hafifletti. Orta Doğu'daki petrol akışı beklentileri aştı JPMorgan analistleri, Suudi Arabistan'ın Doğu-Batı boru hattındaki aksamalara rağmen Orta Doğu'daki petrol akışlarının beklenenden güçlü kaldığına dikkat çekti. Bölgedeki toplam petrol akışının son 10 günde günlük ortalama 17,1 milyon varil seviyesinde olduğu belirtiliyor. Bu seviye, 2025 ortalamasının altında kalmasına rağmen savaş sırasında öngörülen en kötümser arz senaryolarına kıyasla daha yüksek bir akışa işaret ediyor. Petrol sevkiyatlarının tamamen durmaması, piyasalarda arz açığına ilişkin beklentilerin yeniden değerlendirilmesine neden oluyor. Brent petrolde 100 dolar seviyesi izleniyor Guotai Junan Futures Kıdemli Petrol Analisti Xuyi Zhao, piyasanın giderek "arz koşulları daha ne kadar kötüleşebilir?" sorusundan "arz sıkışıklığının en kötü bölümü geride kalmış olabilir mi?" sorusuna geçtiğini belirtti. Zhao, buna rağmen kalıcı bir düşüş trendinin oluştuğunu söylemek için erken olduğunu ve Brent petrol fiyatının kısa vadede 100 dolar civarında dengelenebileceğini değerlendirdi. Bu değerlendirme, petrol fiyatlarının sert yükselişin ardından daha yatay ve dalgalı bir seyir izleyebileceğine yönelik beklentileri yansıtıyor. Petrol fiyatları yıl başından bu yana yüksek Son dört işlem günündeki düşüşe rağmen Brent petrol, yıl başından bu yana yüksek seviyelerde kalmaya devam ediyor. ABD-İran savaşı nedeniyle Hürmüz Boğazı'ndaki sevkiyatların aksaması, Husilerin Suudi Arabistan'ın enerji altyapısına yönelik saldırıları ve Rusya-Ukrayna savaşında enerji tesislerinin hedef alınması, petrol fiyatlarını destekleyen başlıca unsurlar arasında yer aldı. Özellikle motorin ve diğer rafine petrol ürünlerinde yaşanan fiyat artışları, ham petroldeki yükselişin üzerine çıkarak küresel enflasyon baskısını artırdı. Piyasaların odağında diplomasi ve Hürmüz Boğazı var Petrol fiyatlarının bundan sonraki seyri açısından iki temel gelişme öne çıkıyor. Bunlardan ilki, ABD-İran savaşında diplomatik temasların somut bir sonuca dönüşüp dönüşmeyeceği. İkincisi ise Hürmüz Boğazı üzerinden enerji sevkiyatlarının ne ölçüde toparlanacağı. Diplomatik gerilimin azalması ve Suudi Arabistan başta olmak üzere Körfez ülkelerinin ihracatını artırması, ham petrol üzerindeki jeopolitik risk priminin daha da gerilemesine yol açabilir. Buna karşılık savaşın yeniden şiddetlenmesi veya Hürmüz Boğazı'ndaki sevkiyatların kesintiye uğraması, Brent petrol fiyatlarında yeniden yukarı yönlü hareketi gündeme getirebilir.

JPMorgan’dan petrol için kritik uyarı Haber

JPMorgan’dan petrol için kritik uyarı

Banka, Brent petrolün eylül ayı adil değerini yaklaşık 90 dolar olarak hesaplarken, 106 dolar civarındaki fiyatların ilave arz kaybı riskini de içerdiğine dikkat çekti. Petrol piyasasında Orta Doğu kaynaklı arz endişeleri fiyatlamalar üzerinde etkisini sürdürüyor. Brent petrol 100 doların üzerinde seyrederken JPMorgan, mevcut fiyatların piyasanın temel arz-talep dengesinin yanı sıra önemli bir jeopolitik risk primini de yansıttığını belirtti. JPMorgan analistleri, İran savaşının altı aydan uzun sürmesinin petrol piyasasına ilişkin öngörüleri zorlaştırdığını ifade etti. Banka, savaşın nasıl sona ereceğine ilişkin net bir baz senaryo oluşturmanın da giderek güçleştiğini bildirdi. Brent petrolde 16 dolarlık risk primi JPMorgan, Brent petrolün eylül ayı için adil değerini yaklaşık 90 dolar olarak hesapladı. Buna karşılık fiyatların 106 dolar civarında seyretmesi, yaklaşık 16 dolarlık farkın jeopolitik gelişmeler ve arz risklerinden kaynaklandığına işaret ediyor. Bankanın değerlendirmesine göre mevcut fiyatlama yalnızca halihazırda yaşanan arz kayıplarını değil, yeni kesintiler ihtimalini de içeriyor. Piyasa 4 milyon varillik ek kaybı fiyatlıyor JPMorgan’ın hesaplamasına göre Orta Doğu’daki savaş nedeniyle günlük yaklaşık 10 milyon varillik petrol arzı kesintiye uğramış durumda. Brent petrolün 106 dolar civarında fiyatlanması ise piyasanın mevcut arz kayıplarına ek olarak günlük yaklaşık 4 milyon varillik yeni bir kayıp ihtimalini de fiyatladığını gösteriyor. Suudi Arabistan’ın enerji altyapısına yönelik saldırılar ve bölgedeki petrol sevkiyatlarına ilişkin riskler, arz tarafındaki belirsizliği artıran başlıca unsurlar arasında bulunuyor. Suudi Arabistan’ın petrol altyapısı kritik Petrol piyasasında dikkatler Suudi Arabistan’ın enerji altyapısına çevrilmiş durumda. Ülkenin Doğu-Batı petrol boru hattı, Hürmüz Boğazı’ndaki kısıtlamaların ardından alternatif ihracat güzergahlarından biri olarak önem taşıyor. Yaklaşık günlük 4 milyon varil petrolün Kızıldeniz’e taşınmasında kullanılan hattın uzun süre devre dışı kalması, küresel arz açısından ilave kayıp riskini gündeme getiriyor. Petrol 104 dolara geriledi Petrol fiyatları haftanın son işlem gününde arz endişelerinin bir miktar hafiflemesiyle geriledi. Brent petrol yaklaşık yüzde 1 düşüşle 104 dolar civarında işlem görürken, ABD tipi WTI petrol 101 dolar seviyesine çekildi. Suudi Arabistan’ın Doğu-Batı hattının kapasitesinin bir bölümünü yeniden devreye alma çabaları ve Umman üzerinden sevkiyatları artırma girişimleri fiyatlar üzerindeki baskının azalmasında etkili oldu. Buna rağmen Brent petrol fiyatı, JPMorgan’ın eylül ayı için hesapladığı 90 dolarlık adil değerin üzerinde kalmayı sürdürüyor. Petrol stokları arz şokunu sınırlıyor JPMorgan’a göre savaş sürecinde küresel ham petrol ve petrol ürünleri stokları yaklaşık 555 milyon varil azaldı. Ancak bu düşüş, bankanın daha önce öngördüğü seviyenin yaklaşık üçte biriyle sınırlı kaldı. Küresel petrol talebinin de geçen yıla kıyasla günlük yaklaşık 4,4 milyon varil daha düşük seyretmesi, arz şokunun fiyatlar üzerindeki etkisini sınırlayan unsurlardan biri oldu. Çin, Avrupa, Japonya ve Güney Kore’de bulunan stokların kısa vadede piyasaya tampon oluşturabileceği belirtiliyor. Dördüncü çeyrek için yukarı yönlü risk JPMorgan, Orta Doğu’dan petrol akışının mevcut seviyelerde kalması halinde yılın son çeyreğine ilişkin fiyat tahminlerinde yukarı yönlü risk bulunduğunu belirtiyor. Bankanın mevcut baz senaryosunda dördüncü çeyrek petrol fiyatı yaklaşık 80 dolar seviyesinde bulunuyor. Ancak arz kesintilerinin devam etmesi halinde fiyatların bu tahminin yaklaşık 7 dolar üzerinde gerçekleşebileceği öngörülüyor. Aralık ayı için yaklaşık 78 dolarlık tahmine karşılık da yaklaşık 8 dolarlık yukarı yönlü risk hesaplanıyor. JPMorgan’a göre mevcut stoklar petrol piyasasında kısa vadeli bir tampon görevi görse de savaşın uzaması ve arz kesintilerinin devam etmesi halinde stokların azalması fiyat baskısını yeniden artırabilir.

Kısa vadeli rahatlama uzun vadeli risk Haber

Kısa vadeli rahatlama uzun vadeli risk

JPMorgan’dan ABD tahvil hamlesine uyarı: Bankaya göre mali disiplin sağlanmazsa yatırımcıların talep ettiği ek getiri yeniden yükselebilir. ABD Hazinesinin uzun vadeli tahvillerde geri alım miktarını artırma kararı Wall Street’in önde gelen bankalarını ikiye böldü. JPMorgan, hamlenin kısa vadede tahvil faizlerini aşağı çekebileceğini kabul ederken, ABD’nin temel mali sorunları çözülmeden uygulanacak bir politikanın uzun vadede piyasa güvenini zedeleyebileceği uyarısında bulundu. Jay Barry’nin de aralarında yer aldığı JPMorgan stratejistleri, Hazine’nin attığı adımın borçlanma maliyetlerindeki yükselişi geçici olarak hafifletebileceğini ancak yüksek faizlerin arkasındaki yapısal nedenleri ortadan kaldırmayacağını değerlendirdi. JPMorgan’a göre sorun borç maliyetinden daha derin Bankanın analizinde, tahvil geri alımlarının yüksek borçlanma maliyetlerini baskılayabileceği ancak ABD'nin mali görünümündeki temel bozulmayı tek başına düzeltemeyeceği vurgulandı. JPMorgan stratejistlerine göre piyasaların asıl odaklandığı konu, yalnızca tahvil faizlerinin hangi seviyeye gerileyeceği değil, Washington'ın artan kamu borcu ve bütçe açığı karşısında ne kadar sürdürülebilir bir mali politika izleyeceği. Bu nedenle geri alım programının, mali konsolidasyonla desteklenmemesi halinde yatırımcıların gözünde geçici bir müdahale olarak kalabileceği ifade edildi. Yüzde 6'lık bütçe açığı alarm veriyor JPMorgan, ABD ekonomisinin tam istihdama yakın seyrettiği bir dönemde bütçe açığının GSYH'nin yaklaşık yüzde 6'sı seviyesinde bulunmasına özellikle dikkat çekti. Normal koşullarda ekonomik büyümenin ve istihdamın güçlü olduğu dönemlerde kamu maliyesinin daha dengeli bir görünüm sergilemesi beklenirken, mevcut tablonun yatırımcılar açısından soru işaretleri yarattığı belirtildi. Banka, kalıcı bir mali disiplin programı olmadan Hazine'nin tahvil piyasasına yönelik hamlelerinin güvenilirlik tartışmasını beraberinde getirebileceği görüşünde. Tahvil faizleri yeniden yükselebilir JPMorgan’ın en önemli uyarılarından biri de borç yönetimindeki olası politika değişikliğine ilişkin oldu. Hazine'nin “düzenli ve öngörülebilir” tahvil ihraç yaklaşımından uzaklaşarak piyasa koşullarına göre daha fırsatçı bir strateji izlemesi halinde yatırımcıların uzun vadeli risk algısının değişebileceği belirtildi. Böyle bir durumda yatırımcıların uzun vadeli tahvilleri elde tutmak için talep ettiği ek getiri, yani vade primi yeniden yükselebilir. Bu gelişme de geri alımların kısa vadede faizler üzerinde yarattığı aşağı yönlü etkinin zamanla ortadan kalkmasına yol açabilir. İki hafta arayla gelen karar dikkat çekti JPMorgan stratejistleri, Hazine'nin son açıklamasının zamanlamasını da olağan dışı buldu. Yeni kararın, eski tahvillerin geri alım takviminin açıklanmasından yalnızca iki hafta sonra gelmesi, Hazine'nin borç yönetimi stratejisinde daha hızlı bir değişime gidip gitmediği sorusunu gündeme taşıdı. Banka, uzun vadeli faizlerin yeniden yükselmesi halinde Hazine'nin uzun vadeli tahvil ihalelerinin büyüklüğünü azaltma seçeneğine daha fazla yönelebileceğini de değerlendirdi. Citi ise tahvil piyasasında fırsat görüyor Citigroup cephesinde ise tablo daha iyimser. Banka, ABD Hazinesinin geri alım hamlesinin tahvil piyasasına destek verebileceğini ve enflasyondaki yavaşlamayla birlikte önümüzdeki dönemde güçlü bir fiyat yükselişinin yaşanabileceğini öngörüyor. Citigroup, bu beklenti doğrultusunda müşterilerine 20 yıllık ABD tahvillerinde alım tavsiyesinde bulundu. İki bankanın değerlendirmeleri, Hazine'nin hamlesinin kısa vadeli etkisi konusunda önemli bir görüş ayrılığı olmadığını, ancak asıl tartışmanın bu desteğin ne kadar sürdürülebilir olduğu üzerinde yoğunlaştığını gösteriyor. JPMorgan, mali sorunlar çözülmeden faizlerde kalıcı bir rahatlama beklemenin riskli olduğu uyarısını yaparken, Citi mevcut piyasa koşullarının tahvil yatırımcıları için fırsat yaratabileceğini düşünüyor.

JPMorgan Türkiye için faiz beklentisini yükseltti Haber

JPMorgan Türkiye için faiz beklentisini yükseltti

JPMorgan, Türkiye ekonomisine yönelik yayımladığı raporda, enerji fiyatlarındaki yükselişin oluşturduğu risklere dikkat çekerek faizlerdeki yüksek seyrin beklenenden daha uzun süre korunabileceği öngörüsünde bulundu. Raporda Türkiye’de yıllık enflasyonun mart ayında yüzde 30,87’ye gerilediği hatırlatılırken, yıl sonu enflasyon beklentisi enerji fiyatlarındaki yükseliş nedeniyle daha önce yüzde 26,4 olan seviyesinde yüzde 28’e yükseltildi. Faiz beklentisi de yükseldi JPMorgan, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın politika faizine ilişkin yıl sonu beklentisini yüzde 32’den yüzde 34’e çıkardı. Kısa vadede faiz artışı ihtimalinin de masada olduğu ifade edilerek, TCMB'nin 22 Nisan'da yapacağı PPK toplantısında politika faizini yüzde 37'den yüzde 40'a yükseltmesini bekledikleri belirtildi. Gecelik borç verme faizinin de yüzde 43’e çıkması beklenirken, temmuzda faiz indirimlerinin yeniden başlayabileceği öngörüldü. Faiz indirimlerinde yıl sonuna dek 100'er baz puanlık 3 adım beklendiği belirtildi. Elektrik ve doğalgaza zam beklentisi Raporda, elektrik ve doğalgaz fiyatlarında artış öngörülürken, bu kalemlerde yıllık enflasyonun yüzde 39 seviyesine ulaşabileceği tahmin edildi. JPMorgan’a göre enerji fiyatları kaynaklı enflasyon baskısı devam ettiği sürece, para politikasında sıkı duruş korunacak. Bu da Türkiye’de faizlerin beklenenden daha uzun süre yüksek kalacağı anlamına geliyor.

JPMorgan:TCMB politika faizini yüzde 25 e yükseltir Haber

JPMorgan:TCMB politika faizini yüzde 25 e yükseltir

Ekonomi yönetiminin Mehmet Şimşek'e geçmesinin ardından yabancı kurumların politika faizine ilişkin sert artış beklentileri de birbirini izliyor. SocGen'in ardından JPMorgan da Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'ndan (TCMB) Haziran toplantısında iddialı bir faiz artışı geleceğini öngördü. ABD bankası JPMorgan tarafından Pazartesi günü yayımlanan notta TCMB'nin 22 Haziran'daki para politikası toplantısında veya "belki daha da erken bir tarihte" politika faizini yüzde 25'e yükseltebileceği belirtildi. JPMorgan ekonomistleri, müşterilerine gönderdikleri araştırma notunda, "Politika faizinin 22 Haziran toplantısında veya belki de daha önce mevcut yüzde 8,5 seviyesinden yüzde 25'e yükseltilmesi ve bununla birlikte ihtiyaç olması halinde daha küçük artışların yapılabileceğine işaret eden bir yönlendirme metni yayımlanması olasılıklar dahilinde. Yüzde 30 olan yıl sonu politika faizi tahminimizde değişikliğe gitmiyoruz" ifadelerine yer verdi. SocGen de 6,5 puanlık artış bekliyor Societe Generale de Türkiye ile ilgili yeni analizinde politika faizinin yüzde 15'e yükseltileceğini öngördü. Kurumun müşterilerine gönderdiği notta Türkiye ile ilgili ana riskler olarak geri dönülen politika ortodoksisine dair hayal kırıklığı oluşması ve yeni ekonomi yönetiminin ihracatı desteklemek için para birimini zayıflatması ihtimalleri gösterildi. Kurum, politika faizinin 22 Haziran’da 650 baz puan artışla yüzde 15’e yükseltilmesini, ardından Temmuz ve Ağustos aylarında 500’er baz puan artırımlar gerçekleştirilmesini bekliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.