SON DAKİKA
Hava Durumu

#Jeopolitik Riskler

Ekometre - Jeopolitik Riskler haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Jeopolitik Riskler haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Gram altında tarihi tırmanış Haber

Gram altında tarihi tırmanış

Yaklaşık 5 ay sonra yeniden 7 bin TL’nin üzerine çıkan gram altında, doların zayıflaması ve ABD Hazinesinin tahvil geri alımlarını artırma hamlesi yükselişi destekleyen başlıca gelişmeler arasında yer aldı. Küresel piyasalarda altına yönelik talep güçlenirken, yükseliş iç piyasada gram fiyatına da yansıdı. Ons altındaki artışın yanı sıra doların değer kaybetmesiyle gram altın gün içinde 7.026 TL’ye kadar yükseldi. Bu seviye, gram altında 18 Mart’tan bu yana görülen en yüksek fiyat olurken, değerli metal yaklaşık 5 ay aradan sonra yeniden 7 bin TL eşiğinin üzerine çıktı. Ons altın haftayı güçlü kazançla kapatmaya hazırlanıyor Altın fiyatları haftanın son işlem gününde de yükselişini sürdürdü. Spot altın yüzde 0,5 artışla 4.540,18 dolara yükselirken, hafta başından bu yana elde ettiği kazanç yüzde 3,6’ya ulaştı. Önceki seansta haziran ayından bu yana en yüksek seviyesini gören ons altın, böylece üst üste üçüncü haftayı da yükselişle tamamlama yolunda ilerledi. ABD altın vadeli kontratları da yüzde 0,6 değer kazanarak 4.596,60 dolar seviyesine çıktı. Kapalıçarşı’da altın fiyatları yükseldi Küresel piyasalardaki hareketlilik Kapalıçarşı fiyatlarına da yansıdı. Çeyrek altın 11.217 TL’ye yükselirken, yarım altın 22.840 TL’den, tam altın ise 45.516 TL’den işlem gördü. Gram altındaki yükselişin hem ons fiyatındaki hareketten hem de döviz piyasasındaki gelişmelerden destek aldığı belirtildi. Zayıflayan dolar altına talebi artırıyor GoldSilver Central Genel Müdürü Brian Lan, doların değer kaybetmesinin altın başta olmak üzere değerli metaller açısından destekleyici bir ortam oluşturduğunu belirtti. Doların haftayı kayıpla tamamlamaya yönelmesi, dolar üzerinden fiyatlanan altını diğer para birimlerini kullanan yatırımcılar için daha erişilebilir hale getirerek talebi destekliyor. ABD Hazinesinin tahvil hamlesi piyasaların odağında Altın fiyatlarını destekleyen önemli gelişmelerden biri de ABD Hazinesinin tahvil piyasasına ilişkin adımları oldu. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, hükümetin Hazine tahvillerine yönelik geri alım programını daha da genişletebileceğini açıkladı. Hazine Bakanlığı ise gelecek çeyrekte uzun vadeli tahviller için gerçekleştirilecek geri alım operasyonlarının büyüklüğünü en az 4 milyar dolara çıkaracağını daha önce duyurmuştu. Piyasalarda bu adımların likidite ve tahvil piyasası üzerindeki etkileri yakından izlenirken, güvenli liman talebinin de altın fiyatlarına destek verdiği değerlendiriliyor. Gözler Fed’in faiz kararlarında Altının önümüzdeki dönemdeki seyrinde ABD Merkez Bankasının para politikası kararları belirleyici olmaya devam edecek. Brian Lan, yükseliş eğiliminin sürdürülebilirliği açısından Fed’in faiz politikasına ilişkin vereceği mesajların kritik olduğunu ifade etti. ABD’de açıklanan son işsizlik maaşı başvuruları verisi, başvuruların geçen hafta hafif gerilediğini gösterdi. Temmuz ayında istihdamda yaşanan sürpriz düşüşe rağmen iş gücü piyasasının genel görünümünün istikrarlı kalması da para politikası beklentilerinde etkili oluyor. CME FedWatch verilerine göre piyasalar, Fed’in gelecek ay faizleri sabit tutma ihtimalini yüzde 64, faiz artırma ihtimalini ise yüzde 36 olarak fiyatlıyor. İran yaptırımları ve jeopolitik riskler izleniyor Jeopolitik gelişmeler de değerli metal piyasasının gündemindeki yerini koruyor. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Washington yönetiminin İran’a yönelik yeni dönemde “tarihin en sert yaptırımlarını” uygulayacağını açıklarken, artan jeopolitik belirsizliklerin güvenli liman olarak görülen altına yönelik ilgiyi etkileyebileceği değerlendiriliyor. Gümüş, platin ve paladyum da yükseldi Altındaki güçlü seyre diğer değerli metaller de eşlik etti. Spot gümüş yüzde 1,3 artışla 68,92 dolara yükselirken, platin yüzde 2,4 değer kazanarak 1.872,64 dolara çıktı. Paladyum ise yüzde 1,3 yükselişle 1.351,28 dolar seviyesine ulaştı. Gümüş, platin ve paladyumun da haftayı kazançla tamamlamaya hazırlandığı görüldü.

Körfez’de yapay zeka yatırımları büyüyor Haber

Körfez’de yapay zeka yatırımları büyüyor

Son 20 yılda dijital teknolojilere 250 milyar doların üzerinde yatırım yapan bölge, küresel veri merkezi kapasitesinde henüz sınırlı bir paya sahip olsa da yapımı ve planlaması süren projelerde hızla büyüyor. Ancak teknoloji bağımlılığı, nitelikli insan kaynağı açığı, kritik altyapıların güvenliği ve su tüketimi yeni risk alanları oluşturuyor. Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri, petrol gelirlerine dayalı ekonomik yapıyı çeşitlendirmek amacıyla yapay zeka ve dijital altyapı yatırımlarına ağırlık veriyor. Son 20 yılda yapay zeka, gelişmiş veri merkezleri, video oyunları ve dijital ekosistemlere 250 milyar doların üzerinde yatırım yapan Körfez ülkeleri, küresel teknoloji yarışında daha büyük bir rol üstlenmeye hazırlanıyor. Bölge bugün küresel veri merkezi kapasitesinin yüzde 1’inden biraz fazlasına sahip. Buna karşılık yapımı devam eden veri merkezi kapasitesinin yaklaşık yüzde 7’si, planlanan kapasitenin ise yaklaşık yüzde 6’sı Körfez ülkelerinde bulunuyor. Suudi Arabistan ve BAE öne çıkıyor Körfez'in yapay zeka ve veri merkezi yarışında Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri başı çekiyor. Riyad ve Abu Dabi yönetimleri, ulusal varlık fonlarının sağladığı finansman ve küresel teknoloji şirketleriyle yapılan iş birlikleriyle büyük ölçekli dijital altyapı projelerine yöneliyor. Bölgenin düşük maliyetli enerji kaynakları, güçlü finansal kapasitesi, deniz suyunu arıtma altyapısı ve Avrupa, Asya ile Afrika arasındaki stratejik konumu yatırımlar açısından önemli avantajlar sağlıyor. Ancak dijital dönüşümün hızlanması, Körfez ülkelerinin karşı karşıya olduğu riskleri tamamen ortadan kaldırmak yerine farklı alanlara taşıyor. Teknoloji bağımlılığı sürüyor Körfez ülkelerinin yapay zeka hedefleri, özellikle yarı iletkenler, grafik işlemcileri ve büyük bulut hizmetleri gibi kritik teknolojilerde yabancı şirketlere bağımlılığı devam ettiriyor. Bölgede gelişmiş bir yarı iletken üretim ekosistemi ve güçlü bir yerel yazılım mimarisi altyapısının henüz oluşmamış olması, teknoloji yatırımlarındaki dışa bağımlılığı önemli bir risk haline getiriyor. Benzer bir durum insan kaynağında da görülüyor. Yapay zeka, bulut bilişim ve yarı iletken teknolojilerindeki uzmanlara küresel ölçekte yüksek talep bulunması, Körfez ülkelerinin nitelikli çalışan ihtiyacını artırıyor. Veri merkezleri kritik altyapıya dönüşüyor Dijital ekonominin büyümesiyle birlikte veri merkezleri, deniz altı internet kabloları, bulut platformları ve dijital ağlar Körfez ekonomileri açısından kritik altyapılar haline geliyor. Finansal hizmetlerden kamu sistemlerine, akıllı şehirlerden şirketlerin tedarik zincirlerine kadar çok sayıda sektör bu altyapılara bağımlı hale geliyor. Bu durum, bölgedeki jeopolitik riskler açısından yeni bir kırılganlık alanı oluşturuyor. Büyük veri merkezleri fiziksel saldırılar açısından potansiyel hedef haline gelirken, deniz altı kabloları da dijital bağlantının sürekliliği açısından kritik önem taşıyor. Yapay zekanın su ihtiyacı tartışılıyor Körfez'in dijital dönüşümündeki en önemli sorunlardan biri ise su kaynakları. Tatlı su kaynaklarının sınırlı olduğu bölgede su ihtiyacının önemli bölümü deniz suyunun arıtılması yoluyla karşılanıyor. Standart bir hiper ölçekli veri merkezinin soğutulması için günde 1 ila 5 milyon litre su gerekebilmesi, veri merkezi yatırımlarının büyümesiyle birlikte su kaynakları üzerindeki baskının da artabileceğine işaret ediyor. Sanayi, konutlar ve dijital altyapı arasında su kullanımının nasıl dengeleneceği, Körfez ülkelerinin teknoloji yatırımlarında giderek daha önemli bir konu haline geliyor. Yeni teknoloji, yeni bağımlılıklar Körfez ülkelerinin yapay zeka yatırımları ekonomik çeşitlenme açısından önemli bir fırsat sunarken, bölgenin risk profilini de değiştiriyor. Enerji gelirlerine bağımlılığın azaltılması hedeflenirken bu kez yarı iletkenlerden bulut hizmetlerine, uzman insan kaynağından kritik dijital altyapılara kadar yeni bağımlılık alanları ortaya çıkıyor. Bu nedenle Körfez'in yapay zeka hamlesi yalnızca teknoloji yatırımları açısından değil; tedarik zincirlerinin güvenliği, operasyonel dayanıklılık, iş sürekliliği ve kritik altyapıların korunması açısından da stratejik önem taşıyor.

Altın yükselişte gözler ABD enflasyon verisinde Haber

Altın yükselişte gözler ABD enflasyon verisinde

Altın piyasasında hareketlilik devam ediyor. Küresel piyasalarda yatırımcıların gözü ABD’de açıklanacak temmuz ayı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verisine çevrilirken, altının ons fiyatı yeniden yükselişe geçti. Spot altının ons fiyatı 4 bin 414 dolar seviyesine yaklaşırken, yurt içinde gram altın 6 bin 767 TL seviyelerinde işlem görüyor. Altın fiyatlarında yükseliş Gram altın, ağustos ayının başından bu yana yükselişini sürdürürken yatırımcıların odağında ABD enflasyon verisi bulunuyor. Piyasalarda enflasyon verisinin, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) para politikasına ilişkin beklentiler üzerinde belirleyici olması bekleniyor. Enflasyonun beklentilerin altında kalması halinde Fed’in faiz politikasında daha gevşek bir tutum izleyebileceği beklentisi güçlenebilir. Bu durumun altın fiyatlarını desteklemesi beklenirken, yüksek bir enflasyon verisi ise faiz indirimi beklentilerini zayıflatarak altın üzerinde baskı oluşturabilir. Jeopolitik riskler de altını destekliyor Altın fiyatlarında makroekonomik gelişmelerin yanı sıra jeopolitik riskler de etkili oluyor. Orta Doğu’daki gelişmeler ve bölgedeki gerilimin devam etmesi, yatırımcıların güvenli liman olarak görülen altına yönelmesini destekleyen unsurlar arasında bulunuyor. 12 Ağustos 2026 güncel altın fiyatları Altın türü Alış Satış Gram altın 6.767,28 TL 6.768,41 TL Ons altın 4.413,88 $ 4.414,61 $ Çeyrek altın 10.826,36 TL 11.064,64 TL Yarım altın 21.618,07 TL 22.163,03 TL Tam altın 43.774,00 TL 44.066,00 TL Cumhuriyet altını 43.303,96 TL 44.121,92 TL Ziynet altını 43.371,67 TL 44.190,50 TL Ata altın 44.251,55 TL 45.375,74 TL 14 ayar bilezik 3.681,32 TL 4.897,80 TL 22 ayar bilezik 6.126,28 TL 6.339,77 TL Altın fiyatlarının gün içindeki seyri, ABD enflasyon verisinin yanı sıra doların ve tahvil faizlerinin hareketine göre şekillenmeye devam edecek.

Altın fiyatları yükselişini sürdürüyor Haber

Altın fiyatları yükselişini sürdürüyor

Ons altın 4.127 dolara yükselirken gram altın 6.400 TL sınırına yaklaştı. Piyasaların odağında ise ABD istihdam verileri ve Fed'in faiz politikası bulunuyor. Altın fiyatları, küresel piyasalarda doların değer kaybetmesi ve enerji fiyatlarındaki düşüşün enflasyon baskılarını hafifleteceği beklentisiyle yükselişini sürdürdü. Güvenli liman talebinin artmasıyla birlikte hem ons altın hem de gram altın değer kazandı. Spot altın yüzde 1,3 yükselerek ons başına 4.127,04 dolara çıkarken, ABD altın vadeli işlemleri yüzde 0,8 primle 4.184,40 dolardan işlem gördü. Gram altın 6.400 TL'ye yaklaştı Küresel piyasalardaki yükselişin etkisi iç piyasaya da yansıdı. Gram altın gün içerisinde 6.381 TL seviyesini görerek 6.400 TL sınırına yaklaştı. Uzmanlar, gram altının seyrinde ons altın fiyatı ile dolar/TL kurunun belirleyici olmaya devam ettiğini ifade ediyor. Güncel altın fiyatları Piyasalarda işlem gören güncel fiyatlar şöyle: Gram altın: 6.400 TL sınırında Çeyrek altın: 10.343 TL Yarım altın: 20.665 TL Tam altın: 41.193 TL 22 ayar bilezik (gram): 5.927 TLOns altın: 4.127,04 dolarDoların zayıflaması altını destekledi ABD Dolar Endeksi'ndeki gerileme, dolar cinsinden fiyatlanan altını yabancı yatırımcılar açısından daha cazip hale getirdi. Piyasalarda doların zayıf seyri ve ABD tahvil faizlerindeki düşüş, faiz getirisi bulunmayan altına olan talebi artıran en önemli faktörler arasında gösteriliyor. Petrol fiyatlarındaki düşüş etkili oldu Petrol fiyatlarında son günlerde yaşanan sert gerileme de altın fiyatlarını destekleyen gelişmeler arasında yer aldı. Enerji maliyetlerindeki düşüşün enflasyon baskısını azaltabileceği beklentisi, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) ilave faiz artırımı yapma ihtimalini zayıflattı. Bu gelişme, güvenli liman olarak görülen altına yönelik talebin artmasına katkı sağladı. Diplomatik gelişmeler piyasaları etkiliyor Katar'ın, ABD ile İran arasındaki diplomatik girişimlerde ilerleme sağlandığını açıklaması petrol fiyatlarının gerilemesine neden olurken, bu gelişme dolaylı olarak altın piyasasını da destekledi. İran yönetimi ise ABD Başkanı Donald Trump'ın müzakerelerin başladığı yönündeki açıklamalarını doğrulamadı. Taraflardan gelen farklı açıklamalar nedeniyle jeopolitik riskler yakından izlenmeye devam ediyor. OANDA Kıdemli Piyasa Analisti Kelvin Wong, petrol fiyatlarındaki gerilemenin devam etmesi halinde altın fiyatlarının ilave destek bulabileceğini değerlendirdi. Fed beklentileri değişiyor Piyasalarda Fed'in 15-16 Eylül toplantısında faiz artırma ihtimali yüzde 59 seviyesinde fiyatlanıyor. Bu oran bir gün önce yüzde 67 düzeyindeydi. Faiz artışı beklentilerindeki gerileme, faiz getirisi olmayan altın üzerindeki baskıyı azaltarak yükselişi destekliyor. Gözler ABD istihdam verilerinde Yatırımcılar şimdi ABD'de açıklanacak ADP özel sektör istihdam verisi ile cuma günü yayımlanacak tarım dışı istihdam raporuna odaklandı. Beklentilerin altında gelecek istihdam verilerinin Fed'in faiz artırımı ihtimalini daha da azaltabileceği ve altın fiyatlarına destek sağlayabileceği değerlendiriliyor. Gümüş ve platin de yükseldi Altındaki yükseliş diğer değerli metallere de yansıdı. Spot gümüş yüzde 1,9 artışla ons başına 60,64 dolara yükselirken, platin yüzde 1,4 primle 1.758,35 dolara çıkarak haziran ortasından bu yana en yüksek seviyesini gördü. Paladyum ise yüzde 0,9 yükselişle 1.365,62 dolardan işlem gördü.

Petrol 87 doları aştı Haber

Petrol 87 doları aştı

Brent petrolün varil fiyatı 87 doların üzerine çıkarken, ABD Batı Teksas (WTI) ham petrolü ise 82 dolar seviyesine ulaştı. İşlemlerin ilk bölümünde yükselişe geçen Brent petrol, yüzde 3,63 değer kazanarak 87,14 dolar seviyesine çıkarken, WTI petrol de yüzde 3,46 artışla 82 dolar seviyesinde işlem gördü. Böylece önceki seansta yaşanan kayıpların önemli bölümü telafi edildi. ABD stokları 3,3 milyon varil geriledi Piyasa kaynaklarının Amerikan Petrol Enstitüsü (API) verilerine dayandırdığı bilgilere göre, 24 Temmuz'da sona eren haftada ABD ham petrol stokları yaklaşık 3,3 milyon varil azaldı. Aynı dönemde benzin stokları 918 bin varil, distilat stokları ise 355 bin varil arttı. Piyasaların gözü ise gün içerisinde açıklanacak ABD Enerji Enformasyon İdaresi (EIA) verilerine çevrildi. Orta Doğu'daki gerilim arz endişelerini artırdı Petrol piyasasında yükselişi destekleyen bir diğer unsur ise Orta Doğu'da yeniden artan jeopolitik riskler oldu. Irak'taki İran destekli gruplara yönelik hava saldırıları, İran ile ABD arasındaki gerilimin yeniden tırmanması ve Hürmüz Boğazı'na ilişkin belirsizlikler, küresel petrol arzında aksama yaşanabileceği endişelerini güçlendirdi. İran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiğine yönelik önerilere sıcak bakmaması ve boğaz üzerindeki kontrol taleplerini sürdürmesi de fiyatlar üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturdu. Fed beklentileri de yakından izleniyor Analistler, petrol fiyatlarındaki yükselişin yalnızca enerji piyasaları açısından değil, küresel enflasyon ve para politikaları açısından da önem taşıdığına dikkat çekiyor. Petrol fiyatlarının yüksek seviyelerde kalıcı olması halinde enflasyon baskılarının yeniden güçlenebileceği, bunun da ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz politikasına ilişkin beklentileri etkileyebileceği değerlendiriliyor.

ABD borsalarında sessiz alarm Haber

ABD borsalarında sessiz alarm

Uzmanlara göre piyasadaki görünüm sağlıklı bir sektör rotasyonundan çok, yatırımcıların zorunlu pozisyon tasfiyesine işaret ediyor ve bu durum yeni bir düzeltme riskini artırıyor. ABD hisse senedi piyasalarında ilk bakışta sakin bir görünüm hakim olsa da, endeksin perde arkasında dikkat çekici hareketlilik yaşanıyor. Gösterge S&P 500 Endeksi dar bir bantta işlem görmeye devam ederken, sektörler arasındaki performans farkı son yılların en yüksek seviyelerine ulaştı. Piyasa analiz şirketi Sevens Report verilerine göre, 2026 yılı başından bu yana S&P 500'de en iyi ve en kötü performans gösteren sektörler arasındaki haftalık getiri farkı sekiz kez çift haneli seviyelere çıktı. Uzmanlar, benzer bir tablonun bu yüzyılda yalnızca 2000, 2001 ve 2009 yıllarında görüldüğüne dikkat çekiyor. Endeks sakin, piyasa hareketli ABD piyasalarının korku göstergesi olarak kabul edilen VIX Endeksi, yaklaşık 18 seviyesinde seyrederek düşük volatilite sinyali veriyor. Ancak sektör ve hisse bazındaki fiyat hareketleri bunun tam tersini gösteriyor. Endeks genelinde görülen yatay seyir, bazı sektörlerde yaşanan sert yükselişlerin diğer sektörlerdeki güçlü satışlarla dengelenmesinden kaynaklanıyor. Bu da piyasa genelinin olduğundan daha sakin görünmesine neden oluyor. "Bu normal bir sektör rotasyonu değil" Sevens Report Analisti Tyler Richey, geçmişte benzer ayrışmaların yaşandığı dönemlerin büyük bölümünde piyasalarda sert dalgalanmalar ve önemli zirvelerin oluştuğunu belirtiyor. BTIG LLC Baş Piyasa Teknisyeni Jonathan Krinsky ise yaşanan hareketlerin klasik sektör rotasyonundan farklı olduğunu ifade ediyor. Krinsky'ye göre piyasadaki fiyatlamalar, yatırımcıların belirli pozisyonları isteyerek değiştirmesinden çok, risk azaltmak amacıyla zorunlu pozisyon kapatmalarını yansıtıyor. Piyasa genişliği zayıflıyor Analistlerin dikkat çektiği bir diğer unsur ise piyasa genişliğindeki bozulma. S&P 500 endeksi yatay seyrederken bazı hisseler güçlü yükselişler kaydediyor, buna karşılık çok sayıda hisse sert değer kaybediyor. Bu durum, endeks performansı ile piyasadaki genel eğilim arasında belirgin bir uyumsuzluk oluştuğunu gösteriyor. Uzmanlar, sağlıklı boğa piyasalarında yükselişin daha geniş bir hisse grubuna yayılması gerektiğini, mevcut tabloda ise yükselişin sınırlı sayıda hisse tarafından taşındığını vurguluyor. Jeopolitik riskler ve yapay zekâ belirsizliği Piyasadaki dalgalanmayı artıran başlıca faktörler arasında Orta Doğu'daki jeopolitik gelişmeler de yer alıyor. Yatırımcılar, İran kaynaklı gelişmelerin enerji fiyatları, küresel enflasyon ve merkez bankalarının para politikalarına olası etkilerini yakından izliyor. Öte yandan son iki yılın en güçlü yatırım teması olan yapay zekâ konusunda da soru işaretleri artmaya başladı. Yüksek değerlemelerin sürdürülebilirliği ve yapay zekâ yatırımlarının şirket kârlılıklarına ne ölçüde katkı sağlayacağı, özellikle teknoloji hisselerinde sert fiyat hareketlerine neden oluyor. Bilanço sezonu oynaklığı artırıyor ABD'de devam eden bilanço sezonu da sektörler arasındaki ayrışmayı hızlandırıyor. Şirketlerin açıkladığı finansal sonuçlar ve gelecek döneme ilişkin beklentiler, yatırımcıların sektörler arasında hızla pozisyon değiştirmesine yol açıyor. Bu nedenle endeks genel olarak sakin görünse de hisse bazındaki oynaklık yüksek seviyesini koruyor. Analistler temkinli olunması gerektiğini söylüyor Uzmanlar, S&P 500'ün güçlü görünümünün piyasanın tamamını yansıtmadığı görüşünde birleşiyor. Sektörler arasındaki olağan dışı performans farkları, zayıflayan piyasa genişliği, jeopolitik riskler ve teknoloji hisselerindeki yüksek değerlemeler birlikte değerlendirildiğinde, ABD borsalarında önümüzdeki dönemde düzeltme olasılığının göz ardı edilmemesi gerektiği belirtiliyor. Piyasa uzmanlarına göre yatırımcıların yalnızca endeks seviyelerine değil, endeksin altında oluşan sektör dinamiklerine ve sermaye akımlarına da dikkat etmesi, önümüzdeki süreçte daha sağlıklı yatırım kararları alınması açısından kritik önem taşıyor.

Temmuz 2026 faiz oranı açıklandı Haber

Temmuz 2026 faiz oranı açıklandı

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, 23 Temmuz 2026 tarihinde gerçekleştirilen Para Politikası Kurulu toplantısının ardından faiz kararını açıkladı. Piyasaların yakından izlediği TCMB faiz kararı kapsamında politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranında değişikliğe gidilmedi. Böylece Merkez Bankası faiz oranı yüzde 37 seviyesinde korunurken, gözler enflasyonun seyri ve 10 Eylül 2026 tarihinde açıklanacak bir sonraki faiz kararına çevrildi. Merkez Bankası Faiz kararı Merkez Bankası faiz kararı ne oldu sorusu, Temmuz 2026 Para Politikası Kurulu toplantısının ardından yanıt buldu. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, politika faizini yüzde 37 seviyesinde sabit bıraktı. TCMB faiz kararı ile birlikte politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranında değişiklik yapılmadı. Böylece Merkez Bankası faiz oranı, haziran ayındaki toplantının ardından temmuz ayında da yüzde 37 düzeyinde korundu. Kararla birlikte TCMB, 2026 yılının ocak ayında gerçekleştirdiği 100 baz puanlık indirimin ardından üst üste dört toplantıda politika faizini değiştirmemiş oldu. Temmuz 2026 tcmb faiz kararı yüzde kaç oldu? Temmuz 2026 TCMB faiz kararı kapsamında politika faizi yüzde 37 olarak belirlendi. Merkez Bankası, yılın beşinci Para Politikası Kurulu toplantısında faiz oranını değiştirmeyerek mevcut sıkı para politikası duruşunu sürdürdü. Merkez Bankası faiz kararı; mevduat faizleri, kredi maliyetleri, döviz kuru, altın fiyatları ve Borsa İstanbul’daki fiyatlamalar açısından yakından takip ediliyor. Politika faizinin sabit tutulması, TCMB’nin para politikasında hızlı bir gevşeme adımı yerine enflasyon verilerini ve ekonomik gelişmeleri izlemeyi tercih ettiğine işaret ediyor. Merkez Bankası 2026 faiz kararları Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın 2026 yılında aldığı faiz kararları şöyle: 22 Ocak 2026: 100 baz puan indirim yapıldı, politika faizi yüzde 38’den yüzde 37’ye çekildi. 12 Mart 2026: Politika faizi yüzde 37 seviyesinde sabit bırakıldı. 22 Nisan 2026: Politika faizi yüzde 37 seviyesinde sabit bırakıldı. 11 Haziran 2026: Politika faizi yüzde 37 seviyesinde sabit bırakıldı. 23 Temmuz 2026: Politika faizi yüzde 37 seviyesinde sabit bırakıldı. Böylece Merkez Bankası, ocak ayında yaptığı faiz indiriminin ardından mart, nisan, haziran ve temmuz aylarında politika faizini değiştirmedi. 2026 Merkez Bankası toplantı takvimi Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın resmi Para Politikası Kurulu takvimine göre 2026 yılının kalan faiz kararları 10 Eylül, 22 Ekim ve 10 Aralık tarihlerinde açıklanacak. Toplantı tarihi – Karar özeti – Politika faizi 22 Ocak 2026 – 100 baz puan indirim – yüzde 37 12 Mart 2026 – Sabit bırakıldı – yüzde 37 22 Nisan 2026 – Sabit bırakıldı – yüzde 37 11 Haziran 2026 – Sabit bırakıldı – yüzde 37 23 Temmuz 2026 – Sabit bırakıldı – yüzde 37 10 Eylül 2026 – Gelecek toplantı – Henüz açıklanmadı 22 Ekim 2026 – Gelecek toplantı – Henüz açıklanmadı 10 Aralık 2026 – Gelecek toplantı – Henüz açıklanmadı Faiz kararı neden sabit kaldı? Merkez Bankası faiz kararında enflasyonun seviyesi ve ana eğilimi, iç talepteki gelişmeler, döviz kuru hareketleri, enerji fiyatları, küresel ekonomik görünüm ve jeopolitik riskler etkili oluyor. Politika faizinin temmuz ayında da yüzde 37 seviyesinde sabit tutulması, TCMB’nin enflasyondaki düşüş eğiliminin kalıcılığını görmek istediği şeklinde değerlendiriliyor. Haziran ayında açıklanan önceki kararda da TCMB, politika faizini yüzde 37’de tutmuş; gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 40, gecelik vadede borçlanma faiz oranını ise yüzde 35,5 seviyesinde korumuştu. Enflasyon yüzde kaç oldu? Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan son verilere göre tüketici fiyatları Haziran 2026’da bir önceki aya kıyasla yüzde 0,99 arttı. Yıllık enflasyon ise yüzde 32,11 seviyesinde gerçekleşti. Tüketici fiyatlarındaki artış, 2025 yılının aralık ayına göre yüzde 17,76 olurken on iki aylık ortalamalara göre enflasyon yüzde 32,03 olarak hesaplandı. Son açıklanan enflasyon verileri şöyle: Aylık enflasyon: Yüzde 0,99 Yıllık enflasyon: Yüzde 32,11 2025 yılı aralık ayına göre değişim: Yüzde 17,76 On iki aylık ortalamalara göre değişim: Yüzde 32,03 Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi ise Haziran 2026’da aylık yüzde 1,80, yıllık yüzde 28,09 arttı. Enflasyon faiz kararını nasıl etkiliyor? Enflasyon görünümü, Merkez Bankası faiz kararının temel belirleyicileri arasında yer alıyor. TCMB, politika faizini belirlerken aylık enflasyon gelişmelerini, fiyat artışlarının ana eğilimini, enflasyon beklentilerini ve iç talebin gücünü birlikte değerlendiriyor. Yıllık tüketici enflasyonunun yüzde 32,11 seviyesinde bulunmasına karşın politika faizinin yüzde 37 düzeyinde tutulması, sıkı para politikası duruşunun korunması açısından önemli görülüyor. Enflasyonda belirgin ve kalıcı bir gerileme sağlanması, gelecek dönemde faiz indirimi için alan oluşturabilir. Ancak enerji fiyatları, döviz kuru, ücret ve vergi ayarlamaları ile jeopolitik gelişmelerin enflasyon üzerindeki olası etkileri, faiz kararlarında ihtiyatlı hareket edilmesine neden olabilir. Politika faizinin yüzde 37 seviyesinde sabit bırakılması, bankaların fonlama maliyetleri ile mevduat ve kredi faizlerinin kısa vadeli seyri açısından önem taşıyor. Faiz oranının değiştirilmemesi, mevcut para politikası sıkılığının korunacağı anlamına geliyor. Bununla birlikte bankaların uyguladığı ihtiyaç, konut ve taşıt kredisi faizleri yalnızca politika faizine göre belirlenmiyor. Bankaların kaynak maliyetleri, mevduat toplama ihtiyacı, vade yapısı, kredi riski ve makroihtiyati düzenlemeler de tüketici ve ticari kredi faizlerini etkiliyor. Mevduat ve kredi faizleri nasıl etkilenir? Merkez Bankası faiz kararı, bankaların Türk lirası mevduata sunduğu getiriler açısından yakından izleniyor. Politika faizinin sabit tutulması, mevduat faizlerinde kısa vadede sert bir değişiklik oluşmayabileceğine işaret ediyor. Kredi faizlerinde ise bankaların maliyetleri ve kredi politikaları belirleyici olmaya devam edecek. İhtiyaç, konut, taşıt ve ticari kredi faizlerinde bankadan bankaya farklılık görülebilecek. TCMB’nin sıkı para politikası duruşunu koruması, kredi büyümesinin kontrollü seyretmesi ve Türk lirası tasarrufların desteklenmesi bakımından önem taşıyor. DOLAR, ALTIN VE BORSA FAİZ KARARINDAN NASIL ETKİLENİR? Merkez Bankası faiz kararı sonrasında piyasalarda ilk olarak döviz kurları, gram altın, tahvil faizleri ve Borsa İstanbul’daki hareketler takip ediliyor. Politika faizinin piyasa beklentilerine paralel biçimde sabit bırakılması durumunda fiyat hareketleri sınırlı kalabilir. Buna karşılık karar metninde para politikasının geleceğine ilişkin verilen mesajlar, piyasalarda kararın kendisinden daha etkili olabilir. Yatırımcılar özellikle enflasyon görünümü, olası faiz indiriminin zamanı, Türk lirası likiditesi ve sıkı para politikasının ne kadar sürdürüleceğine ilişkin ifadeleri izleyecek. Merkez Bankası bir sonraki faiz kararı ne zaman? Merkez Bankası’nın bir sonraki faiz kararı 10 Eylül 2026 tarihinde açıklanacak. TCMB’nin resmi toplantı takvimine göre eylül ayındaki kararın özeti ise 17 Eylül 2026 tarihinde yayımlanacak. Eylül ayındaki toplantıya kadar açıklanacak temmuz ve ağustos enflasyon verileri, döviz kuru hareketleri, iç talepteki görünüm ve küresel piyasalardaki gelişmeler yakından izlenecek. Piyasalar, gelecek toplantıda politika faizinin yeniden sabit bırakılması veya faiz indirimi yapılması ihtimalini açıklanacak ekonomik verilere göre fiyatlayacak. Piyasaların odağında enflasyon verileri olacak Temmuz 2026 Merkez Bankası faiz kararının ardından piyasaların odağı yeniden enflasyon verilerine çevrildi. Özellikle aylık enflasyonun ana eğilimi, hizmet fiyatları, kira artışları ve enerji maliyetleri para politikasının yönü açısından önem taşıyacak. TCMB’nin gelecek faiz kararlarında toplantı bazlı ve veri odaklı yaklaşımını sürdürmesi beklenirken, enflasyonda kalıcı gerileme görülmeden hızlı bir faiz indirimi sürecinin başlaması ihtiyatla değerlendiriliyor. Merkez Bankası faiz kararı kapsamında politika faizinin yüzde 37 seviyesinde sabit bırakılması, enflasyonla mücadelede sıkı para politikası duruşunun temmuz ayında da devam ettiğini gösterdi.

Bakır fiyatları arz endişeleriyle yükselişte Haber

Bakır fiyatları arz endişeleriyle yükselişte

Üç ay vadeli bakırın tonu yüzde 0,08 artışla 13 bin 819 dolara çıkarken, enerji fiyatlarındaki yükseliş ve jeopolitik riskler sanayi metalleri piyasasında dalgalanmaya neden oldu. Küresel emtia piyasalarında bakır fiyatları, arz tarafındaki sıkışıklığın etkisiyle yükseliş eğilimini koruyor. Londra Metal Borsası'nda (LME) üç ay vadeli bakır kontratı yüzde 0,08 değer kazanarak ton başına 13 bin 819 dolara yükseldi. Piyasa analistleri, LME ve Şanghay'da takip edilen kullanılabilir bakır stoklarının son aylarda hızla azalmasının fiziki arz üzerindeki baskıyı artırdığını belirtiyor. Özellikle Çin'in ithal bakır talebinin önemli göstergelerinden biri olan Yangshan bakır primi, ton başına 115 dolara çıkarak son yılların en yüksek seviyesine ulaştı. Galaxy Futures analistleri ise yükselen bakır fiyatlarıyla birlikte artan primlerin, nihai kullanıcıların alımlarını sınırlamaya başladığını ifade etti. Buna karşın, arz tarafındaki sıkışıklığın fiyatları desteklemeye devam ettiği değerlendiriliyor. Bakır piyasasında fiyatlara destek veren bir diğer unsur ise ABD'nin rafine bakıra yönelik olası gümrük tarifesi öncesinde ülkeye yapılan güçlü sevkiyatlar oldu. Yatırımcılar, Washington yönetiminin tarifeye ilişkin ayrıntılarını yakından izlemeyi sürdürüyor. LME'de peşin bakır ile üç ay vadeli kontratlar arasındaki fiyat farkının ters piyasa görünümünü koruması, kısa vadede arz baskısının devam ettiğine işaret ediyor. Öte yandan, jeopolitik gelişmeler ve yükselen petrol fiyatları sanayi metalleri üzerinde baskı oluşturmaya devam ediyor. İran destekli Husilerin Kızıldeniz'de petrol tankerlerini hedef aldıklarını açıklamasının ardından petrol fiyatları son altı haftanın en yüksek seviyelerine çıktı. Artan enerji maliyetleri enflasyon endişelerini güçlendirirken, yüksek faiz beklentileri de metal talebine ilişkin soru işaretlerini artırıyor. Bakırın yanı sıra LME'de işlem gören diğer sanayi metallerinde de yükseliş görüldü. Alüminyum, çinko, kurşun, nikel ve kalay fiyatları günü artıda tamamlarken, Şanghay Vadeli İşlemler Borsası'nda da benzer şekilde sanayi metallerinin genelinde değer artışı kaydedildi.

İnşaat sektörünü kamu yatırımları ayakta tutuyor Haber

İnşaat sektörünü kamu yatırımları ayakta tutuyor

İnşaat sektörüne ilişkin ikinci çeyrek verileri, sektörün ekonomik büyümeye katkısını sürdürmesine rağmen finansman koşullarındaki sıkılaşmanın etkisinin giderek daha belirgin hale geldiğini gösteriyor. Analizlere göre kamu yatırımları büyümeyi desteklemeye devam ederken, özel sektör yatırımlarındaki yavaşlama sektörün büyüme hızını sınırlıyor. Türkiye ekonomisi yılın ilk çeyreğinde yüzde 2,5 büyürken, inşaat sektörü yüzde 3,2, gayrimenkul faaliyetleri ise yüzde 3 büyüme kaydetti. Böylece sektör üst üste 14 çeyrektir büyümesini sürdürmesine rağmen, önceki yıllarda görülen yüksek büyüme temposunun gerisinde kaldı. Raporda, sıkı para politikası, yüksek faiz ortamı ve krediye erişimde yaşanan güçlüklerin yatırım kararları üzerinde belirleyici olmaya devam ettiği belirtiliyor. Deprem bölgesindeki yeniden inşa faaliyetleri ile kamu altyapı yatırımları sektöre destek sağlarken, özel sektör yatırımlarındaki zayıflık büyümenin önündeki temel engeller arasında gösteriliyor. Üretim göstergeleri ise sektörün kapasitesini koruduğuna işaret ediyor. Yapı ruhsatlarındaki artış yeni projeler açısından olumlu sinyal verirken, inşaat güven endeksinin eşik değer olan 100 puanın altında kalmayı sürdürmesi sektör temsilcilerinin geleceğe ilişkin temkinli beklentilerini ortaya koyuyor. İşçilik ve finansman maliyetleri de şirketlerin kârlılığı üzerindeki baskısını sürdürüyor. Konut piyasasında haziran ayında hareketlenme gözlendi. İlk el konut satışları geçen yılın aynı ayına göre yüzde 23,1, ikinci el satışlar ise yüzde 12,5 arttı. Buna rağmen ilk el satışlardaki toparlanmanın sınırlı kalması, yeni konut üretimini destekleyecek talep koşullarının henüz kalıcı şekilde güçlenmediğine işaret ediyor. Finansman tarafında ise ipotekli konut satışlarında artış yaşansa da krediyle yapılan satışların toplam satışlar içindeki payı yaklaşık yüzde 20 seviyesinde kaldı. Bu görünüm, konut finansmanında tam anlamıyla normalleşme sağlanamadığını ve kredi maliyetlerinin satın alma kararları üzerindeki etkisini sürdürdüğünü gösteriyor. Uluslararası müteahhitlik hizmetlerinde ise küresel gelişmeler belirleyici olmaya devam ediyor. Yılın ilk yarısında yurt dışında üstlenilen proje hacmi 2,7 milyar dolar seviyesinde gerçekleşirken, jeopolitik riskler ve küresel finansman koşullarının uluslararası proje pazarında büyümeyi sınırladığı değerlendiriliyor. Analizde ayrıca küresel ekonomide büyüme beklentilerinin aşağı yönlü revize edildiği, jeopolitik gerilimler, enerji piyasalarındaki oynaklık ve sıkı para politikalarının hem dünya ekonomisi hem de inşaat sektörü açısından belirsizlikleri artırdığı vurgulanıyor. Bu versiyon, basın bültenindeki tanıtım dilini çıkararak farklı kaynaklardan derlenmiş araştırma haberi formatına dönüştürülmüş bir metindir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.