SON DAKİKA
Hava Durumu

#Jeopolitik Risk

Ekometre - Jeopolitik Risk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Jeopolitik Risk haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Barış masasının devrilmesi dünyadaki ticaret dengelerini bozacak Haber

Barış masasının devrilmesi dünyadaki ticaret dengelerini bozacak

Ortaya çıkan tablonun, mevcutta devam eden belirsizliği daha da artacağını belirten DIŞYÖNDER Başkanı Dr. Hakan Çınar, konuya ilişkin olarak “en büyük belirsizlik ne olacak diye düşündüğümüzde, şüphesiz ilk akla gelen soru bundan sonra Hürmüz Boğazı’na ilişkin İran’ın nasıl bir aksiyon alacağı, ardından da petrolün seyri olacak. Bu günden itibaren Hürmüz Boğazı riski kalıcı bir fiyatlama unsuru haline gelebilir, enerji fiyatları artık sadece arz-talep değil jeopolitik risk primiyle belirlenmeye başlar ve navlun piyasasında geçici oynaklık değil, kalıcı bir belirsizlik dönemine girilir. Sigorta maliyetleri de savaş riski ile daha fazla yükseliş gösterecektir. Savaşın sona ermeyecek olması ile birlikte dünyadaki petrol ve doğalgaz fiyatlarında üretim maliyetleri yukarı seyredecek, ülkemiz ve bizim gibi enerjide önemli ölçüde dışa bağımlı ülkeler için rekabette önemli bir kayıp dönemine girilecektir. Öte yandan lojistik süreler açısından bakıldığında alternatif rotalara yönelineceği için süre ve maliyet artışları da yaşanacaktır. Körfez ve Kızıldeniz hattının yüksek riskli bir koridor olduğu düşünüldüğünde buradaki durum dezavantajlara yol açacak, CDS ve risk primi oynaklığı ile finansmana erişim de zorlaşacaktır. Üretimdeki aksamalar ile firmaların stok politikaları değişeceğinden just in time modeli gitgide zayıflayacaktır. Firmaların daha fazla stok tutmak zorunda kalması da kritik girdilerde mali yükü arttıracak, yanı sıra depolama ve finansman maliyetleri de yükselecektir.” Küresel stagflasyon riskini daha fazla konuşacağız Çınar sözlerine şöyle devam etti: “Dünya artık daha fazla küresel stagflasyon riski altında diyebilirim. Stagflasyon; ekonomik durgunluk, yüksek enflasyon ve artan işsizlik oranlarının aynı anda yaşandığı, klasik ekonomik politika araçlarının etkisiz kaldığı nadir ve zor bir süreçtir. Bugün küresel ölçekte yaşanan gelişmeler, bu riskin yalnızca teorik bir ihtimal olmaktan çıkıp somut bir senaryo haline gelmeye başladığını göstermekte. Bu dezavantajların tamamı ülkeler arası ticaretin öncelikle azalacağını işaret ediyor. Elbette bir gün bu savaş bitecek ve her şey normale dönecek, ancak o esnada kazananlar ve kaybedenler olacak. Ülkemiz açısından bakıldığında enerji maliyetlerinin yükelmesi dezavantaj olsa da, pek çok avantaja da sahip konumda olduğumuza işaret etmek isterim. Avrupa’ya yakınlığımız, olumlu bir dönüşe ve tekstil ve hazır giyim başta olmak üzere bazı sektörlerde siparişlerin artmasına neden olacaktır. Bu durum ülkemiz için lojistik üs olma şansını da güçlendirecektir. Dünyadaki dış ticaret dengeleri bozulacak, ama gelişmelerin bir kısmı bizim lehimize olacaktır.” Hedef pazarı sadece Ortadoğu ve Afrika ülkeleri olan ihracatçılarımızın ise bir süre alternatif bölgelere yönelip bu dönemi atlatmalarının ama ilişkilerini sürdürmenin gerektiğini savunan Çınar sözlerini “savaş her ne kadar istemediğimiz bir durum yaratmış olsa da, Türkiye’nin bu yeni çizilen tablodaki yerinin daha önemli hale geleceğine ve dış ticarette güçleneceğine inanıyorum. Yeter ki bu dönemde iç sistemlerimizi ve bürokrasilerimizi doğru yönetmeyi başaralım” diyerek noktaladı.

Brent ve WTI dengesi tersine döndü Haber

Brent ve WTI dengesi tersine döndü

Piyasada artık “kâğıt fiyat” değil, gerçek arz konuşuluyor. Giderek şiddetlenen çatışma, uluslararası enerji piyasalarında ani şok dalgaları yaratıyor. Durumun uzaması halinde, küresel enerji tedarik zincirlerinde ciddi aksamaların kaçınılmaz olacağı endişesi petrol piyasasında alışılmış fiyat dinamiklerini altüst ediyor. Küresel referans Brent’in spot fiyatı varil başına 140 doların üzerine çıkarak 2008 krizinden bu yana en yüksek seviyeyi test ederken, nadiren görülen bir fiyat kırılması oldu: WTI, Brent’in üzerine çıkıp son dört yılın zirvesine yerleşti. Piyasada artık yalnızca jeopolitik risk primi değil, doğrudan arz tehdidi fiyatlanıyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik sert müdahale sinyali ve boğazın yeniden açılmasına dair belirsizlik, yatırımcıları hızla pozisyon kapatmaya zorladı. Son bir haftada mayıs vadeli WTI fiyatı yaklaşık yüzde 12 artarak 111,5 dolar seviyesine yerleşti. WTI son 1 ayda yüzde 37 yükseldi. Haziran vadeli Brent’in fiyatı da aylık olarak yüzde 27 artarak 109 dolar civarında seyrediyor. ABD Petrolü erişilebilir ve güvenilir görülüyor Ekonomim'den Evrim Küçük'ün haberine göre, normal şartlarda deniz yoluyla taşınan ve küresel arzı temsil eden Brent, WTI’ya göre primli işlem görür. Ancak Hürmüz Boğazı’ndaki fiili tıkanma bu ilişkiyi tersine çevirdi. Tanker trafiğinin çökmesi ve sevkiyatların durma noktasına gelmesiyle alıcılar için ABD kaynaklı WTI, erişilebilir ve taşınabilir varil avantajıyla “güvenli petrol” konumuna yükseldi. Bu da WTI fiyatlarına hızlı bir yükseliş olarak yansıyor. Vadeli ve gerçek işlemde devasa makas Fiziki piyasadaki stres, vadeli işlemler ile gerçek yüklemeler arasındaki makası da açtı. Spot Brent olarak bilinen ve gerçek yükleme tarihlerini yansıtan fiziki fiyatlar 18 yılın zirvesi 141 doların üzerine çıkarken, vadeli kontratlar 109 dolar civarında kaldı. Bu ayrışma, piyasada kâğıt işlemlerden çok fiziksel varile erişimin belirleyici hale geldiğini gösteriyor. Arz daralması şoku Uzmanlara göre bu durum klasik bir arz daralması şoku. Hürmüz’den geçen küresel petrolün yaklaşık %20’si risk altında bulunurken, sigorta maliyetleri, gecikmeler ve rota değişimleri arzı fiilen azaltıyor. Uluslararası Enerji Ajansı bu süreci “tarihin en ciddi arz şoklarından biri” olarak tanımlıyor. Artan belirsizlik, petrol piyasasında volatiliteyi keskin şekilde yükseltirken, fiyatlamanın merkezi de değişiyor. Brent hâlâ küresel riski yansıtsa da, akışların aksaması nedeniyle anlık referans olma özelliğini kaybediyor. Buna karşılık WTI, teslim edilebilir varil avantajıyla acil talebin adresi haline geliyor. Uzmanlara göre, piyasanın verdiği mesaj net: Petrol artık sadece bir finansal enstrüman değil, ulaşılabilir bir fiziksel kaynak olarak fiyatlanıyor. Çatışmanın uzaması halinde bu kırılmanın kalıcı hale gelmesi ve fiyatların yeni zirveleri test etmesi olasılığı güçleniyor. WTI daha kaliteli, Brent daha ticari Küresel petrol piyasasında fiyatlamanın iki ana referansı olan Brent ve WTI, hem coğrafi kaynakları hem de piyasa dinamikleri açısından belirgin farklılıklar gösteriyor. Brent petrolü, Kuzey Denizi çıkışlı olup Avrupa, Afrika ve Ortadoğu piyasaları için temel fiyat göstergesi kabul edilirken, dünya ticaretinin yüzde 70’ten fazlasının fiyatlanmasında rol oynuyor. Deniz erişimi sayesinde taşımada esneklik sunması da Brent’i küresel arz şoklarına karşı daha hassas hale getiriyor. Brent “tatlı” petrol grubunda, ama WTI’a göre biraz daha kükürtlü. ABD merkezli Batı Teksas ham petrolü (WTI) ise daha çok ABD iç piyasa referansı olarak öne çıkıyor. Oklahoma Cushing teslimat noktasıyla karasal bir sisteme bağlı olan WTI, lojistik sınırlamalar nedeniyle çoğunlukla Brent’e kıyasla iskontolu işlem görüyor. Ancak daha “hafif ve tatlı” yapısı rafinaj açısından avantaj sağlıyor. Alternatif rotalar gündemde Hürmüz Boğazı’ndaki riskler Körfez ülkelerini alternatif ihracat yollarına yöneltti. Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz’e uzanan Doğu-Batı boru hattı günlük 7 milyon varil kapasitesiyle öne çıkarken, kapasite artışı ve yeni hat projeleri yeniden masada. Abu Dabi’nin Fujairah hattı gibi mevcut güzergahların genişletilmesi kısa vadeli çözüm olarak görülüyor. Uzun vadede ise bölge genelinde boru hatları ve ticaret koridorlarından oluşan bir ağ kurulması tartışılıyor. Ancak yüksek maliyet, siyasi riskler ve güvenlik sorunları bu projelerin önündeki en büyük engeller olmaya devam ediyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.