SON DAKİKA
Hava Durumu

#Japonya

Ekometre - Japonya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Japonya haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Küresel yetenek açığı yüzde 70'i aştı Haber

Küresel yetenek açığı yüzde 70'i aştı

Yetenek açığı yüzde 78 olarak ölçülen ve 41 ülke içerisinde 12. sıraya çıkan Türkiye'de ise iş dünyasının bulmakta en zorlandığı teknik beceriler üretim ve imalat ile yapay zekâ ilişkili beceriler oldu. Araştırmaya göre yapay zekâ becerileri küresel çapta ilk kez en zor bulunan yetkinlikler haline gelerek mühendislik ve BT'yi geride bıraktı. ManpowerGroup tarafından 41 ülkede 39 binden fazla işverenle gerçekleştirilen 2026 Küresel Yetenek Açığı Araştırması'na göre küresel ölçekte 2026 yılında işverenlerin yüzde 70'ten fazlası, ihtiyaç duydukları yetenekleri bulmakta zorlandıklarını belirtiyor. Bu oran, bir önceki yıl yüzde 74 olan orana kıyasla sınırlı bir iyileşmeye işaret etse de yetenek açığının küresel ölçekte devam ettiğini gösteriyor. Yetenek açığının yüzde 78 olarak ölçüldüğü Türkiye ise 41 ülke içerisinde 12. sıraya yükseldi. Türkiye geçen yıl yüzde 76 ile yetenek açığı sıralamasında 21. sırada yer almıştı. Yüzde 87 ile Slovakya işverenlerin vasıflı yeteneklere ulaşmada en çok zorluk çeken ülke olurken bu ülkeyi yüzde 84 ile Yunanistan ve yine yüzde 84 ile Japonya takip etti. Çin işverenlerin boş pozisyonları doldurmakta en az zorlanan ülke oldu. Bu ülkeyi yüzde 57 ile Polonya ve yüzde 60 ile Finlandiya takip etti. Yapay zekâ ilk kez, işverenlerin bulmakta en çok zorlandığı beceri oldu Araştırma yapay zekâ (AI) becerilerinin ilk kez, küresel ölçekte işverenlerin bulmakta en çok zorlandığı yetkinlikler haline gelerek, geleneksel mühendislik ve BT becerilerini geride bıraktığını da ortaya çıkardı. Yapay zekâ model ve uygulama geliştirme ile yapay zekâ okuryazarlığı küresel ölçekte bulunması en zor beceriler sıralamasında ilk sıraya yerleşti. Türkiye'de iş dünyasının bulmakta en zorlandığı teknik beceriler listesinin başında üretim ve imalat yer alırken, bunu yapay zekâ modeli ve uygulaması geliştirme ile yapay zekâ okuryazarlığı takip etti. Türkiye ve dünyada bulunması en zor teknik beceriler Türkiye Dünya 1 Üretim ve İmalat Yapay Zekâ Modeli ve Uygulama Geliştirme 2 Yapay Zekâ Modeli ve Uygulama Geliştirme Yapay Zekâ Okuryazarlığı 3 Yapay Zekâ Okuryazarlığı Mühendislik 4 Mühendislik Satış ve Pazarlama 5 Operasyon ve Lojistik Üretim ve İmalat Türkiye ve dünyada en kritik davranışsal yetkinlikler Türkiye Dünya 1 İletişim, İş Birliği ve Takım Çalışması İletişim, İş Birliği ve Takım Çalışması 2 Profesyonellik ve İş Disiplini Profesyonellik ve İş Disiplini 3 Uyum Yeteneği ve Öğrenmeye Açıklık Uyum Yeteneği ve Öğrenmeye Açıklık 4 Eleştirel Düşünme ve Problem Çözme Etik Değerler ve Dürüstlük 5 Zaman Yönetimi Zaman Yönetimi “Yapay zekâ işleri ortadan kaldırmıyor, işleri dönüştürüyor” Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan ManpowerGroup Türkiye Genel Müdürü Feyza Narlı, “Yapay zekâ becerilerinin en zor bulunan yetkinlikler listesinin zirvesine çıkması, yetenek dünyasındaki dönüşümün hızını açıkça ortaya koyuyor. Şirketler bu değişime, çalışanlarını yeniden beceri kazandırmaya yönelik programlar ve daha esnek iş gücü modelleriyle karşılık veriyor; artık mevcut becerilerin yanı sıra potansiyele göre işe alım yapmanın önemini kabul ediyorlar. Bununla birlikte, çalışanların yeni teknolojileri doğru ve güvenle kullanabilmesi için yapay zekâ okuryazarlığını yaygınlaştırmaya odaklanıyorlar. Yapay zekâ işleri ortadan kaldırmıyor, işleri dönüştürüyor. Verimlilik artışını kariyer gelişimiyle birleştirebilen şirketler yetenek açığının yüksek olduğu bu ortamda rekabette öne çıkacak.” dedi. Türkiye ve dünyada sektörler genelinde yetenek açığı Küresel Yetenek Açığı Araştırması'nda sektörlere göre yetenek açığına bakıldığında ise Türkiye'de ticaret ve lojistik en fazla yeteneğe ihtiyaç duyulan sektör olurken bilişim yetenek açığının en az olduğu sektör oldu. Buna karşın bilişim, küresel yetenek açığında ilk sırada, ticaret ve lojistik 8. sırada yer aldı. Türkiye Dünya 1 Ticaret ve Lojistik (%89) Bilişim (%75) 2 İnşaat ve Emlak (%80) Ağırlama (%74) 3 Profesyonel, Bilimsel ve Teknik Hizmetler (%79) Kamu Sektörü, Sağlık ve Sosyal Hizmetler (%74) 4 Ağırlama (%78) Profesyonel, Bilimsel ve Teknik Hizmetler (%73) 5 Kamu Hizmetleri (%74) İmalat (%72) 6 Kamu Sektörü, Sağlık ve Sosyal Hizmetler (%74) İnşaat ve Emlak (%71) 7 İmalat (%73) Finans ve Sigorta (%71) 8 Finans ve Sigorta (%72) Ticaret ve Lojistik (%69) 9 Bilişim (%69) Kamu Hizmetleri ve Doğal Kaynaklar (%68) Türkiye ve dünyada şirket büyüklüğüne göre yetenek açığı Şirket büyüklüğüne göre yetenek açığı sıralamasında ülkemizde ilk sırada çalışan sayısı 250-999 olan şirketler yer alırken dünyada listenin başında çalışan sayısı 1.000-4.999 olan şirketler bulunuyor. Türkiye Dünya 1 250–999 çalışan (%80) 1.000–4.999 çalışan (%75) 2 10–49 çalışan (%78) 5.000+ çalışan (%74) 3 10'dan az çalışan (%77) 50–249 çalışan (%73) 4 50–249 çalışan (%77) 10–49 çalışan (%72) 5 1.000–4.999 çalışan (%75) 250–999 çalışan (%72) 6 5.000+ çalışan (%70) 10'dan az çalışan (%64) En fazla yetenek ihtiyacı Marmara Bölgesi'nde Türkiye genelinde bölgelere göre yetenek açığı incelendiğinde ise yüzde 82 ile Marmara Bölgesi ilk sırada yer alarak en fazla yetenek ihtiyacı duyulan bölge oldu. Marmara'yı sırasıyla yüzde 81 ile Doğu Anadolu, yüzde 80 ile Ege ve yüzde 78 ile İç Anadolu bölgeleri takip etti. Yetenek açığının nispeten daha düşük olduğu diğer bölgeler ise yüzde 70 ile Akdeniz, yüzde 68 ile Güneydoğu Anadolu ve yüzde 61 ile Karadeniz.

Küresel piyasalarda savaşın faturası 14 trilyon dolar Haber

Küresel piyasalarda savaşın faturası 14 trilyon dolar

Orta Doğu’da bir ayı geride bırakan askeri gerilim, küresel hisse senedi piyasalarında yaklaşık 14 trilyon dolarlık değer kaybına yol açarken, borsaların toplam piyasa değeri 157,5 trilyon dolardan 143,5 trilyon dolara geriledi. ABD-İsrail'in İran'a karşı başlattığı saldırılar ve ardından Tahran yönetiminin misillemeleri sonrası bölgesel bir gerginliğe dönüşen çatışmalar 1 ayı geride bıraktı. ABD ile İsrail'in İran'a yönelik saldırılarıyla başlayan ve İran'ın misillemeleriyle tırmanan Orta Doğu'daki gerilimlerde ilk ay geride kalırken çatışmaların piyasalarda oluşturduğu tahribat dikkat çekici boyutlara ulaştı. Savaşın başladığı 28 Şubat'tan itibaren geçen bir ayda, küresel borsaların 157,5 trilyon dolar olan toplam piyasa değeri 30 Mart itibarıyla 143,5 trilyon dolara indi. Bu dönemde piyasalardaki değer kaybı yaklaşık 14 trilyon dolar olarak hesaplandı. Söz konusu kayıp, Almanya, Japonya, İngiltere ve Fransa gibi birçok gelişmiş ülkenin yıllık Gayri Safi Yurt İçi Hasılasını (GSYH) geride bıraktı. En fazla Güney Kore borsası geriledi Bu dönemde Amerika, Avrupa ve Asya'daki en çok takip edilen ülke endekslerinin tamamı negatif seyrederken, en fazla gerileyen borsa yüzde 16,8 ile Güney Kore'de Kospi endeksi oldu. Analistler, Temmuz 2025’ten bu yana yükseliş trendinde olan Kospi endeksindeki geri çekilmelerde, dünya genelinde artan risk algısına ek olarak yatırımcıların kar realizasyonu isteğinin de etkili olduğunu belirtti. Bu endeksi, yüzde 12 kayıpla Japonya'da Nikkei 225, yüzde 10,7 düşüşle Almanya'da DAX 40 endeksi, yüzde 9,4 azalışla Fransa'da CAC 40 endeksi, yüzde 7,6 değer kaybıyla İspanya'da IBEX 35 endeksi, yüzde 7,2 geri çekilmeyle İtalya'da FTSE MIB 30 endeksi ve FTSE 100 endeksi izledi. Bu dönemde Çin'de Şanghay bileşik endeksi yüzde 6, Hong Kong'da Hang Seng endeksi yüzde 7,4 geriledi. ABD'de New York borsasında da büyük kayıplar görüldü. Savaşın başından beri S&P 500 endeksi yüzde 7,7, Nasdaq endeksi yüzde 8,2 ve Dow Jones endeksi yüzde 7,6 değer kaybetti. Söz konusu gelişmelerle piyasalarda "korku endeksi" olarak bilinen ve S&P 500'deki dalgalanmayı gösteren VIX Endeksi, bu periyotta yaklaşık yüzde 46'lık artışla 31,3 seviyesine çıktı. Merkez Bankalarına yönelik "Şahinleşen" beklentiler tahvil piyasalarını sarstı Savaş süresinde ABD ve İran tarafından savaşın seyrine ilişkin gelen çelişkili mesajlar, piyasalarda risk algısının yüksek kalmasına neden oldu. Gelişmelere ilişkin olumlu ve olumsuz haberler piyasalarda dalgalanmaları beraberinde getirirken, petrol fiyatlarındaki artışın devam etmesi, küresel çapta enflasyon endişelerinin sürmesine yol açtı. Enerji fiyatlarındaki yükselişin küresel enflasyonla mücadeleyi zorlaştırabileceğine ilişkin görüşler öne çıkıyor. Başta Fed olmak üzere önemli merkez bankalarının para politikalarında beklenen gevşeme sürecini öteleyebileceği değerlendiriliyor. Piyasa fiyatlamalarında Fed başta olmak üzere önemli merkez bankalarına yönelik daha önceki "güvercin" beklentiler, yerini "şahin" adımlara bıraktı. Para piyasalarında, bankanın bu yıl politika faizini sabit tutması güçlü şekilde fiyatlanırken olası faiz artırımı senaryoları hala masada kalmayı sürdürüyor. Özellikle son dönemde açıklanan makroekonomik verilerin enflasyonda katılığa işaret etmesi ve jeopolitik risklerin enerji fiyatları üzerinden ek baskı yaratması, piyasalarda faiz indirim beklentilerinin zayıflamasına neden oldu. Bu gelişmeler ışığında dünya genelinde devam eden enflasyon endişeleri küresel tahvil piyasalarını da sarstı. ABD, Avrupa ve Asya tarafında ülke tahvil piyasaları satış baskısı altında kalırken, ABD 10 yıllık tahvil faizi 27 Mart'ta yüzde 4,4870 seviyesine çıkarak Temmuz 2025'ten bu yana en yüksek seviyesini test etti. Avrupa'da tahvil faizleri son 18 yılın zirvelerinde Avrupa'da artan enerji maliyetlerinin enflasyonist baskıları güçlendireceğine yönelik endişelerle, para piyasalarında Avrupa Merkez Bankasının (ECB) yıl sonuna kadar 3 faiz artırımına gidebileceği fiyatlanmaya başlandı. Devam eden enflasyon kaygıları bölge tahvillerinde satış baskısının sürmesine neden oldu. Bu süreçte Almanya'nın 10 yıllık tahvil faizi yüzde 3,09 ile, Haziran 2011'den, Fransa'nın 10 yıllık tahvil faizi yüzde 3,83 ile Haziran 2009'dan, İngiltere'nin 10 yıllık tahvil faizi de yüzde 4,99 ile Temmuz 2008'den bu tarafa en yüksek seviyesini gördü. Asya'da Çin tahvilleri ayrıştı Asya tarafında enflasyonist baskıların sürdüğü Japonya'da, para politikasının sıkılaşabileceği tahminleri öne çıkıyor. Piyasalarda Japonya Merkez Bankasının (BoJ) nisan ayında faiz artırımına gidebileceği öngörüleri yüzde 70 ihtimalle fiyatlanıyor. Bu süreçte Japonya'nın 10 yıllık tahvil faizi yüzde 2,39'le 1999'dan bu yana en yüksek seviyeyi görürken, Çin'in 10 yıllık tahvil faizleri ise çatışmaların başından itibaren yüzde 1,80 ile yatay seviyesini korudu. Analistler, bu süreçte Çin tahvillerinin ise deflasyon risklerinden dolayı Çin Merkez Bankasının (PBoC) para politikasında sıkılaşmaya gidemeyeceği düşüncesiyle bu ülkelerden ayrıştığını belirtti. FED Başkanı Powell "Temkinli duruş" mesajları verdi ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell dün, Harvard Üniversitesinde "İktisadın İlkeleri" dersinde konuşma yaptığı konuşmada, Orta Doğu'da yaşanan gelişmelerin benzin fiyatlarını etkileyeceğini belirterek, "Ancak politikalarımızın, gelişmelerin seyrini bekleyip görmek için uygun bir konumda olduğunu düşünüyoruz." dedi. Powell, para politikası araçlarının, talep üzerinde etkisi olduğunu ve arz şoklarıyla karşılaşıldığında kısa vadede kayda değer bir etkisi bulunmadığını belirtti. Bir arz şoku meydana geldiğinde, "Buna bir tepki verilmeli mi?" sorusunun gündeme geldiğine işaret eden Powell, enerji şoklarının genellikle oldukça hızlı şekilde ortaya çıkıp kaybolma eğiliminde olduğunu, para politikasının ise uzun ve değişken gecikmelerle işlediğini vurguladı. Powell, para politikasının etkileri hissedilmeye başladığında, petrol fiyatlarındaki şokun muhtemelen çoktan geride kalacağına değinerek, arz şoklarının art arda yaşanmasının zamanla enflasyon beklentilerinin yükselmesine yol açabileceğinin altını çizdi. Bu gelişmelere paralel olarak ABD-İran hattındaki gelişmeler ve bunların küresel ekonomiye olası etkilerinin nisan ayında da piyasalarda ana gündem maddesi olması bekleniyor.

Asya borsaları pozitif seyir izliyor Haber

Asya borsaları pozitif seyir izliyor

Orta Doğu’da gerilimin azalabileceğine yönelik mesajlar ve enerji fiyatlarındaki sınırlı geri çekilme, Asya piyasalarında alımları destekledi. Orta Doğu'daki gelişmelere ilişkin her türlü haber akışı varlık fiyatlarını etkilemeye devam ediyor. ABD Başkanı Donald Trump'ın, önceki günkü Orta Doğu'da bir anlaşma zemini üzerinde çalışıldığına yönelik açıklamalarına ek dün de İran ile müzakere halinde olduklarını ifade etmesi bölgedeki gerilimlerin yakın zamanda sona erebileceğine dair umutları artırdı. Bölgede tansiyonun tam olarak yatışmaması yatırımcıları temkinli hareket etmeye yöneltirken bu durum piyasaların güçlü bir toparlanmaya girmesini engelliyor. Asya piyasalarında enerji maliyetlerindeki sınırlı geri çekilme ve gerilimlerin azalacağına yönelik iyimserliklerle alış ağırlıklı bir seyir izleniyor. Bölge genelinde jeopolitik gelişmeler yakından takip edilirken Çin Dışişleri Bakanı Vang Yi ile İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi telefonda görüştü. Erakçi, görüşmede, uluslararası enerji ve mal ticareti açısından kritik bir nakil hattı olan deniz yolunun durumuna ilişkin, "Hürmüz Boğazı herkese açıktır ve tüm gemiler güvenle geçebilir fakat (bizimle) savaşan ülkeler söz konusu değildir." ifadesini kullandı. Çinli Bakan Vang da krizlerin güç kullanımıyla değil diyalog ve müzakereyle çözümünden yana olduklarını, bunun İran devletinin ve halkının çıkarına olduğu kadar uluslararası toplumun da genel arzusu olduğunu vurguladı. Vang, tarafların barış için tüm fırsatları ve fırsat pencerelerini değerlendirmelerini ve barış sürecini en kısa zamanda başlatmalarını umut ettiklerini belirtti. Analistler, Orta Doğu'daki gelişmelerin enerji açısından Çin'i yakından ilgilendirdiğini ifade ederken Çin'in ithal ettiği petrolün yaklaşık yüzde 45'i, Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı'ndan geçerek ülkeye ulaştığını hatırlattı. Öte yandan, uluslararası derecelendirme kuruluşu S&P Global Ratings, Orta Doğu savaşının tetiklediği enerji şokuna karşın Asya'da teknoloji odaklı ekonomiler ve sektörlerin desteğiyle büyümenin süreceğini tahmin etti. Buna ek olarak, Çin'de düzenlenen Boao Asya Forumu'nun "Asya'da Ekonomik Görünüm ve Bütünleşmenin Gelişimi" başlıklı raporunda, Asya ülkelerinin toplam gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYH) bu yıl yüzde 4,5 artacağının öngörüldüğü bildirildi. Raporda Asya-Pasifik ekonomilerinin bölgesel entegrasyon yoluyla küresel değer zincirlerine eklemlenme sürecinin hızlandığı, ülkelerin bölgesel dayanışma sayesinde değer zincirinde hızla üst basamaklara tırmandığına işaret edildi. Makroekonomik veri tarafında ise Japonya'da ekonomik faaliyetlerdeki gelecek yönlü eğilimi ölçmek için kullanılan öncü endeks, ocakta 112,1 oldu. Bu gelişmelerle Güney Kore'de Kospi endeksi yüzde 1,6 yükselişle 5.642 puandan, Japonya'da Nikkei 225 endeksi yüzde 2,8 artışla 53.727 puandan günü tamamladı. Şu sıralarda Çin'de Şanghay bileşik endeksi yüzde 1,2 değer kazancıyla 3.926 puandan, Hong Kong'da Hang Seng endeksi ise bir önceki kapanışına göre yüzde 0,3 primle 25.147 puandan işlem görüyor. Hindistan'da Sensex endeksi ise yüzde 2,2 yükselişle 75.668 puan seviyesinde bulunuyor.

Trump NATO müttefiklerine tepki gösteriyor Haber

Trump NATO müttefiklerine tepki gösteriyor

ABD Başkanı Donald Trump, NATO ülkelerinin, ABD'nin ve İsrail'in İran'a yönelik başlattığı ve karşılıklı saldırılarla devam eden bölgesel çatışmaya katılmalarına artık "ihtiyaçlarının" kalmadığını ya da bu yardımı istemediklerini ifade etti. Trump, sosyal medya hesabından konuya ilişkin paylaşımda bulundu. NATO müttefiklerinin çoğundan, ABD'nin ve İsrail'in İran'a yönelik yürüttüğü askeri operasyona dahil olmak istemedikleri yönünde bilgi aldığını aktaran Trump, "Oysa neredeyse her ülke, yaptıklarımıza şiddetle katılıyordu ve İran'ın hiçbir şekilde, hiçbir koşulda nükleer silaha sahip olmasına izin verilemezdi." değerlendirmesinde bulundu. Trump, "Ancak bu davranışları beni şaşırtmadı çünkü her yıl bu ülkeleri korumak için yüz milyarlarca dolar harcadığımız NATO'yu her zaman tek yönlü bir yol olarak gördüm. Biz onları koruyacağız ama onlar bizim için hiçbir şey yapmayacak, özellikle de ihtiyaç duyduğumuzda." yorumunu yaptı. İran'ın ordusunu ve farklı kademelerdeki liderlerini yok ettiklerini öne süren Trump, "Böylesine büyük bir askeri başarı elde etmiş olmamız nedeniyle artık NATO ülkelerinin yardımına 'ihtiyacımız' yok ya da istemiyoruz. Asla ihtiyacımız olmadı. Aynı şekilde Japonya, Avustralya veya Güney Kore'nin de yardımına ihtiyacımız yok." ifadelerini kullandı. ABD Başkanı Trump, daha önce verdiği bir röportajda, NATO müttefiklerinin Hürmüz Boğazı'nın güvenliğini sağlamamasının "NATO'nun geleceği için çok kötü" olacağı uyarısında bulunmuştu. Trump, İrlanda Başbakanı Michael Martin'i kabulünde de, Oval Ofis'te İran gündemini değerlendirdi. İran'a saldırılara başlarken tüm Avrupa'nın bunu desteklediğini ancak iş askeri desteğe gelince kimsenin destek vermediğini ifade eden Trump, bu konuda birkaç kez "hayal kırıklığı" içinde olduğunu vurguladı. "Biz onlara Ukrayna’da yardım ettik ama onlar iran’da yardım etmediler" Rusya-Ukrayna Savaşı boyunca NATO'ya çok destek olduklarını hatırlatan ABD Başkanı, "Biz, onlara Ukrayna’da yardım ettik ama onlar İran’da yardım etmediler. Bence NATO, çok aptalca bir hata yapıyor." değerlendirmesini yaptı. Trump, Hürmüz Boğazı'nın açılması konusunda sadece Körfez ülkelerinin ve İsrail'in destek verdiğini kaydederek, "Ortadoğu’dan büyük bir destek var. Katar, Suudi Arabistan, BAE, Bahreyn ve elbette İsrail güçlü destek veriyor." dedi. İran'ın askeri kapasitesini büyük oranda ortadan kaldırdıklarını savunan Trump, "(İran) Her zaman Boğaza mayın döşeyebilirler, bu adeta terör eylemi gibi. Bu yüzden Avrupa’nın bu konuda yardım edeceğini düşündük çünkü ellerinde mayın tarama gemileri var." diye konuştu. Trump, bu konuda yardım etmeyecekleri bildiren ülkelere tepki gösterdi. "NATO'dan ayrılmayı düşünüyor musunuz?" sorusuna yanıt ABD Başkanı Trump, NATO'nun İran konusunda ABD'ye destek vermemesi nedeniyle ABD'nin İttifaktan ayrılmayı düşünüp düşünmediği yönündeki soruya, "Bunu düşünmeleri gerektiğini ancak şu an aklında öyle bir şeyin olmadığını" söyleyerek yanıt verdi. ABD olarak NATO için trilyonlarca dolar harcadıklarını vurgulayan Trump, "NATO konusunda hayal kırıklığına uğradım. Bu konu, kesinlikle üzerinde düşünmemiz gereken bir konu. (NATO'dan ayrılma) Bu karar için de Kongre'ye ihtiyacım yok, bu kararı kendim verebilirim. Ama yeniden düşünmek dediğinizde, şu an düşünmüyorum. Şu anda aklımda bir şey yok." ifadelerini kullandı. ABD terörle mücadele direktörü'nün istifası Trump, ABD Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörü Joe Kent'in "İran'la savaş, ABD'nin çıkarına değil" şeklinde tepki göstererek istifa etmesi konusundaki soruya da yanıt verdi. ABD Başkanı, Kent'in istifasını, "Onun açıklamasını okudum. Kendisi aslında iyi bir insan ancak güvenlik konusunda zayıftı. Açıklamasında, İran’ın bir tehdit olmadığını söylemiş, halbuki İran sadece bizim için değil dünya için de bir tehdittir. 'İran, tehdit değil' diyen birinin görevden ayrılması iyi olmuş." şeklinde değerlendirdi. "İRAN, 2-3 gün gün içinde sonuçlanacak bir şeydi" İran'ı sadece "askeri bir operasyon" olarak gördüğünü kaydeden Trump, saldırılara başladıktan kısa süre sonra sürecin biteceğini düşündüğünü belirtti. Trump, "İran, esasen 2 ya da 3 gün içinde büyük ölçüde sonuçlanacak bir şeydi çünkü donanmasını yok ettik, sonra hava kuvvetlerini ortadan kaldırdık ve uçaksavarlarını yok ettik. İstesek elektrik altyapısını bir saat içinde devre dışı bırakabiliriz." diye konuştu. Ali Laricani'nin öldürülmesi İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani'nin, dün bir hava saldırısında öldürüldüğünü belirten ABD Başkanı Trump, "İran'ın önemli liderlerinden biri öldürüldü, kendisi binlerce göstericinin öldürülmesinden sorumluydu." yorumunu yaptı. Trump'tan Starmer'a iran tepkisi Diğer yandan Trump, İngiltere'nin İran konusunda ABD'ye çok geç destek vermek istediğini ve bunun kendileri için bir anlamı olmadığını belirtti. "Başbakanı Keir’den dolayı hayal kırıklığı içindeyim, savaş bittikten sonra 2 uçak gönderebileceğini söyledi." diyen Trump, Keir'in görevine devam edip etmemesi konusundaki fikrinin sorulması üzerine, bu kararın İngiliz halkına ait olduğunu vurguladı. Trump, "Asıl önemli olan, Birleşik Krallık halkının, Keir’e güven duymasıdır. Keir’e karşı oldukça eleştirel davrandım ama bunu dostane bir şekilde yaptım." dedi.

ABD ve Japonya arasında ticaret savaşı yeniden alevlendi Haber

ABD ve Japonya arasında ticaret savaşı yeniden alevlendi

İki müttefik olan ABD ve Japonya arasında ticaret savaşı gerilimi devam ediyor. ABD Başkanı Donald Trump'ın "adaletsiz" olarak nitelendirdiği otomobil ticareti uygulamaları nedeniyle ABD ve Japonya arasında gerilim tırmanıyor. Kapsamlı bir yüzde 25 otomobil tarifesi için 9 Temmuz son tarihi hızla yaklaşırken, her iki ülke de Japonya'nın otomobil endüstrisine ve daha geniş ekonomisine büyük bir darbeyi önleyebilecek bir anlaşma yapmak için çabalıyor. Pazar günü yayınlanan Fox News röportajında Trump, Japonya'yı ABD'ye milyonlarca araç ihraç ederken Amerikan arabalarının ithalatını sınırlandırmakla eleştirdi: "Onlar bizim arabalarımızı almıyor ama biz onların milyonlarca arabasını ABD'ye sokuyoruz. Bu adil değil" diyerek Japonya'nın petrol dahil daha fazla Amerikan malı ithal ederek ABD'nin ticaret açığını azaltması yönündeki çağrılarını yineledi. Japonya'nın ABD'ye otomotiv ihracatı geçen yıl yaklaşık 21 trilyon yen (145 milyar dolar) olarak gerçekleşti ve sektör toplamın %28'ini oluşturdu. Trump yönetimi bu dengesizliğin düzeltilmesi gerektiğini ve gümrük vergilerinin bu çabada önemli bir araç olduğunu savunuyor. Bu arada Japonya, imalat sektörüne ağır bir darbe vurabilecek olan sektöre özel otomobil tarifelerinden kaçınmak için acilen çalışıyor. Tokyo'nun baş ticaret müzakerecisi Ryosei Akazawa, geçtiğimiz hafta Washington'da ABD Ticaret Bakanı Howard Lutnick ile yedinci tur görüşmelerini gerçekleştirdi. Görüşmeler bir yüz yüze toplantı ve iki takip telefon görüşmesini içeriyordu. Resmi olarak "verimli" olarak tanımlansa da net bir ilerleme kaydedilmediği açıklandı. Akazawa, Japonya'nın otomobil endüstrisinin 60 milyar doların üzerinde yatırım ve Japon otomobil firmalarına bağlı 2.3 milyon Amerikan işi ile ABD ekonomisine önemli ölçüde katkıda bulunduğunu savunuyor. Hem sektörel hem de daha geniş kapsamlı "karşılıklı" tarifeler konusundaki anlaşmazlıkları çözecek kapsamlı bir ticaret paketi için baskı yapmaya devam ediyor. Zaman daralırken, Japonya yüzde 25'lik otomobil tarifesinin kabul edilemez olduğu yönündeki tutumunu sürdürüyor, ABD ise ticaret eşitliği talebinde ısrar ediyor. Önümüzdeki günler, her iki tarafın da aradaki uçurumu kapatmaya ve ticaret geriliminde potansiyel olarak zarar verici bir tırmanıştan kaçınmaya çalışması açısından çok önemli olacak.

Japonya Merkez Bankası faiz yükseltti Haber

Japonya Merkez Bankası faiz yükseltti

BoJ'dan bugünkü para politikası toplantısının ardından yapılan açıklamada, kısa vadeli faiz oranlarının yüzde 0,25’ten yüzde 0,5'e yükseltme kararı alındığı belirtildi. Trump’ın göreve başlamasından bir kaç gün sonra Böylece, BoJ, faiz oranlarını 2008 küresel finansal krizinden bu yana en yüksek seviyesine çıkardı. Faiz artırımı, ABD Başkanı Donald Trump'ın göreve başlamasından sadece birkaç gün sonra gelmesi dikkati çekti. Kısa vadeli politika faizini artırma karanının yönetim kurulu üyesi Toyoaki Nakamura'nın muhalif kalmasıyla 8'e karşı 1 oyla alındığı belirtildi. Karar metninde, ücretler artmaya devam ettiği, temel enflasyonun da yüzde 2'ye doğru kademeli olarak arttığı ifade edildi. Ayrıca metinde, Ocak Görünüm Raporu'nda sunulan görünümün gerçekleşmesi halinde, Bankanın politika faiz oranını artırmaya ve parasal genişlemenin derecesini ayarlamaya devam edeceği aktarıldı. Söz konusu kararın ardından yen dolar karşısında yaklaşık yüzde 0,5 artışla 155,32 seviyesine yükseldi. Nikkei 225 endeksi de yüzde 0,4 değer kazanarak 40 bin 120 puana yükseldi. Üç aylık ekonomik ve fiyat görünüm raporunda kurul, fiyat tahminlerini yükselterek çekirdek enflasyonun üç yıl art arda yüzde 2 hedefinde ya da üzerinde seyredeceğini öngördü. BoJ, çekirdek tüketici enflasyonunun 2025 mali yılında yüzde 2,4'e ulaşacağını ve 2026'da yüzde 2’ye gerilemesini bekliyor. Banka, Japonya ekonomisinin 2025 mali yılında yüzde 0,9 ila yüzde 1,1 arasında 2026'da yüzde 0,8 ila yüzde 1 arasında büyüme tahmininde de bulundu.

Japon Yen'i yükselmeye devam ediyor Haber

Japon Yen'i yükselmeye devam ediyor

Japonya’da ekonomik göstergeler Kasım ayında belirgin bir değişim gösterdi. Bu durum, fiyat baskılarının genişlediğine ve Japonya Merkez Bankasının (BOJ) Aralık ayında yapacağı bir sonraki politika toplantısında olası faiz artırımı beklentilerini artırdığına işaret ediyor. Yen, açıklanan verilerin ardından değer kazanırken, piyasa oyuncuları BOJ'in kısa vadeli faiz oranlarını mevcut %0,25 seviyesinden yükselteceğini düşünüyor. Tokyo'da taze gıda maliyetleri dışında tutularak hesaplanan çekirdek tüketici fiyat endeksi (TÜFE), Kasım ayında yıllık bazda %2,2 artış gösterdi. Bu artış, piyasa beklentilerinin üzerindeydi ve Ekim ayındaki %1,8'lik artışa göre de hızlanma kaydetti. BOJ'in talep kaynaklı enflasyonun daha iyi bir göstergesi olarak takip ettiği, hem taze gıda hem de yakıt maliyetlerini dışlayan bir başka endeks de Kasım ayında yıllık bazda %1,9 arttı. Sanayi üretimi ve perakende satışlar Japonya'da sanayi üretiminin Aralık ayında yıllık %0,5 oranında azalması beklenirken, Kasım ayı için ise %2,2'lik düşüş öngörülüyor. Geçmiş dönemlerde bu oranlar, sırasıyla Aralık için %3,7 ve Kasım için %8,3 olarak kaydedilmişti. Geniş perakende satışlar Ekim ayında yıllık bazda %1 artarken, çekirdek perakende satışlar %1,6 oranında arttı. Ancak bu oran, piyasa beklentisinin altında kaldı. Japonya'nın sanayi üretimi verileri, ülkenin endüstriyel faaliyetlerinin zayıf seyrini vurguluyor. Perakende satışlardaki artış ise tüketici harcamalarındaki sınırlı iyileşmeyi gösterse de ekonomik toparlanma sürecinin belirsizlikler içerdiğini ortaya koyuyor. İşsizlik ve istihdam verileri Ekim ayında işsizlik oranı %2,5 seviyesinde gerçekleşti. Bu oran, piyasa beklentileri doğrultusunda açıklandı ve geçen aya göre hafif bir artış gösterdi. İstihdam/iş başvuruları oranı ise 1,25 olarak belirlendi ve önceki yılın aynı dönemine göre değişiklik göstermedi. Bu göstergeler, Japonya'nın iş gücü piyasasında istikrar sağlarken, işsizlik oranında sınırlı bir artışı yansıttı. İstihdam oranının sabit kalması ise iş piyasasında kuvvetli bir talebin sürdüğünü gösteriyor. Enflasyon oranları ve faiz artırımı beklentileri Tokyo bölgesinde Kasım ayında manşet Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), yıllık bazda %2,6 arttı. Çekirdek TÜFE de beklentilerin üzerine çıkarak %2,2 oranında yükseldi. Bu veriler, Japonya'da enflasyonun yükselmeye devam ettiğini ve merkez bankasının faiz oranlarını gözden geçirmesi gerektiğine dair beklentileri yükseltti. Japonya Merkez Bankasının önümüzdeki politika toplantılarında faiz oranları konusundaki yaklaşımı dikkatle takip ediliyor. Enflasyondaki artış, piyasa oyuncularının taleplerini ve beklentilerini şekillendirirken, yenin değer kazanması, para politikası konusundaki olası adımların sinyallerini veriyor. Japon yeni enflasyon verileri sonrası yükselişine devam etti Japon yeni, verilerin açıklanmasının ardından dolar karşısında değerini artırdı. USD/JPY güne %1’e yalın düşüşle 150 sınırına doğru gerileyerek başladı. Parite, böylece 15 Kasım’dan bu yana devam eden düşüş eğilimini sürdürdü ve son 2 haftada %3 düşüş kaydetti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.