SON DAKİKA
Hava Durumu

#Izlenebilirlik

Ekometre - Izlenebilirlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Izlenebilirlik haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Türk hazır giyim sektörü Paris’te gücünü gösterecek Haber

Türk hazır giyim sektörü Paris’te gücünü gösterecek

Dünya moda endüstrisinin önemli merkezlerinden Paris’te yılda iki kez düzenlenen Premiere Vision Paris; hazır giyimden kumaşa, iplikten deriye, aksesuardan tasarıma kadar moda endüstrisinin tüm bileşenlerini aynı çatı altında buluşturuyor. EHKİB, 19 Türk hazır giyim ihracatçısıyla fuarda yer alarak sektörün üretim kabiliyetini, tasarım gücünü, esnek üretim altyapısını ve sürdürülebilirlik alanındaki dönüşümünü uluslararası alıcılara tanıtacak. Bağcı: “Fransa dünyanın en büyük üçüncü giyim ithalatçısı” Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Çağlar Bağcı, Avrupa Birliği’nin Türkiye hazır giyim sektörünün en önemli ihracat pazarı olduğunu, Fransa’nın ise sektör açısından stratejik ülkelerin başında geldiğini söyledi. Türkiye’nin Fransa’ya hazır giyim ihracatının 2026 yılının Ocak-Temmuz döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 13 azalarak 468 milyon dolar seviyesinde gerçekleştiğini paylaşan Bağcı, şöyle devam etti: “Fransa, Türkiye genelinde en fazla hazır giyim ve konfeksiyon ihracatı gerçekleştirdiğimiz 6’ncı büyük pazar konumunda. Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliğimiz açısından ise Fransa 8’inci büyük ihracat pazarımız. Fransa 2025 yılında yaklaşık 30 milyar dolarlık hazır giyim ithalatı gerçekleştirdi. ABD ve Almanya’nın ardından dünyanın en büyük üçüncü giyim ithalatçısı konumunda bulunuyor. Türkiye ise Çin, Bangladeş ve İtalya’nın ardından Fransa’nın dördüncü büyük giyim tedarikçisi. Bu tablo, Fransa pazarının sektörümüz açısından taşıdığı potansiyeli açık şekilde ortaya koyuyor.” “Türkiye fuarın en güçlü katılımcı ülkeleri arasında” Premiere Vision Paris’in Türk moda endüstrisinin Avrupa’daki konumunu güçlendirmesi açısından kritik bir platform olduğunun altını çizen Bağcı, Türkiye’nin fuardaki güçlü varlığının uzun yıllara dayandığını dile getirdi. Bağcı, “Türkiye; yaklaşık 200 kumaş, hazır giyim, deri ve aksesuar üreticisiyle Premiere Vision Paris’e en fazla katılımcı gönderen ülkelerin başında geliyor. Bu güçlü katılım, Türk moda endüstrisinin küresel tedarik zincirindeki öneminin de göstergesi. Türkiye olarak Avrupa’ya coğrafi yakınlığımız, hızlı ve esnek üretim kabiliyetimiz, güçlü tekstil ve hazır giyim altyapımız, tasarım yetkinliğimiz ve sürdürülebilir üretime yönelik yatırımlarımızla rakiplerimizden ayrışıyoruz.” diye konuştu. “Fiyat rekabetinden katma değer rekabetine geçmek zorundayız” Türk hazır giyim sektörünün son yıllarda küresel pazarlarda yoğun bir rekabet ortamıyla karşı karşıya olduğuna işaret eden Bağcı, artan üretim maliyetleri nedeniyle Türkiye’nin özellikle fiyat odaklı siparişlerde Asyalı ve Kuzey Afrikalı rakipleriyle rekabet etmekte zorlandığını vurguladı. Bağcı sözlerini şöyle sürdürdü: “Hazır giyim sektörümüzün küresel rekabette yeniden ivme kazanması için fiyat rekabetinden ziyade tasarım, inovasyon, sürdürülebilirlik, dijitalleşme, hızlı teslimat ve yüksek katma değerli üretime odaklanması gerekiyor. Avrupa’nın yakın coğrafyadan tedarik eğilimi Türkiye açısından önemli bir fırsat. Bu avantajı kalıcı hale getirmek için müşterilerimizle doğrudan temasımızı artırmamız ve uluslararası fuarlarda güçlü şekilde yer almamız gerekiyor. Premiere Vision Paris’i bu açıdan yalnızca bir fuar değil, sektörümüzün Avrupa’daki mevcut müşterileriyle ilişkilerini geliştirdiği ve yeni iş bağlantıları kurduğu stratejik bir platform olarak görüyoruz.” Seyfeli: “Fransa pazarındaki payımızı korumak ve büyütmek istiyoruz” Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi ve Dış Pazar Komitesi Başkanı Seray Seyfeli ise Türk hazır giyim sektörünün son dönemde artan üretim maliyetleri nedeniyle geçmiş yıllardaki maliyet avantajını önemli ölçüde kaybettiğine dikkat çekti. Türkiye’nin Fransa pazarındaki güçlü konumunu korumasının sektör açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Seyfeli, “Fransa pazarında hemen arkamızda Hindistan, Vietnam ve Tunus gibi güçlü ihracatçı ülkeler bulunuyor. Bu ülkelere karşı mevcut konumumuzu korumak ve pazar payımızı artırmak için müşterilerimizle yakın temas halinde olmamız gerekiyor. Premiere Vision Paris gibi sektörün küresel ölçekte referans kabul edilen fuarlarına düzenli katılım sağlamamız bu nedenle çok önemli.” dedi. “Müşteriye yakın olmak her zamankinden daha önemli” Avrupalı markaların tedarik kararlarında fiyatın yanı sıra hız, esneklik, kalite, düşük adetli üretim kabiliyeti, sürdürülebilirlik ve izlenebilirlik kriterlerinin giderek daha belirleyici hale geldiğine işaret eden Seyfeli, Türkiye’nin bu alanlarda önemli avantajlara sahip olduğunu kaydetti. Seyfeli, “Avrupa pazarına yakınlığımız sektörümüzün en önemli avantajlarından biri. Ancak yalnızca coğrafi yakınlık yeterli değil. Alıcıların değişen beklentilerini yakından takip etmek, sürdürülebilir üretim altyapımızı geliştirmek, tasarım ve koleksiyon gücümüzü artırmak ve müşterilerimizle sürekli iletişim halinde olmak zorundayız. PV Paris bu anlamda sektörümüz için son derece değerli. EHKİB olarak fuara 19 firmamızla katılıyoruz. Firmalarımızın yeni müşterilere ulaşmasını sağlarken mevcut müşterileriyle ticari ilişkilerini güçlendirmelerini hedefliyoruz.” diye konuştu. 40 ülkeden yaklaşık 1.000 üretici Paris’te buluşacak Küresel moda endüstrisinin önemli buluşma noktalarından Premiere Vision Paris Fuarı, dünyanın dört bir yanından tekstil ve moda profesyonellerini bir araya getirecek. Fuar kapsamında iplik, kumaş, deri, hazır giyim, aksesuar ve tasarım başta olmak üzere moda endüstrisinin farklı alanlarında faaliyet gösteren 40 ülkeden yaklaşık 1.000 üreticinin koleksiyonlarını uluslararası alıcıların beğenisine sunması bekleniyor. Premiere Vision Paris’in Şubat 2026 edisyonunu yaklaşık 20 bin sektör profesyoneli ziyaret etmişti. Eylül buluşmasında da dünyanın önde gelen moda markalarının satın alma ekipleri, tasarımcılar, üreticiler, tedarikçiler ve sektör profesyonellerinin Paris’te bir araya gelmesi bekleniyor. EHKİB’den uluslararası pazarlarda kesintisiz tanıtım Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği, Türk hazır giyim sektörünün uluslararası pazarlardaki görünürlüğünü artırmak, ihracatçıların yeni müşterilere ulaşmasını sağlamak ve mevcut pazarlardaki konumunu güçlendirmek amacıyla Premiere Vision Manufacturing Paris Fuarı’na uzun yıllardır düzenli olarak milli katılım organizasyonu gerçekleştiriyor. EHKİB, 1-3 Eylül 2026 tarihlerindeki organizasyonla Premiere Vision Manufacturing Paris’e 21’inci kez milli katılım gerçekleştirerek Ege Bölgesi’nin tasarım, üretim, kalite ve sürdürülebilirlik kabiliyetini dünyanın önde gelen moda profesyonelleriyle buluşturacak.

Türk lezzetleri Uzak Doğu yolcusu Haber

Türk lezzetleri Uzak Doğu yolcusu

Türkiye'nin yaş meyve, sebze ve meyve sebze mamulleri ihracatında katma değeri yüksek pazarlara yönelme stratejisi kapsamında, Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği, 20-29 Kasım 2026 tarihlerinde, Japonya ve Güney Kore'yi kapsayan “Sektörel Ticaret Heyeti” düzenleyecek. Ticaret Bakanlığı koordinasyonu ve Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği organizasyonunda gerçekleştirilecek programda Türk ihracatçıları, Seul ve Tokyo'da ithalatçılar, ulusal perakende zincirleri, distribütörler ve gıda sektörünün önde gelen satın alma kuruluşlarıyla ikili iş görüşmeleri yapacak. "Uzak Doğu, kilogram başına ihracat değerimizi artırabilecek en önemli pazarlardan biri" Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Cengiz Balık, küresel gıda ticaretinde rekabetin artık fiyat kadar kalite, güvenilirlik ve sürdürülebilirlik ekseninde şekillendiğini belirterek, Japonya ve Güney Kore'nin bu dönüşümün en güçlü örnekleri arasında yer aldığını söyledi. İhracatta hedefimiz orta vadede 200 milyon dolar İhracatta sadece hacim artışı değil, kilogram başına ihracat değerini yükseltecek pazarlara odaklanıyoruz” diyen Balık, “Japonya ve Güney Kore, yüksek gelir seviyeleri, kaliteli ürün talebi ve güvenilir tedarikçi arayışlarıyla sektörümüz için stratejik öneme sahip. Türk üreticisi ve ihracatçısı son yıllarda kalite, gıda güvenliği, izlenebilirlik ve sürdürülebilir üretim alanlarında önemli mesafe kat etti. Bu birikimi artık Uzak Doğu pazarlarında daha güçlü şekilde değerlendirmek istiyoruz. 2025 yılında Japonya ve Güney Kore’ye 63 milyon dolar olan yaş meyve sebze ve mamul ihracatımızı kısa vadede 100 milyon dolara orta vadede 200 milyon dolara çıkarmayı hedefliyoruz” şeklinde konuştu. İki ülke 110 milyar dolarlık gıda ithal ediyor Güney Kore’nin yıllık 40 milyar dolar, Japonya’nın ise yıllık 70 milyar dolar gıda ürünleri ithal ettiğine vurgu yapan Başkan Balık sözlerini şöyle tamamladı; “İki ülkenin gıda ithalatlarının yüksek olması Türk gıda sektörüne büyük fırsatlar sunuyor. Alım gücü yüksek ve yaklaşık 175 milyonluk nüfusa sahipler. Türk yaş meyve sebze ve meyve sebze mamulleri sektörleri Meyve suları, kuru domates, salça, meyve püreleri, turşular, dondurulmuş meyveler, konserve, narenciye, domates, kiraz, üzüm, elma, şeftali-nektarin, nar başta olmak üzere yaş meyve sebze ve mamul üretiminde dünyanın en güçlü ülkelerinden biri. Dünya’nın gıda ambarı konumundayız. Sektörel ticaret heyetleriyle taze ürünlerde ve mamul ihracatında pazar payımızı artırmak için çalışıyoruz. Türk yaş meyve sebze ve meyve sebze mamulleri ihracatçılarımızı sektörel ticaret heyetimize katılmaya davet ediyoruz.” Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği’nin “Güney Kore-Japonya Sektörel Ticaret Heyeti”ne katılmak isteyen firma temsilcilerimiz 7 Temmuz 2026 Salı günü mesai bitimine kadar tarim3@eib.org.tr adresiyle iletişime geçebilirler.

Turizm rekoru gıda lojistiğini hareketlendirdi Haber

Turizm rekoru gıda lojistiğini hareketlendirdi

Akca Lojistik, turizm bölgelerine yönelik sevkiyatlarının geçen yıla göre yüzde 10 arttığını açıklarken, sıcak hava nedeniyle soğuk zincir yönetiminin gıda kayıplarını önlemede kritik rol oynadığına dikkat çekiyor. Türkiye'nin yaz sezonuna girmesiyle birlikte turizm hareketliliği, gıda tedarik zincirinde de yoğunluğu artırdı. TÜİK verilerine göre geçen yıl Türkiye'yi ziyaret eden yaklaşık 64 milyon turistin 23,6 milyonu yalnızca Temmuz-Eylül döneminde ülkeye gelirken, oteller, restoranlar ve turizm bölgelerindeki perakende satış noktalarında artan gıda talebi lojistik operasyonlarını hızlandırdı. Akca Lojistik'in verilerine göre şirketin turizm bölgelerine yönelik sevkiyat hacmi 2025 yılında yüzde 10 artış gösterdi. Yaz aylarında özellikle yaş meyve-sebze, süt ürünleri ve sıcaklık kontrollü taşınması gereken gıdalarda operasyon yoğunluğu yükselirken, depolama, dağıtım ve soğuk zincir yönetimi sektörün en kritik başlıkları arasında yer alıyor. Akca Lojistik Genel Müdürü Enes Akça, Türkiye'nin turizmde ulaştığı büyüklüğün lojistik sektörünü doğrudan etkilediğini belirterek şunları söyledi: "Turizm hareketliliğinin etkisini ilk hisseden sektörlerden biri lojistik oluyor. Turizm bölgelerine hizmet veren satış noktalarının gıda talebi ciddi şekilde artıyor. Biz de bu hareketliliği depolama, mikro dağıtım ve nakliye operasyonlarımızda doğrudan görüyoruz.” Yazın en büyük riski: Gıda kaybı Dünya genelinde her yıl yaklaşık 1,5 milyar ton, Türkiye'de ise 23-26 milyon ton gıda israf ediliyor. Kişi başına düşen yıllık gıda israfı 102 kilogram seviyesinde seyrediyor. Verilere göre bu israfın yüzde 60'ı hanelerde, yüzde 28'i hizmet sektöründe, yüzde 12'si ise perakende sektöründe meydana geliyor. Uzmanlara göre yaz aylarında yükselen sıcaklıklar ve artan tüketim, uygun koşullarda taşınmayan ürünlerde kayıp riskini daha da artırıyor. Lojistik süreçlerin gıda israfının azaltılmasında kritik bir sorumluluk üstlendiğini belirten Akça, şunları söyledi: "Bir gıda ürünü tüketiciye ulaşıncaya kadar ömrünün önemli bölümünü lojistik operasyonlarının içinde geçiriyor. Gıda, hata toleransının en düşük olduğu ürün gruplarından biri. Bir gıda ürünü bozulduğunda bunu geri döndürmek mümkün olmuyor ve ürün zayi oluyor. Bu nedenle ürünün doğru koşullarda depolanması, taşınması ve zamanında teslim edilmesi çok önemli. Yapılan hesaplamalar, Türkiye'de gıda israfının yüzde 10 azaltılmasıyla yaklaşık 50 milyar TL tasarruf sağlanabileceğini ortaya koyuyor. Lojistik süreçleri ne kadar doğru planlar ve etkin yönetebilirsek, ürün kayıplarını o ölçüde azaltır, ülke ekonomisine de o kadar fazla katkı sağlayabiliriz.” İzlenebilirlik gıda güvenliğini destekliyor Teknolojinin gıda lojistiğinde verimliliğin yanında ürün güvenliği açısından da önemli katkılar sağladığını belirten Enes Akça; "Bugün lojistikte en önemli konulardan biri izlenebilirlik. Operasyonu ne kadar iyi takip ederseniz, olası risklere o kadar hızlı müdahale edebilirsiniz. Biz de bu anlayışla dijital altyapılarımız sayesinde depolarımızı, araçlarımızı ve ürün hareketlerimizi anlık olarak izliyoruz. Sıcaklık değişimlerini veya herhangi bir sapmayı anında tespit ederek gerekli aksiyonları alabiliyoruz. Süreçlerin dijital olarak yönetilmesi operasyonel verimlilik ve gıda güvenliği açısından çok önemli” dedi.

Hazır giyimde tehdit haritası değişiyor Haber

Hazır giyimde tehdit haritası değişiyor

Rapora göre Türkiye açısından en kritik rakipler artık Bangladeş, Fas ve Tunus olarak öne çıkıyor. Türkiye, Avrupa Birliği dışı hazır giyim tedarikçileri arasında yüzde 9,1 payla üçüncü sırada yer alırken, Çin yüzde 30,9 ve Bangladeş yüzde 19,3 paya sahip bulunuyor. Ancak TGSD, Türkiye'nin asıl rekabeti Avrupa'ya yakınlık avantajını kullanan Fas ve Tunus ile yaşadığına dikkat çekiyor. Yakın üretim avantajı paylaşılıyor Fas ve Tunus, Avrupa markalarına kısa teslim süreleri sunarak Türkiye'nin en önemli avantajlarından biri olan "yakın üretim" modelinde güçlü alternatifler haline geliyor. Her iki ülkenin Avrupa pazarındaki payı henüz yüzde 5 seviyelerinde olsa da son yıllardaki büyüme hızları dikkat çekiyor. Bangladeş ise düşük maliyetli üretim gücü ve Avrupa Birliği'ne sağlanan gümrük avantajları sayesinde özellikle temel ürün gruplarında Türkiye'nin pazar payı üzerinde baskı oluşturuyor. Raporda, sektörün fiyat rekabetine odaklanmak yerine hız, kalite, sürdürülebilirlik, izlenebilirlik ve katma değerli üretim alanlarında farklılaşması gerektiği vurgulanıyor. Avrupa bağımlılığı risk oluşturuyor TGSD raporunda Türkiye'nin ihracatta Avrupa pazarına yüksek bağımlılığına da dikkat çekildi. Küresel hazır giyim talebinin yaklaşık yarısı Avrupa kaynaklı olsa da bu durum sektör için önemli bir risk olarak değerlendiriliyor. Dünyanın en büyük hazır giyim ithalatçısı konumundaki ABD'nin yıllık ithalatı 97,9 milyar dolar seviyesinde bulunurken, Türkiye'nin bu pazardaki payı yalnızca yüzde 1,24 olarak ölçülüyor. Almanya ve Hollanda öne çıkıyor Rapora göre Türkiye'nin özellikle Almanya, Hollanda ve İspanya gibi yüksek hacimli Avrupa pazarlarında büyüme fırsatları bulunuyor. Almanya tek başına 22,7 milyar euro tutarında AB dışı hazır giyim ithalatı gerçekleştirirken, Hollanda Avrupa'nın önemli dağıtım merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor. İngiltere Stratejik Fırsat Sunuyor Brexit sonrası değişen tedarik zincirleri, İngiltere'yi Türkiye açısından önemli bir büyüme pazarı haline getirdi. Yıllık 24 milyar dolarlık hazır giyim ithalatına sahip olan İngiltere'de Türkiye, 1,6 milyar dolarlık ihracat ve yüzde 6,7 pazar payıyla dördüncü sırada bulunuyor. TGSD'ye göre kısa teslim süresi, esnek üretim yapısı ve coğrafi yakınlık avantajı sayesinde Türkiye, İngiltere pazarındaki payını artırma potansiyeline sahip. Rekabette yeni dönem Rapor, Türkiye'nin Bangladeş, Fas ve Tunus'tan gelen rekabete fiyat indirimiyle karşılık vermesinin sürdürülebilir olmadığını ortaya koyuyor. Sektörün kumaştan hazır giyime uzanan güçlü üretim altyapısını, sürdürülebilirlik uyumunu ve orta-üst segmentteki kalite avantajını öne çıkararak rekabet gücünü koruyabileceği belirtiliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.