SON DAKİKA
Hava Durumu

#Ithalat

Ekometre - Ithalat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ithalat haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

İş dünyası Gümrük Birliğinde güncelleme istiyor Haber

İş dünyası Gümrük Birliğinde güncelleme istiyor

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasında 1996 yılından bu yana yürürlükte olan Gümrük Birliği (GB), özellikle sanayi malları üzerinden kurgulanarak ikili ticaret hacmini önemli ölçüde büyüttü. Ancak aradan geçen 30 yılda küresel ticaret yapısı kökten değişti. Hizmetler, dijital ekonomi, yeşil dönüşüm ve kamu alımları gibi yeni alanlar mevcut anlaşmanın yenilenmesi ihtiyacını ortaya çıkardı. İkili ticaret hacminin 8 kat artarak 230 milyar doları aştığı ve ihracatın ithalatı karşılama oranının yüzde 100 seviyesine yakın seyrettiği bildirildi. Bu süreçte orta-yüksek teknolojili ürünlerin ihracattaki payının yüzde 43.5’e yükselmesi ve Türkiye’nin dünya ihracatından aldığı payın iki katına çıkması dikkat çekti. Ancak mevcut yapının artık küresel ekonominin yeni dinamiklerini karşılamakta zorlandığı değerlendirmesi yapılıyor. 3 AŞAMALI SÜREÇ Gümrük Birliği’nin güncellenmesine yönelik müzakerelerin resmen başlayabilmesi için ilk adımın AB Komisyonu tarafından atılması gerekiyor. Komisyon, güncelleme için kapsam ve çerçeveyi içeren müzakere taslağını hazırlayarak yetki talebinde bulunuyor. Ancak Komisyon tek başına müzakere başlatamıyor. Resmi yetkilendirme kararı ise üye ülkeleri temsil eden AB Konseyi tarafından alınıyor. Konsey, Komisyon’a müzakere yetkisi verdiği takdirde süreç teknik olarak başlatılmış sayılıyor. Mevcut aşamada beklenen adımın bu yetkilendirme kararı olduğu belirtiliyor. Müzakereler tamamlandıktan sonra ortaya çıkacak nihai anlaşma metninin yürürlüğe girebilmesi için ise Avrupa Parlamentosu onayı gerekiyor. TÜRKİYE REKABET GÜCÜNÜ KORUMALI Türk özel sektörü, AB üyesi ülkelerin siyasi başlıkları bir yana bırakıp resmi görüşmelerin başlaması için kapıyı açmasını talep ediyor. Çünkü değişen dünya konjonktürüyle birlikte AB’nin tedarik kanallarını Türkiye ile güvenceye alması mümkün. Türkiye ise hem yeni gelişen sektörleri kapsayan hem de üçüncü ülkelerle ticarette yaşanan asimetriyi gideren bir Gümrük Birliği güncellemesi ile rekabet gücünü korumak istiyor. ‘KAZAN-KAZAN’ FORMÜLÜ Türk iş dünyasında güncelleme süreci ‘kazan-kazan’ formülü çerçevesinde ele alınarak şu başlıklar öne çıkarılıyor: 1. Hizmetler, tarım ve kamu alımlarının kapsama alınması 2. AB’nin üçüncü ülkelerle imzaladığı Serbest Ticaret Anlaşmalarında (STA) eş zamanlı ve bağlayıcı katılım sağlanması 3. Ulaştırma kotalarının kaldırılması ve lojistik engellerin azaltılması 4. Yeşil ve dijital dönüşüm sürecinin finansman ve teknik işbirliğiyle desteklenmesi 5. Uyuşmazlık çözüm mekanizmalarının güçlendirilmesi ve karar süreçlerine daha etkin katılım sağlanması. Gümrük Birliği’nin güncellenmesinin, mevcut ticaret hacmini artırmanın ötesinde, Avrupa değer zincirlerinin güçlendirilmesi ve küresel rekabette konumun sağlamlaştırılması açısından yapısal bir adım olacağı değerlendiriliyor. STA’LARDA UYUMSUZLUK VAR İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) Başkanı Ayhan Zeytinoğlu, Gümrük Birliği’nin şu anki halinde yaşanan en büyük sorunlardan birinin iki tarafın bağımsız olarak imzaladığı STA’ların giderek uyumsuzluk yaratması olduğunu söyledi. Zeytinoğlu, “STA konusunda AB ve Türkiye arasında giderek artan bir uyumsuzluk var. Türkiye’nin 44 STA’sına karşılık AB’nin 80’e yakın ülke ve bölge ile ticaret, ortaklık anlaşmaları bulunuyor. AB ile ticaret anlaşması bulunan ülkeler Türkiye pazarına da gümrüksüz erişim sağlarken, Türkiye ayrı bir STA’sı olmadığı zaman bu ülkeyle ticaretini serbestleştiremiyor. Yani mütekabiliyet ortadan kalkıyor” diye konuştu. HİNDİSTAN-MERCOSUR FAKTÖRÜ AB, Güney Ortak Pazarı (MERCOSUR) ve Hindistan Anlaşması ile ticari ağlarını 1 milyar 800 milyona yakın bir nüfusu kapsayan coğrafyaya kadar genişletti. AB, bunun yanı sıra Endonezya ile STA müzakerelerini tamamlarken, Meksika ile Global Anlaşması’nı modernize etti. Bu durumun AB’nin Çin ve ABD dışında önemli ticaret oyuncuları ile serbest ticaret ağını giderek genişletip, konsolide etmesi anlamına geldiğini söyleyen Zeytinoğlu, şu uyarıyı yaptı: “Gümrük Birliği’nin yapısı gereği, ticaretteki değişimlere adapte olacak şekilde güncellenmesi gerekiyor. Türkiye ve AB, masaya oturup giderek büyüyen sorunları çözmek için çaba sarf etmeli.” TARİFELER VE ÇİN Öte yandan, ABD tarifeleri ve Çin’in agresif dış pazar politikası dikkate alındığında AB’nin ticari kayıpları söz konusu. Bu nedenle AB için de Türkiye ile ekonomik ve sınai tamamlayıcılık, ekonominin dirençliliği ve tedarik zincirlerinin dayanıklılığı açısından güncelleme kaçınılmaz gözüküyor. Zeytinoğlu, bu durumun AB açısından sadece ticaret değil, yatırım açısından da olumsuz bir tabloya neden olduğunu belirterek, şunları söyledi: “AB açısından Türkiye’nin aldığı ticari korunma tedbirleri sebebiyle kayıplar gerçekleşiyor. Örneğin İtalya’dan yapılan ithalatta 2024 ve 2025 arasında yüzde 18’lik bir azalma var. Ayrıca AB tedarik zincirlerini güçlendirme, daha dayanıklı hale getirme ve çeşitlendirme arayışı içinde. Türkiye, bu açıdan sınai kapasitesi ile önemli bir ortak. Ayrıca ticaretin yanı sıra yatırım boyutuyla da düşündüğümüzde Gümrük Birliği ilişkisinin statik kalması ve yıpranması AB açısından da kayıptır.” AB LİDERLERİNE AÇIK MEKTUP DEİK Türkiye-Avrupa İş Konseyleri tarafından hazırlanan ve Türk iş dünyasının beklentilerini içeren açık mektup, 26 AB üyesi ülkenin iş konseyi başkanının imzasıyla Avrupa Birliği liderlerine gönderildi. MADE IN EUROPE UYARISI Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ve çelik kotalarını ‘yeni ticaret duvarları’ olarak tanımlayan DEİK Başkanı Nail Olpak, AB’nin Made in Europe yaklaşımıyla üretimi kendi sınırları içine çekme eğilimine dikkat çekti. Türkiye’nin bu çemberin dışında bırakılmaması gerektiğinin altını çizen Olpak, Türkiye’nin Avrupa üretim ekosisteminin doğal bir parçası olduğunu vurguladı. ‘TÜRKİYE, AVRUPA İÇİN VAZGEÇİLMEZ ORTAK’ DEİK Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ ise Türkiye-AB ilişkisinin yalnızca diplomatik değil, aynı zamanda ekonomik entegrasyon ve ortak üretim anlamına geldiğini söyledi. Türkiye’nin genç nüfusu, sanayi altyapısı, enerji ve lojistik gücüyle Avrupa’nın stratejik geleceğinin ayrılmaz bir parçası olduğunu belirten Yalçındağ, bu yıl somut sonuçlar alınması çağrısında bulundu. İTO BAŞKANI ŞEKİB AVDAGİÇ: BAKANLIĞIN HASSASİYETLE GEREKENİ YAPACAĞINA İNANIYORUZ İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, AB’nin MERCOSUR ve Hindistan ile sonuçlandırdığı serbest ticaret anlaşmalarının, Türkiye’nin AB ile Gümrük Birliği anlaşmasını hızla güncellemesi gerektiğini bir kez daha gösterdiğini söyledi. Avdagiç, “AB’nin üçüncü ülkelerle imzaladığı serbest ticaret anlaşmalarından yana yaşadığımız olumsuzlukların ve risklerin giderilmesi için bir an evvel tedbir alınması yararlı olacaktır. Ticaret Bakanlığı’nın konuyu hassasiyetle ele aldığına ve gerekenleri yapacağına inanıyoruz. Öte yandan, mevcut küresel konjonktürde STA imzaladığımız diğer ülkelerle ithalat-ihracat dengesi göz önüne alınarak STA’ların yeniden müzakere edilmesi ve revize edilmesi gerektiğini düşünüyoruz” dedi. BAKAN BOLAT: GÜNCELLEME AB İÇİN DE ZORUNLULUK Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Gümrük Birliği’nin Türkiye ekonomisinin aleyhine işlediği yönündeki görüşlerin gerçeklerle örtüşmediğini belirtti. Bolat, Gümrük Birliği’nin güncellenmesinin yalnızca Türkiye için değil, AB’nin ekonomik güvenliği açısından da zorunluluk haline geldiğini vurguladı. AB’nin üçüncü ülkelerle imzaladığı serbest ticaret anlaşmalarının yarattığı asimetriler ve karar alma süreçlerine Türkiye’nin sınırlı katılımının güncelleme tartışmalarının merkezinde yer aldığını ifade eden Bolat, taşımacılık kotaları ve iş insanlarının serbest dolaşımının önemine dikkat çekti. Bolat, Avrupa Komisyonu ile ‘Yüksek Düzeyli Ticaret Diyaloğu’ toplantılarının başlatıldığını, Gümrük Birliği kapsamında sorun oluşturan 29 alt başlıktan 15’inin karşılıklı uzlaşıyla çözüldüğünü belirtti. Kalan başlıklar için temasların ve toplantıların sürdüğünü aktardı. Bolat, müzakerelerin resmen başlayabilmesi için AB Konseyi tarafından Komisyonun yetkilendirilmesi gerektiğini, bu süreç beklenirken teknik diyalog kanallarının işletildiğini söyledi.

Şişecam'ın 2024 net satışları 186 milyar TL seviyesinde gerçekleşti Haber

Şişecam'ın 2024 net satışları 186 milyar TL seviyesinde gerçekleşti

Bu dönemde şirketin toplam satışları içerisindeki uluslararası satışların payı yüzde 59 seviyesinde gerçekleşirken, toplam yatırımları 30 milyar TL ve ihracatı 962 milyon dolar olarak kaydedildi. Şişecam 2024 yılına ilişkin finansal sonuçlarını açıkladı. Bu dönemde konsolide net satışları 186 milyar TL, Türkiye'den yapılan ihracatla Türkiye dışı üretim tesislerinden yapılan satışların toplamını ifade eden uluslararası satışların konsolide satışlar içindeki payı ise yüzde 59 seviyesinde gerçekleşti. Şişecam'ın 2024 yılı toplam yatırımları 30 milyar TL, ihracatı ise 962 milyon dolar oldu. Bu dönemde 5,6 milyon ton cam üreten Şişecam, 4,6 milyon ton soda külü ve 3,8 milyon ton endüstriyel hammadde üretimi gerçekleştirdi. Şişecam Genel Müdürü Görkem Elverici, Şişecam’ın finansal sonuçları ile ilgili şu açıklamayı yaptı: “2024 ekonomik dalgalanmalar ve küresel zorluklarla geçen bir yıl oldu. Enflasyonist baskılar, yüksek faiz oranları, sıkı para politikaları, dalgalanan enerji fiyatları ve jeopolitik gerilimlerle şekillenen 2024’e, Çin'deki düşük büyüme ve birçok ülkede ancak özellikle de ABD'deki seçim belirsizliği konuları damga vurdu. Bizim gibi ihracat odağı yüksek ve çoklu coğrafyada varlık gösteren kuruluşlar üzerinde baskı yaratan önemli bir diğer başlık ise; Türkiye'deki döviz kurları ile enflasyon oranı arasındaki farklılaşma oldu.   Bu farklılaşmanın ihraç pazarlarındaki ve iç pazarda ithalata karşı rekabetçilik açısından yarattığı etkileri göz önüne alarak stratejik planlarımızı ve bütçelerimizi Şişecam’ın rekabetçiliğini koruyacak şekilde güncelledik. İvedilikle hayata geçirdiğimiz aksiyonların ve planlarımızın 2025 yılından başlayarak rakamlarımıza olumlu yönde katkı sağlamasını bekliyoruz. Ekonomik döngünün düşük seviyesinde olduğumuz bu dönemde, temkinli ve fırsat odaklı bir yaklaşım uygulamanın elzem olduğuna inanıyoruz. Şişecam olarak, bir yandan mevcut zorluklara karşı risk ve maliyet yönetimi odaklı önlemler alıp kararlılıkla uygularken, bir yandan da döngünün yukarı yönlü seyredeceği dönem için hazırlıklarımızı yapıyoruz. Uzun vadeli stratejilerimize yönelik çalışmalarımıza da kontrollü ve gerçekçi bir şekilde devam ediyoruz. Kontrolü elimizde tutmanın önemini ve katkısını hissediyoruz Şişecam için 2024'ün önemli hamlelerinden biri ABD'deki doğal soda külü yatırımımız Pasifik Projesi’nin tek sahibi haline gelmemiz oldu. Aynı hamle ile Wyoming'deki operasyonel tesisimizde de çoğunluk hisse sahibi konumuna geldik. Şişecam bugün soda külü alanında dünyada ilk 3 arasında yer alıyor. Pasifik Projesi tamamlandığında ise liderlik yolunda önemli bir kapasite kazanmış olacak. Yine tüm operasyonlarımızın tek sahibi ya da hâkim ortağı konumunda olduğumuz Rusya’da da kontrolü elimizde tutarak, son yıllarda yaşanan geçiş dönemi de dahil olmak üzere faaliyetlerimizi uzun yıllardır başarılı bir biçimde sürdürüyoruz. 2024 yılında yaşanan jeopolitik belirsizliklere rağmen performansını istikrarla devam ettiren Rusya operasyonlarımızı, bölgesel jeopolitik dalgalanmaların etkisini en aza indirmeye odaklanarak yönetmeye devam ediyoruz.   Büyüme hedeflerimize ulaşmak için dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve yenilikçi ürün geliştirme gibi stratejik önceliklerimize yatırım yapmayı sürdürüyoruz. Bu anlamda gerçekleştirdiğimiz ve payımızı arttırdığımız ICRON ortaklığı, veri odaklı karar alma ve operasyonel mükemmeliyet konusundaki yeteneklerimizi güçlendiriyor. 2024 yılında duyurduğumuz, Şişecam’ın bilgi birikimi ve uzmanlığını tedarikçi ve teknoloji sağlayıcılarının yetkinlikleriyle bir araya getirmeyi amaçlayan “Plant of the Future” platformu ile yenilikçi fikirlerden somut çözümler üretmeyi hedefliyoruz.  Etkin bir yapıyla sürdürülebilir büyüme sağlamak stratejimizle uyumlu şekilde 2020 yılında çok büyük bir adım atarak tüm faaliyetlerimizi ‘Tek Şişecam’ çatısı altında toplamıştık. Uzun dönem stratejilerimiz ve küresel piyasalardaki rekabetçi hedeflerimiz doğrultusunda; faaliyet modeli dönüşümü ve teknolojik dönüşüm planlamamızı da devreye almıştık. 2024 yılı sonu itibariyle, tüm coğrafyalarımızı ve faaliyet alanlarımız kapsayan büyük ve kapsamlı bu iki programı başarıyla tamamlamış durumdayız. Yeni faaliyet modelimiz ve teknolojik alt yapımızın stratejik ve operasyonel seviyede önemli kazanımlar sağlayacağını öngörüyoruz.  Hissedar değerini artırmak için gerekli adımları atıyoruz Hissedar değerini artırmak Şişecam’ın birincil odağı. Kuruluşumuzun ve ilerlememizin 90’ıncı yılı olan 2025'in ilk yarısında önceliklerimizi; maliyet ve gider yapımızı optimize etmek, yatırım harcamalarımızı dikkatle yönetmek ve nakit akışımız için daha da sağlam bir temel oluşturmak olarak belirlemiş durumdayız. Tüm kararlarımızı bu önceliklere uygun olarak almaya devam ediyoruz. Düz cam Avrupa satışlarımızın son iki yıldır beklentilerimizin altında gerçekleşmesi sebebiyle, Kuzey İtalya Düz Cam Fabrikamızdaki fırının soğuk tamir sürecini öne çekme kararımız bu minvalde aldığımız kararlardan biriydi. Kamuoyu ve yatırımcılarımızla paylaştığımız üzere bu tesisteki float ve lamine hatlarımızı bir süre durdurma kararımızın Şişecam’a EBIT seviyesinde yaklaşık 8-10 milyon EUR'luk olumlu bir katkı sağlamasını bekliyoruz. Bununla birlikte önümüzdeki günlerde devreye almayı planladığımız aksiyonların da performansımıza olumlu yönde katkı sağlayacağına dair inancımız tam. 2025 yılında dönemin zorluklarını yönetmeye ve hissedarlarımız için değer yaratacak adımları atmaya hızla ve kararlılıkla devam edeceğiz. Diğer yandan uzun vadeli güçlü büyüme hedeflerimizden uzaklaşmayacak, bu yöndeki adımlarımızı da ölçülü, gerçekçi ve kararlı bir şekilde atmayı sürdüreceğiz.”

Türkiye’nin tüketim malları ithalatı arttı Haber

Türkiye’nin tüketim malları ithalatı arttı

Türkiye’nin toplam ithalattan aldığı pay ise yüzde 16’ya dayandı. Son 2 yılda üretim faaliyetlerindeki bozulmaya döviz kurunun baskılanması da eşlik edince ithalatın cazibesi arttı, tüketim malı ithalatı rekor kırdı. Geçen yıl Türkiye’nin ithalatı yüzde 5 düşerken, tüketim malları ithalatı yüzde 14,3 artışla ilk kez 50 milyar dolar barajını açtı ve 54 milyar 476 milyon dolara ulaştı. Merve Yiğitcan'ın haberine göre  Ticaret Bakanlığı ve TÜİK verilerinden derlediği bilgilere göre, Ocak-Aralık 2024’te Türkiye’nin ihracatı yüzde 2,5 artışla 261,9 milyar dolara çıkarken, ithalatı ise yüzde 4,9 düşüşle 344,08 milyar dolara düştü. Geniş ekonomik grupların sınıflamasına göre yapılan dış ticaret verilerine bakıldığında ise yatırım malları ithalatının yüzde 4 gerileyerek 50,4 milyar dolara indiği görülüyor. Sanayinin ana girdisi olarak kabul edilen hammadde-aramallar ithalatı ise üretimdeki ivme kaybını ispatlar durumda. Bu kalemde ithalat bir önceki yıla göre yüzde 8,8 düşerek 238,3 milyar dolara indi. Buna karşın tüketim malları ithalatındaki artış yükselişine son sürat devam etti. Başını otomotivin çektiği tüketim malları ithalatı 2024’te yüzde 14,3 artarak 54,4 milyar dolara yükseldi. Böylece tüketim malları ithalatının toplam ithalattaki payı yüzde 16’ya çıkarken, hem miktar hem de oran bazında bu kalemde en yüksek seviye görülmüş oldu. 2024’ün eylül ayında ilk kez tüketim malları ithalatı yatırım malları ithalatını geçmiş. Tüketim malları ithalatında son 5 yılın verisine bakıldığında ise, 2020 yılında 24,1 milyar dolar olan tutarın 5 yılda iki katını aştığı anlaşılıyor. Ayrıca 2022 yılında tüketim malları ithalatının toplam ithalattan aldığı pay yüzde 8,4 ile en düşük seviyesini görürken, bu oranda 3 yılda 8 puan gibi yüksek bir artışın yaşanması dikkat çekiyor. Üretimde iştah yok Tüketimdeki yüksek iştah üretime yansımıyor. Merkez Bankası’nın verilerine göre, imalat sanayiinde kapasite kullanım oranı Aralık 2024’te yüzde 75,8’e düştü. TÜİK’in açıkladığı Sanayi Üretim Endeksi’ne göre de, Ekim 2024’te üretimdeki daralma yıllık yüzde 3,1’i buldu. Sanayinin röntgenini çeken en kapsamlı veri setlerinden biri olarak kabul edilen İSO Türkiye İmalat PMI da Aralık 2024’te kısmen iyileşse de eşik değer olan 50’nin altında kaldı, 49,1 olarak gerçekleşti. Veriler, 2024’ün son ayında üretim ve yeni siparişlerin yaygın bir şekilde yavaşladığına işaret ederken, 10 sektörün 7’sinde üretim yavaşladı, en sert düşüş ise giyim ve deri ürünlerinde gerçekleşti. Üretimde büyüme ise yalnızca kimya ve gıda sektörlerinde görüldü; elektrikli ve elektronik ürünlerde ise bir önceki aya göre değişim gözlenmedi. Değerli TL, ‘Ucuza’ rağbeti artırdı Tüketim malları ithalatının artışına etken olan değerli TL düşük teknolojili ürünlerin ithalatında da artışa yol açtı. Teknoloji yoğunluğuna göre imalat sanayi ürünlerinin dış ticaret verilerine bakıldığında, geçen yıl yüksek, orta-yüksek ve orta-düşük teknolojili ürünlerin ithalatı sırasıyla yüzde 0,7; yüzde 2,1 ve yüzde 14,1 gerilerken, tek artış yüzde 16,2 ile düşük teknolojili ürün ithalatında yaşandı. Geçen yıl 31 milyar dolarında yüksek teknolojili ürün ithal ederken, düşük teknolojili ürünlere 37,9 milyar dolar harcadık.

e-dış ticarette dengeler tersine döndü Haber

e-dış ticarette dengeler tersine döndü

Birbiri ardına getirilen kısıtlamalara ve artırılan vergilere rağmen, yerli kartlarla yurt dışından yapılan alışveriş tutarının yurt dışı kartlarla Türkiye’den yapılan alışverişi aşmasıyla, online mecralardaki dış ticarette açık oluştu. Türkiye, son yıllarda online dış ticarette önemli bir büyüme yaşadı. Ancak 2024’ün Ocak-ekim dönemine ilişkin veriler, bu büyümenin dengeli olmadığını gösteriyor. Bankalararası Kart Merkezi (BKM) verilerine göre Türkiye’nin e-ihracatı anlamına gelen yabancı kartlar ile yurt içinden yapılan online ticaretin değeri 137 milyar TL olarak gerçekleşirken, e-ithalat anlamına gelen yerli kartlar ile yurt dışından yapılan online ticaretin değeri ise 174 milyar TL’ye ulaştı. Bu tablo, son dönemde artan vergi ve kısıtlamalarla Türkiye’nin yüksek e-ihracat hedeflerine rağmen online ticarette de net ithalatçı konumuna geçildiğini gösteriyor. Kısıtlamalar genişliyor Pandemi sonrası hacmi hızla artan online ticaret, özellikle Temu, Shein ve Aliexpress gibi Çinli oyuncuların etkisi ile hızla büyüdü. Özellikle Temu’nun ücretsiz kargo ve uygun fiyatlı hızlı sevkiyat gibi özellikleri ile piyasaya agresif girmesi, birçok ülkede yerli oyuncuların pazar paylarını negatif etkiledi. Önlem alan birçok ülke gibi Türkiye de 20 Ağustos’tan itibaren yurt dışından yapılan online alışveriş limitini 150 Euro’dan 30 Euro’ya düşürdü, vergi oranı ise AB’den yapılan alışverişte yüzde 18’den 30’a, AB dışından yapılan alışverişte ise da yüzde 30’dan 60’a çıkarıldı. Geçen hafta yeni bir değişiklik ile söz konusu 30 Euro’luk limite kargo ücreti de dahil edildi. Önlemler yeterli olmadı Ancak Türkiye’deki yüksek fiyatlama davranışı, enflasyonist baskı ve gelir erozyonu düzenlemenin etkisinin sınırlı kalmasına yol açtı ve e-ithalattaki artışı dizginlemeye yetmedi. BKM’nin Ekim ayı verilerine göre, yerli kartlar ile yurt dışından yapılan işlem sayısı geçen yılın 10 aylık döneminde 208 milyon iken bu yıl aynı dönemde yüzde 17 artarak 242 milyona yükseldi. Aynı dönemde yabancı kartlar ile yurt içinden yapılan alışveriş sayısı ise 32,6 milyondan 31 milyon 613 bine geriledi. Asıl fark ise alışverişin değerinde yaşandı. Yine BKM verilerine göre, 10 ayda e-ithalat tutarı 173 milyar 907 milyon TL olurken, yabancı kartlar ile yurt dışında yapılan alışveriş 137 milyar 710 milyon TL oldu. Ekonomim'den Yener Karadeniz'in haberine göre, 10 aylık online dış ticaret açığı 36,2 milyar TL'ye ya da 1,1 milyar dolara ulaştı. Geçen yılın 10 aylık döneminde e-ithalat 90 milyar TL iken e-ihracat ise 95 milyar TL idi. Ocak ekim döneminde e-ithalat yüzde 92 artarken e-ihracattaki artış yüzde 44’te kaldı. 2023 e-ihracat hedefi 8 milyardı Ticaret Bakanı Ömer Bolat, 2024’ün ilk 8 ayında e-ihracatın geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 94 artarak 4,16 milyar dolara, toplam mal ihracatı içindeki payının da yüzde 2,7’ye yükseldiğini belirterek “2024’ün sonuna kadar 8 milyar dolar e-ihracata ulaşmayı hedefliyoruz” açıklamasını yapmıştı.

Nisan ayında altın ithalatı 2 bin 883 kg oldu Haber

Nisan ayında altın ithalatı 2 bin 883 kg oldu

Türkiye'nin altın ithalatında düşüş ivmesi Nisan ayında da devam etti. Borsa İstanbul verilerine göre Nisan'da altın ithalatı 2 bin 883 kiloya geriledi. Mart ayında Türkiye'nin altın ithalatı 21 bin 670 kilo olarak kaydedilmişti. Borsa İstanbul verilerine göre altın ithalatı Nisan ayında son bir yılın en düşük seviyesinde gerçekleşti. Borsa İstanbul Kıymetli Madenler Piyasası verilerine göre, Nisan ayında altın ithalatı 2 bin 883 kg oldu. Böylece 2022 yılı Nisan ayında görülen 2 bin 712 kg seviyesinin ardından en düşük ithalat rakamı görüldü. Mart ayında Türkiye'nin altın ithalatı 21 bin 670 kilo olarak kaydedilmişti. Böylelikle Nisan'da altın ithalatında aylık yüzde 87 düşüş oldu. Yılın ilk 4 ayında toplam altın ithalatı 150 bin 336 kg seviyesine ulaştı. Aynı ayda gümüş ithalatı ise 55 bin 637 kg ile 2022 yılı Ocak ayından bu yana en düşük seviyeye geldi. Türkiye rekorlara imza atmıştı Türkiye yılın ilk çeyreğinde rekor altın ithalatı kaydetmişti. Aynı veri setine göre Türkiye'nin altın ithalatı 147 bin 453 kilo ile rekor çeyreklik performans sergilemişti. Aynı zamanda Ocak ayında görülen 68 bin 330 kiloluk ithalat da rekor aylık ithalat olmuştu. Türkiye'nin yüksek altın talebi Dünya Altın Konseyi'nin verilerine de yansımış, konseyin raporlarında Türkiye'nin rekor çeyreklik talebinin altı çizilmişti. Konseyin verileri Türkiye'nin sikke ve külçe formundaki talebinin küresel talebin altıda birine ulaştığını göstermişti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.