SON DAKİKA
Hava Durumu

#Ithalat

Ekometre - Ithalat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ithalat haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

İthalat ve ihracatta birim değerler yükseldi Haber

İthalat ve ihracatta birim değerler yükseldi

Buna karşın ihracat miktar endeksi yüzde 4,9, ithalat miktar endeksi yüzde 6,9 geriledi. Dış ticaret haddi ise 91,3’e düştü. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Temmuz 2026 dönemine ilişkin dış ticaret endekslerini açıkladı. Veriler, dış ticarette birim değerlerin yükseldiğini, ancak ihracat ve ithalat miktar endekslerinde yıllık bazda gerileme yaşandığını ortaya koydu. İhracat birim değer endeksi temmuz ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 8,2 artarken, ithalat birim değer endeksindeki yıllık artış yüzde 12,8 oldu. İhracatta en yüksek artış yakıtlarda İhracat birim değer endeksindeki yükseliş alt gruplara da yansıdı. Temmuz ayında endeks, geçen yılın aynı ayına göre gıda, içecek ve tütünde yüzde 6,5, ham maddelerde (yakıt hariç) yüzde 10, yakıtlarda yüzde 39,4 ve imalat sanayisinde (gıda, içecek ve tütün hariç) yüzde 6,1 arttı. İthalat birim değer endeksinde ise gıda, içecek ve tütün grubunda yüzde 3,3'lük düşüş görüldü. Buna karşılık yakıtlarda yüzde 23,7, ham maddelerde (yakıt hariç) yüzde 11,6 ve imalat sanayisinde (gıda, içecek ve tütün hariç) yüzde 9,1 artış kaydedildi. Dış ticaret miktarında gerileme Birim değerlerdeki yükselişin aksine, miktar endekslerinde yıllık bazda düşüş yaşandı. İhracat miktar endeksi temmuzda geçen yılın aynı ayına göre yüzde 4,9 azaldı. Alt gruplarda gıda, içecek ve tütünde yüzde 2,9, ham maddelerde ise yüzde 6,4 artış gerçekleşti. Buna karşılık ihracat miktar endeksi yakıtlarda yüzde 30,2, imalat sanayisinde ise yüzde 4,2 geriledi. İthalat miktar endeksinde de yıllık bazda yüzde 6,9 düşüş görüldü. Gıda, içecek ve tütün grubunda yüzde 24,4, ham maddelerde (yakıt hariç) yüzde 11,3 artış kaydedilirken; yakıtlarda yüzde 8,6, imalat sanayisinde ise yüzde 7,7 azalış yaşandı. Arındırılmış verilerde ihracat ve ithalat ayrıştı Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış verilere göre ihracat miktar endeksi haziranda 139,6 seviyesindeyken temmuzda yüzde 2,7 artarak 143,3 oldu. Takvim etkilerinden arındırılmış seride ise ihracat miktar endeksi Temmuz 2025'te 149,4 iken Temmuz 2026'da yüzde 4,9 azalarak 142,1 seviyesine geriledi. İthalat miktar endeksinde ise mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış veriler düşüşe işaret etti. Haziranda 125,7 olan endeks, temmuzda yüzde 8,7 azalarak 114,7 oldu. Takvim etkilerinden arındırılmış seride ithalat miktar endeksi de geçen yıl temmuzdaki 129,2 seviyesinden bu yılın aynı ayında yüzde 6,9 düşüşle 120,3'e indi. Dış ticaret haddi 91,3'e geriledi Dış ticaret haddi de temmuz ayında gerileme gösterdi. İhracat birim değer endeksinin ithalat birim değer endeksine bölünmesiyle hesaplanan dış ticaret haddi, Temmuz 2025'te 95,3 seviyesindeydi. Temmuz 2026'da ise dış ticaret haddi 4 puan azalarak 91,3 oldu. Böylece temmuz verileri, dış ticarette hem ihracat hem de ithalat birim değerlerinin yıllık bazda yükseldiğini, buna karşın miktar endekslerinin gerilediğini ortaya koydu.

İTO’dan yeni OVP için üretim çağrısı Haber

İTO’dan yeni OVP için üretim çağrısı

Avdagiç, yeni OVP için finansman, kur, vergi ve sosyal güvenlik yükleri ile ithalat politikalarını kapsayan 5 maddelik öneri sundu. İTO Başkanı Şekib Avdagiç, İTO’nun ağustos ayı Meclis Toplantısı’nda Türkiye ekonomisinin gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sıkı para politikasının enflasyonla mücadelede önemli bir dengeleme sağladığını belirten Avdagiç, yüksek faiz ve finansman maliyetlerinin özellikle üretici firmalar ve KOBİ’ler üzerindeki baskısına dikkat çekti. Avdagiç, eylül ayında güncellenmesi beklenen OVP’de para politikasının yanında, dezenflasyon sürecine zarar vermeyecek şekilde “hedefli bir üretim koruma politikası” geliştirilmesini önerdi. “Türkiye’nin yeni ekonomik politikası, enflasyonu düşürmek ile üretimi korumak arasında bir tercih yapmak arasında sıkışamaz” diyen Avdagiç, üretim kapasitesini, ihracatı ve yatırımları koruyacak seçici ve hedefli finansman mekanizmalarına ihtiyaç bulunduğunu ifade etti. Üretim ve ihracata yönelik 5 maddelik öneri Avdagiç, yeni OVP kapsamında reel sektörün finansmana erişimini güçlendirmek amacıyla beş başlıkta politika önerisi sundu. 1. Uzun vadeli finansman güçlendirilmeli İhracatçı ve üretici firmalar için uzun vadeli, sürdürülebilir ve öngörülebilir finansman kanallarının güçlendirilmesi gerektiğini belirten Avdagiç, Eximbank ve benzeri mekanizmaların yalnızca mevcut ihracatçılara değil, ihracat potansiyeli taşıyan üreticilere de açılmasını istedi. İşletme sermayesi ve yatırım kredilerinde üretim ve ihracat performansının dikkate alınması gerektiğini kaydetti. 2. Yatırım ve işletme kredileri ayrıştırılmalı Avdagiç, yatırım kredileri ile işletme sermayesi kredilerinin birbirinden ayrılması gerektiğini belirterek, teknoloji yatırımı yapan, ihracat kapasitesi oluşturan ve ithal girdiyi azaltan yatırımlar için daha uzun vadeli ve düşük maliyetli finansman kanalları oluşturulmasını önerdi. 3. Kur ve ihracatçı arasındaki maliyet dengesi korunmalı İhracatçıların artan maliyet baskısıyla karşı karşıya kaldığını belirten Avdagiç, kurun ihracatçının maliyet artışlarını karşılayabilecek şekilde dengelenmesine yönelik mekanizmaların güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Bu kapsamda döviz dönüşüm desteğinin sembolik olmaktan çıkarılarak daha etkin hale getirilmesini isteyen Avdagiç, enflasyon ile kur arasındaki farkın ihracatçı üzerindeki baskıyı artırmasının önüne geçilmesi gerektiğini ifade etti. 4. Üretim ve istihdama yönelik seçici destek sağlanmalı Üretim yapan ve istihdam sağlayan firmaların vergi ve sosyal güvenlik yükleri konusunda seçici düzenlemelerin gündeme alınmasını isteyen Avdagiç, özellikle yüksek istihdam ve ihracat sağlayan sektörlerde maliyet artışlarının istihdam kaybına dönüşmesini önleyecek mekanizmalar geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. 5. İthalat politikası sanayi politikasıyla birlikte ele alınmalı Avdagiç, ithalat politikasının yalnızca korumacı reflekslerle değil, sanayi politikası perspektifiyle ele alınması gerektiğini söyledi. Türkiye’nin üretmediği kritik girdilerde maliyetleri düşürecek bir gümrük rejiminin uygulanması, yerli üretim kapasitesinin bulunduğu alanlarda ise haksız rekabetin önlenmesi gerektiğini belirtti. “Üretim tabanının korunması gerekiyor” Sıkı para politikasının enflasyonun düşürülmesi açısından önemli olduğunu ancak bunun üretim tarafındaki maliyetinin giderek daha görünür hale geldiğini belirten Avdagiç, yüksek faizlerin işletme sermayesi maliyetlerini artırdığını, özellikle KOBİ’lerin finansmana erişim sorunlarının sürdüğünü söyledi. Avdagiç, “Geldiğimiz noktada temel sorun, dezenflasyonun kendisi değil, dezenflasyonun üretim kapasitesi üzerindeki maliyetinin giderek artmasıdır” değerlendirmesinde bulundu. Üretim tabanının korunması gerektiğini vurgulayan Avdagiç, ihracatın sürdürülebilirliğinin yalnızca dış talebe değil, Türkiye’deki üretim kapasitesine ve bu kapasitenin maliyet ve finansman koşullarına da bağlı olduğunu ifade etti. “Emek yoğun sektörlerde kapasite kaybına izin verilmemeli” Tekstil, hazır giyim, mobilya, metal ve makine gibi emek yoğun sektörlerde yüksek finansman maliyetlerinin firmaların fiyat rekabetçiliğini zorladığını belirten Avdagiç, bu alanlarda kapasite kaybının önlenmesi gerektiğini söyledi. Avdagiç, kısa vadede dezenflasyonun korunmasının, orta ve uzun vadede ise üretim kapasitesi ile ihracat rekabetçiliğinin sürdürülebilmesinin birlikte ele alınması gerektiğini kaydetti. “Türkiye bunu başarabilecek güce sahip” Türkiye’nin enflasyonla mücadele ile üretimin korunması arasında bir tercih yapmak zorunda olmadığını belirten Avdagiç, seçici, hedefli ve etkili politika araçları geliştirilmesi gerektiğini ifade etti. Türkiye’nin ekonomik birikimi ve kapasitesiyle kendi çıkış yolunu oluşturabileceğini söyleyen Avdagiç, iş dünyası olarak hükümetin beklentileri karşılayacak adımları hızlandıracağına inandıklarını belirtti. Avdagiç’ten “Terörsüz Türkiye” mesajı İTO Başkanı Avdagiç, konuşmasında “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin değerlendirmelerde de bulundu. Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’nin siyasi partilerin geniş mutabakatıyla yasalaşmasını değerlendiren Avdagiç, sürecin Türkiye için yeni bir dönemin kapılarını araladığını söyledi. Avdagiç, iş dünyası olarak sürecin milli birlik ve ekonomik kalkınmaya olumlu katkı sağlamasını temenni ettiklerini belirterek, yasada af düzenlemesine yer verilmemesini ve eli kana bulaşmış kişilerin kapsam dışında tutulmasını önemsediklerini ifade etti. Türkiye’nin 40 yılı aşkın süredir terörle mücadele ettiğini belirten Avdagiç, bundan sonraki dönemde ülkenin üretim ve kalkınma gündeminin daha güçlü şekilde öne çıkacağına inandıklarını söyledi. İstanbul Ticaret Üniversitesi’nde veri bilimi bölümü açıldı Avdagiç ayrıca İstanbul Ticaret Üniversitesi’nde Veri Bilimi ve Analitiği Bölümünün açıldığını duyurdu. İş dünyasının dijital dönüşüm ve veri odaklı karar alma süreçlerine uyum sağlaması için çalışmalar yürüttüklerini belirten Avdagiç, üniversitenin dijital dönüşüm alanındaki insan kaynağı ihtiyacına yönelik olarak 2026-2027 akademik yılında Veri Bilimi ve Analitiği Bölümü’ne ilk kez öğrenci kabul edeceğini açıkladı.

Küresel çelik üretimi daraldı Türkiye üretimini artırdı Haber

Küresel çelik üretimi daraldı Türkiye üretimini artırdı

Türkiye, bu üretimle dünyanın yedinci, Avrupa’nın ise en büyük çelik üreticisi konumunu korudu. Küresel çelik sektöründe üretim 2025 yılında gerilerken Türkiye, üretimini artıran az sayıdaki ülke arasında yer aldı. KPMG Türkiye’nin hazırladığı “Çelik Sektörel Bakış - 2026” raporuna göre, küresel ham çelik üretimi geçen yıl yaklaşık yüzde 2 azalarak 1,85 milyar tona geriledi. Çin’in ham çelik üretimi yüzde 4,4 düşüşle 960 milyon tonun altına inse de ülke, dünya üretiminin yarısından fazlasını karşılamayı sürdürdü. Çin’in iç talebindeki zayıflık nedeniyle ihracatının yaklaşık 134 milyon tona ulaşması ise küresel çelik fiyatları üzerindeki baskıyı artırdı. Çin’in yanı sıra Japonya, Rusya, Güney Kore ve Almanya’nın üretimi gerilerken, Hindistan, ABD ve Türkiye üretimini artıran başlıca ülkeler oldu. Türkiye’de üretim 38,1 milyon tona çıktı Türkiye çelik sektörü, küresel üretimdeki daralmaya karşın 2025 yılında yüzde 3,3 büyüyerek 38,1 milyon ton ham çelik üretimine ulaştı. Türkiye bu üretim hacmiyle dünya sıralamasında yedinci, Avrupa’da ise birinci sıradaki yerini korudu. 2021 yılında 40,4 milyon tonla tarihi üretim seviyesine ulaşan sektör, 2022 ve 2023 yıllarındaki daralmanın ardından başlayan toparlanmasını 2025’te de sürdürdü. İç talepteki güçlü seyir de devam etti. Nihai mamul tüketimi 39,3 milyon tonla rekor seviyeye ulaştı. Üretimdeki artışta elektrikli ark ocaklarının payı öne çıktı. Elektrikli ark ocaklarında üretim 25,8 milyon tondan 27,5 milyon tona yükselirken, bazik oksijen fırınlarında üretim 11,1 milyon tondan 10,6 milyon tona geriledi. Böylece Türkiye’nin çelik üretiminde elektrikli ark ocağı teknolojisinin ağırlığı daha da arttı. İhracat arttı ancak ithalat daha hızlı yükseldi Türkiye’nin çelik ürünleri ihracatı 2025 yılında 13,4 milyon tondan 15,1 milyon tona yükseldi. İhracatta Avrupa’nın ağırlığı arttı. Avrupa’nın toplam ihracat içindeki payı yüzde 52,4’ten yüzde 59’a yükseldi. Kuzey Amerika’nın payı ise ABD’nin çelik ithalatına yönelik tarifeleri artırmasının etkisiyle yüzde 9,1’den yüzde 6,7’ye geriledi. Buna karşılık Türkiye’nin çelik ithalatı 17,4 milyon tondan 18,9 milyon tona çıktı. Böylece ihracattaki artışa rağmen Türkiye’nin net ithalatçı görünümü devam etti. Türkiye’nin çelik ithalatında Rusya yüzde 22,9 ile ilk sırada yer aldı. Rusya’yı yüzde 20,6 ile Çin, yüzde 11,3 ile Güney Kore ve yüzde 9,7 ile ABD izledi. Yüksek ithalatın, iç pazarda Türk üreticilerin fiyatlama gücü ve rekabet koşulları üzerindeki baskıyı artırdığı belirtildi. ABD ve Avrupa’daki korumacılık baskıyı artırıyor ABD’nin çelik ithalatına yönelik tarifeleri ve Avrupa Birliği’nin koruma önlemlerini sıkılaştırması, Türk çelik sektörünün dış pazarlara erişimini zorlaştıran başlıca gelişmeler arasında yer alıyor. ABD, 2025 yılında Section 232 kapsamında çelik tarifelerini önce yüzde 25 seviyesinde yeniden uygulamaya alırken, haziran ayında bu oranı yüzde 50’ye yükseltti. Bu gelişmenin Türkiye açısından doğrudan bir ihracat fırsatından çok küresel çelik arzının yönünü değiştiren bir unsur olduğu değerlendiriliyor. ABD pazarına giremeyen çelik ürünlerinin Avrupa, Orta Doğu ve Afrika gibi alternatif pazarlara yönelmesinin, Türkiye’nin hem ihracat pazarlarında hem de iç piyasada fiyat rekabetini artırabileceği belirtiliyor. Avrupa Birliği’nin de koruma önlemlerini sıkılaştırmasıyla Türk çelik üreticilerinin Avrupa pazarındaki rekabet koşulları daha da zorlaşıyor. Sektörün gündeminde maliyet ve katma değerli üretim var KPMG Türkiye Metal ve Maden Sektör Lideri ve Şirket Ortağı Burak Yıldırım, küresel arz fazlası, Çin kaynaklı fiyat baskısı, düşük fiyatlı ithalat, yüksek hurda ve enerji maliyetleri ile artan korumacılığın sektörün kârlılığı üzerindeki baskıyı sürdürdüğünü belirtti. Yıldırım, önümüzdeki dönemde karbon düzenlemeleri, maliyet yönetimi, katma değerli ürünler ve yeni pazarlara yönelmenin sektör açısından öne çıkacağını ifade etti. Çelik sektörünün önündeki temel meselenin yalnızca üretimi artırmak olmadığına dikkat çeken Yıldırım, rekabetçi maliyet ve düşük karbon profiliyle doğru ürünün doğru pazara ulaştırılmasının önem kazanacağını vurguladı.

Türkiye ihracatta temmuz rekorunu kırdı Haber

Türkiye ihracatta temmuz rekorunu kırdı

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, temmuz ayına ilişkin dış ticaret verilerini açıkladı. Verilere göre Türkiye'nin ihracatı geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 2,9 artış göstererek 25,6 milyar dolar oldu. Bu rakam, Türkiye'nin şimdiye kadar ulaştığı en yüksek temmuz ayı ihracatı olarak kayıtlara geçti. 19 sektör ihracatını artırdı Temmuz ayında 19 sektör ihracatını artırırken, 7 sektörde ise geçen yılın aynı ayına göre gerileme yaşandı. İhracattaki artışın sektörlerin büyük bölümüne yayılması, dış ticaretteki olumlu görünümü destekledi. İlk yedi ayda ihracat 161,6 milyar dolar Ocak-temmuz döneminde Türkiye'nin ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3,4 artış göstererek 161,6 milyar dolara ulaştı. Son 12 aylık ihracat ise yine yüzde 3,4 artışla 278,6 milyar dolar seviyesine yükseldi. İthalat 33 milyar dolar oldu Temmuz ayında ithalat geçen yılın aynı ayına göre yüzde 5,2 artarak 33 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bu gelişmeyle birlikte temmuz ayı dış ticaret açığı 7 milyar 368 milyon dolar oldu. Ocak-temmuz döneminde dış ticaret açığı 60 milyar 508 milyon dolar olarak hesaplanırken, son 12 aylık dönemde açık 96 milyar 758 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti. Bakan Bolat: Dış ticaret açığı kontrol altında Ticaret Bakanı Ömer Bolat, dış ticaret açığındaki görünümün yönetilebilir seviyede olduğunu belirterek istikrarlı tablonun sürdüğünü ifade etti. Bolat ayrıca döviz paritesindeki gelişmelerin temmuz ayı dış ticaret performansını olumsuz etkilediğini belirterek, parite etkisinin yaklaşık 300 milyon dolar aşağı yönlü gerçekleştiğini söyledi. Hazır olduğunuzda bu haber için de Ekometre Gazetesi tarzına uygun, aydınlık, gerçekçi, yazısız haber görselini hazırlayayım.

Dış ticaret açığı haziranda 10,4 milyar dolar oldu Haber

Dış ticaret açığı haziranda 10,4 milyar dolar oldu

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ile Ticaret Bakanlığı tarafından açıklanan geçici dış ticaret verilerine göre, dış ticaret açığı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 26,2 artarak 10 milyar 370 milyon dolara yükseldi. Genel ticaret sistemi kapsamında hazırlanan verilere göre, Haziran ayında ihracat geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 21,7 artışla 24 milyar 915 milyon dolar olurken, ithalat yüzde 23 artarak 35 milyar 285 milyon dolara ulaştı. Böylece ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 71,4'ten yüzde 70,6'ya geriledi. Yılın ilk altı aylık döneminde ise ihracat yüzde 3,5 artışla 135 milyar 980 milyon dolara, ithalat yüzde 4,6 yükselişle 189 milyar 120 milyon dolara çıktı. Ocak-Haziran döneminde dış ticaret açığı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 7,4 artarak 53 milyar 140 milyon dolar olarak kayıtlara geçti. Aynı dönemde ihracatın ithalatı karşılama oranı da yüzde 72,6'dan yüzde 71,9'a geriledi. Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç tutulduğunda da dış ticaret hacmindeki artış sürdü. Haziran ayında enerji ve altın hariç ihracat yüzde 23,2 artışla 23 milyar 302 milyon dolara, ithalat ise yüzde 24,3 yükselişle 28 milyar 16 milyon dolara ulaştı. Bu kapsamda enerji ve altın hariç dış ticaret açığı 4 milyar 713 milyon dolar olurken, dış ticaret hacmi yüzde 23,8 artarak 51 milyar 318 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti. Söz konusu dönemde ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 83,2 olarak hesaplandı. Haziran verileri, dış ticarette ihracatın güçlü performansını koruduğunu ancak ithalattaki daha hızlı artışın dış ticaret açığını genişletmeye devam ettiğini ortaya koydu. Önümüzdeki dönemde küresel talep koşulları, enerji fiyatları ve döviz kuru gelişmelerinin dış ticaret dengesi üzerinde belirleyici olmayı sürdüreceği değerlendiriliyor.

Helal belgeli ithal ürünlere TAREKS zorunluluğu Haber

Helal belgeli ithal ürünlere TAREKS zorunluluğu

Ticaret Bakanlığı'nın hazırladığı tebliğ ile helal belgeli ürünlerin ithalatında TAREKS üzerinden başvuru ve belge yükleme zorunluluğu getirildi. Üç ay sonra yürürlüğe girecek düzenleme ile tüketicinin yanıltılmasının önlenmesi ve helal uygunluk beyanlarının daha sıkı denetlenmesi hedefleniyor. TAREKS üzerinden başvuru yapılacak Tebliğe göre, helal belgeli ürün ithal etmek isteyen firmaların öncelikle Dış Ticarette Risk Esaslı Kontrol Sistemi (TAREKS)'ne kayıt yaptırması gerekecek. İthalat başvuruları, denetim işlemleri ve bildirimler tamamen TAREKS sistemi üzerinden yürütülecek. Belgeler sisteme yüklenecek Ürün üzerinde yer alan tüm helal ibarelerine ilişkin uygunluk belgelerinin TAREKS'e yüklenmesi zorunlu olacak. Denetimlerde ürünün ilgili mevzuata aykırı olduğunun tespit edilmesi halinde, helal ibaresiyle ithalatına izin verilmeyecek. Denetim sonucunda uygun bulunmayan ürünlerde, helal ibaresinin denetim biriminin onayladığı yöntemle kaldırılması halinde ithalata izin verilebilecek. Düzenleme, ithalat yoluyla iç piyasaya sunulan helal belgeli ürünlerde standartların korunmasını ve tüketicinin doğru bilgilendirilmesini amaçlıyor. Üç ay sonra yürürlükte Resmi Gazete'de yayımlanan tebliğ, üç aylık geçiş sürecinin ardından yürürlüğe girecek. Yeni uygulamayla birlikte helal uygunluk belgelerinin doğrulanması ve ithalat süreçlerinin dijital ortamda daha etkin şekilde denetlenmesi hedefleniyor.

Mayıs ayında ihracat yüzde 9,3 geriledi Haber

Mayıs ayında ihracat yüzde 9,3 geriledi

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, mayıs ayında ihracatın geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 9,3 azalarak 22 milyar 504 milyon dolar, ithalatın ise yüzde 10,7 düşüşle 28 milyar 103 milyon dolar olarak gerçekleştiğini açıkladı. Ankara'da düzenlenen Mayıs Ayı Dış Ticaret Verileri Basın Toplantısı'nda konuşan Bolat, bayram tatili nedeniyle mayıs ayında resmi çalışma günlerinin azalmasının dış ticaret verileri üzerinde etkili olduğunu belirtti. İhracatta yaşanan gerilemeye rağmen günlük bazda önemli bir rekora imza atıldığını vurgulayan Bolat, 22 Mayıs 2026 tarihinde 2,4 milyar dolarlık ihracatla tüm zamanların en yüksek günlük ihracat rakamına ulaşıldığını söyledi. İthalat tarafında da düşüş yaşandığını belirten Bolat, mayıs ayında mal ithalatının geçen yılın aynı ayına göre yüzde 10,7 gerileyerek 28,1 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiğini ifade etti. Dış ticaret açığındaki iyileşmeye dikkat çeken Bolat, mayıs ayında açığın yıllık bazda yüzde 15,7 azalarak 5,6 milyar dolara düştüğünü ve son 9 ayın en düşük seviyesinin görüldüğünü kaydetti. İhracatın ithalatı karşılama oranı ise geçen yılın aynı ayına göre 1,2 puan artarak yüzde 80,1'e yükseldi. Böylece söz konusu oran son 20 ayın en yüksek seviyesine ulaştı. Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Mustafa Gültepe de mayıs ayında yedi iş gününün bayram tatili nedeniyle kaybedildiğini belirterek, ihracattaki düşüşte takvim etkisinin önemli rol oynadığını söyledi. İlk beş aylık dönemde ihracatın 111,2 milyar dolara, son 12 aylık ihracatın ise 273,5 milyar dolara yükseldiğini belirten Gültepe, otomotiv sektörünün 3,3 milyar dolarla ihracat liderliğini sürdürdüğünü ifade etti. Gültepe, Avrupa ve ABD'de talebin canlanmaya başladığını, Çin'de ise üretim maliyetlerinin yükseldiğini belirterek Türkiye'nin yeni siparişler açısından fırsatlar yakalayabileceğini söyledi. Ancak sanayi üretimindeki yavaşlamaya dikkat çeken Gültepe, rekabet gücünün artırılması için üretim maliyetleriyle fiyatlar arasında daha sağlıklı bir denge kurulması gerektiğini vurguladı. Mayıs ayında en fazla ihracat yapılan ülkeler Almanya, ABD, İtalya, Birleşik Krallık ve İspanya olurken, Körfez ülkelerine yapılan ihracat ise yüzde 16,2 gerileyerek 2,24 milyar dolar seviyesinde kaldı.

Ticaret savaşları Türkiye'nin cari açığını tırmandırdı Haber

Ticaret savaşları Türkiye'nin cari açığını tırmandırdı

Türkiye şubat ayında 7 milyar 501 milyon do­larla geçen yılın ay­nı ayına göre yüzde 43,8 daha fazla cari işlemler açığı verdi. Böylece, savaşın henüz baş­lamadığı ancak artan jeopoli­tik gerilimle olumsuz etkile­rinin yoğun hissedildiği ara­lık-şubat döneminde üç ay üst üste 7 milyar doların üzerinde seyreden cari açıkta büyüme eğilimi kalıcı bir görüntü ver­di. 28 Şubat’ta fiilen başlayan sıcak savaşın cari açığa etki­si ise gelecek ay açıklanacak mart verisinde görülecek. Merkez Bankası verileri­ne göre şubatta cari açık aynı zamanda, ABD’nin açıkladı­ğı fahiş gümrük vergileri üze­rine şiddetlenen küresel tica­ret savaşı etkisiyle arızi yük­selişle 8 milyar doları aştığı Nisan 2025’ten sonraki döne­min en yüksek aylık düzeyini gördü. Anılan ayda 8,4 milyar dolar olan aylık cari açık, ma­yısta 1,1 milyar, haziranda 2,2 milyar dolara gerilemiş, izle­yen üç ayda ise cari denge faz­la vermişti. Türkiye, kasım­dan itibaren 4,1 milyar dolar­la yeniden cari açık vermeye başladı. Aralıktaki 7,4 milyar dolardan sonra bu yıl ocakta da 7 milyar doların üzerinde bir cari açık verildi, büyüme ivmesi şubatta da devam etti. Ocak-şubat dönemi kümüla­tif cari açığı geçen yılın eş dö­nemine göre yüzde 57,2 artışla 14 milyar 543 milyon dolar ol­du. Şubat sonu itibarıyla yıllık cari işlemler açığı da 35 mil­yar 447 milyon dolarla, son 26 ayın en yüksek düzeyine çıktı. Enerji ve altın hariç açık da büyüdü Enerji ve altın hariç cari iş­lemler dengesi de şubat ayın­da 3 milyar 408 milyon dolarla geçen yılın aynı ayındakinin 5,7 kat üzerinde gerçekleşti. Bu bazda ilk iki aydaki açık 6 milyar 255 milyon dolara ulaş­tı. Nisan 2025’te 4 milyar 707 milyon dolar açık verdikten sonra, ekim sonuna kadar faz­la veren, kasımdan itibaren yeniden açık vermeye başla­yan altın ve enerji hariç den­gede de şubatta söz konusu dö­nemin en yüksek açığı verildi. Yıllıklandırılmış verilere göre enerji ve altın hariç dengede Şubat 2025’te 32 milyar 708 milyon dolar olan fazla, bu yıl aynı ayda 10 milyar 308 mil­yon dolara kadar geriledi. Rezervde yılık erime 24,2 milyar dolar Yıllıklandırılmış verilere göre ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı 73,2 milyar dolar oldu. Bu dönemde hizmetler alanında 62,6 milyar dolar net giriş kaydedilirken, birincil gelir dengesinde 24 milyar, ikincil gelir dengesinde ise 875 milyon dolar net çıkış yaşandı. Son bir yılda 35,4 milyar dolar olan cari işlemler açığı, bir yıl önceki düzeyine göre yüzde 113,3 büyüdü. Son bir yıldaki cari açık da ağırlıkla bankalar ve şirketlerin kullandığı dış krediler, yabancıların mevduat hareketleri ve ticari krediler yoluyla finanse edildi. Yıllık cari açığın finansmanına net doğrudan yatırımlar 2,6 milyar dolar, net portföy yatırımları 2,4 milyar dolar katkı verdi. Aynı dönemde dışarıdan net 38 milyar dolar kredi ve net 1,3 milyar dolar ticari kredi kullanıldı. Buna karşılık yabancıların efektif ve mevduatlarında net 11,5 milyar dolar azalış yaşandı. Böylece “diğer yatırımlar” alanındaki net katkı 27,9 milyar dolar oldu. Net hata ve noksan verisine göre son bir yılda 21,4 milyar dolarlık kaynağı belirsiz çıkış yaşanırken, Merkez Bankası’nın döviz rezervleri 24,2 milyar dolar azaldı. Cari açığı dış ticaret büyüttü Şubat ayında da cari açığı büyüten ana faktör dış ticaretteki gelişmeler oldu. Ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret verilerine göre aylık ihracat 20 milyar 670 milyon dolarla geçen yılın aynı ayındakinin yüzde 2,2 altında kalırken, ithalat yüzde 5,7 artışla 28 milyar 148 milyon dolar oldu ve 7 milyar 478 milyon dolarla geçen yıla göre yüzde 36,6 daha büyük dış ticaret açığı verildi. Uluslararası taşımacılık, turizm, dış müteahhitlik gibi faaliyetleri kapsayan hizmetler alanında kaydedilen aylık net 2 milyar 14 milyon dolarlık giriş geçen yılın aynı ayındakinin yüzde 11,1 altında kaldı ve bunun dış ticarette oluşan açığı kompanse etme oranı geriledi. Hizmetler alanındaki net girişlerin net 1 milyar 841 milyon dolarını seyahat gelirleri de geçen yıla göre yüzde 2,5 geriledi. Karşılıklı yatırımlardaki gelir-giderler ile faiz gelir-giderini kapsayan “birincil gelir dengesi” de şubatta net 1 milyar 859 milyon dolar açık verdi. Karşılıksız transferlerle ilgili ikincil gelir dengesinde de 178 milyon dolar açık oluştu. Bir ayda 10 milyar dolar rezerv kullanımı Portföy yatırımlarındaki net giriş ise geçen yılın aynı ayına göre yüzde 69,6 azalarak 780 milyon dolarda kaldı. Yurt dışı yerleşiklerin hisse senedi piyasasında 932 milyon ve DİBS piyasasında 366 milyon dolar net alış yaptığı görüldü. Yurt dışındaki tahvilde ise yurt dışı yerleşikler banka ihraçlarında 43 milyon ve genel hükümet ihraçlarında 674 milyon dolar net alış, diğer sektör ihraçlarında ise 81 milyon dolar net satış yaptı. Yurt dışı yerleşiklerin açtığı krediler ve mevduatları kapsayan diğer yatırımlarda ise bir aylık net giriş 2 milyar 734 milyon dolarla geçen yıla göre yüzde 75,8 arttı. Bakır'ın haberine göre, Yurt dışından bankalar 17 milyon, genel hükümet 226 ve diğer sektörler 1 milyar 478 milyon dolar net kredi kullanımı gerçekleştirdi. Diğer yatırımlar altında, yurt dışı bankaların yurt içindeki mevduatları, Türk lirası cinsinden 882 milyon dolar net artış ve yabancı para cinsinden 2 milyar 390 milyon dolar net azalış olmak üzere toplam 1 milyar 508 milyon dolar net azalış kaydetti. Bu gelişmelerle cari açığı karşılayacak toplam döviz girişi 3 milyar 376 milyon dolarda kaldı. Net hata noksan kalemindeki 6 milyar 471 milyon dolarlık sistem dışına çıkışla birlikte büyüyen finansman ihtiyacı, rezerv varlıkları bir ayda net 10 milyar 630 milyon dolar eritti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.