SON DAKİKA
Hava Durumu

#İstihdam

Ekometre - İstihdam haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İstihdam haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

VakıfBank’tan rekor finansman Haber

VakıfBank’tan rekor finansman

T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın karşı-garantisi ve Dünya Bankası Grubu üyesi IBRD’nin kısmi garantisi altında sağlanan finansman, Türk bankacılık sektöründe kalkınma finansmanı alanında gerçekleştirilen en yüksek tutarlı işlemlerden biri oldu. Temin edilen bu kaynak; VakıfBank’ın “Kalkınma Odaklı Değer Bankacılığı” yaklaşımı çerçevesinde geliştirilen ürünler aracılığıyla, başta kadınlar, gençler, kadın ve genç girişimciler olmak üzere istihdamın artırılması, afet bölgesindeki ekonomik hayatın güçlendirilmesi ve kalkınmada öncelikli illerde üretimin desteklenmesi amacıyla kullandırılacak. T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın karşı-garantisi ve Dünya Bankası Grubu üyesi IBRD’nin kısmi garantisi altında VakıfBank, Türk bankacılık sektöründe kalkınma finansmanı alanında gerçekleştirilen rekor seviyede işlemlerden birine imza attı. İstanbul Finans Merkezi’nde bulunan VakıfBank Genel Müdürlüğü’nde gerçekleştirilen imza törenine T.C. Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek ve Dünya Bankası Türkiye Ülke Direktörü Humberto Lopez ile paydaş finansal kuruluşların üst düzey temsilcilerinin yanı sıra iş dünyası, girişimcilik ekosistemi ve finans sektöründen davetliler katıldı. 1,5 milyar Euro tutarındaki kaynağın; başta kadınlar ve gençler olmak üzere girişimcilerin desteklenmesi, afet bölgesinin yeniden ekonomik olarak güçlendirilmesi ve kalkınmada öncelikli illerde üretimin artırılması amacıyla kullandırılması planlanıyor. “KOBİ’lerimizin finansmana erişimini desteklemeye devam ediyoruz” Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye'nin üretim ekosistemini güçlendirecek her türlü konuda Dünya Bankası ile tesis edilen iş birliğinin, kararlılıkla sürdürüleceğine işaret ederek, şu değerlendirmelerde bulundu: “KOBİ’lerimizin uzun vadeli ve uygun koşullu finansmana erişimini desteklemeye devam ediyoruz. Sağlanacak 1,5 milyar avro tutarındaki kaynak; istihdamın artırılması, özellikle genç ve kadın girişimcilerin desteklenmesi amacıyla kullanılacaktır. Uyguladığımız ekonomi programına duyulan güven, uluslararası kalkınma bankaları ile ilişkilerimize doğrudan yansımaktadır” dedi. “Bu finansman, ülkemize duyulan güvenin somut göstergesi” İmza töreninde konuşan VakıfBank Genel Müdürü Osman Arslan, gerçekleştirilen işlemin yalnızca finansman sağlamakla sınırlı olmadığını belirterek şunları söyledi: “Dünya Bankası İcra Kurulu tarafından onaylanan bu proje kapsamında, uluslararası finans kuruluşlarıyla 1,5 milyar Euro tutarında, 10 yıl vadeli bir kredi anlaşmasına imza attık. Bu işlem, Türk bankacılık sektöründe kalkınma finansmanı alanında gerçekleştirilen en yüksek tutarlı fonlama işlemlerinden biri olma özelliğini taşıyor. Bu iş birliği, uluslararası finans çevrelerinin hem Bankamıza hem de ülkemize duyduğu güvenin güçlü bir göstergesidir.” “200 bin kadın ve gencin iş hayatına katkı sağlayacağız” “VakıfBank olarak ülkemizin üretim gücünü, istihdam kapasitesini ve toplumsal refahını destekleyen kalıcı değerler üretmeyi önceliklendiriyoruz. Bu anlayışla, özellikle gelişim potansiyeli yüksek alanlarda sürdürülebilir kalkınmayı destekleyen finansman modelleri geliştiriyoruz. Çünkü biz inanıyoruz ki, sürdürülebilir bir yaşam sadece ekonomik büyüme ile değil, kapsayıcılıkla, eşit fırsatlarla ve insanı merkeze alan bir anlayışla mümkündür” diyen Osman Arslan, Finansmanın kapsayıcı büyümeye hizmet edecek şekilde yapılandırıldığını vurgulayarak “Kaynağın önemli bir bölümünü kadınlar ve gençler için ayırıyoruz. Kadınların ve gençlerin üretim süreçlerine daha güçlü katılımı, ekonomik büyümeyi hızlandırırken toplumsal kalkınmayı da destekliyor. VakıfBank olarak 200 bin kadın ve gencin iş hayatına katılmasına katkı sağlayarak bu hedefin güçlü bir parçası olacağız. İnşallah attığımız bu adımlarla kadın ve genç istihdamına ölçülebilir düzeyde önemli bir katkı sağlayacağız” dedi. Afet bölgesine yönelik çalışmalara da özel önem verdiklerini belirten Arslan sözlerini şöyle tamamladı: “Afet bölgesinde ekonomik hayatın yeniden güçlenmesi için finansmana erişimi kolaylaştırıyoruz. İşletme ve yatırım kredileriyle üretimin yeniden canlanmasına katkı sağlarken, istihdam odaklı kredi programlarımızla kadınların ve gençlerin iş gücüne katılımını destekliyoruz. Önümüzdeki dönemde 150 bin kadın ve 50 bin gencin istihdama katılmasına katkı sağlamayı hedefliyoruz.”

Jeotermale ‘Hayır’ demek, ithâl kaynaklara ‘Evet’ demektir Haber

Jeotermale ‘Hayır’ demek, ithâl kaynaklara ‘Evet’ demektir

Jeotermal Enerji Derneği (JED) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, Anadolu ve Trakya coğrafyasında bin 500’ün üzerinde doğal jeotermal çıkış noktası olduğunu hatırlatarak, başta enerji olmak üzere yatırımların Ege’den ülke geneline doğru yayılması için seferberlik ilân edilmesi gerektiğini vurguladı. DOĞU ANADOLU JEOTERMAL ZENGİNİ Ağrı, Muş, Bingöl, Elazığ ve Van başta olmak üzere Doğu Anadolu illerinin tektonik yapıları gereği çok zengin jeotermal kaynaklara sahip olduğu bilgisini veren Kındap, “Jeotermal tamamen bizim olan, kullanırken kimseden izin istemediğimiz, kimseye bir para ödemeyeceğimiz; 7 gün 24 saat kesintisiz üretim yaptığımız; temiz, yenilenebilir ve sürdürülebilir bir kaynak. Doğu Anadolu Bölgemizdeki illerimizde, jeotermalin tüm kullanım alanlarında ülke ekonomisinin kalkınmasına hizmet edecek projeler geliştiriliyor. Pek çok kentimizde yurttaşlarımızın yatırımları desteklediğini görmek bizlere de mutluluk veriyor. Çünkü hepimiz biliyoruz ki tamamen bizim olan jeotermal enerjiye ‘hayır’ demek, kıt olan dövizimizi harcayarak ithal ettiğimiz enerji kaynaklarına ‘evet’ demek anlamına geliyor.” dedi. “Bilgi eksikliğini gidermek görevimiz” Muş ve Bingöl’de bazı vatandaşların bilgi eksikliğinden kaynaklı sebeplerle jeotermale karşı çıkabildiğini söyleyen Kındap, bu yöndeki eksikliğin giderilmesi ve karşı çıkışların siyasi istismar konusu olmaması için JED ve benzeri sivil toplum örgütlerine görev düştüğünü hatırlattı. “Türkiye’de halen enerji üreten ya da inşa halinde olan jeotermal santrallerin, dünyanın kabul ettiği en yüksek çevre standartlarına sahip olduklarına işaret eden JED Başkanı Ali Kındap, şu değerlendirmeyi yaptı: “Varto ve Karlıova başta olmak üzere Doğu Anadolu Bölgesi’nde gerçekleştirilecek jeotermal yatırımların, başta istihdam olmak üzere bölge ekonomisine çok farklı alanlarda katkı sağlamasını bekliyoruz. Bugün Ağrı’nın Diyadin ilçesi nasıl jeotermal seracılıkta bir Türkiye markası olduysa; Varto ve Karlıova gibi pek çok ilçemiz enerji üretiminde, termal turizmde, sebze ve meyve kurutma yatırımlarında, jeotermal madencilik uygulamalarında birer marka şehir olabilir. Gerek inşaat gerekse işletme süreçlerinde yaratılacak doğrudan ve dolaylı iş imkanları, bu ilçelerimizde ciddi bir ekonomik hareketlilik yaratacak. Kaynaklarımızın verimliliği ile paralel olarak tarımsal üretimde artış, yılın 12 ayı kesintisiz üretim yapılabilen modern seracılık uygulamaları yaygınlaşacak. Sektör temsilcileri olarak bizler, yurttaşlarımızın doğru bilgilenmesine büyük önem vermekteyiz. Bir ilimizde jeotermal yatırımlar alkışlarla karşılanırken, birkaç yüz kilometre uzaklıktaki bir başka şehrimizde eleştiri konusu oluyorsa, bizlerin de sorumluluk alması gereken bir bilgi eksikliği var demektir.” “Türkiye jeotermali elinin tersi ile itemez” Rusya – Ukrayna ve ABD-İran savaşlarının Türkiye için enerji arz güvenliğinin taşıdığı stratejik önemi gösteren örnekler olduğuna dikkat çeken Kındap, gelişmişlik seviyesi ne olursa olsun tüm ülkelerin yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarına çok daha fazla önem verdiklerini belirtti. Dünyada dördüncü, Avrupa’nın lider jeotermal zengini ülkesi olan Türkiye’nin, bu dev enerji kaynağını elinin tersi ile itemeyeceğini kaydeden Ali Kındap, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ülkemiz doğalgaz ve petrol zengini bir ülke değil. Enerjide bağımsız olmamız için bu kaynaklara sahip olmamız da gerekmiyor. Tüm yenilenebilir kaynaklarımızdan etkin şekilde ve sonuna kadar yararlanmalı, 85 milyonluk ülkemizin enerjisini bu kaynaklarla karşılamalıyız. Bu açıdan baktığımızda Doğu Anadolu’daki jeotermal yatırımlarımız ekonomik kalkınma, çevresel sürdürülebilirlik ve enerji bağımsızlığı hedeflerimizin tam kesişim noktasında yer alıyor. Bu yatırımların ülkemizin temiz enerji yolculuğunda güçlü birer adım olduğuna inanıyoruz. Nasıl ki rüzgâr enerjisi yatırımlarımız son yıllarda batıdan doğuya doğru hızlı bir ivme ile yayılıyorsa, jeotermal enerjide de aynı rotayı izlemeliyiz.” Rakamlarla jeotermal sektörü Jeotermal kaynaklı elektrik üretiminde 1758 MW kurulu güç seviyesine ulaşan Türkiye; potansiyelinin çok altında kalan bu seviye ile dünyanın dördüncü, Avrupa’nın lider ülkesi konumunda. Türkiye, enerji üretiminin yanı sıra konut ısıtması, jeotermal seracılık, termal turizm, jeotermal balıkçılık ve sebze meyve kurutma alanlarında 7 bin MW’ın biraz üzerinde jeotermal kullanıma sahip. Maden Tetkik Arama Kurumu (MTA) Türkiye’nin keşfi tamamlanan jeotermal potansiyelini 62 bin MW/termal olarak açıklarken, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre Türkiye üçte birinden azına karşılık gelen 19 bin 836 MW/termal kullanıma sahip. 150 bin dönüm jeotermal ısıtmalı sera potansiyeline sahip olan Türkiye, halen 7 bin dönüm jeotermal ısıtmalı seraya sahip. Türkiye, potansiyelinin % 5’i seviyesinde olan bu kapasite ile dünyada 7'inci, Avrupa'da ise 1'inci sırada yer alıyor.

KKM bitti ama millete maliyeti büyük oldu Haber

KKM bitti ama millete maliyeti büyük oldu

‘Nas var nas’ denilerek faizlere yapılan müdahalenin ağır faturası ortaya çıktı. SÖZCÜ’nün ulaştığı verilere göre, dövizi frenlemek için Aralık 2021’den Ağustos 2025’e kadar uygulanan Kur Korumalı Mevduata (KKM) toplam 1 trilyon 465 milyar lira aktarıldı. Bu paranın 166 milyar lirası en son 2025’te ödendi. KKM’nin gerçek faturası, 3 yıl 9 ay boyunca yapılan ödemeler dolar kuruyla güncellendiğinde 2 trilyon 643 milyar 111 milyon 447 bin lirayı buluyor. Toplam ödeme bugünkü kurlarla yaklaşık 59.1 milyar dolara karşılık geliyor. 1.7 trilyonu merkez’in Erdoğan Süzer'in haberine göre Maliye’nin bütçe dengelerini 2022 ve 2023’te alt üst eden, Merkez Bankası’na (TCMB) 2023, 2024 ve 2025 yılları boyunca sürekli zarar ettiren KKM için Merkez Bankası kaynaklarından 1.3 trilyon lira, Hazine’den 152 milyar lira para aktarıldı. Merkez Bankası’nın üzerine yıkılan ağır yük, güncel kurlarla 1 trilyon 736 milyar lirayı, Hazine’nin yükü de 362 milyar lirayı buldu. KKM için ilk ödeme 2022’de yapıldı. O yıl Hazine 92.5 milyar, Merkez Bankası da 72.8 milyar lira para ödedi. Yıllık ortalama kurla o para yaklaşık 10 milyar dolara karşılık geliyordu. Bankada parası olanlar dövize gitmesin diye varlıklı kesime altın tepside sunulan KKM’nin 2023 faturası ise 893 milyar lirayı (Ortalama kurla yaklaşık 37.6 milyar dolar) buldu. Bunun 833 milyarını tek başına ödeyen Merkez Bankası 2023’ü 818.3 milyar lira rekor zararla kapattı. KKM için 2024 yılında 240.2 milyar, 2025’te de 166.5 milyar lira ödeme yapan Merkez, 2024’te 700.4 milyar, 2025’te de ise 1 trilyon 65 milyar lira zarar etti. KKM için ödenen para güncel kurla 54.9 milyar doları aşıyor. 2.5 milyon lira maliyetle 1 milyon konut yapılırdı Emekliye, işçiye, memura, fakire fukaraya ‘para yok’ diye sırt çevrilirken 2.6 trilyonluk devasa kaynağın tamamı KKM adı altında zenginlere aktarıldı. Yaklaşık 55 milyar doları bulan bu parayla her biri 2.5 milyon lira maliyetle 1 milyon 57 bin konut yapılabilir ve evsizlere dağıtılabilirdi. Ya da 16 milyon emeklinin her birine 165 bin lira dağıtılır, nefes alması sağlanabilirdi. İşsiz gençlere istihdam sağlamak için her biri 1 milyar liralık yatırımla 2 bin 643 adet devasa fabrika kurulur hem ekonomi canlandırılır hem de işsizlik azaltılabilirdi.

İstihdam verileri düştü Haber

İstihdam verileri düştü

Ancak aynı dönemde istihdam edilen kişi sayısı 294 binden 139 bine indi. Bir yandan bölgesel gelişmişlik farklarının azaltılması diğer yandan istihdamın artırılması amacıyla sürdürülen ve geçtiğimiz yıl Mayıs ayından itibaren değişen teşvik sistemi, her iki amacın da gerçekleşmesine fayda sağlayamadı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın yatırım teşviklerine ilişkin istatistiklerinden yapılan hesaplamalara göre yükselen enflasyona rağmen, teşvikli yatırımlar TL cinsinden ciddi anlamda geriledi. 2020 yılında 1 trilyon 225 milyar lira olan sabit yatırım tutarı, 2021’de 1 trilyon 215 milyar liraya gerilerken, 2022’de 220 milyar liralık artışla 1 trilyon 435 milyar liraya yükseldi. 2023 yılı teşvikli yatırımlarda rekor yılı oldu ve 1 trilyon 661 milyar liralık yatırım yapıldı. Takip eden 2024 yılında teşvikli yatırımlar 386 milyar liralık azalışla 1 trilyon 275 milyar liraya geriledi. Geçen yıl ise 273 milyar lira daha azalarak 1 trilyon 2 milyar liraya indi. Hem maliyet hem istihdam azaldı Teşvik sistemi 2025 yılı Mayıs ayında değiştirildi. Bu değişiklikten sonra Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı teşvik istatistiklerini, verilerin önemli bölümünü eksilterek yayımlamaya başladı. Bakanlığın teşvik bülteninden yapılan hesaplamalara göre 1 kişiyi istihdam etmek için gerekli olan yatırım tutarı (toplam yatırımın istihdam sayısına bölünmesiyle hesaplandı) 2020 yılında döviz cinsinden 593 bin dolar seviyesindeydi. Bu tutar 2021’de 381 bin dolara, 2022’de 249 bin dolara, 2023’te ise 211 bin dolara geriledi. 2024 yılında 1 kişiyi istihdam etmek için gerekli olan yatırım 143 bin dolara inerken, geride bıraktığımız 2025 yılında yaklaşık 40 bin dolarlık artışla 181 bin dolara yükseldi. Buna karşılık teşvikli yatırımlarla oluşturulan istihdam yarıya yakın azalarak 270 bin 929’dan 139 bin 542’ye geriledi. Son 6 yıllık zaman diliminde en yüksek istihdam 358 bin 614 ile 2021 yılında yaratıldı. İstihdam desteği almak için son 10 gün Emek yoğun sektörlerde istihdamın korunması amacıyla Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, KOSGEB ve İŞKUR bünyesinde başlatılan destek paketine başvurular 30 Nisan’da sona eriyor. Bu kapsamda işletmelere 50 milyon liraya kadar yüzde 10 finansman desteği sağlanacak. Bu para sadece vergi ve SGK prim borcu ödemelerinde kullanılabilecek. Toplam büyüklüğü 100 milyar lira olan destek pakete kapsamında, “NACE Kodu Kısım-C İmalat” başlığı altında faaliyet gösteren KOBİ’ler ve Büyük işletmeler anlaşmalı 15 banka aracılığıyla kredi kullanabiliyor. İstihdamı Koruma Paketi kapsamında işletmelere sağlanacak kredi tutarı, 2025 yılı Kasım ve Aralık aylarına ilişkin prime esas kazanç toplamının aylık ortalamasını aşamayacak. İşletme başına 50 milyon lira üst limit belirlenirken, bu limit yıl içerisinde tek seferde kullandırılacak. Krediye 15 banka aracılık edecek T.C. Ziraat Bankası, Türkiye Vakıflar Bankası, Türkiye İş Bankası, Türkiye Halk Bankası, Türkiye Garanti Bankası, Yapı ve Kredi Bankası, Akbank, DenizBank, Kuveyt Türk Katılım Bankası, Türk Ekonomi Bankası, Ziraat Katılım Bankası, Vakıf Katılım Bankası, Albaraka Türk Katılım Bankası, Emlak Katılım Bankası, Türkiye Finans Katılım Bankası. Teminat güçlüğü çeken KOBİ’lere program kapsamında, kefalet sistemi kapsamındaki şirketler aracılığıyla teminat desteği verilecek. Bu kapsamda; Kredi Garanti Fonu A.Ş. (KGF), Katılım Finans Kefalet A.Ş. (KFK), İhracatı Geliştirme A.Ş. (İGE) KOBİ’lere teminat sağlayacak. Kişi başına 3 bin 500 lira destek Ekonomim'den Hüseyin Gökçe'nin haberine göre, destelerden yararlanabilmek için ön şart olarak, işletmelerin 2025 yılı Kasım ve Aralık aylarındaki prim gün sayısını korumaları getirildi. Yani istihdamı azaltmamış olmaları gerekiyor. Tekstil, giyim, deri ve mobilya imalatı gibi belirli sektörler için; Korunan her bir istihdam için 30 prim gün karşılığı 3.500 TL geri ödemesiz destek verilecek ve işletme başına üst limit 10 milyon 458 bin lira olacak. Bunlar dışındaki sektörlere ise kullanılacak kredilerde 50 milyon liraya kadar 10 puan finansman desteği sağlanacak. Bu krediler 6 aya kadar anapara ödemesiz ve en fazla 36 ay vade ile kullandırılacak. Burada sağlanacak finansman, sadece vergi ve SGK prim borcu ödemelerinde kullanılabilecek.

Savaşın ekonomik dalgası üretim bantlarını zorluyor Haber

Savaşın ekonomik dalgası üretim bantlarını zorluyor

Karadeniz, kısa sürede enerji ve hammadde maliyetlerinde önemli artışlar yaşandığını vurguladı. Mevcut koşulların devam etmesi halinde maliyetlerin hızla yükselebileceğini ve bunun üretim maliyetleri ile tüketici fiyatları üzerinde yeni bir baskı yaratabileceğini ifade etti. Orta Doğu’da yaşanan savaşın küresel enerji piyasalarında yarattığı dalgalanma, Türkiye’de sanayi üretimini de doğrudan etkilemeye başladı. Petrol fiyatlarında yaşanan hızlı yükseliş, özellikle enerji ve petro-kimya türevli hammaddelere dayalı sektörlerde ciddi maliyet baskısı oluşturuyor. Plastik Sanayicileri Federasyonu (PLASFED) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Karadeniz, savaşın yalnızca jeopolitik değil aynı zamanda ekonomik bir dalga yarattığını belirterek, enerji ve hammadde maliyetlerindeki artışın üretim maliyetlerine doğrudan yansıdığını ifade etti. Petrol fiyatlarında yaşanan yükselişin başta plastik sanayisi olmak üzere sanayinin birçok kolunu etkilediğini söyleyen Karadeniz, “Petrol fiyatlarında yaşanan hızlı yükseliş, plastik sanayisi başta olmak üzere petro-kimya türevli hammaddelere dayalı üretim yapan sektörleri doğrudan etkiliyor. İlk değerlendirmelerimize göre enerji ve hammadde maliyetlerinde kısa süre içinde önemli ölçüde artışlar yaşandı. Mevcut koşulların bu şekilde devam etmesi halinde maliyetlerin hızla yükselebileceğini öngörebiliriz” dedi. Plastik sektöründe hammaddenin üretim maliyetleri içindeki payının oldukça yüksek olduğuna dikkat çeken Karadeniz, ürünün türüne göre bu oranın yüzde 70 ile yüzde 85 arasında değiştiğini bildirdi. Çatı kuruluş PLASFED Başkanı, bu nedenle enerji ve hammadde fiyatlarındaki artışın sanayicinin maliyet yapısını ciddi şekilde zorladığını vurguladı. “Maliyet baskısı tüketici fiyatlarına yansıyacak” Sanayicinin maliyet artışlarını mümkün olduğunca kendi içinde dengelemeye çalıştığını ifade eden Karadeniz, ancak artışların uzun süre devam etmesi halinde bunun nihai ürün fiyatlarına yansımasının kaçınılmaz olacağını kaydetti. Karadeniz, “Bu süreç aynı şekilde devam ederse, A’dan Z’ye tüm ürünlerde zam kaçınılmaz olacak ve doğrudan tüketici bu durumdan etkilenecek. Maliyet baskısının özellikle ambalaj, temizlik ürünleri, lojistik ve perakende zincirlerinde artması bekleniyor. Sonuç olarak, maliyetlerin tüketici fiyatlarına yansıması ve daha kritik seviyelere ulaşması olası görünüyor” diye konuştu. “Sanayici son yılların en zor dönemiyle karşı karşıya” Türk sanayicisinin bugüne kadar birçok küresel krizden üretim gücü ve esnekliği sayesinde çıkmayı başardığını hatırlatan Karadeniz, mevcut koşulların sanayici açısından son yılların en zor dönemlerinden birine işaret ettiğini ifade etti. “Enerji ve hammadde maliyetlerindeki artış, finansmana erişimde yaşanan zorluklar ve küresel ticaretteki belirsizlikler üretim maliyetlerini ciddi şekilde yükseltiyor. Özellikle bu dönemde sanayicimizin finansmana ulaşması için acil desteğe ihtiyaç var ve bu desteğin devlet tarafından sağlanmasını bekliyoruz. Buna rağmen sanayicimiz üretimi sürdürmek, ihracatını korumak ve istihdam yaratmak için büyük bir çaba gösteriyor” diyen Karadeniz, üretim ekonomisinin desteklenmesinin Türkiye’nin sürdürülebilir büyümesi açısından kritik olduğunu vurguladı. “İlk fiyat ayarlamaları ambalaj ürünlerinde görülebilir” Plastik sektörünün birçok sektör için ara malı üretimi yaptığını hatırlatan Karadeniz, maliyet artışlarının ilk etapta bazı ürün gruplarında daha hızlı hissedilebileceğini söyledi. Karadeniz, “İlk aşamada plastik ambalaj ürünleri, tek kullanımlık gıda ambalajları, temizlik ve hijyen ürünlerinin ambalajları ile lojistik ve taşıma ekipmanlarında fiyat ayarlamaları görülebilir. Enerji fiyatlarının yüksek seyretmesi halinde bu fiyat düzenlemelerinin hızla yükselebileceği ihtimali göz ardı edilmemelidir” değerlendirmesinde bulundu. “Enflasyon hedefleri üzerinde risk oluşabilir” Orta Doğu’daki savaşın küresel enerji fiyatlarını yukarı çektiğini belirten Karadeniz, bunun Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkelerde enflasyon beklentilerini de etkileyebileceğini söyledi. Karadeniz, “Petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki her artış üretim maliyetlerini doğrudan etkiliyor. Savaşın uzun sürmesi halinde yıl sonu enflasyon hedeflerinin tutturulması zorlaşabilir ve yukarı yönlü bir revizyon gündeme gelebilir” dedi. Buna rağmen Türkiye’nin güçlü üretim altyapısına dikkat çeken Karadeniz, sanayicinin kriz dönemlerinde geliştirdiği esnekliğin önemli bir avantaj olduğunu belirterek, enerji piyasalarında hızlı bir normalleşme yaşanması halinde hem üretim maliyetleri hem de enflasyon üzerindeki baskının kontrol altına alınabileceğini ifade etti.

Bursa'ya 90 milyon TL'lik modern üretim tesisi Haber

Bursa'ya 90 milyon TL'lik modern üretim tesisi

Lumandıra’nın kurucuları olan üç kardeş Selçuk, Selim ve Sinan Yedikardeş, Danimarka’dan getirilen Jersey ırkı ineklerle başlattıkları yatırımı robot sağım sistemleri, güneş enerjisi altyapısı ve çevreye duyarlı modern çiftlik düzeniyle büyütürken, Jersey sütünü ve süt ürünlerini Türkiye genelinde tüketiciyle buluşturuyor. Yedikardeş ailesi Karacabey’deki dev çiftliğin ardından şimdi de Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi’nde günlük 77 bin 590 litre süt kapasitesi hedefi bulunan 3 bin 750 metrekarelik alanda yeni tesisi Bursa’ya kazandırmak için harekete geçti. Süt işleme kapasitesini büyüttüklerini anlatan Selçuk Yedikardeş, “Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi’nde küçük bir süt işleme tesisi kurmuştuk. Günlük 10 ton kadar süt işliyorduk. Bir ay zarfında 15 tona çıktık. Yerimiz yeterli gelmedi. Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi’nde bir fabrikamızı süt işleme tesisi haline getirmeye karar verdik. Kısmet olursa günlük 70 tonun üzerinde üretim kapasiteli bir süt işleme tesisi kuruyoruz. Kefirimiz, yoğurdumuz, tereyağımız, peynirimiz, yine sütümüz… Günlük kapasiteyle ürünlerimizi işleyip ilerleyeceğiz” şeklinde konuştu. Toplam 90 milyon TL proje bedeliyle hayata geçecek olan tesis, pastörize süt, yoğurt, ayran, kefir, peynir, tereyağı ve peynir altı suyu üretimi gerçekleştirilecek. Fabrikanın işletme aşamasında 80 kişinin, yılda 300 gün ve 2 vardiya esasıyla istihdam edilmesi planlanıyor. Fabrikanın geleceği, çevresel etkilerin değerlendirileceği ÇED sürecinin sonuçlarına göre şekillenecek.

Yenişehir’de Endüstri Bölgesi kuruluyor Haber

Yenişehir’de Endüstri Bölgesi kuruluyor

Bursa’nın tarım ve lojistik üssü olan Yenişehir, son aylarda yapılan girişimlerle sanayi ve teknoloji alanında da Türkiye’nin yükselen yıldızı olma yolunda kararlı adımlarla ilerliyor. Yenişehir Organize Sanayi Bölgesi’nde yürütülen imar revizyonları, Sümbüllük Bacasız Sanayi Bölgesi’ndeki altyapı çalışmaları ve Gıda İhtisas Organize Sanayi Bölgesi ile yakalanan ivmenin ardından, ilçede büyük bir alanda Endüstri Bölgesi kurulması için somut bir süreç hayata geçirildi. Yenişehir’de resen Endüstri Bölgesi kurulmasına yönelik etüt çalışmaları yürütülürken, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ilgili kurumların görüşlerini almaya başladı. Bu gelişme, Yenişehir’in sanayi ve üretim vizyonu açısından bugüne kadar atılmış en stratejik ve en güçlü adımlardan biri olarak öne çıkıyor. ‘Gece gündüz çalışıyoruz’ Konu hakkında değerlendirmelerde bulunan Yenişehir Belediye Başkanı Ercan Özel, Yenişehir’in planlı sanayileşme ile kalkınacağını vurguladı. Başkan Özel, Yenişehir’in geleceği için yoğun bir çalışma yürüttüklerini belirterek, “Yenişehir’imizin kalkınması ve gelişmesi için gece gündüz çalışıyoruz. Tarımı güçlendirmek, sanayiyi büyütmek ve istihdamı artırmak adına ilgili kurumlarla sürekli görüşmeler gerçekleştiriyoruz” dedi. Yenişehir için büyük dönüşüm ve gelişim süreci Başkan Özel sözlerini şöyle sürdürdü: “Yenişehir’imiz artık kabuğunu kırıyor. Yenişehir Organize Sanayi Bölgemizdeki revizyonlar, Sümbüllük Bacasız Sanayi Bölgesi’ndeki altyapı çalışmalarıyla birlikte sanayi alanında büyük bir dönüşüm sürecine girmişti. Gıda İhtisas Organize Sanayi Bölgesi ile tarım ve sanayi entegrasyonunu sağlamak adına önemli bir adım atılmıştı. Şimdi ise Bakanlığımızın planladığı bu dev Endüstri Bölgesi projesiyle ilçemizin; tarım ve lojistik merkezi olmasının yanısıra, sanayinin ve teknolojinin de merkezi yapma yolunda çok güçlü bir kapı daha aralıyoruz.” ‘Endüstri bölgesi, yenişehir için büyük bir vizyon’ Yenişehir’e yapılacak bu büyük yatırımın on binlerce kişilik istihdam sağlayacağına vurgu yapan Başkan Ercan Özel, Endüstri Bölgesi’nin ilçeye kazandıracağı avantajları sıralarken; “Endüstri Bölgelerinin her şeyden önce planlı sanayileşmenin en güçlü adımı” olduğunu ifade etti. Bu projeyle Fabrikaların yerleşim yerlerine ya da doğal alanlara gelişigüzel kurulmasının önüne geçileceğini, sanayi faaliyetlerinin, önceden belirlenmiş ve altyapısı hazırlanmış alanlarda toplanacağını, bu da hem düzenli büyümeyi hem de sağlıklı bir kentleşmeyi beraberinde getireceğini bildirdi. Başkan Özel; “Endüstri Bölgelerinin aynı zamanda çevreyi ve tarımı koruyan bir model olduğunu, atık yönetimi, arıtma tesisleri ve emisyon kontrollerinin merkezi şekilde yapılacağını, böylelikle tarım arazilerimizin ve yaşam alanlarımızın sanayinin olumsuz etkilerinden korunmuş olacağını ifade ederken, Yenişehir’in bereketli topraklarını koruyarak üretimi büyütmeyi hedefliyoruz” dedi. Yenişehir’in dönüm noktası Endüstri Bölgesinin, üretim verimliliğini artıran bir yapıya sahip olacağını anlatan Başkan Ercan Özel, “Bursa’da 4 tane Endüstri Bölgesi var. 5’ncisi ise ilçemizde kurulacak. Bizim hedefimiz; Yenişehir’i sadece bugünün değil, geleceğin de üretim, sanayi ve teknoloji merkezi haline getirmek. Bu Endüstri Bölgesi, ilçemizin kalkınma yolculuğunda çok önemli bir dönüm noktası olacak. Yenişehir kazanacak, Bursa kazanacak, Türkiye kazanacak” ifadelerini kullandı. Başkan özel’den özel teşekkür Başkan Özel açıklamasının sonunda, Yenişehir’in gelişmesi ve kalkınması için bizlerden desteklerini hiçbir zaman esirgemeyen başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a, Sanayi ve Teknoloji Bakanımız Sayın Mehmet Fatih Kacır’a, il başkanımız sayın Davut Gürkan’a ve Bursa Milletvekillerimize şükranlarımı sunuyorum” dedi.

2025'te istihdam piyasası ve dengelenme beklentisi Haber

2025'te istihdam piyasası ve dengelenme beklentisi

Page Group Türkiye Genel Müdürü Fatih Cömert, “Bu sene zor geçiyor, son çeyrekte de zorlanmalar sürüyor. 2025, şirketlerin istihdam tarafında güçlüklerle karşılaştığı bir yıl oldu,” diyen Cömert, ekonomik koşulların özellikle ihracatçı ve üretici firmaları etkilediğini belirterek. “Maliyetlerin artması ve kurların aynı oranda yükselmemesi ihracatçıyı zorladı; bu durum doğrudan istihdama yansıdı,” ifadelerini kullandı. 2026 yılına yönelik beklentilerini de paylaşan Cömert, “Yılın ilk dört ayının durgun geçmesini, yaz sonrasında ise kademeli bir normalleşme sürecine girilmesini öngörüyoruz,” diyerek piyasaya güvenin yeniden tesis edildiğine işaret etti. Trendlerle ilgili öngörülerini ise şöyle özetledi: Sektörlerde istihdam görünümü Tekstil üreticileri ve perakende sektörü gibi bazı sektörler baskıyla karşı karşıya kaldı. Bununla birlikte, bu yıl finansal hizmetler, istihdam açısından en güçlü performans gösteren sektör olarak öne çıktı. Teknoloji firmaları ise yetenekleri çekmeye ve istikrarı korumaya devam ediyor. Diğer taraftan üretim dinamikliğini sürdürüyor ve mobilite trendleri ise devam eden adaptasyona işaret ediyor. 2025 Yetenek Trendleri: Denge, Maaşın Önüne Geçti Page Group’un küresel araştırması “Talent Trends 2025”e göre, çalışanlar için iş-özel hayat dengesi artık maaşın önüne geçti. Bu oran geçen seneye göre yüzde 6 arttı. Maaş hâlâ ikinci sırada, üçüncü sırada ise iş tatmini geliyor. Türkiye özelinde maaş hâlâ motivasyonda güçlü bir unsur olmaya devam ediyor. Ancak aktif iş arayanların sayısı azaldı; çünkü ekonomik durgunluk dönemlerinde insanlar mevcut pozisyonlarını korumayı tercih ediyor. İstihdamda teknoloji sektörü en çok tercih edilen alan olmaya devam ederken, üretim sektörü hâlâ en yüksek geçişkenliğe sahip. Perakende sektörü zemin kaybederken, finansal hizmetlerde istihdam geçişkenliği artış gösterdi. Ücret Artışları ve 2026 Beklentileri 2025 yılında birçok işveren hedeflenen maaş artışlarını gerçekleştiremedi. Firmalar 2026 yılında enflasyonun düşmesiyle birlikte Ocak ayında tek seferlik artışlar yapmayı planlıyor; bu süreci asgari ücret artışı belirleyecek. Üst düzey işe alımlarda en fazla hareketlilik üst düzey finans yöneticilerinde (CFO) görülürken, ikinci sırada genel müdürler yer aldı. Ekonomik zorluk dönemlerinde şirketler öncelikle finansal liderlikte değişime gidiyor. Yeni yılda maaş artışları tüm sektörleri etkilerken, özellikle üretim ve ihracat firmalarında marj daralması nedeniyle küçülmeler yaşanabilecek. Ancak yeni yılın ikinci çeyreğinden itibaren daha olumlu bir tablo bekleniyor. İstihdamda yapay zekanın yükselişi Türkiye yapay zekâ adaptasyonunda Avrupa ülkelerine kıyasla daha hızlı ilerliyor. Beyaz yakalı çalışanların yüzde 45’i artık yapay zekâ kullanıyor; bu oran geçen yıl yüzde 30’du. Özellikle muhasebe gibi bazı roller dönüşüyor, yeni pozisyonlar ortaya çıkıyor. Cömert, zorluklara rağmen uyum yeteneği, teknoloji ve şeffaf uygulama trendleri, dönüşümde olan pazarda, önümüzdeki yıllarda başarıyı belirleyeceğine işaret ediyor.

Orzaks İlaç, Ülke için istihdam yaratma devam ediyor Haber

Orzaks İlaç, Ülke için istihdam yaratma devam ediyor

2024 yılı içerisinde açılacak fabrikamız ile istihdam alanlarımızı ve üretim kapasitemizi arttırmaya devam edeceğiz. Yatırımlarımızın ülkemize katacağı değer en büyük gurur kaynağımız olacak.” dedi. 2004 yılında, kurucuları içerisinde yer alan sağlık profesyonellerinin, takviye edici gıda alanında ki ihtiyacı ve boşluğu görmesiyle toplum sağlığına katkı sunmak amacıyla kurulan Alyors Grup bünyesindeki Orzaks İlaç, Türkiye takviye gıda sektöründe katkısız, doğal içerikli, alanında yenilikçi ve öncü ürünlerle kısa sürede ilk akla gelen markalardan biri oldu. 150’ye yakın ürün çeşidine ulaşan Orzaks, bu ürünlerin tamamına yakınını Rusya, Amerika ve Vietnam başta olmak üzere 52 ülkeye ihraç ediyor. Takviye gıda sektörü (OTC) açısından geride bıraktığımız 2023 yılını değerlendiren Orzaks İlaç Genel Müdürü Yunus Emre Alimoğlu, Orzaks İlaç’ın gelecek hedeflerini açıkladı. Türkiye’deki takviye edici gıda pazarının büyüklüğünün yaklaşık 400 milyon dolar olduğunu söyleyen Yunus Emre Alimoğlu, “Global pazarlara baktığımızda ise 150 milyar dolar ile 250 milyar dolar arasında farklı rakamlar sunuluyor. Pandemi dönemiyle birlikte tüm dünyada sektörün pazar payı agresif bir şekilde büyüdü. Global pazarda 2028 yılına kadar yüzde 5-6, Türkiye’de ise 2028 yılına kadar ortalama yüzde 25 ortalama büyüme öngörüyoruz.” açıklamasını yaptı. Önümüzdeki yıllarda özellikle D vitamini, magnezyum, demir, B12 vitamini, kolajen ve diyet pazarlarında daha hızlı büyüme beklediklerini açıklayan Alimoğlu, “Probiyotikler, çiğnenebilir jel form takviye gıda ürünleri ve melatonin, L-teanin gibi mood ürünlerin ön plana çıkacağını düşünüyoruz.” dedi. “2024’te açılacak fabrikamızla yüzlerce istihdam yaratacağız” 2023 yılının önceki yıllara göre tüm sektörler açısından zor geçen bir yıl olduğunu belirten Alimoğlu, OTC sektörünün hem yurt içindeki hem de yurt dışındaki güçlü potansiyeliyle birlikte mali hedeflerine ulaştıklarını vurguladı. Yunus Emre Alimoğlu sözlerine şöyle devam etti:  “Orzaks İlaç olarak 2024 yılı içerisinde açılacak fabrikamız ile istihdam alanlarımızı ve üretim kapasitemizi arttırmaya devam edeceğiz. İstihdam yaratma ve yatırım yapma, işletmelerin sadece kâr amacı gütmelerinin ötesine geçen bir sorumluluktur. Toplumun genel refahını artırmak, işsizlikle mücadele etmek ve sürdürülebilir bir gelecek oluşturmak adına önemli adımlar atmaktayız. Sektörün genişlemesi ve gelişmesi için yapacağımız yatırımların ülkemize katacağı değer en büyük gurur kaynağımız.” “Global bir marka olmak için Ar-Ge kabiliyeti gerekli” Yunus Emre Alimoğlu, global bir marka olmak için kalite standartları ve sürdürülebilir kalite düzeyi oluşturmanın, güçlü bir Ar-Ge, kalite ve üretim kabiliyetine sahip olmanın gerekli olduğuna dikkat çekerek “Aynı zamanda pazarlama faaliyetlerinin de kesintisiz devam etmesi gerekiyor. Önem verdiğimiz bir diğer konu ise sürdürülebilirlik. Atıklarımızı geri dönüşüme kazandırarak, doğal kaynakların korunmasına, enerji tasarrufuna, geleceğe ve ülkemize katkı sağlıyoruz. Cumhuriyetimizin 100. yılını geride bırakırken, özgür, refah içinde nice 100 yıllar için hep birlikte durmadan çalışmalıyız. Biz, uzmanı olduğumuz alanda en iyisini yaparak ülkemize sunduğumuz katma değeri artırmak için çok çalışıyoruz.” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.