SON DAKİKA
Hava Durumu

#İstihdam

Ekometre - İstihdam haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İstihdam haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

İşsizlik eylülde yüzde 8,4’e yükseldi Haber

İşsizlik eylülde yüzde 8,4’e yükseldi

İstihdam 49 bin kişi azalırken genç nüfusta işsizlik yüzde 14,8’e, atıl işgücü oranı ise yüzde 31,2’ye yükseldi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Eylül 2026 dönemine ilişkin işgücü istatistiklerini açıkladı. Veriler, işsizlik oranında yükselişe, istihdamda ise gerilemeye işaret etti. 15 ve daha yukarı yaştaki nüfusta işsiz sayısı, eylülde bir önceki aya göre 198 bin kişi artarak 2 milyon 967 bine çıktı. Mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı 0,5 puan yükselerek yüzde 8,4 oldu. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 6,9, kadınlarda ise yüzde 11,3 olarak hesaplandı. İstihdam 49 bin kişi azaldı Eylül ayında istihdam edilenlerin sayısı bir önceki aya göre 49 bin kişi azalarak 32 milyon 445 bine geriledi. İstihdam oranı da 0,1 puan düşüşle yüzde 48,3 olarak gerçekleşti. İstihdam oranı erkeklerde yüzde 65,8, kadınlarda yüzde 31,2 seviyesinde ölçüldü. İşgücüne katılım oranı yüzde 52,7 oldu İşgücü, eylülde bir önceki aya kıyasla 149 bin kişi artarak 35 milyon 412 bine ulaştı. İşgücüne katılma oranı ise 0,1 puan yükselerek yüzde 52,7’ye çıktı. İşgücüne katılma oranı erkeklerde yüzde 70,7, kadınlarda yüzde 35,2 olarak kaydedildi. Genç kadınlarda işsizlik yüzde 23,3 15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı, eylülde bir önceki aya göre 1,6 puan artarak yüzde 14,8’e yükseldi. Genç erkeklerde işsizlik oranı yüzde 10,4 olurken genç kadınlarda bu oran yüzde 23,3 olarak tahmin edildi. Atıl işgücü oranı yüzde 31,2’ye çıktı Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizleri kapsayan mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış atıl işgücü oranı, eylülde bir önceki aya göre 0,2 puan artarak yüzde 31,2 oldu. Zamana bağlı eksik istihdam ile işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 20,5, işsizler ile potansiyel işgücünün bütünleşik oranı ise yüzde 20,7 olarak hesaplandı. Haftalık çalışma süresi 42,4 saat İstihdam edilenlerden referans döneminde işbaşında olanların mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış haftalık ortalama fiilî çalışma süresi, eylülde bir önceki aya göre 0,1 saat azalarak 42,4 saate geriledi.

Şimşek: Dezenflasyon 2027’de de devam edecek Haber

Şimşek: Dezenflasyon 2027’de de devam edecek

Yıllık enflasyonun 57 ay sonra yüzde 30’un altına indiğini söyleyen Şimşek, dezenflasyon sürecinin 2027 yılında da devam edeceğini ifade etti. Türkiye’de enflasyon geriledi Ekonomi ve Finansta Milli Vizyon Zirvesi’nde konuşan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, küresel ekonomideki gelişmeler ile Türkiye’nin ekonomi programına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İsrail ve ABD ile İran arasındaki savaşın küresel ekonomide önemli şoklara neden olduğunu belirten Şimşek, enerji fiyatlarında yakın tarihin en büyük arz şoklarından biriyle karşı karşıya kalındığını söyledi. Savaşın petrol ve doğal gazın yanı sıra enerji dışı emtia fiyatlarını da etkilediğini belirten Şimşek, birçok ülkede manşet enflasyonun yükseldiğine dikkat çekti. Türkiye’nin ise Şubat-Eylül döneminde enflasyonun gerilediği nadir ülkelerden biri olduğunu ifade etti. Enflasyon 57 ay sonra yüzde 30’un altına indi Uygulanan ekonomi programının önemli ölçüde sonuç verdiğini belirten Şimşek, dezenflasyon hızının henüz hedeflenen seviyeye ulaşmadığını ancak enflasyonda belirgin bir düşüş sağlandığını söyledi. Şimşek, manşet enflasyonun 57 ayın en düşük seviyesine gerileyerek yüzde 30’un altına indiğini belirtti. Savaşın enflasyon üzerindeki etkisi bulunmasaydı enflasyonun daha düşük seviyede olabileceğini ifade eden Şimşek, Merkez Bankası’nın teknik çalışmasına göre bu oranın yaklaşık yüzde 23 seviyesinde gerçekleşebileceğini aktardı. 2027’de fiyat artışları yavaşlamayı sürdürecek Enerji fiyatlarındaki gelişmelere de değinen Şimşek, motorin fiyatlarının yalnızca ham petrol fiyatlarına bağlı olmadığını söyledi. Yakın coğrafyadaki rafineri kapasitesinin önemli bölümünün savaşlar nedeniyle devre dışı kaldığını belirten Şimşek, Avrupa’ya yönelik dizel sevkiyatlarının daha uzun rotalar üzerinden gerçekleştirildiğini ifade etti. Şimşek, 2027 yılında dezenflasyon sürecinin devam edeceğini belirterek, savaşın sona ermemesi durumunda dahi fiyat artış hızındaki yavaşlamanın süreceğini söyledi. Savaşın sona ermesi halinde ise ekonomik görünümün mevcut beklentilerden daha olumlu olabileceğini kaydetti. Ekonomi programında üçüncü aşama Ekonomi programının üç aşamadan oluştuğunu belirten Şimşek, ilk iki aşamanın büyük ölçüde tamamlandığını söyledi. Programın üçüncü aşamasındaki hedefleri tek haneli enflasyona ulaşmak, bütçe açığının milli gelire oranını yüzde 3’ün altına çekmek, cari açığı yüzde 1 ve altında tutmak ve yapısal dönüşümü gerçekleştirmek olarak sıraladı. KKM sona erdi, mali disiplin güçlendiriliyor Şimşek, ekonomi programı kapsamında ödemeler dengesi risklerinin azaltılması, Kur Korumalı Mevduat uygulamasının sonlandırılması, mali disiplinin yeniden tesis edilmesi ve ekonominin şoklara karşı dayanıklılığının artırılması alanlarında önemli ilerleme kaydedildiğini belirtti. Programın temel hedefleri arasında sürdürülebilir yüksek büyüme ve daha adil gelir dağılımının da bulunduğunu ifade etti. Kamuda 484 milyar liralık tasarruf Kamuda tasarruf tedbirleri kapsamında önemli mesafe alındığını belirten Şimşek, mevcut politikalar sayesinde 484 milyar liralık tasarruf sağlandığını açıkladı. Şimşek ayrıca, dolaylı vergilerin toplam vergiler içindeki payının bu yıl uzun bir aradan sonra ilk kez yüzde 60’ın altına gerilemesinin beklendiğini söyledi. Büyümede daha dengeli görünüm Türkiye ekonomisindeki büyümenin yapısına da değinen Şimşek, yatırımlardaki artışın özel tüketimdeki artıştan daha güçlü olduğunu belirtti. Bu görünümün Türkiye’nin daha dengeli ve sürdürülebilir bir büyüme patikasına yöneldiğine işaret ettiğini ifade etti. TL ticari krediler yüzde 41 arttı Reel sektörün en önemli gündem maddelerinden birinin finansmana erişim olduğunu belirten Şimşek, TL cinsinden ticari kredilerin son bir yılda yüzde 41 arttığını söyledi. Reeskont kredilerinin faiz oranının yaklaşık yüzde 24 seviyesinde bulunduğunu belirten Şimşek, bu kredilerin hacminin 1,4 trilyon liraya ulaştığını aktardı. Bankalara KOBİ ve reel sektör çağrısı Konuşmasının sonunda bankalara çağrıda bulunan Şimşek, mevcut dönemde özellikle KOBİ’lerin ve reel sektörün finansmanına öncelik verilmesi gerektiğini vurguladı. Şimşek, Türkiye ekonomisinin temel önceliklerini yatırım, istihdam, üretim ve ihracat olarak sıraladı.

Erdoğan ekonominin üç göstergesini açıkladı Haber

Erdoğan ekonominin üç göstergesini açıkladı

Erdoğan, 9 aylık ihracatın ise 211 milyar dolara ulaştığını belirterek 2026 hedeflerinin gerçekleştirileceğini söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye ekonomisindeki son gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İhracat, istihdam ve enflasyon verilerini paylaşan Erdoğan, küresel ekonomik koşullar ve bölgesel çatışmalara rağmen ihracatta rekor seviyelere ulaşıldığını ifade etti. Erdoğan ayrıca fon piyasasının bir bölümünde yaşanan sorunlara ilişkin hukuki, idari ve ekonomik süreçlerin yürütüldüğünü belirtti. İhracat 9 ayda 211 milyar dolara çıktı Erdoğan’ın verdiği bilgilere göre eylül ayında ihracat, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 15,4 artarak 26 milyar dolara yükseldi. 9 aylık ihracat yüzde 5,2 artışla 211 milyar dolara ulaşırken, son 12 aylık ihracat 283,7 milyar dolar olarak gerçekleşti. Yıllıklandırılmış mal ve hizmet ihracatının toplamının ise 410 milyar dolara yaklaştığı belirtildi. Erdoğan, büyük bir aksilik yaşanmaması halinde 2026 yılı için belirlenen hedeflerin gerçekleştirileceğini söyledi. İşsizlik yüzde 7,8’e geriledi TÜİK verilerine göre ağustos ayında 15 yaş ve üzerindeki işsiz sayısı bir önceki aya göre 106 bin kişi azalarak 2 milyon 740 bine geriledi. İşsizlik oranı ise 0,3 puanlık düşüşle yüzde 7,8 oldu. Genç işsizlik oranı da bir önceki aya göre 1,1 puan azalarak yüzde 13 seviyesine indi. Ağustos ayında istihdam edilenlerin sayısı 136 bin kişi artarak 32 milyon 507 bine ulaştı. Yıllık enflasyon yüzde 29,73 oldu Eylül ayı enflasyon verilerine göre tüketici fiyatları aylık bazda yüzde 1,84 arttı. Yıllık enflasyon ise yüzde 29,73 seviyesinde gerçekleşti. Erdoğan, bölgesel çatışmalar nedeniyle yükselen petrol fiyatlarının enflasyon üzerinde baskı oluşturduğunu belirtti. Kira, eğitim ve gıda fiyatlarındaki artış hızının düşmeye başlamasının olumlu olduğunu ifade eden Erdoğan, enflasyonda henüz hedeflenen seviyeye ulaşılmadığını söyledi. Fon piyasasındaki süreç takip ediliyor Fon piyasasının belirli bir bölümünde ortaya çıkan sorunlara da değinen Erdoğan, hukuki sürecin yargı tarafından ilgili mevzuat çerçevesinde yürütüldüğünü belirtti. Ekonomi yönetiminin de finans piyasalarının yaşanan süreçten daha güçlü çıkması için gerekli tedbirleri aldığını ifade eden Erdoğan, yatırımcıların durumunun da yakından takip edildiğini söyledi. Yatırımcıların birikimleri için süreç işletiliyor Erdoğan, vatandaşların birikimlerinin kamuya ilave yük getirmeden mümkün olan en kısa sürede ödenmesi amacıyla gerekli idari ve yasal süreçlerin işletildiğini belirtti. Erdoğan, finans piyasalarının daha sağlıklı bir yapıya kavuşması için hukuki ve ekonomik adımların sürdürüleceğini ifade etti.

BTSO’dan hizmet sektörüne nitelikli iş gücü yatırımı Haber

BTSO’dan hizmet sektörüne nitelikli iş gücü yatırımı

Bu kapsamda, BTSO’nun destekleriyle yenilenen Osmangazi Mesleki Eğitim Merkezi Güzellik ve Saç Bakım Hizmetleri Sınav ve Eğitim Salonu, yeni eğitim döneminde öğrencilerin kullanımına sunuldu. Toplam 400 metrekarelik alana sahip merkez, teknolojik gelişmelere uygun şekilde modernize edilerek öğrencilerin teorik ve uygulamalı mesleki eğitimlerini çağın gerektirdiği donanımlarla alabilecekleri modern bir eğitim alanına dönüştürüldü. İl Millî Eğitim Müdürü Gürhan Çokgezer, BTSO Meclis ve Komite Üyeleri, meslek odası başkanları ve sektör temsilcilerinin katılımıyla gerçekleşen açılış programında konuşan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Türkiye genelindeki 367 oda ve borsa arasında hizmet sektörüne bu ölçekte ve donanımda çıraklık merkezi kazandıran tek oda olduklarını söyledi. İbrahim Burkay, eğitim yatırımlarının BTSO’nun öncelikli alanlarından biri olduğunu belirtti. GUHEM bünyesindeki Gökmen Havacılık ve Uzay Yüksek Teknoloji Fen Lisesi’nin hemen ardından hizmet sektörüne yönelik merkezi de şehre kazandırmaktan gurur duyduklarını ifade eden Başkan Burkay, “Türkiye’deki 367 oda ve borsa içinde bu ölçekte ve donanımda bir eğitim ve çıraklık merkezini hayata geçiren tek odayız. Bu yatırım, BTSO’nun yalnızca sanayide değil, ticarette, hizmette, sağlıkta ve turizmde de şehrine ve ülkesine sunduğu çok yönlü vizyonun en somut göstergesidir. Kentlerin ve toplumların gelişiminde estetik anlayışı belirleyici bir unsurdur. Burada eğitim görecek gençlerimiz meslek sahibi olmakla kalmayacak, bireylerin ve toplumun estetiğini, yaşam kalitesini ve mutluluğunu artıran çok değerli bir vazifeyi üstlenecekler.” diye konuştu. BTSO’nun 2030 Vizyonunda Hizmet Sektörüne Güçlü Destek İbrahim Burkay, mesleki eğitim ile sektörün ihtiyaçlarını buluşturan merkezlerin, iş dünyası ile gençler arasında güçlü bir köprü oluşturduğunu belirterek, “BTSO olarak 70 meslek komitemizle iş dünyasının her alanında projeler üreten ve bu projeleri hayata geçiren bir kurumuz. İçinde bulunduğumuz 400 metrekarelik alanda 20 koltuk bulunuyor. Burada hem cilt bakımı hem de kuaförlük alanlarında çıraklarımızın eğitimlerini gerçekleştiriyoruz. Bu merkezi çok önemsiyoruz. Sektörde faaliyet gösteren firmalarımızın birçoğu lansmanlarını burada gerçekleştiriyor. Sektörün tüm paydaşlarının bir araya geldiği, firmalarımızın merkezi aktif şekilde kullandığı bu yapı bizim için çok kıymetli. BTSO olarak ticaretten hizmet sektörüne, finanstan sağlığa, eğitimden turizme, tarımdan sanayiye kadar her alanda 60 bin üyemize hizmet sunmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Bu dönemde de 2030 vizyonumuz doğrultusunda, özellikle ticaret başta olmak üzere tüm alanlarda yalnızca Bursa’yı değil, Türkiye’yi dönüştürecek projeleri hayata geçireceğiz.” dedi. Mesleki Eğitimde Bursa’nın Öğrenci Sayısı 80 Bine Ulaştı Bursa İl Milli Eğitim Müdürü Gürhan Çokgezer, sanayi kenti Bursa’da mesleki eğitime verilen desteğin önemine dikkat çekerek, “BTSO ile yürütülen güçlü iş birliği ve öğretmenlerimizin gayreti sayesinde Bursa’da mesleki eğitimdeki öğrenci sayısı 80 bine ulaştı. Ahilik Haftası vesilesiyle Ahi Evran ve Yunus Emre’den miras kalan helal üretim ve dürüst kazanç kültürünün bu atölyelerde nesilden nesle aktarılmasını diliyorum. Emeği geçen, atölyenin yapımında katkısı bulunan Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu’na ve Başkanımıza çok teşekkür ediyorum. İnşallah buradan öğrencilerimiz işlerini öğrenerek, usta olarak evlerine ekmek götürecek birer birey olarak yetişirler.” dedi. “Gençlerin Yetişmesine Büyük Katkı Sağlayacak” BTSO Meclis Üyesi Erhan Ceren, hizmet sektörü olarak gençlerin yetişmesine katkı sağlayacak önemli bir atölyenin açılışı için bir araya geldiklerini belirterek, “BTSO Başkanımız İbrahim Burkay’ın ortaya koyduğu 2030 vizyonu doğrultusunda, sektörlerimizin geleceğine yönelik çalışmaların içerisinde yer almaktan ve bu vizyonu desteklemekten büyük memnuniyet duyuyoruz. Kendi sektörüm açısından baktığımda, yaklaşık üç dönemdir beraber çalışıyoruz ve hizmet sektörüne verdiği destekler göz ardı edilemeyecek kadar kıymetli. Bugün ‘başardık’ dediğimiz tüm projelerde kendisi yanımızda oldu ve tam desteğini verdi. Burası da o projelerden bir tanesi. Sektörümüzün her zaman yanında oldu, kendisine bugüne kadar verdiği destek ve emekleri için teşekkür ediyorum.” dedi. “Bursa İçin Çok Önemli Bir Kazanım” BTSO Meclis Üyesi Ali Bocan, Osmangazi Mesleki Eğitim Merkezi bünyesindeki güzellik ve saç bakım hizmetleri alanı atölyelerini güncel teknolojiler doğrultusunda hizmete sunduklarını belirterek, “BTSO Yönetim Kurulu Başkanımız Sayın İbrahim Burkay’ın destekleriyle atölyelerimizi gençlerimizin hizmetine sunduk. Bu proje sektörümüz, gençlerimiz ve Bursamız için çok önemli bir kazanım oldu. Merkezde Cilt Bakımı ve Makyaj, Kadın Kuaförlüğü ve Erkek Kuaförlüğü alanlarında eğitimler veriliyor ve bu alanlarda 1.300 kişi eğitim alıyor. Bu sayı her geçen gün artıyor. Burada ulusal ve uluslararası standartlara uygun müfredatlar kapsamında eğitim alan gençlerimizi istihdam eden işletmelerimiz, devlet tarafından sağlanan teşviklerden de yararlanabiliyor.” dedi.

WEF'ten küresel ekonomi uyarısı Haber

WEF'ten küresel ekonomi uyarısı

Katılımcıların yüzde 56'sı önümüzdeki bir yılda istikrarlı veya iyileşen bir ekonomik görünüm beklerken, jeopolitik çatışmalar, yüksek enflasyon, daralan mali destekler ve yapay zeka yatırımlarının yarattığı belirsizlikler öne çıktı. Dünya Ekonomik Forumu (WEF), kamu ve özel sektörde görev yapan başekonomistlerin katılımıyla hazırlanan Başekonomistlerin Değerlendirmeleri raporunu yayımladı. Araştırma, küresel ekonominin gelecek bir yılına ilişkin beklentileri ve büyümeyi etkileyebilecek yapısal riskleri ele aldı. Ekonomide istikrarlı görünüm beklentisi Ankete katılan başekonomistlerin yüzde 56'sı, önümüzdeki 12 ayda küresel ekonominin istikrarlı kalmasını veya iyileşmesini bekliyor. Buna karşın katılımcıların yüzde 97'si jeopolitik çatışmaları gelecek yıl boyunca belirsizliğin önemli kaynaklarından biri olarak gösteriyor. Başekonomistlerin yalnızca dörtte biri, küresel ekonominin daha dayanıklı hale geleceğini öngörüyor. Mali desteğin yerini yeni dayanıklılık unsurları alıyor Başekonomistlerin yüzde 69'u, mali desteğin 2020'den bu yana küresel ekonomi açısından en önemli dayanıklılık kaynaklarından biri olduğunu belirtiyor. Ancak bu desteğin önümüzdeki 12 ay boyunca aynı rolü sürdüreceğini düşünenlerin oranı yüzde 28'de kalıyor. Ekonomistlerin çoğu, gelecekte ekonomik dayanıklılığın esnek tedarik zincirlerine, teknolojik yeniliklere ve enerji piyasalarına uyum sağlama kapasitesine daha fazla bağlı olacağını düşünüyor. ABD ve Çin, ekonomik şoklara karşı en yüksek dayanıklılığı gösterebilecek ülkeler arasında değerlendiriliyor. Yapay zeka yatırımları büyümenin yeni dinamiği Ankete katılanların yüzde 97'si, gelecek bir yılda yapay zeka kullanımının artacağını tahmin ediyor. Katılımcıların yüzde 69'u ise bu teknolojinin önemli verimlilik artışı sağlayacağını öngörüyor. Yapay zeka alanındaki rekabetin ABD ve Çin arasında yoğunlaşması beklenirken, başekonomistlerin yüzde 69'u iki ülke arasındaki teknolojik farkın daralacağını düşünüyor. Aynı orandaki katılımcı, Çin'in büyük dil modellerinin 12 ay içinde ABD'deki muadillerine yetişebileceği görüşünde. Veri merkezi yatırımlarına ilişkin beklentiler Her 10 başekonomistten yaklaşık 8'i, veri merkezi yatırımlarının küresel ekonomik büyümenin önemli bir bölümünü oluşturacağını düşünüyor. Bununla birlikte, katılımcıların yüzde 79'u bu yatırımların yerel topluluklardan ciddi direnç görebileceğini öngörüyor. Veri merkezlerinin istihdam yaratma kapasitesine ilişkin beklentiler ise daha sınırlı. Başekonomistlerin yüzde 61'i, bu yatırımların istihdam oluşturma açısından önemli bir paya sahip olacağını düşünmüyor. Katılımcıların çoğu, veri merkezi yatırımlarının elektrik ve su fiyatlarını artırabileceği görüşünde. Jeoekonomik parçalanma riski artıyor Başekonomistlerin yüzde 77'si, gelecek yıl jeoekonomik parçalanmanın artmasını bekliyor. Katılımcıların yüzde 55'i ABD'de, yüzde 43'ü ise Avrupa'da gümrük vergilerinin yükseleceğini tahmin ediyor. Ankete katılanların üçte ikisi küresel ticaret hacminin artacağını düşünürken, yüzde 83'ü Çin'in ABD dışındaki pazarlara yönelik ihracatının büyümesini bekliyor. Hindistan, Güneydoğu Asya, Orta Asya ve ABD, ekonomik görünüm açısından en olumlu değerlendirilen bölgeler arasında yer alıyor. Çin'in görünümünün ise zayıfladığı belirtiliyor. Ekonomistlerin yaklaşık üçte biri Çin'de zayıf büyüme bekliyor. Avrupa ekonomisinde sınırlı bir iyileşme öngörülmesine rağmen, katılımcıların yüzde 61'i bölgede zayıf veya çok zayıf büyüme tahmininde bulunuyor. Para politikalarında farklılaşma beklentisi Başekonomistlerin yaklaşık üçte biri, ABD, Çin ve Avrupa'da işsizliğin artacağını öngörüyor. Katılımcılar ayrıca para politikalarında ülkeler ve bölgeler arasında farklı yönlere doğru bir ayrışma yaşanabileceğini değerlendiriyor. Ankete göre, Japonya'da para politikasının sıkılaşmasını bekleyenlerin oranı yüzde 70, Avro Bölgesi için yüzde 53, ABD için ise yüzde 42 olarak ölçüldü. Gıda ve enerji maliyetlerinde artış beklentisi Başekonomistlerin yüzde 88'i gıda, yüzde 83'ü elektrik ve yüzde 77'si ulaşım maliyetlerinde artış bekliyor. Katılımcıların çoğu, birçok bölgede reel gelirlerin azalacağını veya mevcut seviyelerde kalacağını tahmin ediyor. Hükümetlerin temel ihtiyaç ürünlerinde vergi indirimleri ve tavan fiyat gibi görünür önlemlere başvurması beklenirken, düşük gelirli hanelere yönelik vergi indirimi öngören ekonomistlerin oranı yüzde 36'da kalıyor. WEF'ten dayanıklılık çağrısı WEF Ekonomik Büyüme ve Dönüşüm Bölümü Başkanı Attilio Di Battista, değerlendirmesinde başekonomistlerin küresel ekonomide istikrar beklentisini koruduğunu ancak belirsizliğin yüksek seviyede olduğunu belirtti. Di Battista, jeopolitik dalgalanmalar, olası varlık fiyatı düzeltmeleri, yapay zeka yatırımlarına yönelik artan denetimler ve yaşam maliyeti baskılarının küresel ekonomi açısından risk oluşturduğunu ifade etti. Son yıllarda yaşanan krizlerin aşılmasında hükümet desteklerinin önemli rol oynadığını belirten Di Battista, mali kapasitenin ilerleyen dönemde daralabileceğine dikkat çekerek, yeni bir şok ortaya çıkmadan önce dayanıklılığın güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Yeni OVP açıklandı: Enflasyon hedefi yükseldi Haber

Yeni OVP açıklandı: Enflasyon hedefi yükseldi

Büyüme beklentisi ise yüzde 3,3’e çekildi. Hükümet, enflasyonun 2027’de yüzde 21’e, 2028’de yüzde 13,5’e ve 2029’da yüzde 9’a gerilemesini hedefliyor. Türkiye ekonomisinin gelecek üç yılına ilişkin hedefleri içeren yeni Orta Vadeli Program (OVP) Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından açıklandı. Programda büyüme ve enflasyon hedeflerinde önemli değişikliklere gidildi. 2026 yılı büyüme tahmini yüzde 3,3 olarak belirlenirken, yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 28,4’e yükseltildi. Hükümet, büyümenin 2027’de yüzde 4,2’ye, 2028’de yüzde 4,6’ya ve 2029’da yüzde 5’e ulaşmasını öngörürken, enflasyonun aynı yıllarda sırasıyla yüzde 21, yüzde 13,5 ve yüzde 9 seviyelerine gerilemesini hedefliyor. Enflasyon tahmini 12 puan yükseldi 2026-2028 dönemini kapsayan önceki OVP’de yıl sonu enflasyon tahmini yüzde 16 olarak belirlenmişti. Yeni programda 2026 yılı için bu tahmin yüzde 28,4’e çıkarıldı. Böylece enflasyon beklentisi bir önceki programa göre 12,4 puan yükselmiş oldu. Cevdet Yılmaz, küresel ekonomik görünümdeki değişimlerin ve jeopolitik gelişmelerin yeni programın hazırlanmasında etkili olduğunu belirtti. Yılmaz, dünya ekonomisinin ekonomik ve teknolojik gelişmelerin iç içe geçtiği, öngörülebilirliğin azaldığı bir dönemden geçtiğini ifade ederek, bölgedeki savaşların da ekonomik dengeler üzerindeki etkisine dikkat çekti. 2026 büyüme beklentisi yüzde 3,3 Yılmaz, 2026 yılı büyüme tahminini yüzde 3,3 olarak güncellediklerini açıkladı. Sanayi büyümesi beklentisinin de yüzde 2,3’e indirildiğini belirten Yılmaz, buna karşın büyümenin sonraki yıllarda kademeli olarak güçlenmesini beklediklerini söyledi. Buna göre büyümenin 2027’de yüzde 4,2, 2028’de yüzde 4,6 ve 2029’da yüzde 5 seviyesine ulaşması öngörülüyor. Yılmaz, ihracatçıların zorlu dış talep koşullarına rağmen 2026 yılında başarılı bir performans gösterdiğini belirtti. Jeopolitik risklerdeki artışın da ekonomi üzerinde önemli etkiler yarattığını ifade eden Yılmaz, enerji ithalatı beklentisinin 63 milyar dolardan 71 milyar dolara çıkarılmasında bu gelişmelerin etkili olduğunu söyledi. “Enflasyon kontrolden çıkabilirdi” Programın soru-cevap bölümünde konuşan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ise enflasyon hedeflerindeki sapmaya ilişkin özeleştiri yaptı. Şimşek, mevcut ekonomik koşullarda enflasyonun yalnızca düşmemekle kalmayıp kontrolden çıkabileceğini, ancak bunun gerçekleşmediğini belirtti. Başlangıçta belirlenen hedeflerin iddialı olduğunu ifade eden Şimşek, “Biz ataleti muhtemelen düşük ölçtük. Açık konuşalım burada.” değerlendirmesinde bulundu. Enflasyonun 2029’da tek haneye inmesi hedefleniyor Yeni OVP’de hükümetin enflasyonla mücadelede kademeli düşüş hedefi korunuyor. 2026 sonunda yüzde 28,4 olması beklenen enflasyonun 2027’de yüzde 21’e, 2028’de yüzde 13,5’e ve 2029’da yüzde 9’a gerilemesi hedefleniyor. Yılmaz, mayıs 2024’te yüzde 75,5 seviyesine yükselen enflasyonun uygulanan politikalarla belirgin bir düşüş eğilimine girdiğini söyledi. Ancak savaş koşullarının oluşturduğu arz yönlü baskılar nedeniyle düşüş eğiliminin geçici olarak yataylaştığını belirten Yılmaz, Merkez Bankası hesaplamalarına göre savaşın enflasyon üzerindeki doğrudan ve dolaylı etkisinin yaklaşık 7 puan olduğunu aktardı. Milli gelir 1,8 trilyon doları aşacak OVP kapsamında Türkiye ekonomisinin büyüklüğüne ilişkin hedefler de açıklandı. Yılmaz, 2026 sonunda milli gelirin Cumhuriyet tarihinde ilk kez 1,8 trilyon doları aşmasının beklendiğini belirtti. Kişi başına milli gelirin de ilk kez 20 bin doları geçmesinin öngörüldüğünü söyledi. Program döneminde yaklaşık 2,1 milyon ilave istihdam oluşturulması ve daha fazla kişinin işgücüne katılması hedefleniyor. Program sonunda milli gelirin 2,2 trilyon doların üzerine, mal ve hizmet ihracatının ise 450 milyar dolara çıkarılması amaçlanıyor. TL mevduatın payı yüzde 61,5’e yükseldi Yılmaz, uygulanan ekonomi politikalarının Türk lirasına güveni artırdığını savundu. TL mevduatının toplam mevduat içerisindeki payının yüzde 31,6’dan 28 Ağustos itibarıyla yüzde 61,5’e yükseldiğini belirten Yılmaz, bu gelişmenin uygulanan politikaların sonuç verdiğinin göstergelerinden biri olduğunu ifade etti. Bütçe açığının da kademeli olarak düşürülmesi hedefleniyor. 2026 yılı için daha önce yüzde 3,5 olarak öngörülen bütçe açığının alınan tedbirlerle yüzde 3,1 seviyesinde gerçekleşmesi bekleniyor. Sosyal konut yatırımları artırılacak Yeni programda konut politikası da öncelikli alanlar arasında yer aldı. Yılmaz, dar ve orta gelirli vatandaşların konuta erişimini kolaylaştırmak amacıyla sosyal konut yatırımlarının yüzde 150 artırılacağını açıkladı. Ekonomik güvenlik ve dayanıklılığın da programın temel unsurlarından biri olduğunu belirten Yılmaz, kritik alanlarda dışa bağımlılığın azaltılmasını ve ekonominin dış şoklara karşı direncinin güçlendirilmesini hedeflediklerini söyledi. Yılmaz’dan seçim açıklaması Cevdet Yılmaz, OVP’nin hazırlanmasında seçim takvimine ilişkin herhangi bir spekülatif varsayım yapılmadığını söyledi. Yılmaz, programın seçimlerin zamanında yapılacağı varsayımıyla hazırlandığını belirterek, 2028 baharı veya yazına doğru bir seçim öngördüklerini ifade etti. Seçimin daha erken bir tarihe alınmasının ise Meclis’in takdirinde olduğunu belirten Yılmaz, şimdiden farklı bir varsayım üzerinden hareket etmenin doğru olmayacağını söyledi. İş dünyası OVP’yi nasıl değerlendirdi? İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç, yeni OVP’de üretim ve ihracatın yanı sıra küresel yatırımların ve yeteneklerin teşvik edilmesine yönelik düzenlemelere kapsamlı biçimde yer verilmesini olumlu karşıladıklarını belirtti. Avdagiç, dezenflasyon programının kararlı biçimde uygulanmasının ve oluşacak alanın kademeli faiz normalizasyonuna dönüştürülmesinin önemine dikkat çekti. Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Mustafa Gültepe ise yeni programın küresel belirsizlikleri ve mevcut ekonomik koşulları dikkate alan daha temkinli bir çerçeve sunduğunu ifade etti. Gültepe, imalat sanayisinin üretim ve ihracat kapasitesinin korunmasına verilen önemi vurgularken, finansman, işletme sermayesi ve emek yoğun sektörlere yönelik desteklerin somutlaştırılmasını olumlu değerlendirdi. Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu Başkanı Nail Olpak da OVP’yi Türkiye ekonomisinin gelecek üç yıllık yol haritasını ortaya koyması ve iş dünyasının planlamalarına rehberlik etmesi açısından önemli bulduklarını belirtti. İstanbul Ticaret Borsası Başkanı Ali Kopuz ise fiyat istikrarı, büyüme, yatırım ve ihracatı güçlendirmeye yönelik hedeflerin önemine dikkat çekti. Kopuz, seçici finansman imkanlarının yatırım yapan, ihracat gerçekleştiren, istihdam sağlayan ve katma değer üreten işletmelere yönlendirilmesinin üretim kapasitesini ve rekabet gücünü artıracağını ifade etti. YENİ Parti’den OVP’ye sert eleştiri YENİ Parti Kayseri Milletvekili Aşkın Genç ise yeni OVP’yi önceki programlarla karşılaştırarak hükümetin hedeflerinde ciddi sapmalar yaşandığını savundu. Genç, 2023’te açıklanan hedefler gerçekleşseydi, o yıl sonunda 100 lira olan bir mal sepetinin 2026 sonunda yaklaşık 166 liraya çıkacağını, gerçekleşmeler ve yeni OVP tahmini dikkate alındığında ise aynı sepetin yaklaşık 243 liraya ulaştığını belirtti. Genç, “OVP artık ekonominin önünü göstermiyor, gerçekleşmelerin arkasından hedef değiştiriyor” değerlendirmesinde bulundu. “Enflasyon hedefi 8,5’ten 28,4’e çıktı” Genç, 2026 yılı enflasyon hedefinin son üç yılda sürekli yukarı yönlü revize edildiğine dikkat çekti. 2023’te yüzde 8,5 olarak açıklanan 2026 enflasyon hedefinin 2024’te yüzde 9,7’ye, 2025’te yüzde 16’ya ve yeni programda yüzde 28,4’e yükseldiğini belirten Genç, üç yıl içerisinde tahminin yaklaşık 3,3 katına çıktığını söyledi. Genç, yalnızca son bir yıldaki artışın 12,4 puan olduğunu ve bunun yüzde 77,5’lik yükselişe karşılık geldiğini ifade etti. Büyüme hedefi de aşağı çekildi Genç, enflasyon hedefindeki yükselişin yanı sıra büyüme beklentisindeki gerilemeye de dikkat çekti. 2026 yılı için üç yıl önce yüzde 5 olarak açıklanan büyüme hedefinin yeni OVP’de yüzde 3,3’e indirildiğini belirten Genç, “Üç yılda daha yüksek enflasyon, daha düşük büyüme tablosuyla karşı karşıyayız” dedi. Genç ayrıca, geçen yılki OVP’de 2027 yılı için yüzde 9 olarak öngörülen enflasyonun yeni programda yüzde 21’e çıkarıldığını, tek haneli enflasyon hedefinin ise 2027’den 2029’a ötelenmiş olduğunu belirtti. 2024 yılında açıklanan OVP’de 2027 enflasyonunun yüzde 7 olarak öngörüldüğünü hatırlatan Genç, yeni hedeflerin önceki programlarla arasındaki farkın ekonomik beklentiler açısından önemli bir sapmaya işaret ettiğini savundu.

Siirt’ten ekonomiye 180 milyon dolarlık bakır katkısı Haber

Siirt’ten ekonomiye 180 milyon dolarlık bakır katkısı

Yılda 80 bin ton bakır konsantresi üreten işletme, ekonomiye 180 milyon dolarlık katkı sunarken, 2017’den bu yana yaklaşık 500 milyon dolarlık yatırımla güçlendirildi. Türkiye’nin yıllık bakır ihtiyacının yaklaşık yüzde 25’ini karşılayan Eti Bakır, 8 maden işletmesinde yılda 90 bin ton katot bakır üretiyor. Şirketin Siirt Madenköy’deki işletmesi ise bu üretim zincirinin önemli halkalarından birini oluşturuyor. Siirt İşletmesi’nde yılda yaklaşık 1 milyon ton tüvenan cevher çıkarılıyor. İşlenen cevherden elde edilen 80 bin ton bakır konsantresi, katot bakır üretiminde kullanılmak üzere Eti Bakır’ın Samsun İzabe ve Elektroliz Tesisi’ne gönderiliyor. İşletmenin ürettiği bakır konsantresinin, Türkiye ekonomisine yıllık yaklaşık 180 milyon dolarlık katkı sağladığı belirtiliyor. 669 Metre derinlikte yüksek teknolojili üretim Eti Bakır Siirt İşletmesi İşletme Müdürü Olcay Kotiloğlu, Siirt tesisinin üretim kapasitesinin yanı sıra teknolojik altyapısı ve bölge ekonomisine katkısıyla da önemli bir merkez olduğunu söyledi. Türkiye’nin yıllık katot bakır ihtiyacının yaklaşık 500 bin ton olduğunu belirten Kotiloğlu, bu ihtiyacın bir bölümünün yerli kaynaklarla karşılanmasının dışa bağımlılığın azaltılması açısından önem taşıdığını ifade etti. Kotiloğlu, üretim süreçlerinde teknoloji ve iş güvenliğini ön planda tuttuklarını belirterek, işletmenin teknik altyapısına ilişkin şu bilgileri verdi: “Kuyu derinliğimiz 669 metre, kule yüksekliğimiz ise 74,5 metre. Türkiye’de metalik madenlerde dik kule sistemiyle kurulan ilk kuyu sistemine sahibiz. Yer altındaki ekipmanlarımızın büyük bölümünü uzaktan kumandayla çalıştırıyoruz ve cevheri yer altından flotasyon tesisimize konveyör hatlarıyla el değmeden ulaştırıyoruz. Böylece hem güvenli hem de yüksek verimli bir üretim gerçekleştiriyoruz.” Siirt’e 500 milyon dolarlık yatırım Siirt İşletmesi’nin teknolojik altyapısının 2017’den bu yana gerçekleştirilen yatırımlarla önemli ölçüde geliştirildiği belirtildi. Kotiloğlu, Cengiz Holding bünyesine katıldığı 2017 yılından bu yana işletmeye yaklaşık 500 milyon dolarlık yatırım yapıldığını söyledi. Yatırım planının yüzde 80’inin tamamlandığını belirten Kotiloğlu, kalan yatırımların gelecek yıl tamamlanmasının öngörüldüğünü ifade etti. Yatırımların önemli bölümünün Ar-Ge çalışmalarından oluştuğunu aktaran Kotiloğlu, işletmenin bölgesel kalkınmaya da katkı sağladığını vurguladı. 848 Çalışanın büyük bölümü Siirt’ten Yerel istihdamın desteklenmesine önem verdiklerini belirten Kotiloğlu, işletmede 848 kişinin görev yaptığını ve çalışanların büyük bölümünün Siirt’ten istihdam edildiğini söyledi. İşletmenin bölge ekonomisine katkısının istihdamla sınırlı olmadığını belirten Kotiloğlu, ihtiyaç duyulan mal ve hizmetlerin büyük bölümünün yerel firmalardan temin edildiğini ifade etti. Bu uygulamanın dolaylı istihdamı artırdığını, yerel firmaların gelişimini desteklediğini ve bölge ekonomisine katkı sağladığını kaydetti. 954 Bin ağaç toprakla buluştu Eti Bakır Siirt İşletmesi’nde üretimin yanı sıra çevresel rehabilitasyon çalışmalarına da devam ediliyor. Çorak bir arazide, herhangi bir ağaç kesilmeden faaliyete geçirilen işletmede bugüne kadar 954 bin ağaç dikildi. İşletmenin hedefi ise 1 milyon fidana ulaşmak. Sürdürülebilirlik çalışmalarının üretim sahasıyla sınırlı olmadığı belirtilirken, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarıyla işbirliği içinde özellikle kış aylarında olumsuz hava koşullarından etkilenen yaban hayvanlarının beslenmesine yönelik çalışmalar da yürütülüyor. Eti Bakır, Siirt İşletmesi’nde yerli maden kaynaklarını ekonomiye kazandırırken; yüksek teknoloji, iş güvenliği, yerel istihdam, bölgesel tedarik ve çevresel rehabilitasyonu aynı üretim anlayışı içinde sürdürmeyi hedefliyor.

Almanya’da istihdam alarmı Haber

Almanya’da istihdam alarmı

Uzmanlar, işsizliğin artışında mevsimsel etkilerin yanı sıra ekonomik aktivitedeki zayıflığın da belirleyici olduğunu değerlendiriyor. Almanya ekonomisinden son dönemde gelen toparlanma sinyallerine karşın iş gücü piyasasındaki durgunluk ağustos ayında da devam etti. Ülkede işsiz sayısı 3 milyon sınırının üzerinde kalırken, işsizlik oranı da yükseldi. Almanya Federal İş Ajansı'nın (BA) açıkladığı verilere göre işsiz sayısı ağustosta bir önceki aya kıyasla 54 bin kişi artarak 3 milyon 61 bine ulaştı. İşsiz sayısı geçen yılın aynı ayına göre de 36 bin kişi arttı. İşsizlik oranı ise temmuzdaki yüzde 6,4 seviyesinden ağustosta yüzde 6,5’e yükseldi. İş gücü piyasasında hareketlilik sınırlı Federal İş Ajansı Başkanı Andrea Nahles, ağustos verilerini değerlendirirken iş gücü piyasasında son aylarda görülen zayıf görünümün devam ettiğine dikkat çekti. Nahles, iş gücü piyasasının ağustosta geleneksel mevsimsel etkilerin ötesinde kayda değer bir dinamizm ortaya koymadığını belirtti. Bu tablo, Almanya ekonomisinde büyüme tarafında ortaya çıkan olumlu sinyallerin henüz istihdam piyasasına güçlü biçimde yansımadığını gösteriyor. İşsizlikte 3 milyon eşiği ikinci ayda da aşıldı Almanya’da işsiz sayısı yaz tatili döneminin başlamasıyla birlikte temmuz ayında nisan ayından bu yana ilk kez 3 milyon seviyesinin üzerine çıkmıştı. Ağustosta da bu seviyenin üzerinde kalınması, iş gücü piyasasındaki zayıflığın yalnızca tek aylık mevsimsel bir hareket olup olmadığı sorusunu gündeme getirdi. İşsiz sayısındaki aylık artışın yanı sıra yıllık bazda da yükseliş görülmesi, ekonomik aktivitedeki zayıflığın istihdam üzerindeki etkisinin devam ettiğine işaret ediyor. Mevsimsellik tek başına açıklamıyor Almanya’da yaz aylarında işsizlikte belirli ölçüde artış yaşanması olağan kabul ediliyor. Ancak uzmanlar, temmuzdan itibaren görülen yükselişin yalnızca mevsimsel faktörlerle açıklanamayacağına dikkat çekiyor. Ekonomideki dönemsel zayıflık ve şirketlerin istihdam konusunda temkinli davranması, iş gücü piyasasındaki durgunluğun diğer önemli unsurları arasında gösteriliyor. Bu nedenle önümüzdeki aylarda istihdam verilerinin seyri, Almanya ekonomisindeki toparlanmanın ne kadar güçlü ve kalıcı olduğunun önemli göstergelerinden biri olacak. Büyüme sinyalleri istihdamı destekleyecek mi? Almanya ekonomisinde son dönemde daha olumlu büyüme sinyalleri görülmeye başlanması, iş gücü piyasası açısından da beklentileri destekliyor. Ancak ekonomik büyümenin istihdama yansıması genellikle gecikmeli gerçekleşebiliyor. Şirketlerin üretim ve sipariş görünümüne ilişkin güveninin güçlenmesi halinde yeni istihdam yaratma eğiliminin de önümüzdeki dönemde artabileceği değerlendiriliyor. Bu nedenle Almanya açısından kritik soru yalnızca ekonominin yeniden büyümeye başlaması değil, bu büyümenin yeni istihdam yaratıp yaratamayacağı olacak. Avrupa ekonomisi için kritik gösterge Almanya, Avrupa'nın en büyük ekonomisi olması nedeniyle iş gücü piyasasındaki gelişmeler yalnızca ülke ekonomisi açısından değil, Avro Bölgesi'nin genel görünümü açısından da önem taşıyor. İşsizliğin yüksek seviyelerde kalması iç talep ve tüketici güveni üzerinde baskı yaratabilirken, istihdam piyasasındaki toparlanmanın hızlanması ekonomik büyümenin daha geniş bir tabana yayılmasına katkı sağlayabilir. Ağustos verileri ise Almanya ekonomisinin toparlanma sürecine girdiğine ilişkin olumlu sinyallerin henüz iş gücü piyasasında belirgin bir karşılık bulmadığını ortaya koyuyor.

Menemen Plastik OSB kendi içinde 220 dönüm büyüyor  Haber

Menemen Plastik OSB kendi içinde 220 dönüm büyüyor 

Menemen Plastik İhtisas OSB Yönetim Kurulu Başkanı Salih Esen: “Tek bir metrekare arsa satın almadan mevcut sahamız içerisinde altyapısı hazır, planlı, kümelenme anlayışı ile mevcut sanayicilerimize değer yaratacak alanlar kazandırmış olacağız.” Türkiye’de plastik sektörüne odaklı olarak üretim yapan tek ihtisas organize sanayi bölgesi olan Menemen Plastik İhtisas Organize Sanayi Bölgesi (MPİOSB), Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı onayına sunduğu yeni imar planı ile aynı saha içerisinde 220 bin m² ek yatırım alanı kazanacak. Yeni plan ile muhtelif sayıda “Hizmet ve Destek Alanı”, “Ticaret Alanı”, “Sanayi Parseli” ile “Eğitim Alanı” ve “Spor Alanı” gibi ortak kullanım alanları da oluşturulacak. Menemen Plastik İhtisas OSB Yönetim Kurulu Başkanı Salih Esen; Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın 2025 yılı Ekim ayında yayınladığı “OSB İmar Planı Şartnamesi”ne uygun olarak Bölge’nin imar planı revizyonu çalışmasını tamamlayarak Bakanlık onayına sunduklarını belirtti. Tek bir metrekare satın alma yapılmadı Yeni şartname ile sağlık koruma bantlarına Hizmet ve Destek Alanı, Ticaret Alanı ve İkinci Sınıf Gayrisıhhi Müessese yapabilme imkânı getirildiğini kaydeden Yönetim Kurulu Başkanı Salih Esen, şu değerlendirmeyi yaptı: “Yeni şartnameye uygun şekilde hazırladığımız yeni imar planımızda toplamda yaklaşık 220 bin m² bir alanı kısa, orta ve uzun vadede Bölgemize kazandıracağız. Haziran ayında tamamladığmız yeni planımızda 60 bin m² yeni sanayi parseli, 100 bin m²nin üzerinde hizmet ve destek alanı ile 60.000 m²nin üzerinde ticaret alanı kazanmış olacağız. Bakanlık onayı sonrasında tek bir metrekare arsa satın almadan, Bölge sınırlarını genişetmeden mevcut sahamız içerisinde altyapısı hazır, planlı, kümelenme anlayışı ile mevcut sanayicilerimize değer yaratacak alanlar kazandırmış olacağız.” Kutu sanayicilerin yarattığı mucize MPİOSB’den kısa kısa… Yer seçimi ve kuruluş çalışmaları 1999 yılına kadar dayanan Menemen Plastik İhtisas OSB, yatırımcıların özne olduğu özgün bir finansman modeli ile gerçekleştirildi. Yaklaşık 15 yıl boyunca 1113 bağımsız tapunun tek tek kamulaştırması ile tamamlanan MPİOSB’de tüm altyapı yatırımları, herhangi bir kurumdan kredi kullanılmadan Katılımcı sanayicilerin sağladığı kaynaklarla gerçekleştirildi. Sanayiciler yalnızca fabrikalarına yatırım yapmakla kalmazken Bölge’nin arazisinin hazırlanmasından yollarına, enerji altyapısından su ve haberleşme şebekelerine kadar ortak bir sanayi ekosisteminin kurulmasına da kaynak sağladı. MPİOSB’de tüm parseller yatırımlarını tamamlarken, yaklaşık 2 bin 500 kişiye istihdam sağlanıyor ve 250 milyon dolarlık ihracat gerçekleştiriliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.