SON DAKİKA
Hava Durumu

#Işe Alım

Ekometre - Işe Alım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Işe Alım haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Sahte iş ilanları siber güvenlik riski haline geldi Haber

Sahte iş ilanları siber güvenlik riski haline geldi

Doğanay, “Yapay zekâ ile güçlenen yeni nesil siber tehditlerde saldırganın hedefi artık yalnızca sistemler değil; insanın kimliği, verisi ve dijital güvenidir.” dedi. İş başvurusu yapanların verileri risk altında İnternet üzerinden gerçekleştirilen işe alım süreçlerinin her geçen gün arttığını belirten Doğanay, milyonlarca kişinin iş bulabilmek için özgeçmişlerini farklı platformlar ve şirketlerle paylaştığını, ancak bu verilerin kimler tarafından hangi amaçla toplandığı ve ne kadar süre saklandığı konusunda önemli belirsizlikler bulunduğunu söyledi. Son zamanlarda kamuoyunda geniş yankı uyandıran ve yüzlerce iş başvurusu yapmasına rağmen geri dönüş alamayan aday örneklerinin, meselenin yalnızca istihdam piyasası açısından değerlendirilmemesi gerektiğini gösterdiğini belirten Doğanay, “Burada asıl tartışılması gereken, kaç başvuru yapıldığı değil; milyonlarca vatandaşın özgeçmiş, iletişim, eğitim, mesleki geçmiş ve diğer kişisel verilerinin kimlerin elinde toplandığı, ne kadar süreyle saklandığı ve hangi amaçlarla kullanıldığıdır.” dedi. "CV artık dijital kimliğin bir parçası" Bir özgeçmişin yalnızca eğitim ve iş deneyiminden ibaret olmadığını vurgulayan Doğanay, şu değerlendirmede bulundu: “Bugün bir CV; telefon numarası ve e-posta adresinin ötesinde kişinin eğitim geçmişini, çalıştığı kurumları, görevlerini, uzmanlık alanlarını, referanslarını ve kariyer yolculuğuna ilişkin çok sayıda kişisel veriyi bir arada barındırıyor. Bu nedenle CV artık yalnızca bir özgeçmiş değil, kişinin dijital kimliğinin ve profesyonel yaşamının ayrıntılı bir veri haritasıdır.” Bu verilerin siber suç ekosistemi açısından yüksek değer taşıdığına dikkati çeken Doğanay, kontrolsüz biçimde toplanan kişisel bilgilerin başka veri sızıntıları ve açık kaynaklardan elde edilen bilgilerle birleştirilerek çok daha kapsamlı dijital profillere dönüştürülebileceğini belirtti. Bu profillerin; kişiye özel sosyal mühendislik ve hedefli oltalama saldırılarından hesap ele geçirme girişimlerine, SIM-swap ve kimliğe bürünme yöntemlerinden deepfake destekli dolandırıcılığa, sahte finansal işlemlerden sentetik kimlik oluşturmaya kadar uzanan geniş bir suç yelpazesinde kullanılabileceğini ifade etti. Doğanay, özellikle çalışanların görev, yetkinlik ve kurum bilgilerinin saldırganlara yalnızca bireyi değil, çalıştığı kuruluşu da hedefleme imkânı sağlayabileceğine işaret ederek, “Bir CV'nin yanlış ellere geçmesi yalnızca kişisel veri ihlali anlamına gelmeyebilir. Saldırgan açısından bu belge, kişinin kim olduğunu, nerede çalıştığını, ne bildiğini, kimlerle bağlantılı olduğunu ve hangi senaryolarla ikna edilebileceğini gösteren bir istihbarat kaynağına dönüşebilir.” değerlendirmesinde bulundu. "Her iş ilanı gerçekten işe alım amacı taşımıyor olabilir" İnternette yayımlanan her iş ilanının gerçek bir personel ihtiyacını yansıtmayabileceğini belirten Doğanay, bazı ilanların uzun süre yayında kaldığını, sürekli güncellendiğini ancak herhangi bir işe alımla sonuçlanmadığının görülebildiğini söyledi. Doğanay, "Burada herhangi bir kurum veya platformu suçlamak doğru olmaz. Ancak gerçekten işe alım yapılmayan ilanlar üzerinden büyük ölçekli kişisel veri toplanıp toplanmadığı mutlaka incelenmeli. Milyonlarca insanın kişisel verisinin hangi amaçlarla işlendiği konusunda daha fazla şeffaflığa ihtiyaç var." ifadelerini kullandı. Sahte iş ilanları dijital manipülasyon aracı hâline gelebilir Doğanay, gerçek bir işe alım amacı taşımayan ilanların yalnızca kişisel veri güvenliği açısından değil, dijital ekosistemin güvenilirliği açısından da risk oluşturabileceğini belirtti. Bazı şirketlerin veya kötü niyetli yapıların, gerçekte personel ihtiyacı bulunmamasına rağmen sürekli iş ilanı yayımlayarak web sitelerine trafik çekmeyi, sosyal medya hesaplarının etkileşimini artırmayı veya sürekli büyüyen bir organizasyon algısı oluşturmayı hedefleyebileceğine dikkat çeken Doğanay, bu tür uygulamaların aynı zamanda adayların kişisel verilerinin gereksiz yere toplanmasına neden olabileceğini ifade etti. Doğanay, şu değerlendirmede bulundu: "Dijital platformlarda yayımlanan her iş ilanının gerçekten istihdam amacı taşıdığı varsayımıyla hareket edilmemelidir. Eğer herhangi bir işe alım yapılmadığı hâlde sürekli yeni ilanlar yayımlanıyorsa, bunun amacı ve toplanan kişisel verilerin nasıl işlendiği şeffaf biçimde ortaya konulmalıdır. Bu durum yalnızca insan kaynakları uygulaması olarak değil, kişisel verilerin korunması ve siber güvenlik perspektifiyle de incelenmelidir. Kaldı ki Kişisel Verileri Koruma Kanunu da kişisel verilerin işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olması ilkesi kapsamında veri minimizasyonu uygulanması gerektiğini belirtir. Gereksiz fazla veri siber risk iştahını artırır." Gerçek dışı işe alım ilanlarının kurum içinde de olumsuz etkiler oluşturabileceğini belirten Doğanay, sürekli yeni personel arandığı algısının çalışanlar üzerinde iş güvencesine ilişkin kaygıları artırabileceğini, bunun da kurum kültürü ve çalışan psikolojisi açısından değerlendirilmesi gereken ayrı bir konu olduğunu söyledi. Doğanay, yapay zekâ çağında büyük ölçekli CV havuzlarının siber saldırganlar açısından önemli bir hedef hâline geldiğini belirterek, "Milyonlarca özgeçmişten oluşan veri havuzları, kötü niyetli kişilerin eline geçtiğinde sosyal mühendislik saldırıları, hedefli oltalama kampanyaları ve kimlik dolandırıcılığı için kullanılabilecek stratejik veri kaynaklarına dönüşebilir. Bu nedenle işe alım süreçleri artık sadece insan kaynaklarının değil, siber güvenlik uzmanlarının da ilgi alanına girmektedir." ifadelerini kullandı. Siber Güvenlik Uzmanından İşe alım süreçleri için yeni standart çağrısı İşe alım süreçlerinde kişisel verilerin korunmasına yönelik yeni standartlar geliştirilmesi gerektiğini belirten Doğanay, şu önerilerde bulundu: - Gerçek bir açık pozisyon bulunmadan iş ilanı yayınlanmamalı - Gerçek ve güncel bir açık pozisyona dayanmayan ilanlarda bu durum adaylara açıkça belirtilmeli. - Özgeçmiş havuzu oluşturmak amacıyla kişisel veriler toplanmamalı - Adaylardan toplanan kişisel verilerin hangi amaçla işlendiği açık şekilde belirtilmeli. - İşe alım süreci tamamlandıktan sonra ihtiyaç duyulmayan özgeçmişler mevzuata uygun biçimde silinmeli. - İş ilanı platformları ve işverenlerin kişisel veri işleme süreçleri düzenli olarak denetlenmeli. - Adaylar, kişisel verilerinin ne kadar süre saklanacağı konusunda açık ve anlaşılır şekilde bilgilendirilmeli. Bunlara ek olarak; aktif olarak iş aramayan vatandaşlarımızın kariyer platformlarındaki hesaplarını gözden geçirmelerini, ihtiyaç duymuyorlarsa özgeçmişlerini yayından kaldırmalarını veya hesaplarını silmelerini öneriyoruz. Çünkü internette uzun süre erişilebilir halde bırakılan kişisel veriler, zaman içinde farklı risklere maruz kalabiliyor. Dijital dünyada kullanılmayan veriyi çevrimiçi ortamda tutmamak en temel siber güvenlik prensiplerinden biridir. “Yapay zekâ çağı ile güçlenen yeni nesil siber tehditlerde saldırganın hedefi artık yalnızca sistemler değil; insanın kimliği, verisi ve dijital güvenidir.” Yapay zekâ teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte kişisel verilerin değerinin her zamankinden daha fazla arttığını vurgulayan Doğanay, sözlerini şöyle tamamladı: "Eskiden siber güvenlik denildiğinde akla sunucular, ağlar ve bilgisayar sistemleri gelirdi. Bugün ise en değerli hedef insanın kendisi ve ona ait veriler. Yapay zekâ çağında siber güvenlik artık yalnızca sistemleri değil, insan verisini korumaktır. İş arayan milyonlarca vatandaşın özgeçmişi de korunması gereken stratejik dijital varlıklar arasında yer alıyor. Kişisel verilerin güvenliği artık sadece bireysel bir hak değil, dijital ekonominin ve ulusal siber güvenliğin de temel unsurlarından biridir. Ayrıca bu sorun yalnızca işverenlerin veya kariyer platformlarının inisiyatifine bırakılamaz. Kamu otoriteleri tarafından da etkin düzenleyici ve denetleyici mekanizmaların geliştirilmesi gerekiyor. Türkiye’de iş ilanları üzerinden gerçekleştirilen kişisel veri toplama faaliyetleri daha etkin denetlenmeli; gerçek bir açık pozisyona dayanmayan ilanlar için şeffaflık yükümlülüğü getirilmeli ve aday havuzu oluşturmak amacıyla yapılan veri toplama faaliyetleri açık kurallara bağlanmalıdır. İşverenlerin ve kariyer platformlarının topladıkları özgeçmişleri hangi amaçla ve ne kadar süreyle sakladıkları denetlenmeli; kapanmış veya gerçekte mevcut olmayan pozisyonlara ilişkin ilanların belirli süreler içerisinde yayından kaldırılması sağlanmalıdır. Ayrıca yanıltıcı iş ilanlarının bildirilebileceği etkin bir mekanizma oluşturulmalı ve tekrarlayan ihlaller için idari yaptırımlar değerlendirilmelidir. Milyonlarca vatandaşın kişisel verisinin işlendiği böylesine büyük bir dijital ekosistemde denetim artık yalnızca ilanların içeriğini değil, ilanların arkasındaki veri toplama, kullanma, paylaşma ve saklama süreçlerinin tamamını kapsamalıdır. "

Şirketlerin asıl ihtiyacı nitelikli saha gücü Haber

Şirketlerin asıl ihtiyacı nitelikli saha gücü

Türk şirketleri işe alım bütçelerini dünyadan iki kat daha fazla artırsa da "nitelikli saha gücü" bulmakta küresel ortalamanın çok üzerine çıkan devasa bir krizle karşı karşıya. Dünyanın önde gelen işveren markası araştırma ve danışmanlık şirketi Universum, 60’tan fazla ülkede İnsan Kaynakları profesyonellerinin katılımıyla gerçekleştirilen Employer Branding NOW 2026 araştırmasının Türkiye ve Dünya karşılaştırmalı sonuçlarını açıkladı. Rapor, Türkiye’deki yetenek pazarının hem bütçe hem de zorluk seviyesi bakımından dünyadan çok daha "agresif" ve "kırılgan" bir noktada olduğunu ortaya koyuyor. Türkiye’de işe alım "İmkansız Görev"e dönüşüyor Dünya genelinde İK profesyonellerinin %52’si önümüzdeki 12 ayın daha zorlayıcı olacağını öngörürken, Türkiye’de bu karamsarlık %65 seviyesine çıkıyor. İşverenlerin işe alımda zorluk yaşama oranı dünyada %93 iken, Türkiye’de bu oran %98 ile neredeyse "tam zorluk" seviyesine ulaşmış durumda. Bu zorluğun temelinde ise büyük bir paradoks yatıyor: Vasıflı işçi krizi: Türkiye’de ulaşılmasında en çok zorlanılan grup %43 ile "vasıflı işçiler" (teknisyenler, ustalar). Dünyada bu oran sadece %24.Teknoloji Farkı: Dünyada Bilgi Teknolojileri (BT) yeteneklerine ihtiyaç %46 ile ilk sıradayken, Türkiye’de bu oran %41 ile saha gücünün gerisinde kalıyor. Türkiye, Dünyayı ikiye katladı Yetenek kıtlığına karşı Türk şirketleri savunma mekanizması olarak bütçelere sarıldı. Dünyada şirketlerin sadece %30’u işe alım bütçelerini artırırken, Türkiye’de şirketlerin %54’ü bütçe artışına gitti. Bu durum, Türkiye’de "yetenek avı"nın maliyetinin küresel ortalamadan çok daha hızlı yükseldiğini gösteriyor. "Kültürel Uyum" takıntısı mı, gereklilik mi? Araştırmanın en çarpıcı sonuçlarından biri işe alım kriterlerinde ortaya çıkıyor. Dünyada "kültürel uyum" (cultural fit) bir kriter olarak önemini yitirmeye başlarken (%63), Türkiye’deki şirketlerin %76’sı hala en önemli kriterin bu olduğunu belirtiyor. Gerçek sahanın kalbinde Universum Türkiye lideri Evrim Kuran, verileri şöyle yorumluyor: “Türkiye'deki şirketler yüksek oranlarda 'kültürel uyum' arayışına girerek aslında kendi yankı odalarını yaratmaya ve konfor alanlarını korumaya devam ediyorlar. Farklı sesleri, dönüştürücü zihinleri veya sistemi ileriye taşıyacak yapıcı itirazları değil; mevcut düzene ayak uyduracak profilleri hedefliyoruz. Öte yandan, hem öğrencilerin hem de profesyonellerin en temel beklentisi olan 'çalışana saygı' kavramını ajandamızın çok arka sıralarına itiyoruz. Şirketler yetenekleri çekmek için öğrenme ve gelişim fırsatları gibi unsurlara odaklanırken, sahadaki teknisyenin veya masadaki uzmanın aslında çok daha sade ve derin bir beklentisi var: Varlığının insan olarak görülmesi ve emeğine sahici bir saygı duyulması. İşe alım bütçelerimizi dünyadan iki kat daha fazla artırmamız, yetenek krizini yalnızca parayla çözebileceğimiz gibi tehlikeli ve sığ bir yanılgıya işaret ediyor. Oysa mesele bütçenin büyüklüğü değil, organizasyonel vizyonun derinliğidir. Dünyanın gerisinde kalarak yapay zekayı sadece temel bir aday havuzu oluşturma aracı olarak konumlandırdığımız ve şirket içi rotasyon fırsatlarını çalışana bir hak değil lütufmuş gibi sunduğumuz sürece bu yetenek savaşında kan kaybetmeye devam edeceğiz. Dünyayla aramızdaki giderek açılan makası kapatmak istiyorsak, hiyerarşik ezberlerimizi bozmalı ve yeteneğin sesine kulak vermeliyiz.” Rakamlarla Türkiye - Dünya Karşılaştırması Kriter Türkiye Dünya İşveren Markası İK'nın ilk önceliğidir %53 %37 İşe alım bütçesini artıranlar %54 %30 Vasıflı işçi bulmakta zorlananlar %43 %24 İşe alımda Yapay Zeka kullananlar %23 %31 Çalışan Değer Önermesi (EVP) olmayanlar %22 %20 Rotasyon ve Mobilite: "İyiyiz" diyoruz ama gerideyiz Şirket içi yeteneği hareket ettirme konusunda Türkiye’de bir "algı yanılsaması" dikkat çekiyor. Türkiye’deki şirketlerin %67’si rotasyon ve mobilite uygulamalarının iyi olduğunu düşünürken, bu oran dünyada %77 seviyesinde. Oysa dünyada rotasyon fırsatlarını en önemli öncelik gören şirket oranı %23 iken Türkiye’de bu oran sadece %18'de kalıyor. Çalışan ne bekliyor, şirket ne veriyor? Türkiye’deki işverenlerin %62’si çalışan değer önermelerini (EVP) "Öğrenme ve Gelişim" üzerine kuruyor. Ancak araştırmanın en can alıcı noktası "Çalışana Saygı" başlığında gizli. Hem üniversite öğrencileri hem de profesyoneller için "en önemli" işveren markası niteliği olan çalışana saygı, şirketlerin öncelik listesinde %33 ile ancak arka sıralarda kendine yer bulabiliyor. Yapay zekada geriden takip İşe alım teknolojilerinde dünya Yapay Zeka kullanımına %31 oranında geçerken, Türkiye’de bu oran %23 seviyesinde. Türkiye’deki kullanımın %35’i ise aday havuzu oluşturma ve üretken yapay zeka alanında yoğunlaşıyor.

Türkiye'de işe alım piyasasında hareketlilik beklentisi sürüyor Haber

Türkiye'de işe alım piyasasında hareketlilik beklentisi sürüyor

Türkiye'nin görünümü EMEA bölgesi ortalamasıyla neredeyse eşit seviyede. ManpowerGroup, 2025 yılının üçüncü çeyreğine ilişkin işe alım beklentilerini ölçmek için 42 ülkede 40 bin 671 işverenle İstihdama Genel Bakış araştırmasını gerçekleştirdi. Önümüzdeki dönemde küresel istihdam görünümünde düşüş gözlemlendi. Mevsimsellikten arındırılmış Net İstihdam Görünümü (NEO), geçen çeyreğe göre 1 puanlık azalmayla 24 seviyesine geriledi. Yine de bu oran, geçen yılın aynı dönemine göre 2 puan daha yüksek. Bu da küresel işe alımların hâlâ güçlü olduğunu, ancak önceki çeyreğe göre ivme kaybettiğini gösteriyor. İşe alımlar özellikle gelişmiş ülkelerde belirgin şekilde yavaşladı; istihdam beklentisinde en büyük düşüşler bu pazarlarda gözlemlendi. Kuzey Amerika'da istihdam görünümü 30 puana gerileyerek, art arda üç çeyrek süren büyümenin ardından 4 puanlık dikkat çekici bir düşüş yaşadı. Benzer bir yavaşlama, EMEA bölgesinin istihdam beklentilerine de yansıdı. Avrupa genelinde zorlayıcı ticaret koşulları ve devam eden ekonomik durgunluk, bazı şirketleri işe alımları durdurmaya veya iş gücünü azaltmaya itti. Asya Pasifik bölgesinde de benzer bir belirsizlik hâkim. Çin ekonomisi yılın ilk çeyreğinde büyüme göstermiş olsa da beklenen gümrük vergileri ve süregelen ticaret savaşı işveren güvenini baskılamış görünüyor. Türkiye'deki işverenler aktif iş piyasası beklentilerini koruyor Öte yandan önümüzdeki çeyrek için Türkiye'deki işverenler 18 puanlık Net İstihdam Görünümü (NEO) ile hareketli bir iş gücü piyasası beklemeye devam ediyor. Bu puan geçen çeyreğe göre 2 puanlık bir düşüşü işaret etse de geçen yılın aynı dönemine göre 2 puanlık bir artış söz konusu. Türkiye'nin görünümü EMEA bölgesi ortalamasıyla (19 puan) neredeyse eşit seviyede. Ancak küresel çapta bakıldığında, Türkiye istihdam beklentilerinde ülke sıralamasının alt yarısında yer alıyor ve küresel ortalamanın 6 puan gerisinde bulunuyor. Sonuçlarla ilgili değerlendirmede bulunan ManpowerGroup Türkiye Genel Müdürü Feyza Narlı, “Türkiye'deki istihdam beklentileri, önceki çeyreğe kıyasla sınırlı bir gerileme gösterse de genel olarak istikrarlı ve dirençli bir görünüm sergiliyor. Ekonomik koşulların yarattığı belirsizlikler, işverenlerin daha temkinli adımlar atmasına neden olsa da, iş gücü piyasasındaki hareketliliğin sürdüğünü görüyoruz. Özellikle enflasyonda kademeli bir düşüş eğilimi ve Mart ayında kaydedilen düşük işsizlik oranı, önümüzdeki dönem için umut verici sinyaller sunuyor. Hükümetin ekonomiyi dengeleme ve yüksek teknoloji yatırımlarını artırma yönündeki adımları da uzun vadede istihdam ortamını destekleyebilir” dedi. En güçlü ve en zayıf sektörler Türkiye'de en güçlü istihdam beklentisi finans ve gayrimenkul sektöründe görülüyor. Sektör, 31 puanlık Net İstihdam Görünümü ile en rekabetçi sektör konumunda. Bu, geçen çeyreğe göre 11 puan, geçen yılın aynı dönemine göre ise tam 25 puanlık kayda değer bir artış anlamına geliyor. Küresel çapta bakıldığında finans ve gayrimenkul sektöründeki istihdam beklentisinde Türkiye, 11. sırada yer alıyor ve sektör ortalamasının 3 puan üzerinde bulunuyor. Dahası Türkiye, bu sektörde geçen çeyreğe göre istihdam beklentilerinin düştüğü küresel eğilimin aksine bir tablo da çiziyor. Sektörlerin NEO puanları şu şekilde: Finans ve Gayrimenkul (31) Taşımacılık ve Lojistik & Otomotiv (29) Bilgi Teknolojileri (19) Sağlık ve Yaşam Bilimleri (18)Endüstriyel Ürünler ve Malzemeler (17)Tüketim Ürünleri ve Hizmetleri (12) Enerji ve Kamu Hizmetleri (3)İletişim Hizmetleri (-29) Diğer (26) En güçlü ve en zayıf bölgeler Türkiye'de en güçlü istihdam beklentisine sahip bölge, 27 puanla Güneydoğu Anadolu oldu. Bölge, önceki çeyreğe göre 4 puan, geçen yılın aynı dönemine göre ise dikkat çekici şekilde 35 puanlık bir artış kaydetti. Diğer yandan, önceki çeyreğe kıyasla en büyük sıçramayı gösteren bölge ise Doğu Anadolu. Uzun süredir düşük seyreden istihdam beklentilerinden toparlanan bölge, 23 puanlık bir artışla 26 puan seviyesine ulaştı. Bölgelerin NEO puanları:  Güneydoğu Anadolu (27)Doğu Anadolu (26)İç Anadolu (21) Ege (18) Marmara (17) Akdeniz (24)Karadeniz (-35) Organizasyon büyüklüklerine göre Türkiye'de 5000 ve üzeri çalışanı olan büyük ölçekli işletmelerdeki işverenler, 44 puanlık Net İstihdam Görünümü ile en iyimser grup olarak öne çıkıyor. Ayrıca geçen çeyrekten bu yana 18 puanlık ve geçen yılın aynı dönemine göre 16 puanlık artışla istihdamda en büyük büyüme beklentisi içinde olanlar bu gruptaki işverenler. Organizasyon büyüklüklerine göre NEO puanları şu şekilde:  5,000+ (44)1,000-4,999 (27) 50-249 (18) 10'dan az (18) 250-999 (15) 10-49 (9)

Yapay zeka işe alım süreçlerinde de devrim yarattı Haber

Yapay zeka işe alım süreçlerinde de devrim yarattı

Araştırmalar, yapay zeka destekli uygulamaların artık işe alım ve yerleştirme süreçlerinde de yaygın olarak kullanıldığını gösteriyor. Son zamanlarda yapay zekanın (YZ) yükselişi de dahil olmak üzere gelişen teknoloji, dünyada değişen koşullarla da birleşerek, işgücüne yönelik taleplerde değişikliklere yol açıyor. Küresel danışmanlık şirketi McKinsey’in mayıs ayında yayımladığı bir rapor, 2030 yılına gelindiğinde Avrupa'da 12 milyona yakın mesleki geçiş yaşanabileceğini gösteriyor. Bu rakamın pandemi öncesine göre iki kat fazla olduğuna dikkat çekilirken, aynı beklenti ABD için de neredeyse 12 milyona yaklaşıyor. Yapay zeka, çalışan nüfusun yeni meslekler edinerek iş değiştirmesine sebeb olurken, YZ destekli uygulamalar da işe alım süreçlerinde duygu ve önyargıları ortadan kaldırarak, adayların yeteneklerini ve uygunluklarını daha doğru ve verimli bir şekilde analiz etmeyi hedefliyor. İş arayanlarla eleman arayanları buluşturan yenilikçi platform Bitoniş de YZ algoritmalarının yanı sıra oyunlaştırmayı da işe alım süreçlerine katmaya hazırlanıyor. Türkiye’de İK’nın Geleceği: 2024 İK Trendleri Araştırması'na göre katılımcıların %53,6'sının, YZ uygulamalarının işe alım ve yerleştirme süreçlerinde yaygın olarak kullanıldığını söylediğini vurgulayan Bitoniş Kurucusu Ayşe Kayalı Tütüncüler, yapay zeka destekli yazılımların süreçleri nasıl daha objektif ve daha adil hale getirdiğini şu sözlerle açıkladı:   “Araştırma, aynı zamanda %44’lük bir kesimin eğitim ve gelişim desteği sunan uygulamalara yöneldiğini ortaya koyuyor. Bu veriler, YZ destekli işe alımın önemini ve gelecekteki potansiyelini açıkça gösteriyor. Yapay zeka teknolojileri, işe alım süreçlerinde devrim yaratıyor. İşe alım süreçlerinin daha otonom ve adil yönetilmesi için geliştirdiğimiz Bitoniş uygulaması, adayların yetenek ve uygunluklarını objektif bir şekilde değerlendirmemize olanak tanıyor. Bu sayede, işe alım kararlarımızda insan önyargılarının etkisini en aza indiriyor ve daha verimli süreçler elde ediyoruz.” “YZ tabanlı analizlerle, adayların uzun vadeli başarısını öngörüyoruz” Yapay zeka destekli işe alım uygulamalarının getirdiği yenilikler hakkında bilgi veren Ayşe Kayalı Tütüncüler, sözlerine şöyle devam etti: “Şirketin işe alım stratejileri, sadece adayların yetenek ve uygunluklarını değerlendirmekle kalmıyor, aynı zamanda şirket kültürüne uyum sağlayıp sağlayamayacaklarını da analiz ediyor. Bu kapsamda, yapay zeka tabanlı analizler, adayların uzun vadeli başarısını öngörmede önemli bir rol oynuyor, İşe alımda en önemli unsurlardan biri, adayların yalnızca pozisyona uygunluğunu değil, aynı zamanda şirket kültürüne uyum sağlama potansiyellerini de değerlendirmek olduğundan, YZ tabanlı çözümlerimiz bu süreçte işverenlere ve İK çalışanlarına büyük avantaj sağlıyor.” “Sunduğumuz işe alım çözümlerine oyunlaştırma unsurları da eklemeyi planlıyoruz” Yakın gelecekte oyunlaştırma odaklı çalışmalar yapmayı da planladıklarını belirten Bitoniş Kurucusu Ayşe Kayalı Tütüncüler, adayların işe alım sürecinde daha aktif rol almaları ve etkileşimlerinin artırılmasını hedefledikleri bu yeni projeleriyle ilgili şu açıklamalarda bulundu:   “Yakın zamanda sunduğumuz işe alım çözümlerine oyunlaştırma unsurları da eklemeyi planlıyoruz. Bu yeni modüller, hem adaylara daha eğlenceli ve ilgi çekici bir deneyim sunacak hem de işverenlere adayların yeteneklerini ve problem çözme becerilerini daha doğru değerlendirme fırsatı sağlayacak. Yapay zeka teknolojileri ve yenilikçi stratejilerle işe alım süreçlerinde devrim yaratan Bitoniş uygulaması, İK sektörünün iş süreçlerini daha verimli hale getirme hedefiyle gelecekte de öncü ve yenilikçi çözümler sunmaya devam edecek. Bu yeni işe alım ve iş bulma deneyimiyle henüz tanışmamış olanlar, tüm uygulama mağazalarından Bitoniş’i ücretsiz olarak indirebilir.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.