SON DAKİKA
Hava Durumu

#Iş Gücü

Ekometre - Iş Gücü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Iş Gücü haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

ABD istihdamı beklentilerin altında kaldı Haber

ABD istihdamı beklentilerin altında kaldı

İstihdam yalnızca 29 bin kişi artarken dolar geriledi, ABD 10 yıllık tahvil faizinde düşüş görüldü. Faiz beklentilerindeki değişimin etkisiyle gram altın yüzde 1,19 yükselerek 6 bin 667 TL’ye, ons altın ise yüzde 1,18 artışla yukarı yöneldi. İstihdam verisi sonrası dolar geriledi ABD tarım dışı istihdam verisinin açıklanmasının ardından doların altı önemli para birimi karşısındaki değerini ölçen dolar endeksinde düşüş hızlandı. Veri öncesinde 102,09 seviyesinde bulunan dolar endeksi, açıklamanın ardından 101,87’ye geriledi. ABD 10 yıllık tahvil faizi de yüzde 1,28 oranında düşüşle yüzde 5,17 seviyesine indi. Tahvil getirilerindeki geri çekilme, faiz getirisi bulunmayan altın gibi değerli metalleri destekleyen unsurlar arasında öne çıktı. Gram altın 6 bin 667 TL’ye yükseldi ABD’den gelen zayıf istihdam verisinin ardından altın fiyatlarında yükseliş görüldü. Gram altın yüzde 1,19 artışla 6 bin 667 TL’ye çıkarken, ons altın da yüzde 1,18 değer kazandı. Yurt içi piyasalarda döviz kurları da yakından izlenirken dolar/TL 49,14, Euro/TL ise 55,31 seviyesinde işlem gördü. Kripto paralarda da yükseliş yaşandı ABD istihdam verisinin ardından kripto para piyasasında da yukarı yönlü hareket görüldü. Bitcoin 86 bin 908 dolar seviyesine yükselirken Ethereum 2 bin 758 dolardan işlem gördü. Makroekonomik verilerin Fed’in para politikası üzerindeki etkisi, kripto para piyasalarının yönü açısından da yakından takip ediliyor. Fed’in faiz politikası yeniden gündemde ABD Merkez Bankası’nın para politikasında istihdam ve enflasyon verileri temel göstergeler arasında yer alıyor. Tarım dışı istihdam artışının beklentilerin altında kalması, iş gücü piyasasındaki momentumun zayıfladığına ilişkin değerlendirmeleri gündeme getirirken, Fed’in faiz politikasına ilişkin beklentiler de yeniden şekillendi. Fed’in bir sonraki para politikası toplantısı 27-28 Ekim tarihlerinde gerçekleştirilecek. Zayıf istihdam altını destekleyebiliyor Tarım dışı istihdam verisinin beklentilerin altında kalması, diğer koşulların da uygun olması halinde dolar ve tahvil faizlerinde düşüşe yol açarak altın fiyatlarını destekleyebiliyor. Buna karşılık güçlü istihdam verileri, faiz beklentilerini ve dolar talebini artırarak ons altın üzerinde baskı oluşturabiliyor. Ancak altın fiyatlarının yönünü yalnızca istihdam verisi belirlemiyor. Enflasyon gelişmeleri, Fed’in para politikası, jeopolitik riskler ve küresel risk iştahı da fiyatlamalarda etkili oluyor. Kripto para piyasasında ise istihdam verilerinin etkisi; faiz beklentileri, dolar likiditesi ve yatırımcıların risk alma eğilimi üzerinden şekilleniyor.

Avdagiç: Türkiye küresel ticarette avantajlı Haber

Avdagiç: Türkiye küresel ticarette avantajlı

Avdagiç, Türkiye’nin ekonomik altyapısı, nitelikli iş gücü ve lojistik avantajlarıyla değişen ticaret ortamında önemli fırsatlara sahip olduğunu belirtti. İstanbul Ticaret Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen İstanbul Ticaret Kongresi, kamu, iş dünyası, akademi ve uluslararası kuruluşların temsilcilerini bir araya getirdi. “Değişen Dünyada İstikrar Paradigması: Küresel Ticaretin Sorumluluk Perspektifiyle Yeniden İnşası” temasıyla gerçekleştirilen kongrede, dünya ticaretindeki dönüşüm, ekonomik riskler ve Türkiye’nin küresel ticaretteki konumu ele alındı. Kongreye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Şekib Avdagiç ile iş dünyası ve akademi temsilcileri katıldı. Küresel ticarette maliyet baskısı artıyor İTO Başkanı Şekib Avdagiç, kongrede yaptığı konuşmada, küresel ticaretin jeopolitik ve jeoekonomik gerilimlerin etkisiyle önemli bir dönüşümden geçtiğini ifade etti. Korumacı ticaret politikaları, yüksek gümrük tarifeleri, tedarik zincirlerindeki sorunlar ve enerji ile lojistik maliyetlerindeki dalgalanmaların dünya ekonomisi açısından risk oluşturduğunu belirten Avdagiç, dijital ve yeşil dönüşümle birlikte teknolojik gelişmelerin de ticaretin işleyişini değiştirdiğini söyledi. Avdagiç, Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı verilerine göre küresel mal ve hizmet ticaretinin 2025 yılında 35,2 trilyon doları aşarak tarihî en yüksek seviyesine ulaştığını aktardı. Buna karşın korumacı politikaların güçlenmesi, jeopolitik gerilimler ve tedarik zincirlerindeki kırılmaların maliyetleri artırarak küresel ticaret açısından ciddi tehditler oluşturduğunu kaydetti. Dünya Ticaret Örgütünün değerlendirmelerine de değinen Avdagiç, küresel gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 6,9’a kadar azalabileceği ve ticarette parçalanma riskinin özellikle yoksul ülkeler üzerinde etkili olabileceği yönündeki öngörüleri gündeme getirdi. Türkiye’nin rekabet avantajlarına dikkat çekti Avdagiç, Türkiye’nin son 25 yılda elde ettiği ekonomik birikimin ve altyapı yatırımlarının, değişen küresel ticaret ortamında ülkeye avantaj sağladığını belirtti. Türkiye’nin nitelikli iş gücü, lojistik kapasitesi, yakın tedarik üssü konumu, savunma sanayisindeki birikimi ve ikiz dönüşüm alanındaki çalışmalarıyla öne çıktığını ifade eden Avdagiç, küresel ticaretin yeniden yapılandırılmasında Türkiye’nin önemli bir rol üstlenebileceğini söyledi. Avdagiç, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Kongremizin temasında ortaya koyduğumuz gibi, küresel ticaretin sorumluluk perspektifiyle yeniden inşası Türkiye olmadan eksik kalacaktır. O yüzden bu kongrede soyut bir başlık konuşmuyoruz. Dört oturuma yayılmış somut bir yol haritası sunuyoruz.” Ticarette rekabet koşulları değişiyor Küresel ticarette rekabetin artık yalnızca fiyat ve kalite üzerinden şekillenmediğini belirten Avdagiç, işletmelerin finansmana erişim, enerji maliyetleri, teslimat güvenilirliği, mevzuata uyum ve bilgi kapasitesi gibi alanlarda da rekabet etmek zorunda kaldığını ifade etti. Bu unsurları kapsayan yeni bir ticaret yaklaşımına ihtiyaç duyulduğunu belirten Avdagiç, kongrenin dört oturumuyla bu dönüşüme yönelik somut bir yol haritası ortaya koymayı amaçladıklarını söyledi.

Gıda israfının faturası ağırlaşıyor Haber

Gıda israfının faturası ağırlaşıyor

İsrafın üretim maliyetlerini artırarak gıda fiyatları üzerinde baskı oluşturduğuna dikkat çeken Özen, kaynakların verimli kullanılmasının artık ekonomik bir zorunluluk olduğunu vurguladı. Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de her yıl milyonlarca ton gıda, tüketilemeden çöpe gidiyor. Ancak gıda israfının faturası yalnızca kaybedilen ürünle sınırlı kalmıyor. Üretimden sofraya kadar geçen süreçte kullanılan su, enerji, iş gücü ve sermaye de aynı anda boşa harcanıyor. Bursa Yemek Sanayicileri Derneği (BUYSAD) Başkanı Abidin Şakir Özen, bu nedenle gıda israfının yalnızca çevresel ya da sosyal değil, doğrudan ekonomik sonuçlar doğuran stratejik bir sorun olarak ele alınması gerektiğini söyledi. Üretim sürecinde kullanılan her kaynağın ülke ekonomisi açısından bir karşılığı bulunduğunu belirten Özen, gıda kayıplarının azaltılmasının gıda güvenliği, sürdürülebilirlik ve maliyetlerin kontrolü bakımından giderek daha önemli hale geldiğini ifade etti. “Gıda israfı fiyatlar üzerinde baskı oluşturuyor” Bir gıda ürününün sofraya ulaşıncaya kadar birçok maliyet aşamasından geçtiğine dikkat çeken Özen, israf edilen ürünle birlikte bu süreçte kullanılan bütün kaynakların da kaybedildiğini belirtti. Özen, “Tarlada kullanılan su, gübre, enerji ve işçilikle başlayan süreç; taşıma, depolama, üretim ve servis aşamalarına kadar devam ediyor. İsraf edilen her ürün, aslında bu kaynakların tamamının da boşa gitmesi anlamına geliyor. Bu nedenle gıda israfı yalnızca sosyal bir sorun değil, aynı zamanda ekonomik bir verimsizlik problemidir. Kaynakların etkin kullanılmaması, uzun vadede maliyetleri artırarak gıda fiyatları üzerinde baskı oluşturuyor” dedi. Endüstriyel yemek sektöründe planlı üretim Gıda israfının azaltılmasında planlı üretimin belirleyici olduğuna işaret eden Özen, endüstriyel yemek sektörünün bu alanda önemli bir model sunduğunu dile getirdi. Talep planlaması, porsiyon kontrolü, doğru stok yönetimi ve gıda güvenliği uygulamalarının kayıpları önemli ölçüde azaltabildiğini söyleyen Özen, sektörün yalnızca yemek üretmediğini; aynı zamanda tüketim miktarını analiz ederek kaynakları buna göre yönettiğini kaydetti. Özen, “Üyelerimiz her gün binlerce kişiye hizmet verirken doğru planlama sayesinde hem kaliteli üretim gerçekleştiriyor hem de gıda kayıplarını en aza indirmeye çalışıyor. Endüstriyel yemek sektörü yalnızca yemek üreten değil; analiz eden, planlayan ve kaynakları etkin yöneten bir yapıya sahiptir” ifadelerini kullandı. Mücadele yalnızca üreticinin sorumluluğu değil Sektörde alınan önlemlerin tek başına yeterli olmayacağını belirten Başkan Özen, gıda israfıyla mücadelenin üreticiden tüketiciye kadar toplumun bütün kesimlerini kapsaması gerektiğini söyledi. Kamu kurumları ve özel sektörün yanı sıra vatandaşların da alışveriş, saklama ve tüketim alışkanlıklarını gözden geçirmesi gerektiğine dikkat çeken Özen, sözlerini şöyle tamamladı: “İsraf edilen sadece yemek değildir. O ürünün yetişmesi için harcanan su, enerji, zaman ve emek de kaybedilmektedir. Daha sürdürülebilir bir gelecek için üretimden tüketime kadar her aşamada kaynaklarımızı korumak zorundayız. Gıda israfını azaltmak hem ülke ekonomisine hem de gelecek nesillere karşı sorumluluğumuzdur.”

Türkiye’nin ilave 1 milyon işgücüne ihtiyacı var Haber

Türkiye’nin ilave 1 milyon işgücüne ihtiyacı var

Raporda, özellikle Suriye’den geri dönüşlerin oluşturacağı işgücü açığının, Türk Cumhuriyetleri başta olmak üzere Türk soylu topluluklardan sağlanacak kontrollü göç politikaları ile dengelenebileceği ifade edildi. Konya Ticaret Odası Başkanı Selçuk Öztürk, raporun Türkiye’nin ekonomik geleceğine ışık tuttuğunu belirterek, işgücü planlamasında stratejik ve sürdürülebilir bir yaklaşımın önemine dikkat çekti. Konya Ticaret Odası Stratejik Araştırmalar Merkezi (KOSAM), Türkiye’nin iş gücü piyasasındaki yapısal dinamikleri ve demografik dönüşüm sürecini kapsamlı şekilde ele alan “Bir Milyon Soydaş Göçmen İşgücünün Türkiye’ye Sosyo-Ekonomik Etkileri” başlıklı raporunu kamuoyuyla paylaştı. Rapor, küresel ölçekte derinleşen nitelikli iş gücü rekabeti karşısında Türkiye’nin, kültürel ve dilsel bağlara sahip Türk soylu göçmen potansiyelini nasıl değerlendirmesi gerektiğine ilişkin somut politika önerileri sunuyor. Konya Ticaret Odası Başkanı Selçuk Öztürk, rapora ilişkin değerlendirmesinde göç konusunun artık yalnızca sosyal bir mesele değil, aynı zamanda ekonomik güvenlik ve sürdürülebilir kalkınma açısından stratejik bir alan haline geldiğini vurguladı. Öztürk, küresel iş gücü rekabetinin yeni bir döneme girdiğini belirterek, gelişmiş ülkelerin yaşlanan nüfus ve düşen doğurganlık oranları nedeniyle ciddi iş gücü açıklarıyla karşı karşıya olduğunu ifade ederek, “OECD verilerine göre İtalya 2028’e kadar 500 bin, Almanya ise 2035’e kadar 7 milyon vasıflı işçiye ihtiyaç duyarken; Türkiye de benzer demografik risklerle karşı karşıyadır. Sanayi, tarım, hizmet ve teknoloji sektörlerinde artan iş gücü ihtiyacı, bizi daha planlı, şeffaf ve stratejik bir göç yönetimine yöneltmek zorundadır” dedi. Bu sürecin kısa vadeli çözümlerle yönetilemeyeceğini vurgulayan Öztürk, göç ve iş gücü politikalarının uzun vadeli kalkınma vizyonunun ayrılmaz bir parçası olması gerektiğini ifade etti. Raporda öne çıkan önemli başlıklardan birinin Türk Cumhuriyetlerinden gelen iş gücü potansiyeli olduğunu belirten Öztürk, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan gibi ülkelerden gelen iş gücünün Türkiye açısından stratejik bir fırsat sunduğunu söyledi. Öztürk, “Dil birliği, kültürel yakınlık ve tarihsel bağlar, entegrasyon sürecini hızlandıran en önemli unsurlardır. Bu durum hem toplumsal kabulü artırmakta hem de kayıtlı istihdamın önünü açmaktadır. Türk soylu göçmenlere yönelik toplumsal tepkinin düşük olması ve uyum sürecinin daha sağlıklı ilerlemesi, Türkiye açısından önemli bir avantajdır” değerlendirmesinde bulundu. KOSAM raporunun yalnızca bir durum tespiti değil, aynı zamanda uygulanabilir bir yol haritası sunduğunu ifade eden Öztürk, politika önerilerini şu şekilde değerlendirdi: “Türk soylu göçmenler için Avrupa’daki Mavi Kart uygulamasına benzer şekilde ‘Türk Soylu Kart Modeli’ oluşturulmalı, ikamet ve çalışma izinleri bu sistem üzerinden düzenlenmelidir. Başvurularda eğitim, mesleki yeterlilik ve dil seviyesi gibi kriterlere dayalı nitelik odaklı bir değerlendirme mekanizması kurulmalıdır. Ayrıca işverenler ile göçmen iş gücünü güvenli bir zeminde buluşturacak dijital bir eşleştirme platformu hayata geçirilmelidir. İŞKUR ve ilgili kurumlar iş birliğiyle ihtiyaç temelli mesleki eğitim programları geliştirilmelidir. Türkiye’de belirli bir süre çalışarak üretime katkı sunan ve toplumsal uyum sağlayan Türk soylu bireylere vatandaşlık imkânı tanınması da uzun vadeli nüfus ve iş gücü dinamizmi açısından önemli bir adım olacaktır.” Türkiye’nin ekonomik gücüne de dikkat çeken Selçuk Öztürk, “Ülkemiz 1,60 trilyon doları aşan GSYH büyüklüğüyle Türk dünyasının en büyük ekonomisi konumundadır. Bu gücü sürdürülebilir kılmak için beşerî sermayemizi stratejik ve rasyonel bir göç yönetimiyle desteklemek zorundayız” dedi. Öztürk, bir milyon soydaş göçmen iş gücünün planlı, kademeli ve nitelik temelli biçimde Türkiye ekonomisine kazandırılmasının; sanayinin rekabet gücünü artıracağını, üretim kapasitesini yükselteceğini ve Türkiye’yi küresel ölçekte nitelikli insan kaynağı için bir cazibe merkezi haline getireceğini ifade ederek değerlendirmesini tamamladı.

TCMB döviz dönüşüm desteğinde yeni dönem başladı Haber

TCMB döviz dönüşüm desteğinde yeni dönem başladı

Yeni düzenlemeyle firmalar destekten katma değerleri oranında yararlanacak, "döviz almama taahhüdü" kaldırılarak yerine döviz pozisyonu sınırı getirilecek. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), rezerv birikimini desteklemek amacıyla uygulanan döviz dönüşüm desteğinde kapsamlı değişikliklere gitti. Resmi Gazete'de yayımlanan düzenlemeyle birlikte firmaların destekten yararlanma şartları yeniden şekillendirilirken, katma değer esaslı yeni bir model hayata geçirildi. Yeni düzenlemeye göre firmalar, ürettikleri katma değer doğrultusunda döviz dönüşüm desteğinden faydalanabilecek. Katma değer hesabında şirketlerin kârlılığı ve iş gücü maliyetleri dikkate alınacak. Böylece üretim ve istihdam odaklı firmaların destek mekanizmasından daha etkin yararlanması hedefleniyor. Düzenleme kapsamında aracı ihracatçılar da yeni bir uygulamaya dahil edildi. Katma değere dayalı limitlerini dolduran aracı ihracatçılar, katma değeri yüksek tedarikçileri adına döviz dönüşüm işlemi gerçekleştirebilecek. Bu durumda destek ödemesi doğrudan tedarikçi firmanın hesabına aktarılacak. Döviz almama taahhüdü kaldırıldı TCMB, döviz dönüşüm desteğinden yararlanacak firmalar için uygulanan "döviz almama taahhüdü" şartını kaldırdı. Bunun yerine firmaların döviz pozisyonlarına ilişkin üst sınır uygulanacak. Destekten yararlanacak şirketlerin döviz pozisyonları, başvuru öncesinde Merkez Bankası tarafından belirlenecek limiti aşamayacak. Ayrıca uygulamanın daha etkin yürütülmesi amacıyla bankaların aracılık rolü güçlendirilirken, süreci destekleyecek ilave tedbirler de devreye alındı. Yeni uygulama 1 Ekim'de başlayacak TCMB'nin yaptığı değişiklikler 1 Ekim 2026 itibarıyla yürürlüğe girecek. Uygulamaya ilişkin teknik ayrıntılar ise Merkez Bankası tarafından yayımlanacak Uygulama Talimatı ile açıklanacak. Yüzde 3 destek ödemesi uzatıldı Düzenlemeyle birlikte döviz dönüşüm desteğinin temel oranı yüzde 2 olarak belirlenirken, ihracatçılara sağlanan yüzde 3 ilave destek ödemesi ile ihracat bedellerinin yüzde 35'inin Merkez Bankası'na satılması yükümlülüğünün uygulama süresi 31 Ocak 2027 tarihine kadar uzatıldı. Söz konusu geçici uygulamaların süresi 31 Temmuz'da sona eriyordu.

Dünya değişiyor; Kendinizi yenileyin Haber

Dünya değişiyor; Kendinizi yenileyin

Başta yapay zekâ olmak üzere dünyadaki gelişmelere kayıtsız kalınmaması gerektiğini belirten Başkan Öztürk, “Kendinizi yenileyin, geliştirin” çağrısı yaptı. Konya Ticaret Odası (KTO) Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Öztürk, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Konya İl Genç Girişimciler Kurulu, TOBB Konya Kadın Girişimciler Kurulu ve KTO Girişimcilik ve İnovasyon Merkezi İşbirliğinde, KTO’nun ev sahipliğinde gerçekleştirilen “Bir Fikirle Başlar” programında genç girişimcilerle bir araya geldi. TOBB Konya İl Genç Girişimciler Kurulu Başkanı Erhan Öncan ve TOBB Konya Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Meryem Betül Özkardeş’in moderatörlüğünü yaptığı programda Başkan Öztürk, gençlere tavsiyelerde bulunurken, güncel ekonomik konularla ilgili sorulara da yanıt verdi. KTO önemli çalışmalar yürütüyor TOBB Konya İl Genç Girişimciler Kurulu Başkanı Erhan Öncan, Kurul olarak genç girişimcilerin önünü açıcı çalışmalar yürüttüklerini belirtti. Gerçekleştirilen toplantının genç girişimcilere yol göstermesi adına önemli olduğunu belirten Öncan, Başkan Öztürk’e katılımlarından dolayı teşekkür etti. TOBB Konya Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Meryem Betül Özkardeş de Konya Ticaret Odası’nın ve iştiraklerinin Konya ve ülkeye dair önemli çalışmalar yürüttüğünün altını çizerek, Başkan Öztürk’e programa katılımından dolayı teşekkür etti. Yeni dünya düzenini iyi kavramak gerekiyor Programda gençlere seslenen KTO Başkanı Selçuk Öztürk, girişimcilikte başarılı olabilmek için günümüz dünyasındaki gelişmeleri iyi anlamak gerektiğini vurguladı. Son dönemde dünyada sıra dışı gelişmeler yaşandığına dikkat çeken Başkan Öztürk; “Dünya uzun yıllardır güçlünün haklı olduğu bir düzeni yaşıyor. Ancak artık bu durumu gizlemeden açık açık uyguluyorlar. Bu anlamda dünyada artık yeni bir düzen hâkim olmaya başladı. Olağanüstü bir gelişme olmazsa, daha kuralsız bir dünya ekonomik sisteminde devam edeceğiz. Artık küreselleşme kavramı bitmeye başladı. Devletlerin ekonomik güç olarak daha fazla yer aldığı bir döneme doğru gidiyoruz. Yeni gelecekte bunları bilmemiz gerekiyor ki yeni girişimlerimizi buna göre şekillendirelim. Yeni dünyadaki siyasi ve ekonomik düzeni iyi kavramamız gerekiyor” dedi. Enflasyonla mücadele hepimizin sorumluluğunda Türkiye’nin dünyadaki yeni konjonktürü erken koklayabilen ülkelerden biri olduğunu ve bu durumun büyük avantaj getirdiğini belirten Başkan Öztürk, şöyle devam etti; “Yakın çevremizde yaşanan hadiseler sanırım ülkemizin gelişmelere adapte olmasını zorunlu kıldı. Elbette enflasyonla mücadele ettiğimiz zorlu bir dönemden geçiyoruz. Ancak gelecekten umutluyuz. Enflasyonda düşüş devam ediyor. Bu yılın ikinci yarısından itibaren ekonomideki iyileşme daha görünür hale gelecek. Enflasyonla mücadele önemli bir konu. Bu mücadele hepimizin sorumluluğundadır.” Konya; Daha fazlasını yapabilir Başkan Öztürk, Konya ekonomisi üzerine yaptığı açıklamada, Konya’nın son yıllardaki başarılarına dikkat çekti. Son 25 yılda Konya’nın Türkiye ortalamasının üzerinde bir grafik ortaya koyduğunu dile getiren Başkan Öztürk; “Konya ihracatta, üretimde, istihdamda kısaca ekonomideki hemen her parametrede Türkiye ortalamasının üzerinde bir gelişme gösteriyor. Ancak Konya’nın çok daha fazlasını yapabilecek potansiyeli var. Bunu da biliyoruz. Özellikle geçtiğimiz günlerde Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından açıklanan yeni Sanayi Alanları Master Planı’yla sanayi üretiminin Anadolu’ya yayılması gündeme alındı. Bu da gösteriyor ki Konya ve bölgesinin geleceği daha umut verici” ifadelerine yer verdi. Kendinizi geliştirin ve değiştirin Başkan Öztürk genç girişimcilere önemli tavsiyelerde de bulundu. Özellikle Çin’in dünya ekonomisindeki konumuna dikkat etmek gerektiğinin altını çizen Başkan Öztürk, şunları kaydetti; “Bir üretim yapacaksanız, yeni bir yatırım yapacaksanız Çin’in o sektördeki durumunu analiz ederek yapın. Çünkü karşınızda orantısız bir güç var. Ucuz iş gücü üzerinden rekabet edebileceğinizi düşünerek iş yapmayın. Türkiye’de işçilik maliyetlerini hepimiz biliyoruz. Önümüzün çok açık olduğu sektörler var. Özellikle hizmetler sektörünü mutlaka gündeme alın. Türkiye hizmetler sektöründe çok başarılı. Avrupa da bu konuda Türkiye’ye olumlu bakıyor. Bir de son dönemde hepimizin takip ettiği üzere yapay zekâ diye bir olgu ortaya çıktı. Bu anlamda, yapacağınız işlerde yapay zekânın o sektöre etkilerini göz ardı etmeyin. Bunu olumsuzluk anlamında söylemiyorum. Yapay zekâ ile bazı sektörler ölecek diye bir durum söz konusu değil. Yapay zekâdaki gelişmelere göre kendinizi geliştirin ve değiştirin. Değişime karşı inat ederek başarı elde edemezsiniz. Yapay zekâ diye bir sel geliyor önümüze, bu sele karşı durmayın. Rekabetler sertleşecek. Buna göre planlamalar yapın. Özellikle verimlilik gibi konular gündeminizde olsun.” Finansal okur yazarlığın önemine de değinen Başkan Öztürk, bir firmanın sürdürülebilirliğinin finansal okur yazarlılıkla doğrudan ilgili olduğuna dikkat çekerek, iş insanlarının mutlaka bu konuda eğitim alması gerektiğini söyledi. KTO genç girişimcinin yanında KTO olarak genç girişimcilere destek olmak için büyük gayret gösterdiklerini de belirten Başkan Öztürk; “KTO Girişimcilik ve İnovasyon Merkezi kurduk. Burada genç arkadaşlarımızın iş fikirleriyle gelmesini, KTO’nun bu fikirleri süzgeçten geçirdikten sonra bu fikirlerin yatırıma dönüşmesine katkı sunmak istiyoruz. Türkiye’nin her şeyi yapabilecek beşeri sermayesi var. Bu avantajımızı değerlendirmeliyiz” dedi. Programda Başkan Öztürk genç girişimcilerin sorularını yanıtladı, önerilerini dinledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.